Orijinalini görmek için tıklayınız : Sivas Madimak Katliami 13.yili Özel (Tüm yazıları tek bir alanda toplayalım)


Sayfa : [1] 2

pirimunzur
30.06.2006, 16:41
Arkadşlar asırlardır biz aleviler katliamlara ugramaktan bikmadikmi?Halada günümüzde kendi memleketimizde ikinci sınıf insan gibi gösterilyoruz.Hala kimliğini saklama gereği duyanlar var.Pirsultanlar ölmedi deyip duryoruz ama hinzir paşalarda ölmüyor malesef en basiti sivas olaylari,çorum olaylari,gazi olaylari kısa ve öz olarak demek istediğim şudur;Biz aleviler sizce bu katliamlar karşisinda gerekli cevabi verebildikmi?Gerek devlete,gerekse yobaz müslümanlara... (ben kendi şahi düşüncem; Hayir. cok duyarsiz oldugumuzu düşünyorum kendimiz yeri geldiginde gösteremiyoruz illaki bir silahlı çatişma olarak algilanmasin bütün aleviler sokalara dokülseydi bence en güzel cevabi verirdik ama ben bunu ne sivasta nede gazide gördüm nede daha önceki olaylarda) sizin düşünceniz nedir benim bu düşüncem yanlişmi eger yanliş ise bana yanlişimi söyleyin dogru ise neler yapilirdik ve bu duyarsizligiimizi nasil yenebilirz???

sonerk
30.06.2006, 17:05
bence sonuna kadar haklısın duyarsız bi toplumuz sadece eğlenmek için toplanmayı biliyoruz bi halay alanlarını bi de piknik alanlarını dolduruyoruz ancak örgütlenmek şart ama bunu yapacak illaki bi lider aranıyor o liderde ne yazikki her zaman çıkmıyor böyle gelmiş böyle gider en örgütlü olduğumuz zamanda bile fazla bişey yapamadık ölmekten öldürülmektan başka...

izmirksk
30.06.2006, 18:49
bir şey söyleyeyim..mesela bir sünni demiştiki..
sivas ı anarken alevileri yalnız bırakmayalım..bu vahseti bizde analım..ama adam sivas ı anacak alevi bulamamıştı...
benimde gördüğüm çevremde bir çok sünni alevilere yapılanları kınayıp bizim yanımzıda iken aleviler ortada yok....
gemisini kurtaran kaptan..
böyle giderse kimsede kurtaramayacakya..

sertur
30.06.2006, 18:56
bir şey söyleyeyim..mesela bir sünni demiştiki..
sivas ı anarken alevileri yalnız bırakmayalım..bu vahseti bizde analım..ama adam sivas ı anacak alevi bulamamıştı...
benimde gördüğüm çevremde bir çok sünni alevilere yapılanları kınayıp bizim yanımzıda iken aleviler ortada yok....
gemisini kurtaran kaptan..
böyle giderse kimsede kurtaramayacakya..


bu örneğe bende şahit oldum bize bizim kadar sahip çıkan alevi olmayan insanlar var kabullenmek lazım

Balta
01.07.2006, 09:20
SIVASIN IŞIĞI HIC SÖNMEYECEK

http://www.psakd.org/resim/sehitlerimiz.gif

http://www.psakd.org/resim/sivas-anma-2006.jpg


Yandık avazlarda, kavrulduk halkım

Varıp Pir Sultanı, analım dedik

Aşkın dolusuna, kanalım dedik

Meydanda bir semah, dönelim dedik

Kahpe tuzaklarda, vurulduk halkım..

Salyalı ağızlar, kirli yürekler

Elde ateş, dilde Allahu-Ekber

İnsan yakmak için, olmuş seferber

İsli dumanlara, savrulduk halkım

Yüzbin yobaz, bir Akarsu eder mi?

Öldürülen, bu kaçıncı Nesimi,

Özlem, Nurcan, Serpil, Belkız Gülsüm´ü

Verdik, birer birer, kırıldık halkım

Metin, Asaf, Behçet, Asım Bezirci,

Menekşe, Sehergül, Gülender, İnci,

Asuman, Yasemin, Erdal Ayrancı,

Et kemik bir yerde, derildik halkım

Hasret Gültekin´im, Serkan Doğan´ım

Huriyem, Yeşim´im, özbe öz Özkan´ım

İki Metin ölüm, Sait, Handan´ım

Hep birlikte yan, yana serildik halkım

Yandı özyurdun da, Özyurt Ahmet´im

Kaynar ateşlerde Uğur Mehmet´im

Güpe gündüz ışıktı, Güdüz Murat´ım

Cem olduk güneşe, verildik halkım

Muhlis´ine muhip olan, Muhibe´m

Sulariden arda kalan Edibe´m

Cümlesi insana derki, Kâbem

Kanlı kefenlere sarıldık halkım

Karınna Cuanna, Hollanda´lı can

Yanın da Muammer Hakan ve Kenan

Bin beterdi Sivas, Ol Kerbeladan

Hüseyin´ce ölüp dirildik halkım

Koray Kaya´m, onbirin de dal fidan

Ahmet Öztürk ile adası alan

Din için yakıldık 33 can

Kara topraklara, karıldık halkım

Madımak´ta yanan 33 can

Artık her birisi bir Pir Sultan

Hızır´ın dölleri yazsın bin ferman

Gönnüller içinde yer aldık halkım

Kızılgülüm, söz düşürse dilime

Mızzrabım isyankâr, vurur telime

Bir gün olup hesap sorsam zalime

Yobazlar elinden zar olduk halkım

canugur
01.07.2006, 09:39
insan, olayin kurbanlarinin fotograflarina dahi bakmaya dayanamiyor.....
Inanclari ugruna, sucsuz insanlarin cezalandirildigi, tarihin en acimasiz suclarinin islendigi tek alan din alanidir.

1572 Fransa St Bartelemo olaylarinda, katolik dinciler, bir gecede 60.000 farkli mezhepten olan protestanin yakildigi, olayin
Sivas´tan ne farki vardir ki?

islam-arap ordularinin 600 lü yillarin sonunda Semerkant ta 40.000 asyaliyi agaclara astigi tarihin gizlenemeyecek agir suclarindan yalnizca biridir

meymane_usari
01.07.2006, 09:46
İlkay Akkaya nın Hasret İçin Söyledikleri;

Güneşli bir temmuz günü ulaşmıştı haberleri. Antalya'da dostlarla birlikte bir bahçede oturmuş çay içiyorduk. Rengarenk yaz çiçekleri, televizyondan bahçeye düşen yangın görüntüleri ve " ölenlerden kimlikleri belirlenenler" le birden cehenneme dönüşmüştü. Ölmenin onursuzluk, yaşamanın tonlarca ağırlıkta bir yük olduğu günlerden biriydi. Hatırlıyorum; Hasret'i son gördüğüm gün gelmişti aklıma önce. Almanya'da Köln şehrinde, tren istasyonundaydık arkadaşlarla. Onu demiryolunun karşı tarafında gördük. El salladık karşılıklı, hal hatır sormaya başladık uzaktan. Sonra tren geldi karşı tarafa, bir süre bekledi ve hareket etti. Uğultusunu bırakarak uzaklaştığında, o yoktu. Sonradan düşündüm de, Almanya'da ulaşım araçlarının dakikliği, son görüşmemizi kısacık kılmıştı. Ama bugün onu her düşündüğümde, o günkü gülüşü ve nadir siluetiyle geliveriyor karşıma. Sonra bir ilkbahar sabahı, Ankara'da, Zafer Çarşısı'nda çay içişimiz, eşine sevgiyle bakışı... Telefonunun hep borcundan dolayı kapalı oluşu.. Geride kalanların anlattıkları sonra. Kaçış yolu ararken pencereden baktığında başına isabet eden parke taşı. Geriye dönüp, yüzü kan içindeyken bir sigara yakıp, bir tane de Arif Sağ'a uzatırken; "Yak hocam yak. Bu son sigaramız" deyişi. Olayı başından sonuna kaydettiği video kameranın filmiyle birlikte hala kayıp oluşu.. Babasının tek oğlunun ardından sessizce ağlayışı..

Gördüm anaların ağlamasını,
Babaların ağlaması bir başka.
Babaların ağlaması bir beter.

demiş Hasan Hüseyin. Hasret'in babasının ağlayışı, ağustosta çam ormanı yangınıydı. Ölümünden üç ay sonra doğan bir erkek çocuğunun babası; Hasret Gültekin...Şelpe ustası ve türkü söylemenin...

İçin için süren yangının alevleriydi yükselen Madımak'tan, "Yaralarımızı saralım. Oy beni, dertler ortağı toprak" diyen Hasret toprakta şimdi. Kiminle kardeşiz, görmediniz mi hala? Yanan köylerin, gözaltında kaybolanların, faili meçhullerin ülkesinde kardeş bedenlerden yükselen dumanlar yakmadı mı genzinizi hala ?

Balta
01.07.2006, 09:47
http://www.psakd.org/resim/sehitlerimiz.gif

Nesimi Çimen: Üç telli curanın üstadı. Sarız 1926
Asım Bezirci: Sosyalizm ve Edebiyat. Erzincan 1927
Metin Altıok: Kara kutu, şiir, felsefe. Bergama,1941
Muhlis Akarsu: Kula kulluk yakışır mı? Kangal 1948
Behçet Aysan: Sefa’sını ölümüle öğreten şair. Ankara 1949
Muhibe Akarsu: Akarsuyum böyle miydi ahdımız? Kangal 1958
Edibe Sulari: Davut Sulari’nin yadigarı. Erzincan 1953
Uğur Kaynar: Militan, şair, elyazarı. Zara 1956
Asaf Koçak: Yok devenin kuşu, bir sır “Cop Cumhuriyeti”nin çizeri, Yerköy 1957
Erdal Ayrancı: Hep barikatın başında. Niğde 1958
Sehergül Ateş: Biz onunla baba kız değildik. O hem sırdaşım, hem yoldaşım, hem dayanağım ve gücümdü, babasının sözleri. Ankara 1953
Hasret Gültekin: Sivas’ın İmranlı kazasına bağlı Han köyünde doğmuştur.. 1965
Muammer Çiçek: Bir oyun yazdı “İnadına Yaşamak”. Yalınyazı Köyü, Zile 1967
Gülender Akça: Abidin ve Sultan’ın gözbebekleri. Divriğinin Şahin Köyü’nden, 1968
Mehmet Atay: Şahanım, şahdamarım, yangın yüreklim. Divriği 1968
Sait Metin: Uzundu, usuldu dedemin boyu. Divriği 1970
Carina Johanna: Alevilik araştırmacısı, “yabancı değil”. Hollanda 1970
Gülsün Karababa: Babası”Kızım benden daha iyi saz çalacak” derdi. Divriği 1971
İnci Türk: Çiçek açar domur domur dal verir. Balıkesir 1971
Huriye Özkan: Havanın yüzünde semah dönerken. Ankara 1971
Murat Gündüz: Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, en sevdiği dize.Ankara 1971
Ahmet Özyurt: Çok seviyorum düşüncelere dalmayı. Enstein gibi düşünerek kendimden geçmeyi. Kendi dizeleri. Ankara 1972
Handan Metin: Tüm güzellikleri toplayıp uzun bir yola çıktın. Ankara 1973
Yeşim Özkan: Ballıhan, erenlerin bal çiçeği. Ankara 1973
Yasemin Sivri: Kamber’in profesörü, kitap kurdu. Ankara 1974
Serpil Canik: Kuş olup güvercin donunu giyen, Uyan dağlar uyan Serpil geliyor. Ankara 1974
Serkan Doğan: Başıma kızıl bağla, arkamdan ağıt yakma anam, Ankara 1974
Belkıs Çakır: Güne Umut’tan. Ceylanlara karışıp semaha duran. Ankara 1975
Nurcan Şahin: Kim yakıştırabilir sana ölümü? Ankara 1975
Özlem Şahin: Okur, meraklı, yerinde duramaz, yaşam delisi. Ankara 1976
Asuman Sivri: Semah, semah tutkunu, abisinin delisi. Ankara 1977
Menekşe Kaya: Sazı elinde İsmail’in.Ötme bülbül ötme gönlüm şen değil. Ankara 1977
Koray Kaya: Pir Sultan’ın genç şehidi. Ve hep öyle kalacak. Ankara 1981
Yanyana öldüler. Ve yanyana gömüldüler Karşıyaka’da.

sertur
01.07.2006, 10:02
Sivas elleri bizim ellerdi
daha yaşanası günlerdi
kahbe eller değdi canıma
onlar bizim güllerdi
aşkı mevla ile yandılar
hü deyip selam saldılar
kimi ana kimi baba
kimi can ama insandılar
ibni yezidler ölmemiş
bak dimdik ayaktalar
hüseyine kıyanlar
canlarımıza susayanlar
kerbela çölü değil di oysa
arayıp buldular
kalbimize bir dert
bağrımıza kor koydular

-SERTUR-

Balta
01.07.2006, 10:16
http://www.psakd.org/resim/sehitlerimiz.gif

Sivas Katliamının 13.yılında Emperyalizme, Faşizme, Şovenizme, Şeriata ve gericiliğe karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

1 MAYIS 1977, MARAŞ, ÇORUM, GAZİ ve SİVAS KATLİAMLARINI

UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ !

