Orijinalini görmek için tıklayınız : Avrupa birliğini istiyormusunuz?
Sevgili Canlar;
Avrupa birliği'ni İstiyormusunuz, Katılımın bizlere katkısı olacakmı, katılım sizce doğrumu. Bu ve bunun gibi sorular
Iyi günler Selin Hanim,
Güzel bir konuya deyinmissiniz,
Bence Türkiye Avrupa birligine tam üye olmamali, neden derseniz, 1987'den beri Avrupa Ülkesi olan Fransa'da yasiyorum, bu kurulusun tarihine bakarsaniz, asagi yukari 50 sene önce ilk olarak 7 ülke arasinda Imzalanan çelik ve kömür antlasmasiyla basladi.
Derken bugünkü formatini bulana kadar degisiklikler gördü ve yeni üyeleri bünyesine aldi.
Fakat sunu iyi görmemiz lazim, bizim tarihimiz ve kültürümüz bunlarinkine hiç uymuyor, günlük yasam tarzimiz ve düsüncelerimizde.
1071'de Malazgirt savasi ile Türkler Anadoluya girdiginden beri biz bunlarin ebedi düsmani olduk, neden derseniz, Avrupalilarin neredeyse tüm mitolojilerinin yasandigi ve hiç kimsenin yenemeyecegini sandiklari Pers toplulugunun kolunu bükerek bu topraklara girdik.
Bugün bir
Afrodit (Dünya'nin en güzel bayani)
Krezüs (Dünyanin en zengin krali)
Troie ati (Bir kaleyi içten fethetmek için kullanilan dünyanin en akillica planinin simgesi)
vb
Bu saydiklarim ve bunun gibi bir çok kültürel zenginlik Avrupalilara ait ama bizim topraklarimiz üzerinde.
Kendimizi biraz Avrupali halkinin yerine koyarsak onlarin kin tutmalarini anlayabiliriz.
Simdi "Ama canim tarihe mazih derler" diyenleri duymaktayim fakat basta söyledigim gibi Avrupali bizim gibi düsünmüyor, biz her zaman mertçe hile yapmadan kazanan bir milletin fertleriyiz (Haci Bektasi Veli'nin nefesiyle savasa giden Yeniçeri Ordusu). Bu sekilde kazanmasini bilen kaybetmesinide bilir çünkü biz mertiz.
Avrupalilar ise ne kazandilarsa hile ile düzenbazlik ile kazandilar, kazanmasini bilmeyen kaybetmesinide bilmez.
Onun için bizim bunlarla masaya oturmamiz sadece gümrük ve insanlar konusunda özel iliski çerçevesinde olabilir.
Bizim bir an önce kendimize biraz çeki düzen verip (Mafya devletine son) Türkiye birligini kurmamiz lazim.
Jeopolitik ve uluslararasi ilskilerimiz bizim bu yolda gitmemize daha olumlu.
Bakin arkadaslar, Avrupa birligi en çok Amerikan'in ilgisini çekiyor (onlarin isine hiç gelmiyor).
Avrupa'yi yakindan takip etmek için Amerika Ingiltere ile iyi geçiniyor, ve çembere alabilmek için ise Türkiye'nin girmesini istiyor.
Avrupalilar ise Türkiye'nin Amerika ajani oldugunu düsündükleri için Türkiye'yi (Bir ajani) içlerine almak istemiyorlar.
Bence durum böyle
diablo21 28.09.2006, 15:09 istemiyorummmm..
AleviGenç 28.09.2006, 15:53 Selam
İstemeyen arkadaşlar neden istemiyorlar?:innocent:
ezelden evveli bir avrupayı bildik
7695
Umudum_Sende 28.09.2006, 16:54 isterim ya ne güzel işte...
yalnız hiç bir sınırlama olmıyacaksa....
Bende istemiyorum eğer avrupa birliğine üye olursak abd nin küçük azınlıklarından biri olup çıkarız hoş şimdide öyleyiz ama. ab ye üyelik demek yok olmak demek bence bizede katkılarının olcağını hiç sanmıyorum bu halimizden daha da kötü oluruz bence. hoş zaten almayacaklar ne diye uğraşıp duruyorsak anlam veremiyorum bunada.
insanlar kardeş 01.10.2006, 13:22 birlikte yanayım.ama şu avrupanın birliği ırakta ,afganistanda,bosna hersekte,filistinde ,vietnamda, güneydoğuda namussuzluğa ihanete kürek çekerken asla asla birliğe girmemeliyiz. eğer bu kürek saplarını insanlık adına çalıştıracaksak elbet bir olalam,birlik olalım.güneylisi batılısı avrupa afriklaısı kısacası bütün dünya halkları ile bir olalım.
bizi olduğumuz gibi kabul edeceklerse tamam.
bir birliktelik isteniyorsa belli kuralları olmalı ve onlara uyulmalıdır.bizi olduğumuz gibi kabuletsinler demek biraz duygusal yaklaşmak gibi geliyor bana.bence türkiye henüz birlikteliğe hazır değil.biz kendi kendimize bir birliktelik henüz sağlıyamazken nasıl avrupa birliğine uyum sağlıyacaz ki?
ZülfüKakul 06.10.2006, 09:32 Anket bölümünde fakat bu bir anket değil.
anket göremiyorum arkadaşlar.
Serkan_Devrim 06.10.2006, 12:37 anket eklenmiştir. topiği açan kişinin anketle ilgili istekleri olursa(seçenek eklemek, başlığı değiştirmek vb) bana ÖM ile ulaşsın. ayrıca konu uygun yere kaydırıldı.
Bende istemeyenlerdenim. Nedenine gelince,Avrupa bizleri olduğumuz gibi kabul etme düşüncesinde değil, hatta kabul etme düşüncesinde bile değil. Bizi kendilerinin istediği hale getirmeye çalışıyorlar. Belli şartlar öne sürüyorlar, malum bunları hepiniz biliyorsunuz.Bizler bu şartları kabul edersek kendi özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı delmiş olacağız ve bu bir teslimiyet anlamına gelir. Yani içi işlerimizde özgür (tabi o da bir yere kadar) dış işlerimizde de onların istediği şekilde top koşturur olacağız.Bu bir nevi kimlik sorunudur, eğer şartlı üyelik olursa(ki şartlar günden güne artıyor) kimliksiz bir toplum yolunda emin adımlarla yürüyor olacağız.
Ama zaten ortada bir gerçek var.Avrupa Birliğine zaten kabul edilmeyeceğiz, çünkü bizi istemiyorlar, sadece oyalıyorlar. Bu nedenle bizim isteyip istemememizde bir anlam ifade etmiyor, son sözü yine onlar söyleyecek.
Eğer bir Avrupalı gibi düşünürsem Türkiye'yi birliğe almak istemem doğrusu. çünkü öncelikle ülkemizin sınırları çok geniş. bir çok etnik köken var. ayrıca sorunlu bir ülke. hem ekonomik , hem sosyal ilişkiler bakımından.ayrıca ;kültürümüzün avrupalılarla alakası yok. ben de olsam Türkiye'yi birliğe almazdım.
