Orijinalini görmek için tıklayınız : Ateist ve Berber


sunni06
08.07.2006, 18:22
Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar. Değişik konular üzerinde konuştular.

Birden Allah ile ilgili konu açıldı...

Berber: " Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah'ın varlığına inanmıyorum."

Adam: " Peki neden böyle diyorsun?"

Berber: " Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terk edilmiş çocuklar olur muydu ? Allah olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini üzmezdi. Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum..."

Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı.Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü.

Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki tiraj olmayalı uzun süre geçmişti. Adam berberin dükkanına geri döndü. Adam: " Biliyor musun ne var, bence berber diye bir şey yok"

Berber: " Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim." Adam: " Hayır, yok. Çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı."

Berber: " Himmm... Berber diye bir şey var ama o insanlar bana gelmiyorsa,ben ne yapabilirim ki?"

Adam: "Kesinlikle doğru! Puf noktası bu! Allah var,ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. İşte dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!"

tamerx
08.07.2006, 23:17
güzel bir hikaye gercekten...
berber sormus: onlar bana gelmiyorsa, ne yapabilirimki? .. peki diyelimki, berbere gitmeye karar verdin, ne yapmalisin?
berber dükkaninin adresini bilmiyorsan ne yapabilirsin? adresi ögrenmek icin baskalarina sorabilirsin,veya belki berber dükkani gazetede reklam ilani vermisdir, orayada bakabilirsin, veya ortalikta geze geze bulabilirsin berber dükkaninin adresini... yani adresi bulmak icin 1 yol degil, en az 3 yol var, hatta daha cok (benim bilmedigim) yol vardir.
peki diyelim, adresi biliyorsun, nasil gidebilirsin? ya dolmusa binersin oraya ulasmak icin, ya kendi arabana, yada yürüyerek gidersin berber dükkanina...
demek ki oraya ulasmak icin 1 yol degil, en az 3 yol var hatta daha cok ( benim bilmedigim) yol vardir...

sunni06 kardesi, bu güzel hikayeyi bizlerle paylasmisin, peki benim yazdiklarimdan ne anlayabildin?

izmirksk
08.07.2006, 23:30
berber olayı ile Tanrı kavramı arasındaki ilişkiyi anlayamadım..
berberin varlığını göstermekle izah edilebilir..insanlar gider yada gitmez(berbersizde pek olmaz ama ..berbere gitmeselerde berberin varlığı kesindir..en azından o sıfata sahip birisi vardır..)
ama Tanrı gösterilemez..kanıtlanamaz..berber örneği garip bir örnek...
insanlar berbere gitmese bile berberin varlığı kesindir peki ama ya Tanrı'nın?

sunni06
09.07.2006, 00:05
İzmirksk kardeşim aslında konuyu anlamışsınız ama biraz daha ince düşünürseniz olayı anlarsınız.
Berberin varlığı nasıl kesinse Allah ın varlığı da o kadar kesindir...
Yorumlarınız için tşk ler...

öncü nesil
09.07.2006, 22:24
ama Tanrı gösterilemez..kanıtlanamaz..berber örneği garip bir örnek...
insanlar berbere gitmese bile berberin varlığı kesindir peki ama ya Tanrı'nın?
Akılda gösterilemez ama vardır.:komik
Saygı ve sevgilerimle.....

izmirksk
10.07.2006, 11:33
Akılda gösterilemez ama vardır.:komik
Saygı ve sevgilerimle.....
akıl denen olgunun varlığı kanıtlarla gösterilebilir..yani kişi eğer zeka özürlü değilse iyi kötü az çok akıl vardır...
zeka kişinin özellikle anlık davranışları ile aşağı yukarı ölçülebilir..yada zeka testleri ile yaklaşık değerler bulunabilir....akıl ise kişinin karşılaştığı(daha çok uzun vadeli sorunlara getirdiği çözümler ile) varlığı bilinir..
dünyada akıl ve zeka diye birşey yoktur diyen bir kişi ,çok rahatlıkla susturulabilir..zira bilimsel gerçekliktir..
gösterilemeyen kimi gerçeklikler ile Tanrıyı karıştırmamak lazım...

