Orijinalini görmek için tıklayınız : Ömer Hayyam Rubaileri
izmirksk 08.09.2005, 15:07 bence mükemmel bir beyin ve mükemmel bir kalem.
seçtiğim bazı rubaileri
.................................................. ............
Yaşamın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarınıda çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın ,akılsız ,neyi bileceksin
.................................................. ...............
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka,tespih,post,seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara?
...........................................
Varlığın sırları saklı, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben
Bizimki perde arkasında dedi-kodu
bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben
...................................
Bu dünyadan başka dünya yok, arama
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vazgeç ötelerden ,yorma kendini
O var sandığın şey yok, mu o yok arama!
...............................................
Kimi dinde imanda buldu yolu
Kimi akıl ,bilim yolunu tuttu
Derken ses geldi karanlıklardan:
Gafiller! Doğru yol ne odur, ne bu!
..................................
derin manali güzel sözler, tasavvufu ben Hak asiklarinin siirlerden, sözlerinden tanidim.ve Pirimi tanidiktan sonra ,her bir kelimenin ne anlama geldigini daha iyi anliyorum.
önceden siir'i okur gecerdim anladigimi sanirdim,esas simdi anliyorum.
eline saglik! matematik'ci
izmirksk 09.09.2005, 21:15 ömer hayyam dan devam
Gönlün temiz mi hocam , kanıtın var mı?
Gösterişten başka bir anıtın var mı
Hırkan,seccaden tamam, yarın sorunca;
Tanrı 'ya vermek için yanıtın var mı?
izmirksk 27.10.2005, 11:58 ömer hayyam'dan
Sevgili ,seninle ben pergel gibiyiz
İki başımız var, bir bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende
Er geç başbaşa verecek değilmiyiz.
.................................................. .............
Camiye gittim, ama ALLAH bilir niye
Ne namaz kılmaya,ne dua etmeye
Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden
O eskidi gittim yenisini yürütmeye.
.................................................. ....
Bir sır daha var çözdüklerimizden başka
Bir ışık daha var,bu ışıklardan başka
Hiçbir yaptığınla yetinme geç öteye
Bir şey daha var bütün yapıtlardan başka
......................................
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz
Kuklacı felek usta, kuklalarda biz
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer
Bitti mi oyun sandıktayız hepimiz.
rockçı turna 27.10.2005, 22:53 bi dörtlük te benden olsun;
Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
Kizilbas 66 26.11.2005, 09:12 Hayyamdan bir dörtlükte benden olsun
Tanri,cennette sarap iceceksin der
Ayni Tanri nasil sarabi haram eder ?
Hamza bir Arab in devesini öldürmüs
Sarabi yalniz ona haram etmis Peygamber....
Kizilbas 66 28.11.2005, 05:58 Sen bu dünyanin sirlarina eremezsin
Erenlerin dilini de söktüremezsin
Iyisimi ic sarabi,cennet et bu dünyayi
Öbür cennete ya girer,ya giremezsin
Sevgi ve Askla.......
Yakapınarlı 28.11.2005, 17:33 Bir muhabbethanedir şol dergah hikmetini bil,
Bade ile mus eyke, dostun kıymetini bil,
Fazla işretten kaçın, ahengi bozma sakın,
Ehl-i-dil olmak gerek, cehlin zilletini bil!
Caniden farkın olmaz, bozarsan meclis-i mey!
Paran ile övünme, burda herkes paşa bey,
Meclis-i muhabbette olmıya uzak yakın
Bu kubbenin işreti ibadetle aynı şey.
Caniden farkın olmaz, bozarsan mecls-i mey!
Şarap içti mi, dilenci sultanlaşır;
Tilki çıkar deliğinden, aslanlaşır;
Yaşlı başlı adam delikanlaşır;
Delikanlı yaşça basca olgunlaşır.
Günahlarım çok olmasına çoktur benim,
Ama dinsizler gibi umutsuz değilim:
Cennet cehennem umrumda değilse de
Ötede hem şarap olacak, hem de sevgili.
Derdin avucundan şarap içmedikçe
Bir yudum su içmiş değilim gönlümce;
Kimsenin tuzuna da ekmek banmadım
Ciğerimi kebap edip yemedikçe..
Hergün şarap çümbüşüne dalanların da
Her gece mihrap önünde kalanların da
Islanmayanı yok, yağmur altında hepsi:
Bir uyanık var, ötekiler hep uykuda.
Unutma, amansız feleğin çarkındasın;
Şarap iç, çünkü ateşten bir dünyadasın;
Madem ki yerin önünde sonunda toprak
Farzet ki üstünde değilsin altındasın.
Sevgiliyle sabah içmedeyiz, saki;
Biz Nasuh tövbesi bilmeyiz, saki;
Yeter okuduğun Nuh hikayesi
Hemen dolsun huzur kasemiz,saki.
Madem aman vermiyor ecel, saki,
Kadeh boş kalmasın, aman gel, saki;
Şu üç beş günlük dünyada gam yemek
Bizim gönlümüzce iş değil, saki.
Şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularında şifalıdır, iç.
Açılmışken nasılsa mutluluk gülün
Niçin elinde kadeh yok böyle bir gün?
Şarap iç, can düşmanındır geçen zaman:
bir daha bu fırsatı bulman ne mümkün?
Kim yüreğini uydurduysa aklına
Bir anını yitirmedi bu dünyada;
Ya Tanrı uğruna ekmek verdi candan
Ya rahatını aradı buldu şarapta.
ömer hayyam
Bunlar da benden:
Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.
Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle
Felek ne cömert ne aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen, hep onlara.
Kendini satmıyan adama akmek yok:
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!
Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
Bin bir derde düşer, canlarından bezerler.
Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,
Onlar gibi olmayana adam demezler
Gül verme istersen, diken yeter bize.
Işık da vermezsen, ateş yeter bize.
Hırka, tekke, post most olasa da olur,
Kilise çanları bile yeter bize.
Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?
izmirksk 28.11.2005, 18:23 bende sadece ben mi, ömer hayyam rubaisi biliyorum diye düşünürdüm.
beni mahçup ettiniz katılım için sağolun
İnsan bastığı toprağı hor görmemeli:
Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili
duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç?
Ya bir Şah kafasıdır, ya bir vezir eli!
Hak er geç cimrilerin hakkından gelir;
Cehennem ateşleri onlar içindir.
Ne der, dili inciler saçan Muhammet:
Cömert gavur cimri müslümandan yeğdir
Varlığın sırları saklı, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
Bizimki perde arkasında dedi-kodu:
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.
Bir geldi mi derin ölüm uykusu,
Biter bu dünyanın dedi-kodusu.
Ölenden bir haber bekler insanlar:
Ne söylesin? Bilmez ki ne olduğunu!
Yel eser, umutlar savrulur gider;
Sensiz, bensiz kalır bağlar bahçeler;
Altın gümüş nen varsa harcamaya bak!
Ölür gidersin, düşmanın gelir yer.
Dünyada akla değer veren yok madam,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alsın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!
Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?
Bir hayyam rubaisi de benden olsun
Bir yürek ki yanmaz yürek mi denir ona
Sevmek haram yüreğinde ateş olmayana
Bir günü sevgisiz geçirdinse yazık
en boş geçen günün o gündür inan bana
manifesto 19.04.2006, 00:40 Sn.izmirksk size amin maalouf'un semerkan eserini öneririm ömer hayyamında içinde bulunduğu ödüllü bir kitaptır okumadı iseniz okuyabilirsiniz.
Yanlız talihsizlik o ki Hayyam Sakinin güzelliğine ve şarabın tadına bu dünyada varmış
Yaprak... 19.04.2006, 01:01 Ey kör!Bu yer, bu gök, bu yıldızlar,boştur boş!
Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!
______________________________________
Kim senin yasalarını çiğnemedi ki söyle
Günahsız bir ömrün tadı ne ki söyle
Yaptığım kötülüğü, kötülükle ödersen sen
Sen ile ben aramda ne fark kalır ki söyle
______________________________________
Dedim artık bilgiden eksiğim yok
Şu dünyanın sırrına ermişim az çok
Derken aklım geldi başıma bir de baktım
Ömür gelmiş geçmiş, hiç birşey bildiğim yok...
______________________________________
Niceleri gelip neler istediler
Sonunda bu dünyadan çekip gittiler
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi ?
O gidenler de hep senin gibiydiler....
sevgiler....:)
Şarap testimi kırdın Tanrım
Zevk yolumu tıkadın Tanrım
Nar rengi şarabımı yere çaldın
Tövbeler olsun yoksa sarhoş musun Tanrım?
ustaclu han 06.07.2006, 18:47 Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye.
Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden:
O eskidi gittim yenisini yürütmeye.
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Şarap sen benim günüm güneşimsin!
Öyle bir dolsun ki seninle içim.
Bir bildik görünce beni sokakta:
Ne o şarap nereye böyle? desin.
zeyneleren44 23.07.2006, 12:02 Hayyam fikirler üstü bir üstattı.Şu dizelere bakın"Bir elde kadeh bir elde Kuran;Şu yarım yamalak dünyada ne tam kafiriz,nede tam müslüman"
ismail601 02.09.2006, 16:30 bazıları var ama şimdiden özür diliyorum.emeğe saygı
Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya, ben yok oda yok.
Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoşum ama dilekten ayık;
Umudumu rahmetime bağlamışım ben.
Büyükse de isyanım, kötülüklerim,
Yüce Tanrı’dan umut kesmiş değilim;
Bugün sarhoş ve harap olsam da yarın
Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.
Rahmetin var, günah işlemekten korkmam;
Azığım senden, yolda çaresiz kalmam;
Mahşerde lutfunla ak pak olursa yüzüm
Defterim kara yazılmış olsun aldırmam.
Derde gama yatkın yüreğime acı;
Bu tutsak cana, garip gönlüme acı;
Bağışla meyhaneye giden ayağımı,
Kızıl kadehi tutan elime acı.
Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir,
Elinde bir fenerle gelen.
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok;
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı, hoca olmuşsun kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara?
Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle;
Yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı ne farkın kalır benden, söyle.
Felek ne cömert aşağılık insanlara!
Han hamam, dolap değirmen hep onlara.
Kendini satmayan adama ekmek yok;
Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!
Ovada her kızıl lalenin teni,
Bir padişahın kanıyla beslendi.
Yerden biten şu mor menekşe yok mu?
Bir güzelin yanağındaki bendi.
Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
Bin bir derde düşer canlarından bezerler.
Öyleyken ne tuhaftır yine de övünür,
Onlar gibi olmayana adam demezler.
Gül verme istersen, diken yeter bize
Işık da vermezsen, ateş yeter bize.
Hırka, tekke, post most olmasa da olur
Kilise çanları bile yeter bize.
Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana;
Öyleyse nedir o cennet cehennem?
İnsan bastığı toprağı hor görmemeli;
Kim bilir hangi güzeldir, hangi sevgili.
Duvara koyduğun kerpiç yok mu, kerpiç?
Ya bir şah kafasıdır, ya bir vezir eli!
Hak er geç cimrilerin hakkından gelir;
Cehennem ateşleri onlar içindir.
Ne der dili inciler saçan Muhammet;
Cömert gâvur cimri müslümandan yeğdir.
Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz;
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende;
Er geç baş başa verecek değimliyiz?
