Orijinalini görmek için tıklayınız : Yunus Emre
Horasan’da Ahmet Yesevi’yle başlayan Türk tasavvuf hareketi, 13 üncü Yüzyılda Anadolu’da, aynı dönemde ve aynı bölgede yaşayan Hacı Bektaş Veli, Mevlana ve Yunus Emre´yle doruk noktasına ulaşmıştır.
Yunus Emre 13 üncü Yüzyıl Anadolusunun en önemli manevî mimarlarından birisi ve sade bir Türkmen dervişidir. Anadolu’da birliğin bozulduğu, Moğol ordularının yakıp yıktığı, insanların umutsuzluğa kapıldığı bir dönemdeYunus Emre şiirleriyle bir sevgi seli oluşturmuş, insanlara manevî huzuru, sevgi ve hoşgörü gibi evrensel değerleri aşılamaya çalışmıştır.
Gönül kırmamak, hiçbir canlıyı incitmemek, gönül almak, büyük taslamamak, geçimli olmak, bilgili olmak Yunus´un ana kavramlarıdır. “Herkes ayıbını ve kötülüğünü görebilmeli ve bunları düzeltmek için çaba göstermelidir” diye düşünür Dervis Yunus.
Dervişlik bir hizmet makamıdır, bir insanlık disiplinidir. Derviş olabilmek için, kötü düşüncelerden arınmak, mal, mülk hırsından sıyrılmak, sen-ben kavgasından uzak kalmak, insana ve insanlığa hizmete soyunmak, tanrı ve insanlık yolunda çaba göstermek gerekir. Elde tespih, dilde dua, her şeyden elini ayağını çekmiş insanlara yakıştırılan dervişlik, sonraları ortaya çıkan bir sapmadır.
Nitekim,Yunus bu softalara şiddetle karşı çıkmış ve şiirlerinde şunları söylemiştir:
“Dervişlik dedikleri, hırka ile taç değil.
Gönlünü derviş eden, hırkaya muhtaç değil.”
Gerçeğe, tanrıya, evrensele ve her şeyin özüne varmak çabasında olan Yunus´un tasavvuf felsefesi ve görüşleri, Bektaşî öğretilerini yansıtır; şeyhi Taptuk Emre, Hacı Bektaş Veli’ye bağlıdır.Yunus Emre de, Mevlânâ gibi insana önem verir. Din, tarikat, görünüşte farklı olan yollardır; hepsinin amacı, iyi insan olmak ve insanlık hedefine ulaşmaktır.
Bugün Yunus Emre nin yaşadığı Anadolu topraklarında kurulan Türkiye Cumhuriyetinin Sayın Başbakanının, Hacı Bektaş Veli’nin “gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım” sözleriyle, insanları birliğe çağırdığına tanık oluyor ve bundan mutluluk duyuyorum; ancak, biliyoruz ki, insanların düşüncelerini, eylemlerini ve inançlarını gözardı ederek, ibadetin şekli üzerinde durup içeriğini unutarak, onları dinli-dinsiz, bizden veya bizden değil diye ayırarak “bir olmak, iri olmak, diri olmak” asla mümkün değildir. Nitekim Yunus´un kendisi de, işin şeklinde değil, manasındadır; gerçek ibadeti, gerçek dindarlığı da, şeklen bazı şeylerin yerine getirilmesinde değil, o şeklin var ediliş amacında arar; tanrıyı, sevgiler ve yücelikler dolu bir güç olarak tanıtıcıdır; dinin dogmalarını, şeriatın katı kurallarını kırıcıdır.
“Bir kez gönül yıktın ise,
Bu kıldığın namaz değil.
Yetmiş iki millet dahi,
Elin yüzün yumaz değil” der Derviş Yunus
Yunus Emre çeşitli görüşlerini yapıtlarında ortaya koymuştur. Bilim, bilgi, gerçek, tanrı, ölüm, aşk gibi konulardaki düşüncelerini bir potada eritmiştir. Ermişler aşamasına ulaşmak için yetkin insan olmak için çalışmış, sonunda da en yüksek makama ulaşmıştır.
Yunus´a göre, bilim bir amaç değil, araçtır; çünkü, bilimi kendilerine amaç edinenler, kendilerini dünyanın merkezi sanırlar ve bu bilgileriyle de üstünlük taslarlar.
Oysa,Yunus´a göre, mutlak varlıktan başka varlık yoktur ve bütün var olanlar Tanrı’nın; yani, mutlak varlığın çeşitli görüntülerinden başka bir şey değildir.
Bu düşünceyle Derviş Yunus;
“Yol odur ki doğru vara,
Göz odur ki Hak’kı göre,
Er odur ki alçakta dura,
Yüceden bakan göz değil” demiştir.
Yunus Emre aynı zamanda ulusumuzun değerlerini, görüşlerini yansıtan büyük bir sanatçıdır.o, sözün gücünü ve kudretini çok iyi kavramıştır. İyilik ve kötülüğün sözden geldiğini, ifadesini doğru bulmayan sözün nelere yol açabileceğini görmüştür.
Ona göre söz, insanları dost da, düşman da eden bir araçtır.
“Söz ola kese savaşı,
Söz ola bitire işi,
Söz ola ağılı aşı,
Bal ile yağ ede bir söz.”
Yunus bize şiirlerinde hafif güldürünün, acı kınamanın ve kara yerginin de ilk örneklerini verir.Yunus´tan evvel edebiyatımızda böyle bir gelenek yoktur. Usta sanat eri Yunus´un yergisi özele, somuta iner. İşte, zamane beyleri için:
“Gitti beyler mürveti binmişler birer atı,
Yediği yoksul eti, içtiği kan oluptur”
“Beyler azdı yolundan bilmez yoksul halından”
Yine Yunus´un şiirlerinde insanların bir bölüğü bize tasavvuf imgeleri olarak sunulur. Bunlar canlardır, erenlerdir, padişahtır, erdir, gerçek erdir, aşıktır ve gerçek aşıktır.
Bunların aralarında boy, pos, huy, hus, duygu, düşünce farkları yoktur. Hepsi iyilik, güzellik, bilgelikle bezenerek Tanrı suretleri olmuşlardır.
“Ey aşıklar, ey aşıklar,
Aşk mezhebi dindir bana,
Gördü gözüm dost yüzünü,
Kamu yas düğündür bana” der.
Her ne kadar bir şiirinde
“Bilmeyen ne bilsin bizi,
Bilenlere selam olsun” derse de, Anadolu insanı Yunus´u öylesine sahiplenmiştir ki, onun mezarının kendi topraklarında bulunmasını arzulamıştır; bugün, Anadolu’nun onbeş ayrı yerinde mezarının oluşu, şiirlerinin de, ilahilerinin de dillerden düşmeyişi bu sevginin en açık ifadesidir; Bursa, Sandıklı, Kula, Erzurum, Sarıköy ve Karaman bu yerlerden bazılarıdır.
Anadolu toprağında yetişen ve adına “Hoşgörü Yılı” ilan edilen büyük ustanın yine orada yatıyor olması bizim için yeterlidir.
Sözlerimi Yunus´un, tüm insanları kucaklayan
“Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Kamu alem birdir bize” dizeleriyle, selam sana sekiz yüzyıldır diri kalan canlı Yunus diyerek bitiriyorum.
