Orijinalini görmek için tıklayınız : Kul Himmet


Ercan
07.09.2005, 02:29
Kul Himmet Dede Erdebil Ocağına Mensup ve Şeyh Safi’nin Torunlarındandır

Kul Himmet'in kim olduğu üzerinde, 1990 yılında yayınlamış olduğu bin sayfalık “Bektaşi Nefesleri ve Şairleri” isimli kitabında (s. 163) Turgut Koca şu bilgiyi veriyor:
“16. yüzyılda yaşamış bir şairdir. Yeniçeri ocağından emekli olunca, bütün Osmanlı topraklarını köy köy dolaşmıştır. Şiirlerini bu gezginciliği sırasında yazmıştır. Bir ara Hacı Bektaş Dergâhında dervişlik etmiş, mücerret azizlerdendir. Nefeslerinden bir kısmı bestelenmiştir.''7 (http://www.alewiten.com/dedekulhimmet.htm#_edn7)
Bu bilgilerin hiçbir dayanağı yoktur. Kul Himmet'in Tokat bölgesinde yaşadığı ve bir ailesi bulunduğu bilinmektedir. Mücerret (evlenmemiş) derviş de değildir. Tokat'a bağlı Almus ilçesinin Varzıl (Görümlü) köyünde mezarı bulunmaktadır. Kul Himmet soyundan gelen ve Kulhimmetliler adını taşıyan Dedeler (Seyyid) Ocağı vardır.
Kul Himmet'in bugüne değin bilinmeyen soyunu, aşağıda yeni bulunmuş bir şiiriyle açıklayacağız. Bu çok önemli nefesi de, Kul Himmet'in mezarının bulunduğu köyden İrfan Çoban Kulhimmetli Dedelerden derlemiştir. Ayrıca İrfan Çoban Kul Himmet'in soyunu gösteren hüccet–nâme'yi de görüp okuduğunu söylemektedir. (İrfan Çoban: Kul Himmet. Tokat 1997: 6–8) Kul Himmet'in kendisini ve soyunu tanıtan –görünüşte bir kaç kuşak kesiklik olmasına rağmen– bu nefesi çok önemsiyoruz.8 (http://www.alewiten.com/dedekulhimmet.htm#_edn8) Şiirin tamamını aşağıda geçtikten sonra, yorum ve açıklamalarını yapacağız:
Aslımı sorarsanız behey sofular
Aslımız Oniki İmam'dan gelir
Aslımı neslimi diyeyim size
Neslimiz Ahmed–i Muhtar'dan gelir
Hüseyin'dir aslım ceddim celalım
Anadan gelme ummandan gelir
Ondan İmam–ı Zaynel ü Bakır
İmam Cafer Sadık ummandan gelir
Musa Kazım Hüseyn için çok ağladı
Oğlu Hamza–yı Ebul Kasım'dan gelir
Hamza'dan geldi cihana Ebu Muhammed
Onun oğlu İsmail'den gelir
İsmail'in torunudur Cafer
Cafer oğlu Muhammed'den gelir
Muhammed oğlu Hüseyin'den gelmişem
Hüseyin oğlu Feyruz Şah'tan gelir
Muhammed Hafız ondan geldi dünyaya
Onun oğlu Saadettin'den gelir
Evliya sulb–i Saadettindir bilin
Ervahı şartlar insandan gelir
Kutbettin'den geldi Şeyh Salih
Şeyh Safi'nin dedesi Salih'ten gelir
Salih'in oğlu Emaneddin–i Cibril
Şeyh Safi gibi imamdan gelir
Şu dünyada bozulunca aslımız
Ceddi pakim Erdebil'den gelir
Erdebil'den gelince Rum'a
Sözümüz bizim didardan gelir
Şeyh Safi buyruğun eyledim kabul
Sözü onun daim Cafer'den gelir
Yedi kez hacca kılmışam revan9 (http://www.alewiten.com/dedekulhimmet.htm#_edn9)
Yollarımız ehl–i irfandan gelir
Rum diyarına destimi attım
Ali sırrı benim kalbimden gelir
Evladımın adını koymuşum Şahin
Hakka doğru yollar bunlardan gelir
Şahin'ime yolumu eyledim teslim
Aslımız Şah–ı Erdebil'den gelir
Adımı anam Hüseyin koydu
Babam Muhyettin'dir İran'dan gelir
Kula himmet eyledi Şeyh Safi
Kula inanmayan Mervan'dan gelir
Ondan sonra adım oldu Kul Himmet
Evliya yolu Kırklar'dan gelir
Sofu bana sırrımı farş ettirdin
Sırrı farş eyleyen şeytandan gelir
Kul Himmet bu şiirinde Safevi hanedanının soyağacını, Şeyh Safi'ye (1252–1334) kadar sadece 3–4 isim eksiğiyle bize vermektedir. Bu eksik isimlerin peşpeşe olmasından, içinde geçtiği beyitlerin kaybolduğu yargısına varılabilir. Kul Himmet'in bu nefesi, Kızılbaş–Alevi ozanları arasında Safevi soyağacını –Şeyh Safi'ye kadar da olsa– tanımlayan tek örnek olması bakımından önemi bir yana, ilk kez ozanın kimliğini ve kendi soyunu tanımamızı sağlamaktadır. Her ne kadar İrfan Çoban Kulhimmetli Dedelerde şeceresini görüp okuduğunu ileri sürüyor ve saptadığı bir Şah İsmail şeceresiyle karşılaştırıp, onunla amca çocukları olduğunu kanıtlamaya çalışıyorsa da fazla inandırıcı değil. Şeyh Safi'den sonra Erdebil postuna oturmuş Sadreddin (1334–1393), Sultan Hoca Ali (1392–1429) ve Şeyh İbrahim (1429–1447) atlanarak, Şeyh Cüneyd (ölm. 1460) ile Şeyh Haydar'ı (ölm. 1488) Şeyh Safi'nin oğlu ve torunu gösterilmiştir. İrfan Çoban'ın bu karşılaştırmalı sıralamasında Şeyh Cüneyd'in iki oğlu olduğu doğrudur. Ancak Şeyh Cüneyd'in Çerkez halayığından olan büyük oğlunun adı Muhyiddin değil, Hoca Muhammed'dir. (Âşık Paşazâde'den aktaran Walther Hinz: Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd. 2. Baskı, Ankara 1992: 27, 110) Asıl adının Hüseyin olduğu anlaşılan Kul Himmet, babasının adının Muhyiddin olduğunu ve şiirinde “cedd–i pakinin (temiz soyu)” Erdebil'den geldiğini söylemektedir. Kaybolmuş beyitlerinde geçen Kul Himmet'in dedelerinin adlarını bilemiyoruz. Bu şiire göre, Şah İsmail ile çağdaş olan Kul Himmet onun gibi, Şeyh Safi'nin 6. kuşaktan torunudur. Bir kaç beyit içinde verildiği, fakat günümüze ulaşmadığını düşündüğümüz Kul Himmet'in üç dedesinin adını öğrenemiyoruz. Buna rağmen, diğer Erdebil Şeyhlerinin adlarının geçmemesi, babasının adının da Muhyiddin olması bizde onun, Şeyh Safiyüddin'in beş oğlundan biri olan Muhyiddin'in soyundan geldiği kanısını uyandırmaktadır. “Şu dünyada bozulunca aslımız / Ceddi– pakim Erdebil'den gelir” beyitinden, Erdebil dergâhı postuna oturmak için hak kazanamamış Muhyiddin, ya da oğlunun Erdebil'den Anadolu'ya geldiği anlamı çıkabilir. Belki de Kul Himmet'in yazdığı “aslının bozulması”, yani Dergâhın ilkelerine aykırı işler yapmasından dolayı bu hakkı yitirmiştir. Muhyiddin'in kardeşi Sadreddin'in yaklâşık yetmiş yıla yakın Erdebil'in başında bulunmasıyla bazı sıkıntılar yaşanmış olabilir. Ama belki de Kul Himmet'in dedeleri, Hoca Ali döneminin sonlarında, Timur'un Anadolu'dan getirip Erdebil'de bıraktığı Alevi Türkmen tutsakların, yani Sufiyan–ı Rum'dan bir kısmının geri dönüşleri sırasında birlikte gelmiş olabilirler. Görüldüğü gibi Şeyh Safi Buyruğu'nu kabul edip ona bağlanmasının nedeni, sözlerinin İmam Cafer'den gelmesinden ve onu temsil etmesindendir. Bir başka nefesinde Kul Himmet'in, “Şeyh Safi'ye değüptür / İmam Cafer mühürü” dediğini ve Buyruğun tanıtılması ve yaygınlaştırılmasında emeği geçtiğinden yukarıda söz etmiştik. Şiirin sonunda kendisine Kul Himmet adını veren ermişin Şeyh Safi olduğunu açıklıyor: Bu, şiir söyleyip dillenen ozanlara, pirleri veya mürşitleri tarafından, ya da düşlerinde bir veli, bir peygamber görünüp yeni bir ad takılması olarak bilinen Alevi geleneklerindendir. Ayrıca Muhammed–Ali yoluna girerken, yani ikrar verme–musahib olma töreninden sonra verilmiştir. Kul Himmet bir başka düvazimam şiirinde Şeyh Safi'ye “Safi Dede'm” diye seslenmektedir:
Güzel Muhammed'in zikr–i hakkıdır
Oniki irenkten metah dokutur
Safi Dedem yazar Ali okutur 10 (http://www.alewiten.com/dedekulhimmet.htm#_edn10)
Cebrail'in kanadında yazılı
Şeyh Safi'nin Erdebil dergâhının başına geçememiş oğulları ve torunlarının Rum'a (Anadolu'ya) göçtüklerinin bir başka örneği Sivrihisarlı Baba Yusuf'tur. 1524 yılında ölmüş olan Mürşid–i Kamil olarak tanınan Yusuf Baba'nın “Kitab–ı Mahbubiyye” adlı manzum bir yapıtı günümüze gelmiştir. Bu kitabın başında verdiği Safevi soyağacını Adem peygambere değin çıkartmaktadır. Kendisi, Şeyh Safi'den sonra yerine geçmiş olan Sadreddin'in oğlu Cemaleddin'in soyundandır. Sadreddin'in diğer oğlu Hoca Ali Erdebil postundayken Cemaleddin'in oğulları ve torunlarının Anadolu'ya gelip yerleştikleri anlaşılıyor. Yusuf Baba adı geçen yapıtında Yunus Emre'nin mezarının Sivrihisar'a yöresinde Sarıköy'de bulunduğunu da zikretmekte. Ayrıca soyundan geldiği Şeyh Cemaleddin'in kardeşi Hoca Ali'nin müridi Şeyh Hamid Veli (Somuncu Baba, ölm. 1413) ve ona bağlı Hacı Bayram–ı Veli'den de söz etmektedir. Bu gösteriyor ki Anadolu'da yol (tarikat) zinciri Erdebil Şeyhleriyle yürüyen Sünni Türk mutasavvıfları bulunmaktadır. Yusuf Baba'nın da Alevi olup olmadığı açık değildir. (Abdülbaki Gölpınarlı: Alevi Bektaşi Nefesleri. Ankara 1963: 272–273, 276; Melamilik ve Melamiler. İstanbul 1992: 34–35)
Kul Himmet'in mezarının bulunduğu ve Kul Himmet soyluların yaşadığı köyden olan ve köyünde yıllarca imamlık yapmış bulunan İrfan Çoban'ın ozan hakkında derlediği otantik bilgiler, asıl adı Hüseyin olan Kul Himmet'i ailece bize tanıtıyor. Hanımının adı önce Ördek Ana iken, yerleştiği köyde değiştirip Fatma Ana demişler. Birinin adı Şahin, öbürünün Abbas olan iki oğlu vardı Kul Himmet'in. Yukarıdaki şiirinde sadece iki kez oğlu Şahin'in adı geçmektedir. “Şahin'ime yolumu eyledim teslim” dizesinden anlaşıldığına göre, Kul Himmet artık yolu–erkânı yürütmeğe mecali kalmadığı ömrünün son zamanlarında bu şiiri yazmıştır. Abbas'ın o tarihlerde yaşamadığı anlaşılıyor.
Söylentiye göre, Kul Himmet olasıyla, küçük yaşta ölen oğlu Abbas'ın ardından çok ağlayıp sızlamaktaymış; kendisine insan kılığına girmiş bir melek (Mikail) görünüp, elini gözlerine sürerek ona Kerbela'yı göstermiş. İmam Hüseyin ve yetmiş iki yakınının şehit oluşlarını gözleriyle görmüş. Melek ona:
“Ey, ben dervişim, diyen kişi! Sen hep cedd–i celalını översin; hem Hüseyin'in soyundanım dersin, hem de vadesi gelmiş bir evlat için figan edersin. Görmez misin İmam Hüseyin'i? Beş kardeşi üç oğlu gözünün önünde şehit edildi; yine de Allah'a davacı olmadı. Dervişlik, Allah'tan gelene kail olmak ve hoşnutlukla karşılamaktır”
deyip gözden kaybolmuş. Kul Himmet de bir daha ağlamamış ve düvazimamlar söylemiş. Kul Himmet'in soyu oğlu Şahin'den yürümüş. Varzıl (Görümlü) köyünde yaşayan Şahinoğulları, Dedeler kabilesi olarak onun soyundan gelmektedirler.

