Orijinalini görmek için tıklayınız : Kul Himmet
Kul Himmet Dede Erdebil Ocağına Mensup ve Şeyh Safi’nin Torunlarındandır
Kul Himmet'in kim olduğu üzerinde, 1990 yılında yayınlamış olduğu bin sayfalık “Bektaşi Nefesleri ve Şairleri” isimli kitabında (s. 163) Turgut Koca şu bilgiyi veriyor:
“16. yüzyılda yaşamış bir şairdir. Yeniçeri ocağından emekli olunca, bütün Osmanlı topraklarını köy köy dolaşmıştır. Şiirlerini bu gezginciliği sırasında yazmıştır. Bir ara Hacı Bektaş Dergâhında dervişlik etmiş, mücerret azizlerdendir. Nefeslerinden bir kısmı bestelenmiştir.''7 (http://www.alewiten.com/dedekulhimmet.htm#_edn7)
Bu bilgilerin hiçbir dayanağı yoktur. Kul Himmet'in Tokat bölgesinde yaşadığı ve bir ailesi bulunduğu bilinmektedir. Mücerret (evlenmemiş) derviş de değildir. Tokat'a bağlı Almus ilçesinin Varzıl (Görümlü) köyünde mezarı bulunmaktadır. Kul Himmet soyundan gelen ve Kulhimmetliler adını taşıyan Dedeler (Seyyid) Ocağı vardır.
Kul Himmet'in bugüne değin bilinmeyen soyunu, aşağıda yeni bulunmuş bir şiiriyle açıklayacağız. Bu çok önemli nefesi de, Kul Himmet'in mezarının bulunduğu köyden İrfan Çoban Kulhimmetli Dedelerden derlemiştir. Ayrıca İrfan Çoban Kul Himmet'in soyunu gösteren hüccet–nâme'yi de görüp okuduğunu söylemektedir. (İrfan Çoban: Kul Himmet. Tokat 1997: 6–8) Kul Himmet'in kendisini ve soyunu tanıtan –görünüşte bir kaç kuşak kesiklik olmasına rağmen– bu nefesi çok önemsiyoruz.8 (http://www.alewiten.com/dedekulhimmet.htm#_edn8) Şiirin tamamını aşağıda geçtikten sonra, yorum ve açıklamalarını yapacağız:
Aslımı sorarsanız behey sofular
Aslımız Oniki İmam'dan gelir
Aslımı neslimi diyeyim size
Neslimiz Ahmed–i Muhtar'dan gelir
Hüseyin'dir aslım ceddim celalım
Anadan gelme ummandan gelir
Ondan İmam–ı Zaynel ü Bakır
İmam Cafer Sadık ummandan gelir
Musa Kazım Hüseyn için çok ağladı
Oğlu Hamza–yı Ebul Kasım'dan gelir
Hamza'dan geldi cihana Ebu Muhammed
Onun oğlu İsmail'den gelir
İsmail'in torunudur Cafer
Cafer oğlu Muhammed'den gelir
Muhammed oğlu Hüseyin'den gelmişem
Hüseyin oğlu Feyruz Şah'tan gelir
Muhammed Hafız ondan geldi dünyaya
Onun oğlu Saadettin'den gelir
Evliya sulb–i Saadettindir bilin
Ervahı şartlar insandan gelir
Kutbettin'den geldi Şeyh Salih
Şeyh Safi'nin dedesi Salih'ten gelir
Salih'in oğlu Emaneddin–i Cibril
Şeyh Safi gibi imamdan gelir
Şu dünyada bozulunca aslımız
Ceddi pakim Erdebil'den gelir
Erdebil'den gelince Rum'a
Sözümüz bizim didardan gelir
Şeyh Safi buyruğun eyledim kabul
Sözü onun daim Cafer'den gelir
Yedi kez hacca kılmışam revan9 (http://www.alewiten.com/dedekulhimmet.htm#_edn9)
Yollarımız ehl–i irfandan gelir
Rum diyarına destimi attım
Ali sırrı benim kalbimden gelir
Evladımın adını koymuşum Şahin
Hakka doğru yollar bunlardan gelir
Şahin'ime yolumu eyledim teslim
Aslımız Şah–ı Erdebil'den gelir
Adımı anam Hüseyin koydu
Babam Muhyettin'dir İran'dan gelir
Kula himmet eyledi Şeyh Safi
Kula inanmayan Mervan'dan gelir
Ondan sonra adım oldu Kul Himmet
Evliya yolu Kırklar'dan gelir
Sofu bana sırrımı farş ettirdin
Sırrı farş eyleyen şeytandan gelir
Kul Himmet bu şiirinde Safevi hanedanının soyağacını, Şeyh Safi'ye (1252–1334) kadar sadece 3–4 isim eksiğiyle bize vermektedir. Bu eksik isimlerin peşpeşe olmasından, içinde geçtiği beyitlerin kaybolduğu yargısına varılabilir. Kul Himmet'in bu nefesi, Kızılbaş–Alevi ozanları arasında Safevi soyağacını –Şeyh Safi'ye kadar da olsa– tanımlayan tek örnek olması bakımından önemi bir yana, ilk kez ozanın kimliğini ve kendi soyunu tanımamızı sağlamaktadır. Her ne kadar İrfan Çoban Kulhimmetli Dedelerde şeceresini görüp okuduğunu ileri sürüyor ve saptadığı bir Şah İsmail şeceresiyle karşılaştırıp, onunla amca çocukları olduğunu kanıtlamaya çalışıyorsa da fazla inandırıcı değil. Şeyh Safi'den sonra Erdebil postuna oturmuş Sadreddin (1334–1393), Sultan Hoca Ali (1392–1429) ve Şeyh İbrahim (1429–1447) atlanarak, Şeyh Cüneyd (ölm. 1460) ile Şeyh Haydar'ı (ölm. 1488) Şeyh Safi'nin oğlu ve torunu gösterilmiştir. İrfan Çoban'ın bu karşılaştırmalı sıralamasında Şeyh Cüneyd'in iki oğlu olduğu doğrudur. Ancak Şeyh Cüneyd'in Çerkez halayığından olan büyük oğlunun adı Muhyiddin değil, Hoca Muhammed'dir. (Âşık Paşazâde'den aktaran Walther Hinz: Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd. 2. Baskı, Ankara 1992: 27, 110) Asıl adının Hüseyin olduğu anlaşılan Kul Himmet, babasının adının Muhyiddin olduğunu ve şiirinde “cedd–i pakinin (temiz soyu)” Erdebil'den geldiğini söylemektedir. Kaybolmuş beyitlerinde geçen Kul Himmet'in dedelerinin adlarını bilemiyoruz. Bu şiire göre, Şah İsmail ile çağdaş olan Kul Himmet onun gibi, Şeyh Safi'nin 6. kuşaktan torunudur. Bir kaç beyit içinde verildiği, fakat günümüze ulaşmadığını düşündüğümüz Kul Himmet'in üç dedesinin adını öğrenemiyoruz. Buna rağmen, diğer Erdebil Şeyhlerinin adlarının geçmemesi, babasının adının da Muhyiddin olması bizde onun, Şeyh Safiyüddin'in beş oğlundan biri olan Muhyiddin'in soyundan geldiği kanısını uyandırmaktadır. “Şu dünyada bozulunca aslımız / Ceddi– pakim Erdebil'den gelir” beyitinden, Erdebil dergâhı postuna oturmak için hak kazanamamış Muhyiddin, ya da oğlunun Erdebil'den Anadolu'ya geldiği anlamı çıkabilir. Belki de Kul Himmet'in yazdığı “aslının bozulması”, yani Dergâhın ilkelerine aykırı işler yapmasından dolayı bu hakkı yitirmiştir. Muhyiddin'in kardeşi Sadreddin'in yaklâşık yetmiş yıla yakın Erdebil'in başında bulunmasıyla bazı sıkıntılar yaşanmış olabilir. Ama belki de Kul Himmet'in dedeleri, Hoca Ali döneminin sonlarında, Timur'un Anadolu'dan getirip Erdebil'de bıraktığı Alevi Türkmen tutsakların, yani Sufiyan–ı Rum'dan bir kısmının geri dönüşleri sırasında birlikte gelmiş olabilirler. Görüldüğü gibi Şeyh Safi Buyruğu'nu kabul edip ona bağlanmasının nedeni, sözlerinin İmam Cafer'den gelmesinden ve onu temsil etmesindendir. Bir başka nefesinde Kul Himmet'in, “Şeyh Safi'ye değüptür / İmam Cafer mühürü” dediğini ve Buyruğun tanıtılması ve yaygınlaştırılmasında emeği geçtiğinden yukarıda söz etmiştik. Şiirin sonunda kendisine Kul Himmet adını veren ermişin Şeyh Safi olduğunu açıklıyor: Bu, şiir söyleyip dillenen ozanlara, pirleri veya mürşitleri tarafından, ya da düşlerinde bir veli, bir peygamber görünüp yeni bir ad takılması olarak bilinen Alevi geleneklerindendir. Ayrıca Muhammed–Ali yoluna girerken, yani ikrar verme–musahib olma töreninden sonra verilmiştir. Kul Himmet bir başka düvazimam şiirinde Şeyh Safi'ye “Safi Dede'm” diye seslenmektedir:
Güzel Muhammed'in zikr–i hakkıdır
Oniki irenkten metah dokutur
Safi Dedem yazar Ali okutur 10 (http://www.alewiten.com/dedekulhimmet.htm#_edn10)
Cebrail'in kanadında yazılı
Şeyh Safi'nin Erdebil dergâhının başına geçememiş oğulları ve torunlarının Rum'a (Anadolu'ya) göçtüklerinin bir başka örneği Sivrihisarlı Baba Yusuf'tur. 1524 yılında ölmüş olan Mürşid–i Kamil olarak tanınan Yusuf Baba'nın “Kitab–ı Mahbubiyye” adlı manzum bir yapıtı günümüze gelmiştir. Bu kitabın başında verdiği Safevi soyağacını Adem peygambere değin çıkartmaktadır. Kendisi, Şeyh Safi'den sonra yerine geçmiş olan Sadreddin'in oğlu Cemaleddin'in soyundandır. Sadreddin'in diğer oğlu Hoca Ali Erdebil postundayken Cemaleddin'in oğulları ve torunlarının Anadolu'ya gelip yerleştikleri anlaşılıyor. Yusuf Baba adı geçen yapıtında Yunus Emre'nin mezarının Sivrihisar'a yöresinde Sarıköy'de bulunduğunu da zikretmekte. Ayrıca soyundan geldiği Şeyh Cemaleddin'in kardeşi Hoca Ali'nin müridi Şeyh Hamid Veli (Somuncu Baba, ölm. 1413) ve ona bağlı Hacı Bayram–ı Veli'den de söz etmektedir. Bu gösteriyor ki Anadolu'da yol (tarikat) zinciri Erdebil Şeyhleriyle yürüyen Sünni Türk mutasavvıfları bulunmaktadır. Yusuf Baba'nın da Alevi olup olmadığı açık değildir. (Abdülbaki Gölpınarlı: Alevi Bektaşi Nefesleri. Ankara 1963: 272–273, 276; Melamilik ve Melamiler. İstanbul 1992: 34–35)
Kul Himmet'in mezarının bulunduğu ve Kul Himmet soyluların yaşadığı köyden olan ve köyünde yıllarca imamlık yapmış bulunan İrfan Çoban'ın ozan hakkında derlediği otantik bilgiler, asıl adı Hüseyin olan Kul Himmet'i ailece bize tanıtıyor. Hanımının adı önce Ördek Ana iken, yerleştiği köyde değiştirip Fatma Ana demişler. Birinin adı Şahin, öbürünün Abbas olan iki oğlu vardı Kul Himmet'in. Yukarıdaki şiirinde sadece iki kez oğlu Şahin'in adı geçmektedir. “Şahin'ime yolumu eyledim teslim” dizesinden anlaşıldığına göre, Kul Himmet artık yolu–erkânı yürütmeğe mecali kalmadığı ömrünün son zamanlarında bu şiiri yazmıştır. Abbas'ın o tarihlerde yaşamadığı anlaşılıyor.
