Orijinalini görmek için tıklayınız : Zaman ve Allah
Zamanın göreceliği bugün bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçektir. Ancak Bu gerçek yüzyılın başında Einstein in görecelik kuramı ile ortaya çıkmıştır. Einstein görecelik kuramı bu gerçeği açık olarak ispatlamıştır. Zamanın kütleye hıza bağlı bir kavram olduğunu ortaya koymuştur. Oysa Evrenlerin Rabbi bu göreceklik kavramını bakın bize nasıl bildirmişti.
"Onlar senden, azabın çarçabuk getirilmesini istiyorlar; Allah,
va'dine kesin olarak muhalefet etmez. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir." (Hac Suresi 47)
“Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin
saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselir" (Secde Suresi 5)
Yaradanın başlangıcı olmayacaktır. Ancak bilinmeklik zaman ve mekanla başlar.
Zamandan tenzih ediyorum ama böyle bir durumda, Zaman (AN) Allahtır demenin adı Allah olanı tanımlamak için kullanılan doğru bir ifade olurmu size?
Eğer bilinmekliğin zaman ve mekanla bir ilişkisi varsa Zaman ve mekandan münzezeh olan Allah zaman ve mekandan önce nerde idi sizce??
İligisi olan arkadaşların görüşlerini bekliyorum.
Saygılarımla...
bin yıl = 365.000 gün İnsanların 365.000 günü Allahın bir günü gibi yani bire 365.000 kat hızlı
müttaki sn. de 365.000 kat fazla hızlı hareket etse ne zamanı kalır ne mekanı... ışık hızından daha hızlı olan bir maddenin kütlesi olmaz der anştayn amca :)
Ayrıca zamanın tekliği üzerinde bilimsel çalışmalar var İzmirksk nın yazılarını anlayamadığım için anlatamıyorum forumda yazılar var
Allah hem zamandan mekandan münezzeh yani bağımlı değil..... ama şekil suret yönü yani Vücud yönü zamana ve mekana bağlı....
Batın olan Allah diğeri Zahir olan Allah... Biri zamandan bağımsız diğeri bağımlı ikiside Aynı Allah :)
Müttaki hatırlarsan, melekleri ışık hızının üzerinde, cinleride ışık hızında olan varlıklar olarak tanımlamaya çalışmıştım. Işık hızının üzerinde olduğunuzda zaman kavramı olamayacaktır.
Mesala benim aklıma biz insanların, cinlerin ve meklerin yargı gününde aynı konumda olacağımız takılıyo. Bu durumda zaman ve mekan kavramının ortadan kalması gerekiyo. Sence Tekrar zamanla ve mekanla yeni bir evrende mi olcaz? Yoksa zaman ve mekan kavramının olmadığı bir evrendemi?
Zaman ve Mekanın olmadığı bir yerde tekamül değişim olmaz... bu yüzden Zaman ve Mekan yargılanma olacaksa olmalı..
İnsan olarak gelen melekler var... Hz. İbrahime misafir gelip Lut kavmini cezalandırmaya gelenler gibi....
Melekler Cinler zebaniler.... o kadar uzakta değil Zahir abi çevrene bak görürsün mesela nefsini öldürmüş Budalar.... melek sayılmazmı... yada Cinliğe kafası iyi çalışan Türk Milleti :)
zebaniler ise yakıp yıkmaya Allahın adıyla cezalar vermeye devam ediyorlar... Allahın adıyla Haçlı seferleri yapıyorlar... tam zebaniler işte yada Hizbullahçılar
Allah bilinmek istiyordu Mahlukatı yarattı ve o mahlukatı bilmesi içinde İNSAN ı yarattı...
bu yüzden İNSAN'ın olmadığı bir alem yoktur.... tüm Alemler İNSAN dadır... meleklerde, cinlerde, cennette, cehennemde sırat köprüsüde.... hepside ŞİMDİ de Dem bu Dem...
Her ne arar isen İnan sendedir...
İlk
O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, herşeyi bilendir. (Hadid, 3)
Evrenin bir başlangıcı var mıdır?
