Orijinalini görmek için tıklayınız : Kapitalizm, peki nereye kadar?


Siya Saperen
24.07.2006, 16:07
Kapitalizm, peki nereye kadar?

1990’ların başlarında şişirilen ‘’yeni bir dünya’’ söylemi şu şekli ile nereye sürüklüyor bizleri. Hiç düşüneniniz var mı? Sovyet bloğunun çökmesiyle birlikte emperyalist-kapitalist sistemin dünyada rakipsiz bir güç haline gelmesi, ne dünyayı savaşsız, refah dolu bir dünya yaptı, ne de ideolojilerin ve çatışmaların son bulduğu bir dünya. Aksine, emperyalizmin mutlak egemenliği altında gelişen bu yeni dönem, sınıf mücadelelerinin, çatışmaların, savaşların yeni bir düzlemde sürdüğü, yeni bir tarihsel sürecin başlangıcı oldu. Bunun ilk çarpıcı göstergesi ise, sosyalist bloğun çöküşüyle birlikte dünya üzerinde rakipsiz kalan emperyalist-kapitalist sistemin kendi içindeki çelişkilerin, çatışmaların, rekabetin, hegemonya yarışının açığa çıkması ve alabildiğine kızışması oldu. Ve zaman ilerledikçe, bu emperyalist rekabetin her an bir emperyalist paylaşım savaşına dönüşme potansiyeli taşıdığı daha bir açıklıkla görülmeye başlandı...

Nitekim 21. yüzyıla emperyalist güçler arasında kıran kırana rekabetin yaşandığı bir ortamda girildi. Emperyalist-kapitalist güçler, yeni nüfuz alanları elde etmek, hegemonya yarışında geriye düşmemek ya da ileriye geçmek için kıyasıya bir yarışın ve çekişmenin içine girmekteydiler. Bu rekabet ortamı, emperyalist güçler arasında ister istemez yeni bloklaşmaları da gündeme getirdi ve bölgesel düzeyde hegemonya alanları oluşturma girişimlerini hızlandırdı. Soğuk savaş döneminde kurulan blokların, iktisadi-siyasi-askeri ittifakların vb. aynen devam etmesinin nesnel zemini artık ortadan kalkmıştı. Kapitalist tekeller ve kapitalist devletlerarasında şimdi yeni saflaşmalar ve yeni ortaklıklar gündemdeydi…

Peki Sonuç?

Kapitalizm; sahte rakibi ya da sahte anti-tezi (bürokratik diktatörlükler) ortadan kalkınca, öylece kalakaldı ortada. Rakipsiz olan kapitalizm, artık pisliklerini, habis yanlarını saklama gereğini bile duymuyor. Bürokratik rejimler henüz ayaktayken ve sözüm ona kapitalizme rakip bir düzen oluştururlarken, kapitalizm kendini bunlarla kıyaslayarak aklamaya çalışırdı. Bürokratik rejimlerin anti-demokratik niteliği, ekonomik geriliği, kapalılığı vb. kapitalizmin kendi düzenine paye çıkarıp, olumlamak için tersinden kullandığı argümanlardı. Kendi üstünlüğünü, rakibinin eksikliklerini açıklayarak kanıtlamaya çalıştı yıllarca. Ama şimdi, nicedir yalnız ve bütün zaaflarıyla ortadadır.

Kitleler şimdi her yere bombalar yağdıran, doğayı doğalığından, insanı insanlığından çıkaran bu ilâhi kapitalizme bakarak şöyle düşünüyorlar:

‘’Eğer bu düzen ebedi bir düzense vay insanlığın haline! İnanıyoruz ki, çok uzak olmayan bir gelecekte insanlar kitlesel olarak şöyle haykıracaklar: Ya sosyalizm, ya barbarlık!’’

Saygılar...

tamerx
24.07.2006, 19:52
Kapitalizm, peki nereye kadar?

1990’ların başlarında şişirilen ‘’yeni bir dünya’’ söylemi şu şekli ile nereye sürüklüyor bizleri. Hiç düşüneniniz var mı? Sovyet bloğunun çökmesiyle birlikte emperyalist-kapitalist sistemin dünyada rakipsiz bir güç haline gelmesi, ne dünyayı savaşsız, refah dolu bir dünya yaptı, ne de ideolojilerin ve çatışmaların son bulduğu bir dünya. Aksine, emperyalizmin mutlak egemenliği altında gelişen bu yeni dönem, sınıf mücadelelerinin, çatışmaların, savaşların yeni bir düzlemde sürdüğü, yeni bir tarihsel sürecin başlangıcı oldu. Bunun ilk çarpıcı göstergesi ise, sosyalist bloğun çöküşüyle birlikte dünya üzerinde rakipsiz kalan emperyalist-kapitalist sistemin kendi içindeki çelişkilerin, çatışmaların, rekabetin, hegemonya yarışının açığa çıkması ve alabildiğine kızışması oldu. Ve zaman ilerledikçe, bu emperyalist rekabetin her an bir emperyalist paylaşım savaşına dönüşme potansiyeli taşıdığı daha bir açıklıkla görülmeye başlandı...

Nitekim 21. yüzyıla emperyalist güçler arasında kıran kırana rekabetin yaşandığı bir ortamda girildi. Emperyalist-kapitalist güçler, yeni nüfuz alanları elde etmek, hegemonya yarışında geriye düşmemek ya da ileriye geçmek için kıyasıya bir yarışın ve çekişmenin içine girmekteydiler. Bu rekabet ortamı, emperyalist güçler arasında ister istemez yeni bloklaşmaları da gündeme getirdi ve bölgesel düzeyde hegemonya alanları oluşturma girişimlerini hızlandırdı. Soğuk savaş döneminde kurulan blokların, iktisadi-siyasi-askeri ittifakların vb. aynen devam etmesinin nesnel zemini artık ortadan kalkmıştı. Kapitalist tekeller ve kapitalist devletlerarasında şimdi yeni saflaşmalar ve yeni ortaklıklar gündemdeydi…

Peki Sonuç?

Kapitalizm; sahte rakibi ya da sahte anti-tezi (bürokratik diktatörlükler) ortadan kalkınca, öylece kalakaldı ortada. Rakipsiz olan kapitalizm, artık pisliklerini, habis yanlarını saklama gereğini bile duymuyor. Bürokratik rejimler henüz ayaktayken ve sözüm ona kapitalizme rakip bir düzen oluştururlarken, kapitalizm kendini bunlarla kıyaslayarak aklamaya çalışırdı. Bürokratik rejimlerin anti-demokratik niteliği, ekonomik geriliği, kapalılığı vb. kapitalizmin kendi düzenine paye çıkarıp, olumlamak için tersinden kullandığı argümanlardı. Kendi üstünlüğünü, rakibinin eksikliklerini açıklayarak kanıtlamaya çalıştı yıllarca. Ama şimdi, nicedir yalnız ve bütün zaaflarıyla ortadadır.

Kitleler şimdi her yere bombalar yağdıran, doğayı doğalığından, insanı insanlığından çıkaran bu ilâhi kapitalizme bakarak şöyle düşünüyorlar:

‘’Eğer bu düzen ebedi bir düzense vay insanlığın haline! İnanıyoruz ki, çok uzak olmayan bir gelecekte insanlar kitlesel olarak şöyle haykıracaklar: Ya sosyalizm, ya barbarlık!’’