Söylentiye göre, Kul Himmet olasıyla, küçük yaşta ölen oğlu Abbas'ın ardından çok ağlayıp sızlamaktaymış; kendisine insan kılığına girmiş bir melek (Mikail) görünüp, elini gözlerine sürerek ona Kerbela'yı göstermiş. İmam Hüseyin ve yetmiş iki yakınının şehit oluşlarını gözleriyle görmüş. Melek ona:
“Ey, ben dervişim, diyen kişi! Sen hep cedd–i celalını översin; hem Hüseyin'in soyundanım dersin, hem de vadesi gelmiş bir evlat için figan edersin. Görmez misin İmam Hüseyin'i? Beş kardeşi üç oğlu gözünün önünde şehit edildi; yine de Allah'a davacı olmadı. Dervişlik, Allah'tan gelene kail olmak ve hoşnutlukla karşılamaktır”
deyip gözden kaybolmuş. Kul Himmet de bir daha ağlamamış ve düvazimamlar söylemiş. Kul Himmet'in soyu oğlu Şahin'den yürümüş. Varzıl (Görümlü) köyünde yaşayan Şahinoğulları, Dedeler kabilesi olarak onun soyundan gelmektedirler.
Ismail Kaygusuz
BUGÜN BIZE PIR GELDI
Bugün bize Pir geldi
Gülleri taze geldi
Önü sıra Kamber’i
Ali Murtaza geldi
La ilahe illallah
Ali Murtaza şahım
Yüzüdür kıblegahım
Miracdaki Muhammed
Alemde padişahım
La ilahe illallah
Padişahım yaradan
Okur ağdan karadan
Ben Pirden ayrılalı
Bin yıl geçti aradan
La ilahe illallah
Aramı uzattılar
Yarama tuz attılar
Bir kul geldi Fazlı’ya
Bedestanda sattılar
Lailahe illallah
Sattılar bedestanda
Ses verir gülistanda
Muhammed’in hatemi
Bergüzar bir arslanda
La ilahe illallah
Arslanda bergüzarım
Pir hayalin gözlerim
Hep hasretler kavuştu
Ben hala intizarım
La ilahe illallah
İntizarlık çekerim
Lebleri bal şekerim
Ben Pir’den ayrı düştüm
Göz yaşları dökerim
La ilahe illallah
Dökerim gözyaşını
Gör Mevla’nın işini
Keşiş kurban eyledi
Yedi oğlunun başını
La ilahe illallah
Keşiş kurban eyledi
Kafirler kan eyledi
Gökten indi melekler
Yerde figan eyledi
La ilahe illallah
Figan eyler melekler
Kabul olsun dilekler
Yezid bir derd eyledi
O derd beni helaklar
La ilahe illahlah
Dört eylemış kapısın
Lal–ü gevher yapısın
Yezidler şehit etti
İmamların hepisin
La ilahe illallah
Hasana ağu virdiler
Hüseyine kıydılar
Zeynel ile Bakırı
Bir zindana koydular
La ilahe illallah
Zindanda bir ezadır
Ca’fer yolu gözedir
Ca’ferin de bir oğlu
Musa Kazım Rıza’dır
La ilahe illallah
Taki Naki ağlarım
Sinem yara dağlarım
Askeri ye Mehdi ye
On ikiye bağlarım
La ilahe illallah
Müşteriye satarım
Dürlü Matah tutarım
Yüküm lal–ü gevherdir
On ikidir katarım
La ilahe illallah
Satarım müşteriye
Kervan kalsın geriye
Cebrail huş eyledi
Cennetteki huriye
La ilahe illallah
Cebrail huş eyledi
Hatırım hoş eyledi
Kanat verdi kuluna
Havada kuş eyledi
La ilahe illallah
Kuş eyledi havada
Gezer dağda ovada
El kaldırmış melekler
Saf saf durmuş duada
La ilahe illallah
El kaldırmış Hak’ına
İsm–i azam okuna
İsm–i azam duası
Tatlı cana dokuna
La ilahe illallah
Dokunur tatlı cana
Ağlarım yana yana
İmamların davası
Kaldı ulu divana
La ilahe illallah
Ulu divan kuruldu
Cümle mahluk derildi
Yezdan işaret etti
Sur–u mahşer vuruldu
La ilahe illallah
Pir dediler Ali’ye
Hacı Bektaş Veli’ye
Hacı Bektaş tacını
Vurdu Kızıl Deli’ye
La ilahe illallah
Kızıl Deli tacımız
Şah Ahmet muracımız
Karaca Ahmet Gözcümüz
Yalıncak duacımız
La ilahe illallah
Kul Himmet üstadımız
Bunda yoktur yadımız
Şah–ı Merdan aşkına
Hak vere muradımız
La ilahe illallah
(A. Celaleddin Ulusoy: Yedi Ulular. Ankara–Tarihsiz: 217–218)
HER SABAH ÖTÜSÜR KUSLAR
Her sabah hersabah ötüşür kuşlar
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Bülbül de gül için figana başlar
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Fatma Düldül Kamber durdu duaya
İsa kahrıyla ağdı havaya
Şehriban soyundu bindi deveye
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Kıblemizden kısmetimiz verile
Arı da iniler kudret balına
Veysel Karan gitti Yemen eline
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Biz çekelim imamlarını yasını
Dinleyelim gerçeklerin sesini
İmam Hasan içti ağu tasını
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Mümin olan inc’elekten elendi
Talip olan Hak yoluna dolandı
Şah Hüseyin al kanlara bulandı
Allah bir Muhammed Ali diyerek
İmam Zeynel parelendi bölündü
Muhammed Bakır’a secde kılındı
İmam Cafer’e de erkân çalındı
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Uçtu gönül kuşu bulmaz yuvası
Serimize çöktü Şah’ın havası
Musa Kazım Rızan’nın da duası
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Taki ile Naki bir olup gitti
Ol Hasan Askeri nur olup gitti
Mehdi mağarada sır olup gitti
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Dört kitap indi de dördüne düştü
Kuran Muammed’in virdine düştü
Kul Himmet Ali’nin derdine düştü
Allah bir Muhammed Ali diyerek
Kul Himmet
GECE GÜNDÜZ INTIZARIM PIRIME
Gece gündüz intizarım Pirime
On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Kanım kaynar Ehlibeytin kanına
On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Kimim umudu var kimin akçası
Kimi şalvar geyer yoktur bohçası
Bu garip gönlümün bağı bahçesi
On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Bizi ilettiler Mansur darına
İman ikrar getir derler pirine
Lanet olsun münafıklar canına
On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Tavus kuşu cevlan kurar bu demde
Çekmişler Mansur’u dara meydanda
Nice sefillerin boynu urganda
On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Kul Himmet der kulkhü vallahü ahad
Cesedimde can kalmadı bu saat
Dünü günü virdim Ali Muhammed
On(i)ki İmam seher vakti sen yetiş
Kul Himmet
ercan abi eline,gönlüne saglik !!!
cok güzel yazmisiniz eline saglik ercan bey
PERVANEYI ASK ODUNA YANDIRAN
Pervaneyi aşk oduna yandıran
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Dalga vurup deryaları coşturan
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Mansur’u öldürüp darda astıran
Çekip Zülfikar’ı taşı kestiren
Miraç’ta Muhammede nişan gösteren
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Fani imiş şu dünyanın ötesi
Söylerim sözümü var mı hatası
Hasan ile Hüseyin’in atası
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Zindanda Zeynel’in payını veren
Muhammed Bakır’ın payını veren
Mahrum kalmaz dergâhına yüz süren
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
İmam Cafer Kazı Musa İrıza
Mümine irahmet yezide ceza
Sahib–i Zülfikar hulk–i irıza
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Taki Naki hem dertlerin devası
Hasan–ül Askeri Mehdi livası
Muhammed Mustafa sırr–ı Hüdası
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Kul Himmet’im ziyan etmez karında
Her kulun bir sevdası var serinde
Dünyada ahrette mahşer yerinde
Aman Şahı Merdan sen imdat eyle
Kul Himmet
ESTI SINEM YELI DERDIM ARTIRDI
Esti sinem yeli derdim artırdı
Ateşim yanmadan korlandı yine
Gülistan elinden selam getirdi
Sinem bülbülleri söylendi yine
Hayyellerin kalb evime yeritti
Benliği perişan etti dağıttı
Senin aşkın bana “Hü dost!” çağırttı
Can zülfün teline bağlandı yine
Gerçek bu meydanda gafil oturmaz
Asla vücuduna hile getirmez
Gönül aşnasını buldu yitirmez
Dost zülfün teline bağlandı yine
Değme dala değme gönül sayyadı
Dostun bahçesine kondurma yadı
Muhammed Ali’den tuttum bünyadı
Gönül bir ikrara bağlandı yine
Coştu Kul Himmet’im coştu ayılmaz
Arığına muhabbete doyulmaz
Tabip olmayınca yara sarılmaz
Yar geldi yaralar sarıldı yine
Kul Himmet
Kul Himmet´in gezdigi yerler
Onsekiz bin alemi gezip seyreden
Şah–i Merdan ile gezdiğim yerler
Kah bir mekân gelir bir mekân gider
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Okundu (...?) ayet suresi
Pak oldu yerin göğün arası
Kara Hamdelistan(?) yöresi
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Bak şu silsileden sohbet edene
Temaşa kıl dünyaya gelip gidene
Karaman Kırşehir gölü Adana
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Hem de aştı Musul’u Hasan Keyfi
İmamlar soyudur pirim Şeyh Safi
Hamel(?) Halep İstanbul Ayasofya’yı(?)