Kuşkusuz bu soru yüzyıllar boyunca insanların cevap aradıkları bir soru olmuştur. Bu mükemmel düzenin bir Yaratıcısı olması gerektiğini kavrayabilen insanlar, evrenin bir başlangıcı olduğuna inanmışlardır. Ancak insanların bir kısmı da Yaratıcı'nın varlığını kabullenmek istememiş ve bu yüzden evrenin bir başlangıcı olmadığını, ezelden geldiğini ve ebede gideceğini iddia etmişlerdir. Ancak bugün bilimin ulaştığı nokta, bu kişilerin apaçık bir yanılgı içinde olduklarını kanıtlamıştır.
Bugüne kadar evrenin varoluşuyla ilgili çeşitli tezler ortaya konmuştur ancak günümüzde tüm bilim çevreleri ortak bir noktada birleşmektedir. Bilimin yakın zamanda keşfettiği bir gerçek bu duruma açıklık getirmektedir. 1929 yılında, Edwin Hubble tarafından ortaya konduğu gibi kainat sürekli genişlemektedir. Bu gerçekten yola çıkan bilim adamları şöyle bir çıkarım yapmışlardır: Zaman kavramını tersine çevirirsek, genişlemekte olan evreni sıkışan bir sistem olarak, mesela daralmakta olan dev bir yıldız gibi düşünebiliriz. Bu durumda ortaya çıkan sonuç şöyledir; zaman kavramına göre daralan evren sonunda tekliğe ulaşır. Yani kainatın başlangıcı tek bir noktanın büyük bir patlama ile açılması suretiyle olmuştur.
Bizim buradan çıkarmamız gereken sonuç şudur: İçinde yaşadığımız kainatın bir başlangıcı vardır. Böylesine kusursuz bir sistemin bir başlangıcı olduğuna göre; elbette bu başlangıcı tasarlayan bir gücün varlığı da açıktır. Bu Güç Sahibi'nin varlığı ezeli ve ebedidir. Yani O, herşeyden önce de vardır, sonra da olacaktır.
İşte bu sonsuz gücün sahibi Allah'tır. Ve canlıların, gezegenlerin, galaksilerin, tüm evrenin yaratılmadığı ve hatta zamanın da henüz var olmadığı anda yalnızca Allah vardır. Çünkü O 'Evvel'dir.
Daha allah ile cihan yok iken
Biz ani var edip ilan eyledik
Hakk’a hic bir layik mekan yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik
Kendisinin henüz ismi yok idi
Ismi söyle dursun cismi yok idi
Hic bir kiyafeti resmi yok idi
Sekil verip tipki insan eyledik
edip Harabi
Serkan_Devrim 23.06.2006, 15:20 güzel konu. peki zamanın bu göreceliliği düşünülünce sizce cennet veya cehennemde evrendeki herhangi bir mekan olarak tanımlanabilir mi? yoksa islamiyetin bu tanımlartınıda mı yalnış anladı insanlar? :)
güzel konu. peki zamanın bu göreceliliği düşünülünce sizce cennet veya cehennemde evrendeki herhangi bir mekan olarak tanımlanabilir mi? yoksa islamiyetin bu tanımlartınıda mı yalnış anladı insanlar? :)
Evet ali çok haklısın. Zaman göreceli bir kavram olduğuna göre cennet ve cehennem kinayeleri ve mecaz anlatımları mekansal düşünülemeyeceğinden kannatimce yanlış anlaşılmış oldu.
Serkan_Devrim 23.06.2006, 15:35 Evet ali çok haklısın. Zaman göreceli bir kavram olduğuna göre cennet ve cehennem kinayeleri ve mecaz anlatımları mekansal düşünülemeyeceğinden kannatimce yanlış anlaşılmış oldu.
cennet cehennem ve içindeki tanımlar bilinmeyen şeylerdi. burada yapılan bilinmeyeni bilinenle anlatmadan başka bir şey değildir. mesela Abdullah bin Abbas cennet nimetleri ile dünya nimetleri arasında isim benzerliğinden başka bir benzerlik olmadığını söylüyor.
cennet cehennem ve içindeki tanımlar bilinmeyen şeylerdi. burada yapılan bilinmeyeni bilinenle anlatmadan başka bir şey değildir. mesela Abdullah bin Abbas cennet nimetleri ile dünya nimetleri arasında isim benzerliğinden başka bir benzerlik olmadığını söylüyor.
