izmirksk
16.09.2005, 22:07
............................
daha sonrası için sildim
daha sonrası için sildim
|
Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrı ve evrenin başlangıcı izmirksk 16.09.2005, 22:07 ............................ daha sonrası için sildim bada 19.09.2005, 23:03 gercektende son derece enteresan ve entellektuel br konu... tesekkur ederim... bu konuyu son derece enteresan buldugum halde ne yazik ki irdeleyecek yada ogrenecek zamanim olmadi... eger bu konu hakkinda yazmaya devam edersen cok sevinirim,yada bir seyler ogrenebilecegim bir site adida fena olmazdi... izmirksk 20.09.2005, 23:31 sağol arkadaş. ben bunu o an aklıma geldi yazdım. Adam 20.12.2005, 17:07 Bence evren kendi kendine olusmustur bir yaratanin varligi veya lutfuyla degil. Cünkü evrenin olusumunu ele alırsak bazı sınırlarımız var o sınırlardan en temeli yaratmak ve bunu yaparken bir sınırlama daha koyuyoruz O yarattı. Yani temel düsünme sürecimiz nedir? Yoktan bir sey varolmaz. O zaman bu seyleri birsey yarattı ve o da Tanrı olmalı ve o noktan ileriye gitmiyor dünyanın cogunlugu. Ama madem hersey yaradılmak zorunda ve hiclikten bir sey varolmaz o zaman Tanrı'yı kim yarattı onu da baska biri peki onu kim diiee.... gider ve temelde sıkısıp kalır. Yalnız olaya yaratmak degilde olusum gözüyle bakarsak bir yerlere gelme sansımız var, ama bunun icinde gene yokluktan bir sey varolabilir mi? kavramını cevaplamamız gerekiyor. Zaten temel soru da bu bence ve bunun cevabı evet yokluktan hiclikten birsey varolabilir. Nedenini acıklıyamasam da hislerim bunun bu yönde oldugunu söylüyor :) cevaplarınızı bekliyorum. izmirksk 24.12.2005, 12:06 evet yokluktan hiclikten birsey varolabilir. Nedenini acıklıyamasam da hislerim bunun bu yönde oldugunu söylüyor :) cevaplarınızı bekliyorum. yokluktan bir şeyin varolması derken tam olarak neyi kastediyorsun. yokluk,bir şeyin olmamasını ifade eder.yani hiç bir şey.. bu hiçbir şeyden,nasıl bir şeyler var olabilir.tetikleyen unsur ne olabilir.yokluk,hiçbir şey olduğuna göre yokluktan varlık nasıl olabilir? Oli 24.12.2005, 13:27 Bu konu maalessef beni aşıyor. Daha öncede zaman zaman aklıma takılsada yeniden dürtüldüm Hawkingin kitabını tam okumamıştım şimdi daha ciddi olarak okuyacağım.... konuyu yeni irdeleyenler için şurdan başlanabilir. http://www.incil.com/doc/bigbang.php ...."Zamanın Kısa Tarihini" ilk okuduğumda sayfa 122'ye kadar şöyle düşündüm:" Bu harika bir kitap ve evrenin zeka sahibi bir varlık tafından yaratıldığının mükemmel bir savunması diye düşündüm." Fakat sonra devam ettikçe gördüm ki bu muhteşem evrenbilimsel destan zayıf felsefe ve tanrıbilim tarafından bozuluyor. Örneğin şöyle devam ediyor : Başlangıçta bu kurallar Tanrı tarafından gelmiş olabilir; ama o zamandan itibaren O evreni kendi kuralları içinde gelişmesine bırakmıştır ve artık karışmamaktadır gibi görünmektedir.( sayfa 122). Hawkings görünmektedir demekle kesinliği olmayan önemsiz bir Tanrıdan Kutsal Kitapta açıklanmayan bir Tanrıdan bahsetmektedir. Onun bu dediğini de biraz deizm karışmış merak ve aynı anda her yerde olan boşlukta kalmış bir Tanrı anlayışı ortaya çıkmaktadır. Aklınız karışmasın diye Hawkings'in kendisine ateist olup olmadığı sorulduğunda kesinlikle hayır dediğini de belirtmek isterim. Bu şekilde suçlamalarla karşılaştığında gerçektende kızmakta ve bu tür iddiaların yanlış olduğunu söylemektedir. Kendisi bütün bu sınırlar içinde bir yerde olan bilinmezci-deist ya da başka bir şeydir. Kesinlikle ateist değildir ve hatta buna sempati ile bile bakmamaktadır. Kitapta en meşhur ve en çok alıntı yapılan yer ise şurasıdır : Evrenin bir başlangıcı varsa bir yaratıcısı olduğu anlamını da çıkarabiliriz.( Evrenbilim tartışması) Ama evrenin bir başlangıcı yoksa o zaman bu yaratıcı nerededir ?(sayfa 140-1). Bundan Hawking'sin Tanrı ile yaratılış arasında net bir ilişki kuramadığını görüyoruz. Stephen Hawking'in Tanrısının çok küçük olduğu sonucuna direnmek yersizdir. Kitabın sonunda şu sonuca varmaktadır: "Eğer bütün bir teoriyi keşfedersek Tanrının aklını da anlamış oluruz."(sayfa 175). Onun bu sözüne sempati ile bakıyorum ama bence biraz fazla iddialı bir söz. Ben onun bu sözünü şu şekilde ifade etmek istiyorum : birleşik tam bir teoriye sahip olduğumuzda Tanrı nın aklı hakkında daha fazla bilgiye sahip olacağız. ... Oli 24.12.2005, 13:33 Başlangıçta bu kurallar Tanrı tarafından gelmiş olabilir; ama o zamandan itibaren O evreni kendi kuralları içinde gelişmesine bırakmıştır ve artık karışmamaktadır gibi görünmektedir.