Orijinalini görmek için tıklayınız : Hz. FATMA (FATMA ANA)
Hz. FATMA (FATMA ANA)
Hz. Fatma’yı tanımlarken şu belirtilenler az gelir. Hz. Fatma, hayırlı bir evlat, sadık bir eş, mükemmel bir anne ve iyi bir mümin. Bütün bu sıfatlar; hayırlı, iyi, mükemmel, sadık Hz. Fatma’yı anlatmaya, tanıtmaya, tanımlamaya yetmez. Hz. Fatma İslam tarihinde önemi yadsınamayacak bir kişidir. O her zaman iyi örneklerle anıldı.
Hz. Fatma, Hz. Peygamberin kızıdır (doğumu 609, hakka yürümesi 633). Hz. Ali’nin eşidir ve Hasan ile Hüseyin’in annesidir.
Hz. Fatma babasının vefatından kısa bir süre (75 gün) sonra vefat etmiştir. Çok genç yaşında hakka yürümesine rağmen, o hep saygıyla anıldı. Anılmaya devam ediliyor. Hz. Fatma’nın genç yaşta vefat etmesinin sebebi, kendisine ve ailesine yapılan haksızlıklardır. Fedek hurmalığı olayı, Hz. Fatma’yı büsbütün yıkmıştır. Hz. Muhammed’in sağlığında Hz. Fatma’ya ve ailesine gösterilen saygı ve hürmet, peygamberin vefatından sonra kine dönüştü. Hz. Fatma masumdu. Gerçek anlamıyla kutsaldı.
Hz. Fatma’ya yapılan haksızlıklar tarih boyunca onun soyuna karşı sürdürüldü. Hz. Fatma, Aleviler açısından kutsal bir insandır. Her şeyden önce anadır. Alevilikte "Ana" kavramı saygıyı, saygınlığı ifade ediyor. Dolayısıyla da Fatma Ana’yı temsil ediyor.
Yorumunuzdan anlasildigina göre; süniligin; daha o günlerde ne durumda oldugu anlasilmaktadir???
saygilar
AleviGenç 22.06.2006, 17:12 Selamunaleyküm
Bizimle bunları paylaştığın için sağol Mehdi...
Hz. Ali ve Fatıma (a.s), Resulullah (s.a.a)’in tekfin ve tedfin işlerini bitirdikten sonra, olup bitmiş bir işle karşılaştılar. Ebu Bekir hilafete tayin edilmiş ve Müslümanlardan bir grup da ona biat etmişti.
Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın bu durum karşısındaki yaptıkları ilk iş çağrıydı. Şöyle ki Hasan ve Hüseyin’in elinden tutarak Medine’nin ileri gelen kişilerinin evlerine gidip onları yardıma çağırdılar, Peygamber (s.a.a)’in tavsiyelerini onlara anlattılar
Hz. Fatıma (a.s) şöyle buyuruyordu: “Ey insanlar! Acaba babam Hz. Ali’yi hilafete tayin etmedi mi? Onun fedakarlıklarını unuttunuz mu? Babam; “Aranızda iki emanet bırakıyorum, onlara sarıldığınız müddetçe asla sapmazsınız; biri Allah’ın kitabı, diğeri ise Ehl-i Beyt’imdir” diye buyurmadı mı? Bizi yalnız bırakmanız, yardımınızı bizden esirgemeniz sizlere yakışır mı hiç?!”
Hz. Ali ve Hz. Fatıma (a.s) bundan netice almayınca menfi mücadeleyi başlatmaya karar verdiler. Bir kaç gün böyle geçti. Bir gün Ömer, Ebu Bekir’e; “Ali ve yakınlarının dışında herkes sana biat etti, onlar biat etmezlerse, senin hükümetin sağlam bir temele oturmuş sayılmaz. Ali’yi çağır, onu biat etmeye zorla” dedi. Ebu Bekir, Ömer’in sözünü beğendi; bunun üzerine Konfoz’a şöyle dedi: “Git Ali’ye de ki; Resulullah’ın halifesi! biat etmen için mescide gelmeni istiyor!”
