Orijinalini görmek için tıklayınız : 21.06.2006 GÜn Haberlerİ
cagdascetin 21.06.2006, 05:15 5540 Yeni başlangıç gerekli
CHP Lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’ın, AB’yle ilgili yaptığı, "Türkiye’nin AB ile müzakereleri durursa durur" ve "Türkiye küp şeker mi ki suda erisin?" açıklamalarına tepki gösterdi. Baykal, "Kıbrıs meselesi Türkiye-AB ilişkilerini teslim almıştır. AB ile ilişkilerde ülkemizin tam bir açmaza doğru sürüklendiği net bir şekilde ortadır" dedi.
Baykal, dünkü CHP Grubu’nda şunları söyledi: "Bu hükümetle Kıbrıs, Türkiye-AB ilişkilerinin bir önşartı haline gelmiştir. 12 Haziran’da bir zafer sağlandıysa, 4 gün sonra Başbakan’ın tepkisi neden? Türkiye’nin başına dert açıyorsunuz. Türkiye’nin yeni bir başlangıca ihtiyacı vardır. Türkiye’nin gidişatından rahatsız olan herkesin bir durum değerlendirmesi yaparak yeni tavırlar geliştirmesi gerekir. Hep beraber Türkiye’ye, laik demokratik cumhuriyete, Mustafa Kemal’in Türkiye’sine sahip çıkacağız.
………………………………………………………………………………………………
Taha’yı da kene ısırdı 5541
Tokat, Çorum ve Balıkesir’de ölümlere yol açan kene tehlikesi İstanbul’a da sıçradı. Ailesiyle birlikte pazar günü Polonezköy’e pikniğe giden iki yaşındaki Taha Ş., çimlerde oynarken kıyafetinin içine giren bir kene omuzundan ısırdı.
Taha’nın ağlaması üzerine oğlunun vücudunu inceleyen anne Nermin Ş. omuzundaki ısırığı fark etti. Pendik’te götürüldüğü özel hastanede Taha’nın vücuduna yapışan kenenin yarısı çıkarıldı ve küçük çocuk Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne kaldırıldı. Çocuğun 7 gün takip edileceği belirtildi.
.................................................. .................................................
O çocuk Şeref Can değil5542
Çanakkale Şehitliği’nden dönerken kaybolan 2 yaşındaki Şeref Can Engin’e ait olduğu tahmin edilen kamera görüntülerindeki kişinin üniversite öğrencisi Özge Topçu, yanındaki çocuğun da yeğeni olduğu ortaya çıktı.
Kırklareli Babaeski’de bir bilgisayar firmasının güvenlik kamerası tarafından 04.06.2006 günü, saat 22.09 sıralarında kaydedilen görüntülerde sarışın, uzun saçlı, 160-165 boylarında, bir kadın, Şeref Can Engin’e benzeyen bir çocukla görünüyordu. Görüntüler bir TV kanalında yayınlanınca,5543
bir genç kadın aileyi arayarak buluştu. İstanbul
Üniversitesi Fen Bilimleri Öğretmenliği Bölümü’nde okuyan Özge Topçu çocuğun yeğeni olduğunu söyledi. Can ailesi ve Topçu kameralara yansıyan görüntüleri bilgisayardan birlikte izledi. Görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu çantasını göstererek kanıtlayan Topçu, "Bilgisayar firması önünden geçerken Şeref Can Engin’in fotoğrafını gördüm. Ona bakıp yoluma devam ettim" dedi.
.................................................. .................................................. ..
Prof. Kural’a Afrika’da saldırı
İTÜ Maden Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Kural, bir dizi konferans vermek üzere çıktığı Afrika gezisinin Fransız Ginesi ayağında, bir grubun saldırısından kurtulduğunu söyledi.
Senegal, Gambiya, Portekiz Ginesi, Fransız Ginesi ve Mali’yi kapsayan Afrika gezisinden dönen Kural: "Ciple ilerlerken bir köşeyi dönüşümüz sırasında yerlere taşlar döşenmişti. Şoför üzerinden geçmeye kalkışınca, birden önümüzde biri palalı, 2’si sopalı adamlar gördük. Şoförümüzün becerisi sayesinde kıl payı kurtulduk" dedi.
.................................................. .................................................. ...
5544 Basın atışı
Van’ın Koç Dağı Hudut Karakolu’nda medya mensupları için temsili bir operasyon düzenlendi. Askerler kaçakçılık şebekelerinin nasıl engellendiğini gösterdi.
Ardından helikopterlerle Hakkári Yüksekova 21. Sınır Tugay Komutanlığı’na götürülen basın mensupları için burada da PKK’ya karşı temsili bir operasyon düzenlendi, hedeflere atışlar yapıldı.
cagdascetin 21.06.2006, 05:22 ………………………………………………………………………………………………
5547 Nutuk atarlarken kurşun atıyorduk
Ülke- Düşünce Platformu’nun toplantısında konuşan DYP lideri Ağar, MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye yüklendi. Ağar "Birileri nutuk atarken, biz kurşun atıyorduk. Şimdi o nutuk atan mı milliyetçilik dersi verecek" dedi.
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, isim vermeden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi eleştirerek, "Birileri nutuk atarken, biz kurşun atıyorduk. Şimdi o nutuk atan mı milliyetçilik dersi verecek? Keşke bizden daha milliyetçisi olsa da ders alsak" dedi. Başkanlığını, Başbakanlık eski Müsteşarı ve eski milletvekili Birkan Erdal’ın yaptığı, Ülke-Düşünce Platformu’nun toplantısında konuşan Ağar, şunları söyledi:
AYRILIK TALEBİ YOK
Güneydoğu’da halkın büyük çoğunluğunun ayrılık talebi yok. Türkiye’nin bölünmesinin önündeki en büyük engel, Batıya yerleşen Kürt kökenli vatandaşlarımızdır. Bu ülkede herkes eşit ve özgür. Buna rağmen bölünme hevesinde olanlar ise cevabını alır.
ASKERSİZ YÖNETİLMEZ
Bu coğrafya güçlü bir orduyu gerektiriyor. Askerle siyaset yapılmaz, ama Türkiye’de de askersiz devlet idare edilmez. Bu coğrafyanın bir büyük mecburiyeti, bizim de bir büyük kazancımız. AB sürecinde de sanılanın aksine ordu en önemli güçlerimizden biri. Etkin dış politikanın da en önemli güçlerinden biri.
TEAMÜLLER BELLİ
Genelkurmay Başkanı’nın nasıl seçileceği konusunda teamüller belli. Bunu siyasi çekişme konusu yapanlar, yağmurdan kaçarken doluya tutuldular. 12 Eylül öncesi bu denendi. Kararname gününde gönderilmedi, 3 kişi emekli edildi. Gelen Genelkurmay Başkanı oldu, o da ihtilal yaptı. Bu tür polemikler yaratmanın kimseye faydası olmaz. Türkiye’nin temel zemini demokrasi. Demokrasiyi de askeri de feda edemeyiz.
AYIP ŞEYLER
Asker genel siyasetle ilgili konuşmamalı. Hükümet de mecbur etmemeli. Bir kurum hem size bağlı olacak, hem de ondan şikayet edeceksiniz, gazetelere ’Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olması kararnamesini bazı bakanlar imzalamayacak diye’ haber yazdıracaksınız. Bunlar ayıp şeyler. Hükümetin tercihini yazarsın kararnameye, Cumhurbaşkanı imzalarsa sorun yok.
YÖNETİN YA DA GİDİN
Sorumluluğu altında olan kurumla kavga etmeyi anlamam. Ya yönetirsiniz ya gidersiniz. Milletin hakkı, hukuku sağlasın diye iktidar yaptığı bu hükümet, kamu ihalelerini eşe-dosta, yandaşa peşkeş çekiyor. Hükümeti getiren şartlar, götüren şartlar haline geldi.
BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI
Başörtüsünün üniversitelerde yasak olduğu tek ülke Türkiye. Modern devlet vatandaşını kıyafetine göre ayırmaz.
Başbakan tribüne oynuyor
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, "Tribünlere oynuyorlar" eleştirisine "Burada tribüne oynayan Başbakan’ın kendisidir" yanıtını verdi. Erdoğan’ın dünkü grup konuşmasını Hürriyet’e değerlendiren Ağar, partisinin tutarlı AB vizyonu ve persfektifini muhafaza ederek yoluna devam eden yegane parti olduğunu söyledi. "Dün ne söylemişsek bugün de aynı yerde olmanın rahatlığı içindeyiz" diyen Ağar, Başbakan’ın kendi vizyonsuzluğunu tribüne oynayarak gidermeye çalıştığını söyledi. Ağar, "Tribüne oynamak kurtarmaz. Başbakan tutarlılığını kaybetmiştir" dedi.
CEPHELEŞMEYE KARŞIYIZ
Ağar, Türk Parlamenterler Birliği Başkanı Hasan Korkmazcan’ı kabulünde de gazetecilerin, "CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın solda birlik arayışı var. Başka arayışlar da var. Bu arayışları nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna, "Cepheleşme, kutuplaşma, zıtlaşma, değerler üzerinden yapılan bu tür siyaset arayışlarına biz karşıyız. Böyle bir arayışın, böyle bir cepheleşmenin içinde olmamız mümkün değildir" yanıtını verdi.
………………………………………………………………………………………………
5548 Tecavüz yalanı doktora takıldı
Turist yalanına dava
Alanya'da üç kişinin tecavüzüne uğradığını iddia eden İsveçli turist Katrine Hanlund'un, sigortadan para alabilmek için yalan söylediği ortaya çıktı. Doktor kontrolüne götürülürken yalan söylediğini itiraf eden genç kız hakkında yalan beyanda bulunmaktan işlem yapıldı
Antalya'nın Alanya ilçesinde tatil yaparken 3 kişinin tecavüzüne uğradığını iddia ederek polise başvuran İsveçli turist Anne Katrine Hanlund (20) doktor kontrolüne götürüleceğini duyunca yalan söylediğini itiraf etti. 'Yalan beyanda bulunmak' suçundan adliyeye sevk edilen İsveçli kız, serbest bırakıldı. Alanya'da yaşayan Türk sevgilisinin yanında tatil yapan 20 yaşındaki İsveçli turist Anne Katrine Hanlund, önceki gece İskele Caddesi'nde bir bardan çıktıktan sonra 3 kişinin kendisini bir tekneye zorla bindirip, tecavüz ettiğini öne sürerek polise gitti.