UNUTMAK İHANETTİR !

rinda
01.07.2006, 10:24
Bu güzel insanları saygı ve sevgiyle anıyoruz..


öksüz duygular

ellerinde usturalar
dilimizi doğramak istedi cellatlar
yüreğimizden önce

yangınların tam ortasında
mantığımız vurulurken cinnetin zincirine
kızıl bir gül koruduk içimizde

bir çoğu aldatılmışlıklarından habersiz
yalanların eşliğinde köle adımlar
katilliğe ortak olup
1993’te Madımak Oteli’ne yöneldiler
örümcek ağında düşünceler
sakallar ak yürekler kara
can almaya yürüdü ayaklar
kendi çocuklarının geleceklerinde filizlenecek çiçekleri
tohumlarıyla birlikte yaktılar!

sofranızdaki çorba hangi tatta şimdi, sayın mollalar?

onlar ki;
iki sonrası otuz beş
süzmüşler yaşamı canlarından
damıtılmış sevgi saflığındaydılar…

onlar ki;
şimdi sonsuza dek konuk
onurlu, devrimci, sevecen
yüreklerin kıvrımlarında uyuyorlar
ay ışığı yansıyor yüzlerinden
buruk tesellisinde yoldaşların
her 2 Temmuzda türküler daha hüzünlü
bilinçler daha fazla isyankar!

ve bıçak gibi bilense de kinim günden güne
aaah aah ah!
özleminde dost kokusunun
unutmamanın direncinde
duygularım
duygularım öksüz kaldılar...

Turgay Usanmaz
Helmond, 15 Haziran 2003

Balta
01.07.2006, 10:33
ÖLÜMLERDEN YENİDEN YARATTIK KENDİMİZİ
BİR ÖLÜR BİN DİRİLİRİZ

Ozan Ceyhun:
Dile kolay 13 yıl olmuş. 13 yıl önce birileri "İslam'da kin yoktur. İslam'dan insana zarar gelmez" diye konuşmalar yaparken başkaları da "Allah adına" Sivas'ta ateşe verilmiş bir oteli sarmış kimse kaçıp canını kurtaranlasın diye "cihat" halindeydiler.

http://www.psakd.org/resim/sehitlerimiz.gifhttp://www.pirsultan.net/images/kapak.jpg

kavakli
01.07.2006, 10:34
menekse kaya ve koray kaya oz teyzemin torunlaridir yani ismail kaya teyzemin oglu + belkiz cakir benim koylum ve akrabamdir 3 can yitirdim ben onlara allahtan rahmet diliyorum mekanlari cennet olsun o gunleri aklima getirmek istemiyoruum ama ister istremez insanin aklina geliveriyor bu tur olaylar
bu konulari actini yarami destiniz o olaylarda bende vardim inanin konu basligini gorunce hemen aklima otelden kacisimiz ve aliaga mahallesine siginisimiz geliyor saclarimizdan cam kiriklarini ayikliyorduk biraz icimi dokeyim bilmedikleriniz olabilir

otel alt kattan yanmaya baslamisti bizde catiya cikmayi karar verdik cunku yan binaile bitisikti madimak oteli oraya gecebilecegimizi dusunduk yan bina ise BBP partisinin burosu vardi catiya ciktigimizda eli silahli iki kisi bizim buraya giremiyecegimizi aksi taktirde ates etmekten kacinmicaklarini soleyince tekrardan bina icine mecburiyetten girmek zorunda kaldik aslinda o kadar insan olmeyebilirdi BBP nin adamlari bizi alsalardi en azindan olenlerin icinden baya insan kurtarabilirdik ama olmadi otelin yanina dayanan yangin emrdiveniyle ciktik disari orada bekleyen otobusler ebindirildik ve goturulduk yasanmis seyler asla unutulmaz bu olaylar gibi zihnimin en derinlerine yazildi cunku bunlar gozlerinin onunde bogulan insanlar yere dusenler disaridan gelen taslarla kafasi yarilanlar ne diyim baskada konusmak istemiyorum allah olen dostlarimin mekanini cennet eyliye .... sivas asla UNUTULAMA UNUTTURULAMAZ!

Balta
01.07.2006, 10:57
http://www.psakd.org/resim/sehitlerimiz.gif

Madımak,Cumhuriyet Devleti için bir utançtır..

Şair Şükrü Erbaş,Madımak katliamı karşısında, “kimse temizim demesin...”diyor...Doğru söylüyor...

“Bir otel odasında gencecik çocuklar
çırpındıkça bir yudum soluk için
üzerine benzin döküp oynayanlar
onlar bir gün öpmeye eğilince çocuklarını
dudaklarında duman ve yanık et kokusu
boğum boğum tıkamaz mı soluklarını?”

sertur
01.07.2006, 11:07
menekse kaya ve koray kaya oz teyzemin torunlaridir yani ismail kaya teyzemin oglu + belkiz cakir benim koylum ve akrabamdir 3 can yitirdim ben onlara allahtan rahmet diliyorum mekanlari cennet olsun o gunleri aklima getirmek istemiyoruum ama ister istremez insanin aklina geliveriyor bu tur olaylar
bu konulari actini yarami destiniz o olaylarda bende vardim inanin konu basligini gorunce hemen aklima otelden kacisimiz ve aliaga mahallesine siginisimiz geliyor saclarimizdan cam kiriklarini ayikliyorduk biraz icimi dokeyim bilmedikleriniz olabilir

otel alt kattan yanmaya baslamisti bizde catiya cikmayi karar verdik cunku yan binaile bitisikti madimak oteli oraya gecebilecegimizi dusunduk yan bina ise BBP partisinin burosu vardi catiya ciktigimizda eli silahli iki kisi bizim buraya giremiyecegimizi aksi taktirde ates etmekten kacinmicaklarini soleyince tekrardan bina icine mecburiyetten girmek zorunda kaldik aslinda o kadar insan olmeyebilirdi BBP nin adamlari bizi alsalardi en azindan olenlerin icinden baya insan kurtarabilirdik ama olmadi otelin yanina dayanan yangin emrdiveniyle ciktik disari orada bekleyen otobusler ebindirildik ve goturulduk yasanmis seyler asla unutulmaz bu olaylar gibi zihnimin en derinlerine yazildi cunku bunlar gozlerinin onunde bogulan insanlar yere dusenler disaridan gelen taslarla kafasi yarilanlar ne diyim baskada konusmak istemiyorum allah olen dostlarimin mekanini cennet eyliye .... sivas asla UNUTULAMA UNUTTURULAMAZ!

Olayların içinde bulunman bu acı gerçeği belki bizlerden daha iyi bilmen ve anlaman açısından önemli bir fark ama acımız ortak can aynı, bende orada can veren insanlardan tanıdıklarım var ankara dikmende ikamet ettiğim için çoğu dikmende oturuyorlardı biz gidememiştik o sene ama bu gün sivasa gidiyorum boğazıma düğümlenmiş iki çift sözüm var sivasa....

Balta
01.07.2006, 11:28
Katillerimizi İyi Tanıyalım;
http://www.pirsultan.net/images/deneme.gif
Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz Köyünde yaşamış ve Osmanlı’nın despotik geleneğinden kaynaklanan haksız uygulamalarına karşı çıkması nedeniyle Hızır Paşa tarafından idam edilerek katledilmiş olan Pir Sultan Abdal’ı anmak üzere, 1989’dan itibaren Banaz Köyünde çeşitli kültür etkinlikleri düzenlenmeye başlandı. 1993’te ise, bu etkinliklerin o dönem SHP’nin elinde bulunan Kültür Bakanlığının desteğiyle Sivas’ta bir kültür merkezinde yapılmasına karar verildi. Etkinliklerin yapılacağı tarihten aylar önce hazırlıklara başlanmıştı. Çok sayıda sanatçı, aydın ve yazar etkinliklere davet edildi. Bu hazırlıklar sürerken, etkinlikleri kana bulayacak bir başka hazırlığa da başlanmıştı. “Müslümanlar” imzasıyla dağıtılan bildirilerde etkinliklere katılacak olanların “Müslümanların kutsal değerlerine hakaret ettikleri” savıyla halk “Müslümanlığın gereğini yerine getirme”ye çağrılıyordu.

Etkinlik günü yaklaştıkça provokasyon hazırlıkları da yoğunlaştı. Başında Refah Partili Temel Karamollaoğlu’nun bulunduğu Sivas Belediyesi, aynı tarihlerde düzenleyeceği “Hicret Koşusu” için çevre illerden gelen çok sayıda “sporcu”yu, okulların ve gerici vakıfların yurtlarına doldurmuştu. Yerel gazetelerde tahriklerle dolu yazılar yayınlanıyordu. Etkinliklere katılacak misafirlerin ve aydınların konakladığı Madımak Otelinin önüne, caddede yol çalışmaları yapılacağı gerekçesiyle birkaç kamyon dolusu taş yığılmıştı.

Olayların gelişimi etkinliklerin kana bulanacağını açıkça gösterirken, “devlet desteğiyle” yapılacak olan etkinlikler için güvenlik önlemlerinin arttırılması bir yana, kentte hazır bulunması gereken kolluk güçlerinin büyük bir bölümü başka ilçelere gönderilmişti.

Bildiriler, fısıltılar, yol kenarına yığılı hazır taşlar, sporcu adı altında kente getirilen militanlar, bölgeden uzaklaştırılan güvenlik güçleri ile birlikte katliamın ön hazırlıkları tamamlandıktan sonra katliamcılar sahneye çıktılar. Çoğu gerici saldırı örneğinde olduğu gibi insanların topluca provoke edilebileceği bir gün olarak Cuma günü seçilmişti. Yakın tarihimiz (bu toprakların uzak tarihi de) bunun örnekleriyle doludur. Egemenler kimi zaman katliamdaki rollerini başka kesimleri ön plana çıkararak gizlemiş, kimi zamansa buna dahi ihtiyaç duymayıp işlerini açıktan yapmışlardır. Sivas Katliamının geçtiği aşamalar, benzer şekilde Maraş ve Çorum’da da tezgahlanmıştır. Olayın öncesinde gerçek dışı söylentiler ortalığı kaplar. Maraş’ta sinemaya giden topluluğun üzerine bomba atılarak insanlar provoke edilmişlerdi. Sonrasında bölgede yaşayan muhalif, devrimci insanlara yönelik büyük bir katliam gerçekleştirilmişti. Olaylar Alevi-Sünni kavgası olarak gösterilmeye çalışılarak devletin katliamdaki rolü gizlenmişti. Bombayı atan kişiyse, sonradan MHP’den milletvekili seçilecek, İnsan Hakları Komisyonu üyeliği de yapacak olan Ökkeş Kenger’di!

canugur
01.07.2006, 11:38
Berlin´de yapilan 7 yil önce 2 Temmuz anma töreninde salonda bulunan; vahsetten sag cikmis üc hanim can vardi. simdi isimlerini gercekten animsayamam.
Konusmalarinda: "mhp liler, bize karsi olduklari halde onlarin tarafina gecmeseydik, bu gün iki kati can yanabilirdi" demislerdi.
"Gelin bacim atlayin bu tarafa yanacaksiniz hepiniz" diyerek bizi kendi taraflarina cektiler, asagidaki güruh dagilincaya kadar bizi orada tuttular demesi, yukaridaki yrumdaki hatira ile ilginc bir paradoks yaratiyor gibi.
Tabi bu olayi mhp yi suclarindan dolayi aklama anlaminda degil, gercegin, mitlestirilmeden bilinmesi anlaminda Berlin´de salonda dinleyince, sasirmadigimi söyleyemem.
Bilgileri, birikim ve kaynaklari olanlarin dökümanlariyla buraya tasimalari gercekten anlamli olur.

sertur
01.07.2006, 11:44
1 Temmuz gününün programı oldukça yoğundur. Sivas Kültür Merkezi’nin konferans salonu tıklım tıklım dolmuştur. İzleyicilerin çoğunluğu ayaktadır. Salonun içindekiler kadar bir topluluk da dışarıda kalmıştır. Saygı duruşundan sonra, PSAKD’nin Genel Başkanı Murtaza Demir bir açış konuşması yapar. Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in konuşmasından sonra Yazar Aziz Nesin konuşur. Daha sonra sahneye gelen halk oyunları ekibi salonu coşturur.


Öğleden sonra Buruciye Medresesi’nde kitap ve fotoğraf sergilerinin açılışı yapılır. Yazarların imza masalarının önündeki okuyucular onlarca metrelik kuyruklar oluşturmuştur. Halkla yazarlar ve sanatçılar bir aile gibi kaynaşmışlardır. Saat 17.00’de Kültür Merkezi’nde Hasret Gültekin’ in dinletisinden sonra, “Çağların Pir Sultanlarından Günümüz Pir Sultanlarına“ başlığıyla düzenlenen panel başladı. Yazar - Gazeteci Sami Karaören’in yönettiği panele, Asım Bezirci, Prof. Dr. Afşar Timuçin, Aydın Çubukçu ve Hüseyin Gülkanat panelist olarak katıldılar.


Pir Sultan Abdal Etkinliklerinin birinci günü, halkın ilgisi ve coşkusuyla noktalandı. Etkinlikleri izleyen Sivaslılar, kent dışından gelenleri evlerine konuk etme yarışına girmişlerdir. Konukların bir kısmı evlere dağılırken, bir kısım konuk da otellerde kalmayı yeğlemiştir.