Ismail Kaygusuz

Ercan
07.09.2005, 02:35
BUGÜN BIZE PIR GELDI


Bugün bize Pir geldi

Gülleri taze geldi

Önü sıra Kamber’i

Ali Murtaza geldi

La ilahe illallah

Ali Murtaza şahım

Yüzüdür kıblegahım

Miracdaki Muhammed

Alemde padişahım

La ilahe illallah

Padişahım yaradan

Okur ağdan karadan

Ben Pirden ayrılalı

Bin yıl geçti aradan

La ilahe illallah

Aramı uzattılar

Yarama tuz attılar

Bir kul geldi Fazlı’ya

Bedestanda sattılar

Lailahe illallah

Sattılar bedestanda

Ses verir gülistanda

Muhammed’in hatemi

Bergüzar bir arslanda

La ilahe illallah

Arslanda bergüzarım

Pir hayalin gözlerim

Hep hasretler kavuştu

Ben hala intizarım

La ilahe illallah

İntizarlık çekerim

Lebleri bal şekerim

Ben Pir’den ayrı düştüm

Göz yaşları dökerim

La ilahe illallah

Dökerim gözyaşını

Gör Mevla’nın işini

Keşiş kurban eyledi

Yedi oğlunun başını

La ilahe illallah

Keşiş kurban eyledi

Kafirler kan eyledi

Gökten indi melekler

Yerde figan eyledi

La ilahe illallah

Figan eyler melekler

Kabul olsun dilekler

Yezid bir derd eyledi

O derd beni helaklar

La ilahe illahlah

Dört eylemış kapısın

Lal–ü gevher yapısın

Yezidler şehit etti

İmamların hepisin

La ilahe illallah

Hasana ağu virdiler

Hüseyine kıydılar

Zeynel ile Bakırı

Bir zindana koydular

La ilahe illallah

Zindanda bir ezadır

Ca’fer yolu gözedir

Ca’ferin de bir oğlu

Musa Kazım Rıza’dır

La ilahe illallah

Taki Naki ağlarım

Sinem yara dağlarım

Askeri ye Mehdi ye

On ikiye bağlarım

La ilahe illallah

Müşteriye satarım

Dürlü Matah tutarım

Yüküm lal–ü gevherdir

On ikidir katarım

La ilahe illallah

Satarım müşteriye

Kervan kalsın geriye

Cebrail huş eyledi

Cennetteki huriye

La ilahe illallah

Cebrail huş eyledi

Hatırım hoş eyledi

Kanat verdi kuluna

Havada kuş eyledi

La ilahe illallah

Kuş eyledi havada

Gezer dağda ovada

El kaldırmış melekler

Saf saf durmuş duada

La ilahe illallah

El kaldırmış Hak’ına

İsm–i azam okuna

İsm–i azam duası

Tatlı cana dokuna

La ilahe illallah

Dokunur tatlı cana

Ağlarım yana yana

İmamların davası

Kaldı ulu divana

La ilahe illallah

Ulu divan kuruldu

Cümle mahluk derildi

Yezdan işaret etti

Sur–u mahşer vuruldu

La ilahe illallah

Pir dediler Ali’ye

Hacı Bektaş Veli’ye

Hacı Bektaş tacını

Vurdu Kızıl Deli’ye

La ilahe illallah

Kızıl Deli tacımız

Şah Ahmet muracımız

Karaca Ahmet Gözcümüz

Yalıncak duacımız

La ilahe illallah

Kul Himmet üstadımız

Bunda yoktur yadımız

Şah–ı Merdan aşkına

Hak vere muradımız

La ilahe illallah

(A. Celaleddin Ulusoy: Yedi Ulular. Ankara–Tarihsiz: 217–218)

Ercan
07.09.2005, 02:41
HER SABAH ÖTÜSÜR KUSLAR


Her sabah hersabah ötüşür kuşlar

Allah bir Muhammed Ali diyerek

Bülbül de gül için figana başlar

Allah bir Muhammed Ali diyerek

Fatma Düldül Kamber durdu duaya

İsa kahrıyla ağdı havaya

Şehriban soyundu bindi deveye

Allah bir Muhammed Ali diyerek

Kıblemizden kısmetimiz verile

Arı da iniler kudret balına

Veysel Karan gitti Yemen eline

Allah bir Muhammed Ali diyerek

Biz çekelim imamlarını yasını

Dinleyelim gerçeklerin sesini

İmam Hasan içti ağu tasını

Allah bir Muhammed Ali diyerek

Mümin olan inc’elekten elendi

Talip olan Hak yoluna dolandı

Şah Hüseyin al kanlara bulandı

Allah bir Muhammed Ali diyerek

İmam Zeynel parelendi bölündü

Muhammed Bakır’a secde kılındı

İmam Cafer’e de erkân çalındı

Allah bir Muhammed Ali diyerek

Uçtu gönül kuşu bulmaz yuvası

Serimize çöktü Şah’ın havası

Musa Kazım Rızan’nın da duası

Allah bir Muhammed Ali diyerek

Taki ile Naki bir olup gitti

Ol Hasan Askeri nur olup gitti

Mehdi mağarada sır olup gitti

Allah bir Muhammed Ali diyerek

Dört kitap indi de dördüne düştü

Kuran Muammed’in virdine düştü

Kul Himmet Ali’nin derdine düştü

Allah bir Muhammed Ali diyerek


Kul Himmet

Ercan
07.09.2005, 02:44
GECE GÜNDÜZ INTIZARIM PIRIME


Gece gündüz intizarım Pirime

On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş

Kanım kaynar Ehlibeytin kanına

On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş

Kimim umudu var kimin akçası

Kimi şalvar geyer yoktur bohçası

Bu garip gönlümün bağı bahçesi

On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş

Bizi ilettiler Mansur darına

İman ikrar getir derler pirine

Lanet olsun münafıklar canına

On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş

Tavus kuşu cevlan kurar bu demde

Çekmişler Mansur’u dara meydanda

Nice sefillerin boynu urganda

On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş

Kul Himmet der kulkhü vallahü ahad

Cesedimde can kalmadı bu saat

Dünü günü virdim Ali Muhammed

On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş


Kul Himmet

gulizar
07.09.2005, 21:25
ercan abi eline,gönlüne saglik !!!