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Gayet sıcaktır ağır havası
Katarlanmış gider atı devesi
Amasya Çorum Merzifon ovası
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Kayseri'de Erciyes dağlar ulusu
Bozoğlan Bulanık Bulgar Yalusu
Hemdinli ve Karadeniz yalusu
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Sahilinde çok olur turnası kazı
Bozoğlan Bulanık Bulgar Yalısı
Hemdinli’nin Karadeniz kıyısı
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Kudrettendir Kiloğlu'nun feneri
Kafir kırmak azizlerin hüneri
Kızılelma Akdeniz'in kenarı
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Kabeye gider doksan bin hacı
Dimyat begleri alırdı pacı
Müminin durağı.....
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Düldülü incitir Ali'nin zoru
Ona karim olmaz alemin varı
Sofya da Bulgaristan'ın kenarı
Şahı Merdan ile gezdiğim yarlar
Nur ile doludur Kerbela vari
Orda şehit oldu imamlar serveri
İlbazlı iklimi Dımışki şarı (Şam çarşısı)
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Giydiği al yeşil nurdan eyeri
Mekke Medine Arap diyarı
Şahı Merdan'ın indiği kühsarı (dağın tepesi)
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Deşt–i Serendib'de Adem’in izi
Arafat'ta güzel koçun boynuzu
Tur dağında Çin–i Maçin’in yüzü
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Hazret Ali dürür ol büyük insan
Bir burçtan bir burca okunu atan
Baruburak(?) Karabarak(?) akmadan
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Evvel bu dünyaya kim geldi Halık
Dört kapı ve kırk makam da mevasık (gerçek şeyler)
Yeraltında sarı öküzle balık
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Balığın üstüne koydular taşı
Baksın bundan ibret alsın her kişi
Onsekiz bin alemin içi dışı
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Dahi çoktur sohbetimin akisi
Yel estikçe gelir yarin kokusu
Kanber dağı Erenlerin sekisi
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Çarh–ı Musul yüce dağların çoğu
Suları çağlar hoş bahçası bağı
Hey Saatçukuru gel Ağrı dağı
Şah–ı Merdan ile gezdiğim yerler
Cem kuruldu âşık nefese başlar
Kim estirir yeli bre kardaşlar
Tozan Canyaylası dağ ile taşlar
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Acel gelip biz göçmeden fenadan
Nasibimiz versin Mevlam yaradan
Bağdad Kerbela Erdebil’le Hemedan
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Yaradan bilir gizlim saklımı
O yürütür daim benim aklımı
Hind Horasan ile Irak iklimi
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Oniki İmama kast eyledi Mervan
Kim yayar kudret devesin seyran
Karabağ Gence Şemahı Şirvan
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
Kahi Elburz dağın aşıyor yolu
Dertli dertli öter seher bülbülü
Kılbarak'tan beri Kem(h)keşan (?) eli
Şahı Merdan ile gezdiğim yerler
(...)17
Ben Derviş Himmet’im derdim bir tümen
Denizlerin taş–ı lal dür semen (değerli)
Şah Necef iklimi Hindistan Yemen
Şah–i Merdan ile gezdiğim yerler
Kul Himmet
Ali ile Dev Destani
Yerde insan gökte melek yogiken
Kudretinden bir nur indi süzüldü
İki isim bir kandilde nur iken
Ayin Ali mim Muhammed yazildi
Ol dem yaratıldı dev ile peri
Kaftan kafa hükmederdi herbiri
Anların var idi bir sultanları
Gayetten pehlivan pek zorba idi
Üçyüz altmış batman gürzü çekerdi
Vuruncağız Kaf'ı Küf’ü yıkardı
Cümle devler anın havfin çekerdi
Yedi iklim çar köşede az idi
Üçyüz altmış arşın idi kameti
Yetmiş yedi arşın idi sıfatı
Hiçbir kula benzemezdi heybeti
Bakınca mağripten meşrık düz idi
Kaf dağında bir bağ vardı hurmadan
O zaman yoğidi dünyada insan
Gördü bağ içinde bir taze civan
Şad ü hurrem oldu güldü sevindi
Nigar mısın deyip sundu elini
Benliğinden geçti sıydı halini
Özge bilemedi hiç ahvalini
Tezden hemen yüzüstüne yıkıldı
Yedi günden sonra buldu özünü
Eli bağlı kan doldurmuş gözünü
Sultan Süleymana vurdu yüzünü
“Süleymansın şu bendimi çözündü”
Süleyman der: “Kim bağlamış elini
Kaddin hilal olmuş bükmüş belini
Kimler kıldı sana bunca zulümü
Hakk’ın emri yoksa böyle yazıldı?”
Dev de der ki: “Ahirinde n’olacak
Bu dert bize kıyamete kalacak”
Süleyman der: “Muhammed var gelecek
Ahir zaman yakın derler, sezindi”
Bir zaman söylendi dillerde bu ad
Nice bin yıl geçti nice bin saat
Zahir oldu Ali ile Muhammed
Devler geldi karşısınde dizildi
Mekke medine’nin halkı dirişdi
Devi görenlerin tebdili şaştı
Mekke’nin üstüne zulümat düştü
Kimisi korktu da benzi bozuldu
Yedi iklim padişahı geldiler
Alay alay taraf taraf durdular
Tezden Muhammed’e haber verdiler
Arafa’a ulu divan kuruldu
Muhammed der deve: “Nedir ahvalin?
Sinende yaran var baglıdır elin
Vatanın neredir nereden gelin?
Eğlen de bir haber ver tezindi”
Dev de der ki: “Kaf dağıdır mekânım
Dünyada yoğidi eşim nökerim
Nice bin yıl ben bu derdi çekerim
Kuşça canım kafesinden üzüldü”
Muhammed der deve: “Nerde bağlandın?
Adın nedir bunca eğlenlendin?
Süleyman Nebi'ye Nuh'a varmadın
Elin baglı bin yıl daha gezindi''
Dev de der ki: “Rezputeş’tir adım
Kaf'tan Kaf'a kadar hüküm ederdim
Süleyman Nebi’ye Nuh'a uğradım
Ne yaram onuldu ne bend çözüldü”
“Yüz yigirmi dörde verilmez adet
Bunca peygamberden bulmadım medet
Sana geldim düştüm el aman mürvet
Muhammed’sin şu bendimi çözündü”
“–Süleyman’dan haberini alın mı
Kaf’tan ırak yollarından gelin mi
Elini bağlayanı görsen bilin mi?
Eğlenme de şu orduyu gezindi”
Küçük büyük bu haberi duydular
Dellal koyup çarşı çarşı sordular
Cümlesi de derildiler geldiler
Hepsi devin karşısına dizildi
Nice günler nice saatler geçdi
Dert ehli de dermanına kavuşdu
Bunca insan tek tek oldu savuşdu
Gümanı kalmadı umum üzüldü
Dev de der ki: “Beni aldı bir firak
Gelemem bir dahi menzilim ırak
Derc etdim orduyu oğlan burda yok
Yana yana şu vücudum köz oldu”
Muhammed der: “Dava etdin
Bunca halkı biraraya derledin
Oğlan burda sen oğlanı görmedin
Elin bağlı bin yıl daha gez indi”
Dev de der ki: “Sanma beni deliyim
Kaf’dan da ırak yollardan gelirim
Görünceğiz ben oğlanı bilirim”
Kaşlarında mim duası yazılı
Hak emriyle gökten Cebrail indi
Okudu nameyi sultana sundu
Tanrı Muhammed’e selam gönderdi
“Devin ilacını görsün tezindi
Muhammed Selman'a gel dedi geldi
Aleme bir nurdur balkıdı doğdu
Selman'ın çiğninde Ali'yi gördü
Dev Muhammed hırkasına dolundu
Dev de Muhammed'e söyler pusudan:
“İşte bu oglandı bana iş eden
Yerde insan gökde melek yoğiken
Duyar idim çok dev başın keserdi”
Ali'm der “Deve olmaz irağbet
Dev adam eti yer bu nasıl adet?”