Bu dünyadan başka dünya yok, arama;
Senden benden başka düşünen yok, arama!
Vazgeç ötelerden yorma kendini;
O var sandığın şey yok mu, o yok, arama!
Benim halimden haber sorarsan,
Bir çift sözüm var sana yürekten;
Sevginle gireceğim toprağa,
Sevginle çıkacağım topraktan.
Camiye gittim, ama Allah bilir niye;
Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye.
Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden;
O eskidi gittim yenisini yürütmeye.
Kimi dinde imanda buldu yolu,
Kimi akıl, bilim yolunu tuttu.
Derken bir ses geldi karanlıklardan;
Gafiller! Doğru yol ne o dur, ne bu!
Ben ne camiye yararım, ne havraya!
Bir başka hamur benimki, başka maya.
Yoksul gâvur, çirkin orospu gibiyim;
Ne din umurumda, ne cennet, ne dünya!
Şu testi de benim gibi biriydi;
O da bir güzele vurgun, dertliydi.
Kim bilir, belki boynundaki kulp da
Bir sevgilinin bembeyaz eliydi
Bir damla şarap ver Çin senin olsun;
Bir yudumu bütün dinlerden üstün.
Söyle, ne var dünyada şaraptan hoş?
O acıya tatlılar feda olsun.
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz;
Kuklacı felek usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
Bittimi oyun sandıktayız hepimiz.
Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok;
Şu dünyanın sırrına ermişim az çok.
Derken aklım geldi başıma, bir de baktım;
Ömrüm gelip geçmiş bir şey bildiğim yok.
Cennette huriler varmış, kara gözlü;
İçkinin de ordaymış en güzeli.
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz;
Bak, bir yanda şarap bir yanda sevgili.
Sen sofusun hep dinden dem vurursun;
Bana da sapık, dinsiz der durursun.
Peki, ben ne görünüyorsam oyum;
Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?
Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş!
Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Bir nefes alacağın, o da boştur boş!
Leyla isteyen kişi Mecnun olmalı;
Kendinden de, dünyasından da geçmeli.
Sevenlerin sofrasına çağrılınca
Ben körüm, ben dilsizim demeli.
Tanrı, cennette şarap içeceksin der;
Aynı Tanrı nasıl şarabı haram eder?
Hamza bir Arab’ın devesini öldürmüş;
Şarabı yalnız ona haram etmiş Peygamber.
Ey güzel, sen ki bana derdi derman edensin;
Şimdi: çekil önümden, diye ferman edersin;
Senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez;
Ne yapsın, kıble mi değiştirsin bu can dersin?
Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden,
Ne dine, edebe aykırı gitmemizden;
Bir an geçmek istiyoruz kendimizden:
İçip içip sarhoş olmamız bu yüzden.
Orucumu yiyorsam ramazanda
Mübarek aydan habersizim sanma;
Çileden gece oluyor da gündüzüm
Sahura kalkıyorum gün ortasında.
Elimde olsa dünyayı küçümserdim;
İyisine de kötüsüne de yuh çekerdim;
Daha doğrusu bu aşağılık yere
Ne gelirdim, ne yaşardım, ne ölürdüm.
Şarap iç, bire birdir derde tasaya;
Ne bu dünya kalır, ne öteki dünya.
Ne serin ateştir o, ne can dolu su:
Çabuk ol, bulup içemezsin mezarda
Haram, acı, kötü derler canım şaraba;
Oysa ne hoş şey, hele bir güzel sunarsa;
İçin bakın; hem doğrusunu isterseniz,
Haram dedikleri her şey boş galiba!
Dedim ben artık kızıl şarabı içmem;
Üzümün kanıymış bu ben kan dökmek istemem.
Gün görmüş aklım şaşırdı: sahi mi? dedi;
Yok canım, dedim; şaka, ben nasıl içmem
Dostum gel yarına kanmayalım biz;
Günümüzü gün edelim ikimiz.
Yarın çekip gittik mi şu konaktan
Yedi bin yıl önce gidenlerleyiz.
Sarhoş oldum mu aklım azalır,
Ayıldım mı sevincim dağılır.
Ne sarhoş ne ayık bir hal varya?
En güzeli öyle yaşamaktır.
Bin bir tuzak kurarsın yolum üstüne
Adım atma yakarım dersin bir de
Bir zerre var mı dünyada yönetmediğin?
Neden asi dersin kendi yürüttüğüne
Bilmem, tanrım, beni yaratırken neydi niyetin,
Bana cenneti mi cehennemi mi nasip ettin;
Bir kadeh, bir güzel, bir çalgı bir de yeşil çimen
Bunlar benim olsun, veresiye cennet de senin.
Feleğin eğerlenip dizginlediği gün
Göklerin yıldızlarla donatıldığı gün
Bize bu nasibi verdi kader divanı
Biz yoktuk kusur paylarımız dağıldığı gün.
Oruç tutup namaz kılmağa kalktım geçende
Dedim belki öyle ererim dilediğime
Yazık ki bir kuru yelle bozuldu abdestim
Bir damla şarapla da orucum gitti güme.
Senden, benden önce kadın, erkek, niceleri
Şenlendirip süslediler dünya denen yeri
Senin tenin de toprağa karışacak yarın
Senden beslenecek nice insan bedenleri.
Tanrı evrenin canı, evrense tek bir beden
Melekler bu bedenin duyguları hep birden
Yede gökte canlı cansız ne varsa birer uzuv;
Budur tanrı birliği, boştur başka her söylenen.
İki günde bir somun geçiyorsa eline
Soğuk suyu da olursa bir kırık testide
Niçin kendinden kötüsüne kul olur insan,
Ne diye girer kendi gibisinin hizmetine.
Tanrı gönlünce yaratır da her şeyi
Neden ölüme mahkûm eder hepsini?
