Orijinalini görmek için tıklayınız : Güz çiçeklerinden Nâzim'a çelenk
GÜZ ÇİÇEKLERİNDEN NÂZIM'A ÇELENK
Niçin öldün Nâzım? Ne yaparız şimdi biz şarkılarından yoksun?
Nerde buluruz başka bir pınar ki onda bizi karşıladığın gülümseme olsun?
Seninki gibi ateşle su karışık acıyla sevinç dolu, gerçeğe çağıran bakışı nerde bulalım?
Kardeşim, öyle derin duygular, düşünceler yarattın ki bende, denizden esen acı rüzgâr kapacak olsa bunları bulut gibi, yaprak gibi sürüklenir, yaşarken seçtiğin ve ölümden sonra sana barınak olan oraya, uzak toprağa düşerler.
Al sana bir demet Şili kasımpatlarından,
al güney denizleri üstündeki ayın soğuk parlaklığını, halkların savaşını, kendi dövüşümü ve yurdumun kederli davullarının boğuk gürültüsünü
kardeşim benim, dünyada nasıl yalnızım sensiz,
çiçek açmış kiraz ağacının altınına benzeyen yüzüne hasret,
benim için ekmek olan, susuzluğumu gideren, kanıma güç
veren dostluğundan yoksun.
Hapisten çıktığında karşılaşmıştık seninle,
zorbalık ve acı kuyusu gibi loş hapisten,
zulmün izlerini görmüştüm ellerinde,
kinin oklarını aramıştım gözlerinde,
ama parlak bir yüreğin vardı,
yara ve ışık dolu bir yürek.
Ne yapayım ben şimdi?
Tasarlanabilir mi dünya
her yana ektiğin çiçekler olmadan?
Nasıl yaşamalı seni örnek almadan,
senin halk zekânı, ozanlık gücünü duymadan?
Böyle olduğun için teşekkürler,
teşekkürler türkülerinle yaktığın ateş için.
Çeviren: Ataol Behramoğlu
Pablo Neruda (1904-1973) Şilili dünyaca ünlü şair
puduhepa 25.04.2006, 13:22 UNUTMAK YOK
Nerelerdeydin diye sorarsan
"Hep eskisi gibi", diyeceğim.
Toprağı örten taşlardan söz edeceğim,
sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,
gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan
ablamı.
Neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, neden
günler
yeni günleri izliyor? Neden koyu bir gece
birikiyor ağızda? Neden ölüler?
Nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük
kelimelerle konuşmak zorundayım,
ağzı zehir gibi yakan araçlarla,
çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla
ve avutamadığım yüreğimle.
Andaç değil yanımızda götürdüklerimiz
unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,
yaşlarla kaplı yüzler,
boğazımıza yapışan eller
ve yapraklardan sıyrılan şey:
aşınmış bir günün karanlığı
acıyı kanımızda tatmış bir günün.
İşte menekşeler, işte kırlangıçlar
bize sevinç veren ne varsa,
geçici ve küçük duyarlıkların
yan yana göründüğü süslü kartpostallarda.
Ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
ne karşılık vereceğimi bilemem:
öyle çok ki ölüler,
ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,
ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,
ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,
ve öyle çok ki unutmak istediklerim
Pablo NERUDA
ve pablo neruda'dan seçmeler ...
YARGIÇLAR
Ne hakkın olacak,
Ne, bir şeyciğin.
Sen, Amerikaların,
Terkedilmiş oğlu,
Sen ey yoksulluk kadehi:
Aşağı Peru’da, Patagonya’da,
Şehirlerde ve Nikaragua’da,
Korumak için toprağını,
Ve ufacık evini, mısırlarıyla;
Ne yargıç var sana,
Ne kanun.
Efendilerinin,
Seni yenenlerin sultanlığı,
Geldiği çağda;
Yeni unutulmuştu daha,
Bıçaklı,
Pençe tırnaklı eski düş.
Göğünü, ıssız komak için,
Geldi kanun;
Tapılmış toprağını,
Çekip almak için geldi;
Nehirlerinin suyunu,
Kapışmak için;
Ağaçlarının hürlüğünü,
Çalmak için geldi.
Yalancı tanıklar,
Tuttular.
Vura vura deldiler,
Yüreğini:
Celplerle, kağıtlarla,
Soğuk fermanlar altına,
Gömdüler seni.
Acının sınırında,
Ayıkınca bir:
Odsuz ocaksız, kimsesiz,
Tığ teber, şah-ı merdan;
Al dediler zindan,
Al dediler zincir,
Vurdular kelepçeyi;
Yüzüp te bir yoksul can,
Kurtarmayasın diye,
Boğulasın diye boğulasın,
Debelene, debelene.