Saygılar...

arkadas bunlar kendi düsüncelerin mi yoksa bir yerden alinti mi yaptin? ( gercekten bilmek istiyorum..)

Siya Saperen
24.07.2006, 23:02
arkadas bunlar kendi düsüncelerin mi yoksa bir yerden alinti mi yaptin? ( gercekten bilmek istiyorum..)

Friedrich Engels'in ''Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm'' adlı eserinden karma yorumdur. Yorumu Sn. Mehmet Sinan ve bir kaç bölüm öğrencisi arkadaş ile birlikte ''Sistemati'' ve ''Marksist Tutum'' da yayımlamış bulunmaktayız. Karma yorumdan kastım grup yorumudur. Yorumun tam metnini arzu ederseniz paylaşabilirim...

Saygılar...

Gannush
24.07.2006, 23:18
Hmm.. Nereye kadar?

Küresel bir ekonomi yaratsın, yerel siyaset ağalarını ve fanatikleri hizaya getirsin kapitalizm..
Kapitalizmin yaratıcı yönüne güveniyorum ben. En azından getirdiği hukuk sistemi ile despotluktan daha özgürlükçü olduğu kesin..

Siya Saperen
25.07.2006, 00:21
Hmm.. Nereye kadar?

Küresel bir ekonomi yaratsın, yerel siyaset ağalarını ve fanatikleri hizaya getirsin kapitalizm..
Kapitalizmin yaratıcı yönüne güveniyorum ben. En azından getirdiği hukuk sistemi ile despotluktan daha özgürlükçü olduğu kesin..

Siz sosyal demokratlar her daim muhalifligi seçmenizin altında kişisel gelişim yatıyor olmalı :p

Espri bir yana 11. tezi tartışacak arkadaşlar arıyorum sanırım :D

Peki bu söyledigin despotlugun altında yatan nedenlere serbest piyasa ekonomisinin getirilerini de ekleyebilirmiyiz? Kar döngüsünün yararlılığını mesela...

Gannush
25.07.2006, 00:30
11. tez ne idi unuttum ya.. Unutuyorum. Filozoflar dünyayı değiştirmeye çalışmalıdır mı?

Valla ben de işte.. bu 11. tezi Türkiye bağlamında tartışmaya çalışınca, Türkiye için marksist bir değişimin hayli ütopik olacağı kanaatinde olduğum için, ilk önce ülke kapitalist sisteme geçsin diyorum.

Vesselam böyle işte..

Serbest piyasa ekonomisinin getirileri ile despotluk ayrı ayrı şeyler. Şöyle ki, despotluk keyfi yönetim demek daha çok. Üçüncü dünya ülkelerindeki despotlar, batı kapitalizminin tüketimci yönüne eklemleniyorlar. Burasını gözden kaçırmayalım.
Batı kapitalizminin üretimci yönüne eklemlenmemesinin ya da eklemlenememesinin nedeni de despotik yönetimin kendisi ve çürümüş yapısı ve kaybedeceği iktidarı..

Ben böyle görüyorum..

Siya Saperen
25.07.2006, 00:46
Bu konuyu ülkeye endeksli tartışmak bana kalırsa daha çok kısır döngü yaratır. Fakat sizin dediğinizi ''ülkenin kapitalistleşmesi''ni iktidarlar layıkıyla yapıyorlar. O yüzden savunumun bir yansıması gibi görülebilir...

Despotluk pek tabiki keyfi yönetimle ilişkilidir. Fakat bunun kapital mantalite ve sermaye gruplarının baskıları sonucu şekillenen bir yapıya yol açması da göz ardı edilemez.

Dolayısıyla artı değer tezi ile ifade edilen bir çok değişimin ana nedeni yani kapitalizmin metanın işleniminin sürekliliğini kısıtlamasıyla birlikte döngünün tıkanacagı ilkesi gerçekleşmiş olmuyormu? Bu durumda çok da ütopik durmuyor ne dersiniz?

Gannush
25.07.2006, 00:55
Kapitalizme ömür biçmeyi ülkeye endekslemiyorum. Benim demek istediğim şey şu idi :
Dikkat edelim, kapitalizm eleştirisi yapalım pek tabii. Ama şu da var. Türkiye gibi çok kötü yönetilen ülkelerin siyasi değişimini sağlayabilecek en büyük etken de küresel kapitalizm. Ülkeyi sıkıca ekonomik liberalizme kapattığımız zaman, değişim umudunu da elimizle gömüyoruz. Buradaki bu yapı sittin sene gitmez.
Demek istediğim bu idi.

Ha, kapitalizmin ömrü de pazarının büyüklüğüne bağlı. Tüm dünya kapitalizmin pazarı haline dönüşene kadar, kapitalizmin gideceği epey yol varmış gibime geliyor.
Ama eninde sonunda tıkanıp, yıkılacak. Diğer alternatifler devreye girecektir.

Siya Saperen
25.07.2006, 01:11
Bu konu oldukça tutarsız görünen bir çok gelişmenin ötesinde subjektif yanı ağı basan bir konu. Sizin söyleminize bakarak hala kapitalizmin ülkemizde son halini almadığını düşünebiliriz. Bir çok açıdan doğrudur. Fakat bu durumda sadece ülkeyi küresel kapitalizme açmak, global pazardaki konumumuzla ilgilidir. Şöyle söyleyelim. Gerekli sanayi yatırımlarını yapmadan ülkenin sadece küresel anlamda rant peşinde koşması, dünya ülkeleri içinde pazarın emek gücünü temsil etmesi anlamını taşır. Malum AB. sürecinde bizden istenilen de budur. Peki bu durumun ülke yararlılığına katkısı nedir?

Salt komunist anlayışın ötesinde kamusal anlamda iyileştirilmiş bir sanayi ve emekçilerin içerisinde bulunduğu dar bogazın aşılmasının, küresel kapitalist anlayışından çok daha yararlı olduğunu düşünüyorum. Devrini tamamlayan kapitalizm ise değişim sürecinde daha az sancılı olarak ülkede kendini gösterir. Bu durumda ise ülke yararlılığı adına bir çok artı değer kazandırır...

Gannush
25.07.2006, 01:52
Bunu nasıl yapacaksın? Kitaplar dolusu kalkınma yöntemi var zaten. Siyaseti nasıl biçimlendireceksin?Hatta izin verecekler mi siyaseti biçimlendirmene? İlk önce, buradaki iç yönetim izin vermez....

Siya Saperen
25.07.2006, 02:36
Bunu nasıl yapacaksın? Kitaplar dolusu kalkınma yöntemi var zaten. Siyaseti nasıl biçimlendireceksin?Hatta izin verecekler mi siyaseti biçimlendirmene? İlk önce, buradaki iç yönetim izin vermez....