2 Temmuz günü programı saat 10.00’da başladı. Şenlik ekipleri, bir gün önceki yoğun çalışmanın yorgunluğuna aldırmadan, günün etkinliklerinin daha başarılı ve coşkulu geçmesi için hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyorlardı.


Buruciye Medresesi’ndeki fotoğraf ve kitap sergilerine gösterilen ilgi aynı yoğunlukta sürüyordu. Salonun açılışından çok önce gelmiş insanlar, ellerindeki kitapları imzalatmak ve değerli yazarlarla sohbet edebilmek için heyecanla bekleşiyordu.


Saat 14.00’deki Kültür Merkezi’nde Arif Sağ’ın dinletisinden sonra, “Medya ve Emperyalizm” paneli yapılacaktı. Hasan Uysal’ın yöneteceği panele, Sami Karaören, Raif Türk, Şükrü Günbulut, Mustafa Yalçıner ve Soner Doğan da panelist olarak katılacaktı. Kültür Merkezi’nde 1500 kadar izleyici bulunuyordu.


Bu çalışmalar sürdürülürken, bazı cami önlerinde ve yakınlarında birtakım gruplaşmalar görüldüğü ve bir saldırı olabileceği haberi fısıltı halinde yayılıyordu.




b) Saldırı Başlıyor


PSAKD’nin Sivas’taki etkinliklerine yönelik saldırı, anlık bir tepkinin ürünü değildir. Bu saldırının planlı bir hazırlık süreci sonrası başlatıldığı olaylardan sonra ortaya çıkmıştır. Irkçı-şeriatçı örgütler, Malatya, Kahramanmaraş, Elazığ, Çorum, Tokat, Kayseri gibi çevre illerdeki deneyimli militanlarını Sivas’a taşımışlar ve militanlar, Belediye’nin ve dini vakıfların yurtlarında konuk edilmişlerdir. Bu hazırlıklara ek olarak Sivas halkının dini duygularını tahrik amacıyla bildiri dağıtılmış ve camilerde dar kadrolu toplantılar yapılmıştır.



Saldırı ve katliamdan iki gün önce dağıtılan bildirilerden biri şöyle:


“MÜSLÜMAN KAMUOYUNA


“Bismillâhirrahmânirrahim


“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından ileridir. Onun hanımları da mü’minlerin analarıdır.” (Ahzâb:6)


“Mü’minlere öz canlarından daha ileri olan Allah Resûlü (S.A.V.)’ne ve O’nun temiz zevcelerine, Allah’ın beytine (Kâbe’ye) ve kitab’ı Kur’an’a alçakça küfredilmekte ve mü’minlerin izzet ve namuslarına saldırılmaktadır.


“Dünyanın bazı bölgelerinde şeytan ve onun yandaşları olan emperyalist kâfirler, dinimize ve mukaddes değerlerimize dil uzatmaktadırlar. Bunun başını ise satılmış, mürted Salman Rüşdi köpeği çekmektedir.


“Bu şeytanî oyunlara karşı, izzetli ve duyarlı Müslümanlar yiğitçe mücadele ortaya koyarak, bu uğurda canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir.


“Bu iğrenç oyunların bir uzantısı olarak ülkemizde de; AYDINLIK gazetesi denilen bir paçavrada, mel’un Rüşdi’nin figüranlığına soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin, aynı şekilde, Kur’an’ın korunmuşluğuna dil uzatmış, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)’in aile hayatını (hâşâ) bir genelev ortamına benzetmiş ve ümmetin anaları olan hanımlarına (hâşâ) fahişe deme cür’etinde bulunmuştur. Bu olay, dünyanın değişik yerlerinde kâfir devletler tarafından dahi kabul görmezken, basımına müsaade edilmezken, ne yazık ki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti tarafından yayımlanmasına izin verilmiş, ayrıca bunu kabullenmeyip protesto eden izzetli Müslümanlar, devletin polis ve jandarması tarafından coplanmış, kurşunlanmış, bir kısmı da hapishanelere atılmıştır.


“Salman Rüşdi köpeği Müslümanlar’ın çok az olduğu kâfir bir ülkede korkudan sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uşağı Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir


“Kâfirler şunu iyi bilmeli ki:


“İslâmın Peygamberi’ni ve kitab’ın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır.


“Gün, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür.


“Gün, Allah (C.C.)’ın vahyi Kur’an-ı Kerim’e, Allah’ın meleklerine, Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.)’e, O’nun ailesine ve ashabına yöneltilen çirkin küfürlerin hesabının sorulması günüdür.


“‘İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirler de tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.’ ( Nisa:76)


“Galip gelecek olanlar, şüphesiz ki Allah taraftarı olanlardır.





”MÜSLÜMANLAR” 4


Saldırı ve katliam gecesi 1 Temmuz akşamı da başka bir bildiri evlere dağıtılır:


“ Halkımıza Çağrı;


“Müslüman halkın yaşadığı bu ülkede, İslam için binlerce şehit verilmiş bu topraklarda, bir kesim tarafından, ‘basın özgürlüğü, düşünce hürriyeti’ adı altında, Müslümanlar’ın kutsal değerlerine sözlü veya yazılı olarak kimse saldıramaz.


“Biz Müslümanlar, canımız pahasına da olsa, bu değerlerimizi korumakta kararlıyız.


“Müslüman halkımızdan bu konularda duyarlı olup, İslam’ın değer yargılarını alaya alanlara izin vermemelerini, ne pahasına olursa olsun bunu engellemeyi dini bir görev olarak bilmelerini, bu alçaklar karşısında susulduğunda, yarın mahşerde Allah’a nasıl hesap vereceğimizi düşünmelerini istiyoruz.


“ ‘Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeyi gerekir. O’nun eşleri, onların anneleridir...’ ( Ahzâb Suresi, Ayet: 6)


“ ‘Ve kâfirlerin hesapları varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. Allah hesabı çabuk görendir.’ ( Enfal Suresi, Ayet : 30)


“ ‘Kâfirler istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktır.’ ( Saff Suresi , Ayet:8)


“Not: Bu yazıyı okuyan, Allah rızası için çoğaltarak dağıtsın.


”MÜSLÜMANLAR” 5


Etkinliklerin ikinci günü, Sivas’taki sağ eğilimli yerel basında (Hürdoğan, Bizim Sivas, Hakikat, Anadolu, Yeni Ülke, Taraf) da halkı tahrik edici başlıklarla bezenmiş haberler çıkmıştı. Tertipçiler, saldırıya geçmek için koşulların yeterince olgunlaştığı kanaatine varırlar. 2 Temmuz günü, camiler tıklım tıklım dolar. Bazı saldırganlar cuma namazını tam bitmemiş olacak ki, bir yanda ellerinde sopalar, bir yanda yarı bırakılmış namazlarını tamamlamak için sağına, soluna selam vererek koşuyorlardı.


2 Temmuz Cuma günü, saat 13.30’da saldırı başlatıldı. Değişik camilerden akın akın insan, şenlik yapılan Kültür Merkezinin önünde toplandılar; taş ve sopalarla Kültür Merkezine saldırdılar.





Otel’de bulunanların Ankara’daki yetkililerle yaptığı telefon görüşmeleri ve önlem istemleri de dikkate alınmamıştır. Bu girişimler ve devletin duyarsızlığı değerlendirildiğinde saldırganların korunduğu tartışması gündeme gelmektedir.

sertur
01.07.2006, 11:45
“Sivas laiklere mezar olacak, Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak, Şeriat gelecek, batıl zail olacak“ sloganları atan gruplar, Kültür Merkezi’nde bulunan 1500 kişinin üzerine saldırır. Ancak, etkinlikleri izlemekte olanların direnişleriyle karşılaşan ve sayıca görece az olan saldırganlar, geri çekilmek zorunda kalır. Saldırganlara sürekli olarak yeni katılımlar olmaktadır. Çeşitli camilerden çıkanlar, koşarak saldırganlara katılmaktadır. Kalabalık gruplar, Kültür Merkezi’ne bir kez daha saldırırlar. İzleyiciler ve görevliler bir yandan saldırıya karşı barikat kurarak direniyor; öte yandan da içerideki insanları boşaltmaya ve arabalarla başka yerlere göndermeye çalışıyorlardı. Olay yerinde yeteri sayıda güvenlik gücü yoktu. Olanlar da saldırıyı engelleyecek güçte değillerdi. Kültür Merkezi’nin camları, kapıları ve pencereleri yerle bir edilmişti.


Nihayet, Kültür Merkezi boşaltıldı ve saldırıya uğrayanlar güvenli bölgelere gönderildi. Bu arada, yeni katılımlarla saldırganların sayısı onbine yaklaşmıştı. Gözlerini kan bürümüştü ve dişlerini gıcırdatarak parçalayarak insan arıyorlardı. Saldırgan kitle, isteğine ulaşamamanın verdiği hırsla Kültür Merkezi’nden Valiliğe yöneldi.


Valilik önünde toplanan binlerce saldırgan, “Şerefsiz vali istifa, Sivas size mezar olacak, Şeriat gelecek, zulüm bitecek, Yaşaşın şeriat, Muhammed’in ordusu kafirlerin korkusu, Yaşasın Hizbullah, kahrolsun laiklik, şeriat isteriz...” sloganlarıyla binayı taşa tuttular...


Saldırganların bir kolu, yeni dikilen “Halk Ozanları Heykeli”ne yöneldi. Heykeli kazma ve balyozla parçalayarak sürüklemeye başladılar. Bu arada, kimi saldırganların dişlerini heykele geçirmeye çalıştığı görülüyordu. Diğer bir grup da, Kongre Müzesinin yanında bulunan Atatürk heykeline saldırdı, yere düşürdükleri Atatürk heykelini de sürüklemeye başladılar.


Saldırganların sayısı giderek 15 bine yaklaşmıştı. Şeriat istemlerini ve sloganlarını haykırarak etkinlik konuklarının kaldığı Madımak Oteli’ne yöneldiler. Otelde, kent dışından gelmiş ve çoğunluğu yazar, ozan ve sanatçı yaklaşık 150 kişi bulunuyordu. Saldırı üzerine, güvenliğin daha kolay sağlanacağı düşüncesiyle otele gelmiş insanlar tedirgin oldular. Otelin önünde az sayıda polis vardı ve saldırganlara, “Dağılın, yapmayın” demekten öte bir müdahalede bulunacak gibi görünmüyorlardı.


Otelde bulunanlar, tehlikenin ayırdında idiler. Telefonla Sivas Valisi’ni, Emniyet Müdürünü ve diğer yetkilileri arayarak önlemlerin artırılmasını istediler. Bununla da yetinmediler, telefonla Ankara’da bulunan Başbakanı, Başbakan Yardımcısını, İçişleri Bakanı’nı, parti liderlerini ve milletvekillerini aradılar. Oteldekiler arasında olan halk ozanı, 1987-1991 dönemi SHP milletvekilli Arif Sağ da, telefon başından ayrılmıyor, Ankara’da SHP milletvekili Cevdet Selvi’yi, Bakan Seyfi Oktay’ı, İstanbul eski belediye başkanı Nurettin Sözen’ i arayarak saldırının korkunçluğunu anlatıyor, bir an önce önlem alınmasını istiyordu. Otelde bulunan Aziz Nesin de Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve Çalışma Bakanı Mehmet Moğoltay’la görüşerek can güvenliklerinin sağlanmasını istedi. Ulaşılan her yetkili, “Korkmayın, her türlü önlem alınmıştır” yanıtını veriyorlardı.


Saldırganların amacını sezinleyen Sivas Valisi Ahmet Karabilgin de saat 14.30’da Başbakanı ve İçişleri Bakanı’nı telefonla arayarak bilgi vermiştir. Saldırının giderek bir katliama dönüşeceğini gören Sivas Valisi, çok tedirgin olur ve Ankara’yla telefon irtibatını hiç kesmez. Saat 14.40’da yeniden İçişleri Bakanı’nı ve müşteşarını arar, saldırının artık bir katliama dönüşmekte olduğunu bildirir. Vali yine de rahatlayamaz. Saat 18.45’te Başbakanı ve İçişleri Bakanı’nı tekrar arar ve mutlaka yardım edilmesi gerektiğini bildirir. Çevre illerden de yardım istenmektedir.


Sivas Valisi’nin bunca çabalarının ve görüşmelerinin sonucu, Tokat Emniyet Müdürlüğü’nden 20 polis; Kayseri Emniyet Müdürlüğü’nden 31 Polis, Jandarma Komutanlığı’ndan 20 Jandarma olmak üzere 71 güvenlik görevlisi gelmiştir. Sivas Tugay Komutanı 6 bin kişilik asker mevcudundan yalnızca 30-40 acemi er göndermiştir. Askerler saldırganların arkasında bir yerde nöbet tutarcasına bekletilir. Bir ara Tugay Komutanı da olay yerine gelir ve sağa sola bir göz attıktan sonra ayrılır.


Otel’de bulunanların Ankara’daki yetkililerle yaptığı telefon görüşmeleri ve önlem istemleri de dikkate alınmamıştır. Bu girişimler ve devletin duyarsızlığı değerlendirildiğinde saldırganların korunduğu tartışması gündeme gelmektedir.