hasan1
08.09.2005, 12:54
cok güzel yazmisiniz eline saglik ercan bey

Ercan
09.09.2005, 00:22
PERVANEYI ASK ODUNA YANDIRAN


Pervaneyi aşk oduna yandıran

Aman Şahı Merdan sen imdat eyle

Dalga vurup deryaları coşturan

Aman Şahı Merdan sen imdat eyle

Mansur’u öldürüp darda astıran

Çekip Zülfikar’ı taşı kestiren

Miraç’ta Muhammede nişan gösteren

Aman Şahı Merdan sen imdat eyle

Fani imiş şu dünyanın ötesi

Söylerim sözümü var mı hatası

Hasan ile Hüseyin’in atası

Aman Şahı Merdan sen imdat eyle

Zindanda Zeynel’in payını veren

Muhammed Bakır’ın payını veren

Mahrum kalmaz dergâhına yüz süren

Aman Şahı Merdan sen imdat eyle

İmam Cafer Kazı Musa İrıza

Mümine irahmet yezide ceza

Sahib–i Zülfikar hulk–i irıza

Aman Şahı Merdan sen imdat eyle

Taki Naki hem dertlerin devası

Hasan–ül Askeri Mehdi livası

Muhammed Mustafa sırr–ı Hüdası

Aman Şahı Merdan sen imdat eyle

Kul Himmet’im ziyan etmez karında

Her kulun bir sevdası var serinde

Dünyada ahrette mahşer yerinde

Aman Şahı Merdan sen imdat eyle

Kul Himmet

Ercan
09.09.2005, 00:24
ESTI SINEM YELI DERDIM ARTIRDI


Esti sinem yeli derdim artırdı

Ateşim yanmadan korlandı yine

Gülistan elinden selam getirdi

Sinem bülbülleri söylendi yine

Hayyellerin kalb evime yeritti

Benliği perişan etti dağıttı

Senin aşkın bana “Hü dost!” çağırttı

Can zülfün teline bağlandı yine

Gerçek bu meydanda gafil oturmaz

Asla vücuduna hile getirmez

Gönül aşnasını buldu yitirmez

Dost zülfün teline bağlandı yine

Değme dala değme gönül sayyadı

Dostun bahçesine kondurma yadı

Muhammed Ali’den tuttum bünyadı

Gönül bir ikrara bağlandı yine

Coştu Kul Himmet’im coştu ayılmaz

Arığına muhabbete doyulmaz

Tabip olmayınca yara sarılmaz

Yar geldi yaralar sarıldı yine

Kul Himmet

Ercan
09.09.2005, 00:29
Kul Himmet´in gezdigi yerler


Onsekiz bin alemi gezip seyreden

Şah–i Merdan ile gezdiğim yerler

Kah bir mekân gelir bir mekân gider

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Okundu (...?) ayet suresi

Pak oldu yerin göğün arası

Kara Hamdelistan(?) yöresi

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Bak şu silsileden sohbet edene

Temaşa kıl dünyaya gelip gidene

Karaman Kırşehir gölü Adana

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Hem de aştı Musul’u Hasan Keyfi

İmamlar soyudur pirim Şeyh Safi

Hamel(?) Halep İstanbul Ayasofya’yı(?)

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Gayet sıcaktır ağır havası

Katarlanmış gider atı devesi

Amasya Çorum Merzifon ovası

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Kayseri'de Erciyes dağlar ulusu

Bozoğlan Bulanık Bulgar Yalusu

Hemdinli ve Karadeniz yalusu

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Sahilinde çok olur turnası kazı

Bozoğlan Bulanık Bulgar Yalısı

Hemdinli’nin Karadeniz kıyısı

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Kudrettendir Kiloğlu'nun feneri

Kafir kırmak azizlerin hüneri

Kızılelma Akdeniz'in kenarı

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Kabeye gider doksan bin hacı

Dimyat begleri alırdı pacı

Müminin durağı.....

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Düldülü incitir Ali'nin zoru

Ona karim olmaz alemin varı

Sofya da Bulgaristan'ın kenarı

Şahı Merdan ile gezdiğim yarlar

Nur ile doludur Kerbela vari

Orda şehit oldu imamlar serveri

İlbazlı iklimi Dımışki şarı (Şam çarşısı)

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Giydiği al yeşil nurdan eyeri

Mekke Medine Arap diyarı

Şahı Merdan'ın indiği kühsarı (dağın tepesi)

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Deşt–i Serendib'de Adem’in izi

Arafat'ta güzel koçun boynuzu

Tur dağında Çin–i Maçin’in yüzü

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Hazret Ali dürür ol büyük insan

Bir burçtan bir burca okunu atan

Baruburak(?) Karabarak(?) akmadan

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Evvel bu dünyaya kim geldi Halık

Dört kapı ve kırk makam da mevasık (gerçek şeyler)

Yeraltında sarı öküzle balık

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Balığın üstüne koydular taşı

Baksın bundan ibret alsın her kişi

Onsekiz bin alemin içi dışı

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Dahi çoktur sohbetimin akisi

Yel estikçe gelir yarin kokusu

Kanber dağı Erenlerin sekisi

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Çarh–ı Musul yüce dağların çoğu

Suları çağlar hoş bahçası bağı

Hey Saatçukuru gel Ağrı dağı

Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler

Cem kuruldu âşık nefese başlar

Kim estirir yeli bre kardaşlar

Tozan Canyaylası dağ ile taşlar

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Acel gelip biz göçmeden fenadan

Nasibimiz versin Mevlam yaradan

Bağdad Kerbela Erdebil’le Hemedan

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Yaradan bilir gizlim saklımı

O yürütür daim benim aklımı

Hind Horasan ile Irak iklimi

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Oniki İmama kast eyledi Mervan

Kim yayar kudret devesin seyran

Karabağ Gence Şemahı Şirvan

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

Kahi Elburz dağın aşıyor yolu

Dertli dertli öter seher bülbülü

Kılbarak'tan beri Kem(h)keşan (?) eli

Şahı Merdan ile gezdiğim yerler

(...)17

Ben Derviş Himmet’im derdim bir tümen

Denizlerin taş–ı lal dür semen (değerli)

Şah Necef iklimi Hindistan Yemen

Şah–i Merdan ile gezdiğim yerler

Kul Himmet

Ercan
09.09.2005, 01:49
Ali ile Dev Destani


Yerde insan gökte melek yogiken

Kudretinden bir nur indi süzüldü

İki isim bir kandilde nur iken

Ayin Ali mim Muhammed yazildi

Ol dem yaratıldı dev ile peri

Kaftan kafa hükmederdi herbiri

Anların var idi bir sultanları

Gayetten pehlivan pek zorba idi

Üçyüz altmış batman gürzü çekerdi

Vuruncağız Kaf'ı Küf’ü yıkardı

Cümle devler anın havfin çekerdi

Yedi iklim çar köşede az idi

Üçyüz altmış arşın idi kameti

Yetmiş yedi arşın idi sıfatı

Hiçbir kula benzemezdi heybeti

Bakınca mağripten meşrık düz idi

Kaf dağında bir bağ vardı hurmadan

O zaman yoğidi dünyada insan

Gördü bağ içinde bir taze civan

Şad ü hurrem oldu güldü sevindi

Nigar mısın deyip sundu elini

Benliğinden geçti sıydı halini

Özge bilemedi hiç ahvalini

Tezden hemen yüzüstüne yıkıldı

Yedi günden sonra buldu özünü

Eli bağlı kan doldurmuş gözünü

Sultan Süleymana vurdu yüzünü

“Süleymansın şu bendimi çözündü”

Süleyman der: “Kim bağlamış elini

Kaddin hilal olmuş bükmüş belini

Kimler kıldı sana bunca zulümü

Hakk’ın emri yoksa böyle yazıldı?”

Dev de der ki: “Ahirinde n’olacak

Bu dert bize kıyamete kalacak”

Süleyman der: “Muhammed var gelecek

Ahir zaman yakın derler, sezindi”

Bir zaman söylendi dillerde bu ad

Nice bin yıl geçti nice bin saat

Zahir oldu Ali ile Muhammed

Devler geldi karşısınde dizildi

Mekke medine’nin halkı dirişdi

Devi görenlerin tebdili şaştı

Mekke’nin üstüne zulümat düştü

Kimisi korktu da benzi bozuldu

Yedi iklim padişahı geldiler

Alay alay taraf taraf durdular

Tezden Muhammed’e haber verdiler

Arafa’a ulu divan kuruldu

Muhammed der deve: “Nedir ahvalin?

Sinende yaran var baglıdır elin

Vatanın neredir nereden gelin?

Eğlen de bir haber ver tezindi”

Dev de der ki: “Kaf dağıdır mekânım

Dünyada yoğidi eşim nökerim

Nice bin yıl ben bu derdi çekerim

Kuşça canım kafesinden üzüldü”

Muhammed der deve: “Nerde bağlandın?

Adın nedir bunca eğlenlendin?

Süleyman Nebi'ye Nuh'a varmadın

Elin baglı bin yıl daha gezindi''

Dev de der ki: “Rezputeş’tir adım

Kaf'tan Kaf'a kadar hüküm ederdim

Süleyman Nebi’ye Nuh'a uğradım

Ne yaram onuldu ne bend çözüldü”

“Yüz yigirmi dörde verilmez adet

Bunca peygamberden bulmadım medet

Sana geldim düştüm el aman mürvet

Muhammed’sin şu bendimi çözündü”

“–Süleyman’dan haberini alın mı

Kaf’tan ırak yollarından gelin mi

Elini bağlayanı görsen bilin mi?

Eğlenme de şu orduyu gezindi”

Küçük büyük bu haberi duydular

Dellal koyup çarşı çarşı sordular

Cümlesi de derildiler geldiler

Hepsi devin karşısına dizildi

Nice günler nice saatler geçdi

Dert ehli de dermanına kavuşdu

Bunca insan tek tek oldu savuşdu

Gümanı kalmadı umum üzüldü

Dev de der ki: “Beni aldı bir firak

Gelemem bir dahi menzilim ırak

Derc etdim orduyu oğlan burda yok

Yana yana şu vücudum köz oldu”

Muhammed der: “Dava etdin

Bunca halkı biraraya derledin

Oğlan burda sen oğlanı görmedin

Elin bağlı bin yıl daha gez indi”

Dev de der ki: “Sanma beni deliyim

Kaf’dan da ırak yollardan gelirim

Görünceğiz ben oğlanı bilirim”

Kaşlarında mim duası yazılı

Hak emriyle gökten Cebrail indi

Okudu nameyi sultana sundu

Tanrı Muhammed’e selam gönderdi

“Devin ilacını görsün tezindi

Muhammed Selman'a gel dedi geldi

Aleme bir nurdur balkıdı doğdu

Selman'ın çiğninde Ali'yi gördü

Dev Muhammed hırkasına dolundu

Dev de Muhammed'e söyler pusudan:

“İşte bu oglandı bana iş eden

Yerde insan gökde melek yoğiken

Duyar idim çok dev başın keserdi”

Ali'm der “Deve olmaz irağbet

Dev adam eti yer bu nasıl adet?”

