polata
12.09.2005, 17:12
Alevi bir insan genel anlamdaki siyasi yapı içerisinde illaki sol düşünce içinde bulunup sol partilere mi oy vermelidir?
|
Orijinalini görmek için tıklayınız : Alevi insan illaki solcu mudur? polata 12.09.2005, 17:12 Alevi bir insan genel anlamdaki siyasi yapı içerisinde illaki sol düşünce içinde bulunup sol partilere mi oy vermelidir? Ceyhun 12.09.2005, 17:48 Alevi bir insan genel anlamdaki siyasi yapı içerisinde illaki sol düşünce içinde bulunup sol partilere mi oy vermelidir? Nasıl yani? İlginç. Bütün Alevilerin sola oy verme gibi bir zorunluluğu yok. Ne söylemek istiyorsanız, neden rahatsızsanız açık açık yazsanız da böyle ilginç durumlar oluşmasa. Nasıl yani? Birileri gelip "Evet. Bütün Aleviler sola oy vermek zorundadır" mı diyecekler? Daha açık olalım. EKLEME: Ayrıca Alevilerin siyasi tercihleri ortada. Bunu herkes biliyor. Bu forumun da siyasi tercihi az çok ortada. Seçimlerde hangi partiye oy verileceğine dair bir anket bile var. Forum Alevilerin genel siyasi eğilimlerini yansıtıyor gibi. Orada Alevilerin ne kadarının solcu, ne kadarının sağcı olduğu açık. Ne Alevilerin tamamı solcu, ne de solcular azınlıkta? Genelde solcu, solcu olmayan da az olsa bile var. İKİNCİ EKLEME: Anketin şuanki durumu: Anket 2 ay önce açılmış. 27 kişi katılmış. 2 aylık bir anket forum katılımcılarının genel görüşü açısından bize sağlıklı bilgiler verebilir. Sonuçlar aşağıda: %44.44 - Merkez Sol %26.64 - Diğer Sol %11.11 - Sağ %14.81 - Hiçbiri Bu hiçbirinin de kötü ihtimalle düşünüp yarısını sola yazalım. %80 civarında bir sol oranı çıkıyor. Sonuç gayet açık sanırım. NOT: Anketin açılış tarihi ile ilgili yapılan bir hatayı sonradan düzelttim. Alevimen 12.09.2005, 18:56 Aleviler daha çok sosyal ve demokrat düşünceleri savundukları için kendilerini sol partiler ile ifade edebiliyorlar bu nedenle alevilerin büyük kısmı 'solcu' olduğunu bende düşünüyorum. izmirksk 12.09.2005, 23:34 elbette büyük oranda solcuyuz. aleviler solcu olmak zorunda mı?. aslında kağıt üzerinde değil.ama alevi kültürü ve felsefesi ile sol ideoloji özgürlük,adalet,eşitlik ve daha bir çok kavramda paralel felsefi temellere sahip. buda alevilerin sola duyduğu sempatinin altında yatan ana nedenlerden birisidir bence Ceyhun 12.09.2005, 23:44 aslında kağıt üzerinde değil.ama alevi kültürü ve felsefesi ile sol ideoloji özgürlük,adalet,eşitlik ve daha bir çok kavramda paralel felsefi temellere sahip. Kesinlikle. Aleviler ve sol arasındaki ilişki, bir rastlantı değil kuşkusuz. Aleviliğin ilerici, muhalif ve eşitlikçi yanına; evrensel anlamda sosyalist ve sosyal demokrat ideoloji denk düşüyor. Bu solculuk da zaten bunun eseridir. Gayet doğal bir sonuç. polata 13.09.2005, 09:40 alıntı net çıkmadığından bir sonra ki mesaj ile düzenleme yapılmıştır.yanlışlık için özür dilerim. polata 13.09.2005, 09:44 Nasıl yani? İlginç. Bütün Alevilerin sola oy verme gibi bir zorunluluğu yok. Ne söylemek istiyorsanız, neden rahatsızsanız açık açık yazsanız da böyle ilginç durumlar oluşmasa. Nasıl yani? Birileri gelip "Evet. Bütün Aleviler sola oy vermek zorundadır" mı diyecekler? Daha açık olalım. Sadece bir Alevilerin siyasi yapıda sol düşünce olması gerekip gerekmediği konusunda fikirler almak istedim.Dolayısı ile şu an için her hangi bir şey söylemek istemediğim gibi rahatsızlık duyduğum bir şeyde yok.Ancak bu konunun açılmasında rahatsızlık duymuş olanlar olabilir mi bilemem? polata 13.09.2005, 09:57 Kesinlikle. Aleviler ve sol arasındaki ilişki, bir rastlantı değil kuşkusuz. Aleviliğin ilerici, muhalif ve eşitlikçi yanına; evrensel anlamda sosyalist ve sosyal demokrat ideoloji denk düşüyor. Bu solculuk da zaten bunun eseridir. Gayet doğal bir sonuç. Acaba Aleviliğin İslam dini açısından ilerici ancak bir başka açıdan da muhafazakar bir yapıda olduğunu söylemek yanlış olur mu?Son 30-40 önceki uygulamalara baktığımız zaman kadınları Cem ayininde erkeklerle bir tutarken aynı zamanda mirastan hak verilmemesi/verilmemeye çalışılması gibi uygulamarda eşitlik anlamında soru işareti vermiyor mu?Sosyalist düşünce materyalist bir felsefeye dayandığına, Aleviliğin ise İslam dinin farklı bir yorumlanışı olduğuna göre aynı potaya koymak uygun düşer mi? Ceyhun 13.09.2005, 11:15 Acaba Aleviliğin İslam dini açısından ilerici ancak bir başka açıdan da muhafazakar bir yapıda olduğunu söylemek yanlış olur mu?Son 30-40 önceki uygulamalara baktığımız zaman kadınları Cem ayininde erkeklerle bir tutarken aynı zamanda mirastan hak verilmemesi/verilmemeye çalışılması gibi uygulamarda eşitlik anlamında soru işareti vermiyor mu? Alevilik, kadının adının bile anılmadığı çağlarda; onu erkekle beraber tutmuş ve bu konuda dünyayı yüzyıllar öncesinden aydınlatmıştır. Miras vs dediğiniz ise daha lokal davalar. Nereden çıkarttınız bilmiyorum ama o konuda da Alevilerin diğer kesimlere göre çok daha ileride olduğunu söyleyebilirim. Miras olayı köylülük ile ilgili bir olaydır. Aleviler de köylü bir toplumdur. Dolayısıyla bu konudaki tavır Alevilikle ilgili özel bir tavır değil, köylülükle ilgili bir tavırdır. Ama Aleviler çok daha hızlı yeniliklere adapte olabiliyorlar. Sosyalist düşünce materyalist bir felsefeye dayandığına, Aleviliğin ise İslam dinin farklı bir yorumlanışı olduğuna göre aynı potaya koymak uygun düşer mi? Çok da uygun düşer. Hatta Aleviliğin sosyalist düşünceye olan katkısı Marks'tan yüzyıllar öncesine dayanır. Şeyh Bedrettin "Yarin yanağından gayrı, paylaşmak için herşeyi" derken bunu çok güzel ifade etmiştir. Kafayı materyalizme veya idealizme takınca bunun bir adım ötesini görememek gayet doğal. Bu konuyu kafasına takan insanlar genelde bunun bir adım ötesine gidemez ve hayattaki herşeye materyalist/idealist çerçevesinden bakar. Sizin de sosyalizm gibi yüzlerce yıldır varolan ve çok çeşitli felsefi kaynaklardan beslenen bir felsefe akımının ismini duyar duymaz materyalizm/idealizm olayında takılıp kalmanıza şaşırmadım. polata 13.09.2005, 11:43 Alevilik, kadının adının bile anılmadığı çağlarda; onu erkekle beraber tutmuş ve bu konuda dünyayı yüzyıllar öncesinden aydınlatmıştır. Miras vs dediğiniz ise daha lokal davalar. Nereden çıkarttınız bilmiyorum ama o konuda da Alevilerin diğer kesimlere göre çok daha ileride olduğunu söyleyebilirim. Miras olayı köylülük ile ilgili bir olaydır. Aleviler de köylü bir toplumdur. Dolayısıyla bu konudaki tavır Alevilikle ilgili özel bir tavır değil, köylülükle ilgili bir tavırdır. Ama Aleviler çok daha hızlı yeniliklere adapte olabiliyorlar. Çok da uygun düşer. Hatta Aleviliğin sosyalist düşünceye olan katkısı Marks'tan yüzyıllar öncesine dayanır. Şeyh Bedrettin "Yarin yanağından gayrı, paylaşmak için herşeyi" derken bunu çok güzel ifade etmiştir. Kafayı materyalizme veya idealizme takınca bunun bir adım ötesini görememek gayet doğal. Bu konuyu kafasına takan insanlar genelde bunun bir adım ötesine gidemez ve hayattaki herşeye materyalist/idealist çerçevesinden bakar. Sizin de sosyalizm gibi yüzlerce yıldır varolan ve çok çeşitli felsefi kaynaklardan beslenen bir felsefe akımının ismini duyar duymaz materyalizm/idealizm olayında takılıp kalmanıza şaşırmadım. Merhaba, Kadının adının bile anılmadığı çağlarda onu erkekle beraber tutan Alevilik değil, Türkmen gelenekleri.Lokal olarak gördüğün ve de köy uygulaması olarak gördüğün şey ne yazık kiuygulanmış.Köylülükle ilgili ve de Aleviler de köyde yer almaktadır diye basit bir çözümleme.Son 50 yılın uygulamalarından çıkıp geçmişde yapılan uygulamaları incelediğimizde ne yazık ki düşündüğümüz derecede ilerici olmadığı görülecektir.Kızların okutulmadığı, mirassın erkeğe hak sayıldığı, evlenilecek kişide atanın sözü geçtiği bunlar yaşanmıştır.Basit bir soru sorayım sana bana dedelik postuna oturmuş kadın sayabilirmisin? Öncelikle Türk-Anadolu Aleviliğinin doğuşunu, gelişimini, içeriğini netleştirmek gerekmekte.Bugün çeşitli niteliklere sokulmaya çalışan Türk-Anadolu Aleviliği, en kaba ve en basit tanımı ile Türkmen boylarının İslam yorumlamaları, kendi inanç ve uygulamalarına adapte etmeleridir.Dini felsefe, hayat felsefesini etkilemekle birlikte ikisinin bulunduğu konum ve bakış açısı faklıdır. Bana ve hatta kişiliğime getirdiğin suçlama veya düşünceler konusunda birşey demiyorum.Demek de yanlış olur, çünkü burası yeri değil. Ceyhun 13.09.2005, 12:03 Merhaba, Kadının adının bile anılmadığı çağlarda onu erkekle beraber tutan Alevilik değil, Türkmen gelenekleri.Lokal olarak gördüğün ve de köy uygulaması olarak gördüğün şey ne yazık kiuygulanmış.Köylülükle ilgili ve de Aleviler de köyde yer almaktadır diye basit bir çözümleme.Son 50 yılın uygulamalarından çıkıp geçmişde yapılan uygulamaları incelediğimizde ne yazık ki düşündüğümüz derecede ilerici olmadığı görülecektir.Kızların okutulmadığı, mirassın erkeğe hak sayıldığı, evlenilecek kişide atanın sözü geçtiği bunlar yaşanmıştır.Basit bir soru sorayım sana bana dedelik postuna oturmuş kadın sayabilirmisin? Üzülerek söylemeliyim bu iddia komik. Madem bu ilerici açılımların kaynağı Alevilik değil Türklük de Anadolu'daki Sunni-Türklerin kökeni Asurlulara mı dayanıyor? Onlar Türk değil mi? Olmamış yani. Tartışılacak bir tarafı yok. Yapılan açılımlar ve kadına verilen değerin kökeni Aleviliğin felsefesi ve ilerici yanıdır. Türklük olsaydı Alevi olmayan Türkler arasında da kadının çok ileride olması lazım gelirdi. Fakat eve kapatılan, toplumdan gizlenen, ikinci sınıf bir varlık olarak kalmıştır. Onun dışında. Alevilerin ilerici olması Mars'tan geldiğini göstermez. Kadınların dede olamaması Aleviliğin eksi yanı olamaz. İlericilik, içinde bulunan çağa ve topluma göre değerlendirilir. Ki zaten dedelerin eşleri de Aleviler tarafından saygı görmektedir. Siz kaç sünni köyünde imamın karısının özel bir yeri olduğunu gördünüz. Muhtemelen toplumsal hayatta hiçbir etkisi yoktu. Ama bizim köye gelen ve "efendim" ismiyle anılan kişilerin eşleri de gelir, cemlere katılır ve büyük saygı görürlermiş. Öncelikle Türk-Anadolu Aleviliğinin doğuşunu, gelişimini, içeriğini netleştirmek gerekmekte.Bugün çeşitli niteliklere sokulmaya çalışan Türk-Anadolu Aleviliği, en kaba ve en basit tanımı ile Türkmen boylarının İslam yorumlamaları, kendi inanç ve uygulamalarına adapte etmeleridir.Dini felsefe, hayat felsefesini etkilemekle birlikte ikisinin bulunduğu konum ve bakış açısı faklıdır. Bu hikayeden bir tanım. Alevilik, Türkler içinde doğmuştur. Ama Türklük değildir. Tam aksine Anadolu'daki Türkler arasında azınlıkta bile kalmıştır. Türkler tarafından yorumlanışı da niye homojen değil. Türklükle alakası yok. Hacı Bektaş'la, Pir Sultan'la, Şeyh Bedrettinle alakası var. Irk meselesi değil, felsefe meselesi. Irk meselesi olsaydı; Anadolu'daki Türklerin tamamımının veya en azından büyük kısmının Alevi olması gerekirdi. Böyle birşey yok. Bu "İslamın Türkçe yorumu" hikayeleri yeni çıktı. Evet Türkler tarafından yorumlanışıdır ama Türklük meselesi değildir. Bana ve hatta kişiliğime getirdiğin suçlama veya düşünceler konusunda birşey demiyorum.Demek de yanlış olur, çünkü burası yeri değil. Efendim, böyle bir suçlamayı kabul etmiyorum. Ben sizin kişiliğiniz veya karakteriniz hakkında hiçbirşey söylemedim. En nefret ettiğim tavırdır. Böyle birşey yapmam. Ben sizin politik tavrınızı, sizin üzerinizden eleştirdim. Belli bir felsefi ve politik takıntıyı sizin yaptığınız üzerinden vurguladım. Sizin kişiliğinizi, karakterinizi eleştirmeye ne hakkım var, ne de yaşım müsait. Böyle birşey olamaz. Lütfen belli bir kişinin fikirleri ve söyledikleri üzerinden politik bir konuyu tartışmakla kişilik tartışmayı yapmayı birbirine karıştırmayınız. polata 13.09.2005, 12:25 Üzülerek söylemeliyim bu iddia komik. Madem bu ilerici açılımların kaynağı Alevilik değil Türklük de Anadolu'daki Sunni-Türklerin kökeni Asurlulara mı dayanıyor? Onlar Türk değil mi? Olmamış yani. Tartışılacak bir tarafı yok. Yapılan açılımlar ve kadına verilen değerin kökeni Aleviliğin felsefesi ve ilerici yanıdır. Türklük olsaydı Alevi olmayan Türkler arasında da kadının çok ileride olması lazım gelirdi. Fakat eve kapatılan, toplumdan gizlenen, ikinci sınıf bir varlık olarak kalmıştır. Onun dışında. Alevilerin ilerici olması Mars'tan geldiğini göstermez. Kadınların dede olamaması Aleviliğin eksi yanı olamaz. İlericilik, içinde bulunan çağa ve topluma göre değerlendirilir. Ki zaten dedelerin eşleri de Aleviler tarafından saygı görmektedir. Siz kaç sünni köyünde imamın karısının özel bir yeri olduğunu