Madımak Oteli’ne sığınmış yüzlerce kişi, pencerelerden saldırganların oteli yakmaya çalıştığını izlemekte, korku içinde beklemektedir. Saldırganlar, can almadan ayrılmayacak gibidir. Karanlık çökmüş, elektrikler de kesilmiştir. Saldırganlardan kimileri, otelin önündeki arabaları ters çevirerek ateşe vermekte, kimisi de bidonlarla benzin taşıyarak otelin içine atmaktadır. Alevler, otelin giriş ve alt katlarını sarmaya başlamıştır. Sivas İtfaiyesi gecikmeli de olsa yangın yerine gelmiş, ancak saldırganlar itfaiyenin çalışmasını engeller. Hortumlar kesilir, arabaların lastiklerinin havası boşaltılır.


Yangın oteli tamamen sarar. 8 saattir kurtarılmayı bekleyenlerin umudu tükenmeye başlamıştır. Artık ölümün çok yakınında olduklarını biliyor ve ondan kurtulmanın yollarını arıyorlardı. Yangın bütün oteli sarmıştır. Cinnet halindeki kalabalık, ölüm haberlerini beklemektedir. Dışarıda gözlerini kan bürümüş katiller, otelden gelen yanmış insan eti kokusunu ciğerlerine çekerken, Ankara’daki bakanlar ve yetkililer de kokteyllerde kadeh kaldırıyorlardı.


4 Temmuz günü, Sivas’ın Madımak Oteli’nde 35 can yakılarak katledilmiştir. 51 kişi de kendi olanaklarıyla ağır yaralarla kurtulabilmişlerdir. Çatıya çıkarak yardım isteyenler arasında Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli de vardı. İtfaiyenin merdivenli arabası otele yaklaştı.


Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli merdivenlerden inerlerken, Sivas Belediye Meclisi Üyesi Cafer Erçakmak ile bazı belediye görevlileri saldırıya geçtiler.Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli, itfaiyenin merdivenlerinden aşağıya atıldılar. Başından yaralanan Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli’yi linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar ambulansla değil polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesine götürüldü.

sertur
01.07.2006, 11:45
Yaşamını Yitirenler


1) Behçet Sefa AYSAN Şair - Ankara


2) Yeşim ÖZKAN Sanatçı - Ankara


3) Nurcan ŞAHİN Sanatçı - Ankara


4) Muhibe AKARSU Misafir - Ankara


5) Muhlis AKARSU Sanatçı - Ankara


6) Murat GÜNDÜZ Sanatçı - Ankara


7) Handan METİN Sanatçı - Ankara


8) Ahmet ÖZYURT Sanatçı - Ankara


9) Huriye ÖZKAN Sanatçı - Ankara


10) İnci TÜRK Sanatçı - Ankara


11) Özlem ŞAHİN Sanatçı - Ankara


12) Yasemin SİVRİ Sanatçı - Ankara


13) Asuman SİVRİ Sanatçı - Ankara


14) Uğur KAYNAR Şair - Ankara


15) Sehergül ATEŞ Sanatçı - Ankara


16) Gülender AKÇA Sanatçı - Ankara


17) Gülsün KARABABA Sanatçı - Ankara


18) Mehmet ATAY Sanatçı - Ankara


19) Hasret GÜLTEKİN Sanatçı - Sivas


20) Serkan DOĞAN Sanatçı - Ankara


21) Muammer ÇİÇEK Sanatçı - Tokat


22) Belkıs ÇAKIR Sanatçı - Ankara


23) Asaf KOÇAK Karikatürist - Ankara


24) Edibe SULARI AĞBABA Misafir - İsviçre


25) Menekşe KAYA Sanatçı - Ankara


26) Koray KAYA Çoçuk - Ankara


27) Serpil ÇANİK Sanatçı - Ankara


28) Erdal AYRANCI Yönetmen - Ankara


29) Asım BEZİRCİ Yazar - Ankara


30) Sait METİN Sanatçı - Ankara


31) Carina Cuanna THUIJS Misafir - Hollanda


32) Nesimi ÇİMEN Sanatçı - İstanbul


33) Metin ALTIOK Şair, Yazar - Ankara


34) Kenan YILMAZ Otel görevlisi - Sivas


35) Ahmet ÖZTÜRK Otel görevlisi - Sivas





Yaralananlar:


1) Aziz NESİN 27) Oktay SAMUR


2) Lütfiye AYDIN 28) Kadir ARDIÇ


3) Cafer Can AYDIN 29) Ahmet BAYRAM


4) Aydoğan YAVAŞLI 30) Faruk YALÇIN


5) Melahat YAVAŞLI 31)H.İbrahim DARBİÇER


6) Kamber ÇAKIR 32) Ahmet YAPAR


7) Lütfi KALELİ 33) Şaban YILMAZ


8) Serdar DOĞAN 34)Selahattin ÖZASLAN


9) Gülay ŞAHİN 35) Nurettin DARIKA


10) Makbule ÇİMEN 36) Sabri KANGAL


11) Nuray ÖZKAN 37) Birsen GÜNDÜZ


12) Bülent DAYLAŞLI 38) Mustafa GÖKTEKİN


13) Faruk DAYLAŞLI 39) Turan KESER


14) Bedia ATMACA 40) Erkan KILIÇ


15) Şadiye TANIŞ 41) Şükrü GÜLMEZ


16) İnci ŞENER 42) Bilal KALE


17) Nevzat ÇİĞDAMLI 43) Ali SERTAŞ


18) Ünal ALTUNAY 44) Çiğdem GÜLHAN


19) Ali UYGUR 45) Mecit ÜNAL


20) Hasan YILDIRIM 46) Hidayet ÖZDEN


21) A. Turan ONAK 47) Solmaz YILMAZ


22) Mustafa KAYA 48) Zülali BİLGİN


23) Erdal KOÇ 49) Seyit İNAT


24) Rukiye GÜLER 50) Ersin GÜREN


25) Adem ŞAHİN 51) Salim CEBENAY


26) Ercan DEVELİ





Otelden yara almadan kurtulanlar


1) Arif SAĞ 21) Neval OĞAN


2) Yıldız SAĞ 22) Tuncay YILMAZ


3) Murtaza DEMİR 23) Demet IŞIK


4) Ali ÇAĞAN 24) Elif DUMANLI


5) Haydar ÜNAL 25) Murat KILIÇ


6) Yüksel YILDIRIM 26) İclal KARAKUŞ


7) Ali BALKIZ 27) Ertan KARTAL


8) Ali BAŞTUĞ 28) Ali Rıza KOÇYİĞİT


9) Ali DOĞAN 29) Mustafa TÜRKAN


10) Ayben KOP 30) Rıza AYDOĞMUŞ


11) Ali YÜCE 31) Mehmet AYDOĞMUŞ


12) Nimet YÜCE 32) Deniz HUNAR


13) Celal YILDIZ 33) Ferhun ATEŞ


14) Nurhan METİN 34) Cevat GERAY


15) Cem CELASUN 35) Gülsen GERAY


16) Zerrin TAŞPINAR 36) Olgun ŞENSOY


17) Mehtap YÜCEL 37) Nuray ÖZKAN


18) Hülya KADEROĞLU 38) Cevat ÜSTÜN


19) Battal PEHLİVAN 39) Hidayet KARAKUŞ


20) Türkân PEHLİVAN 40) İ. Cem ERSEVEN





Yaralanan polisler:


1) Doğukan ÖNER İl Emniyet Müdürü


2) Rahim ÇALIŞKAN Emniyet Müd. Yrd.


3) Mustafa UZUN Şube Müdürü


4) Yaşar TEMEL Başkomiser


5) İbrahim KURŞUN Komiser


6) Sönmez KAYIŞ Polis Memuru


7) Ramazan KARATAŞ Polis Memuru


8) Bülent DAMLACI Polis Memuru


9) Nevzat GÜNDOĞDU Polis Memuru


10) Ersoy KARA Polis Memuru


11) Şaban AKIN Polis Memuru


12) Salim ŞEN Polis Memuru


13) Hüseyin YÜKSEL Polis Memuru


14) Sebahattin DİNÇ Polis Memuru


(Kaynak: Sivas Kitabı, Edebiyatçılar Derneği Yayını, s.335-37) 6

sertur
01.07.2006, 11:46
d) Devlet yetkilileri ne dedi?


Sivas’ta eli sopalı, taşlı, zincirli onbini aşkın saldırgan, insan avındaydı. Korkunç durum, Başbakana, İçişleri Bakanı’na defalarca bildirildiği halde herhangi bir yardım gelmedi ve önlem alınmadı. 35 insan yakılarak feci şekilde katledildi. Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ;“Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyiniz” diyor, ilgilileri uyarıyordu. Cumhurbaşkanının “halk”tan kastettiği oteli kuşatan saldırgan kalabalıktı. Gerçi Süleyman Demirel, politik yaşama kazandırdığı, “Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” şeklindeki veciz sözü ile tarafını çoktan açıklamıştı.


Başbakan Tansu Çiller ise, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” diyebiliyordu. Daha sonra TBMM’de yaptığı bir konuşmada da Van’da yakılan bir oteli, Sivas’takiyle karıştırmış ve “Bir vatandaş, sigortadan para almak için sigortalı oteli yakmıştır” demişti. Bir başbakan, ülke sorunlarına ve toplumsal gelişmelere bu denli duyarsız olabiliyordu.


Ülkenin iç asayişinden sorumlu bir yetkilisi, İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu, otele yapılan saldırıyı, “Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir” şeklinde yorumlayarak saldırganları mazur göstermiştir.


Devlet yetkililerinin açıkça taraf tutmaları, güvenlik güçlerinin ilk soruşturmasını da etkilemiştir. Saldırı öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterince önlem alınmadığından insanlar yakılmış, saldırgan katiller ellerini kolllarını sallayarak kent dışına çıkmış ve izlerini kaybettirmişlerdir. 10-15 bin saldırgandan ancak 35 kişi, katliamdan bir gün sonra gözaltına alınmıştır. Artan toplumsal tepkiler sonucu, gözaltına alınanların sayısı daha sonra 190’a çıkarıldı. Gözaltına alınanlar hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalafetten dolayı soruşturma başlatılmış, fezlekeler bu doğrultuda hazırlanarak Cumhuriyet Savcılığı’na sevkedilmişlerdir. Soruşturmanın bu yetersiz çerçevede kalması sonucu, 190 kişiden 124’ü tutuklanmış, geri kalanlar serbest bırakılmışlardır.


Olay, rejime yönelik ve arkasında ırkçı-şeriatçı örgütlerin bulunduğu siyasal bir gelişme şeklinde ele alınmadı. Hukuki süreç bu yönde işletilmedi. Böylece, 35 kişinin katledilmesine, 60 kişinin ağır yaralanmasına, onlarca arabanın yakılmasına neden olan katliamın düzenleyicileri olan ırkçı-şeriatçı örgütler ve katliamda kusuru bulunan sorumlular ortaya çıkarılmadı.





e) Sivas Valiliğinin Raporu


Sivas Valisi Ahmet KARABİLGİN, katliamla ilgili olarak hazırladığı bir raporu İçişleri Bakanlığına sunar:


Olay Öncesi İstihbarat

01. 07. 1993 Perşembe günü, İl Merkezinde başlayacak olan ve aralarında Aziz NESİN’in bulunduğu birçok yazar ve sanatçının katılacağı 4. Geleneksel Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri’ni protesto etmek amacıyla, 30. 06. 1993 günü ‘gizli’ olarak, ‘Ek - 1’de sunulan bildiri dağıtılmıştır.


Konunun hassasiyetinden dolayı, etkinlik programı ve Aziz Nesin aleyhindeki bildiri Emniyet Müdürlüğü’ne faksla iletilmiştir.