Muhammed Ali'ye eyledi minnet

İşaret eyledi bendi çözüldü

Ali devin kususruna kalmadı

Kimi inandı kimi inanmadı

Ta elest’ten ikrar veren dönmedi

Yezid’in gönlüne lanet yazıldı

Büyük küçük bu haberi işitdi

Sevdası serimden ayrılmaz her dem

Ruh aşinasıydık Elest gününden

İsm–i Ali kalb evine yazıldı

Kul Himmet’im eydür dediğim neden

Sevdası serimden ayrılmaz her dem

Ruh aşinasıydık Elest gününden

İsm–i Ali kalb evine yazıldı

Kul Himmet

Ercan
10.09.2005, 02:50
SABAHIN SEHER VAKTINDE


Sabahın seher vaktinde

Ali’yi gördüm Ali’yi

Eğildim niyaz eyledim

Ali’yi gördüm Ali’yi

Arslanı gördüm Meşhed’de

Kırk mum yanar bir şişede

Yedi iklim dört köşede

Ali’yi gördüm Ali’yi

Cennet kapısında duran

Hayber’in kilidin kıran

Kafire zülfikar çalan

Ali’yi gördüm Ali’yi

Çiskin dağlar başı çiskin

Kul Himmet’im oldu küskün

Cümle yerden erden üstün

Ali’yi gördüm Ali’yi

Kul Himmet

Ercan
10.09.2005, 02:54
YOLCU OLDUM YOLA DÜSTÜM


Yocu oldum yola düştüm

Yollarım Ali çağırır

Bülbül oldum güle düştüm

Dillerim Ali çağırır

Bir zaman türapta yattım

Türlü çiçeklerden bittim

Arı ile çok bal ettim

Ballarım Ali çağırır

Bulut oldum göğe ağdım

Yağmur oldum yere yağdım

Coşkun coşkun ben kaynadım

Sellerim Ali çağırır

Bu hana mihman gelmişim

Kah ağlayıp kah gülmüşüm

Bahr–i Umman’a dalmışım

Göllerim Ali’ çağırır

Kul Himmet’im aşka düştü

Aşk deryası boydan aştı

Virdimiz Ali’ye düştü

Dillerim Ali çağırır

Kul Himmet

Ercan
10.09.2005, 02:56
SEVDIGIM MUHAMMED ALI


Sevdiğim Muhammed Ali

Çağırıram gel ha gel

Urum’da Bektaşi Veli

Çağırıram gel ha gel

Cebrail arşın yüzünde

Melekler döner izinde

Hızır Nebi hazır demde

Çağırıram gel ha gel

Ferhad isen dağı dolaş

Şehit isen kana bulaş

Fatma Ana cara ulaş

Çağırıram gel ha gel

Zeynel Bakır Cafer canda

Çok günahlar vardır bende

Özüm darda gözüm yerde

Çağırıram gel ha gel

Kazım Musa Rıza aman

Taki’ye Naki’ye deman

Eriş Mehdi Sahib–zaman

Çağırıram gel ha gel

Kul Himmet söylemez yalan

Sen de buikrara dolan

Kesikbaş carına gelen

Çağırıram gel ha gel


Kul Himmet

Ercan
10.09.2005, 02:59
GEL BENIM DERDIME BIR DERMAN EYLE


Gel benim derdime bir derman eyle

Alemler derdine derman olan Şah

Hükmümün üstüne bir ferman eyle

Alemler hükmüne ferman olan Şah

Bir ismi Seyyid’dir bir ismi Ali

Hak sana Murtaza dedi ya veli

Şu dünyanın evvelisin ahiri

Şu kevn ü mekânda sultan olan Şah

Seyrangahım oldu arşın yücesi

Düldül’ün ıssısı Kanber hocası

Server Enbiyanın Miraç gecesi

Yedinci kat gökte arslan olan Şah

Musa’nın asasın ejderha eden

İsa’ya ölüyü hem de dirilten

Muhammed aşkına Zülfikar çalan

Küfür yerlerini iman eden Şah

Kıl Himmet’im eydür meydanda sırdım

Her nereye baksam Ali’yi gördüm

Her seher vaktinde dilimde virdim

Müminler dilinde ezber olan Şah


Kul Himmet

Ercan
10.09.2005, 03:02
MÜMINLER BU YOLDA TÜRAP OLURSA


Müminler bu yolda türap olursa

Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Darda bun’da zulümatta kalırsa

Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Akılbaliğ yaşı tende ise de

Hakk’ın hayalleri canda ise de

İki elleri kızıl kanda ise de

Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Talib on yaşında musahb tuta

Yigirmi de özün gerçeğe kata

Otuzunda vara mürşide yete

Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Kırk yaşında pişkin söyler sözünü

Ellisinde türap etse özünü

Altmışında Hakk’a dikse gözünü

Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

İhlas talip meylin Şah’a verirse

Yetmişinde balasını bulursa

Sekseninde Hak aşkına varırsa

Mahrum kalmaz Ali diye çağıran

Kul Himmet üstadım yiye hanını

Doksanında değiştirse donunu

Yüz yaşında haka verse tenini

Mahrum kalmaz Ali diye çağıran


Kul Himmet

Ercan
10.09.2005, 03:09
HAK MUHAMMED PIRIM ALI


Hak Muhammed pirim Ali

Amana geldim amana

Hünkar Hacı Bektaş Veli

Amana geldim amana

Ali’dir izzetli Şah’ım

İmamlardır secdegahım

Yerden gökten çok günahım

Amana geldim amana

Fatma anayı ararım

Kalmadı sabrım kararım

Hata ettim günahkarım

Amana geldim amana

Hasan şehidlerin başı

Şah Hüseyin karındaşı

Sebil oldu gözüm yaşı

Amana geldim amana

Zeynel Bakır Cafer Kazım

İrıza’ya bağlı özüm

Cümlenize var niyazım

Amana geldim amana

Taki Naki Şah Askeri

Gelmişim divandan beri

Mürvet Ali’nin Kanber’i

Amana geldim amana

Aman Kul Himmet’im aman

Yetiş Mehdi Sahib Zaman

Yardım eylen Oniki İmam

Amana geldim amana


Kul Himmet

Ercan
13.09.2005, 18:42
ALI`NIN YÜZÜGÜ DESTANI


Kapıya bir sail geldi

Ya Ali ben acım deyü

Uzak yollardan gelmişim

Bir nana muhtacım deyü

Ali’nin yoktu azuğu

Arab’a geldi yazuğu

Çıkardı verdi yüzüğü

Var git şara nan al deyü

Arab yola revan oldu

Bir ulu da şara vardı

Yüzüğü Cıfıt’a verdi

Ağırınca nan ver deyü

Cıfıt da yüzüğü aldı

Ol dem dükkanına geldi

Bir şehr ekmeğini saldı

Daha yüzük ağır deyü

Arap sen bize gelmişsin

Bir gece mihman olmuşsun

Yüzüğü benden çalmışsın

İşte şahidim şar deyü

Cıfıt ben size gelmedim

Bir gece mihman olmadım

Yüzüğü senden almadım

Yüzüğün ıssı var deyü

Şahit mahluku derildi

Nemrud kadısı buyurdu

Yüzüğü Cıfıt’a verdi

Var şurada dur deyü

Diktiler demür dayağın

Sordular haberin sağın

Bağlattı elin ayağın

Sen burada yat deyü

Oradan geri çıkdılar

Yüzüğü ateşe attılar

Bin batman demür eridi

Daha yüzük boz deyü

Yazık Arab’a yazık

Arab’ın gül benzi bozuk

Tekin degildir bu yüzük

Var Arab’dan sor deyü

Arab çağırır pirine

Alem boyanır nuruna

Ya Ali yetiş carıma

Sefil halimden bil deyü

Kul Himmet’im yandı tüttü

Sinem bülbülleri öttü

Pirim Ali geldi yetti

Yüzüğün sahibi ben deyü


Kul Himmet

Ercan
13.09.2005, 18:46
YERDE KALMAZ AHIM


İnşallah yerde kalmaz ahlarım18

Sedeften geçer Şahlarım

Meleklerin feriştahların

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Yeryüzünde kıblegahın

Karadonlu Beytullahın

İbrahim Halilullah’ın

Hörmeti hakkı içi ya Ali medet

Mümün sadık kullarının

Hakk’a giden yollarının

Arafatta kesilen kurbanların

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Çoşkun akan çayların

Sıtkım Hakk’a bağlarım

Balkıyıp inen nurların

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Karlı karlı dağların

Özüm Hakk’a bağların

Doğan günlerin çıhan ayların

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Gökten inen Kuran’ın

Demler süren irfanın

Dünyaya hükmeden Süleymanın

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Eşiğinde ben sailem

Her ne dersen ben kailem

Cebrail Mikail İsrafil Azrailin

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Çeke idim şu Mansur’un dar’ını

Göre idim ol Hakk’ın didarını

Dünya pehlivanı Hamza’yla Keçeci Baba’nın

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Menzili yoktur yalanın

Hü deminde ikrarında duranın

Yemen’de Veysel Karani’nin

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Dillerine ben mailem

Herne dersen ona kailem

İmamlar soyu Şah İsmail’in

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Gerçekler katarını yederim

Çekip dergâha doğru giderim

Ölüyü diri kılan Şeyh Ahmed’in

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Süreğimiz Erdebilli süreği

Kadir Mevlam kabul eyle dileği

Kemah’ta yatan Sultan Melek’in

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Bağdad’ın elinde Musul erlerin

Mucizatlı (veli) Sultan Munzur’un

Abdal Musa ile Hazret Hızır’ın

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Envai biten otların

Henüz arttı firaklarım

Sakilerin cömertlerin

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Seherde öten garip kuşların

Baharda açan ağaçların

Kerbela’ya giden dervişlerin

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Deryada yüzen balıkların

Kalmadı daha konuklarım

Hak ismin zikreden âşıkların

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Türabına yüz sürem Abul Kasım’ın

Mevlam versin herkesin nasıbın

Zehra ile Hazreti Yusuf’un

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Ne sevdalı imiş şu benim başım

Sel revan oldu akar gözyaşım

Niksar’da Melik Gazi Samsun’da Ergünaş’ın

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

İşine kimse karışmaz Hakk’ın

Eğlenmem giderim yollarım yakın

Eyüp peygamber ile Hazreti Nuh’un

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Güruhu Naci’nin Havva Ana’nın

Sultan Kara Yakup’un

Keçesini döven Ahi Baba’nın

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Hazreti Fatma’nın Şehriban Ana’nın

Sultan Çığırgan’ın ona inananın

Sivas’ta yatan Ali Baba’nın

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Tövbesi kabul ola hatanın

Herkes arzuluyor kendi vatanın

Necef’te (doğrusu Serendib'de) yatan Adem atanın (!?)