'ASLINDA ÇANTAM ÇALINDI'
Alanya Devlet Hastanesi'nde doktor tarafından muayene edileceğini ve tecavüz bulgularıyla ilgili rapor düzenleneceğini öğrenen Anne Katrine Hanlund ani bir kararla şikâyetini geri aldığını söyledi. Polisin, tecavüz bulguları için kontrolün şart olduğunu belirtmesinin ardından İsveçli turist, çantasının çalındığını ve parasız kaldığı için de tecavüz yalanını uydurduğunu itiraf etti. Genç turistin, ailesine ve sigorta şirketine de telefon açarak, tecavüze uğradığını söylediği öğrenildi.
………………………………………………………………………………………………..
5545 Erdoğan’a çifte dava
Mutlu KOSER / İSTANBUL
Başbakan Tayyip Erdoğan, Atatürk’ün Selanik’teki evinde şeref defterine yapıştırdığı mektubunu yırttığı Mehmet Fethi Dördüncü ve Berlin’deki toplantıda tartıştığı holdingzede Muhammet Demirci ile mahkemelik oldu.
Dördüncü, mektubunu yırttığı için Erdoğan’a 25 bin YTL ve mektubu izinsiz olarak yayınlayan Adalet Bakanı Cemil Çiçek hakkında ise 20 bin YTL’lik tazminat davası açtı. 26 Mayıs’ta Berlin’deki toplantıda Başbakan ile tartışan Muhammet Demirci de, Erdoğan’ın kendisi hakkında ’sahtekar’ dediğini belirterek Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 25 bin YTL’lik manevi tazminat davası açtı.
………………………………………………………………………………………………
5546 Litvanya’dan AB için sınırsız destek vaadi
Litvanya Cumhurbaşkanı Valdas Adamkus, AB’yi "Türkiye’siz düşünemediğini" belirterek, "Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için sınırsız destek vereceğiz. Umarım, sizin tam üyeliğiniz, bizimki kadar uzun sürmez" dedi.
Cumhurbaşkanı Sezer ve Adamkus resmi görüşmelerin ardından gazetecilere açıklama yaptılar. Sezer, "Türkiye, Litvanya’nın NATO üyeliğini güçlü biçimde destekledi, AB üyeliğini mutlulukla karşıladı. Güçlü bağlaşıklık ilişkilerimiz çerçevesinde 1 Nisan 2006’dan bu yana ’Baltık Hava Polisliği’ görevini dört aylık bir süre için sürdürmekte olan ülkemiz, Avrupa bütünleşmesi ve Atlantik dayanışmasının Türkiye-Litvanya ilişkilerinin ortak paydasını genişlettiğine inanıyor" dedi. Sezer daha sonra biri 1930, diğeri 1932 yılına ait Türkiye-Litvanya arasındaki tarihi dostluğun köprülerine ilişkin iki belgeyi Adamkus’a takdim etti. Adamkus da, Sezer’e tekrar tekrar teşekkür ederek şu konuşmayı yaptı: "İlişkilerimiz çok sağlam temellere oturuyor. Uluslararası olaylarda ve gelişmelerde aynı çerçevede çalışıyoruz. AB açısından bakınca; AB’yi Türkiyesiz düşünemiyorum. Tabii ki bu bir gecede olmaz. Ama, Litvanya’nın Türkiye’ye desteği her koşulda sınırsız sürecek. Umarız, sizin AB’ye katılım süreciniz bizimki kadar uzun sürmez."
………………………………………………………………………………………………
Trafikte sıfır tolerans günü
Bugün trafiğe çıkacaklar dikkat. Çünkü bugün, "Trafikte Sıfır Tolerans Günü." 11 bin fahri trafik müfettişi, ihlal yapan sürücülere hiçbir tolerans göstermeden ceza yazacak. Bugün fahri trafik müfettişleri, "Trafikte Sıfır Tolerans Günü" kapsamında, 81 ilde kural ihlali yapan araç sürücülerine ceza yazacak.
Türkiye Fahri Trafik Müfettişleri Derneği’nce yapılacak uygulamada, trafik müfettişleri, polis ve jandarma ile sokaklara çıkacak. Trafik ihlalleriyle ve trafik kazalarıyla mücadele kapsamında düzenlenen gün boyunca, trafik ihlali yapan sürücülere hiçbir tolerans gösterilmeyecek. Türkiye Fahri Trafik Müfettişleri Derneği Başkanı İhsan Memiş, bugün 11 bin trafik müfettişinin sokaklara çıkarak 24 saat süreyle görev yapacağı söyledi. Uygulamanın gizli denetim olduğunu söyleyen Memiş, otobüste, dolmuşta ya da sokakta yürüyen trafik müfettişinin araçları durdurmadan ceza yazabileceğini ifade etti. Memiş, "Trafikte Sıfır Tolerans Günü"yle toplumu eğitmenin amaçlandığını ve kurallara uyulmasını hedeflediklerini kaydetti.
.................................................. .................................................. ...
cagdascetin 21.06.2006, 05:23 5549Miting gibi namaz
Tahran'da cuma namazı Tahran Üniversitesi'nde kılınıyor. Vaaz ABD ve İsrail'le ilgili. Namaz kılanların ana sloganı "Nükleer teknoloji bizim de hakkımız!".
ran'daki son günümüz. Cuma namazını görüntülemek için erkenden yola çıkıyoruz. Tahran'da namaz tek bir yerde, Tahran Üniversitesi'nde kılınıyor. Üniversite çevresindeki yolların çoğu cuma namazı için kapatılmış. Çalışma iznimizi göstererek üniversiteye yakın bir noktaya kadar gidiyoruz! Bize özel kart veriyorlar ve her zamanki gibi Erkan'la yollarımız ayrılıyor!
Polis makyajımı sildi
Ben kadınlar bölümüne gidiyorum, Erkan ise erkekler. Namaz kılınan yere geçtiğimde, nerede çalışabileceğimi gösteriyorlar. Kadınlar cemaatinin tam karşısına bir sandalye koyup oturabileceğimi söylüyorlar. Tuhaf bir durum! Yüzlerce kadın namaz kılıp secdeye yatacak, ben de karşılarında oturacağım! Rahatsız olup dolaşmaya başlıyorum. Bu arada kadın şeriat polislerinden biri koştura koştura yanıma geliyor. Bağıra çağıra bir şeyler söylüyor, sonra da elindeki ıslak mendille gözlerimi, dudaklarımı siliyor! Varla yok arasındaki makyajımı nasıl gördü anlayamıyorum. Cuma namazı televizyondan naklen yayımlanıyor. Farsça konuşmaları anlamam için kulaklık getiriyorlar. Simultane çeviriyi dinleyince kadınların neden hepbirlikte ağladıklarını anlıyorum. Vaazın ilk bölümü Hz. Hatice'yle ilgili. Hatice'nin katledilişinin acıklı hikayesini dinleyen kadınlar, abartmıyorum hıçkırıklarla ağlıyorlar.
Reklam sloganı gibi
Sonra vaazın ikinci bölümü başlıyor. Bu bölüm daha çok mitinge gelenlere yönelik bir propoganda konuşmasını andırıyor. Arada paravan olduğu için erkekleri göremiyoruz ama sloganların sesi kadınlar bölümünde de yankılanıyor. Oysa kadınlar sloganlara katılmıyor. Namaza gelen erkekler, "Kahrolsun ABD", "İsrail yerin dibine" ve tabii ki klasik olarak "Nükleer teknoloji hakkımız" diye bağırıyorlar. Bu son cümle İran'da popüler bir reklam sloganı gibi. Manalı manasız her yerde söyleniyor. Futbol maçında takımlarını destekleyen taraftarlar, birden bire tezahuratı kesip "Nükleer teknoloji hakkımz" diye bağırıyor, sonra kaldıkları yerden tezahüratlarına devam ediyorlar!
Karısı namazda
Sloganlar bitince bu kez namaz başlıyor. En önde Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın karısını görüyorum. İran'da gelenek olduğu üzere namaz kılarken o da beyaz bir çarşaf giymiş. Fotoğrafını çekmek istiyorum, izin vermiyorlar. Çaresiz namazın bitmesini bekliyorum. Biter bitmez yanına koşuyorum. Ahmedinecad'la röportaj yapmak istediğimi ve yardım edip edemeyeceğini soruyorum. Ne yazık ki söylediklerimi anlamıyor. Bu arada kadın polisler gelip beni oradan uzaklaştırıyorlar.
………………………………………………………………………………………………….
cagdascetin 21.06.2006, 05:33 5550 Babacan'ı sevindiren yasa
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, ''Biz ne kadar Türkiye'de reform yapacak olursak olalım, eğer bunu anlatamazsak, yatırımcıların bundan haberi yoksa, ülkemiz yeteri kadar yatırım çekmesi konusunda istenilen seviyeye gelemeyecektir'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, ''Türkiye Yatırım, Destek ve Tanıtım Ajansı'' kurulmasını öngören yasa tasarısının kabul edilmesinin ardından teşekkür konuşması yapan Babacan, ''çıkarılan yasayla büyük bir eksikliğin giderildiğini'' ifade etti. Ajansın kurulmasının; hem özel sektör yatırımlarının artması hem de bundan sonraki dönemlerde büyüme hızı ve istihdamı için büyük önem taşıdığına dikkati çeken Bakan Babacan, Türkiye'nin yıllar boyu cezbettiği uluslararası doğrudan sermayenin yaklaşık 1 milyar dolar olduğunu kaydetti. Son yıllarda yakalanan istikrar ortamı ve AB sürecinde kat edilen mesafe nedeniyle, pek çok ülkeden uluslararası kuruluşların yatırımlarını Türkiye'ye yönlendirdiğini bildiren Babacan, 2003 yılında 1.8, 2004 yılında 2.8, 2005 yılında 9.7 milyar dolar uluslararası sermayenin doğrudan Türkiye'ye girdiğini söyledi.