II. Olayın Başlangıcı ve Seyri


2 Temmuz 1993 Cuma


- Paşa Camii önünde görevli emniyet ekibi (3860 kodlu) tarafından, Paşa Camii ve Meydan Camii’nden, Cuma namazından çıkan 500-1000 kadar kişiden oluşan grubun dört koldan Hükümet Konağı’na doğru ilerledikleri bildirilmiştir. (13.30)


- Hükümet Meydanı gerisinde oluşturulan polis barikatını aşan yaklaşık 2 bin kişi, maydanda, “Vali istifa”,”zafer İslam’ın”,”Şeytan Aziz”,” İslamiyet’i ezdirmeyeceğiz” vb. sloganlar atmışlardır. (13.40)


- Sayıları yaklaşık 3 bini bulan grup, Osmanpaşa Caddesi ve Buruciye Medresesi civarında benzer sloganları yinelemiştir. (13.55)


- 3 bin 500 dolaylarında gösterici, Kültür Merkezi önüne gelmiş ve içerdeki karşıt grupla slogan mücadelesi başlamış, çatışma polis tarafından önlenmiştir. (14.10)


- Kültür Merkezi’nden ayrılan grubun sayısı, 4-5 bini bulmuştur. (14.40)


- Grup, Buriciye Medresesi’ne gelmiştir. (14.45)


- Buriciye Medresesi önünden Hükümet Meydanı’na geçen 6 bin dolayındaki gösterici, aynı sloganları tekrarlamışlardır. (14.50)


- Grup, Hükümet Meydanı’ndan Atatürk Caddesi’ne yönelmiştir. (15.00)


- Atatürk Caddesi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na gelinirken, sayı yaklaşık 8-9 bini bulmuştur. (15.10)


- Hükümet Meydanı’ndan İstasyon Caddesi yoluyla Kültür Merkezi’ne gelen göstericiler, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etmiş; Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla taşlı sopalı çatışma, polisçe, fazla büyümeden, zor kullanılarak önlenmiştir. (15.30)


- Valilik tarafından görevlendirilen Belediye Başkanı, Kültür Merkezi önündeki topluluğu sakinleştirmek için bir konuşma yapmıştır. (15.48)


- Kültür Merkezi’nden İstasyon Caddesi yoluyla yeniden Hükümet Meydanı’na ve Madımak Oteli civarına gelen yaklaşık 10 bin kişilik gösterici grubu, slogan atmaya devam etmiştir. (15.55)


- Madımak Oteli önünde toplanan yaklaşık 15 bin göstericiye, Valilik’ten gelen istek üzerine, Belediye Başkanı ve Büyük Birlik Partisi İlçe Başkanı birer konuşma yapmışlardır. (18.00)


- Belediye İtfaiye araçları, Hükümet Meydanı’na gelmiştir. (18.30)


- Kültür Merkezi önündeki heykel, belediye garajına konulmak amacıyla Meydan’dan geçirilirken, topluluk tarafından Madımak Oteli önüne getirilmiştir. (19.14)


- Madımak Oteli önündeki araçlar ve heykel ateşe verilmiştir. (19.50)


- Otele yaklaşmak isteyen itfaiye araçlarına, göstericiler yere yatarak engel olmuşlardır. (20.00)


- İtfaiye, otele güçlükle yaklaşabilmiştir. (20.05)


- Yangın Otele de sıçramıştır. (20.10)


- Afyon Sokak’tan (arka taraftan) gelen itfaiye, yangını söndürmeye başlamıştır. (20.20)


- Hükümet Meydanı’na gelen göstericiler, Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlamışlardır. (20.40)


- Güvenlik kuvvetleri havaya ateş etmiş ve göstericiler dağılmaya başlamıştır. (20.50)


- Kalabalık, küçük gruplar halinde şehrin çeşitli kesimlerine yayılmıştır. (21.00)


- Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk Büstü tahrip edilmiştir. (21.40)


- Sayın İçişleri Bakanı Valiliğe gelerek, olaylarla ilgili bilgi almıştır. (22.00)


- Valilikçe ilan edilen ”sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hâkimiyet sağlamışlardır. (23.00)

sertur
01.07.2006, 11:46
III. Olayın Nedeni


Olayların asıl nedeni, dinsiz olduğunu birçok kez açıklayan yazar Aziz Nesin’i bahane eden irtica yanlısı ve devlet düşmanı odakların, fırsattan yararlanıp, halkı, işsiz, güçsüz kişileri galeyana getirmesi ve istismar etmesidir.


Olaylar, idarenin elinde olmayan, kanunsuz göstericiler karşısında eldeki güvenlik güçlerinin kesin üstünlüğünü imkansız kılan bir gelişim seyretmiştir. Gelişmeler, dakika dakika hükümet yetkililerine ve üst düzey yöneticilere iletilmiştir.


Çeşitli camilerden çıkan ve normal bir kalabalık içinde küçük gruplar halinde değişik yönlerden gelen göstericiler, bir anda Hükümet Konağı önünde kanunsuz gösterilerine başladılar. 13.30 dolaylarında başlayan bu ilk olay üzerine, derhal Emniyet ve Jandarma üsleri ile yaptığım haberleşmede, başlayan olaya karşı alınacak önlemler değerlendirilmeye ve uygulamaya sokulmuştur. Olayın, ilk dakikalarında yarattığı izlenim, toplanan kişilerin hemen dağılıp gidecekleri şeklinde olmuştur.


Topluluğun Hükümet Konağı önünden ayrılmayıp slogan atmayı sürdürdükleri ve yere oturmaya başladıkları görüldüğünde, işin ciddiyeti anlaşılmış ve saat 13.45’te, yani olayın başlamasından 15 dakika sonra, Tugay Komutanı’ndan askeri güç talebinde bulunulmuştur. 13.45’te başlayan ve aralıklarla süren takviye kuvvet isteme talebine gecikerek karşılık verilmiştir. Hazırlandığı bildirilen kırk kişilik ilk kuvvet, Hükümet Konağı önüne ancak saat 16.00 dolaylarında ulaşmıştır.


Saat 19.10’da Genelkurmay Başkanı ile yaptığım telefon görüşmesine kadar, Tugay güçlerinin olay mahalline sevki mümkün olamamıştır. Sayın Genelkurmay Başkanı bu telefon görüşmesinde, Tugay’ın tüm gücünün olaylara müdahale etmek üzere kullanılacağını bildirmiştir. Saat 19.45’te, göstericiler kundaklanmış Madımak Oteli’ne girmek üzereyken, Tugay’ın son gelen ek gücü, koşar adımla kalabalığa müdahale etmeye çalışmış, ama kalabalığı yaramamıştır. Tugay takviyesinin en son anda, saldırganlar otele girmek üzereyken ulaşmakta olduğu, deşifre edilecek Emniyet telsiz konuşmalarından, Emniyet Müdürü ile yaptığım haberleşmelerden de anlaşılmaktadır.


Bu kritik anda yanımda bulunan İl Jandarma Komutanı’nın emri ile Jandarma timinin havaya ateş açması, olayların daha vahim noktalara gitmesini önlemede etkin olmuştur.





IV. Son Değerlendirme


1. Kanunsuz bir toplum olayına dönüşeceği yönünde kesin bir belirti bulunmamasına rağmen her türlü güvenlik önleminin alındığı etkinliklerde fanatik bir grubun çıkarttığı olayın, daha önceki yıllarda yaşanan ve tüm şehri kaplayan mezhepler arası çatışmaya dönüşmemesi, güvenlik güçlerinin halk üzerine ateş edip olayları daha da alevlendirmesi yanlışlığına düşülmemesi yönünde her türlü duyarlılık gösterilmiştir.


Keza aynı yaklaşım, Sayın Başbakan’ımız ve İçişleri Bakanı’mızla yaptığım telefon görüşmelerinde, ‘Gösteriler içindeki halkın, güvenlik güçlerinin ve saldırıya hedef olan misafirlerin hepsinin korunması zorunluluğu olmadıkça kuvvete başvurulmaması’ şeklinde tekrar edilmiş ve bu yönde talimatlar alınmıştır.


2. İlk anda kuvvete başvurup, grubun tüm şehre yayılması; olayların tüm şehri kaplaması ve sayıca yetersiz güvenlik güçlerinin şehre yayılan olaylar karşısında iyice güçsüz bir duruma düşmesi ve olayların daha büyük facialara dönüşmesi sonuçlarını yaratabilirdi.


3. Çevre illerden gelen takviye güçler, 25-30 sayıları mertebesinde kalmış, Tugay’ın tüm gücünün bir anda seferber edilmemesi de, mevcut güvenlik kadrosuna yeterli desteğin zamanında katılamaması sonucunu doğurmuştur.


V. Sonuç


Sonuç olarak, yaşanan üzücü olayın öncesinde, olay sırasında ve sonrasında, eldeki tüm olanaklar ve güvenlik gücü kullanılmaya çalışılarak, ilimizde bulunan askeri birlik, 5. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı’ndan, İçişleri Bakanlığı Sayın Müsteşarı’nın bilgisi altında Kayseri ve Tokat illerinden; ilimiz Hafik, Yıldızeli, Kangal, Şarkışla ve Zara Kaymakamlarından takviye kuvvet zamanında istenilmiş, Sayın Başbakan’a, Sayın İçişleri Bakanı’na, Sayın İçişleri Bakanlığı Müsteşarı’na, uçak ve helikopterle takviye gönderilmesi talebi arz edilmiştir.


Yaşanan bu üzücü olayda, Valiliğimiz yasal ve idari her türlü çareye başvurmuş, gerekli makamlarla haberleşme ve koordinasyon içinde bulunmuştur. Dünyanın her yerinde, ülkemizin birçok yerleşim merkezinde de yapılması gereken en temel iş, olayları sınırlamak ve büyümesini engellemektir. Bu çerçevede Valiliğimiz görevlerini eksiksiz olarak yerine getirmiştir. 7





f) Tahrik mi, Tertip mi?


Devletin Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakan düzeyindeki yetkililerinin olaya yaklaşımları, yakılanların bunu sanki hak ettiği yolundadır. Saldırganlara yönelik herhangi bir tutum alınmasına karşı çıkmakta, olayın tahrike bağlı bir duyarlık olduğunu iddia etmektedirler.


Böyle bir tutum, etkilerini göstermekte gecikmedi. Nitekim Emniyet Müdürü ile Vali hemen görevden alınır. Katliam soruşturması, Aziz NESİN’in tahrikleri ekseninde yürütülür.


Emniye tahkikatı bu yöndedir ve Savcılık da böyle bir yol tutturmuştur. Cumhuriyet Savcılığı soruşturmasında, katliamı planlayan ve başlatan örgütler üzerinde durulmamış; saldırı Aziz NESİN’ın tahriklerine bağlanmış ve iddianame, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalefet temelinde hazırlanmıştır. (Sivas Savcısının hazırladığı iddianame: Hazırlık 1993/2460, Sivas Asliye Ceza Mahkemesi)


Ankara DGM Savcılarının 1 Nolu DGM’ye sunduğu iddianamede de, “Sivas’ta Pir Sultan Şenlikleri ve bu şenliklere katılan, bir konuşma da yapan, Aziz NESİN gibi dini inkâr etmekten öte, İslâm dinini küçültücü, aşağılayıcı bir kitabı da neşrettiren, Türk halkına aptal demekten çekinmeyen kişilerin davet edilmesi” gibi ifadelere yer verilmiştir. 8 DGM Savcıları da, katliamı planlayanları ve başlatan örgütleri ortaya çıkarmaktan yana olmamış ve olayları Aziz NESİN’in tahrikine bağlamışlardır.


Ankara 1 Nolu DGM de gerekçeli kararında (E: 1993/106, K: 1994/190), saldırıyı ve katliamı Aziz NESİN’in tahrikine bağlayarak olaylarda bir örgüt aramanın gereksiz olduğuna karar vermiş, sanıkların cezasında da dörtte bir oranında indirim uygulamıştır.


Oysa saldırının ve katliamın örgütlü olarak planlandığına dair tanık ifadeleri ve belgeler bulunmaktadır. Üstelik bunların tümü mahkemeye sunulmuştur. Olaylardan iki gün önce kentte, “Müslüman Kamuoyuna” başlıklı bir bildirinin dağıtıldığını belirtmiştik. Şenliklerin birinci gününün akşamı, “Halkımıza Çağrı” başlığı taşıyan ikinci bir bildirinin dağıtıldığı da vurgulanmıştı. Malatya Valisi, saldırıdan bir gün önce bir otobüs dolusu Aczmendi militanının Malatya’dan Sivas’a geldiğini, basına söylemiştir. Yine daha önce aktardığımız gibi, şenliklerin birinci ve ikinci günleri, Sivas’taki yerel sağ basın organları (Hürdoğan, Bizim Sivas, Hakikat, Anadolu, Yeni Ülke vb.) dağıtılan bildirilerin içeriğine uygun ve tahrik edici yazılar yayımlamışlardır.


Bu yazılı kaynaklara ek olarak, TBMM’nin olayla ilgili kurduğu Araştırma Komisyonuna ifade veren çeşitli görevlilerin anlatımları da ilginç bilgilerle yüklüdür.


O günlerde Sivas Emniyet Müdürü olan Doğukan ÖNER: “... Bu Perşembe günü de, Aziz NESİN Buriciye Medresesine gitmiş, Buriciye Medresesinde öğleye kadar kitap imzalamış, o akşama kadar belirli yerlerde gezmiş. O akşam çıkıp Madımak Oteli’ne gitmiş. Gece saat 21.00’de bir tek siyasi şubemizin korumasıyla birlikte yanında 8 kişi ile Madımak Oteli’nden çıkmışlar, Atatürk Caddesinden inmiş aşağıya; orada Sarayhan Restorantı var; Sarayhan Restorantına yaya gitmişler. Orada içki içtikten sonra da yine yaya olarak aynı ekiple o şekilde gitmişler. Yani ben şunu arz etmek istiyorum, yani olay bir tek Aziz NESİN’e yönelik olan bir hadise değildir.


“... Bu işte kesin provokasyon vardır. Bu işte kesin dışarıdan gelme birtakım güçler vardır. İlk defa camiye gittiğim zaman o caminin ön tarafında belirli birtakım gruplar vardı... Ben o grupları Madımak önünde görmedim...” 9


Mehmet YILDIZ (Sivas Emniyet Asayiş Müdürü): “Heykel getirildi, topluluğun önüne atıldı. Atılınca gerçekten insanlar artık çok çılgınca hareket ediyorlardı. Dişleriyle dahi ısıranları gördük, kafasını vuranları gördük... Paşa Camisinden anons edilince, diyelim ki 200 kişi pankart astı. Amerikan Bayrağını yaktılar...”


Millet Partisi İl Başkanı: “Paşa Camisinde namaz bitmişti, bir kısım imamı beklemeden namaz biter bitmez dışarıda bir gürültü patırdı oldu... Amerikan Bayrağının yakılışını bizzat gördüm. Pankartı da cami duvarında asılı olarak gördük.”