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Hakk’ın deryaları derindir

Lütfu (a)çık Mevlam kerimdir

Yüzyirmi dört bin peygamberlerin

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Bahçede açılan güllerin

Şakıyıp öten bülbüllerin

Horasan’dan gelen erlerin

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Oğlunu kurban veren Halil’in

Bulgar’da yatan Kızıl Deli’nin

Serçeşme Hacı Bektaş Veli’nin

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Daim dillerde söylenir adın

Mevlam hub yaratmıştır bünyadın

Balım Sultan’ınan Kara Pirbad’ın

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Göz görenin yol varanın

Hakk’ı kalbinde bilenin

Kerbela’da yatan İmamın

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Nutkun çoktur boldur rahmetin

Doksan bin ere kadeh götürenin

Hünkar’ın gözcüsü Karaca Ahmed’in

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

On iki imamdır delilim

Hem Ruşen’in hem Veli’nin

Pirler Pir’i Hazreti Ali’nin

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Düldül ile Zülfikar’ın

Fatima ile Kanber’in

Tozanlı’da yatan Hubyar’ın

Hürmeti hakkı için ya Ali medet

Zehri nuş eden İmam Hasan

Mucizatı çoktur asanın

Münacatta Hazreti Musa’nın

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Tuba ağacından düzdüler tabudun

Kerbela’da çağrılır Hüseyin adın

İsa peygamber ile Davud’un

Hörmeti hakkı için ya Ali medet

Nesli çoktur Nesimi’nin

Ötesi ummandır Teslimi’nin

Zeynel Abidin ile Ebul Muhsin’in(!?)

Hürmeti hakkı için ya Ali medet

Küfrüne karışmam kafirin

Cahdiyle tamam dört duvarın

İmam Bakır Cafer Kazım Musa Rıza’nın

Hürmeti hakkı için ya Ali medet

Herkes Piriye’nin... yakının(!?)

Şerden merden sakının

İmam Taki ile Naki’nin

Hürmeti hakkı için ya Ali medet

Issız koyma Pir’im tahtını

Mevlam yerine getirsin ahdını

Hasan Askeri ile Muhammed Mehdi’nin

Hürmeti hakkı için ya Ali medet

Otuz dokuzda kıldım kararım

Bir dert ehli hoş yar ararım

Sinop’ta yatan Hazreti Bilal’ın

Hürmeti hakkı için ya Ali medet

Çok serencemler geçti serden

Lal–i gevher çıkar diden

Horasan’da Erdebil’de yatan erlerin

Hürmeti hakkı için ya Ali medet

Kul Himmet’im açıldı varaklarım

Kabul olsun dileklerim

Hurilerin meleklerin

Hürmeti hakkı için ya Ali medet


Kul Himmet

(Boncuk Şahin Dede’den derleyen İrfan Çoban: Kul Himmet, s.110–114)

Ercan
13.09.2005, 18:49
ERENLER DESTANI


Pirim güzel Şah’ı görelim

Yoluna da can ve baş var

O canı Şah’a verelim

Erenler ilen pazar var

O can erenlere yetti

İndi Mekke’yi seyretti

Ali Şah Necef’de yattı

Munzur’da bir çim ağ taş var

Ali’m Necef’den göçtü

Bağdad ehli de ağlaştı

Hasan Hüseyi inleşti

Onun’çün gözümde yaş var

Kal deyince durdu Hacer

Tenimiz toprakta kocar

Kerbela’da oyuk tecer

Ziyareti de on beş var

Yine taştı Pasin suyu

Yoktur(?) Alagöz’ün dağı

Samsun’da Kör İsa Suyu

Sanusa’da akar taş var

Sür dünyada zevk ü sefa

Kılma gör canına cefa

Gündüz’de Hasan Halife

Niksar’da Melik Gazi’ye iş var

Kara Baba esriğinden

Pirim Holgin gitmez candan

Dolu iç Köse Süleynman’dan

Önüm Saru Yaser hoş var

Şeyh Aslı Merzifonlu Ayık

Erenler önünce peyik

Pir Nebat (doğrusu Pirabad) Çöreği Büyük

Önünce beş on derviş var

Aslan Oğlu içmiş içmiş

Gözü Kanlı nere düşmüş

Şeyh Nusreddin çırağı yanmış

Pervane ol şemine düş var

Kırağ yağmış boran esmiş

Gelmez geyikleri küsmüş

Ziyaretler kar basmış

Akdağ üstünde pek kış var

Saru Saltuk Babadağ’da

Kes ismini Şerif doğra

İn İbrahim Hacı’ya uğra

Bu(l)gar’da Bozoğlan aş var

Sivas şehrine varmağa

Ali Baba’yı görmeğe

Abdüvahhab’a yüz sürmeğe

Kaynar yüreğimde cuş var

Palas Gölü Budak Özü

Ernefes’dendir de düzü

Engürü’de Seyyid Gazi

Urum’da Hacı Bektaş var

Al Koyun Baba’dan tövbe

Hem küfür getirme lebe

Hü demde er Gulu Baba

Sende batında çok iş var

İstanbul’da Nigar Saru’ya

Ayasofya’ya yüz sürüye

Var Eyyub Sultan’a uğra

Eline ayağına düş var

Kul Himmet erenleri öğer

Duası müminlere değer

Her tüyünden rahmet yağar

Beyt ül–mamur’da bir kuş var


Kul Himmet

(Giritli bir Bektaşi göçmende gördüğü Cönk’ten derleyen Cahit Öztelli: Pir Sultan Dostları. Ankara 1984: 151–154)

Ercan
13.09.2005, 19:06
BÜLBÜL


Eğer candan sever isen sen beni

Eğlen uçup gitme der güle bülbül

Senin mekânın benim kalbim evidir

Vücudum şehrine kona der bülbül

Konarsan güle kon dikene konma

Sakın eski düşman dost olur sanma

Rakipten korkup ta sen geri durma

Düşmanın kastı cana der bülbül

Bülbül gibi daldan dala sektiğim

Kahrı hoş eyleyip cevrin çektiğim

Beresin bekleyip ikrar güttüdüm

Gülde mi harda mı o ne der bülbül

Gani Celal'dan rahmet ola kuluna

Tabib gerek derde derman buluna

Benliğinen konma gülün dalına

Arı var pençeni kana der bülbül

Hatice–t–ül kübra Zühre'nin sesi

Hasan'ın Hüseyin'in validesi

Hazreti Peygamberin kerimesi

Sorun Fadime'ye o ne der bülbül

İmam Zeynel içti abu hayatı

Muhammed Bakır'a ver saadeti

Dört kitapla İmam Cafer heyeti

Yetmiş üçte mümin kula der bülbül

Musa–i Kazım'ın kurşun içişi

İmam Rıza'nın müşkül seçişi

Seher vakti dertli dertli ötüşü

Dost bağında gonca güle der bülbül

Taki'nin Naki'nin ervahı farzın

Cebrail türaba erdirdi özün

Naki'nin alnında Zühre yıldızı

Gelin yaş soruşun bile der bülbül

Hasan Askeri'den asker kopunca

Mehdi mağaradan dışa çıkınca

Binbir çiçekten de paçın alınca

Arının figanı bala der bülbül

Kul Himmet dilinden güherler saçar

Geçer şu mahluğun eyyamı geçer

Mümin olanlara rahmetler saçar

Dünya baki değil fena der bülbül


Kul Himmet

Ercan
13.09.2005, 19:14
HEY ERENLER


Hey erenler kimse Şah'a gidemez

Şah'a Kanber gibi kul olmayınca

Her Mekke'ye giden Hacı olur mu

Her abdal olanlar naci olur mu

Her çaput başlılar bacı olur mu

Erenler haliyle hal olmayınca

Cevahir yanmasa aşkın oduna

Sikke yazarlar mı Şah'ın adına

Seni hiç korlar mı talip evine

Zer gibi sararıp kal olmayınca

Mecnun olan gezer daim mestinde

Aşkın dolusunu tutar destinde

Seni taşırlar mı başlar üstünde

Mürşit nazar edip gel demeyince

Dertmend olmayınca gönül hak olmaz

Âşık olmayınca sine çak olmaz

Kul Himmet’im eydir vücut pak olmaz

Mürşit–i Kamilden el olmayınca


Kul Himmet

Ercan
18.09.2005, 05:23
GEL GÖR SIMDI GERCEKLERIN ZATINI


Gel gör Şimdi gerçeklerin zatını

İnkar edenin tebdil eder sıfatını

Mümin har(i)ce vermez zürriyetini

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Bu vasiyetler Ali'nindir Ali'nin

Cemali gerçektir pirim Veli'nin

Kusuruna kalmayacak kulunun

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Talip olan durur ahd u peymana

Özü haktır kalbi gitmez gümana

Zerre günah işlese yatar tercümana

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Müminler günahın eline alır

Meşayih kavlinde doğruya gelir

Kahrı kime etsen lütf ona olur

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Talip oldur evliyayı hak saya

Hem sırrını kalb evinde saklaya

Özünde benlik komaya paklaya

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Mümin ziyareti erin nazarı

Daim gerçek ile eyle pazarı

Erkân yerinedir Pirin nazarı

Müminler ezber–i Ali'dir

Talip oldur evliya eteğin tuta

Özünün egrisin dışarı ata

Daim güher ala güherler sata

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Bu yola gidenler olurlar hacı

Talip oldur gördüğünün utacı

Musahib musahibden ayrı tutmacı

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Sofu oldur gördüğünü kotara

Nefs–i emmare'den kendin kurtara

Hayır hizmet edip hakka yetire

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Musahib kapısı Ali'den kaldı

Onun'çün Cebrail hak rehber oldu

Sofra İbrahim–i Halil'e geldi

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Herhangi bir talip pirinden bezer

Hak şahit ona bin günah yazar

Mürebbi evinden uğruluk hazer

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Ya talip dil oldu cemi katında

Melekler titreşir hem heybetinde

Ala gözlü Şah'ım versin batında

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Ya da talip olan ikrardan döndü

Yerden gökten ona lanetler indi

İkrarın sahibi Ali'dir kendi

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Bir talip günahın bilmedi geldi

Kırksekiz cumada erkânsız oldu

Meşayih kavlinde Mervan'a döndü

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Bir talip eğer günahkar olsa

Günahı nedir onu bilmese

El aman mürüvvet ya Ali dese

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Dar’a durur hasmı kail olursa

