Orijinalini görmek için tıklayınız : Aleviler üzerinde oynak strateji


Ercan
18.09.2005, 20:59
ALEVİLER ÜZERİNE OYNAK STRATEJİ
İSMAİL ONARLI



1946’dan bu yana, 1950’den sonra NATO’ya girişi ile kesinleşen, Türkiye,
emperyalizmin sömürüsü altında, ABD ve AB emperyalizmine bağımlı, bir sistem olarak; 12 Eylül sonrası, gelişmiş bir kapitalist ülkedir. Bu konuda düşünce üretenlerce ortak kabul gören bir kavram olan; alt-emperyalist de denebilir. Endüstri, büyük bir ağırlıkla başı çeken sektördür. 1980'ler ve özellikle, Sovyetlerin feshedilmesinden ve sosyalist sistemin kendini dağıtmasından sonra, 1990'lar, Türkiye kapitalizminin; iç pazar, sermaye ve mal ihracı olarak, dünya ekonomisiyle yoğun biçimde bütünleştiği yıllardır. Bu dönemde bir yandan iç pazarları, yabancı sermaye ve mallara açılmış, öte yandan yerli mal ve sermaye ihracı, ciddi
boyutlara yükselmiştir. Ülke geneli, orta derece gelişmişliğini sürdürürken, finans-kapital gurupları, üretim niteliği, yönetim teknikleri ve küresel bakış açısından, dünya sıralamasında, 7+1 gelişmiş sanayi ülkesi dışında, 20 kapitalist ülke arasına girerek; üst sıralara tırmanmıştır...

Devlet’i yöneten bazı odaklar ve bağlaşıkları, Alevilik öğretisi ve Alevililer üzerine, beyin yıkamak ve uluslar arası arena da, çoğunluğun kabul görmesi amacıyla, aldatmak için; daha yumuşak bir yol görüntüsü vermek ve izlemek için, aynı merkezden planlanan ve projelendiren; oynak bir strateji geliştirerek, hedeflerine ulaşmak amacıyla değişik taktikler uygulamışlar ve halen devam etmektedir. Bu yönelimleri, “ALEVİLER ÜZERİNE OYNAK STRATEJİK OYUN”u: üç başlıkta toparlayabiliriz:

1.“Alevilik, İslam dışı ayrı bir din, özgül inançtır”
2.“Alevilik, İslam içi, bir mezhep, veya tarikat veya bir
meşreptir. ”
3.“Alevilik, (orta yol bir çözüm olarak) kültürdür.”

1987 yılında T.Özal’ın girişimi ile, bazı Alevi Önderi geçinenler; “Devletin geleceği” için, Alevilerin aktif olarak sahnede yer almaları gerektiğine karar verdiler. Tabi tüm bunlar önceden planlanmış olduğu için, bunlar sadece karar alıyorlarmış gibi topluma yansıdı, lanse edildi. Bazılarının kabul ettiği gibi, “Devlet kutsal” değildir.
“Kutsal” olan insandır. Devlet bir yapıdır, örgütler çatısıdır. Devlet aygıtı,
insana endeksli olarak, onun için var olmalıdır. Devlet örgütleri içinde, it-kopuk her türlü mahluk yer alır. Gördük, en son hortumcu, hırsız, mafya mensupları, faili meçhul cinayet işleyenler, vs. bu çatı altından çıkmadı mı? Daha nasıl kutsal!...

Çıkarcı Mason-Ateist ittifakı; “Alevilik, İslam dışı ayrı bir din” söylemi ile örgütlenme yaparken, Laik-sağcı kesimde, “Alevilik, İslam içi” söylemi ile örgütlenme yapar. Bazı eski solcular ise; “Alevilik, özgül inanç” veya “kültür” söylemi gibi orta yol bir çözümle örgütlenme yapar. Bu kuruluşlara da yetkililer, örtülü ödenekten nakdi yardım yaparlar. Örnek olarak; bu konu da en üst makamlar, eski Başbakanlardan Tansu Çiller ve 9. Cumhurbaşkanı S.Demirel’dir.

