Ceyhun
08.09.2005, 00:09
Merhaba,
Biliyorsunuz son günlerde memleket ahıra döndü resmen. Tutan tuttuğuna saldırıyor linç ediyor vs. Şimdi bu linç hadisesi Trabzon'da başladı. Ama çok farklı bir hal aldı. Trabzon'daki insani bir olaydı. Neden? Çünkü orada hedef bildiri dağıtmak isteyen 5 tane gençti. "PKK'lılar bayrak yaktılar" diye bir dedikodu yayılarak yapılan açık bir komploydu. Orada insani bir boyut vardı. Çünkü saldırıya uğrayanlar PKK'lı değildi ve olay fazla büyümedi. Zaten 5 gencin tipinden, Kürt bile olmadıkları belliydi. Gençler, sarışındı. TAYAD, bildiğim kadarıyla seksenli yılların ortasında kurulmuş ve yasadışı bir sol örgütle adı sık sık beraber anılan bir dernek. Zan altında bırakmak ve hüküm vermek istemem ama ben duyduklarımı aktarıyorum. Herneyse. "PKK'lı" diye kitle gaza getirilip bir çatışma ortamı yaratılmak istendi ama ortadaki sis kalkınca konu bir iki olumsuz olay sonrasında kapandı.
Bugünlerde yaşadığımız olaylar ise çok daha kaygı verici. Çünkü bu sefer ortada sis ve bir anlık gaza gelme olayı yok. Adresler belli. Karşıdakiler gerçekten PKK'lı veya PKK ekseninde hareket eden gruplar. Yani Trabzon'daki gibi bir hedef şaşırma, bir anlık provokasyon olayları falan değil bunlar. Saldıran kimler? Ülkücü veya benzerleri ve onların peşine takılmış cahil bir takım halk. Yani adresler belli. Adreslerin belli olması ne demek? Çatışmanın devam edebileceği demek. Yani kim kime saldıracağını biliyor ise çatışma devam edecek demektir. Şimdi birileri Türk bayrağı sallayan vatandaşı linç etmek istiyor. Birileri şehirden geçen otobüsleri taşlamaya, içindekileri öldürmeye falan çalışıyor. E ne oluyor? Biri saldırdıkça öbürünün ardındaki kitle daha da korkuyor ve sonuç olarak daha da saldırganlaşıyor. Korkan bir insan kendisi gibi insanları bulduğu ve kendini güçlü hissettiği zaman korkusu ölçüsünde saldırgan bir yaratığa dönüşür. Bu da gördüğüm kadarıyla bir paradoksa dönüşüyor.
İlk önce olayın buraya gelişini incelemek lazım. Birinci sebep zaten belli. PKK ve Türk faşisti grupların böyle bir ortamı her zaman kolladıklarını biliyoruz. Bunların kanla beslendiklerini tarihimiz anlatıyor zaten bize. Ama özellikle bu safhaya gelmesinin ardındaki neden Trabzon'da yatıyor. Trabzon'daki hadisenin ertesinde özellikle iktidar sorumlularının ve CHP'nin yaptığı açıklamaları hatırlayın. Vatandaşı sağduyuya davet ediyorlardı. Trabzon'un solcu (!) belediye başkanı TAYAD'lılara "Bildiri dağıtacak başka yer bulamadınız mı?" diyordu. Sonuç olarak linç girişimi şöyle veya böyle masum hale getiriliyordu. E bundan birkaç ay sonra da lincin meşrulaşması ve gelenekleşmesi kaçınılmaz hale geldi. Üstelik bu sefer bir galeyan ve adres şaşırma da söz konusu değildi. Bir kere provokatörler ve vahşiler bu cesareti bulunca bu olay gittikçe yaygınlaştı ve sıradanlaştı. Hatta burada bile "kurşun sıkmaktan", "küllerini havaya savurmaktan" bahseden kışkırtıcı mesajlar okuduk (bahsedenin ister istemez forum adına sorumluluk taşıdığını unutmak istiyorum).
