Ceyhun
12.09.2005, 14:39
Bu bölümdeki bir önceki yazımda önümüzdeki tehlikeli bir Türk-Kürt çatışmasından ve bu çatışmanın içinde Alevilerden heran hedef haline gelebileceği tehlikesinden söz etmiştim. Bakın neler oluyor?
Şimdi önceki yazıda örnek verirken bir haber grubunda bir Alevi mahallesinin hedef gösterilmesinden bahsetmiş ve faşistlerin Alevileri hedef göstermeye devam edebileceğini söylemiştim. Türk Solu ismiyle yayın yapan bir dergi var. İsim veya dergilerinde kullandıkları Atatürk, Che, Deniz Gezmiş, Nazım resimleri sizi yanıltmasın. Bu grup daha önce Kızıl Elma koalisyonunda yer alan ırkçı bir grup. Üniversitelerde solcu öğrencilerle çatışmışlardı, yaralananlar vardı. Ayrıca "Irak Savaşı sırasında Saddam posteri taşıma", "rektörler mitinginde ORDU GÖREVE pankartı taşıma" gibi sansasyonel işlerle gündeme gelmeye çalışan bir grup. Dergilerinde Nazım Hikmet resmiyle sempati toplamaya çalıştıkları "uluyan kurt" resmiyle de sempati toplamaya çalışıyorlar. Derginin çok fazla ciddiye alınması gerekmemesine rağmen aşağıda önemli bir ayrıntı bulunuyor. Bu haftaki yazılarından seçmeler:
"Çok basit bir şekilde ifade etmek gerekirse Kürt varsa sorun vardır, sorunun çözümü ise PKK’nın bitirilmesi değil, Türk milletinden bağımsız bir Kürt kimliğinin bitirilmesidir."
" 1- Her Türk, alışverişini mutlaka Türkten yapmalıdır. Kürde aktarılan para PKK’ya maddi destek demektir. Türk, bu maddi desteği kesmezse, hem Türklerin mali gücü olmayacaktır, hem de Kürdün altında ezilecektir.
2- Her Türk, Türkçe konuşmalıdır. Bunu da İstanbul şivesi ile konuşmalıdır. Dil varsa millet vardır. Ancak şehri istila eden Kürtler kendi dillerini hakim kılmaktadır. Bunlarla temas içinde Türkler de şivelerini bozmakta, Türkçe konuşsa bile adeta Kürt şivesiyle Türkçe konuşmaktadır.
TV’lerdeki Kürt dizilerinin, Kürt müziğinin, her adım başı Kürtçe müzik çalan barların, kasetçilerin, minibüslerin ortasına düşen Türk ister istemez lisanını yitirmektedir.
Buna direnmek için: Türk, Kürt dizisi izlemez. Kürtçe müzik dinlemez. Kürtçe müzik çalan barlara gitmez. Kürtçe konuş**** minibüse binmez. Kürtçe kaset satan dükkandan alışveriş yapmaz.
3- Türk, ancak modern şehir hayatında kendini ifade edebilir. Türk medeniyeti, köyden gelen etkilere kapatılmalıdır. Köy, her halükarda Kürtçülüğün yaşam alanıdır.
Yıllarca İstanbul’da Sivaslı, Erzincanlı, Malatyalı, Tokatlı Alevi kitlenin yarattığı köy ortamı, Kürtçülüğü güçlendirmiştir. Türk’ü saza mahkum eden köylü kafası, bugün şehirleri Kürt kültürüne teslim etmiştir.
4- Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir. Yemek, kültür savaşının bir parçasıdır. Mc Donaldslar ne kadar tehlikeli ise Kürt mutfağı da o kadar tehlikelidir. Başka kültürlerin yemeklerini yiyen kültürler asimile olur. O nedenle Türk, Türk mutfağına sahip çıkmalı, başka şeyler yememelidir.
5- Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenokan’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır. "
:) Nasıl? Hitleri özletiyor mu size? Birazcık araştırma yapan bir kişi bilir ki; bu ve benzeri görüşler Hitler'in Yahudilere karşı ortaya attığı tezlere çok benzemektedir. Yani bu grup sol değerleri kullanan ama aslında "nasyonel sosyalist" diye niteleyebileceğimiz bir gruptur. Dolayısıyla bu açık Nazi kimliğiyle bilinen faşistlerden bile daha tehlikelidir. Düşünsenize bizler Kürtçe şarkı çalan kasetçiye girmiyoruz, kebap yemiyoruz :) Kürtler de Türkçe konuş**** ortamlarda bulunmuyor, mantı yemiyor :) En son madde de en güzel olanı tabi :) ÜRE. Sanırım bu madde içinde bulunan durumu ve olaya ne kadar iyi niyetli ve akılcı yaklaşıldığının göstergesi.
Yalnız bunlar bilinen şeyler. Kızıl Elma koalisyonun bir ortağından bunları duymak çok şaşırtıcı olamazdı zaten. Ama ben yukarıdaki maddelerden 3.süne dikkat etmenizi istiyorum. Bu maddede Aleviler artık bireysel sohbetlerde hedef gösterilmekten çıkarılıyor. Pek ciddiye alınmasa da, kendi dar çevresinde yayın yapan ve iyice teşhir olmuş bir dergide bile yayınlansa artık Aleviler, dergiler düzeyinde ucundan hedef gösterilmeye başlıyor. Tekrar söylüyorum. Şimdi bu dergi olur, yarın daha ciddi, daha kitlesel bir dergi veya gazete. Ondan sonraki gün 25 yıl önce olduğu bazı dernek ve parti binalarında Alevi düşmanlığı propagandası yapılabilir. Yanlış anlaşılmasın ben bu düşmanlığın sadece Türk ırkçılarından değil, Kürt ırkçılarından da gelebileceğini düşünüyorum. Bu konuda benzer yaklaşımların Kürtçülerden de geldiğini duydum. Eğer yazı bulursam burada yazacağım.
Faşizmdir bu. Hitler, Almanya'sını inceleyin. Önce Yahudiler hedef oldu. Ve pek sevilmedikleri için kimse bundan rahatsız olmadı. Ama sonra herkes hedef oldu. Tabi ülkemizdeki durum bu değil. Ortadaki tehlike bence çok büyük ve Hitler Almanya'sındaki gibi yaygın değil. Ben burada daha küçük ve geçici de olsa can sıkıcı şeylerin yaşanabileceği endişesini taşıyorum. Böyle bir dergiye bakarak felaket senaryoları yazmak istemem :3D_NG (4)
SONRADAN EKLEME:
Ayrıca geçen yazımda Gazi ve diğer Alevi mahallelerinin PKK ve faşistler tarafından hedef haline getirilebileceğini söylemiştim. Bakın bu dergi beni duymuş gibi neler yazmış?
"Mavi noktalı semtlerde ise, sıradan vatandaş görünümünde PKK yandaşları yoğun bir şekilde yerleşmekte ve bir ayaklanmaya hazırlanmaktadır. Son bir haftadır tüm bu semtlerde Apo posterli gösteriler ve polisle çatışmalar gerçekleşmiştir."
Bu yazı bir İstanbul haritasının hemen yanında yeralıyor. Bazı mahalle ve semtler mavi işaretlenmiş. Mavi noktalı yerler arasında Gazi Mahallesi, Okmeydanı ve Alibeyköy de bulunuyor. Güya bu mahalleleri PKK ele geçirmiş ve oralarda bir ayaklanma planlıyormuş. Bu şekilde o mahalleler hedef haline getiriliyor. Söylediğim gibi dergi çok ciddi olmasa bile, yazdıkları kendisini aşan bir karanlık ihtiva ediyor. Bilmekte fayda var. Size bu yazılanlar komik gelse de, kimsenin ciddiye almayacağını düşünseniz bile; memleketin durumunu biliyorsunuz. En ufak bir dedikodu, en ufak bir provokasyon acı olaylara sebep olabiliyor.