Bu yıl Türkiye'ye daha yüksek seviyede sermaye girişi beklendiğini ifade eden Babacan, şunları kaydetti: ''Uluslararası yatırımcıların özellikle Türkiye'deki iş ortamıyla ilgili daha detaylı bilgi edinebilmesi, yatırım sürecinde karşılaştığı güçlükler, bazı bürokratik sürecin uzaması, yatırımcıların önünde önemli sorun olarak durmaktadır. Bu yasayla kurulacak Ajans, yatırımları boyunca karşılaşacakları güçlüklerde yardımcı olacaktır. Kurumlararası koordinasyonu sağlayan önemli bir fonksiyonu da yerine getirecektir. Bu kurum, Türkiye'nin uluslararası kuruluşlara tanıtılması, anlatılması konusunda önemli görev üstlenecektir. Biz ne kadar Türkiye'de reform yapacak olursak olalım, eğer bunu anlatamazsak, eğer yatırımcıların bundan haberi yoksa, ülkemiz yeteri kadar yatırım çekmesi konusunda istenilen seviyeye gelemeyecektir. Türkiye bu konuda geç bile kalmış durumda.''
Genel Kurul'da daha sonra, Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğünün kuruluş kanununda değişik yapılmasına ilişkin kanun teklifinin görüşmelerine geçildi.
.................................................. .................................................. ...
5551 Erdoğan'dan SERT SÖZLER
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''KKTC'yi hiçbir zaman AB'ye feda etmeyeceklerini'' belirterek, ''Türkiye olarak bir onurumuz var, bu Kıbrıs'tır'' dedi.
Erdoğan, ''inandıkları istikamette yaşamaya çalıştıklarını'' kaydederek, ''Ülkede siyaset yapma hakkım var. Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem, değişmedim'' diye konuştu. Erdoğan, TRT'de canlı yayınlanan ''Enine Boyuna'' programında Nermin Tuğuşlu'nun sorularını yanıtladı.
Bir soru üzerine Erdoğan, TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı ve Mustafa Koç ile görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. Ekonomiyle ilgisi olan herkesin hemen hemen aynı tespiti yaptığını söyleyen Erdoğan, ekonominin durumuyla ilgili içerden bazı etkiler bulunduğunu, ancak ağırlıklı olarak dış piyasaların etkisi olduğunu ifade etti. ''Özellikle döviz kurundaki artış nedeniyle eskiden ihracatçı sıkıntıda olduğunu söylerken, şimdi tam tersi ithalatçının sıkıntılarını dile getirdiğini'' anlatan Erdoğan, ''Bu dalgalı kur rejiminin cilvesi, kaderi'' dedi.
Ekonomik programdan, mali disiplinden taviz vermeyeceklerini, programların aynı ciddiyetle devam edeceğini belirten Erdoğan, ''Piyasalarda şu anda bir durulma var, kendini toparlayacaktır'' diye konuştu. Erdoğan, IMF ile yeni bir program yapılmasının düşünülemeyeceğini, zaten yapılması gerekenlerin yapıldığını söyledi. Erdoğan, Türkiye'de güven ortamını zedeleyecek bir durumun söz konusu olmadığını kaydetti.
-''PANİĞE GEREK YOK''-
''Faiz önce düşüp sonra biraz çıkınca paniklemeye gerek olmadığını'' ifade eden Erdoğan, piyasalarla ilgili panik havası yaratılmamasını istedi. Piyasalarda son anda olumsuz bir gelişme olduğunu belirten Erdoğan, bunu kalıcı bulmadıklarını bildirdi. Ekonomideki en önemli hedefinin faizde 10 puanın altına düşmek olduğunu aktaran Erdoğan, faizi, yoksulun en büyük baskı, ezilme aracı olarak gördüğünü kaydetti. Enflasyonda yakalanan tek haneli rakamın çift haneliye dönmemesi gerektiğini de kaydeden Erdoğan, ''Eğer işi sıkı tutarsak, gevşeme olmazsa, kamuyla özel sektör aynı tasarrufu sürdürmeye devam ederse, çift haneli rakamlara çıkmayız'' dedi. Kamu sektörünün harcamalarında azami ölçüde tasarruf içinde olduklarını anlatan Erdoğan, özel sektörün de bunu yapmasını istedi.
-''THY İLE İLGİLİ TEFTİŞ DE BAŞLATACAĞIM''-
THY'de yaşanan rötarlarla ilgili bir soru üzerine Erdoğan, ''Orada çok ciddi hatalar oldu. Soruşturma başlatıldı, 'kadro eksik' dediler. 400 kadro verilmişti, 150'sini almışlar. Soruşturma neticesinde olayla ilgili karar vereceğiz'' dedi. ''THY'deki sıkıntılar bizi üzmüştür'' diyen Erdoğan, gerekirse hemen olayla ilgili teftiş de başlatacağını bildirdi.
-''KIBRIS ONURUMUZ''-
Avrupa Birliği (AB) ile ilgili gelişmelere de değinen Erdoğan, bu süreci hiçbir zaman taktik olarak değil, vatanseverliklerinin gereği, milletin geleceği için düşündüklerini söyledi. Bu yolda mücadeleyi aynen sürdüreceklerini anlatan Erdoğan, ''Bu kadar adım atıldıktan sonra buna bir kulp takmanın bir gereği yok'' diye konuştu. ''İçe kapalı değil, dünyaya açık bir politika izlediklerini'' belirten Erdoğan, ''Ülkemizin menfaatlerinden asla taviz vermeyiz, onurlu duruşumuzu asla kaybetmeyiz. Türkiye olarak bir onurumuz var, bu Kıbrıs'tır. Biz KKTC'yi kalkıp da hiçbir zaman AB'ye feda etmeyiz. Ama bazıları feda edermişiz gibi gösterme gayreti içerisinde... Bunu diyenlere soruyorum; acaba KKTC'de AK Parti iktidarı ne kaybettirdi, şu ana kadar politikalarda ne kazanıldı?'' dedi.
KKTC'nin Annan Planı'na ''evet'', Güney Kıbrıs'ın ise ''hayır'' dediğini anımsatan Erdoğan, ''Bizi üzen, planı kabul etmeyenleri, AB'ye alıyorsunuz, barışa 'evet' diyenleri izole ediyorsunuz. Bunu kabul etmemiz mümkün değil'' diye konuştu. Annan raporunun BM Güvenlik Konseyi'nde 2 yıldır görüşülmediğini vurgulayan Erdoğan, ''BM tarihinde böyle bekleyen bir rapor var mı'' diye sordu. Erdoğan, ''Önce siz sözünüzde duracaksınız, izolasyonlar kalkacak, o zaman bizden de havalimanlarını ve limanları isteyin'' dedi.
-LAİKLİK...-
Danıştay saldırısının ardından laiklikle ilgili rahatsızlıklara ilişkin yapılan açıklamaların hatırlatılması üzerine Erdoğan, laiklikle ilgili 1982 Anayasası'nda yer alan tanımı parti programlarına yerleştirdiklerini, bu nedenle laikliği o istikamette andıklarını belirtti. Her inanç gurubuna aynı mesafede olduklarını kaydeden Erdoğan, kesinlikle devletin dine, dinin devlete müdahalesi gibi bir yaklaşım içinde olmadıklarını söyledi.
Erdoğan, partilerinin din eksinli değil, insan eksenli olduğunu ifade etti. ''Bunu anlamak istemeyenler varsa ne yapabiliriz?'' diyen Erdoğan, Türkiye halkının yüzde 99'unun Müslüman olduğunu, halkın dinini ne kadar alabilmişse aldığı bilgi istikametinde dinini yaşamaya gayret ettiğini anlattı. Erdoğan, ''Bunları laiklik çerçevesinde oturtup, yargısız infaza gitmek doğru değil. Sürekli olarak benim aileme, eşime çocuklarıma bile hakarete varan yaklaşımlar yapıp, bunu laiklik çerçevesine oturtmaya kalkanlar var bu ülkede. Hala buna devam ediyorlar. Bunu yapmak bizlere haksızlıktır'' diye konuştu.
-''DEĞİŞEMEM, DEĞİŞMEDİM...''-
Bunu yapanların istediği çerçevede yaşamak mecburiyetinde olmadıklarını, inandıkları istikamette yaşamaya çalıştıklarını kaydeden Erdoğan, ''Ülkede siyaset yapma hakkım var. Siyasete girerken farklı, siyasetten sonra farklı bir yaşam tarzı mı uygulayacağım, halkımı mı aldatacağım? Dün neysem, bugün de oyum, değişemem, değişmedim'' dedi.
Parti içinde farklı şekilde olanların, partinin muhafazakar demokrat kimliğinde birleştiklerini belirten Erdoğan, ''Arzumuz; şu kavramalar bizi birbirimizden koparmamalı, anlaşmaya ve zenginlik olarak birbirimize yaklaştırmaya vesile olmalı. Benim düşüncemi kabul etmiyorsanız saygı duymak, saygı duymuyorsanız katlanmak gerekir. Demokrasi bir tahammül rejimidir. Bunun bilmeyenler, anlamayanlar laikliğin tanımında da çelişkiye düşüyorlar'' diye konuştu.
-''MİLLİYETÇİLİĞİMİ KİMSEYLE TARTIŞMAM''-
Erdoğan, AK Parti'nin ''merkez parti'' olduğunu, aşırı uçlarla bir alakaları bulunmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan, ''Milliyetçilik vatansever olmaksa, Türk milletine hizmet etmekse, ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmaksa bu konuda bizden daha milliyetçi kimse olamaz. Milliyetçiliğimi, vatanseverliğimi kimseyle tartışmam'' dedi. İktidarda bulundukları 3.5 yılda arzuladıklarını yüzde 100 yerine getiremediklerini belirten Erdoğan, birçok konunun da gerçekleşmediğini söyledi. Erdoğan, bu konulara şimdi girmeyi doğru bulmadığını belirterek, ''Çünkü öyle konular var ki bunlar ülkede gerilmeye neden olur'' dedi.
cagdascetin 21.06.2006, 05:41 (Haberin devamı...)
