Orijinalini görmek için tıklayınız : Ali'nin Tanrı Olduğu Düşüncesi


Sayfa : [1] 2

selin
04.07.2006, 18:45
ALİ’NİN TANRI OLDUĞU DÜŞÜNCESİ



Ali,değişik inançlarda farklı ama net bir rol edinmiş bir kişilik olarak karşımıza çıkar. Sünniler onu dördüncü halife,peygamberin damadı olarak görür. Bermeki Budistler Ali’yi kutsarlar.[1]Kırım’da kiliselerde Ali’nin peygamber olduğu yazılıdır. Dante İlahi Komedya’da Muhammet’le beraber Ali’yi müminleri böldüğü için en aşağı cehennem katına atmıştır.

Ancak Alevilerde Ali’nin rolü netlik kazanmamıştır. Genel olarak Allah-Muhammet-Ali üçlemesinin üçüncü unsuruysa da bilinç altında tanrının kendisisidir. Ali imam,halife, velayet sultanı,şah olduğu kadar nebi/peygamber ve Allah’tır da. Zaman zaman açıkça dile getirilse de genelde sır-“Ali Sırrı” olarak açık biçimde ifade edilmeyen bu olgu efsanelerde ve şiirde net olarak verilmiştir.

İrene MELLİKOF,Ali’nin tanrı olarak özdeşleşmesini Türklerin Gök tanrısının İslamiyete sonra Müslümanlaşarak Ali’de bedenleşmesi olarak yorumlamaktadır.[3] Yine İrene MELLİKOF aynı kitabının değişik sayfalarında İran’da Ehl-i Hakların ve Cehletenlerin Ali’yi tanrının bedenleşmesi olarak gördüklerini yazmaktadır.

Ali’nin tanrısallığı mitolojik bir boyut kazanmıştır. Muhammed’in miraç sırasında tanrıdan aldığı pirincin kırklar ceminde Ali’nin verdiği yüzükte çıması,yine miraç’ta duyduğu tanrı sesinin Ali’nin sesine benzemesi,çölde susuz kalan Nasır-ı Tusi’nin Ali’nin tanrı olduğunu kavraması gibi bir çok efsane gizliden ya da açıktan Ali’nin tanrılığına işaret eder.

Anadolu Alevilerinde ve Arap Alevilerinde ali’nin tanrılığı bir sırdır. Ancak bugüçlü bir kalp gözüyle görülebilir. Özellikle Nusayri’ler bunu daha sistematikleştirmişlerdir. Muhammet ,Ali’nin tanrılığı önünde bir perde;Selman ise onun tanrılığına açılan bir kapıdır. Ali sırrı olarak a dlandırılan bu olgu Alevi şiirinde sıkça dillendirilir.


Şah-ı Merdan coşa geldi sırrın aşikar eyledi
Yağmuru yağdıran benim diye Ömere söyledi

Ol demde şimşek balkıyıp yeddi sema gürledi

Hem sakidir, hem bâkidir nur-i rahmanım Ali

Derviş Ali

Ali,Allah’ın kendisi olduğuna göre her şeyi de yaratandır. Verendir. “Kün” deyince yaratır her şeyi. Kuran’a göre tanrı sadece yaratmak isteğinde ol der,ve olur. Ali,kün deyip varlığı yarattığı gibi rızkı da verir. Birkaç örnek verelim:



Kün deyince var eyledi on sekiz bin âlemi

Hem yazardır, hem bozardır levh-i mahfuz kalemi

Külli dertlerin dermanı yaraların mehlemi

Hem Sakîdir hem bakîdir nuru Rahman’ım Ali (Derviş Ali)



Yaratmıştır on sekiz bin *âlemi

Rızıkları veren Ali değimi (Pir Sultan)



Yeri göğü arşı kürsü yaratan

Men Ali’den başka Tanrı görmedim

Yaradıp kulunun kısmetin veren

Men Ali’den başka Tanrı görmedim (Derviş Ali)



Kısmet verip âlemleri yaratan

Ben Ali’den gayrı bir er görmedim (Kul Himmet)



Ali,tanrını en önemli ismi olan “Hu”adını da taşımaktadır. Aslında “hu” tanrının gizli ismidir ve her şeyin kapısını açacak anahtardır.



Hakkın evvel ismi hudur

Tevekkeltü Ali Allah hü (Noksani)



Gördüm bir can semah döner

Hû der Ali Ali diye (Zeynel Baba)



Bin bir ismi vardır bir ismi Allah

Eğer inanmazsan hem vallah billah

Adem’i görmüşem elhamdilullah

Men Ali’den gayrı Tanrı görmedim (Derviş Ali)



Bin bir ismi vardır, bir ismin Hû’dur

Kâmillerin ezber dediği budur

Münkire şektir, ismi de Lâ’dır

Ta evvelden Elya deyenlerdeniz (Sadık Ağa)



Biz zerre şems û mahımız Ali Ali Ali Ali

Müminleriz penahımız Ali Ali Ali Ali

Biz bendeyiz ol şahımız Ali Ali Ali Ali

Halk eyleyenAllah’ımız Ali Ali Ali Ali

Ali Ali Ali Ali Ali Ali Ali Ali (Virani)



Tabi ki örnekler daha da çoğaltılabilinir. Alevi edebiyatında ve mitolojisinde Ali’nin tanrılığını ve tanrısal özelliklerini(yaratıcılık,rızk verme,bağışlama,yardım etme..)işeyen sayısız şiir ve efsaneye rastlamak mümkündür. Ancak bunların hepsini buraya alamayız. Fakat bu örnekler bile bize Alevilerin Ali’ye bakış açısı konusunda önemli ip uçları vermektedir.

Alisiz bir Alevilik yaratmak yerine Ali etrafında gelişen bu inanışın kökenlerini araştırmak aleviler için daha yararlı olacaktır düşüncesindeyim. Ali bu toplumun benliğinde neden bu kadar derinden yer etmiştir. Yüz yıllardır uğruna ölünen,işkence ve baskılara maruz kalınan,iyiliği veren,kötülüklerde yardım eden/istenen Ali’nin etrafında gelişen bu inanacın kaynağı nedir? Bu üzerinde durulması gereken en önemli konudur.



İnan TANRIVERDİ

Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretmeni

sertur
04.07.2006, 18:49
kesinlikle katılmıyorum fani bir insan tanrı olabilirmi?

Zahir
04.07.2006, 18:49
Evet Güzel Bir Mitoloji....

yararli1
04.07.2006, 18:55
Arkadaşlar abartmayalım lütfen

selin
04.07.2006, 18:58
kesinlikle katılmıyorum fani bir insan tanrı olabilirmi?

Arkadaşlar abartmayalım lütfen

değerlendirmelerini doğru yapmak lazım, Hz. Ali'nin

sertur
04.07.2006, 18:59
Peygamberimizin Ali Ashabı içinde sabikler ve mukarrebunlardan okuma yazma bilenler de vardır, bilmeyenler de vardır. Ayrıca bunlar için Rabbımız Muttakiler-Takvel kulup olanlar ve Haşiinler buyurmaktadır. Allah, muttaki müminlerin Evliya-Veliler- olduğunu bildirmektedir. Ali Ashabı Peygamberin çoğunun ümmilerden olduğu da tarihi bir gerçektir. Ashabın %90 ından fazlası ümmidir, bu bir gerçektir.

Okuma yolu ile öğrenilmesi mümkün olan şeriata ait fıkıh- İslam hukuku ile ilgili bilimleri bilenler, Ulemaibillah; Allah’ı hakikati- iman gerçeklerini bilen alimler değildirler. Okuma yazma ve şeriat-fıkıh bilgilerini gayri Müslimler hatta ateistler de öğrenebilir. Ve bunlar içinde şeriat ilimlerini bizim şeriat bilginlerimizden daha ileri derecede bilenler vardır. Arapça grameri (Sarf Nahıv) Arapça dilbilgisi ilim değildir. O bir dil-lisan bilgisidir. Arapçayı müşrikler de bilirdi. Anna Marie Schimmel göğsünde haçı asılı Dinler Tarihi profesörüdür. İslam hukukunu, fıkıh ilmini, bizim ilahiyatçı akademisyenlerimizin çoğuna o öğretmiştir.Yani onların çoğunun HOCASIDIR Ama haçı göğsünde bir hristiyandır. Anna Marie Schimmel Arapça, Farsça, Türkçe de dahil 11 lisanı edebiyatı ile bilir.

Bu gerçekleri açıkladıktan sonra sözümüz şudur:

Bilginler, “Allah’tan Haşyet eder” ayeti zahiri bilgileri şeriat-fıkıh-İslam Hukuku bilgilerini bilen Şeriat alimlerini içine almaz. Çünkü şeriat-fıkıh ilimlerini bilmekle ulema- bilginler olunsaydı gayri Müslimlerden ve Ateistlerden İslam şeriat ilmini detaylı olarak bilen bilginler de ulema olur ve Allah’tan haşyet duyardı. Allah’tan haşyet duyan ulema olurlardı. Gerçek ulema Batıni-manevi bilgileri bilen arif velilerdir. Bu ilim, insanın kendini yani insanın hakikatini bilmesidir, ledünnidir. Ruhcanibinden, Allah’tan, ruha gelen bir manevi ilimdir.

“ Men arafe nefse hu,

Kad arafe rebbehu’’

(Kendini bilen rabbini bilir) Rabbi bilmenin yolu insanın gerçeğini bilmektir. Çünkü Allah’ın en büyük eseri insandır. Kendini ve rabbini kemaliyle bilmeyen alim değildir. Yani hakikat ilmine ermeyenler Şeriat ilmini bilmekle Alim olamazlar.



Not: İmanın bir Allah vergisi, hidayeti olduğuna dair sure-i Yunustaki şu iki ayeti celileyi sizlere sunuyorum.

Ta ki tam kanaat getiresiniz diye:

‘’ Rabbın dileseydi insanların hepsi, topluca iman ederdi.

Böyle iken, inanmaları için zorlayacakmısın?’’Yunus Suresi Ayet -99

‘’ Allahın izni olmadan, hiçbir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Akıl etmeyenlere (anlamayanlara) Allah, kir- pislik verir.’’ Yunus Suresi Ayet-100



Bakınız: Hasan Basri Çantay, Hamidullah, Süleyman Ateş ve bütün mealler.



Aklın bütün lügatlardaki Türkçe karşılığı: Anlamak, anlayıştır. Yani anlamak yeteneğidir. Âkilin Türkçe karşılığı, anlayan-anlayışlı demektir.

Kur’an‘da çok yerde geçen, ‘’Yâkilun’’(Anlayanlar) , ‘’Layâkilun’’(Anlamayanlar, anlayışsızlar) anlamınadır. Bir kimseye akılsız demek, Kur’an’a göre, bu kişi delidir anlamına değildir; Anlayışsız anlamınadır, hani aklı kıt deriz ya. Delinin Kur’an’da ki adı, ‘Mecnundur’’. Kur’an, deliler için, ‘’Mecnun’’ kelimesini kullanır. Kur’an’da Allah: deliler için mecnun kelimesini kullanır. Arapça’da ‘Mecnun’ deli anlamınadır.








TÜM İNSANLIĞA SELAM…
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
ALİ’NİN TANRI OLDUĞU DÜŞÜNCESİ



Ali,değişik inançlarda farklı ama net bir rol edinmiş bir kişilik olarak karşımıza çıkar. Sünniler onu dördüncü halife,peygamberin damadı olarak görür. Bermeki Budistler Ali’yi kutsarlar.[1]Kırım’da kiliselerde Ali’nin peygamber olduğu yazılıdır. Dante İlahi Komedya’da Muhammet’le beraber Ali’yi müminleri böldüğü için en aşağı cehennem katına atmıştır.

Ancak Alevilerde Ali’nin rolü netlik kazanmamıştır. Genel olarak Allah-Muhammet-Ali üçlemesinin üçüncü unsuruysa da bilinç altında tanrının kendisisidir. Ali imam,halife, velayet sultanı,şah olduğu kadar nebi/peygamber ve Allah’tır da. Zaman zaman açıkça dile getirilse de genelde sır-“Ali Sırrı” olarak açık biçimde ifade edilmeyen bu olgu efsanelerde ve şiirde net olarak verilmiştir.

İrene MELLİKOF,Ali’nin tanrı olarak özdeşleşmesini Türklerin Gök tanrısının İslamiyete sonra Müslümanlaşarak Ali’de bedenleşmesi olarak yorumlamaktadır.[3] Yine İrene MELLİKOF aynı kitabının değişik sayfalarında İran’da Ehl-i Hakların ve Cehletenlerin Ali’yi tanrının bedenleşmesi olarak gördüklerini yazmaktadır.

Ali’nin tanrısallığı mitolojik bir boyut kazanmıştır. Muhammed’in miraç sırasında tanrıdan aldığı pirincin kırklar ceminde Ali’nin verdiği yüzükte çıması,yine miraç’ta duyduğu tanrı sesinin Ali’nin sesine benzemesi,çölde susuz kalan Nasır-ı Tusi’nin Ali’nin tanrı olduğunu kavraması gibi bir çok efsane gizliden ya da açıktan Ali’nin tanrılığına işaret eder.

Anadolu Alevilerinde ve Arap Alevilerinde ali’nin tanrılığı bir sırdır. Ancak bugüçlü bir kalp gözüyle görülebilir. Özellikle Nusayri’ler bunu daha sistematikleştirmişlerdir. Muhammet ,Ali’nin tanrılığı önünde bir perde;Selman ise onun tanrılığına açılan bir kapıdır. Ali sırrı olarak a dlandırılan bu olgu Alevi şiirinde sıkça dillendirilir.


