cagdascetin
22.06.2006, 08:48
5593 Ali Kaya'nın abisi konuştu
39 yıl 5 ay hapse mahkûm edilen jandarma astsubay Kaya'nın ağabeyi Kenan Kaya, "Devlet görevinde şehit de düşebilir, 100 yıl da yatabilir" dedi.
Şemdinli davasında 39 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılan jandarma astsubay Ali Kaya'nın Bitlis'in Mutki İlçesi'ne bağlı Bağarası köyünde korucubaşı olan ağabeyi Kenan Kaya, kardeşinin devlet görevinde olduğunu belirterek, "Zaten böyle bir karar verileceği 3 ay önce belliydi. Savcı görevden alındı, birtakım oyunlar oynandı. Biz utanmıyoruz, bu oyunları oynayanlar, bu kararı verdirenler utansın" dedi.
Kardeşine 100 yıl da ceza verseler üzülmeyeceğini vurgulayan Kenan Kaya, şöyle konuştu: "Çünkü o bir devlet görevlisi ve devlet için görev yaptı. Bölücü terörle mücadele etmek için vatan uğruna görev yaptı. Bu yüzden cezaevinde 100 yıl da yatabilir, şehit de düşebilir, gazi de olabilir. Bundan en küçük bir üzüntü bile duymayız. Dimdik ayaktayız. Başçavuş Ali Kaya yüz kızartıcı bir suç işlemedi. Hırsızlık ya da yolsuzluk yapmadı. Hiç kimseden rüşvet almadı. Zaten hakkında yolsuzluk yaptığına dair en küçük bir iddia bile yok. Eğer böyle bir şey yapsaydı işte o zaman utanırdık ve üzülürdük. Çok şükür böyle bir şey yok. Vatanı uğruna binlerce insan şehit düşüyor. Onun bedel ödemesi bize ancak gurur verir."
"KIRGIN DEĞİLİZ"
"Herkes şunu bilmelidir ki devletimize en küçük bir dargınlığımız bile yok. Hatta kararı veren hakime de dargın ya da kırgın değiliz" diyen ağabey Kaya, şöyle devam etti: "Zaten böyle bir karar verileceği 3 ay önce belliydi. Savcı görevden alındı ve birtakım oyunlar oynandı. Biz utanmıyoruz, bu oyunları oynayanlar, bu kararı verdirenler utansın. Kardeşimin masum olduğuna ben yürekten inanıyorum. Bu konuda en küçük bir tereddüdüm yok. Çünkü o olaydan sonra kendisiyle defalarca görüştüm. Bana iki çocuğunun üzerine yemin edip böyle bir şey yapmadığını söyledi. Bir oyuna getirildiler. Hep vatan sağolsun diyordu. Vatan uğruna binlerce Aliler Mehmetler şehit ya da gazi oluyor. O da bilinmeyen bir yerde kör bir kurşunla şehit düşebilirdi. Bunların hepsi olabilirdi. Sonuçta o bir devlet görevlisidir."
.................................................. .................................................. ...
5594Boş türbeye ziyaretçi akını
Said- i Nursi Balıklıgöl"de Hz. İbrahim"in doğduğu mağaranın bulunduğu Dergah"ta hazırlanan bu türbede toprağa verildi. Cenazenin alınmasına karşın Şanlıurfa"daki boş mezarı halen ziyaretçi akınına uğruyor.
Boş mezardaki tabelada ise Said- i Nursi "nin buraya gömüldüğü ve daha sonra naaşının buradan çıkartılıp meçhul bir yere götürüldüğü yazılı. Aynı ifadelerin İngilizce metninin de yer aldığı boş mezarda ayrıca Said- i Nursi"nin bir şiiri de bulunuyor.
.................................................. .................................................. .....
5595 İşte Said-i Nursi'nin mezarı
Naaşının Kıbrıs açıklarında denize atıldığı iddia edilen Said-i Nursi"nin Emniyet"teki defin belgesine ulaştık. Buna göre kardeşinin talebi üzerine Urfa"daki mezardan çıkarılan naaş, Isparta"ya götürüldü ve şehir mezarlığında toprağa verildi. Defin tutanağında dönemin Isparta vali yardımcısının da imzası bulunuyor.