-''TÜRBAN'' SORUNU-
Tuğuşlu'nun ''Türban olayı örneğin'' demesi üzerine Erdoğan, bu konuyla ilgili düşüncesini seçim öncesinde söylediğini aktardı. Erdoğan, şöyle devam etti: ''Ama bunlar tabi ki halkımın da beklentisidir. Ben bu konuda hep şunu söyledim; toplumun beklentisi... Ve toplumda bu konuda konsensüs var. Ama ne yazık ki, bu ülkedeki bazı kurumlar arasında bu konsensüs yok. Bu neyi getiriyor biliyor musunuz, çoğunluğun azınlığın tahakkümü altına girmesini getiriyor.'' Bazı kamuoyu araştırmalarından örnekler veren Erdoğan, ''Burada Türk halkının ne beklediği ve bu işe nasıl baktığı çok açık, net ortada. Şimdi tüm bunlar ortadayken, biz hala ön kesmeye çalışıyoruz. Bırakalım ya, toplum bu noktada da relaks olsun, rahat olsun. İnanan inandığı gibi yaşasın'' diye konuştu.
-''SABIRLA HAREKET EDİYORUM...'-
Batı'da, ABD'de, Avrupa ülkelerinde, diğer kıtalarda böyle bir problem olmadığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bizde niye bu sorun var? Neymiş; Türkiye nevi şahsına münhasırmış, tamam da nevi şahsına münhasır olmayı belli kurumlar mı belirleyecek. Yoksa ülkenin halkının büyük bir kısmının düşünceleri mi? Tabi bunu göz ardı etmek yanlış olur. Biz tabi olaya işin başından bu yana hep olumlu yaklaşmanın gayreti içinde olduk. Toplumun gerilmesine müsaade etmeden bir konsensüsle bu konunun çözümünden yana olduğumuzu hep ifade ettik. Ve ben şu anda da aynı anlayışın içerisindeyim. Sabırlıyım. Sabırla hareket ediyorum. Çünkü ülkemin gerilmesinin kaybettireceklerini biliyorum ve bu tür kayıplara tahammülümüz yok. Diyorum ki herhalde aklıselim bir gün hakim olacak. Aklıselimin hakim olduğu anda da bunlar o zeminde çok daha rahat çözülür diye düşünüyorum. Şu ana kadar da arkadaşlarımla hep bunun müzakeresini, istişaresini bu şekilde yaptık. Bu şekilde de yolumuza devam ettik.'' Bir başka soru üzerine Erdoğan, seçimlerin normal zamanında yapılacağını, Türkiye'nin güven ve istikrar ülkesi olduğunu ve ülkeyi erken seçimle bir yanlışın içine sokmayacaklarını, yanlış hesabın içine düşmeyeceklerini bildirdi. Erdoğan, ''Ekonomideki ufak dalgalanmalar asla bu seçimi gerektirecek gerekçe olamaz, değildir'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'nın siyasetine hiçbir zaman alışamayacağını belirterek,
''Ankara bürokrasisinin mutlaka değişmesi lazım. Bu yaklaşım tarzı değişmezse ülkemiz bundan çok kaybeder'' dedi.
''Hep Ankara'da az kaldığınız yönünde eleştiriler yapıldı size. Ankara'ya alışabildiniz mi?'' sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:
''Ankara'ya doğrusu alıştım, alışmamak mümkün değil ama Ankara'nın siyasetine hiçbir zaman alışmam mümkün değil. Coğrafi anlamda alışmamam diye birşey yok. Ama siyaset anlayışı olarak derseniz,
Ankara'daki siyaseti değiştirmenin gayreti içindeyiz. Çalışmalarımız o istikamette yürüyor. Bunu başarmaya mecburuz. Başaramazsak ülkemiz kaybeder. Her zaman söylüyoruz, hani Ankara bürokrasisi derler ya... Bunun mutlaka değişmesi lazım. Bu yaklaşım tarzı değişmezse ülkemiz bundan çok kaybeder. Bu bürokratik yapı işi kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor. Nereye gitsek yatırımcı, vatandaş bundan şikayetçi.''
Vatandaşların sürekli dertlerini kendisine iletmeye çalıştığını söyleyen Erdoğan, Tuğuşlu'nun ''Telefonlarınız da açık galiba'' sözleri üzerine, ''Bir tanesi out oldu. Birisini de toplantıda söylemiştim, arıyorlar'' dedi.
-''ÇOCUKLARIMI ÖZLÜYORUM''-
''Nasıl bir babasınız?'' sorusu üzerine Erdoğan, ''Çocuklarını özleyen ve çocukları tarafından da özlenen bir babayım'' dedi.
Çocuklarıyla arasının ''gayet iyi'' olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:
''Siyaset doğrusu beni çocuklarımdan çok uzak tutuyor. Çünkü Türkiye'de siyaset gündüz saatlerinde olmuyor, gece geç saatlere kadar devam ediyor. Çocuklarım okulda, ben parti çalışmalarında... Gece geç
saatlerde eve geliyorsunuz. Sabah ben kalktığımda çocuklarım okula gitmiş oluyor. Şu anda doktorasını yapan kızım, bir gün benim kapıma bir pusula iliştirmiş 'baba bir geceni de bize ayır' diye.''
''Bu anlarda 'keşke siyasete hiç girmeseydim dediğiniz oluyor mu?'' sorusuna Erdoğan, ''Sonra ağlayarak dertleşirdik. Dertleştiğimizde de onlar 'baba millete hizmet ediyorsun' derlerdi'' karşılığını verirken, gözleri doldu.
-''BREZİLYA GÖTÜRÜR''-
Bir soru üzerine dünya kupası maçlarını izlemeye çalıştığını ifade eden Erdoğan, ''Seyrettiklerim arasında bu işi Brezilya götürür gibi geliyor. Şu ana kadar seyrettiklerim arasında beğendiğim takımlar Brezilya, Arjantin, İspanya ve Ekvador. Almanya ev sahibi avantajını kullanabilir'' yorumunda bulundu.
''Fenerbahçenin hali ne olacak?'' sorusu üzerine Erdoğan, ''Fenerbahçenin önce başkanını bulması gerektiğini'' söyledi. Erdoğan,''Temennim odur ki yeni dönemde yönetim birçok eksikliklerini görmek
suretiyle giderir ve yeni sezona farklı bir şekilde hazırlanırlar. Gerek içerde, gerekse dışarıda Türkiye'yi güzel bir şekilde temsil ederler'' dedi.
Galatasarayın dışarıdaki tecrübesinin ''takdire şayan'' olduğunu dile getiren Erdoğan, uluslararası müsabakalarda Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Beşiktaş takımlarını ayırım yapmadan izlediğini ifade etti. Erdoğan, ''Ama çocukluğumdan bu yana gönlümün takımı Fenerbahçe. Başbakan olduğum için Fenerbahçenin içerdeki maçlarına da gidemiyorum. Niye? diğerlerini gücendiririm diye'' şeklinde konuştu.
Spora önem verdiklerini ifade eden Erdoğan, bu alanda yeni adımlar attıklarını, spor liseleri kurduklarını anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığının, milli takımla işbirliği yapacağını kaydeden Erdoğan, spor alanında çocukların çekirdekten yetişmiş olacağını belirterek, ''Birkaç yıl içinde Türkiye birçok dalda yenidenbir sıçramayı başarmış olacak'' dedi.
Programın sonunda Tuğuşlu'nun bir şiir okumasını istemesi üzerine Erdoğan, ''Beraber yürüdük biz bu yollarda'' şarkısının dizelerini okudu.
.................................................. .................................................. ...
5553 Tatil konusunda anlaştılar
CHP'nin bu yönde verdiği önerge kabul edilirken, öncelikli hangi tasarı ve tekliflerin yasalaşacağı da belli oldu.
Bu çerçevede devlet memurlarının disiplin cezalarının affedilmesiyle ilgili yasa ve orman mühendisleri hakkındaki yasa öncelikli olarak gündeme gelecek. Yine anlaşmaya göre son iki hafta içinde Terörle Mücadele Yasası'nda değişiklik tasarısı, hakimler ve savcılarla ilgili bir tasarı ve 9. Kalkınma Planı'nın da komisyonlarda kabul edildikleri takdirde Genel Kurul'da öncelikli olarak görüşülecek.
Ancak Anavatan Partisi AK Parti ve CHP'nin meclisin gündeminin belirlenmesinde yaptıkları anlaşmaya sert çıktı. Anavatan Partisi sözcüleri, yasaların bir çoğunu onaylamalarına rağmen içtüzük çerçevesinde engellemelerini sürdüreceklerini kaydetti.
.................................................. ..................................................
5554 Bedük'ten vahim uyarı
Bedük, Konya'nın Seydişehir İlçesi Ticaret Odası Başkanı Mustafa Koçak'ı makamında ziyaretinde yaptığı konuşmada, ekonominin her geçen gün biraz daha kötüye gittiğini öne sürdü.
''Çok yakında şirketzedeler olmasından korkuyoruz'' diyen Bedük, halkın gündeminde Cumhurbaşkanlığı seçiminin değil, 'Hükümetten ne zaman kurtulacağız' düşüncesinin olduğunu iddia etti. Halkın gündeminde aynı zamanda erken seçimin de bulunduğunu ifade eden Bedük, ''Biz nereye gidersek gidelim, halk bize erken seçimin ne zaman olacağını soruyor. Partimizin Başkanlık Divanı olarak, içinde bulunduğumuz durumun tespitini yapmaya çalışıyoruz. Sanal olarak değil, olayları yerinde görerek, özellikle milletin yaşadığı olumsuzlukları yerinde tespit etmek için Anadolu'yu karış karış dolaşıyoruz'' dedi.