Şah-ı Merdan coşa geldi sırrın aşikar eyledi
Yağmuru yağdıran benim diye Ömere söyledi

Ol demde şimşek balkıyıp yeddi sema gürledi

Hem sakidir, hem bâkidir nur-i rahmanım Ali

Derviş Ali

Ali,Allah’ın kendisi olduğuna göre her şeyi de yaratandır. Verendir. “Kün” deyince yaratır her şeyi. Kuran’a göre tanrı sadece yaratmak isteğinde ol der,ve olur. Ali,kün deyip varlığı yarattığı gibi rızkı da verir. Birkaç örnek verelim:



Kün deyince var eyledi on sekiz bin âlemi

Hem yazardır, hem bozardır levh-i mahfuz kalemi

Külli dertlerin dermanı yaraların mehlemi

Hem Sakîdir hem bakîdir nuru Rahman’ım Ali (Derviş Ali)



Yaratmıştır on sekiz bin *âlemi

Rızıkları veren Ali değimi (Pir Sultan)



Yeri göğü arşı kürsü yaratan

Men Ali’den başka Tanrı görmedim

Yaradıp kulunun kısmetin veren

Men Ali’den başka Tanrı görmedim (Derviş Ali)



Kısmet verip âlemleri yaratan

Ben Ali’den gayrı bir er görmedim (Kul Himmet)



Ali,tanrını en önemli ismi olan “Hu”adını da taşımaktadır. Aslında “hu” tanrının gizli ismidir ve her şeyin kapısını açacak anahtardır.



Hakkın evvel ismi hudur

Tevekkeltü Ali Allah hü (Noksani)



Gördüm bir can semah döner

Hû der Ali Ali diye (Zeynel Baba)



Bin bir ismi vardır bir ismi Allah

Eğer inanmazsan hem vallah billah

Adem’i görmüşem elhamdilullah

Men Ali’den gayrı Tanrı görmedim (Derviş Ali)



Bin bir ismi vardır, bir ismin Hû’dur

Kâmillerin ezber dediği budur

Münkire şektir, ismi de Lâ’dır

Ta evvelden Elya deyenlerdeniz (Sadık Ağa)



Biz zerre şems û mahımız Ali Ali Ali Ali

Müminleriz penahımız Ali Ali Ali Ali

Biz bendeyiz ol şahımız Ali Ali Ali Ali

Halk eyleyenAllah’ımız Ali Ali Ali Ali

Ali Ali Ali Ali Ali Ali Ali Ali (Virani)



Tabi ki örnekler daha da çoğaltılabilinir. Alevi edebiyatında ve mitolojisinde Ali’nin tanrılığını ve tanrısal özelliklerini(yaratıcılık,rızk verme,bağışlama,yardım etme..)işeyen sayısız şiir ve efsaneye rastlamak mümkündür. Ancak bunların hepsini buraya alamayız. Fakat bu örnekler bile bize Alevilerin Ali’ye bakış açısı konusunda önemli ip uçları vermektedir.

Alisiz bir Alevilik yaratmak yerine Ali etrafında gelişen bu inanışın kökenlerini araştırmak aleviler için daha yararlı olacaktır düşüncesindeyim. Ali bu toplumun benliğinde neden bu kadar derinden yer etmiştir. Yüz yıllardır uğruna ölünen,işkence ve baskılara maruz kalınan,iyiliği veren,kötülüklerde yardım eden/istenen Ali’nin etrafında gelişen bu inanacın kaynağı nedir? Bu üzerinde durulması gereken en önemli konudur.



İnan TANRIVERDİ

Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretmeni



bu paylaşımdaki amacını öğrenmek isteyebilirmiyim yeni bir din oluşumu falanmı ? saygılarımla

selin
04.07.2006, 19:05
Ne Alakası var sadece Hak Aşıklarının anlatımını akdardım o kadar. Bu onların yaptığı Hz. Ali'ye Olan Bakışları benim katıldığım taraflarıda var

Azrail
04.07.2006, 19:11
son paragraf hariç yazıya KESİNLİKLE katılmıyorum,

alevilikte
Allah = yaradan , ilah
Muhammed= peygamber,
Ali = şah, imam 'dır

evet şiirlerde Hz.Ali yüceltilir, Fakat bunun bircok sebebi vardır;
bu şirlerde Ali'nin yüceltilmesi, Ali'nin diger insanlara ve insalıga karsı büyük bir yol gösterici oldugunu benimsetmek ,ve
O'na ve soyuna karşı yapılan haksızlıgı şiirsel sekilde dile getirmektir,

aksi taktirde Hz.ALİ alevilikte Allah degildir, buna katılmıyorum yanlış bir tespit

öncü nesil
04.07.2006, 19:19
Acaba Hz.Ali (r.a.) böyle saçma bir iddia konusunda ne yapardı?
Bunu gerçekten çok merak ediyorum.Saygı ve sevgilerimle....

sertur
04.07.2006, 19:20
zaten sünni kesimin bin bir karalmasıyla uğraşırken birde bunu mu izah edecez
bak aleviler hz aliye Allah diyor (haşa) diyecekler biz demiştik diyecekler bu gibi konular mecazi bile olsa övgü bile olsa tamamen zihin bulandırıcı ve yersiz zannımca saygılar....

öncü nesil
04.07.2006, 19:22
zaten sünni kesimin bin bir karalmasıyla uğraşırken birde bunu mu izah edecez
bak aleviler hz aliye Allah diyor (haşa) diyecekler biz demiştik diyecekler bu gibi konular mecazi bile olsa övgü bile olsa tamamen zihin bulandırıcı ve yersiz zannımca saygılar....
Lütfen biraz düzgün konuşunuz.Ne karalamasından bahsediyordunuz siz?
Ciddi olalım lütfen....

Azrail
04.07.2006, 19:24
Lütfen biraz düzgün konuşunuz.Ne karalamasından bahsediyordunuz siz?
Ciddi olalım lütfen....mum söndü desem ne dersin?

karalama degilde ne söylermisin?,

öncü nesil
04.07.2006, 19:26
mum söndü desem ne dersin?
O zaman size şunu tavsiye ederim.
Bakınız mumu söndü karalamasında ne yazmışım.Forumda yani.
Çok yanlış düşünüyorsunuz doğrusu....

sertur
04.07.2006, 19:26
Lütfen biraz düzgün konuşunuz.Ne karalamasından bahsediyordunuz siz?
Ciddi olalım lütfen....

bazı kendini bilmez insanların mum söndü cemevi karlaması gibi tabi genelleme yapmak istemedim bizi bilen bilir zaten bilmeyenlerde çamur atar
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
O zaman size şunu tavsiye ederim.
Bakınız mumu söndü karalamasında ne yazmışım.Forumda yani.
Çok yanlış düşünüyorsunuz doğrusu....

yanlış düşünen biziz yani :sook

canugur
04.07.2006, 19:28
Topik sulanmak üzere arkadaslar, dikkatli olalim...
Tanrilarla yeteri kadar basimiz agrirken, e.von Daniken´i okumanizi öneririm.

öncü nesil
04.07.2006, 19:31
bazı kendini bilmez insanların mum söndü cemevi karlaması gibi tabi genelleme yapmak istemedim bizi bilen bilir zaten bilmeyenlerde çamur atar
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)


yanlış düşünen biziz yani :sook
Sayın sertur arkadaşım.Forumun mum söndü karalaması isimli topiğinde
benim ne yazdığımı okursanız beni o zaman anlayacaksınız.Ben bir sünni olarak herkesi nasıl aynı kefeye koymuyorsam sizdende aynısını beklerim.
Saygı ve sevgilerimle....

Azrail
04.07.2006, 19:32
O zaman size şunu tavsiye ederim.
Bakınız mumu söndü karalamasında ne yazmışım.Forumda yani.
Çok yanlış düşünüyorsunuz doğrusu....can ben sen söylüyorsun demedim, ama gercek bu hakkımızda böyle bir iftira atıldı ve atanlarda ne yazık ki aynı topraklar üzerinde yasadıgımız insanlar ( benim nazarımda hepsi hayvan )

su topikte sünnilerle ilgili ne yazmısım bir oku lütfen ,
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=9234&page=4&highlight=s%FCnnilerden+nefret+etmek
ve yanlış birsey yazdıysam senden özürdileyecegim

öncü nesil
04.07.2006, 19:40
can ben sen söylüyorsun demedim, ama gercek bu hakkımızda böyle bir iftira atıldı ve atanlarda ne yazık ki aynı topraklar üzerinde yasadıgımız insanlar ( benim nazarımda hepsi hayvan )

su topikte sünnilerle ilgili ne yazmısım bir oku lütfen ,
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=9234&page=4&highlight=s%FCnnilerden+nefret+etmek
ve yanlış birsey yazdıysam senden özürdileyecegim
Yazınızı okudum sayın Olgun.Gerçektende içinizden gelerek yazmışsınız.
Çok tşk ediyorum.Aslında en büyük sorunda karşılıklı diyalogdur.Bakınız birbirimizi anlayabildik.(Geçde olsa:komik)Benim demek istediğim HZ. ALİ (r.a.) böyle bir olay karşısında yani haşa ilahlık karşısındaki tepkisinin ne olacağıdır?Ki bizimde görüşümüzü uygunsa tabbiki söyleme hakkımız vardır galiba.Ama konu sünni ve aleviliğe geldi.Saygı ve sevgilerimle....

kavaklı
04.07.2006, 19:41
okudum yazılanları.hz muhammet demişlerdirki hz ali'ye seni ana karnında görmeseydim sana allah diye tapardım.

sertur
04.07.2006, 19:41
Sayın sertur arkadaşım.Forumun mum söndü karalaması isimli topiğinde
benim ne yazdığımı okursanız beni o zaman anlayacaksınız.Ben bir sünni olarak herkesi nasıl aynı kefeye koymuyorsam sizdende aynısını beklerim.
Saygı ve sevgilerimle....


söylediğini iddia etmedim zaten konuyla bağlantı kurarsan nerelere varabileceğini görürsün dün mum söndü diyenler bugün aleviler aliye Allah diyorlar demezlermi aynı zihniyettir üstüne alınma saygı bizden

öncü nesil
04.07.2006, 19:47
söylediğini iddia etmedim zaten konuyla bağlantı kurarsan nerelere varabileceğini görürsün dün mum söndü diyenler bugün aleviler aliye Allah diyorlar demezlermi aynı zihniyettir üstüne alınma saygı bizden
Sizi anlıyorum sayın sertur.Hak eden hak ettiğini bulacakdır.Ben şunu söyleyeyim.İslam inancına göre bu bir iftiradır ve büyük bir günahdır.Bu tip sünniler gerçekden İSLAM'I bilmedikleri için böyle söylüyorlar.Bilselerdi zaten böyle konuşmazlardı.Ve buna dayanarak alevi sünni gerginliği olmayacakdı.
Saygı ve sevgilerimle....

levilee
04.07.2006, 19:51
aleviyim ama şimdiye kadar nasıl bir görüşe sahip olursa olsun bir alevinin alinin allah olduğunu iddia ettiğine buna inandığına şahit olmadım.
Bu şiirleri inkar etmekde mümkün olmadıgına göre sanırım,ozanların diğer şiirleriyle beraber değerlendirilirse ne anlamda yazdıkları daha iyi anlaşılır...

Azrail
04.07.2006, 19:56
Yazınızı okudum sayın Olgun.Gerçektende içinizden gelerek yazmışsınız.
Çok tşk ediyorum.Aslında en büyük sorunda karşılıklı diyalogdur.Bakınız birbirimizi anlayabildik.(Geçde olsa:komik)Benim demek istediğim HZ. ALİ (r.a.) böyle bir olay karşısında yani haşa ilahlık karşısındaki tepkisinin ne olacağıdır?Ki bizimde görüşümüzü uygunsa tabbiki söyleme hakkımız vardır galiba.Ama konu sünni ve aleviliğe geldi.Saygı ve sevgilerimle....ben tesekkür ederim, buradan asla sünnilere karsı bir kin kusma vs gibi söylemlerde bulunmuyoruz, ama mum söndü gibi iftira atanlara gereken tepkiyi veriyoruz, buda gayet dogal,

konu baslıgına gelince evet hakikaten Hz.ALİ şiirlerimizce yüceltilir fakat sebebi O'nun nazarımızda İlah olmasından degil,
ona karsı gösterilen haksızlıga,soyuna karsı yapılan zulme karsı bir sitem,
ve Ali'nin insanlıga karsı bir örnek olmasını saglamak içindir,

Bu yazar Ali'nin sırrından bahsetmiş, buyurun okuyun Ali'nin sırrını ögrenelim

Ali'nin sırrına ereyim dersen,
Mürşidi kamil'e varın erenler,
Gönül kabesine gireyim dersen,
ol bahrı ummana dalın erenler,

esrarı bu yolun kenter kuludur,
yükü ilim irfan gevher doludur,
ALİ YOLU İNSANLIGIN YOLUDUR,
gönülden gönüle girin erenler


sanırım bu biraz acıklayıcı olmustur, İMAM ALİ nazarımızda ALLAH degil, İNSAN'dır, ve O'nun yolu İNSAN OLABİLME YOLUDUR

Serkan_Devrim
04.07.2006, 21:07
ali tanrı değildir, tanrısal biridir. bunlar farklıdır. Ali'nin tanrı olduğunu söyleyen yok. sadece bir yalnış anlamadan ibaret. mevlananın natı Ali kasidesini ilk defa okuyupta tasavvuftan anlamayan kişide Ali'yi tanrı zannedebilir. ama durum başkadır. Ali en büyük kamil insandır. :)

KızılBant
04.07.2006, 22:08
Dersim'de Ali=Oli dir


Oli de allah demektir.

Herhangi Dersimlide test edebilrsiniz Oli nedir diye sorun
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Oli tanrısal bir kişiliktir.

Gannush
04.07.2006, 23:59
Tokatlı bir arkadaşım var idi. Onlar da Ali'nin Allah olduğuna inanırlarmış. Horasandan gelmeymişler. Ben bu inancın sadece Nusayrilerde olduğunu sanırdım. Bazı Aleviler böyle inanıyor, arkadaşlar

Hatta ilginç bir şey anlatayım.
Babaannem vaktinde bir menkıbe anlatmıştı. Ana fikri de şu idi, Cebrail peygamberliği yanlış getirmiş; hatayla Muhammede peygamberliği vermiş, asıl peygamber Ali imiş..