gördünüz. Muhtemelen toplumsal hayatta hiçbir etkisi yoktu. Ama bizim köye gelen ve "efendim" ismiyle anılan kişilerin eşleri de gelir, cemlere katılır ve büyük saygı görürlermiş. Bu hikayeden bir tanım. Alevilik, Türkler içinde doğmuştur. Ama Türklük değildir. Tam aksine Anadolu'daki Türkler arasında azınlıkta bile kalmıştır. Türkler tarafından yorumlanışı da niye homojen değil. Türklükle alakası yok. Hacı Bektaş'la, Pir Sultan'la, Şeyh Bedrettinle alakası var. Irk meselesi değil, felsefe meselesi. Irk meselesi olsaydı; Anadolu'daki Türklerin tamamımının veya en azından büyük kısmının Alevi olması gerekirdi. Böyle birşey yok. Bu "İslamın Türkçe yorumu" hikayeleri yeni çıktı. Evet Türkler tarafından yorumlanışıdır ama Türklük meselesi değildir. Efendim, böyle bir suçlamayı kabul etmiyorum. Ben sizin kişiliğiniz veya karakteriniz hakkında hiçbirşey söylemedim. En nefret ettiğim tavırdır. Böyle birşey yapmam. Ben sizin politik tavrınızı, sizin üzerinizden eleştirdim. Belli bir felsefi ve politik takıntıyı sizin yaptığınız üzerinden vurguladım. Sizin kişiliğinizi, karakterinizi eleştirmeye ne hakkım var, ne de yaşım müsait. Böyle birşey olamaz. Lütfen belli bir kişinin fikirleri ve söyledikleri üzerinden politik bir konuyu tartışmakla kişilik tartışmayı yapmayı birbirine karıştırmayınız. Genç arkadaşım, bazı şeyleri bildiğin konusuna birşey diyeceğim yok. Ancak Aleviliğin çıkışını nerede doğduğunu nasıl geliştiğini Türklerin İslam dinine geçişini, Alevi kelimesinin anlamını, bu anlamın nerden geldiğini, Anadoluda hüküm süren bu inanışın kökeninin sadece o bahsettiğin kişilere dayanmadığı onlardan önce şekillenmeye başladığını, tamamen dinsel bir kavram ve inanç sistemi olduğunu, aksini söylemenin özünde yer alan İslam felsefesini yok saymak olacağını, siyasi bir felsefik oluşum olmadığı v.b. bir çok konuda eksik bilgiye sahip olduğunu farkediyorum.Öncelikle senden ricam tarihsel açılımı, sosyolojik yapısı, dinsel felsefesi gibi konularada gerekli incelemeleri yapman.Anadoluda hüküm süren bu inanış, ibadet ve dini felsefenin temel noktalarına inmeni ondan sonra bu konularda ders vermeni isterim. Ceyhun 13.09.2005, 12:33 Genç arkadaşım, bazı şeyleri bildiğin konusuna birşey diyeceğim yok. Ancak Aleviliğin çıkışını nerede doğduğunu nasıl geliştiğini Türklerin İslam dinine geçişini, Alevi kelimesinin anlamını, bu anlamın nerden geldiğini, Anadoluda hüküm süren bu inanışın kökeninin sadece o bahsettiğin kişilere dayanmadığı onlardan önce şekillenmeye başladığını, tamamen dinsel bir kavram ve inanç sistemi olduğunu, aksini söylemenin özünde yer alan İslam felsefesini yok saymak olacağını, siyasi bir felsefik oluşum olmadığı v.b. bir çok konuda eksik bilgiye sahip olduğunu farkediyorum.Öncelikle senden ricam tarihsel açılımı, sosyolojik yapısı, dinsel felsefesi gibi konularada gerekli incelemeleri yapman.Anadoluda hüküm süren bu inanış, ibadet ve dini felsefenin temel noktalarına inmeni ondan sonra bu konularda ders vermeni isterim. Sayın büyüğüm Bilgileriniz için teşekkür edecektim ama bir bilgi de vermemişsiniz. Hangimizin daha bilgili olduğunu tartışacak değiliz. Sizin yaşınız daha büyük olduğu için muhakkak ki siz daha bilgilisinizdir. Ama bana neleri öğrenmem gerektiğini anlatmak yerine konuyla ilgili bir iki açıklayıcı bilgi verseniz daha iyi olacak kanaatindeyim. Konuya ders vermek/ders almak ekseninden değil de; birşeyler paylaşmak ekseninden bakarsanız bu "kimin daha çok bilgisi var/kimin daha az" ekseninden de kurtulacağını düşünüyorum. Kesindir ki hepimizin birçok noktada bilgi eksikliği var. Ve muhtemelen aradaki yaş farkından dolayı da benim eksiğim daha fazladır. Ama sizden ricam konuşulanlara, söylenenlere vereceğiniz güzel cevaplar varsa buyrun. Ya da konuya "ders verme" şeklinde de yaklaşıyorsanız gene zararı yok, bildiklerinizi anlatın. Ama bana ne konuda eksiklerim olduğunu belirtmeniz kimseye bir fayda sağlamaz. "Kimin neresi eksik, neresi fazla" isterseniz bunu tartışmaktan vazgeçelim ve konuya dönelim. MuratAsilturk 21.09.2005, 17:09 Ülkü ocaklarında alevi ocakçılar da vardır ama muhtemelen sunni inançlarından etkilendikleri için ülkücü olduklarına göre onlara artık "alevi" demek,aleviliği yaşayan insanlara haksızlık olur. Alevimen 21.09.2005, 17:21 nasıl sünni kesimden ayrılıp alevi olanlar olduğu gibi tersi'de bir ihtimalle olabilir. sessizfırtına 09.10.2005, 14:21 illaki aleviler rin hepsi solcudur,solcular sedece alevilerden oluşur diye bir kayde yok tabi.sunnilerdende solcu olan var tabi.ama kültür ve etnik yapı bakımından sosyal demokrat bir yapıya sahip olan aleviler bu yönde biraz daha ağır bastığından solculuğu bizlerin daha iyi kavrayıp yaşattığı süphesizdir.. A-L-E-V-İ 10.10.2005, 18:19 "Ezilmiş toplumların muhalkefeti ilericidir"... Bu sözle başladım çünkü Alevilik barındığı topraklarda kendini ifade edememenin bir ölçüsüdür..ve statikocu ortodoks sünniliğe karşı,geleneksel bir anlamda duruş sergilemiştir/sergilemektedir.. Kültürel bağlamda da (Kadın/Erkek eşitliği)Alevilikle hayat bulan bir (Cemlerde..ibadetinde) bir değerdir...Diğer mezheplerde bunu göremezsiniz.. Irkçı...Şoven..Gerici yaklaşımlar..Aleviliğin yapısına(sorgulayıcı)tersdir CIRKINKRAL 12.10.2005, 21:27 ben solcu kisilige sahip olmayan aleviyim diyen kisiye alevi demem... polata 13.10.2005, 09:08 ben solcu kisilige sahip olmayan aleviyim diyen kisiye alevi demem... Solcu kişiliği açarmısın biraz, ne demek solcu kişilik? Solcu olmayan olmayan kişi Alevi olamaz mı diyorsun? polata 13.10.2005, 13:13 Bugün (13.10.2005) haber bültenlerine ve gazatelerin internet sitelerine Mersin milletvekili Hüseyin Özcan'ın CHP den isitfa haberi yansıdı. Milliyet gazatesinin internet sitesindeki haber aşağıda ki şekildeydi; << CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Özcan, partisinden istifa etti. Hüseyin Özcan, Anavatan Partisi'ne katılacağını açıkladı. İstifa dilekçesini TBMM Başkanlığı'na gönderen Özcan, yaptığı yazılı açıklamada, parti içinde CHP ilkelerine ve ahlakına uymayan davranışların normal bir uygulama haline geldiğini savundu. Partideki antidemokratik uygulamalara karşı çıktığında hakaret ve tehditlere maruz kaldığını belirten Özcan, şunları kaydetti: "Antidemokratik uygulamalar ve tutarsız politikalar sonucunda, partimiz güvenilirliğini ve saygınlığını yitirmiştir. Hızla halktan uzaklaşmış, her türlü siyasal iddiasını kaybetmiştir. CHP yönetiminin izlemiş olduğu çelişkili politikaların en son örneklerini, RTÜK seçimlerinde ve AB tartışmalarında yaşadık." Özcan'ın istifasıyla, CHP'nin TBMM'deki sandalye sayısı 155'e düştü. TBMM'deki son sandalye dağılımı şöyle: AK Parti: 356, CHP: 155, ANAVATAN: 19, SHP: 4, DYP: 4, HYP: 1, Bağımsız: 7, Boş: 4. >> Bu haberin kimi arkadaşça çok fazla önemi olmaya bilir. Ancak benim dikkatimi çekmişti. Kendisinin babam ile köylü olması -Malatya Karaca köyü- , kendisini ve ailesini 1971 lerden beri tanıyor olmam ve bu tanımanın sadece bir tanıma değil 1983/1985 yılları arasında Mersin' e gittiğimde evinde kalmam açısından önem içeriyordu. Elbette ki şu an bu haber özellikle Mersin de yaşayan hemşerilerimi üzmüştür.Hüseyin Özcan'ın CHP den milletvekili seçilmesi için gayret göstermelerinin yanı sıra bir Karacalının ANAP a girmesine tepki göstermektedirler. Belki bunu siyasi kişisel hareketi dönekli olarak yorumlayanlarda bulunmaktadır. Ancak açıklamasında ki şu noktayı gözden kaçırmamak gerekir "Antidemokratik uygulamalar ve tutarsız politikalar sonucunda, partimiz güvenilirliğini ve saygınlığını yitirmiştir". Gerçektende merkez içerisinde sol tarafta duran cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu ve ülkenin oluşumuna, gelişimine, devrimlerin yerleşmesine öncülük eden CHP bugün kaynayan bir kazandan çok acınacak bir durumdadır. "Alevi insan illaki solcu mu olmalıdır" adında bir konu açmıştım.CIRKINKRAL arkadaşımız 12.10.2005 tarihinde bu konuya yazdığı mesajda " ben solcu kisilige sahip olmayan aleviyim diyen kisiye alevi demem..." demişti.Şimdi Aleviliği konusunda kimsenin söz söyleyemeyeceği Hüseyin Özcan bu mantık çerçevesinde Alevilikten, Alevi inanışından çıkmış mı oluyor? Bence bu sorunun cevabı hayır. O sadece çeşitli nedenlerden ötürü -ki bunlar inanışı ile ilgili olmayan- siyasi tercihini merkezin solundaki bir partiden merkezin sağındaki bir partiye yönlendirmiş oluyor. (Bu yazıyı aynı şekli ile Genel kategoriler > ç ve dış politika(+siyaset) başlığı altında açtığım Hüseyin Özcan'ın CHP den istifası isimli konuda da yazdım) Ceyhun 13.10.2005, 13:44 ben solcu kisilige sahip olmayan aleviyim diyen kisiye alevi demem..." demişti.Şimdi Aleviliği konusunda kimsenin söz söyleyemeyeceği Hüseyin Özcan bu mantık çerçevesinde Alevilikten, Alevi inanışından çıkmış mı oluyor? Bence bu sorunun cevabı hayır. O sadece çeşitli nedenlerden ötürü -ki bunlar inanışı ile ilgili olmayan- siyasi tercihini merkezin solundaki bir partiden merkezin sağındaki bir partiye yönlendirmiş oluyor. Şimdi. Hüseyin beyin yaptığı ile konumuzun pek fazla alakası yok açıkcası. Bence ne konu başlığıyla, ne de Çirkinkral arkadaşın yazdıklarıyla ilgisi olduğunu düşünmüyorum açıkcası. Bizim kafamızdaki "solculuk" CHP'nin tekelindeki bir "solculuk" değil. Yüzlerce yıllık bir felsefeyi CHP gibi bir partiye endekslemek son derece yanlış. Ki zaten ben CHP'nin uzaktan yakından sol hayat görüşü ile bir alakası kaldığına inanmıyorum. Belki de kıyaslamak gerekirse AKP veya ANAP, CHP'den daha solda bile duruyordur. Onun için pek bir ilgisi olmamış. polata 13.10.2005, 15:42 Sevgili CcGunal Yazında ilk anlamadığım husus, Bizim kafamızdaki "solculuk" CHP'nin tekelindeki bir "solculuk" değil.diyerek belirttiğin solculuğun ne olduğu kadar bizim ifadesi ile kimleri kastettiğin oldu.Elbetteki solculuk kimsenin tekelinde değil.CHP nin de solculuğu tekeline aldığı sanmıyorum.Ancak bizim diye nitelendirdiğin solculuğu açman gerekir.Kimler bu "bizim" diye nitelendirdiğin kişiler, örgütler veya partiler. Ki zaten ben CHP'nin uzaktan yakından sol hayat görüşü ile bir alakası kaldığına inanmıyorum. Belki de kıyaslamak gerekirse AKP veya ANAP, CHP'den daha solda bile duruyordur. görüşünde kelimeler senin gibi duruyor gibi ama sanki bu kararıda bizim diye nitelendirdiğin kişiler veya partiler veriyor gibi. Peki CHP yi sol da kabul etmedik hatta AKP ve ANAP ı CHP den daha solda duruyor kabule ettik o halde seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz anketinde Neden anket de bütün partiler yer almıyor... Anap lı filan değilim ama neden yer almadığını merak ettim... O listede yer alan kimi partilerden fazla oy almıştı.. dediğimde ise Gereksiz. DYP, DSP, MHP de o listedeki partilerin bazılarından daha fazla oy almıştı ama burada oy alamadı işte. Önemli olan Aleviler'den ne kadar oy aldıkları. ANAP'ı örnek vermişsiniz. Bu partiler niye yok diye. Ben de olmaları gereksiz dedim. Seçimlerde buradaki kimi partilerden yüksek oy alması burada olmasını gerektirmez. DYP, DSP, MHP de örneğin ÖDP'den, TKP'den yüksek oy aldı. Ama burada oyları yok. Zaten onların olması da gereksiz. Çünkü tartışılan Alevilerin ve Aleviforum'un siyasi tercihi. Doğal olarak seçimlerde yüksek oy almış birçok parti Alevilerden oy alamıyor. Bu da yukarıda görülüyor. Bence DYP, DSP, MHP yerine EMEP veya SDP gibi partiler konmalıydı. Alevilerin bunlara daha çok oy verdiği kesin. Efendim. Ben gidip kimsenin mesajının silinmesini istemedim. Siz geldiniz "Vay bu ankette niye ANAP yok" diye feryat ettiniz. Ben de "gereksiz" olduğunu ve benzer partilerin ankette hiç oy alamadığını söyledim. Ama bu acı gerçek sizi üzmüş sanırım ki, konuyu komik bir şekilde başka biryere bağladınız :)diyerek karşı çıktın.. Madem ANAP (o listede olmadığı için) CHP den daha solda duran bir parti bu karşı çıkman nedendi.. Üstelik ANAP ve AKP yi CHP den daha solda görmen ve "Bizim kafamızdaki solculuğa" uymadığını düşünmen nedeni ile ilgisi olmamaış diye bir düşünce belirtiyorsun. Amaç düşünce belirtmek mi yoksa ben herşeye karşıyım, ben hep muhalefet yaparım zihniyetimi. CHP yi sol içerisinde kabul etmemene rağmen bu konu içerisindeki bir başka mesajında İKİNCİ EKLEME: Anketin şuanki durumu: Anket 2 ay önce açılmış. 27 kişi katılmış. 