müttaki
10.07.2006, 12:22
akıl denen olgunun varlığı kanıtlarla gösterilebilir..yani kişi eğer zeka özürlü değilse iyi kötü az çok akıl vardır...
zeka kişinin özellikle anlık davranışları ile aşağı yukarı ölçülebilir..yada zeka testleri ile yaklaşık değerler bulunabilir....akıl ise kişinin karşılaştığı(daha çok uzun vadeli sorunlara getirdiği çözümler ile) varlığı bilinir..
dünyada akıl ve zeka diye birşey yoktur diyen bir kişi ,çok rahatlıkla susturulabilir..zira bilimsel gerçekliktir..
gösterilemeyen kimi gerçeklikler ile Tanrıyı karıştırmamak lazım...

izmirksk şimdi desen ki insanda akıl var bu yüzden düşünebiliyor... bende diyeceğim ki aaaaaa bak benim düşünmemi sağlayan şey akılmış.... çünkü bende düşünebiliyorum...

aynen desem ki kendi Hakikatinizde olan Allaha iman edin.... herkes kendi Hakikatinde bir Allah olduğunun farkında fazla yargılı olan ve gençler belki farketmemiş olabilirler... ama herkesin özünde bir Hakikat var...

ben düşünüyorum benim düşünmemi sağlayan bişey vaar ama aklım yok denemeyeceği gibi ben Varım bende bir Hakikat var ama o Allah değil demeye benzer...

izmirksk
10.07.2006, 12:35
ben düşünüyorum benim düşünmemi sağlayan bişey vaar ama aklım yok denemeyeceği gibi ben Varım bende bir Hakikat var ama o Allah değil demeye benzer...
Tanrı konusu çok derin bir konu..ben varım o halde Tanrı da vardır düşüncesi inanç açısından savunulabilir..yani Tanrı ya inanmak isteyen birisi böyle bir savunma gerçekleştirebilir..buna diyecek lafım yok..sonuçta dileyen inanır dileyen inanmaz..ama felsefi açıdan tartışacaksak benim varlığım neden Tanrı ya iamanı gerektirsin..?

bu arada benim TANRI ya inanıp inanmama konusunda Tanrı ya inanç yönüm baskındır..amacım burada beyin fırtınası yapmak..

sertur
10.07.2006, 13:12
İlim dünyasında ehemmiyeti müsellem illiyet (kozalite) kanununun iyi kavranması sayesinde, yukarıda sözü edilen yollarla akıl, Allah'ın âyetlerinden, O'nun varlığına, birliğine ve rahmetinin enginliğine dünya kadar deliller, şahitler çıkarabileceği gibi, konumu, sorumluluğu ve âkıbeti hakkında da bir kısım ipuçları elde edebilir. Ancak aklın, bu metotlarla bir netice elde etmesinin önemli iki yolu vardır: Bunlardan birincisinde akıl tedrîcî hareket eder, biraz âheste davranır ve işi zamana yayarak götürür ki, buna tefekkür, tedebbür, tezekkür yolu diyebiliriz. İkincisinde ise, zamanı aşar, müddete ihtiyaç duymaz ve bir hamlede, bir nefhada matlûba, maksuda ve neticeye ulaşır ki, buna hads (sezgi-intuition) diyegelmişlerdir. Hadsin, mümarese ve tecrübeler sonucu elde edilenine kesbî, insanî istidatların seri inkişaf etmesi veya bir ilâhî mevhibe ile ulaşılanına da "kuvve-i kudsiye" mahsulü denir ki, herkes potansiyel olarak böyle bir vâridâta açık yaratılmıştır. Böyle bir vâridât ve ilham sağanağının merkez noktasını enbiyâ-yı izâm tutar; onların arkalarında da müstakim akıl, selim kalb ve nezih ruhlar yerlerini alırlar.

Ne var ki akıl, her hükmünde isabet edemediği, hatta yer yer hatalara düştüğü gibi; mantık ve muhakeme adına ortaya koyduğu tespit ve kaziyelerin de hakiki fâili ve mûcidi değildir; o, Cenâb-ı Hakk'ın, icraatına sadece perde olarak kullandığı bir alet, bir enstrüman, verileni kabul eden bir kâbil, Hak hitabını anlamaya müsait yaratılmış bir mânevî sistem ve bir vasıtadır. Bu alet ve bu vasıta, konumunu kavrayabildiği takdirde hep Mevlâ'ya müteveccih durur ve O'ndan başkasına da asla teslim olmaz. Sürekli O'nunla muamele içinde bulunur; varlığa bakarken onu herkesten farklı görür ve düzgün okur. Duyup hissettiklerini, görüp öğrendiklerini mârifete çevirip kalbe emanet eder ve oturur kalkar mârifet ve muhabbet soluklar.