Dr. Hüseyin POLAT (Tabiblar Odası Başkanı): “Öncelikle bu saldırı devlete karşı yapıldı. Laik Cumhuriyete ve Atatürk’e karşı yapıldı. Belediye Başkanı ‘Gazanız mübarek olsun’ diyerek manevi destek verdi.”


Mehmet TALAY (Kültür Bakanlığı Sivas İl Müdürü): “Aziz NESİN Sivas’a ilk kez gelmedi. Aziz NESİN bundan yedi, sekiz ay veya bir sene kadar önce kitap imza gününe gelmişti. Sonra Aziz NESİN’in konuştuğu gün Perşembe günü, olaylar 24 saat sonra çıkıyor. Tepki olarak olsaydı aynı gün tepki olurdu...”


Şakir ŞEKER (ANAP İl Başkanı): ”Caminin içinden insanlar çıkmaya başladığı anda, 20 veya 25 kişilik namazla hiç alakası olmayan ve namaz kılmayan bir grup, bahçede namaz kılan yere gelir ve bunlar bir pankart açarlar, arkasından da bir Amerikan Bayrağı ateşe verilir...” 10


Yine kamu tanıklarından Emniyet görevlileri İzzet KARADAĞ, Erol ÇÖL, Refik SUNGUR, Nazım GÜNAYDIN, Orhan Veli KARADAYI, Mehmet ÖZBEK, Ömer Faruk ÜNAL hazırlık ifadelerinde ve Mahkemedeki ifadelerinde saldırının ve katliamın organizeli olduğunu belirtmişlerdir. 11


Belgelerden ve tanıkların anlatımlarından anlaşıldığı gibi, Sivas katliamı tahrik sonucu değil, örgütlü ve planlı hazırlıkların sonunda gerçekleşmiştir.

sertur
01.07.2006, 11:47
g) Yargı Süreci


Katliamdan birkaç gün sonra soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma ve yargılamanın gelişimi şöyledir:


1) Sivas C. Başsavcılığı, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasına muhalefetten dolayı bazı kişiler hakkında soruşturma başlatır ve Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açar. Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi de 23. 08. 1993 gün, 1993/302 Esas, 1993/315 kararıyla, kamu güvenliği yönünden davayı Ankara Asliye Ceza Mahkemesine gönderir. Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 1993/1185 E. Kararıyla dava Ankara DGM’ye gönderilir.


2) Sivas C. Başsavcılığı, ayrıca 22. 07. 1993 gün ve 1993/2212 Hz. Sayılı iddianamesiyle Sivas Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açar. Mahkeme de kamu güvenliği nedeniyle dava dosyasını Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderir. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi de, oluşumunun DGM’yi ilgilendirdiği gerekçesiyle 11. 10. 1993 gün, 1993/169 E., 1993/150 sayılı kararıyla davayı Ankara DGM’ye gönderir.


3) Sivas İli, Kayseri DGM kapsamındadır. Bu yüzden, Kayseri DGM Savcılığı da soruşturma başlatır. Sonra 25. 08. 1993 gün, 1993/175 Esas, 1993/197 sayılı kararıyla davayı kamu düzeni bakımından Ankara DGM’ye gönderir.


4) Ankara DGM, kendisine gönderilen dava dosyaları hakkında 27. 10. 1993 tarih ve 1993/129 Esas, 1993/109 sayılı kararıyla görevsizlik kararı verir. Böylece Mahkemeler arasında uyuşmazlık sonucu dava dosyası Yargıtay’a gider. Yargıtay 16. Ceza Dairesi de 08. 11. 1993 gün ve 1993/11824 Esas, 1993/11804 sayılı kararıyla Ankara DGM’nin yetkili olduğuna karar verir.


5) Ankara DGM, gerek Asliye Cezada açılan davaların dosyasını, gerekse Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dosyayı 1993/106 Esas kararıyla birleştirir. Sonuçta dava, Ankara 1 nolu DGM’de açılmıştır.


Görüldüğü gibi, saldırı ve katliam sırasında Emniyet, suçluları yakalamada oldukça pasif kalmış; Sivas’ın dışından gelen saldırganlar kolaylıkla Sivas’ı terketmişlerdir. Sonradan gözaltına alınanların tümüne yakını Sivas’ta oturanlardır.


Yargı sürecinde dava dosyası, Kayseri DGM, Sivas, Ankara Asliye ve Ağır Ceza Mahkemeleriyle, Ankara DGM ve Yargıtay arasında uzun süre dolaştırılmıştır. Böylece sıcağı sıcağına soruşturma başlatılmadığı gibi, suçluların çoğunluğu çoktan kayıplara karışmışlardır.


35 kişinin ölümüne, 60 kişinin yaralanmasına neden olan bu katliamın soruşturulmasına, yargılanmasına etki eden veya engellemeye çalışan gizli güçler mi vardır? Burası tartışma konusu olmuştur. Ama katliamın öncesi, sonrası ve yargılama süresinde saldırganların korunduğuna, basın ve kamuoyu tanık olmuştur.





Ankara 1 nolu DGM’ye sunulan iddianamede Sivas Katliamı şöyle anlatılmaktadır:


“İDDİANAME: 02. 07. 1993 Cuma günü her yıl olduğu gibi Banaz Köyü’nde yapılmakta olduğu söylenilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin bu yıl Sivas şehrine dikilen Pir Sultan Abdal Abidesi’nin açılışı nedeniyle Sivas il merkezinde yapılmış olması, toplantıya İslam dünyasında tepki yaratan Şeytan Ayetleri Kitabı’nı Türkiye’de de yayınlayan Aziz Nesin’in davet edilmesinin, il içinde olumsuz bir ortamın doğmasına neden olduğu gözlenmiştir. Sivas ilinde yaşayan vatandaşların bu duruma hassasiyetlerini gösterecekleri ve bir büyük olayın geleceği önceden bilinmesi de bir yana, yasal ve emniyet tedbirlerinin bu tür olayları önlemede etkin bir çare olamayacağı açıktır...


“İslam dünyasında tepki yaratan ‘Şeytan Ayetleri’ kitabının Türkiye’de yayınlanmasını yürüten ve Türk toplumunda sergilediği hareketleriyle hiç de iyi izlenim bırakmayan Aziz Nesin’in bu merasime (4. Pir Sultan Abdal şenliği) davet edilmesi, geleneksel olarak Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin her yıl Banaz Köyü’nde yapıldığını düşünürsek, bu şenliğin Sivas İl Merkezi’ne getirilmesi; kamu davasındaki bu olayı hazırlamıştır.


“İşte 02. 07. 1993 gününün Cuma olması ve camilerden çıkan halkın, fanatik dincilerin yönlendirmesiyle, yetkililerce olayın önlenmesi için yeterli tedbirin alınmaması ve geciktirilmesi,


“Ayrıca, fanatik toplulukça şenlikten bir gün önce il merkezinde yayınlanan gazetelerde açıklamalar yapılması ve halkı kışkırtan bildiriler dağıtılması;


“Hele hele Aziz Nesin’in İslam Dini’ne karşı tutum ve davranışları ve açıklamaları;


“Kapalı bir salonda düzenlenen toplantıda terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulması;


“Eylemin hazırlayıcı nedenleri arasında sayılabilir.


Sivas ilinde meydana gelen bu vahim olay için de, ‘Bu şenlik neden İl Merkezi’nde yapılmıştır, neden Cuma gününe rastlatılmıştır, neden genelde halk tarafından hareketleri hiç de hoş karşılanmayan Aziz Nesin şenliğe davet edilmiş, kendisine konuşmalar yapma imkanı tanınmış, neden şenlikle hiç ilgisi olmayan terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulmuştur?’ soruları cevapsız kalmaktadır.


“Bir yanda ‘Marksist-Leninist’ düzene dayalı devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik oluşturulan yasa dışı terör örgütleri, özellikle PKK terör örgütünün; bir yanda fanatik dincilerin laik devlet düzenini cebren ilga edilip, yerine şeriat devlet düzeninin getirilmesine ilişkin;


“... Çalışmaları Sivas olayında tahrik ve teşvik şeklinde görüntülenerek gövde ve güç gösterisi oluşturulmuştur. Olaydan bir gün önce sokağa dökülen Marksist-Leninist düzene dayalı, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik Dev-Sol, Dev-Genç, PKK terör örgütlerinin militanlarının katılmasıyla Sivas sokaklarında yapılan yürüyüş ve Aziz NESİN’in konuşmaları sergilediği tavrı, bir gün sonra meydana getirilecek olayların tahrikçisi olmuştur...” 12


DGM savcılarının iddianamelerinde, Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri ve bu şenliğe katılanlar “Dev-Sol, Dev-Genç, PKK” örgütleriyle bağlantılı olmakla suçlanmaktadır. Bu örgütlerin Sivas’ta yürüyüş yaptıklarından sözedilmektedir. Oysa Sivas Valiliğinin ve Emniyet Müdürlüğünün raporlarında böyle bir yürüyüş olmadığı belirtilmiştir. Yine, katliamı gerçekleştiren ırkçı-şeriatçı örgütlerden hiç söz edilmemiştir. Katliamın nedenini Aziz NESİN’in tahrikine ve sol örgütlere bağlayarak savcıların, katliamı yapanlardan yana taraflı olduğu görülmektedir.


Davanın ilk duruşması, Ankara 1 nolu DGM’de 21. 10. 1993 günü yapıldı. Duruşmayı izlemek üzere binlerce kişi Ankara DGM önüne geldi. Binin üstünde polis Adliyenin geliş yollarını çevirmişti. Saldırganların yakınlarının ve avukatlarının dışında kimseyi Adliyeye yaklaştırılmıyorlardı. Sivas’ta katledilenlerin aileleri ve avukatları içeri alınmadılar. Emniyet güçleri, duruşmayı izlemeye gelenlere ve katledilenlerin yakınlarına acımısızca saldırdılar. Kadınları saçlarından tutarak yerlerde sürüklediler ve copladılar. Ağza alınmayacak küfür ve hakaretler yapıldı. Birçok kişi gözaltına alındı.

sertur
01.07.2006, 11:48
İlk duruşma böyle başladı. Yakınlarını kaybeden aileler ve müdahil avukatları sonraki duruşmalara katılma imkanı buldular. Sanıklar, her duruşmada müdahil avukatlara ve yakınlarını kaybeden ailelere sözle ve el hareketleriyle hakarette bulunuyorlardı. Mahkeme heyeti bu tür hareketlere müdahale etmiyordu.


Müdahil avukatlar, katliamla ilgili elde edilmiş fotoğrafları, filmleri ve benzeri belgeleri mahkemeye sundular. Mahkemeye sunulan belgelerde saldırganlar, somut olarak görülüyordu. Ancak mahkeme heyeti avukatların belgelerin incelenmesi istemini kabul etmedi. Daha sonra davanın gelişimini, tanıkların ifadelerini basından ve kamuoyundan gizlemek için gizlilik kararı alındı. Müdahil avukatlar, mahkeme heyetinin tutumunu yanlı görerek reddi hakim isteminde bulundular. Avukatların bu istemi de reddedildi.


Mahkemenin yanlı tutumu karşısında, müdahil avukatlar, yaptıkları bir açıklamayla duruşmalara katılmama kararı aldılar:


“...Şeriat heveslilerinin, teokratik devlet özlemcilerinin yargılandığı ve Cumhuriyet tarihimizin en önemli davalarından olan Sivas Olayları Davasının her yönüyle topluma, halkımıza açık olması gerekir. Müdahil vekileri olarak, gerekçesi ve nedenleri bile tutanağa yazılmamış olan ‘Gizlilik kararı’nın sürmesini asla benimsemeyiz, yargılamanın kamuoyundaki inandırıcılığına gölge düşmesine göz yummayı, halkın haber alma hakkının tıkanmasını içimize sindiremeyiz ve hukuka uygun bulmayız.


“Bu nedenle meslektaşlarımız, müdahil müvekkillerin de isteklerini göz önünde bulundurarak; mahkemelerce verilmiş bulunan ‘Gizlilik kararı’ kaldırılıncaya kadar, duruşmalar halka açık olarak yapılıncaya kadar, duruşmalara girmeme ve mahkemeyi tarihi sorumluluğu ve hukuki yanlışlığı ile baş başa bırakma kararı vermişlerdir...” 13


Müdahil avukatların bu kararını desteklemek üzere, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi de tüm şubeleriyle açlık grevi kararını aldı. 14 Haziran 1994 günü başlayan ve18 Haziran akşamı sona eren dört günlük açlık grevine, Derneğin 35 Şubesinin tüm yönetim kadrosu katıldı. Açlık grevi süresince 100 binin üstünde kişi ve kurum temsilcisi Derneği ziyaret ederek destek verdiler. Buna ek olarak Ankara’da 200 bin bildiri dağıtıldı.


