selin
13.07.2006, 11:30
KUZEY IRAK’TA ALEVİ İNANÇ GRUPLARI
Kemalettin TAİ
Çev. Beyan OTRAKÇI ÖZATA
“Anadolu Platosunun doğal bir uzantısı olan Kuzey Irak’ta halk inançlarının önemli bir kısmı Anadolu halk inançlarının bir devamı olarak kendisini göstermektedir. Bu bakımdan bu inanışların denenmesi ve Anadolu halk inanışları ile karşılaştırılması çok önemlidir.
Okuyacağınız çalışmanın yukarda söylediğimiz gerekçelerle ilginizi çekeceğini umuyoruz. Irak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1972 yılında Bağdat’ta yayınlanmış olan “Risalete Fi’t Tevhidi vela Farkü’l Muasarata” isimli Arapça kitaptan dilimize çevrilmiştir. Kitap Kemalettin El Tai tarafından hazırlanmıştır. Kitaptan yaptığımız,çeviride yazarın kavramları kullanışına ve konuya bakış açısına bir müdahalede bulunulmamıştır. Elbette bu yazarın bütün düşüncelerini benimsediğimiz anlamına gelmemelidir. Dergimizin amacı okuyucumuzu değişik bir coğrafya parçasında yaşayan inanç biçimleri hakkında bilgilendirmektir. Bu yüzden çevirideki bilgilerin eksik ve yanlış noktaları olabileceği gibi yazarın bazı ifadeleri de kendi dini anlayışlarının etkisiyle yapılmış yorumlardır. Bu yorumlar okuyucumuz tarafından dikkate alınmadığı zaman, yazının verdiği bilgiler daha çok önem kazanacaktır. Bu metin Selahattin Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu, Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü yüksek lisans öğrencisi, Beyan Otrakçı Özata tarafından dilimize çevrilmiştir.”
ZEYDİLİK
Zeydilik (1) Şeyh Muhammed Ebu Zehra’nın söylediğine göre İslam cemaatine en yakın Şii grubudur. Ilımlılıkları ve imamlarını peygamber gibi göstermemeleri ile tanınırlar. Zeydiler imamlarını peygamberden sonra gelen en iyi insanlar olarak tanırlar.
Zeydiler, sahabelere küfretmezler, özellikle Hz. Ali’nin tanıdığı ve onayladığı imamları kabul ederler.
Zeydilerin imamı Zeyd b. Ali Zeynel Abidin b. el Hüseyin b. Ali b. Ebu Talip’tir. İmamlığını Kufe şehrinde ilan etmiş, 15 bin silahlı adamla Hişam b. Abdülmelik ile savaşmak için yola çıkmıştır.
Irak hakimi Yusuf b. el Ömer el Sakafi ile savaşı sırasında bazı adamlarının Ebu Bekir ile Ömer’e küfür ettiklerini duyunca onları azarladı, böylece bir çok adamı ondan uzaklaştı. Adamla-
Zeydilerde ermiş, yiğit ve cömert olmayanlar imam olamazlar. Imamların Hz. Fatıma’nın evlatları olmaları şartı da bulunmaktadır. Bütün bu aranılan özelliklere rağmen imamlık babadan oğula kalma yerine seçimle yapılmaktadır. Şiilik ten farklı olarak iki değişik bölgede iki imamın bulunmasında bir sakınca görmezler.
Zeydiler büyük kötülük yaptıktan sonra bundan tövbe etmeyenlerin cehenneme gideceklerine inanmaktadırlar. Bazı yakın inanış biçimlerin de olduğu gibi imamların kaybolup tekrar görünmelerine de inanmamaktadırlar. Allah inançlarına gelince Allah’ın bütün diğer nesnelerden farklı bir varlık olduğuna inanırlar. Diğer nesnelerle benzeşmesi veya aynileşmesi düşüncesine karşıdırlar. Allah’ın kendisine özgü bir ilim sahibi, büyük bir güç olduğunu, kısaca Kur’an’daki sıfatlarının hemen tamamını benimserler.
Zeydilerde iman konusuna gelince; imanın iki temel dayanağı olduğuna inanırlar. Bunlardan birincisi iman doğrudan bir bilimdir, İmanın diğer ana unsuru ise insanın bu imanı açıkça ikrarı gereklidir. Bu ikisi olmadan iman olmaz. Daha sonra imanın üç uygulama biçimi olduğuna inanırlar.