Konunun bir özeti de bu aslında. Bunun için bana kalırsa en önemli yöntem emekçinin bilinçlendirilmesi ve örgütlenmede yatıyor. Şöyle düşün, demokrasilerde yönetimin seçilebilmesi için çoğunluğun kazanılması gerekiyor. Eğer salt çogunluk sağlanabilirse (sınıfsal savaşıma ramen) yönetim zihniyeti dahası sistem bile değiştirilebilinir. Bunun örneklerini tarihde çok yaşadık. Fakat demokrasi tanımının ötesinde (hakaret etmeden tanımlamak kolay değil) bir sistem olduğunu düşünürsek ülkemizde bu da biraz zor gibi. Sanırım militer mücadelenin meşruiyeti ortaya çıkıyor. (Bunu da duymamış ol)

Konunun özünden biraz saptık gibi. Zira teori ve uygulamalar sistemin yapısı dogrultusunda değişkenlik gösterebilir. Uygulanabilirliği ülkelerin yapılarına, eğitim seviyelerine, kültürlerine ve daha bir çok nedene bağlı olarak değişkenlik göstermesi doğaldır. Belki de ülkemizde ütopik olarak kalmasının ana nedeni budur...

erayY
25.07.2006, 20:51
Kapitalizm toplumlar içinde bir katil den ,gaspçıdan çok daha yıkıcı güce sahiptir .Çünkü para kötü ellerde yıkıcı bir güç haline dönüşür...

Kapitalizm bize öyle bir dünya sunar ki seçmek serbest değildir ve o dünyada irade ölüdür .Kapitalizm özgürlük vaad eder taa ki paranız olduğu müddetçe eğer cebinizde 10 paranız yoksa taksimden sirkeciye bile gidemezsiniz .

Sonuçta yanlış şeyleri sorgulamaya başlarız sorunlu olan insan mıdır toplum düzenimidir ?

manifesto
25.07.2006, 21:26
Françis FUKUYAMA..Tarihin Sonu...:)
Ona göre liberalizm ve serbest piyasa ekonomisi gelinen son noktadır..
İnsanlık bu noktadan sonra başka bir modelle yeni bir tarih sayfası açamaz..

Yani Mission Complate...:)

student
25.07.2006, 21:52
Gün doğmadan yollardayız
Döktüğümüz terdir bizim
İşimiz ekmeğimizdir
Ekmeğimiz kuru bizim

Çalışan biz alan sensin
Aşımızı çalan sensin
Doğru biziz yalan sensin
Dillerimiz ayrı bizim

Mala mülke doymayansın
Söz verip de tutmayansın
Hakkımızı vermeyensin
Yollarımız ayrı bizim

Eken biziz, biçen sensin
Kanımızı emen sensin
Kalleşçe vuruşan sensin
Silahımız ayrı bizim

Sabır taşı çatlayacak
Emekçiler çağlayacak
Patladı ha patlayacak
Öfkemiz vardır bizim

Halaylara durulacak
Zulüm çarkı kırılacak
Meydanlarda sorulacak
Hesabımız vardır bizim

Söz-Müzik: Grup Yorum



Sabır taşı çatlayacak
Emekçiler çağlayacak
Patladı ha patlayacak
Öfkemiz vardır bizim

Gelecek o gün bundan şüphem yok!

slush
25.07.2006, 22:26
Ha, kapitalizmin ömrü de pazarının büyüklüğüne bağlı. Tüm dünya kapitalizmin pazarı haline dönüşene kadar, kapitalizmin gideceği epey yol varmış gibime geliyor.
Ama eninde sonunda tıkanıp, yıkılacak. Diğer alternatifler devreye girecektir.

Bunu ifade eden bir Kapitalist iktisatci vardi ismini unuttum... Kapitalizmden halklar o kadar mutlu kalacak ki hersey monotonlasacak ve halk yeni sistem arayisini girecek kapitalizm kendiliginde yikilacak diyordu..

Gannush
25.07.2006, 23:08
Bunu ifade eden bir Kapitalist iktisatci vardi ismini unuttum... Kapitalizmden halklar o kadar mutlu kalacak ki hersey monotonlasacak ve halk yeni sistem arayisini girecek kapitalizm kendiliginde yikilacak diyordu..

Joseph Schumpeter (http://en.wikipedia.org/wiki/Joseph_Schumpeter)

slush
25.07.2006, 23:41
Tessekur ederim o zaman bekleyelim...:p Kiyameti beklemek gibi bisey istee.. Ha bugün ha yarin yormayalim kendimizi

Siya Saperen
26.07.2006, 05:22
Kapitalizm ve dengeler;

-Azgelişmiş ülkelere değerlerinin çok üzerinde satılan mallardan ve hizmetlerden elde edilen tekel karlar,

-Azgelişmiş ülkelerin doğal kaynaklarını yağmalamaktan veya değerlerinin altında fiyatlarda satın almaktan sağlanan gelirler,

-Azgelişmiş ülkelerdeki işçi sınıflarından el koydukları ARTIKDEĞER,

-Azgelişmiş ülkelerden döviz spekülasyonu, faiz geliri olarak aktardıkları gelirler kapitalizmin dengelerinin bir ucunu temsil etmektedir.

Sn. Manifesto'nun sözüne ettiği son nokta bu dengeler üzerine kurulmuş durumda. Sizde kendi açınızdan haklısınız aslında. Bir uçta göbeği her geçen gün büyüyen sermaye sahipleri ve diğer uçta her geçen gün fakirleşen proleterya. Peki bu durumda proleter mücadelenin kendi kalkanlarını oluşturması olasılık dahilinde görülmüyormu?

Kapitalizm bir yanda inanılmaz bir zenginlik diğer yanda ise ölümcül bir yoksulluk üretiyor. Dünya Bankası ve Dünya kalkınma raporu verilerine göre;

Dünya nüfusunun yarısı, yani 3 milyardan fazla insan günde 2 dolardan daha az, 1,5 milyar insan da 1 dolardan daha az bir gelirle “yaşıyor”. Buna karşılık dünya nüfusunun yüzde 10’u, dünya toplam gelirinin yüzde 70’ini alıyor.
800 milyon insan aç yaşıyor. Yılda 11 milyon çocuk açlıktan ölüyor.
Afganistan’da günlük ortalama gelir 44 cent, Etiyopya ve Kongo’da ise 27 cent.
Doğu Asya ve Pasifik ülkelerinde yaşayan 267,1 milyon kişi, Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde yaşayan 17,6 milyon kişi, Latin Amerika ve Karayipler’de yaşayan 60,7 milyon kişi, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşayan 6 milyon kişi, Güney Asya’da yaşayan 521,8 milyon kişi, Sahra altı Afrika’da yaşayan 301,6 milyon kişi, günde 1 dolardan daha az gelirle yaşamını sürdürüyor.

Bu veriler kapitalizm nereye kadar sorusunu tekrar sorgulamak açısından yeterlidir sanırım...

student
26.07.2006, 07:16
Gelir dağılımında en düşük payı alan insanlar dahi bu düzeni savunmaya çalışıyor oysa ne kadar haksızlığa uğradığını bi anlayabilse...

eylüleren
26.07.2006, 22:03
Kapitalizmde çalışmadan kazanma yoktur. ‘Paranın efendisi’ olanlar bir zamanlar ‘Çalışmanın kölesi’ olmuş kişilerdir. Ya da babalarının döktüğü terlerin sefasını onlar sürüyorlardur. Ancak ter dökmeden elde etme de yoktur.çalışan kazanır kazanansa daha çok kazanır.güncel hayatımızda yaşanan kısa alıntı veriyorum alt tarafa üzücü ama gerçek kapitalizimin bir boyutu insanlarımız üzerindeki.