Eğer bu konuda bizim fikrimiz alınırsa ben girmeyelim derim. biz eğer istersek gelişmiş bir ülke olabiliriz onlara pek de ihtiyacımız yok aslında. ama insanlarımızın bu kadar rahata düşkün olmaması ve onlar gibi sürekli çalışmaları gerekir .ama bu da pek mümkün görünmüyor...tek sorun insanlarımız değil aslında. Başımızdakiler bu kadar gerici, mürteci oldukça bizimde ilerlememiz zorlaşıyor malesef. :( öncelikle ilerici devlet adamları gerekiyor başımıza!!!
istemiyorum. avrupa birliğini isyememem avrupa ülkelerindeki insanlarla halkla bir sorunum olduğundan değil aksine halkların birleşmesinden yanayım. ancak bu dönem söylenen birlik avrupalı devletlerin kuracağı emperyalist birlik olacaktır. sonuç itibariyle emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin işine gelecek bir birlikteliğe hayır diyorum. öte taraftan mücadelenin yükseldiği yerde ve zamanda halkların kardeşliği şiarıyla bütün dünyanın işçileri ezilen halkları haklı talepleri ve çıkarları doğrultusunda birleşecektir.
ilknur_23 07.10.2006, 11:31 ab girmek yada girmemek okadar karmaşık ki hangi yanından tutup anlatmalı...bence girmemeliyiz eger istersek zaten gelişmiş bir devlet olabiliriz o topluluğunda bizi alacağı yok zaten boşuna kürek çekiyoruz.üstüne birde ab girme adına kullanıyormuşuz gibi geliyor bana...
crewchif 07.10.2006, 11:49 avrupa birliği adı altında ülke resmen satılıyor ab ye kesinlikle hayır.
pervane derviş 07.10.2006, 17:31 KESİNLİKLE HAYIIR diyorum avrupa birligini ve avrupalıları sevmiyorum
çünkü avrupalılar hep bizden fedakarlıklar istiyor kendileri hiç düşünmüyorlar ilk baslarda olur gibi gösterdiler işler ilerledikkçe gösterdiler çirkin yüzlerini yok kıbrıs yok rum birsürü engel koydular önümüze avrupalılar bizim tüm imkanlarımızı elimizden almadan almazlar bizi birlige nezaman bi don bi gömlek kalırsak ozaman alacaklar
bi rum dur tutturmuslar hadi diyelımmı rumlar birlige üye ondan baskı yapıyolar belki biraz hakklılar da ya ben bu ermeni konusuna bitürlü anlam veremiyorum bunlar neden bukadar ermeni hakkını savunuyoralar bu milletin avrupada topragıda yok bi alakalarıda yok ama adamlar sankı öz kardesleriymiş gibi savunuyolar Dertleri bizi almamak ya ondan herseyi bahane ediyolar
aslında bizdede suç var neden girmek istiyoruz ki anlamıyorum
bizim asıl soydaslarımız varken türki cumhuruyetler dururken neden bunlarla birlesiyoruz ki
hak yoldasınız olsun
hayır istemiyorum
baran62, crewchif, eflatun, gamze..., ilknur_23, pervane derviş, reyhan22, selva, taylan34, tsira, tuncerbio, vedatspartacus, yüce
Sevgili Canlar zaten onlarda bizi istemiyor :) :) :) :)
reyhan22 07.10.2006, 17:38 daha avrupa birliğine girmeden avrupalı olduk zaten özümüz kimliğimiz Türklüğümüzü unuttuk bide girersek onlardan daha çok avrupalı olacağız ama geçmişimize bakın nerede bu vatan için savaşan dedelerimizin adetleri ve nerede cephede savaşan erkeklere mermi taşıyan anadolu kadınları hayır yoklar unuttuk çünkü onları biz gömdük kendi ellerimizle tarihe takıldık bir avrupa sevdasına özümüzü unuttuk her yanımızı avrupa yanlısı ürünler sardı ben avrupa birliğine girmek ve avrupalı olmak istemiyorum......
hayır istemiyorum
baran62, crewchif, eflatun, gamze..., ilknur_23, pervane derviş, reyhan22, selva, taylan34, tsira, tuncerbio, vedatspartacus, yüce
Sevgili Canlar zaten onlarda bizi istemiyor :) :) :) :)
olgun inan çok üzüldüm ohh ne güzel ya bırakalım avrupalı olmayı olucazda ne olacak biz türküz iyi şeyler yapalım kültürümüzle ilerleyelimde onlar buralı olmak istesinler dimi ama.......
kesinlikle hayır neden derseniz üye olmak için türkiyeye uyguladıkalrı politikalar biziüye olarak görmedikleri gb uye yapmamak için hep bahane hep bahane ayrıca avrupa birliğinin türkiyeye yararı olmayacak hem reform yapmak için emirmi!!! almakzorundayız bence olmayacak her istdikleri koşulları yerine getırsekte bahane bulacaklar nasıl olsa.........!
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
:no: kesinlikle hayır neden derseniz üye olmak için türkiyeye uyguladıkalrı politikalar biziüye olarak görmedikleri gb uye yapmamak için hep bahane hep bahane ayrıca avrupa birliğinin türkiyeye yararı olmayacak hem reform yapmak için emirmi!!! almakzorundayız bence olmayacak her istdikleri koşulları yerine getırsekte bahane bulacaklar nasıl olsa.........!
Sevgi Erkan 07.10.2006, 17:51 Ben de istemiyorum.
Emperyalizm zaten içimizde yeterince var. Avrupa Birliği ile daha da artmasını ve kültürümüzün yozlaşmasını istemiyorum.
Reyhan 22 ; olgun inan çok üzüldüm ohh ne güzel ya bırakalım avrupalı olmayı olucazda ne olacak biz türküz iyi şeyler yapalım kültürümüzle ilerleyelimde onlar buralı olmak istesinler dimi ama.......Reyhan Can ,
cok haklısın agzından bal damlıyo ama sorun işte orda,
biz bu seviyeye avrupa birliği olmadan gelebilirmiyiz,
asıl anket
nasıl daha iyi yarınlara ulaşırız ?
hayır diyeninde istegi bu,
evet diyeninde istegi bu,
40 yılı aşkın serüvende ne kazandık ne kaybettik,
eger girebilirsek ( ki malum ) ne kazanırız ne kaybederiz,
bunu cok iyi analiz etmemiz gerekir,
bazen görüyoruz ki avrupanın sosyo kültürel yapısı ile bizim yapımız apayrı,
hep bir agızdan hayır girmeyelim diyoruz,
diger gün hastanede annemizi yetersizlikten kaybederken oturup aglıyoruz,
hep bir agızdan evet girelim diyoruz, baska evlatlar aglamasın diyoruz
avrupa bizi küçümserken türlü türlü isteklerle bizi cıkmaza sürüklerken hayır diyoruz,
ama maalesef hayır derken bile ,
yaa avrupa şey kızma olur mu diyoruz,
ben bu ikilemde ankete katılamıyorum,
evet desem ''almıyolar zaten, ''
hayır desem ''fare daga küsmüş misali ''
reyhan22 07.10.2006, 18:29 haklısın olgun benım ve aslında hepimizin kavgası bu olmalı bence
neden bizler avruoa birliği olmadan aynı sosyal haklara sahip olamıyoruz onlar bu kademeye gelirken ve avrupa birliğini olustururken ellerinden tutan başka bi birlikmi vardı hayır onlar kendileri halkına gereken değeri verdiler halkı yaşam şartlarını rahatlattılar ve bizde şimdi bu rahatlığa kavuşmak için onların hükümleri karşısında boyun büküyoruz evet diyoruz bizim dedelerimiz deilmiydi bu ülkeyi padişahlardan kurtarmak için savaşan ve cumhuriyet bir nevi özgürlük deilmiydi şimdi biz daha iyi yaşamak için onların istediği gibi olmak istiyoruz oysaki kurtuluş savaşı başlarken buyundurluklar altından çıkıp kendi kendimizi yönetmek deilmiydi isteğimiz
ben işte bunu anlamıyorum rahat yaşamak için neden onlara ihtiyaç duyuyoruz herşeyi başaran bizler en zorlu şartlar altında zafer kazanan türkler neden rahata kavuşmak için başkalarının kararlarına bakıyoruz
aslında savaş bu deilmi savaş denince akla neden top tüfek silah geliyor bence boyun eğmemek için şimdi aklımızla savaşmamız gerek.....