( sayfa 122). şahsi kanaatim bizim gibi bilimle uğramayanlar için üssteki çümle bir başlangıç noktası olmalıdır. kim nezaman nasıl yarattıysa yarattı bir daha müdahale etmedi. Dinler ise insan zekasının ürettiği yaratıcı kuramlarıdır. Aksi gibi hâlâ karışan bir tanrıdan söz etmek istersek. Her kitap indirildiğinde ve peygamber tayin edildiğinde neden insanların tekrar ilk yaratıldığında olduğu gibi eşit hale getirilmediğini düşünmek olası. Aksi gibi eşitsizlik içinde eşitlik mümkün değildir. Adam 24.12.2005, 19:51 yokluktan bir şeyin varolması derken tam olarak neyi kastediyorsun. yokluk,bir şeyin olmamasını ifade eder.yani hiç bir şey.. bu hiçbir şeyden,nasıl bir şeyler var olabilir.tetikleyen unsur ne olabilir.yokluk,hiçbir şey olduğuna göre yokluktan varlık nasıl olabilir? Bunu tabiki kanıtlıyamam sadece varsayım olarak kabul ettiğim bir olgu. Hiçlikte madde anlamında hiçlik sözkonusu.Tamamiyle soyut bir enerjinin tetikledigini ve düsünceyi (bir güç ki onun içinde bizim enerji olarak sonsuzdan beri var olduğumuzu düsünüyorum) soyutluktan somutluğa geçirdiğini düşünüyorum. Bir gücün maddeye dönüsmesi gibi. Tabi ki sadece bir varsayım ama zaten insanın üzerinde düsünmesi sınırlandırılmıs bir konu. Benim varsayımım şurdan geliyor . Sonuçta bir madde başka bir maddeden varlık kazanıosa ya maddenin sonsuzdan beri var olduğuna inanacağız,(yane somut madde hep vardı başka maddeleri varetti) ya da soyutun bir noktada somuta dönüstügüne inanacağız(ki bu ölümden sonrasını daha mantıklı kılıyo :) ) ikiside kanıtlanabilir olgular degil aslında. izmirksk 24.12.2005, 20:54 yalnız bu noktada dikkatini çekmek isterim.yokluk ile soyutluk aynı şey değiller. hele konu madde ise bütün bütün farklılar. soyut alında var olan ama gözle göremediğimiz,elle tutamadığımız şeylerdir.(şey kelimesini bilinçli kullandım aklına gelebilecek her şey) fakat hiçlik/yokluk kavramı ,olmayışı ifade eder. soyutluk ise varlığı ama ama gösterilemeyişi ifade eder.yani var kabul edersin ama gösteremezsin. dolayısı ile soyutluktan somuta geçişi fikrini savunuyorsan bir yerlerde maddeye/enerjiye ezeliyet vermiş oluyorsun.yani hep vardı ama biryerden sonra somuta çıktı. madde ya ezelden beri vardı yada soyuttan somuta çıktı diyorsun.fakat senin bu deyişine göre her ikiside özünde maddeyi barındırıyor. ayrıca soyut olan hiç bir şeyin kendi kendine somutluklar dünyasına çıktığı görülmemiş peki bu durumda nasıl somutu oluşturabilir. izmirksk 24.12.2005, 21:42 aslında şöylede denebilir. A------------------------------------------------------------B şimdi A noktasını evrenin başlangıcı olarak ele alalım. B noktası ise şimdiki durum olsun.sorun şu.A noktası yani evrenin başlangıcı nasıl oluştu.(yoksa hep var mıydı) ya Tanrı işin arkasında diyeceğiz yada tesadüfen oluştu diyeceğiz. tesadüfen oluşan sistemin (en küçük atomdan ,gezegenlerin yörüngelerindeki düzene kadar herşeyi ..) yani sistemdeki ahengi nasıl izah edeceğiz? yok eğer Tanrı var ise,bugünkü uzay-zaman bölgesinde yani A noktasını başlangıç olarak ele aldığımız yerde daha önceden ne vardı?bugün evren genişliyor diyoruz?evren neyin içinde genişliyor?.uzayın sınırı nerede?nerede başlayıp nerede bitiyor?ve Yaratıcı maddeyi hiçlikten varlığa getirmeden önce yani bugünkü uzay-zaman bölgesinin yerinde/kainatın yerinde ne vardı? Adam 24.12.2005, 23:23 Tabi kelime olarak ifade yalnışı yapmış olabilirim. Madde kavramını somuttan ibaret tuttum. Hiçlik konusuna gelince zaten belirttiğim somut bir hiçlikten bahsediyorum. Yoksa soyut olanın sonsuzluktan beri var oldugunun kanatindeyim. Evrenin varoluşuna baktığımızda 2 alternatif var diyorum ben ya madde(somut) vardır ezelden beri ya da soyutluk ki sonra o maddeyi oluşturdu. Yalnız sen de farkındasındır ki, herşeyin tesadüf olması başın somut olmasıyla ilgili. Dediğin doğru soyutun somutlaşması gözlemlenmemis bir durum fakat bahsettiğimiz olguya varoluşa başlangıça somut olarak yaklaşamayız veya yaklaşmak istemeyiz çünkü önceden bahsettiğim gibi herşeyin başı somut bir madde ise yaşamımızın bu dünyayla sınırlı olduğu anlamı çıkar, ruhun(maddeden bağımsız yaşayanın) olmadığı ortaya çıkar. Ki bence bu da ihtimaldir ama olmamasını dilerim. Yalnız soyutun somutu nasıl oluşturduğunu önceden belirttiğim gibi kanıtlıyamam sadece varsayım olarak alırım. Yani teistlerin Tanrıyı kabulleri gibi. Sende aksini ispatlayamassın.Zaten başlangıçta herkes varsayım üzerinden devam eder. A noktası bahsettigim gibi soyut olan enerjinin somutlaşmaya geçmesiyle meydana geldi B noktasında da somutlaşma devam etmektedir belirtmediğin C noktasına kadar o noktadan sonra herşey tekrardan soyutlaşacaktır ki buna da kıyamet denir bence aynı şey ondan sonrası içinde geçerlidir yane ABCABCA diye devam eder. A noktasında açığa çıkmayı bekleyen enerji vardı ki buna kimi tanrı der ben tanrı demeyip senin topicteki yazında evren(kendi kendine varolmustur) dememin tek sebebi benim ulu ve kudretli olan insandan ayrı bir tanrıya inanmamam dan kaynaklanıyor yoksa evren-insan ve tanrıyı tek bir soyutluk olarak kabul edersen ve buna hem yaratan hem de yaratma sürecinden doğrudan etkilenen dersen bu benim kabulümdür :) Adam 24.12.2005, 23:33 Uzayın sınırların genişlemesi de C noktasına kadar