Nurculuk tarikatının kurucusu Said-i Nursi"nin, naaşının "Mezarı siyasi sembol olacağı" gerekçesiyle mezardan çıkarılıp Kıbrıs açıklarında denize atıldığına ilişkin iddialar karşısında, Emniyet Genel Müdürlüğü"nden "özel onay"la çıkarılan belgelere Hürriyet ulaştı. Bu belgelerle, Nursi"nin cenazesinin, Isparta"da toprağa verildiği ve bu konuda 12 Temmuz 1960 yılında aralarında vali yardımcısı, emniyet müdürü, jandarma komutanı, hükümet tabibi, Nursi"nin kardeşinin de imzası bulunan tutanak düzenlendiği ortaya çıktı.
23 Mart 1960"da vefat eden Nursi"nin naaşı, Urfa"da toprağa verildi. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Nursi"nin mezardan çıkarılan naaşının Kıbrıs açıklarında denize atıldığı iddiaları gündeme gelince Emniyet Genel Müdürlüğü"nde, emniyet müdürlerinden oluşan bir komisyon tarafından bazı belgeler gün yüzüne çıkarıldı. Bunlar arasında da Said-i Nursi"nin defni ile ilgili belgeler de yer aldı.
OLAY ŞÖYLE GERÇEKLEŞTİ
Emniyet Genel Müdürlüğü arşivinde yer alan belgelere göre Nursi"nin mezarının Urfa"dan başka yere nakli ile ilgili işlemler düzenlenen "zabıt varaka"larına göre şöyle gerçekleşti:
Konya İmam Hatip Okulu Fahri Arabi Hocası Abdulmecit Ünlükul, Urfa"da vefat eden kardeşi Said-i Nursi"nin cesedinin mezardan çıkarılıp Emirdağ veya Isparta"ya nakline izin verilmesi için 4 Temmuz 1960"da Belediye Tabipliği"ne dilekçe verdi.
Belediye Tabipliği, naklin bir sakınca oluşturmadığına ilişkin rapor düzenledi. 12 Temmuz Salı sabahı Nursi"nin naaşının bulunduğu Mevlüt Halil dergahına gidildi, kardeşi Abdulmecit Ünlükul"un huzurunda kabir açılarak mevta çıkarıldı.
Hıfzıssıhha Kanunu"nun ilgili maddesine göre ceset, tabuta konuldu ve tabutun ağzı mühürlenip, Nursi"nin naşının bulunduğu tabut, kardeşi Abdulmecit Ünlükul"a teslim edildi.
Cenazenin teslimi sırasında düzenlenen belgeye Belediye Tabibi Dr. Hikmet Öner, Sağlık Müdürü Celal Ada, Emniyet Müdürü Şükrü Palaz, Merkez Komutanı Kıdemli Yüzbaşı Feridun Baytürk, İl Jandarma Komutanı Yarbay Mustafa Gönenç ile Nursi"nin kardeşi Abdulmecit Ünlükul"un imzaları yer aldı.
UÇAKLA GETİRİLDİ
Nursi"nin naşının, "nakli kabir" suretiyle Isparta"ya defnine izin verilmesine ilişkin onay üzerine, naaş uçakla Afyon"a getirildi, oradan Isparta"ya götürüldü. Aynı gün akşamı Nursi"nin kardeşi Abdulmecit Ünlükul"un da hazır bulunduğu kişilerin huzurunda Isparta şehir mezarlığına defnedildi. 12 Temmuz 1960 tarihli tutanakta, cenaze sahibi olarak Nursi"nin kardeşi Abdulmecit Ünlükul"un yanı sıra Isparta Vali Yardımcısı Besim Ulcay, Emniyet Müdürü Zeki Vural, İl Jandarma Komutanı Zekeriya Kantekin, Merkez Komutanı Yarbay Atamer Hamdi, Merkez Hükümet Tabibi Dr.Rifat Ömer"in imzaları yer aldı.
Binlerce müridi törenle uğurladı
Said-i Nursi, Urfa"da 23 Mart 1960 tarihinde İpek Palas Oteli"nin 27 numaralı odasında vefat etti. Büyük bir cemaatle kılınan cenaze namazından sonra naaşı Halilürrahman Dergahı"nda kendisine ayrılan türbeye defnedildi. Ancak mezarı 12 Temmuz 1960 tarihinde açılarak naaşı buradan götürüldü.