Bedük, ülkedeki sorunların erken seçimle sandıkta çözüleceğini sözlerine ekledi.
.................................................. .................................................. ....
cagdascetin 21.06.2006, 05:46 5556 'Baykal özür dilesin'
AK Parti'nin Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, CHP lideri Deniz Baykal'ın, ''Yunanistan'da merkez sağdaki bir siyasi parti üçte iki çoğunluğa sahip olmasına rağmen orada bir sosyal demokrat cumhurbaşkanı var" sözleriyle niyetinin Cumhurbaşkanlığı olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Baykal'ın da Cumhurbaşkanlığı'na aday olma hakkının olduğuna işaret eden Fırat, "Eğer kendine güveniyorsa adaylığa müracaat eder. Bunun için başka bir kombinasyona girme ihtiyacı hissetmez ve kendisini bu milletin temsilcilerine teslim eder" dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yaşanan tartışmaları değerlendirdi. Türkiye'nin gündemini uzun süredir Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin işgal ettiğine dikkati çeken Fırat, demokratik hukuk devletinde bu gibi konuların sorun olmaması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı'nın nasıl seçileceğini, Cumhurbaşkanı'nın hangi vasıflara haiz olacağını kişiler ve kurumların değil yasaların belirlediğini kaydeden Fırat, demokratik bir hukuk devleti olarak Türkiye Cumhuriyeti'nde bu konunun yasalarda açık şekilde belirtildiğini dile getirdi. Fırat, Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı'nda olması gereken kriterleri açıklaması üzerine 'Başbakan kendisini işaret ediyor' diyen CHP lideri Baykal'a da teşekkür etti. AK Parti'li Fırat, "Şunu gösteriyor ki genel başkanımızın liderlik vasfı var. Dürüst, kucaklayıcı, namuslu bir vasfa haiz. Biz inanıyoruz ki sayın Baykal da aynı vasıflara haiz. Namuslu, dürüst, kucaklayıcı olduğundan bizim şahsen bizim şüphemiz yok. İnanıyorum ki o vasıfların kendisinde de olduğunu düşünüyoruz. Anamuhalefet lideri olarak başka türlü düşünmemiz mümkün değil. Bu iltifatlarından dolayı da kendisine teşekkür ediyorum" diye konuştu.
"BAYKAL MİLLETTEN ÖZÜR DİLESİN"
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın bugün bir gazetede yer alan, 'Cumhuriyet milli mücadele ile kazanıldı. Sandıkta kaybedilmeyecek' şeklindeki demecini de eleştiren Fırat, bu açıklamayı büyük bir üzüntüyle karşıladıklarını vurguladı. 1921 Meclisi'nde milli mücadelenin kazanıldığını ve Cumhuriyet'in kurulduğunu belirten Fırat, "O dönemde yaşayan atalarımız kanlarıyla canlarıyla Cumhuriyet'i kurmuştur. Biz onlara müteşekkiriz. Ancak halkı yok sayarak, milleti yok sayarak, bunu sandıkta koruyacağını iddia eden düşünce tarzının demokratik olduğunu düşünebilmek mümkün değil. Anayasaya ve Siyasi Partiler Yasası'na uygun olarak kurulmuş olan bir siyasi parti liderinin bu neviden söylemini şiddetle protesto ediyoruz. En kısa sürede milletten özür dilemesini istiyoruz" tepkisini gösterdi. CHP lideri Baykal'ın bir televizyon programındaki açıklamalarına da atıfta bulunan Fırat, CHP liderinin, 'Yunanistan'da merkez sağdaki bir siyasi parti üçte iki çoğunluğa sahip olmasına rağmen orada bir sosyal demokrat PASOK'a mensup bir cumhurbaşkanı var' yönündeki sözlerinin niyetini açığa çıkardığını söyledi. "İşte bu tarif aslında Baykal'ın kendisini tarif ettiği yerdir" diyen Fırat, Baykal'ın kafasının arkasındaki problemi çok samimi bir şekilde itiraf ettiğini vurguladı. Baykal'ın Cumhurbaşkanı olma idealinde olduğunu kaydeden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat, şunları söyledi:
"Aslında Cumhurbaşkanı sorununun olmadığı ancak sayın Baykal'ın Cumhurbaşkanı olma idealinin sonucu olarak Türkiye'nin bu şekilde karmaşaya sürüklenmek istediği açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Halkın bu konuda bir şüphesi kalmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin vazgeçilmez niteliklerinden birinin demokrasi olduğunu nazarı itibara alarak bir hukuk devleti içerisinde Cumhurbaşkanı'nın nasıl seçileceği konusunda bir problem olmadığı kanısındayız. Ama sayın Baykal'ın da aday olma hakkı var. Anayasada sayılan Cumhurbaşkanlığı vasıflarına haiz olan bir arkadaş. Ancak bu yeterli olmuyor, yeterli çoğunluğu bu meclisten almak zorunda. Eğer kendine güveniyorsa adaylığa müracaat eder. Bunun için başka bir kombinasyona girme ihtiyacı hissetmez ve kendisini bu milletin temsilcilerine teslim eder. Eğer onlar da uygun görüyorlarsa kendilerine Cumhurbaşkanı seçer. O yüzden bizim açımızdan bir problem olmadığını ifade ediyorum."
.................................................. .................................................. .....
5557 Sezer bir kanunu onayladı
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Sezer tarafından onaylanan 5520 sayılı �Kurumlar Vergisi Kanunu� yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildi.
Kanuna göre, sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, iş ortaklıklarının kazançları, kurumlar vergisine tabi olacak.
Kurumlar vergisinden muaf tutulan kurumlardan bazıları şöyle:
�Kamu idare ve kuruluşlarınca, tarım ve hayvancılığı, bilimi, fenni ve güzel sanatları öğretmek amacıyla işletilen okullar, okul atölyeleri, konservatuarlar, kütüphaneler, müzeler, sergiler, kitap, gazete, dergi, yayınevleri, yetkili idari makamların izniyle açılan yerel, ulusal veya uluslararası nitelikteki sergiler, fuarlar, panayırlar, ÖİB, Özelleştirme Fonu, TOKİ, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü ile askeri fabrika ve atölyeler, yapı kooperatiflerinin kendilerine ait arsalarını kat karşılığı vererek, her bir hisse için bir işyeri veya konut elde etmeleri.�
VERGİDEN MUAF KAZANÇLAR
Türkiye'de kurulu menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları, portföyü Türkiye'de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları, gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları, emeklilik yatırım fonları, konut finansmanı fonları, varlık finansmanı fonlarının kazançları, kurumlar vergisinden muaf olacak.
Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve ortaöğretim özel okulları ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara veya kamu yararına çalışan derneklere bağlı rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden, faaliyete geçilen ilk 5 hesap dönemi itibariyle elde edilen kazançlara da vergi istisnası getirilecek.
SPORA DESTEK
Vergi indirimleri kapsamında; mükelleflerin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik harcamalarının yüzde 40'ı oranında AR-GE indirimi yapılacak.
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Türkiye Futbol Federasyonu teşkilat kanunları kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için ise yüzde 50'si indirime tabi olacak.
Kamu kuruluşlarına bağışlanan okul, sağlık tesisi, öğrenci ve yetiştirme yurtları, huzurevi ve rehabilitasyon inşası dolayısıyla yapılan harcamalar ile bağış ve yardımların tamamı vergiden indirilebilecek.
Doğal afetler dolayısıyla Başbakanlık aracılığıyla makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdi bağışların tamamı da vergiden düşürülecek.
ÖRTÜLÜ SERMAYE
Kurumların, ortaklıklarından veya ortaklarla ilgili kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin edilerek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin 3 katını aşan kısmı, �örtülü sermaye� sayılacak.
Kurumların İMKB'de işlem gören hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda, en az yüzde 10 ortaklık payı aranacak.
Kurumlar, ilişkili kişilerle, emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak belirledikleri bedelli veya fiyat üzerinden mal ya da hizmet alımı, satımında bulunursa, kazanç tamamen ya da kısmen �transfer fiyatlandırması� yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacak.
Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, �karşılaştırılabilir fiyat�, �maliyet artı yöntemi�, �yeniden satış fiyatı� yöntemlerinden birini kullanarak tespit edecek.
cagdascetin 21.06.2006, 05:50 (Haberin devamı...)
BEYAN DÖNEMİ UZUYOR
Kanunla, 1-15 Nisan olarak düzenlenen beyan dönemi değişiyor. Kurumlar vergisi beyannameleri, 1-25 Nisan arasında verilecek.
Kamu idare ve kuruluşları, iktisadi kamu kuruluşları, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar ve bunların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek sahipleri, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin, kurumlara avanslar da dahil olmak üzere nakden ve hesaben yaptıkları ödemeler üzerinden, kurumlar vergisine mahsuben yüzde 15 kesinti yapılacak. Ayrıca kar ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kar paylarından da yüzde 15 kesinti uygulanacak.
Tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesinde, hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olacak.
�Vergi cenneti� olarak tanımlanan ülkelerde, tam mükellef kurumların işyerleri de dahil olmak üzere, burada faaliyette bulunan kurumlara, yapılan her türlü ödemeler üzerinden yüzde 30 vergi kesilecek.
VERGİ ORANI
Kurumlar vergisi oranı yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirilecek. Kurumlar vergisi mükelleflerince, cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere, kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödenecek. Bakanlar Kurulu, geçici vergi oranını 5 puana kadar indirmeye yetkili olacak.
Kar payı dağıtımına kaynak oluşturan yüzde 25 yurtdışı iştirakinin, kazançları üzerinden ödenen gelir ve kurumlar vergisi benzeri vergiler, Türkiye'de ödenecek kurumlar vergisinden mahsup edilecek.
Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen kurumların 2006 takvim yılı içinde biten hesap dönemlerine ait kazançlarının vergilendirilmesinde, 1 Ocak 2006 tarihinden önceki aylara yüzde 30, sonraki aylara ise yüzde 20 oranının aritmetik ortalaması uygulanacak.