Ali Riza Gülcicek
2003 TBMM konusmasi
GEL DOSTA GİDELİM GÖNÜL
Yoldaş olalım ikimiz
Gel dosta gidelim gönül
Haldaş olalım ikimiz
Gel dosta gidelim gönül
Gel gidelim can durmadan
Suret terkini urmadan
Araya düşman girmeden
Gel dosta gidelim gönül
Gel gidelim kalma ırak
Dost için kalalım yarag
Şeyh'in katındadır durak
Gel dosta gidelim gönül
Terk edelim ili şarı
Dost için kılalım zarı
Ele getirelim yâri
Gel dosta gidelim gönül
Bu dünyaya kanmayalım
Fanidir aldanmayalım
Bir iken ayrılmayalım
Gel dosta gidelim gönül
Biz bu cihandan geçelim
O dost iline uçalım
Arzu hevadan geçelim
Gel dosta gidelim gönül
Kılavuz olgıl sen bana
Yönelelim dosttan yana
Bakmayalım önden sona
Gel dosta gidelim gönül
Bu dünya olmaz payidar
Aç gözünü canın uyar
Olgıl bana yoldaş u yâr
Gel dosta gidelim gönül
Ölüm haberi gelmeden
Ecel yakamız almadan
Azrail hamle kılmadan
Gel dosta gidelim gönül
Gerçek erene varalım
Hakk'ın haberin soralım
Yunus Emre'yi alalım
Gel dosta gidelim gönül
YUNUS EMRE
AŞKIN ALDI BENDEN BENİ
Aşkın aldı benden beni / bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü / bana seni gerek seni
Ne varlığa sevinirim / ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum / bana seni gerek seni
Aşkın aşıklar öldürür / aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur / bana seni gerek seni
Aşkın şarabından içem / Mecnun olup dağa düşem
Sensin dün ü gün endişem / bana seni gerek seni
Yunus’durur benim adım / gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum / bana seni gerek seni
YUNUS EMRE
DERVİŞLİK BAŞTADIR TACDA DEĞİLDİR
Dervişlik baştadır, tacda değildir
Kızdırmak oddadır, sacda değildir
Eğer bir müminin kalbin yıkarsan
Hakka eylediğin secde değildir
Ararsan Allah’ı kalbinde ara
Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir
Kabul et Yunus’un ergen sözünü
Tezcek gelir başa, geçte değildir.
YUNUS EMRE
HAK'TAN İNEN ŞERBETİ
Hak'tan inen şerbeti / içtik Elhamdülillah
Şol kudret denizini / geçtik Elhamdülillah
Şol karşıki dağları / meşeleri dağları
Sağlık safalık ile / geçtik Elhamdülillah
Kuru idik yaş olduk / ayak idik baş olduk
Havalandık kuş olduk / uçtuk Elhamdülillah
Vardığımız illere / şol safa gönüllere
Halka Taptuk manisin / saçtık Elhamdülillah
Beri gel barışalım / yad isen bilişelim
Atımız eyerlendi / eştik Elhamdülillah
Derildik pınar olduk / irkildik ırmak olduk
Aktık denize daldık / taştık Elhamdülillah
Taptuk'un tapusunda / kul olduk kapusunda
Yunus miskin çiğ idik / piştik Elhamdülillah
YUNUS EMRE
BE HEY KARDEŞ HAKKI BULAM MI DERSİN
Be hey kardeş hakkı bulam mı dersin
Hakka yarar amel işlemeyince
Bu sırrın ötesin duyam mı dersin
Mürşid-i kamille başlamayınca
Gel hey kardeş gel sen birliğe özen
Birliktir her nefsin kal'asın bozan
Hiç kendi kendine kaynar mı kazan
Çevre yanın ateş eylemeyince
Aşkın odu geldi yüreğim harlar
Aşkı olan, arı kendini neyler
Behey Yunus sana söyleme derler
Ya ben öleyim mi söylemeyince
YUNUS EMRE
EVVEL BENEM AHIR BENEM
Evvel benem ahır benem / canlara can olan benem
Azıp yolda kalmışlara / Hızır meded eren benem
Düz döşedim bu yerleri / baskı kodum bu dağları
Sayvan gerdim bu gökleri / geru sonra düren benem
Bir niceye verdim emir / devlet ile sürdü ömür
Yanan kömür kızan demir / örse çekiç salan benem
Yunus değil bunu diyen / kendiliğidir söyleyen
Mutlak kafir inanmayan / evvel ahır heman benem
YUNUS EMRE
AŞIK SANA BİR SÖZÜM VAR
Aşık sana bir sözüm var, bu arş nenin üstündedir
Hikmetine akıl ermez, bu arş kürsün üstündedir
Kamil sana bir sözüm var, bu kürs nenin üstündedir
Hikmetine akıl ermez, bu kürs levhin üstündedir
Derviş sana bir sözüm var, levih nenin üstündedir
Hikmetine akıl ermez, levih gökler üstündedir
Kamil sana bir sözüm var, yerler nenin üstündedir
Hikmetine akıl ermez, yerler öküz üstündedir
Derviş sana bir sözüm var, öküz nenin üstündedir
Hikmetine akıl ermez, öküz balık üstündedir
Aşık sana bir sözüm var, balık nenin üstündedir
Hikmetine akıl ermez, balık suyun üstündedir
Aşık sana bir sözüm var, su da nenin üstündedir
Hikmetine akıl ermez, su rüzgarın üstündedir
Yüzünü Hürmüz'e tutmuş, kuyruğun firenge atmış
Yeri götren sarı öküz, yüz on dört bin yaşındadır
Kabe'yi belinde tutmuş, ağzını Hürmüz'e açmış
Kuyruğun karnına atmış, mağrib maşrık başındadır
Gözlerin ırmayıp bakar, silkinse dünyayı yıkar
Şundan hayli elem çeker, bir sinecek başındadır
Gönü var dağlardan kalın, tüketmez mahluklar yağın
Kuvvetlidir şöyle yeğin, sanki on dört yaşındadır
Titreyişi zelzeledir, boynuzları velveledir
On iki ayağı vardır, her biri bir kösededir
Aşık Yunus söyler bunu, ne güzel yaratmış Gani
Çifte koşayıdım onu, hikmet onun işindedir
YUNUS EMRE
YALANCI DÜNYAYA KONUP GÖÇENLER
Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler, ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler, ne bir haber verirler
Kimisinin biter üstünde otlar
Kiminin başında sıra serviler
Kimi masum, kimi güzel yiğitler
Ne söylerler, ne bir haber verirler
Toprağa karışmış nazik tenleri
Söylemeden kalmış tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları
Ne söylerler, ne bir haber verirler
Yunus der ki gör takdirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler, ne bir haber verirler,
YUNUS EMRE
YA İLAHİ GER SUAL ETSEN BANA
Ya ilahi ger sual etsen bana
Cevabım işbudurur anda sana
Ben bana zulmeyledim ettim günah
Neyledim nettim sana ey padişahım
Nesne eksildi mi mülkünden senin
Geçti mi hükmüm ya hükmünden senin
Rızkını yeyip seni aç mı kodum
Ya yeyip öynünü muhtaç mı kodum
Hiç Yunus'tan değdi mi sana ziyan
Sen bilirsin aşikare vü nihan
Bir avuç toprağa bunca kıyl ü kal
Neye gerek ey kerim ü zül-celal
YUNUS EMRE
DOLAP NİÇİN İNİLERSİN
Dolap niçin inilersin /derdim vardır inilerim
Ben Mevlaya aşık oldum / onun için inilerim
Benim adım dertli dolap / suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap / derdim vardır inilerim
Beni bir dağda buldular / kolum kanadım kırdılar
Dolaba layık gördüler / derdim vardır inilerim
Dağdan kestiler hezenim / bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozanım / derdim vardır inilerim
Suyu alçaktan çekerim / çıkar yüksekten dökerim
Görün ben neler çekerim / derdim vardır inilerim
Yunus bunda gelen gülmez / kişi muradına ermez
Bu fanide kimse kalmaz / derdim vardır inilerim
YUNUS EMRE
BİZ DÜNYADAN GİDER OLDUK
Biz dünyadan gider oldu / kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua / kılanlara selam olsun
Ecel büke belimizi / söyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi / soranlara selam olsun
Tenim ortaya açıla / yakasız gömlek biçile
Bizi bir asan veçhile / yuyanlara selam olsun
Dünyaya gelenler gider / hergiz gelmez yola gider
Bizim halimizden haber / soranlara selam olsun
Miskin Yunus söyler sözün / yaş doludur iki gözün
Bilmeyen ne bilsin bizi / bilenlere selam olsun
YUNUS EMRE
GELDİ GEÇTİ ÖMRÜM BENİM
Geldi geçti ömrüm benim / şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle gelir / bir göz açıp yummuş gibi
İşbu söze Hak tanıktır / bu can gövdeye konuktur
Bir gün ola çıka gide / kafesten kuş uçmuş gibi
Miskin adem oğulları / ekinlere benzer gider
Kimi biter kimi yiter / yere tohum saçmış gibi
Bu dünyada bir nesneye / yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere / gök ekini biçmiş gibi
Bir hastaya vardın ise / bir içim su verdin ise
Yarın orda karşı gele / Hak şarabın içmiş gibi
Yunus Emre bu dünyada / iki kişi kalır derler
Meğer Hızır, İlyas ola / abıhayat içmiş gibi
YUNUS EMRE
TAŞTIN YİNE DELİ GÖNÜL
Taştın yine deli gönül / sular gibi çağlar mısın
Aktın yine kanlı yaşım / yollarını bağlar mısın
Nidem elim ermez yare / bulunmaz derdime çare
Oldum ilimden avare / beni bunda eğler misin
Yavı kıldım ben yoldaşı / onulmaz bağrımın başı
Gözlerimin kanlı yaşı / ırmak olup çağlar mısın
Ben toprak oldum yoluna / sen aşırı gözetirsin
Şu karşıma göğüs geren / taş bağırlı dağlar mısın
Karlı dağların başında / salkım salkım olan bulut
Saçın çözüp benim için / yaşın yaşın ağlar mısın
YUNUS EMRE
BİR KEZ GÖNÜL YIKTINISA
Bir kez gönül yıktınısa
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil
Bir gönülü yaptınısa
Er eteğin tuttunusa
Bir kez hayır ettinise
Binde bir ise az değil
Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hakk'ı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil
Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Belî kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil
Doğru yola gittin ise
Er eteğin tuttunusa
Bir hayır dua ettinise
Birine bindir az değil
Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka meta'ların satar
Yükü gevherdir tuz değil
YUNUS EMRE
Sizi tebrik edeyim öncelikle Yunus Emerenin siirlerini ve anlamli sözlerini bir araya getirmek guzel...
