Orijinalini görmek için tıklayınız : Nazim'in Futbola Bakışı...


KoCGIRİ
26.05.2006, 16:56
-Fenerli misin kardeşim?
-Eyvallah Fenerdeniz..
-Galatasaraylımısın monşer?
-Naturelman!..

-Ben, iki gözüm ne "Eyvallah" Fenerdenim, ne de "Naturelman" Galatasaray'dan...
Ne yalan söyleyeyim kardeşim, Taksim Stadyumunun eşiğini geçmemişim hani!.. Kumar oynamam, at yarışına meraklı değilim, horoz dövüşünden anlamam! İster sinema olsun ister atletizm, yıldızların tercüme-i halini ezbere bilmem, anacığım...
Bütün bu işlerin cahiliyim ama, bu son günlerde kanım biraz Fenerlilere kaynıyor gibi... Galatasaray'ı alt etmişler, diye degil alimallah!..
Bilakis be iki gözüm.. Bu işe biraz kızıyorum bile! Demokrasiya devrinde her sene Fener'in şampiyon olması doğru mu ya? Hem sonra efendim, mağluba yardım şanımızdandır. Malum a! Fener'e kanımın kaynamaya başlaması başka sebepten...

Son yaptığım içtimai, felsefi, harsi, kozmografi tatkikat neticesinde anladım ki Fener, Istanbul, Kadıköy filan semtlerinin mümessilidir.. Galatasaray Beyoğlu, Şişli semtlerinde taraftar sahibidir. Fener'in kaptanı Sirkeci'de dükkan açmış, Galatasaray'ın ki Beyoglu'nda.

Ben iki gözüm spordan anlamam ama, şimdi neden Fener'in taraftarı, Galatasaray'ın balosu, müsameresi çoktur bunu anladım işte.
Sporda da olsa,halka dayanalım vatandaşlar!..
Halka kapılarımızı geniş açalım iki gözüm!..

Nazım Hikmet

****
bir de şöyle bir yazısı var üstadın,gayet hoş, ayrıca şunu belirteyim "orhan selim" ismi Nazım'ın o yıllarda akşam gazetesinde yazılarını yazarken kullandığı takma isim.

Bir maç seyrettim

geçen gün bir dostum dayattı, “ille de gidip fener-galatasaray maçını seyredelim,” dedi. ben de kıramadım dostumu gittim maçı seyrettim.
futbol maçı denilen şey dört bir yanında binlerce insanın toplandığı bir meydanda yapılıyor. meydana, teker teker saydım, yirmi iki delikanlı çıkarılıyor. on birinin üstünde sarı kırmızı yollu yollu gömlekler, öteki on birindeyse lacivert sarı fanilalar. ama yirmi ikisi de kısa pantolonlu ve kocaman ayakkabılı.
meydanın iki başında iki kale var. mesele, topu bu kale denilen direklerin arasından geçirmekmiş.
her ne hal ise, okuyucularımın çoğu bu hususta benden çok bilgili oldukları için fazla tafsilat vermeyelim.
birdenbire bir düdük öttü ve oyun başladı.
yirmi iki delikanlı kan ter içinde ha babam ha koşuyorlar.
toptan ziyade basıyorlar tekmeyi, atıyorlar çelmeyi, vuruyorlar kakmayı birbirine. bir taraf “topu ille de ben sokacağım sizin kaleye,” diyor; öte taraf, “hayır bu marifeti ben göstereceğim!” iddiasında...
ne yalan söyleyeyim bu hengamede ben de heyecanlanmadım değil.
fakat benim heyecanlanmam, etraftaki binlerce seyircinin coşkunluğu yanında devede kulak kabilinden.
oyunu seyredenler ikiye bölünmüşler. her biri kendi partisinin çocuklarını teşvik eder, düşman tarafa küfür basar bir durumda.
herkes istediğini söylüyor. herkes bildiği gibi bağırıp çağırıyor. ortalıkta bir söz, bir düşünce hürriyeti alabildiğine...
bu işin bir çok tarafları hoşuma gitmedi desem yalan söylemiş olurum. muayyen bir manada demokrasiyi anlamak isteyenler taksim stadyumu’na gitsinler. ben kendi payıma güzel ve berrak ve heyecanlı bir iki saat, geçirdim orada.

(orhan selim / akşam 23.04.1936)

sonerk
26.05.2006, 21:13
Üstadda ne şanssa hep fener cimbom maçına gitmiş aceba Nazım Hikmet kendisimi gitmiş yoksa fener taraftarımı götürmüş oraya hayalide olsa....

heviznur
26.05.2006, 22:20
nazım neyi savunsa güzel savunuyor,ben de fenerliyim ama nedenleri farklı:)

KoCGIRİ
03.06.2006, 21:52
bugün 3 haziran ,üstad'ın ölüm yıldönümü.
çokça bahsetmedi medya bu sefer; onun şiirinden yapılan besteyi tartıştığı kadar, varsın olsun ne yapalım, medyada bu şekilde hatirlatilmasi da , bilmeyen, okumayanlara başlangıç olması açısından güzel...
vataninda değil,uzaklarda çok uzaklarda yatsanda,rahat uyu büyük usta...

