Şah-Mat
01.06.2006, 17:03
BU GAFLET DAHA NE KADAR SÜRECEK?
Reşit Çağın - (E.Dz.Kur.Alb.)
Türkiye’nin yaşamsal iki tartışılmazı olan Laik Cumhuriyet’in ve ülke bütünlüğünün korunması konularında son derece kritik günler yaşıyoruz.
Laik Cumhuriyet, AKP iktidarının himayesi ve idaresinde kazanımlarını bir bir kaybediyor.
— Ülkenin gündemini, sanki hiç derdimiz kalmamışçasına türban, imam hatip, ulema, mecelle gibi yıllar önce gündemden düşmüş konular işgal ediyor.
— Eğitim, sağlık, yargı allak bullak edilerek ülkenin geleceği karartılıyor.
— Dönüşüm, yabancıları dahi endişelendiren bir boyuta ulaşmış bulunuyor.
Ülkenin bütünlüğü konusunda ise;
— AB ülkelerinin kendilerinde dahi olmayan ve uyum adı altında güvenlik güçlerini çaresizleştiren yasal düzenlemeler, aylardır yapılan uyarılara rağmen düzeltilmiyor.
— Nevruz’da terör örgütünün propagandaları seyredilip, olaysız geçti diye seviniliyor.
— Türkiye Cumhuriyeti’nin makamlarında oturan kamu görevlileri teröristi övüp, şehit muamelesi yapıyor, kepenklere kumanda ediyor, güvenlik güçlerini başka ülkedenmiş gibi suçluyor ve tepki görmüyor. İstenmeyen kamu görevlileri hemen başka yere atanıyor.
— ABD ve AB kah alenen, kah iki yüzlü tavırlarla terörü, ayrılıkçı hareketleri destekliyor,
Belediye Başkanlarını ağırlıyor, Kürdistan haritalarını kullanıyor, ana dilde eğitim gibi masum(!) istekleri seslendiriyor ve en ufak bir dirençle karşılaşmıyor.
— Olaylarda bilhassa çocuklar kullanılıyor, diğer bölgelerde öfke giderek artıyor ve toplum tam da planlayanların istediği kamplaşmaya doğru gidiyor.
— Şimdi bunlar insan hakkı mı, özgürlük mü, demokrasi mi, AB kriteri mi ne oluyor?
Kim kimi aldatıyor?
— Türkiye Cumhuriyeti’nin radyo ve televizyonları ROJ TV kadar kendi vatandaşları üzerinde neden etkili olamıyor?
— Neden insanımıza, asırlardır oynanan ve bize can, mal ve zaman kaybettiren oyunların bir benzerinin dış güçler ve işbirlikçilerince tekrar sahneye konduğu açık açık ve kanıtlarıyla (telefon kaydı, yazışma, görüntü) anlatılmıyor?
— Terörün devletin kararlılığı ile bitirilebileceği niçin hatırlanmıyor?
Koskoca ülke akıntı çağanozu gibi sürükleniyor ve herkes seyrediyor!
Cumhurbaşkanı, TBMM, TSK, Yüksek Yargı Organları ve bu ülkenin birlik, beraberlik içinde bekasından, Laik Cumhuriyet’in korunmasından sorumlu olan tüm kurum ve kuruluşlar neden sessiz kalıyor? Neden tavır yok, tepki yok, önlem yok, kararlılık belirtisi yok?
MGK ne için var ve toplanması için ne bekleniyor?
İşçi ve işveren kuruluşları, sivil toplum örgütleri, yüksek öğrenim kurumları niçin daha önceki yıllarda olduğu gibi gazete ilanlarıyla uyarılarını ve ülkeyi rahatlatacak erken seçim çağrılarını yapmıyorlar?
3 yıldır Medya başta olmak üzere herkesten hak etmediği övgüleri almaya alışmış olan iktidara, ülkeyi yönetmekte yetersiz kaldığını ve Laik Cumhuriyet’le uyum sağlayamamanın bedelini tüm topluma ödettiğini anlatacak, yani “Kral Çıplak”diyecek kimse yok mu?
Kendimizi neden bu kadar sahipsiz ve çaresiz hissediyoruz?
Yorum; Bildiğimiz gibi Türkiye cumhuriyeti şu günlerde çok önemli sınavlardan geçmektedir.Bunlar tabii ki aşırı/normal/anormal tepkilerle ortaya kimi zaman sert usluplarla kimi zaman yumuşak benzetme yollarıyla anlatılmaya çalışıyor.Kimsenin helede biz alevilerin uygun görmediği bir takım olaylarla karşılaşıyoruz.Ülke insanlarının İNSANCA yaşamaları için iktidara geliniyor.Dün izlediniz mi bilmiyorum ABBAS GENÇLE GENÇ BAKIŞ vardı..konuk Uğur dündardı..Halka doğruları anlatmak için neler çektiklerini anlatıyor..Bilmem ki bu ülke bunları hak ediyor mu ?Arkadaşlar burda bundan sonra bu tür makaleleri paylaşmayı düşünüyorum.
