Urfalı
14.05.2006, 17:54
Yaşamımdan bir kesit, lütfen siz yer vermeyin bari...
Ne yapılması, ne söylenmesi gerekiyorsa
söylenmeli, yapılmalı...
Seviyorsanız, sevdiğinizi bugün söyleyin.
Sevdanızı bugün yaşayın.
Yarın çok geç olabilir...
Bir anda bitebilir her şey,
yaşamak için acele edin bence...
Kısa yaşanmışlıklar, yaşanmamışlıklardan daha iyidir.
Geriye dönüp baktığınızda "keşke"ler çoğunlukta olmasın.
Uzun vadeli hedefler için bile bugünden harekete geçmeli.
Yarınlar çok uzakta olabilir...
Gözümüz saatte söyleştik hep, koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık
hep yetişilecek bir şeyler vardı, aranacak adamlar, yapılacak işler...
Bir sonraki günün telaşı, bir öncekinin terine bulaştı;
başkalarının hayatı bizimkini aştı.
Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine, kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu
veya yavuklu busesi ile uyanma düşlerini hababam erteledik.
20'li yaşlardayken 30'lara kurduk saatin alarmını, 30'larımızda 40'lara,
belki sonra 50'lere...
Lakin öyel yanlış kurgulanmış ki hayat, kuşlukta uyanma fırsatını sunduğunda size,
artık uyku girmez oluyor gözlerinize...
Doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda, söyleşecek, sevişecek kimseler kalmıyor yanınızda...
Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz; vakti gelip sandıktan
çıkardığınızda bir de bakıyorsunuz ki tedavülden kalkmış...
Anlamsız yere, yaşamı ertelemeye ne gerek var!
Günler çok yavaş yıllar çok hızlı geçiyor...
Saygı ve sevgiyle...
Ne yapılması, ne söylenmesi gerekiyorsa
söylenmeli, yapılmalı...
Seviyorsanız, sevdiğinizi bugün söyleyin.
Sevdanızı bugün yaşayın.
Yarın çok geç olabilir...
Bir anda bitebilir her şey,
yaşamak için acele edin bence...
Kısa yaşanmışlıklar, yaşanmamışlıklardan daha iyidir.
Geriye dönüp baktığınızda "keşke"ler çoğunlukta olmasın.
Uzun vadeli hedefler için bile bugünden harekete geçmeli.
Yarınlar çok uzakta olabilir...
Gözümüz saatte söyleştik hep, koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık
hep yetişilecek bir şeyler vardı, aranacak adamlar, yapılacak işler...
Bir sonraki günün telaşı, bir öncekinin terine bulaştı;
başkalarının hayatı bizimkini aştı.
Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine, kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu
veya yavuklu busesi ile uyanma düşlerini hababam erteledik.
20'li yaşlardayken 30'lara kurduk saatin alarmını, 30'larımızda 40'lara,
belki sonra 50'lere...
Lakin öyel yanlış kurgulanmış ki hayat, kuşlukta uyanma fırsatını sunduğunda size,
artık uyku girmez oluyor gözlerinize...
Doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda, söyleşecek, sevişecek kimseler kalmıyor yanınızda...
Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz; vakti gelip sandıktan
çıkardığınızda bir de bakıyorsunuz ki tedavülden kalkmış...
Anlamsız yere, yaşamı ertelemeye ne gerek var!
Günler çok yavaş yıllar çok hızlı geçiyor...
Saygı ve sevgiyle...