Tabiki anlatım için bir benzerlik kurulması gerekiyo. Kuranda Rabbimiz cehennem betimlemesinde zakkum ağacından bahsederken, bunu somut algılayan müştikler cehennemde ağaçmı olurmuş diye iyice inakara kalkıştılar.
Oysaki bu tamamen mecaz ve kinayali bir anlatım.
İlk
O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, herşeyi bilendir. (Hadid, 3)
Evrenin bir başlangıcı var mıdır?
Kuşkusuz bu soru yüzyıllar boyunca insanların cevap aradıkları bir soru olmuştur. Bu mükemmel düzenin bir Yaratıcısı olması gerektiğini kavrayabilen insanlar, evrenin bir başlangıcı olduğuna inanmışlardır. Ancak insanların bir kısmı da Yaratıcı'nın varlığını kabullenmek istememiş ve bu yüzden evrenin bir başlangıcı olmadığını, ezelden geldiğini ve ebede gideceğini iddia etmişlerdir. Ancak bugün bilimin ulaştığı nokta, bu kişilerin apaçık bir yanılgı içinde olduklarını kanıtlamıştır.
Bugüne kadar evrenin varoluşuyla ilgili çeşitli tezler ortaya konmuştur ancak günümüzde tüm bilim çevreleri ortak bir noktada birleşmektedir. Bilimin yakın zamanda keşfettiği bir gerçek bu duruma açıklık getirmektedir. 1929 yılında, Edwin Hubble tarafından ortaya konduğu gibi kainat sürekli genişlemektedir. Bu gerçekten yola çıkan bilim adamları şöyle bir çıkarım yapmışlardır: Zaman kavramını tersine çevirirsek, genişlemekte olan evreni sıkışan bir sistem olarak, mesela daralmakta olan dev bir yıldız gibi düşünebiliriz. Bu durumda ortaya çıkan sonuç şöyledir; zaman kavramına göre daralan evren sonunda tekliğe ulaşır. Yani kainatın başlangıcı tek bir noktanın büyük bir patlama ile açılması suretiyle olmuştur.
Bizim buradan çıkarmamız gereken sonuç şudur: İçinde yaşadığımız kainatın bir başlangıcı vardır. Böylesine kusursuz bir sistemin bir başlangıcı olduğuna göre; elbette bu başlangıcı tasarlayan bir gücün varlığı da açıktır. Bu Güç Sahibi'nin varlığı ezeli ve ebedidir. Yani O, herşeyden önce de vardır, sonra da olacaktır.
İşte bu sonsuz gücün sahibi Allah'tır. Ve canlıların, gezegenlerin, galaksilerin, tüm evrenin yaratılmadığı ve hatta zamanın da henüz var olmadığı anda yalnızca Allah vardır. Çünkü O 'Evvel'dir.
Evrenin basi var midir; diye baslayan, oldukca bilimsel düsünceye sahip aciklamaniz icin tesekürler sayin sertur.
Üzerinde durdugum iki nokta ise;
1)"Böylesine kusursuz bir sistemin bir başlangıcı olduğuna..." düsüncesidir ki; Insanlik, henüz evrende neyin kusurlu neyin kusursuz oldugunu anlayacak bilimsel düzeye saniyorum gelmemistir.
Ayrica evrende kusur ya da kusursuzluk kavrami aranmaz.
Örnegin: Bir sarapnel parcasinin, neden oraya degil de buraya düstügünü kimse bu gün aciklayamaz.
Benzer bicimde, bir evren icinde olusumun kusuru ya da kusursuzlugu üzerine nesnel bir düsünce gelistiremeyiz saniyorum.
Ben, evren nötr dür diyorum.
