kankacan
13.06.2006, 19:37
Bir hemşirenin not defterinden bölümler...
1-Durup dururken aslında koyu çalan kırmızıdır
Bazen buruşmağa yüz tutmuş bir gül de olabilir sol yakamın üstünde
Ağır cüzzam makamlı korkunç çağrışımlar
Ben tazeyim ablacığım kimin sümüklü böcekleri üzerimde dolanır?
2-Gün ışığı vurdukça beyazıma ışılar, sevinirim
Lakin neden tozlanır, pörsür, karanlığa bulaşır
Hastaneli hastalıklar tırmanır bacaklarıma
Yüreğimin koridoru gülerek açılacağına
Neden salındıkça koyulur, kan gibi pıhtılaşır?
Hangi hastaların ağız kokusu duyulmadan ciğeri yarına bırakılır?
3-Acilin döşemesine
Sanki topladığım damarlar boşalıyor.
Terini sil, paspası dışarı daya, rengini çeksin
Ablacığım, ölümün mesaisi yok, anlasana
Bu merdivenlerde dolanan yalnız sen değilsin ölümün izdüşümleri
Hipokrat yeminli hastaların hangi midesi
İştah kabartıcı bir hap gibi koklanır?
4-Kansızlığın buz gibi donuk gözleri. Üşüyorum.
Hiç bir kitap yazmıyor
Aşkın salyalı gece nöbetleri. Korkuyorum.
Umut yemeğe çıktı, kapıyı kapa. Bir çocuk düşürelim.
Ablacığım gene kırmızı değecek beyazlara
Aaah, açılmağa yüz tutmuş bir gülün mesaisi açılmağa başlasa
5-Ablacığım anımsarsın
Frengili bir kadın vardı Diyarbakır Kerhanesi'nden
Yüzü kan içinde sabaha karşı polis arabasıyla gelen
Anahtar deliğinden baksam uzayan gözlerini görürdüm
Zehirli bir hançer değerdi yüreğime.
Saçlarını kesti... Ceket çaldı....
Kaç kere denedi kaçmayı. Anımsarsın.
Helada göğüslerini camla doğrayıp
Bilekleri kan içinde bir ilkbahar akşamı
Ölümün defterine kendi elleriyle adını yazdı.
Ablacığım
Ne zaman bu anıyla dağılsa uykularım
Dağlarda tek başına dolanan bir eşkiya bağırır
Lakin neden dürbünü, mavzeri, çapraz fişekleri yerine
Rahminde frengiyi taşıyan kadın ve gözleri vardır
6-Açılmağa yüz tutmuş kırmızıya çalar bir gülüm
Kimselerin durmadığı bir yerde durur
Kimselerin görmediği nefesleri görürüm
Bu izler açlığın parmak izleri
İlikleri kuruyan çocukların ağıdında oturur
Rengi solgun sessizliği intihar boğumludur
Her şey bir yana her şey bir yana dayanamam görürüm
Ölüm çocukların beyaz gözlerinde kavrulur
Paspası bırak diyorum, morgun kapısına yaklaşma
Ablacığım, çocuklar yapayalnız ne kadar çabuk soğur
7-Yorgunum başımı dizlerine daya
Yorgunum her yanımda ahtapotlar dönüyor abla
Kanserin ve ölümlerin asistanı geliyor
Yüzünü görmeliyim kapıyı kapa
Aaah nefesler sıkıştıkça hayatın faturası büyüyor
Mesai bitmeyecek kapıyı kapa.
1-Durup dururken aslında koyu çalan kırmızıdır
Bazen buruşmağa yüz tutmuş bir gül de olabilir sol yakamın üstünde
Ağır cüzzam makamlı korkunç çağrışımlar
Ben tazeyim ablacığım kimin sümüklü böcekleri üzerimde dolanır?
2-Gün ışığı vurdukça beyazıma ışılar, sevinirim
Lakin neden tozlanır, pörsür, karanlığa bulaşır
Hastaneli hastalıklar tırmanır bacaklarıma
Yüreğimin koridoru gülerek açılacağına
Neden salındıkça koyulur, kan gibi pıhtılaşır?
Hangi hastaların ağız kokusu duyulmadan ciğeri yarına bırakılır?
3-Acilin döşemesine
Sanki topladığım damarlar boşalıyor.
Terini sil, paspası dışarı daya, rengini çeksin
Ablacığım, ölümün mesaisi yok, anlasana
Bu merdivenlerde dolanan yalnız sen değilsin ölümün izdüşümleri
Hipokrat yeminli hastaların hangi midesi
İştah kabartıcı bir hap gibi koklanır?
4-Kansızlığın buz gibi donuk gözleri. Üşüyorum.
Hiç bir kitap yazmıyor
Aşkın salyalı gece nöbetleri. Korkuyorum.
Umut yemeğe çıktı, kapıyı kapa. Bir çocuk düşürelim.
Ablacığım gene kırmızı değecek beyazlara
Aaah, açılmağa yüz tutmuş bir gülün mesaisi açılmağa başlasa
5-Ablacığım anımsarsın
Frengili bir kadın vardı Diyarbakır Kerhanesi'nden
Yüzü kan içinde sabaha karşı polis arabasıyla gelen
Anahtar deliğinden baksam uzayan gözlerini görürdüm
Zehirli bir hançer değerdi yüreğime.
Saçlarını kesti... Ceket çaldı....
Kaç kere denedi kaçmayı. Anımsarsın.
Helada göğüslerini camla doğrayıp
Bilekleri kan içinde bir ilkbahar akşamı
Ölümün defterine kendi elleriyle adını yazdı.
Ablacığım
Ne zaman bu anıyla dağılsa uykularım
Dağlarda tek başına dolanan bir eşkiya bağırır
Lakin neden dürbünü, mavzeri, çapraz fişekleri yerine
Rahminde frengiyi taşıyan kadın ve gözleri vardır
6-Açılmağa yüz tutmuş kırmızıya çalar bir gülüm
Kimselerin durmadığı bir yerde durur
Kimselerin görmediği nefesleri görürüm
Bu izler açlığın parmak izleri
İlikleri kuruyan çocukların ağıdında oturur
Rengi solgun sessizliği intihar boğumludur
Her şey bir yana her şey bir yana dayanamam görürüm
Ölüm çocukların beyaz gözlerinde kavrulur
Paspası bırak diyorum, morgun kapısına yaklaşma
Ablacığım, çocuklar yapayalnız ne kadar çabuk soğur
7-Yorgunum başımı dizlerine daya
Yorgunum her yanımda ahtapotlar dönüyor abla
Kanserin ve ölümlerin asistanı geliyor
Yüzünü görmeliyim kapıyı kapa
Aaah nefesler sıkıştıkça hayatın faturası büyüyor
Mesai bitmeyecek kapıyı kapa.