Laz Kapital'den Kapitalizum sizi Fortislesun mi?


Baluk pazarinda hamsi bakayidum, bizum Netceğuk Hasan yanuma geldi. Nasilsun ula Netceğuk Hasan, dedum. Bu biraz sikintili, “Laz Marks emice, artuk bana Netceğuk Hasan dema, adumi değuşturdum” dedi. İsmune ne oldi ula? “Artuk Kiymalipide Hasan diyeceksunuz bana. Netceğuk Hasan’i attum, Kiymalipide Hasan oldum.”



Meğer Karadenuz Pidecisi Hüseyin, reklam içun bu divanenun ismini 1 yilluğina satun almiş. Kafe Kirovn Galatasaray, Kola Turka Peşuktaş, Fortis Türkiye Kupasi, Turksel Super Lig gibi.
Efendum sermaye böyle bir şeydur. 100 yilluk tarihuni marihuni dinlemez, 10 yilluk sömuriyle birikturduği sermayeyle, gelup isminun önine konar. Senin olan her şeyi alup satmak ister. Mezardaki atıl duran bir altun diş bile sermayeyi rahatsuz eder. O güzelum altun kaplama diş yerinden sökülmeli, değişume girmeli, alinup satilmalidur. Öli bile olsan değerun, alinabilitenle ve satılabilitenle ölçülur. (Bakunuz; Alinabilite ve satilabilite yasalari. Sayfa 136 / Adem Simit)

Cicili bicili kapitalizum

Burjuvazi, üstunluği ele geçurduği her yerde, bütun feodal, ataerçil, romantuk ilişkilere son verdi. İnsan ile insan arasinda, çiplak çikardan, katı "nakit ödeme"den başka hiç bir bağ birakmadi. Çek bile kabul etmemektedur ander kaybana. Kişisel değeri, değişum değerine indurgedi, ve sayisuz özcürluğun yerine, o tek insafsuz özcürluği, ticaret özcürluğuni koydi.

Kendilerini parça parça satmak zorinda olan bizum uşaklar, bütun oteki ticaret nesneleri gibi, bir metadurlar, ha işgücuni satmiş ha isminun önini-arkasini. Netceğuk Hasan boyle yaparak, iktisadi yasalara, piyasanun kurallarina uymiş ve hayirli bir vatandaş olmiştur. Çünki kapitalizumde her insan diğerini, yeni bir özveriye, yeni bir bağimliluk içine sokmaya ve bunun sonuci iktisadi yıkıma götürmek üzere, yeni bir gereksunme yaratmaya zorlar.

Sordum bizum Netceğuk Hasan’a, Pideci Huseyin’un vereceği parayla yeni çikan kamerali cep telefonlarindan alacakmiş. Yahu gören de Tokyo Borsasi’nda oynayan Japon işadami zanneder bu kolotiyi. Ula bütun gün fiti fiti oyun oynayup, otun bokun resmini çekeyisunuz, senun neyine cep telefoni. Kapitalizum, içinde rengarenk şekerlerun doli olduği beyuk bir şekerci dükkani gibidur. Bizum kro – manyon kadar bile zekasi olmayan insan evladumuz da bu şekerci dükkanina girmiş küçucuk uşaklarun tepkilerini vermekte ve çildurmiş gibi şekerlere hücum etmektedur.

Efendum, kendisine kapitalizumun dayattuği metalari bir sure sonra gerçek ihtiyaçlariymiş gibi algilayan uşaklar hemen bir başkasini bu tuzağa düşurmek içun çabalara girmektedur.

Herkes kendi bencil gereksunmesinun doyumuni bulmak içun, öteki insanlari egemenluk altina alan bir güç yaratma peşinde koşmaktadur. Her yeni ürün, bu karşilukli aldatma ve karşilukli soyguni daha da pekişturur. Her ürün, ötekinun parasinun çekilmeye çalişulduği bir yemdur.

Aşırı Fortislemenun soni

Kapitalizum insanun zaaflarini kollar, hasta isteklerini uyandurur, besler, büyutur. Kapitalist ilişkilere girtlağina kadar batmiş kişilere dikkatli bakun; narkoz yemiş gibidurler, gözleri haboyle buzhanede beklemiş hamsi gibi mattur. Ağir kapitalist narkoz yüzinden kendisinun olmayan bir hayati, hiçbir zaman yaşamak istemeyeceği bir hayati yaşamak zorinda kalur.

Son söz niyetine; bunca ihtişamina ve güçli görünmesina rağmen emperyalist - kapitalizum hala bir kovboy kasabasi dekori gibidur. Ön taraftan bakinca bar, salon, kasabanun şerifinun ofisi her bir şey tastamam. Ama biraz yaklaşup içine girince; arka tarafi yok. Meğer koskoca kasaba bir panoymiş. Efendum mesele bu dekori yikacak, yurekli ellerde ve halklardadur. Gerisi laf-i güzaf.



alıntı:yılmaz okumuş

huseyn
28.07.2006, 18:37
insanların zincirlerinden başka kaybedek bişeyleri kalıncaya dek devam edecek kaitalizm denilen o aşağılık rüzgar. ondan sonra da bir sabah uyandığımızda ise bir güneş yükselecek tüm insanlığa: sosyalizm...

sonerk
28.07.2006, 19:03
marksın dünyada bir gün kapitalizm bitecek ve eninde sonunda sosyalizm gelecek tezi çürütüldü ... kapitalizmin biteceğine ve sonunun geleceğine inanmıyorum zaten bu da bilimsel olarak çürütüldü kapitalizmin bitmesi için insan neslinin bitmesi gerekiyor ...insanlara cazip gelen kapitalizmin sunduğu olanakları hazır tüketmektir bu insanlığın doğasında varolan bişey tüketmek ama kapilazm için tüketmek başka bişeydir ...uzayada çıksak ordada kapitalizm salatanatı görülür bu bir gercek sosyalizm anacak savaşmakla ,silahlı mücadeleyle olur sovyetlerde olduğu gibi ama kapitalizm için bu gecerli değil insanlığın doğasına daha yakındır...

Siya Saperen
28.07.2006, 19:45
marksın dünyada bir gün kapitalizm bitecek ve eninde sonunda sosyalizm gelecek tezi çürütüldü ... kapitalizmin biteceğine ve sonunun geleceğine inanmıyorum zaten bu da bilimsel olarak çürütüldü kapitalizmin bitmesi için insan neslinin bitmesi gerekiyor ...insanlara cazip gelen kapitalizmin sunduğu olanakları hazır tüketmektir bu insanlığın doğasında varolan bişey tüketmek ama kapilazm için tüketmek başka bişeydir ...uzayada çıksak ordada kapitalizm salatanatı görülür bu bir gercek sosyalizm anacak savaşmakla ,silahlı mücadeleyle olur sovyetlerde olduğu gibi ama kapitalizm için bu gecerli değil insanlığın doğasına daha yakındır...

