Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevi-Bektaşide halka namaz: Piri Er, Vahap Güngör
ANADOLU ALEVİLİĞİNDE HALKA NAMAZI
(Piri Er'in "Geleneksel Anadolu Aleviliği"
isimli kitabından özetlenerek alıntılanmıştır.)
VAHAP GÜNGÖR
Anadolu Aleviliği konusunda en çok tartışılan
konulardan birisi de Anadolu Alevileri'nin
namaz kılıp kılmadıklarıdır.
Bir görüşe göre Anadolu Alevileri de diğer
Müslümanlar gibi camiye gitmekte ve İslam
akidelerine uygun olarak namaz kılmaktadırlar,
diğer Müslümanlardan hiçbir farkları yoktur.
Bu konudaki diğer bir görüş, Anadolu Alevilerinin
camiye gitmemelerini, Hz.Ali'nin camide öldürülmüş
olması ya da Muaviye döneminde cami minberlerinde
Hz.Ali ve Ehl-i Beyt'e kötü sözler söylenmiş olması
ve benzeri gerekçelerle, Anadolu Alevisinin Oniki
İmam ve Ehl-i Beyt'in adını bilmeyen cami hocasının
arkasında namaz kılmayıp, Hz.Muhammet'in yaptığı
gibi, ibadetini kendi evinde gizlice yaptığı yolundadır.
Bir görüşe göre ise Anadolu Alevilerinin kıldığı
namaz, ibadet sistemleri olan cemlerde, cemal
cemale kılınan "Halka Namazı"ndan ibarettir.
Anadolu Alevilerine göre beş vakit namaz
Peygamber döneminde olmayıp, Abbasiler
döneminde ortaya çıkmıştır.
Kur'an-ı Kerim'de yer alan "Güneşin
kaymasından / aşağı sarkmasından, gecenin
kararmasına kadar namazı kıl. Sabah Kur'an'ını
da gözet, çünkü sabah okunan Kur'an tanıklarca
izlenmektedir." (İSRA-78)
"Sana özgü bir ibadet olarak, gecenin bir
kısmında, o Kur'an'la meşgul olmak üzere
uyanık ol / uykundan uyan. Böylece Rabbinin
seni övülmüş bir makama / Makam-ı Mahmud'a
ulaştırması umulur." (İSRA-79)
"Gündüzü geçim için çalışma zamanı yaptık."
(NEBE-11) gibi Ayetler kaynak gösterilerek
Peygamberin ibadetini gece yaptığı ve beş vakit
namazın Hz.Muhammet döneminde olmadığı
düşüncesi ile beş vakit namaz kılınmamaktadır.
Anadolu Alevi-Bektaşi inanç sisteminde namaz
değil niyaz esastır. Fiziki anlamda bir Pir'in dizleri,
göğsü veya yeni'ni öpmek, ya da Hz. Muhammet,
Hz.Ali, Oniki İmamlar'dan biri veya bir İnanç
Ulusu'nun adı anıldığında, sağ el başparmağının
dudağa değdirildikten sonra alın ya da göze
değdirilmesi veya elin göğüse sonra dudağa
götürülmesi suretiyle gerçekleştirilen niyaz,
manevi anlamda başta Allah, Muhammet, Ali
olmak üzere din ulularına yapılan duayı yani
Hakk'a teslim olmayı ifade eder.
İnanç özelliklerini kaybetmiş kişi ya da gruplarda
Sünni Müslümanlarca kılındığı anlamda namaz
bulunmakla beraber, Anadolu Aleviliği için asıl
namaz, ibadet biçimleri olan cemlerde kılınan ve
oturuş biçiminden dolayı "Halka Namazı" adını
alan namazdır. Halka Namazı gerek biçim, gerekse
içerik bakımından Sünni Müslümanlıktaki namazdan
temel noktalarda ayrılmaktadır.
Şimdi Anadolu Aleviliğindeki "abdest" ve "namaz"
kavramlarına biçim ve içerik yönünden bir göz atalım.
Anadolu Aleviliğinde Halka Namazı için ön şartlardan
biri "abdest" almaktır. Ceme katılacak her kişi
önceden kendi vücut temizliğini yapmak zorundadır.
Yapılan bu temizlik abdest almayla özdeştir.
Bu temizlenmede ayağını yıkarken "ayaklarımla
kötü yola gitmeyeceğim" diye niyet eden kişi, ellerini
yıkarken "elini harama uzatmayacağına", ağzını
yıkarken "dili ile kötü söz söylemeyeceğine", yüzünü
yıkarken "kimseye kötü gözle bakıp, yüz kızartıcı bir
suç işlemeyeceğine" niyet eder.
Anadolu Alevisinin ibadet biçimi olan cemlerde ise
oniki hizmet sahibinden biri olan "ibrikçi" nin döktüğü
su ile ellerinin sadece parmaklarını yıkama şeklinde
gerçekleşen sembolik anlamda abdest alınmaktadır ki,
bu abdest tutulan niyetlerin toplum huzurunda teyid
edilmesi anlamını ifade eder. Alınan bu abdestte amaç
ahlaksal arınma ve iç temizliğinin sağlanmasıdır.
Her Alevi-Bektaşi senede bir, dede ve köy halkının
katılımı ile gerçekleşen "Baş Okutma" cem töreni ile
toplumdan rızalık alıp, "yol'un" yasakladığı suçları
işlemeyeceğini toplum ve dede huzurunda teyid eder.
Talibin "yunması", "yıkanması" ve "manen temizlenip
arınması" anlamına gelen bu abdeste Anadolu
Alevi - Bektaşiliğinde "Yıl Abdesti" adı verilir.
Yıl Abdesti; Sünni inanç mensuplarında olduğu gibi
tuvalete çıkmak, eşiyle birlikte olmak gibi durumlarda
bozulmamakta, ancak abdest alınırken tutulan
niyetlerden birinde zaafa uğrayarak (zina, hırsızlık,
adam öldürme vb.) inancın yasakladığı suçlardan birini
işlemesi durumunda, inanç mensubunun "düşkün" ilan
edilerek cezalandırılması sureti ile bozulmaktadır.
Fiziki temizlik Halka Namazı için esas olmakla
birlikte cemlerde alınan abdestte fiziki bir
temizlenmeden çok, manevi anlamda bir arınma ve
iç temizliğinin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı
görülmektedir.
İnanç özelliğini koruyan gruplarda Sünni
Müslümanlarda olduğu şekliyle namaz yoktur.
Anadolu Alevileri için asıl namaz cemlerde kılınan
ve oturuş biçiminden dolayı Halka Namazı adını alan
namazdır ki bu namzda cemde bulunan her can
karşısındakinin kıblesini oluşturur.
Amasya-Gümüşhacıköy-Sarayözü Köyü'nden Haydar
Altun (Dede) konuya şu şekilde bir yorum getiriyor:
"Sünni Müslümanların ibadetinde kıbleye dönülür.
Alevi ceminde ise karşısındaki insanın cemaline
niyaz edilir. Halka şeklinde oturulmasının nedeni de
budur. Allah'ın güzelliği insanın cemalindedir. Onun
için insana secde edilir; ancak insana tapılmaz.
Allah da meleklerine Adem'e secde edin diye
buyurmuş ancak İblis secde etmemiştir."
Amasya-Hamamözü-Yemişen Köyü'nden
Abdullah Balcı ise şunları söylüyor: "Halka
Namazı cemde cemal cemale kılınan namazdır.
Bu namazda insan insana secde eder. Çünkü Hak
Adem'dedir. Allah insanı kendine örtü yapıp onda
gizlenmiştir. Hak müminin kalbindedir."
Çorum-Osmancık-Çampınar Köyü'nden Davut
Bayral:"Aleviler için asıl namaz Halka Namazı'dır.
Hz.Peygamber ibadetini cemal cemale yapmıştır.
Çünkü Allah Adem'dedir." demektedir.
Çorum-Merkez-Eşençay Köyü'nden Veli Gürlek
konuya farklı bir yorum getirerek; "Aleviler için
asıl olan halka namazıdır. Kur'an-ı Kerim'de
Cenabı Hak buyurmuştur ki; biz geceyi ibadet
ve dinlenme, gündüzü ise çalışıp rızkını temin
vakti kıldık. Onun için gündüz göstermelik
olarak yapılan ibadet günahtır. Bundan dolayı
biz Halka Namazı kılarız. İlk secde Adem'e
indiği için de Adem'e secde ederiz." diyordu.
Amasya-Merzifon-Kayadüzü Köyü'nden Hüseyin
Ceylan: " Alevilerde namaz değil niyaz vardır.
Niyaz'da Adem'e secde edilir. Hak ademdedir.
Şeytan Hakk'ın emrine uyup Adem'e secde
etmediği için cennetten kovulmuştur. Biz Hakk'ı
Adem'de bulduğumuz için insana secde ederiz.
Allah'ın cemali insanın yüzündedir." demektedir.
Amasya-Merzifon-İlçe Merkezi'nden Ahmet
Turan Saltık (Dede):"Alevilerde gece
yarısından sonra iki rekat olarak kılınan
'leyli seyir' denilen namaz vardır.
Bu Kur'an'da da geçer. Hz. Peygamber de o'nu
kılardı. Alevilerde asıl namaz Halka Namazı'dır.
Bu da cemde halkın halka biçiminde oturup,
insanın insana secde etmesiyle olur." şekinde
konuyu yorumluyor.
Aydın-Bozdoğan-Alamut Köyü'nden Mehmet
Buruk: "Aleviler namazı evinde gece yarısından
sonra iki rekat olarak kılar. Aleviler için asıl olan
namaz değil niyazdır. Niyaz her yerde yapılır.
Tarlada çalışırken, yemek yerken, yatarken,
nerde olursa olsun Allah, Muhammet, Ya Ali
diyerek niyaz edersin."diyordu.
Amasya-Göynücek-Şarklı Köyü'nden Mehmet
Kılıç Alevilerde namaza ilişkin sorumuza farklı
bir cevap veriyordu: "Bazen kılıyorum, üç düvaz
okuyorum. Üç düvaz namaz yerine geçer."
dedikten sonra "Alevilerin namazı cemde
kılınan Halka Namazı'dır." diye de ekliyordu.
Buraya kadar ortaya koyduğumuz bilgilerden de
anlaşılacağı gibi, Anadolu Aleviliğinde Sünni
Müslümanların kıldığı namaz - inanç özelliklerini
kaybetmiş kişi ya da gruplar hariç- yoktur.