Kusur ya da kusursuzluk kavrami, yalnizca bilincin, 2006 yilinin dünya gezegenindeki yaygin düsünce yapisina bagliyorum.
2) "İşte bu sonsuz gücün sahibi Allah'tır." cümleniz var.
Bu düsünce, kisiye özgü subjektif bir yargi, ya da inanc bicmi oldugundan, bilimsel yazinizin disinda degerlendiriyorum?
saygilarimla
güzel konu. peki zamanın bu göreceliliği düşünülünce sizce cennet veya cehennemde evrendeki herhangi bir mekan olarak tanımlanabilir mi? yoksa islamiyetin bu tanımlartınıda mı yalnış anladı insanlar? :)
cennet ve cehennem mekandır.... mekanın olmadığı bir yerde deneyim olmaz deneyim yoksa cennette yada cehennemde olmanında farkı yoktur...
evet bilinmeyeni bilinenle anlatma olayı İslamda çok var..... Mesela kevser havuzu o sudan içen daha susamazmış cennette :) cennette baldan, sudan, sütten ve şaraptan olmak üzere 4 farklı ırmak varmış :yamukgul: ........ Kabe... namaz.... şeriat kısaca.... belki bir gün anlarlar diye kaba koyulmuş bal millet kaba sarılmış içinde ki balın farkında bile değil :yamukgul:
kabın içinde ki balı görmüyo bile bekliyo hayal aleminde bi cennette ki bal akan ırmağı Herşey Şimdi de öbür dünya da ne var ne yok gidince görürüz :yamukgul: Dem bu Dem..... AN bu AN....
Serkan_Devrim 23.06.2006, 16:09 cennet ve cehennem mekandır.... mekanın olmadığı bir yerde deneyim olmaz deneyim yoksa cennette yada cehennemde olmanında farkı yoktur...
..burayı pek anlamadım. deneyimden kasıt nedir? ben öte alem için zamn ve mekan düşünemiyoum.
Evrenin basi var midir; diye baslayan, oldukca bilimsel düsünceye sahip aciklamaniz icin tesekürler sayin sertur.
Üzerinde durdugum iki nokta ise;
1)"Böylesine kusursuz bir sistemin bir başlangıcı olduğuna..." düsüncesidir ki; Insanlik, henüz evrende neyin kusurlu neyin kusursuz oldugunu anlayacak bilimsel düzeye saniyorum gelmemistir.
Ayrica evrende kusur ya da kusursuzluk kavrami aranmaz.
Örnegin: Bir sarapnel parcasinin, neden oraya degil de buraya düstügünü kimse bu gün aciklayamaz.
Benzer bicimde, bir evren icinde olusumun kusuru ya da kusursuzlugu üzerine nesnel bir düsünce gelistiremeyiz saniyorum.
Ben, evren nötr dür diyorum.
Kusur ya da kusursuzluk kavrami, yalnizca bilincin, 2006 yilinin dünya gezegenindeki yaygin düsünce yapisina bagliyorum.
2) "İşte bu sonsuz gücün sahibi Allah'tır." cümleniz var.
Bu düsünce, kisiye özgü subjektif bir yargi, ya da inanc bicmi oldugundan, bilimsel yazinizin disinda degerlendiriyorum?
saygilarimla
Klasik olarak, Big Bang teorisi, evrenin tüm parçalarının aniden genişlemeye başladığını kabul eder. Ama evrenin tüm parçaları genişlemeye nasıl aynı anda başlayabilmişlerdir? Emri veren kimdir?
Andrei Linde, kozmoloji profesörü 2
Evrenin yaratılışı, bundan bir asır önce, astronomların önemli bir bölümü tarafından gözardı edilen bir kavramdı. Bunun nedeni ise, 19. yüzyıldaki bilim anlayışının, evrenin sonsuzdan beri var olduğu varsayımını benimsemesiydi. Evreni inceleyen bilim adamlarının çoğu, zaten sonsuzdan beri var olan bir maddeler bütünüyle karşı karşıya olduklarını sanıyor ve evren için bir "yaratılış", yani başlangıç olduğunu akıllarından bile geçirmiyorlardı.