müttaki
10.07.2006, 13:12
B]ama felsefi açıdan tartışacaksak benim varlığım neden Tanrı ya iamanı gerektirsin..?[/B]

bu arada benim TANRI ya inanıp inanmama konusunda Tanrı ya inanç yönüm baskındır..amacım burada beyin fırtınası yapmak..

ben ben dediğimizde aslında O değil mi.... kendi hakikatimizi tanıyınca o hakikatin aslında Allahın cüzzi bir Hakikati olduğunu da anlarız... yani Allah cüzzi olarak bir bedende vücud bulmuştur fakat vücudda iki kişilik vardır biri benlik diğeri kendi hakikatimiz...

yalnız kaldığımız da kiminle konuşuruz Kendimizle... yani bir ben var benden içeri.... işte o hakikate inanmamak imkansızdır çünkü herkes kendisiyle konuşur... ve o kendimiz dediğimiz de aslında Allahın kendisidir... cüzzi Hakikati İnsanın özündedir... benim kabem İnsandır... nefsini bilen Rabbini bilir... gibi sözler hep bunu anlatır..

izmirksk
10.07.2006, 20:22
ben ben dediğimizde aslında O değil mi.... kendi hakikatimizi tanıyınca o hakikatin aslında Allahın cüzzi bir Hakikati olduğunu da anlarız... yani Allah cüzzi olarak bir bedende vücud bulmuştur fakat vücudda iki kişilik vardır biri benlik diğeri kendi hakikatimiz...

yalnız kaldığımız da kiminle konuşuruz Kendimizle... yani bir ben var benden içeri.... işte o hakikate inanmamak imkansızdır çünkü herkes kendisiyle konuşur... ve o kendimiz dediğimiz de aslında Allahın kendisidir... cüzzi Hakikati İnsanın özündedir... benim kabem İnsandır... nefsini bilen Rabbini bilir... gibi sözler hep bunu anlatır..
yine tasavvufa daldık...:)
saygım sonsuz sonuçta böyle inanıyorum diyorsan diyecek lafım olamaz...
ama Tanrı nın varlığı yada yokluğu isbat edilemez..
inanç sahipleri yada ateistler kendi düşündükleri şekilde yorumlarlar oda ayrı..
bu iş inanç boyutunda kalır bu boyuttta kaldıkçada bu tartışmalar sürer gider

Zahir
10.07.2006, 22:38
yine tasavvufa daldık...:)
saygım sonsuz sonuçta böyle inanıyorum diyorsan diyecek lafım olamaz...
ama Tanrı nın varlığı yada yokluğu isbat edilemez..
inanç sahipleri yada ateistler kendi düşündükleri şekilde yorumlarlar oda ayrı..
bu iş inanç boyutunda kalır bu boyuttta kaldıkçada bu tartışmalar sürer gider

Bing Bang Tanrının varlığını kanıtladı. Büyük batlamanın olabilmesi için uzayda proton ve nötron atamonun olması gerek. Bu atomlar ise yüksek derecede ısı gerektirir. Bu ısıyı ancak yoktan var edebilecek bir sistemin yaratıcısı oluşturabilir. Aksi takdirde böyle bir ısı ve atomların kendiliğinden oluşması söz konus olamaz. Bu ise Tanrının bilimsel olarak varlığını gösterir.

Bunun dışında bir çok bilimsel veriden bahsedebiliriz.

Saygılar....

sunni06
10.07.2006, 22:40
Allah ın varlığını ispat etmeye gerek de yok zaten.
Çünkü bizim yerimize yaratılan tüm varlıklar,dünya,güneş,uzay hepsi tek bir yaratıcının olduğunu kanıtlıyor.
Nasıl bir kitap bile kendi kendine meydana gelemezken koskoca alem meydana gelsin?
Kitap katibinin var olduğunu gösterir,her varlık da kendisini yaratan Allah (c.c) ı gösterir...