Bunca tepki ve uyarıya karşın, mahkeme heyeti kararında direnerek yargılamayı yürüttü. Gizlilik içinde yürütülen yargılama 26. 12. 1994’te karara bağlandı. Mahkemenin gerekçeli kararı şöyledir:


“Gerekçeli Karar: ...Sivas olaylarının devlete ve laik düzene yönelik olmadığı, Aziz NESİN’in Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamasına duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu ve Aziz NESİN’e yönelik bir eylem olduğu, kast edilen Aziz NESİN olmasına rağmen hedefde sapma sonucu 37 masum insanın ölümü ile sonuçlanan bu olayların, laik-antilaik veya mezhep çatışması olmadığı, sadece İslam dinince mukaddes sayılan değerlerin aşağılanmasına tepki gösterildiği, Aziz NESİN’in Anadolu’nun herhangi bir vilayetinde da aynı tepkiyi görebileceği, dolayısıyla şahsa yönelik eylemin bir başka amaca çekilerek kamplaşma ve kutuplaşma yaratmasının hukuki ve sosyal bir yararı olmadığı kanaatindeyiz.


“... Olayların müştekisi Aziz NESİN’in, Bakanlar Kurulu’nun 24. 08. 1989 tarih ve 1989/14479 sayılı kararnamesinde, yazarı Salman RÜŞDİ olan ‘Şeytan Ayetleri’ isimli kitabın Türkiye’ye sokulması ve dağıtılmasını yasakladığı, Türkiye’de bu yasağa rağmen adı geçen kitabı Aydınlık Gazetesinde yayınladığı ve bu kitabın içeriği itibarıyla Müslümanların Peygamberi ve eşlerine karşı tahrik ve tazyif edici ibarelerin bulunması sebebiyle tüm Müslüman halkı bu yayından dolayı haksız şekilde tahrik ettiği, böylece olayların çıkmasının müsebbibi bulunduğu anlaşıldığından, sanıklara tayin olunan ceza TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ¼ nisbetinde indirilecek... hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılmalarına...“ (Ankara 1 nolu DGM’nin Gerekçeli Kararı, Sayfa: 461/465) 14


Böylece Sivas katliamı davasının 22 sanığı hakkında 15’er yıl, 3 sanığı hakkında 10’ar yıl, 54 sanığı hakkında 3’er yıl, 6 sanığı hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanığı hakkında da beraat kararı verildi.


DGM’nin kararında katliamı gerçekleştiren faşist (ırkçı-şeriatçı) örgütlerden söz edilmediği gibi, katliam Cumhuriyete ve laikliğe karşı bir eylem olarak da değerlendirilmemiştir. Ama bir suçlu gerekliydi ve o da bulunmuştu: Aziz NESİN. Üstelik bu hiç de yeni bir şey değildi; devletin yetkilileri, siyasi iktidarın sözcüleri, emniyet yetkilileri ve savcılar da, Sivas katliamının örgütlü bir hareket olmadığını, Aziz NESİN’in tahrikiyle ortaya çıkmış bir tepkinin sonucu olduğunu, olayın ilk gününde açıklamışlardı.


Müdahil avukatlar, DGM’nin kararını taraflı, hukuka ve adalete aykırı olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyiz ettiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Esas No: 1996/688, Karar No: 1996/4716 kararıyla, “Katliamın Cumhuriyete, Laikliğe ve Demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu.


Ankara 1 nolu DGM, Yargıtay’ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı. Karar, 28. 11. 1997’de açıklandı. Mahkemenin Esas No: 1996/84, Karar No: 1996/199 Gerekçeli Kararında şu ifadelere yer veriliyordu:


“... 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlilerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak Hükümet Konağının önünde bulunan güvenlik görevlilerini kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümetin il’de temsilcisi olan valiye ‘Şerefsiz vali’, ‘Vali istifa’ şeklinde, yürüyüşler ve toplanmalar sırasında Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde ‘Şeriat gelecek zulüm bitecek’, ‘Cumhuriyeti burada kurduk, burada yıkacağız’, ‘Yaşasın şeriat, kahrolsun laiklik’, ‘Şeriat isteriz’, ‘Dinsiz laikler’ sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması ‘Yak yak’ sloganları altında güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle açılıp otelin yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet Türk İnkılabının temel taşlarından birisi olan Sivas Kongresinin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki Atatürk Heykelinin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebir, bir kısım icra hareketlerinin TCK’nin 146. Maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliğinin ve Aziz NESİN’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle Anayasal düzenin en önemli ilkelerinden olan Cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır...” (Gerekçeli Karar, s. 65-67)


DGM’nin kararında 33 sanığa idam, diğerlerine de muhtelif ağır hapis cezaları verilmiştir.


Mahkemenin kararı taraflarca temyiz edilmiştir Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 24. 12. 1998 günü verdiği kararda hapis cezaları onaylanırken, 33 idam cezası bazı usul noksanlıkları nedeniyle bozulmuştur. Dava bir kez daha DGM önündedir.

sertur
01.07.2006, 11:49
KAYNAKLAR





1) Zeki COŞKUN, Aleviler-Sünniler ve Öteki Sivas, s. 27


2) İlke Dergisi, Sayı: 58 (Ekim 1978)


3) PSAKD Arşivi


4) Sivas Kitabı, Edebiyatçılar Derneği Yayını, s. 319


5) A.g.e., s. 323


6) A.g.e., s. 335


7) A.g.e., s. 330 ve Lütfi KALELİ, Sivas Katliamı, s. 41


8) Gerekçeli Karar (Ankara 1 nolu DGM: 1993/106, Karar: 1994/190)


9) Sivas Dosyası (TBMM Araştırma Komisyonu Dosyası)


10) A.g.e.


11) Kayseri DGM Savcılığı (16. 07. 1993-KL -4)


12) Gerekçeli Karar (Ankara 1 nolu DGM: 1993/106, Karar: 1994/190), s. 95, 96, 111, 112


13) A.g.e.


14) A.g.e.





Bu bölümle ilgili geniş bilgi için şu kaynaklardan yararlanılabilir





A- Kitaplar:


1) Muzaffer İlhan ERDOST, Üç Sivas


2) Zeki COŞKUN, Aleviler-Sünniler ve Öteki Sivas


3) Sivas Kitabı, Edebiyatçılar Derneği Yayını


4) Çetin YİĞENOĞLU, Ölü Ozanlar Kenti Sivas


5) Ali YILDIRIM, Ateşe Semaha Durmak


6) Ali BALKIZ, Sivas’tan Sydney’e Pir Sultan


7) Bilinmeyen Yönleriyle Sivas Katliamı, Ayyıldız Yayınları


8) Lütfi KALELİ, Sivas Katliamı


9) Serdar DOĞAN, Yaşamak


10) Öner YAĞCI, Sivas’ı Unutmadık





B-Dergiler:


1) Pir Sultan Abdal / Kültür ve Sanat Dergisi, Sayı 8, Ağustos 1993


2) A.g.e., Sayı 9, Ekim 1993


3) A.g.e., Sayı 10, Aralık 1993


4) A.g.e., Sayı 12, Haziran 1994


5) A.g.e., Sayı 13, Ocak 1995


6) A.g.e., Sayı 15, Haziran 1995


7) A.g.e., Sayı 16, Temmuz 1995


8) A.g.e., Sayı 20, Eylül 1996


9) A.g.e., Sayı 23, Temmuz 1997


10) A.g.e., Sayı 24, Ekim 1997





C-Gazeteler:


1) Cumhuriyet, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10,11 Temmuz 1993


2) Miliyet, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 Temmuz 1993


3) Hürriyet, 3, 4, 5, 6, 7, 8, ,9 10 Temmuz 1993


4) Aydınlık, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 Temmuz 1993


5) Sonhavadis, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 Temmuz 1993


6) Tercüman, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 Temmuz 1993


7) Akşam, 3, 4, 5, 6, 7, 8 Temmuz 1993


8) Akit, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 Temmuz 1993


9) Zaman, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 Temmuz 1993


10) Sabah, 3, 4, 5, 6, 7, 8 Temmuz 1993


11) Türkiye, 3, 4, 5, 6, 7, 8 Temmuz 1993

Balta
01.07.2006, 12:02
Berlin´de yapilan 7 yil önce 2 Temmuz anma töreninde salonda bulunan; vahsetten sag cikmis üc hanim can vardi. simdi isimlerini gercekten animsayamam.
Konusmalarinda: "mhp liler, bize karsi olduklari halde onlarin tarafina gecmeseydik, bu gün iki kati can yanabilirdi" demislerdi.
"Gelin bacim atlayin bu tarafa yanacaksiniz hepiniz" diyerek bizi kendi taraflarina cektiler, asagidaki güruh dagilincaya kadar bizi orada tuttular demesi, yukaridaki yrumdaki hatira ile ilginc bir paradoks yaratiyor gibi.
Tabi bu olayi mhp yi suclarindan dolayi aklama anlaminda degil, gercegin, mitlestirilmeden bilinmesi anlaminda Berlin´de salonda dinleyince, sasirmadigimi söyleyemem.
Bilgileri, birikim ve kaynaklari olanlarin dökümanlariyla buraya tasimalari gercekten anlamli olur.

http://www.pirsultan.net/images/deneme.gif

Bu iki kişi kimdir isimi nedir herhangi bir bilgi varmı? Yoksa şayet şu ana kadar böyle bir durum yoktur tamamen uydurmadır diyeceğiz çünkü Madımak Oteline bitişik olan BBP bürosu vardır ki zaten BBP nin bulunduğu bir yerde MHP liler ve Ülkücüler bulunmazlar özellikler buna çok dikkat ederler. Kaldıki BBP iler yan binaya kaçmaya çalışan insanlarımıza silah çekere ötele dönmeye zorlanmıştır.

Hiçbir tutanakta ve belgede bundan bahsedilmemekte tamamen hayal ürünüdür bu olsa olsa.

Ezo
01.07.2006, 12:53
Yakanlari savunanlar utansin k1skirtmaymis vs vs diyerek yakanlari savunanlar utansin diyorum insanligindan....

Sivas unutulmaz unutmuyacagizda...

puduhepa
01.07.2006, 13:15
okul yıllarına ait bir anım var.okulumuz (Dil Tarih Coğrafya Fak.)tam Ankara Adliyesi ile karşı karşıya idi.ve o günlerde ilk Sivas Katliamı duruşmaları yapılıyordu,arkadaşlarla biz de gittik.tabiki amcalar(devletin kolluk güçleri)hemen kalabalığı dağıttı.işin ilginç taraflarından biri de o protesto grubuna kendisinin sonradan dindar olduğunu öğrendiğim bir arkadaşta bizimle katılmıştı...
tarihin derinliklerine atılmaması umuduyla,unutmamak ve unutturmamak umuduyla tüm yitirdiklerimiz hepiniz birer kızıl gülsünüz,yüreğimizdesiniz...

Balta
01.07.2006, 13:22
http://www.pirsultan.net/images/deneme.gif

tarihin derinliklerine atılmaması umuduyla,unutmamak ve unutturmamak umuduyla tüm yitirdiklerimiz hepiniz birer kızıl gülsünüz,yüreğimizdesiniz...

Sivas unutulmaz unutmuyacagizda...

“Bir otel odasında gencecik çocuklar
çırpındıkça bir yudum soluk için
üzerine benzin döküp oynayanlar
onlar bir gün öpmeye eğilince çocuklarını
dudaklarında duman ve yanık et kokusu
boğum boğum tıkamaz mı soluklarını?”

Şair Eşref

UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ !

UNUTMAK İHANETTİR !

puduhepa
01.07.2006, 13:35
DÜN GECE RÜYAMDA BİR KUŞTUM

Bir kara kalabalık
Binlerce bağnaz binlerce yobaz
Başlarında takkeler sarıklar
Genci yaşlısı
Sakalla bıyık arasından
İstim salar gibi soluyorlar
Kuduz salyaları akarak
Ölüm ölüm diye uluyorlar
Yosun tutmuş sivri köpek dişlerini
Kirli uzun tırnaklarıda biliyorlar
Çepeçevre çember olmuşlar çevremde
Zil çalan etekleri ayaklarına dolanarak
Beni öldürme törenine hazırlanıp
Çevremde dört dönerek
Salyalı sevinç nağraları atıyorlar

aziz nesin

Niwan
01.07.2006, 14:10
Toplandılar birbir güruh sürüleri
Tatbik edildi ata izleri
Yandı otuzyedi canın gözleri
Ne güzel oynandı oy Madımak

Aziz allahsızsa bundan kimene
Tanrı yaratmadımı onu cihane
Otuzyedi canım buna bahane
Ne güzel oynandı oy Madımak

Çetiniyim derki bir gün divan kurulur
Haklı haksız gelir orda sorulur
Yirminciyüzyılda insan mı yakılır?
Ne güzel oynandı oy Madımak

Çetin Gencerw


Katliamın olduğu yıl çocuk olduğum için olanlara anlam verememiştim sonra ben büyüdüm içimdeki yara büyüdü ve benimle beraber büyümeye devam edecek yaram hiç kapanmayacak ASLA UNUTMAYACAĞIM

sertur
01.07.2006, 14:11
bu topiğe iki kelimede olsa duygularınınızı acınızı dökmenizi beklerdim.arkadaşlar üzülerek belirteyim ki ilgi ve alakamız çok yetersiz
sn. balta bu topiği sabitleştirdiğiniz için teşekür ederim
ama önce kalbimizde sabitleşmeli diyede söylemeden geçemedim
saygılarımla...

sonerk
01.07.2006, 14:18
tarih hep tekerrür ediyor hep yanan,yakılan biz oluyoruz bilmem bu nereye kadar devam edecek kıyamete kadar devam edecek bu gidişle yanmamak için yakmakmı gerekiyooooooooo neee ..SİVAS ŞEHİTLERİNİ SAYGIYLA ANIYORUZ...

