ahmeterdogan
03.07.2006, 23:18
Çağ değişti, anlayışlar değişti ama bizim gibi dinazorlar hala aynı şeyleri terennüm ediyoruz. Vatan, Millet, Bayrak, “Ne mutlu Türküm diyene” diye züğürt tesellisi ile gönüllerimizi avutuyoruz değil mi? “Vatan olamayıversin, Millet olmayıversin, Bayrak olmayıversin, Türklük olmayıversin” demek mi istiyor birileri (cahilliğimize verin) vallahi anlayamıyoruz.
Alın size lappadanak damdan düşer gibi bir soru: “Türkiye’yi sevme gibi bir lüksümüz var mıdır” Yanıtını bilen var mı? Bilen varsa söylesin, biz bilmiyoruz. Konuyu yorumlayalım ve tekrar bu sorunun yanıtını arayalım.
Lütfen haberi okuma zahmetine katlanır mısınız? Haber şöyle:
“TÜRK PETROL tarihe karıştı… Shell Türkiye ve Turcas Petrol, yeni ortak bir girişim şirketi kurarak, perakende ve ticari satışlar alanındaki faaliyetlerini tek çatı altında birleştirdi. Ortaya 3 milyar dolarlık yeni bir şirket çıktı. TÜRKPETROL markasıyla akaryakıt pazarlayan Turcas Petrol ile Shell Turkiye’nin’nin, perakende ve ticari satışlarda faaliyetlerini birleştirme çalışmaları dün yapılan olağanüstü genel kurulla sonuçlandı ve ortaya akaryakıt sektöründe yaklaşık 3 milyar (4.7 milyar YTL) dolarlık yeni bir şirkte çıktı. Shell & Turcas adı altında kurulan ve 1 Temmuz’dan itibaren faaliyete geçecek olan şirketin de başına beş yıldır Londra’da Shell’in Uzakdoğu Avrupa ülkelerinde pazarlama ve satınalmalardan sorumlu olarak çalışan Yunanlı George Spanoudis getirildi. Turcas Petrol’ün yüzde 30, Shell Türkiye’nin de yüzde 70 payı bulunan yeni şirket, "kısmi bölünme" olarak adlandırılan, akaryakıt dağıtım faaliyetlerinin ortak şirkete devredilmesi yoluyla gerçekleşti. Shell & Turcas adı altında birleşen ve 3 Temmuz’dan itibaren faaliyete geçecek şirketle ilgili yapılan sohbet toplantısında, Shell & Turcas Yürütme Kurulu Başkanı George Spanoudis, "Daha ilk günden yaklaşık 6 milyar dolarlık bir ciro ile işe başlayan bir şirket olarak, 2008 yılına geldiğimizde Türkiye’nin akaryakıt ve madeni yağ piyasasında bir numara olmayı hedefliyoruz" dedi. Spanoudis, birleşme sonrası yeni doğan bu bebeğin kendilerini çok heyecanlandırdığını da söyledi… 30 Haziran 2006”
Türkiye’de olanlar çok doğal şeyler de acaba biz çok mu duygusal bakıyoruz olaylara diye kendi kendimizi yokluyoruz ama dinazorluk işte aklımız ermiyor herhalde bir şeylere. Artık TÜRK PETROL YOK, TURCAS VAR… TÜRK TELEKOM’un başına Genel Müdür olarak Paul Doany geldi… Finansbank!ın yüzde 46 hissesini satın alan Yunanistan'ın en büyük bankası Ethniki'nin Yönetim Kurulu Başkanı Tasos Arapoğlu… TÜRK PETROL adını yok ederek, TURCAS yapan ve şirketin başına atanan isim ise Yunanlı George Spanoudis… Yunanlı arkadaşımız George sohbet toplantısında “Birleşme sonrası yeni doğan bu bebeğin kendilerini çok heyecanlandırdığını” da söylemiş… Doğru demiş. Çünkü birleşmeler doğal olarak insanlarda heyecan yaratır, birleşmenin sonunda da doğal olarak bebek dünyaya gelir. Bu doğanın bir kanunu ve kuralıdır. Ancak birleşme olayında, kimin kimi hamile bıraktığı ve bebeği kimin doğurduğu önemlidir.