Alevilerin de Sünni Müslümanlar gibi abdest
alıp namaz kıldığı yolundaki görüşler, Alevileri
asimile etme çabasından kaynaklanan, gerçekleri
yansıtmaktan uzak, belirli politikaların ürünü
olarak ortaya konulmuş görüşlerdir.
Camiye gidip namaz kılan Alevi inancı mensupları
Türkiye genelindeki Alevi nüfusun çok küçük bir
bölümünü oluşturduğundan, bu kişi ve grupların
genel anlamda Alevi inancını temsil ettiklerini
söylemek mümkün değildir.
Anadolu'da yaptığım çalışmalarda birçok Alevi
Köyü'nde cami yapıldığını gördüm. Bu camiler
ya devlet tarafından belirli politikaların ürünü
olarak yapılmıştı, ya da köy halkı tarafından
çevreye uyum sağlama düşünceleri ile inşa
edilmişlerdi. Yapılan bu camilere köy halkının
gitme oranının çok düşük olduğu, çoğunlukla
da hiç kullanılmadığı söylenilmekte idi.
Bunun nedenleri arasında "Sünni imamın
arkasında namaz kılınmaz ya da Oniki İmam'ın
ismini bilmesi ve sayması durumunda kılınır.
Hz.Ali camide öldürülmüştür. Muaviye
döneminde cami minberlerinden Hz.Ali ve
Ehl-i Beyt'e küfredilmiştir." gibi gerekçeler
sayılarak Alevilerin camiye gitmemeleri
açıklanmaya çalışılmakta, camiye gitmemenin
gerçek nedeni göz ardı edilmekte idi.
Oysa Anadolu Alevisi'nin camiye gitmemesinin
altında yatan gerçek çok daha farklı idi.
Anadolu Alevisi'nin ibadet biçimi cemler ve
cemlerde kılınan Halka Namazı'dır.
Cemler içerisinde yer alan ve Anadolu
Aleviliğinin özünü oluşturan, kadınla birlikte
ibadet, müzik (deyiş, düvaz), semah, kurban,
bazı yörelerde içki içilmesi vb. unsurlar ile
yürütülen oniki hizmetin niteliği, cami mekanı
içerisinde gerçekleştirilmeye uygun değildir.
Alevilerin camiye gitmemesi ve namaz
kılmamasının altında yatan gerçek neden de budur.
Bence gerçekten harika bir yazı. Alevilikte ibadet konusunda aydınlatıcı. Sevgili Vahap Abinin ve sizin emeğinize sağlık.
ANADOLU ALEVİLİĞİNDE HALKA NAMAZI
.... Hz.Muhammet'in yaptığı
gibi, ibadetini kendi evinde gizlice yaptığı yolundadır.
Bir görüşe göre ise Anadolu Alevilerinin kıldığı
namaz, ibadet sistemleri olan cemlerde, cemal
cemale kılınan "Halka Namazı"ndan ibarettir.
Anadolu Alevilerine göre beş vakit namaz
Peygamber döneminde olmayıp, Abbasiler
döneminde ortaya çıkmıştır.
Kur'an-ı Kerim'de yer alan "Güneşin
kaymasından / aşağı sarkmasından, gecenin
kararmasına kadar namazı kıl. Sabah Kur'an'ını
da gözet, çünkü sabah okunan Kur'an tanıklarca
izlenmektedir." (İSRA-78)
"Sana özgü bir ibadet olarak, gecenin bir
kısmında, o Kur'an'la meşgul olmak üzere
uyanık ol / uykundan uyan. Böylece Rabbinin
seni övülmüş bir makama / Makam-ı Mahmud'a
ulaştırması umulur." (İSRA-79)
...
Anadolu Alevisi'nin ibadet biçimi cemler ve
cemlerde kılınan Halka Namazı'dır.
Cemler içerisinde yer alan ve Anadolu
Aleviliğinin özünü oluşturan, kadınla birlikte
ibadet, müzik (deyiş, düvaz), semah, kurban,
bazı yörelerde içki içilmesi vb. unsurlar ile
yürütülen oniki hizmetin niteliği, cami mekanı
içerisinde gerçekleştirilmeye uygun değildir.
Alevilerin camiye gitmemesi ve namaz
kılmamasının altında yatan gerçek neden de budur.
ONCELIKLE HZ.MUHAMMED (S.A.V.) EFENDIMIZ NAMAZINI GIZLICE KILMAMISTIR BAKINIZ
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=1391&page=9
ADRESINDEKI CAMILER HAKKINDA YAZDIGIM YAZIYA...
Ne kadar buyuk bir yanlistir Kur'an'i bu sekilde yorumlamak...
Euzubillahi's-semi'il-alim mine'ş-şeytani'r-racim Bismillahirrah*manirrahim
1.
Isra Sûresinin 78'inci Âyet'inde ;
78.
Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir.
Sekilndedir. Goruldugu uzere "gecenin karanligina kadar (belirli vakitlerde)" denilmektedir.
79.
Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.
'da ise Teheccud Namazindan bahsedilmektedir.
Buyrun Kur'an-ı Kerim'i okumasini bilenlere Arapca Hatti.
أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
78
وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَّكَ عَسَى أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا
Gelelim Diger Yanlis Olarak Gordugum Konuyu Yorumsuz Kur'an-ı Kerim'den aktarmaya;
Enfal Sûresi;
Örneğin, Kuran'da 5 vakit namaz kılmanın ne sayısı, ne şekli, ne de yeri
olmadığına Aleviler inanırlar. Namazın bu biçimde ve 5 vakit kılınmasının Islama
Emeviler ve Abbasiler zamanında konan kurallardan biri olduğuna inanırlar.
Bu ne buyuk carpiklik ve yanlistir?
Hz. Ebû Mûsa (Radiyallâhu anh)
Hz. Büreyda (Radiyallâhu anh)
Hadis'lerinde belirtiyor. Hatta Hz. Ebû Mûsa (Radiyallâhu anh) Hz. Büreyda (Radiyallâhu anh)
namazin baslangic ve bitis saatini bile anlatiyor Hadis'te..
Nasil namaz 5 vakit olamaz?
Hadis No: 2360
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Öğlenin (başlama) vakti, güneşin (tepe noktasından batıya) meylettiği zamandır. Kişinin gölgesi kendi uzunluğunda olduğu müddetçe öğle vakti devam eder, yani ikindi vakti girmedikçe. İkindi vakti ise güneş sararmadıkça devam eder. Akşam vakti ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolmadığı müddetçe devam eder. Yatsı namazının vakti orta uzunluktaki gecenin yarısına kadardır. Sabah namazının vakti ise fecrin doğmasından (yani şafağın sökmesinden) başlar, güneş doğuncaya kadar devam eder. Güneş doğdumu namazdan vazgeç. Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasından doğar."
Hadis No : 2348
Ravi: Ebu Musa
Tanım: Resulullah (sav)'a bir zat gelerek namaz vakitlerini sordu. Efendimiz ona hiçbir cevap vermedi. (Sabah vaktinde) şafak sökünce, henüz kimse kimseyi tanıyamayacak kadar ortalık karanlık iken Bilal'e emretti, sabah ezanını okudu. Sonra, güneş tam tepe noktasından batıya dönme (zeval) anında yine Bilal'e emretti, öğle ezanını okudu. Bu vakit için, -öbürlerinden daha iyi bilen- birisi: "Bu, gün ortası (nısfu'n-Nehar)" demişti. Sonra, güneş henüz yüksekte olduğu zaman emretti, Bilal akşam namazı için ezan okudu. Sonra ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca yatsı için emretti, Bilal yatsı ezanını okudu. Sonra ertesi gün, sabah namazını tehir etti, O kadar geciktirdi ki, kişinin, "sabah vakti çıktı veya çıkmak üzere" demesi anında namazı tamamladı. Sonra öğleyi tehir etti, öyle ki, öğle namazını dün ikindiyi kıldığımız ana yakın bir vakitte kıldı. Sonra ikindiyi tehir etti. Bir kimsenin, "Güneş (ikindi) kızıllığına büründü" diyebileceği bir vakitte namazdan çıktı. Sonra akşamı, nerdeyse ufuktan aydınlığın (şafak) kaybolduğu ana kadar tehir etti.
Hadis No : 2351
Ravi: Büreyde
Tanım: Bir adam Resulullah (sav)'a namazların vaktinden sormuştu. Ona: "Şu (önümüzdeki) iki günde namazları bizimle kıl!" buyurdu. (O gün) güneş tam tepe noktasından (batıyor) kayınca ezan için Bilal'e emretti. O da öğle ezanını okudu. Sonra öğle için kamet okumasını emretti. Sonra güneş yüksekte, beyaz parlak iken emretti ve ikindi için kamet okudu. Sonra güneş batınca emretti, akşam için kamet okudu. Sonra ufuktaki aydınlık kaybolunca emretti, yatsı için kamet okudu. Sonra şafak sökünce emretti sabah için kamet okudu, ikinci gün olunca, Bilal'e ortalığın serinlemesini beklemeyi emretti. O da öğleyi, ortalık iyice serinleyinceye kadar geciktirdi. İkindiyi, güneş yüksekten, dünkü vakitten biraz sonra kıldı. Akşamı ufuktaki beyazlık kaybolmazdan az önce kıldı. Yatsıyı gecenin üçte biri geçtikten sonra kıldı. Sabahı ortalık iyice ağarınca kıldı. Sonra: "Namaz vakitlerinden soran kimse nerede?" diye sordu. Soru sahibi: "Benim ey Allah'ın Resulü!" dedi. "Namazlarınızın vakti" dedi, "gördüğünüz (iki vakit) arasındadır."
Isra Suresi: Âyet:1
Euzubillahi's-semi'il-alim mine'ş-şeytani'r-racim Bismillahirrah*manirrahim
"Noksan sifatlardan munezzehtir o -ki kudret sahibi yaratici-ki, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan cevresini mubah kildigimiz Mescid'i Aksâ'ya yuruttu. Tâ ki, ona âyetlerimizden bir kismini gosterelim. Suphe yok ki, ancak o "ezelî yaratici-dir herseyi isiten goren."
Hz. Ibnu Abbâs (Radiyallâhu anh) :
" Peygamberimiz (Miraç Gecesinde) elli vakit namazla emrolundu. Sonra bunu beşe indirinceye kadar Rabbinizle muracaatta bulundu."
Hz. Enes (Radiyallâhu anh) 'in naklettigi Hadis bosunami? KENDISIMI uydurdu?
(Hz. Enes (Radiyallâhu anh) 'in Hadis'inide nakledebilirim? Uzun oldugu icin buraya nakletmeyi istege bagli tuttum)
Yazmayacagimin yanlis olacagini yetersiz kalacagini dusunerek size Hz. Enes (Radiyallâhu anh) Malik İbnu Sa'saa (Radiyallâhu anh)'dan naklen anlattigi hadisi yaziyorum.