Şimdi önceki yazıda örnek verirken bir haber grubunda bir Alevi mahallesinin hedef gösterilmesinden bahsetmiş ve faşistlerin Alevileri hedef göstermeye devam edebileceğini söylemiştim. Türk Solu ismiyle yayın yapan bir dergi var. İsim veya dergilerinde kullandıkları Atatürk, Che, Deniz Gezmiş, Nazım resimleri sizi yanıltmasın. Bu grup daha önce Kızıl Elma koalisyonunda yer alan ırkçı bir grup. Üniversitelerde solcu öğrencilerle çatışmışlardı, yaralananlar vardı. Ayrıca "Irak Savaşı sırasında Saddam posteri taşıma", "rektörler mitinginde ORDU GÖREVE pankartı taşıma" gibi sansasyonel işlerle gündeme gelmeye çalışan bir grup. Dergilerinde Nazım Hikmet resmiyle sempati toplamaya çalıştıkları "uluyan kurt" resmiyle de sempati toplamaya çalışıyorlar. Derginin çok fazla ciddiye alınması gerekmemesine rağmen aşağıda önemli bir ayrıntı bulunuyor. Bu haftaki yazılarından seçmeler:
"Çok basit bir şekilde ifade etmek gerekirse Kürt varsa sorun vardır, sorunun çözümü ise PKK’nın bitirilmesi değil, Türk milletinden bağımsız bir Kürt kimliğinin bitirilmesidir."
" 1- Her Türk, alışverişini mutlaka Türkten yapmalıdır. Kürde aktarılan para PKK’ya maddi destek demektir. Türk, bu maddi desteği kesmezse, hem Türklerin mali gücü olmayacaktır, hem de Kürdün altında ezilecektir.
2- Her Türk, Türkçe konuşmalıdır. Bunu da İstanbul şivesi ile konuşmalıdır. Dil varsa millet vardır. Ancak şehri istila eden Kürtler kendi dillerini hakim kılmaktadır. Bunlarla temas içinde Türkler de şivelerini bozmakta, Türkçe konuşsa bile adeta Kürt şivesiyle Türkçe konuşmaktadır.
TV’lerdeki Kürt dizilerinin, Kürt müziğinin, her adım başı Kürtçe müzik çalan barların, kasetçilerin, minibüslerin ortasına düşen Türk ister istemez lisanını yitirmektedir.
Buna direnmek için: Türk, Kürt dizisi izlemez. Kürtçe müzik dinlemez. Kürtçe müzik çalan barlara gitmez. Kürtçe konuş**** minibüse binmez. Kürtçe kaset satan dükkandan alışveriş yapmaz.
3- Türk, ancak modern şehir hayatında kendini ifade edebilir. Türk medeniyeti, köyden gelen etkilere kapatılmalıdır. Köy, her halükarda Kürtçülüğün yaşam alanıdır.
Yıllarca İstanbul’da Sivaslı, Erzincanlı, Malatyalı, Tokatlı Alevi kitlenin yarattığı köy ortamı, Kürtçülüğü güçlendirmiştir. Türk’ü saza mahkum eden köylü kafası, bugün şehirleri Kürt kültürüne teslim etmiştir.
4- Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir. Yemek, kültür savaşının bir parçasıdır. Mc Donaldslar ne kadar tehlikeli ise Kürt mutfağı da o kadar tehlikelidir. Başka kültürlerin yemeklerini yiyen kültürler asimile olur. O nedenle Türk, Türk mutfağına sahip çıkmalı, başka şeyler yememelidir.
5- Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenokan’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır. "
:) Nasıl? Hitleri özletiyor mu size? Birazcık araştırma yapan bir kişi bilir ki; bu ve benzeri görüşler Hitler'in Yahudilere karşı ortaya attığı tezlere çok benzemektedir. Yani bu grup sol değerleri kullanan ama aslında "nasyonel sosyalist" diye niteleyebileceğimiz bir gruptur. Dolayısıyla bu açık Nazi kimliğiyle bilinen faşistlerden bile daha tehlikelidir. Düşünsenize bizler Kürtçe şarkı çalan kasetçiye girmiyoruz, kebap yemiyoruz :) Kürtler de Türkçe konuş**** ortamlarda bulunmuyor, mantı yemiyor :) En son madde de en güzel olanı tabi :) ÜRE. Sanırım bu madde içinde bulunan durumu ve olaya ne kadar iyi niyetli ve akılcı yaklaşıldığının göstergesi.
Yalnız bunlar bilinen şeyler. Kızıl Elma koalisyonun bir ortağından bunları duymak çok şaşırtıcı olamazdı zaten. Ama ben yukarıdaki maddelerden 3.süne dikkat etmenizi istiyorum. Bu maddede Aleviler artık bireysel sohbetlerde hedef gösterilmekten çıkarılıyor. Pek ciddiye alınmasa da, kendi dar çevresinde yayın yapan ve iyice teşhir olmuş bir dergide bile yayınlansa artık Aleviler, dergiler düzeyinde ucundan hedef gösterilmeye başlıyor. Tekrar söylüyorum. Şimdi bu dergi olur, yarın daha ciddi, daha kitlesel bir dergi veya gazete. Ondan sonraki gün 25 yıl önce olduğu bazı dernek ve parti binalarında Alevi düşmanlığı propagandası yapılabilir. Yanlış anlaşılmasın ben bu düşmanlığın sadece Türk ırkçılarından değil, Kürt ırkçılarından da gelebileceğini düşünüyorum. Bu konuda benzer yaklaşımların Kürtçülerden de geldiğini duydum. Eğer yazı bulursam burada yazacağım.
Faşizmdir bu. Hitler, Almanya'sını inceleyin. Önce Yahudiler hedef oldu. Ve pek sevilmedikleri için kimse bundan rahatsız olmadı. Ama sonra herkes hedef oldu. Tabi ülkemizdeki durum bu değil. Ortadaki tehlike bence çok büyük ve Hitler Almanya'sındaki gibi yaygın değil. Ben burada daha küçük ve geçici de olsa can sıkıcı şeylerin yaşanabileceği endişesini taşıyorum. Böyle bir dergiye bakarak felaket senaryoları yazmak istemem :3D_NG (4)
SONRADAN EKLEME:
Ayrıca geçen yazımda Gazi ve diğer Alevi mahallelerinin PKK ve faşistler tarafından hedef haline getirilebileceğini söylemiştim. Bakın bu dergi beni duymuş gibi neler yazmış?
"Mavi noktalı semtlerde ise, sıradan vatandaş görünümünde PKK yandaşları yoğun bir şekilde yerleşmekte ve bir ayaklanmaya hazırlanmaktadır. Son bir haftadır tüm bu semtlerde Apo posterli gösteriler ve polisle çatışmalar gerçekleşmiştir."
Bu yazı bir İstanbul haritasının hemen yanında yeralıyor. Bazı mahalle ve semtler mavi işaretlenmiş. Mavi noktalı yerler arasında Gazi Mahallesi, Okmeydanı ve Alibeyköy de bulunuyor. Güya bu mahalleleri PKK ele geçirmiş ve oralarda bir ayaklanma planlıyormuş. Bu şekilde o mahalleler hedef haline getiriliyor. Söylediğim gibi dergi çok ciddi olmasa bile, yazdıkları kendisini aşan bir karanlık ihtiva ediyor. Bilmekte fayda var. Size bu yazılanlar komik gelse de, kimsenin ciddiye almayacağını düşünseniz bile; memleketin durumunu biliyorsunuz. En ufak bir dedikodu, en ufak bir provokasyon acı olaylara sebep olabiliyor.