Orijinalini görmek için tıklayınız : RUHI SU türküleri


Ercan
26.07.2005, 22:18
Ruhi SU
20 Eylül 1985'de yitirdiğimiz Ruhi Su'nun yaşamı boyunca tek uğraşı müzik olmuştur. İlle de türküler. Türkülere olan tutkusu çocuk denecek yaşında başlamış ve ona müzik dünyasının kapısını türküler açmıştı. Büyük bir yaşamın küçük bir özeti şöyle: 1912 de Van'da doğdu. Adana da büyüdü. Öksüzler yurdunda okudu. Çocukluğu hep zorluklar içinde geçti ama, kişiliğinin biçimlenmesinde bu zorluklar, Torosların çarpıcı, etkileyici doğası ve müzik tutkusu ile birlikte ilk çekirdeği oluşturacaktı.

İlkokulun dördüncü sınıfında keman çalmaya başladı. 1936'da o zaman ki adıyla Musiki Muallim Mektebini, 1942'de Ankara Devlet Konservatuarının şan bölümünü başarıyla bitirdi. Aldığı klasik batı müziği eğitimi, ömrü boyunca kendini adadığı türkülerin yorum icrasına yaklaşımının kurumsal temelini oluşturdu aynı yıllarda Ankara cebeci ikinci ortaokulunda ve Hasanoğlan Köy Enstitüsünde büyük bir koro oluşturdu. Ankara radyosunda on beş günde bir yayınlanan türkü programları düzenledi, dil tarih ve coğrafya fakültesinde büyük bir koro oluşturdu. Ankara devlet operası sanatçısı olarak, Bastien Bastienne Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca , Yarasa, Aşk iksiri, Rigoletto, Figaro'nun düğünü maskeli balo ve konsolos gibi operalardaki başarılarıyla, bas bariton Ruhi Su, müzik çevrelerinde ilgiyle izlenen bir müzisyen olmuştur.

12 Kasım 1952'de tutuklanarak İstanbul'a gönderildi. 141. maddeden yargılanarak 5 yıl hapis, 20 ay gözetim altı hükmü giydi. Böylece Ruhi nin opera yaşamı noktalanmış, türkülerine yeni bir boyut, buruk bir tat ekleyen başka bir dönem başlamış oluyordu. Bilinçli bir tavırla türküler üzerine çalışmaya başladığı 1938 yılından, ölümüne kadar, hapishanenin ağır koşulları, engellenmeler yasaklanmalar, hiçbir şey Ruhi'ye türküler söylemekten onlar üzerinde aralıksız çalışmaktan, korolar oluşturarak türkülerini öğretmekten olanak bulduğu zaman konserlerde, resitallerde, olanak verilmediği zaman dost evlerinden, gece kulüplerine kadar, elverişli elverişsiz her ortamda türkülerini söylemekten alıkoyamadı. Türkülerin anlam ve içeriği dünya görüşünü biçimlendirmekte; dünya görüşü, türkülerini sevip yorumlamakta belirleyici etken oldu. Sanatçı-toplum ilişkilerini bilinçle, sevgiyle besleyerek her zaman diri, işlevsel tuttu. Ne sanatından en küçük bir ödün verdi ne sağlam dünya görüşünden. Kendini sanatına sanatını halkına adadı. Böyle bir yolda büyüdü. Ölümsüzleşti.