2 aylık bir anket forum katılımcılarının genel görüşü açısından bize sağlıklı bilgiler verebilir. Sonuçlar aşağıda: %44.44 - Merkez Sol %26.64 - Diğer Sol %11.11 - Sağ %14.81 - Hiçbiri Bu hiçbirinin de kötü ihtimalle düşünüp yarısını sola yazalım. %80 civarında bir sol oranı çıkıyor. Sonuç gayet açık sanırım. şimdi sol olarak kabul etmediğin CHP yi merkez sol olarak kabul etmişsin.Sağ olarak da ankette yer alan DYP,AKP ve MHP yi kabul ediyorsun. Eğer ANAP sol veya merkez sol partiyse söyle bilelim.Hayır CHP merkez sağ partiyse onu da netleştir öğrenmiş olalım.. Şimdi. Hüseyin beyin yaptığı ile konumuzun pek fazla alakası yok açıkcası. Bence ne konu başlığıyla, ne de Çirkinkral arkadaşın yazdıklarıyla ilgisi olduğunu düşünmüyorum açıkcası. ve ANAP ve AKP yi CHP den daha solda gördüğün için Onun için pek bir ilgisi olmamış yorum ile verdiğim Hüseyin Özcan örneğinin konu ile alakalı olup olmadığına gelince ben ANAP ı merkez solda değilde merkez sağ da bir parti olduğu için konu başlığı olan "Alevi insan illaki solcu mu olmalıdır" sorusu ile alakalı görüyorum. Yine ANAP ı merkez sağ da gördüğüm içinde CIRKINKRAL arkadaşımızın ben solcu kisilige sahip olmayan aleviyim diyen kisiye alevi demem... sözleri ile bağlantılı olduğu için Hüseyin Özcan örneğini verdim.Hüseyin Özcan merkez sol da -seninde anket ile verdiğin bilgilerdeki kabulünce- yer alan bir partiden merkez sağ içerisinde yer alan bir başka partiye geçiş yapmaktadır. Ceyhun 13.10.2005, 15:48 Bak Polat Abi. Konuları harmanlıyorsun. CHP'nin etiketi nedir? "Merkez sol". Dolayısıyla CHP'ye oy veren insanlar, CHP'ye solcu olması sebebiyle oy veriyorlar yıllardır. Onları siyasi olarak tanımlarken de CHP'ye oy verenlerin çok büyük çoğunluğu "solcu"dur diyebiliriz. Ama ben tabandan ve kitlelerden bahsetmiyorum. CHP'ye oy veren insanlar genelde solcu, ANAP'a oy veren insanlar da genelde sağcıdır. Ama politik olarak CHP'nin özellikle son yıllarda bu partilerden daha sağda yeraldığı gerçeğini değiştirmez bunlar. Dolayısıyla kavramları birbirine karıştırmamak gerekiyor. CHP'nin etiketi solcudur. Oy veren insanlar da solcudur. Solcular genelde de CHP'ye oy verir, çünkü alternatifsizlikten dolayı. Ama bu CHP'nin sol politika izlediği anlamına gelmez doğal olarak. Hüseyin Bey de muhtemelen şöyle veya böyle yelpazenin solunda bir isimdir. Ve kendi savunduğu değerleri CHP'de göremeyince başka biryere yönelmiştir. Ankette ve burada yazdığım yazıları yanlış anlamış, yanlış değerlendirmişsiniz. Umarım şimdi daha açıklayıcı olmuştur. Eğer ANAP sol veya merkez sol partiyse söyle bilelim.Hayır CHP merkez sağ partiyse onu da netleştir öğrenmiş olalım.. Düşündüm de. Aslında bayağı bir yanlış anlamışsın. Yukarıdaki noktayla ben hiçbir bağlantı kuramadım açıkcası. Burada insanların oy verişi sırasında etiketler önemli. Benim büyüdüğüm köyün %90'ı CHP'ye oy verir. Hepsi şikayet eder. Ama gene de verir. Bu onların "solcu" kimliğinden kaynaklanır. ÖDP'ye falan da oy çıkar. Bazıları artık şikayet etmeyi bırakır başka sol partilere yönelir ama genel anlamda hiç sağa yönelme görmedim. Bu o "merkez sol" etiketi ile ilgili. Ama o etikete sahip olması bugünki yönetimin solculuktan uzaklaştığı gerçeğini değiştirmiyor. Nitekim yıllardır eriyip bitiyorlar. Çünkü tabansız kalıyor CHP. polata 13.10.2005, 16:48 Sevgili dost, Aleviler illaki solcu mu olmalıdır sorusunu sorarken sol tanımı içerisinde öncelikle merkez sol düşünceyi belirtmiştim.Bu açıdan bakıldığı zaman CHP de sol yelpaze içerisinde merkezin solunda yer alan merkez sol diye tanımlayabileceğimiz bir parti durumunda ki bunu sende kabul ediyorsun. Evet uygulamalarını, içine düştüğü çelişkileri, demokrasiyi kendi içerisinde bile yapamamasını ve daha bir çok şeyini eleştirsekte merkez solda yer alan bir parti olarak kabul görmekte. Hüseyin Özcan örneğini konu ile ilgisiz görmende öne sürdüğün sebepKi zaten ben CHP'nin uzaktan yakından sol hayat görüşü ile bir alakası kaldığına inanmıyorum. Belki de kıyaslamak gerekirse AKP veya ANAP, CHP'den daha solda bile duruyordur. Onun için pek bir ilgisi olmamış.olduğuna göre bu son mesajında yer alan CHP'ye oy veren insanlar genelde solcu, ANAP'a oy veren insanlar da genelde sağcıdır.cümlen ile çelişkiye neden olmuş görülüyor.Bir partiye oy veren kesimin düşüncesi ne ise partinin düşüncesi ve uygulamalarıda o yöndedir. Partinin uygulamaları ile oy verenlerin düşünceleri arasındaki farklılıklar ise çok fazla olmaz ve ya kayda değer değildir. Bu tabiki özellikle kemikleşmiş oy terimi kullanılan ve partinin ana oyunu oluşturan kesim içindir.Genel sosyolojik yapı da merkezde yer alan partilerin seçimlere göre oy oranlarında ki değişimler ise uygulamalarına yönelik olmaktadır.Bu itibar ile verdiğim örneği konu ile alakalı görmemek, buna neden olarakta CHP nin kimi uygulamalarının ANAP veya AKP den daha sağda olduğunu belirtmek hatadır. Sonuç olarak CHP merkez sol içerisinde , ANAP ise merkez sağ içerisinde yer almaktadır.Hüseyin Özcan da merkez solda yer alan bir partiden merkez sağda yer alan bir partiye geçmiştir. Alevi kesmin CHP ye oy verme nedeninin altında sadece sol veya merkez sol partisi yattığını sanmıyorum.1950 seçimlerinde Alevi toplumu içerisinde CHP ve DP ye oy çıkmıştır ki bunun olmasında yatan neden sol-sağ kavramı değildir.Köy kökenli olan toplulumuz özellikle 1960 sonrası gençliğin içerisinde başlayan sol-sağ kavramları ile tanışmıştır.1970 ler döneminmde ise merkez sağ da yer alan AP nin daha sağ da bulunan partilerle iişkileri, Ecevit'in ortanın solu tanımlarına taşıdığı CHP nin söylemleri, genç kuşağın sol anlayışı -ki merkez solun da solunu- benimseyip kökenlerini etkilemesi, MHP ve dinsel çatışmada yanlarında sadece CHP nin yer alması nedeni ile CHP ye yönelmişlerdir.Bugün itibari ile bakarsak ki belli alışkanlıklar, merkez sağ partilerin hala gerçek anlamda merkez sağda yer almamaları, Alevi toplumu ve cumhuriyet için büyük önemi olan laikliğin hala hazırda merkez sol'un en büyük partisi olan CHP tarafından korunabileceği inancı ile Alevi toplumunda CHP ye oy çıkmaktadır. Gerçek anlamda demokrasinin, devlet-insan ilişkilerinin yerleştiği, laikliğin içeriğinin uygulamalara döndürüldüğü, merkezde yer alan partiler açısından farkın bazı sosyal haklar, ekonomik yaklaşımlar, dış siyaset gibi konularda olduğu bir ülkede yer almış olsak sanırım Alevi toplumu içerisinde ki siyasi dağılım çok daha farklı olurdu. Dinsel inanışlar ve felsefeler elbette ki insanların hayat felsefelerini etkilemekte, oluşumuna temel oluşturmaktadır.Bu açıdan bakıldığı zaman daha insancıl, daha esnek düşünce yapısına sahip, daha eşitlikçi, daha akılcı bir felsefeye ve inanca bağlı olan Aleviliğin merkez sola daha yakın olduğu kesindir. Ancak bu yakınlık merkez de yer alan sola olduğu kadar sağa da aynı mesafededir. Diğer türlü Alevi inancında ki kişi kesin solcu olmalıdır, hatta solun ucunda yer almalıdır gibi kesin tabirler kullanırsak karşı olarakta Sünni insan da kesin sağcı olmalıdır gibi bir tabir kullanmak durumunda kalırız. Sanırım bu da çelişki yaratmakla kalmaz aynı zamanda merkez sol içerisindeki Sünni kişilerin inançlarına bağlı olmamakla suçlamış oluruz. CIRKINKRAL 13.10.2005, 19:38 Solcu kişiliği açarmısın biraz, ne demek solcu kişilik? Solcu olmayan olmayan kişi Alevi olamaz mı diyorsun? solculuk demek sosyal görüs demektir... yani sosyal görüs sahipi bir insan bütün herseyi esit seviyede görür! biz ALEVI ler TÜRKIYE´de milliyetcilik yapamayiz! yapanlar yok diye bir kaide yok yapan kisiler cok cok! bunlari anlamiyorum anliyamiyorum! milliyetcilik demek kendi milletini her zaman ön planda tutarak baska kültürlere sahip insanlari bir nevi dislamaktir! ben milliyetciligin her kültürde yapilmasina karsiyim! ben solcu biriyim yani sol tarafi tasiyan bir DEVRIMCI yim! her zaman diyorum ve derim: ALEVI MILLIYETCI DEGILDIR!MILLIYETCIYIM DIGEN ALEVI´YE BEN ALEVI DEMEM... bizi her sartlar altinda yakan,katleten,vuran,kiran ve hatta zamaninda ARAPCA konusmamizi gördükleri zaman öldüresiye döven TÜRKIYE CUMHURIYETI´ni hic bir zaman sadece iyi seyleriyle degil bunlari kafalarina vura vura her zaman haykiracagiz! iste bu durumda ben milliyetciyim diyen ALEVI´lere sadece acirim... saygilarla byCIRKINKRAL polata 14.10.2005, 09:16 solculuk demek sosyal görüs demektir... yani sosyal görüs sahipi bir insan bütün herseyi esit seviyede görür! biz ALEVI ler TÜRKIYE´de milliyetcilik yapamayiz! yapanlar yok diye bir kaide yok yapan kisiler cok cok! bunlari anlamiyorum anliyamiyorum! milliyetcilik demek kendi milletini her zaman ön planda tutarak baska kültürlere sahip insanlari bir nevi dislamaktir! ben milliyetciligin her kültürde yapilmasina karsiyim! ben solcu biriyim yani sol tarafi tasiyan bir DEVRIMCI yim! her zaman diyorum ve derim: ALEVI MILLIYETCI DEGILDIR!MILLIYETCIYIM DIGEN ALEVI´YE BEN ALEVI DEMEM... bizi her sartlar altinda yakan,katleten,vuran,kiran ve hatta zamaninda ARAPCA konusmamizi gördükleri zaman öldüresiye döven TÜRKIYE CUMHURIYETI´ni hic bir zaman sadece iyi seyleriyle degil bunlari kafalarina vura vura her zaman haykiracagiz! iste bu durumda ben milliyetciyim diyen ALEVI´lere sadece acirim... saygilarla byCIRKINKRAL İlk mesajında ben solcu kisilige sahip olmayan aleviyim diyen kisiye alevi demem... diyerek solcu kişilik diye bir kavram ortaya sürdün. Bende solcu kişilik ne demektir diye sordum ancak yukarıda gördüğüm kadarı ile solcu kişilik ile ilgili bilgi yok ya da ben farkedemiyorum.Yaptığın solculuk demek sosyal görüs demektir... yani sosyal görüs sahipi bir insan bütün herseyi esit seviyede görür!tanım ile solculuğu açıklamaya çalışmışsın ki bunuda sosyal görüş diye bir tanıma oturtmuşsun.Sosyal görüş ile solculuğu açıklamaya çalışmak birbiri ile alakası olmayan iki cinsi bir araya getirmek ve birbiri ile ilişki kurmaya çalışmak gibi geliyor. Milliyetçilik kavramında hala ortak tanımların, milliyetçilik tabiri ile ne ifade edilmeye çalışıldığı, ne kadar milliyetçilik gibi netleşmeyen kavramlar olduğunuda unutmamak gerek. Her insan da milliyetçi duygu vardır.Senden örnek vermek gerekirse Arapça konuşmanın nedeni aile kökeninin Arap olması, ulus kimliğinin Türkiye olmasına rağmen ana kimliğinin Arap olmasından dolayı değil mi, şimdi Arapça konuşmanı ana kimliğini kullanmanı mesajında belirttiğin milliyetçilik diye sıfatlamak doğru olur mu? Hiç kimse bende milliyetçilik yok diye iddaa edemez. Basit bir örnek verirsen geçen gün oynanan Arnavutluk-Türkiye futbol karşılaşmasında Türkiye'yi tutmamızdaki neden de milliyetçi duygularımızdır. Milliyetçi tanımı genel bir tanım olmakta, bunun içerisinde ki alt tanım ve kavramlarla eleştirilerde bulunmak gerekir. Her Alevi de diğer her insan kadar milliyetçidir, ırkçı değildir.Ancak her sağ görüşte ırkçı değildir. Merkez de yer alan düşünceler de ki milliyetçilik tanım ve uygulamaları arasında çok da büyük farklar yer almamaktadır.Fark genelde ülkenin dış siyaseti ve devlet anlayışında farklılıklarda çıkmaktadır.Her ne kadar Türkiye de bu farklılıklar kimi zaman bayağı bir artsa da merkez sağ içinde ırkçı bir milliyetçilik taşıyor demek yanlıştır. Solcu kişiliğe sahip olmayan ile ırkçı milliyetçilik düşüncesinde yer alan kişileri aynı kefe içerisine koymak ve de ırkçı düşüncede olmayıp sol düşünce içinde yer almayan kişilerinde Aleviliğinden şüphe etmek veya Alevi değiller onlar diye kesin çizgiler koymak yanlıştır diye düşünüyorum. Ceyhun 14.10.2005, 09:30 Solcu kişiliğe sahip olmayan ile ırkçı milliyetçilik düşüncesinde yer alan kişileri aynı kefe içerisine koymak ve de ırkçı düşüncede olmayıp sol düşünce içinde yer almayan kişilerinde Aleviliğinden şüphe etmek veya Alevi değiller onlar diye kesin çizgiler koymak yanlıştır diye düşünüyorum. Vallahi konu milliyetçiliğe falan indirgemeye çalışmak yanlış. Sol dünya görüşü dediğimiz şeyin çizgileri bellidir. Özgürlük, eşitlik, emek gibi kavramlar üzerine kurulmuştur. Sağ dünya görüşünün de tanımı bellidir. Güvenlik, milliyetçilik, muhfazakarlık gibi kavramlar yatar. Doğal olarak bir Alevinin solcu olmasından doğal bir olay yoktur, ki zaten genel olarak da bu olur. Kafa yapısı, felsefesi, Alevi halkının tarihi otomatik olarak solculukla bağlarını kurmuştur zaten. Hacı Bektaş'ın bütün insanlığı kucaklayan, insanı temel alan felsefesi; Pir Sultan'ın, Şeyh Bedrettin'in zulme karşı başkaldıran çizgisidir Aleviliği solculukla birbirine bağlayan. Burada konuyu "CHP-ANAP" karşılaştırmasına kadar indirgeyip yüzeysel sonuçlar çıkarmanın bir manası olmayacağı kanaatindeyim. Söylediğim gibi etiket olarak solcu insanların oyunu alsa da CHP'nin içinde bulunan bir insanın ANAP'a geçmesini çok yadırgamam. Tarihsel olarak Alevilerin CHP'ye ve sola bağlılığı olsa da CHP ile ANAP'ın politik açıdan çok belirgin farklar içerdiğini düşünmüyorum. Ha gene de Alevilerin çok büyük bir çoğunluğunun CHP'ye oy verdiği gerçeğini de değiştirmiyor bu. Bunun nedeni soldaki alternatifsizliktir. E bu durumda ANAP gibi merkez sağ partilere savrulmalar olabilir. Bu elbette ki bir "ihanet" anlamına gelmez. Ama Alevilerin solcu olduğu gerçeğini de değiştirmez. polata 14.10.2005, 14:03 Sevgili CcGunal, Benim yazımdan alıntı yapmışsın ve Vallahi konu milliyetçiliğe falan indirgemeye çalışmak yanlış.demişsin, ancak dikkat edersen milliyetçilik kelimesini ben kullanmadım. Sağ tanımın içerisinde yer verdiğin milliyetçilik tanımı aslında sol düşünce içerisinde de yer almaktadır.Bu sözüme hemen karşı çıkacaksındır. Ancak konuya şöyle bakalım sağ ve sol kendi iç yapılarında bile farklı düşünce, sitem ve felsefeleri barındırmaktadır.