Yaptığı güzelse neden kırar atar
Çirkinse suçu kim kime yüklemeli?
O yakut dudakları kızıl kızıl yanan nerde?
O güzelim kokusu cana can katan nerde?
Müslümanlara şarap haram edilmiştir derler
İçmene bak haram işlemeyen Müslüman nerde?
Bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ben;
Şaşkınlıktan başka şeyim artmadı yaşarken.
Kendi isteğimle de gidiyor değilim şimdi,
Niye geldik kaldık, niye gidiyoruz bilmeden.
Olanların olacağı belliydi çoktan;
İyiyi kötüyü yazmış kaderi yazan;
Ta başta gereği düşünülmüş her şeyin;
Neden boşuna uğraşır, dertlenir insan.
Bize şarap ve sevgili, size cami kilise;
Sizler cennetliksiniz, cehennemliğiz bizlerse;
Kader böyleymiş neylersin, kimsenin suçu yok;
Kim ne karışır ezel nakkaşının işine?
Benim varlığım senin yaptığın bir nakış;
Türlü garip renklerini hep senden almış;
Kendimi düzeltmeğe nasıl varsın elim:
Senden güzelini yapmak bana mı kalmış.
Yetmiş iki ayrı millet, bir o kadar da din!
Tek kaygı seni sevmek benim milletimin;
Kâfirlik Müslümanlık neymiş, sevap günah ne?
Maksat sensin, araya dolambaçlar girmesin.
Gülseren58 01.10.2006, 12:11 Böyle büyük, tarihsel bir kişinin özelliklerinden söz etmeden geçmek olmaz diye düşündüm.
ÖMER HAYYAM
Ömer İbn İbrahim El Hayam’ın doğum tarihi bilinmiyor. Tahminen 1040 yılları civarında doğduğu sanılmaktadır.
Nişapur kentinde doğmuştur. O dönemlerde geleneklere uygun olarak babasının mesleği olan çadırcılık ismini yani Hayyam ismini takma ad olarak almıştır. (İnsanın zanaatına ancak bu kadar değer verilir)
Ömer Hayyam’ın çok iyi eğitim gördüğü bilinmekte. Felsefe, matematik, astronomi alanlarında aldığı çok ciddi eğitim sayesinde çağının en ünlü bilgini olmuştur. Değişik bilimsel alanlarını yaptığı çalışmalar ile bir araya getirmiştir. Ömer Hayyam’ın yapmış olduğu bu bilimsel çalışmalardan çağımıza ulaşan “Cebir Problemlerinin Kanıtlanması” ve “Euclide (ne olduğunu ben de bilmiyorum) Tanımlarının Bazı Güçlükleri Üzerine Bir İnceleme” isimli araştırmalarının dışında Astronomik Çizelgeler Üzerine ve Küpkök ve Karekök Almak İçin Bir Yöntem adı altında yapmış olduğu incelemeler de bilim dünyasınca bilinen araştırmalarıdır.
Bu değerdeki insanlar bir gün gelir herkesten ayrı düşer, hep böyle olmuştur. Ömer Hayyam’da herkesten ayrı düşündüğü, ayrı şeylere inandığı için ters, huysuz, geçimsiz bir adam olarak görülmüş sıradan insanlarca.
Yaşadığı dönem yeni toplumsal oluşumlara gebe bir dönemdir. Ömer Hayyam gibi onun yakın dostu olan Hasan El Sabah’da matematik ve astronomi alanında iyi bir eğitim almıştır. (Demek ki, bu iki eğitimi bir arada vermeyeceksin ya da bu iki eğitimi alan kişileri takibe alacaksın) O, büyük bir tasavvufçudur ama yaşadığı döneme ters düşecek bir şekilde Batiniliğe siyasal bir yapı kazandırma mücadelesi, onun etrafında toplananların onun savunduklarına ölümü göze alacak kadar şaşmaz olan inançları nedeniyle Hasan El Sabah, dönemin iktidarınca Haşhaşi, Ömer Hayyam ise rübailerinden dolayı neredeyse alkolik olarak tanıtılmıştır.
Ben de şahsen Ömer Hayyam’ın rübailerinde sürekli şaraptan söz etmesini ilk başlarda anlayamamıştım. Oysa araştırmacılar o rübailerde söz edilen şeyin bildiğimiz şekliyle şarap olmadığını, yaşam sevincini ve yaşamı anlattığını savunmaktadırlar ki, böyle düşündüğümde onun rübaileri bir bütünlük taşımaya başladı bende de..
Hayyam, insana ve onun özgürlüğüne, insanın özgürlüğünün öne çekilen herhangi bir engeli hoş görmemeye, insanın alçak gönüllü olması gerektiğine inanır ve bunu büyük bir cesaret ile yiğitlilikle savunurdu.
Dünyanın her zaman onun gibi bilim adamlarına ve şairlere ihtiyacı olacaktır.
Bende onun iki tane kitabı var. Aşağıda verdiğim rübailerin çevirisini A.Kadir yapmış.
1
Bir güzel sevelim, dedik.
Hani para?
İçelim basalım narayı, dedik.
Hani şarap?
Taş çatlasa çıkamazsın yoldan.
Kaldı bir tek çare:
Namaza dayan!
2
Ramazan geçti, dedim oh, tamam.
Dedim hiç durma, yumul şaraba,
gir ateşin içine, kıpkırmızı yan.
Artık ne namaz var sana, ne oruç var,
kurtuldun iki yulardan, hımbıl softa.
3
İçmeyen insan ne anlar bu şarkıdan.
Yaşamın tadını ne bilir yüzü paslı.
Yeryüzü sevene ışıl ışıl ışıldar.
Oysa sen tın tın ötersin,
sana bizim aşkımız bir şey demez,
ey içi kara, sersem yobaz!