Serkan_Devrim
05.07.2006, 00:20
Tokatlı bir arkadaşım var idi. Onlar da Ali'nin Allah olduğuna inanırlarmış. Horasandan gelmeymişler. Ben bu inancın sadece Nusayrilerde olduğunu sanırdım. Bazı Aleviler böyle inanıyor, arkadaşlar

Hatta ilginç bir şey anlatayım.
Babaannem vaktinde bir menkıbe anlatmıştı. Ana fikri de şu idi, Cebrail peygamberliği yanlış getirmiş; hatayla Muhammede peygamberliği vermiş, asıl peygamber Ali imiş..babaannenizin anlattığı menkıbe çok eski bir mezhebin inancıdır. bu mezhepte bugün yoktur. Nusayrilerde ki Ali inancı Ali'nin tanrılığı değildir. Ali tanrı değildir tanrısal bir varlıktır. Allah'ın iradesinin teccellisidir. :)

Gannush
05.07.2006, 01:13
@ali ekber

hangi mezheptir o?

selin
05.07.2006, 10:43
Sevgili Canlar; Yazılarını Okuğum Bazı arkadaşların hala nedense sünni İslam'mı yürüten insanlardan korkusumu var yada onlara bir şeyi izah etmek zorundaymışız gibi düşünüyor anlayamadım öyle bir zorumuzun olduğuınu kabülde etmiyorum. Eğer izah edilecek birşeyde varsa onlar bize anlatsın. Doğru neyse odur ve bunuda kimseler değiştiremez. Sünni İslam Sentezinde Alevilerin kabul etmediği birsürü şeyler var, Herkezin yaptığı ibadette kendine, Bizler inandığımız değerler uğruna yıllarca mücadele ettik can baş verdik ve devamda edeceğiz hiç kimseyede hesap vermek zorunda değiliz.

Bu Hz. Ali'nin Ne Olduğuna İyi Bir cevaptır bence.

Kün!" deyince var eyledi on sekiz bin alemi
Hem yazandır, hem bozandır, levhi mahfuz kalemi
Külli dertlerin dermanı, yaraların melhemi
Hem sakidir, hem bakidir nur – u Rahman’ım Ali
Yetiş carımıza kurtar medet mürvet ya Ali

Şah-ı Merdan cûşa geldi, sırrın aşikar eyledi:
"Yağmuru yağdıran benim" deyi Adem´e söyledi
Ol demde şimşek balkıyıp yedi sema gürledi

Hem sakidir, hem bakidir nur-ı Rahman´ın Ali
Yetiş carımıza kurtar meded mürüvvet ya Ali

Adem vardı Hak Muhammed katına dedi: "eyle beyan,
Hz. Ali midir ol arşa gürleyan,
çarh-ı gerdunun elinden sırr-ı hikmet eyleyen?"

Hak Muhammed buyurdu ki: "Yektir Ali, bir" dedi
"Hem evveli, hem ahiri, her şeye kadir" dedi
Ali´ye şirk koşanlar mutlaka kafir" dedi

SEFİL ALİ

seher.yeli
05.07.2006, 10:56
Bir Gercegi Savunurken,once Kendimiz Inanmaliyiz,sonrada Baskalarini Inandirmaya Calismaliyiz. Hz Ali
Muhammet Bizimdir,ali Bizimdir
Erkani Bizimdir Yolu Bizimdir .
Allahinda Elcileridir .
Nasil Tanri Yerine Koya Bilirler .
Hem Bu Kaniya Kapilan Insanlarin Hic Kimseye Inanci Kalmadigi Icin Bizimde Aliye Duydugumuz Saygiyi Sevgiyi Kaldiramadiklari Icin Cahil Cahil Konusmalaridir.
Dusunmeden Konusma, Sonuna Bakmadan Is Yapma.hz Ali

Konuyu Paylasimin Icin Tskler Can

sertur
05.07.2006, 11:03
Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. Alevilik Aleviler için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur.

Alevilikte Allahtan başka Tanrı Yoktur.






Aleviler, Hz. Muhammet'ten sonra en çok Hz. Ali'yi severler. İslam içinde O'nun temsil ettiği tarihsel çizgiyi benimserler, saygı duyarlar ve çok severler. Aleviler, Hz. Muhammet'i son peygamber, Hz. Ali'yi ise O'nun halifesi olarak görürler. Allah, Muhammet ve Ali'yi birbirinden ayırmazlar. Bir bütünün parçaları olarak kabul ederler. Aleviler, Hz. Ali'ye bitimsiz bir sevgi ve saygı duyarlar. O'na bağlılığı İslam'da bir yol ayrımı olarak görürler. O'na sevgi, saygı ve bağlılığı Hz. Muhammet' e sevgi, saygı olarak görürler. O'na sevgi, saygı ve bağlılığı Allah'a ve İslam'a sevgi, saygı ve bağlılık olarak düşünürler.

selin
05.07.2006, 11:46
Bir Gercegi Savunurken,once Kendimiz Inanmaliyiz,sonrada Baskalarini Inandirmaya Calismaliyiz. Hz Ali
Muhammet Bizimdir,ali Bizimdir
Erkani Bizimdir Yolu Bizimdir .
Allahinda Elcileridir .
Nasil Tanri Yerine Koya Bilirler .
Hem Bu Kaniya Kapilan Insanlarin Hic Kimseye Inanci Kalmadigi Icin Bizimde Aliye Duydugumuz Saygiyi Sevgiyi Kaldiramadiklari Icin Cahil Cahil Konusmalaridir.
Dusunmeden Konusma, Sonuna Bakmadan Is Yapma.hz Ali

Konuyu Paylasimin Icin Tskler Can

Değişlerde ifade edilenleri iyi anlmak lazım

Gafil kaldır gönlündeki gümeni
Bu mülkün sahibi Ali değil mi
İrşat etti on sekiz bin alemi
Rızkını da veren Ali değil mi

Gelin vazgeçelim biz bu gümandan
Sakın çıkmayalım dinden imandan
Şefaat umarız on iki imamdan
Onların atası Ali değil mi

Kul Himmet Üstadım ben bir biçare
Acep bulunmaz mı derdime çare
Günahlıyım nasıl varam divane
Divanda oturan Ali değil mi
***********************
Var etti milcanı o etti düşman
Ali`ye kast`etti sonra oldu pişman
Hangi kitapta var şol Ömer Osman
Kur`anda okunan Ali değil mi

Bin bir ismi vardır bir ismi Hızır
Her nerde çağırsan orada Hızır
Alim padişahtır Salman da vezir
Bu fermanı yazan Ali değil mi

Kul Himmet Üstadım


Yedi derya sohbetini, bahrı umman anlamaz,
İlmi ledün manasıdır, ahmak olan anlamaz.
Küntü kenzden ders okursun, cahil andan ne anlar,
Gözü kör, kulağı sağır, bibeserler anlamaz.

Men aref ilmine eren, aşık-ı suzan olur,
Hevt nefsini katleyleyen, meydanda merdan olur,
Hırs ile şehvete uyan, nefsine kurban olur,
Yedi tamu şiddetidir, kemrah olan anlamaz.

İki cihan röhnüması, Haydar-ı kerrar olan,
Çıkıp miraç kapısında, haykırıp aslan olan,
Sitretül müntehada, Mustafa’ya yar olan,
Naciyanı naz makamı, binde bir can anlamaz.

İlmü ledün okuyanlar, aynen yoldaş olur,
Ehedi Ahmet, fatihada baş olur,
Pa ile ça, ka ile za anlayan sırdaş olur,
İlmi ledün manasıdır, ehli inkar anlamaz.

Men aref ilmine ermeyen, şum ağmakı fıkıh,
Pir dergahına niyaz et, yakın bulasın hakkı,
Ey Virani dört kitaptan, Ali’nin metin oku,
Ehli Beyti Hanedanı, Şimir Mervan anlamaz.

SERSERI GIRME MEYDANA

Serseri girme meydana
Asiktan ahval isterler
Kallaslik ile urma dem
Tasdik ehli kal isterler

Uyan bu gaflet habindan
Isbat isterler batindan
Her asika sohbetinden
Ikrar ile yol isterler

Erenler oynar utulmaz
Bu yola hile katilmaz
Burda harmühre satilmaz
Ya gevher ya lâ'l isterler

Kili kirk pare ederler
Birin yol tutup giderler
Dile n'itibar ederler
Hâl içinde hâl isterler

Pir Sultan Abdal n'eylersin
Muskil halledip söylersin
Arisin çiçek yaylarsin
Yarin senden bal isterler

Pir Sultan Abdal
(PIR SULTAN ABDAL, haz. Memet Fuat, 1977)

(***)
Dem urmak: Gelisigüzel söz etmek.
Tasdik ehli: Dogruluyanlar (Tarikat ululari)
Gaflet habi: Gaflet uykusu
Batin: iç yüz (tarikat bilgileri)
Utulmaz: Yutulmaz
Harmühre: Katir boncugu
Gevher: mücevher,
Lâ'l: Kirmizi renkli degerli tas
Pare: Parça
Birin: Kilin kirk parçasindan biri
N'itibar: Ne itibar

Serkan_Devrim
05.07.2006, 14:09
@ali ekber

hangi mezheptir o?
tam olarak hatırlaymıyorum ismini. bilmeden de yazmayayım. :) hatırlayınca paylaşırım. ama bu görüşü duymuştum bir mezhepte.

levilee
05.07.2006, 15:03
yahu selincan amma inatcısın tamam bazı deyişlerde bu var
ama sen ya çevrenden birileri ali allahtır diyemi inanıyor
aleviler buna inanıyorsa biz neden bilmiyoruz
hadi ben asimile oldum diyeyim
anam babam atam dedemdemi bilmiolardı
onlar nasıl asimile olmuslar peki
70 lerde cıkmıslar köyden
deyişlerdeki söylenenler alinin tanrılıgına değil tanrısallıgına işarettir
görüşünde ısrar edersen ali tanrıdır dersen
o zaman daha detaylı konuya girmem gerekecek
ama gerek yok iyice öğren sonra yaz
eyvallah şahım eyvallah HAK LA İLAHE İLLALLAH...

Serkan_Devrim
05.07.2006, 15:07
deyişlerdeki Ali inancı tasavvufi açıklamalarla anlaşılır. aksi halde mansurun enel hak derken ne demek istediğini anlamayanlar gibi bizde Ali'yi anlayamayız.

levilee
05.07.2006, 17:43
"Bana üç şeyi sormayınız; Kader'in sırrı, İsa'nın sırrı ve Ali'nin sırrı."
bu hadisin kaynağını bilen varmı,ali ekber kardeş sen biliyormusun ?

selin
05.07.2006, 18:14
Hz. Ali'nin Tanrısallığını var Yada Olmadığına Alevilerin nasıl bir cevap verdiğinin Şıklarla cevabı olan araştırma; Çok İlginç Bir Araştırma Okumanızını öneririm, Orada çok şeyede cevap verildiğine eminim.

Ahmet Taşğın: Alevilerde Sosyal ve Dini Hayat. (Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi) Konya 1997.

Bu konudaki Benim İnancım Ali'nin Ne olduğu üzerine değil, Alevilik inancındaki yeri bellidir. Ama Böyle bir konu açıldığında insanların yeterli cevap bulamadığı kanısındayım. Hiç Bir zamanda Cesaretle üzerine gidilmemekte korku ve ürkeklik içerisinde cevap verilmektedir. İnsanlarında topik sayısını azaltmak bu tür söylevleri engelleyemez.

Serkan_Devrim
05.07.2006, 18:18
"Bana üç şeyi sormayınız; Kader'in sırrı, İsa'nın sırrı ve Ali'nin sırrı."
bu hadisin kaynağını bilen varmı,ali ekber kardeş sen biliyormusun ?ilk defa duydum. :) bilmiyorum. büyüklerimize danışalım. Ali sırrının var olduğu aşikar. ama bu onun tanrılığı mıdır? :)

selin
05.07.2006, 18:31
"Bana üç şeyi sormayınız; Kader'in sırrı, İsa'nın sırrı ve Ali'nin sırrı."
bu hadisin kaynağını bilen varmı,ali ekber kardeş sen biliyormusun ?

Sevgili Can; Amaç Ali'nin Tanrısalığınını kanıtlamak yada kabul etmemek değil. Ben Bu tür Soruların insanların kafasında çok fazla olduğunu biliyorum. Senin sorduğun sorunun cevabıda Ehlibet'in Hadisleri içerisinde var, Araştırırsan bulucağına eminim Yeterli sayıda yazı yazmamıza maalesef izin verilmediği için bu konuda yapılan araştırmaları anlatamıyoruz yada anlatmama kararı aldım. Bir Konu Yazmaya çalışıyorsun insanlarında konuyu anlamadan saldırmalarıda kabul edilir gibi değil, Bence Aleviliği ne olduğunu Hz. Ali'ye Nasıl bakıldığını Bütün Ayrıntılara bakılarak yüreklice anlatılmalı herşey.

Serkan_Devrim
05.07.2006, 18:35
Sevgili Can; Amaç Ali'nin Tanrısalığınını kanıtlamak yada kabul etmemek değil. Ben Bu tür Soruların insanların kafasında çok fazla olduğunu biliyorum. Senin sorduğun sorunun cevabıda Ehlibet'in Hadisleri içerisinde var, Araştırırsan bulucağına eminim Yeterli sayıda yazı yazmamıza maalesef izin verilmediği için bu konuda yapılan araştırmaları anlatamıyoruz yada anlatmama kararı aldım. Bir Konu Yazmaya çalışıyorsun insanlarında konuyu anlamadan saldırmalarıda kabul edilir gibi değil, Bence Aleviliği olduğunu Hz. Ali'ye Nasıl bakıldığını Bütün Ayrıntılara bakılarak yüreklice anlatılmalı herşey.ehlibeyt hadislerini okurum. bunu duymmıştım. :)
aslında Ali ile ilgili başka hadislerde duydum ama olay bence tasavvufi. mevlananın natı Ali kasidesi mesela.

levilee
05.07.2006, 18:36
yok alinin tanrılıgına ilişkin demedim ama böyle bir hadisi
vatan gazetesinde haşmet babaoğlunun toma incili ile ilgili yazısında okudum kendisi kaynak vermemiş kaynagını merak ettim.

