sevgicicegi
12.06.2006, 23:16
ESARET VE ZAFER
Dövünüyor Fırat ve Dicle kanlı köpükler saçarak;
Ve binbir pişman toprak, toprak olduğuna,
Delik deşik olmuş çayırlar,
Tomurcuklar sökülüyor çığlık çığlığa;
Füzeler dökülüyor yıldızlar gibi gökten kırlara.
Karanlık derinleşiyor bayırlardan aşağılara,
Kayalar ıslık çalıyor çöl rüzgârlarına.
Sokaklar çırpınıyor zulmün ayak sesleriyle,
Başaklar kana bulanmış,
Ve kan damlıyor şarkılardan.
Yastığım ıslak sabahları,
Uykuma renkler toplamıyor kelebekler.
İncecik boyunlardan süzülen terler
Böğrümden fışkıran kana karışıyor.
Sinsi ve kirli emelleriyle
Pusudan gövdeme sokulmuş aç kurtlar!
Göğsümde durmadan yumruklanıyor Dünya.
Öylesine yanıp sönüyor şehrin solgun ışıkları,
Terkedilmiş çocuklar dolduruyor
Savaşarak pişirilen toprağı;
Zulmün uğultusu sarmış dört bir yanı.
Göçmen kuşlar savaş bulutlarıyla yıkıyor kanatlarını.
Kertenkeleler nefessiz kaldı, boğuluyor.
Çayırlar uzaklaşıyor yırtılarak acılar içinde,
Şarkılar, güzel şarkılar susmuş;
Bebelerin emdiği sütün bile tadı yok.
Şehrin ortasında tek bir afiş: Kan kokusu !
Mazlumlar ve mağrurlar
Taşımayacaklar hainin gölgesini;
Yükselterek isyan filizini yüreklerde,
Ve yakarak kırlarda ateşleri
Koşacaklar zafere !
Dağlar onların olacak türkülerle.
Er geç yanıtlanacak ihanet !
Uzak denizlerden yalçın kayalıklara
Rüzgârlar esecek zafer yüklü.
Doğan oğulların adı BARIŞ olacak,
Çiçeklerle örülecek bahara açılan yollar.
Yaralarını türkülerle saracak yiğitler,
Hesabı tutulacak yaşanan günlerin;
Hesabı tutulacak esaretin ve zaferin !
Dövünüyor Fırat ve Dicle kanlı köpükler saçarak;
Ve binbir pişman toprak, toprak olduğuna,
Delik deşik olmuş çayırlar,
Tomurcuklar sökülüyor çığlık çığlığa;
Füzeler dökülüyor yıldızlar gibi gökten kırlara.
Karanlık derinleşiyor bayırlardan aşağılara,
Kayalar ıslık çalıyor çöl rüzgârlarına.
Sokaklar çırpınıyor zulmün ayak sesleriyle,
Başaklar kana bulanmış,
Ve kan damlıyor şarkılardan.
Yastığım ıslak sabahları,
Uykuma renkler toplamıyor kelebekler.
İncecik boyunlardan süzülen terler
Böğrümden fışkıran kana karışıyor.
Sinsi ve kirli emelleriyle
Pusudan gövdeme sokulmuş aç kurtlar!
Göğsümde durmadan yumruklanıyor Dünya.
Öylesine yanıp sönüyor şehrin solgun ışıkları,
Terkedilmiş çocuklar dolduruyor
Savaşarak pişirilen toprağı;
Zulmün uğultusu sarmış dört bir yanı.
Göçmen kuşlar savaş bulutlarıyla yıkıyor kanatlarını.
Kertenkeleler nefessiz kaldı, boğuluyor.
Çayırlar uzaklaşıyor yırtılarak acılar içinde,
Şarkılar, güzel şarkılar susmuş;
Bebelerin emdiği sütün bile tadı yok.
Şehrin ortasında tek bir afiş: Kan kokusu !
Mazlumlar ve mağrurlar
Taşımayacaklar hainin gölgesini;
Yükselterek isyan filizini yüreklerde,
Ve yakarak kırlarda ateşleri
Koşacaklar zafere !
Dağlar onların olacak türkülerle.
Er geç yanıtlanacak ihanet !
Uzak denizlerden yalçın kayalıklara
Rüzgârlar esecek zafer yüklü.
Doğan oğulların adı BARIŞ olacak,
Çiçeklerle örülecek bahara açılan yollar.
Yaralarını türkülerle saracak yiğitler,
Hesabı tutulacak yaşanan günlerin;
Hesabı tutulacak esaretin ve zaferin !