izmirksk
11.07.2006, 09:48
. Büyük batlamanın olabilmesi için uzayda proton ve nötron atamonun olması gerek. .
büyük patlama olurken proton ve nötron yoktu..sonradan oluşmuştur...dolayısı ile büyük patlamanın olması için proton ve nötrona gerek yok

sertur
11.07.2006, 10:24
büyük patlama

Ayrıca burada, kâinatın genişlemesi bildirilirken çok önemli bir diğer gerçeğe de işaret edilmektedir. Şöyle ki, kâinatın belirli bir sâbite ile sürekli genişlemesinin kesin ve temel bir neticesi vardır. Eğer zamanda geriye doğru gidilecek olursa kâinatın küçüldüğü görülecektir. Kâinat devamlı genişlediğinden dolayı, yüz sene evvelki kâinat, şimdiki halinden daha küçüktür. Binlerce, hatta milyonlarca sene önceki kâinatın şimdikinden daha küçük olması, ilmî hiçbir itirazın söz konusu olmadığı son derece çarpıcı bir gerçektir. Bu şekilde yeteri kadar maziye gidildiğinde, nokta kadar küçük, fakat sonsuz sıcaklıktaki bir kâinatla karşılaşılacaktır. İşte ayrı bir nazariyeye göre kâinat, Allah'ın emir ve iradesi çerçevesinde, büyük bir patlama (Big bang) ile bu şekildeki bir başlangıçtan, yani fizikî olarak bakıldığında "yok"tan yaratılmıştır. Bugün ilim adamları kâinatın büyük bir patlama ile maddî olarak yokluktan veya kaostan çıkıp varlığa erdiği hususunda müttefiktirler. Kâinatın büyük bir patlama ile yaratılması, yapılan başka araştırmalarla da güçlü bir teori kabul edilmektedir.

Evet kâinat, Cenab-ı Hakkın; "Kün=Ol" emriyle yokluktan varlığa geçerek farklı şekil ve hüviyet kazanmıştır. Son tespitlere göre de o, 8 milyar ile 12 milyar sene arasında bir yaşa sahiptir.

izmirksk
11.07.2006, 10:46
büyük patlama

, büyük bir patlama (Big bang) ile bu şekildeki bir başlangıçtan, yani fizikî olarak bakıldığında "yok"tan yaratılmıştır. Bugün ilim adamları kâinatın büyük bir patlama ile maddî olarak yokluktan veya kaostan çıkıp varlığa erdiği hususunda müttefiktirler. Kâinatın büyük bir patlama ile yaratılması, yapılan başka araştırmalarla da güçlü bir teori kabul edilmektedir.
kainatın ilk başlangıç anı kabul ediliyor ama 'yok'tan varlığı konusunda hemfikir değil kimse..fizik ilmi ilk andan ötesi hakkında konuşmuyor..çünkü bilimsel değil..burada teoloji devreye giriyor ve işi hemen yok tan varlığa çeviriyor..bu konuda iş ancak inanca kalır..dileyen inanır dileyen inanmaz ..ama yokluktan varlığa geçiş ile ilgili hemfikirlik yok..



Evet kâinat, Cenab-ı Hakkın; "Kün=Ol" emriyle yokluktan varlığa geçerek farklı şekil ve hüviyet kazanmıştır. Son tespitlere göre de o, 8 milyar ile 12 milyar sene arasında bir yaşa sahiptir.

14.7 milyar yıl..yani yaklaşık 15 milyar yıl...
zira bugün evrende 13 milyar yaşında olduğu düşünülen yıldızlar var..eğer evren 8 ile 12 milyar yıl önce oluştu ise bu şu demektir...
annesinden önce varolan ve ondan yaşlı bir çocuk
bugün kabul edilen 14.7 milyar yıl

müttaki
11.07.2006, 12:38
yine tasavvufa daldık...:)
saygım sonsuz sonuçta böyle inanıyorum diyorsan diyecek lafım olamaz...
ama Tanrı nın varlığı yada yokluğu isbat edilemez..
inanç sahipleri yada ateistler kendi düşündükleri şekilde yorumlarlar oda ayrı..
bu iş inanç boyutunda kalır bu boyuttta kaldıkçada bu tartışmalar sürer gider

Tanrının varlığı yada yokluğu ispat edilemez doğru onun varlığını misallendirmek çok zor ....

bu yüzden kendi Hakikatimizde olan Allaha iman ediyoruz... Allahın tüm vasıfları cüzzi olarak İNSAN'ın kendisidir... mesela Allah kelam eder, İnsanda... Allah semidir işitir duyar, İnsanda.... Allah kudretlidir güçlüdür, İnsanda... Allah Velidir, İnsanda.... Allah affedendir, İnsanda.... Allah kahhardır kahreder, İnsanda... insan Allahın cüzüdür...