Şimdi bu gidişatın sakıncası nedir? Bazılarınız diyebilir: "PKK ve faşolar kırsınlar birbirlerini." Aslında özünde tabi çok olumsuz bir durum değil bu düşündüğünüz. Olaya kısa vadeli ve biraz da pragmatist yaklaşırsak gayet olumlu gibi gözükebilir. Ama uzun vadede yaklaşırsak bu olayın memleketi bir kargaşaya düşüreceği, ülkemizi zayıf düşüreceği ve halkımıza zarar vereceğini ve hatta bir iç savaşa dönüşebileceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. Ve hatta bu olayın bizimle hiçbir alakası olmamasına rağmen bizi çok etkileyici kesindir. (Bu aşamada insani duyarlılığı bir kenara bırakıp pragmatist yaklaşıyorum ama bu böyle düşündüğümü göstermez. Zaten kendi çerçevemizden bakınca da bu gidişin tehlikeli olduğu ortaya çıkıyor.) Dolaylı olarak memleketin kötü bir durumda olmasından biz de etkileneceğiz. Ayrıca dolaysız olarak bu çatışmanın içine heran biz Aleviler de çekilebiliriz. Şimdi zaten bütün Kürtleri hedef alan Türk Irkçı gruplarının PKK'yla en ufak bağı olmayan Kürt Alevisi dostlarımız da hedefi olabilir. Bir adada Kürt işyerlerinin saldırıya uğradığı ve Kürtlerin adayı boşalttığını duymuştuk. Bu yayılırsa Kürt-Alevi dostlarımız için sıkıntılı günler oluşturur.
Gelelim benim de içinde bulunduğum Türk-Alevi halka. Birinci olay, geçen bu PKK'lıların azdıklarında Gazi Mahallesi'nde ortalığı karıştırdılar. Ercan Abi'nin endişe ettiği ve benim pek ciddiye almadığım cemevi mevzuu gazeteler yansıdı. Mahalledeki arkadaşlardan duyduğum kadarıyla sadece merkeziliğinden dolayı cemevi önünde toplanma gibi bir durum sözkonusuymuş. Cemeviyle ilgili birşey yokmuş. Ama sonuçta gazeteler bunu cemevi olarak yansıttı. Öyle veya böyle Gazi Mahallesi hedef olarak yansıdı. Bu örnek PKK'lıların eseri. İkinci örnek ise Alevilere ezelden düşman faşistlerin kendi art niyetleri. Bugün haber grubunda elemanın biri "Ümraniye istiklal Mah. oturuyorum. Şimdi M.Kemal mah. Eski 1 mayıs Mah.)Yönüne 4 otobüs dolusu polis geçti. Orasıda Potansiyel hain dolu.."¹ diye bir Alevi mahallesi olan Mustafa Kemal (1 Mayıs diye de bilinir) Mahallesi'ni hedef gösteriyordu. Faşoların tahminimce bu tür Alevi gecekondu mahallelerini hedef göstermesi yayılacaktır.
Şimdi çözümlere gelelim ve bir beyin beyin jimnastiği yapalım.
Öncelikle Alevilere vurulabilecek damgaları ortadan kaldırmak için yapılabilecek olanlar nelerdir? Yani örneğin PKK'nın Gazi Mahallesi'ni hedef göstermesini nasıl engelleyebiliriz?
İkinci olarak Türk Aleviler olarak (buradaki Kürt Alevi arkadaşlarımızı dışarıda bırakıyorum) masum olduğunu bildiğimiz Kürtlere (fikirlerinizi almak için ikiye de ayırabilir bunları, Alevi olanlar ve olmayanlar diye.) yapılan saldırılar karşısında ne gibi bir takınmalıyız?
Üçüncü olarak şöyle veya böyle Alevi mahalleleri hedef haline gelirse ne yaparız? Sizce Aleviler (Alevi kimliği odaklı) bu çatışmanın içine sürüklenir mi?
Dördüncü madde de işi şu bencil ve pragmatist bakıştan kurtaralım. Ülkemizin sürüklendiği bu kaos ortamında bizim gibi aydın ve demokrat insanlar ne yapmalı? Ülkemizde yeniden hukukun işlemesi ve acı olayların engellenmesi için neler yapabiliriz?
Memleket sorunlarını tartışalım ve bu ülkenin aydınlık ve ilerici insanları olarak ortak bir çözüm arayalım.
NOT: ¹ işaretiyle işaretlenmiş alıntı ANET haber grubundan yapılmıştır. news.anet.net.tr adresinin SON_DAKİKA grubunda "ÖCALAN'A DESTEK İÇİN GELEN GRUP BOZÜYÜK'TE TAŞLANDI: 2 ÖLÜ" başlığına verilen 4.cevap kopyala/yapıştır yapılmıştır.