Avrupa Birliği’ne girme veya gerçek küreseleşmeye adım, eşit koşullarda olur. Sömürge, koloni veya dominyon statüsünde olmaz. AB devletleri başlangıçta; Alevilik, “İslam dışı ayrı bir din, özgül inançtır” bakışında ki grupları desteklerken, çark ederek, Aleviliğin “İslam içi” diyerek destek verdi. Ama, diğer yandan da, Avrupa parlamentosu 17 Aralık 2004’den önce yayınladığı ilerleme raporunda (6 Ekim) Aleviler için “Sünni olmayan diğer Müslüman azınlık” ifadesinin kullandı. Dikkat edilmesi gereken; Aleviler azınlık değil, farklıdır. İki kavramı
birbirinden ayırarak kullanmak gerekir, yoksa yanılır, başka yönlere çekilir.
Buda AB’ın işe yarar ve gelir.

Tüm bu gelişmelere karşın, ABD’de aynı görüşte olduğunu deklare ederek, Alevilerin laikliğin teminatı olduğunu belirtir. Washington Post gazetesinde Andrew Mango 'nun ABD'de yayımlanan ''Türkler Bugün'' adlı kitabını değerlendiren; Washington-Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü Direktörü Soner Çağatay , ''Aleviler kökten-dinciliği reddeder ve laikliği bağırlarına basarlar. Modernliğe açık, çok farklı bir Türk hümanist İslam’ını temsil ediyorlar'' diye -02.12.2004’de yazdı. Ki, resmi
politikanın bir ifadesidir. 12 Mart askeri darbesinin üzerinden 34, 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 25 yıl geçti. Ama hala, Aleviler üzerine oyunlar tezgahlanıyor. 28 Şubat post-modern darbesi, bunun açık kanıtıdır.

Malatya-K.Maraş-Sivas-Çorum-Gazi Mah.-Ümraniye ve Madımak gibi olayların arkasında devletin karanlık güçleri ve CIA'nın özel güçleri vardır. Madımak yakımı tezgahının ortasında kalan, Arif Sağ anılarında: 1993 yılında Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılmasının “Türkiye’deki irticanın boyutunu görmek isteyenlerce tezgahlandığını” öne sürerek. “Madımak Oteli’nin yakılması devletin senaryosuydu” diyor. Ve, 02.12.2004 günkü, Zaman gazetesinde ki haber de, devamla; ... Belki devleti yönetenler o gün olaya ciddi baksalardı bugün 37 insanın acısı yaşanmayacaktı... Dedi. Devleti yönetenlerin Sivas olaylarına seyirci kaldıklarının altını çizen Sağ, yaşananları şöyle değerlendiriyor: “Diyorum ki devlet irtica diye bir yapıdan giderek rahatsızlanmaya başladı. Ama buna
rağmen irtica diye bir gelişme vardı Türkiye’de. İrticacıların işi nereye kadar götüreceğini görmek isteyenler bu senaryoyu hayata geçirdiler; ama fatura çok ağır ve acı oldu.” “Mesela o günlerde televizyonlardan izlediniz, gazetelerden okudunuz. Üniformalı biri geliyor, arabasından iniyor, orada kalabalığın içinde kareli gömlekli bir herif var, oteli yakan. Geliyor onunla öpüşüyor, arabasına binip gidiyor subay. Olaya müdahale etmiyor.” İşte, burada ki somut kanıt.

12 Eylül Askeri Darbesi öncesi olaylarda da, benzer kanıtlar var. Örneğin:

Maraş Katliamı Planlayıcılarının 26 seyyar piyango bayisi görünümünde şehre geldikleri resmi ilgilerce saptanmıştır. Ama, elinde yetki olanlarca, bir şey yapılmamıştır. Şimdi ise, bu işleri organize eden kişi, Alevilerin içinde çalışmakta ve örgütlemektedir.