Azrail
05.07.2006, 18:37
sevgili SELİN;

Kul Hikmet'ten, Pir Sultan'dan ve daha nice ozanlardan ceşitli nefesler yazmışsın, nefeslerde Ali'nin yüceltildigini göstermeye calısıyorsun,
ama inan Ozan'ların tasavvufi bakışı, anlayışı ile,,,, Ali'yi Allah görüyorlar diyenlerin anlayışı cok cok farklı,

size şu örnegi vereyim,

kimisi pencereye bakar sadece CAMI görür,
kimisi pencereye bakar UZAGI görür, derinleri görür,

Alevilikte Hz.ALİ'nin yeri bellidir,

ayrıca yalnız ALİ degil, Hasan, Hüseyin, Hacıbektas ve Pirsultan'da alevi nefeslerinde yüceltilmiştir,

Serkan_Devrim
05.07.2006, 18:38
yok alinin tanrılıgına ilişkin demedim ama böyle bir hadisi
vatan gazetesinde haşmet babaoğlunun toma incili ile ilgili yazısında okudum kendisi kaynak vermemiş kaynagını merak ettim.tomas incilinde hz Ali'nin adı mı geçiyormuş? doğru ise çok ilginç olur. her peygamberle bir Ali geldiğini öyler ya büyüklerimiz. :)

sertur
05.07.2006, 18:38
ilk defa duydum. :) bilmiyorum. büyüklerimize danışalım. Ali sırrının var olduğu aşikar. ama bu onun tanrılığı mıdır? :)

sn Ali ekber bu sır sizinde daha önce bahsttiğiniz gibi insan-ı Kamil dir yani insanlık vasfında ondan daha ilerisi olamaz tabiki bu hakk nazarından insana yansıyan kısımdır bu sırra mazhar olan Allahın izni ile hz Ali olmuştur o alayi illinde bir misaldir mesela ebu cehilde esfeli safilin de bir insandır yani bir hayvanattanda daha aşağılarda saygılarla..
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
sevgili SELİN;

Kul Hikmet'ten, Pir Sultan'dan ve daha nice ozanlardan ceşitli nefesler yazmışsın, nefeslerde Ali'nin yüceltildigini göstermeye calısıyorsun,
ama inan Ozan'ların tasavvufi bakışı, anlayışı ile,,,, Ali'yi Allah görüyorlar diyenlerin anlayışı cok cok farklı,

size şu örnegi vereyim,

kimisi pencereye bakar sadece CAMI görür,
kimisi pencereye bakar UZAGI görür, derinleri görür,

Alevilikte Hz.ALİ'nin yeri bellidir,

ayrıca yalnız ALİ degil, Hasan, Hüseyin, Hacıbektas ve Pirsultan'da alevi nefeslerinde yüceltilmiştir,

evet olgun kardeşim çok güzel açıklamışssın eline sağlık
tıpkı Enel hak gibi enelhakk=ben allahım demek kelime manası ama tasavvuf ilminde Allaha olan aşk ile bütünleşmiş bir insanın kemale erip söylediği bir sözdür

selin
05.07.2006, 18:47
ehlibeyt hadislerini okurum. bunu duymmıştım.
aslında Ali ile ilgili başka hadislerde duydum ama olay bence tasavvufi. mevlananın natı Ali kasidesi mesela

Okuduğun Hadisler nedir. Şia Kaynaklılardanmı bahsediyorsun. Aşağıda Anlatılanlar Ancak Anadolu Alevilerinin Tarihi Çönklerinde anlatılır ve yazılıdır. Benim bahsettiğim kaynaklar Alevi Çönkleri. Orada çok farklı bakışlar ve anlatımlar vardır. Ben Bu kaynakları araştırıyorum ve inanılmaz söylevler var bu konuda bir makale yazmayada çalışıyorum.

Aleviler arasında anlatılan ve inanılan şöyle bir efsane vardır:

"Süleyman peygamber zamanında iki büyük dev varmış. Çevreye büyük zarar vererek insanların içine korku salmış ve birçok insanı da öldürmüş. Süleyman peygamber bu devlerle baş edememiş. Ali yetişmiş ve devlerden birini öldürmüş ve öbürünün de elini kolunu bağlayarak bir mağaraya kapatmış. Çok uzun zaman geçmiş. Peygamber Muhammed zamanında büyük ve insanları korkutan bir gürültü duyulmuş, insanlar paniğe düşmüş ve Peygamber'e koşmuşlar. Peygamber sesin geldiği yere ulaştığında elleri kolları bağlı olan bir devi mağarada görmüş. Dev, Peygamber'den yardım istemiş, Peygamber kendisini kimin bağladığını sormuş ve dev de kendisini bağlayanı tarif etmiş.
Peygamber evine dönmüş, devin yanına, çocuk yaşta olan Ali'yi de alarak gitmiş, Dev Ali'yi görünce korkudan yine bağırmış, Peygamber ne olduğunu sormuş, dev de 'beni bağlayan bu çocuktu' diyerek Ali'yi göstermiş."
Bu örnekte de vurgulandığı gibi, Ali'nin bir başka insan görüntüsünde dünyaya geldiği ve kendi görüntüsünde geldiği insanlarda Ali'nin ruhu olduğu inancı yaygındır.
Yukarıdaki menkıbeyi anlatan Rıza Fidan dedeye "Ali, Süleyman peygamberden önce ve sonra da geldi mi?" sorumuza, "Evet, hem de çok defalar" şeklinde cevap vermesi üzerine "Muhammed zamanından sonra da dünyaya geldi mi?" sorumuz üzerine, "Evet, hem de çok defalar, çünkü Ali her zaman vardır ve o her yerde hazır ve nazırdır" şeklinde cevap verince, bu konuşmamızın geçtiği sohbet grubumuzdaki yaşlılar dedenin anlattıklarını tasdik etmişler. Fakat gençler bu inanca katılmadıklarını ve bunların uydurma hikâyeler olduğunu ileri sürerek böyle şeylere inançlarının olmadığını söyleyerek dedeye ve yaşlılara itiraz etmişler. Dede ve yaşlılar da onlara "zaten siz hiçbir şeye inanmıyorsunuz, size Alevi denmez ve zaten değilsiniz de" şeklinde cevap vermişlerdir.
Bu örneklerden anlaşılacağı gibi Aleviler için Ali, Sünnilerin inandığı, anladığı ve bildiği bir Ali değildir. Tarihi bir şahsiyet olmaktan uzak, efsanevi bir varlıktır.
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
sevgili SELİN;

Kul Hikmet'ten, Pir Sultan'dan ve daha nice ozanlardan ceşitli nefesler yazmışsın, nefeslerde Ali'nin yüceltildigini göstermeye calısıyorsun,
ama inan Ozan'ların tasavvufi bakışı, anlayışı ile,,,, Ali'yi Allah görüyorlar diyenlerin anlayışı cok cok farklı,

size şu örnegi vereyim,

kimisi pencereye bakar sadece CAMI görür,
kimisi pencereye bakar UZAGI görür, derinleri görür,

Alevilikte Hz.ALİ'nin yeri bellidir,

ayrıca yalnız ALİ degil, Hasan, Hüseyin, Hacıbektas ve Pirsultan'da alevi nefeslerinde yüceltilmiştir,

Haklısın Kimi Pencereden bakar önünü görmez kimide bakar Alemi cihanı görür. Haklısın O kadar Hak Aşığı sadece Pencereden Bakmış uzağı görememişler haklısın. Hak Aşıkları Tüm Alevi değerlerini yüceltmiş ama Hiç Bİrinede Yaradanım, Rahmanım Gibi sözle hitap etmemiştir.

Serkan_Devrim
05.07.2006, 18:54
Okuduğun Hadisler nedir. Şia Kaynaklılardanmı bahsediyorsun. Aşağıda Anlatılanlar Ancak Anadolu Alevilerinin Tarihi Çönklerinde anlatılır ve yazılıdır. Benim bahsettiğim kaynaklar Alevi Çönkleri. Orada çok farklı bakışlar ve anlatımlar vardır. Ben Bu kaynakları araştırıyorum ve inanılmaz söylevler var bu konuda bir makale yazmayada çalışıyorum.
hayır şia kaynaklarından değil Ararp Alevilerinin kinden bahsetmiştim. :) Anadolu Alevilerinin kinide kısıtlı olarak bilirim. paylaşırsan sevinirim.

selin
05.07.2006, 18:58
Sevgili Ali Ekber Araştırmaları Tamamladığımda Sitede Yazacağım Emin olabilirsin Çok şaşırtıcı söylevler var.

Ayrılmak Zorundayım, Cevap Hakkım doğarsa yarın cevaplayacağım

levilee
05.07.2006, 19:32
selin arkadaş bazı şeyleri karıştırıyor,efsaneler her millette vardır,efsaneler kültür ve medeniyetin ürünleridir,imanın kaynagı değildir,kendiside değildir,ne yani türk destanlarındada kurttan türediğimiz anlatılıyor,bunlara moda mod inanmak diye bir şey varmı,saptırmayalım,deyişler tek tek ele alınıp okundugunda bu tip manalar cıkabilir,ama tamamından bu ve buna benzer (alinin allahlıgı gibi) manalar çıkarılamaz,sen inanabilirsin,ama aleviler alinin allah olduğuna inanmazlar,onun tarihte yasayan ali oldugunuda bilirler.
hayberin fethi hakkında cönkler yokmu,onudamı tarihsel olmayan efsanevi ali yaptı,hem nasıl oluyorda aleviler bu efsanevi aliyi hz muhammedin amcaoğlu,ve damadı oldugunu söyleyip ehlibeyttir diyorlar,çocuklarını biliyorlar,eşini biliyorlar,yaptıgı savaşları,söylediği sözleri,hakkında söylenen sözleri biliyorlar,onun dostlarına tevella düşmanlarına teberra ediyorlar,madem tarihsel ali ile ilgimiz yok,muaviye ile yezit ile ne alıp veremediğimiz var kardeşim,binlerce yıllık insanlık tarihi onlar gibi ne zalimler gördü,bula bula kötülüğün sembolu onlarımı bulduk,lütfen akıl mantık süzgecinden gecirmeden her aklınıza geleni aleviliğe yakıstırmayın yapıstırmayın,yazık oluyor...

AleviGenç
05.07.2006, 19:59
"Bismillahhirahmanihrahhim"

Selamunaleyküm

İlk başta söylemem gerektirki Hz.Ali ALLAH değildir...
Bilgilerime dayanarak şahsi görüşümü yazıyorum..
Hz.Ali Allahın tüm yetkilerine sahip yüce bir can'dır...
Allah'ın bir adıda Ali'dir.
(HZ.ALİ ALLAH DEĞİLDİR.)

Bu konuyu çok tartıştık sorduk merak ettik...
Ben andolu Alevisiyim ve lisede bazı arkadaşlarım gelir bana derlerdi ki sen Alevisin Aleviler Hz.Ali'ye Allah diyor doğrumu.Bende doğru değil diyordum ve o da bana ya bizim komşu Alevi onlar Allah diyo dedi bende senin komşuların nereli dedim hatay Alevileri dedi..
Sonra ben bunu araştırmaya koyuldum..Nusayri Alevilere sordum dinledim öğrendim (yalan söylemiçem) Allah diyende oldu Haşaaaa Tövbe Tövbe diyende oldu...Ama onlardada Hz.ALİ'nin ALLAH'ın tüm yetkilerine sahip olduklarını kabul ediyorlar.
(Ali-Sırrı) Bu nusayrilerdede var + Anadolu Alevilerindede ama bu sır ne ?
Bilen varsa paylaşırsa sevinirim (Nusayriler)Paylaşmıyaçakları için onlara sormuyorum.Türkmen Alevilerinden bu sırrı bilen varsa paylaşsın.
Aslında Nusayri Kardeşlerimizin sır dedikleri herşeyi herkes biliyor ama sır olduğunu bilmiyor.En azından bir çok öğrendiğim biz Anadolu Aleviliğinde olan şeylerin aynısı ama biz sır demiyoruz onlar öğrettikleri erişkinlere kimseye demesin diye yemin ettiriyolar.

Hz.Ali (ALLAH) Değildir.