Bunlar, Allahüteala’nın isteklerini bilmek, helal olanları haramdan ayırt etmek, yasakları öğrenmek. Allah’ın insanoğluna verdiği emirleri yerine getirmek, adam öldürmek ve zina yapmak tan kaçınmaktır. Allah’ın verdiği nimetlere karşı gelmeyi Allah’a karşı bir saygısızlık olarak görmezler.
ŞEBEKLER (*):
Musul şehrinin doğrusunda 20 köyden fazlasında yaşayan Türk grupları olarak bilinirler. Bazılarına göre Kürt aşiretlerinden geldikleri de söylenir. Dilleri Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe karışımıdır.
Hz. Ali’yi çok yüceltirler ve dualarında sürekli olarak (Elif: Allah; Mim: Muhammed; Ayın:Ali) derler. Yani üçleme inancına sahiplerdir. Bektaşiler de aynı şekilde Hz. Ali’yi yüceltmekte ve onu İlahlık derecesine kadar getirmektedirler.
Bazı adetleri Hıristiyanlıkla aynıdır. (9) Örneğin üçleme inancı Allah- Muhammed-Ali Hıristi yanlıkta Baba-Oğul-Kutsal ruh inancına benzer.
Şarap içip gizli olarak ilahi akşam yemeği (10) töreni düzenlerler.
Inançlarından biri ise “Kırkların” (Abdalların) her cuma ve pazartesi günleri Sincav’da bir ma ğarada toplanmaları şeklindedir. Kırklar meclisinin başkanının Hz. Ali olduğuna inanırlar.
Bu ‘Kırkları” adını ise sadece Selman-ı Farisi bilmektedir. Söylentiye göre peygamber efendimiz bir gün toplandıkları yerin kapısına gelerek vurmuş, “Kim o “diye sorulmuş. “Ben Muhammed’im “ demiş. Kapıyı açmamışlar. Tekrar vurmuş: “Kim o “ diye seslenilmiş. “Benim, Allah’ın Resulü” yine kapıyı açan olmamış. Üçüncü kez kapıyı vurmuş :“Kim o” denmiş. “Benim, fakirle rin fakiri” o zaman Selman-ı Farisi kapıyı açmış. Peygamber efendimiz içeriye girince 39 kişiyi görmüş. Başlarında ise Hz. Ali varmış. Ali Selman’dan bir salkım üzüm istemiş ve bu üzümün suyunu çıkarmış. Herkes bu sudan içince birden kollarından kan akmaya başlamış, dönüp Muhammed’e sormuş: “Bizim tarikatımızdan memnun musun?” demiş. 0 da: “Evet” demiş. Kırklar dan biri oluvermiş.
Çok ilginç inançlardan biri ise peygamber efendimizin Cebrail ile Mirac’a çıkması sırasında ki bir olaya dayandırılmaktadır. Buna göre, peygamber efendimiz gökyüzüne çıktığı zaman bi rinci katta peygamberleri görmüş. En son kata ulaştığında karşısına yırtıcı bir arslan çıkarak gürlemiş. Muhammed elindeki yüzüğü onun ağzına doğru fırlatmış. Aslan gerilemiş. Peygamber dünyaya geri döndüğünde “Kırklar” toplanmış. Hz. Ali’nin elinde yüzüğünü görmüş ve o zaman gökte karşılaştığı aslanın Ali olduğunu görmüş ve ona “Allah’ın Aslan’ı lakabını koymuş” (11)
Namazları:
Şebeklerin namazı diğer Müslüman grupların namazlarına benzemez. Pirin evinde cuma gün leri halka şeklinde oturarak namaz kılarlar. Pir Gülbank denilen bir şiirden bölümler okumaya başlar. (12) Delil (13)ise ezberlediği bazı sözleri pirden sonra okumaya başlar. Daha sonra pir onlara secde etmelerini emreder. Dua okur.”Vilayet ve tecelli kabul edilsin. Muratlara ermek kolaylaşsın. Hacı Bektaş Veli’nin ve Erdebil’den gelen Kızıl şeyhlerinin sırrını sır eder. Bize bu tarikatı öğretenlerin ruhuna vasıl eyle Allah, Muhammed, Ali.”
Çocukların yedi yaşına ermelerinden önce Cuma namazına katılmaları yasaktır. Çocuk yedi yaşına gelince babaya götürürler. Babanın eli üç kez öpülür. Baba çocuğun beline bir kemer ku şatıp yedi düğüm atar. (14) çocuk ise kırklara işaret olarak kırk kuruş ve kırk yumurta sunar. Ba
ba ona gülbank okur ve böylece çocuk namazlara katılmaya hak kazanır.