Çorum Olayları sırasında bölgeden sorumlu olan 15. Piyade Tugay Komutanı Tugg.Şahabettin Esengün emekli olduktan sonra 8 Haziran 1986 tarihli Nokta Dergisi’nde ki söyleşide “Hemen Çorum’a gittim. Gördüğüm manzara dehşet
vericiydi.Tamamen Alevilere ait olduğunu öğrendiğim bir kısım dükkanlar yakılmış, yıkılmış, tahrip olmuştu.” Failleri ne oldu ödüllendirildi!...

Devlet sırrı diye, bir öcü arkasına gizlenerek, olay örtülemez ve birileri saklanamaz. Susurluk Olayı nasıl çözülerek açıklanacak!!!... Alevi polis şefi + Ülkücü Reis + Zaza DYP Milletvekili . Madımak yakımın da da benzer ilişkiler vardır...

DBH-Barış Partisi; Alevi çoğunluk, Kürt-Arap-Zaza-Pontus-Ermeni gibi farklı ve azınlıklara dayanılarak ilgilerce, belirli aktörlere kurduruldu. Sonuç; halkın sağduyusu ve demokrat yapısı, kitlenin sezgileri ile durumu fark ettiklerinden sonra, eştikleri kuyuya kendileri düştü. Silahları geri tepti....

Alevilik, tarihimizde ezilen-sömürülen yığınların haksızlığa karşı direnişin öğretisidir, bir duruşudur. Alevi-Bektaşi yolu evrensel bir öğreti olduğundan; özünde insan sevgisidir. Tüm insanlar kardeştir, ortak bir yurt olan dünya tüm insanlığın ortak kullanımı içindir. Bu nedenle eşit kabul edilerek; inanç ve düşünce, din, dil, ırk, renk, cinsiyet ayrılıkları aranmaz. Evren-doğa tüm insanlığındır.

Alevilik öğretisinde yol birdir. O da, “Hakk-Muhammed-Ali yolu”na inanmaktır. Sürek bin bir demek ise; Aleviliğe inanların uygulama farklılıkları, yani her ocağın, dede ve baba’nın; pratik, bilgi-beceri; seremoni, ritüelleri ve ekol olarak yorum farklılıklarıdır. Yoksa Aleviliği, “panteizm” veya “İslam dışı ayrı bir din” görmek sürek değildir. Aleviliğin bugüne kadar yapılan İslam dışı tarifleri ve yorumları;
inanmayan Alevi kökenlilerin ve birilerinin ideolojik yaklaşımlarıdır. Veya dayatmalardır. Alevi kökenlilerin kurdukları ve Alevi ulularının adıyla anılan STK.’lar, demokratik dernek veya vakıflar; kendi bakışlarına uygun Alevilik yorumu getirmektedirler ki; genel Alevi kitlesine, ocaklara ve de tarihsel gerçeklere ters düşerek, kendilerince bir durum saptamaktadırlar. Bu durum da birilerinin işine geliyor...

Sonuç olarak; 2005 yılında olmamıza karşın, 1920’li yılları yeniden yaşıyoruz. Alevilik sorunu, sadece bir inanç sorunu değil, temel insan hakları ve demokrasi sorunudur. “Birilerin düğmeye basma”sına müsaade etmeden, maniplasyonlara gelmeden, uzun vadeli strateji ve her duruma göre geliştirilen özel taktiklerle, amaca doğru emin adımlarla yürünmelidir. Hedef: ABD ve AB emperyalizmi ve işbirlikçileri, Orta-çağ gericiliği, Örümcek kafalılar, Yobazlar, Çıkarcılar, Namussuzlar, İki yüzlüler, Siyasi İslamcı-Şeriatçılar olmalıdır!...
Ismail Onarli

Ceyhun
18.09.2005, 23:48
Düşündürücü bir yazı. Bazı noktalara itirazlarım bulunmasına rağmen ilginç ve dikkat çekici iddialar da göze çarpıyor. Okumak keyifliydi.