Eğer olayda erkek tarafı bizsek, fazla sorun yoktur. İleride anlaşmazlık olursa, karıya ve çocuğuna nafaka verir, boşarız ve dırdırdan kurtuluruz. Ama bayan tarafı bizsek, durum zordur. Kucağımızda çocukla ortada kalmak var, elin adamından gelecek üç kuruşluk nafaka ile geçinmek ve çocuğu büyütmek var. Bunları iyi hesap etmek lazım. Hele hele olay MANTIK İZDİVACI ise durum daha zordur ve daha çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü ortada artık bir bebek vardır. Ya Noter huzurunda sağlam bir anlaşma yapacaksın, ya da işi baştan sağlam tutacaksın. Evlilik bu, dünyanın binbir türlü hali var.
“Ya abi yine bizi kafaya alıyon ya” demeyin vallahi durum böyle değil midir? Baksana adam ne diyor, “BİRLEŞTİK VE YENİ BİR BEBEĞİMİZ DOĞDU” diyor.
Olaylara çok fazla milli bir yaklaşım sergiliyoruz değil mi? Alt tarafı bir birleşme yani. Ha TÜRK PETROL olmuş, ha TURCAS PETROL olmuş, çok mu önemli yani. Dünyada bu tür evlilikler hep yapılıyor, böyle şeylere alışmamız lazım. Yabancı damat dizisinde ne yaptılar? Önce onlara genç kızımızı verdik, Yunanlı damadın kızımızdan bir evladı oldu. Sonra zorumuza gitmeye başladı ve biz de dedeye Yunanlı hanımı eş olarak aldık. “Siz bizim kızımızı, biz sizin ananızı” demek mi istediler acaba diye bayağı düşündürücü oldu, final bölümü.
“Globalleşme, bütünleşme, dinler ittifakı, medeniyetlerin birleşmesi” güzel söylemler. Tek dünya, tek devlet… Din, dil, renk, vatan. millet, bayrak, sınır gibi detaylar yok. Uğraşmayalım bu tür ufak şeylerle artık. Bütünleşelim, kaynaşalım, birleşelim, nur topu gibi çocuklarımız olsun…
Ülkeyi sevme gibi bir lüksümüz zaten yoktur. Devlet idaremizin böyle bir beklentisi de yoktur. “Ülkenizi sevin, Türklüğünüz ile övünün” diyen kaç kişi kaldı ki? Sen vergini ver, sana verilen görevleri kusursuz yerine getir, iyi huylu, itaatkar ve uysal bir vatandaş ol, gel dedikleri zaman gel, git dedikleri zaman git. Ülkenin ulusal işlerine karışma. Biz devlet büyükleri ve idarecileri olarak her şeyi en iyi biz biliriz” der gibi bir ortam yaratılıyor sanki…
Türkiye’de TÜRK kelimesinin sürekli silinmesi ve bu isimlerin yerine başka isimlerin gelmesi koskoca devlet idarecilerini rahatsız etmiyorsa, bir vatandaş olarak bizlere b... yemek düşer. Bizlerin duygusal davranıp, vatan, millet, bayrak gibi milli değerleri önemsememiz çok mu önemlidir artık. Birileri çıkıp bizlere “Bu konular vatandaşları ilgilendirmez” dese de biz de rahatlasak ve dünya yansa, hasırımız yanmasa.
“Paul bey ile görüşecektik abla… George beyefendiden bir randevu rica edecektik sekreter hanım, yardımcı olur musunuz?.. Tasos bey dönmediler mi acaba, kendisi ile az bir işimiz vardı da…” gibi diyaloglara hazır olmalıyız artık. Yunan parlamentosuna Türk kökenli biri girince seviniyoruz. Alman Parlamentosuna Türk kökenli biri girince seviniyoruz. İleride Türk parlamentosuna da başka kökenli birileri girerse hiç şaşırmayalım ve şimdiden hazırlıklı olalım.