BİZ KİMSEYE KİN TUTMAYIZ
Biz kimseye kin tutmayız
Ağyar dahi dosttur bize
Kanda ıssızlık var ise
Mahalle vü şardır bize
Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Kamu âlem birdir bize
Vatan bize cennetdürür
Yoldaşımız Kak'dürür
Hak'tan yana yönelicek
Başka yollar dardır bize
Dünya bir avrattır karı
Yoldan iltir niceleri
Sürün gitsin öyleleri
Onu sevmek ardır bize
Dünya haramdır haslara
Helal olmuş nekeslere
Biz dünyayı dost tutmayız
Ol dünya murdardır bize
Yunus eydür Allah deriz
Allah ile kapılmışız
Dergâhına yüz tutuban
Hemen bir ikrardır bize
YUNUS EMRE
DERVİŞLİK DEDİKLERİ
Dervişlik dedikleri
Hırka ile taç değil
Gönlün derviş eyleyen
Hırkaya muhtaç değil
Hırkanın ne suçu var
Sen yoluna varmazsan
Vargıl yolunca yürü
Er yolu kalmaç değil
Dirsin Şeyh'in aşkına
Yalın ayak başı açık
Er var dirlik dirlikmiş
Yalın ayak aç değil
Durmuş marifet söyler
Erene Yunus Emrem
Yol eriyle yoldadır
Yolsuza yoldaş değil
YUNUS EMRE
ELHAMDÜLİLLAH
Haktan gelen şerbeti içtik elhamdülillah
Şol kudret denizini geçtik elhamdülillah
Şol karşıki dağları meşeleri bağları
Sağlık sefalık ile geçtik elhamdülillah
Kuruyuduk yaş olduk ayak olduk baş olduk
Kanatlandık kuş olduk uçtuk elhamdülillah
Vardığımız illere şol sefa gönüllere
Baba Tapduk ma'nisin saçtık elhamdülillah
Beri gel barışalım yâd isen bilişelim
Atımız eğerlendi eştik elhamdülillah
İndik Rum'u kışladık çok hayr ü şer işledik
Uç bahar geldi geri göçtük elhamdülillah
Dirildik pınar olduk ırıldık ırmak olduk
Aktık denize daldık taştık elhamdülillah
Taptuğun tapusunda kul olduk kapusunda
Yunus miskin çiğ idik piştik elhamdülillah
YUNUS EMRE
Yunus Emre hem çok güzel bir insan, hem de çok büyük bir ozan. Bilgiler ve şiirler için teşekkürler.
EVVEL BAHAR OLMAYINCA
Evvel bahar olmayınca
Kızıl gül açılmaz imiş
Kızıl gül açılmayınca
Bülbül zârı kılmaz imiş
Bülbül hevestir ötmeğe
Güle sarmaşıp yatmağa
Bağban kasdeyler satmağa
Gül kadrini bilmez imiş
Bre bağban satma gülü
Haramdır akçesi pulu
İnletme âşık bülbülü
Gözün yaşı dinmez imiş
Yılda bir kez hayvanlara
Aş yeli eser bunlara
Kimi âdem hayvan olur
Hayvan âşık olmaz imiş
Âşık olamıyan âdem
Benzerimiş bir ağaca
Ağaç yemiş vermeyince
Budağı eğilmez imiş
Yunus Emre'm hey biçare
Yârdan ayrıldın âvare
Yârdan ayrılmayınca dost
Yâr kadrini bilmez imiş
YUNUS EMRE
GAYRIDIR HER MİLLETTEN BU BİZİM MİLLETİMİZ
Gayrıdır her milletten
Bu bizim milletimiz
Hiç dinde bulunmadı
Din ü diyanetimiz
Bu din ü diyanette
Yetmiş iki millette
Bu dünya ol ahrette
Ayrıdır âyâtımız
Zahir suya banmadan
El ayak deprenmeden
Baş sücuda ermeden
Kılınız taatımız
Ne Kâbe ne de mescid
Ne rükû ne de sücud
Hak ile daim becid
Olur münacatımız
Ger Kâbe'ye varalım
Ger mescide girelim
Ger suyuyla yunalım
Çün bile illetimiz
Su ne kadar arıda
Çün yavuz fi'lşin senin
Meğer bizi pâk ede
Hak'tan inayetimiz
Kimin sözün kim bile
Akıl ermez bu hâle
Yarın anda bell'ola
Müslüman mürtedimiz
Yunus canın yenile
Kim dostluğun anıla
Aşk ile dinlerisen
Bilesin kudretimiz
YUNUS EMRE
GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ
Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne âkilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi
Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi
Akar suların çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi
Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi
Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi
Mecnun oluban yürürüm
Ol yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi
Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost elinde avareyim
Gel gör beni aşk neyledi
YUNUS EMRE
İLİM KENDİN BİLMEKTİR
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır
Okumaktan murat ne
Kişi Hak'kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir
Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen
Abes yere gelmektir
Dört kitabın mânâsı
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır
Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Mânâsı ne demektir
Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir
YUNUS EMRE
MÂNÂ EVİNE DALDIK
Mânâ evine daldık
Vücut seyrini kıldık
İki cihan seyrini
Cümle vücutta bulduk
Yedi yer yedi göğü
Dağları denizleri
Uçmağ ile tamuyu
Cümle vücutta bulduk
Gece ile gündüzü
Gökte yedi yıldızı
Levhte yazılı sözü
Cümle vücutta bulduk
Musa ağdığı Tûr'u
Yoksa Beyt_ül Mü'mur'u
İsrafil çalan sûru
Cümle vücutta bulduk
Tevrat ile İncil'i
Furkan ile Zebur'u
Bunlardaki beyanı
Cümle vücutta bulduk
Yunus'un sözleri hak
Cümlemiz dedik sadak
Nerd'istersen orda Hak
Cümle vücutta bulduk
YUNUS EMRE
sagol...
ellerine saglik...