olacaktır o nokta patlama anıdır uyanma anıdır tekrardan soyutluğa geçiş anıdır ve o patlamayla birlikte somut hic bir şey kalmıycaktır A dan önceki duruma dönüs olacaktır yani. Edebi olarak bakarsak giriş-gelişme-sonuç veya doğum-büyüme-ölüm tabi burda önemli olan ölümden ne anladığımız? herseyin somutluktan geldiğini iddaa edersek ölüm noktadır, ama eğer soyuttan geliyorsa ölüm(kisisel kıyamet) sadece bir virgül olabilir tıpkı kıyamet gibi izmirksk 25.12.2005, 00:00 . Yalnız soyutun somutu nasıl oluşturduğunu önceden belirttiğim gibi kanıtlıyamam sadece varsayım olarak alırım. Yani teistlerin Tanrıyı kabulleri gibi. Sende aksini ispatlayamassın.Zaten başlangıçta herkes varsayım üzerinden devam eder. zaten ben her iki durumdada arada kalmışım.ispatlanacak bir şey yok şu arada. fakat soyutluk denen olgu bakana göre değişir.bu soyut dediğin kavram kime göre soyut .ilk başta soyut olmasını neye dayanarak söylüyorsun. çünkü soyutluk bakana göre değişir. izmirksk 25.12.2005, 00:03 Uzayın sınırların genişlemesi de C noktasına kadar olacaktır o nokta patlama anıdır uyanma anıdır tekrardan soyutluğa geçiş anıdır ve o patlamayla birlikte somut hic bir şey kalmıycaktır A dan önceki duruma dönüs olacaktır yani. gibi uzayın genişlemesi kritik yoğunluğa bağlı.şu aşamada net bir şey söylenemiyor.ama bu kritik yoğunluğa göre evren tekrar kendi içine büzüşür yada genişleme sürer gider patlama olmaz yani. Adam 25.12.2005, 00:23 Soyuttan kastım maddesel ve kanıtlanabilir olmayandır. Mesela kimi ilkokul kitaplarında elektrik vb. seylere de soyut derler ama bu benim soyutluk kavramıma girmez çünkü varlığı kanıtlanabilir. Açıkcası hiçbirşeye dayanmıyorum saddece varsayım olarak kabul ediyorum çünkü dediğimde aksi de kanıtlanabilir şeyler değiller sadece hissi olarak bu kanıya varıyorum. Aksi durum ruhu devre dışı bırakıyor, ve bu da benim işime gelmiyor açıkcası :) Adam 25.12.2005, 00:28 uzayın genişlemesi kritik yoğunluğa bağlı.şu aşamada net bir şey söylenemiyor.ama bu kritik yoğunluğa göre evren tekrar kendi içine büzüşür yada genişleme sürer gider patlama olmaz yani. Olayın bilimsel yönünü açıkcası bilmiyorum sadece sen genişlemenin sınırını koy demiştin ben de onun kıyamet(somutluğun sınırı) olabileceğini iddaa ettim, çünkü bahsettiğim sisteme göre maddesel olarak bir hiç olan uzay maddesel olarak sınırlarına ulaştığı zaman tekrar hiçe dönecektir diye düşünüyorum izmirksk 25.12.2005, 13:46 Soyuttan kastım maddesel ve kanıtlanabilir olmayandır. Mesela kimi ilkokul kitaplarında elektrik vb. seylere de soyut derler ama bu benim soyutluk kavramıma girmez çünkü varlığı kanıtlanabilir. Açıkcası hiçbirşeye dayanmıyorum saddece varsayım olarak kabul ediyorum çünkü dediğimde aksi de kanıtlanabilir şeyler değiller sadece hissi olarak bu kanıya varıyorum. Aksi durum ruhu devre dışı bırakıyor, ve bu da benim işime gelmiyor açıkcası :) anladım.peki bu soyut diye ifade ettiğin bilinmeze bir başlangıç koyuyor musun? yani hep vardı mı diyorsun yoksa başlangıcı var mı sence? eğer hep vardı der isen Tanrı ya hep vardı demekle arasındaki fark ne olabilir?yaratma vasfı mı? başlangıcı var ise(ki belli ki başlangıç koymuyorsun ezeliyet veriyorsun bu yüzden bu devre dışı şimdilik) bu gün fizikte enerjinin korunumu diye bir şey var mesela ,sen enerjiyi maddeye çevirsen enerji yok olmuyor sadece saklanıyor madde içinde.o potansiyel halen orada var.yani doğada (şimdilik) bir şey yok olmuyor soyuttan somuta geçen evren kendi içinde bu dinamiği nasıl koruyor ,özünde hiçlik var ise neden hiç bir şey yok olmuyor da başka bir şeye dönüşüyor? Adam 25.12.2005, 18:54 hayır senin de anladığın gibi başlangıcı yok, tanrı da diyebilirsin ama ben tanrıyı tek ve ulu bir güç olarak görmüyorum bizde insanlar olarak onun bünyesindeyiz onu olusturuyoruz yani biz de enerji olarak ezelden beri geliyoruz. Tabiki yok olmuyor ama ayrı bir niteligin(somut ve maddesel) içinde yaşamını sürdürüyor. Yoktan hiç bir şeyin varolamaması veya varlığın şekil değiştirsede yok olamaması şu anda bulunduğumuz A ile C arasındaki durumun bir sonucu. Yani kuraldan kaynaklanan bir sonuç o kural günümüz için geçerlidir fakat C ye geldiğimizde o kural geçerliliğini yitirecektir ne şekilde olur onu bilemem. Kimilerinin iddası zaten somutun olmadığı yönündedir, yani yaşadığımızı düşündüğümüz şeyler aslında yaşadığımızı zannettiğimiz şeylerdir örnek olarak da rüyayı ve rüyadaki gerçekliği verirler. Yani olay algılamadan kaynaklanmaktadır. Benim görüsümde de olay çok farklı değildir, algıdan kaynaklanmaktadır . Madde bir araçtır ve amaca hizmet eder ve amaca ulasıldıgımda maddeye gerek kalmayacaktır. Algılamaya hizmet eden şekillerde anlamını yitirecektir. Bu tıpki başkaları tarafından algılanamayan olguları algılayan insanların algılaması gibidir. Mesela bazı insanlar olmayan insanları görürler ve onlarla iletişime geçerler. Onlar için o gerçektir