Katılıyorum olgun candost Girsek Veya Girmesek İste Bütün Mesele Bu
Girersek Çıkamayız Veya Çıkmaz veya Açılmaz neyse işte ondan
Katılıyorum olgun candost Girsek Veya Girmesek İste Bütün Mesele Bu
Girersek Çıkamayız Veya Çıkmaz veya Açılmaz neyse işte ondan Candost Allah iyiliğini versin sölediğini anladım cok haklısın katılıyorum, ayrıcana gülmekten kırıldım :)
yeşil yolda olanlar yeşil yolda kalır tamam :thumbup1:
Reyhan Can umarım en güzeli en güzel şekilde kazanırız, ne birşeylerden ödün veririz nede yarınlarımızı harcarız,
kal saglıcakla
zaten avrupa birliği türkiye gibi sorunlu bir ülkeyi asla kabul etmeyecektir..kusura bakmayın arkadaşlar ama biz kendi kendimizede bu resimdeki insanlarlar varken ancak bu kadar gelişebiliriz.hatta geriye dönmezsek iyi..
http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=20237
arkadaşın konusunun linkini buraya kopyaladım artık oda kusura bakmasın..
nesslimm 07.10.2006, 19:22 İSTEMİYORUM.çünkü avrupa birliğinin bir hristiyan birliği olduğunu düşünüyorum.kendi içlerinde kopma noktasındalar. ingiltere tamamen ayrı yollarda fransa almanya ayrı yollarda.euro nun para birimi olarak kabul edilmesiyle de ekonomileri tamamen kötüleşti zaten.avrupa birliğinden de en çok fayda sağlayan ülkeler yunanistan ve ispanya olmuştur.diğer üyelerden sürekli para yardımları alarak.birliğe üye olan polanya bile halinden memnun değildir.
bize hayır diyememelerinin nedeni ise doğu ile yakınlaşma olmasını istememeleri ve israil e uzak kalmamaktır.bize 10 yıl süre koydular sanırım ama avrupa birliğinin 20 yıl içinde yıkılacağını düşünüyorlar.
kendimizi bu kadar düşürdüğümüz önünde köle olduğumuz birlik kendi içinde çalkalanıyor.bencede daha farklı açılımlara girmel.etrafımızdaki nimetleri görmeliyiz.
batının çağdaşlığını kendimize uyarlayarak asıl medeniyete ulaşmayı sağlamak için çalışmalıyız.
ThassosIsland 07.10.2006, 20:11 butun devletlerin amaci bir sekilde daha guclu olmak, dunya uzerinde sozunu daha cok dinletmektir nihai olarak ve basitce. insaniyetin gerektirdiklerini yaparak dunya siyasetinde ve ekonomisinden soz sahibi olunamayacagindan da yola cikarsak, dunyanin dort bir tarafini talan etseler de, medeniyet semsiyesi altindan yuz gosterip arkadan pislikler yapsalarda, ab dunyayi yoneten, sozu gecen ulkelerin dahil oldugu bir topluluktur, ve guclenmek icin mutlaka katilmak gerekir ozellikle de su anda oldugumuz gibi acmazdaysak.
kimse ele gecirdigimiz yerlerdeki insanlarin dinlerine namuslarina vs dokunmadigimiz icin bize iyilik yapmadi, hatta hakli oldugumuz durumlarda bile gucsuz oldugumuz icin haksiz durumlara dustuk. dunya sahnesinde hic bir devlet "hak ettigi, medeni oldugu, insani oldugu" icin birseyler kazanmadi. kazanan devlet donemin sartlarina gore bir sekilde disini gecirebildigi icin kazandi.
insani degerlerin devletler arasi iliskiler ve tarihte yeri olmadigindan avrupalilarin sadece negatif taraflarina bakilarak bu onemli konuda karar vermek hatali olur.
tabiki istemiyorumm
bi ülkenin cumhurbaşkanıydı ama kim oldugunu net hatırlamıyorum neden girmek istemiyosunuz a.b ye sorusuna
"biz kendi kendimize yetebilen bi ülkeyiz kimsenin bağımlılığıına ihtiyacımız yok ab. ye girmek yararımıza değil zararımıza olur " demişti
bizde o standartlara sahip bi ülkeyizz ... ama bana göre şuanda büyük bi ülke değilde büyük bi kukla oldugumuz için o zenginliklerin hiçbirini kullanamıyoruz şimdiye kadar olan yönetim el birliğiyle türkiyeyi dışa bağımlı bi ülke haline getirdii ve yine o hükümetlerin mirascıları hükümetçiklerde tek çarenin a.b. oldugunu düşünüyolar
yaaa a.b. ye girmek için kenidmizi düzeltmeye çalışıyoruzz nekadar acıı keşke kendi insanlarımız ,kendi geleceğimiz için ülkemizi düzeltmeye çalışsak
bak gör ozaman biz istiyomuyuz o a.b yi
rockçı turna 07.10.2006, 21:34 arkadalar sasırdım gercekten de:confused1 :confused1 oylamaya ktıldıgım an itibariyle katılalım diyenler 11 katılmayalım diyenler 17:yapmabe
anladıgım kadarıyla katılmak istemeyen arkadaslar türkiye de avrupa standartlarında yasdıklarından dolayıı ab ye girmeyi gereksiz görüyorlar. ilginç gercekten:S ben ab ye girme taraftarıyım.
tubişimm 07.10.2006, 22:06 ben AB üye olmak isteyenlerdenim. ama şunu belirteyim bu şartlar adı altında tabiki hayır derim eğer eşit şartlar oluşursa neden katılmayalım kiii ?
Eğer benim ülkem bölgesel güç konumundan kurtulup küresel güç olmak istiyosa, uluslaraası alanda söz sahibi olmak istiyosa böyle bir birliğin içinde olmalı. dediğim gibi eşit şartlar oldukça.
Türklerin gen haritasına bakıldığında Türk miileti liderlik vasfını elinde bulundurmuş tarihte birçok coğrafyada atını koşturmuştur.. Avrupada da Türklerin uzantısı vardır bu nedenle burda da eskisi gibi söz sahibi oluruz. çünkü bu bizim genlerimizde vardır unutmayalımm!!!
rockçı turna 07.10.2006, 22:18 ben AB üye olmak isteyenlerdenim. ama şunu belirteyim bu şartlar adı altında tabiki hayır derim eğer eşit şartlar oluşursa neden katılmayalım kiii ?
Eğer benim ülkem bölgesel güç konumundan kurtulup küresel güç olmak istiyosa, uluslaraası alanda söz sahibi olmak istiyosa böyle bir birliğin içinde olmalı. dediğim gibi eşit şartlar oldukça.
Türklerin gen haritasına bakıldığında Türk miileti liderlik vasfını elinde bulundurmuş tarihte birçok coğrafyada atını koşturmuştur.. Avrupada da Türklerin uzantısı vardır bu nedenle burda da eskisi gibi söz sahibi oluruz. çünkü bu bizim genlerimizde vardır unutmayalımm!!!
tuba bu senimsin yaw:yamukgul: sınıf arkadasım benim bil bakalım ben kimim:p
seninde benim gibi ab ye girme olayına destek vermene sevindim. yalnız bekir hocanın gecen yıl-gençlere gaz verme maksatlı- derste anlattıgı su gen olayına fazla takılma derim. bizim topraklarda tek topluluk yasamadıgı için tek bir gen de bulunmaz heralde. beynini calıstıran teknikte ilerler, dünya üzerinde liderlik koltuguna otutur yada ona ortak olur dielim:komik gaza gelmeye gerek yok:thumbup1:
bilgin_ucar 07.10.2006, 22:48 atatürk olsaydı,avrupalılar bize gelirdi ve biz diledigimiz gibi kural koyardık.ülkemiz avrupa potensiylerinden daha uyumlu daha verimli.yer altı yer ustu o kadar zenginligimiz varki degerlendirmesini bilemiyecek kadar zavalıyız,söylenize bana hangi ülke 4 mevsim yaşıya biliyor 1 yılda,tarımda kullanıcagız o kadar boş arazi varki ne ekebiliyoruz ne baska amaclarda kullana biliyoruz düşünsenize butun turkiyenin harıl harıl calıstıgını dunyanın butun "en"leri bizde olurdu,eminimki hirvatistan bizden önce avrupalı olur biz yine bos kafalıgımızdan vaz gecmeyiz,kısım kısım eriyoruz bu siyasetcilerimiz yuzunden allah akıl versin
************************************************** ******
Efe`nin hikayesi !