Pablo NERUDA
KIYIMLAR
Ama o zaman kan saklandı
(Köklerin arasında yıkandı ve inkar gelindi
Bu öyle geçmişte olmuştu ki) Güney’in yağmuru
onu her yerden sildi
Öyle vakit geçmişti ki güherçile onu yedi Pampa
içinde
Halkın ölümü her zamanki gibi oldu
Sanki hiç kimse ölmüyordu
Sanki bunlar toprak üstüne düşen taşlardı
Su üstüne düşen su.
Kuzeyden güneye ölüleri toz ettiler
Yaktılar onları karanlıklar içinde gömdüler
Gecede sessizlik içinde yok ettiler
Bir maden ocağında istif ettiler hepsini
Kemiklerini denize attılar.
Bugün nerede olduğunu kimse bilmiyor
Mezarları yok hepsi de dağılmışlardır
Vatanın kökleri arasında
Parmakları şehit parmağı gibiler
Yürekleri kurşuna dizildiler
Pampa yiğitleri
Sessizliğin başbuğları
Şili’lerin gülüşleri hepsi de
Katiller vücutlarını nereye gömdüler
Bilen yok
Ama topraktan çıkacaklar halkın kıyam gününde
Düşen kanı geri alacaklar
Suç Plaza’nın tam ortasında oldu
Çalı saklayamadı halkın temiz kanını
Ve Pampa bu kanı içemedi
Hiç kimse bu suçu saklayamadı
Suç vatanın tam göbeğinde oldu.
Pablo NERUDA
KIYIMLAR
...
Halkın ölümü her zamanki gibi oldu
Sanki hiç kimse ölmüyordu
Sanki bunlar toprak üstüne düşen taşlardı
Su üstüne düşen su.
...
Pablo NERUDA
valla alyesil sana ne kadar tesekkür etsem azdir.
Pablo Neruda sevdigim ozanlar arasinda gelir.
Burada onunla yine bulusturdun bizi.
bu satirlar cok hosuma gitti.Insan keske bunu ben yazsaymisim diyor. :) :hopala
bir tesekkürde 30.07.2005 teki bir basligi nerden buldun.:D
pardon sen degil bunun icin puduhepaya tesekkür etmeliyim.
dostlukla...
puduhepa 26.04.2006, 09:37 Başka kitaplarla hapsedilmek için yazmıyorum
ya da zambağın somutlaşmış çırakları için değil
gelip geçecekler için, gereksindikleri
ay, su, düzenin değişmez temelleri
ekmek, şarap, ve okullar, gitarlar ve el aletleri için.
valla alyesil sana ne kadar tesekkür etsem azdir.
Pablo Neruda sevdigim ozanlar arasinda gelir.
Burada onunla yine bulusturdun bizi.
bu satirlar cok hosuma gitti.Insan keske bunu ben yazsaymisim diyor. :) :hopala
bir tesekkürde 30.07.2005 teki bir basligi nerden buldun.:D
pardon sen degil bunun icin puduhepaya tesekkür etmeliyim.
dostlukla...
metink sevmene sevindim :) gerçekten az rastlanır şairlerden..
bu arada 30.07.2005 nerden bulduğuma gelince ee site yeterince karman çorman zaten bende bi şey ekleyeceğim zaman olabildiğince konu açmamaya çalışıyorum aynı olanların yan yana durmaları çok daha güzel oluyor..:)
ee site yeterince karman çorman zaten bende bi şey ekleyeceğim zaman olabildiğince konu açmamaya çalışıyorum aynı olanların yan yana durmaları çok daha güzel oluyor..:)
Forum aslinda karisik degil alyesil.Onu karisik hale getiren biziz.
Konu basligi acmadan önce arama kutudundan önce arastirmamiz gerekiyor.Eger konu varsa yenisini acmanin bir anlami kalmaz.Oradan devam edilebilir.
Bunu bütün üye arkadaslarimiz aliskanlik haline getirmeli.
dostlukla...
puduhepa 29.04.2006, 15:11 OĞULLARI ÖLEN ANALARA TÜRKÜ
Onlar ölmediler yok,
Ateş fitilleri gibi:
Dimdik ayakta,
Barut ortasındalar!
Karıştı, bakır tenli
Çayır çimene,
Karıştı,
O canım hayalleri:
Zırhlı bir rüzgâr,
Perdesi gibi;
Bir set gibi:
Kızgın çehreli,
Göğüs gibi:
Göğün görünmez göğsü gibi!
Analar, onlar ayakta
Buğday içindeler, onlar,
Yücelerden yüce dururlar:
Dünyayı doruktan seyreden,
Bir öğle güneşi gibi.
Bir çan darbeleri gibi,
Onlar.