fakat bizim için değil. Tabi burdan söle bir sonuç çıkartabilirsin. Olay madem algılamadan kaynaklanıyor ve bu soyuttur o zaman soyut olan şey hiç bir zaman somut olmamıştır. Fakat burda sana ancak kısmi katılabilirim. Somut bu evrenin (A ile C arasındaki) gerçekliğidir. Bu gerçeklik C ile A arasında hiç bir şey ifade etmez o yüzden gerçek değildir. Yokolma patlama uyanma nasıl ifade edersen et somut bir gerçeklik değildir somutluğun anlamsızlasmasından ibarettir, yani soyuttur. izmirksk 25.12.2005, 23:57 Kimilerinin iddası zaten somutun olmadığı yönündedir, yani yaşadığımızı düşündüğümüz şeyler aslında yaşadığımızı zannettiğimiz şeylerdir örnek olarak da rüyayı ve rüyadaki gerçekliği verirler. Yani olay algılamadan kaynaklanmaktadır. Benim görüsümde de olay çok farklı değildir, algıdan kaynaklanmaktadır . Madde bir araçtır ve amaca hizmet eder ve amaca ulasıldıgımda maddeye gerek kalmayacaktır. Algılamaya hizmet eden şekillerde anlamını yitirecektir. Bu tıpki başkaları tarafından algılanamayan olguları algılayan insanların algılaması gibidir. Mesela bazı insanlar olmayan insanları görürler ve onlarla iletişime geçerler. Onlar için o gerçektir fakat bizim için değil. Tabi burdan söle bir sonuç çıkartabilirsin. Olay madem algılamadan kaynaklanıyor ve bu soyuttur o zaman soyut olan şey hiç bir zaman somut olmamıştır. Fakat burda sana ancak kısmi katılabilirim. Somut bu evrenin (A ile C arasındaki) gerçekliğidir. Bu gerçeklik C ile A arasında hiç bir şey ifade etmez o yüzden gerçek değildir. Yokolma patlama uyanma nasıl ifade edersen et somut bir gerçeklik değildir somutluğun anlamsızlasmasından ibarettir, yani soyuttur. algılama ve gerçekliği felsefede (materyalistler ve idealistler arasında sıkı bir kavga sorunudur zaten.) algılama ile yani herşeyin insan zihninie ait yaklaşımlarda bulunduğunu iddia edenler, neden insanlık aynı anda aynı şeyleri algılıyoru izah edemiyorlar.mesela bir şehire yağmur yağsa herkes aynı tepkiyi verir.yani ıslanır veya şemsiye alır ama hepsindede yağmurun varlığı kabul edilir.aynı anda bu kadar kişi yanılanilir mi? veya materyalistler ,idealistlere derki madem her şey algı o halde trenin önüne atın kendinizi bakalım algı mı değil mi? tabi onlar arasında yarı şaka yarı ciddi devam eder bu kavga. izmirksk 26.12.2005, 00:15 ve önemli olduğuna inandığım bir soru daha: herşey soyut ise A ile C arası dahi temelini bu soyutluktan alıyorsa ve sonra yine yok olup soyutluk devam edecekse şu soruyu sormak isterim. herşey zıddı ile bilinir.sıcak -soğuk gibi..aç-tok gibi soyut kavramıda somut kavramı ile bilinir.bir yerlerde bir şeyler somut olacakki başka bir yerde de bunlarda soyut kavramlar yada izlenimlerimiz diyebilelim. peki ama herşey hata şimdi durum bile ve tabi yok oluş ve sonrasıda herşey bu soyutluğun tezahürü ise yada kaynağı ise o zaman somut gerçeklik(soyuta bağlı olmayan) somut gerçeklik nerede? eğer hiç yok ise yani somut yok ise soyut ,soyutluğunu nereden alıyor?neye göre soyut?somut yoksa soyut neye göre soyut. Adam 26.12.2005, 15:31 ben yalnız belirttim bu düzenin gerçekliği somuttur diye o yüzden zıttına gerek yok çünkü somut sadece bu düzene ait bu düzende farklı iki tür algılama var somut gerçeklik ve soyut gerçeklik yani A ile C arası geçerli C ile A da somuta yer olmadığından soyuta da gerek yoktur yani o düzeni biz kendi sistemimizle anlamaya çalışıyoruz her ne kadar soyut bakmaya çalıssak elimizdeki enstrümanlar bu düzende şekil bulmuş olduğundan başka bir düzeni anlatırken ihtiyaç duyulan şeyler onu algılamamıza yardımcı olsada o düzlemde anlamını yitirir mesela Kur'an daki cennet tavsirlerine bakarsan somut gerçeklikten bahseder huriler vs... falan fakat bu cennetin somut olduğundan değil bizi bu dünyada mutlu eden somut gerçekliklerdir bizim örneğin deniz dediğimiz olguyu balıklar bilmez ve gerek te duymaz çünkü onun gerçekliği ondan ibarettir bizim için o tanımlama gereklidir deniz kara gibi fakat herşeyin deniz olduğunu varsaydığımız bir düzende denizi tanımlamaya gerek yoktur. Umarım anlatabilmisimdir demek istediğimi.Her şeyin soyut olduğu bir yerde soyutu tanımlamaya ihtiyaç yoktur. Bahsettiğin zıt anlamlı kavramlar belki sadece bu düzene mahsus tanımlamalardır. Yani biz her hangibir şey hakkında tanımlama yaparken A ile C arasındaki kavramlar yardımıyla tanımlıyoruz. Ben yanılgı olarak görmüyorum bu düzenin algılanmasını, sadece başka bir gerçeklik ve bu gerçeklik içinde bizim etkilerimiz algılamamız olduğu gibi ortak bir algı ve etki de varki bunu herkes algılıyor. Çünkü yaşadığımız gerçekliğin kuralları var ve olguları var bu gerçekliği algılamak hepimize açık ve algılıyoruz. Kendini trenin önüne atan insan somutluğunun yok olacağının zaten farkındadır. Çünkü somutluğu ister yanılgı ister başka şekilde izah etsin, kendi yaşamı da somuttur bahsettiğin gibi sabah doğan güneş onun da gözlerini yakar