Konfoz, bir kaç defa Hz. Ali (a.s)’ın yanına gittiyse de Hz. Ali (a.s) Ebu Bekir’in yanına gitmekten imtina etti. Ömer çok sinirlendi, Halid bin Velid, Konfoz ve diğerlerini yanına alarak Hz. Fatıma’nın evine doğru gitti. Kapıyı çaldı ve; “Ya Ali! Kapıyı aç” diye bağırdı.
Hz. Fatıma (a.s) çok rahatsız olduğu halde kapının arkasına gelerek; “Ey Ömer! Bizimle işin olmasın. Bırak kendi işimizle uğraşalım” dedi.
Ömer; “Kapıyı aç! Yoksa evi yakarım!!” dedi.
Fatıma (a.s); “Ey Ömer! Allah’tan korkmuyor musun? İzinsiz olarak evime mi girmek istiyorsun?!” dedi.
Hz. Fatıma (a.s) her ne ettiyse Ömer’i kararından caydıramadı. Bilakis, Ömer, kapıyı açmadıklarını görünce; “Odun getirin de kapıyı yakayım!” dedi.
Nihayet kapı açıldı, Ömer içeri girmek istedi. Hz. Fatıma (a.s) tehlikenin yakın olduğunu görünce erkekçe Ömer’in karşısında durdu. Halk gaflet uykusundan uyanır ve Ali’yi savunurlar diye ağlayıp feryat etmeye başladı.
Hz. Fatıma’nın ağlayıp yardım talebinde bulunması, o taş yürekli insanlara hiç tesir etmedi. Hatta kınında olan kılıçla kaburgasına bile vurdular ve kamçıyla da kolunu morarttılar!
Sonuçta Hz. Ali’yi tutup mescide götürmek istediler. Hz. Fatıma (a.s), Hz. Ali’nin tehlikede olduğunu görünce ileri atılarak sıkıca Ali’nin elbisesine yapıştı ve “Kocamı götüremezsiniz” diye bağırdı. Konfoz, Hz. Fatıma’nın, Ali’nin elbisesini bırakmayacağını görünce kamçıyla onun nazenin koluna o kadar vurdu ki, pazısı feci bir şekilde şişti!
Fatıma (a.s), halkın izdihamı neticesinde kapı ile duvar arasında öyle bir sıkıştı ki, kaburga kemikleri kırıldı ve rahminde olan Muhsin isimli çocuk da sıkt oldu!
Kendine geldiğinde baktı ki, Ali’yi mescide doğru götürmüşler. Durmak doğru değildi, Ali’nin canı tehlikedeydi, onu savunması gerekirdi. Tüm yorgunluğuna rağmen kaburgası kırılmış olduğu halde evden dışarı çıktı ve Beni Haşim kadınlarından bir grupla birlikte mescide gitti. Ali’yi tuttuklarını görünce halka yüz çevirerek; “Amcam oğlunu serbest bırakın, yoksa Allah’a and olsun ki, saçlarımı dağıtır, Peygamber’in gömleğini başımın üzerine atar, sizi Allah’a şikayet ederim!” diye seslendi.
Sonra yüzünü Ebu Bekir’e çevirerek şöyle dedi: “Kocamı öldürüp çocuklarımı yetim bırakmak mı istiyorsun? Onu bırakmazsan saçlarımı dağıtır ve babamın kabrinin üstünde Allah’ı imdada çağırırım!”
Bu sözü söyledikten sonra Hasan ve Hüseyin’nin ellerinden tutarak Resulullah (s.a.a)’in kabrine doğru hareket etti... Nihayet Hz. Ali (a.s) durumun çok tehlikeli olduğunu görünce, Selman’a, gidip Fatıma’yı bu işten vazgeçirmesini söyledi... Fatıma (a.s) Hz. Ali’nin emrini duyunca; “O Emrettiği için itaat ediyorum ve sabredeceğim” dedi.