Hadis No: 5554
Ravi: Enes
"Resulullah (sav) onlara, Mirac'a götürüldüğü geceden anlatarak demiştir ki, "Ben Ka'be'nin avlusundan Hatim kısınında -belki de Hıcr'da demişti- yatıyordum, -bir rivayette şu ziyade var: Uyku ile uyanıklık arasında idim- Derken bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. -Bu sözüyle boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı kasdetti.- Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi imanla [ve hikmetle] dolu, altından bir kap getirildi. Kalbim [çıkarılıp su ve zemzem ile] yıkandı. Sonra içerisi (imanla) doldurulup tekrar yerine kondu. Sonra merkepten büyük katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak'tı. Ön ayağını gözünün gittiği en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibril aleyhisselam beni götürdü. Dünya semasına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi. "Gelen kim?" denildi. "Cibril!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed (sav)!" dedi. "O'na Miraç daveti gönderildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!" denildi. Derken kapı açıldı. Kapıdan geçince, orada Hz. Adem aleyhiselam'ı gördüm. "Bu babanız Adem'dir! Selam ver O'na!" dendi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra bana: "Salih evlad hoş gelmiş, salih peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti ve ikinci semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O'na Miraç daveti gönderildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Derken bize kapı açıldı. İçeri girince, Hz. Yahya ve Hz. İsa aleyhimasselam ile karşılaştım. Onlar teyze oğullarıydı. Hz.Cebrail: "Bunlar Hz. Yahya ve Hz. İsa'dırlar, onlara selam ver!" dedi. Ben de selam verdim. Onlar da selamıma mukabelede bulundular. Sonra: "Hoş geldin salih kardeş, hoş geldin salih peygamber" dediler. Sonra Cebrail beni üçüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim ?" denildi. "Cibril'im!" dedi. "Yanındaki kim?" denildi. "Muhammed'dir!" dedi. "O'na Miraç daveti gitti mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı bize açıldı. İçeri girince Hz. Yusuf aleyhiselam'la karşılaştık. Cebrail: "Bu Yusuf tur! O'na selam ver!" dedi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra: "Salih kardeş hoş gelmiş, salih peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Cebrail beni dördüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim ?" denildi. "Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "Ona Miraç davetiyesi indi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Kapı açıldı, içeri girdiğimizde, Hz. İdris aleyhisselam ile karşılaştık. Hz. Cebrail: "Bu İdris'tir, O'na selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O da selamma mukabele etti. Sonra bana: "Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti. Beşinci semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Kim bu gelen ?" denildi. "Ben Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim ?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O'na Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı açıldı, içeri girince, Harun aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail aleyhisselam: "Bu Harun aleyhisselam'dır. O'na selam veri" dedi. Ben selam verdim, o da selamıma mukabelede bulundu ve: "Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Cebrail beni yükseltti ve altıncı semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O'na Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi, içeri girince, Hz. İbrahim aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail: "Bu baban İbrahim'dir, O'na selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O da selamıma mukabele etti. Sonra: "Salih oğlum hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Sidretü'l-Münteha'ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen'in) hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi. Cebrail aleyhisselam bana: "İşte bu Sidretü'l-Münteha'dır!" dedi. Burada dört nehir vardır: İkisi batıni nehir, ikisi zahiri nehir. "Bunlar nedir, ey Cibril?" diye sordum. Hz. Cebrail: "Şu iki batıni nehir cennetin iki nehridir. Zahiri olanların biri Nil, diğeri Fırat'tır!" dedi. Sonra bana el-Beytü'l-Ma'mur yükseltildi. Sonra bana bir kapta şarap, bir kapta süt, bir kapta da bal getirildi. Ben süt aldım. Cebrail aleyhisselam: "Bu (aldığın), fıtrat(a uygun olan)dır, sen ve ümmetin bu fıtrat (yaratılış) üzeresiniz!" dedi. Resulullah devamla dedi ki: "Sonra bana, her günde elli vakit olmak üzere namaz farz kılındı. Oradan geri döndüm. Hz. Musa aleyhisselam'a uğradım. Bana: "Ne ile emrolundun?" dedi. "Gece ve gündüzde elli vakit namazla!" dedim. "Ümmetin, her gün elli vakit namaza muktedir olamaz. Vallahi ben, senden önce insanları tecrübe ettim. Beni İsrail'e muamelelerin en şiddetlisini uyguladım (muvaffak olamadım). Sen çabuk Rabbine dön, bunda ümmetine hafifletme talep et!" dedi. Ben de hemen döndüm (hafifletme istedim, Rabbim) benden on vakit namaz indirdi. Musa aleyhisselam'a tekrar uğradım. Yine: "Ne ile emrolundum ?" dedi. "Benden on vakit namazı kaldırdı!" dedim. "Rabbine dön! Ümmetin için daha da azaltmasını iste!" dedi. Ben döndüm. Rabbim benden on vakit daha kaldırdı. Dönüşte yine Musa aleyhisselam'a uğradım. Aynı şeyi söyledi. Ben, beş vakitle emrolunmama kadar bu şekilde Hz. Musa ile Rabbim arasında gidip gelmeye devam ettim. Bu sonuncu defa da Hz. Musa'ya uğradım. Yine: "Ne ile emredildin ?" dedi. "Her gün beş vakit namazla!" dedim. "Senin ümmetin her gün beş vakit namaza da takat getiremez. Rabbine dön, hafifletme talep et!" dedi. "Rabbimden çok istedim. Artık utanıyorum, daha da hafifletmesini isteyemem! Ben beş vakte razıyım. Allah'ın emrine teslim oluyorum!" dedim. Musa aleyhisselam'ı geçer geçmez bir münadi (Allah adına) nida etti: "Farzını kesinleştirdim, kullarımdan hafiflettim de!" [Bir rivayette şu ziyade geldi: "Namazlar (günde) beştir. Ve onlar ellidir de. İndimde hüküm değişmez artık!"
TUM BUNLAR ISIGINDA HANGI MUMIN DIYEBILIR KI NAMAZ VAKTLERI SONRADAN KOYULMUSTUR?
TUM BUNLARA RAGMEN KIM DIYEBILIR Namaz 5 Vakit Degildir?
SONUC NAMAZ 5 VAKITTIR.
izmirksk 15.09.2005, 14:52 arkadaş kurandan delil getirmeyip hadislerden delil getirmen kanıt olamaz.önemli olan 5 vakit diye bir şeyin farzolup olmadığı.
kurandan delil getirmeyip hadislerle farz oluşturamazsın.
mesela hadis alimi buhari , imamı azam için güvenilmez adam demiştir.(her ikiside sünni)
müslimin zayıf hadis dediğine buhari kuvvetli hadis, buharinin kuvvetli hadis dediğine müslim zayıf hadis demiştir.
Özenturk 15.09.2005, 14:58 أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
Dostum Biz ARAP değiliz TÜRKÜZ,Kuran-ı Kerimi de türkçe okuruz.
Verdigim Âyet Diyanet Isleri Baskanligini mealidir ve orada acik ve net bir bicimde goruluyor ki Âyette 3 vakit degil aradaki namazlarida soyluyor...
OZENTURK;
Arkadasim bende Turk'um lakin Kur'an-ı Kerim Turkce okunmaz.
Bak en basidinden bir ornek vereyim.
Halakallahu;
Bu kelimeyi bogazina surterek girtlaktan okursan ALLAH YARATTI demektir
Ama dilinle okursan ALLAH TIRAŞ ETTİ demektir.
Simdi soyle bana Turkce okudugun Kur'an'da Halakallahu'nun girtaktan okunacagi yaziyormu? Boyle bir dua okurken HAŞA Allah hepimizi traş etti dersen bu nasil bi dua oLur?
Bu ve bunun gibi ornekleri cogaltabilirim.
Ya Allah senin ne niyetle söylediğini biliyor mu ben şimdi dilsiz olsam tamam mı okuma-yazma da bilmesem ne olacak...
Islam dininde aslolan niyettir lakin Allah bize aklimizi kullanmayi ve ayrica OKUMAYI ogretmistir. (Lafim sana degil) Tarkanin Falancanin Filancanin Sarkilarini ezberleyecek kadar vakti olupta KURA'AN-I KERİM'i okumaya orenmeye zaman ayirmayanlar ONEMLI OLAN NIYETTIR cumlesinin altina siginamazlar.
Ben Kur'an okumasini bilmeyenlere laf etmiyorum lakin eger elinizden geleni yapmayip BENIM NIYETIM onemli diyerek baska luzumsuz seylerle beyninizi doldurup Kur'an okumayi ogrenmez iseniz bu hic de hos bisey degildir. Bu benim sahsi gorusumdur.
Muhakkakli Musluman olup Kur'an okumayi bilmeyen Sunni ve Diger insanlar mevcuttur onlara kotusunuz demiyorum ama sunu soyluyorum Allah bize aklimizi kullanmayi emretmistir.
Onur ayrica sordugun soruyuda tavsip etmiyorum cunku bu acikladiklarimi bilecek kadar yuksek oldugunu tahmin etmekteyim.
Onur ayrica sordugun soruyuda tavsip etmiyorum cunku bu acikladiklarimi bilecek kadar yuksek oldugunu tahmin etmekteyim.
Anlamıyorum ilkokul 3'ten terk...
Ok sanirsam simdi anlatabildim...
DaWSoN,
Alevilik hakkinda bilgilerimizi alevi kaynaklarini okuyarak kendimizi gelistirmeye calisiyoruz.
Yukariya aktarmis oldugun yazilari okumadim.Gerekli de görmüyorum.Simdiye kadar din konusu sünni/Hanifi mezhebinin inancina göre ögretildi.Yakamizi birakin kendi kaynaklarimizdan ögrenelim.
Ayrica Diyanet Isleri Baskanligi sünnilere hitap eder.Aleviligi yok sayar ,sünni ögretisini dayatir,Alevileri temsil etmez.
Lütfen inanclari inanc sahiplerine birakin.Kendi inanisinizi ve yorumunuzu baskalarina dayatarak kabul ettirme aliskanliginizdan vazgecin.
Yukarida aktarmis oldugum yazi Alevi Dedelerinden ve ileri gelenlerinden görüsü alinarak derlenip kisaca aktarilmistir.
Bizim inancimizi sizin kabul edip etmemenizin bizim icin önemi yok.Bu sizin bileceginiz is.
Bizimde sizin dayatmalariniza inanma mecburiyetimiz yok.
