Orijinalini görmek için tıklayınız : En Güzel Uyaklı Aşk Şiirleri / Dosya 1
.
http://img513.imageshack.us/img513/1899/pic283670sypt4.gif
Nuri Can hocanın yazdığı
ilk kitabından ve sitesinden alıntıladığım harika şiirler
Bölüm 1 Aşk şiirleri
Bölüm 2 Hasret ve Gurbet şiirleri
Bölüm 3 karışık şiirler
Bölüm 4 Ağıt Destan ve Deyişler
Bölüm 5 --- 8 heceli karışık şiirler
Uyaklı AŞK Şiirleri (bölüm 1)
Sevgi Yağmurum Ol
Günüm güneşim ol, ısınacağım
Ümit duvarım ol, yaslanacağım
Sevgi yağmurum ol, ıslanacağım
Gül kokun bir ömür tenimde kalsın
Sen uykuysan ben gördügün düş olam
Sen yuvaysan ben bir yavru kuş olam
Ağlar isen yanağında yaş olam
Gözlerin bir ömür gözümde kalsın
Gel sevgilim ol benim, düş kaçağım
Göğsüne başımı yaslayacağım
Kalbimin içinde saklayacağım
Özlemin bir ömür gönlümde kalsın
Bir dünya sun bana tutunacağım
Gönlümü sevginle avutacağım
Bütün ihanetleri unutacağım
Ellerin bir ömür elimde kalsın
Sevgi mırıldayan nehirler gibi
Derin uykularda şehirler gibi
İsminki dualar şiirler gibi
Ölünceye kadar dilimde kalsın
Mehtabım Olsan
Karanlık gecede mehtabım olsan
Süzülsen o hayal sessizliğinle
Dilinde nağmeler elinde keman
Okşasan ruhumu güzel sesinle
Özge canım olsan gönül yoldaşım
Bir ömür dizinde dinlense başım
Akarsa uğruna aksın gözyaşım
Yakarsa ateşler yaksın elinle
Bir daha sönmesin içimde közün
Bir daha çalmasın kapımı hüzün
Çiçekler açtırsa gülünce yüzün
Dağılsa efkarım gül nefesinle
Kimse okşamasın al yanağını
Öpmesin başkası gül dudağını
Bana bağışlasan gönül bağını
Sevgiden bir yuva kursak seninle
Kördüğüm
Gözlerin ufkumda bir nur inanki
En umutsuz karanlık gecelerde
Seninle kördüğüm gibiyim sanki
Çözülmek bilmeyen bilmecelerde
Seni sevipte unutmak mümkün mü?
Kalbime vurulan mühür gibisin
Ben deli divane hayat küskünü
Sen daha taptaze ömür gibisin
Sen bir leyla isen bende mecnunum
Bir sana yangınım bir sana vurgunum
Sensiz yaşayamam anlıyor musun
Hava gibi su gibi sana mecburum
Sensin içli sevdam nazlı çiçeğim
Benim tatlı hülyam haklı gerçeğim
Bu can bu bedende var oldukça
Seni ölümüm gibi bekleyeceğim
Ayım Güneşim OL
Dönderme yüzünü kurban olaym
Sen ol bu dünyada güneşim ayım
Yalnız ben seveyim, ben okşayayım
Gezmesin bir başka el saçlarında
Kalbimin içidir en güzel yerin
Tutmasın bir başka eli ellerin
Gözlerin gözümde bak derin derin
Kaybolup gideyim bakışlarında
Yüce dağ başına yağan karlarca
Seyrine dalayım senin yıllarca
Gönül ırmağında coşan sularca
Bin huzur bulayım akışlarında
Süsenim sümbülüm reyhancasına
Kekliğim maralım ceylancasına
Tamburum cümbüşüm kemancasına
Şarkılar derleyim ağaçlarında
Tanrıya dilenen dilekler gibi
Cennet de dolanan melekler gibi
Sevda dağındaki çiçekler gibi
Bir ömür kalayım yamaçlarında
Bir Ömür Seninle
Bir ömür seninle başbaşa kalsak
Hayatı beraber koşsak ne olur
Bütün yıldızları bir bir dolaşsak
Zamanı beraber aşsak ne olur
Şarkılar söylesek aşkın dilinden
Nağmeler dinlesek seher yelinden
Bahar yağmuruyla duygu selinden
Gönül ırmağına taşsak ne olur
Dudaktan dudağa bir şiir gibi
Gönülden gönüle bir nehir gibi
Yıldızlara hasret bir şehir gibi
Derin uykulara dalsak ne olur
Kuşlar gibi geçip tüm hudutlardan
Selamlar iletsek ak bulutlardan
Kovup elemleri şen duygulardan
Sonsuz mutlulukla coşsak ne olur
Bir Sen Değişmedin Şu Yüreğimde
Yıllar gelip geçti zaman değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Dağlara kar düştü duman değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende
Ovalar nehirler düzler değişti
Baharlar rüzgarlar güzler değişti
İnsanlar nesiller yüzler değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Sen hala içimde incecik sancı
Biricik sevdiğim başımın tacı
Sevenler eskidi herkes yabancı
Bir sen eskimedin şu yüreğimde
Mevsimler takvimler yıllar eskidi
Resimler kavimler kullar eskidi
Gelenler gidenler yollar eskidi
Bir sen eskimedin sevdiğim bende
Şaşsa da yollarım kesilsede hız
Gözlerin gönlümde sönmeyen yıldız
Hala yavuklumsun o nazenin kız
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Kurallar töreler bazlar değişti
Sevdalar sevgiler hazlar değişti
Kadınlar gelinler kızlar değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde
Eserken başımda kavak yelleri
Bağlanmıştı gönlüm öyle serseri
Sen hala sevecen nazlı cilveli
Hiç mi değişmedin sevdiğim bende
Bakışlar işmarlar gözler değişti
Şarkılar duygular sözler değişti
Saçlara ak düştü yüzler değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende
Şehirler sokaklar evler değişti
Bahçeler tarlalar köyler değişti
Ağalar köleler beyler değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde
Can Nuri'yim yıllar ne çabuk geçti
Avurtlarım çöktü şeklim değişti
Doldu vadem ölüm çağım erişti
Bir sen değişmedin durursun öyle
Şerbet-i dilinin şivanesiyim
Medet mürvet ey sema-i hidayet
Serveti mülkümün yeganesiyim (bigadesiyim)
Halimi kimlere edem şikayet
Serseri gönlümün divanesiyim
Hasbahçede karanfilsin destesin
Buram buram gül kokuyor nefesin
Sensiz kimler bu gönlümü eylesin
Şerbet-i dilinin şivane siyim
Aşkın badesini içtimde geldim
Gönül kafesini deştimde geldim
Sevda sıcağında piştimde geldim
Uflet-i mecnunun avaresiyim ( biçaresiyim)
Ben bir Can Nuri’yim ey gülü gülşen
Hasreti narına tutuşup pişen
İflah olmaz bir kez derdine düşen
Feryadı bülbülün figanesiyim
Çöz leyli leyli
Yağmur ol göklerde yağ üzerime
Yeşersin gönlümde güz leyli leyli
Güneş ol ufkumda doğ yüreğime
Ağlasın sevinçten göz leyli leyli
Hayalsin sevdiğim düşsün gördüğüm
Benliğim seninle olmuş kördüğüm
Bir kul sevgisidir sarıp ördüğüm
Tanrı aşkı için çöz leyli leyli
Savrulmuş umutlar tutulmuş yele
Gitmiyor hüzünler bitmiyor çile
Yıllardır yanarım ben bu dert ile
Sönmüyor sinemde köz leyli leyli
Gözümde hayalin ne yana baksam
Bir dertli türküdür gelen her akşam
Kırıldı çanağım tellerde bin gam
Durur garip garip saz leyli leyli
Dağlara mı çıktın çöle mi düştün
Güller açmaz oldu sümbüller üzgün
Ellere mi kastın bana mı küstün
Yeter eylediğin naz leyli leyli
Bir ömür beklettin yana yakıla
Yakışmaz sevdiğim böylesi kula
Eğer gelmiyorsan bir selam yolla
Arada bir mektup yaz leyli leyli
Kör Olayım
"Lesbia
Açıyor ağzını yumuyor gözünü,
Bana demedik laf komuyor Lesbia.
Ama kör olayım beni sevmiyorsa.
Ne belli mi? Bana bakın anlarsınız.
Ben de ona söylemedik laf bırakmam.
Ama kör olayım, onu sevmiyorsam."
Catullus İ.Ö.84-54.
Catullus'lama
Bir zaman ömrümüz yazdı bahardı
Ne bülbül ah eder, ne gül ağlardı
Değişti mevsimler hazanlar sardı
Ama kör olayım onu sevmiyorsam
Beni nerde görse kızgın bakıyor
O küskün bakışı içim yakıyor
Gel ki söylenmedik laf bırakmıyor
Ama kahrolayım beni sevmiyorsa
Her gördüğü yerde asar yüzünü
Açıyor ağzını yumuyor gözünü
Dinlemiyor bile benim sözümü
Ama kör olayım oda sevmiyorsa
Nerden mi? biliyorum gözüme bakın
Sanmayın özlemedim umursamadım
Bende söylenmedik söz bırakmadım
Ama kahrolayım onu sevmiyorsam
O yarin elinde mendil olaydım
O yarin elinde mendil olaydım
sürmeli gözüne süreydi beni
hayat bahçesinde bir gül olaydım
her bahar rüzgara vereydi beni
üşüdüm der ise ateş olaydım
yalnızım der ise bir eş olaydım
istemezse yine kardeş olaydım
canından candostu bileydi beni
bir şarkı olaydım gönül dilinde
savrulup gideydim seher yelinde
gül olaydım ben o yarin elinde
her sabah koklayıp öpeydi beni
yüce dağ başında pınar olaydım
akıp akıp yüreğine dolaydım
gül olup uğruna her gün solaydım
her gelip geçende göreydi beni
gidipte dönmese yine beklerdim
ömrümü verseler ona eklerdim
dermansız dert olsa yine çekerdim
yeterki bir gelip göreydi beni
mecnunun düştüğü çöle döneydim
çöllerde savrulan küle döneydim
geçtiği yollarda güle döneydim
her bahar gelende dereydi beni
dönmese bir ömür hasret çekerdim
sümbül ile ağlar boyun bükerdim
gözlerimden kanlı yaşlar dökerdim
yağan yağmurlara diyeydi beni
gidip kapısında taşa döneydim
dolanıp dolanıp başa döneydim
gözünde süzülen yaşa döneydim
her gece yastıkta sileydi beni
Can Nuri uğruna dağlar deleydim
bir mendil olaydım yaşın sileydim
elleri elimde düşüp öleydim
kalbinin içine gömeydi beni
Bir Alevsin Avuçlarımda
Çicek çiçek açıp ağaçlarımda
Yaprak yaprak dalda solan sevdiğim
Damla damla akıp göz uclarımda
Derya derya kalbe dolan sevdiğim
Bazen bir alevsin avuçlarımda
Bazen bir menekşe yamaçlarımda
Bazen bir rüzgarsın kır saçlarımda
Tutam tatam başım yolan sevdiğim
Bir zaman ömrümüz yazdı bahardı
Ne bülbül ah eder ne gül ağlardı
Dört mevsim kalplerde bir aşk yanardı
Şimdi bir külleri kalan sevdiğim
Kalmadı içimde sevgiye bir yer
İşkenceye döndü saatler günler
Yüreğim bir mezar sığmaz ölüler
Sonsuz acılara salan sevdiğim
Benimdir çileler bu ayrılıklar
Dinmeyen gözyaşı bu hıçkırıklar
İçimde bin özlem bin kahır var
Anladım bu dünya yalan sevdiğim
Damla Damla Yanağına Çiz Beni
Sen uykuysan, ben gördüğün düş olam
Sen yuvaysan, ben bir yavru kuş olam
Ağlar isen gözlerinde yaş olam
Damla damla yanağına çiz beni
Sen sevda ol, ben uğrunda can veren
Sen gülnişah, ben eteğe yüz süren
Sen avcı ol, ben yaralı bir ceren
Sıra sıra kurşunlara diz beni
Sen güneş ol, ben günyüzü görmeyen
Sen neşe ol, ben ömrünce gülmeyen
Sen tabip ol, ben derdinden inleyen
İlmek İlmek acılardan süz beni
Sen leyla ol, ben yağmursuz çöl olam
sen yangın ol, ben savrulan kül olam
sen bahçevan, ben bahçende gül olam
arı gibi daldan dala gez beni
ben bir etek, sen kocaman bir dağ ol
ben bir çalı, sen alımlı bir bağ ol
ben Can Nuri sen canımda bir can ol
isterisen toprak toprak ez beni
Ümitlerim Yeşil Yeşil Sevdiğim
Bir zaman günlerim yazdı bahardı
Değişti mevsimler hazanlar sardı
Umduğum dağlara dolu kar yağdı
Gediklerim yeşil yeşil sevdiğim
Kolları kesilmiş ırmağım şimdi
Yağmura susamış toprağım şimdi
Dalında kurumuş yaprağım şimdi
Ümitlerim yeşil yeşil sevdiğim
Geçip gitti ömür hicranla gamla
Bazen nehir gibi, bazen bir damla
Aldıklarım kuru bir daldı amma
Verdiklerim yeşil yeşil sevdiğim
Bülbülü terkeden güllere döndüm
Bulanıp akmayan göllere döndüm
Kırkına varmadan kellere döndüm
Hayallerim yeşil yeşil sevdiğim
İşit beni, Dinle beni, Duy beni...