1 Ocak 2006'dan sonraki geçici vergi dönemlerinde yüzde 30 oranına göre hesaplanan ve tahsil edilen geçici verginin, aynı dönemler için bu kanuna göre hesaplanan tutarı aşan kısmı, takip eden dönemler için hesaplanan geçici vergiden mahsup edilecek.
Kanunun, �transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı� başlıklı 13. maddesiyle, �muafiyet, istisna ve indirimlerin sınırı� başlıklı 35. maddesi, 1 Ocak 2007'den itibaren geçerli olacak.
.................................................. .................................................. ......
5558 Mumcu'dan sert yanıt
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ''Cumhuriyet, hiç kimseden çekmedi kurtarıcılarından çektiği kadar. Cumhuriyetin kurtarılmaya ihtiyacı yok cumhuriyetin yaşatılmaya, geliştirilmeye, serpilmeye ihtiyacı var'' dedi.
Mumcu, Türkiye Ziraatçiler Derneği Genel Başkanı İbrahim Yetkin'i parti genel merkezinde kabul etti. Yetkin, ziyarette yaptığı konuşmada, tarımdaki sorunları dile getirerek, derneğin 29 Haziranda yapılacak kuruluş yıldönümü toplantısına Mumcu'yu davet etti. Türk tarımının, ayrılan kaynaklarla rekabet etme şansı olmadığını ifade eden Yetkin, ''Türk tarımı, Dünya Bankası, IMF ve Avrupa Birliği arasına sıkışmıştır'' dedi.
Mumcu da Türkiye'nin huzur ülkesi olmaktan çıktığını, bunun temel nedeninin; milyonlarca insanın yoksulluk batağına saplanması olduğunu söyledi. Şehirlerde yaşanan sorunların temelinde çiftçinin ve köylünün yoksulluğunun yattığını kaydeden Mumcu, hükümetin bu gerçeğin farkında olmadığını savundu. Mumcu, ''Tarıma yan bakmak nankörlük olur'' dedi. Mumcu, tarımdaki sorunların, sadece çiftçinin emeğinin karşılığını alamaması sonucunu değil, sosyal düzenin bozulması sonucunu da doğurduğunu söyledi.
SORULAR
Şemdinli olaylarıyla ile ilgili mahkeme kararını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Mumcu, şöyle konuştu: ''Mahkeme kararlarını değerlendirmek siyasilerin işi değil. Bunu bir üst mahkeme değerlendirecek. Bu kararla Türkiye'de önemli bir sonuç ortaya çıkmıştır; Belki de tarihinde ilk defa devlet memurlarının yargılanması konusunda böyle ağır kararla karşı karşıyayız. Ağır derken kendi görüşümü değil, hukuki olarak değerlendirilmesini söylüyorum. Siyasetçilerin yargı kararları üzerine siyasi yorum yapmalarını doğru bulmuyorum.''
Mumcu, ''Sayın Baykal'ın 'Cumhuriyeti sandıkta kurtaracağız' şeklinde birliktelik çağrısı oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine, şunları kaydetti: ''Cumhuriyet, hiç kimseden çekmedi kurtarıcılarından çektiği kadar. Cumhuriyetin kurtarılmaya ihtiyacı yok. Cumhuriyetin, yaşatılmaya, geliştirilmeye, serpilmeye ihtiyacı var. Cumhuriyetin emek vermeye ihtiyacı var. Eğer cumhuriyet için bir şey yapmak istiyorlarsa cumhur için bir şey yapsınlar. Eğer cumhuriyet için bir şey yapmak istiyorlarsa; ülkenin zenginleşeceği, milletin refahı adil paylaşacağı ve devletine, ülkesine güvenle bakacağı bir çözüm için çalışsınlar. Çözümü olmayanlar kurtarıcı pozlarına saklanıyorlar. Millet de kurtarıcılarından illallah dedi.''
.................................................. .................................................. ....
cagdascetin 21.06.2006, 05:54 5559 Mezar taşları oy kullanmış
Komisyonda, Adli Sicil Kanunu'nda ''hak yoksunluklarının giderilebilmesi'' için düzenleme yapıldı.
Buna göre, TCK'nın ''belli haklardan yoksun bırakılma'' hükmünü içeren 53. maddesinin, ''hak ve yetkilerin kötüye kullanılması'' ile ''dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyetle'' ilgili fıkraları hariç olmak üzere, cezanın infazının tamamlanmasından sonra 3 yıl geçmesi, bu sürede yeni bir suç işlememesi ve iyi halli olma konusunda kanaat oluşturması halinde, kişi yasaklanmış haklarını geri isteyebilecek.
Mahkum olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi için hükmün kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçmesi gerekecek. Ancak bu süre kişinin mahkum olduğu hapis cezasına 3 yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olmayacak.
Yurtdışında yaşayan vatandaşların, adli sicil bilgilerine kolaylıkla ulaşabilmesi amacıyla düzenleme yapıldı. Buna göre, yurtdışındaki elçilik ve konsolosluklar da adli sicil bilgisi verecek.
SEÇİMLERLE İLGİLİ HÜKÜMLER
Komisyon, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'da, seçim yasaklarıyla ilgili değişiklik öngören fıkrayı da benimsedi.
Buna göre, seçim kurullarının toplanmalarına ve görevlerini yapmalarına engel olanlara, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Seçim işlerinin yapıldığı sırada, seçim kurulları veya kurul başkanları tarafından alınan karar ve tedbirlere, uyarılara rağmen uymayanlara, 200 YTL idari para cezası verilecek. Bu karar ve tedbirlerin uygulanmasını zorlaştıran veya neticesiz kalmasına neden olan kişiler, 6 aya kadar hapis ve 500 YTL'den 2 bin YTL'ye kadar idari para cezasına çarptırılacak.
Seçim başladıktan sonra kuruldaki görevlerini haklı bir gerekçe olmadan terk edenler 3 aydan 1 yıla kadar; seçime ait kağıt, oy pusula ve zarfları ile sandıkları vaktinde yerine göndermeyen seçim kurulu başkan ve üyeleri, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.
Seçmen kütüğüne, kendisini veya bir başka seçmeni bilerek birden fazla kayıt ettirenlere 6 aydan 2 yıla kadar hapis verilecek. Tamamen veya kısman sahte seçmen kütüğü veya seçmen listesi oluşturan, bozan, çalan veya yok eden kişiye TCK'ya göre belgede sahtecilik suçuna göre verilecek ceza, yarı oranında artırılarak uygulanacak.
Seçim propagandası toplantısına engel olan kişi, 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak, bu suçun, en az 3 kişi ve silahla işlenmesi durumunda, ceza artırılacak.
Hakkında yayın durdurma kararı verilen özel radyo ve televizyon kuruluşlarının sorumlularına 15 bin YTL'den 100 bin YTL'ye kadar idari para cezası verilecek.
Oy verme gününden önceki gün saat 18.00'den sonra ve oy verme gününde umuma açık yerlerde seçim propagandası ile bu amaçla yayın yapanlar, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.
Oyunu kullandıktan sonra uyarıya rağmen sandık başından ayrılmayan
veya herhangi bir müdahale, telkin veya tavsiyede bulunanlara 3 aydan
1 yıla kadar; başkasının adına oy vermeye teşebbüs eden veya veren
kişilere 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Yetkisi olmadığı halde her ne sebeple olursa olsun oy sandığının
yerini değiştiren, yerinden kaldıran, oy sandığını açan, çalan veya
tahrip eden veya içindeki oy zarflarını alan, çalan veya değiştiren
kişilere, 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası uygulanacak.
Seçim sonuçlarına, geçerli bir neden olmaksızın ve kötü niyetle
itiraz edenlere, 1000 YTL'den 5 bin YTL'ye kadar idari para cezası
verilecek.
Seçim günü silah taşıyan kişi, bin YTL'den 5 bin YTL'ye kadar
idari para cezasına çarptırılacak.
''BİRİLERİ SEÇİMLERDE HİLE Mİ YAPACAK?''
Komisyonda, seçim yasaklarıyla ilgili görüşmeler sırasında tartışmalar yaşandı.
CHP Niğde Milletvekili Orhan Eraslan, seçim ve sandık kurullarının
aldığı kararlara karşı muhalefet edilmesi durumunda hapis yerine para
cezası verilmesi yönünde düzenleme yapılmasını eleştirdi. Eraslan'ın,
''Birileri kalkıp seçimlerde hile mi yapacak'' sözlerine, AK Parti
Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu, ''Çok çirkin, burada hep birlikte
kanun yapıyoruz'' diyerek, tepki gösterdi.
Eraslan ile Kutlu'nun karşılıklı olarak seslerini yükselterek konuşmalarına, Komisyon Başkanı Köksal Toptan müdahale etti.
CHP'li Eraslan, kimseyi itham etme gibi bir amacının olmadığını söylerken, AK Parti'li Kutlu da seslerinin maksadı aşarak yükselmiş olması dolayısıyla özür diledi.
''NUR YAĞIYOR İŞTE...''
Hileli bir yöntemle başkalarının yerine oy atanlara verilecek cezanın tartışıldığı sırada söz alan AK Parti Gaziantep Milletvekili Mahmut Durdu, Nurdağı İlçesinin nüfusunun 9 bin olduğunu, ancak 11 bin seçmeni bulunduğunu söyledi, cezaların artırılmasını istedi.
Bunun üzerine, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, ''Nur yağıyor işte. Mezar taşlarını da yazmışlar'' demesi, gülüşmelere neden oldu. Bakan Çiçek, seçim yasakları konusunda düzenleme yapılırken, ilgili kanunun esas çatısının bozulmamasını istedi.
Komisyon, Terörle Mücadele Yasası ile Askeri Mahkemeler Kuruluşu
ve Yargılama Usulü Kanunu'nda değişiklik öngören tasarıları yarın
görüşecek.
.................................................. .................................................. ...
5561 Türkiye'yi şizofrene benzetti
International Herald Tribune gazetesine konuşan Rehn, Türkiye'nin sistematik işkenceyi azaltma yolunda önemli ilerlemeler kaydettiğinin altını çizdi, ancak ifade özgürlüğüne değinirken, ilginç bir benzetme yaptı.