Hz.Fatıma Hz.Ali ye yazdığı vasiyetinde de şöyle diyordu;“Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla. Bu Resulullah’ ın kızı Fatime’nin vasiyetnamesidir. O, Allah’tan başka bir ilahın olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi oldu-ğuna, cennet ve cehennemin hak olduğuna, kıyamet gününün geleceğine ve onun gelmesinde bir şüphe olmadığına tanıklık ediyor. Ya Ali! Ben Muhammed’in kızı Fatıma’ yım, dünya ve ahrette seninle olmam için Allah beni seninle evlendirdi. Sen başkalarından bana daha layıksın. Bana gusül verme ve beni kefenleme işlerini gece yap, bana gece namaz kıl, beni gece defnet ve hiç kimseye haber verme. Seni Allah’a ısmarlıyorum; kıyamet gününe dek evlatlarımı selamlıyorum.”
Hz. Fatıma (a.s) birinci ve ikinci halifeye hitaben şöyle buyurdular: “Acaba Resulullah (s.a.a)’den size bir hadis nakledersem onu doğrular mısınız?” Evet dediklerinde şöyle buyurdular: “Allah aşkına söyleyin, acaba Resulullah’ın şöyle buyurduğunu duymamış mısınız?: 'Fatıma’nın hoşnutluğu benim hoşnutluğumdur, Fatıma’nın öfkesi benim öfkemdir; öyleyse kim kızım Fatıma’yı severse beni sevmiştir, kim Fatıma’yı öfkelendirirse beni öfkelendirmiştir.' Onlar: 'Evet bu hadisi Resulullah’tan duymuşuz' dediler. Bunun üzerine buyurdular ki: 'Ben Allah’ı ve meleklerini şahit tutuyorum ki, sizin ikiniz beni öfkelendirdiniz, beni hoşnut etmediniz, Peygamberi mülakat ettiğimde mutlaka ikinizi ona şikayet edeceğim.
Ey Fatıma ana seni üzenleri lanetliyorum,Allahın Laneti seni üzenlere olsun.
Ehli sünnet alimlerinden olan Dinaveri de Hz.Ali ve Hz.Fatıma ya yapılanları şöyle anlatıyor;
Ömer bir gurup cemaatle birlikte Fatıma ’nın evine gelip kapıyı çaldılar.Fatıma onların sesini duyunca yüksek bir sesle ağlayarak şöyle figan etti.”Babacığım Ya Resulullah!Senden sonra Ömer b. Hattap ve Ebu Bekir b. Kuhafe’den nedir çektiklerimiz.
Halk Fatıma ’nın ağlama ve figanını duyunca ağlayarak geri döndüler.Ama Ömer birkaç kişiyle kaldı.Ve zorla Ali ’yi Ebu Bekir’in yanına götürerek “haydi Ebu Bekir’e biat et”dediler. Ali”Biat etmesem ne yapacaksınız diye buyurduğunda dedilerki”Bu durumda Allah’a andolsunki boynunu vururuz”
Ali “Allah’ın kulu ve Resulullah’ın kardeşinimi öldüreceksiniz?buyurduğunda Ömer “Sen Resulullah’ın kardeşi değilsin”dedi.
Ebu Bekir onun bu sözleri karşısında sessiz durup hiçbir şey söylemiyordu.Ömer Ebu Bekir’e dönerek “Bütün bu işleri senin emrin ile yapmıyormuyuz?dedi.Ebu Bekir’de Fatıma olduğu müddetçe onu zorlamayacağız.”dedi.
Emir’ul müminin Ali Resulullah(sav)’in kabrine vararak ağlar bir halde Harun’un, Musa’ya dediklerini Hz Peygamber’e arzetti.Allah Teala Kuran’da Harun’un Musa’ya şöyle dediğini nakletmiştir.