Hikaye bu ya;
Vaktiyle Ege`nin bir yöresinde tüm çevreyi titreten, astığı astık, kestiği
kestik bir efe varmış. Boylu, poslu ve çok da yakışıklıymış ama hiçbir
kıza gönül vermediği gibi kızlara bağlanırım diye mümkün mertebe
soygunlar dışında köylerden de uzak durmaya çalışıyormuş.
Gel zaman git zaman, bizim efe şeytana uymuş ve gece şehre yalnız inmiş.
Şehrin ileri gelen zenginlerinden bir Rum, efe` yi korkudan evinde
ağırlamış.. Zengin Rum`un güzel ve işveli kızını gören bizim efe de kıza
deli gibi tutulmuş.
Sabah dağa dönen efenin günleri, artık hep kızı hayal etmekle geçiyormuş.
Adamları ile eskisi kadar ilgilenmediği gibi artık soygunlara da pek
iştahlı katılmaz olmuş. Dağda otoritesinin azalacağından korkan efe, kızı
babasından istemeye
karar vermiş. Öyle ya; Kızın babası zengin.. Evlenip şehre yerleşirse
hayatı da kurtulacak ve dağda ihtiyarlamak zorunda kalmayacak.
Kızı babasından ister ama kız, ailenin tek kızıdır ve babasının şartları
vardır. Kızın babası "İlk şartım; Madem benim damadım olacaksın. O zaman
bizim gibi kültürlü, medeni olmalısın. Önce bıyıklarını keseceksin ve
dağda bir ay öyle Efelik yapacaksın. Sonra diğer iki şartımı da yerine
getirirsen kız senin!" diye şart koşar. Bizim efe celallenir "Bıyıksız
efe mi olur lan?!" diye bağırır, kızar ama adam Nuh der peygamber demez.
Kaçıracak ama kız da babasının sözünden çıkmamaktadır. Efe ne yapsın? Tek
çare babayı memnun etmekten geçiyor.
Güç de olsa bıyıkları keser. Ama bu kez dağda otoritesi sarsılmaya
başlar.. Adamları " Efem bu ne iştir?" derler. Efe de bir kıza
tutulduğunu ama babasının bu şartı öne sürdüğünü söylese de adamları
inanmazlar.
Bir ay sonra kızın babasına gider ve ilk şartı yerine getirdiğini söyler.
Kızın babası, bu kez; " Senin niyetinin ciddi olduğunu anladım. Benim
kızım için çeyiz dizmek gerek. Dağdaki tüm altınlarını bana getireceksin.
Nasıl olsa kızımı aldığında benim mallarımın tamamı senin olacak." Efe
çaresiz dağa çıkar, adamlarının hisselerine düşen altınları da borç
olarak alır. Sözünde duracağının nişanesi olarak da tüfeğini
arkadaşlarına verir, tabancası ile şehre gelir. Kızın babasına paranın
tamamını verir. Kızın babası da " Nikah yapılmadan evimde oturamazsın.
Söz yüzüğü takma törenine kadar benim bahçıvanım Yorgo ile kulübesinde
kalırsınız." diyerek efe`yi Yorgo`nun kulübesine gönderir. Yorgo da çam
yarması gibi bir heriftir ama efe`den çekinir. Yorgo ile efe bir müddet
aynı kulübede yaşarlar.
Aradan bir süre geçtikten sonra efe kızın babasının karşısına dikilerek;
Söz takma töreninin hala niye yapılmadığını sorar. Kızın babası da "Yarın
bir ziyafet veriyorum. Şehrin tüm ileri gelenleri katılacaklar. Sen de o
toplantıya katılacaksın ve herkesin önünde benden kızımı istersin. Ben de
herkesin şahitliğinde kızı sana veririm. Kimse bana kızını korkudan verdi
demez." der ve efe de kabullenir ama arkadan üçüncü şart gelir; "Sen dağda
yaşamaktan insan içine pek çıkmamışsın. Böyle kaba konuşma ve yürüme ile
olmaz. Benim kız sana yürümeyi ve kibar konuşmayı öğretsin de; bizi
törende mahcup etme!" der.
Efe için son şart çok ağır gelmiştir ama kızı almak için tek yol bu
kalmıştır. Kızdan vazgeçse dahi, artık dağa da çıkamayacaktır. Dağdakiler,
alacaklarını isteyeceklerdir. Çaresiz, son şartı da kabul eder ve ne
kadar ağır gelse de kızdan yürüme, kibar konuşma derslerini alır..
Akşam konakta büyük bir ziyafet vardır.. Şehrin tüm ileri gelenleri ile
efenin dağdan gelen arkadaşları toplanmışlardır. Bizim efe de şehirliler
gibi giyinir ama görünüşü, duruşu, konuşması itibariyle artık eski efe
değildir. Yemekte herkes gözlerine inanamamaktadır. Efe yemek esnasında
"Kuşum Aydın " gibi yürüyerek kızın babasının önüne gelir ve "Ben efe
...... olarak, herkesin şahitliğinde kızınıza talibim." der.
Kızın babası ise " BENİM İBNE` YE VERİLECEK KIZIM YOK ! " diye kestirip
atar.
* * *
Galiba AB yolunda Efe(!) gibi olacağız.
* " Terörle mücadele yasasını değiştirin. " dediler. Yasayı değiştirdik,
terörle mücadele edemez hale geldik. Artık teröristler, İstanbul`da,
Mersinde, İzmir`de kısacası her yerde yürüyüş yapar hale geldiler. ( Şu
anda, ABD de veya AB de El kaide yandaşları Usame Bin Ladin resimleri ile
gösteri yürüyüşü yapabilir mi? ) Oysa biz, hala da şehitler veriyoruz.
* " 48 saatlik gözaltı
süreniz uzun kısaltın." dediler. 24 saate düşürdük. Kendileri ise Londra
Metro saldırılarından sonra 28 güne çıkardılar.
* " İfade özgürlüğünü genişletin ." dediler. Atalarımıza sövenleri
yargılayamazken ( O. PAMUK `un davasının hangi kanuna dayanarak düştüğünü
açıklayabilecek hukukçu var mı? ) Kendileri Ermeni soykırımı olmamıştır
diyenleri yargılayabiliyorlar.
* " Dil özgürlüğünü genişletin." dediler. Genişlettik, Kürtçe, Zazaca
kursları açtık. Kendileri (Hollanda) sokakta başka dillerin konuşulmasını
yasaklamaya çalışıyorlar.