Bu "sonsuzdan beri var olan evren" fikri, Batı düşüncesine materyalist felsefe ile birlikte girmişti. Eski Yunan'da gelişen bu felsefe, maddeden başka bir varlık olmadığını savunuyor ve evrenin sonsuzdan gelip sonsuza gittiğini öne sürüyordu. Aslında materyalizm, Ortaçağ'da Kilise'nin hakim olduğu dönemde rafa kaldırılmıştı. Ama Rönesans'tan sonra Batılı bilim ve fikir adamlarının yeniden Eski Yunan kaynaklarına merak sarmaları ile birlikte, materyalizm de yeniden kabul görmeye başladı.
Alman felsefeci Immanuel Kant “sonsuz evren” iddiasını Yeni Çağ’da ilk kez gündeme getiren kişiydi. Ancak bilimsel bulgular Kant’ın bu iddiasını geçersiz kıldı.
Materyalist evren anlayışını Yeni Çağ'da ilk kez savunan kişi ise, ünlü Alman düşünür Immanuel Kant oldu. Kant, evrenin sonsuzdan beri var olduğunu ve bu sonsuzluk içinde her olasılığın mümkün sayılması gerektiğini öne sürdü. Kant'ın yolunu izleyenler, sonsuz evren fikrini materyalizmle birlikte savunmaya devam ettiler. 19. yüzyıla gelindiğinde ise, evrenin bir başlangıcı, yani yaratılış anı olmadığı şeklindeki iddia, geniş bir kabul görür hale gelmişti. Karl Marx, Friedrich Engels gibi diyalektik materyalistlerin şiddetle sahiplendikleri bu iddia, 20. yüzyıla da taşındı.
Söz konusu "sonsuz evren" fikri, her zaman için ateizmle içiçe oldu. Çünkü evrenin bir başlangıcı olması, Allah tarafından yaratıldığı anlamına geliyordu ve buna karşı çıkmanın tek yolu da, hiçbir bilimsel dayanağı olmadığı halde, "evren sonsuzdan beri vardır" iddiasını öne sürmekti. Bu iddiayı ısrarla sahiplenenlerden biri, 20. yüzyılın ilk yarısında yazdığı kitaplarla materyalizmin ve Marksizm'in ünlü bir savunucusu haline gelen Georges Politzer idi. Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri adlı kitabında, "sonsuz evren" modelinin geçerliliğine güvenerek yaratılışa şöyle karşı çıkıyordu:
Evren yaratılmış bir şey değildir. Eğer yaratılmış olsaydı, o takdirde, evrenin Tanrı tarafından belli bir anda yaratılmış olması ve evrenin yoktan varedilmiş olması gerekirdi. Yaratılışı kabul edebilmek için, her şeyden önce, evrenin var olmadığı bir anın varlığını, sonra da, hiçlikten (yokluktan) bir şeyin çıkmış olduğunu kabul etmek gerekir. Bu ise bilimin kabul edemeyeceği bir şeydir. 3
Politzer, yaratılışa karşı sonsuz evren fikrini savunurken, bilimin kendi tarafında olduğunu sanıyordu. Oysa bilim, çok geçmeden, Politzer'in "eğer öyle olsa, bir Yaratıcı olduğunu kabul etmek gerekir" dediği gerçeği, yani evrenin bir başlangıcı olduğu gerçeğini ispatladı.
burayı pek anlamadım. deneyimden kasıt nedir? ben öte alem için zamn ve mekan düşünemiyoum.