polata
20.09.2005, 16:52
Değindiği konular bir çok noktada düşündürücü olduğu kadar üzerinde titizlikle incelenmesi ve çalışılması gereken konular. Özelliklede sondan bir önceki parağraf bir nevi Alevi toplumundaki arayış ve sorgulamaya işaret etmekte.

memço
20.09.2005, 22:41
Belgesel gibi bir yazıydı. Türkiye’nin son 50 yılında yaşanmış olayları tüm çıplaklığıyla insanın gözlerinin önüne getiriyor. Dikkatli okunduğu zaman olaylar, insanın hafızasına adeta çivi çakılarak işleniyor.

Adam
19.12.2005, 21:11
Düsüncelerine genel itibariyle katiliyor ve destekliyorum ve özellikle doguda sömürülen ve cesitli örgütlere sürüklenen Alevi genclerini gördükce ne yazik ki piyon olarak kullanildimiza tekrar sahit oluyoruz, cünkü benim emin oldugum birsey varsa o örgütler amaclarina ulastiklari takdirde Alevilerin konumu su anki TC den daha kötü olacagidir, yane secim calismalarinda yaptiklari gibi kullan at, ama unutmayalim ki buna izin veren de bizleriz, gencligi ve bizleri zayif noktalarimizdan yakalayanlara sert kalamiyoruz aciyoruz kapilarimizi ve sonuc ortada.

Fakat fikrine katilmadigim bir nokta var o da Aleviligin tanimi noktasinda. Aleviligi tanimlarken kimse ayni seyi savunmak zorunda degildir, her nekadar kimileri bunu Aleviligi gücsüzlestirmek icin özellikle destekliyor olsa bile bu Aleviligin icinde bulundurdugu hosgörü ve anlayisdan kaynaklaniyor.Panteizme karsi bu kadar önyargili olma ayrica bir incele o kadar cok ortak nokta bulucaksin ki gerek edebiyatimizdaki meshur vahdet-i vucud gerek allah-muhammed-ali nin tanri-evren-insan benzerlikleri gerek bazi sözler ''aynayi tuttum yüzüme, ali göründü gözüme'' bu benzerligi apacik ortaya seriyor. Yalniz bu tabiki Aleviligi sadece Panteizm'den ibaret kilmiyor.
Ama kesinlikle yalniz Islam'da degildir Alevilik

Ercan
25.12.2005, 05:03
Düşündürücü bir yazı. Bazı noktalara itirazlarım bulunmasına rağmen ilginç ve dikkat çekici iddialar da göze çarpıyor. Okumak keyifliydi.

"Okumak keyifliydi"

Dikkatimi ceken su:

Nerede keyiflendiniz ?
Yani sizin icin keyiflendiricimi yazilmasi lazim ?
yoksa keyiflendirilmemesi mi lazim ?

Bilelimde ona göre yazalim yada aktaralim.

Buyur pasa ...

izmirksk
26.12.2005, 10:51
ercan bey,arkadaş beğendiğini söylemiş.öküz altında buzağı aramayalım.

Dogan24
12.01.2006, 23:18
eline yüreğine sağlık böylesi güzel anladımlar daha sık yazılmalı sağolasın

GSA
30.01.2006, 03:40
Saptamalar ve yazı bence çok doğru. Bu ülke ve aleviler üzerine oynanan çok oyunlar var. Aleviliğin zulme boyun eğmeyen özgürlükçü eşitlikçi tutumunun birilerinin hoşuna gitmediği çok açık. Bu yüzden ya aleviliği belli kalıplar içine sokmaya çalışıyorlar yada ezerek yok etmeye... Bu konudaki düşüncelerimizin hepsi hemen hemen ortak gibi. Amaç ve düşman ortaya çok güzel konmuş ama mücadeleye nasıl ve nerden başlamalıyız bu konuda da düşünce üretmeliyiz bence...