Alevimen 15.09.2005, 01:51 bende çok teşekkür ederim güzel ve faydalı bir çalışma
Çağırayım Mevlam Seni
Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni
Sular dibinde mâhiyle
Sahralarda âhû ile
Abdal olup yâhû ile
Çağırayım Mevlâm seni
Gök yüzünde İsâ ile
Tûr dağında Mûsâ ile
Elindeki asâ ile
Çağırayım Mevlâm seni
Derdi öküş Eyyûb ile
Gözü yaşlı Ya’kûb ile
Ol Muhammed mahbûb ile
Çağırayım Mevlâm seni
Bilmişim dünya halini
Terk ettim kıyl ü kâlini
Baş açık ayak yalını
Çağırayım Mevlâm seni
Yûnus okur diller ile
Ol kumru bülbüller ile
Hakkı seven kullar ile
Çağırayım Mevlâm seni
Yunus Emre
Aşkın Elinden
Bilmem nideyim
Kanda gideyim
Aşkın elinden
Aşkın elinden
Meskenim dağlar
Durmaz kan ağlar
Gözyaşım çağlar
Aşkın elinden
Kaddim yay oldu
İşim vay oldu
Bağrım nay oldu
Aşkın elinden
Dinle zarımı
Verdim serimi
Kodum arımı
Aşkın elinden
Varım vereyim
Üryan olayım
Zevke ereyim
Aşkın elinden
Yunus'un sözü
Kan ağlar gözü
Doğrudur özü
Aşkın elinden
Yunus Emre
Şöyle Garip Bencileyin
Acep şu yerde var m'ola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin
Gezdim Urum ile Şamı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin
Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler duymasın
Şöyle garip bencileyin
Söyler dilim ağlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garip bencileyin
Nice bu dert ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam
Şöyle garip bencileyin
Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin
Hey Emre'm Yunus biçâre
Bulunmaz derdine çare
Var imdi gez şardan şare
Şöyle garip bencileyin
Yunus Emre
Yunus Emre'nin siirlerini ve biyografisini bizimle paylastiginiz ve de emeklerinizden dolayi tesekkürlerimi iletiyorum.
Herkese merhaba !
ŞOL CENNETİN IRMAKLARI
Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu
Çıkmış islam bülbülleri öter Allah deyu deyu
Salınır tuba dalları, Kuran okur hem dilleri
Cennet bağının gülleri, kokar Allah deyu deyu
*** ***
Kimi yiyip kimi içer, hep melekler rahmet saçar
İdris nebi hulle biçer, biçer Allah deyu deyu
Altındandır direkleri, Gümüştendir yaprakları
Uzandıkca dudakları, biter Allah deyu deyu
*** ***
Aydan arıdır yüzleri, misk-i amberdir sözleri
Cennette Huri kızları, gezer Allah deyu deyu
Hakka aşık olan kişi, akar gözlerinin yaşı
Pür nur olur içi dışı, söyler Allah deyu deyu
*** ***
Ne dilersen Haktan dile, Kılavuzla gir bu yola
Bülbül aşık olmuş güle, öter Allah deyu deyu
Açıldı gökler kapısı, rahmetle doldu hepisi
Sekiz cennetin kapısı, açar Allah deyu deyu
*** ***
Rıdvan-durur kapı açan, idris-durur hulle biçen
Kevser şarabını içen, kanar Allah deyu deyu
Miskin Yunus var yarına, koma bugünü yarına
Yarın Hakkın divanına, varam Allah deyu deyu
*** ***
Tuba : Cennet Ağacı
Hulle : Elbise
Nebi : Peygamber
Rıdvan : Cennet, Cennet meleği
bülentişcan 29.12.2005, 12:59 Sevgili Ercan
Eline sağlık Çok güzel bir çalışma,
Bilmem seninde ve diğer okuyucu arkadaşların,canlarında dikkatini çektimi,
Anadolu aleviliğnin ilk tasavvufcuları ve ilk ozanları,Emre Said Yunus Emre gibi ozanlarımız DUAZİMAM yazmamışlar,yada okumamışlar,
Bilgisi olan canlar,bu niyedir,acaba o 1000-1200 lu yıllarda batın tasavuufcuları ve o günkü adı ile Vefailer,babiler,vs bu gunku alevi tanımında olan köylüler,boylar aşiretler, şii etkisinde daha mı az kaldılar,
yani 12 imam ve ehlibet inancı 15-16. yy larda Erdebil Tekkesi nufusunu artmasından sonra mı basladı,hasbel kader okudum kitaplarda da (H.Bektaş velayetnamesi,Malakat,İbni Arabi gibi)bu ŞİA inançları yok daha özgun,batın, yorum ve anlatımlar var,
Sizce bu farklılık yanı 12 İMAM VE EHLİBEYT sevgi ve inancı sonradan mı ,yoksa ben mı eksık kaldım veya yorumluyorum
DOSTCA KALIN
s selman 29.12.2005, 16:16 Horasan’da Ahmet Yesevi’yle başlayan Türk tasavvuf hareketi, 13 üncü Yüzyılda Anadolu’da, aynı dönemde ve aynı bölgede yaşayan Hacı Bektaş Veli, Mevlana ve Yunus Emre´yle doruk noktasına ulaşmıştır.
Yunus Emre 13 üncü Yüzyıl Anadolusunun en önemli manevî mimarlarından birisi ve sade bir Türkmen dervişidir. Anadolu’da birliğin bozulduğu, Moğol ordularının yakıp yıktığı, insanların umutsuzluğa kapıldığı bir dönemdeYunus Emre şiirleriyle bir sevgi seli oluşturmuş, insanlara manevî huzuru, sevgi ve hoşgörü gibi evrensel değerleri aşılamaya çalışmıştır.
Gönül kırmamak, hiçbir canlıyı incitmemek, gönül almak, büyük taslamamak, geçimli olmak, bilgili olmak Yunus´un ana kavramlarıdır. “Herkes ayıbını ve kötülüğünü görebilmeli ve bunları düzeltmek için çaba göstermelidir” diye düşünür Dervis Yunus.
Dervişlik bir hizmet makamıdır, bir insanlık disiplinidir. Derviş olabilmek için, kötü düşüncelerden arınmak, mal, mülk hırsından sıyrılmak, sen-ben kavgasından uzak kalmak, insana ve insanlığa hizmete soyunmak, tanrı ve insanlık yolunda çaba göstermek gerekir. Elde tespih, dilde dua, her şeyden elini ayağını çekmiş insanlara yakıştırılan dervişlik, sonraları ortaya çıkan bir sapmadır.
Nitekim,Yunus bu softalara şiddetle karşı çıkmış ve şiirlerinde şunları söylemiştir:
“Dervişlik dedikleri, hırka ile taç değil.
Gönlünü derviş eden, hırkaya muhtaç değil.”
Gerçeğe, tanrıya, evrensele ve her şeyin özüne varmak çabasında olan Yunus´un tasavvuf felsefesi ve görüşleri, Bektaşî öğretilerini yansıtır; şeyhi Taptuk Emre, Hacı Bektaş Veli’ye bağlıdır.Yunus Emre de, Mevlânâ gibi insana önem verir. Din, tarikat, görünüşte farklı olan yollardır; hepsinin amacı, iyi insan olmak ve insanlık hedefine ulaşmaktır.
Bugün Yunus Emre nin yaşadığı Anadolu topraklarında kurulan Türkiye Cumhuriyetinin Sayın Başbakanının, Hacı Bektaş Veli’nin “gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım” sözleriyle, insanları birliğe çağırdığına tanık oluyor ve bundan mutluluk duyuyorum; ancak, biliyoruz ki, insanların düşüncelerini, eylemlerini ve inançlarını gözardı ederek, ibadetin şekli üzerinde durup içeriğini unutarak, onları dinli-dinsiz, bizden veya bizden değil diye ayırarak “bir olmak, iri olmak, diri olmak” asla mümkün değildir. Nitekim Yunus´un kendisi de, işin şeklinde değil, manasındadır; gerçek ibadeti, gerçek dindarlığı da, şeklen bazı şeylerin yerine getirilmesinde değil, o şeklin var ediliş amacında arar; tanrıyı, sevgiler ve yücelikler dolu bir güç olarak tanıtıcıdır; dinin dogmalarını, şeriatın katı kurallarını kırıcıdır.
“Bir kez gönül yıktın ise,
Bu kıldığın namaz değil.
Yetmiş iki millet dahi,
Elin yüzün yumaz değil” der Derviş Yunus
Yunus Emre çeşitli görüşlerini yapıtlarında ortaya koymuştur. Bilim, bilgi, gerçek, tanrı, ölüm, aşk gibi konulardaki düşüncelerini bir potada eritmiştir. Ermişler aşamasına ulaşmak için yetkin insan olmak için çalışmış, sonunda da en yüksek makama ulaşmıştır.
Yunus´a göre, bilim bir amaç değil, araçtır; çünkü, bilimi kendilerine amaç edinenler, kendilerini dünyanın merkezi sanırlar ve bu bilgileriyle de üstünlük taslarlar.