Daha dogrusu sizi ilgilendiren bir durum yok.
Dawson kardeş,
Ehlibeyt hakkında bildiğin birşeyler var mı?
Onların düşmanlarına Hz. olarak mı hitap ediyorsun?
Bu konudaki görüşlerini bildirebilir misin?
Verdigim Âyet Diyanet Isleri Baskanligini mealidir ve orada acik ve net bir bicimde goruluyor ki Âyette 3 vakit degil aradaki namazlarida soyluyor...
OZENTURK;
Arkadasim bende Turk'um lakin Kur'an-ı Kerim Turkce okunmaz.
Bak en basidinden bir ornek vereyim.
Halakallahu;
Bu kelimeyi bogazina surterek girtlaktan okursan ALLAH YARATTI demektir
Ama dilinle okursan ALLAH TIRAŞ ETTİ demektir.
Simdi soyle bana Turkce okudugun Kur'an'da Halakallahu'nun girtaktan okunacagi yaziyormu? Boyle bir dua okurken HAŞA Allah hepimizi traş etti dersen bu nasil bi dua oLur?
Bu ve bunun gibi ornekleri cogaltabilirim.
Şuara suresi (47/26. sure) (Şairler) 195-200. ayetleri “Açık-seçik Arapça bir dille indirdi. O, elbette ki öncekilerin kitaplarında da var. Beniisrail bilginlerinin de onu bilmesi bunlar için bir belirti/kanıt değil mi? Biz onu Arapça konuşmayanlardan birine indirseydik de, O onu onlara okusaydı, yine de ona inanmayacaklardı. Biz onu suçluların kalplerine işte böyle yolladık.“
Ben arapça konuşmadığıma bilmediğime göre ne olacak şimdi, Türkçeye çevrildimi anlamı değişir, içeriği farklılaşır düşüncesi gibi saçma bir düşünceye takılırsak özünü anlaz ve bilmeyiz.
Senin fikrinle gidersek yani Kuran türkçe okunmaz dersek o halde diyelim ki Kuran arağplar anlasın diye arapça indirilmiştir demek ki benimle ilgisi yok..
Ya arkadaslar yine sabit fikirlilik yapiyor beni suclamak icin yer ariyorsunuz. Ben orada Kur'an'i Turkceye cevirmek yanlistir demiyorum ama insanin elinde imkani varsa KUR'AN'i latin harfleriyle degil Arapca Hatlardan okumayi ogrensin. Demek istedigim budur. Onur arkadasima da bunun sebebini ornekle acikladim.
Lakin biz bilmiyoruz ibaresi elinden geleni yaptiktan sonra soylenebilecek birseydir.
Ya ben sabit fikirliyim, bir metre ileriye de gidemem akşam 5'e kadar teslim etmem gereken bir tez var, ordan Malmö maçını izlemeye gideceğim ve bu kadar işi bıraktım iki gündür şu konuyu okuyorum...Arapça bilmiyorum öğrenecek vaktimde yok...Allah beni Türkçe anılıyor mu konu kapanmıştır bunun daha iyisi kötüsü olmaz...
Ya arkadaslar yine sabit fikirlilik yapiyor beni suclamak icin yer ariyorsunuz. Ben orada Kur'an'i Turkceye cevirmek yanlistir demiyorum ama insanin elinde imkani varsa KUR'AN'i latin harfleriyle degil Arapca Hatlardan okumayi ogrensin. Demek istedigim budur. Onur arkadasima da bunun sebebini ornekle acikladim.
Lakin biz bilmiyoruz ibaresi elinden geleni yaptiktan sonra soylenebilecek birseydir.
Arkadaş, dava Kuran-ı latin harflerle okumak ögrenmek mi? Latin harfler yerine türkçe harf karekterleri olsa yine aynı şeyi yazacaktın.Bu seferde ses uyumu yok diyecektin.Harfin niteliği değil kullanımı ve dile uyumudur önemli olan, latin harflerini kullanmak demek türçeyi farklı bir şekilde veya ses de ifade etmek demek değildir.
Önemli olan dogru ifadelerle gerçeğinin aynısı çevisini okuyup anlamak ve yorumlamak mı yoksa illaki arapça okumak mı?
Açıkladığın örnek de bile çeviri ile ilgili uygulama farklılığı var. Çeviren kişi orda kullanılan anlamını net vermiyorsa zaten ben onu arapça bilmeden okusam ne olur söylermisin.
Amaç sanki Kuran arapçadan farklı ögrenilir okunursa anlamı değişir, olmaz öyle bir şey gibi bir saplantıyla karşı karşıyayız. Bismillahirahmanirahim yerine -Fatiha suresinin 1. ayeti- "rahman ve rahim Allah'ın adıyla" demek daha anlamlı değil mi?
Yok ama biz Arapça okumazsak olmaz neden çünkü Kuran Arapça indirildi, başka dille indirilse arapların anlamıyacağı Kuran da bile yazılı iken ne bu zorlama ne bu arap bağlılığı
Bir konu var ki şaşıyorum, ülkücüyüz milliyetçiyiz deyip arapların dilini , örfünü, geleneğini almaya anlam veremiyorum. demek ki biz aleviler gerçek ülkücüleriz ki geleneklerimize inançlarımıza bağlı kalarak islam ın özüne inmişiz ve şekilden çıkartıp erdem ve ahlakına ulaşmışız
Polat;
Ben asla Araplarin orfunu adetini benimseyelim demiyorum. Sadece Kur'an'i hatlarla okumayi bilmek bizim borcumuzdur. Elinden geldigi halde bunu yapmayanlarda sahsimca yanlistir. Lakin ogrenemeyenler gunah isliyor demek beni aşar. Bende Turkce konusur Turkce anlasirim lakin Kur'an'i tam anlamiyla okuyabilmek hatlari bilmeye ihtiyac vardir.
Sunu anlayamadim siz tamamenmi Turkce olmasi taraftarisiniz? Yani Ezan'ida Turkce okuyalim diyenlerdenmisiniz?
ben ezanida Turkce okuyalim diyenlerdenim...
Bir zamanlar ataturk'un yaptirdigi gibi...
Kahrolsun Arap asimilasyonu...
Ben TURKUM,TURK,TURK,TURK...
Ben ibadetimide Turkce yaparim...
Tanriyida Turkce anarim...
Okumak dil ve beynin birlikte çalışması ile olur ki yazılı olan nesne doğru yazılmış ve biz o dili biliyorsak okumak için gerekli olan herşeye sahibiz demektir.Dolayısı ile türkçe konuşan ve türkçe okuma yazma bilen birisine illaki Arapça öğreneceksin yoksa Kuran okuyamazsın, çevirisini okursan da anlayamazsın demek hangi mantığa sığar.
Bir dili öğrenmek faklıdır, dili bu sebepten dolayı öğretmeye kalkmak farklıdır.Önemli olan anlayabilmek değerlendirebilmektir.
Konuyu ki başlıktan oldukça saptı bir saptırma daha yaparak ezan türkçe okunsunmuna getiriyorsun.Ezan ın arapça okunması veya okunmaması birşey ifade etmez. ezan sonuç itibari ile bir çağrıdır.içerğinde olan tek şey çağrıdır. kuranı arapça veya türkçe okumaktan farklı bir özelliği var.dolayısı ile ikisini ayrı platformlarda olduğunu biliyorsun.
senin soruna bir de şöyle bakalım biz neden arap olmuyoruz, onların dilini konuşalım görgülerini uygulayalım ibadetlerini yapalım ne kaldı geriye nerde kaldı asil ırkımın dili, inançları, ibadetleri görgüleri
Polat;
Yazilarimi dikkatli okumamana muteessir oldum. Ben asla ILLAKI demedim. Elinde imkan varsa dedim....
Ayrica tabiki Arapca ogrenmek zorunda degiliz lakin sana soyle sorayim.
Diyelimki Kur'an okumak icin bir buyugumuzun & Hocaefendimizin Latin Harflerine cevirdigini aldin ve basladin okumaya;
...... halakallahu....
diye devam eden bir cumleyi ibadetinde kullandin. Peki bunu dil ucuyla okuduysan nolcak? Anlatmaya calistigim Turkcede 1 tane S varken Arapcada Se Sin Sad olmak uzere 3 harf var. Turkcede bir tane Ha harfi varken Arapcada He Ha ve noktali Ha olmak uzere 3 tane Ha vardir.
Simdi soyleyin bana boylesine karmasik bir dili Latin harflerine nasil cevirecegiz?
Halakallahu (girtlaktan) diye her kelimenin nereden cikacagini parantez icindemi yazacagiz?
Lakin soyle olabilir. Tam anlamiyla Kur'an'in meailini bulup oradan okumak ta olabilir lakin yine karsimiza Arapcadaki karmasiklik cikiyor. Bu karmasiklari engellemenin en guzel yolu kendimiz okumaktir. Okuyamayanlara ve elinden geleni yapmasina ragmen hatlari ogrenememis veya ogrenecek vakti olmayanlara ben IBADETINIZ KABUL GORMEZ demiyorum diyemem demeye hakkim yok.
KIMSEYE ILLAKI ARAPCA OGRENECEKSIN YOKSA IBADETIN KABUL OLMAZ DEMIYORUM.
Ama ogrenmekte faide vardir diyorum.
Sizleri daha iyi tanimak adina sabah http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=1392 adresinde bir soru nakletmistim. 14 kisi okumasina ragmen hala cevap veren olmamis birisi cevap verirmi lutfen?
Polat;
Yazilarimi dikkatli okumamana muteessir oldum. Ben asla ILLAKI demedim. Elinde imkan varsa dedim....
Ayrica tabiki Arapca ogrenmek zorunda degiliz lakin sana soyle sorayim.
Diyelimki Kur'an okumak icin bir buyugumuzun & Hocaefendimizin Latin Harflerine cevirdigini aldin ve basladin okumaya;
...... halakallahu....
diye devam eden bir cumleyi ibadetinde kullandin. Peki bunu dil ucuyla okuduysan nolcak? Anlatmaya calistigim Turkcede 1 tane S varken Arapcada Se Sin Sad olmak uzere 3 harf var. Turkcede bir tane Ha harfi varken Arapcada He Ha ve noktali Ha olmak uzere 3 tane Ha vardir.
Simdi soyleyin bana boylesine karmasik bir dili Latin harflerine nasil cevirecegiz?
Halakallahu (girtlaktan) diye her kelimenin nereden cikacagini parantez icindemi yazacagiz?