Sn. Sonerk;

Kapitalizm günümüze kadar süregelen toplumlar yapısında belkide en uzun kalan, kalacak olan sistemdir. Fakat, metanın sınırlılığını göz önünde bulundurduğumuzda üretimin dinamiklerinin tüketime oranla çok fazla olduğunu, bu sıkıntıyı da metanın sınırlılığını hesap etmeden sadece kar amaçlı yaptığını görürüz. Nitekim azalan ve yakın bir dönemde tükenmesi öngörülen enerji kaynalarının bir çogunu buna örnek verebiliriz. Üretimin fazla olduğu, tüketimin de bir çok yöntemle teşvik edildiği bu sistem aynı zaman da iki sınıf arasındaki farkın açılmasına neden olmaktadır. Yani kapitalizm de asıl sorun sınıfsal farklılıklar, bunların arasındaki farkın açılması ve zamanla iş gücünün yerini sanayi ile birlikte makinaların alması olarak gösterilebilir.

Bu durumda kapitalizm kendini liberal bir seviyeye taşıyarak geliştirme aşamasına girmiştir. Bu yeni sistem ise gelişimin devam etmekte olduğunun bir kanıtıdır.

Aslında konu çok farklı ve geniş boyutlarda açarak tartışılabilir. Bunun için biraz muhalefete ihtiyaç var sanırım :)

Sözüne ettiğiniz bilimsel çürütme raporlarını, değerlendirmelerini paylaşırsanız muhalif olarak konuyu açma olanağı buluruz...

slush
28.07.2006, 20:08
Üretimin fazla olduğu, tüketimin de bir çok yöntemle teşvik edildiği bu sistem aynı zaman da iki sınıf arasındaki farkın açılmasına neden olmaktadır.

Aslında konu çok farklı ve geniş boyutlarda açarak tartışılabilir. Bunun için biraz muhalefete ihtiyaç var sanırım :)


Kapitalizm yatay bir egri yada dikey egri olarak düz sekilde devam etmez.. inisli ce cikislidir.. .. Tavan ve taban olayi vardir... Peki bu kriz nasil olur.. Arz ( Yani uretilen mal) fazla olup tüketilen malin az olmasidir.. Malinizin alicisi olmamasidir...Ama daha fazla kar güdüsüyle hareket eden firma sahibi sabit giderleri( elektrik, su , makine, kira) eksitemecegine göre bunu is yerinde calistirdigi icilerin maaslarini dusurmekte bulmustur.

Bu is yerinde calisan iscinin satin alma gücünü azaltmistir.. Ve isci sadece hayatta kalmak icin zorunlu gida harcamalarini yapar ve diger urunlere gecmez bu zincirleme etki ile kapitalizm icersinde yer bulur.. Ornek isci gidip pasta almaz. Pastaci un almaz v.s

Yay etkisi ile bu hareket tum ekonomiye yayilir ve artik pazara sunulan mal fazlaligi vardi ve isci cikartilmaya baslanir yeni yatirimlar yapilamaz..

1929 ekonomik buhranida kapitalizm icin bir sondu denilirken.. Keynesin Maliye politikalari ( Devletin ekonomiye harcama ile mudahele etmesi) ekonomoyi canlandirmistir.. Amerikadaki bir cok bina o surec icinde yapilmistir.. Hatta 100 kisilik grub cukur kaziyor diger 100 kisilik grup bu cukuru kapatiyordu.. Boylelikle ekonomide tekrar yay etkisi ile bir hareketlenme olmustur..

Bir zamanlar Devlet sadece jandarma gorevi yapsin egitim saglik adalet isleri ile ugrsassin diyenlerin politikalari maliye politikalari durdurulmustur..

Kaptalizm ici dinamigi ile kendini kriz icersinden her defasinda cikartmayi bilmistir.. Yeni teorisyenler v.s ve bunu hep yapacaktir...

manifesto
28.07.2006, 20:19
huseyn ; ondan sonra da bir sabah uyandığımızda ise bir güneş yükselecek tüm insanlığa: sosyalizm...

Evet o güneşe şahit olduk :) 20 asırda bolca kavrulduk o güneşde..şimdi bir gölgelik arıyoruz...
Bu konuda ben tarafsız sayılırım..ne kapitalistim nede kominist(sosyalist)
İki tarafında artıları var ama ikiside tek başına yeterli bir sistem değil....
Yani sadece kendi söylemleri ile veya kuramları ile ayakda kalmaları mümkün değildi..zaten sosyalizm 20 asırda kısa bir sürede çöktü,kapitalizm ise çöküş trendinde..
Ama şunu ifade etmek lazım ki serbest piyasa ekonomisinden ve açık ekonomilerden ve malın ve emtihanın serbest dolaşımından ve yine özel girişimden geri dönüş artık mümkün değildir....
Siyah Marti ; Yani kapitalizm de asıl sorun sınıfsal farklılıklar
Evet bu doğru yani sınıfsal farklılıklar yani zengin fakir arasındaki fark..
İşte buraya zekat giriyor...:) Koç'un bir yıllık zekatını hesap ettim 100 milyon dolar civarında..

Siya Saperen
28.07.2006, 20:55
Arz ( Yani uretilen mal) fazla olup tüketilen malin az olmasidir.. Malinizin alicisi olmamasidir...Ama daha fazla kar güdüsüyle hareket eden firma sahibi sabit giderleri( elektrik, su , makine, kira) eksitemecegine göre bunu is yerinde calistirdigi icilerin maaslarini dusurmekte bulmustur.


Arz ve talep döngüsünün de çeşitli şekillerde sorun olmaktan çıkarıldığını görebiliriz. Yaratılmaya çalışılan ve büyük ölçüde başarılan bu aşamanın adı ise tüketim toplumları oluşturulmasıdır. Bu toplumlarda üretim en aza indirgenerek, ellerindeki kaynakları kullanıp tüketim toplumu haline getirilmesi amaçlanır. Bunlara en bariz örnek arap toplumlarıdır. Arzın kar nedeniyle artırılması dolayısıyla oluşturulan bu yeni toplum şekli, talebin az olmasını engllemektedir. Bu durumu kapitalin dar bogazdan kurtulmak için çareler araması olarak yorumlayabiliriz. Oluşturulan bu yeni toplum şekli ile üretim toplumları dallarında uzmanlaşırken tüketim toplumları yerlerinde saymaya devam eder. Dahası ellerindeki kaynaklar zamanla tükenmeye başlamasıyla birlikte (tabiki bunun içerisinde çeşitli politik faliyetler de vardır) sınıfsal farklılıklar oluşmaya başlar. Pazar her zaman yeni tüketim toplumları oluşturmak (yeni mişteriler) için ne gerekiyorsa yapar. Ve dolayısıyla yeni fakir toplumlar vs...

1929 ekonomik buhranida kapitalizm icin bir sondu denilirken.. Keynesin Maliye politikalari ( Devletin ekonomiye harcama ile mudahele etmesi) ekonomoyi canlandirmistir.. Amerikadaki bir cok bina o surec icinde yapilmistir.. Hatta 100 kisilik grub cukur kaziyor diger 100 kisilik grup bu cukuru kapatiyordu.. Boylelikle ekonomide tekrar yay etkisi ile bir hareketlenme olmustur..

Bir zamanlar Devlet sadece jandarma gorevi yapsin egitim saglik adalet isleri ile ugrsassin diyenlerin politikalari maliye politikalari durdurulmustur..

Kaptalizm ici dinamigi ile kendini kriz icersinden her defasinda cikartmayi bilmistir.. Yeni teorisyenler v.s ve bunu hep yapacaktir...