39 yıl 5 ay hapse mahkûm edilen jandarma astsubay Kaya'nın ağabeyi Kenan Kaya, "Devlet görevinde şehit de düşebilir, 100 yıl da yatabilir" dedi.
Şemdinli davasında 39 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılan jandarma astsubay Ali Kaya'nın Bitlis'in Mutki İlçesi'ne bağlı Bağarası köyünde korucubaşı olan ağabeyi Kenan Kaya, kardeşinin devlet görevinde olduğunu belirterek, "Zaten böyle bir karar verileceği 3 ay önce belliydi. Savcı görevden alındı, birtakım oyunlar oynandı. Biz utanmıyoruz, bu oyunları oynayanlar, bu kararı verdirenler utansın" dedi.
Kardeşine 100 yıl da ceza verseler üzülmeyeceğini vurgulayan Kenan Kaya, şöyle konuştu: "Çünkü o bir devlet görevlisi ve devlet için görev yaptı. Bölücü terörle mücadele etmek için vatan uğruna görev yaptı. Bu yüzden cezaevinde 100 yıl da yatabilir, şehit de düşebilir, gazi de olabilir. Bundan en küçük bir üzüntü bile duymayız. Dimdik ayaktayız. Başçavuş Ali Kaya yüz kızartıcı bir suç işlemedi. Hırsızlık ya da yolsuzluk yapmadı. Hiç kimseden rüşvet almadı. Zaten hakkında yolsuzluk yaptığına dair en küçük bir iddia bile yok. Eğer böyle bir şey yapsaydı işte o zaman utanırdık ve üzülürdük. Çok şükür böyle bir şey yok. Vatanı uğruna binlerce insan şehit düşüyor. Onun bedel ödemesi bize ancak gurur verir."
"KIRGIN DEĞİLİZ"
"Herkes şunu bilmelidir ki devletimize en küçük bir dargınlığımız bile yok. Hatta kararı veren hakime de dargın ya da kırgın değiliz" diyen ağabey Kaya, şöyle devam etti: "Zaten böyle bir karar verileceği 3 ay önce belliydi. Savcı görevden alındı ve birtakım oyunlar oynandı. Biz utanmıyoruz, bu oyunları oynayanlar, bu kararı verdirenler utansın. Kardeşimin masum olduğuna ben yürekten inanıyorum. Bu konuda en küçük bir tereddüdüm yok. Çünkü o olaydan sonra kendisiyle defalarca görüştüm. Bana iki çocuğunun üzerine yemin edip böyle bir şey yapmadığını söyledi. Bir oyuna getirildiler. Hep vatan sağolsun diyordu. Vatan uğruna binlerce Aliler Mehmetler şehit ya da gazi oluyor. O da bilinmeyen bir yerde kör bir kurşunla şehit düşebilirdi. Bunların hepsi olabilirdi. Sonuçta o bir devlet görevlisidir."
.................................................. .................................................. ...
5594Boş türbeye ziyaretçi akını
Said- i Nursi Balıklıgöl"de Hz. İbrahim"in doğduğu mağaranın bulunduğu Dergah"ta hazırlanan bu türbede toprağa verildi. Cenazenin alınmasına karşın Şanlıurfa"daki boş mezarı halen ziyaretçi akınına uğruyor.
Boş mezardaki tabelada ise Said- i Nursi "nin buraya gömüldüğü ve daha sonra naaşının buradan çıkartılıp meçhul bir yere götürüldüğü yazılı. Aynı ifadelerin İngilizce metninin de yer aldığı boş mezarda ayrıca Said- i Nursi"nin bir şiiri de bulunuyor.
.................................................. .................................................. .....
5595 İşte Said-i Nursi'nin mezarı
Naaşının Kıbrıs açıklarında denize atıldığı iddia edilen Said-i Nursi"nin Emniyet"teki defin belgesine ulaştık. Buna göre kardeşinin talebi üzerine Urfa"daki mezardan çıkarılan naaş, Isparta"ya götürüldü ve şehir mezarlığında toprağa verildi. Defin tutanağında dönemin Isparta vali yardımcısının da imzası bulunuyor.