Lakin soyle olabilir. Tam anlamiyla Kur'an'in meailini bulup oradan okumak ta olabilir lakin yine karsimiza Arapcadaki karmasiklik cikiyor. Bu karmasiklari engellemenin en guzel yolu kendimiz okumaktir. Okuyamayanlara ve elinden geleni yapmasina ragmen hatlari ogrenememis veya ogrenecek vakti olmayanlara ben IBADETINIZ KABUL GORMEZ demiyorum diyemem demeye hakkim yok.
KIMSEYE ILLAKI ARAPCA OGRENECEKSIN YOKSA IBADETIN KABUL OLMAZ DEMIYORUM.
Ama ogrenmekte faide vardir diyorum.
Sizleri daha iyi tanimak adina sabah http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=1392 adresinde bir soru nakletmistim. 14 kisi okumasina ragmen hala cevap veren olmamis birisi cevap verirmi lutfen?
Kuran da dua ederken okunacak ayetler belirtilmiş mi?
Dua ederken arapça okumazsam kabul olmayacağı Kuran da yazılı mı? Bunun cevabını sen veriyorsun zaten.
Dil öğrenmek zararlıdır diyen olmadı ancak Kuran için illaki arapça öğrenmek şarttır dersen önce sen Kuran a yanlış düşersin. tıpkı dün islam hadisler olmasa yaşamayacak deyip kuran ın önüne geçirdiğin gibi
ben de birşey öğrenmek istiyorum;
1- Hz Muhammed neden yaşarken Kuran-ı Kerimi yazılı kitap haline getirmemiştir
2- Halife Ebubekir döneminde kitap haline getirilen Kuran neden daha sonra halife Osman tarafından bir kez daha yazdırılmış ve hatta eklemeler olmuştur.
3-İlk yazılan muftalar neden toplatılıp imha edilmiştir
4-halife Ebubekirin kızından alınan ilk mufta nerededir.
Alevimen 15.09.2005, 17:18 Son kez forum kurallarından alıntı yaparak Dawson'a bildiriyorum:
15. Forumlarda/Bölümlerde özel olarak tanımlama olmadıysa genel olarak Türkçe yazılmalı (yazı şekli dikkate alınmalı, doğru ve düzgün yazmakta gayret göstermelisiniz)
Polat kesinlikle ILLAKI demiyorum neden beni duymak istemiyorsun? Ben ogrenilmesi iyi olur diyorum.
Özenturk 15.09.2005, 18:37 @DaWSoN' na
Dostum sizin gibilerine sözde milliyetçi denir,sizler aslında ümetcilik yapmaktan başka bişi bilmiyorsunuz,senin gibi ülkücüleri cok tanırım ve sadece sünni milliyetçiliği yaparsınız,ve kendi mezebinden olmayan Türkleri küfür edersiniz,sizin milliyetçiliğiniz bu işte,Bizler gercek türkçüyüz,bizde mezep ayrımı olmaz ve din ayrımıda olmaz o zaman sizler gibi sözde milliyetçiler hırıstiyan türklerinide sevmessiniz,işde dostum bizde bu yok işde,BİZLER GERCEK TÜRKÜZ,sizler gibi arap kültürüne boyun eğmemiş bir milletiz,dualarımızı türkçe okuruz,dini törenlerimizi türkçe yaparız yani arap kültürü altında ezilmemişik,
Dostum sizin gibilerine sözde milliyetçi denir,sizler aslında ümetcilik yapmaktan başka bişi bilmiyorsunuz,senin gibi ülkücüleri cok tanırım ve sadece sünni milliyetçiliği yaparsınız,ve kendi mezebinden olmayan Türkleri küfür edersiniz,sizin milliyetçiliğiniz bu işte,Bizler gercek türkçüyüz,bizde mezep ayrımı olmaz ve din ayrımıda olmaz o zaman sizler gibi sözde milliyetçiler hırıstiyan türklerinide sevmessiniz,işde dostum bizde bu yok işde,BİZLER GERCEK TÜRKÜZ,sizler gibi arap kültürüne boyun eğmemiş bir milletiz,dualarımızı türkçe okuruz,dini törenlerimizi türkçe yaparız yani arap kültürü altında ezilmemişik,
Konu dışına çıkmışsın ama birşeyi belirtmeden geçemiyeceğim.
Kendi adına konuşursan sevinirim. Bizler deyince sanki Aleviler adına konuşmuş gibi bir halin var. Ben Türkçü/Kürtçü/Arapçı/Hinducu falan değilim. Benim için aslolan insandır. Birçoğumuz için de böyle. Sizde (siz kimsiniz bilmiyorum ama) mezhep ayrımı, din ayrımı olmazmış da; bizlerde bu ayrımların olmadığı gibi ırk ayrımı da olmaz. Biz 72 millete bir gözle bakarız. Bu yüzden Türkçü falan değiliz. Daha doğrusu ne kadar Japoncu'ysak o kadar Türkçüyüz. Çünkü bütün ırklar eşittir bizim için.
Ne kadar basit bi şey hakkında tartışıyosunuz. Allah akıl fikir vermiş. "Sabit fikirler bakıyosunuz" diyen arkadaş; asıl sabit fikirler bakan sensin. Kaçıncı çağda yaşıyorsun? Bi düşün hele. Peygamber Türkçe, İngilizce yada başka bir dilde konuşuyo olsaydı yine Arapça mı gelecekti Kuran? O zaman Peygamber nasıl anlayacaktı gelen vahiyleri? Ben Türkçe biliyorum, Türkçe okurum. Ha yanlış anlamışsın. arkadaşın dediği Arapçayı Latin harfleriyle okumak değil. Arapçayı Türkçeye çevrilmiş olarak okumak. Bana görede doğru bu. Diyanet işleri sevgili Ercan beyinde demiş olduğu gibi Sünni kesimi temsil ediyor. Bizimle alakası yok! Siz öyle inanın biz böyle. Biz size karışmıyosak sizde bize karışmayın.
Ayrıca sevgili Ercan beyede doğru tespit ve yorumları içinde teşekkür ediyorum.
sevgili dawson
bırak bazıları camiye gitsin ben cemevine, bırak öğlen kalkıp akşam iftarda ne yiyeceğiz dediğin ramazan oruclarini tutsun ben muharrem yasımı tutuyum,bırak bazilari arapça okuyarak KURAN okusun ben anladığım bildiğim dil TÜRKÇE ile okuyum , bırak bazıları sadece tek milleti sevsin ben YARADILANI SEVEYİM YARADANDAN ÖTÜRÜ ,bırak bazilari 5 şartı benimsesin ben ELİME BELİME DİLİME sahip oluyum, bırak bazilari belirlenmiş saatlerde belirli günlerde ibadet etsin ben yüreğimde ALLAH MUHAMMED ALİ sevgisi ile yaşayım , birak bazilari namaz kılsin ben yirmiyedi peygamberin kıldığı niyazı yapıyım ,birak bazilari tarihten buyana zulumle baskiyla bazi şeyleri dayatmaa çalışsin ben taş atana gül atayım insani insan olduğu için seveyim dini için değil dili için değil insan olduğu için seveyim.
BENCE YARGILAMA ÖĞRENMEYE ÇALIŞ DAWSON
BUARADA DAWSONUN ANLAMI NE ARAPÇAMI TÜRKÇEMİ ??
SAYGILAR
Alevimen 29.09.2005, 13:14 Dawson forumdan ihraç edilmiş cevap veremez...
Böyle kendini bilmez daha doğrusu ırkçılar, kendilerini ırkdaşım, kandaşım olarak çağıranlar kayıt olurlar ama sonları daima aynı olur.
Esenlikler :)
fıratermis 15.03.2006, 16:51 Sevgili canlar;burada bir yanlışı görerk veya bilmiyerek atlıyorsunuz.ilk müslümanlar kimdi?muhammet mustafa.daha sonra hz.ali efendimiz.Şimdi buradada anlaşılıyorki alevide kuran okur.okumak zorunda çünkü kitab islam dinine diye değil insanlık alemine gelmiştir.sonra;alevi müslüman değilmi?haşa.Burada amaç insanları biribirine düşürmek ve çıkar sağlamaktır.bunlara kapılmamak gerekir.birde cemde içki içiliyor camide içilmez diye cem evlerine gidiliyor deniyor yazıda.!Böyle bir şey yok terbiyesizlik yapmayın kendi karamsarlığınızı vede karanlıktalığınızı kimseye sürmeyin.lütfen.tarikat evinde kimse içki içmez içemezde.sen ey dinsiz inansız (çünkü böylelerinin dini imanı olmaz)camimde kadın dansöz oynatılırmı ? ama sen ve senin gibi düşünenler oynattılar rusyada hocalar içeri alınmadımı? daha buna benzer olaylar çok ama sırası ve yeri geldiğinde konuşulacaktır. bu yüzden yukarıda belirttiğin yazına acil bir tasnif yazacağını umut ediyorum saygılar sunuyorum herkese. CANABI ALLAH HERKESİN YARDIMCISI OLSUN
Şimdiye kadar bu konudaki mseajları okudum. Şaşırmamak elde değil ki. Eğer kişi kendisini müslümanlık içinde görüyorsa kuranı arapça olarak okumalı ve arapca olarak manasını bilmeye anlamaya öğrenmeye çalışmalıdır. Her şey aslı ile mürekkep değilmidir. Ancak görüyorumki herkes kendine göre bir yol tutmuş onu bir yerlerdeymiş gibi gösterip pirim yapmaya çalışıyor. Birde kuranı kabul edip hadisleri kabul etmeyenler var Hadislerden kastım sahih olanlarıdır elbet. Kolay olana nefsimize kolay gelene hep eyvallah diyoruz. asıl sorun burda.
Serkan_Devrim 16.03.2006, 14:02 Şimdiye kadar bu konudaki mseajları okudum. Şaşırmamak elde değil ki. Eğer kişi kendisini müslümanlık içinde görüyorsa kuranı arapça olarak okumalı ve arapca olarak manasını bilmeye anlamaya öğrenmeye çalışmalıdır.manasını öğrenmek için arapça okumaya gerek yok. türkçeye çevirsen de olur.
Her şey aslı ile mürekkep değilmidir. Ancak görüyorumki herkes kendine göre bir yol tutmuş onu bir yerlerdeymiş gibi gösterip pirim yapmaya çalışıyor. Birde kuranı kabul edip hadisleri kabul etmeyenler var Hadislerden kastım sahih olanlarıdır elbet. Kolay olana nefsimize kolay gelene hep eyvallah diyoruz. asıl sorun burda.hangi hadisler sahih? bu konuda aydınlatırsan sevinirim. bilirsin ki ilk üç halife hadis rivayetini yasaklamıştı. böylece ilk hadis kitabı nı peygamberden 150 yıl sonra ibni Hişam yazdı. ne dersin bu işe?
srdr_ist 16.03.2006, 17:19 Isra Suresi: Âyet:1
Euzubillahi's-semi'il-alim mine'ş-şeytani'r-racim Bismillahirrah*manirrahim
"Noksan sifatlardan munezzehtir o -ki kudret sahibi yaratici-ki, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan cevresini mubah kildigimiz Mescid'i Aksâ'ya yuruttu. Tâ ki, ona âyetlerimizden bir kismini gosterelim. Suphe yok ki, ancak o "ezelî yaratici-dir herseyi isiten goren."