Annem oğlu ,bu topluluk beni zayıflattı(hırpalayıp güçzüzleştirdi) ve neredeyse beni öldüreceklerdi.
Araf suresi/150
Dinaveri olayı genişçe anlattıktan sonra şöyle diyor.Ali biat etmeyerek evine geri döndü.Daha sonra Ebu Bekir ve Ömer Hz Fatıma’nın rızasını elde etmek için O’nun evine gittiler.Fatıma onlara şöyle buyurdu:”Allah tanık olsunki ,sizin ikiniz beni incittiniz.Babama kavuşuncaya dek her namazda size beddua edeceğim.Sizi babama şikayet edeceğim.
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Hz.Fatıma-tüz Zehra Hz.Ali ibni Ebu Talib’e şöyle arz ettiğinde:
“Anne karnındaki çocuk gibi evine kapanmışsın,,itham edilmiş gibi evine gizlenmişsin.Atmacaların kanadını kırdıktan sonra şimdi zayıf kuşların kanadında aciz kalmışsın,onlara gücün yetmiyor.Halbuki Ebu Bekir zorla babamın evlatlarına bıraktığı maişeti kesiyor.Bana karşı açıkça düşmanlık yapıyor ve benimle mücadele ediyor.”
Hz.Ali ibni Ebu Talib bu konuşmayı dikkatlice dinlemiş ve susuncada verdiği kısa bir cevapla onu ikna etmiştir..”Ey Fatıma!Ben din ve hakkı alma husunda mümkün olduğu kadar gayret ettim.Sen bu dinin baki kalmasını ve babanın adının ebediyen yükselmesini istiyormusun?
Hz.Fatıma:Bu benim en büyük arzumdur.
Hz.Ali ibni Ebu Talib’:”O halde sabretmen gerekir.Baban Hatemul Enbiya bana vasiyetler etmiştir.Sabretmem gerektiğini biliyorum.Yoksa düşmanları zelil edecek ve hakkını onlardan alacak güce sahibim.Ben haydar-ı Kerrarım,ben Şah-ı Merdanım,Ama bilki o zaman din ortadan kalkar.O halde Allah ve din için sabret.Zira ahiret senin için gasp edilen hakkından daha iyidir.”
İbni Ebil Hadid Nehc’ül Belağa Şerh’i c2 s35’de İbrahim b.Saat b. Hilal-i Sakafi oda kendi ricalinden ,oda Abdurrahman b.Cündep’den oda babasından şöyle rivayet ediyor.
Adamın biri şöyle dedi:”Ey ibni Ebi Talib sen bu hilafet işine çok hırslısın.Bende cevaben dedimki “Siz benden daha hırslı ve o makamdan daha uzaksınız.Hangimiz bu konuda hırslıyız?Allah-u Teala ve Resulünün bizlere karar kıldığı mirası ve hakkı isteyen benmi,yoksa benim hakkımı elimden alan ,benle hakkım arasına engel koyan sizlermi?Bunun üzerine o adam şaşırıp cevap vermekten aciz kaldı.Şüpesiz Allah-u Teala zalimler kavmini hidayete eriştirmez.
Yakubi bir topluluğun Ali b. Ebu Talib’e geldiğini ,ona beyat etmek istediklerini Ali,yarın sabah başlarınızı tıraş edip yanıma gelin buyurduğunu ,fakat ertesi sabah ancak üç kişinin geldiğini söyler.
Tarihi Yakubi c2 s105,İbni Ebil Hadid c2 s4
manifesto 23.06.2006, 12:40 canugur : Yorumunuzdan anlasildigina göre; süniligin; daha o günlerde ne durumda oldugu anlasilmaktadir???
saygilar
Bütün sünniler Hz.Fatıma'yı sever sayar adı geçtiği zaman duygulanır.