Hiç kuşku yok ki 73 yıllık yaşamı boyunca büyük güçlüklerle karşılaştı. Çok acılar çekti. Ama hep direndi hiç yılmadı ve sazı eşliğinde türkülerini söyleyebildikçe müziğini duyurup yaşattıkça geniş kitlelere benimsettikçe mutlulukların en güzelini ta içinde yaşadı. Türküleriyle nerelerden seslendiyse, o yerler birer sanat merkezi oldu. Sarsılmayan sanatçı kişiliğinin saygınlığı ve ağırlığıyla yurt içinde yurt dışında, bilinç, insan sevgisi, coşku ve inançla yoğrulmuş belirli düşünce hareketinin vazgeçilmez bütünleyicisi oldu. Bilinçlendirdi coştu, coşturdu ; hep bir şey vererek, kendine bir şeyler katarak öğretti, öğrendi. Bin bir güçlüğü aşarak derlemeler yaptı. Çok zengin bir türkü repertuarı oluşturdu. Dostlar korosunu kurarak onlarla birlikte konserler verdi. 45'lik plaklar, uzunçalarlar, kasetler çıkardı. tüm bir yaşamın inançlı ve verimli çalışmalarına kalıcılık kazandırdı böylece.

Sıdıka Su
1986 Ruhi Su'nun 1. ölüm yıldönümü

Ercan
26.07.2005, 22:26
ŞİŞLİ MEYDANI'NDA ÜÇ KIZ

Şişli Meydanı'nda üç kız
Biri Çiğdem, biri Nergis
Vuruldular güpegündüz
Sorarlar bir gün, sorarlar

Sabahın bir sahibi var
Sorarlar bir gün sorarlar
Biter bu dertler, acılar
Sararlar bir gün, sararlar

Bin dokuz yüz yetmiş yedi
Unutulmaz yılın adı
Bir Mayıs bayramı idi
Sorarlar bir gün, sorarlar

Sabahın bir sahibi var
Sorarlar bir gün sorarlar
Biter bu dertler, acılar
Sararlar bir gün, sararlar

Beş yüz bin emekçi vardık
Taksim Meydanı'na girdik
Öyle bir İstanbul gördük
Sorarlar bir gün, sorarlar

Sabahın bir sahibi var
Sorarlar bir gün sorarlar
Biter bu dertler, acılar
Sararlar bir gün, sararlar

Al gözlerim seyir eyle
Birin bırak, birin söyle
Bu yeryüzü ilk kez böyle
Bir İstanbul görüyordu
Kucaklayıp sarıyordu

Söz ve Müzik: RUHİ SU

Ercan
26.07.2005, 22:28
İNSAN VE EMEK

Bir sergiyle geldi bahar
Ne don vurur, ne meyve verir
Öylece bir çiçek düşlemesi
Ne güzel bir oyundur canım
Taşlara bakan gözün çiçeği görmesi

Benim memleketimde bugün
Kırk elli bin liradır
Resmin metrekaresi
Ve dillere destandır canım
Turan Erol beyazıyla Bodrum'un mavisi

Bir gece kulübünde bugün
Kırk bin, elli bin liradır
Bir Zeki Müren dinletisi
Ve elbette güzeldir canım
Emeğin değerlendirilmesi

Ama benim memleketimde bugün
İnsan kanı sudan ucuz
Oysa en güzel emek insanın kendisi
Kolay mı kan uykularda kalkıp
Ninniler söylemesi

Belki bu nedenle, yazık
Asılmış gibi durur
Asılmış gibi kederinden
Duvarlarımda resim
Çalgılarımda müzik.

RUHİ SU

Ercan
27.07.2005, 02:49
GÖRÜNEN

Almanya'da topraklar
Aynı bizimki gibi
Ağaçları görgüsüz, cahil
Ne Beethoven'i bilen var ne Spartakistler'i
Nerde dünya durdukça duran
Çınarlar bizimki gibi

Bir adam gördüm Frankfurt'ta
Noel ağacının dibinde
Kasketini açmıştı, gözleri yerde
Yoksulluğun utancı aynı bizimki gibi

Memleketim diye kucakladı işçilerimiz bizi
Biri ağladı usul usul, boynumda durdu
Uykuda kaymış da sanki yüzleri
Bıyıkları aynı bizimki gibi

Ellerim ayaklarım gibi buldum
Hiçbir şeye şaşmadım da
Neden takılıp kaldı aklım
Bizim bebeler'e Almanya'da
Adları kalmış ancak
Söylenen bizimki gibi.