Hz. Ibnu Abbâs (Radiyallâhu anh) :
" Peygamberimiz (Miraç Gecesinde) elli vakit namazla emrolundu. Sonra bunu beşe indirinceye kadar Rabbinizle muracaatta bulundu."
Hz. Enes (Radiyallâhu anh) 'in naklettigi Hadis bosunami? KENDISIMI uydurdu?
(Hz. Enes (Radiyallâhu anh) 'in Hadis'inide nakledebilirim? Uzun oldugu icin buraya nakletmeyi istege bagli tuttum)
Yazmayacagimin yanlis olacagini yetersiz kalacagini dusunerek size Hz. Enes (Radiyallâhu anh) Malik İbnu Sa'saa (Radiyallâhu anh)'dan naklen anlattigi hadisi yaziyorum.
Hadis No: 5554
Ravi: Enes
"Resulullah (sav) onlara, Mirac'a götürüldüğü geceden anlatarak demiştir ki, "Ben Ka'be'nin avlusundan Hatim kısınında -belki de Hıcr'da demişti- yatıyordum, -bir rivayette şu ziyade var: Uyku ile uyanıklık arasında idim- Derken bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. -Bu sözüyle boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı kasdetti.- Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi imanla [ve hikmetle] dolu, altından bir kap getirildi. Kalbim [çıkarılıp su ve zemzem ile] yıkandı. Sonra içerisi (imanla) doldurulup tekrar yerine kondu. Sonra merkepten büyük katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak'tı. Ön ayağını gözünün gittiği en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibril aleyhisselam beni götürdü. Dünya semasına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi. "Gelen kim?" denildi. "Cibril!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed (sav)!" dedi. "O'na Miraç daveti gönderildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!" denildi. Derken kapı açıldı. Kapıdan geçince, orada Hz. Adem aleyhiselam'ı gördüm. "Bu babanız Adem'dir! Selam ver O'na!" dendi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra bana: "Salih evlad hoş gelmiş, salih peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti ve ikinci semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O'na Miraç daveti gönderildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Derken bize kapı açıldı. İçeri girince, Hz. Yahya ve Hz. İsa aleyhimasselam ile karşılaştım. Onlar teyze oğullarıydı. Hz.Cebrail: "Bunlar Hz. Yahya ve Hz. İsa'dırlar, onlara selam ver!" dedi. Ben de selam verdim. Onlar da selamıma mukabelede bulundular. Sonra: "Hoş geldin salih kardeş, hoş geldin salih peygamber" dediler. Sonra Cebrail beni üçüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim ?" denildi. "Cibril'im!" dedi. "Yanındaki kim?" denildi. "Muhammed'dir!" dedi. "O'na Miraç daveti gitti mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı bize açıldı. İçeri girince Hz. Yusuf aleyhiselam'la karşılaştık. Cebrail: "Bu Yusuf tur! O'na selam ver!" dedi. Ben de selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra: "Salih kardeş hoş gelmiş, salih peygamber hoş gelmiş!" dedi. Sonra Cebrail beni dördüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim ?" denildi. "Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "Ona Miraç davetiyesi indi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Kapı açıldı, içeri girdiğimizde, Hz. İdris aleyhisselam ile karşılaştık. Hz. Cebrail: "Bu İdris'tir, O'na selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O da selamma mukabele etti. Sonra bana: "Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti. Beşinci semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Kim bu gelen ?" denildi. "Ben Cibril'im!" dedi. "Beraberindeki kim ?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O'na Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı açıldı, içeri girince, Harun aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail aleyhisselam: "Bu Harun aleyhisselam'dır. O'na selam veri" dedi. Ben selam verdim, o da selamıma mukabelede bulundu ve: "Salih kardeş hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Cebrail beni yükseltti ve altıncı semaya geldik. Kapıyı çaldı. "Bu gelen kim?" denildi. "Ben Cibril!" dedi. "Beraberindeki kim?" denildi. "Muhammed!" dedi. "O'na Miraç daveti indirildi mi?" denildi. "Evet!" dedi. "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi, içeri girince, Hz. İbrahim aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail: "Bu baban İbrahim'dir, O'na selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O da selamıma mukabele etti. Sonra: "Salih oğlum hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi. Sonra Sidretü'l-Münteha'ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen'in) hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi. Cebrail aleyhisselam bana: "İşte bu Sidretü'l-Münteha'dır!" dedi. Burada dört nehir vardır: İkisi batıni nehir, ikisi zahiri nehir. "Bunlar nedir, ey Cibril?" diye sordum. Hz. Cebrail: "Şu iki batıni nehir cennetin iki nehridir. Zahiri olanların biri Nil, diğeri Fırat'tır!" dedi. Sonra bana el-Beytü'l-Ma'mur yükseltildi. Sonra bana bir kapta şarap, bir kapta süt, bir kapta da bal getirildi. Ben süt aldım. Cebrail aleyhisselam: "Bu (aldığın), fıtrat(a uygun olan)dır, sen ve ümmetin bu fıtrat (yaratılış) üzeresiniz!" dedi. Resulullah devamla dedi ki: "Sonra bana, her günde elli vakit olmak üzere namaz farz kılındı. Oradan geri döndüm. Hz. Musa aleyhisselam'a uğradım. Bana: "Ne ile emrolundun?" dedi. "Gece ve gündüzde elli vakit namazla!" dedim. "Ümmetin, her gün elli vakit namaza muktedir olamaz. Vallahi ben, senden önce insanları tecrübe ettim. Beni İsrail'e muamelelerin en şiddetlisini uyguladım (muvaffak olamadım). Sen çabuk Rabbine dön, bunda ümmetine hafifletme talep et!" dedi. Ben de hemen döndüm (hafifletme istedim, Rabbim) benden on vakit namaz indirdi. Musa aleyhisselam'a tekrar uğradım. Yine: "Ne ile emrolundum ?" dedi. "Benden on vakit namazı kaldırdı!" dedim. "Rabbine dön! Ümmetin için daha da azaltmasını iste!" dedi. Ben döndüm. Rabbim benden on vakit daha kaldırdı. Dönüşte yine Musa aleyhisselam'a uğradım. Aynı şeyi söyledi. Ben, beş vakitle emrolunmama kadar bu şekilde Hz. Musa ile Rabbim arasında gidip gelmeye devam ettim. Bu sonuncu defa da Hz. Musa'ya uğradım. Yine: "Ne ile emredildin ?" dedi. "Her gün beş vakit namazla!" dedim. "Senin ümmetin her gün beş vakit namaza da takat getiremez. Rabbine dön, hafifletme talep et!" dedi. "Rabbimden çok istedim. Artık utanıyorum, daha da hafifletmesini isteyemem! Ben beş vakte razıyım. Allah'ın emrine teslim oluyorum!" dedim. Musa aleyhisselam'ı geçer geçmez bir münadi (Allah adına) nida etti: "Farzını kesinleştirdim, kullarımdan hafiflettim de!" [Bir rivayette şu ziyade geldi: "Namazlar (günde) beştir. Ve onlar ellidir de. İndimde hüküm değişmez artık!"
TUM BUNLAR ISIGINDA HANGI MUMIN DIYEBILIR KI NAMAZ VAKTLERI SONRADAN KOYULMUSTUR?
TUM BUNLARA RAGMEN KIM DIYEBILIR Namaz 5 Vakit Degildir?
SONUC NAMAZ 5 VAKITTIR.
netice itibariyle şahsi düşüncemi söylüyorum hangi mahlukat ne kadar akıllı olursa olsun ne kadar tecrübeli olursa olsun biri bana haşa allah tan akıllı veya tecrübeli olabilirmi diye bilirmi HAYIR diyemez.
diyecek kişi yukarda alıntı yaptığım dost vede bu hikayelemeyi söyleyenlrden ibaret kalacaktır.
Nasıl oluyorda ''ben kullugu insana verdim ama taşıyamayacağı yüktende fazlasını vermedim''. Sözüne ters değilmi ve biz allah a münacatta bulunacaz ve şunu diyecez bu bize ağırdır.
İnanmıyorum bu olaya allah herşeyin doğrusunu bilendir. 5 vakit namaz varmıdır yokmudur bırakın kime müstehaksa onu yapsın ben 5 vakitten sorumlu değilim ama sorumlu olana bu hesap sorulacak banada sorumlu olduğum namazdan sorulacak.
İnanışlarda ibadetlerde ne nasıl yapılır ne makbuldur allah bilir biz bilemeyiz sadece biz yapacağımız ibadetten sorumluyuz herkes sorumluluğunu yerine getirsin gerisi allah kerim karışmak sadece zarar verir.
sayglarımla
Kur'an'ı Kerim'de açık bir şekilde 5 vakit namaz olduğunu söyleyemez.Hiç kimse hadislere dayanarak ya da ayetleri kendine göre veya bazı meallere göre açıklayarak bunu ispat edemez.Ben de 3 vakit namaz olduğuna inananlardanım.Ama bunu bence tartışmaya gerek yok.İsteyen 5 vakit isteyen 3 vakit namaz kılsın.Ama ister 3 vakit olsun ister 5 vakit olsun namazın en güzeli ve önemli olanı namazın ve niyazın daim olmasıdır.
Sonsuz sevgi ve selamlarımla....
Şİmdİ GerÇekcİ Olalim Bİzİm Camİye Gİtmemİzİn Sebebİ Hz Alİnİn Camİde(mescİtde) ÖldÜrÜlmÜŞ Olmasi İse SÜnnİler Ne Kuran Okumali
Ne De Namaz Kilmali Neden Mİ Halİfe Ömer De Camİde ÖldÜrÜlmŞtÜr
Halİfe Osman Da Kuran Okurken ÖldÜrÜlmÜŞtÜr.. Tamam Bu Mantik BÖylece ÇÜrÜr
Gelelİm Hz Alİ Hakkinda KÖtÜ Fetvalar Okutulmaya
Ben De Buna Katiliyorum
Ama Namaz Sadece Camİde Kilinmaz Temİz Olan Ve Sabİt Olan Heryerde Kilinabİlİr DeĞİlmİ Halka Namazi Bana Kalirsa
Makbul DeĞİl ÇÜnkÜ Kuranda Bİr Surede Ayetİ Var
Allah İbrahİme Kabeyİ Namaz Kilarken Kible Edİnİlsİn Dİe YaptirmiŞtir.tabİ Kurandakİ CÜmle Harfİyen BÖyle DeĞİl.ama Bu Şekİlde Yaziliyor...