Üst kavram olarak düşündüğümüz sol düşünce içerisinde milliyetçiliği yok saymamakta hatadır.İnsanların doğal yapısı gereği içlerinde milliyetçilik olgusunun bulunmaktadır. Doğal olarakta sağ düşüncede ki insanlarda olduğu gibi sol düşüncede ki insanlarda da milliyetçilik kavramı bulunmaktadır.Tabi ki önemli olan milliyetçiliğin içinde yer alan katman veya derecelerden hangisinden bahsettiğimizdir.Bireyler açısından başlayıpta bakarsak aile, memleket, dinsel felsefe, ulus, ülke, ırk gibi sıralamalar yapabiliriz.Dolayısı ile milliyetçilik dediğimiz zaman salt bir milliyetçiliği değil onun alt tabakasını da belirtmekte yarar var. Tarihsel olarak Alevilerin CHP'ye ve sola bağlılığı olsa da CHP ile ANAP'ın politik açıdan çok belirgin farklar içerdiğini düşünmüyorum.bu tespitine katılıyorum.Zamanında uygulamalarına karşı çıksakta hatta bazı uygulamalarının kötü sonuçları yıllar sonra daha fazla hissedilsede Özal ve dolayısı ile ANAP'ın 1980 sonrasında ülkemize büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.Bazı uygulamalarını bugün için değerlendirdiğimizde gerçek manada solun o ilerici aktif yapısı ile yapamayacaklarını gerçekleştirmiştir. Daha önce de ki yazılarımda belirtiğim üzera Alevi inanışında da muhafazakar yapı bulunmaktadır.Bir kaç uygulama dışında gerçek anlamda çok da eşitlikçi ve ilerici bir yapıda bulunduğunuda söyleyemem.İlerici ve eşitlikçi yapıya ulaşması özellikle de 1960 lardan sonra gerçekleşmiştir.Dün bu konuda yazdığım yazıda belirttiğim üzere 1950 seçimlerinde Alevi toplumu içerisinde CHP ve DP ye oy çıkmıştır ki bunun olmasında yatan neden sol-sağ kavramı değildir.Köy kökenli olan toplulumuz özellikle 1960 sonrası gençliğin içerisinde başlayan sol-sağ kavramları ile tanışmıştır.1950 seçimlerinde oy dağılımda Aleviler ikiye bölünmüştür bu bölünme "İsmet paşa taraftarları" "demokrat parti taraftarları" şeklinde olmuştur.Bu bölünmenin temelinde yatan sağ ve sol kavramları değildir.1960 lar sonrasında ise sol düşüncenin daha özgürlükçü, daha insancıl, daha eşitlikçi v.b. kavramlarından dolayı sol düşünce içerisine özellikle de gençler arasında başlayan yayılma ile Alevi toplumu CHP ye ve sol düşünceye yönelmiştir. Birşeyi belirtmekte yarar görüyorum, yukarıda da belirtiğim üzere sol-sağ düşünce yapıları kendi içlerinde de bölümlere ayrılmaktadır.Irkçı çizgideki bir partide sağda yer almakta dinci çizgideki bir partide sağ da yer almakta bunun yanı sıra bu iki düşüncenin çok uzağında olmasına karşın bazı konularda tutucu ancak temelde ekonomik ve sosyal düşünce açısından soldan ayrılan partide sağda yer almaktadır.Bunun tam terside sol yapı içerisinde bulunmaktadır.Sosyal demokrat çizgideki bir parti ile sosyalist veya komist bir partide hatta dini kabul etmeyen materyalist felsefede ki bir partide sol yapı içerisinde yer almaktadır.Tartıştığımız konuyu merkez sol ve merkez sağ açısına oturtmakta bu açıdan yarar var. Doğal olarak bir Alevinin solcu olmasından doğal bir olay yoktur, ki zaten genel olarak da bu olur. Kafa yapısı, felsefesi, Alevi halkının tarihi otomatik olarak solculukla bağlarını kurmuştur zaten. dediğimiz zaman şu ortaya çıkıyor, Alevi inanışı solda olduğuna göre sünni inanışı da sağda yer almalı, çünkü sünni inanış muhafazakar, gerici, özgürlükçü değildir bundan ötürüde Sünnilerinde sağcı olamsından doğalı yoktur.Bu durumda da sol'a oy verenlerin Aleviler, sağ'a oy verenlerin ise Sünniler olması gerektiğini vurgulamış oluruz. Ha gene de Alevilerin çok büyük bir çoğunluğunun CHP'ye oy verdiği gerçeğini de değiştirmiyor bu. Bunun nedeni soldaki alternatifsizliktir. Sol daki alternatifsizlik mi yoksa bizlerin laikliğin yıkılacağı korkusu, ezileceğimiz inancı nedeni ile merkez sağa bile yönelemeyişimiz mi?Son seçimlerde bile Aleviler bir kez daha CHP ye verdi, neden, çünkü AKP gelecekti ve laiklik tehlikedeydi karşısına laikliği savunabilecek tek parti CHP inanışı ile oyla rbir kez daha CHP ye aktı. E bu durumda ANAP gibi merkez sağ partilere savrulmalar olabilir. Bu elbette ki bir "ihanet" anlamına gelmez.özellikle de ihanet anlamına gelmez dediğin için canı yürekten tebrik ediyorum.Merkez sol veya merkez sağ içerisinde bulunmanın Alevi inacına ihanet veya ters olmayacağı kesin. Ama Alevilerin solcu olduğu gerçeğini de değiştirmez. Bu durumda karşılığında şunu söylemek gerekiyor sanırım << Sünnilerin sağcı olduğuda bir gerçektir ve sağcı olmaları lazımdır>> Ceyhun 14.10.2005, 19:11 demişsin, ancak dikkat edersen milliyetçilik kelimesini ben kullanmadım. Sağ tanımın içerisinde yer verdiğin milliyetçilik tanımı aslında sol düşünce içerisinde de yer almaktadır.Bu sözüme hemen karşı çıkacaksındır. Ancak konuya şöyle bakalım sağ ve sol kendi iç yapılarında bile farklı düşünce, sitem ve felsefeleri barındırmaktadır.Üst kavram olarak düşündüğümüz sol düşünce içerisinde milliyetçiliği yok saymamakta hatadır.İnsanların doğal yapısı gereği içlerinde milliyetçilik olgusunun bulunmaktadır. Doğal olarakta sağ düşüncede ki insanlarda olduğu gibi sol düşüncede ki insanlarda da milliyetçilik kavramı bulunmaktadır.Tabi ki önemli olan milliyetçiliğin içinde yer alan katman veya derecelerden hangisinden bahsettiğimizdir.Bireyler açısından başlayıpta bakarsak aile, memleket, dinsel felsefe, ulus, ülke, ırk gibi sıralamalar yapabiliriz.Dolayısı ile milliyetçilik dediğimiz zaman salt bir milliyetçiliği değil onun alt tabakasını da belirtmekte yarar var. İnsanın içinde olan şeyler, savunulması gereken şeyler anlamına gelmez. Sol, bireyi geliştirmeyi savunur. Bu sebeple insanın içinde olan kendi ailesini, kendi akrabasının, kendi hemşerisinin, kendi vatandaşının çıkarlarını diğerlerinkinden üstün görmeyi de kabul etmez. Türkiye vb birkaç 3. dünya ülkesindeki sol dışında hiçbir ülkenin solu "milliyetçilik" vurgusu yapmaz. Veya solun karakteristik özelliği olan "anti-emperyalistlik" milliyetçilikten değil, ezilenin yanında olma ilkesinden gelir. İnsanlar üzerinden değil de felsefe üzerinden gidersek bu böyledir. Ayrıca Avrupa'da Sosyal Demokrasinin kökleri, Türkiye'dekinden farklı olarak Marksizm'e dayanır. Ve dünyadaki solun tamamı şöyle veya böyle Marks'tan etkilenmiştir. Bu felsefe, milliyetçiliği gerici ve insanın zayıf yanlarından biri olarak kabul eder. Daha önce de ki yazılarımda belirtiğim üzera Alevi inanışında da muhafazakar yapı bulunmaktadır.Bir kaç uygulama dışında gerçek anlamda çok da eşitlikçi ve ilerici bir yapıda bulunduğunuda söyleyemem.İlerici ve eşitlikçi yapıya ulaşması özellikle de 1960 lardan sonra gerçekleşmiştir.Dün bu konuda yazdığım yazıda belirttiğim üzere Benim de daha önceki yazınıza cevap olarak belirttiğim gibi herşeyi bulunduğu zaman ve çevre içinde değerlendirmek önemlidir. 100 yıl öncesini şimdiyle kıyaslayıp doğru bir sonuç çıkaramayız. Alevi toplulukları, her zaman içinde bulundukları çevreye ve zamana göre daha ilerici bir yaklaşım sergilemişlerdir. Bu Hacı Bektaş'tan günümüze gelen bir gelenektir. Sosyal demokrat çizgideki bir parti ile sosyalist veya komist bir partide hatta dini kabul etmeyen materyalist felsefede ki bir partide sol yapı içerisinde yer almaktadır.Tartıştığımız konuyu merkez sol ve merkez sağ açısına oturtmakta bu açıdan yarar var. İşte bu tamamen yanlış bir bakış açısı olur. Bu tür merkez sol, merkez sağ olayları yapay olaylardır. Araştırınız Avrupa'daki merkez sol diye nitelenen partilerin hemen tamamının kökleri Marksizme dayanmaktadır. Dolayısıyla Sosyal Demokrasinin, sosyalizmin ve komünizmin geçtiği süzgeç aynı süzgeçtir. Zaman içinde farklı yönlere doğru evrim geçirmişlerdir. Bu gerçeği gözardı edersek yapay bir tartışma olur. Bu yüzden merkez sol-merkez sağ tartışmamızın pek de faydalı olacağını düşünmüyorum bu yüzden. Alevi inanışı solda olduğuna göre sünni inanışı da sağda yer almalı, çünkü sünni inanış muhafazakar, gerici, özgürlükçü değildir bundan ötürüde Sünnilerinde sağcı olamsından doğalı yoktur.Bu durumda da sol'a oy verenlerin Aleviler, sağ'a oy verenlerin ise Sünniler olması gerektiğini vurgulamış oluruz. Bakın burada bir karşıtlık sözkonusu değil. Azınlıkların karekteristik özelliği çoğunluğa göre daha özdeş olmasıdır. Kendilerini birbirlerine benzeyerek ayakta tutarlar çünkü. Birlikte hareket ederler. Birbirlerine bağlı olurlar. Böyle olmazlarsa asimile olurlar. Bu yüzden Aleviler'de bulduğumuz özelliklerin tam karşıtını sunnilerde aramamız büyük bir yanlış olur. Çünkü bu iki grup arasında tam bir karşıtlık yok. Alevi toplumu azınlık oldukları için daha homojen bir özellik gösterir. Ki zaten "azınlık" diyemeyeceğiz ve bir karşıtlık olan bölgelerde zaten dediğiniz doğrudur. Örneğin benim memleketim Çorum'da Aleviler sola, sunniler sağa oy verir (genelleme yaptığımı söylememe gerek olmamalı sanıyorum). Bu araştırılabilir. Alevilerin yaşadığı Milönü, Bahçelievler, Kale gibi bölgelerden sol partiler çok büyük bir çoğunlukla, Sunnilerin yaşadığı Yazı, Buhara, Mimar Sinan gibi bölgelerden de sağ partiler ezinci bir üstünlükle çıkar sandıklardan. Veya Alevi köylerinin çok olduğu ilçelerde CHP, sunni köylerinin çok olduğu yerlerde sağ partiler kazanır belediyeleri. Ve bu yıllardır böyledir. Çorum gibi karşıtlığın oluştuğu bölgelerde tespitiniz doğrudur. Ama Alevinin yaşamadığı dolayısıyla bir karşıtlığın oluşmadığı, yani sunnilerin çoğunluk olduğu bölgelerde "Sunniler sağa çok oy veriyor." demek elbette mümkün değildir. Sol daki alternatifsizlik mi yoksa bizlerin laikliğin yıkılacağı korkusu, ezileceğimiz inancı nedeni ile merkez sağa bile yönelemeyişimiz mi?Son seçimlerde bile Aleviler bir kez daha CHP ye verdi, neden, çünkü AKP gelecekti ve laiklik tehlikedeydi karşısına laikliği savunabilecek tek parti CHP inanışı ile oyla rbir kez daha CHP ye aktı. Ben buna inanmıyorum açıkcası. Laiklik falan filan diye iyi gerilim politikası üretiliyor memlekette. Ama ben aç insanların bu tür şeyler için oylarını harcadıklarını sanmıyorum. Ayrıca CHP'yi seçmelerinin laiklikle ilgili olamayacağı da ortada. Yani Mesut Yılmaz'a şeriatı getireceği için mi oy vermiyorlardı? Mümkün mü sizce? özellikle de ihanet anlamına gelmez dediğin için canı yürekten tebrik ediyorum.Merkez sol veya merkez sağ içerisinde bulunmanın Alevi inacına ihanet veya ters olmayacağı kesin. Burada ben bir ideolojik karmaşadan bahsettim zaten. CHP ile ANAP arasındaki çizgilerin o kadar net olmadığından bahsettim, özellikle son yıllarda. Bu durum SHP>CHP dönüşümü ve Deniz Baykal ile artık kitlelerden gizlenemeyecek bir hal aldı. Dolayısıyla insanların bu noktada tercih sorunları yaşaması ihanet sayılamaz tabi ki. Ama gidip MHP, BBP'ye (belki DYP'de bu gruba girebilir) oy vermesini ayrıca tartışırım. Çünkü orada gerçekten bir çizgi duruyor. Ve o çizgi Alevi felsefesinin kesinlikle dışında. Bu durumda karşılığında şunu söylemek gerekiyor sanırım << Sünnilerin sağcı olduğuda bir gerçektir ve sağcı olmaları lazımdır>> Bu konuda birkaç paragraf önce birşeyler yazdım. polata 17.10.2005, 12:25 Sol, bireyi geliştirmeyi savunur. Bu sebeple insanın içinde olan kendi ailesini, kendi akrabasının, kendi hemşerisinin, kendi vatandaşının çıkarlarını diğerlerinkinden üstün görmeyi de kabul etmez. Mühendislik de iki kavram vardır teorik ve pratik hiç bir zaman tam örtüşmez.Her zaman için pratik uygulamalar belli bir limit dahilinde teorük tasarılara kavuşabilirler.Bu açıdan bir düşünce ve fikir yapısında da insan olgusunu göz ardı etmek büyük bir hatadır.