MISAFIRPERVERLIK
Misafirperverlikte esi gorulmemis seyler yasadim.biz misafire ,misafir agirlamaya cok alisiktik.birgun,Kurtcesini soyledikten sonra ,Turkce''Bugun misafir gelmedi basim agriyor''demisti anneannem.bu lafi soyledikten biraz sonra ,bir atli kapiyi caldii.Anneanneme bunu soyleyince ,sevindi .Gelen bir Ermeni'ydi.babamin samimi arkadasiydi.onu agirladik ,derken bir komsu dedi ki,''Bu Ermeni'ye bu hurmet niye ? babam da ''Bu esigi asanin ,asipta iceri girenin ,dini ,imani,kim oldugu ,nerden gelip nereye gittigi sorulmaz''demisti.gozlerim hala yasariyor.Koyumuzde bir dugun vardi bizde ona gidecegiz mart sonu her taraf camur celpesik ,derken kapi calindi ,bir dilenci .ayagini cikarip girdi.Babam ayaklarini yikadi sofraya buyur ettiler Babam ve annem kilere gittiler.Cocukluk bu yaa merak edip bende arkalarinan kostum .Babam anneme dedi ki;''Eger ona ayri bir sofra kursaydin ,bu gece seni bosayacaktim'' iste tasavvuf budur ,Alevilik budur ,kardesim.....
Prof.Dr.Ethem Ruhi Figlali
saygilarrrrrrr............
guzel bir hikayee insan ne olursa olsun esittir her insana ayni hurmeti ve hizmeti gösterilmeli.....sonusta hepimiz insaniz... canooo
whitehat
27.08.2005, 21:32
Misafirperverlik Türklerde bir gelenektir. Türkler misafire daha özenle hizmet eder ve evinde ne varsa onunla paylaşmaya calışır. Tabi bu zamanda azda olsa genede anadoluda bunu yaşatanlar var..Benim da bu konuda anlatmak istediğim yaşanmış birkaç okuduğum hikaye vardır.
*****************
Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya’ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi. Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Saatler epey ilerledi ama yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan hacıanneye sıkılarak sordum:
“Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?”
Hacıanne:
“Evladım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz” dedi.
Merak ettim, tekrar sordum:
“Trenden sizin bir yakınınız mı inecek?”
Hacıannenin cevabı inanılacak gibi değildi:
“Hayır evladım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda, ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, ışığı yanan bir ev bulsun diye bekliyoruz.” "
***********************
İşte ibret alınacak bir hikaye. malesef bu gibi özünü, benliğini kaybetmemiş cok az insanımız var.. Yaşlılarımızdan bazıları "Önceden" derdi.. "Bu kapılarda hep 'Fakirlere yemek verilir', 'Yemek verilir'..gibi levhalar vardı," önünden geçtiğimiz köşklerin, yalıların kapılarını göstererek..
"Toplumdaki değişimi anlaki şimdi istisnasız hepsinin kapısında 'Dikkat köpek var!' yazılı.."
Çok acı bir gerçek, değil mi??
Şimdi ise "Benlik İmparatorluğu" dediğimiz imparatorluklar sözkonusu.. Anadoluda cokca rastlamışımdır. Köyüne araç çalışmayan köylü halkı yakın bir köy aracı ile o köye kadar gelir. eğer karanlık cökmüş ise diğer bir köyün içinden yolu geciyorsa o köyden kim ratlarsa "Gece vakti kurt var cakal var" diye o yolcuyu salıvermez onu ağırlar sabah aydınlandığında yolcu ederdi..Benim yaşadığım köyümde bu gibi olayları cokca yaşadım.. Ama Büyük metropolleşmiş kentlerimizde ise bir misafir geldiğinde evin hanımının suratı bir karış eşininki ondan beter :( hele hele sıla'nın bahsettiği eli ayagı camur ve pislik içinde olacakta onu içeri alacak.. imkansız gibi birşey...
Vaktiyle adamın birinin 3 oğlu varmış..Bunları okutuyor ve cocukları bir yerlere geliyor.. Bu amcada "Ben bu yıl mahsulden yoğurt süt yağ hazırlayayımda oğullarımı ziyarete gidem" der. Eline hazırladığı hediyeleri alan amca yola koyuluyor ve ilk Büyük oğlunun kapısına variyor.. Kapıya yaklaşiyor bir köpek. Tabi amca korkuyor.Köpeğin havlamasına cıkan evin hanımı seslenir "Buyur amca bir şeymi istiyon" der. Oda "yok evladım bu adresteki evde benim oğlum oturuyor onu ziyarete geldim" der. Kadın amcanın elbiselerine bakar kendine bakar üstü başı pejmurde biri nasıl benim kocamın babsı olur der. amcaya döner "amca al sen şu parayı eğer dileniyorsan öle yalanlara gerek yok" der ve bir miktar parayı amcaya atar.. Amca da arkasını döner ve diğer ortanca oğlunun evine gider. bu olayın benzerini burdada yaşayınca küçük oğlunun kapısını calar. İçeriden bir bayan cıkar "Buyur amca bir isteğinizmi vardı" der. Amcada "Ben senin kocanın köyündenim yolum burdan geciyordu bi uğrayam dedim" der. Kadın bunu buyur eder ve kocasına telefon acar. Amca yorgundur belki diyerek elinden ne gelirse yapar.Kadının kocası içeri girdiğinde babasını görünce şaşırır. Görüştükten sonda bunun hikmetini babasından öğrenmek ister.o da oğluna "Evladım diğer gelinlerime "ben kocanızın babasıyım dedimiğim halde buyur etmediler. senin köylün olduğunu söyleyince bu hürmet bu ikramı gösteren eşin baban deseydim beni başında gezdirirdi."
Bu hikaye daha da var ama bu kadarını hatırlıyorum.. Önemli olan bir yere bir mevkiye gelmek değil önemli olan insan gibi insan olmak. Ata dedelerimizin örf ve adetlerini unutmamak...
Sağlıcakla kalın
evet cok guzel hikaye gercektenn ders alinacak hikayeler bunlar gunumuzde artikk eskisi kadar misafire deger kalmadii.....eskisi kadar duskunluk yaniii.. onceden uzaktan biri geldiginde tanri misafiri diye hurmet edilir deger verilirmistii gunumuzde bu tam tersii olur halee geldiii.....
saygilarrr......
Yakapınarlı
26.11.2005, 19:29
tüylerim gerçekten diken diken oldu.misafirperverlik en güzel şeylerden biri.