Sadece Allah A Secde Etmelİyİz
Serkan_Devrim 24.03.2006, 17:12 Şİmdİ GerÇekcİ Olalim Bİzİm Camİye Gİtmemİzİn Sebebİ Hz Alİnİn Camİde(mescİtde) ÖldÜrÜlmÜŞ Olmasi İse SÜnnİler Ne Kuran Okumali
Ne De Namaz Kilmali Neden Mİ Halİfe Ömer De Camİde ÖldÜrÜlmŞtÜr
Halİfe Osman Da Kuran Okurken ÖldÜrÜlmÜŞtÜr.. Tamam Bu Mantik BÖylece ÇÜrÜr
Gelelİm Hz Alİ Hakkinda KÖtÜ Fetvalar Okutulmaya
Ben De Buna Katiliyorum
Ama Namaz Sadece Camİde Kilinmaz Temİz Olan Ve Sabİt Olan Heryerde Kilinabİlİr DeĞİlmİ Halka Namazi Bana Kalirsa
Makbul DeĞİl ÇÜnkÜ Kuranda Bİr Surede Ayetİ Var
Allah İbrahİme Kabeyİ Namaz Kilarken Kible Edİnİlsİn Dİe YaptirmiŞtir.tabİ Kurandakİ CÜmle Harfİyen BÖyle DeĞİl.ama Bu Şekİlde Yaziliyor...
Sadece Allah A Secde Etmelİyİzküçük harflerle yazınız. büyük harfle yazmak yasaktır.
Şimdiye kadar bu konudaki mseajları okudum. Şaşırmamak elde değil ki. Eğer kişi kendisini müslümanlık içinde görüyorsa kuranı arapça olarak okumalı ve arapca olarak manasını bilmeye anlamaya öğrenmeye çalışmalıdır. Her şey aslı ile mürekkep değilmidir. Ancak görüyorumki herkes kendine göre bir yol tutmuş onu bir yerlerdeymiş gibi gösterip pirim yapmaya çalışıyor. Birde kuranı kabul edip hadisleri kabul etmeyenler var Hadislerden kastım sahih olanlarıdır elbet. Kolay olana nefsimize kolay gelene hep eyvallah diyoruz. asıl sorun burda.
Ötüşün kuşlar ötüşün... At gözlüklü insanlar.. Diğer inançları anlamadan etmeden yrum yapan insanlar... Sizin inancınız size bunlar mı öğretiyor? MuHAHAHA yazık yaw..
ya kardeşim boşverin bu insanları .benim inancım bu ibadetimde bu kimseden onay almak zorunda değiliz.lütfen sunni vatandaşlar yorumunuzu kendinize saklayın.çünkü düşüncelerinizin bizim için hiç önemi yok.herkesin doğrusu inancı kendine.siz benim vergimle ibadetinizi yapıyosunuz ama ben kendi çabamla cebimden ibadetimi yapıyorum kim kimi eleştirme hakkına sahip msiz düşünün
ya kardeşim boşverin bu insanları .benim inancım bu ibadetimde bu kimseden onay almak zorunda değiliz.lütfen sunni vatandaşlar yorumunuzu kendinize saklayın.çünkü düşüncelerinizin bizim için hiç önemi yok.herkesin doğrusu inancı kendine.siz benim vergimle ibadetinizi yapıyosunuz ama ben kendi çabamla cebimden ibadetimi yapıyorum kim kimi eleştirme hakkına sahip msiz düşünün
Ablama katılıyorum :D Bencede bazıları yorumunu kendine saklamalı kimse Allah ile kul arasına giremez!:)
AleviGenç 12.08.2006, 13:29 Kur'an'ı Kerim'de açık bir şekilde 5 vakit namaz olduğunu söyleyemez.Hiç kimse hadislere dayanarak ya da ayetleri kendine göre veya bazı meallere göre açıklayarak bunu ispat edemez.Ben de 3 vakit namaz olduğuna inananlardanım.Ama bunu bence tartışmaya gerek yok.İsteyen 5 vakit isteyen 3 vakit namaz kılsın.Ama ister 3 vakit olsun ister 5 vakit olsun namazın en güzeli ve önemli olanı namazın ve niyazın daim olmasıdır.
Sonsuz sevgi ve selamlarımla....
Aleviler namaz kılarlar mı?
Aleviler ve namaz konusunu bir kaç boyutuyla ele almak gerekiyor. Çünkü Alevilerin sürekli olarak maruz kaldığı soruların başında “neden namaz kılınmıyor” sorusu geliyor.
Her Alevi mutlaka ömrünün birden fazla döneminde “siz Aleviler neden namaz kılmıyor, camiye gitmiyorsunuz?” sorusuyla karşılaşmıştır
Bilindiği gibi namaz Farsça bir kelimdir. Namaz kelimesin Kuran´da ki karşılığı salat´tir. Salat ise dua, tanrıyı içten anıp selamlama anlamına geliyor. Allah´i içten anıp selamlamanın, duanın ise biçimi, sekli yoktur. Dua, insanin Yaratıcı ile beraberliğidir. Bunun için belli bir saat, mekan, kural yoktur. İnsan istediği vakit, istediği dilde, istediği şekilde dua edebilir, Yüce Yaratıcısına şükür edebilir. Yüce yaratıcıyı anmak, Yaratıcıyla dolu olmak, bir araya gelmek için belli bir zaman dilimi yoktur. Bu her an olmalıdır ve her anda mümkündür. İbadeti belirli zamanlarla sınırlayan kendisini biçimsel kurallar ve şekillerden arındırmamış demektir. Böylesi şekilsel bir kuşatma ise yaşamın gayesine ters bir durumdur.
Bazıları ibadeti biçimsel kurallarla sinirliyor. Çokça tekrarlamak durumunda kaldığımız gibi biz Alevilerde ise ibadeti kalıplaştırmak yoktur. Elbette ibadette belirli kurallar olması gerekiyor. Özellikle toplumsal olarak yerine getirilen ibadetin kuralları vardır. Ancak inancın temelidir gibi bazı yanlış uygulamalarla sırf ibadet olsun diye ibadet, ibadetin gayesini yok saymak demektir. Biz Alevilere dayatılanda budur. Deniliyor ki; “Aleviler illa camiye gidin, namaz kilin”. Amaç burada ibadet ise Aleviler zaten toplumsal olarak Cem de ibadetlerini yerine getiriyorlar. Aleviler kimseye, “Cem evine gelip Cem ederek ibadet edin” gibi bir dayatmanın sahipleri değiller. Aleviler “herkesin inancı kendisine” ilkesi ile hareket ederken başkaları ısrarla Alevilere dayatmalarda bulunuyor. Hem de inançsal anlamda temeli olmayan gerekçelerle.
Amacımız burada Alevilerle Sünniler arasındaki inanç farklılığını bütün boyutlarıyla tartışmak değildir. Amacımız ısrarla Alevilere dayatılan “günde beş (5) kez namaz kilin böylece iyi bir Müslüman olursunuz” gibi inancı biçimsel kurallara indirgeyen, hatta neredeyse bunu inancın özü sayan mantığın yanlış olduğunu belirtmektir. Namaz, neredeyse birileri tarafından inancın asıl gayesi haline getirilmiştir. “günde beş vakit namaz kılan kişi iyi bir insandır ve yaşamı anlamına uygun yasayan kişidir, kılmayan ise münafık, kafir kişidir” gibi bir anlayış ortaya çıkmıştır. Aleviler asırlardır bunun inancın özüne ters bir tutum olduğunu belirtmişlerse de, siyasi anlamda iktidarda olmadıklarından dolayı seslerini kimseye duyuramamışlardır. İnancın asıl özünü takip edip uygulamak yerine gösteriş için yapılan fiillerle zamanını harcayanlara Maun suresinde söyle ikaz edilmektedir: “Dini yalanlayan gördün mü? İste yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İste namaz kılanların vay haline, ki onlar namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar, ve ufacık bir yardımı da engellemektedirler”. Biz Alevilerce anlaşılması gereken en önemli nokta burasıdır.
Konun daha iyi anlaşılması ve doğrularımızın bilince çıkarılması için bazı tekrarları yapmak durumunda kalıyoruz. Konuya hakim olanların anlayışına sığınıyoruz.
Önceki satırlarda da belirtmeye çalıştığımız gibi namaz Farsça bir kelimedir. Kuran da ki karşılığı Salat´ir. Salat´in anlamı ise Allah´i içten anıp selamlama ve duadır. Bu gün egemen Sünni anlayışın günde beş vakit kıldığı ve Alevilere dayattığı ve neredeyse dinin temeli saydığı namaz ibadetinin Kuran da beş vakit olduğu yönünde acık bir beyan yoktur. Madem namaz inancın özü sayılacak kadar önemli bir ibadet neden Yüce Yaratıcı bu konuda acık ve kesin hükümler ortaya koymasın?
Aleviler namazı ret etmiyor. Nitekim Cem ibadetinde halka namazı seklinde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Ancak bu namaz hiç bir şekilde egemen Sünni anlayışın namazıyla benzer değildir. Bazıları çıkıp diyebilir ki: “su kadar milyon insan namazı böyle kılıyor da siz Aleviler neden farklı anlıyor ve uyguluyorsunuz?” Hemen belirtelim ki çoğunluk her zaman doğru yapıyor anlamına gelmez.
İbadetle amaçlanan kişinin kendini yenilemesi, arındırması ve sosyal dayanışmayla kişiliğini tamamlamasıdır. Maun süresi böyle bir anlama sahip. İbadet için ibadet, gösteriş için yapılan ibadet nafile ibadetlerdir.
Alevi ibadet anlayışı biçimsellikten uzak içtenliği esas alır. Al-i İmran Suresi 191. Ayetinde “Onlar; ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah´i anarlar”. Bakara s Suresi 239. Ayeti: “Eğer korkarsanız, (namazı) yaya yahut binekte iken kilin”. Bu ve benzer ayetlerde de anlaşılacağı üzere Allah insanlara içten ibadet etmeyi emrediyor.Birileri kabul etsin veya etmesin, Alevilerin ibadet anlayışı bu minval üzeredir.