Muhammed Ali'ye eyledi minnet
İşaret eyledi bendi çözüldü
Ali devin kususruna kalmadı
Kimi inandı kimi inanmadı
Ta elest’ten ikrar veren dönmedi
Yezid’in gönlüne lanet yazıldı
Büyük küçük bu haberi işitdi
Sevdası serimden ayrılmaz her dem
Ruh aşinasıydık Elest gününden
İsm–i Ali kalb evine yazıldı
Kul Himmet’im eydür dediğim neden
Sevdası serimden ayrılmaz her dem
Ruh aşinasıydık Elest gününden
İsm–i Ali kalb evine yazıldı
Kul Himmet
SABAHIN SEHER VAKTINDE
Sabahın seher vaktinde
Ali’yi gördüm Ali’yi
Eğildim niyaz eyledim
Ali’yi gördüm Ali’yi
Arslanı gördüm Meşhed’de
Kırk mum yanar bir şişede
Yedi iklim dört köşede
Ali’yi gördüm Ali’yi
Cennet kapısında duran
Hayber’in kilidin kıran
Kafire zülfikar çalan
Ali’yi gördüm Ali’yi
Çiskin dağlar başı çiskin
Kul Himmet’im oldu küskün
Cümle yerden erden üstün
Ali’yi gördüm Ali’yi
Kul Himmet
YOLCU OLDUM YOLA DÜSTÜM
Yocu oldum yola düştüm
Yollarım Ali çağırır
Bülbül oldum güle düştüm
Dillerim Ali çağırır
Bir zaman türapta yattım
Türlü çiçeklerden bittim
Arı ile çok bal ettim
Ballarım Ali çağırır
Bulut oldum göğe ağdım
Yağmur oldum yere yağdım
Coşkun coşkun ben kaynadım
Sellerim Ali çağırır
Bu hana mihman gelmişim
Kah ağlayıp kah gülmüşüm
Bahr–i Umman’a dalmışım
Göllerim Ali’ çağırır
Kul Himmet’im aşka düştü
Aşk deryası boydan aştı
Virdimiz Ali’ye düştü
Dillerim Ali çağırır
Kul Himmet
SEVDIGIM MUHAMMED ALI
Sevdiğim Muhammed Ali
Çağırıram gel ha gel
Urum’da Bektaşi Veli
Çağırıram gel ha gel
Cebrail arşın yüzünde
Melekler döner izinde
Hızır Nebi hazır demde
Çağırıram gel ha gel
Ferhad isen dağı dolaş
Şehit isen kana bulaş
Fatma Ana cara ulaş
Çağırıram gel ha gel
Zeynel Bakır Cafer canda
Çok günahlar vardır bende
Özüm darda gözüm yerde
Çağırıram gel ha gel
Kazım Musa Rıza aman
Taki’ye Naki’ye deman
Eriş Mehdi Sahib–zaman
Çağırıram gel ha gel
Kul Himmet söylemez yalan
Sen de buikrara dolan
Kesikbaş carına gelen
Çağırıram gel ha gel
Kul Himmet
GEL BENIM DERDIME BIR DERMAN EYLE
Gel benim derdime bir derman eyle
Alemler derdine derman olan Şah
Hükmümün üstüne bir ferman eyle
Alemler hükmüne ferman olan Şah
Bir ismi Seyyid’dir bir ismi Ali
Hak sana Murtaza dedi ya veli
Şu dünyanın evvelisin ahiri
Şu kevn ü mekânda sultan olan Şah
Seyrangahım oldu arşın yücesi
Düldül’ün ıssısı Kanber hocası
Server Enbiyanın Miraç gecesi
Yedinci kat gökte arslan olan Şah
Musa’nın asasın ejderha eden
İsa’ya ölüyü hem de dirilten
Muhammed aşkına Zülfikar çalan
Küfür yerlerini iman eden Şah
Kıl Himmet’im eydür meydanda sırdım
Her nereye baksam Ali’yi gördüm
Her seher vaktinde dilimde virdim
Müminler dilinde ezber olan Şah
Kul Himmet
MÜMINLER BU YOLDA TÜRAP OLURSA
Müminler bu yolda türap olursa
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Darda bun’da zulümatta kalırsa
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Akılbaliğ yaşı tende ise de
Hakk’ın hayalleri canda ise de
İki elleri kızıl kanda ise de
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Talib on yaşında musahb tuta
Yigirmi de özün gerçeğe kata
Otuzunda vara mürşide yete
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Kırk yaşında pişkin söyler sözünü
Ellisinde türap etse özünü
Altmışında Hakk’a dikse gözünü
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
İhlas talip meylin Şah’a verirse
Yetmişinde balasını bulursa
Sekseninde Hak aşkına varırsa
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Kul Himmet üstadım yiye hanını
Doksanında değiştirse donunu
Yüz yaşında haka verse tenini
Mahrum kalmaz Ali diye çağıran
Kul Himmet
HAK MUHAMMED PIRIM ALI
Hak Muhammed pirim Ali
Amana geldim amana
Hünkar Hacı Bektaş Veli
Amana geldim amana
Ali’dir izzetli Şah’ım
İmamlardır secdegahım
Yerden gökten çok günahım
Amana geldim amana
Fatma anayı ararım
Kalmadı sabrım kararım
Hata ettim günahkarım
Amana geldim amana
Hasan şehidlerin başı
Şah Hüseyin karındaşı
Sebil oldu gözüm yaşı
Amana geldim amana
Zeynel Bakır Cafer Kazım
İrıza’ya bağlı özüm
Cümlenize var niyazım
Amana geldim amana
Taki Naki Şah Askeri
Gelmişim divandan beri
Mürvet Ali’nin Kanber’i
Amana geldim amana
Aman Kul Himmet’im aman
Yetiş Mehdi Sahib Zaman
Yardım eylen Oniki İmam
Amana geldim amana
Kul Himmet
ALI`NIN YÜZÜGÜ DESTANI
Kapıya bir sail geldi
Ya Ali ben acım deyü
Uzak yollardan gelmişim
Bir nana muhtacım deyü
Ali’nin yoktu azuğu
Arab’a geldi yazuğu
Çıkardı verdi yüzüğü
Var git şara nan al deyü
Arab yola revan oldu
Bir ulu da şara vardı
Yüzüğü Cıfıt’a verdi
Ağırınca nan ver deyü
Cıfıt da yüzüğü aldı
Ol dem dükkanına geldi
Bir şehr ekmeğini saldı
Daha yüzük ağır deyü
Arap sen bize gelmişsin
Bir gece mihman olmuşsun
Yüzüğü benden çalmışsın
İşte şahidim şar deyü
Cıfıt ben size gelmedim
Bir gece mihman olmadım
Yüzüğü senden almadım
Yüzüğün ıssı var deyü
Şahit mahluku derildi
Nemrud kadısı buyurdu
Yüzüğü Cıfıt’a verdi
Var şurada dur deyü
Diktiler demür dayağın
Sordular haberin sağın
Bağlattı elin ayağın
Sen burada yat deyü
Oradan geri çıkdılar
Yüzüğü ateşe attılar
Bin batman demür eridi
Daha yüzük boz deyü
Yazık Arab’a yazık
Arab’ın gül benzi bozuk
Tekin degildir bu yüzük
Var Arab’dan sor deyü
Arab çağırır pirine
Alem boyanır nuruna
Ya Ali yetiş carıma
Sefil halimden bil deyü
Kul Himmet’im yandı tüttü
Sinem bülbülleri öttü
Pirim Ali geldi yetti
Yüzüğün sahibi ben deyü
Kul Himmet
YERDE KALMAZ AHIM
İnşallah yerde kalmaz ahlarım18
Sedeften geçer Şahlarım
Meleklerin feriştahların
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Yeryüzünde kıblegahın
Karadonlu Beytullahın
İbrahim Halilullah’ın
Hörmeti hakkı içi ya Ali medet
Mümün sadık kullarının
Hakk’a giden yollarının
Arafatta kesilen kurbanların
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Çoşkun akan çayların
Sıtkım Hakk’a bağlarım
Balkıyıp inen nurların
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Karlı karlı dağların
Özüm Hakk’a bağların
Doğan günlerin çıhan ayların
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Gökten inen Kuran’ın
Demler süren irfanın
Dünyaya hükmeden Süleymanın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Eşiğinde ben sailem
Her ne dersen ben kailem
Cebrail Mikail İsrafil Azrailin
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Çeke idim şu Mansur’un dar’ını
Göre idim ol Hakk’ın didarını
Dünya pehlivanı Hamza’yla Keçeci Baba’nın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Menzili yoktur yalanın
Hü deminde ikrarında duranın
Yemen’de Veysel Karani’nin
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Dillerine ben mailem
Herne dersen ona kailem
İmamlar soyu Şah İsmail’in
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Gerçekler katarını yederim
Çekip dergâha doğru giderim
Ölüyü diri kılan Şeyh Ahmed’in
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Süreğimiz Erdebilli süreği
Kadir Mevlam kabul eyle dileği
Kemah’ta yatan Sultan Melek’in
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Bağdad’ın elinde Musul erlerin
Mucizatlı (veli) Sultan Munzur’un
Abdal Musa ile Hazret Hızır’ın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Envai biten otların
Henüz arttı firaklarım
Sakilerin cömertlerin
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Seherde öten garip kuşların
Baharda açan ağaçların
Kerbela’ya giden dervişlerin
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Deryada yüzen balıkların
Kalmadı daha konuklarım
Hak ismin zikreden âşıkların
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Türabına yüz sürem Abul Kasım’ın
Mevlam versin herkesin nasıbın
Zehra ile Hazreti Yusuf’un
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Ne sevdalı imiş şu benim başım
Sel revan oldu akar gözyaşım
Niksar’da Melik Gazi Samsun’da Ergünaş’ın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
İşine kimse karışmaz Hakk’ın
Eğlenmem giderim yollarım yakın
Eyüp peygamber ile Hazreti Nuh’un
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Güruhu Naci’nin Havva Ana’nın
Sultan Kara Yakup’un
Keçesini döven Ahi Baba’nın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Hazreti Fatma’nın Şehriban Ana’nın
Sultan Çığırgan’ın ona inananın
Sivas’ta yatan Ali Baba’nın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Tövbesi kabul ola hatanın
Herkes arzuluyor kendi vatanın
Necef’te (doğrusu Serendib'de) yatan Adem atanın (!?)