Bu konuda bende zaman ve mekan düşünemiyorum. Çünkü Kuranda cennet ve cehennem betimlemelerinde genelde cennette bulananlar cehennemlikilerin durumunu görüp yorumda bulunup konuşuldukları belirtilir. Bu durumu mekansal olarak algılarsak cennet ve cehennemdeki her iki gurubun birbirini görme ihtilamilinin olmayacağını söylememiz gerekir. O zaman bu söylemde Kurana ters olur.
burayı pek anlamadım. deneyimden kasıt nedir? ben öte alem için zamn ve mekan düşünemiyoum.
zaman dediğimiz değişimin güneşe yada gündüz geceye göre belirlenmesi değilmidir... mesela yarın yani güneşin batıp tekrar doğmasını ifade eder buda değişimi gerektirir yani mekansal döngüyü....
peki ya dilediğimiz AN da dilediğimiz yerde olsaydık..... mekan yine var ama bu sefer zaman yok... mekanın zamanı var ama İnsanı sınırlayan değişim miktarı indirgenmiş....
deneyim için mekan lazım mesela yazı yazabilmek için kağıt kalem ve bunun için geçecek vakit kadar zaman..... bunlar yoksa hangi cennet deneyimlenecek hangi cehennemde yanılacak :)
Serkan_Devrim 23.06.2006, 16:43 zaman dediğimiz değişimin güneşe yada gündüz geceye göre belirlenmesi değilmidir... mesela yarın yani güneşin batıp tekrar doğmasını ifade eder buda değişimi gerektirir yani mekansal döngüyü....
peki ya dilediğimiz AN da dilediğimiz yerde olsaydık..... mekan yine var ama bu sefer zaman yok... mekanın zamanı var ama İnsanı sınırlayan değişim miktarı indirgenmiş....
deneyim için mekan lazım mesela yazı yazabilmek için kağıt kalem ve bunun için geçecek vakit kadar zaman..... bunlar yoksa hangi cennet deneyimlenecek hangi cehennemde yanılacak :)o halde bir soru sormam gerekiyor. cennet ve cehennem de bedenlerimiz mi bulunacak?
Zaten evrenin yaratilmis olup olmamasi yeryüzünde hic kimseye bir arti kazandirmaz, cünkü bu bilgiye ulasasirken yalnizca subjektif verilere sahibiz.
evrenin bir baslangici oldugu düsüncesinin bilmde yer almasi son derece dogal ve gereklidir de.
Tam tersi, evren sonsuzdur demek, bir tanri inancini zorunlu kilar ki; sonsuz olan bir mekani, an icinde yaratan bir yaratici düsünmge o zaman hakki olabilir insanligin.
Burada tabi ki, Politzer´in evren ve sonsuzluk teorisine ben de katilmiyorum.
Bir seyin baslangici olmasi, sonunun oldugu anlamina da geldiginden, insanligin karsisina; bu sonun ötesinde ne var sorusu dikilmektedir.
O halde, sonlu evrenin de tanri kavamina saglam bir dayanak olmadigi en azindan kanitlanmamis ta olsa bilim felsefesi tarafindan kabul görür.
saygilar
Bizim algıladığımız ve sürekli genişleyen evrenin kendi üzerine çökeceğini bilim kanıtladı.
o halde bir soru sormam gerekiyor. cennet ve cehennem de bedenlerimiz mi bulunacak?
az önce Rüyalar aklıma geldi..... mekan var.... suret beden var... nimet var tekamül var değişim var..... acı var... zevk var.....
İşte İnsanın mekanı sureti bu gözün gördüğü değildir... aynı Rüyalarda ki gibi mekanında zamanında Efendisidir.... İNSAN...
az önce Rüyalar aklıma geldi..... mekan var.... suret beden var... nimet var tekamül var değişim var..... acı var... zevk var.....
İşte İnsanın mekanı sureti bu gözün gördüğü değildir... aynı Rüyalarda ki gibi mekanında zamanında Efendisidir.... İNSAN...
Müttaki; Rüyadamı Mekan var demek istedin???? Yoksa yanlışmı algıladım???
Kavramlarıda yerine oturtalım. Tek efendi Allahtır. Halife olan, Halif edene Efendi olamaz. :p
Müttaki; Rüyadamı Mekan var demek istedin???? Yoksa yanlışmı algıladım???