RUHİ SU

Ceyhun
27.07.2005, 10:49
Çok teşekkürler...

A-L-E-V-İ
28.07.2005, 12:27
Alevi-Bektaşi edebiyatının lirik örneklerini..Duvazları-deyişleri onun tok sesinden dinlemek her zaman bana büyük bir zevk vermiştir..

Bu değerli ozanın ..Alevilik-Bektaşilik adına çabaları yadsınamayacak ölçüde büyüktür...

Anısı ve Mücadelesi önünde
Saygıyla eğiliyorum...

Ezo
28.07.2005, 23:09
ŞİŞLİ MEYDANI'NDA ÜÇ KIZ

Şişli Meydanı'nda üç kız
Biri Çiğdem, biri Nergis
Vuruldular güpegündüz
Sorarlar bir gün, sorarlar

Sabahın bir sahibi var
Sorarlar bir gün sorarlar
Biter bu dertler, acılar
Sararlar bir gün, sararlar

Bin dokuz yüz yetmiş yedi
Unutulmaz yılın adı
Bir Mayıs bayramı idi
Sorarlar bir gün, sorarlar

Sabahın bir sahibi var
Sorarlar bir gün sorarlar
Biter bu dertler, acılar
Sararlar bir gün, sararlar

Beş yüz bin emekçi vardık
Taksim Meydanı'na girdik
Öyle bir İstanbul gördük
Sorarlar bir gün, sorarlar

Sabahın bir sahibi var
Sorarlar bir gün sorarlar
Biter bu dertler, acılar
Sararlar bir gün, sararlar

Al gözlerim seyir eyle
Birin bırak, birin söyle
Bu yeryüzü ilk kez böyle
Bir İstanbul görüyordu
Kucaklayıp sarıyordu

Söz ve Müzik: RUHİ SU

çok guzel cok tesekkurederim bizimle paylastiginiz icin

Ercan
28.07.2005, 23:22
BİR SABAH UYKUSUNDA

Bir sabah uykusunda
Polisi saldırdılar
Demircioğlu Vedat'ı
Coplarla öldürdüler
Coplarla yumruklarla
Vurdular öldürdüler

Gencecik çocuklardı
Belki sizde gördünüz
Ellerinde pankartlar
Yolda gidiyorlardı
Özgürlük istiyorlardı
Özgürlük diyorlardı
Ellerinde pankartlar
Özgürlük diyorlardı

Altıncı Filo derler
Belki siz de gördünüz
Kıbrıs'ta karşımıza
Çıktılar, durdurdular
Boğaz'da karşımıza
Çıktılar, öldürdüler

Kurtuluş savaşında
Belki siz de gördünüz
Demircioğlu bir değil
Halkımız gibi çoğul
Geliyor çağıl çağıl
Geliyor çağıl çağıl

Söz ve Müzik: RUHİ SU

Ercan
28.07.2005, 23:28
Sevgili Cc Gunal,A-L-E-V-I ,Eda
Bende sizlere tesekkür ederim burayi ziyaret ettiniz icin.

Ercan
28.07.2005, 23:31
ELLERİNDE PANKARTLAR

Ellerinde pankartlar
Gidiyor bu çocuklar
Kalkın ayağa, kalkın
Gidiyor bu çocuklar

Bu pazar, kanlı pazar
Dert yazar, derman yazar
Kalkın ayağa, kalkın
Gidiyor bu çocuklar

Bu meydan kanlı meydan
Ok fırladı çıktı yaydan
Kalkın ayağa, kalkın
Biz şehirden, siz köyden

Söz: RUHİ SU

Ercan
29.07.2005, 22:50
HASAN DAĞI

Hasan dağı Hasan dağı
Eğil eğil, eğil bir bak
Sıkıyor zincir bileği
jandarmada din iman yok

Gidiyor kalktı göçümüz
Gülmez, ağlamaz içimiz
İnsan olmaktı suçumuz
Hasan Dağı, insan olmak