Yürüyüşüyle oturuşuyla kalkışıyla peyganbere en çok benzeyen Hz.Fatımadır.
Hz.Peyganber vefat etmeden kısa bir süre öncedir başucundan hiç ayrılmaz ve gözyaşları içindedir.Ve peyganber ona müjdeyi verir " Niçin üzülüyorsun,vefatımdan sonra bana ilk sen kavuşacaksın" deyince gözlerinde mutluluk belirecek kadar onu seven bir kimsedir..
Neyi tartışma konusu yapıyorsunuz burada onu anlamadım..
Birileri ona haksızlık yapmışsa bu hiçkimseyi bağlamaz..Ayrıca sahabe peyganberden kalan bir tel sakala dahi hürmette kusur etmezken onun ailesine evlatlarına kusur edebileceğini söylemek cahillik..Hilafet olayındaki siyasi atmosfer ile Hz.Fatıma yı karıştırmamak lazım zira o zatan bunlar yaşanmadan çok önce HAKKA yürümüşdü...
Hasan hüseyinin kanlı gömleğin
Örmüşte ağlıyor Fatıma ana
Gözlerinden akan kanlı yaşları
Dökmüşte ağlıyor Fatıma ana
Kanlı yezit ona vermedi aman
Bağrını yolarak gezdi bir zaman
Kerbela üstüne kara bir duman
Çökmüşte ağlıyor Fatıma ana
Başını yaslamış imam Aliye
Derdini döküyor gerçek veliye
Kerbeladan haber aldın mı diye
Sormuşta ağlıyor Fatıma ana
İçi kan ağlıyor yüzüne bakan
Yüreği yaralı ciğerrler yakan
Kerbela yolunun üstünü mekan
Kurmuşta ağlıyor Fatıma ana
Ali sefam haktan tutmuş elini
Kanlı yezitlerden görmüş zulümü
Zalim mircan kırmış kanadını kolunu
Kırmışta ağlıyor Fatıma ana
Hz. FATMA (FATMA ANA)
Hz. Fatma’yı tanımlarken şu belirtilenler az gelir. Hz. Fatma, hayırlı bir evlat, sadık bir eş, mükemmel bir anne ve iyi bir mümin. Bütün bu sıfatlar; hayırlı, iyi, mükemmel, sadık Hz. Fatma’yı anlatmaya, tanıtmaya, tanımlamaya yetmez. Hz. Fatma İslam tarihinde önemi yadsınamayacak bir kişidir. O her zaman iyi örneklerle anıldı.
Hz. Fatma, Hz. Peygamberin kızıdır (doğumu 609, hakka yürümesi 633). Hz. Ali’nin eşidir ve Hasan ile Hüseyin’in annesidir.
Hz. Fatma babasının vefatından kısa bir süre (75 gün) sonra vefat etmiştir. Çok genç yaşında hakka yürümesine rağmen, o hep saygıyla anıldı. Anılmaya devam ediliyor. Hz. Fatma’nın genç yaşta vefat etmesinin sebebi, kendisine ve ailesine yapılan haksızlıklardır. Fedek hurmalığı olayı, Hz. Fatma’yı büsbütün yıkmıştır. Hz. Muhammed’in sağlığında Hz. Fatma’ya ve ailesine gösterilen saygı ve hürmet, peygamberin vefatından sonra kine dönüştü. Hz. Fatma masumdu. Gerçek anlamıyla kutsaldı.
Hz. Fatma’ya yapılan haksızlıklar tarih boyunca onun soyuna karşı sürdürüldü. Hz. Fatma, Aleviler açısından kutsal bir insandır. Her şeyden önce anadır. Alevilikte "Ana" kavramı saygıyı, saygınlığı ifade ediyor. Dolayısıyla da Fatma Ana’yı temsil ediyor.
Bu yazi www.alevikonseyi.com sayfasindan alinmistir. Emege saygi
|
|