Ey uğruna bunca kahır çektiğim
yollarına gözyaşımı ektiğim
sanadır bu çağrım sana sevdiğim
işit beni, dinle beni, duy beni...
sil şu gözlerimin akan yaşını
duy yüreğimin bu haykırışını
dinle de gönlümün yalvarışını
bir cevap ver, işit beni, duy beni
yokmudur kalbinde bir dirhem vefa
bitmiyor yıllardır çektiğim cefa
bu kaçıncı çağrı, kaçıncı defa
bir cevap ver, işit beni, duy beni
ey benim ömrümün hasret çiçeği
ey benim gönlümün sevda gerçeği
şaşırdım yönümü, gündüz - geceyi
ara beni, bir sor beni, duy beni...
Üşüdüğün yerde güneş olayım
sevdanla tutuşan ateş olayım
gidersen yanında bir eş olayım
anla beni, dinle beni, duy beni...
savurdun yellere hayallerimi
soldurdun bağımda al güllerimi
Can Nuri sormadın şu hallerimi
ara beni, bir sor beni, duy beni...
Darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
Aşk yolunda cefa verip yorsanda
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
binbir okla yüreğimden vursanda
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
Giderken son kez dönüp baksan da öyle
içimi ateş - alev yaksan da öyle
önümde sel gibi aksan da öyle
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
Gönlüme kış düşse mevsim baharken
çöle dönse bahçem yağmur yağarken
ecelim gelse de vakit varken
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
Seni özlemekten kahrolsamda
yollara bakmaktan usansamda
ah edip başımı taşa vursamda
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
Ülkeden ülkeye kovsanda sürgün
yağmurla gözyaşım aksada her gün
kalpte mekan tutsa da çile-i vurgun
gücenmem, darılmam, küsmem sevdiğim
Sen bir güneş olsan aşkım kar olsa
aksa damla damla kalbime dolsa
sevda sana göre yalanda olsa
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
Güneş gökyüzünde insede yere
ardından sürünsemde hep yara - bere
gecelerim mahşere dönse de gene
gücenmem, darılmam, küsmem sevdiğim
Can Nuri'yim bin dert versende bana
bilki yine darılmam, gücenmem sana
aşk ile tutuşsamda hep yana yana
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
Nuri CAN
www.nuricann.com
Aşk İksiri
Zaman kadehinden aşk iksirini
İçti gönlüm eyvah eyvah diyerek
Sürüyüp ardından gam zincirini
Geçti ömrüm eyvah eyvah diyerek
Yıllarca dolaşıp bir aşk peşine
Düşemedim bu cihanda eşime
Sümbül kucağına gül ateşine
Yandı gönlüm eyvah eyvah diyerek
Şu figan bülbülün yaslı sesi mi
Yaralı kalbimin inlemesi mi
Yakama sarılan aşk perisi mi
Deşti gönlüm eyvah eyvah diyerek
Üzerime yağan kar diyemeden
Üşüdü yüreğim sar diyemeden
Benimde sevenim var diyemeden
Göçtü ömrüm eyvah eyvah diyerek
Ne yazlara doydum ne baharına
Ne koklayıp doydum gülü zarına
Bir umut kalmadı deyip yarına
Küstü gönlüm eyvah eyvah diyerek
Hayatta nihayet bulunca demim
Çile deryasında kayboldu gemim
Olmadı dünyada candan sevenim
Geçti günüm eyvah eyvah diyerek
Can Nuri'yim hasret ile del oldu
Gözlerimin yaşı bahri sel oldu
Bazen tipi boran, bazen yel oldu
Biçti ömrüm eyvah eyvah diyerek
Sen Sebep Oldun
Önüm tipi boran, yollar toz duman
Kalmadı dermanım sen sebep oldun
Kahpe felek vermez ömrüme aman
Yazıldı fermanım sen sebep oldun
Başladı ömrümde gazele döküm
Kırıldı dallarım söküldü köküm
Yıkıldı berhanem devrıldi yüküm
Gitmiyor kervanım sen sebep oldun
Gülerler halime algınım deyü
Divane gezerim dalgınım deyü
Bilmezler ben kime dargınım deyü
Güzellim sultanım sen sebep oldun
Ne kanadım oldu, ne havalandım
Sürüdüm zinciri hayli dolandım
Deli çaylar gibi aktım bulandım
İfet-i devranım sen sebep oldun
Yağdığın başıma kar diyemeden
Üşüdü yüreğim sar diyemeden
Ömür gelip geçti yar diyemeden
Tükendi kararım sen sebep oldun
Yılların elinden ömrüm perişan
Sevdanın elinden gönlüm perişan
Bu günüm perişan dünüm perişan
Ey canı cananım sen sebep oldun
Ben bir can Nuri'yim yeldim, dumandım
Çileyi cefadan bezdim usandım
Ateşi aşk ile gark olup yandım
Ey şah-ı merdanım sen sebep oldun
Bahar Saçlarındı Koklamadığım
bahar saçlarındı koklamadığım
hasret gözlerindi bakamadığım
bir ateşti şu gönlümde tutuşan
hep yandığım ama yakamadığım
her gece gönlüme efkar yüklerim
esen rüzgarlardan haber beklerim
ceylan bakışına vurulduğum yar
sensiz sanma şifa bulur dertlerim
dolunay nurunu gözünden almış
maviyi gökyüzü özünden almış
şu yanan yüreğim bunca ateşi
seven yüreklerin közünden almış
su yine akıyor aktığı yerden
el yine bakıyor baktığı yerden
sana mühürlenmiş gönlümün odu
gel yine yakıyor yaktığı yerden
ey canı cananım bu can senindir
eser gam yelleri sanma serindir
bülbülüm bir güle ah-ü zar gönlüm
senden ayrılalı yaram derindir
Kalbimde hasretin hıçkırıkları
Yıllarca anlatsam sana sevgimi
kalemler tüketsem bitirememki
çıkarmak istesem kalbimdekini
hasret ırmağına götürememki
sensin bu gönlümün gülü dikeni
sensin bu ömrümün sevda yelkeni
aşkın hançeriyle vursanda beni
gözlerim görmeden ben ölememki
gönlümde acının cam kırıkları
gözümde hasretin hıçkırıkları
kalbine saklarsan ayrılıkları
senin sevdiğini ben bilememki
duy artık gönlümün haykırışını
şu seven kalbimin yalvarışını
kırma gönlümdeki sabır taşını
ölünceye kadar bekleyememki
Can Nuri ömrümce seni aradım
kanadıkça kalbim hasretle sardım
hep isyan ettim böyle, hep ağladım
gözyaşım silmezsen ben gülememki
Sularda hülyalı bakışın kalmış
El ele gezdiğim ıssız sokaklar
Bir içli sevdanın sırrını saklar
Uzanır ellerin usulca okşar
Sevgimi incinen nazlı yerinde
Duvarda incecik nakışın kalmış
Sularda hülyalı bakışın kalmış
Sevda bir çiçekmiş gönül bağında
Koparıp göğsüme takışın kalmış
Geçip gitti günler hicranla gamla
Bazen nehir gibi, bazen bir damla
Kahrolmakda varmış, bir gün acınla
Ömrümün karanlık gecelerinde
Baktığın her dalda bir izin kalmış
Her köşe başında bir gizin kalmış
Süsenin sünbülün nergizin kalmış
Gönlümün har düşmüş bahçelerinde
Has bahçede karanfilsin destesin
Gül kokardı buram buram nefesin
Şimdi hangi diyar, acep nerdesin
Arar mısın sende Can'ı düşlerinde?
Hicranla Kurudu Güllerim Benim
Ardından bakarken gözlerim yaşlı
kırıldı kollarım, ellerim benim
sen gittin gideli Türküler yaslı
bir düzen tutmuyor telerim benim
araya yüce yüce dağlar girdi
üstüme simsiyah perdeler indi
sen orda, ben burda ağlarız şimdi
hasretle yanıyor yüreğim benim
baharın gülünde taşıdım seni
sazımın telinde yaşadım seni
türküler elinde aşırdım seni
sonsuza sustu yar dillerim benim
seni sordum her yerde, seni aradım
gün begün hasretle kavrulup yandım
dönüşsüz bir yola düştü feryâdım
hicranla kurudu güllerim benim
bir yanım çöllerde kavrulur gider
bir yanım rüzgarda savrulur gider
Can Nuri aşk ile kahrolur gider
şimdi perperişan hallerim benim
Bilmemki Nesin?
Süzgün bakışlarla yürek delensin
Ay mısın güneş mi bilmemki nesin
En hoş musikiden tatlıdır sesin
Keman mı cümbüş mü bilmemki nesin?
Özenmiş bezenmiş yaratmış tanrım
En güzel renklerle donatmış tanrım
Kalbimi aşk ile kanatmış tanrım
Melek mi şeytan mı bilmemki nesin?
Yalvardım yakardım boynumu büktüm
Kapandım önüne eşikler öptüm
En körpe çağımda yaprağım döktün
Bahar mı hazan mı bilmemki nesin?
Bazen kalbe girip baş döndürürsün
Kah ağlatıp beni kah güldürürsün
Hem yaşatıp beni hem öldürürsün
Dertmisin derman mı ecel mi nesin?
Gözlerin ufkumda bir nur inan ki
Seninle kördüğüm gibiyim sanki
Sensiz geçen ömür neye yarar ki
Gece mi gündüz mü sevgilim nesin?