* " Her türlü şartı yerine getirseniz dahi, sizin ülkeniz ve nüfusunuz çok
büyük olduğundan son kararda AB nin hazmetme kapasitesine (İngilizcesi
tam bu anlamı vermiyor ama gazetelerde bu şekilde tercüme ediliyor.) göre
sizi alıp almayacağımıza karar vereceğiz." diyorlar. Kahin değilim ama
yaptıkları çalışmalara göre, Türkiye AB`nin
tahmini müzakere süreci sonunda küçülmüş iki Devlet veya Federasyon
olacaktır. İnanmayan Sayın Osman DİYADİN` in Ben şehit miyim, Hain mi?..
adlı kitabını ve bu haftanın (3 Şubat 2006) TEMPO dergisini okusun.
Adamlar Diyarbakır Kürtlerin başkentidir diyebiliyorlar. Artık hangisini
hazmedebilirlerse onu alırlar. (Peki bu kadar verdiğimiz sivil - asker
şehitlerimiz mi? diye sormayın nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )
* "Güney Kıbrıs Rum Kesimi için; Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyın, yoksa
giremezsiniz! " diyorlar. Bizimkiler yakında tanıyacaktırlar. Daha doğrusu
tanımak zorundadırlar. Tanıdığımızda ise; KKTC`den vazgeçtiğimiz gibi,
bağımsız bir ülkenin toprağını da silah zoru ile 33 sene işgal altında
tutmuş olacağımızdan(!) 33 yıllık işgal tazminatı ödeyeceğiz. (Louzidiu
davası benzeri) Yetmedi; 1973 Barış harekatında ölen Rum askerleri için
dahi tazminat ödeyeceğiz. Tüm bu
tazminatları ödeyebilmek için herhalde Trakya`yı versek yine ödeyemeyiz.
(Ya bizim şehitlerimiz? diye sormayın nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )
* " Ermeni soykırımını biz tanıdık. Siz de tanıyın, yoksa giremezsiniz!"
diyorlar. Haklı olmamız veya bizim insanlarımızın soykırıma uğramış olması
önemli değil. Önemli olan onların tanımış olmaları. Yoksa, "Sizi aramıza
almayız." diyorlar. Diyelim ki tanıdık; bu kez haksız yere katil millet
olarak damgalanacak ve korkunç tazminatlar ödeyeceğiz. Tazminatların
peşinden toprak talebi de gelecek. (Ermenilerce şehit edilen atalarımız
mı? nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )
* " Azınlıklar ve Din özgürlüğünde adım atmalısınız! " dediler. Henüz biz
adım atmadan Misyoner radyolarını kurdular (İstanbul`dan dinlenebilen
Müjde FM), her gün 24 saat Hıristiyanlık propagandası yapılıyor. Aynı
derginin (TEMPO) 51. sayfasında da Watch Tower İncil ve
Dua Örgütünün verilerine dayanarak Türkiye`de 1679 Protestan misyonerin
görev yaptığını, 243 kişinin Hıristiyanlaştırılıp vaftiz edildiği
belirtiliyor. Hepimiz bir gecede hıristiyanlaşsak bile bizi aralarına
kabul etmezler.
* " Özelleştirmeleri hızlandırın." dediler. Biz kıçımızdaki donumuzu bile
satmaya kalkışıyoruz.
(Atatürk Samsun`a çıktığında Madenler yabancılarda idi, Şehir hatları
yabancılarda idi, Demiryolları, sanayii yabancılarda idi. (Hatta T.
ÖZAKMAN Şu Çılgın Türkler kitabında Konya`dan askeri birliği taşıyan
trenin makinistinin Rum olduğunu, Türklere bu işin öğretilmediğini
yazar.)
Artık kesinlikle eminim ki, biz de Efe`nin akıbetine uğrayacağız..
tubişimm 07.10.2006, 23:02 tuba bu senimsin yaw:yamukgul: sınıf arkadasım benim bil bakalım ben kimim:p
seninde benim gibi ab ye girme olayına destek vermene sevindim. yalnız bekir hocanın gecen yıl-gençlere gaz verme maksatlı- derste anlattıgı su gen olayına fazla takılma derim. bizim topraklarda tek topluluk yasamadıgı için tek bir gen de bulunmaz heralde. beynini calıstıran teknikte ilerler, dünya üzerinde liderlik koltuguna otutur yada ona ortak olur dielim:komik gaza gelmeye gerek yok:thumbup1:
yaww savaşş senm miydin yaww ya ben pek bi gaza gelmişim galiba. onu olaya espri katmak için yazmıştımm yazarken de gülmüştüm. senin yazdıklarına da güldümm sevindim senin de burda olmana :thumbup1:
rockçı turna 07.10.2006, 23:29 yaww savaşş senm miydin yaww ya ben pek bi gaza gelmişim galiba. onu olaya espri katmak için yazmıştımm yazarken de gülmüştüm. senin yazdıklarına da güldümm sevindim senin de burda olmana :thumbup1:
heheeh benim güzelim...anladım espri yaptıgını, bende espri mahiyetinde söölemiştim;) nesliyle senin burda olmana cok sevindim, eminim ii vakit gecirceksiniz:sas
alevi_murat24 08.10.2006, 00:42 ben de istemiyorum . çünkü avrupa birligi diger üyelomuş ülkelere ve aday ülkelere uyguladıgından farklı yollar ve koşullar koymaya çalışıyorlar. bence illaki avrupaya girmek degil bence kafamızdaki avrupayı hayata geçirmeliyiz ... şu anki avrupa bir özentidiye düşünüyorum. birde türkiyenin karşısına koydukları zorla yapmasını ama kendilerini ilgilendirdigi bir konudada hiç taviz vermemek gibi bir tutum içine giriyorlar. yaptıkları zorlamaların çogunuda kendi ülkelerinde seçim yatırımrı olarak kulanıyorlar . bence zorla güzellik olmaz ve zorlada güzel yapılmaz
SarıVatoz 12.10.2006, 13:54 AB üyeliği Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayacaktır ama
Bir Mafya örgütüne katılmayı istermiyim? Kesinlikle hayır.
hayırrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
sevgicocuk78 12.10.2006, 16:04 Merhaba Sevgili Canlar,
Avrupa Birliği denince akla gelen şeylerin başında ekonomi ve işsizliğin biteceği gibi sorunların çözüşeceği geliyor aklımıza.
Her şeyden önce şunu bilmeyen yoktur sanırım bundan 5 sene önce Türkiye Mahsülleri Ofisinde Ülkemize yıllarca yetecek kadar bugday, arpa, şeker gibi bir çok ürün varken, artık AB sayesinde bir çoğunuda yurt dışından ithal etmeye başladık. Eskiden insanlar çiftçilik yaparken mutuydular. Şimdi gidin orada ki köylerde sefalet içinde yaşayan insanlara bir bakın derim. Ayrıca şunada kesinlikle inanmıyorum AB bizi sadece bir araç bir stratejik noktanın en önemli engeli olarak düşünmekte ve böyle bir engeli birden almak yerine önce belirli ilkelerimize, kurumlarımıza el atmaya başlamış bulunmaktalar. Bunun en güsel örneği yılda 2 MİLYAR dolar karı bulunan Türk Telekom 6,4 Milyar dolara bir şahısa satılmış ve bu şahıs elini cebine koymadan zaten bu parayı çıkarmıştır.
Bundan başka ben sanmıyorum kiii Ülkemizde bulunan bu kadar hızlı genç çalışkan üniversite mezunu yetişmiş elemanları kabul etceklerini sanmıyorum. Bir programda İranlı bir Genç ve yanındaki kız arkadaşına soruyorlar neden ABD'nin buraya gelmesini istiyorsunuz = Cevap kısa ve basit Demokrasi için , Tekrar soruyolar bu ikiliye DEMOKRASİ sizin için neyi ifade ediyor ? diye , Genler el ele dolaşıp gezmek istiyoruz diyolar. Cevaba bakarmısınız. Daha sonra komik bir olay daha kız ile genç el ele oradan ayrılıyorlar. İşte AB denen kurumun şu anda bizde ki gençlerin en büyük yanlış düşüncelerinden biri bu olsa gerek. Bugün AB üye ülkeleri EURO ya geçtikten sonra işsizlik ve ekonomik nedenler ile daha çok uğraşmışlardır.