Koçhisar üstünden bora
Gülek bir karanlık dere
Sıradağlar sıra sıra
Çukurova ana toprak

RUHİ SU

Ercan
04.09.2005, 05:28
İSMAİL ONARLI


Ruhi Su’yu yad etmek; O’nu sesiyle, sazıyla ve insani sıcaklığıyla hissetmekten geçmektedir. İşitsel bir toplum olduğumuzdan toplumsal bilincimizin gelişmesinde O’nun sesinin, sazının ve sözünün rolü oldukça fazladır. O’nun türküleriyle büyüdük, serpildik bir kuşak olarak... Ve hala o içimizde bir kor tutku...

Ruhi Su yaşam öyküsünü söyleşisinde şöyle anlatmaktadır:

“Doğum yerim Van. (1912) Ama Adana’da büyüdüm. Çocukluğum ve gençliğim, Adana’da, Çukurova’da ve Toroslar’da geçti. Memleket kültürümü Adana ve çevresi oluşturuyor. Bunun için anılarımla yaşamımla Adana’lıyım. İlk öğrenimimi Adana’da, Orta öğrenimimi (1935-1936) Ankara’da Müzik Öğretmen Okulu’nda tamamladım. Daha sonra yüksek öğrenimimi Ankara Devlet Konservatuarı Opera Bölümü’nde yaptım. (1942) 10 sene kadar Müzik Öğretmeni, 10 sene kadar da Devlet Operası’nda opera sanatçısı olarak çalıştım. 1952’de resmi görevlerimin hepsi bitti. O zamandan beri de bildiğiniz gibi tüm uğraşımı halk türküleri üzerine yönettim.”

1943-1945 yıllarında “Basbariton Ruh Su” davudi sesi ile Ankara Radyosu’nda türküler söyler. 14 Temmuz 1944’de Ankara Halkevi’nde ilk “Türkü Resitali” verir ve 6 Şubat 1983 “Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Haftası” gecesindeki dinletiye kadar geçen süreçte hep türkü dinletilerini sürdürür.

1952’de siyasi nedenle tutuklanan Ruhi Su 1957’ye dek 5 yıl hapis yatar. Mahpusta Sıdıka Su ile nişanlanır ve evlenir. Çıktıktan sonra, halk türküleri üzerine araştırmalar yapar ve özgün yorumlar. Anadolu’nun çeşitli yörelerinin türküleri derler ve söyler. Pir Sultan’ın “uyur idik uyardılar” deyişini notaya döker ve söyler. Bizler onun biçimlendirdiği bilmeden anonim olarak hep söyleye geldik. O bu durumdan haz duyardı. Nazım Hikmet ve diğer şairlerin şiirlerinden özgün besteler yapar.

Anadolu’nun M.Ö.10.500 yıllarına değin giden tarihini türkülerde dillendirerek, tarih bilincimizin yoğunlaşmasını sağladı. Kendine özgü sesi ve sazıyla kahramanlık, dostluk ve yiğitlik, dramatik ve ihanet, lirik türküleri ve tasavvufi deyişleri icra eden büyük ozan; 1984 yılında hastalanır. Parkinson teşhisi konur. 12 Eylül Askeri Yönetimi tedavi için yurt dışına gidiş izni vermez. Türkiye’deki tedavi imkansızlıklardan dolayı, 20 Eylül 1985 günü 73 yaşında vefat eder....

Ruhi Su’nun 22 Eylül 1985 Pazar günü cenaze törenine arkadaşlarla birlikte katılmıştık. O akşamda Üstadın ruhu şad etmek için bir şölen verdik; Balık yedik kırmızı şarap içtik. Turan Paksoy sazıyla “Hasan Dağı” türküsünü çalıp söyledi. Ruhi Su mahpusta iken nakil sırasında Hasan Dağı’na bakarak bu şiiri yazmış. Kitabında olmayan şu kıtasını da ilave ederek 4 kıta halinde söyledik;

“Bir ay doğdu bir ay doğdu,

Işıdı yarama değdi,

Kelepçe deriyi soydu,

Jandarma da din iman yok”

Ve bir başka türküyle devam ettik. Sofradakiler hep birlikte koro halinde katıldı.