Sana tutulursam bırakma beni
Sana tutulursam bırakma beni
Bir köşede boyun büktürme Gülüm
Ümitle süslenen gönül bahçemi
Sonbahar gelmeden döktürme Gülüm
Gönlümde goncalar dermeyeceksen
Saçların koluma sermeyeceksen
Bu aşka bir ömür vermeyeceksen
Kiraz dudağını öptürme Gülüm
Alev alev bir gül olsun yakışın
Ay gibi doğsun baygın bakışın
Ömrünce kalbime dol ışın ışın
Bana hasretini çektirme Gülüm
Aşkımın kadrini bilmeyeceksen
Akan göz yaşımı silmeyeceksen
Eğer beni candan sevmeyeceksen
Deli divaneye döndürme Gülüm
Sevgi yüreğimdir sevda okulum
Sevgidir vatanım pusulam yolum
Sevgisiz dünyada bir garip kulum
Aşkın hançeriyle öldürme Gülüm
Sen Değil miydin?
Şu gönül bahçemde lale sümbüle
şarkılar söyleyip güle bülbüle
el ele göz göze gönül gönüle
kalpten kalbe dolan sen değil miydin?
sözlerin tatlıyken şekerden baldan
nasibin almışken yeşilden aldan
yanağı gül veren ol hüsnü daldan
bir açıp bir solan sen değil miydin?
kadife saçların vurup beline
kaptırıp gönlünü sevda yeline
her bahar savrulup gönül seline
deniz derya dolan sen değilmiydin
bazen kar yağdırdın bazen bir tipi
sevda bir uçurum derindir dibi
güneş gibi, yıldız gibi, ay gibi
bir doğup bir batan sen değil miydin?
ne sevgimi bildin ne de acımı
büyüttün gün be gün gönül sancımı
özenle tararken siyah saçımı
tutam tutam yolan sen değil miydin?
Can Nuri kaybettim doğru yönümü
gittiğim her yerde kestin önümü
bülbül gibi güle yakıp gönlümü
daldan dala konan sen değilmiydin
Sevda Üstüne
Yaralı kalplere bir ilmik atsak
oturup ağlasak sevda üstüne
uzanıp göklerde yollara baksak
bulut bulut yağsak sevda üstüne
hazanlar değmeden güllerimize
rüzgarlar esmeden çöllerimize
mızraplar vurdukça tellerimize
türküler yoklasak sevda üstüne
sen bir ekin olsan bende bir başak
tane tane harmanlarda buluşsak
pınar olup aksak sel olup taşsak
toprağa karışsak sevda üstüne
engeller girmeden hiç aramıza
sürmeden elini gül yaramıza
mehtaplar vurdukça dağlarımıza
yıldızlar toplasak sevda üstüne
Can Nuri arı olsam sende bal olsan
damla damla akıp kalbine dolsam
sen bir yaprak olsan ben rüzgar olsam
çiçekler koklasak sevda üstüne
Nerde Kaldı Eski Günler
Hani nerde kaldı o eski günler
Bakıp bakıp göz ettiğin sevdiğim
Gizli gizli tenhalarda buluşup
Sevdalardan söz ettiğin sevdiğim
Güzel duygulara gönlünü verip
Beni sevdiğine yeminler edip
İpek saçlarını göğsüme serip
Türlü türlü naz ettiğin sevdiğim
Nerde kaldı tebesümler gülüşler
Kurduğun hayaller gördüğün düşler
Giydiğin fistanlar taktığın süsler
Kurda kuşa haz verdiğin sevdiğim
Her ayrılış yüreğıni yakarken
Yanağından damla damla akarken
Boyun büküp ardımsıra bakarken
Mektup şiir yaz dedığin sevdiğim
Can Nuri günlerce durup diz dize
Usanmadan bakışırdık göz göze
Nazara mı geldik ne oldu bize
Bin yıl bile az dediğin sevdiğim
Açmaya Geldim
Kanadı kırılmış yavru serçeyim
Kınalı elinde uçmaya geldim
Tomurcuk vermeden soldu çiçeğim
Sevdalı gönlünde açmaya geldim
Sevincine hevesine kat beni
Lal kesilem al sesine kat beni
Seher kokan nefesine kat beni
Saçına yıldızlar saçmaya geldim
Yalansız yürekten yaşamak için
Düşmanımda olsa barışmak için
Bir sonsuz ırmağa karışmak için
Aşkın kevserinden içmeye geldim
Yalnızım yollarda bir denk oluver
Gönül tellerime ahenk oluver
Can Nuri dünyama bir renk oluver
Seninle cennete kaçmaya geldim
Alıp AS Beni
Harman eyle beni esen yellere
Savrulup gideyim elden ellere
İster boyun eğem günde yüz kere
Kurbanım de hiç acıma kes beni
Sen bir pınar isen bende göl olam
Sen bir yağmur isen akan sel olam
Yolunun üstünde açan gül olam
Zülfünün teline alıp as beni
Sarıl şefkat ile sarıl haz ilen
Usandırma türlü türlü naz ilen
Keman ile cümbüş ile saz ilen
Türkü türkü sevdalara yaz beni
Bir derdin var ise anlatki bilem
Kapında kul olam, uğrunda ölem
Acınla ağlayam neşenle gülem
Hasret ile al sinene bas beni
Yüce dağbaşında kar olacaksan
Gönül bağlarıma har olacaksan
Gidip yadellere yar olacaksan
Sıra sıra kurşunlara diz beni
Sevda Kokan Bir Türküye Yak Beni
Bu evreni baştan başa dolaştım
Sevgi denen bir dergaha ulaştım
gönül ummanına sığmadım taştım
seher yeli bir kıyıya at beni
dağlardan dağlara esen yel eyle
çağlardan çağlara koşan sel eyle
sazlarda inleyen sarı tel eyle
sevda kokan bir türküye yak beni
gönlümü geldiğim ellere savur
sümbüller derdiğim yerlere savur
bu aşkı dillerden dillere savur
alıp götür bir damlaya kat beni
bir yanım yollarda sıralı kalsın
bir yanım dağlarda yaralı kalsın
şu gönül pencerem aralı kalsın
suyu kesik bir pınara kat beni
.
Anlarsın
Sende benim gibi bir gün sevdiğin
Nazlı yarin el olunca anlarsın
Ak göğsünde sarı güller derdiğin
Hasretinden del olunca anlarsın
Gazele vurunca gönül bağların
Geç kalır kıymeti yazın baharın
Bir gün duru duru akan pınarın
Bozbulanık sel olunca anlarsın
Güller ile güler iken seherde
Türkü türkü söylenirken dillerde
Bir gün gezip dolastığın yerlerde
Boran tipi yel olunca anlarsın
Can Nuri yoluna kurbanlar eyle
İstersen adına türküler söyle
Yalancı dünyanın kanunu böyle
Gür saçların kel olunca anlarsın
Nuri CAN
Nara Tutuldum
Düştüm aşk çölüne ah etmek karım
Garip bülbül gibi zara tutuldum
Tüterim tüterim dinnmez efkarım
Yüreğimde sönmez nara tutuldum
Yalancı dünyada bir garip kuşum
Uçarım uçarım bitmez yokuşum
Yetmedi sevgiye ömür sunuşum
Vefa bilmez bir ağyara tutuldum
Hasretin acısı boynumu büktü
Hazan yeli esti yaprağım döktü
Gönül dağlarıma dumanlar çöktü
Tipi boran ile kara tutuldum
Ben bir Can Nuri'yim hallerim yaman
Kalmadı mümkünüm tükendi derman
Yoruldu kervanım verildi ferman
Dar-ı mansur gibi dara tutuldum
Gülü Kıskandırır Gülüşün Gülüm
Cemâlin benzemiş güneşe aya
cenneti andırır gülüşün gülüm
sensin hayatımda en güzel rüya
gülü kıskandırır gülüşün gülüm
sensin seven kalbimin tek sahibi
lal olmuş dillimin ezel hatibi
bu yaralı gönlümün sensin tabibi
canıma can verir öpüşün gülüm
dostlarım el oldu sevdiğim için
gözlerim sel oldu sevdiğim için
umudum yel oldu sevdiğim için
gel Allah aşkına bir düşün gülüm
ben bir Can Nuri'yim gönülden seven
aşk için bir ömür bağrını döven
ölürsem senin için ölürüm ben
bağrımı yakıyor gidişin gülüm
Gülen Gözlerinle Bana Bak Yeter
dudağın kevserdir gözlerin nehir
gülen gözlerinle bana bak yeter
bakışın gönlüme dökülen zehir
seven gözlerinle bana bak yeter
isterse dağıma dumanlar çöksün
bağımda serviler yaprağın döksün
baktığım her çiçek boynunu büksün
gülen gözlerinle bana bak yeter
hayat denizinde bin gemim batsın
varsın aşk gönlüme bin demir atsın
köle diye beni pazarda satsın
bu sevgimi başına taç yap yeter
şu ömrümü yollarına sereyim
daha gel demeden çıkıp geleyim
bir canım var iste benden vereyim
seven gözlerinle bana bak yeter
varsın dağlar sıra sıra dizilsin
allı turna gökyüzünde süzülsün
bu yürek önünde bin kez eğilsin
sırma saçlarına türkü tak yeter
varsın bu yangınlar içimi yaksın
beynimde durmadan şimşekler çaksın
akarsa uğruna gözyaşım aksın
yılda bir kez olsun bana ak yeter
bir gül olsam başka bahçede bitmem
cennet bağışlasalar bırakıp gitmem
ölsemde uğruna yine gam etmem
mezarım başında bir mum yak yeter
Aşk bir masal mıydı sen bir leyla mı?
Baygın gözlerinde aşkı okudum
kirpiğine tel tel sevgi dokudum
saadet denizinde yüzerken gönlüm
zehroldu içtiğim aşk yudum yudum
bir boran misali ruhuma daldın
ok gibi bağrıma saplanıp kaldın
aşk bir masal mıydı sen bir leyla mı?