materyalistin de. Çünkü ister yanılgı ister buraya özgü bir gerçeklik ister ezelden beri gelen bir gerçeklik olsun somutta olsa A ile C arasındaki düzen iyisiyle kötüsüyle yaşamaya değerdir. Bu düzenin yalan olması algılamamızı değiştirmez, yalansa da bazı rüyalar vardır hani hiç uyanmak istemessin veya hemen uyanmak istersin kimi kabuslarda onun gibidir. Burda dikkatini çekerim uyanmak bildiğimiz somut gerçekliğe dönüştür. izmirksk 27.12.2005, 01:54 başlangıc olmayan varlığa ne denir? ezeli denir. şu andaki konumumuzdan sıyrılıp biraz daha geriye gidelim. mesela 10 milyar yıl geriye gidersek başlangıcı olmayan varlığa ne kadar yaklaşırız? cevap hiç peki 50 milyar yıl geriye gitsek ezeli olan varlığa ne kadar yaklaşırız? cevap yine aynı . peki 100 milyar yıl geriye gidersek ne olur?şimdiki konumdan daha mı yakın oluruz ezeli varlığa? cevap hayır . neden peki? çünkü başlangıcı olmayan yani hep var olan bir varlığa zaman açısından yaklaşamayız. işte temel sorunda burada? 15 milyar yıl önce evrenimiz oluşmuş.ezeli varlığa göre 15 milyar hiç. peki ama neden 15 milyar yıl önce? bu soru sadece soyut bir varlık için değil Tanrı içinde sorulabilir. ama Tanrı konusunda o öyle diledi deyip işin içinden çıkabiliriz.ama soyut varlık yaratma yolu ile olmasa bile böyle bir ana kara vermiş.tabi neden acaba? evrenin başlangıç noktasının,ezeli varlığa uzaklığı yani sonradan oluşu ve zamanda ne kadar geriye giderse gitsin hep uzak kalışı yani hiç yaklaşmaması insanı dehşete düşürüyor izmirksk 27.12.2005, 15:49 başka arkadaşlarda katılırlarsa tartışmanın seyri dahada ilginç hal alabilir. tabi mehdi tartışmasında olduğu gibi ben inanıyorum sende inanacaksına çekilmeyip felsefi zeminde kalırsa iyi olur Adam 27.12.2005, 23:54 aynen katılıyorum sonuçta burda kimse fikrini empoze etmeye çalışmamalı ama izmirksk felsefeyle pek ilgilenen yok burda ya :) Adam 28.12.2005, 00:00 ga mıreno çerme maneno, mordem mıreno name maneno ne demek ? :) sonsuza istediğin kadar yaklaş gene uzaksındır sonuçta katılıyorum fakat neden 15 milyar yıl önce yaratıldı dersen bir cevap vermek oldukça güç çünkü bu neden farkındamısın bilmiyorum ama aynı zamanda yaşamın nedeninide içeriyor.Yani neden yaşam? Bir nevi hayatın sırrı kimse hayatın sebebini net olarak çözebilmis değil kimileri somuta geçişin ruhu olgunlaştırdığını iddaa ediyor ki buna bende katılıyorum fakat net bir cevap imkansız ve insan beyni ne kadar gelişirse gelişsin somut kaldığı sürece cevabını bulabileceği bir soru değil sanırım.(inşallah yanılıyorumdur) Adam 29.12.2005, 12:58 İzmirksk sıkıldın herhalde benden :) izmirksk 29.12.2005, 13:07 İzmirksk sıkıldın herhalde benden :) yok canım keşke bir çok arkadaşda katılsada tartışsakdiye bekliyordum bu arada yukarıdaki mesajı göremedim şimdi gördüm. ga mıreno çerme maneneo,mordem mıreno name maneno yu sormuşsun. zazaca bir cümle.öküz ölür derisi kalır insan ölür ismi kalır demek izmirksk 29.12.2005, 13:40 neyse tartışmayı şenlendirelim biraz şu zamana kadar evrenin oluşumu ile ilgili (en kuvvetli )4 tez ileri sürüldü.bunları inceleyelim 1-sabit durum 2-açılır-kapanır evren modeli 3-kuantum evren modeli 4-big bang 1-sabit durum=bu teoreme göre evren genişliyor ama boyut ve zaman açısından sonsuzdur.evren genişliyor ve madde bu oranda var oluyor.yani kendi kendine var oluyor 2-açılır kapanır evren modeline göre ise big bang(büyük patlama ) vardır ama evren genişlemeyi durdurunca tekrar içine çökecektir.sonra yine büyük patlama genişleme sonra yine çökme..sonsuza dek..... fakat bu model ciddi eleştiriler almıştır.hangi güç bu açılıp kapanmayı sağlayacaktır.fizik yasaları ile izah etmek mümkün değil.ayrıca bu oluşumun sürekli olması evrenin açılıp kapanmasının hızını azaltacaktır ve bu gitgide küçülen bir evrene yani ilk ana(evrenin bir başlangıcına neden olmaktadır) 3-kuantum modelinde ise atomaltı düzeyde sürekli yeniden yoktan bir varoluş vardır ve bu maddeye ait bir özelliktir ve evrenin ilk oluşumu bunun sonucundadır denmektedir.fakat evrende bir şey yoktan varolmuyor(madde içerisinde tabi)yinede ilginç bir teori bu 4-big bang e gelince.büyük patlama genel kabul görüyor.fakat bu arkada mutlaka bir yaratıcının olmasınıda gerektirmez. fakat genel kabul gören şey evren tek noktada bir büyük patlama ile(yani bir anda oldu ise) çekim gücü nedeni ile sıfır hacme sahip olması gerektiği.yani büyük patlama olduğu zaman uzay,evren ,anladığımız manada boşluk yoktu.