Neden bunları bizim gençlerimizin bir türlü düşünemediğini anlamış değilim. Ve şuna inanıyorum kii AB ülkemiz için bir hayalden ve bir zarar dan başka birşey değildir. Bunun yerine örneğin Danimarkanın Sudiarabistan ile yapmış olduğu iş miktarı yıllık 10 Milyar Dolar. Adamlar bizim burnumuzun dibindeler biz ise 3 Milyar dolarlık iş yapamıyoruz. İşte bu nedenle ben karşıyım avrupa birliği denen kuruma. Bu nedenle kendimizi kandırmayalım.
Sevgilerle
alihaydar23 12.10.2006, 17:54 merhaba dostlar!
Ben bazı durumlar için istiyorduminsan hakları ve özgürlük gibi konularda ülke halkına bazı kanunlarda yapılan değişiklikler AB nin isteği ile yapıldı (bunlar yürürlükte yada değil, bazılarını halk bilmiyo bile) bunlara denecek bişi yok.
İfade özgürlüğünün ne olduğunu bilmeyen bi topluma girsek ne olur girmesek ne olur biz kaç senedir millet olarak AB hayalını kurduk olmadı.
Bundan sonra olmasada olur....enazından o dertten kurtuluruz yok giricez yok girmicez derdinden.
Zaten zaman 1. dünya savasındakı döneme geri dönüyo sankı kutuplasmalar basladı... Umarım öyle bişi olmaz.
barısyıldırım 12.10.2006, 19:18 Bizi barbar katil ilan eden avrupaya kesinlikle hayır . Bilindiği üzere 12/10/2006 itibarıyla Fransa sözde ermeni soykırımını parlementolarında onayladılar . Bundan sonra Türkler ermeni soykırımı yapmaıştır = 1 yıl hapis+=45,000 Avro para cezası ödeyecek.İşte avrupa .
İşte birliği .Hadi hayırlı olsun avrup birliğimiz
pervane derviş 12.10.2006, 23:03 sevgili canlar su son olaydan sonra sizde gördünüzki avrupa bizi istemiyor bizden istedikleri seyler biiz aşşagalayac nitelikte bunların hepsi iki yüzlü ermeni soy kırımını bile bu yolda bize bahane ettiler artık bu saatten sonra biz türk halkı olarak genede avrupa birligine girmek istersek nerde kaldı türk milletinin o magrurulugu derim artık Adamlar bize resmı dairelerinizden ATATÜRK büstlerini kaldırın dedi daha ne desinler idgerleride cabası onun için bidaha diyorum
AVRUPA BİRLİGİNE HAYYYYIIIIIIIRRRRRRRR
hak yoldasınız olsun
hayır istemiyorum ab nin getirisi cok az zararıda bir hayli fazla.mesela gumrukler kalkınca fabrikalr kan aglayacak insanlar issiz kalacak.zaten ab bizi asker gucu oldugumuz icin istiyor.biz uye olunca heryere bizi gonderecekler.
GELİN CANLAR BİR OLALIM....
Avrupa Türkiyenin AB girmesini istemiyorki...
Cünkü en büyük sorun Din ve Irk farki..
Bulgaristan AB icin bas vurdugunda, ilk Sorun orda yasayan Müslümanlar olmustur..yani müslümanlari cikarin sizi kabul edelim....bunun arkasindan Ic Politikalar, Hiristiyan alemini tehdit etmekler( Papa suikasti)..ne oldu????
Bulgaristanda yasayan Müslümanlar soykirim tehditi ile Türkiyeye kacmak zorunda kaldilar....
Yil 2004..Bulgaristan AB basvurusu alenen ilan ediliyor...Yil..2007..kabul edilmistir...
Türkiye 20 Yildan beri ABye girmeye calisiyor...eh kolay gelsin!!!
ozgurgunler 15.10.2006, 13:21 avrupa birliği bugün bizim kenid mücadelemiz ile kazanmamız gereken hakları dayatma ile vermektedir. örneğin kürtçenin serbest olması avrupanın isteği ile oldu. bu ülkenin en büyük sorunlarından biri halkın demokratik kazanımlar için hiç mücadele etmemesidir. kurtuluş savaşı sonrası verilen seçme seçilen hakkı, öğrenim hakkı, kadınların oy hakkı gibi kazanımlar sanayileşmiş ülkelerde işçi sınıfının mücadelesi ile elde edilirken bizde atatürk tarafından verilmiştir. bu yüzden 61 anayasası gibi özgürlükçü anayasalar uygulandığında birileri çıkıp bu anayasa bu ülkeye geniş diyebiliyor.
Kocaoğlu 15.10.2006, 13:43 İstemiyorum az da olsa gururumuz varsa girmemeliyiz
Avrupa Birliği dağılma sürecine yaklaşıyor...
Eğer girersek,
Biz AB nin menfaatlerinden yararlanma değil;
ancak ve ancak pislikleriyle uğraşırız onun için bir an önce uzaklaşmamız lazım bu süreçten yaptığımız iyi şeyler bile sanki AB nin isteği doğrultusunda olduğunu düşünüp tadına bile varamıyoruz.
Çağdaş toplum ve gelecek nesiller için insan haklarına hukuka vs. önem vermeliyiz AB istediği için değil.
44ARGUVANLI44 15.10.2006, 13:48 avrupa birliği kuruluş amacına uygun bir şekilde işleyen bir topluluk olsaydı tabiki girmemiz çoooook güzel olurdu ama şu anda bu birlik Türkiye'ye karşı bir koz gibi kullanılıp iç işlerine karışmalarına ortam hazırlayor.yani amacına uygun hareket etmiyor ve böyle bir toplulukta bulunmak bize yarardan çok zarar getireceğinden eminim.
ZülfüKakul 15.10.2006, 16:45 Avrupa Birliği beni istiyor mu? :p
AB bizi olduğumuz gibi kabul etmeli diyen arkadaşların farkında olması gereken şey AB yi isteyen Türkiyedir. Eğer girmek isteyen bizsek oranın kurallarına uyması gerekende biziz. alsınlar ama bu köhne sistemimizle alsınlar demek saçmalıktır.
ben girmemizin yararımıza olacağı kanaatindeyim. ama eğer AB istemedende demokratikleşebileceksek o vakit girmesekte olur.
Avrupa Birliği beni istiyor mu? :pben AB olarak sana cevap vermek istiyorum sevgili Özlem,
seni istiyorum yanlız,
1) Kıbrıs Rum Kesmini tanı
2) yasaları dahada yumuşat, mesela kapkac yapana 3 gün, tecavüze 2 gün ,
böyle yapki ülkenin asayişi bozulsun daha da bi kötü hal alsın
3) özgürlükler adı altında ülkenin bölünmesine zemin hazırla
4) beni her gördüğün yerde el peçe divanda dur, kork benden :)
5) benim yaptıgıma yapma benim dediğimi yap ( fransa örneği )
6) haçlı zihniyetinde degilim desemde sen inanmış gibi davran, halkına öle söyle
7) 1950'lerde bu yola düştün farkındayım ama sabret, sabretmesini ögren :)
8) bunlar bu seneki sartlarım ilerleyen sürelerde isteyecegim şartlarda olacak hazırlıklı ol, ( ah özlemim canım istanbul unutmadım seni )
eger bu sartlarımı ( şimdilik ) kabul edip ilerleyen süreclerde isteyecegim sartlarıda kabul edersen 2016, 2030, veya en gec 2100 yılında seni alacam,
bak ne güzel söylüyor TARKAN,
adamın kasetini boşuna calmıyoz buralarda, sizden önce avrupalı oldu adam
SABRET GÖNÜL SABRET DÖNECEGİM MUTLAKA :)
vaatlarim,
daha cok ekmek
daha cok su
daha cok özgürlük
.......