Oysa,Yunus´a göre, mutlak varlıktan başka varlık yoktur ve bütün var olanlar Tanrı’nın; yani, mutlak varlığın çeşitli görüntülerinden başka bir şey değildir.
Bu düşünceyle Derviş Yunus;
“Yol odur ki doğru vara,
Göz odur ki Hak’kı göre,
Er odur ki alçakta dura,
Yüceden bakan göz değil” demiştir.
Yunus Emre aynı zamanda ulusumuzun değerlerini, görüşlerini yansıtan büyük bir sanatçıdır.o, sözün gücünü ve kudretini çok iyi kavramıştır. İyilik ve kötülüğün sözden geldiğini, ifadesini doğru bulmayan sözün nelere yol açabileceğini görmüştür.
Ona göre söz, insanları dost da, düşman da eden bir araçtır.
“Söz ola kese savaşı,
Söz ola bitire işi,
Söz ola ağılı aşı,
Bal ile yağ ede bir söz.”
Yunus bize şiirlerinde hafif güldürünün, acı kınamanın ve kara yerginin de ilk örneklerini verir.Yunus´tan evvel edebiyatımızda böyle bir gelenek yoktur. Usta sanat eri Yunus´un yergisi özele, somuta iner. İşte, zamane beyleri için:
“Gitti beyler mürveti binmişler birer atı,
Yediği yoksul eti, içtiği kan oluptur”
“Beyler azdı yolundan bilmez yoksul halından”
Yine Yunus´un şiirlerinde insanların bir bölüğü bize tasavvuf imgeleri olarak sunulur. Bunlar canlardır, erenlerdir, padişahtır, erdir, gerçek erdir, aşıktır ve gerçek aşıktır.
Bunların aralarında boy, pos, huy, hus, duygu, düşünce farkları yoktur. Hepsi iyilik, güzellik, bilgelikle bezenerek Tanrı suretleri olmuşlardır.
“Ey aşıklar, ey aşıklar,
Aşk mezhebi dindir bana,
Gördü gözüm dost yüzünü,
Kamu yas düğündür bana” der.
Her ne kadar bir şiirinde
“Bilmeyen ne bilsin bizi,
Bilenlere selam olsun” derse de, Anadolu insanı Yunus´u öylesine sahiplenmiştir ki, onun mezarının kendi topraklarında bulunmasını arzulamıştır; bugün, Anadolu’nun onbeş ayrı yerinde mezarının oluşu, şiirlerinin de, ilahilerinin de dillerden düşmeyişi bu sevginin en açık ifadesidir; Bursa, Sandıklı, Kula, Erzurum, Sarıköy ve Karaman bu yerlerden bazılarıdır.
Anadolu toprağında yetişen ve adına “Hoşgörü Yılı” ilan edilen büyük ustanın yine orada yatıyor olması bizim için yeterlidir.
Sözlerimi Yunus´un, tüm insanları kucaklayan
“Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Kamu alem birdir bize” dizeleriyle, selam sana sekiz yüzyıldır diri kalan canlı Yunus diyerek bitiriyorum.
Ali Riza Gülcicek
2003 TBMM konusmasi
merhaba arkadaşlar ne yazıkki hancı pervane yunus emre fuzuli sultan pirsultan kul hüseyin ve daimiyle aynı ruhu aynı hakkın cemalinden doluyu içmiştir görüyorum alevi canlarımız orjinal sesinide kayıt etmeme rahmen cok az sayıda ilgi işte yunus tekrar zuhur etti şimdiki toplumgibi sağ ken büyüklere ilgi saygı yok ölünce değeri artıyor ama işişten gecmiş oluyor
aşağıdaki konuyu ondan hakkın tellalı söylemiştir
HANCI PERVANE
Ebcedi kebirden anlamaz deli
Doğru bir iş yaparsan suç sayar
İmanlı adam haramı götürmez
Aklı dili kudretinden cevap eder
Kötü beğenmez kudretini
Hakikat kemerini temiz bele bağlamış
Yüzünde hayası var hayası olan onu beğenmez
Temizin itibarı dağlardan aşar
Dinsiz onu beğenmez elbisesinden bellidir
Doğrunun yolu da acıktır toz bulaşmaz
Arsızın neyi olur piri yoktur dur
Ferman okuyan dermanı bulur
Oturduğun yeri gözle zaman oturur
Danış bir kimseye kötüye olma nöker
Gözünden bellidir kötünün şüpheli göz
Kendini sakla ayağın kaymasın
Seni güldürenin yanına gitme sonra ağlatır
Bir borç para verirsen ölçtüğün kula ver
Harabat konuşana açma muhabbet kapısını
Aklı cıbılınnan ağır kaldırma sonra harab olursun
Hancı aşığım belini kendin bağla
Ebceti kebir okuyana yoldaş ol
Dinin temelini bul sarhoş olma
Emirlerde yalan olmaz temiz ervah almıştır
s selman 01.01.2006, 00:59 Yunus Emre´nin sucu ne ?
sayın ercan yunus emrenin sucu yok ama sanıyorum hancı pervanenin sucu bu yüz yılda yaşayan alevi toplumunun içinden gelip zuhur etmek herhalde
s selman abi ben hanci pervanenin nefeslerini ilgiyle okuyorum ve dinliyorum
ne mutlu bize bu zamanda bize kismet olmasi,devamini bekliyoruz.
saygilar.
Serkan_Devrim 05.01.2006, 18:44 hiçbir evliya övülmek istemez. eselerini, düşüncelerini yıllar sonrasına taşıyabilene denir evliya. hacı pervane evliya ise( öyle olmasını dilerim) zamanı gelince anlaşılacaktır. iş işten geçmişte olmaz. eserleriyle meşale olur bizlere. o yüzden üzülmene gerek yok selman kardeş. kendine iyi bak
iyidost69 06.01.2006, 16:40 Yunus Emre bizimdir.
Onu yobazlara kaptırmayalım.
Çünkü o bizim değerimiz.
Sevgiler..
“Söz ola kese savaşı,
Söz ola bitire işi,
Söz ola ağılı aşı,
Bal ile yağ ede bir söz.”
colddream 10.04.2006, 17:02 Burada yunusu tartışıyoruz
Nevri döner cehalet; gelir başa
Bir umutsa sarılıp ağlama boşa
O geleki tabtuk dergahı çoşa
Kıymeti bilmeyen şimdi konuşa
Egri mi idi sopası elinde
Baltası degilmi piri dilinde
Savrulan idi taptuk elinde
Pir kapısına post degilmiydi
Kimin gözü arşa deger bilinmez
Dirligin içine güman sokulmaz
kula degil padişaha secde olunmaz
Yunsun sözleri bu günden sorulmaz.
gelin-canlar 10.04.2006, 23:18 ellerinize sağlık...
DERVİŞLİK BAŞTADIR TACDA DEĞİLDİR
Dervişlik baştadır, tacda değildir
Kızdırmak oddadır, sacda değildir
Eğer bir müminin kalbin yıkarsan
Hakka eylediğin secde değildir
Ararsan Allah’ı kalbinde ara
Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir
Kabul et Yunus’un ergen sözünü
Tezcek gelir başa, geçte değildir.
YUNUS EMRE
Hararet nardadır sacda değildir
Keramet baştadır tacda değildir
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüste mekkede hac da değildir.
Haci Bektasi Veli
goruldugu uzere hunkarin meshur dortlugune benzemis, yunusumuz nadir de olsa copy paste isine bulasmis anlasilan :)
1- IŞK DAVİSİ KILAN KİŞİ
Işk (Aşk) da’visi(davası) kılan kişi hiç anmaya hırs u heva,
Işk evine girenlere, ayruk ne meyl ü ne vefa
Gerçek aşık olan kişi, anmayısar dünya ahret,
Aşık değüldür ol kişi, yüriye izzetli kova.
İzzet ü erkan kamusı, bunlardur dünya sevgisi,
Işkdan haber eyitmesün, kim dünya izzetin seve
Dili-yile ışk diyenler, bilmezler aşk neydüğini,
Benüm cevabım sen eyit, ışk ile izzet bir eve.
Dünya ve İzzet ışk-ıla bular sazkar olmadı,
Vallah nükte benüm değil, ışk hazırdur görmez reva
Her kimde ki ışk var-ısa, ayruk nesne sığmaz anda,
Dost döşeğine geçemez, at u katır yahud deve
Bu cümle aşık olanlar, ışk ile geldiler yola,
Muşahadeye gark olan düşmeyiserdür o ağa
Yunus’a aşık diyüben zinhar özenüp gelmenüz,
Çok bezirgan ziyan ider varıcağız uzun yola.