İnsanın kendi oluşumu itibari ile içinde barındırdığı bazı temel özellikleri yok saymak veya bunların tamamen ortadan kalkacağını düşünmekde bir hata olmaktadır.Irk milliyetçiliğindeki bir insana nazaran ülke milliyetçiliği kişiliğindeki bir insan milliyetçilik dürtüsünün bencilliğini belli bir oranda aşmış demektir.Ancak hiç bir insan -bazı bireysel zaferler dışında genel itibari ile- yaratılışının özelliği olarak içerisinde barındırdığı dürtü ve karakteristik özellikleri tamamen yok edememiştir. Sadece sol değil her düşünce, her felsefe, her mezhep ve din bireyi geliştirmeyi savunmaktadır. Farklılık geliştirmenin cinsinde, yöntemlerinde ve sonuçta varılacak noktadadır.Bütün gerek siyasi gerek yaşamsal gerek dinsel bütün felsefelerde insanın gelişimi yer almaktadır. Alevi toplulukları, her zaman içinde bulundukları çevreye ve zamana göre daha ilerici bir yaklaşım sergilemişlerdir. Bu Hacı Bektaş'tan günümüze gelen bir gelenektir.Aleviliğin temelini ve oluşumunu sadece Hacı Bektaş'a bağlamak ve onun başlatıp temelini attığını düşünmekte bir yanılğıdır.Her ne kadar bu forumda açılan "Alevilerin Etnik Kimliği" isimli araştırmaya milliyetçilik yapısı içeriyor düşüncesi ile olumlu bakmamış olsan bile Aleviliğin oluşumunun temelini belirlemek ve açıklamak açısından önemlisir.Gerek o araştırma yazısında gerekse bu konu üzerinde yapılmış olan araştırmalarda farkedileceği üzere Alevilik inanışının oluşumu ve doğuşu, İslam dininin arabistandan çıkıp diğer uluslarca çeşitli nedenlerle kabul edilmesine gelmektedir.Hacı Bektaş-ı Veli öncesinde Alevilik inanışı yoktu, onunla birlikte doğdu veya onunla şekillendi diye düşünmek bu açıdan bir hataya düşmek olur.Alevilik Hacı Bektaş dan önce de var olan, İslam'ın yayılması ile birlikte Horasanda doğan bir dini inanış ve bir dini felsefedir.Ancak zaman içerisinde Alevilik ile Bektaşilik birbirine sıkı sıkıya bağlanmış ve kaynaşmıştır.Bugün ki yapı da birbirinden ayırmak veya ayrı tutmak nerede imkansız ise de kimi uygulamalarında ve öğretilerinde farklılıklar bulunmaktadır.Hacı Bektaş da Alevilik inanışında ki bir kimse olarak aldığı dini, felsefi eğitim ile kendi düşüncesi çerçevesinde bir oluşum meydana getirmiş ve bu oluşum Anadolu içerisinde yayılmıştır. Bu tür merkez sol, merkez sağ olayları yapay olaylardır. Araştırınız Avrupa'daki merkez sol diye nitelenen partilerin hemen tamamının kökleri Marksizme dayanmaktadır. Dolayısıyla Sosyal Demokrasinin, sosyalizmin ve komünizmin geçtiği süzgeç aynı süzgeçtir. Ve dünyadaki solun tamamı şöyle veya böyle Marks'tan etkilenmiştir.solu tamami ile marksizme bağlamak solun oluşum tarihini 1800 yılların son çegreğine getirmek gibi olur ki bu da marksizmin çıkışı öncesinde dünya üzerinde yaşanan bütün oluşumları, fikirleri, felsefeleri ret etmek olur.Sol= Marksizim gibi bir eşitlik öne sürdüğümüzde örneğin Fransız ihtilalinin alt yapısında ki düşünceleri, sonuçları yok saymış oluruz.Ana hatları ile sol ve sağ yüzyıllar boyunca çeşitli evrelerden, akımlardan, olaylardan, felsefik düşüncelerden etkilenip bu zamana gelmiş ve bundan sonrada değişimere uğrayacak kavramlardır.Zaman içerisinde sol olarak nitelendirilebilecek uygulamalar bir başka zaman döneminde yeri gelsin sağ bir uygulama olarak bile algılanıp sorgulanacaktır.Kavramların zaman içerisinde gösterdikleri değişiklikler uygulamalara verilen isimleride etkilemektedir.Hz.Muhammed ve Kuran ile arabistan yarımadasında gerçekleşen değişiklikler ve reforumlar dönemi içerisinde bugün ki sol kavramına uymasa bile o zaman,yer ve millet için sol bir değişimdir. Azınlıkların karekteristik özelliği çoğunluğa göre daha özdeş olmasıdır. Kendilerini birbirlerine benzeyerek ayakta tutarlar çünkü. Birlikte hareket ederler. Birbirlerine bağlı olurlar.Laiklik falan filan diye iyi gerilim politikası üretiliyor memlekette. Ama ben aç insanların bu tür şeyler için oylarını harcadıklarını sanmıyorum. Ayrıca CHP'yi seçmelerinin laiklikle ilgili olamayacağı da ortada.Birinci cümlen doğru, her küçük grup, zümre,topluluk, toplu, millet, ülke kendisinden daha büyük, güçlüsü karşısında daha fazla kenetlenir, birlikte hareket etmenin vereceği güçten yararlanma çabasını gösterir. Ancak ikincisi için çok doğru diye düşünmüyorum.CHP ye oy veren Alevi inancında ki kişilerden kadın-erkek özelliklede 40 yaşın üzerindekiler sol kavramı nedir, sol düşünce neyi ifade eder, içinde barındırdığı oluşumlar nelerdir diye sorguladığında verecekleri çok fazlaca bir cevap da yoktur.Bu onların eksikliğinden veya hatalarından kaynaklanmamaktador.Kişiler ailelerinin, yetiştirildikleri çevrenin içinde yer aldığı düşünce, yaşayış, ekonomik durum, kültür ve sosyal yapı, din, mezhep, dinsel felsefe ve inancın etkisi altında kalarak büyürler.Hayatımızın her döneminde bunların attığı temellerin izlerini görürüz.Örneğin katı dinsel bir çevrede büyümüş olsaydık hiç birimiz bugün burada yazdıklarımızın bir tek kelimesini bile yazmayı düşünmezdik.Bu açıdan Alevi inancında ki toplumun sol'a ve sol kavramı içerisinde yer alan çeşitli fikirlere yönelmesinin temelini net olarak tayin etmek gerekir. 1970 ler hatta 1980 ler öncesinde büyük çoğunluğu köylü olan köyde yaşayan Alevilerin sol ile buluşmalarında ve sol'a akmalarında ki nedeni belirlemek gerekir.Türkiye demokrasisinin bir başlangıcı olarak kabul edilecek olan 1950 seçimleri ve sonrasına baktığımızda Alevilerin sol'a yönelişlerini ve bunun nedenlerini çok daha iyi görebilmekteyiz. Daha önce de belirttiğim üzere 1950 seçimlerinde Alevi toplumu içerisinde CHP ve DP ye oy çıkmıştır ki bunun olmasında yatan neden sol-sağ kavramı değildir.Köy kökenli olan toplulumuz özellikle 1960 sonrası gençliğin içerisinde başlayan sol-sağ kavramları ile tanışmıştır.1970 ler döneminmde ise merkez sağ da yer alan AP nin daha sağ da bulunan partilerle iişkileri, Ecevit'in ortanın solu tanımlarına taşıdığı CHP nin söylemleri, genç kuşağın sol anlayışı -ki merkez solun da solunu- benimseyip kökenlerini etkilemesi, MHP ve dinsel çatışmada yanlarında sadece CHP nin yer alması nedeni ile CHP ye yönelmişlerdir.Bugün itibari ile bakarsak ki belli alışkanlıklar, merkez sağ partilerin hala gerçek anlamda merkez sağda yer almamaları, Alevi toplumu ve cumhuriyet için büyük önemi olan laikliğin hala hazırda merkez sol'un en büyük partisi olan CHP tarafından korunabileceği inancı ile Alevi toplumunda CHP ye oy çıkmaktadır. Her ne kadar bu düşünceme paralellikte olmasanda karşı çıksanda bu konuda yapılacak olan anket sonuçlarının bu olacağı düşüncesindeyim. Ama gidip MHP, BBP'ye (belki DYP'de bu gruba girebilir) oy vermesini ayrıca tartışırım. Çünkü orada gerçekten bir çizgi duruyor. Ve o çizgi Alevi felsefesinin kesinlikle dışında.bu nokta da aynı şeyleri ifade etmekteyiz.AKP nin gizlediği dinci kimliği olmasa onunda yer alacağı yer ANAP ile aynı çizgiye paralel merkez sağ içerisinde bulunacaktır. Hiç bir Alevi inanışında ki kişinin bu merkez sağın dışında yer alan siyasi oluşumlarda olmayacağını bende düşünüyorum.Her ne kadar kimi Alevi kişilerin MHP de yer almaları gerçeği bulunsada bu gerçeği değiştirmemekte.MHP içerisine ve üye yapısının bölgesel dağılımına baktığımız zaman büyük tezatlık ve değişiklik içerdiğide görülebilir.Doğu anadoluda ki MHP üyeleri -Malatya, Elazığ gibi- yerlerde Kürt kökenli kişiler Türk milliyetçiliğini temel alan MHP de yer almakta ki, bunda da neden Türk-İslam sentezi sonucu ve din etkisi olsa gerek. Sol dünya görüşü dediğimiz şeyin çizgileri bellidir. Özgürlük, eşitlik, emek gibi kavramlar üzerine kurulmuştur. Sağ dünya görüşünün de tanımı bellidir. Güvenlik, milliyetçilik, muhfazakarlık gibi kavramlar yatar. Doğal olarak bir Alevinin solcu olmasından doğal bir olay yoktur, ki zaten genel olarak da bu olur. Kafa yapısı, felsefesi, Alevi halkının tarihi otomatik olarak solculukla bağlarını kurmuştur zaten.sözünden çıkardığım sonuçta yine de dediğimiz zaman şu ortaya çıkıyor, Alevi inanışı solda olduğuna göre sünni inanışı da sağda yer almalı, çünkü sünni inanış muhafazakar, gerici, özgürlükçü değildir bundan ötürüde Sünnilerinde sağcı olamsından doğalı yoktur.Bu durumda da sol'a oy verenlerin Aleviler, sağ'a oy verenlerin ise Sünniler olması gerektiğini vurgulamış oluruz.şeklinde oluyor.Her ne kadar sen bunu azınlıkların hareket teorisine bağlamış olsanda. Caf€Ri 25.10.2005, 17:50 Sağ görüşlü düşüncelerin hiçbirisi ile bağdaşmaz özümüz. Özümüz sözümüz birdir. Demokrat ve Aydın düşünce oluşumları arasında yer almaşızdır her zaman için. Bir çok çeşitle örneklenebilir , neden solcu yaklaşımlı olduğumuz. Biz sağ düşüncede yer alamayız, insanlarımızı o kadar çok seviyorum ki anlatamam. Kanım kaynıyor gördüğümde, bunun ötesi yok olamaz bence. Ben hiçbir şekilde kabullenemem. Saygılar can dostlar. izmirksk 25.10.2005, 18:28 çok güzel yazmışsın caferi.kısa ve öz Yakapınarlı 25.10.2005, 19:07 Sağ görüşlü düşüncelerin hiçbirisi ile bağdaşmaz özümüz. Özümüz sözümüz birdir. Demokrat ve Aydın düşünce oluşumları arasında yer almaşızdır her zaman için. Bir çok çeşitle örneklenebilir , neden solcu yaklaşımlı olduğumuz. caferi arkadaşımızın dediği gibi bizim özümüzde demokrat ve aydın bir düşünce yatar bu da günümüzde sağ partilerde olmadığına göre bence alevi bir insan parti ile alakası olmasa bile sol görüşlüdür polata 26.10.2005, 09:59 Sağ görüşlü düşüncelerin hiçbirisi ile bağdaşmaz özümüz. Özümüz sözümüz birdir. Demokrat ve Aydın düşünce oluşumları arasında yer almaşızdır her zaman için. Bir çok çeşitle örneklenebilir , neden solcu yaklaşımlı olduğumuz. Biz sağ düşüncede yer alamayız, insanlarımızı o kadar çok seviyorum ki anlatamam. Kanım kaynıyor gördüğümde, bunun ötesi yok olamaz bence. Ben hiçbir şekilde kabullenemem. Saygılar can dostlar. Kaba bir açılımla sol düşünce de din yoktur sağ düşünce içerisinde dini de barındırır.Aleviliğin özünde din ve inanç yer alıyorsa ki öyle şimdi sol düşüncelerin hiç birisi ile bağdaşmaz mı diyeceğiz. Neden illaki sağ deyince uç sağları sol deyince de solun bütününü düşünüyoruz.Her ikisinde de merkez de yer alan sol ve sağ'ı ele alarak değerlendirmiyoruz.Ayrıca Türkiye açısından değilde genel açıdan konuya bakmıyoruz. Ceyhun 26.10.2005, 11:27 Kaba bir açılımla sol düşünce de din yoktur sağ düşünce içerisinde dini de barındırır.Aleviliğin özünde din ve inanç yer alıyorsa ki öyle şimdi sol düşüncelerin hiç birisi ile bağdaşmaz mı diyeceğiz. Neden illaki sağ deyince uç sağları sol deyince de solun bütününü düşünüyoruz.Her ikisinde de merkez de yer alan sol ve sağ'ı ele alarak değerlendirmiyoruz.Ayrıca Türkiye açısından değilde genel açıdan konuya bakmıyoruz. Gayet genel açıdan bakılıyor konuya. Solun ve sağın ana değerleri ele alınıyor. Arkadaşlar da bu değerleri ele almış zaten. Solun evrensel değerleri olan özgürlük, emek, hak gibi kavramlara göre değerlendirmişler zaten. Solu sol yapan bu değerlerdir. Sağı ise sağ yapan mevcut düzeni koruma, muhafaza etme anlayışıdır. Dolayısıyla baştan Alevilik'in tarihi ile çelişiyor zaten. izmirksk 26.10.2005, 11:42 . Neden illaki sağ deyince uç sağları sol deyince de solun bütününü düşünüyoruz.Her ikisinde de merkez de yer alan sol ve sağ'ı ele alarak değerlendirmiyoruz.. işte işin püf noktasıda bu ya.sol evrenseldir.her ülkenin sağcısı ,milliyetçisi sadece benim ülkem der.bu yüzden çeşitli ülkelerdeki milliyetçiler birbirini sevmezler. türk milliyetçisi ile alman miliyetçisinin,fransız milliyetçisinin ortak noktaları faşizmdir.hepsi kendi ülkelerinin dar sınırlarında kalmıştır. ama sol öyle değil.dünyanın her yerinde solcular birbiri ile anlaşır, yanyana yürür ortak değerleri paylaşır. solu en kötü yaşatan(yada pek yaşatamayan ülke olarak) Türkiye'yi örnek gösterebiliriz.:uhhm: belki müslüman bir toplumun solu yanlış tanımasının ve sözde solcu liderlerin koltuk hırsının önemli olduğu söylenebilir polata 26.10.2005, 12:13 Gayet genel açıdan bakılıyor konuya. Solun ve sağın ana değerleri ele alınıyor. Arkadaşlar da bu değerleri ele almış zaten. Solun evrensel değerleri olan özgürlük, emek, hak gibi kavramlara göre değerlendirmişler zaten. Solu sol yapan bu değerlerdir. Sağı ise sağ yapan mevcut düzeni koruma, muhafaza etme anlayışıdır. Dolayısıyla baştan Alevilik'in tarihi ile çelişiyor zaten. Nerede ise sadece Anadolu da yaşanan Aleviliği incelediğin zaman tarihsel çıkışında ve oluşumunda ki nedenlerin ilk sırasında muhafaza etme ve durumu korumanın olduğu göreceksindir.Aksi durum da İslam'ın diğer kollarında ki ibadet biçimlerini uyguluyor olmamız gerekirdi.Bu nedenle baştan Aleviliğin tarihi ile çelişiyor diye düşünmek