huseyn
10.07.2006, 19:40
Beledİye İşçİsİ Dİyor kİ -Malatya'da, Tohma
kıyısında-
Dün saydım: Kaç yıldır böyle çalışmadaydım...
Kaç yıldır bilir beni, sokakları Malatya'nın...
İlk adımımı attığımda, -nasıldı hava?-
İşçi olmak için Belediye Sarayı'na...
Bizim de sayılır Fırat, bilsin Elazığlılar...
Tohma suyu, ıpıl ıpıl, bizim sayılır...
Gel bak, düşlerimi fısıldayacağım sana,
Kulağına, kocaman bir korsan gemi sığdıracağım...
Arguvan'da, bilir misin, çiçekler nasıl açar?..
Bilir misin, bulutlar, yakın geçer Şotik'te...
Ben sana öylece düş kurmayı öneriyorum...
Diyorum ki, "Açık kalsın tüm pencereler"...
Böyle kalacak hep, doğrudur, Malatya Dağları...
Bir taş daha eklenecek, Malatya Mezarlığı'na,
Doğrudur, düşlerim, tabuta sığmayacak...
O vakit, Balaban'da gezinecek gülüşüm...
Ölüm ezelden beri var; boşuna, yas tutuşun...
Çöp dağları oluşacak, birgün tüm sokaklarda,
Hemşeriler ölümümü böyle anlayacaklar...
Anlatacaklar -bilmem nasıl- torunlarına...
Sesinde dinlenirdim, dağda yankı olsaydım...
Ayran Dağları'nda olabilir mesela, Hekimhan'ın...
"Haykır!" derdim sonra sana, boylu boyunca;
Çığa döner düşlerim, düşerdi tüm dünyaya...
Hisset, şimdi benim böğrümde al atlılar;
Nal sesleri, taaa Bitlis'ten, Muş'tan duyulur...
Dost olmaya gelirler insan olana,
Onlar için tüm dağları yola döndüreceğim!..
Ya o yaralı ceylan ner'den nereye kaçar,
Vınlayan kurşun ile umarsız kaldığında?..
Şimdi ben yüreğimi ona bağışlıyorum,
Gözünden görüyorum, dünyada, neler neler...
Böyle kalacak, evet, Beydağı, Hasançelebi...
Sana ellerimi veriyorum, düşlerimi sana...
Belki yarın -hep diyorum- o güneş doğmayacak...
Kötü hayaller kurmak... Doğrudur, budur işim...
Doğum ezelden beri var; yeniden doğur beni!
Ve hissetsin adımlarımı, sokakları Malatya'nın...
Bende tüm bir yaşamı, görsün yeni doğanlar...
Buralı değil misin, hadi gebe kal bana...
Ulaş Başar Gezgin
kıyısında-
Dün saydım: Kaç yıldır böyle çalışmadaydım...
Kaç yıldır bilir beni, sokakları Malatya'nın...
İlk adımımı attığımda, -nasıldı hava?-
İşçi olmak için Belediye Sarayı'na...
Bizim de sayılır Fırat, bilsin Elazığlılar...
Tohma suyu, ıpıl ıpıl, bizim sayılır...
Gel bak, düşlerimi fısıldayacağım sana,
Kulağına, kocaman bir korsan gemi sığdıracağım...
Arguvan'da, bilir misin, çiçekler nasıl açar?..
Bilir misin, bulutlar, yakın geçer Şotik'te...
Ben sana öylece düş kurmayı öneriyorum...
Diyorum ki, "Açık kalsın tüm pencereler"...
Böyle kalacak hep, doğrudur, Malatya Dağları...
Bir taş daha eklenecek, Malatya Mezarlığı'na,
Doğrudur, düşlerim, tabuta sığmayacak...
O vakit, Balaban'da gezinecek gülüşüm...
Ölüm ezelden beri var; boşuna, yas tutuşun...
Çöp dağları oluşacak, birgün tüm sokaklarda,
Hemşeriler ölümümü böyle anlayacaklar...
Anlatacaklar -bilmem nasıl- torunlarına...
Sesinde dinlenirdim, dağda yankı olsaydım...
Ayran Dağları'nda olabilir mesela, Hekimhan'ın...
"Haykır!" derdim sonra sana, boylu boyunca;
Çığa döner düşlerim, düşerdi tüm dünyaya...
Hisset, şimdi benim böğrümde al atlılar;
Nal sesleri, taaa Bitlis'ten, Muş'tan duyulur...
Dost olmaya gelirler insan olana,
Onlar için tüm dağları yola döndüreceğim!..
Ya o yaralı ceylan ner'den nereye kaçar,
Vınlayan kurşun ile umarsız kaldığında?..
Şimdi ben yüreğimi ona bağışlıyorum,
Gözünden görüyorum, dünyada, neler neler...
Böyle kalacak, evet, Beydağı, Hasançelebi...
Sana ellerimi veriyorum, düşlerimi sana...
Belki yarın -hep diyorum- o güneş doğmayacak...
Kötü hayaller kurmak... Doğrudur, budur işim...
Doğum ezelden beri var; yeniden doğur beni!
Ve hissetsin adımlarımı, sokakları Malatya'nın...
Bende tüm bir yaşamı, görsün yeni doğanlar...
Buralı değil misin, hadi gebe kal bana...
Ulaş Başar Gezgin