4
Cennet varmış, bakın hele,
güzeller dolaşırmış, salına salına,
sular akarmış şeker gibi tatlı!
ırmaklar gürlermiş şaraptan, sütten, baldan.
5
Ey şarap sunan, hadi durma,
aklını başına al, bir tas şarap sun,
bin veresiye beri dursun,
bir beşin yeter de artar bile.
6
(Hayyam'a göre yeniden diriliş)
Bir gün kökünden sökülünce bu ömür ağacı,
Nem varsa un ufak olacak toprakta.
Toprağımdan testi yapar, içine şarap korlarsa,
O saat dirilir, oh derim,dünya varmış be!
Sevgilerimle...
insanlar kardeş 01.10.2006, 12:49 sevgili can ömer hayyamdan bir buket uzattığın için teşekkürler,
sen içmezsin içenleri kınama bari
sen içersin insan kanı
ben içerim üzüm kanı
içmem diye övünürsün ama
yediğin haltlar yanında şarap nedirki.
Gülseren58 01.10.2006, 17:15 Kaldığım yerden devam...
Ömer Hayyam'ı yobazların hiç anlamaması ya da anlamak için gayret göstermemesi bilinen bir durum.
Hayatına dair kesin olarak bilinen birşey var ki, kendisinin her zaman düzenli, dikkatli bir yaşamı olmuş.
Ömer Hayyam'ın meyhane dediği yer aslında içinde yaşadığımız dünya, mey dediği ise yaşamaktır.Yaşadığı dönemde de yobazlardan, dar kafalılardan çok çekmiş, öldükten sonra da bu şekilde düşünen insanlarca acımasızca yargılanmıştır.
Oysa onun düşlediği dünya, düzenbazlıklardan uzak, düşmanlıklardan uzak, kavgalardan uzak bir dünya... Bir çok kutsal kitabın önerdiği dünya yani.
İster Müslüman olsun, ister gavur, bana ne,
Sımsıcak olsun yürek dediğin,
sevgiyle dolu olsun ağzına dek.
Bizim deftere adın bir yazılsın
o zaman cennet de vız gelecek sana
göreceksin, cehennem de vız gelecek.
Ömer Hayyam, bilime ve edebiyata önemli ürünler verdikten sonra 85 yaşları civarında doğduğu kent Nişapur'da ölmüştür.
Bir kaç rübai daha eklemek istiyorum.
Tepeden tırnağa varlıksın ey tanrı,
ne yoklarla birsin, ne yok olacak şeylerle.
Ne yerin var senin, ne yurdun
ama her yerdesin, olmadığın yer yok.
Ey, yerden yurttan, yönlerden uzak
ya olduğun yeri de bana,
ya olmadığın yeri.
Bir güzel allamış, pullamışsın bizi
bir alay da güzel şeyler çıkarmışsın bizden
Potadan beni böyle sen döktün madem,
daha iyi, daha güzel ol deme
ben bu kadarım, ötesi fasafiso.
Bütün bu çabalaman neden?
Karnını doyurman içinse bir diyeceğim yok.
Üstün, başın, çoluğun çocuğun içinse gene yok.
Ama çok paralı bir adam olmak içinse
kıyma güzel ömrüne, değmez.
Gülseren58 03.10.2006, 12:27 Geçmiş günü beyhude yere yad etme
Bir gelmemiş an için de feryat etme
Geçmiş gelecek masal bunlar hep
Eğlenmene bak ömrünü berbat etme.
Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler
Bir bilim kalmadı evrende, benim bilmediğim.
Sana değgin nice bin sırrı çözüp silkeledim.
Yaşadım yetmişi aşkın yılı, en sonra gelip,
Daha hiç bir şeyi öğrenmemişim; öğrendim
Sarhoş ve sevenler yanacakmış, hadi boş ver ;
Sanmam ki bu söz doğru,bırak söylesin eller
Sarhoşları, aşıkları Tanrım yakacaksa,
Cennet için avucum kadar ayrılmalı bir yer
Ben, gönlü temiz insana kurban olayım
Gezsin başım üstünde benim, hoş tutayım
Ham insanı al karşına, söylet azıcık,
Dön, sonra cehennem ne imiş, gel sorayım
acıkcası Ömer Hayyam'ın ismini cok duymama ragmen pek okumamıştşm, fakat şimdi yanıldıgımı anladım, her kıtada ayrı bir güzellik vermiş,
bazı sözleri,
bektaşi fıkralarının şiirsel hali gibi geliyor bana
mutlaka kitabını alacagım,
çokları hayyam'ı sarhoş bir aşk ve şarap delisi olarak tanısa da,çağının koşullarında dobralığı takdire şayandır.şarap ve aşk ise rubailerinde -isyanının-sadece aracıdır.
Tanrım sen onu aşk ile,şehvet ile yarat
Amber koku ver saçları sümbülce uzat
Kalk sonra ''günah,bakma'' de,manası bunun
Doldur kadehi,tersine tut,dökme fakat.
.................................................. ..
Hergün diyorum etmeliyim içkiye tövbe
Bardaktan dolup taşmış badeye tövbe
Lakin bakarım her yana gül mevsimi gelmiş
''Tanrım edeyim bari'' derim ''tövbeye tövbe''
Böyle büyük, tarihsel bir kişinin özelliklerinden söz etmeden geçmek olmaz diye düşündüm.
ÖMER HAYYAM
Ömer İbn İbrahim El Hayam’ın doğum tarihi bilinmiyor. Tahminen 1040 yılları civarında doğduğu sanılmaktadır.