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Hakk’ın deryaları derindir
Lütfu (a)çık Mevlam kerimdir
Yüzyirmi dört bin peygamberlerin
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Bahçede açılan güllerin
Şakıyıp öten bülbüllerin
Horasan’dan gelen erlerin
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Oğlunu kurban veren Halil’in
Bulgar’da yatan Kızıl Deli’nin
Serçeşme Hacı Bektaş Veli’nin
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Daim dillerde söylenir adın
Mevlam hub yaratmıştır bünyadın
Balım Sultan’ınan Kara Pirbad’ın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Göz görenin yol varanın
Hakk’ı kalbinde bilenin
Kerbela’da yatan İmamın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Nutkun çoktur boldur rahmetin
Doksan bin ere kadeh götürenin
Hünkar’ın gözcüsü Karaca Ahmed’in
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
On iki imamdır delilim
Hem Ruşen’in hem Veli’nin
Pirler Pir’i Hazreti Ali’nin
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Düldül ile Zülfikar’ın
Fatima ile Kanber’in
Tozanlı’da yatan Hubyar’ın
Hürmeti hakkı için ya Ali medet
Zehri nuş eden İmam Hasan
Mucizatı çoktur asanın
Münacatta Hazreti Musa’nın
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Tuba ağacından düzdüler tabudun
Kerbela’da çağrılır Hüseyin adın
İsa peygamber ile Davud’un
Hörmeti hakkı için ya Ali medet
Nesli çoktur Nesimi’nin
Ötesi ummandır Teslimi’nin
Zeynel Abidin ile Ebul Muhsin’in(!?)
Hürmeti hakkı için ya Ali medet
Küfrüne karışmam kafirin
Cahdiyle tamam dört duvarın
İmam Bakır Cafer Kazım Musa Rıza’nın
Hürmeti hakkı için ya Ali medet
Herkes Piriye’nin... yakının(!?)
Şerden merden sakının
İmam Taki ile Naki’nin
Hürmeti hakkı için ya Ali medet
Issız koyma Pir’im tahtını
Mevlam yerine getirsin ahdını
Hasan Askeri ile Muhammed Mehdi’nin
Hürmeti hakkı için ya Ali medet
Otuz dokuzda kıldım kararım
Bir dert ehli hoş yar ararım
Sinop’ta yatan Hazreti Bilal’ın
Hürmeti hakkı için ya Ali medet
Çok serencemler geçti serden
Lal–i gevher çıkar diden
Horasan’da Erdebil’de yatan erlerin
Hürmeti hakkı için ya Ali medet
Kul Himmet’im açıldı varaklarım
Kabul olsun dileklerim
Hurilerin meleklerin
Hürmeti hakkı için ya Ali medet
Kul Himmet
(Boncuk Şahin Dede’den derleyen İrfan Çoban: Kul Himmet, s.110–114)
ERENLER DESTANI
Pirim güzel Şah’ı görelim
Yoluna da can ve baş var
O canı Şah’a verelim
Erenler ilen pazar var
O can erenlere yetti
İndi Mekke’yi seyretti
Ali Şah Necef’de yattı
Munzur’da bir çim ağ taş var
Ali’m Necef’den göçtü
Bağdad ehli de ağlaştı
Hasan Hüseyi inleşti
Onun’çün gözümde yaş var
Kal deyince durdu Hacer
Tenimiz toprakta kocar
Kerbela’da oyuk tecer
Ziyareti de on beş var
Yine taştı Pasin suyu
Yoktur(?) Alagöz’ün dağı
Samsun’da Kör İsa Suyu
Sanusa’da akar taş var
Sür dünyada zevk ü sefa
Kılma gör canına cefa
Gündüz’de Hasan Halife
Niksar’da Melik Gazi’ye iş var
Kara Baba esriğinden
Pirim Holgin gitmez candan
Dolu iç Köse Süleynman’dan
Önüm Saru Yaser hoş var
Şeyh Aslı Merzifonlu Ayık
Erenler önünce peyik
Pir Nebat (doğrusu Pirabad) Çöreği Büyük
Önünce beş on derviş var
Aslan Oğlu içmiş içmiş
Gözü Kanlı nere düşmüş
Şeyh Nusreddin çırağı yanmış
Pervane ol şemine düş var
Kırağ yağmış boran esmiş
Gelmez geyikleri küsmüş
Ziyaretler kar basmış
Akdağ üstünde pek kış var
Saru Saltuk Babadağ’da
Kes ismini Şerif doğra
İn İbrahim Hacı’ya uğra
Bu(l)gar’da Bozoğlan aş var
Sivas şehrine varmağa
Ali Baba’yı görmeğe
Abdüvahhab’a yüz sürmeğe
Kaynar yüreğimde cuş var
Palas Gölü Budak Özü
Ernefes’dendir de düzü
Engürü’de Seyyid Gazi
Urum’da Hacı Bektaş var
Al Koyun Baba’dan tövbe
Hem küfür getirme lebe
Hü demde er Gulu Baba
Sende batında çok iş var
İstanbul’da Nigar Saru’ya
Ayasofya’ya yüz sürüye
Var Eyyub Sultan’a uğra
Eline ayağına düş var
Kul Himmet erenleri öğer
Duası müminlere değer
Her tüyünden rahmet yağar
Beyt ül–mamur’da bir kuş var
Kul Himmet
(Giritli bir Bektaşi göçmende gördüğü Cönk’ten derleyen Cahit Öztelli: Pir Sultan Dostları. Ankara 1984: 151–154)
BÜLBÜL
Eğer candan sever isen sen beni
Eğlen uçup gitme der güle bülbül
Senin mekânın benim kalbim evidir
Vücudum şehrine kona der bülbül
Konarsan güle kon dikene konma
Sakın eski düşman dost olur sanma
Rakipten korkup ta sen geri durma
Düşmanın kastı cana der bülbül
Bülbül gibi daldan dala sektiğim
Kahrı hoş eyleyip cevrin çektiğim
Beresin bekleyip ikrar güttüdüm
Gülde mi harda mı o ne der bülbül
Gani Celal'dan rahmet ola kuluna
Tabib gerek derde derman buluna
Benliğinen konma gülün dalına
Arı var pençeni kana der bülbül
Hatice–t–ül kübra Zühre'nin sesi
Hasan'ın Hüseyin'in validesi
Hazreti Peygamberin kerimesi
Sorun Fadime'ye o ne der bülbül
İmam Zeynel içti abu hayatı
Muhammed Bakır'a ver saadeti
Dört kitapla İmam Cafer heyeti
Yetmiş üçte mümin kula der bülbül
Musa–i Kazım'ın kurşun içişi
İmam Rıza'nın müşkül seçişi
Seher vakti dertli dertli ötüşü
Dost bağında gonca güle der bülbül
Taki'nin Naki'nin ervahı farzın
Cebrail türaba erdirdi özün
Naki'nin alnında Zühre yıldızı
Gelin yaş soruşun bile der bülbül
Hasan Askeri'den asker kopunca
Mehdi mağaradan dışa çıkınca
Binbir çiçekten de paçın alınca
Arının figanı bala der bülbül
Kul Himmet dilinden güherler saçar
Geçer şu mahluğun eyyamı geçer
Mümin olanlara rahmetler saçar
Dünya baki değil fena der bülbül
Kul Himmet
HEY ERENLER
Hey erenler kimse Şah'a gidemez
Şah'a Kanber gibi kul olmayınca
Her Mekke'ye giden Hacı olur mu
Her abdal olanlar naci olur mu
Her çaput başlılar bacı olur mu
Erenler haliyle hal olmayınca
Cevahir yanmasa aşkın oduna
Sikke yazarlar mı Şah'ın adına
Seni hiç korlar mı talip evine
Zer gibi sararıp kal olmayınca
Mecnun olan gezer daim mestinde
Aşkın dolusunu tutar destinde
Seni taşırlar mı başlar üstünde
Mürşit nazar edip gel demeyince
Dertmend olmayınca gönül hak olmaz
Âşık olmayınca sine çak olmaz
Kul Himmet’im eydir vücut pak olmaz
Mürşit–i Kamilden el olmayınca
Kul Himmet
GEL GÖR SIMDI GERCEKLERIN ZATINI
Gel gör Şimdi gerçeklerin zatını
İnkar edenin tebdil eder sıfatını
Mümin har(i)ce vermez zürriyetini
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Bu vasiyetler Ali'nindir Ali'nin
Cemali gerçektir pirim Veli'nin
Kusuruna kalmayacak kulunun
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Talip olan durur ahd u peymana
Özü haktır kalbi gitmez gümana
Zerre günah işlese yatar tercümana
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Müminler günahın eline alır
Meşayih kavlinde doğruya gelir
Kahrı kime etsen lütf ona olur
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Talip oldur evliyayı hak saya
Hem sırrını kalb evinde saklaya
Özünde benlik komaya paklaya
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Mümin ziyareti erin nazarı
Daim gerçek ile eyle pazarı
Erkân yerinedir Pirin nazarı
Müminler ezber–i Ali'dir
Talip oldur evliya eteğin tuta
Özünün egrisin dışarı ata
Daim güher ala güherler sata
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Bu yola gidenler olurlar hacı
Talip oldur gördüğünün utacı
Musahib musahibden ayrı tutmacı
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Sofu oldur gördüğünü kotara
Nefs–i emmare'den kendin kurtara
Hayır hizmet edip hakka yetire
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Musahib kapısı Ali'den kaldı
Onun'çün Cebrail hak rehber oldu
Sofra İbrahim–i Halil'e geldi
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Herhangi bir talip pirinden bezer
Hak şahit ona bin günah yazar
Mürebbi evinden uğruluk hazer
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Ya talip dil oldu cemi katında