Oruç:
Ramazan ayında oruç tutmazlar. Muharrem ayının ilk dokuz gününde oruç tutarlar. Namaz kılmazlar. Çünkü Hz. Ali namaza giderken yaralanmıştır. Oruç tutmazlar çünkü Ramazan ayında öldürülmüştür. Daha da aşırıya giderek şöyle derler: “Ramazan’ın eşeği çamura düştü. Biz onu kurtarınca bizi oruç tutmaktan muaf tuttu.”
Zekat:
Zekat vermezler. Ancak ekinlerinin beşte birini peygamberin soyundan geldiklerine inandık ları bazı Seyyidlere verirler.
Hac:
Şebekler hacca gitmezler. Kerbela ve Necefte bulunan imamlarını ziyaret ederler, Kerbela’ya yedi kez giden Hacca gitmiş olur.
Şebeklerin özel dini günleri vardır:
Yılbaşı gecesi: Her sene şarki Aralık ayının ilk gecesinde(15) başlar. Tören şu şekilde olur:
Pir özel bir odada oturur. Rehber köy halkını toplar. Pirin olduğu odaya onar onar içeriye girerler. Odanın “Asitane” denilen eşiğine yüz sürerler. Odada bulunan kandile karşı yüzlerini çevirerek pirin önünde tekrar yüz sürürler. Pirin yanına gelen her şahıs beraberinde bir horoz ve şarap ile üç ekmek getirmek zorundadır. Rehber hazır bulunanlara yere uzanmaları için işaret verir. Pir bunların sırtını sıvazlar ve gülbank okur. Bu tören akşam yapılır. Gece olunca okunmuş bıçağı olan tığcı horozları tığlar. Daha sonra yemekle beraber şarap içilir. Bendir çalınır ve nutuklar söylenir.
Bu kutlamaya katılmayanlarla selamlaşılmaz. Cuma gecesi namazına katılmalarına izin verilmez.
Rızalık alma:
Bu gecede küskün kişiler birbirlerinden özür dileyerek barışırlar. Küskünler bir Cuma gecesi güneşin batımından bir saat önce pirin evinde toplanırlar. Bu gecede her kişi bir yemek pişirir ve pirin evine getirir. Pir bir konuşma yapar ve sonra barışmalarını emreder. Daha sonra onları yüksek sesle namaza çağırır. Küskünler de dizleri üzerinde çökerek pirin önünde otururlar. Pir:
“Yüz sürmek için eğilen başlarda acı duyulmaz.” der ve namaza başlarlar.
İtiraf Gecesi:
Bu gecede Şebekler babaya gider ve yaptıkları suç ve günahları, hataları itiraf ederler. Baba ise rehberin eşliğinde özel olarak gülbank okur. Pir onları affeder. Böylelikle günah işleyen Şebek arınmış olur. Bu hususta bir çok kaside düzenlenmiştir.(16)
Şarap Şebekler de haram değildir. Kadınlar ve erkekler kullanmaktadırlar. Kur’an’ın şarabı haram kılmadığını iddia ederler.
Şebeklerin tarikata giriş törenleri:
Şebekli eşi ile birlikte kardeş olmak için eşli bir arkadaş edinir. (17) Bu dört kişi kırk gün beraber olurlar. Ruh ve cesetlerinin birleşmesi ve dördün bir olması birin ise sır olması için yapılır. Daha sonra pirin yanına üç yaşında bir koyun ve kırk şişe şarap alınarak gidilir. Bir sığır kesilir ve köy halkına dağıtılır ve sonra seksen eren koyunu yemek için gelirler. Daha sonra pir oturarak
çevresine seksen ereni alır. Şebekli, karısı arkadaşı ve arkadaşının eşini alarak gelir. Ellerine dört kadeh verilir. Pir şu kasideyi okur: “Yedi iklimi dört köşeyi dolaştım. Ali’den yücesini görmedim. 0 on sekiz bin alem yarattı. 0 güçlü ve zengindir. Rızkı verendir. Tek adı Ali, öbür adı ise Allah’tır. Allah’a hamd ve şükür olsun, Ali’den yücesini görmedim. Cennetin inci ve mücevher den oluşan kapısı Ali’nin ayaklarını altındadır. Ali Kırkların sultanı, ya Pir Sultan. Ya Abdal, benim gönlüm şöyle der: Ali, Muhammed ve Allah’tır.”