en son mecnun edip çöllere saldın
araya upuzun seneler girdi
üstümüze simsiyah perdeler indi
sensiz bunca cefa çektim, ah çektim
ne sen çıkıp geldin, ne ağrım dindi
uzak düştük artık uzak yollarım
aklıma düştükçe ağlarım ağlarım
bir sevda uğruna ömrüm tükendi
boş hayaller sarıyor şimdi kollarım
veda mevsimi şimdi göç katar katar
gözlerim yollarda, gönül intizar
kalpte mekan tuttu çileyi keder
hasretlik taş olsa erirdi ey yar
gönlüm kışa düştü mevsim baharken
bahçem çöle döndü yağmur yağarken
herkes aleminde kendi keyfinde
güler mi Can Nuri bunca dert varken
Hazan Geldi Sen gelmedin insafa
Nerde bir dağ gördüm başı dumanda
gönül feryat eder aht-ı amanda
bilmedim kavuşmak acep ne yanda
bahar geldi sen gelmedin insafa
dağ demedim, taş demedim, yürüdüm
gönül derdim peşim sıra sürüdüm
duman oldum yüce dağlar bürüdüm
karlar yağdı sen gelmedin insafa
engine de deli gönül engine
bilemedim şu hasretin rengi ne
bülbül olup düştüm gülün derdine
hazan geldi sen gelmedin insafa
yollarıma güneş doğmuyor sensiz
yağmurlar çöllere yağmıyor sensiz
acı yüreğime sığmıyor sensiz
ecel geldi sen gelmedin insafa
kuşlar gökyüzünde uçmuyor artık
bahçeler çiçeğin açmıyor artık
etrafa kokular saçmıyor artık
giden geldi sen gelmedin insafa
deli gönül inil inil inliyor
ne uslandı ne de bir söz dinliyor
Can Nuri'yim sensiz yüzüm gülmüyor
zalim geldi sen gelmedin insafa
Ben Seni Kocaman Yürekle Sevdim
Bilmesende, sormasan da ben kimim
tertemiz kalbimle sevdim ben seni
ağzım kapansa, lal olsa da dilim
şu garip halimle sevdim ben seni
çiğneyip geçsende toprak misali
bağrımda bitsende yaprak misali
benzeri olmayan bir aşk misali
bitmeyen bir hazla sevdim ben seni
aşkınla cüceyim aşkınla devim
harabeye döndü mekanım evim
ben seni kocaman yürekle sevdim
bir ömür boyunca beklerim seni
koluma gür saçların sermesende
seviyorum seni hiç demesende
gittiğin yerden geri gelmesende
bitmez hasretimle beklerim seni
gönülden gönüle kovsanda sürgün
yağmurla gözyaşı döksemde her gün
ister bayram olsun isterse düğün
en garip halimle beklerim seni
dağlardan dağlara essede gönül
mecnun gibi çöle düşsede gönül
aşkın ocağında pişsede gönül
tertemiz aşkımla sevdim ben seni
Can Nuri yorulsa da beklemekten
Gittiğin yola gözyaşı dökmekten
geçen her yıla bin kahır ekmekten
bitmeyen bir hazla beklerim seni
Benim Yüreğimde Dağlar Üşüyor
senin gözlerinde bahar yeşili
benim üzerime karlar düşüyor
senin hayallerin yazda baharda
benim yüreğimde dağlar üşüyor
senin hayalinde en güzel yerler
benim dudağımda yağmursuz çöller
senin hayatında sümbüller güller
benim bağlarıma hazan düşüyor
her nereye varsam el beni taşlar
zehrolur bal diye yediğim aşlar
senin her günün huzurla başlar
benim hayatımda dağlar göçüyor
önüm tipi boran, önüm fırtına
bir kahır yüküdür binmiş sırtıma
kara talih çıktı kara bahtıma
senin yüreğinde güller açıyor
içimde dağ dağ dalgalar kudurur
gelir göğsümün üstüne oturur
bütün mutluluklar hep seni bulur
benim dudağımda sevda üşüyor
Artık dön demeye lüzum kalmadı
Ne güneşim doğar, ne bahar gelir
İnan hiç bir şeyde gözüm kalmadı
Her sabah içimde bir ah yükselir
Artık dön demeye lüzum kalmadı
İstersen rüya de geçen yıllara
İster gözyaşı dök akan sulara
Bir daha ne sor beni, ne de ara
Kimseye diyecek sözüm kalmadı
Yalancı dünyada hep cefa gördüm
Yüreği kavrulmuş toprağa döndüm
Hasreti acıyı içime gömdüm
Baharım kalmadı yazım kalmadı
Yaralı yollarda ömür treni
Bir sonsuz acıya sürükler beni
Sarın yüreğime beyaz kefeni
Ölümden başka bir çözüm kalmadı
Her tufan ardında bir güz bıraktı
Solan yapraklarda bin giz bıraktı
Çektiğim her acı bir iz bıraktı
Takatım kalmadı gücüm kalmadı
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim
Mevsimler tükendi mevsimler geçti
Gözlerim yollarda haber bekledim
İnsanlar nesiller yüzler değişti
Bir benim gönlümde sen değişmedin
Bir çiçektin açıp soldun gönlümde
Bin yıl çalıp gittin sanki ömrümde
Nice yerler gezdim diyar gördümde
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim
Özleminle geçti aylar seneler
Hicranla tükendi günler geceler
Benim gibi sevemezki kimseler
Her köşeye gül kokunu işledim
Bilmemki hangi yol sana ulaşır
Hangi rüzgarlarda sesin dolaşır
Her gece içimde gözlerin ışır
Ay mısın güneş mi nesin bilmedim
Akan sullar denizlere erişti
Dallar çiçek açtı kuşlar sevişti
Hasretin hançeri bağrımı deşti
Gittiğin yollarda geri gelmedin
Sevda Yıldızı
Atarken dağlara sevda yıldızı
Yakmıştı derinden o ince sızı
Sen hala kalbimin biricik kızı
Hiç mi değişmedin bende sevdiğim
Yaprak yaprak döktü dalın ağaçlar
Gülmüyor baharda artık yamaçlar
Kar düştü dağlara ağardı saçlar
Bir sen değişmedin bende sevdiğim
Ovalar nehirler düzler değişti
Baharlar rüzgarlar güzler değişti
Alınlar şekiller yüzler değişti
Bir sen değişmedin bende sevdiğim
Gurbete gidenler sılaya döndü
Ocaklar tutuştu ocaklar söndü
Nesiller türedi nesiller öldü
Bir sen değişmedin bende sevdiğim
Baharlar değişti yazlar değişti
Sevdalar dualar hazlar değişti
Şarkılar türküler sazlar değişti
Bir sen değişmedin bende sevdiğim
İntizar
Nazlı yarim bu ellerden gidersen
Keklik olur yollarını gözlerim
Unutup da hayallerden silersen
Ateş olsun yaksın seni közlerim
Bir ateş verdinki yandı sönmüyor
Kör oldu gözlerim bir şey görmüyor
Bir kez giden daha geri dönmüyor
Dağlar taşlar kahrol deyi seslerim
Amanı da nazlı yarim amanı
Dağılmaz başımın gamlı dumanı
Her bahar mevsimi yayla zamanı
Rüzgar olup mor dağlara eserim
Can Nuri'yim bakmaz isen halime
Hazanlar işlesin gönül teline
Ölürsem sevdiğim üstüme gelme
Dünya ahret bacım deyip küserim
Teselli dediğin sözü neyleyim
Geceler uykusuz gündüzler zalim
Teselli dediğin sözü neyleyim
Senden uzaklarda dertlidir halim
Gül yüzün görmeyen gözü neyleyim
Hazan rüzgarları esmiş savurmuş
Sevda ayazları yakmış kavurmuş
Hasretlik yoluma pusular kurmuş
ovayı yokuşu düzü neyleyim
bir ben mi yorgunum, bir ben mi düşkün
hayata darılmış kadere küskün
her günüm bir ah, her anım üzgün
dünyada gülmeyen yüzü neyleyim
gezdim boynu bükük, gezdim ar ile
gelip geçti ömür tipi kar ile
bülbül oldum iniledim zar ile
baharı olmayan güzü neyleyim
ceylanım vuruldu yaslıdır dağlar
ömür gazel döktü kurudu bağlar
her gece içimde bir pınar ağlar
türküyü kemanı sazı neyleyim
Bilmezsin Güzel
Efkarlı başımda dumansın yelsin
Gözümün yaşında ummansın selsin
Düşmüşüm derdine dermanım sensin
Divane gezerim bilmezsin güzel
Gönüldür isteyen aşk ocağını
Sümbülün saçını kor kucağını
Hayat busesini gül sıcağını
Ölürüm ver desem vermezsin güzel
Kavuştursun diye gözü elaya
Gece gündüz dua yaktım mevlaya
Aşk elinden düştüm onmaz belaya
Perişan halimi görmezsin güzel
Bulut olup gökyüzüne ağarım
Boran olup yağmur ile yağarım
Gahi iç çekerim, gahi ağlarım
Akan gözyaşımı silmezsin güzel
Mutluluk bir çiçek açıp solmasın
Esmesin sam yeli saçın yolmasın
Sarılki Nuri'ye sabah olmasın
Bir gece gel desem gelmezsin güzel
Sen Ve Ben
Ben karlı dağların ardında kalmış çocuk
Kanatları kırılmış yavru bir serçeyim
Dikenleri çağına ermemiş tomurcuk
Yaprakları dağılmış sarı bir çiçeğim
Sen danslı gecelerde atılan şuh kahkaha
Modern diskolarda baş döndüren alkolsun
Zengin vitrinlerde değer biçilmez paha
Saray bahçelerinde en bakımlı gülsün
Ben savaşlarda yanmış yıkılmış diyar
Kimselerin uğramadığı bir evdeyim
Dalları fırtınalarda kopmuş çınar
Dikenlerin sarmaladığı bir yerdeyim
Meyro
Hasret acı dertler bizi bulmadan
Gayrı gel seninle birleşek meyro
Ölüm habercisi kapım çalmadan
Ah du sefa ilen eyleşek meyro
Muhabet kuşları kalkıp göçerken
Üstümüzde havalanıp uçarken
Sabah seherinde güller açarken
Dertli bülbül ilen söyleşek meyro
Gönül bağımızda otlar bitmesin
Kuşlar dalımızda uçup gitmesin
Bir kıyıda gençliğimiz yitmesin
Koklaşak sevişek eyleşek meyro
Fitne fesat aramıza girmeden
Hasret oku bağrımızı delmeden
Kahpe felek can almaya gelmeden
Kavlimiz üstüne birleşek meyro
Can Nuri'yim sevdan ile ölmesin
Konu komşu bu haline gülmesin
Muhannetler aşkımızı bölmesin
Derdimiz üstüne dertleşek meyro
Gönlüm Bir Sende Değilse Kahrolayım
Gönlüme sen ektin aşk hevesini
bağrıma sen diktin gül ezgisini
dilime sen döktün figan sesini
gönlüm bir sende değilse kahrolayım
bak şu yüreğimi yakan közüne
dünya güzel dolsa bakmam yüzüne
aldırma sen el alemin sözüne
bir sende değilse gönlüm kahrolayım
varmı benim gibi gönülden seven
aşk için bir ömür bağrını döven
ölürsem senin için ölürüm ben
bir sende değilse gönlüm kahrolayım
Dünyayı başıma dar eylemişim
bülbülü bir güle zar eylemişin
sevdayı göğsüme nar eylemişin
bir sende değilse gönlüm kahrolayım
ömür boyu sana meyil verdimse
şu gönlümü yollarına serdimse
daha gel demeden çıkıp geldimse
gönlüm bir sende değilse kahrolayım
Gah-i küstüm hayata gahi dargın
bir sana vurgunum bir sana yangın
umudum, sevdamsın, canımda canım
gönlüm bir sende değilse kahrolayım
nice yüce dağlar aştım geldimde
uçup gittin bir kuş gibi elimde
Bir sızısın şu zavallı kalbimde