Kaynak (h**p://www.kemalistler.net)
Reşit Çağın - (E.Dz.Kur.Alb.)
Türkiye’nin yaşamsal iki tartışılmazı olan Laik Cumhuriyet’in ve ülke bütünlüğünün korunması konularında son derece kritik günler yaşıyoruz.
Laik Cumhuriyet, AKP iktidarının himayesi ve idaresinde kazanımlarını bir bir kaybediyor.
— Ülkenin gündemini, sanki hiç derdimiz kalmamışçasına türban, imam hatip, ulema, mecelle gibi yıllar önce gündemden düşmüş konular işgal ediyor.
— Eğitim, sağlık, yargı allak bullak edilerek ülkenin geleceği karartılıyor.
— Dönüşüm, yabancıları dahi endişelendiren bir boyuta ulaşmış bulunuyor.
Ülkenin bütünlüğü konusunda ise;
— AB ülkelerinin kendilerinde dahi olmayan ve uyum adı altında güvenlik güçlerini çaresizleştiren yasal düzenlemeler, aylardır yapılan uyarılara rağmen düzeltilmiyor.
— Nevruz’da terör örgütünün propagandaları seyredilip, olaysız geçti diye seviniliyor.
— Türkiye Cumhuriyeti’nin makamlarında oturan kamu görevlileri teröristi övüp, şehit muamelesi yapıyor, kepenklere kumanda ediyor, güvenlik güçlerini başka ülkedenmiş gibi suçluyor ve tepki görmüyor. İstenmeyen kamu görevlileri hemen başka yere atanıyor.
— ABD ve AB kah alenen, kah iki yüzlü tavırlarla terörü, ayrılıkçı hareketleri destekliyor,
Belediye Başkanlarını ağırlıyor, Kürdistan haritalarını kullanıyor, ana dilde eğitim gibi masum(!) istekleri seslendiriyor ve en ufak bir dirençle karşılaşmıyor.
— Olaylarda bilhassa çocuklar kullanılıyor, diğer bölgelerde öfke giderek artıyor ve toplum tam da planlayanların istediği kamplaşmaya doğru gidiyor.
— Şimdi bunlar insan hakkı mı, özgürlük mü, demokrasi mi, AB kriteri mi ne oluyor?
Kim kimi aldatıyor?
— Türkiye Cumhuriyeti’nin radyo ve televizyonları ROJ TV kadar kendi vatandaşları üzerinde neden etkili olamıyor?
— Neden insanımıza, asırlardır oynanan ve bize can, mal ve zaman kaybettiren oyunların bir benzerinin dış güçler ve işbirlikçilerince tekrar sahneye konduğu açık açık ve kanıtlarıyla (telefon kaydı, yazışma, görüntü) anlatılmıyor?
— Terörün devletin kararlılığı ile bitirilebileceği niçin hatırlanmıyor?
Koskoca ülke akıntı çağanozu gibi sürükleniyor ve herkes seyrediyor!
Cumhurbaşkanı, TBMM, TSK, Yüksek Yargı Organları ve bu ülkenin birlik, beraberlik içinde bekasından, Laik Cumhuriyet’in korunmasından sorumlu olan tüm kurum ve kuruluşlar neden sessiz kalıyor? Neden tavır yok, tepki yok, önlem yok, kararlılık belirtisi yok?
MGK ne için var ve toplanması için ne bekleniyor?
İşçi ve işveren kuruluşları, sivil toplum örgütleri, yüksek öğrenim kurumları niçin daha önceki yıllarda olduğu gibi gazete ilanlarıyla uyarılarını ve ülkeyi rahatlatacak erken seçim çağrılarını yapmıyorlar?
3 yıldır Medya başta olmak üzere herkesten hak etmediği övgüleri almaya alışmış olan iktidara, ülkeyi yönetmekte yetersiz kaldığını ve Laik Cumhuriyet’le uyum sağlayamamanın bedelini tüm topluma ödettiğini anlatacak, yani “Kral Çıplak”diyecek kimse yok mu?
Kendimizi neden bu kadar sahipsiz ve çaresiz hissediyoruz?
Yorum; Bildiğimiz gibi Türkiye cumhuriyeti şu günlerde çok önemli sınavlardan geçmektedir.Bunlar tabii ki aşırı/normal/anormal tepkilerle ortaya kimi zaman sert usluplarla kimi zaman yumuşak benzetme yollarıyla anlatılmaya çalışıyor.Kimsenin helede biz alevilerin uygun görmediği bir takım olaylarla karşılaşıyoruz.Ülke insanlarının İNSANCA yaşamaları için iktidara geliniyor.Dün izlediniz mi bilmiyorum ABBAS GENÇLE GENÇ BAKIŞ vardı..konuk Uğur dündardı..Halka doğruları anlatmak için neler çektiklerini anlatıyor..Bilmem ki bu ülke bunları hak ediyor mu ?Arkadaşlar burda bundan sonra bu tür makaleleri paylaşmayı düşünüyorum.
Kaynak (h**p://www.kemalistler.net)