kanımca bir hatadır. Türk-Anadolu Aleviliğinin oluşumunda kendi inanç sistemini, uygulamaları ve ibadet şekilerini muhafaza etmek ve bunu İslam ile örtüştürmek yatmaktadır. Ceyhun 26.10.2005, 12:15 Nerede ise sadece Anadolu da yaşanan Aleviliği incelediğin zaman tarihsel çıkışında ve oluşumunda ki nedenlerin ilk sırasında muhafaza etme ve durumu korumanın olduğu göreceksindir.Aksi durum da İslam'ın diğer kollarında ki ibadet biçimlerini uyguluyor olmamız gerekirdi.Bu nedenle baştan Aleviliğin tarihi ile çelişiyor diye düşünmek kanımca bir hatadır. Türk-Anadolu Aleviliğinin oluşumunda kendi inanç sistemini, uygulamaları ve ibadet şekilerini muhafaza etmek ve bunu İslam ile örtüştürmek yatmaktadır. Kesinlikle hayır. Alevilik İslam'a yeni yorumlar getirmiş ve mevcut hakim sistemle sürekli çelişmiştir. Getirdiği yeni yorumlar açısından yenilikçi, devrimci; iktidar sahipleri ile olan çelişkisi bakımından da muhaliftir. Açıkca görülen bir gerçek bu. polata 26.10.2005, 12:22 Kesinlikle hayır. Alevilik İslam'a yeni yorumlar getirmiş ve mevcut hakim sistemle sürekli çelişmiştir. Getirdiği yeni yorumlar açısından yenilikçi, devrimci; iktidar sahipleri ile olan çelişkisi bakımından da muhaliftir. Açıkca görülen bir gerçek bu. Nerede ise Aleviliğin ibadet şekillerinin İslam sonrasında keşfedildiği sonucunu çıkarmışsın. Yeni yorumlar getirmesine sebep ilericiliği mi yoksa kendi öz inanışını İslam ile harmanlamaya çalışması mı? polata 26.10.2005, 13:03 işte işin püf noktasıda bu ya.sol evrenseldir.her ülkenin sağcısı ,milliyetçisi sadece benim ülkem der.bu yüzden çeşitli ülkelerdeki milliyetçiler birbirini sevmezler. türk milliyetçisi ile alman miliyetçisinin,fransız milliyetçisinin ortak noktaları faşizmdir.hepsi kendi ülkelerinin dar sınırlarında kalmıştır. ama sol öyle değil.dünyanın her yerinde solcular birbiri ile anlaşır, yanyana yürür ortak değerleri paylaşır. Şöyle bir sonuç çıkıyor;sol'un yapının içerisinde yer alan her düşünce-fikir-felsefe evrenseldir ve her türlü milliyetçilik den arınmıştır, karşılığında sağ yapının hepsi ırkçı milliyetçidir. solu en kötü yaşatan(yada pek yaşatamayan ülke olarak) Türkiye'yi örnek gösterebiliriz.:uhhm: belki müslüman bir toplumun solu yanlış tanımasının ve sözde solcu liderlerin koltuk hırsının önemli olduğu söylenebilir Belki bu durumu meydana getiren etkilerden, müslüman toplumlarda sol düşüncenin gelişememesinin etkilerinden birisi de Araplarda sol'un kötülüğü, çirkinliği sağ'ı ise iyiliğin, güzelliğin temsilcisi olarak görmeleri ve Kuran'ın bunu baz alarak sol'u kötü sağ'ı iyi olarak nitelendirmesidir.Kuran da sol yazıcılar insanın kötü davranışlarını sağ yazıcıların ise iyi davranışları yazdığı, kitabı soldan verilenlerin cehenneme sağdan verilenlerin ise cennete gideceği belirtilir. Ceyhun 26.10.2005, 13:07 Nerede ise Aleviliğin ibadet şekillerinin İslam sonrasında keşfedildiği sonucunu çıkarmışsın. Yeni yorumlar getirmesine sebep ilericiliği mi yoksa kendi öz inanışını İslam ile harmanlamaya çalışması mı? Burada yalıtma söz konusu olamaz. Kendi öz kültürü, İslam inancıyla birleşince geliştirici bir hal alıyorsa bu zaten ilericilik demek olur. Ve toplumları da ilericileştirir. Herhangi bir nedenle geliştirici bir rol oynayan, muhalif kalan topluluklar ilericileşir, yeniliklere açıklaşır. Alevi kültürü de böyle bir kültürdür. Yeni bir İslam anlayışı oluşturmuş, bu yenilikçi yönüyle baskıya uğramış, muhalifleşmiştir. Bunun doğal sonucu olarak gün geçtikçe daha geliştirici, yeniliklere daha açık bir hal almıştır. Hacı Bektaş'ın felsefi yönelimi; Pir Sultan ve Şeyh Bedrettin'in eylemlilikleri ile devam etmiştir. İlerici yön düşünsel alanda ortaya çıktıktan sonra mecburen pratiğe dökülmek zorunda kalmıştır. Baskılar, katliamlara isyanlar ile cevap verilmiştir. Ve yüzyıllar boyu taşınan bu muhalif kimlik Alevilik'e evrensel anlamda "sol" bir değer kazandırmıştır. Bunun açıklaması gayet basit gibime geliyor. polata 26.10.2005, 13:44 Burada yalıtma söz konusu olamaz. Kendi öz kültürü, İslam inancıyla birleşince geliştirici bir hal alıyorsa bu zaten ilericilik demek olur. Ve toplumları da ilericileştirir. Bakış açın yakın geçmişte takılıp kalmasın lütfen, uzak geçmişten baktığın zaman resim daha net görülecektir. Bunun ilericilik olduğunu söylemek ne kadar doğru olur.Kendine uymayan yanları yok sayacaksın kendine uyan tarafları alacaksın ve aldıklarınıda kendi özündekilere harmanlayacaksın.Buna ilericilik demek yerine örtüştürmek demek daha doğru olur.Çünkü önünde yeni birşey zaten var ancak bu yeni inanç senin mevcut inançlarınla tam uyuşmuyor ve üstelik bu inanca yeri gelsin zorla yeri gelsin ikna ile sokuluyorsun.İkna ile sokulurken bile izlenen yöntem öz inanç ile yeni inancın harmanlanması. Kaldı ki dedelik konusunda bile soy dan gelsin diyen bir inancın çok ilerici olduğunu söylemek sol veya sağ bir değerin içerisine sokmak da hata gibi. Dinsel inançları sol ve sağ yapı içerisinde tanımlamak ise başka bir yanlış aslında. Herhangi bir nedenle geliştirici bir rol oynayan, muhalif kalan topluluklar ilericileşir, yeniliklere açıklaşır. Alevi kültürü de böyle bir kültürdür. İster sağ ister sol olsun her düşünce kendi içerisinde geliştirici bir rol üstlenmektedir.Sol hakimli bir yapıda sağ da kalanlar muhalif olacağı için bu sefer onlar ilericileşir, yeniliklere açıklaşır mı oluyor? Ve yüzyıllar boyu taşınan bu muhalif kimlik Alevilik'e evrensel anlamda "sol" bir değer kazandırmıştır. Bunun açıklaması gayet basit gibime geliyor Bütün muhalif düşüncelerin ilerici olduğunu söylemiş oluruz.Bu durumda örneğin Irak da gerek Saddam döneminde gerekse bu dönem için muhalif olan Şii kesimi ilerici ve solcu olarak görmek gerekir. Hacı Bektaş-ı Veli ve Bektaşilik ile Alevilik bugün için birbirine kaynaşmış olsalar da aslında Bektaşilik Alevilik içerisinde yer alan bir zaman içerisinde tek kalan bir Alevi tarikatıdır. Aksi halde bütün dedelerin ve ocakların Hacı Bektaş postuna/dergahına bağlı olması gerekirdi. Ceyhun 26.10.2005, 17:36 Bakış açın yakın geçmişte takılıp kalmasın lütfen, uzak geçmişten baktığın zaman resim daha net görülecektir. Bunun ilericilik olduğunu söylemek ne kadar doğru olur.Kendine uymayan yanları yok sayacaksın kendine uyan tarafları alacaksın ve aldıklarınıda kendi özündekilere harmanlayacaksın.Buna ilericilik demek yerine örtüştürmek demek daha doğru olur.Çünkü önünde yeni birşey zaten var ancak bu yeni inanç senin mevcut inançlarınla tam uyuşmuyor ve üstelik bu inanca yeri gelsin zorla yeri gelsin ikna ile sokuluyorsun.İkna ile sokulurken bile izlenen yöntem öz inanç ile yeni inancın harmanlanması. Bakın bunu daha önce de tartıştık. Sebebi ne olursa olsun Alevilik'te kadına verilen değer, insana verilen değer çağdaşlarının çok önündedir. Yüzyıllar öncesinden beri bu böyledir. Kadının camiye girmesi yasakken, Alevilerde Cem'lere katılıyordu. Bunun nedeni "Hadi ilerici olalım." diye olmayacak tabi. Nedenleri çeşitlidir. Ama bu çağına örnek olan bir topluluk olduğu gerçeğini değiştirmez. Kaldı ki dedelik konusunda bile soy dan gelsin diyen bir inancın çok ilerici olduğunu söylemek sol veya sağ bir değerin içerisine sokmak da hata gibi. Polat Bey. Bu "ilericilik" dediğimiz kavramdan ne anlıyorsunuz bilmiyorum. İlericilik=Mükemmellik değildir. Herşey kendi zamanı içerisinde, çevresel şartlar altında değerlendirilir. Yüzyıllar öncesinden gelen gelenekleri, ortaya çıkış zamanlarındaki diğer toplulukların gelenekleri ile karşılaştırarak değerlendirmeliyiz. İster sağ ister sol olsun her düşünce kendi içerisinde geliştirici bir rol üstlenmektedir.Sol hakimli bir yapıda sağ da kalanlar muhalif olacağı için bu sefer onlar ilericileşir, yeniliklere açıklaşır mı oluyor? Hayır. Sağın ana ilkelerinden biri "muhafazakarlık"tır zaten. Dolayısıyla mevcut yapıyı muhafaza etmeye çalışmaktır. Yeniliklere karşı şöyle veya böyle uzak kalmaktır. Kavramları muğlaklaştırmamanızı rica etmek zorundayım gene. Bütün muhalif düşüncelerin ilerici olduğunu söylemiş oluruz.Bu durumda örneğin Irak da gerek Saddam döneminde gerekse bu dönem için muhalif olan Şii kesimi ilerici ve solcu olarak görmek gerekir. Muhalif, baskı gören, ezilen akımlar ne olursa olsun zamanla kendini geliştirmek zorundadırlar. İlerici sayılmasalar bile bir süre sonunda ilk başladıkları yerde olmayacakları da kesin. Zor, geliştirir. Rahat ise rehavete ve mevcutu muhafaza amacına yol açar. Hacı Bektaş-ı Veli ve Bektaşilik ile Alevilik bugün için birbirine kaynaşmış olsalar da aslında Bektaşilik Alevilik içerisinde yer alan bir zaman içerisinde tek kalan bir Alevi tarikatıdır. Aksi halde bütün dedelerin ve ocakların Hacı Bektaş postuna/dergahına bağlı olması gerekirdi. Evet. Ama Anadolu Aleviliğini Bektaşiliğin yönlendirdiği de yadsınamaz bir gerçektir. Alevilik ile Bektaşilik aynı şey olmamasına rağmen birbirinden bağımsız da düşünülemez. kızılırmak77 02.11.2005, 23:14 Alevilik başlı başına bir sosyalizmdir.Hz.Ali fakir fukaranın yanında değilmiydi?Günümüz devrimcilerinin yapmak istediklerini 400 yıl önce Pir Sultan Abdal yapmamışmıydı? Caf€Ri 03.11.2005, 01:06 Sağ oluşumların içerisinde ve temelinde yatan düşüncelerin zaman içerisinde değişmeyeceği ve sabit kalacağı kesin. Bu açıdan baktığımızda alevi toplumların hedefine ulaşmak için sağ ile bir bağlantı kurması kendimizi hedefimizden uzaklaştırır. Belki de sağ oluşumlardan kaynaklanıyordur bunlar, sağ zihniyet o kadar örümcek bağlamış ki belki 500 sene öncesinde olan değer yargılarını günümüze taşımaktan vazgeçmiyorlar.Bizi de aynı oluşum içerisine eklemeye çalışıyorlar. Alevi toplumlarının daha çağdaş olması hiç şüphesiz eğitime verilen önemden kaynaklanmaktadır. Kız çocuklarını okutan acaba kaç aile var bu yüzdeler neler bir araştırılsın bakalım nasıl sonuçlar ortaya çıkacak. Ben burada herhangibir ayırım yapmak istemiyorum, at gözlüğü ile de bakmıyorum olanlara. Sağ partiler zaten bizi kendi bünyelerinde istemezler, şimdi ben bu başlığı açana soruyorum? "Bu başlığın açılması bile hatalı" Başlık şu şekilde olsaydı ki "olabilirdi"! Sağ partilerin alevi halkına bakış açıları nedir? Biz istenmediğimiz yerde bulunmamasını da biliriz. (nokta) polata 07.11.2005, 14:07 Sağ partiler zaten bizi kendi bünyelerinde istemezler, şimdi ben bu başlığı açana soruyorum? "Bu başlığın açılması bile hatalı" Başlık şu şekilde olsaydı ki "olabilirdi"! Sağ partilerin alevi halkına bakış açıları nedir? Biz istenmediğimiz yerde bulunmamasını da biliriz. (nokta) "Bu başlığın açılmasını bile hatalı" demişsin ancak neden ve neyi hatalı bulduğunu açıklamamışsın, keşke neden hatalı bulduğunu açıklamış olsaydın böylece ben de yanlışlığımı, hatamı öğrenmiş olur aynı veya benzer hatayı yapmamaya gayret gösyerirdim. Başlık senin istediğin gibi "Sağ partilerin alevi halkına bakış açıları nedir?" şeklinde açılsaydı o zaman burada yazılanlar bunlar olmazdı.Her iki başlık sadece isimleri ile değil içerikleri ve anlamları ile de birbirinden çok farklı konular. İlaveten bu konu başlığındaki yazılarıma yapılan değerlendirme yer alan "sen muhalefetmisin" sorusuna gelince her birimiz hayatımızın her anında çeşitli düşünce,uygulama ve yazılımlara muhalefet yaparız.Soruyu soran arkadaşın daha açık olarak bura da sormasını beklerdim. polata 07.11.2005, 14:19 Sağ oluşumların içerisinde ve temelinde yatan düşüncelerin zaman içerisinde değişmeyeceği ve sabit kalacağı kesin. Bu açıdan baktığımızda alevi toplumların hedefine ulaşmak için sağ ile bir bağlantı kurması kendimizi hedefimizden uzaklaştırır. Sağ sol düşünce, felsefe ve oluşumda olduğu gibi sol da içinde barındırdığı ve temelini oluşturan oluşturan ana öğeleri değiştirmez.Ancak her ikiside zaman içerisinde temellerine bağlı kalmak koşulu ile evrim geçirmek değişimlere uğramak zorundadır. Belki de sağ oluşumlardan kaynaklanıyordur bunlar, sağ zihniyet o kadar örümcek bağlamış ki belki 500 sene öncesinde olan değer yargılarını günümüze taşımaktan vazgeçmiyorlar.Bizi de aynı oluşum içerisine eklemeye çalışıyorlar.Her toplum değişimlere karşı tepkili davranmakta, geçmiş uygulama ve düşüncelerinden ayrılmamaya çabalamaktadır.Türk-Anadolu Aleviliğinin çıkışında yer alan temelde budur.Aksi durumda İslam'ın ibadet şekli olarak kabul edilen ve geçmişi İslam öncesine dayanan Arap ibadet şekilleri benimsenmiş olurdu. Alevi toplumlarının daha çağdaş olması hiç şüphesiz eğitime verilen önemden kaynaklanmaktadır. Kız çocuklarını okutan acaba kaç aile var bu yüzdeler neler bir araştırılsın bakalım nasıl sonuçlar ortaya çıkacak. Ben burada herhangibir ayırım yapmak istemiyorum, at gözlüğü ile de bakmıyorum olanlara.Bahsettiğin eğitime önem verme ve kız çocuklarını okutma konusu son 30-40 yıl içinse doğru.Ancak ondan öncesi için bunu söylemek pek de mümkün ve gerçekçi olmamakta. Ceyhun 07.11.2005, 15:47 Bahsettiğin eğitime önem verme ve kız çocuklarını okutma konusu son 30-40 yıl içinse doğru.Ancak ondan öncesi için bunu söylemek pek de mümkün ve gerçekçi olmamakta. Ya ben bu konuyu anlamıyorum. Aynı şey üzerinde ısrar edip duruyorsunuz Polat Bey. Sen 1763'de kadınlar, kızlar insan yerine konmaz iken köylerinde yaşayan Aleviler kız çocuklarını Oxford'a mı göndereceklerdi? Herşeyi zamanına göre değerlendirin diyoruz. Kadına değer verme diğer gruplara göre Aleviler arasında çok önceden başlamıştır. Kız çocuklarını okutma da Cumhuriyet sonrası diğer topluluklara göre çok daha hızlı ilerlemiştir. Elbette ki bu 30-40 yıla dayanacak. 