gönlüm bir sende değilse kahrolayım
Can Nuri'yim aşkın ile del oldum
aşkın ateşiyle yandım kavruldum
ne kurtuldun ne de çıkar yol buldum
bir sende değilse gönlüm kahrolayım
Sevenler Ah Çeker Neylersin Ceylan
Sen dalları kırılmış boynu bükük karanfil
unutulmuş bir türküsün dağ başlarında
çıkıp yücelerde gezersin ceylan
kalbinde sızılar sezersin ceylan
ben seni severim canımdan öte
sen yüce dağları seversin ceylan
yüce dağbaşları duman kar olur
sevenin gönlünde sevda zar olur
sanmaki bir ömür hep bahar olur
yücelerden bakıp seyran eylersin
aşk ile gönlünü eylersin ceylan
rüzgara şarkılar söylersin ceylan
yalancı dünyanın kanunu böyle
sevenler ah çeker neylersin ceylan
yolunun üstüne tuzak kurulur
sevgiye vurulan bir gün vurulur
sanmaki uzaklar hep seni korur
dağlara şarkılar söylersin ceylan
Mavi mavi bakıp gider gözlerin
Deniz esrarında huzur mu bulur
Mavi mavi bakıp gider gözlerin
Kadeh kadeh dudaklara sunulur
Derya derya akıp gider gözlerin
Hasret yağmuruyla yaşlar inerken
Duygu denizinde tufan dinerken
Yüreklerde tüm arzular sönerken
Alev alev yakıp gider gözlerin
Yapraklar gibisin güller gibisin
Sazlarda inleyen telden hislisin
Yıldız yıldız bulutlarda gizlisin
Şimşek şimşek çakıp gider gözlerin
Ebedi Sönmeyen Bir Köz Bıraktın
Kapandı yarına giden yollarım
Kalkmadı bir daha düşen kollarım
Kaç yıl geçti hala seni ararım
Ardında dumanlı bir iz bıraktın
Sen gittin gideli ham toprağımda
Bir daha bitmedi güller bağımda
Sevda yangınıyla yanan bağrımda
Ebedi sönmeyen bir köz bıraktın
Umut kapılarım bir bir kapandı
Hasret oku yüreğime saplandı
Ne sen geldin, ne bu gönül uslandı
Ömrümce ağlayan bir göz bıraktın
Bi-tanem
Düştüğüm her uçurumda sen varsın yanımda
seni taşıdım içimde bir damla gözyaşı gibi
bütün yıldızlara ismini haykırdım, bütün gecelere
bir sen yoksun bir sen duymuyorsun bi-tanem
rüyalarımı hicran alır her gece gelmezsin
çağrılarım isyan olur her gece bilmezsin
sevdasını yüreğime taht kurduğum nerdesin
bir sen yoksun bir sen bilmiyorsun bi-tanem
bil ki hep sana aktım bu sevdalı nehirlerde
hep seni bekledim bu düştüğüm yerlerde
ümit kervanları bir bir gelip giderler de
bir sen gittin bir sen gelmiyorsun bi-tanem
Affetmem sevgilim seni affetmem
İçimde her hazan bir yaprak ağlar
Canlanır gözümde tüm hatıralar
Unutmam sevdiğim ölene kadar
Bana ettiğini asla unutmam
Gönülden sevmiştim vefasız çıktın
Umutla ördüğüm hülyamı yıktın
Acılar içinde yalnız bıraktın
Unutmam sevgilim asla unutmam
Yükledin gönlüme bunca hasreti
Yıllarca çektirdin bu kahrı derdi
Gezdiğim her sokak bana ar verdi
Affetmem sevgilim seni affetmem
Bin parça olsada bende yaralar
Silinip gitsede tüm hatıralar
Barışsa dünyada bütün dargınlar
Barışmam seninle asla barışmam
Söyle Nereye
Nereye gidiyorsun alıp başını
Söyle ey vefasız söyle nereye
Izdırap çileden elemden başka
Ne kalır, ne kalır söyle geriye
Hiç mi hatırı yok geçen günlerin
Solan sümbüllerin açan güllerin
Öpülen dudağın yaşlı gözlerin
Söyle ey vefasız söyle nereye
Yüzüne en zalim tavrını takıp
Sönmez ateşlere kalbimi atıp
Acılar içinde yalnız bırakıp
Geçip gidiyorsun söyle nereye
Hiç mi hatırı yok hatıraların
Okşanan saçların saran kolların
El ele gezilen ıssız yolların
Söyle ey vefasız söyle nereye
İçimde kaynayan ırmaklar gibi
Dalımda kuruyan yapraklar gibi
Çiğneyip kalbimi topraklar gibi
Geçip gidiyorsun söyle nereye
Hiç mi sızlamıyor seven yüreğin
Ettiğin yeminin tuttuğun elin
Yağan yağmurların çağlayan selin
Söyle ey vefasız söyle nereye
Sanmaki bir daha mutlu olursun
Kaybolan yılları geri bulursun
Elbet gün gelir sende yorulursun
Söyle ey vefasız söyle nereye
Hiç mi sızlamıyor seven yüreğin
Hiç mi hatırı yok geçen günlerin
Söylenen şarkının okunan şiirin
Söyle ey vefasız söyle nereye
Bir gün ne kalmışsa maziden yana
Doldur yözyaşlarını gönder bana
Beddua etmeye kıyamam sana
Söyle ey vefasız söyle nereye
Kınalı elinden Uçmaya Geldim
Kanadı kırılmış yavru serçeyim
Kınalı elinde uçmaya geldim
Tomurcuk vermeden soldu çiçeğim
Sevdalı gönlünde açmaya geldim
Sevincine hevesine kat beni
La l kesilem al sesine kat beni
Seher kokan nefesine kat beni
Saçına yıldızlar saçmaya geldim
Yalnızım yollarda bir denk oluver
Gönül tellerime ahenk oluver
Karanlık dünyama bir renk oluver
Seninle cennete kaçmaya geldim
Yalansız yürekten yaşamak için
Düşmanımda olsa barışmak için
Bir sonsuz ırmağa karışmak için
Aşkın kevserinden içmeye geldim
Hani nerde kaldı o eski günler
Hani nerde kaldı o eski günler
Bakıp bakıp göz ettiğin sevdiğim
Gizli gizli tenhalarda buluşup
Sevdalardan söz ettiğin sevdiğim
Güzel duygulara gönlünü verip
Beni sevdiğine yeminler edip
İpek saçlarını göğsüme serip
Türlü türlü naz ettiğin sevdiğim
Nerde kaldı tebesümler gülüşler
Kurduğun hayaller gördüğün düşler
Giydiğin fistanlar taktığın süsler
Kurda kuşa haz verdiğin sevdiğim
Her ayrılış yüreğıni yakarken
Yanağından damla damla akarken
Boyun büküp ardımsıra bakarken
Mektup şiir yaz dedığin sevdiğim
Günlerce seninle durup diz dize
Usanmadan bakışırdık göz göze
Nazara mı geldik ne oldu bize
Bin yıl bile az dediğin sevdiğim
Rüzgar olsam saçlarına eserdim
Kurban olam endamına boyuna
Dökme zülüflerin kaşın üstüne
El ne derse desin güzel huyuna
Selamın gelirse başım üstüne
Cümbüşüm kemanım ince sazımsın
Kirlenmiş dünyada kar beyazımsın
Gonca isen aç kalbini gireyim
El değmemiş mor gülünü dereyim
Bir canım var iste benden vereyim
Ahtım olsun suyum aşım üstüne
Köknarım cevizim gül beyazımsın
Kanaviçem gözgizim akyazımsın
Pınar olsam yalnız ismin seslerdim
Rüzgar olsam saçlarına eserdim
Ne yüzüm dönderir, ne de küserdim
Gel yarim ol gözüm başım üstüne
İlmik İlmik Dokuduğum Kilimsin
ilmik ilmik dokuduğum kilimsin
türkü türkü okuduğum dilimsin
özlemimsin, vatanımsın ilimsin
düştün uzaklara daha gelmezsin
hasretinden ne çekerim bilmezsin
sevgiye uzanan ömür kolumdun
çıkmaz sokaklarda gönül yolumdun
hem sağımdın benim, hem de solumdun
düştün uzaklara daha gelmezsin
hasretinden ne çekerim bilmezsin
bir zaman ben yağmurdum sen sel idin
zindanlarda tutunduğum el idin
ben çanaktım sen ses veren tel idin
düştün uzaklara daha gelmezsin
akıp gider gözyaşlarım silmezsin
ben mecnundum sen sahrada çölümdün
ben bağbandım sen bahçemde gülümdün
bem yangındım sen savrulmuş külümdün
düştün uzaklara daha gelmezsin
akıp gider gözyaşlarım silmezsin
sendin benim sevdiceğim dileğim
sendin benim gönül bahçem çiçeğim.
sendin kardelenim al kelebeğim
düştün uzaklara daha gelmezsin
hasretinden ne çekerim bilmezsin
İlmik ilmik dokuduğum halımdın
nazlı nazlı sokulduğum dalımdın
hem çiçeğim, hem arımdın, balımdın
düştün uzaklara daha gelmezsin
akıp gider gözyaşlarım silmezsin
sendin bir zamanlar ayım güneşim
kalbimin içimde yanan ateşim
sendin tek sevdiğim yeğane eşim
düştün uzaklara daha gelmezsin
hasretinden ne çekerim bilmezsin
varlığım, yokluğum, derdim,dermanım
yaşamım, ölümüm, idam fermanım
Can Ozan yanarım tütmez dumanım
düştün uzaklara daha gelmezsin
akıp gider gözyaşlarım silmezsin
Kalbinin İçinde Al Götür Beni
Güzel gözlerine düşen ışıltı
merhemdir sevdiğim gönül yarama
kalbinin içinde al götür beni
gittiğin yerlerde beni arama
rüzgar olup daldan dala essemde
kor olur hasretin her nefesimde
bir içli şarkısın buruk sesimde
kirpiğin ok oldu gönül yarama
gönülleri elem boğsada götür
umutlara karlar yağsada götür
uzaklara duman ağsada götür
geçtiğin yollarda beni arama
Ne zaman hayale dalsam
Ne zaman hayale dalsam seni arar gözlerim
viran olan kalbimde seni bir dağ gibi özlerim
öyle bitmez bir sevda, öyle bir hasret ki bu
anlatmaya ne gücüm yeter ne de sözlerim
sonbahar geldi yine, yine hüzün, yine gam
ağaçlar yaprak döker yine, nereye baksam
sazlar üzgün, şarkılar dertli, gelen her akşam
yıllardir seni sevdiğimi hala gizlerim
Bir ömrü kurban verdim sevdana
Bu ömrümü kurban verdim sevdana
düsler kurdum, hayal kurdum bilmedin
ferhat gibi dağlar serdim yoluna
mecnun oldum kerem oldum gelmedin
ömrümden bir asır çaldında gittin
gönlümden bin parça adlında gittin
gülüm dedim sana gülümsün dedim
onulmaz dertlere saldında gittin
bir ömürdür böyle ağlamaktayım
üstüme karalar bağlamaktayım
gelmek istediğim yollar kapalı
kalbimi hasretle dağlamaktayım
sendin bu dünyada düşüm, hayalim
sendin dilim kolum, ayağım, elim
bir sevda çölüne bıraktın gittin
kalmadı dünyada tek bir emelim
zehir ettin çanağımda aşımı
taştan taşa vurdun dertli başımı
bir hasret yüküydü vurdun sırtıma
silmedin sel gibi akan yaşımı
Gözümün yaşıyla büyüyen güldün
Gözümün yaşıyla büyüyen güldün
gözyaşı döktükçe sen bana güldün
Bir yanım çöllerde kavrulur şimdi
bir yanım rüzgarda savrulur şimdi
Sendin bu dünyada düşüm, hayalim
sendin dilim, kolum, ayağım, elim
Ey benim ömrümün hasret çiçeği
Ey benim gönlümün sevgi gerçeği
Duy artık kalbimin haykırışını
şu deli gönlümün yalvarışını
Şu kırık sazımda inleyen telsin
başımda bekleyen sonsuz ecelsin
Ne aşkımı yazdım ne çizebildim
ne de bu kördüğümü çözebildim
Aşk bir masal mıydı?