Bu durumu sizin yorumladığınız şekli ile ele almak çok doğrudur. Fakat önemli olan noktalardan biri ise hala yeteri kadar istenilen seviyeye ulaşmamış bir sistemin çarklarının durmasını beklemek. Belirli dönemlerde kapital sistem içerisinde durağan seyirlerle karşılaşılır. Bu durumun ana nedeni de sözüne ettiğiniz gibi arz talep dengesinin sağlanamamasıdır. Fakat bu durum yeni pazarlar oluşturularak aşılabilir. Önemli olan nokta ise sınıfsal farkların açılarak, sistemi sekteye ugratmasıdır. Yani bu durumda aslında yeterli seviye ile kasıt sistemin bir süre sonra sanayileşmenin artmasıyla birlikte iş gücüne ihtiyaç seviyesinin azalmasıdır. Bu durumda ise kapital sistemin özgürlükçü bir rotaya oturmasını beklemek ve dolayısıyla gelişiminin son noktasında olduğundan emin olmak gerekmektedir...

sonerk
28.07.2006, 20:59
Sn. Sonerk;

Kapitalizm günümüze kadar süregelen toplumlar yapısında belkide en uzun kalan, kalacak olan sistemdir. Fakat, metanın sınırlılığını göz önünde bulundurduğumuzda üretimin dinamiklerinin tüketime oranla çok fazla olduğunu, bu sıkıntıyı da metanın sınırlılığını hesap etmeden sadece kar amaçlı yaptığını görürüz. Nitekim azalan ve yakın bir dönemde tükenmesi öngörülen enerji kaynalarının bir çogunu buna örnek verebiliriz. Üretimin fazla olduğu, tüketimin de bir çok yöntemle teşvik edildiği bu sistem aynı zaman da iki sınıf arasındaki farkın açılmasına neden olmaktadır. Yani kapitalizm de asıl sorun sınıfsal farklılıklar, bunların arasındaki farkın açılması ve zamanla iş gücünün yerini sanayi ile birlikte makinaların alması olarak gösterilebilir.

Bu durumda kapitalizm kendini liberal bir seviyeye taşıyarak geliştirme aşamasına girmiştir. Bu yeni sistem ise gelişimin devam etmekte olduğunun bir kanıtıdır.

Aslında konu çok farklı ve geniş boyutlarda açarak tartışılabilir. Bunun için biraz muhalefete ihtiyaç var sanırım :)

Sözüne ettiğiniz bilimsel çürütme raporlarını, değerlendirmelerini paylaşırsanız muhalif olarak konuyu açma olanağı buluruz...

sn siyah marti
kapitalizmin sınıflı bir sistem getirdiği doğru buna bende karşıyım kapitalizmin dünya doğal kaynaklarını bilinçsizce tükettiğide doğru ama benim demek istediğim marksın öne sürdüğü kapitalizm bir gün bitecek ve dünya eninde sonunda sosyalizme teslim olacak tezidir bu olmayacak sosyalizm ancak silahlı mücadeleyle getirilebilir insanlar doğal olarak kabullenmeyecek bi kere kapitalizmin bitmesi diye bişey söz konusu değil kapitalizm insanlık var oldukça var olacaktır....SAYGILAR...

slush
28.07.2006, 21:16
Evet bu doğru yani sınıfsal farklılıklar yani zengin fakir arasındaki fark..İşte buraya zekat giriyor...:) Koç'un bir yıllık zekatını hesap ettim 100 milyon dolar civarında..

Oyle degil mi zekat islamin olmazsa olmazlarindandir ilk 5 sartin icinde. Ve gelir dagilimini duzenleyici.. Ama ne hikmetse kimse tinmiyor.. Ramazanda hep su geyik vardir abi niyetliyimmm... Oruc tutuyon mu .... Hic duymadim bu sene su kadar zekat verdim diyeni...Ama türkiyede zekat söyle isliyor zengin, zekatini götürüyor fakire veriyor...fakir de aldım kabul ettim diyor sonra zengine veriyor bu adet halini almıştır. zenginler zekat verirken fakirin bunu iade edeceğini biliyor fakir de adet oldugunu bildigi için geri vermek uzere kabul ediyor... hehe bunun yorumuda soyle oluyor herkes malini istedigi kisiye hediye edebilir...

Petrol zengini arap muslumanlarda farkli degil sistem boyle...

Vergi yüzsüzleri aciklandigi gibi zekat vermeyenler de aciklansin.. 1/40 :)

slush
28.07.2006, 21:36
[FONT="Comic Sans MS"] Bu toplumlarda üretim en aza indirgenerek, ellerindeki kaynakları kullanıp tüketim toplumu haline getirilmesi amaçlanır. Bunlara en bariz örnek arap toplumlarıdır. Arzın kar nedeniyle artırılması dolayısıyla oluşturulan bu yeni toplum şekli, talebin az olmasını engllemektedir. Bu durumu kapitalin dar bogazdan kurtulmak için çareler araması olarak yorumlayabiliriz. Oluşturulan bu yeni toplum şekli ile üretim toplumları dallarında uzmanlaşırken tüketim toplumları yerlerinde saymaya devam eder.]

Kapitalizm icersinde mal üretilip piyasa verilmeli alicisi olmali yani bir canlilik olmasi lazim. bu sekilde devam ettikce herhangi bir sorun olmaz ama isletme sahiplerinin asiri kar duskunlugu kapitalizm icin en buyuk tehlikeyi arz eder..

Arap toplumunu ornek vermissiniz. Ordaki petrolden elde edilen gelirin altinda degil bir sekilde uretimde olmasi lazim.. Kapitalizm ic celiskilerle doludur..

Ben ornekleme konusunda eski kita yada turkiye uzerinde hareket etmek istiyorum.. Turkiyede yasanan bir kredi karti cilginligi ve sonuclarini gorduk. bir kisinin 5 bankaya ait kredi karti vardi ve bunlar limit olarak 2000usd diyelim her biri icin 10,000usd elinin altina suruldu ve bunu tuketilmesi istendi. Her banka yoldan gecen herkese kredi taksiti vermeye basladi. . Taksit bugun al 3 ay sonra ode diye felan.. Kimse vadeli mevduat hesabindaki parayi cekip gereksiz harcama yapmiyacagi gibi bu kredi kartlarindaki 10,000 usd yi kullanmaya basladi ve aylik gelirlerinin üzerinde harcamlar yapildi... ve borclarini ödeyememe burda kapitailzm bireyleri borclandirarak bir hareketlenme getirdi... Banka alacagi komisyona post makinesi kredi karti islem miktarina bakti, Tuccar sattigi mal dan getirisine.. Sonuclari mahkemeler, hacizler ve intaharlara varan bir dongu devlet tekrar burda cikip düzenleyici etkisini yapti..Limitler belirlenerek.. Bunu anlatmamdaki amac bankalarin karlarini yukseltmek icin yaptiklarini devletin duzenliyici etkisi...

egeo
28.07.2006, 23:30
Siyah marti sana burda da rastlamak güzellll

Siya Saperen
29.07.2006, 00:38
Zekat verilerek yoksul insanlara yardımcı olunabilir. Fakat nereye kadar? Onlara iş vermek daha mantıklı olmazmıydı? Bu konuyu inanca dahil edenlere katılmıyorum. Yeni bir dünya söyleminiz yüz yıllardır devam ediyor. Şu ana kadar hala bir sonuç elde edemediniz. Neden? Tüm dünya size göre dinsiz. Belki de bundan dolayı...