(sıfır hacim) bu ise bir anda oluşu gösteriyor. fakat yinede yarının ne getireceğini bilmiyoruz.mesela bir kaç yüzyıl yıl önce insanlar güneş ve ay tutulmalarının ne olduğunu bilmedikleri için bunun Tanrı'nın yada ilahi bir gücün kendilerine uyarısı olarak anlayıp kendi toplumları içinden bir kişiyi bağışlanmak için yakabişliyor kurban edebiliyorlardı. zaman geçti bunun bilimsel kısmı açıklandı ve artık insanlar önceden şu zamanda güneş tutulması olacak denebiliyor.yani demek istediğim yarının ne getireceğini bilmiyoruz Adam 29.12.2005, 17:24 Aa çok güzelmiş ya at ölür dervan kalır, yiğit ölür şan kalır gibi :) hoşuma gitti bir de zazaca avrupa dil ailesinden dimi ? öle gözüküyo ama pek bir bilgim yok açıkcası. Adam 29.12.2005, 17:32 Modellerin hepsi gerçekten çok ilginç fakat teoriden ilerisine gitmek de mümkün değil, dediğin gibi yarının ne getireceği belli olmaz. Fakat benim düşüncem şu insanın sistem hakkındaki bilgileri ne kadar gelişirse gelişsin belli bir yerlerde tıkanma olacağı kesin yane bir şeyler açığa çıkabilir fakat her şeyin açığa çıkması imkansız gibi geliyor bana. Daha doğrusu şu an merak ettiğim her şeyin cevabını ilerde belki torunlarımızın torunları alıcak fakat o zaman da yeni sorunlar ortaya çıkacak gibi. Bir de gelişmeyi tam olarak anlamak mümkün değil bizim geçen yüzyılın keşifleri diye değerlendirebileceğimiz kimi bilimsel gerçekleri afrikadaki bir kabilenin dolaylı da olsa bildiğini veya mayaların 1000lerce yıl önce günümüz düzeyinde evren hakkında bilgiye sahip olması da düşündürücü. ibrahim-ch 30.12.2005, 08:06 Allah Nur icinde Nur dur Nar Nurdan olusmustur ama her seyde oldugu gibi özünde nurluk vardir. Allah her seyi kendi birliginden Ol emriyle oldurmustur. Yani her sey O nun Ol emriyle kendisinden oldurdugu Nur enerjisinin Maddelesmis halidir Halden hale geciste Kalip dinlendirme vardir.Büyük kiyamet Allahdan Ol emriyle uzaklasan Mahlukatin geri ait olduklari yere dönmeleridir. yani OL un tersi öl dür. Adam 30.12.2005, 15:29 Allah Nur icinde Nur dur Nar Nurdan olusmustur ama her seyde oldugu gibi özünde nurluk vardir. Allah her seyi kendi birliginden Ol emriyle oldurmustur. Yani her sey O nun Ol emriyle kendisinden oldurdugu Nur enerjisinin Maddelesmis halidir Halden hale geciste Kalip dinlendirme vardir.Büyük kiyamet Allahdan Ol emriyle uzaklasan Mahlukatin geri ait olduklari yere dönmeleridir. yani OL un tersi öl dür. Yani tabi o da bir inanıştır saygı duyarım, fakat bence bize emreden ve bizden ulu bizden ayrı bir Tanrı yok. ibrahim-ch 30.12.2005, 18:32 O nun etki alani yani manyetik gücü tüm alanlari kaplamistir hic bir sey O ndan ayri O ndan uzak olamazki zaten .Allahin sabit sifatlarindan biride HAD i yoktur yani SINIR SIZDIR kisi kendisi ile yaratan Allah arasina bir SINIR cizemez. cizerse ikilem (Dualite) olur birlige yani VADDANiYETE terrs dir. izmirksk 30.12.2005, 19:13 vahdet-i vücud felsefesini savunanlardanmısın? ibrahim-ch 30.12.2005, 20:12 evet Panteist im izmirksk 30.12.2005, 20:28 bir ara ilgilenmiştim ama bana geçici bir sarhoşluk hali geldi Adam 30.12.2005, 22:45 Panteizm ilginç bir olgu fakat şöyle bir durum var Tanrının ol demesi emir vermesi panteizm de söz konusu değil daha doğrusu bizden farklı(daha üstün) birinin bize bir emir vermesi söz konusu değil izmirksk 31.12.2005, 03:07 belki tartışmaya yeni arkadaşlar katılabilir diye şöyle bir açıklama yapayım. kağıt üzerinde insanlar çizsekve onlara hayat versek ve orada yaşasalardı bizi anlayabilirlermiydi.? elbetteki hayır çünkü onların 2 boyutu olacaktı.bir tanesi en ,diğerise genişlik fakat biz insanoğlu 4 boyutlu bir evrende yaşıyoruz(zamanla beraber uzunluk-derinlik-yükseklik) şimdi biz kağıda çizdiğimiz canlıları gözlemlersek şunu görürdük.onlar tüm evreni 2 boyutlu algılardı.çünkü 3. bir boyut olarak yüksekliği belki çoğu hayal bile edemezdi ve b u yüzden sınırını çizemedikleri yada çizemeyecekleri bir evren düşlerlerdi.ama onlaın hayalindeki bir evren olurdu bu sadece bıuradan söylemek istediğim şu.evren kaç boyutlu bilmiyoruz ama bizim bildiğimiz 4 boyutun dışında ise yani farklı boyutlar var ise biz evreni sadece izin verdiği ölçüde anlayabiliyoruz ve evrenin 4 boyutunun içindeki bulgulara göre hareket ediyoruz belkide tahminlerinde ötesinde yanılıyoruz ibrahim-ch 01.01.2006, 17:07 Emir yok emir sadece bir istek her sey olmasi gerektigi icin oluyor. (MATRIX) yani. Düsünmek bir insanlik geregi düsünce üretmek insanimsi bir vasif Düsünce üretkenligi olmasaydi bilim ve teknikte ilerleme olmazdi. insanlar farkli düsünceler üretmelilerki iyi verimli düsünceler olussun tek seslilikte ilerleme olmaz. ilerleme daima insanlarin menfaatleri dogrultusunda olusur. Ters düsünceler yok olmaya mahkumdur. ibrahim-ch 01.01.2006, 17:11 Mushaf daki NUR suresi 35 ayet. 35 - Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir. izmirksk 01.01.2006, 22:20 bu konu ile ilginçliklere devam edeyim.mesela bugün hepimiz çok iyi biliriz ki ışık hıız aşılamaz.hatta hiç bir madde ışık hızına erişemez.kütlesi olan hiç bir madde ışık hızına erişemez. ışığın hızı ,bulunduğu ortama göre değişir.(camda,suda,havada,boşlukta) en hızlı olduğu durum boşlukta(vakumda) olduğu durumdur. her ne ise ayrıntıya gerek yok.