Kemalettin TAİ
Çev. Beyan OTRAKÇI ÖZATA
“Anadolu Platosunun doğal bir uzantısı olan Kuzey Irak’ta halk inançlarının önemli bir kısmı Anadolu halk inançlarının bir devamı olarak kendisini göstermektedir. Bu bakımdan bu inanışların denenmesi ve Anadolu halk inanışları ile karşılaştırılması çok önemlidir.
Okuyacağınız çalışmanın yukarda söylediğimiz gerekçelerle ilginizi çekeceğini umuyoruz. Irak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1972 yılında Bağdat’ta yayınlanmış olan “Risalete Fi’t Tevhidi vela Farkü’l Muasarata” isimli Arapça kitaptan dilimize çevrilmiştir. Kitap Kemalettin El Tai tarafından hazırlanmıştır. Kitaptan yaptığımız,çeviride yazarın kavramları kullanışına ve konuya bakış açısına bir müdahalede bulunulmamıştır. Elbette bu yazarın bütün düşüncelerini benimsediğimiz anlamına gelmemelidir. Dergimizin amacı okuyucumuzu değişik bir coğrafya parçasında yaşayan inanç biçimleri hakkında bilgilendirmektir. Bu yüzden çevirideki bilgilerin eksik ve yanlış noktaları olabileceği gibi yazarın bazı ifadeleri de kendi dini anlayışlarının etkisiyle yapılmış yorumlardır. Bu yorumlar okuyucumuz tarafından dikkate alınmadığı zaman, yazının verdiği bilgiler daha çok önem kazanacaktır. Bu metin Selahattin Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunu, Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü yüksek lisans öğrencisi, Beyan Otrakçı Özata tarafından dilimize çevrilmiştir.”
ZEYDİLİK
Zeydilik (1) Şeyh Muhammed Ebu Zehra’nın söylediğine göre İslam cemaatine en yakın Şii grubudur. Ilımlılıkları ve imamlarını peygamber gibi göstermemeleri ile tanınırlar. Zeydiler imamlarını peygamberden sonra gelen en iyi insanlar olarak tanırlar.
Zeydiler, sahabelere küfretmezler, özellikle Hz. Ali’nin tanıdığı ve onayladığı imamları kabul ederler.
Zeydilerin imamı Zeyd b. Ali Zeynel Abidin b. el Hüseyin b. Ali b. Ebu Talip’tir. İmamlığını Kufe şehrinde ilan etmiş, 15 bin silahlı adamla Hişam b. Abdülmelik ile savaşmak için yola çıkmıştır.
Irak hakimi Yusuf b. el Ömer el Sakafi ile savaşı sırasında bazı adamlarının Ebu Bekir ile Ömer’e küfür ettiklerini duyunca onları azarladı, böylece bir çok adamı ondan uzaklaştı. Adamla-
Zeydilerde ermiş, yiğit ve cömert olmayanlar imam olamazlar. Imamların Hz. Fatıma’nın evlatları olmaları şartı da bulunmaktadır. Bütün bu aranılan özelliklere rağmen imamlık babadan oğula kalma yerine seçimle yapılmaktadır. Şiilik ten farklı olarak iki değişik bölgede iki imamın bulunmasında bir sakınca görmezler.
Zeydiler büyük kötülük yaptıktan sonra bundan tövbe etmeyenlerin cehenneme gideceklerine inanmaktadırlar. Bazı yakın inanış biçimlerin de olduğu gibi imamların kaybolup tekrar görünmelerine de inanmamaktadırlar. Allah inançlarına gelince Allah’ın bütün diğer nesnelerden farklı bir varlık olduğuna inanırlar. Diğer nesnelerle benzeşmesi veya aynileşmesi düşüncesine karşıdırlar. Allah’ın kendisine özgü bir ilim sahibi, büyük bir güç olduğunu, kısaca Kur’an’daki sıfatlarının hemen tamamını benimserler.
Zeydilerde iman konusuna gelince; imanın iki temel dayanağı olduğuna inanırlar. Bunlardan birincisi iman doğrudan bir bilimdir, İmanın diğer ana unsuru ise insanın bu imanı açıkça ikrarı gereklidir. Bu ikisi olmadan iman olmaz. Daha sonra imanın üç uygulama biçimi olduğuna inanırlar.