.......

Kapitalizm icersinde mal üretilip piyasa verilmeli alicisi olmali yani bir canlilik olmasi lazim. bu sekilde devam ettikce herhangi bir sorun olmaz ama isletme sahiplerinin asiri kar duskunlugu kapitalizm icin en buyuk tehlikeyi arz eder..

Arap toplumunu ornek vermissiniz. Ordaki petrolden elde edilen gelirin altinda degil bir sekilde uretimde olmasi lazim.. Kapitalizm ic celiskilerle doludur..

Pek tabiki. Kapitalizm paranın sülkülasyonu, emeğin paraya dönüşümü ve dolayısıyla sermayenin iş gücünü kullanımı demektir. Ama benim sözüne ettiğim konu kapitalde bu sülkülasyonun sağlanması (daha doğrusu kar) adına yapılan yatırımların dönüşümünün emekçiye değil sermaye sahiplerine olması. Bunun liberal bir anlayışla birleştiği zaman yapacagı yıkıcı etki, iç dinamiklerini tekrar toplamasına olanak vermeyeceği ile ilgili. Bu bağlamda aslında gerçek yıkımı kapital, liberal bir yapıya kavuşmakla yaşayacaktır...

Arap toplumunda da mutlaka ki üretim söz konusudur. Fakat artık sadece iç piyasa için üretim yapmak ülkenin ekonomisinin devamlılığı için yeterli olmuyor. Eğer diğer ülkelerle bu yönde rekabet edemezseniz ve sadece yeraltı kaynaklarınız ile devamlılık sağlarsanız bir çok açıdan dışa bağımlı kalmaya mahkumsunuz demektir. Bu yönde şu anki bulundukları durum itibarıyle bunu söylemek çok yerinde olur. Bkz. ekonominin devlet üzerindeki siyasal etkileri ve otorite...

(Eğer sosyalizm silahlı mücadele sonunda gelecekse ki çok olağan dışı görünüyor; buyursun kapımız açık :mahsum )

slush
29.07.2006, 01:09
Pek tabiki. Kapitalizm paranın sülkülasyonu, emeğin paraya dönüşümü ve dolayısıyla sermayenin iş gücünü kullanımı demektir. Ama benim sözüne ettiğim konu kapitalde bu sülkülasyonun sağlanması (daha doğrusu kar) adına yapılan yatırımların dönüşümünün emekçiye değil sermaye sahiplerine olması.

Evet öyle zaten bu kapitalizm. isletme sahibi kar güdüsüyle is yeri acar ve kar elde eder.. Devlet bu karlardan elde ettigi vergilerle hizmet yapar.. Siniflar arasindaki farki gidermek icinde artan oranli vergi tarifesi koyar.. eski kitada sosyal devlet bu yüzden cok güclüydü.. güclüydü diyorum cünkü fransada almanyada sosyal devletten kurtulmak istiyor..

2050 yilinda 1-Cin 2-Hindistan 3- Amerika olarak öngoru hakimdir...

Arap toplumunda da mutlaka ki üretim söz konusudur. Fakat artık sadece iç piyasa için üretim yapmak ülkenin ekonomisinin devamlılığı için yeterli olmuyor. Eğer diğer ülkelerle bu yönde rekabet edemezseniz ve sadece yeraltı kaynaklarınız ile devamlılık sağlarsanız bir çok açıdan dışa bağımlı kalmaya mahkumsunuz demektir. Bu yönde şu anki bulundukları durum itibarıyle bunu söylemek çok yerinde olur. Bkz. ekonominin devlet üzerindeki siyasal etkileri ve otorite...

Bu uluslar arasi ticaretin kanunudur.. Dis Ticaret aciklari o ulkenin ekonomiki göstergesidir.. ihracattan - ithalati cikartiyoruz.. Bazen aciklar olumludur cunku makine ve ekipmanı disardan tedarik ediyorsak acik vermesi normal... Ama bizim ülkemizde boyle degil.. Arap ülkelerinde devamli dis ticaret fazlasi vardir dogal kaynaklardan dolayi aldiklari ise (ithalati) lüks tüketim.. Silah v.s Arap ülkelerinden iranin sanayi yonunde yillardir süren bir hamlesi vardir...

Globalizmde uretimler paylastirilmistir.. Almanya agir sanayi dedigimiz otomobil makine uretimi..Japonya elektronik.. ingiltere finans v.s bunlari yaparken az gelismis ülkelerde emek yogun urunler yaptirilmakta....

Araplarin petrolleri bittiginde sadece iran ayakta durabilecek bir yapiya sahip su anda...

gencsosyalist
29.07.2006, 12:35
kapitalizmle mücadele ancak ve ancak halkların enternesyonalist bir bilinç oluşturmasıyla olur....
kapitalizm hala devam ediyor ve edecek.çünkü türkiye'de burjuvaziye karşı gelişen bi işci sınıfı olmadığı için burjuvazi hergeçen gün daha da ilerliyor.

huseyn
29.07.2006, 12:49
Evet o güneşe şahit olduk :) 20 asırda bolca kavrulduk o güneşde..şimdi bir gölgelik arıyoruz...
Bu konuda ben tarafsız sayılırım..ne kapitalistim nede kominist(sosyalist)
İki tarafında artıları var ama ikiside tek başına yeterli bir sistem değil....
Yani sadece kendi söylemleri ile veya kuramları ile ayakda kalmaları mümkün değildi..zaten sosyalizm 20 asırda kısa bir sürede çöktü,kapitalizm ise çöküş trendinde..
Ama şunu ifade etmek lazım ki serbest piyasa ekonomisinden ve açık ekonomilerden ve malın ve emtihanın serbest dolaşımından ve yine özel girişimden geri dönüş artık mümkün değildir....

Evet bu doğru yani sınıfsal farklılıklar yani zengin fakir arasındaki fark..
İşte buraya zekat giriyor...:) Koç'un bir yıllık zekatını hesap ettim 100 milyon dolar civarında..


hangi güneşe şahit oldunuz acaba?? yıllar yılı sömürüldükten sonra birilerinin çıkıp da sosyalizm söyleleri söylemesi tabi ki üstünüzdeki ölü toprağını kaldıramadı daha. komünizmin kendi kuramlarıyla ayakta kalmasının mümkün olmadığını söylemişsiniz . peki komünizmin çıkmazı var mıdır?? marx engels bu çıkmazları bulamamışken bana anlatabilir misiniz acaba?? bie diğeri de sosyalizm 20 yılda çöktü diyosunuz o zaman;
küba neden hala ayakta??
angola neden hala sosyalist??

manifesto
30.07.2006, 01:02
huseyn ; marx engels bu çıkmazları bulamamışken bana anlatabilir misiniz acaba??
Elbette ikiside boş insanlardı bana göre...
Kominzimin çıkmazı bugün olduğu gibi DİN...
O öyle bir çıkmaz ki vakum gibi insanları içine çeker..
Onsuz hayat tasarımı insana demir cevheri muamelesinden öte birşey değildir..
o zaman;
küba neden hala ayakta??
:) Kubanın ömrü Castro nun ömrü kadar..
ADAM epey inatçı çıktı...hayatta olmak gelecek ve vizyon ortaya koymakdır nefes alıp vermek değil..