Rehn, bu konudaki reformlardaki ilerlemeyi 'daha şizofren' olarak tanımladı, buna Orhan Pamuk davasını örnek gösterdi.
Davanın ilk başta hayal kırıklığı yarattığını söyleyen Rehn, düşmesinin ise ifade özgürlüğüne ilişkin başka davalar için bir emsal oluşturması gerektiğini belirtti.
Rehn, Fransa ve Almanya'nın Eurovizyon Şarkı Yarışması'nda Türkiye'ye 12 puan vermesini de "hiç beklenmedik ülkelerde Türkiye'ye yönelik kuşkular azalıyor" şeklinde yorumladı.
Rehn, AB'nin genişlemesini bir 'başarı öyküsü' olarak tanımladı, genişlemenin AB'nin iç siyasi başarısızlıkları için 'günah keçisi' yapılmaması gerektiğini söyledi.
Türkiye - AB fiili müzakereleri başladı
AB ile Türkiye arasındaki fiili müzakereler, Kıbrıs Rum kesiminin tüm engelleme çabalarına karşın 12 haziranda başlamıştı.
Kıbrıslı Rumların, Türkiye ile fiili müzakerelerin 'bilim ve araştırma' başlığında açılıp kapanmasına yönelik itirazları, AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi'nde aşılmıştı.
Son ana kadar Rum kesiminin itirazlarının giderilmesini bekleyen Ankara, AB'nin Ortak Tutum Belgesi'ni inceleyerek Ortaklık Konseyi'ne katılma kararı almıştı.
Bu gelişmenin ardından Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Başmüzakereci Ali Babacan, Lüksemburg'a hareket etmişti.
Kıbrıs Rum yönetimi ile varılan uzlaşmaya göre, AB'nin müzakerelerle ilgili Ortak Tutum Belgesi'ne eklenen bazı ifadelerle fiili müzakerelerin yolu açılmıştı.
Belgede, Gümrük Birliği ve Ek Protokol içinde olmak üzere Ortaklık Anlaşması gereklerinin yerine getirilmesinin önemi vurgulanmıştı.
Bu konuda sorumlulukların yerine getirilmemesi halinde, bütün müzakere sürecinin etkileneceği kaydedilen belgede, ''AB, bu çerçevede 21 eylül 2005 tarihinde Kıbrıs ile ilgili yayımladığı deklarasyona atıfta bulunuyor'' denilmişti.
Belgede, gelişmeler çerçevesinde gerektiği takdirde, fiili müzakerelerin ilk faslı olan bilim ve araştırma başlığına geri dönülebileceği belirtiliyordu.
'Bilim ve araştırma' faslıyla ilgili AB müktesebatının sınırlı olması nedeniyle fiili müzakerelerin aynı gün açılıp kapatılmasına itiraz eden Rum kesimi, bunu 'Türk liman ve havaalanlarının açılması ve tanınma'yla bağlantılı hale getirmeye çalıştı.
Türkiye 3 ekimde müzakerelere başladı
Türkiye ile AB arasındaki müzakereler 3 ekim tarihinde başlamıştı. Türkiye'nin 3 ekimde AB ile müzakerelere başlamasından önce Avusturya'nın 'imtiyazlı ortaklık' ta diretmesi krize neden olmuştu.
Avusturya, Müzakere Çerçeve Belgesi'ne 'imtiyazlı ortaklık' ibaresinin girmesi için uzun süre direnmişti. 25 üyeli birlik içinde tek kalan Avusturya'nın sonunda direnci kırılmış ve Müzakere Çerçeve Belgesi onaylanmıştı.
Avusturya ile yürütülen pazarlıkların uzun sürmesi nedeniyle diplomaside pek sık uygulanmayan bir kural işletildi. Pazarlıkların yürütüldüğü Lüksemburg'ta saatler gece yarısına iki dakika kala 23.58'de durdurulmuştu.
AB Dönem Başkanlığı'nı yürüten İngiltere, bu süreçte Türkiye'ye önemli ölçüde destek vermişti. AB kulislerinden sızan bilgilere göre, İngiltere'nin diplomasideki başarısı müzakerelerin başlamasında etkili oldu.
cagdascetin 21.06.2006, 09:32 5563Bugün SEÇİM OLSA?
AKP: 37.2 CHP: 15.1 DYP: 12.8 MHP: 9.8 ANAP: 6.6
Türkiye'nin son 6 ayına damgasını vuran siyasi gerilim, AB müzakerelerinde karşılıklı restleşme ve piyasalardaki dalgalanmanın sandığa etkisini ölçmek amacıyla saygın kamuoyu araştırma şirketi Konsensus, VATAN için bir seçim anketi yaptı. Seçmene, "Yarın bir genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz" sorusu yöneltildi. En çok merak edilen ise AKP'nin bu gerilimli dönemde oy kaybına uğrayıp uğramadığıydı. Sonuç: İktidar partisi, siyasetteki genel eğilimin aksine oy kaybetmedi, hatta 3 Kasım 2002 genel seçimine ve VATAN'ın yine Konsensus'a 14 Şubat'ta yaptırdığı ankete göre oy oranını artırdı. 9-16 Haziran arasında yapılan seçim anketi, gerilimli günlerin ardından seçmenin eğilimini yansıtan ilk çalışma oldu. İşte dev seçim anketinin çarpıcı sonuçları:
CHP yükselişe geçti
Seçmenin iktidar partisine kredisi sürüyor. 3 Kasım'da yüzde 34.3 oy oranıyla tek başına iktidara gelen AKP, 14 Şubat'taki kamuoyu yoklamasında yüzde 33.4 oranıyla "makul" bir aşınma yaşarken, bugün bu oran yüzde 37.2'ye çıktı. Bu da, AKP'nin seçmen karşısında inandırıcılığını artırdığını gösteriyor. 3 Kasım'da yüzde 19.4 oy oranıyla Meclis'e giren ana muhalefet partisinin, 14 Şubat'taki ankette oyları yüzde 12.8'e gerilemiş, VATAN bu sonucu, "AKP yükselişte, CHP ise düşüşte" diye duyurmuştu. Aradan geçen 4 ay içinde, oylardaki erimenin durduğu ve CHP'nin oylarının yüzde 15.1'e tırmandığı görüldü. Ancak, CHP'nin 3 Kasım'daki oy oranını yakalaması için bu yükseliş trendini sürdürmesi gerekiyor. 3 Kasım'daki yüzde 9.5 oy oranı, DYP'yi kıl payıyla Meclis dışında bırakmıştı.
DTP Meclis'e nasıl girer?
Son anket sonuçlarına göre seçmenin yüzde 12.8'i "oyum DYP'ye" dedi. Seçmenin yüzde 9,8'inin "bugün seçim olsa oyum MHP'nin" demesi, Bahçeli'nin 3 Kasım'a göre oylarını artırdığına, fakat barajı aşmakta zorlandığına işaret ediyor. Oylarını artırdığı halde, barajı aşma sorunu yaşayacak bir başka parti de ANAP. DTP'nin de 3 Kasım'da gerçekleştirdiği "kemikleşmiş" oy oranını koruduğu, yüzde 6 ile barajın altında kalacağı görülüyor. Ancak, partinin baraj engelini aşmak için güçlü olduğu seçim bölgesinde bağımsız adaylarını seçime sokarak, Meclis'te grup oluşturacak sayıya ulaşma hesapları konuşuluyor. Böylece DTP de MHP ile birlikte 5 partili Meclis'i oluşturmaya aday.
Seyfettin Gürsel
Ufukta koalisyon pazarlığı mı görünüyor?
Konsensus'un sonuçları gelecek ilk seçimde gerçekleşecek olursa, 4 partili meclis yüksek bir olasılık. Bu durumda AKP'nin mecliste çoğunluğu sağlayamaması, ihtimal dahilinde. Böyle bir gelişme, AKP oylarında 3 Kasım'a kıyasla bir artış olmasına rağmen, tek parti iktidarının sonu olabilir. Kurulacak bir koalisyon hükümetinin ise tutarlı hükümet olma ihtimali son derece düşük. AKP kıl payı da olsa mecliste çoğunluğu kaybettiği takdirde, muhalefetin tutarlı bir koalisyon kurma olanağı yok. CHP, DYP, MHP koalisyonunun Türkiye'nin hiçbir temel sorununa çare bulacağına ihtimal vermiyorum. Partiler arası pazarlıklarla kurulan koalisyonlardan Türkiye'ye hayır gelmemiştir, bundan sonra da gelme ihtimali yoktur. Bu sonuçlar bir kez daha seçim sistemi reformunun ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. 50 ya da 100 milletvekilinin ülke genelinde nispi oyla seçildiği, buna karşılık 450 ya da 500 milletvekilinin tek sandalyeli seçim çevrelerinden 2 turlu bir seçimle belirlenecekleri bir seçim sistemi, tek parti ya da en azından tutarlı bir koalisyon hükümeti çıkarma şansına sahip. AKP hükümetinin seçim sistemi reformunu bundan sonra gündeme alacağını umarım. Aksi takdirde seçimler tam bir Rus ruletine dönüşecek.
Kararsızlar nasıl dağıtıldı?
* Konsensüs, "kararsızım" diyenlere ek sorular yöneltti. "Hangi partiler arasında kararsızsınız", "Kesinlikle oy vermeyeceğiniz parti hangisi" ve "Hangi partilere oy verebilirsiniz" gibi sorularla oy verebileceği partiler belirlendi. Ve bu oylar partilere dağıtıldı.
* Kesinlikle kararsız kalanlar ile "Sandığa gitmem", "Geçersiz oy veririm" ve "Cevap yok" diyenler 1200 kişilik toplam denek sayısından düşüldü. Partilere yönelik oy dağılımı, kalan denek sayısı üzerinden hasaplanıp nihai sonuç bulundu. Sonuçta, sandığa gidip geçerli oy verenler üzerinden hesap yapıldı.