Kaynak:www.alevikonseyi.com
Sélamun aléyküm Canlar
Artık bu konuya netlik getirelim.Bakın bu alevikonseyi.com'dan aldığım yazı herşeyi anlatıyordur umarım.Kuranda "Namaz'ın" Şekli yoktur.
Namaz "Salat'tır".Salatı'ında Türkçe Karşılığı İçten Dua'dır.
Aleviler Namaz Kılar Ama sunniler gibi değil.
Bize göre onlar yalnış kılarlar bizim namazımız Cem Evi'nde kılınır.
AleviGenç 12.08.2006, 13:47 11. ALEVİLİK’DE NAMAZ VE NİYAZ
Aleviler güneşe göre; namaz, niyaz ve dua ibadetlerini ayarlamışlardır. Güneş-in doğuşu ve batışı ile öğlen ortalamasına göre üç öğün dua seremonileri vardır.Bu
dualardan sonra işe ve aşa başlarlar. Gece yarısında yine bireysel dua ibadetleri var-dır. Sünniler de olduğu gibi 5 vakit, Şiilerlerdeki gibi 3 vakit namaz ; Aleviler de yok-
tur. Alevilerde daha çok bireysel, Allah’ı anma ve dua (salat) faaliyetleri vardır.
Kur’an-ı Kerim’de namaza yönelik vakit ve şekil kavramları belirtilmemiştir.(20)
Kur’an’da 80 küsur yerde “secde” ve 264 yerde “dua” ibadeti faaliyeti geçmektedir ki,
Aleviler de bu faaliyetleri “Niyaz” olarak yapmaktadırlar.
Nisa Suresi 103. Ayet’te : “Allah’ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin” buyurulmaktadır. Aleviler bu buyruk doğrultusunda cemlerde “niyaz” eda
ederler. Aleviler’de kıble insanın cemalidir, kıyam salavat ile ayağa doğrulmadır,
kıraat ise Kur’an sure ve ayetlerinin duvaz ve nefeslerle diz üstü gelinerek saz eşliğin-de okunmasıdır. Rükû’ya varma, Secde’ye inme, Sücûd yere niyaz, alın koyma, çapraz
el bağlama, boyun bükme gibi vücud ritüellerini; Alevi cem ibadetinin her safhasında
görmek mümkündür. Bu ibadet biçimine: “Halka Namazı” denir.Ramazan ve Kurban
bayram namazları iki secde halinde yapılan cem ile eda edilir.
Aleviler, Ayn-i Cem’de “Allah...Allah !” nidalarıyla yakarırlar ki; bu davranış
biçimselliği, Araf Suresi 55. Ayeti’ne dayanmaktadır. Bu Sure de şöyle emredilmekte-
dir: “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin...” Bu toplu tapınma ve yakar-malar sonrası da; canlar duazlar ve deyişler çalınıp söylenirken “için için” dua eder-ler ve huşu içinde sağa sola hafıfçe salınırlar.
Aleviler’de toplu tapınma biçimi olan Cem ibadetleri dışında, bireysel olarakta
dua etme faaliyetleri vardır. Bireysel dua faaliyetleri sabah gün doğumunda başlar ve
gün batımında sona erer ki; Hud Suresi 114. Ayeti gereğince yapılır. Ayrıca gecenin
bir yarısında dua ve secde ibadetiyle, Allah’ı tesbih ve tevhid faaliyeti vardır.
12. AYN-İ CEM TÜRLERİ
“El ele el Hakk’a” ilkesi çerçevesinde zincirleme bütün ocaklar birbirine
bağlıdır. Ayn-i Cemleri de Ocakzade Dedeler yürütür. “Yol bir sürek binbir” anlayışı
gereği yöresel farklılıklar dikkate alındığında yılda 40 cıvarında cem türü icra edil-
mektedir. Esas olarak 15 cıvarında Ayn-i Cem vardır.
Âl-i İmran Suresi 81. Ayeti gereğince; yedi ile onsekiz yaş arası her Alevi genç kız ve oğlan; “İkrâr verme ve nasip alma Cemi”yle bir ocağın talibi olur. Cemler; ilkeler, kurallar ve kurumlar yumağı içinde bir yıl içinde çözülerek yürütülür. Talip olan bir kimse; 4 Kapı 40 makam ve 48 Cuma’yı kabul etmiş sayılır. Tüm bu kurallara da uymak zorundadır.
Kadın erkek eşitliği ve bireysel özgürlükleri Aleviliğin temel taşıdır. Cemlerde
Dede’nin eşi “Ana” mutlak surette “post”ta dedenin yanında olmak mecburiyetindedir. Dede ile Ana bir tümlüğü ifade etmektedir. Cemi yürüten dedeye “sercem” dendiği gibi
“Dede Sultan” de denir. Eşine ise, “Ana Sultan”,”Taclı Hatun” genç ise “Bacı Sultan” ya da “Anabacı” da denmektedir.
“Hakk-Muhammed-Ali Yolu”nda Hicri Takvime göre 48, Miladi’ye göre 52
hafta; perşenbeyi cumaya bağlayan gece saat 19-20 sularında; Cuma Suresi gereğin-
ce “Cuma Cemi” eda edilir.
Furkan Suresi- 62,64; İsra Suresi- 61,71,79; Âl-i İmran Suresi -113, Bakara Suresi -34; gibi bir çok ayetlere dayanarak, “Mürşid-Pir-Rehber”in yol göstericili-ğinde “ölmeden önce ölünerek”, “ateşten gömlek giyilerek”, “demirden leblebi yutularak”, “serini meydana koyarak”, “sırr-ı sır ederek”, “Hakk ile yeksan ola-
rak” cemlere girilerek erkân yürütülür.
Musahiblik Cemi; Tebbet Suresi gereğince “çiğ”iken pişmiş iki canın ya da
iki ailenin yola alınış erkânıdır.Bu sure gereğince, iki can “Ebu Lehep” gibi boyunlarına
bükülmüş ip bağlanarak (iki tosun ya da koçlu kuzulu varsayımla) ve eşleri ardlarında,
ipin ya da yağlığın ucundan rehber tutmuş (yedeklemiş) olarak Pir huzuruna meydana
getirir.Canların rızalığıyla ve bir törensel seromoniyle yola alınırlar.
Görgü Cemi: Yılda bir kez kış aylarında “hac farizası” gibi kabul edilerek icra
edilir. Görgü Cemlerinde; dâra durma,sitem çekme, tarığa düşme, halka namazı, tevhid
çekme, boy verme, baş okutma, semah dönme,eğitim ve telkin,hakkullah verme, ikrar
alma, sorgulama-cezalandırma-aklama, gibi dinsel ve sosyal evreleriyle birlikte; lokma,
adak,kurban tığlama, gibi şölensel bölümleri ihtiva etmektedir.
Kadınlı erkekli yapılan cem ibadetleri ; Alevi toplu tapınma biçiminin çok önemli bir törensel ve şölensel boyutunu oluşturur. Bu cemlerden bazıları şunlardır:
Abdal Musa Cemi, Muharrem Cemi, Hızır Cemi, Muhabbet Cemi, Nevruz Cemi,
Ayak Cemi, Kısır Cem, Yağmur Cemi, Birlik Cemi, Sünnet Cemi, Bayram Cemi,
Eğitim ve Öğretim Cemi, Kız ve Oğlan İkrârı Cemi, Musahiblik Cemi, Ölüyü Dâra
Çekme ve Dârdan İndirme Cemi, Şikayet-Sorgulama-Yargılama Cemi, Düşkün Kal-
dırma Cemi, Vb. ....
Bir takvim yılında belirli günlerde veya önceden saptanan günlerde ya da
ölüm gibi olağan üstü hallerde Cem düzenlenir. (21)
13. SEMAH
Aleviler’de semah bir ibadet biçimidir. Semah “Şems Suresi” gereğice
dönülür ve eda edilir. “Sırat-ı Müstakim”de nura (güneşe) gidişin simgesi olan semah;
“Makam-ı Mahmûd’a” ulaşmanında bir aracıdır. Sema’ya uçmayı betimleyen semah;
başlama, ağırlama, yeldirme, ile çoşkuyla, cezbeyle, aşkla, vecdle uçar yel olurcasına
ruhsal ve döngüsel olarak, Allah ile bütünleşmedir.
Semah,ayakta Allah’a yapılan bir ibadettir. Semah, Hz.Muhammed’in Mirac’-
ını senbolize ettiğinden; semah ederken/dönerken Sercem’e (dedeye) sırt çevrilmez.
Semah Dünya’nın dönüşünü, Evreni ve Güneş sistemini senbolize eder. İnsan de mikro
düzeyde bir evrensel sistemdir. İradi ve bedensel özellikleriyle, bilgi ve becerisiyle
“Mutlak-ı Vucüd”un bir parçası olan insan, semah ile O’nunla hemhal olur.
Cemlerde yapılan halka namazı sünnilerin uyguladığı namaz ritüellerinden çok çok farklıdır, herşeyden önce kıble insandır, uygulama arkadaşlarında anlattığı gibi bambaşkadır. Yıllık abdesteki temizlik algısından kasıt iç temizliğidir, ve her cem'den önce Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali isimleri çağrılarak yıkanan eller sembolik bir arınmanın simgesidir.
Yukarıda bazı dogmatist arkadaşların yorumlarını görünce temel mantalitenin bu olduğunu bildiğim için şaşıramadım ama bunların çağlarına tezat varlıklarının halen bir şekilde hatırlatılması yine her rastlayışta ilginçliğini koruyor. İbadet'in şekli, şemali veya şekilsizliği, şemalsizliği ne olursa olsun, işin sonunda saf bir inanış varsa, varlığını algılamak için bir çeşit arayış ve sonunda sığındığı o limanın kesişme noktasındaki yaradana(inanılana) hissediş metodlarının farklılıkları üzerinde durmamak gerektiğini düşünüyorum.
Halen başta dogmatistler olmak üzere belli kalıplar içerisinde, şekilci ibadet ritüelleri tartışmalarının olması, içinde bulunduğu galaksiyi allak bullak edip, farklı gezegenlerden çeşitli verilerle canlı bulgusu arayışına girişen insanoğlu, kendi zihinlerindeki canlılığın farkına varabilmekten o kadar uzaktır ki.. Aslında kendi normalliklerimizi zorlaştırmamız, bir tek kendi içselliğimizi keşfedemediğimizin bir kanıtı. Bu yüz yılda halen tanrıyla kul arasındaki iletişim bağlarının şekillerinin sorgulanması, bilinçsel evrim düzeyi olarak daha çok yol katetmemiz gerektiğini gösteriyor..
|
|