“Döne döne yane yane geliriz,

Biz dostu da düşmanı da biliriz,

Gelir günler gelir günler,

Silah çeker ölürüz ....”

Ve “Beyaz gelinlik giydireceğiz / Senin ellerinle cennet vatana” türküsüyle şöleni noktalamıştık.

Duygulanmıştım, ertesi gün “Yitirdiğimiz halk ozanı; Ruhi Su” adıyla bir makale yazdım. 24.9.1985 günü götürerek o günlerde çıkan birkaç dergiye ve mahalli bir gazeteye yayınlanması için verdim. Bu makalem “fazla Alevilik koktuğu için” demokrat ve devrimci geçinen dostlarım tarafından uygun görülmedi. Aşağıda yazacağım yazının ana gövdesini o gün yazdığım makalem teşkil edecektir.

“Ruhi Su... yüreği titreten ve bilinci bileyen her şeyi damıtarak dile getirmeyi başarmış bir ustadır.” O’nun için şair 1941’de şöyle der;

“Bir destan mı söyleniyor bir zafer akşamından ?

Kim çalıyor, hangi Oğuz bu kopuzu ?

Dinleyin, bir seste bin Alp-eren, bin Alp-ozan !

Susun fırtınalar, susun, Ruhi Su !

Bir yakarış, bir dua gibi uzak çağlardan:

Sanki toplamış kutsal bir âyine ulusu,

Dinleyin, neler diyor bir seste kaç bin Şaman !

Susun ulu sular, Ruhi Su.”

Ruhi Su; kopuzuyla Orta-Asya’dan Anadolu’ya huruç etmiş bir “Bahşi”, tarihsel bir kopuşla çağdaş bir Horasan erendir. Dede Korkut’tan Aşık Veysel’e uzanan Türk kültür tarihinin derinliklerinden yankılanan sesiydi O...

Ruhi Su; 20.Yüz yılın Spartaküsleşmiş Pir Sultan Abdalıdır. O’nu 1970 öncesi bir dinletide tanımıştım. İ.Ü. Sosyoloji öğrencisi Nevzat Yıldırım ile yanına gitmiştik. Nevzat üstadım demişti; “bizim Arguvan Türkülerini ne zaman derleyip söyleyeceksiniz ?” O’da; “özgün bir ağız olan Arguvan ezgi ve ağıtlarını, dinlediğini ve ileride söyleyebileceğini” belirtmişti. Sevgi dolu candan bir insandı. Genç bir üniversiteli olmamıza karşın, bizi can kulağı ile dinlemişti. Daha sonra; Cerrahpaşa TIP’tan arkadaşlarla yine bir dinletisine gitmiştim, orda görüşmüştüm. Dostlar Korosu’nda olan ve birlikte çalıştığı Aytolun hemşire vesile olmuştu...

14 Kasım 1976 günü Türkiye İşçi Partisi; İstanbul Spor ve Sergi Sarayı’nda “Şili Halkıyla Dayanışma Gecesi” düzenlemişti. Ruhi Su bizi salonda coşturdu. Şili’li sanatçılar İ.Parra, A.Parra, P.Castillo ve Rahmi Saltuk birlikte “Venceremos” (yeneceğiz)’i seslendirdiklerinde salon yankılanıyordu. Ruhi Su ile yine orada alt katta ayak üstü kısa bir sohbette bulunmuştum. Bu tarihten sonra görmedim. Bir çok “eski tüfekten” ortak anılarını dinledim, çilingir masalarında. 1952 yılında tutuklanan hemşehrim Çimen’li Av.Fazlı’dan Enver Gökçe ve Ruhi Su’nun kısa tutukluluk anılarını da dinlemiştim, 70’lı yıllarda...