Her sabah kapımda bir kız geçerdi
ipek saçlarından yeller eserdi
ıssız gecelerin tek mehtabıydı
o dağları, gönlüm onu severdi
aşk bağında meyve veren dalımdı
derya içre tutunduğum salımdı
şu garip halime sevgiyle bakan
güzelim, ceylan gözlüm, kınalımdı
her seher dağlara esen yel idi
diyar diyar gezen, coşkun sel idi
türkü türkü, dilden dile dolaşan
şu kırık sazımda yanık tel idi
şu yalnız gönlümün sevgi nûruydu
süt kadar saftı, su kadar duruydu
kutsal kalesiydi umutlarımın
kalbim aşk sarayı, o bir sûruydu
elim, kolum, konuştuğum dilimdi
umudumdu, arzumdu, emelimdi
cemre gibi gönül bahçeme düşen
sümbülümdü nergizimdi gülümdü
alnımın akına yazmıştım onu
canımın içine kazmıştım onu
sabâ rüzgârlarıyla dalgalanan
gönlümün tülüne sarmıştım onu
çekip gitti bir gün, bir hayal kaldı
elem aldı kalbimi, acı sardı
aşk bir masal mıydı o bir leyla mı?
mecnun edip beni çöllere saldı
Nuri CAN
www.nuricann.com
Başım Üstüne
Kurban olam endamına boyuna
Dökme zülüflerin kaşın üstüne
El ne derse desin güzel huyuna
Selamın gelirse başım üstüne
Cümbüşüm kemanım ince sazımsın
Kirlenmiş dünyada kar beyazımsın
Pınar olsam yalnız ismin seslerdim
Rüzgar olsam saçlarına eserdim
Ne yüzüm dönderir ne de küserdim
Gel yarim ol gözüm başım üstüne
Köknarım cevizim gül beyazımsın
Kanaviçem gözgizim akyazımsın
Gonca isen aç kalbini gireyim
El değmemiş mor gülünü dereyim
Can Nuri bir canım var iste vereyim
Ahtım olsun suyum aşım üstüne
Cümbüşüm kemanım ince sazımsın
Kirlenmiş dünyada kar beyazımsın
Şiir Gözlüm
Bağımda bülbülüm dalımda gülüm
Sensiz yaşamanın her anı ölüm
İster savaş olsun isterse zulüm
Ben seni isterim ey barış özlüm
Gir benim gönlüme bir ömür sürsün
Yas tutan yüreğim baharı görsün
öldürürse eğer aşkın öldürsün
Ben sana hasretim ey şiir gözlüm
Gündüz güneşimsin gecede ayım
Sensin hayatımda mutluluk payım
Sar beni bir ömur sende kalayım
Bir seni seveyim ey bahar yüzlüm
Tutkunun olmuşum yanarım özden
Bir yanım ayazda bir yanım közden
Hak seni korusun kem bakan gözden
Budur bir dileğim ey şirin sözlüm
Gülüşü Gül Gibi
Aşağıdan gelir geline benzer
Saçları sırmanın teline benzer
Hasbahçe içinde taze gül gibi
Nefesi seherin yeline benzer
Özenmiş bezenmış yaratmış hüda
Derdinden bağrımı kanatmış hüda
En güzel renklerle donatmış hüda
İrem bağlarının gülüne benzer
Gülüşü gül gibi, bakışı gülden
Kokusu gül gibi, yakışı gülden
Akışı gül gibi, nakışı gülden
Dilleri bülbülün diline benzer
Yüce dağbaşını kervan yol tutmuş
Sevenin derdini mevlam bol tutmuş
Can Nuri'yi güzellere kul tutmuş
Gözlerim fıratın seline benzer
Gelinim
Hasret benim, figan benim, ah benim
Aşkın ile divanenim delinim
Koma beni yadellerde umutsuz
Hasret gözlüm, sabah yüzlüm, gelinim
Sen uykuysan, ben gördüğün düş olam
Sen yuvaysan, ben bir yavru kuş olam
Ağlar isen yanağında yaş olam
Çiçek özlüm, şiir sözlüm, gelinim
Bir ümit ver bana tutunacağım
Gönlümü sevginle avutacağım
Özlem yağmurum ol, düş kaçağım
Sarı kızım, ak yıldızım, gelinim
Gel benim canım ol, gönül yoldaşım
Bir ömür dizinde dinlensin başım
Akarsa uğruna aksın gözyaşım
Alın yazım, gönül sızım, gelinim
Bu Kaçıncı Sombahar
Şu gönül bahçemde açan kıpkızıl bir gülsün
Dönderde yüzünü bir kez bu yüzüm gülsün
Bir çıkıp gelsen ah, akan gözyaşımı silsen
Nasıl sevinir şu kalbim, nasıl sevinir bir bilsen
Sürünür gezerim sensiz, bu uzak diyarlarda
Geçip gitti seneler, gelmedin bu sonbaharda
Özlenen bir diyar gibi, bir vefalı yar gibi
Çiçekler açtırsan bahçeme, bir serin bahar gibi
Bu kaçıncı yaz geçti, kaç sonbahar bekledim
Soldu bütün yapraklar, sen hala gelmedin
Güldür Gül
Toprağın gül olmuş taşın gül olmuş
Dudağın gül olmuş başın gül olmuş
Yanağın gül olmuş kaşin gül olmuş
Gözünde dökülen yaşlar güldür gül
Sevişin gülcedir duyun gülcedir
Öpüşün gülcedir huyun gülcedir
Gelişin gülcedir soyun gülcedir
Teninde serpilen benler güldür gül
Bakışın güldendir gözun güldendir
Yakışın güldendir özün güldendir
Gülüşün güldendir yüzün güldendir
Rüzgarda savrulan tüller güldür gül
Sen benim sümbülüm gülüm gülcemsin
Sen benim yıldızım ayım gecemsin
Sen benim şiirim dilim hecemsin
Dilinde dökülen sözler güldür gül
Şiir olup gözlerine yağdığım Yar
Ah! şiir olup gözlerine çisil çisil yağdığım
yangın olup sevdasına yandığım yar
bakıp bakıp yollarına ağladığım
yüreğimde bir sır gibi sakladığım yar
Bak hasretinle gözlerim yollarda şimdi
geçti aşk mevsimi gönlüm sonbaharda şimdi
söyle kaç yıl daha böyle divane bekleyeyim?
bu hicranla daha kaç geceyi sabaha ekleyeyim?
Hangi nehir kurursa kurusun ömrümde artık ey yar
hangi yaprak düşerse düşsün gönlümde artık ey yar
Yeter her gece yeni baştan bir hayal kurduğum
rüzgarın önünde yaprak yaprak savrulduğum
Sensiz geçen her günde elem var, gam var, ey yar
senden ayrı yaşadığım bu dünya bana zindan, bana dar
Seher Gözlüm
Bir deli sevdadır yaşıyor bende
Ayrılık at koşar yorgun sinemde
Bu yağmur bu dolu bir gün dinende
Bir sevgi seliyle gel seher gözlüm
Dilimde türkü ol, kulağımda ses
Elimde bir defne, gönlümde heves
İstersen bir yaprak, bir sıcak nefes
Bin özlem yeliyle gel seher gözlüm
Pınardan pınara karışmış gibi
Sonsuza bitmeyen yarışmış gibi
Duygular kalbinde gül açmış gibi
Sazların diliyle gel seher gözlüm
İçimde her akşam bir çocuk ağlar
Eser bahar yeli dağlar serindir
yardan ayrılmışım yaram derindir
kara gözlerine kurban olduğum
gel de bu gönlümü artık sevindir
elden ele uçup gitmiş cankuşum
bak ağzıma kilit vurmuş susmuşum
yüreğimde yumru yumru sancı var
aşk yüzünden sararmışım solmuşum
bu dünyada göremeden günümü
aşk acısı yaraladı gönlümü
gurbet vatan oldu, hasret bedenim
Boş hayaller alıp gitti ömrümü
her sabah başımda bir deli rüzgar
estikçe dumanlanır ömrümde dağlar
hicran ateşiyle yanarken tenim
içimde her akşam bir çocuk ağlar
Kimsesiz Kalınca Kış Geceleri
Kimsesiz kalınca kış geceleri
Kalbin ürperir mi sinende gülüm
Fırtına sarsınca pencereleri
Korku can verir mi teninde gülüm
Şimşekler çakınca karanlıklarda
Rüzgar uğuldar mı kırık dallarda
Uzak diyarlarda ıssız yollarda
Sesler getirir mi derinde gülüm
Munzur gediğinde şafak sökünce
Rüzgar semah dönüp kuşlar ötünce
Yastığa kapanıp yaşlar dökünce
Yüreğin erir mi seninde gülüm
Yalvaran El Senin Olsun
Güllere aşklar ördüğün
tutsağındır hor gördüğün
sana her gün bayram düğün
çile, cefa benim olsun
haşlayan beni haşlasın
seni sevip bağışlasın
taşlayan beni taşlasın
yalvaran el senin olsun
Ne dalgalar duydu, ne deniz duydu
Ellerin elimde yürüdük durduk
ne dalgalar duydu, ne deniz duydu
her taşın üstüne bir gönül koyduk
ne kıyılar duydu, ne gediz duydu
İnleyen Teller
benim ahımdır bu sazlarda inleyen teller
benim aşkımdır bu dallarda kuruyan güller
umutlar içinde umutsuzluklar toplayan
bu ağlayan gözler gülüm, bu titreyen eller
Nuri Can
www.nuricann.com
Hasret ve Gurbet Şiirleri(dosya 2)
Geldi hazân, Yine hüzün, Yine gam
Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine gam
şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine gam
gönüllere elem konuk her akşam ...
Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
yine boyun büktü akşamlar öksüz
geldi hazan, yine efkar, yine ah-u zar
yine hasret, yine gurbet ah leyli yar
bir ince sızı düşer sineye her akşam
Bülbülü bir güle zar eylemişler
dünyayı sevene dar eylemişler
sevdayı göğsüme nar eylemişler
geldi hazân, yine hüsran, yine figan
yine hicran, yine giryan, yine efgân
bir ince sızıdır nereye baksam
Rüzgar hicran inler gönül secdede
nağmeler aşkı kanar her hecede
ay küser bir efkâr basar gecede
geldi hazan, yine hüsran, yine efgân
yine sürgün, yine firgat, yine figan
bir kara dumandır iner her akşam
Felek ki, demirden örmüş ağını
ceylanlar aşk için yakmış dağını
gazeller savurmuş gönül bağını
geldi hazân, yine hüzün,yine giryan
yan ey gönül dermansız derdine yan
bak yine çöktü efkar her yer karardı
bahçe gazel döktü yaprak sarardı
her sokak başını bir elem sardı
geldi hazân, yine hüzün, yine gam
yine sürgün, yine giryan, yine hicran
bir ince sızıdır nereye baksam
Tipi bize, boran bize, kar bize
feryat bize, figan bize, zar bize
hicran bize, fizan bize, har bize
yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
dinmez bir sızıdır yüreğinde ne yapsan
gönüllere elem konuk her akşam
Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
bülbül zar-ı figan, zar-ı fizan, zar-ı efgân
ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
yan ey gönül dermansız derdine yan
Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran, yine giryân bana düştü ah!..
yine firgat, yine hasret,yine figan, yine efgân cana düştü ah!....
attı felek, her birimiz bir yana düştü
ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
yan ey gönül yan, şimdi dermansız derdine yan
hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi neylersin
ah! leyli yar...
kış geldi , yine tipi, yine boran, yine duman
yine her gece kalbimize yağıyor kar...