VATAN'ın notu: Yukarıdaki hesap karışık göründüğü için bir örnek verelim. Diyelim ki Türkiye'deki seçmen sayısı 1.000. A partisi 400, B partisi 200, C ve D partileri 100'er oy aldı. Toplam 800 oy kullanıldı. Yani seçime katılım oranı yüzde 80 oldu. A partisinin tüm seçmenlere göre oy oranı yüzde 40, ama seçim sonuçlarına göre yüzde 50. Çünkü seçim sonucu geçerli oylara göre açıklanıyor. Seçim anketlerinde de benzer bir durum var. Ankete katılım sayısı toplam seçmen sayısı gibi düşünülmeli. Çünkü ankete katılıp, "sandığa gitmem" veya "geçersiz oy veririm" diye cevap verenler de var. Bu nedenle, anketin nihai sonuçları aynı seçimde olduğu gibi, toplam geçerli oyların partilere dağılımı üzerinden yapılıyor. VATAN anketindeki "kararsızların dağılımından sonraki oy oranları" hesaplaması da bu mantığı içeriyor.
Anket nasıl yapıldı?
Araştırma, 9-16 Haziran tarihleri arasında, 26 ilde toplam 56 ilçe ve 123 yerleşim biriminde (köy/mahalle) 18 yaş ve üstü 1.200 kişiyle, yüzyüze görüşmelerle yapıldı Görüşülen kişiye araştırmanın VATAN gazetesi adına yapıldığı söylenmeyen anketin örneklemi, Mart 2004'te yapılan seçimlerde hazırlanan seçmen listesine göre ve Türkiye'nin seçmen nüfusunun demografik özelliklerine uygun olarak belirlendi. Yüzde 30'u sahada süpervizörlerce, yüzde 62'si ise telefon kontrolüne tabi tutulan araştırmanın yüzde 95 güven sınırında hata payı artı, eksi yüzde 2.74...
2001 yılında kurulan Konsensus, şirketler, kurumlar, kuruluşlar ve bireyler için tüm dünyada pazar araştırmaları hizmeti veriyor.
.................................................. .................................................. ...
5564 Ermeni Patriği Türkiye'de
Dünya Ermenileri Patriği II. Karakin dün akşam İstanbul'a geldi. II. Karakin'in Türkiye'ye gelişini protesto etmek isteyen bir grup, çevrede yoğun güvenlik önlemleri alan polis tarafından Atatürk Havalimanı'na sokulmazken, öfkeli grup Atatürk Havalimanı'ndan çıkan bir limuzini, II. Karakin'in aracı zannederek yumurta yağmuruna tuttu.
Dünya Ermenileri Patriği II. Karakin Ermenistan Havayolları'nın tarifeli seferiyle, saat 22.30'da, Erivan'dan İstanbul Atatürk Havalimanı'na geldi. Karakin'i apronda Ermeni Patriği Mutafyan karşıladı. Araçlarla aprona giren Ermeni cemaati temsilcileriyle bir süre ayaküstü konuşan II. Karakin ve Patrik Mutafyan, yoğun güvenlik önlemleri altında havalimanından ayrıldı. Polis, basın mensuplarının da görüntü almaması için aprona girişlerini yasakladı. II. Karakin'in Türkiye'ye gelişini protesto etmek isteyen bir grup, çevrede yoğun güvenlik önlemleri alan polis tarafından Atatürk Havalimanı'na sokulmadı. Göstericilerin VIP Giriş Kapısı'nda beklemesi üzerine II. Karakin, güvenlik önlemleri altında A Kapısı'ndan çıkarıldı. MHP'li oldukları öğrenilen grup, Atatürk Havalimanı'ndan çıkan bir limuzini, II. Karakin'in aracı zannederek yumurta yağmuruna tuttu. Polis gruba müdahale etmedi.
cagdascetin 21.06.2006, 09:39 5565 Kızını fahişe yapan baba
Bu çocuklar mahkeme tarafından bize gönderiliyor. Aileleri suça zorluyor. Babası tarafından barlarda çalışması için vesika çıkartılana bile rastladık.
DEVLET Bakanı Nimet Çubukçu, Diyarbakır"da yurtta kalan 16 yaşındaki kız çocuğunun konsomatrislik yaparken bulunması olayını değerlendirdi. Çubukçu, bu çocukları bazen ailelerinden korumak gerektiğini belirterek, "Kızına vesika alan baba örnekleriyle de karşılaşıyoruz" dedi. Mahkemelerin "tedbir kararı" ile kendilerine gönderdikleri çocuklara sadece "barınma" imkanı verdiklerini belirten Çubukçu, bu tür sorunlu çocuklarla ilgili olarak yaşadıkları sıkıntıları şöyle anlattı:
AİLELERİ ZORLUYOR
"Mahkemeler, cezaevi koşulları olmasın diye bu çocukları tedbirli adı altında bize gönderiyor. Bu çocuklara barınma imkanı veriyoruz ve rehabilite etmeye çalışıyoruz. Diyarbakır"daki olay da benzer bir durum. Bize gönderiliyorlar, okula, çarşıya pazara gitme imkanları var. "Okula gidiyorum", diye çıkıp bir daha dönmeyebiliyorlar. Bu tür çocuklar arasında ailesi tarafından suça zorlananlar var. Biz bu çocukları hem sokaklardan, hem ailelerinden korumaya çalışıyoruz. Yaşları genellikle 16-18 arasında olanlarda sorun yaşanıyor. Öyle bir örnek yaşadık ki; babası tarafından barlarda çalışması için vesika çıkartılan vardı. Onu önce ailesinden korumamız gerekiyor."
PENCEREDEN KAÇTI
Çubukçu, şöyle devam etti: "Sığınma evlerinde giriş-çıkış kontrolü ve polis koruması var. Onun amacı da sığınma evlerine gelenlerin zaten dayaktan ve kötülükten kaçarak buraya gelmeleri. Ancak oralarda bile sorun yaşıyoruz. Ankara"da eşi tarafından vücuduna bıçakla ismi kazınan M.K."nin 18 yaşını doldurmasına üç ay vardı. Korunması için sığınma evine koyduk. Daha üç ay dolmadan "kocama dönüyorum" diye pencereden atladı kaçtı."
.................................................. .................................................. ..
5566 Bu haber doğru mu?
THY'de, son dönemde göreve başlayan bazı kabin memurlarının, günah olduğu gerekçesiyle içki servisi yapmadığı, kendisini uyaran amirlerini ise 'işten attırmakla' tehdit ettiği ileri sürüldü.
THY'nin son günlerde yaşadığı uçuş iptalleri ve rötar sıkıntılarından sonra bir başka skandal daha patlak verdi . İddiaya göre, AK Parti iktidarında gelen yönetimin işe başlattığı bazı erkek kabin memurları, dış hat uçuşlarında içki servisi yapmaya yanaşmıyor. SABAH'a açıklamalarda bulunan Hava-İş Sendikası Genel Başkanı Atilay Ayçin, AK Parti iktidarının kadrolaşma çalışmalarının kuruma bugüne kadar hiç olmadığı kadar zarar verdiği görüşünü savundu.
'KORKUSUNDAN İSİM VEREMEDİ'
Ayçin şu iddialarda bulundu: "Kabin amiri, stewarta içki servisi yapmasını söylemiş. O da, 'Dinimizce içki servisi yapmak caiz değil. İçkili yerlerde bulunmak ve içki içenlere servis yapmak günahtır. Ben bunu yapamam' demiş. Kabin amiri, 'Yapmak zorundasın. Bu senin görevin' deyince de, 'Yapmıyorum, git istediğin yere şikayet et. Sen benim kimin adamı olduğumu biliyor musun' diyerek aba altında sopa göstermiş. Belki buna benzer olaylar sıkça yaşanıyor ama bize sadece üç kez intikal ettirildi."
Atilay Ayçin, olayda adı geçen kabin amirinin işten atılma korkusuyla kendi adını ve kabin memurunun adını vermediğini de belirtti. Ayçin şöyle devam etti: "Hiçbir çalışan THY'nin çalışma kurallarını tanımamazlık yapamaz. Daha önceki iktidarlar da THY'ye kendi kadrolarını yerleştirdi. Bu ne yazık ki, şirketin kaderidir. Ancak, hiçbir zaman böyle bir skandal yaşanmamıştı."
.................................................. .................................................. ..
GÜNÜN HABERİ
5567 5568
4 bin YTL'ye ÖSS
Adana"da pazar günkü Öğrenci Seçme Sınavı"na (ÖSS) bir başkasının yerine girerken yakalanan ODTÜ mezunu Zerrin Yiğitalp"in, Esma Atlıhan"ın yerine 4 bin YTL karşılığında girdiği öne sürüldü. Esma Atlıhan da dün polise teslim oldu.
Özel Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü hazırlık sınıfı öğrencisi olduğu belirlenen Atlıhan"ın, üniversiteyi kazanamadığı takdirde 42 yaşındaki bir erkekle evlendirileceği senaryosunun doğru olmadığı anlaşıldı. Olayın iki kahramanı Adana Adliyesi"nde bir araya geldi. Avukatıyla birlikte teslim olup ifadesi alınan Esma Atlıhan da adliyeye sevk edildi.
Tutanaklarda, Yiğitalp"in 4 bin YTL karşılığında Atlıhan"ın yerine sınava girdiği iddiası yer aldı. Hazırlık sınıfını iki yıldır geçemeyen Atlıhan"ın, "Bu yıl da sınıfta kalırsam, ailem beni Şanlıurfa"ya alır, biriyle evlendirir" diyerek arkadaşına yakındığını belirtip, "Arkadaşım "senin yerine sınava girerim" dedi. Okumak istiyordum. Arkadaşım böyle bir teklifte bulununca kabul ettim. Pişmanım" dediği belirtildi. Zerrin Yiğitalp ve Esma Atlıhan, "Sahte belge düzenlemek ve kullanmaya kalkışmak ve bu suça iştirak" suçlarından sevkedildikleri nöbetçi 3"üncü Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
|
|