Ruhi Su; özgün bestelerini, halk türkülerini, deyiş ve ilahileri, 16 küçük 45’lik plak ve 11 uzunçalarda toplar, sonradan kaset haline getirilir: Yunus Emre, El Kapıları, Beydağı’nın Başı, Seferberlik Türküleri, Kuva-yi Milliye Destanı, Zeybekler, Semahlar, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Köroğlu gibi...

* Hakk’a yürüyen Sümeyra Çakır ile Ruhi Su’yu bir türkü dinletilerinde birlikte izlemiştim. Yemen Türküsü’nü söylerken; Yemen ellerinde 7 yıl askerlik yapan dedem “Hacı Musa”yı anımsamıştım. O, Celaliydi; Köroğlu ile Çamlıbel’de, Pir Sultan’la Banaz’da, Seferberlik türküsüyle Yemen’de, Kuva-yi Milliye ile Kocatepe’de, Zeybeklerle Eğe’de, El-Kapıları’da İşçilerle Almanya’da....

* O; Turnalar ve Ali Nur Semahı’nı “coşkulu vecd” içinde söyleyişiyle ve gülbankı ile “Meydan evinde Ayn-i Cem” zakirdi. O; Kaygusuz Abdal’la nefes söyler; Abdal Musa dergâhında pirini çağırarak, Elmalı’da...

* O; Kadiri, Rufai, Halveti “tevhid” ritimiyle Yunus Emre’in “Şol Cenetin ırmakları” ilahisini çalıp söylerken bir dervişti, Hak divanında...

* Ve şöyle derdi tasavvufla ilgili; “Çağdaş Türk bestecilerinin de, Türk kareograflarının da, kökleri İslamlık öncesi inançlara kadar giden, şiirin, müziğin ve dansın oluşturduğu bu törenleri tanımalarını isterdim.”

* O,Tasavvuf müziğini, Halk türkülerini çağdaş ölçütlerle yorumlayarak; 13. yüzyıldan 20. yüz yılına değin, 700 seneyi özümseyerek sentezini yapmıştır.

* Alevilerin ibadeti olan Cem tevhidini ve ayakta Semah döngüsel ritim müziğini farklı bir biçimde işleyip; sazı ile çalıp söyleyen Ruhi Su: “Benim Kâbem insandır”da ki “tevhid”de:

“Ellerin kâbesi var,
Benim kâbem insandır,
Kuran da kurtaran da,
İnsanoğlu insandır”

Demektedir ki, Alevilerin yüz yüze kıldıkları “halka namazı”nın tevhidini tanımlamaktadır. Bağlamaya (saza) Aleviler “Telli Kuran” demektedirler, ki bu görevi de Ali Yücel’in şiirsel ifadesiyle Ruhi Su’ya tevdi etmişlerdir; Telli Kuran’ı dillendirmek konuşturmak için... O’da tüm özgün renk cümbüşüyle bu görevini ömrünün sonuna dek hakkıyla yerine getirmiştir.

* O; nefesleriyle ve ilahileriyle “İnsan-Tanrı” tümlüğünü dile getirerek; “vahdet-i vücud” nazariyesini işlemiştir. Bundan dolayı O, Enel-Hak diyen günümüzün Hallaç-ı Mansur’udur.

* O, yöresellikten ulusallığa, ulusallıktan evrenselliğe evrilmiş bir ozandı. Çok sesli evrensel müziğe ulaşmamız için bağnazlıktan kurtulmamızı salık veriyordu söyleşilerinde ve yazılarında. Türk halkını en iyi anlatan müzik donuk ve durağan olmayan, çağlayarak akan; Halk Müziği olduğunu her vesile ile vurgulamıştır.

* O’nun sesi için Sabahattin Eyüpoğlu: “Yalın bir söyleyiş ve saygılı bir anlayışla halk türkülerimize bir başka tazelik, bir başka renklilik kazandırıverdi birden. Kabukları kırıp öze giden, özle sözü bir eden bu ses Ruhi Su’yun sesiydi. Ve gücünü halk sevgisinden, bilgili ve sabırlı çabalarından alıyordu. O gün bu gündür bir köşeden tek başına sürekli bir çağrı gibi yükselir durmadan bu Türkçe ve insanca ses.”