Hasret çiçeğim
Yağmurlar düşerken körpe bağına
süzülür damlalar gül yaprağına
takılıp gurbetin hüzün ağına
bir sen mi solarsın hasret çiçeğim
Sarıp dikenlere gönül acını
indirme başından ümit tacını
rüzgarda savrulan ipek saçını
bir sen mi yolarsın hasret çiçeğim
Estikçe başından gurbet yelleri
okşarsın hasretle açan gülleri
mutluluk içinde eski günleri
bir sen mi anarsın hasret çiçeğim
Dalıp anıların buruk seyrine
gözyaşı dökersin hasret nehrine
yediğin ekmeği gurbet zehrine
bir sen mi banarsın hasret çiçeğim
Denizler dalgalı alınlar sisli
yollar sıra sıra engel dizili
herkesin ateşi içinden gizli
bir sen mi yanarsın hasret çiçeğim
Seller feryad eder dağlar ses verir
bir ömre bir sevda sanma az gelir
şimdi her gönülde bir ah yükselir
bir sen mi ağlarsın hasret çiçeğim
Coşkun akan seldim duruldu kalbim
gurbet eller gezdim yoruldu kalbim
aşkın hançeriyle vuruldu kalbim
bir sen mi kanarsın hasret çiçeğim
Bir tek sen değilsin hasretlik çeken
gizli köşelerde boynunu büken
sılada sevdalar gül gül iken
bir sen mi solarsın hasret çiçeğim
Can Nuri’yim nice canlar canıyım
diyar diyar gezen garip arıyım
gurbetin hasretin en kör yanıyım
bir sen mi dolarsın hasret çiçeğim
Hasretim Seni
Derya olup çile çile çağlarsın
Göller anlamıyor hasretim seni
Yağmur yağar yaşın yaşın ağlarsın
Seller anlamıyor hasretim seni
Bir dost gülüşüne uçup sevinçten
Medetler umarsın hayalden düşten
Bir çiçek ezilse kanarsın içten
Güller anlamıyor hasretim seni
Nerde öksüz görsen boyun bükersin
Herkesin gönlünce dilek dilersin
Mevsimi gelmeden yaprak dökersin
Yeller anlamıyor hasretim seni
Alın yazgısına ayak direndin
Gönül yazısına boynunu eğdin
Güzelmiş çirkinmiş demedin sevdin
Eller anlamıyor hasretim seni
Bülbülün çektiği kendi dilinden
Güllerin çektiği bülbül elinden
bin türkü söylesen gönül halinden
Diller anlamıyor hasretim seni
Can Nuri Kimler yazmış kara yazını
Kimler çeker artık gönül nazını
Çalıp dertli dertli kırık sazını
Teller anlamıyor hasretim seni
Hasret Çırası
Ne zaman akşam olsa bir hüzün çöker
İçimde bin özlem beslenir durur
Bilirim ne yapsam ulaşmaz sesim
Yüreğim çaresiz seslenir durur
Her gece kahırla anarken seni
Bir hasret çıkmazı kucaklar beni
Uzayan raylarda ömür treni
Gözlerde bir bulut izlenir durur
Yetmiyor hayale kollar sarışım
Gidenler dönmüyor ah garip başım
Her gece yastığa akarken yaşım
Taş duvarlar bile hislenir durur
Ah edip ağlama ey deli gönül
Gözyaşı verdiğin bana tek ödül
Arzular bağında kopardığın gül
Her dem hicran ile süslenir durur
Can Nuri silinmez alın karası
Deva bulmaz artık gönül yarası
Ümitle yaktığım sevda çırası
Hasret konağında islenir durur
Yolcu
Saatler geçmiyor günler bir sancı
Gidenler dönmüyor yollar yalancı
Burda herkes garip herşey yabancı
Bir dertli türküdür ömrümüz yolcu
Sevda kuşlarının kanadı kırık
Kim taşır özlemin yükünü artık
Bir yanımız efkar, biri ayrılık
Gülmüyor gönlümüz gözümüz yolcu
Şarkılarda bir kuş öter bilen yok
Gözyaşımız kan gölüdür silen yok
Kaç yıl oldu bekliyoruz gelen yok
Sürüp gider böyle küsümüz yolcu
Ta ezelden sarpa sarmış yolumuz
Tutmaz kanadımız kırık kolumuz
Yaban elde garip kalmak korkumuz
Açmadan solacak gülümüz yolcu
Ne ana ne baba, ne kardeş bacı
Dünya bir han gibi ömür kiracı
Can Nuri Bulunmaz gönül ilacı
Bilmem nerde kalir ölümüz yolcu
Sevda unuttuğum bir sözdür şimdi
Bir zaman aşk ile çarpan yüreğim
Bir çocuk misali öksüzdür şimdi
Ne bir heves kaldı ne de dileğim
İçimde her bahar bir güzdür şimdi
Anılar o yeşil dallarda kaldı
Mutluluklar geçen yıllarda kaldı
Dönüşü olmayan yollarda kaldı
Hasreti içimde bir közdür şimdi
Ümitler esmiyor seher yelinden
Deryalar coşmuyor aşkın selinden
Aşıklar dilinden duygu telinden
Sevda unuttuğum bir sözdür şimdi
Ah Anadolum
Yükledin yükümü gurbet ellere
Dur diyen olmadı ah anadolum
Kor düştü yanıyor bak yüreklere
Su veren kalmadı vah anadolum
Dalımda bir heybe gözyaşı dolu
Uzadıkça uzar gurbetin yolu
İstersen ardımda çalma davulu
Gidenler dönmüyor ah anadolum
Dağların başına duman sis çökmüş
Her geçen bu yolda gözyaşı dökmüş
Bakarım yavrular boynunu bükmüş
Gitmek zor geliyor ah anadolum
Çekeriz çileyi çekeriz kahrı
Adımız garibe çıkmıştır gayrı
Anadan babadan bacıdan ayrı
İçimiz kanıyor ah anadolum
Kimi zevk peşinde sefaya dalmış
Kimisi yokluktan derten bunalmış
Kimi sakat kimi arada kalmış
Yoksulluk ar geliyor vah anadolum
Hainler maskeyi yüzüne çekmiş
Doğrunun gözleri ırmakmış selmiş
Can Nuri namerde boynunu eğmiş
Gücümüz yetmiyor ah anadolum
Gez Garip Garip
Vurup omuzuna tahta bavulu
Varıp gurbet eli gez garip garip
Yollara düşüp de gözler buğulu
İlet haberini tez garip garip
Varsın yaban eller mekanın olsun
Sılanın hasreti bağrına dolsun
Anadan babadan bacıdan yoksun
Oturup derdini yaz garip garip
Her akşam dönünce yurda yönünü
Hasretle hicranla doldur özünü
Kalbine çevirip yaşlı gözünü
Çilenin selinde yüz garip garip
Ay geçsin yıl geçsin uzansın ara
Hasretin yol olsun karlı dağlara
Aktıkça gözyaşın akan sulara
Kalsın yanağında iz garip garip
Can Nuri’m kalbinde gizle ağrını
Sağır gökler yutsun gönül çağrını
varsın gamdan dağlar delsin bağrını
Uçsun dudağında söz garip garip
Nerdesin
Hasretlik ölümdür acısı derin
Göz göz oldu yaralarım nerdesin
Kaldı mı sinende bana bir yerin
Göz göz oldu yaralarım nerdesin
Süsenim sümbülüm reyhandı sesin
Kekliğim cerenim ceylandı sesin
Dermansız derdime dermandı sesin
Göz göz oldu yaralarım nerdesin
Döküldü yaprağım karda yağmurda
Beklerim çiçeğim açmaz baharda
Gönlum sende kaldı gözüm yollarda
Göz göz oldu yaralarım nerdesin
Kah zülfünün tellerinde yiterdim
Kah hüsnünün cemalinde biterdim
Allahım bu sevda bitmesin derdim
Göz göz oldu yaralarım nerdesin
Bülbül zar eylesin güller uyansın
Derdine Can Nuri yansında yansın
Ah zavallı kalbim nasıl dayansın
Göz göz oldu yaralarım nerdesin
Yolmaz mı Saçını Gülün Sümbülün
Bir türkü duyduğumda yanmaz mı için
Hasret doluşmaz mı yaşlı gözüne
Aklına düşünce vatanın evin
Çiçekler ağlamaz mı bakıp yüzüne
Yolmaz mı saçını gülün sümbülün
Munzur yaylasında sabah serince
Keklikler ötmez mi yeller esince
Eğilip suyundan içtiğin çeşme
Aklına düşmez mi bahar gelince
Yolmaz mı saçını gülün sümbülün
Amanıda be hey dağlar amanı
Dağılmaz başının gamlı dumanı
Rüzgar olup mor dağlara esmen mi
Her bahar mevsimi yayla zamanı
Yolmaz mı saçını gülün sümbülün
Can Nuri gönüle mihman olmaz mı
Arasa özüne bir öz bulmaz mı
Hasretinden can gülleri solmaz mı
Yolmaz mı saçını gülün sümbülün
Yol ver sılamıza dönelim dağlar
Gurbetlik garibe meskenmiş yurtmuş
Avcı vurmuş yuvasından uçurtmuş
Uzak düştük dostlar bizi unutmuş
Yol ver hanemize dönelim dağlar
Hasretin acısı bağrımı dağlar
Bu gün bayram günü eller öpülür
Benim gurbet elde boynum bükülür
Avuç avuç gözyaşlarım dökülür
Yol ver sılamıza gidelim dağlar
Gurbetin acısı sinemi dağlar
Yıllardır çekerim gurbet elinde
Dertsiz nerden bilsin dertli halinde
Her kuş öter imiş kendi dilinde
Yol ver köyümüze dönelim dağlar
Hasretin ateşi bağrımı dağlar
Can Nuri’yim bahçe bağım har oldu
Ömür gelip geçti, mevsim kar oldu
Geniş dünya acımıza dar oldu
Yol ver evimize dönelim dağlar
Gediğin başında sevdiğim ağlar
Bergüzar Gibi
acılar içinde geçti yıllarım
yürekten gülmeye intizar gibi
kırık bir dal gibi düştü kollarım
inledim her gece rüzigar gibi
hicran mı, firgat mi, hasret mi dersin?
yaramı kanatan gurbet mi dersin?
