Ercan
21.08.2005, 02:52
Hacı Bektaş törenleri ve “örgütçüler”in tavrı.
Anadolu Alevileri için birliğin, beraberliğin simgesi olan Hacı Bektaş Veli törenleri geçen senede olduğu gibi bu senede Alevi toplumuna ne kadar zarar verdiklerinin farkında olmayan kimi sözde “Alevi örgütleri”nin sergilemiş oldukları tavır ve açıklamalar, Alevilerin dağınık, birlikten yoksun bir toplum olduğu izleniminin yaratılmasına neden olmuştur.
Bu güne kadar ileri sürmüş oldukları görüşlerle, toplumumuzu karşı karşıya getiren, Alevilik bilincini körelten, içini boşaltan, Aleviliğe “örgütcü” mantık içersinde yön vermeye çalışan kesimler, bu düşüncelerine uygun kıyafetler giyerek tören alanında ayrılıkçı tavırlarını sürdürmeye devam ettirdiler.
Her fırsatta kendilerini yurt içinde ve dışında Alevilerin en büyük “örgütlenmesi” olarak ifade eden bu kuruluşlar, bu güne kadar Alevilik hakkında yapmış oldukları açıklamlarla, Alevileri bir arada tutan ortak değerleri tartışmaya açarak, kendi dünya görüşlerine göre bir Alevilik yaratma çabası içersine girenler, bu seferde Hacı Bektaş Veli törenlerini bu bölücü düşüncelerine alet etmeye çalıştı. “Alevilik islam dışıdır”, “Ali’siz alevilik” gibi düşünceleri ileri sürerek Alevileri bölünme noktasına getiren “örgütçüler”in bu tavırları, Alevileri asimile etmek isteyen güçlerin ekmeyine yağ sürmeye devam ediyor.
Diğer taraftan kendisine “Alevi” diyen Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Merkezi Vakfı Genel Başkanı Hasan Meşeli denen zat, Alevi örgütlerinin bu durumunu ileri sürerek “Bu saz akort tutmuyor. Teller paslı, kasnak kırılmış, cızırtı yapıyor. Akort tutmayan saza düzen vermek lazım. Bu düzeni iktidar ve siyasi partilerimiz verecek.” diyerek recete olarak Muaviye’leri göstererek nasıl bir vasıf üslendiğini ortaya koymakta.
Bu parçalanmış durumundan istifade etmek isteyen, Alevileri Şiileştirmek çabası içersinde olan Ehli-beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun “Alevilerle Sünniler arasında oluşturulan yapay ayrılıkları gidermek için yaktıkları meşalenin uluslararası bir kimliğe büründüğünü ve Alevilik İslam dışıdır diyenlerin kendilerinin işini kolaylaştırdığını ve Alevilerin İslama (Şiiliğe) yöneldiğini” dile getirmekte.
“Örgütçü” kesimin, yüz yıllardır Alevileri bir arada tutan değerleri tartışmaya açması ve bu değerlerin reddine yönelmesi, buda yetmiyormuş gibi bu tutumunu meydanlara taşıması, Alevilerin gücünü bölen, Alevileri asimile etmek isteyen güçlerin işine yaramaktan öteye gitmemekte.
Bu durumdan yararlanmak isteyen bir diğer örnekte Alevileri asimile etmeyi kendisine amaç edinen Diyanet İşleri ve şuanki iktidardır. “Aleviler İslam dışıdır” tartışmalarının hemen arkasından Diyanet işleri, Aleviliği Sünni anlayış içersinde yorumlayan kitaplar hazırlayarak bunu bedava olarak Alevilere dağıtacağını ilan etti. Bu konuda yedeğinede Cem Vakfını almayı ihmal etmedi.
“Ali’siz Alevilik”, “Arabın Ali’si”, “Şeratçı eli kanlı Ali” diyenlere çanak tutan, Alevilerin temel değerlerini inkar eden “örgütçü” kesimin bu aymaz tutumuna karşı iktidar da elbette boş durmamıştır. Okullarda okutulacağı ilan edilen Alevilik derslerinde, Hz. Ali’yi sahiplenerek, Sünni bir anlayış içersinde Alevi çocuklarına okutulması planlanmıştır. Almanya’nın bazı eyaletlerinde “örgütçüler” tarafından okutulacak derslerde Hz. Ali’nin ders olarak işlenmemesi bu konuda dikkat çekicidir.
Bu gidişata dur denilmelidir!
Alevi toplumunun gücünü bölen, Alevileri bir arada tutan değerleri tartışma konusu yapan, inkar eden ve bu suretle Alevileri asimle etmek, bölmek parçalamak isteyen kesimlerin ekmeğine yağ sürenlere, Alevi inancına samimi olarak bağlı olan dernek yöneticileri ve bu derneklere bağlı olan üyeler ve bütün Aleviler bu gidişata dur demesini bilmelidir!
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne grime sürecinde Aleviler daha güçlü ve birlik olmak zorundadır! Bunun için Alevileri bölme tavırları içersinde olanları bu tutumlarını birkez daha gözden geçirmelerini tavsiye ediyoruz.