Bunlar, Allahüteala’nın isteklerini bilmek, helal olanları haramdan ayırt etmek, yasakları öğrenmek. Allah’ın insanoğluna verdiği emirleri yerine getirmek, adam öldürmek ve zina yapmak tan kaçınmaktır. Allah’ın verdiği nimetlere karşı gelmeyi Allah’a karşı bir saygısızlık olarak görmezler.
ŞEBEKLER (*):
Musul şehrinin doğrusunda 20 köyden fazlasında yaşayan Türk grupları olarak bilinirler. Bazılarına göre Kürt aşiretlerinden geldikleri de söylenir. Dilleri Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe karışımıdır.
Hz. Ali’yi çok yüceltirler ve dualarında sürekli olarak (Elif: Allah; Mim: Muhammed; Ayın:Ali) derler. Yani üçleme inancına sahiplerdir. Bektaşiler de aynı şekilde Hz. Ali’yi yüceltmekte ve onu İlahlık derecesine kadar getirmektedirler.
Bazı adetleri Hıristiyanlıkla aynıdır. (9) Örneğin üçleme inancı Allah- Muhammed-Ali Hıristi yanlıkta Baba-Oğul-Kutsal ruh inancına benzer.
Şarap içip gizli olarak ilahi akşam yemeği (10) töreni düzenlerler.
Inançlarından biri ise “Kırkların” (Abdalların) her cuma ve pazartesi günleri Sincav’da bir ma ğarada toplanmaları şeklindedir. Kırklar meclisinin başkanının Hz. Ali olduğuna inanırlar.
Bu ‘Kırkları” adını ise sadece Selman-ı Farisi bilmektedir. Söylentiye göre peygamber efendimiz bir gün toplandıkları yerin kapısına gelerek vurmuş, “Kim o “diye sorulmuş. “Ben Muhammed’im “ demiş. Kapıyı açmamışlar. Tekrar vurmuş: “Kim o “ diye seslenilmiş. “Benim, Allah’ın Resulü” yine kapıyı açan olmamış. Üçüncü kez kapıyı vurmuş :“Kim o” denmiş. “Benim, fakirle rin fakiri” o zaman Selman-ı Farisi kapıyı açmış. Peygamber efendimiz içeriye girince 39 kişiyi görmüş. Başlarında ise Hz. Ali varmış. Ali Selman’dan bir salkım üzüm istemiş ve bu üzümün suyunu çıkarmış. Herkes bu sudan içince birden kollarından kan akmaya başlamış, dönüp Muhammed’e sormuş: “Bizim tarikatımızdan memnun musun?” demiş. 0 da: “Evet” demiş. Kırklar dan biri oluvermiş.
Çok ilginç inançlardan biri ise peygamber efendimizin Cebrail ile Mirac’a çıkması sırasında ki bir olaya dayandırılmaktadır. Buna göre, peygamber efendimiz gökyüzüne çıktığı zaman bi rinci katta peygamberleri görmüş. En son kata ulaştığında karşısına yırtıcı bir arslan çıkarak gürlemiş. Muhammed elindeki yüzüğü onun ağzına doğru fırlatmış. Aslan gerilemiş. Peygamber dünyaya geri döndüğünde “Kırklar” toplanmış. Hz. Ali’nin elinde yüzüğünü görmüş ve o zaman gökte karşılaştığı aslanın Ali olduğunu görmüş ve ona “Allah’ın Aslan’ı lakabını koymuş” (11)
Namazları:
Şebeklerin namazı diğer Müslüman grupların namazlarına benzemez. Pirin evinde cuma gün leri halka şeklinde oturarak namaz kılarlar. Pir Gülbank denilen bir şiirden bölümler okumaya başlar. (12) Delil (13)ise ezberlediği bazı sözleri pirden sonra okumaya başlar. Daha sonra pir onlara secde etmelerini emreder. Dua okur.”Vilayet ve tecelli kabul edilsin. Muratlara ermek kolaylaşsın. Hacı Bektaş Veli’nin ve Erdebil’den gelen Kızıl şeyhlerinin sırrını sır eder. Bize bu tarikatı öğretenlerin ruhuna vasıl eyle Allah, Muhammed, Ali.”
Çocukların yedi yaşına ermelerinden önce Cuma namazına katılmaları yasaktır. Çocuk yedi yaşına gelince babaya götürürler. Babanın eli üç kez öpülür. Baba çocuğun beline bir kemer ku şatıp yedi düğüm atar. (14) çocuk ise kırklara işaret olarak kırk kuruş ve kırk yumurta sunar. Ba
ba ona gülbank okur ve böylece çocuk namazlara katılmaya hak kazanır.