dilerim sevdiğim tez elden gelsin
dolaşsın gönlümü bergüzar gibi
estikçe dallarda bahar yelleri
okşardı ruhumu nazlı elleri
kırıldı gönlümün yasemenleri
ağlarım her gece gülizar gibi
bir poyraz yelidir durup dinlerim
vurdukça bahçeme bende inlerim
Can Nuri figanla geçer günlerim
bülbülün ettiği ahu zar gibi
Şimdi ne mehtabım ne ayım kaldı
Göğsüme işledim sızılarımı
her acıdan dertten bir payım kaldı
çaldılar göğümde yıldızlarımı
şimdi ne mehtabım ne ayım kaldı
duymadı dalgalar yalvarışımı
görmedi çağlayıp akan yaşımı
taştan taşa çaldı deli başımı
okum paramparça bir yayım kaldı
önüm tipi boran, önüm fırtına
bir sevda yüküydü vurdum sırtıma
kara talih çıktı kara bahtıma
deryalar kurudu bir çayım kaldı
Canlar canı derler soyuma benim
gül damladı gönül suyuma benim
elde güzel çokmuş neyime benim
şimdi ne kısrağım ne tayım kaldı
Sılaya Dönecek Kervan mı Kaldı
Şu gurbet ellerde perişan olduk
sılaya dönecek aman mı galdı
ölüm gelip tepemize oturdu
ecelden kaçacak zaman mı galdı
kırıldı kemanlar çalmıyor utlar
nafile avuntu boşa umutlar
üstümüzde kara kara bulutlar
dağlara çekilir duman mı galdı
ne yazımız galdı ne baharımız
ne ovamız galdı ne de dağımız
uzak ele düştü yük katarımız
sılaya dönecek kervan mı galdı
gurbette tükendi ömrümüz heyhat
merhem kar etmiyor yaralar kat kat
kimi hasta yatar kimimiz sakat
dertler sıra sıra derman mı galdı
kimi gün garipçe kimi gün hasta
kimi gün karalı kimi gün yasta
hasret kaldı gönül sılaya dosta
bize bir acıyan yanan mı galdı
bahar gelir neydim ömür kış iken
dudak gülse nolur gözler yaş iken
bağrımıza bastığımız taş iken
yüzümüze gülen canan mı galdı
bazen boran gibi bazen bir tipi
bir ömür hasretle tükendi bitti
Candost’um geçenler seyredip gitti
halimi yazacak ozan mı galdı
Deyme felek deyme
Deyme felek deyme bu gönül hasta
Bir yanım ah çeker, bir yanım yasta
Arzuhalım kaldı gidemem dosta
Nerdeyim nasılım bilemez oldum
Gözümün yaşını silemez oldum
Yaralı yollarda ömür treni
Bir sonsuz hasrete sürükler beni
Acılar kapladı yorgun sinemi
Gurbetin kahrını çekemez oldum
Derdimi kimseye dökemez oldum
Tükendi ömrümde baharlar yazlar
Kayboldu göğümde aylar yıldızlar
Eylemez gönlümü davullar sazlar
Dünyanın zevkini alamaz oldum
Yitirdim yönümü bulamaz oldum
Başladı bahçemde yaprak dökümü
Kırdı dallarımı söktü kökümü
Hangi yana vursam hasret yükümü
Kırıldı kanadım uçamaz oldum
Doludan yağmurdan kaçamaz oldum
.
Dertliler Gibi
Geceler boyunca hayaller kurdum
kendimi avuttum deliler gibi
hüzün denizinde kaybolup durdum
dümensiz kaptansız gemiler gibi
ay mı geçti yıl mı geçti bilmedim?
her gece sessizce sesler dinledim
rüzgar inledikçe bende inledim
yaprağı savrulan serviler gibi
karanlıktı her gece ruhumu saran
kalbimde yüce dağlar gibi duran
şimdi ne arayan var ne de soran
sokakta sahipsiz kediler gibi
gönlümün hüznüne kelepçe taktım
yağmur olup düştüm, sel gibi aktım
hasret ateşiyle bağrımı yaktım
elden ele gezen dertliler gibi
Ne yazar hazanla solduktan sonra
Bahar gelse bile ne fark ederki
her günüm bir çile olduktan sonra
güler mi bir daha bu gönül sanki
bir ömür kahırla dolduktan sonra
hep hayaller hülyalar beklense de
her güne yeni umutlar eklense de
dallarda yapraklar çiçeklense de
ne yazar hazanla solduktan sonra
bağrımıza bastığımız taş iken
geceler de yastığımız yaş iken
bahar gelmiş n’olur ömür kış iken
bu gönül ayazda donduktan sonar
bülbül ki, gül için eyler intizar
aşk için gönlünü eylemiş mezar
kader yüze gülse artık ne yazar
kurumuş bir dala konduktan sonra
anlıma yazılı bu aşk-ı çile
bunun için gezerim dilden dile
yüzbin tabib gelse yine nafile
ah edip belayı bulduktan sonra
Can Nuri dünyada hep cefa gördüm
sahte dostluklara takıldı gönlüm
sonunda bahtiyar olsa da ömrüm
ne yazar saçımı yolduktan sonra
Yolcu Pınarı
Derinden derine çağlayıp duran
Söyle derdin mi var yolcu pınarı
Her geçen yolcuya ağlayıp duran
Söyle derdin mi var yolcu pınarı
Doldur pınar doldur bir tas içeyim
Derdime dermandır gülün çiçeğin
Bunca gam yükünü nasıl çekeyim
Benimde derdim var yolcu pınarı
Bir nebze derdimi dinlemez misin
Dinleyip kalbimle inlemez misin
Durmadan akarsın dinlenmez misin
Söyle derdin mi var yolcu pınarı
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdin
Hangi dağ gülünü koklayıp derdin
Kaç çınar yeşerdi kaç çağ devirdin
Söyle derdin mi var yolcu pınarı
Doldur pınar doldur şu kırık tası
Silinmez gönlümün gam ile pası
Bir gün öldürecek hasret yarası
Benimde derdim var yolcu pınarı
Ülkeden ülkeye akıp gidersin
Güzelden güzele bakıp gidersin
Nice yürekleri yakıp gidersin
Söyle derdin mi var yolcu pınarı
Yüreğim yanıyor söndür ey pınar
Pervaneler gibi döndür ey pınar
Öldürürsen burda öldür ey pınar
Benimde derdim var yolcu pınarı
Söz Vurdu Beni
Şu gurbet ellerde kimsesiz garip
Her öksüz bakışta göz vurdu beni
Sen benim derdimi bilmezsin tabip
Bahar ortasında güz vurdu beni
Sel suyunda bir katrecik zerreyim
Bazen gökyüzünde bazen yerdeyim
Bilmem nerelerde hangi eldeyim
Hayal adasında giz vurdu beni
Deyme tabip deyme gönül yarama
Dermansız derdime derman arama
Saçları sırmadan geçilir amma
Kaşlar karasında göz vurdu beni
Bulut olup yağdım gül bahçesine
Gül olup ağladım bülbül sesine
Dolaştım yıllardır delicesine
Sevda yollarında iz vurdu beni
Çile kaynağından içtimde geldim
İhanet çağından geçtimde geldim
Aşkın sıcağından piştimde geldim
Hasret yarasında köz vurdu beni
Deyme tabip deyme bu gönül hasta
Gülmedi kaderim kederde yasta
Dökemem derdimi yarene dosta
Dudak arasında söz vurdu beni
Depreştirme beni dertlerim çoktur
Sineme saplanan zehirden oktur
Bin tabip çağırsan faydası yoktur
Diken tarlasında öz vurdu beni
Boynumu Kime Bükeyim Gönül
Hazan esti gönül bağım bozuldu
sarardı yaprağım çiçeğim soldu
genç yaşımda dertler çekilmez oldu
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu yarayla nere gideyim gönül
ümit yaprağımı yel yoldu gitti
gönül bentlerime sel doldu gitti
açmadan goncalar tez soldu gitti
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu sevdayla nere gideyim gönül
yok ettim ömrümü yollara baktım
kül ettim gönlümü uğruna yaktım
bu benim kaderim bu benim bahtım
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu yarayla nere gideyim gönül
Ben ki aşk çölünde bir garip seyyah
Gülmedi talihim gülmedi eyvah
Düşünce içime her gece bir ah
boynumu kimlere bükeyim gönül
derdimi kimlere dökeyim gönül
geçen günler bir hayaldi masaldı
gönlüm bir çiçeğe takılıp kaldı
günden güne can suyumuz azaldı
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu yarayla nere gideyim gönül
bahar oldu dağlar taşlar uyandı
ölüm gelip başucuma dayandı
gönül yandı ahım yandı can yandı
boynumu kimlere bükeyim gönül
derdimi kimlere dökeyim gönül
çöl oldu önümde çaylar denizler
ne sümbülüm güler ne de nergizler
silindi sevdadan son kalan izler
boynumu kimlere bükeyim gönül
derdimi kimlere dökeyim gönül
bana ne bahardan bana ne yazdan
kavruldu yüreğim kardan ayazdan
usandım o yarin ettiği nazdan
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu sevdayla nere gideyim gönül
gözlerimde yaşlar içimde sızım
yalancı dünyada bir ben yalnızım
Can Nurí bu benim alın yazım
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu yarayla kime gideyim gönül
Hep ayaz oldu
bir zincir misali hep sıra sıra
çevirdim yönümü geçen yıllara
ömrümce başıma hep vura vura
dikene dönüştü güller elimde
ömrümde ne bahar ne de yaz oldu
hep kışa tutuldum hep ayaz oldu
türküler efkarım, derdim saz oldu
kırıldı tuttuğum teller elimde
kötü kaderimdi belimi büken
nereye tutunsam her taraf diken
gönlümü gül aldı elimi diken
kurudu tuttuğum dallar elimde
Can Nuri'yim gahi aşk ile piştim
gahi Ferhat oldum dağları aştım
Mecnun oldum susuz çöllere düştüm
Borana dönüştü yeller elimde
Ağladım
Hasret damla damla düşünce kalbe
Yağmurla ağladım selle ağladım
Kader dedikleri vurunca darbe
boranla ağladım yelle ağladım
dostluklar yalancı dostlar yalancı
burda yabancısın orda yabancı
hüzün ülkesinde bir tek ben hancı
gelenle ağladım gidenle ağladım
yüreğimi yakan alevdi kordu
çekilmiyor hayat öyleki zordu
bülbülün çilesi bir uzun yoldu
dikenle ağladım gülle ağladım
aşk ile yitirdim doğru yönümü
bir sevdaya kurban verdim ömrümü
nere gitsem felek kesti önümü
sazımla ağladım telle ağladım
bin umutla sarılmışken yaşama
karadı hayatım döndü akşama
İster bağışla ister bağışlama
dost ile ağladım elle ağladım
Bana Yar Gerek
Ey ayrılık çalıp durma kapımı
Hasretlere dayanmıyor bu yürek
Neyleyeyim bu dünyanın malını
Bana vatan gerek bana il gerek
Bulut olup yağdım gül bahçesine
Gül olup ağladım bülbül sesine
Bilmem bu dünyanın geldim nesine
Bana sümbül gerek bana gül gerek
Esince başımda kasvet yelleri
Akar gözlerimde hasret selleri
Neylerim parayı gurbet elleri
Bana sevda gerek bana aşk gerek
Gahi bulutlarla yoldaş olurum
Gahi turnalarla haldaş olurum
Gidip gariplerle gardaş olurum
Bana yaran gerek bana yar gerek
Dilenir Olduk
Gurbet ele döndü yönümüz bizim
Yaslı gamlı geçer günümüz bizim
Dünyaya nam iken ünümüz bizim
Şimdi kapı kapı dilenir olduk
Sallandık yokluğun boş beşiginde
Koştuk diyar diyar ekmek peşinde
Aşındı ayaklar el eşiğinde
Kötü kaderlere ilenir olduk
Çalıştık durmadan hasta dermansız
Tükendi ömrümüz baharsız yarsız
Gurbetten gurbete öksüz arkasız
Yandıkça bağrımız küllenir olduk
Gülmüyor yüzümüz gönlümüz hasta
Hasret kaldık anam sılaya dosta
Güller açmaz oldu sümbüller yasta
Garip bülbül gibi dillenir olduk
Kara toprağadır bir can borcumuz
Garip ölmek asıl bizim korkumuz
Ne bir yakınımız ne de dostumuz
Kendi kendimizle söylenir olduk
İnleyen Dağlar
Başı pare pare duman bağlamış
Yağmuru boranı dinmeyen dağlar
Kimler geçmiş burdan, kimler ağlamış
Öfkeyle gazapla inleyen dağlar
Ben boynumu hangi yele bükeyim
Gözyaşımı hangi sele dökeyim
Bunca kahır yükü nasıl çekeyim
Hey benim derdimi bilmeyen dağlar
Gönül ormanıma şimşekler vurdu
Hasretin oduyla yaktı kavurdu
Elden ele yelden yele savurdu
|