Onun sitemi kırktır vurursa

Ehl–i Kamil yollarına girerse

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Ehl–i tarık olanlar böyle gittiler

Giden gitti gitmeyene n'ettiler

Kandil mübareği Cem'de tuttular

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Bir talip de gönül yıkıp otursa

Ehl–i dil olsa da hüner getirse

Sarih sitem yoktur özür getirse

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Sorgusu yoktur gerçek gelene

Gerçek söyle gerçek yoktur yalana

Lanet olsun güman ile gelene

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Evliyaya dost düşmanına düşman

Ömrün ahirinde olma gel pişman

Yüzüm basa geldin ya Şah–i Dehman

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Hakkın bir ismi bu gönlümde Şah'tır

Cism–i Pir önünde gönlüm dergâhtır

Talibin ahir sonu hakka yardır

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Halil'i nardan Mustafa'yı nurdan

Murtaza’yı bahş etti Ali'yi sırdan

Hasan zehr içti Hüseyn Kerbela'da

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

(Bir dörtlük eksik)

Musa Kazım ile Aliyyül–Rıza

Muhammed Taki Naki'yle Asker'e

Mehdi münkirlerin kökünü kese

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Talip olanın böyle etmesi gerek

Günden güne çoğalmak artmak gerek

Bildiğin söyleyip bilmediğin yedmek(?) gerek

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Mürşide varıp da öğüt almaya

Yanına el boş kuru varmaya

Edepsizlik edip zahire varmaya

Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir

Talibe hakkın rahmeti çoktur

Ona ki yarın sorgu sual yoktur

Kul Himmet Hatayi Pir Sultan haktır

Müminler Kur'an ezber–i Alidir


Kul Himmet

Ercan
08.10.2005, 10:31
KIRKLAR CEMI

Ezel meclisinde kırklar ceminde

Muhammed nuruna bezendi Ali

Kırklar ile bile âyin-i Cem’de

Bu aşkın sırrına özendi Ali



İlmin başı dedi kendin bilesin

Muhammed’e dedi ceme gelesin

Meydana getirdi aşkın dolusun

Kırklara şarabı sunandı Ali



Tuba ağacından aldı dört yaprak

Pençe-i abaya taksim kılarak

Bir hırka ayırdı içinden erhak

Giyindi eğnine dolandı Ali



Mansur kabul etti Hakk’ın dârını

Erenler terk etti külli varını

Muhammed’e verdi Hak didarını

O nura bulandı boyandı Ali



Hû deyip birliğe kuruldu erkân

Hakikat sürüldü dem ile devran

Semaa kalktılar cümle âşıkan

Kırk kere meydanı dolandı Ali



Kul Himmet’im eyder Hak muhabbete

Dahi yol gider mi birlikten öte

Muhabbetten kaçan eğri sıfata

Lânetullah dedi ilendi Ali


Kul Himmet

Şah-Mat
24.04.2006, 21:22
Şu Benim Sevdiğim Muhammet Ali


Şu benim sevdiğim Muhammed Ali
Kumru dost dost deyü öten Ali'dir
Sakınan çağıran mahrum mu kalır
Şu sefiller carına yeten Ali'dir

Ali'm tutdu Zülfikâr'ın sapını
Döndürdi kâfirin dine hepini
Mağribde attı kudret topunu
Maşrıkta uzatıp tutan Ali'dir

Muhammed mi'raca gidecek oldu
Ali Muhammed'i gönderi geldi
Doksan bin kelâmı o demde sordu
Soran Muhammed dinleyen Ali'dir

Âşıka dilden halife kılandan
Bülbül ayrılır mı gonca gülünden
Dad be dad çağırdı devin elinden
Kesikbaş carına yeten Ali'dir

Ecel kayıp nasib kayıp er kayıp
Ya Ali sırrına ermedim deyip
KUL HİMMET ortaya bir nişan koyup
Bir olup birliğe yeten Ali'dir.

KUL HİMMET

Şah-Mat
24.04.2006, 21:25
Dünya İle Bir Pazarlık Eyledim


Dünya ile bir pazarlık eyledim
Ne virane ne harabe ne şendir
Seyrettim de bir dükkâna uğradım
Ne çarşıdır ne bedesten ne hardır

Sırr-ı surullahtır âleme inen
Dedim harfim manasını duyana
Çiçeğe uğradım kokusu bana
Ne bağdadır ne bağbandır ne güldür

Bir makam seyrettim ya kim gelecek
İkrarsızlar kıyamete kalacak
Bir gerçek harfim var mana alacak
Ne mezheptir ne imandır ne dindir

Yed'iklim çar köşe kilidi birdir
Ana akıl ermez bir gizli sırdır
Sorarsan dünya ana misaldir
Ne ağızdır ne burundur ne dildir

Kitabın kalbinde olur mu ilan
Ümmet-i billah da Ali'ye ayan
Doluyu bu demde elime sunan
Ne âdemdir ne insandır ne kuldur

KUL HİMMET'im bu manadan al imdi
Alamazsın bir gerçeğe sor imdi
Senede bir kere doğdu dolandı
Ne ülkerdir ne yıldızdır ne gündür

KUL HİMMET

Şah-Mat
24.04.2006, 21:26
Bektaş-ı Veli'nin Yolun Bilmeyen


Bektaş-ı Veli'nin yolun bilmeyen
Gündüzü karanlık gece sayılır
Evlad-ı Âli'ye biat etmeyen
Zümresi münafık pice sayılır

Evlad-ı Mürsel'dir tutmazsa damen
Anlardan ıraktır din ile iman
Her kim Ali evlada ederse güman
Yüz bin emek çekse hiçe sayılır

Arşın yücesidir başının tacı
Ka'be'ye ulaşır zülfürün ucu
Ehl-i beyt katarı güruh-ı naci
Cümle güruhlardan yüce sayılır

KUL HİMMET'im bu manaya erenler
Zamanında imanını bulanlar
Hazret-i Hünkâr'ı mürşit bilenler
Bir niyazı yüz bin hoca sayılır

KUL HİMMET

Şah-Mat
24.04.2006, 21:27
Ey Aşık

Ey âşık saramadın yâremi
Yâreme em olup merhem çalasın
Yarem deşilmiştir sarılmaz madem
Arayıp da hekimini bulasın

Dört kapı açıldı hangisi vardır
Bu manaya ermek hayli hünerdir
Deryanın dibinde kaç şehir vardır
Çarşısını pazarını bilesin

Mehdi çıkmış diye tellâl bağırdı
Bir teknesi vardır kırklar yoğurdı
On iki kız sekiz oğlan doğurdu
Onların ne olduğunu bilesin

Âşıkların sözlerine has derim
Muhammed'i gördüm Ali dost derim
Yedi bin yedi yüz âyet isterim
Yüz on daha vardır onu bilesin

Benim sevdiceğim Taki Naki'dir
Dost bağında bülbüller şakıtır
Yüz kardaşın hocası var okutur
Onların da ne olduğun bilesin

Düzüm düzüm olmuş yüzünün beni
Açılmıştır gül benzinde yanağı
Sar’öküzün alnındaki beneği
Kanadında ne yazılı bilesin

Var bul bir delilin yaka fenerin
Kaç hamail vardır şems ü kamerin
Sar’öküzün bastıcağı mermerin
Direğinde ne olduğun bilesin

Âriflerin sözü hilaf yazılmaz
Güher olmayınca hatem düzülmez
Bir kız vardır hergiz kuşağı çözülmez
Anasının kande olduğun bilesin

Dinleyeyim Kul Himmet'in sözlerin
Onda gördüm yedilerin izlerin
Muhammed'in koynundaki kızların
Huri midir peri midir bilesin

KUL HİMMET

Şah-Mat
24.04.2006, 21:30
Muhabbetten geçen Hak'tan da geçer

Muhabbetten geçen Hak'tan da geçer,
Muhammed de muhabbetten hasuldur.
Arifler boyuna bir kaftan biçer,
Neslin yitirmeyen yine asildür.

Amel olmayınca Hak'ka varılmaz,
Mürvet demeyince dara durulmaz,
Şimdiki insana öğüt verilmez,
Eğer arif isen hemen usul dür.

Cehd eyle kendüye sen iyi dedir,
Özünün karasın mürşide yudur,
Hemen sofuluktan menfaat budur,
Garazdan buğuzdan kinden kesil dür.

Derviş olup meyden içeyim dersen,
Sıratı miyzanı geceyim dersen,
Ahirete iman ile göçeyim dersen,
Günah bende di de darda asıl dür.

Kul Himmet'im haklı nefes tutulmaz,
Burda kalbe giren orda atılmaz,
Türap olmayınca Hak'ka yetilmez,
Türap gibi ayaklarda basil dür.

KUL HİMMET

Şah-Mat
24.04.2006, 21:31
Üzüm tanesî getirdi Süleyman

Üzüm tanesî getirdi Süleyman ,
Kırklarda ol demde gördüler üryan,
Muhammed şerbeti ezmişti heman, i
çtiler şerbetten her can hu deyu.

Kırklar dahi içti cümle mest oldu,
Şah merdan cümlesinden ut oldu,
Hezer post bağlayıp kemer bestoldu,
Semaha girdiler hemen hu deyu.

Kırkların birine neşter vuruldu,
Aktı kanı cümle ispat olundu,
Hak anda mevcuttu, mevcut bilindi,
Hu Allah çağırdı sultan hu deyu.

Hu demenin aslı böyledir böyle,
Zahida nedir sözüm gel beri söyle,
îmanın tazele şehadet eyle,
Gel sende yüzünü boyan hu deyu.

Kul Himmet meydanda sermest olalı,
Gel sende boyan yüzünü hu deyu,
Ali'nin aşkına yola düşeli,
Hayali gönlümde mihman hu deyu.