AleviGenç
05.07.2006, 20:13
Aleviliğin Temel Kurumları Kırklar Cemi, Alevi Bektaşi ibadetinin esası olarak kabul edilen Cem ve Semah döneminin mitolojik kaynağı varsayılmaktadır. Bu efsanevi anlatım; katı, kuralcı, şekilci ibadet biçimi olan İslam'ın Sünni (Hanefi, Şafii v.s.) yorumuna karşı alternatif bir ibadet biçimidir. Anlatımda geçen birçok öğe ve verilen mesaj Alevi dünya görüşünün kaynağı sayılır. "BİRİMİZ KIRK KIRKIMIZ BİRDİR BİZİM.." Kaynaklara göre, "Hz. Muhammet, atı Burak ile bir gece Mirac'a çıkar. Cenab-I Hak ile 90 bin kelam konuşur. Bunun 30 bini sırrı hakikat olup Hz. Ali'de kalır. Miraç'ta Hz. Muhammet'e; süt, bal ve elma verildiği rivayet edilir. Bal aşka, süt sevgiye elma ise dostluğa işaret eder. Muhammet, Mirac'a çıkarken yoluna bir kükremiş aslan çıkar. Aslan yolunu keser. Gaipten bir ses (nida) gelir. "Parmağındaki yüzüğü aslanın ağzına atması" istenir. Muhammet böyle yapar aslan sakinleşir, yoluna devam eder. Muhammet, Cenab-I Hak ile görüştükten sonra şehre döner. Yolda bir dergâha rastlar. Merak edip gidip kapısını çalar. İçerdeki ses; "Kimsiniz?" der. Muhammet ise; "Ben peygamberim içeriye girmek istiyorum" der. Kapı açılmadan içerden gelen ses; "Peygamberliğini git ümmetine yap. Bizim aramıza peygamber sığmaz" der. Hz. Muhammet kapıdan ayrılıp yürümeye başlayınca gaipten gelen ses ayrılmamasını kapıyı yeniden çalmasını ama yanıtı farklı vermesini söyler. Muhammet yine kapıyı çalar: İçerden yine; "Kimsiniz" diye sorulur. Bu kez Hz. Muhammet; "Bende sizden biriyim. Bir insanım. Sizi görmek istedim" der. Bu yanıttan sonra kapı açılır. Muhammet içeri alınır. İçerden "Hoşgeldin sefa getirdin, uğur getirdin" diyerek karşılarlar. Hz. Muhammet içerde oluşmuş bir meclis görür. Hatta sayımını da içinden yapar. Tam 39 kişi vardır. Üstelik bu meclis kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Bunların 22'si erkek 17'si kadındır. Muhammet' yer gösterilir. O'da gösterilen yere oturur. Hz. Ali'de meclistedir. Muhammet tesadüfen Ali'nin yanına oturur. Hz. Muhammet sorar. "Size kimler denir?" der. "Bize Kırklar denir" diye yanıt alır. "Ama burada 39 kişi saydım" der. "Selman-ı Pak Can Parstadır"denir. "Peki sizin ulunuz, büyüğünüz, küçüğünüz kim" diye sorar Hz. Muhammet. Gelen yanıt şöyle olur: "Bizim küçüğümüz, büyüğümüz yoktur. Küçüğümüz de uludur, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir" denir. Bunun üstüne Muhammet meclisten bunu kendilerine kanıtlamalarını söyler. O sırada Ali kolunu uzatır ve gömleğini sıyırır. İçlerinden biri "destur" diyerek bıçağın ucu ile kolunu hafif kanatır. Kolundan bir damla kan akar. Onu, her can'ın kolundan birer damla kanın gelmesi izler. 40. canın bir damla kanı da pencereden içeri gelir. Bu ise Selman-ı Pak'ın kanıdır. Sonra Hz. Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur. Selman-ı Pak, Parstan dönüşte bir üzüm tanesi getirir. O'nu Hz. Muhammet'e verir ve bölüştürmesini ister. Muhammet erilen kapta üzüm tanesini ezer, çıkan dem meclisteki kadın-erkek canlara dağıtılır. Kırklar üzüm suyunu içerler. Hep birlikte mest olurlar. "Ya Allah" deyip semah dönerler. Hz. Muhammet'te onlara katılır. Büyük bir coşku ile vecd halinde semah dönülürken Hz. Muhammet'in başından sarığı (imamesi) düşer. Kırk parçaya bölünür. Kırklar parçaları bellerine bağlarlar, kemerbest olurlar. Hz. Muhammet, Kırklar Meclisi'ne pirlerini sorar. "Pirimiz Ali'dir" derler. Böylece, Hz. Muhammet, Ali'nin de orada olduğunu öğrenmiş olur. Ali, Hz. Muhammet'in yanına gelir. Hz. Muhammet Ali'nin parmağında, Mirac'a giderken "aslana" verdiği yüzüğü (hatemi) görür. Ali'ye sarılır, O'nu bağrına basar." Alevi inancında; kadın ve erkek canlardan oluşan Kırklar Cemi'nin tayin edici önemi vardır. Anadolu Aleviliği'nin inanç temellerinin, yaşam biçiminin, dünya görüşünün, felsefesinin kökleri bu söylencede aranmalıdır. Kadın ve erkek canlardan oluşan Kırklar Meclisi, mitolojik anlamda da olsa Alevilerin dinsel ve sosyal örgütlenmelerinin tarihsel kaynağı kabul edilebilir. Bu anlamda da bu söylencede geçen sembolik özellikler Alevilik açısından ayırtedici öneme sahiptir. Kırklar Meclisi'nin kadın ve erkekten oluşumu kadın ve erkek eşitliğinin önemini vurguluyor. Kırklar Meclisi ile Hz. Muhammet arasındaki diyalogdaki vurgulardan; "birimiz kırk, kırkımız bir" olgusu eşitliği, insan olmayı, türab olmayı vurguluyor. Gerçeğin gökte değil, yerde olduğu meclisin sembolik önemi ile vurgulanıyor. Herkesin eşit ve ulu olması; vahdette kesret, kesrette vahdet (varlıkta birlik, birlikte varlık) ilişkisini ifade ediyor. Kaynakta; Alevi inancında Tanrı'nın, Peygamber'in ve insanın yeri belirtilmektedir. Aslan ve yüzük sembolü ise; insanın Tanrı'nın bir ifadesi; O'nun bir yansıması, parçası olduğu, Adem'in Hakk'ın halifesi olduğu anlayışını vurgulaması açısından önemlidir. Bu örnekte Alevi-Bektaşi ibadeti olan Cem'in ve Semah'ın da kökleri belirtilmiş oluyor. Bu söylence; Anadolu'da yaklaşık bin yıldır her tür olumsuzlanmaya karşılık Alevilerin Cem ve cemaatlerinde, sosyal hayatlarında kadını bir bütünün ayrılmaz parçası gören, lokmasını yoksullarla kırka bölerek paylaşmasını bilen, insana en yüksek değeri veren Aleviliğin sağlam mayasını da ele veriyor.

Emeğe saygı- www.karacaahmet.com

Yukarıda yazdığım yorum bu yazıdan esintidir.
Hatta Hz.Ali Ölü Diriltmiştir.Allah'ın izniyle Hz.Muhammedin isteğiyle.

O Aslan Hz.Ali miydi ? Yoksa Hz.Ali'nin Aslanımıydı?

Hatalarım Af Ola ....
Ya Allah Gerçeğe Hü......

AleviGenç
05.07.2006, 23:02
Selamunaleyküm

Bir çok itikadi fırkada gördüğümüz gibi, fırkaların görüşlerini temel bazı hususlar teşkil etmekte ve diğer görüşler bu görüşün etrafında odaklanmaktadır. Nusayrilerin görüşlerinin temelini de Hz. Alinin ilahlaştırılması teşkil etmektedir. Bundan dolayı Nusayriler Şia fırkaları arasında gulat kısmından telakki edilmektedir. Bu fırkanın bütün kollarına göre Hz. Ali mabudtur, tanrıdır. Yüce Allah için sayılan sıfat ve özellikler Hz. Ali için sayılmaktadır. O nurun nurudur, ilahi zatı itibariyle gizlidir. O manadır. Görünüşte imam olmasına rağmen, batını cihetiyle O, Allah'tır. Buna göre onların şehadet kelimesi "Ben Ali'den başka ilah bulunmadığına şehadet ederim "şeklindedir.

Bu anlayışa göre Ali, Tanrıdır. Kendi ruhundan Muhammed'i, O da Selman-ı Farisî'yi yaratmıştır. Ali "mana", Muhammed "isim", Selman ise "bab"dır. Bu üçlü A(ayn), M (Mim) ve S (Sin) sembolleriyle ifade edilir. Bu üçlü sembolize sistemi Süleyman Hasbi tarafından Hristiyanlıktaki "Baba-Oğul-Ruhul-Kudüs" sistemiyle açıklanır. Ayrıca Selman'dan sonra beş tane de eytam vardır ki, bunlar; Mikdad b. el-Esved (Tabiat olayları ve zelzeleyi yürütür), Ebû Zerril-Gifâril-Gifâri (Yıldızların hareketini idare eder), Abdullah b. Revâha (Canlıların hayatlarıyla uğraşır), Osman b. Maz'un (Rızık ve hastalıklarla uğraşır) ve Kanber b. Kadân ed-Devrî (Ruhları cesetlere gönderir). Bu beş eytam, aynı zamanda beş büyük yıldızdır.



Bu yazı Nusayri(ALEVİ)'lerinin görüşleriymiş.Buna karşı çıkaçak nusayri arkadaşlara saygı duyarım.Bu forum'da herkes herşeyi öğrenmeli saklı gizli nereye kadar.Yalnışlarım varsa özür dilerim.Bu yukardakiler doğru demiyorum doğruluğu tartışılır.Burasıda tartışma forum'u onun için sizinle paylaşmak istedim(NE KADAR DOĞRU NE KADAR YALNIŞ BİLMEM)Bu yazıyı aldığım yer Nusayri-Alevilerini sevdiğini pek sanmıyorum.Doğrusu Nusayriler Taraıfından Öğrenmektir.Ama bizlerin böyle hatalara düşmemizin bir diğer nedenide Nusayri kardeşlerimizdir.Kendileriniz bize açık bir şekilde tanıtırlarsa bizde bazı bilgilerde hatalara düşmeyiz.
Benim şahsi görüşüm Hz.Ali (ALLAH) değildir.Yüce bir Şahsiyettir,Candır,Allahın Sevdiği Kuldur.
Eğer bazı arkadaşlar bu yazdıklarıma karşı çıkaçaksa Örneğin: Nusayriler hakkında neden yazdın gibiçesine?
Nusayri Alevileri'de Alevi değilmi?
Cevap: Aleviler.
O zaman ben bu yazıyı yazma yetkisini kendimde görüyorum.

aysun_05
05.07.2006, 23:14
arkadaşlar sünniler bizi karalamak için tetikte beklerken böle açıklamalar yapmasak çünkü alevilerin çoğunluğu bunlara inanmıyo alevilik din diyenler yok hz ALİ peygamber diyenler onların ekmeğine yaü sürüyo yapmayalım böle

kurtlu
05.07.2006, 23:15
bizde de hz. ali tanrı degildiir bir inanışa görede hz. muhammed ali içimn senin dogumunu görmesem sana tanrı diye tapardım demiştir
diger bi inanışa görede peygamberimiz allah katına giderken parmagındaki yüzügü hz .aliy vermiş tanrı katına çıktıgında tanrının ayaklarının dibinde yatan aslanda hz. aliye verdigi yüzügü görünce allahın aslanı demiştir yani hz .ali
allahın aslanıdır

alevi_caferi
06.07.2006, 01:02
Selamunaleyküm



Bu yazı Nusayri(ALEVİ)'lerinin görüşleridir.Buna karşı çıkaçak nusayri arkadaşlara saygı duyarım.Bu forum2da herkes herşeyi öğrenmeli saklı gizli nereye kadar.Yalnışlarım varsa özür dilerim.
Benim şahsi görüşüm Hz.Ali (ALLAH) değildir.Yüce bir Şahsiyettir,Candır,Allahın Sevdiği Kuldur.
Eğer bazı arkadaşlar bu yazdıklarıma karşı çıkaçaksa Örneğin: Nusayriler hakkında neden yazdın gibiçesine?
Nusayri Alevileri'de Alevi değilmi?
Cevap: Aleviler.
O zaman ben bu yazıyı yazma yetkisini kendimde görüyorum.


bu alıntıyı nerden yapmışsınız bilmiyorum.ama nusayrilik şianın gulat kısmında telakki ediliyor denmiş.elbetteki ali sevgisi fazla ,aşırı olacaktır.ali sevgisinin azlıgı hiç olabilir mi?her müminin ali sevgisi fazla olmalıdır.

nusayrilikle ilgili bilgiyi www.nusayri.com dan öğrenin.hiç bu alıntıya benzer bir şey var mı?elbette yok.bilgiyi kaynagından alın.hz ali biz nusayrilerde kutsaldır.velidir vasidir, imam ali İLAHİ İMAMDIR.o ve soyu tüm kirliliklerden arınmıştır.onun sevgisi insana müminliğin kapısını açar.bu denli kutsaldır bizde.başka birşey de yok.
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Medine'de devamlı o hazretle birlikteydi. Peygamber hiçbir zaman gizlide ve açıkta onu
kendisinden ayırmadı. Biricik sevgili kızı Hz. Fatıma'yı zevce olarak ona münasip gördü.
Müslümanlar arasında kardeşlik akdi okuttuğunda, Ali'yi (a.s) kendisine kardeş seçti.[6] Ali (a.s)
Peygamberin katıldığı tüm savaşlarda hazır bulundu. Bir tek Tebuk savaşına katılmadı. O da
Peygamberin emri ile Medine'de Peygamberin yerinde kaldığı içindi.[7] Hiç bir savaşta geri adım
atmayıp hiçbir an düşmandan kaçmadı. Hiçbir şart altında Peygamberin emrinden çıkmadı. Bu
nedenle Peygamber-i Ekrem buyurmuştur ki: "Hiç bir zaman Ali haktan ve hak da Ali'den
ayrılmaz."[8]

8]- Muhammed b. Şehraşub'un "Menakıb-ı Al-i Ebu Talib" kitabı, Kum baskısı, c.3, s.62 ve 218. Gayet-ul Meram, s.539. Yenabi-ul Mevedde, s.104.

thanatos
06.07.2006, 02:15
arkadaşlar konunun özüne dair değilde tartışma biçimine dair söylemek istediğim bir şey var çoğu arkadaş sunniler bizi karalar aman ha duymasınlar bir koz daha vermeyelim ellerine biçiminde söylemler var
benim söylemek istediğim o yezitler bizi yüzyıllardır karalıyor onların karalamalarına göre hareket edecek olsaydık en basiti bugün cem den vazgeçmemiz gerekirdi boşverin yezitleri, ne düşündükleri kimin umrunda, böyle düşünen güner ümit gibi soysuzların soyumu tükenir

türküdostu
06.07.2006, 10:02
aslında genel klasik görüş hz. alinin allah olmadığıdır. ama arkadaş örnek verdiği çok değerli halk ozanlarımızın deyişlerine bakarsak ali şüphesiz tanrı. bir örnek de ben vereyim. aşık gülabi; kuranı yazan alidir, okuyan muhammed der.burda da yine hz. aliin tanrı olduğunu görüyüz.ben aleviliğin yaşam biçimi ve hayatı yorumlamam kısmıyla ilgilendiğim için yani dini boyutuyla alakm yoktur. onun için tanrı olduğuna dainanmıyorum . ama saçma sapan şeyler deyipde kestirip atmammak lazım. çünkü ozanlaramız halkımızın aynasıdır. kültür taşıyıcılarıdır. böyle deyişler yazdıklarına göre bir temeli vardır.

sertur
06.07.2006, 10:41
sevgili canlar hala aynı konularda mutabakatsızlığımız sürüyor
-hz.alinin(ra) tanrı olduğu kavramı yersiz ve bir o kadar tehlikelidir şirk tir
-hz alinin(ra) tanrısallığı tasavvufta ve edebiyatta ona duyulan sevgi ve övgüden kaynaklanmaktatır onu yüceltme amaçlıdır

hz. ali (ra) de bizim gibi insan ve abiddir

tanrı hiç doğar mı tanrı hiç evlenir mi tanrı hiç ölürmü

tanrı evvel ve ezeldir o herşeye kadirdir

saygılarımla..