Melekler titreşir hem heybetinde
Ala gözlü Şah'ım versin batında
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Ya da talip olan ikrardan döndü
Yerden gökten ona lanetler indi
İkrarın sahibi Ali'dir kendi
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Bir talip günahın bilmedi geldi
Kırksekiz cumada erkânsız oldu
Meşayih kavlinde Mervan'a döndü
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Bir talip eğer günahkar olsa
Günahı nedir onu bilmese
El aman mürüvvet ya Ali dese
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Dar’a durur hasmı kail olursa
Onun sitemi kırktır vurursa
Ehl–i Kamil yollarına girerse
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Ehl–i tarık olanlar böyle gittiler
Giden gitti gitmeyene n'ettiler
Kandil mübareği Cem'de tuttular
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Bir talip de gönül yıkıp otursa
Ehl–i dil olsa da hüner getirse
Sarih sitem yoktur özür getirse
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Sorgusu yoktur gerçek gelene
Gerçek söyle gerçek yoktur yalana
Lanet olsun güman ile gelene
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Evliyaya dost düşmanına düşman
Ömrün ahirinde olma gel pişman
Yüzüm basa geldin ya Şah–i Dehman
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Hakkın bir ismi bu gönlümde Şah'tır
Cism–i Pir önünde gönlüm dergâhtır
Talibin ahir sonu hakka yardır
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Halil'i nardan Mustafa'yı nurdan
Murtaza’yı bahş etti Ali'yi sırdan
Hasan zehr içti Hüseyn Kerbela'da
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
(Bir dörtlük eksik)
Musa Kazım ile Aliyyül–Rıza
Muhammed Taki Naki'yle Asker'e
Mehdi münkirlerin kökünü kese
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Talip olanın böyle etmesi gerek
Günden güne çoğalmak artmak gerek
Bildiğin söyleyip bilmediğin yedmek(?) gerek
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Mürşide varıp da öğüt almaya
Yanına el boş kuru varmaya
Edepsizlik edip zahire varmaya
Müminler Kur'an ezber–i Ali'dir
Talibe hakkın rahmeti çoktur
Ona ki yarın sorgu sual yoktur
Kul Himmet Hatayi Pir Sultan haktır
Müminler Kur'an ezber–i Alidir
Kul Himmet
KIRKLAR CEMI
Ezel meclisinde kırklar ceminde
Muhammed nuruna bezendi Ali
Kırklar ile bile âyin-i Cem’de
Bu aşkın sırrına özendi Ali
İlmin başı dedi kendin bilesin
Muhammed’e dedi ceme gelesin
Meydana getirdi aşkın dolusun
Kırklara şarabı sunandı Ali
Tuba ağacından aldı dört yaprak
Pençe-i abaya taksim kılarak
Bir hırka ayırdı içinden erhak
Giyindi eğnine dolandı Ali
Mansur kabul etti Hakk’ın dârını
Erenler terk etti külli varını
Muhammed’e verdi Hak didarını
O nura bulandı boyandı Ali
Hû deyip birliğe kuruldu erkân
Hakikat sürüldü dem ile devran
Semaa kalktılar cümle âşıkan
Kırk kere meydanı dolandı Ali
Kul Himmet’im eyder Hak muhabbete
Dahi yol gider mi birlikten öte
Muhabbetten kaçan eğri sıfata
Lânetullah dedi ilendi Ali
Kul Himmet
Şu Benim Sevdiğim Muhammet Ali
Şu benim sevdiğim Muhammed Ali
Kumru dost dost deyü öten Ali'dir
Sakınan çağıran mahrum mu kalır
Şu sefiller carına yeten Ali'dir
Ali'm tutdu Zülfikâr'ın sapını
Döndürdi kâfirin dine hepini
Mağribde attı kudret topunu
Maşrıkta uzatıp tutan Ali'dir
Muhammed mi'raca gidecek oldu
Ali Muhammed'i gönderi geldi
Doksan bin kelâmı o demde sordu
Soran Muhammed dinleyen Ali'dir
Âşıka dilden halife kılandan
Bülbül ayrılır mı gonca gülünden
Dad be dad çağırdı devin elinden
Kesikbaş carına yeten Ali'dir
Ecel kayıp nasib kayıp er kayıp
Ya Ali sırrına ermedim deyip
KUL HİMMET ortaya bir nişan koyup
Bir olup birliğe yeten Ali'dir.
KUL HİMMET
Dünya İle Bir Pazarlık Eyledim
Dünya ile bir pazarlık eyledim
Ne virane ne harabe ne şendir
Seyrettim de bir dükkâna uğradım
Ne çarşıdır ne bedesten ne hardır
Sırr-ı surullahtır âleme inen
Dedim harfim manasını duyana
Çiçeğe uğradım kokusu bana
Ne bağdadır ne bağbandır ne güldür
Bir makam seyrettim ya kim gelecek
İkrarsızlar kıyamete kalacak
Bir gerçek harfim var mana alacak
Ne mezheptir ne imandır ne dindir
Yed'iklim çar köşe kilidi birdir
Ana akıl ermez bir gizli sırdır
Sorarsan dünya ana misaldir
Ne ağızdır ne burundur ne dildir
Kitabın kalbinde olur mu ilan
Ümmet-i billah da Ali'ye ayan
Doluyu bu demde elime sunan
Ne âdemdir ne insandır ne kuldur
KUL HİMMET'im bu manadan al imdi
Alamazsın bir gerçeğe sor imdi
Senede bir kere doğdu dolandı
Ne ülkerdir ne yıldızdır ne gündür
KUL HİMMET
Bektaş-ı Veli'nin Yolun Bilmeyen
Bektaş-ı Veli'nin yolun bilmeyen
Gündüzü karanlık gece sayılır
Evlad-ı Âli'ye biat etmeyen
Zümresi münafık pice sayılır
Evlad-ı Mürsel'dir tutmazsa damen
Anlardan ıraktır din ile iman
Her kim Ali evlada ederse güman
Yüz bin emek çekse hiçe sayılır
Arşın yücesidir başının tacı
Ka'be'ye ulaşır zülfürün ucu
Ehl-i beyt katarı güruh-ı naci
Cümle güruhlardan yüce sayılır
KUL HİMMET'im bu manaya erenler
Zamanında imanını bulanlar
Hazret-i Hünkâr'ı mürşit bilenler
Bir niyazı yüz bin hoca sayılır
KUL HİMMET
Ey Aşık
Ey âşık saramadın yâremi
Yâreme em olup merhem çalasın
Yarem deşilmiştir sarılmaz madem
Arayıp da hekimini bulasın
Dört kapı açıldı hangisi vardır
Bu manaya ermek hayli hünerdir
Deryanın dibinde kaç şehir vardır
Çarşısını pazarını bilesin
Mehdi çıkmış diye tellâl bağırdı
Bir teknesi vardır kırklar yoğurdı
On iki kız sekiz oğlan doğurdu
Onların ne olduğunu bilesin
Âşıkların sözlerine has derim
Muhammed'i gördüm Ali dost derim
Yedi bin yedi yüz âyet isterim
Yüz on daha vardır onu bilesin
Benim sevdiceğim Taki Naki'dir
Dost bağında bülbüller şakıtır
Yüz kardaşın hocası var okutur
Onların da ne olduğun bilesin
Düzüm düzüm olmuş yüzünün beni
Açılmıştır gül benzinde yanağı
Sar’öküzün alnındaki beneği
Kanadında ne yazılı bilesin
Var bul bir delilin yaka fenerin
Kaç hamail vardır şems ü kamerin
Sar’öküzün bastıcağı mermerin
Direğinde ne olduğun bilesin
Âriflerin sözü hilaf yazılmaz
Güher olmayınca hatem düzülmez
Bir kız vardır hergiz kuşağı çözülmez
Anasının kande olduğun bilesin
Dinleyeyim Kul Himmet'in sözlerin
Onda gördüm yedilerin izlerin
Muhammed'in koynundaki kızların
Huri midir peri midir bilesin
KUL HİMMET
Muhabbetten geçen Hak'tan da geçer
Muhabbetten geçen Hak'tan da geçer,
Muhammed de muhabbetten hasuldur.
Arifler boyuna bir kaftan biçer,
Neslin yitirmeyen yine asildür.
Amel olmayınca Hak'ka varılmaz,
Mürvet demeyince dara durulmaz,
Şimdiki insana öğüt verilmez,
Eğer arif isen hemen usul dür.
Cehd eyle kendüye sen iyi dedir,
Özünün karasın mürşide yudur,
Hemen sofuluktan menfaat budur,
Garazdan buğuzdan kinden kesil dür.
Derviş olup meyden içeyim dersen,
Sıratı miyzanı geceyim dersen,
Ahirete iman ile göçeyim dersen,
Günah bende di de darda asıl dür.
Kul Himmet'im haklı nefes tutulmaz,
Burda kalbe giren orda atılmaz,
Türap olmayınca Hak'ka yetilmez,
Türap gibi ayaklarda basil dür.
KUL HİMMET
Üzüm tanesî getirdi Süleyman
Üzüm tanesî getirdi Süleyman ,
Kırklarda ol demde gördüler üryan,
Muhammed şerbeti ezmişti heman, i
çtiler şerbetten her can hu deyu.
Kırklar dahi içti cümle mest oldu,
Şah merdan cümlesinden ut oldu,
Hezer post bağlayıp kemer bestoldu,
Semaha girdiler hemen hu deyu.
Kırkların birine neşter vuruldu,
Aktı kanı cümle ispat olundu,
Hak anda mevcuttu, mevcut bilindi,
Hu Allah çağırdı sultan hu deyu.
Hu demenin aslı böyledir böyle,
Zahida nedir sözüm gel beri söyle,
îmanın tazele şehadet eyle,
Gel sende yüzünü boyan hu deyu.
Kul Himmet meydanda sermest olalı,
Gel sende boyan yüzünü hu deyu,
Ali'nin aşkına yola düşeli,
Hayali gönlümde mihman hu deyu.
