Orijinalini görmek için tıklayınız : Osmanlı Alevi


sivaspiri
16.06.2006, 09:24
Osmanlı’nın Alevi dervişlerle ilişkisinin yaklaşık 100 – 150 yıllık bir süreçte oldukça iyi bir düzeyde bulunduğu bilinmektedir. Alevilerin devletleşme olayı gündeme geldiğinde ise yani Şah İsmail faktörü devreye girdiğinde büyük bir değişimin başladığını görmekteyiz. Şahkulu kalkışmasıyla birlikte ilişkilerin tersine döndüğü ve siyasal egemenlik savaşımına dönüştüğü bilinmektedir. Bu savaşımla birlikte Osmanlı’nın sünni İslam anlayışına doğru evrildiği görülmektedir. Şahkulu kalkışmasından evvel Alevilerin inançlarını sorun etmeyen Osmanlı’nın sonradan inancı, siyasal egemenlik mücadelesinde kullanmaya başladığını görmekteyiz. Şeyhülislamların Alevi hakkında verdikleri fetvaların Alevi katliamlarına İslami! bir meşruiyet kazandırma çabası olarak devreye sokulduğuna inanmaktayız. Bizce Osmanlı’nın Alevi mücadelesi tamamen siyasal bir mücadeledir. Kesinlikle dinsel bir mücadele değildir. Bu mücadelede din faktörü çok önemli bir argüman olarak kullanılmıştır. Fakat mücadelenin asli karakteri asla dinsel değildir. Yani Osmanlı, Alevileri, Alevi oldukları için değil, ayrı bir devlet kurmak veya başka bir devlete bağlanmak istedikleri için düşman addetmiştir. Alevilerin ayrı bir devlet kurmak veya başka bir devlete bağlanmak istemelerinin nedeni de inançsal farklılıktan ziyade ekonomik durumdur. Osmanlı’nın ağır vergileri ve zaman zaman yönetime egemen olan dönme devşirme zümrenin Türkmen karşıtı tutumudur. Unutulmaması gereken çok önemli bir husus da şudur. Osmanlı sadece Alevi değil, pekçok sünni Türkmeni de isyan ettikleri için katletmiştir. Eğer Alevi inanç farklılığından dolayı isyan ettilerse. sünni Türkmenler niçin isyan etmişlerdir ? Tabi ki onlar da ekonomik nedenlerle isyan etmişlerdir. Osmanlı İle Alevi Türkmenler arasındaki siyasal kavga sonucu onbinlerce Türk çok feci bir biçimde can vermiştir. Üzülerek belirtelim ki, tarihte pekçok kez olduğu gibi Osmanlı devrinde de din ve mezhep farklılığı kullanılarak ve istismar edilerek Türklüğün gücü kırılmıştır. O dönemdeki katliamları bugün Alevi olsun sünni olsun bütün Türkler hüzünle anmalıdırlar. Tarihten ders alarak hiçbir din ve mezhep farklılığının Türklüğün birliğini parçalamaması gerektiği fikrine ulaşılmalıdır. Yeri gelmişken hemen belirtelim ki, Osmanlı döneminde Alevi Türkmenlerin katledilmesi için verilen fetvaların altında çoğunlukla şafii Kürt şeyhülislamların ve ulemanın isimleri vardır. Bugün bu isimlerin radikal sünni İslamcı / ümmetçi çevreler tarafından hala saygıyla anılması başta sünni Türkmenler olmak üzere bütün Türk ulusçularını yaralamaktadır. Her türlü kimliğin üzerinde olması gereken Türklük kimliği açısından bakıldığında hangi inanç grubuna mensup olursa olsun Türk soyundan gelen bir topluluğun acısı bütün Türklerin acısı olmalıdır.

Erkan Sevgi
16.06.2006, 09:53
bilgilendirmen için teşekkürler Sivaspiri. Hepimizin bildiği bir gerçek var; toplumumuz üç konuda çok hassas ve bu üç konuda çok çabuk provokasyona gelip radikal tepkiler veriyor.

1 - Futbol; benim hala inanamadığım derecede fanatik bir toplumuz. Futbol tartışmalarında bıçaklar çekilip insanlar öldürülüyor!!!

2 - Namus; bu konudada bekçilik görevimizi kanımızın son damlasına kadar yerine getiriyoruz ama nedense bu görev tek taraflı yapılıyor. Başkalarının namusuna bakmayı erkeklik sayıp tam aksinde ise ömür boyu hapsi göze alıyoruz!!!

3 - Din; islamiyeti hoşgörü, tevazu ve birleştirici bir dindir diyerek lanse etmeye çalışıyoruz. Peki gerçek yaşamda. Yakarak, yıkarak, ezerek birleştirmeğe çalışıyoruz, hoşgörüyü ve sabrı sadece bizlerle aynı inanca sahip olupta bunu ibadete dökmeyenlere gösteriyoruz. Ne kadar insancıl olsada, iyilik üzerine kurulsada aynı fikir yapısına sahip olmadıklarımıza ise bir çoğumuz mücahit kesiliyoruz!!!

- Önce kendine sahip çık,
- Önce kendini gör,
- Önce kendini oku,
- Önce kendini sev,
- Önce kendine hoşgörü ve saygı göster,

Sonrasında zaten İyilik, Güzellik, İnsanlık seni bulacaktır.