şimdi asıl ilginç olan noktaya gelelim.hiç bir madde ışık hızına erişemeyeceğine göre büyük patlamada neler oldu. yani büyük patlama teorisine göre ilk saniyede (portakal büyüklüğündeki) bir cisim bir anda evrenin % 70 ine yakınını kapladı.yani evrenin %70 i ilk saniyede oluştu. bu ne demektir? şu demektir ki ışık hızı inanılmaz boyutlarla aşıldı ya da aşılmış olabilir.madde ışık hızına bile yaklaşamazken nasıl olduda ışık kat be kat aşıldı? fakat büyük patlamadan önce boşluk dahil hiç bir şey yok ise evrenin nerede ise tamamı 1 saniyede nasıl oluştu.yani bu madde 1 saniyede nerede gelişti? bir saniye içinde bu kadar genişleyebilmesi için evrenin hazır durumda olması gerekmezmi? kafalar karışmaya devam ediyor....:14: ibrahim-ch 02.01.2006, 02:50 iste bu ALLAHIN ilk OL demesidir ol demeler devam ediyorki KALIP degistirme var Halden hale gecis yani Maddesel olarak, Enerjik bedenimiz Allaha ulasiyor izmirksk 04.01.2006, 05:21 şimdi evrenin başlangıcı kabul edilen noktaya tekrar geri gitmek istediğimizde şununla karşılaşıyoruz. big bang bir başlangıç noktası ama onun mayası nerede oluştu.?muhakkak uygun bir zeminde gelişmiş olmalı. şimdi madde ışık hızına yetişemez çünkü kütlesi oratadn kalkarsonsuz enerji gerekir vs.....bu ise şimdiki bulgularla çelişiyor halbuki ilginç olan biz biliyoruz ki big bang ilk saniyede öyle bir genişlemiştir ki aşılamaz denilen ışık hızı aşılmıştır(kat be kat) çünkü o noktada evrenin %70 i aşılmıştır..bu ışık hızının çok komik kaldığı bir durumdur.peki ama kütlesi olan bir cisim ışık hızına erişemez iken bir madde ışık hızını bir milyonlarca kat nasıl aşabilir? anlaşılan evrenin doğduğu zamanlar günümüzdeki fiizk kanunları işlemiyordu. acaba bütün bunlar doğru iseTanrı mı yoksa bilmediğimiz ve hep var olan ve evrenin temel mayasını oluşturan bir gücün mü yansıması? izmirksk 04.01.2006, 20:32 şimdi bu konuda cevap aramamız gereken sorulardan biriside şu -evren sonsuz mu? sonsuzsa yada değilse Tanrı kavramına bakışda ne değişebilir? şu ana kadar bilinenler EVRENİN SONLU AMA SINIRSIZ OLUŞU ve evrenimizin dışı(eğer varsa) nasıl bir şey bunuda bilmiyoruz.çünkü elimizdeki matematik ve fizik bu dünyanın, bu evrenin matematiği/fiziği. evrenin dışı varsa bile belkide hiç bilemeyeceğiz(eğervar ise ve çok farklı ise) Serkan_Devrim 04.01.2006, 21:17 şimdi evrenin başlangıcı kabul edilen noktaya tekrar geri gitmek istediğimizde şununla karşılaşıyoruz. big bang bir başlangıç noktası ama onun mayası nerede oluştu.?muhakkak uygun bir zeminde gelişmiş olmalı. şimdi madde ışık hızına yetişemez çünkü kütlesi oratadn kalkarsonsuz enerji gerekir vs.....bu ise şimdiki bulgularla çelişiyor halbuki ilginç olan biz biliyoruz ki big bang ilk saniyede öyle bir genişlemiştir ki aşılamaz denilen ışık hızı aşılmıştır(kat be kat) çünkü o noktada evrenin %70 i aşılmıştır..bu ışık hızının çok komik kaldığı bir durumdur.peki ama kütlesi olan bir cisim ışık hızına erişemez iken bir madde ışık hızını bir milyonlarca kat nasıl aşabilir? anlaşılan evrenin doğduğu zamanlar günümüzdeki fiizk kanunları işlemiyordu. acaba bütün bunlar doğru iseTanrı mı yoksa bilmediğimiz ve hep var olan ve evrenin temel mayasını oluşturan bir gücün mü yansıması? dostum yazılarını ilgiyle takip ediyorum. bende bir şeyler karalayım dedim. eskiden maddenin yapı taşının atom olduğu ve bunun parçalanamayacağı söylenirdi. einstein atomu parçalamayı başardı. ve atomun proton, nötron ve elektron dan oluştuğunu buldu. gerçekte bunlar bile asıl yapı taşları değil. şimdilerde qark ve lepton adlı iki yapı taşı bulundu. bu iki yapı taşılarının dizilimi protonu, nötronu ve elektronu oluşturuyor. ama dahada ilginç bir durum var. bilim adamları protonu parçalamaya çalıştıklarında ortaya çok değişik bir madde çıkıyor. aslında madde denemez. proton(+1) + enerji = nötron(0) + pozitron(+1) parantez içindekiler değerlikleri. peki nedir pozitron? pozitif elektronun ta kendisi. diğer bir adı anti elektron. yani bu varlık elektron gibi ama zıt özelliklere sahip. mesela elektron negatif yük taşı. ama bu pozitif yük taşıyor. +1 değerlikli. işin daha da garibi bu anti elektronu elektronla tepkimeye soktuklarında kütle kendiliğinden tamamen enerjiye dönüşüyor ve gama ışını ortaya çıkıyor. bilim adamları zamanla anti-protonu ve anti nötronu da buldu. labaratuarlarda bir kaç parça elde etmeyi başardılar. şimdi mademki proton, elektron ve nötron atomları ve atomlar maddeyi oluşturuyor. o halde anti proton, anti elektron ve anti nötron da anti atomu; anti atomlarda anti maddeyi oluşturur. elektronla anti elektronun tepkimesi saf enerjiyi oluşturuyorsa, madde ile anti maddenin tepkimeside saf enerjiyi oluşturur. gerçi şu ana kadar anti madde bulunamadı ama bu konuda çok ciddi teoriler var. örneğin; belkide evrenin başlagıcında sadece enerji vardı ve birdenpatlamayla enerji madde ve anti madde diye ikiye ayrıldı. böylece bu yaşadığımız evren madde evrenini oluşturdu ve başka bir yerde anti madde evreni de var. yada iki olmak zorunda