Biliyorsunuz son günlerde memleket ahıra döndü resmen. Tutan tuttuğuna saldırıyor linç ediyor vs. Şimdi bu linç hadisesi Trabzon'da başladı. Ama çok farklı bir hal aldı. Trabzon'daki insani bir olaydı. Neden? Çünkü orada hedef bildiri dağıtmak isteyen 5 tane gençti. "PKK'lılar bayrak yaktılar" diye bir dedikodu yayılarak yapılan açık bir komploydu. Orada insani bir boyut vardı. Çünkü saldırıya uğrayanlar PKK'lı değildi ve olay fazla büyümedi. Zaten 5 gencin tipinden, Kürt bile olmadıkları belliydi. Gençler, sarışındı. TAYAD, bildiğim kadarıyla seksenli yılların ortasında kurulmuş ve yasadışı bir sol örgütle adı sık sık beraber anılan bir dernek. Zan altında bırakmak ve hüküm vermek istemem ama ben duyduklarımı aktarıyorum. Herneyse. "PKK'lı" diye kitle gaza getirilip bir çatışma ortamı yaratılmak istendi ama ortadaki sis kalkınca konu bir iki olumsuz olay sonrasında kapandı.
Bugünlerde yaşadığımız olaylar ise çok daha kaygı verici. Çünkü bu sefer ortada sis ve bir anlık gaza gelme olayı yok. Adresler belli. Karşıdakiler gerçekten PKK'lı veya PKK ekseninde hareket eden gruplar. Yani Trabzon'daki gibi bir hedef şaşırma, bir anlık provokasyon olayları falan değil bunlar. Saldıran kimler? Ülkücü veya benzerleri ve onların peşine takılmış cahil bir takım halk. Yani adresler belli. Adreslerin belli olması ne demek? Çatışmanın devam edebileceği demek. Yani kim kime saldıracağını biliyor ise çatışma devam edecek demektir. Şimdi birileri Türk bayrağı sallayan vatandaşı linç etmek istiyor. Birileri şehirden geçen otobüsleri taşlamaya, içindekileri öldürmeye falan çalışıyor. E ne oluyor? Biri saldırdıkça öbürünün ardındaki kitle daha da korkuyor ve sonuç olarak daha da saldırganlaşıyor. Korkan bir insan kendisi gibi insanları bulduğu ve kendini güçlü hissettiği zaman korkusu ölçüsünde saldırgan bir yaratığa dönüşür. Bu da gördüğüm kadarıyla bir paradoksa dönüşüyor.
İlk önce olayın buraya gelişini incelemek lazım. Birinci sebep zaten belli. PKK ve Türk faşisti grupların böyle bir ortamı her zaman kolladıklarını biliyoruz. Bunların kanla beslendiklerini tarihimiz anlatıyor zaten bize. Ama özellikle bu safhaya gelmesinin ardındaki neden Trabzon'da yatıyor. Trabzon'daki hadisenin ertesinde özellikle iktidar sorumlularının ve CHP'nin yaptığı açıklamaları hatırlayın. Vatandaşı sağduyuya davet ediyorlardı. Trabzon'un solcu (!) belediye başkanı TAYAD'lılara "Bildiri dağıtacak başka yer bulamadınız mı?" diyordu. Sonuç olarak linç girişimi şöyle veya böyle masum hale getiriliyordu. E bundan birkaç ay sonra da lincin meşrulaşması ve gelenekleşmesi kaçınılmaz hale geldi. Üstelik bu sefer bir galeyan ve adres şaşırma da söz konusu değildi. Bir kere provokatörler ve vahşiler bu cesareti bulunca bu olay gittikçe yaygınlaştı ve sıradanlaştı. Hatta burada bile "kurşun sıkmaktan", "küllerini havaya savurmaktan" bahseden kışkırtıcı mesajlar okuduk (bahsedenin ister istemez forum adına sorumluluk taşıdığını unutmak istiyorum).