Kuran Kurslarında Kuran okumak için arapça tabi :S önce cüz öğretirler... cüz öğrenmeden kuranı okumaya anlamaya çalışmak imkansızdır...

Tasavvufta ilk önce cüzzi Allah olan İnsanı okumakla başlar... kendi cüzünün idrakine varan kişi ki o cüz dediğimiz Allahın kendi hakikatidir mükemmel şekilde var edilmiştir... ondan sonra Külli olan Allahı okuyabiliriz...

şimdi Kuranın arapça yüzüne bakıp bakıp duruyoruz :wacko: bu yüzden kişi kendi hakikatinde olan Allaha iman etmedikçe gaybda ki Allaha iman etmesi Arapça Kurana bakıp Kuranı okuyorum demeğe benzer...

Not: Arapça Kuran okumayı sadece misal olarak yazdım... Türkçe ibadet, Kuran Kursları tartışmalarına girerek sığ tartışmalara girmesek iyi olur :gosterge

bektaşi44
11.07.2006, 20:27
insanlar tanrıyı tanrıda insanları yaratmak zorundaydı

izmirksk
11.07.2006, 21:05
Tanrının varlığı yada yokluğu ispat edilemez doğru onun varlığını misallendirmek çok zor ....

bu yüzden kendi Hakikatimizde olan Allaha iman ediyoruz... Allahın tüm vasıfları cüzzi olarak İNSAN'ın kendisidir... mesela Allah kelam eder, İnsanda... Allah semidir işitir duyar, İnsanda.... Allah kudretlidir güçlüdür, İnsanda... Allah Velidir, İnsanda.... Allah affedendir, İnsanda.... Allah kahhardır kahreder, İnsanda... insan Allahın cüzüdür...

Kuran Kurslarında Kuran okumak için arapça tabi :S önce cüz öğretirler... cüz öğrenmeden kuranı okumaya anlamaya çalışmak imkansızdır...

Tasavvufta ilk önce cüzzi Allah olan İnsanı okumakla başlar... kendi cüzünün idrakine varan kişi ki o cüz dediğimiz Allahın kendi hakikatidir mükemmel şekilde var edilmiştir... ondan sonra Külli olan Allahı okuyabiliriz...

şimdi Kuranın arapça yüzüne bakıp bakıp duruyoruz :wacko: bu yüzden kişi kendi hakikatinde olan Allaha iman etmedikçe gaybda ki Allaha iman etmesi Arapça Kurana bakıp Kuranı okuyorum demeğe benzer...


muttaki hemen hemen ermiş oldun:)
seni çok sûfileşmiş gördüm:)

müttaki
11.07.2006, 22:11
muttaki hemen hemen ermiş oldun:)
seni çok sûfileşmiş gördüm:)

:sweatdrop daha yolun başındayız izmirksk ERmeye daha çok var :D ama niyetlendik inşallah kendi hakikatimize ermeye... :001_rolle

Caf€Ri
12.07.2006, 02:34
Tanrının varlığını bilimle kanıtlamış muş müş :D

aykudgöksun
03.08.2006, 19:59
sünni06 arkadaşa şunu sormak istiyorum onun yazdığı hikayeye göre berbere gitmediği için insanların saçı uzun kalmış peki bu kadar acı çeken yalnız bırakılan hor görülen insanların hepsi allaha ulaşmak istemedikleri için mi bu duruma düşmüşler???yani diosunki bütün acı çekenler hak etmiştir aynı berbere gitmeyip saçı uzayanlar gibi(bilmem anlatabildim mi)

sunni06
04.08.2006, 11:46
Acı çekmek de rahat yaşamak da imtihandır.Kimi insan acı çekerek imtihan olur eğer isyan etmezse karşılığını da Allah ın izniyle cennet olarak alır.Efendimiz zamanında da O'na tabi olanlar cennete gitmişlerdir Allah ın izniyle.Hatta yaşarken cennetle müjdelenen yüce sahabeler bile var.Bazıları da zenginlikle imtihan olur...

aykudgöksun
04.08.2006, 12:16
sence bu biraz eşit olmayan sınavlar değil mi???ben de havuzlu evler de imtihan olmak isterdim yani yanlış mıyım???bu ayrımı ne maksatla yapmıştır peki

sunni06
04.08.2006, 13:42
Kardeş zengin olan eğer fakirlere yardım etmezse zekatını vermezse o da hesabını öyle vereceek.

Ama zenginin hesabı fakirden ve acı çekenden çok daha zor:)