Alevi Yolu İnternet Gazetesi
Anadolu Alevileri için birliğin, beraberliğin simgesi olan Hacı Bektaş Veli törenleri geçen senede olduğu gibi bu senede Alevi toplumuna ne kadar zarar verdiklerinin farkında olmayan kimi sözde “Alevi örgütleri”nin sergilemiş oldukları tavır ve açıklamalar, Alevilerin dağınık, birlikten yoksun bir toplum olduğu izleniminin yaratılmasına neden olmuştur.
Bu güne kadar ileri sürmüş oldukları görüşlerle, toplumumuzu karşı karşıya getiren, Alevilik bilincini körelten, içini boşaltan, Aleviliğe “örgütcü” mantık içersinde yön vermeye çalışan kesimler, bu düşüncelerine uygun kıyafetler giyerek tören alanında ayrılıkçı tavırlarını sürdürmeye devam ettirdiler.
Her fırsatta kendilerini yurt içinde ve dışında Alevilerin en büyük “örgütlenmesi” olarak ifade eden bu kuruluşlar, bu güne kadar Alevilik hakkında yapmış oldukları açıklamlarla, Alevileri bir arada tutan ortak değerleri tartışmaya açarak, kendi dünya görüşlerine göre bir Alevilik yaratma çabası içersine girenler, bu seferde Hacı Bektaş Veli törenlerini bu bölücü düşüncelerine alet etmeye çalıştı. “Alevilik islam dışıdır”, “Ali’siz alevilik” gibi düşünceleri ileri sürerek Alevileri bölünme noktasına getiren “örgütçüler”in bu tavırları, Alevileri asimile etmek isteyen güçlerin ekmeyine yağ sürmeye devam ediyor.
Diğer taraftan kendisine “Alevi” diyen Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Merkezi Vakfı Genel Başkanı Hasan Meşeli denen zat, Alevi örgütlerinin bu durumunu ileri sürerek “Bu saz akort tutmuyor. Teller paslı, kasnak kırılmış, cızırtı yapıyor. Akort tutmayan saza düzen vermek lazım. Bu düzeni iktidar ve siyasi partilerimiz verecek.” diyerek recete olarak Muaviye’leri göstererek nasıl bir vasıf üslendiğini ortaya koymakta.
Bu parçalanmış durumundan istifade etmek isteyen, Alevileri Şiileştirmek çabası içersinde olan Ehli-beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun “Alevilerle Sünniler arasında oluşturulan yapay ayrılıkları gidermek için yaktıkları meşalenin uluslararası bir kimliğe büründüğünü ve Alevilik İslam dışıdır diyenlerin kendilerinin işini kolaylaştırdığını ve Alevilerin İslama (Şiiliğe) yöneldiğini” dile getirmekte.
“Örgütçü” kesimin, yüz yıllardır Alevileri bir arada tutan değerleri tartışmaya açması ve bu değerlerin reddine yönelmesi, buda yetmiyormuş gibi bu tutumunu meydanlara taşıması, Alevilerin gücünü bölen, Alevileri asimile etmek isteyen güçlerin işine yaramaktan öteye gitmemekte.
Bu durumdan yararlanmak isteyen bir diğer örnekte Alevileri asimile etmeyi kendisine amaç edinen Diyanet İşleri ve şuanki iktidardır. “Aleviler İslam dışıdır” tartışmalarının hemen arkasından Diyanet işleri, Aleviliği Sünni anlayış içersinde yorumlayan kitaplar hazırlayarak bunu bedava olarak Alevilere dağıtacağını ilan etti. Bu konuda yedeğinede Cem Vakfını almayı ihmal etmedi.
“Ali’siz Alevilik”, “Arabın Ali’si”, “Şeratçı eli kanlı Ali” diyenlere çanak tutan, Alevilerin temel değerlerini inkar eden “örgütçü” kesimin bu aymaz tutumuna karşı iktidar da elbette boş durmamıştır. Okullarda okutulacağı ilan edilen Alevilik derslerinde, Hz. Ali’yi sahiplenerek, Sünni bir anlayış içersinde Alevi çocuklarına okutulması planlanmıştır. Almanya’nın bazı eyaletlerinde “örgütçüler” tarafından okutulacak derslerde Hz. Ali’nin ders olarak işlenmemesi bu konuda dikkat çekicidir.
Bu gidişata dur denilmelidir!
Alevi toplumunun gücünü bölen, Alevileri bir arada tutan değerleri tartışma konusu yapan, inkar eden ve bu suretle Alevileri asimle etmek, bölmek parçalamak isteyen kesimlerin ekmeğine yağ sürenlere, Alevi inancına samimi olarak bağlı olan dernek yöneticileri ve bu derneklere bağlı olan üyeler ve bütün Aleviler bu gidişata dur demesini bilmelidir!
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne grime sürecinde Aleviler daha güçlü ve birlik olmak zorundadır! Bunun için Alevileri bölme tavırları içersinde olanları bu tutumlarını birkez daha gözden geçirmelerini tavsiye ediyoruz.
Alevi Yolu İnternet Gazetesi