eray58
20.05.2006, 18:12
Halinden yoksul olduğu anlaşılan bir adam, deniz kenarında balık avlıyordu.Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin hükümdarı bu gariban adamla ilgilendi ve ona ,
" Ben burada iken oltana ne takılırsa sana onun ağırlığınca altın vereceğim "dedi.
Biraz sonra oltaya ortası delik bir kemik takıldı. Basit hafif bir kemikti bu. Padişah balıkçıya, "Ne yapalım, şansın bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı" diyerek alıp sarayına göturdü. Adamlarına, balıkçıya ,elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti. Kemiği terazinin bir kefesine koydular, obur kefesine de altın koymaya başladılar. Beş , on, yirmi elli... diye altınları doldurdular ama kemik yerinden oynamadı. Görünüşte dört beş altını zor tartar göründüğü halde onlarca altın koydular,kemik bana misin demedi, Altını doldurmaya devam ettiler, terazinin kefesi doldu taştı ama kemik tarafı yerinden kıpırdamadı.
Bir bilgeyi çağırıp bu sırrın ne olabileceğini sordular. Bilge kemiği eline alıp küçük bir tetkikten geçirdikten sonra şu açıklamada bulundu:
"Bu kemik açgözlü bir insanin göz çukurudur. Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynamaz, çünkü doymaz. Ama bir avuç toprak bunu doyurur."
Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydu ve kemik hemen yukarı kalkıverdi.
" Ben burada iken oltana ne takılırsa sana onun ağırlığınca altın vereceğim "dedi.
Biraz sonra oltaya ortası delik bir kemik takıldı. Basit hafif bir kemikti bu. Padişah balıkçıya, "Ne yapalım, şansın bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı" diyerek alıp sarayına göturdü. Adamlarına, balıkçıya ,elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti. Kemiği terazinin bir kefesine koydular, obur kefesine de altın koymaya başladılar. Beş , on, yirmi elli... diye altınları doldurdular ama kemik yerinden oynamadı. Görünüşte dört beş altını zor tartar göründüğü halde onlarca altın koydular,kemik bana misin demedi, Altını doldurmaya devam ettiler, terazinin kefesi doldu taştı ama kemik tarafı yerinden kıpırdamadı.
Bir bilgeyi çağırıp bu sırrın ne olabileceğini sordular. Bilge kemiği eline alıp küçük bir tetkikten geçirdikten sonra şu açıklamada bulundu:
"Bu kemik açgözlü bir insanin göz çukurudur. Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynamaz, çünkü doymaz. Ama bir avuç toprak bunu doyurur."
Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydu ve kemik hemen yukarı kalkıverdi.