Kavramlarıda yerine oturtalım. Tek efendi Allahtır. Halife olan, Halif edene Efendi olamaz. :p
Zamanın ve Mekanın Efendisi Halife İnsan İnsanın Efendisi Alllahtır hepside Birdir :yamukgul:
Allahtan başka varlık da yok Efendi de yok Vahdette.... kesrette Allah var peygamberleri var melekleri var.... mülkü var.... Beşerinde kalbi var ciğerleri var dalağı böbreği beyini var ama Hepsi toplanınca İnsan oluyor... mesela kolun bacağın Efendisi Beyin mi İnsan mı.... ikiside aynı kapıya çıkıyor çünkü beraberler senlik benliğe gerek yok :)
Serkan_Devrim 23.06.2006, 17:35 ben yunusun dediğini diyeceğim
cennet cennet dedikleri
bir kaç köşkle bir kaç huri
isteyene sen ver onu
bana seni gerek seni
benim cennetim rabbimdir ki onda mekan olmadığı için cennetimde mekan yoktur.
ben yunusun dediğini diyeceğim
cennet cennet dedikleri
bir kaç köşkle bir kaç huri
isteyene sen ver onu
bana seni gerek seni
benim cennetim rabbimdir ki onda mekan olmadığı için cennetimde mekan yoktur.
bu güzeldi sn ali ekber
Allaha dost ve hizmetkar olana herşey dost hizmetci olur
ben yunusun dediğini diyeceğim
cennet cennet dedikleri
bir kaç köşkle bir kaç huri
isteyene sen ver onu
bana seni gerek seni
benim cennetim rabbimdir ki onda mekan olmadığı için cennetimde mekan yoktur.
Ö.Hayyam´dan da bir dize olmazsa olur mu?
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.
Hayyam, bu dörtlügü, arap ordularinin asya´yi islamlastirma katliamlari döneminde, Ceyhun bölgesinde öldürülen Türkmenlere atfen yazmis.
saygilar
ben yunusun dediğini diyeceğim
cennet cennet dedikleri
bir kaç köşkle bir kaç huri
isteyene sen ver onu
bana seni gerek seni
benim cennetim rabbimdir ki onda mekan olmadığı için cennetimde mekan yoktur.
tüm mekanlar O'ndadır şimdi şu AN da O'nun Huzurunda Huzurlu olamıyoruz oluyorum diyen de çıkacağını sanmıyorum :)
bakalım Huzurda Huzurlu olmaya.... Cennet de burda cehennemde.... sırat ise zaten üstündeyiz ......
düşünce olarak... Huzurda Huzurlu olabilmek.... zor be aliş :S
.... sırat ise zaten üstündeyiz ......
bu iyi iste, yunus´un; üzerine ev kurasim gelir dedigi sirat kavrami anlasilirsa, gerisi de gelir yakin gelecekte.
saygilar
bu iyi iste, yunus´un; üzerine ev kurasim gelir dedigi sirat kavrami anlasilirsa, gerisi de gelir yakin gelecekte.
saygilar
kıldan ince sırat varmış üzerine bina yapasım gelir miydi böyle bişeydi :)
kıldan incedir aynı zamanda benlik girdimi araya düşer hemen İnsan gönlü kirlenir konukla arasına perde girer düşer cehenneme....( zaten evden kasıt gönüldür ehlibeyt gönülehli demekdir).... Ufacık imanı olan çıkarmış cehennemden devam eder miş sıratına... Benliksiz kalıncaya dek...
Benliksiz kalınca Yunus gibileri evde kurarlar sarayda mümin güvende huzurda....müttaki ise düşüp düşüp kalkar ayağa :sas
uğraş dur kolay değil bu yol... gerçekten kıldan ince kılıçtan keskin....
Hayyam olurda bizden de cevap olmaz mı :p
Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacagimi da yazmissin önceden.
Demek günah isleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?
(Hayyam)
Beni de özenerek yaratansa o Hak
Sana ne yazacağımı da yazmış mutlak:
Lavın kuyruğunu robot gibi izlersen:p
Dibinde robot robot olacaksın helak
Var mi dünyada günah islemeyen söyle:
Yasanir mi hiç günah islemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanri, ne farkin kalir benden, söyle
(Hayyam)
Dağlar, taşlar, ağaçlar, böcekler, kuşlar!