1950'lerde sunni köylerinde kız çocuklarını okula gönderme ile Alevi köylerindekini karşılaştırınız. Siz neyi bekliyorsunuz. 1500 lü yıllardan beri mi bu şekilde olacaktı? polata 07.11.2005, 16:02 Ya ben bu konuyu anlamıyorum. Aynı şey üzerinde ısrar edip duruyorsunuz Polat Bey. Sen 1763'de kadınlar, kızlar insan yerine konmaz iken köylerinde yaşayan Aleviler kız çocuklarını Oxford'a mı göndereceklerdi? Herşeyi zamanına göre değerlendirin diyoruz. Kadına değer verme diğer gruplara göre Aleviler arasında çok önceden başlamıştır. Kız çocuklarını okutma da Cumhuriyet sonrası diğer topluluklara göre çok daha hızlı ilerlemiştir. Elbette ki bu 30-40 yıla dayanacak. 1950'lerde sunni köylerinde kız çocuklarını okula gönderme ile Alevi köylerindekini karşılaştırınız. Siz neyi bekliyorsunuz. 1500 lü yıllardan beri mi bu şekilde olacaktı? Sevgili CcGunal, Kadınlarımızın okutulup okutulmaması konusunda son 30-40 yılı göz önünde bulundurulmasında ısrar etmekle suçluyor ve anlayamadığını belirtiyorsun.Çorum daki durumu bilmemekle birlikte Malatya da ki durumu biliyorum. Örnek vermek gerekirse iki halam da köyde ilkokul olmasına rağmen okula gönderilmemişitir.Benzer durum eşimin annesinde, yengelerimde de geçerlidir.Bütün bu olaylar da 1960 yılları öncesinde meydana gelmektedir.Okuyan kadınlar ise ki genelde ilkokuldan sonrasına devam ettirilmediği de bir gerçektir.Ancak bunun karşılığında kimi yerlerde ki sünni kesim de kızlar sadece ilkokula gönderilmekle kalmayıp devamı sağlanmaya veya en azından kız enstitülerine gönderilmeye çalışılmıştır. Dolayısı ile seninde bahsettiğin üzere son 30-40 yıl da Alevi toplumunda kızların okutulmasında büyük gelişimler elde edilmiştir. Siz neyi bekliyorsunuz.1500 lü yıllardan beri mi bu şekilde olacaktı?şeklinde bir suçlama da bulunmadan önce yazımda belirttiğim ve seninde vurguladığın 30-40 yıl süresini değerlendirmeni beklerdim. Ceyhun 07.11.2005, 16:09 Sevgili CcGunal, Kadınlarımızın okutulup okutulmaması konusunda son 30-40 yılı göz önünde bulundurulmasında ısrar etmekle suçluyor ve anlayamadığını belirtiyorsun.Çorum daki durumu bilmemekle birlikte Malatya da ki durumu biliyorum. Örnek vermek gerekirse iki halam da köyde ilkokul olmasına rağmen okula gönderilmemişitir.Benzer durum eşimin annesinde, yengelerimde de geçerlidir.Bütün bu olaylar da 1960 yılları öncesinde meydana gelmektedir.Okuyan kadınlar ise ki genelde ilkokuldan sonrasına devam ettirilmediği de bir gerçektir.Ancak bunun karşılığında kimi yerlerde ki sünni kesim de kızlar sadece ilkokula gönderilmekle kalmayıp devamı sağlanmaya veya en azından kız enstitülerine gönderilmeye çalışılmıştır. Dolayısı ile seninde bahsettiğin üzere son 30-40 yıl da Alevi toplumunda kızların okutulmasında büyük gelişimler elde edilmiştir. Ama kişisel veya lokal örneklerden tartışamayız. Benim de bir halam var. Üniversite mezunu. Şu an İngiltere'de. Ve özellikle 60'lı, 70'li yıllarda köyümüzden okuyan bir çok kız çocuğu var. Bunların büyük bir çoğunluğu şu an öğretmen. Etrafımızdaki sunni köylerde ise okumuş ve üniversite bitirmiş kız çocuklarının sayısı belki parmakla gösterilir. Bizim köyde kadınlar isterse kahveye, isterse köy konağına rahatça girip çıkabilir. Etraftaki sunni köylerin içinden geçerken, kadın göremezsiniz. Köy ortamında bunlardan daha fazlasını da bekleyemezsiniz heralde. özgüreren 07.11.2005, 22:40 genelde sol partilere oy veriyoruz ama gerçek hayat kimler solcu veya değil o başka tabi.. polata 08.11.2005, 10:14 Ama kişisel veya lokal örneklerden tartışamayız. Benim de bir halam var. Üniversite mezunu. Şu an İngiltere'de. Ve özellikle 60'lı, 70'li yıllarda köyümüzden okuyan bir çok kız çocuğu var. Bunların büyük bir çoğunluğu şu an öğretmen. Etrafımızdaki sunni köylerde ise okumuş ve üniversite bitirmiş kız çocuklarının sayısı belki parmakla gösterilir. Bizim köyde kadınlar isterse kahveye, isterse köy konağına rahatça girip çıkabilir. Etraftaki sunni köylerin içinden geçerken, kadın göremezsiniz. Köy ortamında bunlardan daha fazlasını da bekleyemezsiniz heralde. Konunun açıldığı nokta Caferi'nin yazdığı Alevi toplumlarının daha çağdaş olması hiç şüphesiz eğitime verilen önemden kaynaklanmaktadır. Kız çocuklarını okutan acaba kaç aile var bu yüzdeler neler bir araştırılsın bakalım nasıl sonuçlar ortaya çıkacak. Ben burada herhangibir ayırım yapmak istemiyorum, at gözlüğü ile de bakmıyorum olanlara Karşılığında ben de kadınlarımızın okuma ve eğitimine verilen önemin son 30-40 yıl içerisinde geliştiğini yazdım.Buna karşılık yazdığın ve beni anlamadığını ısrarla aynı konu üzerinde durmama anlam veremediğini yazdığın yazında Kadına değer verme diğer gruplara göre Aleviler arasında çok önceden başlamıştır. Kız çocuklarını okutma da Cumhuriyet sonrası diğer topluluklara göre çok daha hızlı ilerlemiştir. Elbette ki bu 30-40 yıla dayanacak. 1950'lerde sunni köylerinde kız çocuklarını okula gönderme ile Alevi köylerindekini karşılaştırınız. Siz neyi bekliyorsunuz. 1500 lü yıllardan beri mi bu şekilde olacaktı?Aynı şeyleri farklı kelimelerle farklı bakış açılarıyla söylüyoruz.Sen son 50 yıla bakarak değerlendirme yaparken ben aksine daha geçmiş yıllardan bu zamana kadar olan uygulamalara bakarak değerlendirme yapıyorum.Son 30-40 yıla dayandırmanın nedeni burada yatıyor.Toplumsal değerlendirmeleri daha uzun süreçlere bakarak yaparsak gerçek ve doğru sonuçlar elde ederiz.Cumhuriyet öncesinde veya cumhuriyetin ilk 40 yılında okul yok muydu veya köyler de okuma yazma bilen yok muydu? Vardı, ve gerek okutulanlar gerekse de okuma yazma bilenler hep erkek idi.Köy içerisinde okuma yazmayı öğrenen bilen erkek bunu bir başka erkeğe öğretirken kadına öğretme veya kadının bilmesi durumu göz ardı edildi. Kadınlarımıza o dönem içerisinde bu hakkı verme düşüncesi Sünni toplumda olduğu kadar bizlerde de yoktu. Eğer bizler her zaman çağdaş, kadına önem veren, eğitimi savunan bir toplumuz diyorsak senin yazdığının tersine 1500 lü yıllardan beri böyle olması gerekirdi. Sana verdiğim Örnek vermek gerekirse iki halam da köyde ilkokul olmasına rağmen okula gönderilmemişitir.Benzer durum eşimin annesinde, yengelerimde de geçerlidir.Bütün bu olaylar da 1960 yılları öncesinde meydana gelmektedir.örneklere ise kişisel veya lokal olarak yaklaşıyorsun.Bu kişisel örnekleri çoğaltmak mümkün.Bunu sen bile çevrende araştırıp yapabilirsin ki göreceğin sonuç bundan farklı değildir.Gerek köyünde veya civar köyler de gerekse de İstanbul da yaşayan ve yaşı 50 nin üzerinde olan kadınlarda yapacağın araştırmada benzer sonuçlarla karşılaşacaksındır.1950 yıllından önce doğmuş kadınlarımızın büyük çoğunluğu ya okula gönderilmemiş ya da gönderilse de en fazla ilkokulu bitirebilmişlerdir. Senin verdiğin örneği ele alıp değerlendirirsek; halan kaç yaşında bilmiyorum ancak tahminen 50 yaş civarında olsa gerek bu da 1950 yıllarında doğduğunu gösterir ki 1960 larda okuma çağında olmuş ve de okutulmuştur. Görüleceği üzere vermiş olduğun kişisel örneğinde 1950 ler sonrasına ait bir örnek.Ve özellikle 60'lı, 70'li yıllarda köyümüzden okuyan bir çok kız çocuğu var. Bunların büyük bir çoğunluğu şu an öğretmen. Etrafımızdaki sunni köylerde ise okumuş ve üniversite bitirmiş kız çocuklarının sayısı belki parmakla gösterilir.Kendinde söylediğin üzere 1960 lar sonrasında toplulumuz da kadınlarımızın eğitimi gündeme geliyor.Ondan önceki dönemde ne yazık ki kadınlarımıza Sünni toplum da olduğu gibi okuma ve eğitim hakkını pek de tanımamışız. İbadetimize kadınlarımız almamız bazı konularda -evlilik ve boşanma, ev içinde belli bir yere kadar söz sahibi olma gibi- haklarının Sünni kesimden fazla olması dışında -köy ve geri kalmış bölgeler dahilinde- hiç de düşünüldüğü kadar kadına değer ve önem verildiğini sanmıyorum.Son 50 yıl içerisinde yapılan ki bunda da 1960 sonrası ülke içerisinde esen özgürlükçü düşüncenin etkisi, felsefik olarak açılımcı yapıda bulunmamızdan ötürü hatta yurtdışına çalışmaya giden insanlarımız ile kadına verilen değer, eğitime yönlendirilmeleri başlamıştır.Ancak son 50 yıla bakarak biz her zaman için çok çağdaş, kadına, eğitime önem veren bir toplumduk demek gerçeklerden kaçmak olur. Candacan 11.11.2005, 13:00 "İbadetimize kadınlarımız almamız bazı konularda -evlilik ve boşanma, ev içinde belli bir yere kadar söz sahibi olma gibi- haklarının Sünni kesimden fazla olması dışında -köy ve geri kalmış bölgeler dahilinde- hiç de düşünüldüğü kadar kadına değer ve önem verildiğini sanmıyorum" (polata'dan alıntı.) Yukarda sizin yazdığınız alıntı iki şeyin kesin ispatıdır. 1- Alevilik varoluşundan beri kadına çok önem vermiştir. 2- Günümüzde kadın hakları konusunda bazı eksiklikler vardır. Evet günümüzde kadın hakları ile ilgili bazı sorunlar vardır. Sadece kadın değil daha çözülmesi gereken birçok sorun vardır. Günümüzdeki bu sorunları dinler çözmez. Bu mücadele siyasi bir mücadeledir. Eskiyi değiştirip yenisini, çağdaşını, daha insancasını; her halde tutucu, muhafazakar sağ zihniyet getiremez. Bu değişim ancak ve ancak; ilerici, yenilikçi, devrimci sol mücadele ile sağlanır. Bu da alevilerin neden solcu olduklarının kanıtıdır. Elbette diğer tüm toplumlarda olduğu gibi; alevilerin de ezeni, sömüreni, sermaye sınıfının içinde yer alanı SAĞ' da yer alacaktır. Bunların sağcı olmalarından doğalı yoktur. Ama emeği, doğruluğu,haklılığı, insanların daha iyi yaşamalarını hedefleyen alevilerin solda, hem de en solda yer almasından daha doğalı yoktur. Sonuç olarak, emeği ile yaşayan aleviler asla ve asla sağcı olamazlar. Sağa da oy veremezler. polata 11.11.2005, 14:53 "İbadetimize kadınlarımız almamız bazı konularda -evlilik ve boşanma, ev içinde belli bir yere kadar söz sahibi olma gibi- haklarının Sünni kesimden fazla olması dışında -köy ve geri kalmış bölgeler dahilinde- hiç de düşünüldüğü kadar kadına değer ve önem verildiğini sanmıyorum" (polata'dan alıntı.) Yukarda sizin yazdığınız alıntı iki şeyin kesin ispatıdır. 1- Alevilik varoluşundan beri kadına çok önem vermiştir. 2- Günümüzde kadın hakları konusunda bazı eksiklikler vardır. Evet günümüzde kadın hakları ile ilgili bazı sorunlar vardır. Sadece kadın değil daha çözülmesi gereken birçok sorun vardır. Öncelikle alıntıyı eksik alıp değerlendirme yapıyorsunuz.Yazımda alıntı yaptığınız paragrafı bütün olarak alıp incelemiş olsaydınız bir nokta dikkatinizi çekerdi sanırım.Alıntı yapmanız gereken paragraf ;İbadetimize kadınlarımız almamız bazı konularda -evlilik ve boşanma, ev içinde belli bir yere kadar söz sahibi olma gibi- haklarının Sünni kesimden fazla olması dışında -köy ve geri kalmış bölgeler dahilinde- hiç de düşünüldüğü kadar kadına değer ve önem verildiğini sanmıyorum.Son 50 yıl içerisinde yapılan ki bunda da 1960 sonrası ülke içerisinde esen özgürlükçü düşüncenin etkisi, felsefik olarak açılımcı yapıda bulunmamızdan ötürü hatta yurtdışına çalışmaya giden insanlarımız ile kadına verilen değer, eğitime yönlendirilmeleri başlamıştır.Ancak son 50 yıla bakarak biz her zaman için çok çağdaş, kadına, eğitime önem veren bir toplumduk demek gerçeklerden kaçmak olur.Burda da görüleceği üzere "her zaman" kelimelerinin altı çizili.Son 50 yıllık bir dönem içine bakarak uzun zamana dayalı bir genelleme yapmak yanlıştır diye düşünüyorum.Değerlendirmenizi bu konu içinde yazılan son 3-4 yazıyı daha derinlemesine okuyup değerlendirdiğiniz de neden bu iki kelimenin altını çizdiğimi, neden Alevilik inanışının olgunlaştığı zamandan bu zamana kadar geçen süre için toplumumuzun kadın ve kadının eğitimi konusunda gerçek anlamda önem vermediği düşüncemi anlayacağınızı düşünüyorum. Günümüzdeki bu sorunları dinler çözmez. Bu mücadele siyasi bir mücadeledir. Eskiyi değiştirip yenisini, çağdaşını, daha insancasını; her halde tutucu, muhafazakar sağ zihniyet getiremez. Bu değişim ancak ve ancak; ilerici, yenilikçi, devrimci sol mücadele ile sağlanır. Bu da alevilerin neden solcu olduklarının kanıtıdır.Din kavramı toplumlar için önemli olmakla kalmayıp yaşam tarz ve felsefelerini oluşturan ve yön veren başlıca kavramdır.Günümüzde ülkemizdeki türban meselesinin altında yatan sadece siyasi bir düşünce değil aynı zaman da dinsel bir yaklaşımdırda. Toplumumuzun muhafazakar olup olmadığı konusunu ele alacak olursak, Alevi toplumu da tutucu ve muhafazakardır.