Şimdi bu gidişatın sakıncası nedir? Bazılarınız diyebilir: "PKK ve faşolar kırsınlar birbirlerini." Aslında özünde tabi çok olumsuz bir durum değil bu düşündüğünüz. Olaya kısa vadeli ve biraz da pragmatist yaklaşırsak gayet olumlu gibi gözükebilir. Ama uzun vadede yaklaşırsak bu olayın memleketi bir kargaşaya düşüreceği, ülkemizi zayıf düşüreceği ve halkımıza zarar vereceğini ve hatta bir iç savaşa dönüşebileceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. Ve hatta bu olayın bizimle hiçbir alakası olmamasına rağmen bizi çok etkileyici kesindir. (Bu aşamada insani duyarlılığı bir kenara bırakıp pragmatist yaklaşıyorum ama bu böyle düşündüğümü göstermez. Zaten kendi çerçevemizden bakınca da bu gidişin tehlikeli olduğu ortaya çıkıyor.) Dolaylı olarak memleketin kötü bir durumda olmasından biz de etkileneceğiz. Ayrıca dolaysız olarak bu çatışmanın içine heran biz Aleviler de çekilebiliriz. Şimdi zaten bütün Kürtleri hedef alan Türk Irkçı gruplarının PKK'yla en ufak bağı olmayan Kürt Alevisi dostlarımız da hedefi olabilir. Bir adada Kürt işyerlerinin saldırıya uğradığı ve Kürtlerin adayı boşalttığını duymuştuk. Bu yayılırsa Kürt-Alevi dostlarımız için sıkıntılı günler oluşturur.
Gelelim benim de içinde bulunduğum Türk-Alevi halka. Birinci olay, geçen bu PKK'lıların azdıklarında Gazi Mahallesi'nde ortalığı karıştırdılar. Ercan Abi'nin endişe ettiği ve benim pek ciddiye almadığım cemevi mevzuu gazeteler yansıdı. Mahalledeki arkadaşlardan duyduğum kadarıyla sadece merkeziliğinden dolayı cemevi önünde toplanma gibi bir durum sözkonusuymuş. Cemeviyle ilgili birşey yokmuş. Ama sonuçta gazeteler bunu cemevi olarak yansıttı. Öyle veya böyle Gazi Mahallesi hedef olarak yansıdı. Bu örnek PKK'lıların eseri. İkinci örnek ise Alevilere ezelden düşman faşistlerin kendi art niyetleri. Bugün haber grubunda elemanın biri "Ümraniye istiklal Mah. oturuyorum. Şimdi M.Kemal mah. Eski 1 mayıs Mah.)Yönüne 4 otobüs dolusu polis geçti. Orasıda Potansiyel hain dolu.."¹ diye bir Alevi mahallesi olan Mustafa Kemal (1 Mayıs diye de bilinir) Mahallesi'ni hedef gösteriyordu. Faşoların tahminimce bu tür Alevi gecekondu mahallelerini hedef göstermesi yayılacaktır.
Şimdi çözümlere gelelim ve bir beyin beyin jimnastiği yapalım.
Öncelikle Alevilere vurulabilecek damgaları ortadan kaldırmak için yapılabilecek olanlar nelerdir? Yani örneğin PKK'nın Gazi Mahallesi'ni hedef göstermesini nasıl engelleyebiliriz?
İkinci olarak Türk Aleviler olarak (buradaki Kürt Alevi arkadaşlarımızı dışarıda bırakıyorum) masum olduğunu bildiğimiz Kürtlere (fikirlerinizi almak için ikiye de ayırabilir bunları, Alevi olanlar ve olmayanlar diye.) yapılan saldırılar karşısında ne gibi bir takınmalıyız?
Üçüncü olarak şöyle veya böyle Alevi mahalleleri hedef haline gelirse ne yaparız? Sizce Aleviler (Alevi kimliği odaklı) bu çatışmanın içine sürüklenir mi?
Dördüncü madde de işi şu bencil ve pragmatist bakıştan kurtaralım. Ülkemizin sürüklendiği bu kaos ortamında bizim gibi aydın ve demokrat insanlar ne yapmalı? Ülkemizde yeniden hukukun işlemesi ve acı olayların engellenmesi için neler yapabiliriz?
Memleket sorunlarını tartışalım ve bu ülkenin aydınlık ve ilerici insanları olarak ortak bir çözüm arayalım.
NOT: ¹ işaretiyle işaretlenmiş alıntı ANET haber grubundan yapılmıştır. news.anet.net.tr adresinin SON_DAKİKA grubunda "ÖCALAN'A DESTEK İÇİN GELEN GRUP BOZÜYÜK'TE TAŞLANDI: 2 ÖLÜ" başlığına verilen 4.cevap kopyala/yapıştır yapılmıştır.