Özlemim kabul mü :)
ben kararsızım valla :)
ZülfüKakul 15.10.2006, 17:03 ben AB olarak sana cevap vermek istiyorum sevgili Özlem,
seni istiyorum yanlız,
1) Kıbrıs Rum Kesmini tanı
2) yasaları dahada yumuşat, mesela kapkac yapana 3 gün, tecavüze 2 gün ,
böyle yapki ülkenin asayişi bozulsun daha da bi kötü hal alsın
3) özgürlükler adı altında ülkenin bölünmesine zemin hazırla
4) beni her gördüğün yerde el peçe divanda dur, kork benden :)
5) benim yaptıgıma yapma benim dediğimi yap ( fransa örneği )
6) haçlı zihniyetinde degilim desemde sen inanmış gibi davran, halkına öle söyle
7) 1950'lerde bu yola düştün farkındayım ama sabret, sabretmesini ögren :)
8) bunlar bu seneki sartlarım ilerleyen sürelerde isteyecegim şartlarda olacak hazırlıklı ol, ( ah özlemim canım istanbul unutmadım seni )
eger bu sartlarımı ( şimdilik ) kabul edip ilerleyen süreclerde isteyecegim sartlarıda kabul edersen 2016, 2030, veya en gec 2100 yılında seni alacam,
bak ne güzel söylüyor TARKAN,
adamın kasetini boşuna calmıyoz buralarda, sizden önce avrupalı oldu adam
SABRET GÖNÜL SABRET DÖNECEGİM MUTLAKA :)
vaatlarim,
daha cok ekmek
daha cok su
daha cok özgürlük
.......
Özlemim kabul mü :)
ben kararsızım valla :)
Sağol canım kalsın :)
Benim kültürü çok zengin bir Anadolum var buyurun siz gelin...
Hem şartta yok..
Düzenimizi bozmayın yeter :D
Hem orada ekmek de bol su da :)
Hem de tandır ekmeği :)
ben AB olarak sana cevap vermek istiyorum sevgili Özlem,
seni istiyorum yanlız,
1) Kıbrıs Rum Kesmini tanı
2) yasaları dahada yumuşat, mesela kapkac yapana 3 gün, tecavüze 2 gün ,
böyle yapki ülkenin asayişi bozulsun daha da bi kötü hal alsın
3) özgürlükler adı altında ülkenin bölünmesine zemin hazırla
4) beni her gördüğün yerde el peçe divanda dur, kork benden :)
5) benim yaptıgıma yapma benim dediğimi yap ( fransa örneği )
6) haçlı zihniyetinde degilim desemde sen inanmış gibi davran, halkına öle söyle
7) 1950'lerde bu yola düştün farkındayım ama sabret, sabretmesini ögren :)
8) bunlar bu seneki sartlarım ilerleyen sürelerde isteyecegim şartlarda olacak hazırlıklı ol, ( ah özlemim canım istanbul unutmadım seni )
eger bu sartlarımı ( şimdilik ) kabul edip ilerleyen süreclerde isteyecegim sartlarıda kabul edersen 2016, 2030, veya en gec 2100 yılında seni alacam,
bak ne güzel söylüyor TARKAN,
adamın kasetini boşuna calmıyoz buralarda, sizden önce avrupalı oldu adam
SABRET GÖNÜL SABRET DÖNECEGİM MUTLAKA :)
vaatlarim,
daha cok ekmek
daha cok su
daha cok özgürlük
.......
Özlemim kabul mü :)
ben kararsızım valla :)
1- kıbrıs kıbrsılılarındır. birleşmelerine köstek olma türkiye
2- fransada ingilterede kapkaça tecavüze 2 gün ceza veriliyorsa ben niye duymadım
3- özgürlükler bölmez birleştirir
7- 50 de yola düştünde halkın için ne yaptın be türkiye
8- şartlar zaten vardı başvuran sensin türkiye
cevaplar iyi ama dimi:thumbup1:
av:avcı ru:ruhsuz pa: pazarlıkçı
vamııııııı başka izahı.....:)
Özlemkral;
Sağol canım kalsın
Benim kültürü çok zengim bir Anadolum var buyurun siz gelin...
Hem şartta istemeyiz..
Düzenimizi bozmayın yeter
Hem orada ekmek de bol su da amaaaan ne yapayım ben senin anadolunu,
sen İstanbul'umu ver yeter ,
hem orası benimdi tamam mı,
acısı hala duruyo
bide B.Manco'dan dinleyelim ara müziği
UNUTAMADIM UNUTAMADIM NE OLUR ANLA BENİ
ya Özlem sizin oralarda ki
ana baba sevgiside ne ola,
bizde öle şey olmaz,
yaş 18 oldu mu iş biter,
sizin kültürünüze muhtac degiliz
biz öle her kültürü topraklarımızda tutmayız, saygı maygı olmaz bizde ama siz bizim klisemizi bilmem neyimizi yıkmayın kızarım ha
geliyosam gel,
almam o zaman , git kime varırsan var, çin'e mi Rusya'ya mı :)
neyse bu kadar lagaluga yeter sanırım güzeldi :)
sevgi ve saygılarımla
ZülfüKakul 15.10.2006, 17:13 amaaaan ne yapayım ben senin anadolunu,
sen İstanbul'umu ver yeter ,
hem orası benimdi tamam mı,
acısı hala duruyo
bide B.Manco'dan dinleyelim ara müziği
UNUTAMADIM UNUTAMADIM NE OLUR ANLA BENİ
ya Özlem sizin oralarda ki
ana baba sevgiside ne ola,
bizde öle şey olmaz,
yaş 18 oldu mu iş biter,
sizin kültürünüze muhtac degiliz
biz öle her kültürü topraklarımızda tutmayız, saygı maygı olmaz bizde ama siz bizim klisemizi bilmem neyimizi yıkmayın kızarım ha
geliyosam gel,
almam o zaman , git kime varırsan var, çin'e mi Rusya'ya mı :)
neyse bu kadar lagaluga yeter sanırım güzeldi :)
sevgi ve saygılarımla
Tamam o zaman Avrupa sen yoluna ben yoluma :)
Bi daha seni Türkiye'nin etrafında görmeyim fena yaparım :)
SivanA SimyacI 15.10.2006, 17:20 Ben istemem Avrupa Birliği denen tek dişi kalmış canavalarlar topluluğu ülkeme zenginlik değil bölücülük katar.
turkiyenin avrupa birligine girmesine hazir degiliz,girdigimizde ne olur?
tabiki faydasi olacak simdiden avrupa uyum yasalari ile cok degisikler oldu.
avrupali olusumuzda diger butun avrupa ulkeleri gibi esit sartta olmasi
gerekir.sartli uyelige bende karsiyim,karsida olmaliyiz.
"yaşam sanatçısı" ne demek sıvamış simyacı.
"psikolojik harp"in zararsız yazımı mı acaba?:p :yamukgul:
Kesinlikle hayır...Ben kokoreç yemek istiyorum...:p :p :p
Eğer bu ülkede tam bir demokrasi olacaksa bence üye olmalı. İşte o zaman bu ülkede sürekli ezilen biz alevilerinde hukuksal olarak çoğu haklarımıza kavuşacağımızın düşüncesindeyim. Ne diyelim insanlık için ne hayırlısıysa o olsun.....
frtsutoprak 16.10.2006, 01:06 ...AB ye hayır, AB'nin standartlarının üzerine çıkmaya EVET!