Oruç:
Ramazan ayında oruç tutmazlar. Muharrem ayının ilk dokuz gününde oruç tutarlar. Namaz kılmazlar. Çünkü Hz. Ali namaza giderken yaralanmıştır. Oruç tutmazlar çünkü Ramazan ayında öldürülmüştür. Daha da aşırıya giderek şöyle derler: “Ramazan’ın eşeği çamura düştü. Biz onu kurtarınca bizi oruç tutmaktan muaf tuttu.”
Zekat:
Zekat vermezler. Ancak ekinlerinin beşte birini peygamberin soyundan geldiklerine inandık ları bazı Seyyidlere verirler.
Hac:
Şebekler hacca gitmezler. Kerbela ve Necefte bulunan imamlarını ziyaret ederler, Kerbela’ya yedi kez giden Hacca gitmiş olur.
Şebeklerin özel dini günleri vardır:
Yılbaşı gecesi: Her sene şarki Aralık ayının ilk gecesinde(15) başlar. Tören şu şekilde olur:
Pir özel bir odada oturur. Rehber köy halkını toplar. Pirin olduğu odaya onar onar içeriye girerler. Odanın “Asitane” denilen eşiğine yüz sürerler. Odada bulunan kandile karşı yüzlerini çevirerek pirin önünde tekrar yüz sürürler. Pirin yanına gelen her şahıs beraberinde bir horoz ve şarap ile üç ekmek getirmek zorundadır. Rehber hazır bulunanlara yere uzanmaları için işaret verir. Pir bunların sırtını sıvazlar ve gülbank okur. Bu tören akşam yapılır. Gece olunca okunmuş bıçağı olan tığcı horozları tığlar. Daha sonra yemekle beraber şarap içilir. Bendir çalınır ve nutuklar söylenir.
Bu kutlamaya katılmayanlarla selamlaşılmaz. Cuma gecesi namazına katılmalarına izin verilmez.
Rızalık alma:
Bu gecede küskün kişiler birbirlerinden özür dileyerek barışırlar. Küskünler bir Cuma gecesi güneşin batımından bir saat önce pirin evinde toplanırlar. Bu gecede her kişi bir yemek pişirir ve pirin evine getirir. Pir bir konuşma yapar ve sonra barışmalarını emreder. Daha sonra onları yüksek sesle namaza çağırır. Küskünler de dizleri üzerinde çökerek pirin önünde otururlar. Pir:
“Yüz sürmek için eğilen başlarda acı duyulmaz.” der ve namaza başlarlar.
İtiraf Gecesi:
Bu gecede Şebekler babaya gider ve yaptıkları suç ve günahları, hataları itiraf ederler. Baba ise rehberin eşliğinde özel olarak gülbank okur. Pir onları affeder. Böylelikle günah işleyen Şebek arınmış olur. Bu hususta bir çok kaside düzenlenmiştir.(16)
Şarap Şebekler de haram değildir. Kadınlar ve erkekler kullanmaktadırlar. Kur’an’ın şarabı haram kılmadığını iddia ederler.
Şebeklerin tarikata giriş törenleri:
Şebekli eşi ile birlikte kardeş olmak için eşli bir arkadaş edinir. (17) Bu dört kişi kırk gün beraber olurlar. Ruh ve cesetlerinin birleşmesi ve dördün bir olması birin ise sır olması için yapılır. Daha sonra pirin yanına üç yaşında bir koyun ve kırk şişe şarap alınarak gidilir. Bir sığır kesilir ve köy halkına dağıtılır ve sonra seksen eren koyunu yemek için gelirler. Daha sonra pir oturarak
çevresine seksen ereni alır. Şebekli, karısı arkadaşı ve arkadaşının eşini alarak gelir. Ellerine dört kadeh verilir. Pir şu kasideyi okur: “Yedi iklimi dört köşeyi dolaştım. Ali’den yücesini görmedim. 0 on sekiz bin alem yarattı. 0 güçlü ve zengindir. Rızkı verendir. Tek adı Ali, öbür adı ise Allah’tır. Allah’a hamd ve şükür olsun, Ali’den yücesini görmedim. Cennetin inci ve mücevher den oluşan kapısı Ali’nin ayaklarını altındadır. Ali Kırkların sultanı, ya Pir Sultan. Ya Abdal, benim gönlüm şöyle der: Ali, Muhammed ve Allah’tır.”