Tan ağarırken 20 Eylül günü saat 04.00 sularında Veysel karşılar sazına mızrapsız vura vura, “benim sadık yarim kara topraktır” diyerek ve Enver Gökçe martinini sıkar, Broy Broy !... Ve yürekleri türküleriyle yanan on binler uğurlar, Şişli Meydanı’ndan Zincirlikuyu’ya 22 Eylül Pazar günü...

“Sesi güzel, işi güzel, kendi güzel, içi güzel” Ulu Ozanı...



Yaşar Miraç gibi bende yanar yakınırım kendi kendime, “Hacı Bektaş Ereni”nden:

“Bir saz alıp çalamadım,

O’na çırak olamadım,

Düşündükçe döğünürüm,

Deliceydim bilemedim,

Öylesiydi en doğrusu.

İSMAİL ONARLI – AVCILAR – İSTANBUL - 20 EYLÜL 2001

maymay
22.01.2007, 17:51
http://ilef.ankara.edu.tr/fotograf/galeri/data/media/6/Resize_of_042-09.jpg

Simdi soz turkusu soylesem hic biteremem, Ruhi Sunun butun kasetleri var bizde :D Herkez biriyordur, kendisi Ateist. Kendini çok gelistirmis biri.

http://kizil.org/images/ruhi_su.gif

Bir Sorum olacak, Almanya Aci Vatan turkusunde, kadin sesi kime ayit? Saolun.

Ercan
29.01.2007, 04:40
Sevgili Kücükcoban,

"Almanya Aci Vatan" türküsü Ruhi Su ve Dostlar Korosu´na aittir.
Sormus oldugunuz kadin sesi ise,Ruhi Su´dan bes yil sonra kaybettigimiz Sümeyra Cakir´in sesidir.
Cumhuriyet Gazetesi`nden alintiladigim Sümeyra Cakir´in kisa özgecmisini bilgilerinize sunuyorum.



Kadife sesli bir türkücü

Ustası öldüğünde 5 yıldır sürgünde günde bulunan ve ondan sonra 5 yıl daha yaşayan Sümeyra Çakır, halk müziğinin klasikleri arasında yer sanatçılardan. 25 Mayıs l946'da Edirne'de doğan Sümeyra Çakır, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde mimarlık öğrenimini sürdürürken İstanbul Belediye Konservatuarı’nda klasik batı müziği eğitimine başladı, iki yıl sonra da Ruhi Su'yu tanıdı:
"İlkokuldan beri gerçekleştirilememiş müzik tahsili yapma rüyamı, ancak üniversitede öğrenci olduğum sırada Konservatuvar'ın akşam bölümüne girerek, biraz geç kalmış da olsa, yakalamaya çalışıyordum. Tam o sırada Ruhi Su'yu duydum. "Bebek Türküsü"nü söylüyordu. Soluksuz kaldım. Bu hayranı olduğum Alman romantikleri Schumann, Schubert ve Brahms değildi. Onları söyleyen seslere de hiç benzemiyordu. Fakat onlar kadar güzel, hatta onlardan daha çok insan ve toprak kokusuyla yüklüydü. 0 günden sonra ben de hep türkü söylemeye başladım."