2- SENSİZ YOLA GİRERSEM
Sensüz yola girürisem, çarem yok adım atmağa,
Gevdemde kuvvetüm sensin, başum götürüp gitmeğe.
Gönlüm, Canum, aklum, bilüm senün ile karar ider
Can kanadım açuk gerek, uçuban dosta gitmeğe.
Kendüliğinden geçeni, toğan ider ma’şuk anı,
Ördeğe, kekliğe salar, süre irüben tutmağa.
Bin Hamza’ca kuvvet vermiş, kadir çalab ışk erine,
Tağları yolından ırar, kasd ider dosta gitmeğe
Yüzbin Ferhad külüng(taşçı kazması) alup, kazar taglar bünyadını,
Kayalar kesüp yol ider, susamışları yakmağa.
Aşık mı direm ben ana, Tanrının uçmağın seve,
Uçmak hod bir tuzakdurur, eblehler canın tutmağa.
Aşık olan miskin olur, Hak yolına teslim olur,
Her ne dirsen boyun tutar, çare yok gönül yıkmağa.
Bildük gelenler geçtiler, gördük konanlar göçdiler,
Işk şarabın içen canlar, uymaz gçömeğe konmağa
Dutulmadı Yunus canı geçti tamudan uçmağı,
Yola düşüp dosta gider ol aslına uyakmağa.
3- BİR KEZ YÜZÜN GÖREN KİŞİ
Bir kez yüzün gören kişi, ömrince hiç unutmaya,
Tesbihi sen olasın ol, ayrık nesne eyitmeye
Taata turan zahidün, gözleri seni görürse
Tesbihini unutup ol, mihraba secde etmeye
Ağzına şeker aluban, gözleri sana tuş olan
Unıda ol şekerini, ayruk çeyneyip yutmaya
Ben seni sevdüğim için, eğer baha dirler ise,
İki cihan mülkün verem, dahı bahası yetmeye
İki cihan toptolu, bağ u bustan olur-ısa,
Senün kokundan eyü gül, bustan içinde bitmeye
Gül ü reyhanın kokusu, aşuklara maşuk yeter,
Aşık olanın maşukı, hergiz öginden gitmeye
İsrafil surın urıcak, mahlukat turu(ayağa kalkmak) gelicek,
Senün ününden artuk ün, hiç kulağım işitmeye
Zühre yire inübeni, sazın nüvaht(okşama) iyler ise,
Aşıkun işreti sensüz, gözi ol yana gitmeye
Ne iderler hanumanı, ya sensüz iki cihanı?
İki cihan fidi sana, kimesne güman tutmaya
Sekiz uçmağın hurisi, eger bezenüp geleler,
Senün sevgünden özgeyi, gönlüm hiç kabul itmeye
Bu dünyada ne ola kim, ahıretde ol olmaya,
Hur-ıla gılman gelicek, aşık elin uzatmaya
Yunus seni seveliden, beşaret oldı canına
Her dem yeni dirliktdedür, hergiz ömrin eskitmeye
4- İKİ CİHAN ZİNDAN İSE
İki cihan zindan-ısa, gerek bana bustan ola,
Ayruk bana ne gam gussa, çün inayet dostdan ola
Varam ol dosta kul olam, ben açıluban gül olam
Hem ötüben bülbül olam, turağum gülistan olsa.
Dost yüzini gördi gözüm, erenlere toprak yüzüm,
Söz anlayana bu sözüm, gerek şekeristan ola
Her da’viden geçen kişi, dosttan yana uçan kişi,
Işk şarabın içen kişi, geh esrük(sarhoş,mest) geh mestan ola
Sensüz iki cihan benüm, zindan görünür gözüme,
Senün ışkınla bilişen, gerek has-ul-hasdan ola.(maddilikten kurtulup manaya ulaşan,)
Işka döyemedi özüm, gensüzin söylerim sözüm,
Yunus senün işbu sözün, alemlere destan ola.
5- IŞK ETEĞİN TUTMAK GEREK
ışk eteğin tutmak gerek, akıbet zeval olmaya,
ışkdan bir elif okursan, kimseden sual olmaya
ışk dedüğin tuyar-ısan, ışkda candan uyar-ısan
ışk yolına candur fidi, ana fidi mal olmaya
asıl zadeler nişanın, eger bilmek diler isen,
özi oğlan da olursa, sözinde vebal olmaya
ariflerden nişan budur, her gönülde hazır ola,
kendüyi teslim eyleye, sözde kıyl-ü-kal olmaya
görmezmisin sen aruyı, her bir çiçekden bal ider,
sinek ile pervanenün(kelebek), yuvasında bal olmaya
Dürr(inci) ü cevher ister isen, ariflere hidmet eyle,
Cahil bin söz söyler ise, manide miskal(ağırlık ölçü birimi) olmaya
Miskin Yunus zehr-i katil, ışk elinde tiryak olur,
İlm ü amel zühd ü taat, bes(kafi) ışksuz halal olmaya
6- EY AŞIKLAR
iy aşıklar, iy aşıklar, ışk mezheb ü dindür bana,
gördi gözüm dost yüzini yas kamu düğündür bana.
Ey padişah, ey padişah, uş ben beni virdüm sana,
Genc ü hazinem kamusu sensin benüm önden sona
Evvel dahi bu akl u can, senünile asl-ı mekan,
Ahır yine sensin mekan, uş(işte) varuram senden yana
Senden sana varur yolum, senden seni söyler dilüm,
İlle sana irmez elüm, bu hikmete kaldım dona (elbise,giysi)
Ayruk bana ben dimeyem, kimseyene sen dimeyem,
Bu kul o sultan dimeyem işidenler kala tana (hayret)
Dost ışkına ulaşaldan dünya ahiret bir oldı,
Ezel ebed sorar-ısen dün ile bugündür bana
Ayruk bize yas olmaya, hiç gönlümüz pas olmaya,
Zira hak’dan gelen avaz savulmaz bir ündür bana
Ben ışkundan ayrulmayam, dergahundan ırılmayam,
Eğer benden gider isem, senün ile varam bana
Ol dost beni viribidi, var dünyayı bir gör didi,
Geldüm gördüm hoş arayiş, seni seven kalmaz ana
Kullarına vad eyledi yarın ki gün görmen didi,
Ol dostların sevindüği, yarınum bugündür bana
Bu ahıla bu zarıla, bu hikmeti kim ne bile,
Bilse dahi gelmez dile, tuttum yüzüm senden yana
Sensin bana can u cihan, sensin bana genc-i nihan(gizli hazine)
Senden dürür (bir araya gelir) assı (fayda) ziyan, ne iş gele benden sana
Yunus sana tutdı yüzün, unutdı cümle kendözin,
Cümle sana söyle sözin, söz söyleyen sensin bana
Sn: Ercan..,
Katkılarınız için tşk.ler..bunlarda benden..