KUL HİMMET

Şah-Mat
22.05.2006, 20:07
Aklım Fikrim Yâr Eyledim Ben Bana

Aklım fikrim yâr eyledim ben bana
Öğüt verdim deli gönül almadı
Bir kileciği var almış eline
Dünyayı içine koydum dolmadı

Alması farz imiş sünnettir selâm
Hak nurdan yaratmış yaz dedi kalem
Bir çiçek yarattı ol Rabb'ül-âlem
Anı kokulayan mahrum kalmadı

Var bir pire eriş serseri gezme
Gözet gözün önün yolundan kalma
Değme bir dükkâna yükünü çözme
Bunda çok bazergân assı kalmadı

Gençlik yaza benzer kocalık güze
Yüreğim başlıdır dertlerim taze
Boynun eğ de hizmet eyle üstâza
Şeytan benlik ile menzil bulmadı

Kul Himmet'in deste gülü elinde
Daima zikreder Hakk'ı dilinde
Bir güzel sevmişim Hakk'ın yolunda
Hayali gönülden zail olmadı

KUL HİMMET


Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)


Bizi Bu Sevdaya Salan


Bizi bu sevdaya salan
Kendi cenab-ı Allah'tır
Bu sevdaya gönül veren
İşi gücü eyvallahtır

Eyvallahı bilen kişi
Her dem artar aşkı cuşu
Rasül'ün bindiği taşı
Hala durur muallaktır

Bir sözüm vardır tutana
Er odur Hak'tan utana
Kul olmuşuz Pir Sultan'a
Eşiği de kıblegahtır

Er odur ki Hak'tan öğe
Desti damanına değe
Benzemez ağaya beye
Alı şah bir utu şahtır

Dest-ü dameni salmanam
Cevhersiz göle dalmanam
Kırklar saili Selman'am
İşim gücüm şey'ullahtır

Kul Himmet'im okur yazar
Şu cihanı ele gezer
Hak'tan bize oldu nazar
Bu bir sırr-ı sırr'ullahtır

KUL HİMMET


Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)

Ey Aşıki Saramadın Yaremi


Ey âşıki saramadın yâremi
Yâreme em olup merhem çalasın
Yarem deşilmiştir sarılmaz madem
Arayıp da hekimini bulasın

Dört kapı açıldı hangisi vardır
Bu manaya ermek hayli hünerdir
Deryanın dibinde kaç şehir vardır
Çarşısını pazarını bilesin

Mehdî çıkmış diye tellâl bağırdı
Bir teknesi vardır kırklar yoğurdı
On iki kız sekiz oğlan doğurdu
Onların ne olduğunu bilesin

Âşıkların sözlerine has derim
Muhammed'i gördüm Ali dost derim
Yedi bin yedi yüz âyet isterim
Yüz on daha vardır onu bilesin

Benim sevdiceğim Takî Nakî'dir
Dost bağında bülbüller şakıtır
Yüz kardaşın hocası var okutur
Onlarıñ da ne olduğun bilesin

Düzüm düzüm olmuş yüzünün beni
Açılmıştır gül benzinde yanağı
Sar'öküzün alnındaki beneği
Kanadında ne yazılı bilesin

Var bul bir delilin yaka fenerin
Kaç hamail vardır şems ü kamerin
Sar'öküzün bastıcağı mermerin
Direğinde ne olduğun bilesin

Âriflerin sözü hilaf yazılmaz
Güher olmayınca hatem düzülmez
Bir kız vardır hergiz kuşağı çözülmez
Anasının kande olduğun bilesin

Dinleyeyim Kul Himmet'in sözlerin
Onda gördüm yedilerin izlerin
Muhammed'in koynundaki kızların
Huri midir peri midir bilesin

Kul Himmet


Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)


Gül Bittiği Yeri Bilirim Dersin

Gül bittiği yeri bilirim dersin
Bilir misin benlik şeytana düştü
Cevahir madenin bulurum dersin
Cevahir bulanlar ummana düştü

Ben Ali'yi gördüm mahbub çağında
Selman'ın çiğninde yolun sağında
Cennetten içeri firdevs bağında
Bülbül figan eyler gülşene düştü

Selman'ın çiğninde bir oğlan geldi
Destur dedi ele bir deste aldı
Muhammed terini gül ile sildi
Ol zaman kokusu insana düştü

Muhammed'i gören canlar ağladı
Sel sel oldu çeşmim yaşı çağladı
Cebrail Habib'in belin bağladı
Kırkların cem'inde erkana düştü

Kırklar geldi her çiçekten derdiler
Koklayıban yüzlerine sürdüler
Her destesin bir güzele verdiler
Gül Muhammed nerkis Selman'a düştü

Cennetin kapısın kırklar açtılar
Tohumunu yeryüzüne saçtılar
Bir üzümü şerbet edip içtiler
Size mescid bize meyhane düştü

Kul Himmet üstadım dilek diledi
Seyyah olup şu alemi eledi
Arafat dağında bir koç meledi
İsmail önünce kurbana düştü

Kul Himmet


Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)


Seyran Edip Şu Alemi Gezerken

Seyran edip şu alemi gezerken
Uğradım gördüm bir bölük canları
Cümlesinin erkanı bir yolu bir
Mevla'm bir nurdan yaratmış anları

Cümle bir mürşide demişler beli
Tesbihleri Allah Muhammed Ali
Meşrebi Hüseyni ismi Alevi
Muhammed Ali'ye çıkar yolları

Durakları irfan bağıyla bostan
Silinmiş kalbleri gümandan pastan
Cümlenin muradı bir fidan dosttan
Arı gibi sadalaşır ünleri

Sıratı mizanı bunda geçmişler
Varlık benlik kal'asını yıkmışlar
Al giymişler yas donundan çıkmışlar
Gece kadar gündüz bayram günleri

Cennet istemezler azm-i didare
Ne korku çekerler tamuya nare
Secde kılmaktan geçmişler divare
Didare karşı tutmuşlar yönleri

Bir nefeste bir imana uymuşlar
Birinin niyazın bine saymışlar
Kaynayıban kaptan kaba konmuşlar
Şah Hüseyn uğruna akmış kanları

Kul Himmet'im gerçeklerin bu meydan
Özün kurtarmışlar sıfat-ı şerden
Hep içmişler Kırklar içtiği meyden
Haber duymuş dost ilinden canları

Kul Himmet

paşahan
07.07.2006, 19:58
ben kul himmet üstadımızın türbesine gittim içerisine girince çok güzel duygular yaşadım tokat almus görümlü beldesinde imkanınız varsa gidin bence

seker_cocuk_cem
08.08.2006, 15:01
eline koluna saglık

papatya83
10.09.2006, 14:34
elinize yüreğinize sağlık teşekkür ederiz....bu gibi konuların paylaşımını herzaman istiyoruz

Ali sağlam
22.10.2006, 22:15
DÜN GECE SEYRİM İÇİNDE
Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali'yi gördüm
Eğildim niyaz deminde
Ben dedem Ali'yi gördüm

Kamber'i durur sağında
Salınır cennet bağında
Musa ile Tur Dağın'da
Ben dedem Ali'yi gördüm

Üç çerağ yanar şişede
Aslanlar gezer Meşhed'de
Yedi iklim car köşede
Ben dedem Ali'yi gördüm

Cennet kapısında duran
Kilidin mührünü vuran
Yezide kılıcın vuran
Ben dedem Ali'yi gördüm

Yüce dağlar coşkun coşkun
Kul Himmet'im aşka düşkün
Cümle meleklerden üstün
Ben dedem Ali'yi gördüm.

söz:Kul Himmet

Ali sağlam
05.01.2007, 15:01
Hey gaziler şunda günâhkâr oldum

Medet pirim imdat eyle talibe

Aradım günâhım özümde buldum

Medet pirim imdat eyle talibe

Varıp kırklar kapısından çağıram

Hem çağırıp hemi lebbeyk diyen

Posttan kalkıp mührü önüne koyan

Medet pirim imdat eyle talibe

Arza yetip enbiyaya erenler

Yemen'de taç vurup hırka giyenler

Zulmette kalmaz sizi sevenler

Medet pirim imdat eyle talibe

Çağırak doksan bin ere şehide

Mağripten maşrıka cümle işite

Hacı Bektâş Veli'den imdat yetişe

Medet pirim imdat eyle talibe

Sen Ali sırrısın himmetin yete

Fatıma kızındır Muhammed atan

Onları ayırmak yine bir hata

Medet pirim imdat eyle talibe

Eyyüb'ün kurdunu döküp sağ eden

İbrahim'in yerin çayır su eden

Kara don giyip de ağ deveyi yeden

Medet pirim imdat eyle talibe

Hasan Hüseyn şebber-şubber kulaktır

İmam Zeynel İmam Bakır yanaktır

İmam Cafer hüsn hecesinde ayandır

Medet pirim imdat eyle talibe

Musa Kâzım Rıza kalemdir kaştır

Taki Naki çeşmi onlara eştir

Hasanü'l-Askeri dehanda diştir

Medet pirim imdat eyle talibe

Mehdi dedim masum pake yetirdim

Mürvet dedim el pençeye oturdum

On ik’İmamlar'a iman getirdim

Medet pirim imdat eyle talibe

Kul Himmet’im eydür var özün öldür

Cümle eksikliğin mürşide bildir

Engür şerbetini tuttuğum eldir

Medet pirim imdat eyle talibe

Söz:Kul Himmet

Ali sağlam
05.01.2007, 15:06
Kalk karındaş yola gidek

Hak yoldan öte mi dersin

Murad u maksuda erincek

Bu söze hata mı dersin

Ârif olan kalleş olan

Bellidir meyli boş olan

Vefâsız yoldaş olan

Menzile yeter mi dersin

Sırrını verme kalleşe

Kalbi çürük meyli boşa

kapabilmem düşse taşa

Yetmeden tutar mı dersin

Sırrını verme hayrata

Senden alır gider yada

Damızlık koysan çiğ süde

Pişmeden tutar mı dersin

Kul Ümmet der çoşmayan

Aşk kazanında pişmeyen

Burada Hakk’a ulaşmayan

Orada yanar mı dersin

Söz:Kul Himmet

tokatlı gürkan
07.02.2007, 23:14
ercan abi gönlüne sağlık bende bir talip olarak ve bir cem aşığı olarak seni ktluyorum

Ali sağlam
20.03.2007, 17:56
MEDET ALLAH YA MUHAMMED YA ALİ
Medet Allah ya Muhammed ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düştüm
Gülbengi çekilen Bektaşı Veli
Gayretiniz yokmu yokmu ummana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali

Fadime ananın eteğin tuttum
Server Muhammede göz gönül kattım
İmam Bakır ile çok mehtap sattım
Ali gibi Şahı Merdana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali

Taki Naki Askeri'dirulumuz
Mehdi mağarada gizli sırrımız
Cebrail önümüz cibril gerimiz
Kırkların Ceminde erkana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali

İmam Zeynel Şah Rıza'ya kavuştum
Kerbela çölünde cenke giriştim
Hüseyin aşkına hayli vuruştum
Yaralandı sinem alkana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali

Oniki İmam dergahında önüm var
Şah Hasan'la sohbetim var demim var
Musa'yı Kazım'la derdi gamım var
Caferi Sadık 'la dükkana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali

Kul Himmet üstadım bu nasıl yazı
Lezzet verir şirin muhabbet kuzu
Ali'nin alnında zöhre yıldızı
Meyli muhabbeti Selman'a düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali

Söz:Kul Himmet

sausen
30.04.2007, 17:58
Bugün biraz topikleri dolaşayım dedim...
En haz aldığım topikleri açmışsın ercan arkadaş...
Gerçekten emeğine sağlık...

ali ekber23
03.05.2007, 18:01
emegine sağlık ercan kardeş kul himmet gibi üstadlarımızın deyişlerine yer werdiiin için...