Daha nice günah işlemez yaratık var.
Sorgulayacak kadar sana akl verilmişse,:p
Sen niye günaha dalarsın bu kadar?
Putların, Kabenin istediği: Kölelik;
Çanların, ezanın dilediği: Kölelik;
Mihraptı, kiliseydi, tespihti, salipti
Nedir hepsinin özlediği? Kölelik.
Falan hazretin veya filan papazın
Dini, mezhebi ve tarikatiysa; HAKLISIN :S
Oysa sen Hakk'a ve hakka teslim olursan
Asıl o zaman kötüye köle olmazsın:yamukgul:
Aşk bir beladır, ama Tanrıdan gelme;
Halk neden karşı kor Tanrı emrine?
Bize herşeyi yaptıran kendi madem,
Kulu sorguya çekmenin alemi ne?
(Hayyam)
Aşk belaysa Tanrı'dan değil maşuktandır.:)
Beşeri sana maşuk gösteren şeytandır.:sarkazm
Tanrı değil bize herşeyi yaptıran,
Tanrıyı sorguya çeken akıl noksandır.
Kim görmüş o cenneti, cehennemi?
Kim gitmiş de getirmiş haberini?
Kimselerin bilmediği bir dünya
Özlenmeye, korkulmaya değer mi?
(Hayyam)
Başkaları görse ne farkeder, sen körsen?:yamukgul:
Günahı leziz, erdemi angarya görsen
Ondokuz zikri ondokuz zebani yapar
Dünyayı cehenneme çevirirsin sen:olmadi
Bilmem, Tanrım, beni yaratırken neydi niyetin,
Bana cenneti mi, cehennemi mi nasip ettin;
Bir kadeh, bir güzel, bir çalgı bir de yeşil çimen
Bunlar benim olsun, veresiye cennet de senin
(Hayyam)
Beni yaratmak için neymişse niyeti,
Umarım bana nasib eder o cenneti.
Bir sır, bir tecelli; bir nur, bir rahmet,
Gökkuşağı altında danseden ümmeti:D
Tesekürler sayin Zahir.
Uzun süredir elestirdiginiz bazi konularin anlasilmasindaki hatalara siz de düstünüz.
Cünkü Türkce den Türkce´ye tesfir yapilmaz.
Ancak subjektif olarak öyle algiladiginizi söylemeniz yeterli.
Yaptiginizda, iste aynen, hadis-kuran aciklamalarinin caresizligine düser.
Zoraki bir ceviri oluyor.
saygilar
Anlamadım ne hadisi ne kuran açıklaması çaresizliği? Anlaşılmaktaki hata ne??
Türkçeden Türkçeye tesfir ne?
Açıkçası neyi ifade etmek istedin anlamadım.
Sürekli cevirileri elestirdiginiz icin söyledim.
Hayyam Türkce yazmis zaten. anlasilir bicimde.
Bir de yorum gibi aciklama getiren dörtlükler araya girince, karismamis mi dersiniz?
manifesto 24.06.2006, 13:22 canugur : Hayyam Türkce yazmis zaten. anlasilir bicimde
:) hayyam türkçe değil farsça yazmışdır dörtlüklerini(rubai) siz çevirileri okuyorsunuz.
Zaman bir mahlukdur...Sonradan varedilmiş ezeli ve ebedi olmayan..Zamanı ancak etkileri varolduğu müddetçe kabul edebiliriz..Eğer zamanın etkisini ortadan kaldırma imkanımız olsaydı zamansız bir mekanda olmuş olurduk.İşte Yaratıcı hiçbir etki altında kalmayan mutlak kudret olduğu için onun nazarında zamandan bahsetmek mümkün değil.O zamanı tesbih tanesi gibi çevirmekdedir.
Miraç hadisesi ve kur'anda ki cennet ve cehennem ehliyle ilgili ayetler adete o zamandan yazılmış gibidir..O bakımdan Rab katında tüm zamanlar birdir...Aynı anda geçmişimiz anımız ve geleceğimiz birdir...işte izafiyet kısman bu noktaya işaret ediyor..
|
|