BİR SAKİDEN İÇTİK ŞARAP
Bir sakiden içtik şarap, arştan yüce meyhanesi
Ol sakinin mestleriyiz, canlar onun meyhanesi
Bir meclistir meclisimiz, anda ciğer kebap olur
Bir şemdir burda yanan, güneş onun pervanesi
******
Aşk oduna yananların, külli vücudu nur olur
Ol od bu oda benzemez, hiç belirmez zebanesi
Ondaki mest olanların, Enel hak tır sözleri
Hallac Mansur gibidir en kemine divanesi
******
Ol meclisin bekrileri, şol şah-ı Edhem gibidir
Belh şehrinde yüzbin ola her guşede viranesi
Yunus bu cezbe sözlerin cahillere söylemegil
Bilmezmisin cahillerin nice geçer zamanesi
YUNUS EMRE
SIRRA ERDİM
Ben bunda seyr eder iken, acaib sırra erdim ahi
Bir siz dahi sizde görün, dostu bende gördüm ahi
Bende baktım bende gördüm, benim ile bir olanı
Suretime can vereni, kimolduğun bildim ahi
******
İsteyuben bulamazam, o ben isem ya ben hani
Seçemedim ondan beni, bir kez o oldum ahi
Maşuk benimledir bile, ayrı değil kıldan kıla
Irak sefer bizden kala, dostu yakın gördüm ahi
******
Munim oldum yoksul iken, benim oldu kevn-i mekan
Yerden göğe magrib meşrik, yere göğe doldum ahi
Nitekim ben beni bildim, bu oldu ki Hakkı buldum
Korkum onu buluncadı, korkudan kurtuldum ahi
******
Yunus kim öldürür seni, veren alır tatlı canı
Bu canlara hükmedenin, kim olduğun buldum ahi
YUNUS EMRE
AŞK BAHRİSİ
Benem ol aşk bahrisi denizler hayran bana
Derya benim katremdir zerreler umman bana
Kafdağı zerrem değil ay u güneş bana
Haktır aslım şek değil, mürşittir kuran bana
******
Yok iken ol barigah, var idi ol padişah
Ah bu aşk elinden ah, dert oldu derman bana
Adem yaratılmadan can kalıba girmeden
Şeytan lanet olmadan arş idi seyran bana
******
Yaratıldı Mustafa, yüzü gül gönlü safa
Ol kıldı bize vefa, ondandır ihsan bana
Şeriat ehli ırak eremez bu menzile
Ben kuş dilin bilirim, söyler Süleyman bana
Yunus bu halk içinde eksikliktir Hak bilir
Divane olmuş çağırır, dervişlik buhtan bana
YUNUS EMRE
AŞK İMAMDIR BİZE
Aşk imamdır bize, gönül cemaat
Kıblemiz dost yüzü, daimdir salat
Dost yüzün görünce, şirk yağmalandı
Onun için kapıda kaldı şeriat
******
Gönül secde kılar, dost mihrabında
Yüzün yere vurup, kılar münacat
Münacat gibi vakt olmaz arada
Kim ola dost ile bu demde halvet
******
Şeriat eydür, sakın şartı bırakma
Şart ol kişiye kim ede hiyanet
Erenler nefesi devletli rumuz
Onunla fitneden olduk selamet
"Beli" kavlin dedik evvelki demde
Henuz bir demdir, ol vakt u bu saat
******
Derildi beşimiz, bir vakte geldi
Beşi bir eyleyip, kim kıla taat
Biz kimse dinine hilaf demeziz
Din tamam olucak doğar muhabbet
******
Doğruluk bekleyen dost kapısında
Gümansız ol bulur ilahi devlet
Yunus ol kapıda kemine kuldur
Ezelden ebede dektir bu izzet
YUNUS EMRE
AŞIKLARA DİN NE HACET
Din u millet sorar isen, aşıklara din ne hacet
Aşık kişi harab olur, harab bilmez din diyanet
Aşıkların gönlü gözü maşuk diye gitmiş olur
Ayruk surette ne kalır kim kılısar zühd u taat
******
Taat kılan uçmağ için din tutmayan tamu için
Ol ikiden farig olur, neye benzer bu işaret
Her kim dostu sever ise, dosttan yana gitmek gerek
İşi gücü dost olucak, cümle işten olur azat
******
Onun gibi maşukanın haberini kim getirir
Cebrail-i Mürsel sığmaz, böyle olundu işaret
Soru hesap olmayısar, dünya ahret kovana
Münker u Nekur ne sorar terkolucak cümle murad
Havf u reca gelmez onda varlık yokluk bırakana
İlm u amel sığmaz onda ne terazi var ne sırat
******
Ol kıyamet pazarında her bir kula baş kaygısı
Yunus sen aşıklar ile hiç görmeyesin kıyamet
YUNUS EMRE
HAKİKATIN MANASI
Hakikatin manisin şerh ile bilmediler
Erenler bu dirliği, riya dirilmediler
Hakikat bir denizdir, şeriattır gemisi
Çoklar gemiden çıkıp, denize dalmadılar
******
Bunlar gelip kapıya, şeriatta durdular
İçeri giribeni ne vardır bilmediler
Dört kitabı şerh eden, asidir Hakikatte
Zira tefsir okuyup, manisin bilmediler
******
Yunus adın sadıktır, bu yola geldin ise
Adın değşirmeyenler, bu yola gelmediler
YUNUS EMRE
HAK İSTEYEN
Ey dünü gün Hak isteyen, bilmezmisin Hak nerdedir
Her kandasam orda hazır, nereye bakarsam ordadır
İstemegil Hakkı ırak, gönüldedir Hakka durak
Sen senliğin elden bırak, tenden içeri candadır
******
Gir gönüle bul ordadır, benliğinin defterin dür
Ol has gevher bil ordadır sanam kim ol ummandadır
Ol ummanda yüzbin gevher bir zerreden oldu kemter
Ol cana zeval mi erer, canı ab-ı hayvandadır
******
Eylegil suretin viran, can sırrıdır ona eren
Batın gözüdür dost gören, zahir gözü yabandadır
Kim ki gaflet icre geçer, canı zeval suyun içer
Derviş gönlü arşta uçar, çünki mekanı ordadır
YUNUS EMRE
SUN KADEHİ EY SAKi
Doldur bize sun kadehi, aşk şarabından ey saki
Ol denizden içir bize, k'andan içer şeyh u faki
Kim ki bir dem sohbet ola, müftü müderris mat ola
Bir ilahi devlet ola, ondan içen oldu baki
Okudun yedi mushafı, ha taat gösterir safi
Çünki amel eylemedin, gerekse var yüzyıl oku
Bin kez hacca vardın ise, bin kez gaza kıldın ise
Bir kez gönül kırdın, ise gerekse var yollar doku
Gönül mü yeğ, Kabe mi yeğ, söyle bana aklı eren
Gönlü yeğ-durur zira kim gönüldedir dost durağı
Yunus işin budur, hemen tutgil gönüller eteğin
Dilersen baki olasın, gönüller oldu baki
YUNUS EMRE
BENİM CANIM UYANIKTIR
Benim canım uyanıktır dost yüzüne bakan benem
Hem denize karışmağa ırmak olup akan benem
Irmak gibi ben çağlaram geh gülerem geh ağlaram
Nefsin ciğerin doğraram kibr u kini yıkan benem
Kırdım bu nefsin çerisin bir itdim burc u barusun
Pak eyledim içerisin milketini yuyan benem
Ben hazrete tutum yüzüm ol aşk eri açtı gözüm
Gösterdi bana kendözüm ayet-i kul denen benem
Şah didarın gördüm ayan hiç gümansuz belli beyan
Kafir ola inanmayan ol didara bakan benem
Benim dürür bu cümle iş hikmetimle yaz u kış
Ben bilirim yad u biliş ırılmadan duran benem
Bu cümle canda oynayan damarlarımda kaynayan
Külli dillerde söyleyen külli dili diyen benem
Nemrud odun İbrahim'e ben bağ u bostan eyledim
Küfür yüzünden doğuban gene odu yakan benem
Ol Hallac-ı Mansur ile söyler idim Enel Hakk'ı
Benem gi'nonun boynuna dar urganın takan benem
Ol Hak habibi Mustafa mi'raca edicek sefer
Ol dem canım hak eyledim ol sırrı duyan benem
Şimdi adım Yunus durur ol demde İsmail idi
Ol dost için Arafat'a kurban olup çıkan benem
Cerh benim hükmümdedir her kanda ben oturmuşam
Mülk benim elimdedir yıkan benem, yapan benem
Sa'd benem, said benem, Yunus dahi benimledir
İlm-i ledündür üstadım ol esrarı duyan benem
YUNUS EMRE
Not:"Mod" arkadaşlar şiirlerin daha iyi okunması amacıyla bu şekilde msj yazılmıştır.