selin
06.07.2006, 12:03
Ali’nin Anlamı
Aleviliğin Ali’sini, bu Ali üzerinden Aleviliğin tanrı, insan, inanç, yaşam anlayışını, kavramlara yüklediği anlamı, bu bağlamda İslamiyet ile olan bağını belirginleştirmeye geliyor. Bu kritik sorunu aydınlatmak için gönül rahatlığıyla başvurabileceğimiz kaynak ise, Alevilerin gerçek inanç önderleridir. Anadolu Aleviliğine ilişkin sapla samanı birbirinden ayırabilmek için başvuracağımız bu kaynak, Onu bin yıl öncesinden başlayıp olgunlaştırarak bugünlere taşıyan, bu uğurda bedel ödeyip yolu tanımlayan, kimsenin kendilerinden daha çok Alevi olduğunu iddia edemeyeceği inanç önderleridir.
Bu noktada Pir Sultan Abdal’ın deyişlerinde de çokça geçen, “Hak Muhammet Ali” ifadesinin gerçek anlamını bulmaya çalışarak başlayalım: Sıklıkla kullanılan bu nitelemeyi, Allah, Peygamberi Muhammed ve ardılı Halife Ali bağlamında, önem sırasına göre dizilmiş üç farklı şahıs olarak yorumlayanlar çıkmaktadır. Bu yorumdan hareketle de Aleviliğin, en önemli önderlerinden olan Pir Sultan’ın şahsında “İslam'ın doğrudan yansıması” olduğunu, hızını alamayanlar ise Aleviliğin “İslam'ın özü” olduğunu söylemektedirler. Peki, ama keyfiyet bu mudur gerçekten? Değildir! Değilse, bunun açıklaması, her türden muğlâklıktan uzak bir açıklıkla yapılmak zorunda.
Anadolu Aleviliği nezdinde Ali, gerçekte Muhammed’in kuzeni ve damadı Ali midir? Kuşkusuz Onu da içermektedir. Bununla birlikte, büyük bir kesinlikle gösterileceği gibi ondan ibaret değildir. Bakın Virani, söz konusu soruyu nasıl yanıtlıyor:

“Evvel odur âhir odur / Tayyip odur tahir odur
Batın odur zahir odur / Ali Ali Ali Ali”

Görüldüğü gibi burada “Ali”, kuzen-damat Ali anlamında değil, aşkın bir varlık anlamında tanrısallık içeren bir kavramdır. Evvel (ön, ilk), ahir (en son), tayyip (iyi, güzel), tahir (temiz), batın (iç, gizli, görünmeyen), zahir (görünen) hep “Allah’ın nitelikleri, adlarıdır. Oysa Virani bunları Ali’de görüyor, tanrının Ali olduğunu söylüyor. Şiirde geçen evvel, âhir, tayyip, tahir, batın, zahir sözleri yalnızca Allah için söylenebilir” (İsmet Zeki Eyüboğlu, Alevilik Sünnilik İslam Düşüncesi, Der Y., 1989, s. 79). O halde Virani’de Ali, kuzen-damat Ali değil, kuzen Ali’nin suretinde de görünmüş olan Allah’tır. Burada “Ali”, mutlak bir kesinlikle Allah’ın adıdır.

XVI. yy.da aynı zamanda Bektaşi Dergahı’na da Postnişin olan Sersem Ali Baba:

“Sabah seherinde virdim budur bu
Allah bir Muhammed Ali’dir Ali
Zikrim olan lailaheillallah
Allah bir Muhammed Ali’dir Ali” diyor.

Açıklıkla görüldüğü gibi tek ve mutlak olan Allah’tır, Allah ise Muhammed Ali’dir, Muhammed Ali ise Ali’dir. Kuşkusuz bu ve benzeri tüm deyişlerde, aynı zamanda bir söz oyunu olarak Hak, Muhammed, Ali üçlemesi söz konusudur. Ancak bu üçleme, zaman zaman üç ayrı şahsiyetten söz edermiş gibi yaparken, gerçekte tek bir tanrısal varlık anlamında vahdet-i vücudu ifade etmektedir.
XVI. yy. ozanlarından Kul Şükri, “Muhammed Ali’dir, Ali Muhammed” derken, “peygamber Muhammed’le ‘Mehmet Ali’, ya da Muhammed Ali olarak da anılan Ali’yi özdeş sayıyor” (İ. Z. Eyüboğlu, Age. s. 82). Esasen mecaz ve takiyyeye yoğun bir şekilde başvurulmasını sağlayan şeriatçı baskı atmosferinde kurulmuş sözde bile, Aleviliğin gerçek düşüncesini anlamak kolaydır. Nitekim Pir Sultan, sofu baskısıyla polemik içinde kendini anlatırken; “Sofu mezhebimizi ne sorarsın / biz Muhammed Ali diyenlerdeniz” diye başladığı sözünü; “Muhammed Ali'dir Kırklar'ın başı / anı bilmeyenin nic(e)'olur işi” diyerek, Muhammed Ali’den kastının Kırkların başı olan Ali olduğunu netleştirmektedir. Deyişin devamında ise, ola ki buna rağmen yanlış yorumlar üretebilecek olanlara karşı da, “biz tüccar değiliz alıp satmayız /.../ biz Muhammed Ali diyenlerdeniz” ifadesiyle, Muhammed Ali, mesleği tüccarlık olan tarihsel şahsiyet Muhammed’den net olarak ayrıştırılmaktadır.
Bu anlamda Pir Sultan’ın, “Hak Muhammed Ali geldi dilime / Mürvet günahıma kalma ya Ali” deyişinde de görüldüğü gibi, birinci dizede ayrı şahsiyetler şeklinde yoruma da açık olan ifade ikinci dizede yardımcı, kurtarıcı olarak Ali’de özdeşleşir. Esasen birinci dizenin de doğru okunuşu Hak Ali, yani Tanrı Ali’dir, çünkü Ali’nin gerçek adı da Muhammed Ali’dir. (İ. Z. Eyüboğlu, Age. s. 79). Ali ise burada kuzen-damat Ali’nin adını içermekle birlikte, esas olarak onun kimliğinde de kendini gösteren Allah’ın kendisidir.

Yine Kul Hüseyin’in,

“Günah ettim şahın darına durdum
Allah bir Muhammed Ali aşkına
Kırklar eşiğine yüzümü sürdüm
Allah bir Muhammed Ali aşkına” deyişinde de ifade edilen şey, tek Allah olan Muhammed Ali’dir.

Devletin ve egemen ideoloji olarak İslamiyet'in basıncı koşullarında bu ifade kullanımlarından giderek bir mecaz üçleme üretilmiş ve savunma mekanizması olarak Hakk’ın, Muhammed’in, Ali’nin sanki hiyerarşik dizilişi kastediliyormuş izlenimi yaratılmış, yani sistematik baskılara karşı bir savunma refleksiyle esasen bir Alevi kavramı ve tavrı olagelmiş olan takiye yapılmıştır. Esasen üçlemenin (teslis) asıl kaynağı görünen Hıristiyan inancında da üç ayrı tanrı değil, tanrının, baba, oğul, kutsal ruh olarak üç ayrı görünümü ve beliriminden söz edilir ve bu üçlemede tekliğe inanılır.

Pir Sultan’ın;

“Şu dünyada benim gönül verdiğim
Birisi Muhammed birisi Ali
Adına şanına kurban olduğum
Birisi Muhammed birisi Ali” deyişi bu mecaz ve takiyeye örnektir. Benzer bir diğer ifadesinde;

“Ay Ali’dir, gün Muhammed
Üç yüz altmış altı sünnet
Balıklar da suya hasret
Çarka döner göl içinde” dedikten sonra, Alevi sırrını şöyle dillendirir:

“Pir Sultan’ım bu bir sırdır
Sırrını saklayan erdir
Ay da nurdur, gün de nurdur
Allah bir Muhammed Ali” diyerek hepsini “nurda” tekleştirir ve buna da Muhammed Ali der. Bir diğer ifadesinde ise bu sırrı daha da netleştirir:

“Yer gök arasına nizamlar kuran
Ak kağıt üstüne yazılar yazan
Engür şerbetini Kırklara ezen
Allah bir Muhammed Ali’dir Ali”

Görüldüğü gibi bu deyişinde olası farklılık izlenimi kaldırır ve üçlemeyi Ali’de tekleşir. Esasen “bu üçlemenin özünde Ali’nin tanrılığı sorunu saklı” (Age. s, 84) olup, işin doğrusu ve aslı, Tanrının Ali diye adlandırılmasıdır. Bir diğer deyişinde:

“Muhammed Ali’nin eli değil mi
Hak bilip tuttuğum el bana yeter
Bu yolun sahibi Ali değil mi
Ali’nin kurduğu yol bana yeter” diyerek Muhammed Ali’nin eli Hak’ın eli denilirken, sonradan yolun sahibi ve kurucusu Ali’ye indirgenir. Nitekim Pir Sultan;

“Gafil kaldır şu gönlünden gümanı
Bu mülkün sahibi Ali değil mi?
Yaratmıştır on sekiz bin alemi
Rızıkların veren Ali değil mi?” deyişinde, Ali’nin tanrı olduğunu, evreni yarattığını hiçbir muğlaklığa yol açmayacak bir açıklıkla belirtiyor.

Açıktır ki burada tarihsel ve gerçek Ali değildir tapılan. Esasen Anadolu Alevilerinin Ali (ve Ehl-i Beyt, 12 İmam) ile tanışmaları, tanışıp onu kendilerine temel kavram, temel kült haline getirmeleri de Baba İlyas’tan, Bektaş-ı Veli’den çok sonraları, XV.yy. dan sonra, ağırlıkla da Safevi etkisiyle gerçekleşmiştir. Burada gerçekleşen entegrasyon, baskıyla kendilerine dayatılan inancın içinde temel bir figür olup kendileri gibi haksızlığa uğramış ve benimsemelerine uygun erdemlere sahip şahsiyetin ismini, kendi tanrısal inançlarına, giydirmeleridir.(2)
Özetle Aleviliğin Ali’si ile kuzen-damat Ali bir boyutuyla örtüşse bile, temelde ondan farklı, onun suretinde de kendini göstermiş, ama esasen tanrıdır. Alevi mitolojisinin en temel çerçevesi olan Kırkların Cemi söylencesinde de, sonradan göreceğimiz gibi, Aleviliğin Ali’si Peygamber Muhammed’in üstünde bir erdem abidesi, tanrısal organ Kırkların başı ve İslamiyet dışı, insanlık erdemi olan değerleri (ekonomik ve siyasal eşitliği) Muhammed’e dayatandır. Muhammed’i aralarına alıp almamak konusunda karar sahibi olan bu eşitlikçi ve kolektif meclis, aynı zamanda Alevilerin tarih boyunca bu adaletsiz ve despotik dünyayla niye uzlaşamadıklarının, niye uyum sağlayamadıklarının da ifadesidir. Aynı şekilde bu Cem, modern dönemde de, eğer kendi geçmişlerine, tarihi önderlerine, mitolojileri ve teolojilerine yabancılaşmayacaklarsa, kendilerini niye ancak sol bir yaklaşımla gerçekleştirebileceklerinin de ifadesidir. Alevi inancının merkezi kavramı olarak Ali, kuzen Ali’yi, hem tanrısallık anlamında aşmaktadır, hem de 72 inancı bir görmek, dolayısıyla cihadı, inanç dayatmasını reddetmek anlamında da kuzen Ali’den farklı bir Ali’yi karşımıza çıkarmaktadır.
Batıni toplulukların Ali ile tanışması öncesinde açık ve genel ifadesini bulan Ene-l Hak / ben tanrıyım) deyimi, XV. yüzyıldan başlayarak Ali’nin Anadolu Aleviliğiyle entegrasyonuyla, daha çok Ali’nin tanrısal özdeşliği bağlamında kullanılacaktır. Yani Ali, Anadolu Batıni geleneğine Tanrı olarak entegre olmuş, Ali tanrının ismi olmuş, bunun sonucunda da ozanların kendilerini ve genel olarak insanı tanrıyla özdeşleştirmesi örnekleri görece azalmıştır. Taçlama Düvazı olarak da okunan deyişinde Kul Himmet’in sözleri, “Lailahe illallah Muhammedül resulullah” (Allah’tan başka Tanrı yoktur ve Muhammed onun elçisidir) şeklindeki İslami kelime-i şahadetin Alevi versiyonunda Ali şahtır ve şah Allah. Aynı zamanda Aleviliğin İslamiyet'ten köklü farkını gösteren bu yaklaşım şöyle ifadelenir:

selin
06.07.2006, 12:05
“Bugün bize pir geldi gülleri taze geldi
Önü sıra kamberi Ali Murtaza geldi
Lailahe illallah İllallah Şah illallah
....

Kul Himmet üstadımız bunda yoktur yadımız
Şah-ı Merdan aşkına Hak vere muradımız
Lailahe illallah İllallah Şah illallah”

Durum buyken Aleviliği İslamlaştırmaya çalışanların, “Alevilikte kelime-i şahadet” diyerek, ortalıkta, “Eşhedü En la ilahe İllallah, Eşhedü En Muhammed’ün Resulullah, Eşhedü En Aliy’yün Veliyullah Vasi’yi Resulullah” diye sözler dolaştırmaya çalıştığını da bu arada anımsayalım. Oysa Alevi inanç geleneğinin diğer bir önderi Şah İsmail Hatayi’ye ait diğer bir Taçlamada da şöyle denir:

“Aşkına pirim aşkına illallah / İllallah şahım illallah
Ali mürşit güzel şah / Eyvallah Şahım eyvallah” diye durumu yineler.