“Merak etmeyin, bedenimize sahip olabilirler ama ruhumuza asla…” diyenler olabilir ama beden de o birleşmelerden zevk almaya başlarsa diye korkuyoruz. Ortalık bebekten geçilmez valla…
Ahmet Erdoğan
Dursunbey-Balıkesir
uceylulgazetesi@dursunbey.com
Alın size lappadanak damdan düşer gibi bir soru: “Türkiye’yi sevme gibi bir lüksümüz var mıdır” Yanıtını bilen var mı? Bilen varsa söylesin, biz bilmiyoruz. Konuyu yorumlayalım ve tekrar bu sorunun yanıtını arayalım.
Lütfen haberi okuma zahmetine katlanır mısınız? Haber şöyle:
“TÜRK PETROL tarihe karıştı… Shell Türkiye ve Turcas Petrol, yeni ortak bir girişim şirketi kurarak, perakende ve ticari satışlar alanındaki faaliyetlerini tek çatı altında birleştirdi. Ortaya 3 milyar dolarlık yeni bir şirket çıktı. TÜRKPETROL markasıyla akaryakıt pazarlayan Turcas Petrol ile Shell Turkiye’nin’nin, perakende ve ticari satışlarda faaliyetlerini birleştirme çalışmaları dün yapılan olağanüstü genel kurulla sonuçlandı ve ortaya akaryakıt sektöründe yaklaşık 3 milyar (4.7 milyar YTL) dolarlık yeni bir şirkte çıktı. Shell & Turcas adı altında kurulan ve 1 Temmuz’dan itibaren faaliyete geçecek olan şirketin de başına beş yıldır Londra’da Shell’in Uzakdoğu Avrupa ülkelerinde pazarlama ve satınalmalardan sorumlu olarak çalışan Yunanlı George Spanoudis getirildi. Turcas Petrol’ün yüzde 30, Shell Türkiye’nin de yüzde 70 payı bulunan yeni şirket, "kısmi bölünme" olarak adlandırılan, akaryakıt dağıtım faaliyetlerinin ortak şirkete devredilmesi yoluyla gerçekleşti. Shell & Turcas adı altında birleşen ve 3 Temmuz’dan itibaren faaliyete geçecek şirketle ilgili yapılan sohbet toplantısında, Shell & Turcas Yürütme Kurulu Başkanı George Spanoudis, "Daha ilk günden yaklaşık 6 milyar dolarlık bir ciro ile işe başlayan bir şirket olarak, 2008 yılına geldiğimizde Türkiye’nin akaryakıt ve madeni yağ piyasasında bir numara olmayı hedefliyoruz" dedi. Spanoudis, birleşme sonrası yeni doğan bu bebeğin kendilerini çok heyecanlandırdığını da söyledi… 30 Haziran 2006”
Türkiye’de olanlar çok doğal şeyler de acaba biz çok mu duygusal bakıyoruz olaylara diye kendi kendimizi yokluyoruz ama dinazorluk işte aklımız ermiyor herhalde bir şeylere. Artık TÜRK PETROL YOK, TURCAS VAR… TÜRK TELEKOM’un başına Genel Müdür olarak Paul Doany geldi… Finansbank!ın yüzde 46 hissesini satın alan Yunanistan'ın en büyük bankası Ethniki'nin Yönetim Kurulu Başkanı Tasos Arapoğlu… TÜRK PETROL adını yok ederek, TURCAS yapan ve şirketin başına atanan isim ise Yunanlı George Spanoudis… Yunanlı arkadaşımız George sohbet toplantısında “Birleşme sonrası yeni doğan bu bebeğin kendilerini çok heyecanlandırdığını” da söylemiş… Doğru demiş. Çünkü birleşmeler doğal olarak insanlarda heyecan yaratır, birleşmenin sonunda da doğal olarak bebek dünyaya gelir. Bu doğanın bir kanunu ve kuralıdır. Ancak birleşme olayında, kimin kimi hamile bıraktığı ve bebeği kimin doğurduğu önemlidir.