Nişapur kentinde doğmuştur. O dönemlerde geleneklere uygun olarak babasının mesleği olan çadırcılık ismini yani Hayyam ismini takma ad olarak almıştır. (İnsanın zanaatına ancak bu kadar değer verilir)
Ömer Hayyam’ın çok iyi eğitim gördüğü bilinmekte. Felsefe, matematik, astronomi alanlarında aldığı çok ciddi eğitim sayesinde çağının en ünlü bilgini olmuştur. Değişik bilimsel alanlarını yaptığı çalışmalar ile bir araya getirmiştir. Ömer Hayyam’ın yapmış olduğu bu bilimsel çalışmalardan çağımıza ulaşan “Cebir Problemlerinin Kanıtlanması” ve “Euclide (ne olduğunu ben de bilmiyorum) Tanımlarının Bazı Güçlükleri Üzerine Bir İnceleme” isimli araştırmalarının dışında Astronomik Çizelgeler Üzerine ve Küpkök ve Karekök Almak İçin Bir Yöntem adı altında yapmış olduğu incelemeler de bilim dünyasınca bilinen araştırmalarıdır.
Bu değerdeki insanlar bir gün gelir herkesten ayrı düşer, hep böyle olmuştur. Ömer Hayyam’da herkesten ayrı düşündüğü, ayrı şeylere inandığı için ters, huysuz, geçimsiz bir adam olarak görülmüş sıradan insanlarca.
Yaşadığı dönem yeni toplumsal oluşumlara gebe bir dönemdir. Ömer Hayyam gibi Hasan El Sabah’da matematik ve astronomi alanında iyi bir eğitim almıştır. (Demek ki, bu iki eğitimi bir arada vermeyeceksin ya da bu iki eğitimi alan kişileri takibe alacaksın) O, büyük bir tasavvufçudur ama yaşadığı döneme ters düşecek bir şekilde Batiniliğe siyasal bir yapı kazandırma mücadelesi, onun etrafında toplananların onun savunduklarına ölümü göze alacak kadar şaşmaz olan inançları nedeniyle Hasan El Sabah, dönemin iktidarınca Haşhaşi, Ömer Hayyam ise rübailerinden dolayı neredeyse alkolik olarak tanıtılmıştır.
Ben de şahsen Ömer Hayyam’ın rübailerinde sürekli şaraptan söz etmesini ilk başlarda anlayamamıştım. Oysa araştırmacılar o rübailerde söz edilen şeyin bildiğimiz şekliyle şarap olmadığını, yaşam sevincini ve yaşamı anlattığını savunmaktadırlar ki, böyle düşündüğümde onun rübaileri bir bütünlük taşımaya başladı bende de..
Hayyam, insana ve onun özgürlüğüne, insanın özgürlüğünün öne çekilen herhangi bir engeli hoş görmemeye, insanın alçak gönüllü olması gerektiğine inanır ve bunu büyük bir cesaret ile yiğitlilikle savunurdu.
Dünyanın her zaman onun gibi bilim adamlarına ve şairlere ihtiyacı olacaktır.
Bende onun iki tane kitabı var. Aşağıda verdiğim rübailerin çevirisini A.Kadir yapmış.
1
Bir güzel sevelim, dedik.
Hani para?
İçelim basalım narayı, dedik.
Hani şarap?
Taş çatlasa çıkamazsın yoldan.
Kaldı bir tek çare:
Namaza dayan!
2
Ramazan geçti, dedim oh, tamam.
Dedim hiç durma, yumul şaraba,
gir ateşin içine, kıpkırmızı yan.
Artık ne namaz var sana, ne oruç var,
kurtuldun iki yulardan, hımbıl softa.
3
İçmeyen insan ne anlar bu şarkıdan.
Yaşamın tadını ne bilir yüzü paslı.
Yeryüzü sevene ışıl ışıl ışıldar.
Oysa sen tın tın ötersin,
sana bizim aşkımız bir şey demez,
ey içi kara, sersem yobaz!
4
Cennet varmış, bakın hele,
güzeller dolaşırmış, salına salına,
sular akarmış şeker gibi tatlı!
ırmaklar gürlermiş şaraptan, sütten, baldan.
5
Ey şarap sunan, hadi durma,
aklını başına al, bir tas şarap sun,
bin veresiye beri dursun,
bir beşin yeter de artar bile.
6
(Hayyam'a göre yeniden diriliş)
Bir gün kökünden sökülünce bu ömür ağacı,
Nem varsa un ufak olacak toprakta.
Toprağımdan testi yapar, içine şarap korlarsa,
O saat dirilir, oh derim,dünya varmış be!
Sevgilerimle...
Hayatini bulup yazman cok gusel. Ben daha cok matematik yonunu biliyordum Omer Hayyam in. Fransiz matematikci Pascal'in buldugu kabul edilen Pascal ucgenini ondan yuzyillar once Hayyam in buldugunu biliyorum. Bir de Hasan Sabbah ile olan arkadasligini.
Kardesim bole adamlar yasamis biz ne diye variz :-)
Bu arada Euclide nin ne oldugunu soleyeyim. Eski caglarda yasamis ve matematik ve geometri alanlarina kendi adiyla da bircok denklem teorem kazandirmis unli bir matematikcidir. Turkce'de Öklit diye bilinir ve en cok bilineni baginilari dik ucgenlerde olan bagintilardir.
güldestim 05.10.2006, 10:29 O zamanın koşullarına göre bilim adamı sıfatını taşıyan Hayyam,bilim düşmanı çevreler tarafından dinsiz olarak nitelenmiş ve yine bu çevreler tarafından tüm izleri silinmeye çalışılmıştır.Hakkındaki bilgilerin azlığıda bundan kaynaklanmaktadır.
Gülseren58 05.10.2006, 10:47 Dün özledim de seni coştum birden bire;
Çıktım senin yerin dedikleri göklere.
Bir ses yükseldi ta yukarıda, yıldızlardan:
Gafil, dedi; bizde sandığın Tanrı sende!