Ali sağlam
30.05.2007, 17:02
SEBÜ'L-MESANİ

Sebü'l-mesani kitabın okusan
Türablıktan a'la yol mu bulunur
Bülbül olsam dört kapıda şakısam
Türablıktan a'la yol mu bulunur

Türab ol ki çiğnesinler üstünü
Anda fark et düşmanını dostunu
Nesimi gibi yüzdüregör postunu
Türablıktan a'la yol mu bulunur

Türab ide özün türab ol türab
Kalbindeki kini kibrini bırak
Muhammed Ali'nin cemalin görek
Türablıktan a'la yol mu bulunur

Şükr olsun türablıktan doğrudur yolum
Ali'ye de malum ahvalim halim
Balım Sultan Haydar kend'aslan Ali'm
Türablıktan a'la yol mu bulunur

Balı'yı türab eden aşkın meyidir
Ali Seydi Şah İbrahim soyudur
Türablıktan Şah-ı Merdan huyudur
Türablıktan a'la yol mu bulunur

Kul Himmet'im Kulhüvallahü ahad
Cesetimden can kalmadı bu saat
Dün ü günü bildim idim Muhammed
Türablıktan a'la yol mu bulunur

Söz:Kul Himmet

Ali sağlam
30.05.2007, 17:11
EĞER DİN BABINDAN

Eğer din bâbından haber sorarsan
Söyle kelâmını bildir efendim
Sual eyle ihsân olsun kelamlar
Bilemezsem hâlim nedir efendim

Bir günün farzını on yedi bildim
Yiğirmi sünneti üç vitir kıldım
Sualine cevap vermeye geldim
Veremezsem döv de öldür efendim

Sabah dört öğlen on belli beyandır
İkindi sekizdir deme ziyândır
Akşam beş yats'on üç vitir tamamdır
Bunu da böylece kıldım efendim

Altmış altı er kaleyi boyladım
Altı yüz teravihi hesap eyledim
Ben bir divaneyim böyle söyledim
Buncağız kusura kalma efendim

Kıyas et meydandan geri kalırım
Aç gözünü sana hoca olurum
Bir yıllık namazı ezber bilirim
Var senden kaçan kördür efendim

Beş bin yüz yirmi farzıdır heman
Yedi bin iki yüz sünnettir tamam
İncil'le Zebur Hak delili Kur'an
O da bir sırdır ermen efendim

Seyyid gibi sen secdeye oturmuş
Köylü sana yağlı pilav getirmiş
Bana sen de neden sual sorarsın
Balı kıymağı da yersin efendim

Sözü m'olur sencileyin özü çürüğün
Yüzün görme yüzü gözü buruğun
La bak aşağı indirmişsin sarığın
Korkarım başında güldür efendim

Herhalde ilerü gelemez deyü
Sualime cevap veremez deyü
Kul Himmet ile baş edemez deyü
Korkarım el sana güler efendim

Söz:Kul Himmet

Ali sağlam
30.05.2007, 17:13
Sana Derim Be Hey Sofi

Sana derim be hey sofi
Evvel imamınız kimdir
Selâvat indi şanına
Hak Muhammed Ali diyendir

Evvelkisi İmam Hasan
İkincisi İmam Hüseyn
Üçüncüsü İmam Zeynel
Dördüncüsü İmam Abidin'dir

Beşincisi İmam Bakır
Altıncısı İmam Cafer
Yedincisi Musa Kâzım
Sekizincisi Rıza'dır

Dokuzuncu İmam Takî
Onuncusu Ali Nakî
On birinci Hasanü'l-Askeri
On ikinci Mehdi sahib-zamandır

Kul Himmet'im bakışına
Böyle mi girdi düşüne
İki cihân güneşine
Pâk eyleyen Kur'an'dır

Söz:Kul Himmet

benderli
28.07.2007, 22:57
ask oduyla cihercigi daglıyım
bos deyil bir ikrara baglıyım
aptal pir sultanın aptal ogluyum
adım kul hinmet
pirim alidir ali...

türküsü linktedir

http://www.youtube.com/watch?v=zEXYnFXr81A&mode=related&search=

hazannn
01.08.2007, 11:10
Gönlünüzü sağlık...

Teşekkürler...

Ali sağlam
28.09.2007, 16:02
Bad-ı Sabaya Sorsunlar

Bad-ı sabaya sorsunlar
Canan illeri kandedir
Görenler haber versinler
Canan illeri kandedir

Zikrederim aklım ermez
Yürek kaynar taşar durmaz
Görenler de haber vermez
Canan illeri kandedir

Bir bahrım kaynayup taştım
Mevce vurup hadden aştım
Diyar-ı gurbete düştüm
Canan illeri kandedir

Derviş Himmet eder ahi
Göz yaşı döker günahı
Acap görür mü ol mahı
Canan illeri kandedir

Ali sağlam
28.09.2007, 16:02
Bizi Bu Sevdaya Salan

Bizi bu sevdaya salan
Kendi cenab-ı Allah'tır
Bu sevdaya gönül veren
İşi gücü eyvallahtır

Eyvallahı bilen kişi
Her dem artar aşkı cuşu
Rasül'ün bindiği taşı
Hala durur muallaktır

Bir sözüm vardır tutana
Er odur Hak'tan utana
Kul olmuşuz Pir Sultan'a
Eşiği de kıblegahtır

Er odur ki Hak'tan öğe
Desti damanına değe
Benzemez ağaya beye
Alı şah bir utu şahtır

Dest-ü dameni salmanam
Cevhersiz göle dalmanam
Kırklar saili Selman'am
İşim gücüm şey'ullahtır

Kul Himmel'im okur yazar
Şu cihanı ele gezer
Hak'tan bize oldu nazar
Bu bir sırr-ı sırr'ullahtır

Ali sağlam
28.09.2007, 16:03
Dün Gece Seyrimde Bir Şara Vardım

Dün gece seyrimde bir şara vardım
Niyaz ile kapıları açılır
Laleli sünbüllü bağını gördüm
Bülbül öter gonce güller seçilir

Pazarında gül alırlar satarlar
Koklaşuban canı cana katarlar
Gerçekleri bir kıl ile yederler
Mü'minlere hulle donu biçilir

Dallarında baharları yazılı
Yaprakları bir sıraya dizili
Meleşirler kurbanları kuzulu
Canlar bağışlanır kandan geçilir

Gül kokusu Muhammed'in teridir
Gönlü saf olanlar Hakk'ın yaridir
Aşıka ma'şukun bergüzarıdır
Sevdalar nasipler nurlar saçılır

Bu şar Kul Himmet'im erenler şarı
Bu şarda satarlar erenler varı
Bu şarın adı var gönül pazarı
Engurlar ezilir meyler içilir

Ali sağlam
28.09.2007, 16:04
Düştüm Yine Bir Derde

Düştüm yine bir derde
Gönlüm niçin eğlenmez
Kararım yok bu yerde
Gönlüm niçin eğlenmez

Yarabbî sen kıl yari
Cemalin görsem bari
Dün ü gün edip zari
Gönlüm niçin eğlenmez

Zînet sevdası değil
Şöhret gavgası değil
İzzet davası değil
Gönlüm niçin eğlenmez

Müminim şükrederim
Daima fikrederim
Her zaman zikrederim
Gönlüm niçin eğlenmez

Himmet bir aşık kuldur
Bu yol bir acep yoldur
Halimi bilen oldur
Gönlüm niçin eğlenmez

Ali sağlam
28.09.2007, 16:04
Eğer Dosttan Belli Haber Sorarsan

Eğer dosttan belli haber sorarsan
Sana haber versin seher yelleri
Dost illeri kande deyu ararsan
Sana haber versin seher yelleri

Baharı açıldı mı güllerinin
Feryadı var mıdır bülbüllerinin
Doğru yolun bilir dost illerinin
Sana haber versin seher yelleri

Aşkımın ateşi tutuşup yandı
Dud-i ahım feleklere boyandı
Kandedir der isen güzel efendi
Sana haber versin seher yelleri

Derviş Himmet kendin hayran eylemiş
Yıkıp suret mülkün vîran eylemiş
Canan illerini seyran eylemiş
Sana haber versin seher yelleri

Ali sağlam
28.09.2007, 16:06
Gül Bittiği Yeri Bilirim Dersin

Gül bittiği yeri bilirim dersin
Bilir misin benlik şeytana düştü
Cevahir madenin bulurum dersin
Cevahir bulanlar ummana düştü

Ben Ali'yi gördüm mahbub çağında
Selman'ın çiğninde yolun sağında
Cennetten içeri firdevs bağında
Bülbül figan eyler gülşene düştü

Selman'ın çiğninde bir oğlan geldi
Destur dedi ele bir deste aldı
Muhammed terini gül ile sildi
Ol zaman kokusu insana düştü

Muhammed'i gören canlar ağladı
Sel sel oldu çeşmim yaşı çağladı
Cebrail Habib'in belin bağladı
Kırkların cem'inde erkana düştü

Kırklar geldi her çiçekten derdiler
Koklayıban yüzlerine sürdüler
Her destesin bir güzele verdiler
Gül Muhammed nerkis Selman'a düştü

Cennetin kapısın kırklar açtılar
Tohumunu yeryüzüne saçtılar
Bir üzümü şerbet edip içtiler
Size mescid bize meyhane düştü

Kul Himmet üstadım dilek diledi
Seyyah olup şu alemi eledi
Arafat dağında bir koç meledi
İsmail önünce kurbana düştü