puduhepa
01.07.2006, 14:26
PARAMPARÇA


Benim her günü karalım
Paramparça olsun dünya
Üstünde gamlar dolalır
Döne dursun çarkın dünya

Fezai'der nolacağım
Bent boyunda öleceğim
Mezarda da diyeceğim
Dönmez olsun çarkın dünya

HASRET GÜLTEKİN

puduhepa
01.07.2006, 14:39
"hİÇbİr Şey Yapamazsan EĞer,bİr Mum Yak.2 Temmuz Gecesİ Saat 21'de.hatirlayamazsan DİĞer Canlari,unutma 12 YaŞindakİ Koray'i.sadece 1 Mum..."

cagdascetin
01.07.2006, 14:45
hacer gültekin su tv deki madımakta yakılmak adlı programda şöyle bir söz söyledi

ilk önce can dündar çok duygulu bir yazısını okudu yazı şöyleydi galiba ülke ingiltereydi yazı şöyle:ingiltereye geçen gün yaptığım ziyaretlerden birinde bir müzeye gittim müze ülkenin daha önce yaptığı bir katliamı unutmamak unutturmamak için katliamı yapanlar tarafından yapılmıştı ama nedense benim ülkemde yakılan madımak otelindeki insanların yandığı yerlerde şimdi et lokantası ve otel var bir düşünün kapıdan girerken dışardan gelen allahuekber seslere gelse orda içerde dışarı çıkmaya çalışan insanların cesetlerinin heykelleri olsa içerde kurtarın bizi biz naptık diyen sesler olsa bir ilçe emniyet müdürünün olayı haber aldığında
"bizimkilere bişe oldumu ondan sonrada gazanız mübarek olsun." diyen sesleri telsizlerden yansıtılsa müzeye girenlerin tüyleri diken diken olsa.

can dündarın yazısı böyle orda yananlardan birinin yakınıda şöyle tamamladı bu lafları
orayı yakanlar çocuklarını kokladığında hiç burnuna yanık kokusu gelmiyormu karılarına nasıl gönül rahatlığıyla sarılıp uyuyabiliyorlar o et lokantasına gidenlerin ağzına hiç insat etiymiş gibi bir tat gelmiyomu.

unutmadık unutturmayacağız bilmeyenlere anlatacağız öğreteceğiz

KURŞUNveli
01.07.2006, 16:01
Bin kez kırdılar dallarımızı
Bin kez budadılar
Yine çiçekteyiz işte
Yine meyvedeyiz.



unutmadık, unutturmayız !

gülsün
01.07.2006, 16:40
Sİvasta İÇİmİz Yandi GÜllerİmİz Yandi Dİrİ Dİrİ Yaktilar Ama Sİvasi Unutmadik Unutturmayacagiz

kolpa
01.07.2006, 16:50
ya bişi sorucam bu cemtv niçin sivas katliamından bahsetmio bi program falan yapmıyo anmak için.ya da ben rasgelmedim.yarın yapmazsa eğer cemtvnin alevilikle ilgisi olmadığı hükmüne varıcağım.eğer böyle bi program izleyen warsa söylesin,günahlarını almayayım.bu arada canlar bu katliam devam ediyor.alevi olan akranlarıma bile sorduğumda "sivas katliamı nedir bilirmisn"diye, başını sallayıp boş boş bakan çok gördüm.gençler,çocuklar,ilericiler,solcular,sağcıl ar,liberaller...her kesimden az ya da çok unutan ,bilmeyen war ve artıyor.bir müze,anıt yapılmadığı sürece bu katliam devam ediyor.

ErDaL24
01.07.2006, 16:53
lanet olsun bize bu günleri yaşatanlara ve yaşatacaklara....

sertur
01.07.2006, 17:57
lanet olsun bize bu günleri yaşatanlara ve yaşatacaklara....
yaşataklara deme can gayri yürek dayanmaz

denzz
01.07.2006, 18:46
unutmayacağız demekten başka bişey yapamıyoruz...sivas cem vakfı bile bu yıl 2 temmuzu yok sayıyorsa yapıcak pek bişey kalmamış gibi geliyo bana..kendi kendimiz yakıldığımızı unutturmaya çalışıyosak diyecek başka bişey yok zaten..

insan olmayanların şerrine kurban giden değerli insanlarımızı unutmuyorz...

ergin
01.07.2006, 18:48
SİVAS KATLiAMI ( 2 TEMMUZ 1993 )
SİVAS KATLiAMI ( 2 TEMMUZ 1993 )


Katliamın baştan sona kamera görüntüleri

Canlar sayfalarca yazı yazsakta,
SİVAS KATLİAMININ acısını ve gerçeklerini, gözlerinizle görmenizin yerini tutamaz.

Bu yüzden lütfen aşağıdaki linki tıklayın

Kanlı Katliamın, İnsan yakan katliamın

Baştan sona video görüntüleri.

Bu kamera görüntülerini izlerken GÖZYAŞLARINIZ SEL OLUP AKACAK


Aşagıdaki linkte 20 MB yaklaşık olarak 12 Dakka uzunlugunda KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİ bulacaksınız.


http://www.hemenpaylas.com/download/1069285/sivas.wmv.html






Tüm dünyanın gözü önünde Sivas katliamı yaşanır.

2 Temmuz Sivas katliamı üzerinden geçen yıllara rağmen Alevilerin nazarında küllenmemekte, tam tersine Sivas yangını Alevilerin kanayan yarası olmaya devam etmektedir.

Sivas katliamı Alevilerin yaşadığı diğer bir çok katliamlara benzemekle birlikte ondan bazı çok trajik unsurlarla farlılık göstermektedir.

Bu nedenle “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, bu nedenle “Sivas unutulmayacak” sözleri bu katliama karşı her fırsatta dile getirilmektedir.

Çünkü 8 saat insanlar Madımak Otelinde kendilerine bir yardım eli uzanmasını beklerler. Cumhurbaşkanı aranır, başbakan aranır, başbakan yardımcısı, bakanlar aranır. Tanıdık bildik etkili yetkili kim varsa bir umut olarak aranır ama güvenlik güçleri de dahil hiçbir güç gelip de şeriatçı güçleri dağıtmaz, Pir Sultan torunlarını kurtarmaz!

Bu ne derin acıdır!

Bu ne büyük bir trajedidir.

Sivas’ta göz göre göre insanlar katledilir. Şeriatçılar bir bayram yerinde buluşmuş gibi Madımak Oteli’ni sarar ve insanlarımızı katlederler. Bu katiller günler öncesinden hazırlık yapmalarına rağmen yakalanmamış, engellenmemiştir. Sivas gibi küçücük bir şehirde kimin ne dolap çevirdiğinin bilinmemesi mümkün müdür? Tersine istihbarat birimleri “olay çıkacağını rapor ettik” demektedirler. Olay çıkmamış, katliam yaşanmıştır. Sivas belediye başkanı katilleri “gazanız mübarek olsun” diye kutlamaya kadar işi vardırmıştır!

8 saat genç kızlarımızın, oğlanlarımızın, şairlerimizin, bağlama ustalarımızın, semahçılarımızın çığlıklarına tüm insanlık kulaklarını tıkamıştır. Başta iktidar sahipleri olmak üzere!

8 saat içinde dünyanın bir başka ucuna müdahale edilebildiği halde, Sivas’a yardım gönderilmemiş, insanların katledilmesine engel olunmamıştır! Sivas nasıl unutulur?

BUNLARI UNUTMA!

Bazı anlarda bazı sözler söylenir, bazen bu sözlerin ve bu sözleri söyleyenlerin asla unutulmaması gerekir. Bu sözler ve onları söyleyenler yeni acılar yaşanmaması için, yeni katliamlar olmaması için, dostu düşmanı tanımak ve aklımızdan çıkarmamak için kesinlikle unutulmamalıdır. Taşlara, demirlere bu sözler kazınmalı ve bir kenara konulmalıdır.

Sivas katliamı yaşanırken de unutulmaması gerekin sözler söylenmiştir.

Hem de bu sözleri dönemin Cumhurbaşkanı, dönemin başbakanı söylemişlerdir. Bu sözler bize katliamın arkasındaki gizi ifade etmektedir.

UNUTULMAYACAK SÖZLER BİR

“GÜVENLİK GÜÇLERİ İLE HALKI KARŞI KARŞIYA GETİRMEYİN!”

Sözün sahibi Cumhurbaşkanı’dır. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. Katiller Madımak Otelini kuşatmış, insanlar içeride çığlıklarla yardım beklerken bu sözü defalarca Sivas valisine ve emniyet müdürüne söylemiştir. Demirel’in vatandaş dediği şeriatçı katillerdir. Ve güvenlik güçlerinin onlara müdahale etmesine engel olmakta, katillerin işlerini rahatça yapmalarını istemektedir adeta. Katillere karşı gelmeyin, bu sözün anlamı bundan başka nedir? Bu söz nasıl unutulur?

UNUTULMAYACAK SÖZLER İKİ

“OTELİ SARAN VATANDAŞLARIMIZA BİR ŞEY OLMAMIŞTIR!”

Sözün sahibi Başbakan’dır. Başbakan Tansu Çiller. Çiller Madımak Otelini saran ve insanlarımızı katleden şeriatçı katillere bir şey olmadığını, katillerin burunlarının kanamadığını müjdelemektedir.

Başbakan’ın vatandaş dediği de şeriatçı katillerdir. Ya içeride çığlıklarla yardım bekleyenler? Onların vatandaşlık hakları? Onların yaşama hakları? Çillerin umrunda olan, Çillerin bu sözleri ile gözetip kayırdığı katillerdir mağdurlar değil. Bu sözler nasıl unutulur?




SİVAS KATLiAMI ( 2 TEMMUZ 1993 )


Katliamın baştan sona kamera görüntüleri

Canlar sayfalarca yazı yazsakta,
SİVAS KATLİAMININ acısını ve gerçeklerini, gözlerinizle görmenizin yerini tutamaz.

Bu yüzden lütfen aşağıdaki linki tıklayın

Kanlı Katliamın, İnsan yakan katliamın

Baştan sona video görüntüleri.

Bu kamera görüntülerini izlerken GÖZYAŞLARINIZ SEL OLUP AKACAK


Aşagıdaki linkte 20 MB yaklaşık olarak 12 Dakka uzunlugunda KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİ bulacaksınız.


http://www.hemenpaylas.com/download/1069285/sivas.wmv.html

erayY
01.07.2006, 19:04
1572 Fransa St Bartelemo olaylarinda, katolik dinciler, bir gecede 60.000 farkli mezhepten olan protestanin yakildigi, olayin
Sivas´tan ne farki vardir ki?


Dinlerin değişime açık olamayan bir sömürü aracı olduğunu tekrar ispatlıyor bu örnek orada da protestanlar katledilmişti 400 sene önceki olay yine tekerrür ediyor eminimki sivas olayından bir 400 yıl sonra yeniden böyle olaylar yaşanacaktır ,olmayacağını kim garanti edebilir.

ayrıntı;

Bugün hala sivas sokaklarında kısa şortlu bir bayan görüldüğünde üstüne tüküren başımıza taş yağacak diyen akılsızlar çoğunlukta.

Nesimi
01.07.2006, 20:45
Sivası unutmak, gelecekte bu tarz katliamların önünü açacaktır.

Maraş, Çorum, Sivas, Gazi...

gelecekte kim bilir nerde ?

Gericiliğe, Irkçılığa, Kafatasçılığına, Faşizme geçit vermemek için daha demokratik bir ülke için sesimizi duyuralım

Birşey yapamayız yada birşey değişmez demeyelim en basitinden demokratik tepkimizi koyalım ortaya

2 temmuz anmaları olacak bunlara katılalım

Bir laf vardır

Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek

önal75
02.07.2006, 00:12
Madımak katliamı ve yerel basın
22-10-05


TARAFINDAN: RIZA AYDOĞMUŞ



Sivas Madımak’ta ki yangın, yerel basının o günlerde yaptığı yayınlar soruşturulmadıkça,katliamı organize eden,yönlendirenlerin çoğu dışarıda elini kolunu sallayarak gezdikçe ve daha vahimi yargılanıp, hüküm giyenler işadamlığını(!) Avrupa ülkelerinde sürdürdükçe YÜREĞIMIZDE DEVAM EDIYOR HALA.



2 Temmuz 1993 Sivas'ta 33 aydin ve 2 otel calisani Cumhuriyet ve laiklik dusmani gerici yobaz surusunce yakilarak, katledildi. Sagci ve gerici medya bu katliamın Aziz NESIN’in tahriki sonucu çıktığını,bir anlık öfkenin sonucuymuş gibi ipe sapa gelmez gerekçeler uydurmaya çalıştılar.Katliamın gerici bir kalkışma hareketi olduğunu gözlerden kaçırmak istediler.



Oysa bu katliam, bu toplumun maruz kaldığı Kahramanmaraş,Çorum,Sivas,Malatya katliamlarında olduğu gibi önceden planlanmış ve organizeydi. Öyle ki o günün Refah partili belediye başkanı Temel KARAMOLLAOĞLU, Pir Sultan ABDAL kültür şenlikleri öncesi HICRET KOŞUSU adıyla çevre illerden sporcu adı altında şeriatcı militanları Sivas’a davet eder ve ger