KUL HİMMET
Aklım Fikrim Yâr Eyledim Ben Bana
Aklım fikrim yâr eyledim ben bana
Öğüt verdim deli gönül almadı
Bir kileciği var almış eline
Dünyayı içine koydum dolmadı
Alması farz imiş sünnettir selâm
Hak nurdan yaratmış yaz dedi kalem
Bir çiçek yarattı ol Rabb'ül-âlem
Anı kokulayan mahrum kalmadı
Var bir pire eriş serseri gezme
Gözet gözün önün yolundan kalma
Değme bir dükkâna yükünü çözme
Bunda çok bazergân assı kalmadı
Gençlik yaza benzer kocalık güze
Yüreğim başlıdır dertlerim taze
Boynun eğ de hizmet eyle üstâza
Şeytan benlik ile menzil bulmadı
Kul Himmet'in deste gülü elinde
Daima zikreder Hakk'ı dilinde
Bir güzel sevmişim Hakk'ın yolunda
Hayali gönülden zail olmadı
KUL HİMMET
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Bizi Bu Sevdaya Salan
Bizi bu sevdaya salan
Kendi cenab-ı Allah'tır
Bu sevdaya gönül veren
İşi gücü eyvallahtır
Eyvallahı bilen kişi
Her dem artar aşkı cuşu
Rasül'ün bindiği taşı
Hala durur muallaktır
Bir sözüm vardır tutana
Er odur Hak'tan utana
Kul olmuşuz Pir Sultan'a
Eşiği de kıblegahtır
Er odur ki Hak'tan öğe
Desti damanına değe
Benzemez ağaya beye
Alı şah bir utu şahtır
Dest-ü dameni salmanam
Cevhersiz göle dalmanam
Kırklar saili Selman'am
İşim gücüm şey'ullahtır
Kul Himmet'im okur yazar
Şu cihanı ele gezer
Hak'tan bize oldu nazar
Bu bir sırr-ı sırr'ullahtır
KUL HİMMET
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Ey Aşıki Saramadın Yaremi
Ey âşıki saramadın yâremi
Yâreme em olup merhem çalasın
Yarem deşilmiştir sarılmaz madem
Arayıp da hekimini bulasın
Dört kapı açıldı hangisi vardır
Bu manaya ermek hayli hünerdir
Deryanın dibinde kaç şehir vardır
Çarşısını pazarını bilesin
Mehdî çıkmış diye tellâl bağırdı
Bir teknesi vardır kırklar yoğurdı
On iki kız sekiz oğlan doğurdu
Onların ne olduğunu bilesin
Âşıkların sözlerine has derim
Muhammed'i gördüm Ali dost derim
Yedi bin yedi yüz âyet isterim
Yüz on daha vardır onu bilesin
Benim sevdiceğim Takî Nakî'dir
Dost bağında bülbüller şakıtır
Yüz kardaşın hocası var okutur
Onlarıñ da ne olduğun bilesin
Düzüm düzüm olmuş yüzünün beni
Açılmıştır gül benzinde yanağı
Sar'öküzün alnındaki beneği
Kanadında ne yazılı bilesin
Var bul bir delilin yaka fenerin
Kaç hamail vardır şems ü kamerin
Sar'öküzün bastıcağı mermerin
Direğinde ne olduğun bilesin
Âriflerin sözü hilaf yazılmaz
Güher olmayınca hatem düzülmez
Bir kız vardır hergiz kuşağı çözülmez
Anasının kande olduğun bilesin
Dinleyeyim Kul Himmet'in sözlerin
Onda gördüm yedilerin izlerin
Muhammed'in koynundaki kızların
Huri midir peri midir bilesin
Kul Himmet
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Gül Bittiği Yeri Bilirim Dersin
Gül bittiği yeri bilirim dersin
Bilir misin benlik şeytana düştü
Cevahir madenin bulurum dersin
Cevahir bulanlar ummana düştü
Ben Ali'yi gördüm mahbub çağında
Selman'ın çiğninde yolun sağında
Cennetten içeri firdevs bağında
Bülbül figan eyler gülşene düştü
Selman'ın çiğninde bir oğlan geldi
Destur dedi ele bir deste aldı
Muhammed terini gül ile sildi
Ol zaman kokusu insana düştü
Muhammed'i gören canlar ağladı
Sel sel oldu çeşmim yaşı çağladı
Cebrail Habib'in belin bağladı
Kırkların cem'inde erkana düştü
Kırklar geldi her çiçekten derdiler
Koklayıban yüzlerine sürdüler
Her destesin bir güzele verdiler
Gül Muhammed nerkis Selman'a düştü
Cennetin kapısın kırklar açtılar
Tohumunu yeryüzüne saçtılar
Bir üzümü şerbet edip içtiler
Size mescid bize meyhane düştü
Kul Himmet üstadım dilek diledi
Seyyah olup şu alemi eledi
Arafat dağında bir koç meledi
İsmail önünce kurbana düştü
Kul Himmet
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Seyran Edip Şu Alemi Gezerken
Seyran edip şu alemi gezerken
Uğradım gördüm bir bölük canları
Cümlesinin erkanı bir yolu bir
Mevla'm bir nurdan yaratmış anları
Cümle bir mürşide demişler beli
Tesbihleri Allah Muhammed Ali
Meşrebi Hüseyni ismi Alevi
Muhammed Ali'ye çıkar yolları
Durakları irfan bağıyla bostan
Silinmiş kalbleri gümandan pastan
Cümlenin muradı bir fidan dosttan
Arı gibi sadalaşır ünleri
Sıratı mizanı bunda geçmişler
Varlık benlik kal'asını yıkmışlar
Al giymişler yas donundan çıkmışlar
Gece kadar gündüz bayram günleri
Cennet istemezler azm-i didare
Ne korku çekerler tamuya nare
Secde kılmaktan geçmişler divare
Didare karşı tutmuşlar yönleri
Bir nefeste bir imana uymuşlar
Birinin niyazın bine saymışlar
Kaynayıban kaptan kaba konmuşlar
Şah Hüseyn uğruna akmış kanları
Kul Himmet'im gerçeklerin bu meydan
Özün kurtarmışlar sıfat-ı şerden
Hep içmişler Kırklar içtiği meyden
Haber duymuş dost ilinden canları
Kul Himmet
ben kul himmet üstadımızın türbesine gittim içerisine girince çok güzel duygular yaşadım tokat almus görümlü beldesinde imkanınız varsa gidin bence
seker_cocuk_cem 08.08.2006, 15:01 eline koluna saglık
papatya83 10.09.2006, 14:34 elinize yüreğinize sağlık teşekkür ederiz....bu gibi konuların paylaşımını herzaman istiyoruz
Ali sağlam 22.10.2006, 22:15 DÜN GECE SEYRİM İÇİNDE
Dün gece seyrim içinde
Ben dedem Ali'yi gördüm
Eğildim niyaz deminde
Ben dedem Ali'yi gördüm
Kamber'i durur sağında
Salınır cennet bağında
Musa ile Tur Dağın'da
Ben dedem Ali'yi gördüm
Üç çerağ yanar şişede
Aslanlar gezer Meşhed'de
Yedi iklim car köşede
Ben dedem Ali'yi gördüm
Cennet kapısında duran
Kilidin mührünü vuran
Yezide kılıcın vuran
Ben dedem Ali'yi gördüm
Yüce dağlar coşkun coşkun
Kul Himmet'im aşka düşkün
Cümle meleklerden üstün
Ben dedem Ali'yi gördüm.
söz:Kul Himmet
Ali sağlam 05.01.2007, 15:01 Hey gaziler şunda günâhkâr oldum
Medet pirim imdat eyle talibe
Aradım günâhım özümde buldum
Medet pirim imdat eyle talibe
Varıp kırklar kapısından çağıram
Hem çağırıp hemi lebbeyk diyen
Posttan kalkıp mührü önüne koyan
Medet pirim imdat eyle talibe
Arza yetip enbiyaya erenler
Yemen'de taç vurup hırka giyenler
Zulmette kalmaz sizi sevenler
Medet pirim imdat eyle talibe
Çağırak doksan bin ere şehide
Mağripten maşrıka cümle işite
Hacı Bektâş Veli'den imdat yetişe
Medet pirim imdat eyle talibe
Sen Ali sırrısın himmetin yete
Fatıma kızındır Muhammed atan
Onları ayırmak yine bir hata
Medet pirim imdat eyle talibe
Eyyüb'ün kurdunu döküp sağ eden
İbrahim'in yerin çayır su eden
Kara don giyip de ağ deveyi yeden
Medet pirim imdat eyle talibe
Hasan Hüseyn şebber-şubber kulaktır
İmam Zeynel İmam Bakır yanaktır
İmam Cafer hüsn hecesinde ayandır
Medet pirim imdat eyle talibe
Musa Kâzım Rıza kalemdir kaştır
Taki Naki çeşmi onlara eştir
Hasanü'l-Askeri dehanda diştir
Medet pirim imdat eyle talibe
Mehdi dedim masum pake yetirdim
Mürvet dedim el pençeye oturdum
On ik’İmamlar'a iman getirdim
Medet pirim imdat eyle talibe
Kul Himmet’im eydür var özün öldür
Cümle eksikliğin mürşide bildir
Engür şerbetini tuttuğum eldir
Medet pirim imdat eyle talibe
Söz:Kul Himmet
Ali sağlam 05.01.2007, 15:06 Kalk karındaş yola gidek
Hak yoldan öte mi dersin
Murad u maksuda erincek
Bu söze hata mı dersin
Ârif olan kalleş olan
Bellidir meyli boş olan
Vefâsız yoldaş olan
Menzile yeter mi dersin
Sırrını verme kalleşe
Kalbi çürük meyli boşa
kapabilmem düşse taşa
Yetmeden tutar mı dersin
Sırrını verme hayrata
Senden alır gider yada
Damızlık koysan çiğ süde
Pişmeden tutar mı dersin
Kul Ümmet der çoşmayan
Aşk kazanında pişmeyen
Burada Hakk’a ulaşmayan
Orada yanar mı dersin
Söz:Kul Himmet
tokatlı gürkan 07.02.2007, 23:14 ercan abi gönlüne sağlık bende bir talip olarak ve bir cem aşığı olarak seni ktluyorum
Ali sağlam 20.03.2007, 17:56 MEDET ALLAH YA MUHAMMED YA ALİ
Medet Allah ya Muhammed ya Ali
Yusuf kuyusunda zindana düştüm
Gülbengi çekilen Bektaşı Veli
Gayretiniz yokmu yokmu ummana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali
Fadime ananın eteğin tuttum
Server Muhammede göz gönül kattım
İmam Bakır ile çok mehtap sattım
Ali gibi Şahı Merdana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali
Taki Naki Askeri'dirulumuz
Mehdi mağarada gizli sırrımız
Cebrail önümüz cibril gerimiz
Kırkların Ceminde erkana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali
İmam Zeynel Şah Rıza'ya kavuştum
Kerbela çölünde cenke giriştim
Hüseyin aşkına hayli vuruştum
Yaralandı sinem alkana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali
Oniki İmam dergahında önüm var
Şah Hasan'la sohbetim var demim var
Musa'yı Kazım'la derdi gamım var
Caferi Sadık 'la dükkana düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali
Kul Himmet üstadım bu nasıl yazı
Lezzet verir şirin muhabbet kuzu
Ali'nin alnında zöhre yıldızı
Meyli muhabbeti Selman'a düştüm
Hü Hü Hü Hü Medet ya Ali
Söz:Kul Himmet
Bugün biraz topikleri dolaşayım dedim...