değil. belkide 9 tane madde evreni ve 9 tane anti madde evreni vardır. bu duruma ne dersin? izmirksk 05.01.2006, 02:05 anti madde başlı başına ayrı bir konu ama çok önemli bir konu.nereden nasıl başlayıp anlatayım bilmiyorum ama çok kısaca şunu diyebilirim, anti madde evrenin geçmişine yani big bang dönemine kadar uzanıyor diye düşünülüyor.peki ama neden madde baskın yani anti madde çok az.nedeni bilinmiyor ama maddenin anti maddeye baskın gelmesi ile şu an ki evren oluşmuş durumda .kimi bilim adamları evrenin bir yerlerinden anti maddelerle yoğrulmuş bir galaksinin olabileceğini söylüyorlar fakat böyle bir şey genel çoğunluk tarafından kabul görmüyor. bu konu yani anti maddenin babalarından sanırım dirac var.ondan sonrada çok gelişti ve bugünkü halini aldı ama halen çok eksikler var atom altı parçacıklar(lepton-hadron-bozon) ki bunların alt parçaları muon-nötrino-proton vb.. yani çok karmaşık bir yapı.ama hemen hemen hepsinin anti maddesi var.kütleleri aynı ama elektriksel yükleri farklı. elektron(-),pozitron(+) gibi.fakat nötronda 0.bunun anti maddesi anti nötron.ama genelde büyük çoğunluğun ki işaret farkı. protonda spin (2/3,2/3,-1/3) toplamı 1 dir.nötronda ise (2/3,-1/3,-1/3) toplamı 0 dır. tabi madde anti madde çarpışması ile yok oluyorlar(ki çoğunlukla fotona dönüşüyorlar).anti madde aynı kütle ve spine(dönüşde diyebiliriz kabaca-açısal momentum)sahip fakat zıt yöndedir. yalnız çok ilginç olan feynman ın söyledikleri.çünkü o anti maddeyi karşıtı olan parçacığa göre zamanda geri gitme olarak adlandırır.bu çok ilginç ama neden madde çok anti madde az bunu bilmiyoruz yani en azından bilim dünyası şimdilik yanıtsız. anti madde bilim dünyasının henüz boğuştuğu bir konu ama muhtemelen big bangdede vardı ve maddeye yenildi.yani madde baskın çıktı ama anti madde evrende dolaşmaya devam ediyor. Serkan_Devrim 05.01.2006, 02:40 bana madde ile anti madde miktarının farlı oluşması mantıksız geliyor. o yüzden enerjinin patlamasıyla iki tane evren oluşmuş olabilir. biri madde diğeri anti madde evreni. anti madde nin belli galaksilerde yoğunlaşmış olması ilk başta mantıklı geliyor. nede olsa galaksiler birbirinden uzaklaştığı için sorun olmaz. ama genişleyen evreni filme alırda filmi geriye alırsak galaksilerin birbirine yakın olduğu dönemde bu durmun mantıksız olduğu açığa çıkar. çünkü maddeyle temas ettiği anda dediğin gibi fotonlara dönüşüyor. big bang in patlamasıyla mı madde oluşmuş? yani önce enerji yayılması ve sonrada madde oluşması söz konusu olabilirmi? izmirksk 05.01.2006, 03:13 bana madde ile anti madde miktarının farlı oluşması mantıksız geliyor. o yüzden enerjinin patlamasıyla iki tane evren oluşmuş olabilir. biri madde diğeri anti madde evreni. anti madde nin belli galaksilerde yoğunlaşmış olması ilk başta mantıklı geliyor. nede olsa galaksiler birbirinden uzaklaştığı için sorun olmaz. ama genişleyen evreni filme alırda filmi geriye alırsak galaksilerin birbirine yakın olduğu dönemde bu durmun mantıksız olduğu açığa çıkar. çünkü maddeyle temas ettiği anda dediğin gibi fotonlara dönüşüyor. big bang in patlamasıyla mı madde oluşmuş? yani önce enerji yayılması ve sonrada madde oluşması söz konusu olabilirmi? şimdi başka evrenler var ise anti madde yoğunlaşması orada fazla ise sorun yok ama şu ana kadar anti maddeden oluşan yada anti maddenin yoğun olduğu yıldızlar yada galaksilerin olduğu sanılmıyor ama bilim dünyası bu konuda henüz başta. ama madde yada anti maddeaçısından baktığımızda big bang zamanında birisi baskın çıkmalı idi aksi takdirde şimdiki evren oluşmazdı bu yüzden madde fazla gibi. her şeyin bir karşıtı var(fotonlar bunun dışında ve şu an aklımda olmayan bir iki maddenin daha antisi olmadığı söyleniyor). big bang için patlama diyorsak da kimileri bunun genişleyen bir madde olduğunu söylüyorlar.1 saniyeden daha kısa bir süre denebilecek zaman dilimlerinde ve bugünkü fizik kanunlarının izah edemediği şekilde ışık hızının katbe kat be açılmasıda akla ve mantığa uymuyor.yani o ilk madde nasıl bir şey.ya da fizik kanunları nasıl işliyordu(mesela ışık hızının üst sınırı farklımıydı)? bilinmeyen bu. yani tahmin edilen big bangden öncede evrenin var olduğutabi uzay şeklinde değil bir enerji olarak(yinede bu noktada kimse net bir şey diyemiyor.yani ilk maddeden öteye pek geçilemiyor).ama evrenin yani şimdiki evrenin temeli big bang olduğuna göre ve evren genişlediğine göre geçmişte beraberdi o halde madde ile anti maddeden birisi baskın çıkmalı idi.aksi takdirde sadece fotonların yani sadece bu tarz enerjini olduğu bir evren olurdu.madde baskın çıktı ve evren genişlemeye başladı. müttaki 07.01.2006, 20:54 e=mc^2 den bulabilirsin. e= enerji, m= kütle ve c= ışık hızı neyse şimdi kütleyi ışık hızını geçer bir hıza çıkarırsak enerjiye dönüşür. peki enerjiyi ters bir etki ile ışık hızından yavaşlatarak kütleye neden dönüştürmüyoruz bingbang olmazmıydı |