Ali Almış Sancağını Eline
Ali almış sancağını eline
Çekilip giderler mahşer yerine
Hasan'ı Hüseyn'i almış yanına
Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed
Kıyamet kopıcak canlar uyanır
Kamil derviş mürşidine dayanır
Yüzün yere koymuş Hak'ka yalvarır
Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed
Üryan olmuş yatar o zayıf tenler
Sararmış benizler söylemez diller
Mahşer yerine cem olmuş erenler
Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed
Yunus eder gelin kadrin bilelim
Fırsat elde iken tevhid edelim
Ruhu için salavat getirelim
Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed
YUNUS EMRE
Neylesin Yunus
İçin dışın mundar iken
dost neylesin senin ile
gözün gönlün nefsi hava
Aşk neylesin senin ile
Zakir ile yoldaş olup
Sadıklara yar olmadın
olmaz yere verdin gönül
Dost neylesin senin ile
Dünya gözün ruşen edip
Gönül gözün kör eyledin
Zulmet dolucak gönlüne
Nur neylesin senin ile
Gerçek ere derviş gerek
Doldu cihan dava ile
Duydun ise aslın işi
Kal neylesin senin ile
Dostlugu sanma hemen
olur suret dizmek ile
Dilde ise senin işin
Hal neylesin senin ile
Dostun hoş derdi ile
merdana sür devranını
dost değilsen dost yolunda
Ar neylesin senin ile!
Yunus Emre
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
İlim İlim Bilmektir
Okumakdan mana ne
Kişi hak'kı bilmektir
çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru emekdür
yiğirmi dokuz hece
Okusan uçtan uca
Sen hep elif dersin hoca
Manası ne demekdür
yunus emre der hoca
gerekse var bin hacca
hepisinden iyice
bir gönüle girmekdür
Yunus Emre
Ben Kılarım Namazı 'mı...
Bana namaz kılmaz diyen, ben kılarım namazımı
Kılar isem kılmaz isem Allah bilir niyazımı
Hak’tan artık kimse bilmez, kafir müslüm kimdir
Ben kılarım namazımı, Hak geçirirse nazımı
YUNUS EMRE
Erkan Sevgi 26.06.2006, 09:44 Hepside muhteşem.. Teşekküreler.
Yunus olabilmek...
çok güzel mat şah mat tşk erkan kardeşimin dediği gibi bu düşüncelerle donanmak mümkün olsaydı her insan insan için
Tasavvuf edebiyatının en büyük şairlerinden biri olan Yunus Emre 13. yy da yaşamıştır. Şiirlerinde ilahi aşkı, insan sevgisini ve hoşgörüyü dile getiren şair, tasavvuftaki "Vahdet-i Vücut" görüşünü kendine özgü bir anlayışla dile getirmiştir.
Yunus Emre, şiirlerini halkım konuştuğu Türkçe ile söylemiştir.Şiirlerindeki anlatım yapmacıksız, samimi ve içtendir. Bu anlatımla ortaya koyduğu şiirlerindeki ortak duygular nedeniyle halk tarafından büyük bir sevgi görmüştür.
Şair, şiirlerinde "ümmi" olduğunu söyleyerek alçak gönüllüğünü ortaya koymuştur. Yunus Emre'nin tasavvuf terbiyesinin yanı sıra medrese öğrenimi de gördüğü sanılmaktadır.
Yunus Emre, şiirlerinde yaratandan dolayı yaratılana duyduğu sevgili coşkulu bir biçimde dile getirmiştir.
Felsefesini "sevelim, sevilelim" ifadesiyle somutlaştıran şairin bu özelliği UNESCO tarafından benimsenmiş,1991 yılı "Yunus Emre Sevgi Yılı" olarak kabul edilmiştir. Yunus Emre aracılığı ile Türk halkının öteden beri taşıdığı bu duyguları bütün dünyanın paylaşması, ülkemiz insanı için büyük bir gurur kaynağı olmuştur.
Yunus Emre'nin "Risaletü'n Nushiyye"si mesnevi tarzında yazılmış didaktik bir eseridir. Şiirleri "Yunus Emre Divanı"nda toplanmıştır.
İşitin ey yarenler
Aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan kişi
Misali taşa benzer
Taş gönülde ne biter
Dilinde ağu tüter
Nice yumşak söylese
Sözü savaşa benzer
Aşkı var gönlü yanar
Yumşanır muma döner
Taş gönüller kararmış
Sarp katı taşa benzer
Ol sultan kapısında
Hazreti tapısında
Aşıkların yıldızı
Her dem çavuşa benzer
Geç Yunus endişeden
Gerekse bu pişeden
Ere aşk gerek evvel
Ondan dervişe benzer
Yunus Emre
DERViŞLiK YOLU
Bu dervişlik yoluna, aşk ile gelen gelsin
Ya dervişlik neydiğin, bir zerre duyan gelsin
Hele biz iş bu yola, gelmedik riya ile
Bu melametlik donun, bizimle giyen gelsin
Gözüyle gördüğünü, örte eteği ile
Bu yol çok ince yoldur, yüreği duyan gelsin
Her kim sever Allahı, rahmet kılar vallahi
Dil sevgisiyle olmaz, Aşk ile yanan gelsin
İşbu sözü diyenden, bize nişan gerektir
Sözün kısası budur, canına kıyan gelsin
Yunus söz ile kimse, kabliyete geçmedi
Bud u vücud dermiyan ortaya koyan gelsin
Melamet : Kınanma
Kabliyet : Öne geçmek
Bud u vücud dermiyan : Varlığını vücudunu aradan çıkaran
fırtınam 15.12.2006, 18:55 Bu bir acaip haldir bu hale kimse ermez
Alimle davi kılar, Veli değme göz görmez
İlm ile hikmet ile, kimse ermez bu sırra
Bu bir acaib sırdır, ilme kitaba sığmaz
Alem ilmi okuyan, dört mezhep sırrın duyan
Aciz kaldı bu yolda, bu aşka el uramaz
Yunus canını terk et, bildiklerini terk et
Fena olmayan suret, şahına vasıl olmaz
***
Unuttum din diyanet, kaldı benden
Bu ne mezheptir, dinden içeri
Dinin terk edenin küfürdür işi
Bu ne küfürdür imandan içeri
Geçer iken Yunus şeş oldu dosta
Ki kaldı kapıda andan içeri
***
Yunus bu cezbe sözlerin cahillere söylemegil
Bilmezmisin cahillerin nice geçer zamanesi
***
Ey sözlerin aslın bilen, gel de bu söz kandan gelir
Söz aslını anlamayan, sanır bu söz benden gelir
Söz karadan aktan değil, yazıp okumaktan değil
Bu yürüyen halktan değil, halık avazından gelir
HER KANCARU DÖNER İSEM
Her kancaru döner isem aşk iledir işim benim
Öldür gönlümde teşvişim hem aşktır yoldaşım benim
Aşıklara göynür özüm onuncun faşolur razım
Göriceğiz aşıkları kaynar içim dışım benim
*** ***
Bu aşk bize rahmanidir hem canımızın canıdır
Onun icin şeytan ile her dem bu savaşım benim
Benim canım bir kuştur kim gövdem onun kafesidir
Dosttan haber geliceğiz birgün uçar kuşum benim
*** ***
Geldim dünyayı seyrettim ya bugün ya yarın gittim
Ben bunda eğlenemezem bunda bitmez işim benim
Yunus eydur ben aşıkam hem aşıkam hem sadıkam
Bu ayruk aşıklar gibi yoktur arayışım benim
*** ***
Kancaru : Nereye
Teşviş : Kargaşalık
Göynümek : Kendi kendine yanmak
Faşolmak : Açığa çıkmak, belli olmak,
Raz : Sır, gizli şey
Rahmanı : İlahi
Arayış : Sus, bezek
Ali sağlam 16.04.2007, 17:20 HASAN İLE HÜSEYİN'DİR
Kerbela'nın yazıları
Şehid olmuş gazileri
Fatma ana kuzuları
Hasan ile Hüseyin'dir
Kerbela'nın tayı içinde
Nur akar siyah saçında
Yatan al kanlar içinde
Hasan ile Hüseyin'dir
Yunus der ki dünya fani
Bizden evvel gelen hani
İki cihanın sultanı
Hasan ile Hüseyin'dir
Aman aman dağlar duman
Geçti zaman haller yaman
Eyledik ikrar-ı iman
Sen yardım et Şah-ı Merdan
Söz : YUNUS EMRE
Merhaba Canlar,
Ne güzel mısralar bunlar...
Ne güzel yazmış Yunus Emre...
Aşk, sevgiyi kısacası hayatı ne güzel betimlemiş...
Emeğine sağlık can...
Gönlünüzü sağlık...
Teşekkürler...
ozan_ars 14.01.2008, 19:13 gerçekten güzel konu paylaşmıssın
Asicocuk24 19.01.2008, 13:00 yüreğinize sağlık canlar
|
|