Ölmüş gövdeler arasında,
Zaferi çekiçleyen bir ses gibi
Onlar,
Kara bir ses gibi.
Ey canevinden vurulmuş,
Toz duman olmuş bacılar!
İnanın oğullarınıza.
Kök oldu onlar,
Sade kök:
Kan suratlı,
Taşlar altında.
Karışmadı toprağa,
Dağılmış kemikçikleri.
Ağızları ısırır hala,
Kuru barutu;
Ve demir bir okyanus gibi,
Titreşirler hâlâ.
Ben ölmedim, der,
Yumrukları;
Yukarı kalkık yumrukları,
Daha.
Bunca yere düşmüşlerden,
Yenilmez bir hayat doğar:
Bir tek beden olur,
Analar, bayraklar, çocuklar,
Hayat gibi canlı tek bir beden;
Bir yüz bekler karanlıkları,
Ölü gözleriyle,
Kılıcı dopdolu,
Dünya ümitlerinden.
Dursun,
Dursun yas esvaplarınız.
Yığın derleyin,
Gözyaşlarınızı;
Bir metal oluncaya kadar:
Bununla vuracağız,
Gündüz gece;
Bununla çiğneyeceğiz,
Gündüz gece;
Bununla tüküreceğiz
Gündüz gece
Kin kapılarını,
Kırıncaya kadar.
Oğullarınızı bilirdim,
Unutmadım acılarınızı.
Ölümleriyle nasıl kıvandıysam,
Hayatlarıyla da öyleyimdir.
Onların gülüşleridir:
Karanlık atölyeleri ışıtan.
Her gün metroda, yanıbaşımda:
Onların ayak sesleridir,
Çın çın.
Akdeniz portakallarında,
Güney ağları içinde;
Yapılarda,
Basımevi mürekkeplerinde;
Kalplerini tutuşur gördüm onların,
Güçle, yangınla.
Ben de sizler gibiyim, analar.
Benim kalbim de yas dolu, ölüm dolu.
Gülüşlerinizi öldüren kanla,
Serpilip gelişmiş;
Bir orman gibidir kalbim.
Günlerin kahredici yalnızlığı,
Uyanışın sisli öfkeleri
Girmiştir içine.
Susamış sırtlanları,
Bitip tükenmez ürmeleriyle
Afrika'dan gürleyen hayvan sesini;
Öfkeyi, iniltileri, hoş görmeleri,
Bırakın, bir yana bırakın.
Ölümün ve tasanın
Çemberinden geçmiş analar,
Doğan ulu günün ortasına bakın:
Bu topraktan güler ölüleriniz.
Kalkık yumrukları titrer,
Buğdayın üstünde,
Bilesiniz.
Pablo NERUDA
puduhepa 09.05.2006, 13:23 İnandım Öleceğime
İnandım öleceğime ve duydum yakındaki soğuğu
sesin kaybettiğim yalnız ömrümde,
ağzın günümdü benim ve toraktaki gecem
ve tenin öpücüklerimle kurulmuş ülke.
Demek şu an defterler tükendi
dostluklar, üst üste birikmiş hazineler,
ikimizin kurduğu şu pırıl pırıl ev:
her şey son verdi varlığına ayırıp gözlerini.
Çünkü aşk, kıydığında yaşam bize
yüksek bir dalgadır dalgaların arasında
ama yazık eğer ölüm kapımızı çalıyorsa.
Yalnız senin bakışındır boşluğu engelleyen
senin parıltındır yalnız yok oluşun karşısında:
ve yalnız senin aşkındır geceyi kapayan yeniden.
puduhepa 11.11.2006, 23:15 Deniz kızı ile sarhoşların masalı
Bütün herifler içerdeydi
girdiğinde o çırılçıplak
herifler içiyordu, ona tükürmeye
başladılar
daha yeni çıkmıştı nehirden, birşey
anlamıyordu
yolunu yitirmiş bir deniz kızıydı
küfürler aktı parıldayan teninde
açık saçık sözler yağdılar altın
memelerine
ağlamadı çünkü bilmiyordu ağlamayı
çıplaktı çünkü bilmiyordu giysileri
dağladılar gövdesini sigaralar, yanık
mantarlarla
yuvarladılar meyhanede kahkahalar
atarak
konuşmadı çünkü bilmiyordu
konuşmayı
uzak bir aşkın rengindeydi gözleri
kolları ikiz safirlerdi
dudakları titriyordu mercan ışığında
sonunda çekip gitti kapıdan
güç bela girdiği nehirde tertemiz oldu
yağmurda beyaz bir taş gibi pırıl pırıl yine
yüzdü bakmadan arkasına
yüzdü hiçliğe, yüzdü ölüme.
|
|