Kul Himmet’in deyişleri, Alevi teolojisi ve bu teolojideki Ali’nin anlamı açısından büyük açıklık sergiler:

“Ali ismi dört kitapta okunur / ‘La İlahe illa Ali’ yazılı
Zikr edenler ezazilden sakınır / ‘La İlahe illa Ali’ yazılı”
Kul Himmet’in diğer bir deyişinde Ali Allah özdeşliğini şöyle yinelenir:

“Bir ismi Ali’dir bir ismi Allah
İnkarım yoktur hem vallah hem billah
Muhammed Ali yoluna Allah eyvallah
Ben Ali’den gayrı bir er görmedim”

Kul Himmet’in bu deyişi, Alevi üçlemesindeki Ali’nin, Allah ve aynı zamanda Muhammet Ali olduğunu ve “Ali’den gayrı bir er görmedim” bitirişinde de, aslında üçlemenin, Ali’de toplanan birlemenin görüntüsü olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda Pir Sultan’ın;

“Söyler Pir Sultan’ım söyler / Hakk’ın birliğini birler

Doğmuş alemler parlar / Nur Muhammed Ali’nindir” deyişindeki Hakk’ın birliği ve birliğin birlenmesi belirlemesi, durumu daha da pekiştirir. Peki ama buradaki Muhammed Ali ifadesi, Kırkların Cemi’nde Muhammed ile Ali’nin gövde bir baş iki bütünleşmesi ve musahip olmasının ifadesi olamaz mı? Takiyye anlamında evet, ama gerçek düşünce anlamında hayır. Çünkü Muhammed Ali’nin, gerçekte Ali’nin ismi olduğunu görmezden gelsek bile, deyişlerinin bütününden iç tutarlılığa sahip bir anlam çıkarma kaygısı güdeceksek, ki işin özünü anlamak ve tutarsız konuma düşmemek açısından bunu yapmak durumundayız; o durumda, tüm deyiş nakaratlarında pekiştirildiği gibi Ali’nin esas, üst, çatı, tek olduğunu ve Allah’ın da, Muhammed Ali’nin de, Ali olduğunu görürüz. Muhammed isminin peygamber Muhammed anlamda kullanıldığı durumda ise, onun Ali’nin hiyerarşik olarak altında yer aldığını görürüz. Kırkların Cemi’nde de olduğu gibi Ali’nin üstte, belirleyici ve tabii tanrısal olması Pir Sultan’ın şu deyişinde daha da belirgindir:

“Pir Sultan Abdal’ım ağladı güldü

Kabe-i Şerif’ten bir nida geldi
Hakkın emri ile dört kitap indi
Okuyan Muhammed yazan Ali’dir”

Hacı Bektaş Makalat’ında yer alan şu ifade Alevilikteki Ali imgesini daha da pekiştirir:

“Selman bir deste gül şaha uzattı
Kendi tabutuna kendisi yattı
Cemm-i Mushaf’tan nikabın attı
Kur’an yok, gördüler Ali’den gayrı”

Yani toplanmış Kur’an’ın üzerinden örtüyü kaldırdıklarında, Ali’den gayrı Kur’an olmadığı görüldü denilmektedir. Ki bütün bu ifadeler, Alevilik nezdinde Ali’nin, Kur’an’ın, Tanrı’nın, Muhammed Ali’nin, Hak Muhammed Ali’nin ismi, ya da tersinden Ali’nin bunların tümü, onların tezahürü olduğunu büyük bir açıklık ve iç tutarlılığı içinde gösteriyor. Dolayısıyla burada gösterdiğimizden farklı bir Ali ve Alevilik tasarımı konusunda iddiada bulunacak olanlar, Aleviliğin (12 İmam ve kuzen Ali gibi sembolleri değil), gerçek inanç önderleri olan ozanları reddettiklerini dürüstlükle açıklamak durumundadırlar. Çünkü çıplak zor uygulanan, Alevilerin kırkar bin öldürüldüğü o hukuksuz dönemlerde bile Alevi inanç önderlerinin terk etmedikleri değerlerini, kendini ifade etmenin çok daha kolay (ve üstelik kapalı-kırsal toplum koşullarının aksine zorunlu) olduğu günümüzde terk edenlerin, artık ortalıkta Alevi önderi-aydını-dedesi olarak dolaşabilmeleri için ar duygularını yitirmiş olmaları gerek.

Aleviliğin Ali’sine ilişkin durumu pekiştirmek çerçevesinde konumuza devam edelim: Şahkulu Dergâhı son Postnişini Mehmet Ali Hilmi Dedebaba’ya göre “Tanrı Ali’nin kişiliğinde, insan niteliği içinde gözlere açılır. Varlık kavramı altında toplanan ne varsa, baştanbaşa Alidir:

‘Ayine tuttum yüzüme / Ali göründü gözüme
Nazar eyledim özüme / Ali göründü gözüme
...
Ali evvel Ali ahir / Ali batın Ali zahir
Ali tayyib Ali tahir / Ali göründü gözüme’

Bu minval üzere uzayıp giden deyişe göre, “Ali bütün varlıkların özüdür, yaratıcısıdır, Tanrı’ya yükletilen, onda varsayılan bütün nitelikler, yetenekler, yetiler, güçler Ali’de vardır. Ali Tanrı’nın kendisidir. Evreni yaratan da, insanı koruyacak olan da gene Ali’dir. Ali’nin dışında başka bir yüce varlık, görünen güç yoktur” (İ. Z. Eyüboğlu, Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar, s.124)

Benzer bir deyiş de Pir Sultan’da geçer:

Pir Sultan’ım şu dünyaya / Dolu geldim dolu benim
Bilmeyenler bilsin beni / Ben Ali’yim Ali benim
....

Çarşılarda dolanırım / Ben Hakk’ım Hakk’tan gelirim
On ik’İmam’ı Hak bilirim / Dedikleri veli benim
....
Pir Sultan kapında kuldur / Bunu bilmek müşkül haldir
Ali’nin ihsanı boldur / Şah’ı Merdan kulu benim”
Görüldüğü gibi Pir Sultan kendini Ali ile özdeşleştirmekle yetinmemekte, aynı zamanda kendini Ali’nin kulu olarak nitelemekte, yani Ali’yi Allah görmektedir. Aynı şekilde Hak bellendiği söylenen 12 İmam’ın dediği veli benim demektedir. Deyiş bütünlüğü içinde Allah olan Ali, aynı zamanda kendisi de Tanrı olup ve Tanrıdan gelen Pir Sultan olmakta ve tanrı-insan (Ene-l Hak) anlayışına ulaşılmaktadır. Bu yaklaşım ise, hangi türden yorumlanırsa yorumlansın fark etmez, İslam nezdinde kabul edilemez bir “küfür” olmaktadır. Nitekim bir başka deyişinde; “Koparmadım asla kokladım bir gül / Kafir oldum imana geldim” diyerek bu suçlamayı üstlenmektedir.
Benzer bir deyiş, damat-kuzen Ali gerçeğini niteliksel olarak aşan bu Batıni Ali kültünü belki de ilk dillendiren, Ene-l Hak düşüncesini Ali özgülünde belki de ilk şekillendiren ve 1408’de derisi yüzülerek öldürülen ozan Nesimi’de şöyle dillenir:

“Ali evvel Ali ahir, Ali batın Ali zahir
Ali şems-i münevverdir, Ali dilnur ile Enver
Ali’dir her şey için can, Ali’dir yar ile mihman
Ali rahim Ali rahman, Ali’dir cümleye server

Ali sultan Ali sübhan, Ali cennet Ali Rıdvan
Ali dindir Ali iman, Ali’dir sakı-i Kevser
Nesimi’nin dil üç canı, Münevverdir Ali nuru

Ali vâlâ Ali âlâ, Ali’dir server-i safter” (Onur B. Kula, Çoğulcu Düşünce Karşıt Kültür, s.268)

selin
06.07.2006, 12:06
XIX. yy. Kızılbaş şairi Derviş Ali’nin, Ali’yi tanımlayışı şöyledir:

“Yeri göğü arşı kürsü yaratan / Men Ali’den başka tanrı görmedim
Yaratup kulunun kısmetini veren / Men Ali’den başka tanrı görmedim”

Tanrısal bir kavram olan söz konusu Ali’yi, tarihte yaşamış bildiğimiz Ali ile özdeşleştirdiğimiz zaman onu Tanrı olarak içselleştirmek de, bu fikri başkalarına inandırıcı bir şekilde anlatmak da olanaksızlaşır. Nitekim Aleviliğin Ali’sini kuzen-damat Ali ile özdeşleştirmeye başlayan günümüzün kimi Alevilerinin, tanrı-insan ve tanrı-Ali teolojisinden, dolayısıyla gerçek Alevilikten niteliksel olarak uzaklaştıkları görülmektedir. Bu anlayış içinde öylelerinin, Batıni anlayıştan Zahiri anlayışa doğru kaydıkları görülmektedir. Ancak tıpkı diğer dinlerin tanrı anlayışlarında olduğu gibi, soyut tanrının Ali suretinde göründüğü, Ali’de somutlandığı fikri üzerinde şekillenen mantık, diğer din inanırlarının mantık ve algıları nezdinde de inandırıcılık kazanır. Ancak onlar nezdinde inandırıcılık sorunu bir yana, Anadolu Aleviliği'nin gerçek inanç önderleri böyle inanmaktadırlar.
Diğer yandan her dini algılayışta olduğu gibi buradaki algılayışta da Tanrı farklı özellik ve meziyetler gösterir. Nasıl ki Hıristiyanlık inancındaki tanrı Müslümanlıktaki tanrıdan farklı özellik ve görünümler arz ediyorsa, Aleviliğin tanrısıyla Müslümanlığın tanrısı arasında da farklılıklar söz konusudur. Üstelik bu farklılık Alevilik ile Müslümanlık tanrıları arasında çok belirgin nitelikler gösterir. Bu açıdan Müslümanlıkla Museviliğin tanrıları arasında büyük benzerlikler gözlenirken, Hıristiyanlıkla Aleviliğin tanrı algılayışlarında kısmi benzerlikler görülür. Örneğin bu ikincilerde üçleme ve dünyevi düzene daha az müdahil bir tanrı algılayışı söz konusuyken, Musevilik ve Müslümanlıkta mutlak, ceberut ve dünyanın her işine sürekli karışan, kader belirleyen, dünyevi düzen (şeriat) dayatan bir tanrı anlayışı söz konusudur. Ancak benzer kimi özelliklerine karşın Aleviliğin tanrı anlayışı Hıristiyanlıktan da temelde farklıdır; çünkü Alevilikte vahdet-i vucut bağlamında insan suretinde bir tanrı algılayışı söz konusudur. Ve bu özgünlük, Hıristiyanlıktan da temel ayrımla, Alevi bireyin tanrı ile arasındaki ikiliğin kalkması anlamında Ene-l Hak anlayışına varır.
Bu bağlamda, “Sururi’nin, zahirde (görünen şeylerde) ve batında (görünmeyen şeylerde) varlığı şüphesiz olan, ‘Aliy-yel Murteza’yı Şah Nurullah’ı, hiç şüphe yok ki, kozmik ehemmiyeti olan, doktrinal Ali’dir. Allah’ın nuru, Muhammed Ali’de tecelli edince, Muhammed Ali, bir şahıs olarak düşünülünce, Ali’nin Tanrı kabul edilişine şaşmamak gerekir. Yukarıda da gösterdiğimiz gibi, ikisi bir sayılıyorlar. Fakir Edna (17. yy) öyle sayıyor:

Ali Muhammed’dir Muhammed Ali
Gördüm bir elmadır elhamdülillah
Kudret kandilinden nurunu alan, kozmik ehemmiyeti olan Ali, 17. yüzyıl Kızılbaşlarından olan İsmail’in gözünde de Tanrı sayılmaktadır:

Evvel Ali yerin göğün binası
Kudret kandilinden çalınmış mayası” (Mehmet Eröz, Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, s.214)

Dikkat edilirse İslamiyet tanrısından bambaşka bir tanrı tasavvuru ile karşı karşıyayız. Bu fark içselleştirilince, kimi Alevi inanç önderlerince, Ali’den ayrıca Muhammed’e yapılan yollamaların da, gerçekte İslami inancın tezahürü olarak değil, aksine, kendilerini kuşatan ve baskı uygulayan İslamcılara karşı bir ideolojik savunu aracı olarak devreye girdiğini görürüz. Nitekim bu yollamaları daha çok kullanan Kul Himmet şöyle dillenir:

“Muhabbettir Lailaheillallah / Muhabbettir Muhammed Resulullah
Muhabbettir Ali şah Veliyullah / Üç isim manada birdir muhabbet”
Görüldüğü gibi ayrı ayrı ifade edildikleri durumda bile, üç isim sonuçta anlamda birleşirler. Peki bu birleşme fikri aynılık anlamında mıdır? Açıktır ki hayır! Bunu yukarıdaki satırlarda döne döne gösterdik. Nitekim bir diğer deyişinde yine Kul Himmet, tanrının tek ve Ali olduğunu aşağıdaki deyişinde yineler:

“Nice yüz bin yıllar kandilde durdun
Atanın belinden medara geldin
Anın için halkı gümana saldın
Bin bir dondan baş gösterdin ya Ali”

Alevi sırrı bağlamında Ali-Allah, sadece tarihsel Ali donunda değil, aynı zamanda diğer Alevi inanç önderlerinin, Hallac-ı Mansur’un, Nesimi’nin, Yunus’un, Şah İsmail’in, Bektaş-i Veli’nin de suretinde görülür. Nitekim Kul Hasan, bu inancı Bektaş-ı Veli nezdinde şöyle yineler:

“Ali’nin işleri daim sırrınan / Kisvesini kırmızıdan örtünen
Nar içinde Cebrail’e görünen / Hünkar Hacı Bektaş Ali kendidir”
18. yüzyıl Bektaşilerinden Katip ise, bu tanrısal devreye kendini de dahil eder:

“Sırr-ı Bektaşi’yiz ayrı değiliz
Heman sağ gezeriz gayrı değiliz
Birlikteyiz ayrı gayrı değiliz
Bir kimse sayılırız üçümüz bizim”

Erdoğan Aydın

sertur
06.07.2006, 13:20
XIX. yy. Kızılbaş şairi Derviş Ali’nin, Ali’yi tanımlayışı şöyledir:

“Yeri göğü arşı kürsü yaratan / Men Ali’den başka tanrı görmedim
Yaratup kulunun kısmetini veren / Men Ali’den başka tanrı görmedim”