İşte 1930 yılında yazılan o Nikbinlik isimli şiiri...

Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler
göre-
-ceğiz...
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz...
Açtık mıydı hele bir
son vitesi,
adedi devir.
Motorun sesi.
Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir
ne harikûlâdedir
160 kilometre giderken öpüşmesi...
Hani şimdi bize
cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
yalnız cumaları
yalnız pazarları..
Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
ışıklı caddelerde mağazaları,
hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
Cevap:
açılır kara kaplı kitap:
zindan..
Kayış kapar kolumuzu
kırılan kemik
kan.
Hani şimdi bizim soframıza
haftada bir et gelir.
Ve
çocuklarımız işten eve
sapsarı iskelet gelir..
Hani şimdi biz..
İnanın:
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göre-
-ceğiz.
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz.....

heviznur
03.06.2006, 23:52
evet bugün çok bahsedilmedi Nazım Hikmet'ten,ama en güzelini atv vermişti bence onu anlatırlarken şunu hatırldım;
"bir gün yine allı turnam" adlı kitabında Erdal öz (sovyetler birliğindeki gezisini anlatıyor)bir taksiye biner taksiciyle sohbeti şöyle,
Erdal Öz anlatıyor:
"bir ara taksi sürücüsüne Türk yazarlardan kimleri tanıdığını soruyorum.belleğini zorluyor.kimseyi okumamış.üzülüyor
çünkü gerçektençok kitap okumuş biri.
"Nazım Hikmet?" diyorum
birden dikleniyor.karşı koyacak oluyor,sonra yatışıyor.
"O yanlızca sizin yazarınız değil ki," diyor
"O hepimizin.O en büyük," diyor...

işte nazım hikmet bu onun değerini anlatmaya belki yetmez ama en azından bir örnek bence....

KoCGIRİ
05.06.2006, 16:15
evet Heviznur güzel bir örnek vermişssin.
Bir de Turgut Çeviker'in hazırladığı "Türk Edebiyatında Futbol" adlı kitaptan bir parça sunalım:

Orhan Kemal, Nâzım Hikmet’in hırslı bir futbolcu(!) olduğunu söylüyor. Nâzım Hikmet’in futbol maharetini gösterdiği sahalar, kalem maharetinin başına açtığı işlerden ötürü düştüğü hapishane avlularıdır.
“Hapishane bahçesi adamakıllı müsaitti” diyerek saha koşullarının futbol oynamaya elverişli olduğunu söylüyor Orhan Kemal. Ama futbol oynamak için öncelikle başgardiyandan izin alınması gerekiyormuş. Zira hapishane bahçesinin duvarını aşan topun tekrar içeriye atılmasıyla “esrar kaçakçılığı” yapılacağından endişe ediliyormuş. Ne de olsa esrar “sahalarımızda görmek istemediğimiz” maddelerden.

Şimdi hapishane avlusunda oynanan bir edebiyatçılar maçına uzanalım ve pası tekrar Orhan Kemal’e atalım: “Uzun boylu, sarı saçları kıvır kıvır, kırk yaşlarında, mavi gözlü bir de şair karıştı. Hem de takımın en zor yerinde oynuyordu: Ortahaf!”
Orhan Kemal, şairlikte de yarıştığını söylediği Nâzım'a futbolda pek şans tanımadıklarını söylüyor. Mikrofonlarımız tekrar Orhan Kemal’de: “Şiirdeki kadar usta, yahut nefesli olmadığı için, onu ve ona dayanan defansı kolaylıkla geçer, onu çıldırtırdık.”
Nâzım, yenilen gollerden sonra sağa-sola bağırıp çağırırmış.
“İfrit olurdu” diyerek topu tekrar ayağımızdan alıyor Orhan Kemal: “Kıpkırmızı yüzü, masmavi gözleri ve yüzünün kırmızılığında kaybolan kaşları.. Hele çalım yapar, yutturursak öyle içerlerdi ki, sahada faul kralı kesilir, elle, kolla, tekmeyle girişirdi. Bir gün esaslı bir tekmesini yemiştim, hani laf aramızda nefis bir tekmeydi.”
Orhan Kemal’den yediği fiyakalı çalımlarla “ifrit” olan Nâzım ise uzaktan sert bir şut çekiyor adeta; Şairim adlı şiirinde:

“...Futbolda eski kurdum.
Fenerbahçe'nin forvetleri
Mahallede kaydırak oynayan birer piç kurusuyken
ben
en ağır hafbekleri yere vururdum.
Futbolda eski kurdum.
Santıradan alınca pası
çakarım
Hoooooooooooooooooop!
5 numro top
açık ağzından girer golkipin karnına.
Bana mahsustur bu vuruş
Futbol potinlerim
Kurşunkalemimden öğrendi bu zanaatı!
O kurşunkalemim ki
9 deliğinizden vücudunuza her tıktığı mısra
işkembenizde taş...”