Şayet öyle olmasa İslam''ın Arap ibadet ve şekilciliğini ilk başta kabul eder, kendi inanış biçimlerini ve ibadet şekillerini İslam ile örtüştürmeye çalışmazdı. Aksine Arap ibadet şekillerini benimser bunlara uyardı.Ancak tam aksine bir tutum sergilemiş, kendi öz ve geçmiş ibadetlerinden kopmamış, bunları İslam'ın içine dahil edip harmanlamış ve örtüştürmüştür. Bunu yaparkende dinlerin bir amaç değil bir araç olduğu olgusu ile hareket edip bütün dinlerin temel amacı olan ahlaklı, erdemli ve tanrıya inanan insan yaratma temelini kullanmıştır. Bir diğer açıdan geçmişte çok büyük bir oran, günümüzde de hala önemli bir oranda ki Aleviler dedeliğin soy'a dayalı olmasını savunmazlardı. Her düşünce, her toplum, her ulus belli bir oranda geçmişte büyük gerek geçmişte ister istemez muhafazakar bir yapıya sahiptir. Elbette diğer tüm toplumlarda olduğu gibi; alevilerin de ezeni, sömüreni, sermaye sınıfının içinde yer alanı SAĞ' da yer alacaktır. Bunların sağcı olmalarından doğalı yoktur. Ama emeği, doğruluğu,haklılığı, insanların daha iyi yaşamalarını hedefleyen alevilerin solda, hem de en solda yer almasından daha doğalı yoktur. Sonuç olarak, emeği ile yaşayan aleviler asla ve asla sağcı olamazlar. Sağa da oy veremezler Neden ülkemizde ki emeği ile yaşayan insanların büyük bir oranı bu dediklerine uymayıp sağ'a oy vermeyi sürüdürüyor. Üstelik son seçimlerde merkez sağ dan dinci sağ'a doğru bir yöneliş sergiliyor? Candacan 12.11.2005, 13:48 Amcım seni kırmak ya da üzmek değil,ama bazı şeyleri de belirtmeden geçemeyeceim. Yazınızdan hiç bir alıntı yapmayacağım. Yazılarınızı gerçekten takip ettim. Yazdıklarınızın büyük çoğunluğuna aynen imzamı atarım. Ama benim anlamadığım, anlamakta zorlandığım nokta, vardığınız sonuç. Hayret ediyorum, bu sonuçlara nasıl varıyorsun. Lütfen şu yazılarınızı tekrar değerlendirin. Yazılarınızla, vardığınız sonuçların ne kadar zıt olduğunu göreceksiniz. Evet; bütün dinlerin hedefi, tanrı inancıyla birlikte insanların doğru ahlaklı, iyi, dürüst olmalarını, mutlu olmalarını sağlamaktır. Ama hepsi; çıkış noktalarındaki yaşam kurallarının dışına çıkamamıştırlar. Durağan kalmıştırlar. Ama alevilik bunlardan farklıdır. Durağan degildir. Ta başlangıçta, seninde belirttiğin gibi, katı arap kurallarını aynen almayıp değiştirmişlerdir. Yaşadığı dönemin ve yörenin özelliklerini katmışlardır. Bu; tutucu ve muhafazakar olmadıklarını aksine değişimci niteliğini gösterir. Gelelim "sol" a. ben alevilerin neden solcu olmaları gerektiğini açıkladım. Haklısın günümüzde alevilerin önemli bir kısmı, büyük çoğunluğu sağa oy vermiştir. Böyle olması, alevilerin solcu olması gerceğini değiştirmez. Olsa olsa alevilerin; çeşitli etkilerle (bu apayrı bir tartışma konusudur) nasıl yanlış yönlendirildiğini ispatlar. EŞİTLİK PARTİSİ 12.11.2005, 18:54 EŞİTLİK PARTİSİNDEN Sevgili site ziyaretçileri... Dünyamızda bilerek yaratılan ve peşinden gelmemizi isteyerek,sömürülerine devam etmek için yalan üstüne yalan üreterek yazdıkları tarihe inanmamazı isteyenler,kendilerini yok edecek sistemleri,hemen tespit ederler,bu sistemler halka ulaşmadan tüm tedbirlerini,yine bizleri kullanarak engellemeye çalışırlar,kavram kargaşası yaratarak da,eh... yeni metod çıkarılıncaya kadar da baya zamanmda kazanırlar... Bir defa soculuk diye birşey yokturdur,DEVRİMCİLİK vardır,devrim düşmanları vardır,karşı devrimcilikte değil. Peki niye böyle olmuştur,biliyorsunuz bu tanımın kaynağı Fransada parlemonta oturuş biçimine dayandırılarak verilmek istenmiştir...devrim düşmanları burada iki amaç düşünümüş olabilirler, 1-)DEVRİMCİLİĞİN BARIŞÇIL YANI,düşman yaratan sistem gibi algılanması,sürekli DEVRİM kelimesi telafuz edildiğinde insanı dinamikleştiren,değiştirmeyi insan beynine bir şifre gibi sokan biçimi sinsice ortadan kaldırmak için bu ince hesaplar yapılmıştır. 2-) Devrimcilerin verdiği insanlık mücadelesinin DEVRİM ismi geçmişinden koparılarak,güya basit,bir parlamento biçimiyle ad alacak kadar küçük gösterilmek istenmiştir,son zamanlar da Devrim düşmanı İranın DEVRİM sözcüğünü kirletme adına kullanması gibi... Ayrıca DEVRİMCİLİĞE solculuk diyerek,biz Devrimcilerce sağ sapma diye adlandırdığımız,ortanın solu,sosyaldemokratlık,demokratik solculuk uydurma ve halkı uyutma taktiklerinin başlangıcına da zemin hazırlanmıştır,buda başka bir taktik. Canım kelimelerin ne önemi var,ha solculuk,ha DEVRİMCİLİK gibi bir yaklaşımla konuyu kabul etmeye kalkarsak,ülkemizde sinsice yok etme adına''sahiplenilen'' ve Türklükle,Müslümanlıkla asla alakası olmayan,devşirme ve rum kökenli Türkeşin Türklük anlayışını,yine aynı nitelikteki Erbakanın Müslümanlık anlayışını da kabul etmiş oluruz,tabi bunların türevlerinide... Canım nerden çıktı bu,sen bu kadar kitap yazan,çeviren ''AKADEMİK'' ünvanlı insanlardan daha iyimi biliyorsun,evet onlar devrimci olmadıkları için onlardan daha iyi biliyorum.Yine TÜRKÇE çevrilerin arkasında yukarıdaki anlayışların olduğunu söylersem,bunu rahmetli UĞUR MUMCU açıkladı,araştırın dersem herhalde şaşırmazsınız... Gelelim DEVRİMCİLİĞİN TEMEL İLKESİNE... Bir insanın DEVRİMCİ olup olmadığının temel,net,değişmez ölçütü, ÜRETİMDEKİ YERİ,DÜZENLE İLİŞKİLERİ BELİRLER,bu temiz ŞABLONU ortaya koyduğunuzda,kim devrimci,kim değil kolayca bulabilirsiniz... Efendim nice sömürülen insan varki MHP'ye,AKP'ye,geçmişte AP'ye,MSP'ye ve bunların çizgisindeki partilere oy vererek İKTİDARLARA taşıdı...E..bunuda,ortanın solunu icat eden '' MİİLİ ŞEF '' ( o ne demekse )İNÖNÜYE,Demokratik solu icat eden '' HALKÇI '' Ecevite,her çeçim yaklaşınca '' HALKÇILIĞI '' aklına gelen,yarısı inönü,yarısı ecevit,sosyal demokrat Baykala sorun... Tabi kimse dile getirmiyor,rahmetli DENİZ GEZMİŞ'in 1971 başında kendi el yazısıyla yazdığı,1973 petrol bunalımı öngörüsü,Gaziantepte,rahmetli MAHİR ÇAYANLA birlikte önerip o köylülerce bu gün ormanlaşan kurak arazinin nasıl ormanlaştığını,zap suyu köprüsünü ve nihayet mevcut kanunlarımız çerçevesinde dünyaya örnek olacak,her görüşteki Fatsa halkını arkasına alarak Belediyecilik çalışması yapan Fatsa Belediye başkanını,Ecevitin ''terörü'' bahane ederek koyduğu 1 MAYIS sokağa çıkma yasağını o yaşına rağmen yüreklice delen Behice BORAN'ı...efendim yıl dönümlerinde anıyoruz ya...bırakın ALLAH aşkına,DEVRİM kelimesinden ne kadar korktuğunuzu ben çok iyi biliyorum,bari beni kandırmaya çalışmayın... Gelelim ALEVİ bağlamına,DÜZENLE İLİŞKİLER demiştik,bunu sosyal katmanı ne olursa olsun bu gün ve dün en anlamlı şekilde ALEVİLER ispatlamıştır,tarihi seçim kayıtları bunun delilidir,tabi ( haşa) kullanmaya kalktıkları halde,oy vermelerinden bile rahatsızlık duyan ve en son seçimlerde,verilen oy oranına tezat teşkil edecek sayıda aday belirleyerek bunu ispatlayan CHP,parti içindeki etkin ALEVİ önderleri çeşitli bahanelerle dışlamış, kendilerine ''karşı'' gelme olanağı olmayan ALEVİLERİ lütfen aday göstermiştir,buna rağmen İNSANLARIMIZIN niye bu partiye oy verdiklerinide çok iyi biliyorum,birde SHP icat edilerek,rehberi karga olanın burnu ......kurtulmaz misali,Kürt vatandaşlarımız da Karayılana,pardon KARAYALÇINA teslim etmeyi de ihmal etmeden işlem tamamlanmıştır... TÜRKİYE gerçeğine göre camilerde ''eğitilen'' DEVRİMCİ oylar AKP'ye kanalize edilince bu sonuç elde edilmiştir...biz daha kelimeleri ''düzeltmekle'' uğraşalım diyor,her zaman olduğu gibi taktiri size bırakır saygılar sunalım. Bektaş ÇELEBİ kızılırmak77 12.11.2005, 20:41 Alevilik başlı başına sosyalizmdir. izmirksk 12.11.2005, 22:07 ve sosyalizmde başlı başına ırkçılığa karşıdır Ceyhun 12.11.2005, 22:10 ve sosyalizmde başlı başına ırkçılığa karşıdır +578 Yerinde bir açıklama olmuş Izmirksk. Kutlarım :) zerdekes 13.11.2005, 14:28 bir insan ben aleviyim ama solcu dilim diyorsa burda buyuk bir celiski vardır... ya bu kisi aleviligin ne oldugunu bilmiyordur yada alevililigi kotu amaclarına alet etmek istiyordur onu kendince kullanmaya calısıyordur...bunun farkında olmamız sarttır... neden hala anlamıyorsunuz alevilik bir felsefedir bu felsefe solcu felsefenin ta kendisidir... birileri cıkıyor aleviligin tanımını yapmaya calısıyor kisi din kimisi ırk kimisi kurt kimisi turk diyor.... sayın ! basbakanımız inanc dildir diyor....baska biri cıkıyor baska bi sey diyor...bu usakların oyununa gelmeyelim... bu gun cogu alevinin ateistten farkı yoktur biz burda bunu tartısmalıyız... BİR OLALIM CANLAR .... YOZCAY 13.11.2005, 16:11 Sol Dünya görüşü nedir? derseniz size yüzlerce kitap,onlarca internet adresi ve milyonlarca kelime yazabilirim. Bu konu pek tabiki bu forum sayfalarında tartışılabilir ancak bu dev literatürün anlaşılması ve bilimsel sosyalizmin kavranması hemen mümkün olmayacaktır. Aleviliğin ne kadar sol olduğu yada solculuğun turnusolunun neler olduğu ise parça parça yazılmış durumda. POLATA rumuzlu lafazan şahsın sakin,sessiz ve soğukkanlı bir şekilde yazdığı yazıların ne Aleviliğin gerçeklerine ne solun nede devrimciliğin gerçeklerine ilişkin olmadığı apaçık ortadadır.Aleviliğin ne olduğunu solun ne olduğunu devrimcinin neye dendiğini halk görüp algılayıp yanıtlıyor.O yüzden laf salatasına gerek yok.Burada Alevi yada değil birisi çıkıp ben solcuyum derse solcudur, değilim derse değildir.aleviyim ve devrimciyim derse bu da kabulü mümkündür ama ALEVİLİK DEVRİMCİ OLAMAZ demek hatadır hemde bilinçli hatadır affedilmez.Ahkam kesmeyelim gerçeği konuşalım.Sürüp giden toplumsal mücadelemizde Alevilerin katkısınımı tartışıyoruz, ki bence yadsınamaz ama devrimcilik kendisini asla bir dinsel akıma teslim etmiş değildir.Kimseye diyet borcu yoktur.Devrimciler bu halkın çocuklarıdırlar ve çok normaldirki bu toplumda var olan inançlara,eğilimlere,törelere,adetlere sahiptirler.Kimseden soyunup devrimci olması istenmemiştir.Devrimci olmanın şartı inançsızlık değildir.Tam tersine toplumların farklarının korunarak birlikteliğini öngörülmüştür.Tek tipliliğe karşı yapılan eylemliliklerin hepsinde devrimcilerin imzası vardır.Devrimcilik halkı için yaşama sanatıdır,mesleğidir.Aleviler yada Dünyanın herhangi bir yerinde yaşamakta olan insanlar için gözyaşı akıtabilen ve haklı davaları için ölebilendir devrimcilik.Bu bağı çözmeye çalışan POLATA şahsiyeti ise bu çığın altında ezilmeden çekilse iyi olur. Saygılarımla Ezo 13.11.2005, 17:00 Insanlara kisel yada düsunceleri hosunuza gitmedigi için suçlamayin sayin polata lafazan yada buna benzer sözlerde bulunmayin kisisel saldirilarda bulunmayin siz kendi düsünclerinizi yazin ama saygi çercevesinde bunu denyin lütfen. saygilar polata 14.11.2005, 10:32 Sol Dünya görüşü nedir? derseniz size yüzlerce kitap,onlarca internet adresi ve milyonlarca kelime yazabilirim. Bu konu pek tabiki bu forum sayfalarında tartışılabilir ancak bu dev literatürün anlaşılması ve bilimsel sosyalizmin kavranması hemen mümkün olmayacaktır. Aleviliğin ne kadar sol olduğu yada solculuğun turnusolunun neler olduğu ise parça parça yazılmış durumda. POLATA rumuzlu lafazan şahsın sakin,sessiz ve soğukkanlı bir şekilde yazdığı yazıların ne Aleviliğin gerçeklerine ne solun nede devrimciliğin gerçeklerine ilişkin olmadığı apaçık ortadadır.Aleviliğin ne olduğunu solun ne olduğunu devrimcinin neye dendiğini halk görüp algılayıp yanıtlıyor.O yüzden laf salatasına gerek yok.Burada Alevi yada değil birisi çıkıp ben solcuyum derse solcudur, değilim derse değildir.aleviyim ve devrimciyim derse bu da kabulü mümkündür ama ALEVİLİK DEVRİMCİ OLAMAZ demek hatadır hemde bilinçli hatadır affedilmez.Ahkam kesmeyelim gerçeği konuşalım.Sürüp giden toplumsal mücadelemizde Alevilerin katkısınımı tartışıyoruz, ki bence yadsınamaz ama devrimcilik kendisini asla bir dinsel akıma teslim |