Eğer olayda erkek tarafı bizsek, fazla sorun yoktur. İleride anlaşmazlık olursa, karıya ve çocuğuna nafaka verir, boşarız ve dırdırdan kurtuluruz. Ama bayan tarafı bizsek, durum zordur. Kucağımızda çocukla ortada kalmak var, elin adamından gelecek üç kuruşluk nafaka ile geçinmek ve çocuğu büyütmek var. Bunları iyi hesap etmek lazım. Hele hele olay MANTIK İZDİVACI ise durum daha zordur ve daha çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü ortada artık bir bebek vardır. Ya Noter huzurunda sağlam bir anlaşma yapacaksın, ya da işi baştan sağlam tutacaksın. Evlilik bu, dünyanın binbir türlü hali var.
“Ya abi yine bizi kafaya alıyon ya” demeyin vallahi durum böyle değil midir? Baksana adam ne diyor, “BİRLEŞTİK VE YENİ BİR BEBEĞİMİZ DOĞDU” diyor.
Olaylara çok fazla milli bir yaklaşım sergiliyoruz değil mi? Alt tarafı bir birleşme yani. Ha TÜRK PETROL olmuş, ha TURCAS PETROL olmuş, çok mu önemli yani. Dünyada bu tür evlilikler hep yapılıyor, böyle şeylere alışmamız lazım. Yabancı damat dizisinde ne yaptılar? Önce onlara genç kızımızı verdik, Yunanlı damadın kızımızdan bir evladı oldu. Sonra zorumuza gitmeye başladı ve biz de dedeye Yunanlı hanımı eş olarak aldık. “Siz bizim kızımızı, biz sizin ananızı” demek mi istediler acaba diye bayağı düşündürücü oldu, final bölümü.
“Globalleşme, bütünleşme, dinler ittifakı, medeniyetlerin birleşmesi” güzel söylemler. Tek dünya, tek devlet… Din, dil, renk, vatan. millet, bayrak, sınır gibi detaylar yok. Uğraşmayalım bu tür ufak şeylerle artık. Bütünleşelim, kaynaşalım, birleşelim, nur topu gibi çocuklarımız olsun…
Ülkeyi sevme gibi bir lüksümüz zaten yoktur. Devlet idaremizin böyle bir beklentisi de yoktur. “Ülkenizi sevin, Türklüğünüz ile övünün” diyen kaç kişi kaldı ki? Sen vergini ver, sana verilen görevleri kusursuz yerine getir, iyi huylu, itaatkar ve uysal bir vatandaş ol, gel dedikleri zaman gel, git dedikleri zaman git. Ülkenin ulusal işlerine karışma. Biz devlet büyükleri ve idarecileri olarak her şeyi en iyi biz biliriz” der gibi bir ortam yaratılıyor sanki…
Türkiye’de TÜRK kelimesinin sürekli silinmesi ve bu isimlerin yerine başka isimlerin gelmesi koskoca devlet idarecilerini rahatsız etmiyorsa, bir vatandaş olarak bizlere b... yemek düşer. Bizlerin duygusal davranıp, vatan, millet, bayrak gibi milli değerleri önemsememiz çok mu önemlidir artık. Birileri çıkıp bizlere “Bu konular vatandaşları ilgilendirmez” dese de biz de rahatlasak ve dünya yansa, hasırımız yanmasa.
“Paul bey ile görüşecektik abla… George beyefendiden bir randevu rica edecektik sekreter hanım, yardımcı olur musunuz?.. Tasos bey dönmediler mi acaba, kendisi ile az bir işimiz vardı da…” gibi diyaloglara hazır olmalıyız artık. Yunan parlamentosuna Türk kökenli biri girince seviniyoruz. Alman Parlamentosuna Türk kökenli biri girince seviniyoruz. İleride Türk parlamentosuna da başka kökenli birileri girerse hiç şaşırmayalım ve şimdiden hazırlıklı olalım.
“Merak etmeyin, bedenimize sahip olabilirler ama ruhumuza asla…” diyenler olabilir ama beden de o birleşmelerden zevk almaya başlarsa diye korkuyoruz. Ortalık bebekten geçilmez valla…
Ahmet Erdoğan
Dursunbey-Balıkesir
uceylulgazetesi@dursunbey.com