Mimarlığı bırakıp, Ruhi Su'nun öğrencisi olarak müziğe devam eden, birlikte Dostlar Korosu'nu kuran, birlikte "El Kapıları" ve "Sabahın Sahibi Var" albümlerini yapan, birlikte "Pir Sultan Abdal", "Köroğlu" ve "Türküler" gibi konserler veren Sümeyra Çakır, bir süre tek başına konserler vermeye başladı. Fransa, İngiltere, İsviçre, Batı ve Doğu Almanya, Küba, Yunanistan, Bulgaristan’da sahneye çıktı.
12 Eylül darbesinden sonra bir "Türkiye Haftası”na katılmak üzere Berlin'de bulunan ve bu arada Türkiye'de arandığını öğrenince dönmekten vazgeçip, Almanya'da kalan Sümeyra Çakır, 80'li yıllarda Frankfurt'ta yaşadı. Sydney'den Helsinki 'ye dünyanın birçok köşesinde sayısını kimsenin hatırlamadığı konserler verip, festivallere katılıp, barış, özgürlük ve sıla türkülerinin yer aldığı albümler yaptı. "Kadınlarımızın Yüzleri” ve "Allı Turnam" gibi büyük resitallere imzasını attı.
Sümeyra Çakır, bir daha memleketi göremedi, yakalandığı hastalığa yenik düştü ve 44 yıllık yaşam öyküsü 5 Şubat 1990'da Frankfurt'ta noktalandı. (Gürsel Köksal-Cumhuriyet Hafta)

aliko
07.02.2007, 01:39
Acaba Ruhi SU gibi bir ses ve kişilik bir daha dünya üzerine gelir mi? Sesi insanı sarhoş ediyor.Ben dinlediğim zaman kendimden geçiyorum.Keşke çağımızda yaşasaydı da görebilseydik bu büyük ustayı.

aslı tame
08.02.2007, 23:38
AĞ ELİME MOR KINALAR
Ağ elime mor kınalar yaktılar
Kaderim yok gurbet ele attılar
On iki yaşımda gelin ettiler
Ağlar ağlar gözyaşımı silerim
of, off

Merdivenden indim indim yıkıldım
Mevlam izin verdi yine dikildim
Her çiçekten aldım aldım takındım
Kırmızı gül sende kaldı tamahım
of, off

Yüce dağ başında asmalı pınar
Asması yıkılmış suları kurlar
Kalındı süpürge çaldığım evler
Başım alır gurbet ele giderim
of, off


Ercan bende teşekkür ederim bu topiği açtığın için Ruhi Su`yu seven biri olarak.Bikaç türküsüyle bende katkıda bulunmak istiyorum....:)

aslı tame
08.02.2007, 23:42
MAHSUS MAHAL
Mahsus mahal derler kaldım zındanda
Kalırım kalırım dostlar yandadır
İkelleri kızıl kandadır kanda
Ölürüm ölürüm aklım sendedir

Artar eksilmeyiz zındanlarında
Kolay değil derdin ucu derinde
Kumhan Irmağı'nda Karaburun'da
Bulurum bulurum öfkem kındadır

Dirliğim düzenim dermanım canım
Solum sol tarafım imanım dinim
Benim beyaz unum ak güvercinim
Bilirim bilirim gelen gündedir

Özgür-Taylan
09.02.2007, 00:17
Ankara'nın taşına bak
Gözlerimin yaşına bak
Uyan uyan Gazi Kemal
Şu feleğin işine bak!

Kılıcını vurdum taşa
Taş yarıldı baştan başa
Uyan da bak Gazi Kemal
Başımıza gelen işe.

Ankara'nın dardır yolu
Düşman aldı sağı, solu.
Sen gösterdin Paşam bize
Böyle günde doğru yolu.

Ruhi SU

http://www.kontv.com.tr/picture.php?id=8251



izindeyiz Atam

Ali sağlam
08.03.2007, 18:25
Ruhi Su değerli halk ozanlarımızdan biridir .Söylediği türküler insana haz veriyor .Türküleri kendi yorumuyla çok beğeniyorum.Ruhi Su pek çok eser kazandırmıştır trt repertuvarına .Halk hep sahip çıkmıştır yaşamında.

Ercan
09.03.2007, 04:46
Sevgili Dostlar,
Ruhi Su ´nun anisi icin actigim bu topige yazi yazanlar,resim gonderenler ve katkida bulunan dostlarimiza sevgiler sunarim.