En haz aldığım topikleri açmışsın ercan arkadaş...
Gerçekten emeğine sağlık...
ali ekber23 03.05.2007, 18:01 emegine sağlık ercan kardeş kul himmet gibi üstadlarımızın deyişlerine yer werdiiin için...
Ali sağlam 30.05.2007, 17:02 SEBÜ'L-MESANİ
Sebü'l-mesani kitabın okusan
Türablıktan a'la yol mu bulunur
Bülbül olsam dört kapıda şakısam
Türablıktan a'la yol mu bulunur
Türab ol ki çiğnesinler üstünü
Anda fark et düşmanını dostunu
Nesimi gibi yüzdüregör postunu
Türablıktan a'la yol mu bulunur
Türab ide özün türab ol türab
Kalbindeki kini kibrini bırak
Muhammed Ali'nin cemalin görek
Türablıktan a'la yol mu bulunur
Şükr olsun türablıktan doğrudur yolum
Ali'ye de malum ahvalim halim
Balım Sultan Haydar kend'aslan Ali'm
Türablıktan a'la yol mu bulunur
Balı'yı türab eden aşkın meyidir
Ali Seydi Şah İbrahim soyudur
Türablıktan Şah-ı Merdan huyudur
Türablıktan a'la yol mu bulunur
Kul Himmet'im Kulhüvallahü ahad
Cesetimden can kalmadı bu saat
Dün ü günü bildim idim Muhammed
Türablıktan a'la yol mu bulunur
Söz:Kul Himmet
Ali sağlam 30.05.2007, 17:11 EĞER DİN BABINDAN
Eğer din bâbından haber sorarsan
Söyle kelâmını bildir efendim
Sual eyle ihsân olsun kelamlar
Bilemezsem hâlim nedir efendim
Bir günün farzını on yedi bildim
Yiğirmi sünneti üç vitir kıldım
Sualine cevap vermeye geldim
Veremezsem döv de öldür efendim
Sabah dört öğlen on belli beyandır
İkindi sekizdir deme ziyândır
Akşam beş yats'on üç vitir tamamdır
Bunu da böylece kıldım efendim
Altmış altı er kaleyi boyladım
Altı yüz teravihi hesap eyledim
Ben bir divaneyim böyle söyledim
Buncağız kusura kalma efendim
Kıyas et meydandan geri kalırım
Aç gözünü sana hoca olurum
Bir yıllık namazı ezber bilirim
Var senden kaçan kördür efendim
Beş bin yüz yirmi farzıdır heman
Yedi bin iki yüz sünnettir tamam
İncil'le Zebur Hak delili Kur'an
O da bir sırdır ermen efendim
Seyyid gibi sen secdeye oturmuş
Köylü sana yağlı pilav getirmiş
Bana sen de neden sual sorarsın
Balı kıymağı da yersin efendim
Sözü m'olur sencileyin özü çürüğün
Yüzün görme yüzü gözü buruğun
La bak aşağı indirmişsin sarığın
Korkarım başında güldür efendim
Herhalde ilerü gelemez deyü
Sualime cevap veremez deyü
Kul Himmet ile baş edemez deyü
Korkarım el sana güler efendim
Söz:Kul Himmet
Ali sağlam 30.05.2007, 17:13 Sana Derim Be Hey Sofi
Sana derim be hey sofi
Evvel imamınız kimdir
Selâvat indi şanına
Hak Muhammed Ali diyendir
Evvelkisi İmam Hasan
İkincisi İmam Hüseyn
Üçüncüsü İmam Zeynel
Dördüncüsü İmam Abidin'dir
Beşincisi İmam Bakır
Altıncısı İmam Cafer
Yedincisi Musa Kâzım
Sekizincisi Rıza'dır
Dokuzuncu İmam Takî
Onuncusu Ali Nakî
On birinci Hasanü'l-Askeri
On ikinci Mehdi sahib-zamandır
Kul Himmet'im bakışına
Böyle mi girdi düşüne
İki cihân güneşine
Pâk eyleyen Kur'an'dır
Söz:Kul Himmet
benderli 28.07.2007, 22:57 ask oduyla cihercigi daglıyım
bos deyil bir ikrara baglıyım
aptal pir sultanın aptal ogluyum
adım kul hinmet
pirim alidir ali...
türküsü linktedir
http://www.youtube.com/watch?v=zEXYnFXr81A&mode=related&search=
Gönlünüzü sağlık...
Teşekkürler...
Ali sağlam 28.09.2007, 16:02 Bad-ı Sabaya Sorsunlar
Bad-ı sabaya sorsunlar
Canan illeri kandedir
Görenler haber versinler
Canan illeri kandedir
Zikrederim aklım ermez
Yürek kaynar taşar durmaz
Görenler de haber vermez
Canan illeri kandedir
Bir bahrım kaynayup taştım
Mevce vurup hadden aştım
Diyar-ı gurbete düştüm
Canan illeri kandedir
Derviş Himmet eder ahi
Göz yaşı döker günahı
Acap görür mü ol mahı
Canan illeri kandedir
Ali sağlam 28.09.2007, 16:02 Bizi Bu Sevdaya Salan
Bizi bu sevdaya salan
Kendi cenab-ı Allah'tır
Bu sevdaya gönül veren
İşi gücü eyvallahtır
Eyvallahı bilen kişi
Her dem artar aşkı cuşu
Rasül'ün bindiği taşı
Hala durur muallaktır
Bir sözüm vardır tutana
Er odur Hak'tan utana
Kul olmuşuz Pir Sultan'a
Eşiği de kıblegahtır
Er odur ki Hak'tan öğe
Desti damanına değe
Benzemez ağaya beye
Alı şah bir utu şahtır
Dest-ü dameni salmanam
Cevhersiz göle dalmanam
Kırklar saili Selman'am
İşim gücüm şey'ullahtır
Kul Himmel'im okur yazar
Şu cihanı ele gezer
Hak'tan bize oldu nazar
Bu bir sırr-ı sırr'ullahtır
Ali sağlam 28.09.2007, 16:03 Dün Gece Seyrimde Bir Şara Vardım
Dün gece seyrimde bir şara vardım
Niyaz ile kapıları açılır
Laleli sünbüllü bağını gördüm
Bülbül öter gonce güller seçilir
Pazarında gül alırlar satarlar
Koklaşuban canı cana katarlar
Gerçekleri bir kıl ile yederler
Mü'minlere hulle donu biçilir
Dallarında baharları yazılı
Yaprakları bir sıraya dizili
Meleşirler kurbanları kuzulu
Canlar bağışlanır kandan geçilir
Gül kokusu Muhammed'in teridir
Gönlü saf olanlar Hakk'ın yaridir
Aşıka ma'şukun bergüzarıdır
Sevdalar nasipler nurlar saçılır
Bu şar Kul Himmet'im erenler şarı
Bu şarda satarlar erenler varı
Bu şarın adı var gönül pazarı
Engurlar ezilir meyler içilir
Ali sağlam 28.09.2007, 16:04 Düştüm Yine Bir Derde
Düştüm yine bir derde
Gönlüm niçin eğlenmez
Kararım yok bu yerde
Gönlüm niçin eğlenmez
Yarabbî sen kıl yari
Cemalin görsem bari
Dün ü gün edip zari
Gönlüm niçin eğlenmez
Zînet sevdası değil
Şöhret gavgası değil
İzzet davası değil
Gönlüm niçin eğlenmez
Müminim şükrederim
Daima fikrederim
Her zaman zikrederim
Gönlüm niçin eğlenmez
Himmet bir aşık kuldur
Bu yol bir acep yoldur
Halimi bilen oldur
Gönlüm niçin eğlenmez
Ali sağlam 28.09.2007, 16:04 Eğer Dosttan Belli Haber Sorarsan
Eğer dosttan belli haber sorarsan
Sana haber versin seher yelleri
Dost illeri kande deyu ararsan
Sana haber versin seher yelleri
Baharı açıldı mı güllerinin
Feryadı var mıdır bülbüllerinin
Doğru yolun bilir dost illerinin
Sana haber versin seher yelleri
Aşkımın ateşi tutuşup yandı
Dud-i ahım feleklere boyandı
Kandedir der isen güzel efendi
Sana haber versin seher yelleri
Derviş Himmet kendin hayran eylemiş
Yıkıp suret mülkün vîran eylemiş
Canan illerini seyran eylemiş
Sana haber versin seher yelleri
Ali sağlam 28.09.2007, 16:06 Gül Bittiği Yeri Bilirim Dersin
Gül bittiği yeri bilirim dersin
Bilir misin benlik şeytana düştü
Cevahir madenin bulurum dersin
Cevahir bulanlar ummana düştü
Ben Ali'yi gördüm mahbub çağında
Selman'ın çiğninde yolun sağında
Cennetten içeri firdevs bağında
Bülbül figan eyler gülşene düştü
Selman'ın çiğninde bir oğlan geldi
Destur dedi ele bir deste aldı
Muhammed terini gül ile sildi
Ol zaman kokusu insana düştü
Muhammed'i gören canlar ağladı
Sel sel oldu çeşmim yaşı çağladı
Cebrail Habib'in belin bağladı
Kırkların cem'inde erkana düştü
Kırklar geldi her çiçekten derdiler
Koklayıban yüzlerine sürdüler
Her destesin bir güzele verdiler
Gül Muhammed nerkis Selman'a düştü
Cennetin kapısın kırklar açtılar
Tohumunu yeryüzüne saçtılar
Bir üzümü şerbet edip içtiler
Size mescid bize meyhane düştü
Kul Himmet üstadım dilek diledi
Seyyah olup şu alemi eledi
Arafat dağında bir koç meledi
İsmail önünce kurbana düştü
|