Nurculuk tarikatının kurucusu Said-i Nursi"nin, naaşının "Mezarı siyasi sembol olacağı" gerekçesiyle mezardan çıkarılıp Kıbrıs açıklarında denize atıldığına ilişkin iddialar karşısında, Emniyet Genel Müdürlüğü"nden "özel onay"la çıkarılan belgelere Hürriyet ulaştı. Bu belgelerle, Nursi"nin cenazesinin, Isparta"da toprağa verildiği ve bu konuda 12 Temmuz 1960 yılında aralarında vali yardımcısı, emniyet müdürü, jandarma komutanı, hükümet tabibi, Nursi"nin kardeşinin de imzası bulunan tutanak düzenlendiği ortaya çıktı.
23 Mart 1960"da vefat eden Nursi"nin naaşı, Urfa"da toprağa verildi. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Nursi"nin mezardan çıkarılan naaşının Kıbrıs açıklarında denize atıldığı iddiaları gündeme gelince Emniyet Genel Müdürlüğü"nde, emniyet müdürlerinden oluşan bir komisyon tarafından bazı belgeler gün yüzüne çıkarıldı. Bunlar arasında da Said-i Nursi"nin defni ile ilgili belgeler de yer aldı.
OLAY ŞÖYLE GERÇEKLEŞTİ
Emniyet Genel Müdürlüğü arşivinde yer alan belgelere göre Nursi"nin mezarının Urfa"dan başka yere nakli ile ilgili işlemler düzenlenen "zabıt varaka"larına göre şöyle gerçekleşti:
Konya İmam Hatip Okulu Fahri Arabi Hocası Abdulmecit Ünlükul, Urfa"da vefat eden kardeşi Said-i Nursi"nin cesedinin mezardan çıkarılıp Emirdağ veya Isparta"ya nakline izin verilmesi için 4 Temmuz 1960"da Belediye Tabipliği"ne dilekçe verdi.
Belediye Tabipliği, naklin bir sakınca oluşturmadığına ilişkin rapor düzenledi. 12 Temmuz Salı sabahı Nursi"nin naaşının bulunduğu Mevlüt Halil dergahına gidildi, kardeşi Abdulmecit Ünlükul"un huzurunda kabir açılarak mevta çıkarıldı.
Hıfzıssıhha Kanunu"nun ilgili maddesine göre ceset, tabuta konuldu ve tabutun ağzı mühürlenip, Nursi"nin naşının bulunduğu tabut, kardeşi Abdulmecit Ünlükul"a teslim edildi.
Cenazenin teslimi sırasında düzenlenen belgeye Belediye Tabibi Dr. Hikmet Öner, Sağlık Müdürü Celal Ada, Emniyet Müdürü Şükrü Palaz, Merkez Komutanı Kıdemli Yüzbaşı Feridun Baytürk, İl Jandarma Komutanı Yarbay Mustafa Gönenç ile Nursi"nin kardeşi Abdulmecit Ünlükul"un imzaları yer aldı.
UÇAKLA GETİRİLDİ
Nursi"nin naşının, "nakli kabir" suretiyle Isparta"ya defnine izin verilmesine ilişkin onay üzerine, naaş uçakla Afyon"a getirildi, oradan Isparta"ya götürüldü. Aynı gün akşamı Nursi"nin kardeşi Abdulmecit Ünlükul"un da hazır bulunduğu kişilerin huzurunda Isparta şehir mezarlığına defnedildi. 12 Temmuz 1960 tarihli tutanakta, cenaze sahibi olarak Nursi"nin kardeşi Abdulmecit Ünlükul"un yanı sıra Isparta Vali Yardımcısı Besim Ulcay, Emniyet Müdürü Zeki Vural, İl Jandarma Komutanı Zekeriya Kantekin, Merkez Komutanı Yarbay Atamer Hamdi, Merkez Hükümet Tabibi Dr.Rifat Ömer"in imzaları yer aldı.
Binlerce müridi törenle uğurladı
Said-i Nursi, Urfa"da 23 Mart 1960 tarihinde İpek Palas Oteli"nin 27 numaralı odasında vefat etti. Büyük bir cemaatle kılınan cenaze namazından sonra naaşı Halilürrahman Dergahı"nda kendisine ayrılan türbeye defnedildi. Ancak mezarı 12 Temmuz 1960 tarihinde açılarak naaşı buradan götürüldü.