Tanrısal bir kavram olan söz konusu Ali’yi, tarihte yaşamış bildiğimiz Ali ile özdeşleştirdiğimiz zaman onu Tanrı olarak içselleştirmek de, bu fikri başkalarına inandırıcı bir şekilde anlatmak da olanaksızlaşır. Nitekim Aleviliğin Ali’sini kuzen-damat Ali ile özdeşleştirmeye başlayan günümüzün kimi Alevilerinin, tanrı-insan ve tanrı-Ali teolojisinden, dolayısıyla gerçek Alevilikten niteliksel olarak uzaklaştıkları görülmektedir. Bu anlayış içinde öylelerinin, Batıni anlayıştan Zahiri anlayışa doğru kaydıkları görülmektedir. Ancak tıpkı diğer dinlerin tanrı anlayışlarında olduğu gibi, soyut tanrının Ali suretinde göründüğü, Ali’de somutlandığı fikri üzerinde şekillenen mantık, diğer din inanırlarının mantık ve algıları nezdinde de inandırıcılık kazanır. Ancak onlar nezdinde inandırıcılık sorunu bir yana, Anadolu Aleviliği'nin gerçek inanç önderleri böyle inanmaktadırlar.
Diğer yandan her dini algılayışta olduğu gibi buradaki algılayışta da Tanrı farklı özellik ve meziyetler gösterir. Nasıl ki Hıristiyanlık inancındaki tanrı Müslümanlıktaki tanrıdan farklı özellik ve görünümler arz ediyorsa, Aleviliğin tanrısıyla Müslümanlığın tanrısı arasında da farklılıklar söz konusudur. Üstelik bu farklılık Alevilik ile Müslümanlık tanrıları arasında çok belirgin nitelikler gösterir. Bu açıdan Müslümanlıkla Museviliğin tanrıları arasında büyük benzerlikler gözlenirken, Hıristiyanlıkla Aleviliğin tanrı algılayışlarında kısmi benzerlikler görülür. Örneğin bu ikincilerde üçleme ve dünyevi düzene daha az müdahil bir tanrı algılayışı söz konusuyken, Musevilik ve Müslümanlıkta mutlak, ceberut ve dünyanın her işine sürekli karışan, kader belirleyen, dünyevi düzen (şeriat) dayatan bir tanrı anlayışı söz konusudur. Ancak benzer kimi özelliklerine karşın Aleviliğin tanrı anlayışı Hıristiyanlıktan da temelde farklıdır; çünkü Alevilikte vahdet-i vucut bağlamında insan suretinde bir tanrı algılayışı söz konusudur. Ve bu özgünlük, Hıristiyanlıktan da temel ayrımla, Alevi bireyin tanrı ile arasındaki ikiliğin kalkması anlamında Ene-l Hak anlayışına varır.
Bu bağlamda, “Sururi’nin, zahirde (görünen şeylerde) ve batında (görünmeyen şeylerde) varlığı şüphesiz olan, ‘Aliy-yel Murteza’yı Şah Nurullah’ı, hiç şüphe yok ki, kozmik ehemmiyeti olan, doktrinal Ali’dir. Allah’ın nuru, Muhammed Ali’de tecelli edince, Muhammed Ali, bir şahıs olarak düşünülünce, Ali’nin Tanrı kabul edilişine şaşmamak gerekir. Yukarıda da gösterdiğimiz gibi, ikisi bir sayılıyorlar. Fakir Edna (17. yy) öyle sayıyor:

Ali Muhammed’dir Muhammed Ali
Gördüm bir elmadır elhamdülillah
Kudret kandilinden nurunu alan, kozmik ehemmiyeti olan Ali, 17. yüzyıl Kızılbaşlarından olan İsmail’in gözünde de Tanrı sayılmaktadır:

Evvel Ali yerin göğün binası
Kudret kandilinden çalınmış mayası” (Mehmet Eröz, Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, s.214)

Dikkat edilirse İslamiyet tanrısından bambaşka bir tanrı tasavvuru ile karşı karşıyayız. Bu fark içselleştirilince, kimi Alevi inanç önderlerince, Ali’den ayrıca Muhammed’e yapılan yollamaların da, gerçekte İslami inancın tezahürü olarak değil, aksine, kendilerini kuşatan ve baskı uygulayan İslamcılara karşı bir ideolojik savunu aracı olarak devreye girdiğini görürüz. Nitekim bu yollamaları daha çok kullanan Kul Himmet şöyle dillenir:

“Muhabbettir Lailaheillallah / Muhabbettir Muhammed Resulullah
Muhabbettir Ali şah Veliyullah / Üç isim manada birdir muhabbet”
Görüldüğü gibi ayrı ayrı ifade edildikleri durumda bile, üç isim sonuçta anlamda birleşirler. Peki bu birleşme fikri aynılık anlamında mıdır? Açıktır ki hayır! Bunu yukarıdaki satırlarda döne döne gösterdik. Nitekim bir diğer deyişinde yine Kul Himmet, tanrının tek ve Ali olduğunu aşağıdaki deyişinde yineler:

“Nice yüz bin yıllar kandilde durdun
Atanın belinden medara geldin
Anın için halkı gümana saldın
Bin bir dondan baş gösterdin ya Ali”

Alevi sırrı bağlamında Ali-Allah, sadece tarihsel Ali donunda değil, aynı zamanda diğer Alevi inanç önderlerinin, Hallac-ı Mansur’un, Nesimi’nin, Yunus’un, Şah İsmail’in, Bektaş-i Veli’nin de suretinde görülür. Nitekim Kul Hasan, bu inancı Bektaş-ı Veli nezdinde şöyle yineler:

“Ali’nin işleri daim sırrınan / Kisvesini kırmızıdan örtünen
Nar içinde Cebrail’e görünen / Hünkar Hacı Bektaş Ali kendidir”
18. yüzyıl Bektaşilerinden Katip ise, bu tanrısal devreye kendini de dahil eder:

“Sırr-ı Bektaşi’yiz ayrı değiliz
Heman sağ gezeriz gayrı değiliz
Birlikteyiz ayrı gayrı değiliz
Bir kimse sayılırız üçümüz bizim”

Erdoğan Aydın

gaaliye tarikatı sanki bu görüşü destekliyor
Gaaliyye:

Tarikatın inancı: Hz. Ali´yi Allah kabul eden Şii mezhebi. Şeriata karşıdır, haramlar reddedilir, ölülerin dirileceğine ve ruhların beden değiştirildiğine inanılır. çok güçlü bir Hz. Ali fanatizmini içermektedir.

http://64.233.183.104/search?q=cache:--y4ttAMXeEJ:turk.actifforum.com/ftopic190.Tarikatlar-Islamiyete-karsi-midir.htm+tanr%C4%B1l%C4%B1k+hz+ali&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=10

Serkan_Devrim
06.07.2006, 14:35
Bir çok itikadi fırkada gördüğümüz gibi, fırkaların görüşlerini temel bazı hususlar teşkil etmekte ve diğer görüşler bu görüşün etrafında odaklanmaktadır. Nusayrilerin görüşlerinin temelini de Hz. Alinin ilahlaştırılması teşkil etmektedir. Bundan dolayı Nusayriler Şia fırkaları arasında gulat kısmından telakki edilmektedir. Bu fırkanın bütün kollarına göre Hz. Ali mabudtur, tanrıdır. Yüce Allah için sayılan sıfat ve özellikler Hz. Ali için sayılmaktadır. O nurun nurudur, ilahi zatı itibariyle gizlidir. O manadır. Görünüşte imam olmasına rağmen, batını cihetiyle O, Allah'tır. Buna göre onların şehadet kelimesi "Ben Ali'den başka ilah bulunmadığına şehadet ederim "şeklindedir.

Bu anlayışa göre Ali, Tanrıdır. Kendi ruhundan Muhammed'i, O da Selman-ı Farisî'yi yaratmıştır. Ali "mana", Muhammed "isim", Selman ise "bab"dır. Bu üçlü A(ayn), M (Mim) ve S (Sin) sembolleriyle ifade edilir. Bu üçlü sembolize sistemi Süleyman Hasbi tarafından Hristiyanlıktaki "Baba-Oğul-Ruhul-Kudüs" sistemiyle açıklanır. Ayrıca Selman'dan sonra beş tane de eytam vardır ki, bunlar; Mikdad b. el-Esved (Tabiat olayları ve zelzeleyi yürütür), Ebû Zerril-Gifâril-Gifâri (Yıldızların hareketini idare eder), Abdullah b. Revâha (Canlıların hayatlarıyla uğraşır), Osman b. Maz'un (Rızık ve hastalıklarla uğraşır) ve Kanber b. Kadân ed-Devrî (Ruhları cesetlere gönderir). Bu beş eytam, aynı zamanda beş büyük yıldızdır.
bu yazı tahminimce Abdulbaki Gökpınarlıya ait. ama tümüyle yalnışlık dolu.Bu yazı Nusayri(ALEVİ)'lerinin görüşleridir.Buna karşı çıkaçak nusayri arkadaşlara saygı duyarım.Bu forum2da herkes herşeyi öğrenmeli saklı gizli nereye kadar.Yalnışlarım varsa özür dilerim.
Benim şahsi görüşüm Hz.Ali (ALLAH) değildir.Yüce bir Şahsiyettir,Candır,Allahın Sevdiği Kuldur.
Eğer bazı arkadaşlar bu yazdıklarıma karşı çıkaçaksa Örneğin: Nusayriler hakkında neden yazdın gibiçesine?
Nusayri Alevileri'de Alevi değilmi?
Cevap: Aleviler.
O zaman ben bu yazıyı yazma yetkisini kendimde görüyorum.sayın alevigenç,
Nusayrilik için bu linki tıklayın. www.aleviforum.com/showthread.php?t=4550 Nusayriler hakkında ki gerçekleri başkalarından değil Nusayrilerden öğrenebilirsiniz. Nusayrilere atılan iftiralara katılmanız ise üzüntü vericidir.

piyano_ozcan
06.07.2006, 14:39
saçma

sertur
06.07.2006, 14:49
saçma


şaçma olan nedir arkadaşım izahat yaparmısınız saygılarımla

AleviGenç
06.07.2006, 14:51
Selamunaleyküm



Bu yazı Nusayri(ALEVİ)'lerinin görüşleriymiş.Buna karşı çıkaçak nusayri arkadaşlara saygı duyarım.Bu forum'da herkes herşeyi öğrenmeli saklı gizli nereye kadar.Yalnışlarım varsa özür dilerim.Bu yukardakiler doğru demiyorum doğruluğu tartışılır.Burasıda tartışma forum'u onun için sizinle paylaşmak istedim(NE KADAR DOĞRU NE KADAR YALNIŞ BİLMEM)Bu yazıyı aldığım yer Nusayri-Alevilerini sevdiğini pek sanmıyorum.Doğrusu Nusayriler Taraıfından Öğrenmektir.Ama bizlerin böyle hatalara düşmemizin bir diğer nedenide Nusayri kardeşlerimizdir.Kendileriniz bize açık bir şekilde tanıtırlarsa bizde bazı bilgilerde hatalara düşmeyiz.
Benim şahsi görüşüm Hz.Ali (ALLAH) değildir.Yüce bir Şahsiyettir,Candır,Allahın Sevdiği Kuldur.
Eğer bazı arkadaşlar bu yazdıklarıma karşı çıkaçaksa Örneğin: Nusayriler hakkında neden yazdın gibiçesine?
Nusayri Alevileri'de Alevi değilmi?
Cevap: Aleviler.
O zaman ben bu yazıyı yazma yetkisini kendimde görüyorum.

Selamualeyküm

Haklısın Moderatör Ali Ekber Kardeş
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Kimseye iftira atmadım atmamda.
Bir hatam olduysa özür dilerim baştada özür diledim.Hatasız kul olmaz.Yalnış biliyorsam doğruları öğret.Sende sevaba gir zaten link yollamışsın sağol bakıom ama bazı şeyleri oralardada gizlemişsin.Siz bazı yazıları gizlediğiniz sürece insanların sişzin hakkınızda yalnışlarıda normal değilmi?
Hemen sert cevaplar uzatmayın karşı tarafa iftira atıyor gibi.Ben Allah diyorsuz demedim .(BEN DEMEDİM.)

Serkan_Devrim
06.07.2006, 14:59
Selamualeyküm

Haklısın Moderatör Ali Ekber Kardeş
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
Kimseye iftira atmadım atmamda.
Bir hatam olduysa özür dilerim baştada özür diledim.Hatasız kul olmaz.Yalnış biliyorsam doğruları öğret.Sende sevaba gir zaten link yollamışsın sağol bakıom ama bazı şeyleri oralardada gizlemişsin.Siz bazı yazıları gizlediğiniz sürece insanların sişzin hakkınızda yalnışlarıda normal değilmi?
Hemen sert cevaplar uzatmayın karşı tarafa iftira atıyor gibi.Ben Allah diyorsuz demedim .(BEN DEMEDİM.)gizlediklerim faln söylemediklerimdir. yazdıklarım tamamen dorudur. Ali'nin tanrılığı yoktur. tasavvuftan anlmayn bir düşüncedir bu. Nusayriler için Ali tanrının iradesinin tecellisidir. yani en büyük kamil insan.
ayrıca sen bilmeden Nusayriler hakkında böyle şeyler yazarsan,
aleviler hakkında bilmeden yalan yalnış şeyler yazan sünnilerden ne farkın kalır. :)

levilee
06.07.2006, 15:14
selin nikli arkadaş hala kafasına göre takılıyor,
alevilik islamdır batıni görüşlü bir islam anlayışıdır
batınıliğin yaratılış düşüncesini bilmediği içinde maalesef alinin allah olduğu yanılgısına düşüyor,zaten eskilerin sırrı cahile verme demelerinin maksadıda budur,çünkü cahil kastedileni anlamaz,öğretiyi yozlaştırır,özünden koparır.
nitekim gazali gibi ehl-i sünnet alimleri dahi,kitaplarının bazına bu avam içindir,bu havas içindir diye not düşmüşlerdir,zira havas için yazılan eserin avamca okundugunda derinliğine anlasılmayıp,yozlaştırılacağı endişesi taşımışlardır,nitekim gazali cennet ve cehennem üzerine yazdıgı 2 kitabın birini havas için birini avam için kaleme almıştır(meraklısı araştırır)
gelelim alinin allahlığı konusuna
batıni islamda evreni tanrı yaratmamıstır
o yaratanların yaratıcısıdır(nurlar üzerinde nur)
çünkü onun yaratması tam ve mükemmeldir
allah akl-ı evveli(ilk akıl) yaratmıstır,akl-evvelden,nefs-i evvel(ilk nefis) sudur olmustur,tanrının yarattıgı ilk akıl ve ilk nefis tam ve mükemmeldir,onlardanda diğer akıllar ve nefisler 10. kademeye kadar sudur etmişlerdir.
işte kainatı evreni insanları yaratan bu 10. akıldır(yaratma sözünden ziyade sudur eden yani kaynagı desek daha anlamlı olucak ama günümüzde kullandıgımız anlamda yaratmaktır)
zaten batını öğretide peygamberler ve imamlar zahirde insan olsada batında bu 10. akıldır,yani muhammed olsun ali olsun diğer peygamberler ol