Gannush
30.07.2006, 01:09
Ama şunu ifade etmek lazım ki serbest piyasa ekonomisinden ve açık ekonomilerden ve malın ve emtihanın serbest dolaşımından ve yine özel girişimden geri dönüş artık mümkün değildir....

Özel girişimi bir yana koyarsak, sosyalistlerin açık ekonomilere, metanın, paranın serbest dolaşımına ilkesel düzeyde karşı olduklarını sanmıyorum.
Serbest dolaşıma karşı çıkışlar, daha çok, cemaat tahayyülüne sahip hareketlerden geliyor : Milliyetçiler, İslamcılar, Hristiyancılar... kabileciler..bölgeselciler...vesaire..

huseyn
30.07.2006, 21:32
[QUOTE=manifesto]Elbette ikiside boş insanlardı bana göre...
Kominzimin çıkmazı bugün olduğu gibi DİN..
sayın manifesto;

komünizmide dinin çıkmaz olduğunu söylemişsiniz peki ilk insanların yaşadığı çağadönelim. o insanlar taş devri dönemlerinde dinleri yoktu gayet yaşayabşlen insanlardı. sonra insanın aklını kullanmasıyla "din" ve "allah" kavramını kendi çıkardı. marx ın çıkmazı din değildir!
işe yaramaz adamlar demişsiniz onların işe yaramamaları sizce peygamber olmamaları olabilir mi:)

manifesto
30.07.2006, 21:40
huseyn ; o insanlar taş devri dönemlerinde dinleri yoktu gayet yaşayabşlen insanlardı
:) Taş devr insanları mı? Fred çakmaktaş ve Barni Moloztaş gibi mi?
Hayatı çizgifilmlerden öğrenemeyiz.Taş devri insanı diye birşey yokdur..Bu ateistlerin bilim dünyasına soktukları filimdir..
İlk insan Adem dünyaya geçici bir süreliğine gönderildiğinde eşyanın bütün ismini ve cismini biliyordu..Tarım yapıyor üretiyordu..Yani ilk insan ve son insan hep aynı..Gelişen ve değişen sadece TEKNİK...ve bilim..Yani mağara adamları bir masal...
Eğer işe yarayan insanlar olsaydı getirdikleri sistem bir kaos ve ölüm girdabı olmazdı..Sosyalizm her canlıda mevcuttur hayat sosyal olmakdır ama kominist olmak değildir..20.YY. tecrübelerini iyi okumak lazım..
Acaba nerede hata yaptık diye öz eleştiri yapmak lazım..

Siya Saperen
31.07.2006, 01:37
Anlamakta asıl zorluk çektiğim konu ise ideoloji ve kuramları inanç nezlinde değerlendirenler. Bu tutum aslında bu raiyata uyan ülkelerin siyasi ve ekonomik durumlarının göstergesidir. Çünkü inanç odaklı yönetim şekilleri üretim ve bilim yönünde kendi pazarlarını oluşturamazlar. İç çekişmeler ile boğuştukları için de siyasi otoritelerini insanlığın temel hürriyetlerini kısıtlayarak elde etmeye çalışırlar. Bu yüzden gerekli seviyeye ulaşamamış totaliter rejimleri ve inanç odaklı sistemleri savunmaya gerek yoktur...

..............................................

Evet öyle zaten bu kapitalizm. isletme sahibi kar güdüsüyle is yeri acar ve kar elde eder.. Devlet bu karlardan elde ettigi vergilerle hizmet yapar.. Siniflar arasindaki farki gidermek icinde artan oranli vergi tarifesi koyar.. eski kitada sosyal devlet bu yüzden cok güclüydü.. güclüydü diyorum cünkü fransada almanyada sosyal devletten kurtulmak istiyor..


Evet genel anlamda kapitalde döngü bu şekilde devam eder fakat sermayenin devleti kontrol altında tutması sınıflar arasındaki farkın açılmasına iyi bir sebeptir. Kaldı ki vergiler ile sınıfsal farklılıkları eşitlemek mümkün değildir. Çünkü alınan vergiler sınıf farkı gözetmeksizin halkın tamamına yansıtılır. Dar gelirli emekçi (kapitalde) yüksek vergi oranları ile alt sınıf olarak kontrol altında tutulur. Verginin etkilemediği kesim ise burjuvadır. Çünkü para sülkülasyonunu en iyi kullanan sınıftır...

Diyebiliriz ki, kapitalist sistem sınıflar arasındaki farkın açılmasına neden olur. İki temel sınıf yaratır ve bu sınıflar arasındaki savaş büyüdüğünde kapital sistemin çöküşünün temelleri atılmış olacaktır...

Zahir
31.07.2006, 09:14
Kapitalizm, peki nereye kadar?


Her ne kadar doğruluğuna inanmasamda Sömürüye, Emperyalizme kanının son damlasına kadar savaşabilecek güçlü bir sosyalist devletin varlığı bu vahşete dur diyebilir ve Dünyadaki dengeleri ayakta tutabilir. Sovyetlerin yıkılmasından sonra bu vahşetin karşısında Çinden ümidim vardı ama gerek jeopolitik konumu gerekse nüfus yoğunluğundan dolayı tüm halkların beyaz atlı prensi olmaktan ziyade, pastadan nasıl pay kaparım düşüncesi bu ümidimizi boşa çıkardı. İnanç değeri taşıyan ülkeler hakkında ise hiç yorum yapmak istemiyorum.

Dolayısı ile nereye kadar sorunuza; :confused1

FaLLeN
31.07.2006, 11:37
Dünyada sadece tek bir sistem kendi kendiini yok Eder O da kapitalizimdir

Nereye kadar sorusu izlenimlere dayalı biir sonuçla cevaplanabilir...sistemin bulunduğu durum ,ekonomi ve topllumun yaşayını iyice daraltana kadar devam edecektir...

Alternatif sistemleri düşünmek Çok erken...

huseyn
31.07.2006, 14:14
:) Taş devr insanları mı? Fred çakmaktaş ve Barni Moloztaş gibi mi?
Hayatı çizgifilmlerden öğrenemeyiz.Taş devri insanı diye birşey yokdur..Bu ateistlerin bilim dünyasına soktukları filimdir..
İlk insan Adem dünyaya geçici bir süreliğine gönderildiğinde eşyanın bütün ismini ve cismini biliyordu..Tarım yapıyor üretiyordu..Yani ilk insan ve son insan hep aynı..Gelişen ve değişen sadece TEKNİK...ve bilim..Yani mağara adamları bir masal...
Eğer işe yarayan insanlar olsaydı getirdikleri sistem bir kaos ve ölüm girdabı olmazdı..Sosyalizm her canlıda mevcuttur hayat sosyal olmakdır ama kominist olmak değildir..20.YY. tecrübelerini iyi okumak lazım..
Acaba nerede hata yaptık diye öz eleştiri yapmak lazım..

taş devri insanlarından fred ve barni yi anlıyorsanız size diyecek başka bişey bulamıyorum:)