Duru sudan daha temizdir benim sevgim;
Sevgiyle bu oynayış da hakkımdır benim;
Halden hale girer başkalarında sevgi:
Neyse hep odur benim sevgim ve sevgilim.
Gül yanaklı sevgiliyi saramaz insan
Yüreğine diken batmadan, vurulmadan.
Kim bir güzelin saçına dokunabilmiş
Tarak gibi diş diş, didik didik olmadan?
Düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi;
Gençlik destanının baş yaprağı sevgidir sevgi;
Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar,
Bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi.
Dün geldi: Nedir aradığın? dedi bana:
Bensem, ne bakarsın o yana bu yana?
Kendine gel de düşün, içine iyi bak:
Ben senim, sen ben; aranıp durma boşuna!
Gülseren58 06.10.2006, 09:52 Nem var, ya da nem yok diye, niçin üzgün,
Ömrün ne zaman mutlanacak?Boş bu düşün!
Sağlıkla bugün çektiğimiz soluğu,
Yarın geri vermek olağan şey mi, düşün.
Bir rahat yer bulabilseydik a dostlar, ne olur?
Başka bir yön tutabilseydi bu yollar, ne olur?
Ne olur, toprağın altından asırlar sonra
Yeniden bitse idik, ot gibi tekrar ne olur?
şarabı rubailerde bir imge -bir direniş,düzen karşıtlığı,asilik- imgesi olarak kullanan hayyam için yakınlarda Hasan PULUR'un bir köşe yazısında okuduğum bir söz çok hoşuma gitti...
''9 yüzyıl önce bunları yazan ,şimdiki karacahillere 9 yüzyıl tur atan Ömer Hayyam aydınlık insanın anıtıdır.bugünkü yobazlar gecekondu bile değil''
Dünyada ne var, kendine dert edecek
1 gün gelecek bu can bedenden gidecek
Zümrüt çayır üstünde sefa sür 2 gün
Zira senin üstünde de otlar bitecek....
**********
Niceler geldi neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenlerde hep senin gibiydiler....
Ömer HAYYAM
Dedim ben artık bu kızıl şarabı içmem;
Üzümün kanıymış bu, ben kan dökmek istemem.
Gün görmüş aklım şaşırdı: Sahi mi, dedi;
Yok canım dedim; şaka, ben nasıl içmem!
Şarap mimarıdır yıkık gönüllerin
Süzülmüş, tertemiz canı üzümlerin.
Neden şer demişler bu hayırlı suya?
Siz bana bu şerden üç dört tane verin.
http://www.aleviforum.com/attachment.php?attachmentid=9014&stc=1&d=1164901356
Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam'ın bu sözlerine ne dersin, dedim:
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.
tubişimm 02.12.2006, 00:16 bir ömer hayyam rübaisi de benden;
Doyacak kadar aşın varsa,
başını sokacak bir damın,
insanoğluna kulluk etmiyorsan,
başkasının sırtında değilse geçimin,
tamam, güneşli günler içindesin.
semerkant, kitabıyla tanıdım ben de ömer hayyamı ve hayran kaldım.aynı zamanda kitapta ünlü devlet adamı siyasetnamenin yazarı nizamülmülk ile de diyalogları vardı. her iki kitabıda okudum inanılmazdı.tüm canlara tavsiye ediyorum.özellikle nizamülmülkün siyasetname kitabı tam bir devlet adamlığı kitabıdır.
Ali_Yolcusu 02.12.2006, 20:27 çok güzel rubailer, çok teşekkürler paylaştığınız için...bende semerkant adlı kitaptan tanıyorum ömer hayyamı.
Ömer Hayyam'ın şiirlerinin bende hastasıyım. Hatta forumlarda imza olarak mutlaka onun dörtlüklerinden kullanırım :)
Vapurmania 25.12.2006, 17:59 Öbür konu daha eskiydi aslında neyse burdan devam edelim.
Öemr hayyamı severim güzel şiirleri var ayrıca şarapçı benim adamım.
xolxol_12 25.12.2006, 19:32 Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?
Var mı dünyada günah işlemeyen söyle:
Yaşanır mı hiç günah işlemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle
aslı tame 26.12.2006, 22:12 NEDEN
O gün başka işin yokmuş gibi,
yetmiş iki millet çıkarıp koymuşsun ortaya,
bir sürü soy sop çıkarıp koymuşun.
Bense,aşk soyuna bağlı doğmuşum sımsıkı.
Bu ayrılık gayrılık neden sormuş durmuşum,
bu müslümanlık,gavurluk neden,
aşk içinde erimek varken?
KANCIKLIK YOK
Hiç ayrılma sevgilinin kapısından,
çal boyuna o kapıyı,çal gönül.
İstediğin ne,kimi beğendin,buyur al.
Ama kancıklık yok bu oyunda,
tak canını dişine,
atıl ortaya erkekçe....
SON GÜNE DEK
Keder seni bağrına basmak mı ister,
hadi ordan,çek arabanı, de.
Boş sıkıntılara kaptırma günlerini.
Yutmadan bedenini toprak
nekitabı bırak,ne çayır çimeni.
Hele yarin dudağını,sakın ha,
ta son güne dek...
HAYYAM
ömer hayyam'ı daha önce duymustum isim olarak ama sadece kımdir bilmezdim netten bır abinin nıkı hayyam idi ona sordum ve ogrendim bassettiğim abim suan forumda uye:)) bir kac rubaiside benden
Şarap sonsuz hayat kaynağıdir, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularından şifalıdır, iç.
Can bir şaraptır, insan onun destisi;
Beden bir ney gibidir, kan o neyin sesi.
Hayyam, bilir misin nedir bu ölümü varlık:
Hayal fenerinde bir ışık pırıltısı.
Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!
Ömür defterinden bir fal açtım gönlümce;
Halden anlar bir dost gelip falı görünce;
Ne mutlu sana, dedi; daha ne istersin:
Ay gibi bir sevgili, yıl gibi bir gece.
aslı tame 26.12.2006, 22:35 EYVALLAH ETME
Bir sürü ite kopuğa kulluk
daha ne kadar sürecek?
Konma ordan oraya sinek gibi,
kimseye eyvallah etme,
yeter iki günde bir somun ekmek.
İç yüreğinin kanını,
ellerin aşını yeme....
BENİ ARARSINIZ
Bu dünyadan çekip gittiğim gün
şarapla yıkayın beni.
Talkını şarapla verin bana,nerde bu adam,dersiniz,olur a,
eşin meyhane önünde toprağı da,görün...
HAYYAM
seyyah1982 08.03.2007, 19:43 ey molla ey fetva veren vara yoğa
senden daha ayığız şu sarhoşluğumuzla
sen halkın kanını içersin biz üzümün
insaf et kim daha zalim allah aşkına?
ismailvolkan 11.03.2007, 16:17 Akşam olur; Yanında ucuz bir şarap ve Ömer Hayyam..
hayyam okumak apayrı keyif :)
en çok sevdiğim rubaisini paylaşmak itiyorum
'' kim senin yasanı çiğnemedi ki,söyle
günahsız bir ömrün tadı ne ki,söyle
yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen sen
sen ile ben arasında ne fark kalır ki,söyle...''
DAL GONCAYI BİR SABAH
Dal goncayı bir sabah açılmış buldu,
Gül melteme bir masal deyip savruldu
Dünyada vefasızlığa bak; on günde
Bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu.
Sen acırken bana, hiç bir günahımdan korkmam
Benle oldukça; yokuş, engebe, yoldan korkmam
Beni ak yüzle diriltirsin a Tanrım, bilirim;
Defterim dolsa da suçlarla, siyahtan korkmam.
pelegozlu 30.03.2007, 23:41 1.
Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık;
Umudumu rahmetine bağlamışım ben
2.
Büyükse de isyanım, kötülüklerim,
Yüce Tanrı' dan umut kesmiş değilim;
Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın
Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.
3.
Tanrım bir geçim kapısı açıver bana;
Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;
Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni
Haberim olmasın gelen dertten başıma.
4.
Rahmetin var, günah işlemekten korkmam;
Azığım senden, yolda çaresiz kalmam;
Mahşerde lutfunla ak pak olursa yüzüm
Defterim kara yazılmış olsun, aldırmam.
5.
Derde gama yatkın yüreğime acı;
Bu tutsak cana, garip gönlüme acı;
Bağışla meyhaneye giden ayağımı,
Kızıl kadehi tutan elime acı.
6.
Akıl bu kadehi övdükçe över;
Alnından sevgiyle öptükçe öper;
Zaman Usta' ysa bu canım nesneyi
Hem yapar hem kırıp bin parça eder.
7.
Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.
8.
Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.
9.
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.
10.
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?
pelegozlu 30.03.2007, 23:44 Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam' ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi
Ömer Hayyam
Yürek
Bir yürek ki yanmaz denir mi ona................
Sevmek haram yüreginde ates olmayana................
Bir günü sevgisiz gecirdinse yazik.............
En bos hecen günün o gündür inan bana.............
Ömer Hayyam
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz
Kuklacı felek usta, kuklalarda biz
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer
Bitti mi oyun sandıktayız hepimiz
Sarabin adi kotuye cikmis, kendi hos,
Hele bir guzelle icersen daha bir hos;
Harammis sarap, olsun, bana gore hava hos:
Hem, bana sorarsan, haram olan hersey hos
Hayyam
GünOlaydı 06.04.2008, 15:06 bunlar da benden:
niceleri geldi, neler istediler;
sonunda dunyayi birakip gittiler;
sen hic gitmeyecek gibisin, degil mi?
o gidenler de hep senin gibiydiler.
sen bu dunyanin sirlarina eremezsin;
erenlerin dilini de sokturemezsin;
iyisi mi ic sarabi, cennet et bu dunyayi:
obur cennete ya girer ya giremezsin.
dun ozledim de seni costum birden bire;
ciktim senin yerin dedikleri goklere.
bir ses yukseldi ta yukarda, yildizlardan:
gafil, dedi; bizde sandigin tanri sende!”
paramız yok ki bir güzel sevelim
bademiz yok ki içipte haykıralım
demek günaha girmenin yolu yok
çaresiz kalkalım namaz kılalım
beni özene bezene yaratan kim?sen!
ne yapacağımı da yazmışsın önceden.
demek günah işleten de sensin bana:
öyleyse nedir bu cennet cehennem?
yaşam; tekdüze bir oyundan başka nedir ki?
sonu belli bir oyun: acı ve ölüm.
mutluluk; doğduğu gün ölen çocuk,
hiç doğmamak, en güzeli..
Kuzey Egeli 06.04.2008, 17:08 Evet hayyam yıllar önce çözmüş bu sırrı.Özellikle semerkantta ki tanıtımı harika.Bugün biz hala yerimizde sayıyoruz.Ne diyor.ın günah olsun ki bagışlayasın Tanrı.
Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem!
ÖMER HAYYAM
türkiyenin düştüğü durumu çok iyi anlatıyor Yorgun demokrat
okancakirkaya 06.04.2008, 17:17 Başlı başına bir felsefe olmasının nedenidir düşünceleri, yazıları... Okudukça keyif aldığım, hayatı boşa vurupta umursamadığım tek sanatçı.
Paylaşımda bulunan bütün Canların yüreğine sağlık...
...Okan Hayyam :lol::lol::lol:...
|
|