...dostca, kardeşce bir yürek tek yumruk olarak biz bir şeyler yapmak zorundayız!
huseyinyikilmaz 17.10.2006, 09:53 avrupa birliğini isteyip istememek tarihimizi ve konumumuzu ne kadar bildiğimize bağlı..ancak bu şekilde verdiğimiz evet yada hayır cevabının mantığını anlayabiliriz bunun dışında birçok cevap sadece duygusaldır.bence turkiye konumunu geçmiş tarihte sovyetlere karşı bir amerika kalkanı olmakla kaybetmiştir.birçok ulus kendi idealleri için fakirlik içindede olsa mücadele ederken biz başka ulusların emellerine hizmet ettik ...bugün o kendi emelleri hedefleri için mücadele eden pek çok fakir ülke türkiyenin önüne geçti bile..kendi ideolojisi olmayan bir ulusu bir arada huzurla tutmakta uzun süreçte oldukça zordur..bu baglamda avrupa birliği hedefi hedefler arasında olmalı fakat ulus olarak gerçekçi ve bişrincil hedef olmamalıdır..asıl uzun ve zor olan yolumuz ab değil bağımsızlığımızdır demokratikleşmektir eğitimdir
Ben Alevi toplumunun AB ile ilgili düsüncelerini farkli bekliyordum.Anketteki durum acikcasi sasirtti beni.
Neden?
Türkiye de Alevilerin bu kadar büyük nufüsa sahip olmasina ragmen henüz devlet ve hükümetler tarafindan taninmamaktadirlar.
Türkiyenin %99 u Müslümandir denilerek Alevileri bu yüzde icerisinde eritme,asimile etmenin hesaplari yapilmaktadir.
Zorunlu din (Sunni) dersleri insanlarimiza dayatilmaktadir.
Cemevleri cümbüsevi yada kültür yapisi olarak lanse edilmektedir.
(Sünni) Diyanet Isleri Bsk. 1924 te henüz cumhuriyetin blug caginda basina Ankara Müftüsü getirtilerek kurulmus ve devlet tarafsizlik ilkesini cignemistir.
Diyanete aktarilan paralarin hepsinden sadece bir kisim yararlanmakta bu paralar arasinda bizim ödedigimiz vergiler de vardir.
Din görevlilerinin doktorlardan fazla oldugu,
Cami sayisinin okul ve saglik ocagi sayisindan fazla oldugu,
900 kisiye bir doktor ,60 000 kisye bir hastane,300 kisiye bir caminin düstügü bir ülkede
hadi AB ye karsi cikalim...
AB ye degil A(rap) Birligine üye olalim.Belki bize daha fazla faydasi olur...:wink:
Ali sağlam 17.10.2006, 17:10 canlar avrupa birliği hristiyan kulüüymüş onun için bizi istemiyorlar bizde girmeyiz olur biter.
1- kıbrıs kıbrsılılarındır. birleşmelerine köstek olma türkiye
2- fransada ingilterede kapkaça tecavüze 2 gün ceza veriliyorsa ben niye duymadım
3- özgürlükler bölmez birleştirir
7- 50 de yola düştünde halkın için ne yaptın be türkiye
8- şartlar zaten vardı başvuran sensin türkiye
cevaplar iyi ama dimi:thumbup1:2 ) özellikle şu kapkaç vs olaylarla ilgili yazımı eleştirine cevap vereyim,
sanırım hiç tv izlemiyorsun,
15 kez kapkac yapıp ceza-i indirimlerden yararlanıp ortalarda gezenleri,
tecavüz edip cıkıp bi daha tecavüz edenleri,
hırsızları, tabiri caizse iti kopuğu görmüyorsun sanırım,
senin evine hırsız giriyor, devlet direk hırsıza avukat tayin ediyor, sanada git başının caresine bak diyor :) eeeee o avukatta alttan alıyo üsten veriyo tık adamı cıkarıyo,
astere bunları görmek için alim olmana gerek yok,
maganda kursunu ile kac bebek öldü
her gün haber kanallarında anaların cıglıgını görürsün,
ve ne yazık ki bu ortamlara AB sebep olmuştur,
yasalar caydırıcılıgını kaybetmiştir,
Londra'da paris'te bu böyledir demedim, ama bizde böyle
zaten AB benim yaptıgımı degil benim sölediğimi yap diyo,
1) Kıbrıs'ın rumlara verilmesine göz yummamak engellikse, herhalde engel olacagız , ne yapacaktık, öylece izleyelim mi ?
3) özgürlükler birleştirir ama hangi tür özgürlükler bunu iyi ayırt etmek gerekir,
4) 50'de düştük yola heryıl 50 dersten sınava girdik sınavları geçtik gecmeye ama nedense sınıf atlamadık komik olan bu :)
5) bize karsı öne sürülen şartlar hangi bir AB üyesine karsıda sürülmüş ,
2005 te sözlendik, 2030 nısanlanırız, 2100'de evleniriz Allah'ın izniyle,
tabi AB nişanı atmazsa :)
bence onlar nişanı atmadan biz sözü bozalım :)
benim cevaplarda güzel astere
ben avrupa birligine girmek istemiyorum çünkü bizim örf ve adetlerimizi küçümseyen bir milletin içinde olmak isemiyorum
tunceli didem 18.10.2006, 01:26 Istemiyorum Avrupa Turkiyeyi oynatiyor hep sorun çikartiyorlar Turkiye Avrupanin her dedigine evet diyor bu boyle devam edemez eskiden olmus olayla (ermeni olayi) Turkiyenin Avrupaya girmesiyle ne alakasi var olacak gibi degil Turkiyenin AB ye ihtiaci yok
Cherokawan 18.10.2006, 05:07 Bence bu konuya bakış açımız AB'ye girilmeli mi girilmemeli yargısından önce kendi iç dinamiklerimizden yola çıkarak ülke olarak nereye gittiğimiz sorusunun cevabını aramak olmalıdır.Hangi tartışma platformuna baksam büyük bir çoğunluk AB'ye karşı bir tutum içinde.Üstelik bu tutum sadece bu konuyla sınırlı değil başka konularla içiçe girmiş genel bir temyülün parçasıymış gibi görünüyor.Özetleyecek olursak ABD'ye karşıyız söylemi AB'ye girmeyelim söylemiyle eş zamanlı olarak ülke içinde destek buluyor.Bu bana çelişkili ve derinliği olmayan bir yaklaşımmış gibi görünüyor.
Nedeni ise yine kendi iç tutarlılığımızla ilgili.Sözgelimi aynı türden yaklaşımları iç politikada da görüyoruz ancak bu söylemlerin tam tersi bir politik görünüm ortaya çıkıyor.Hepimiz ABD'ye karşıyız hepimiz AB'ye girmek istemiyoruz ve hepimiz batının bizi sömürmeye çalıştığını düşünüyoruz ancak siyasi arenada iktidara getirdiklerimiz hep bu organizasyonlarla içiçe ve onlardan yana.ABD karşıtlığının en yoğun olduğu ülkeyiz ancak ABD'den icazet almadan iktidar olmanın imkansız olduğu bir ülkeyiz aynı zamanda.AB'ye girmeye karşıyız ancak sırf AB'ye girme söylemi olan iktidara taş koymamak yüzünden toplumsal muhalefet askerinden sendikasına hiçbir etkide bulunmadı 2 yıl boyunca bu ülkede.
Kıbrıs konusundan Ermeni meselesine,limanlardan anayasa değişikliklerine kadar hemen hemen önümüze gelecek olan her konu neredeyse daha Kogenhag'ta belli olmuşken muhalefetin sesi ancak müzakerelrin durma tehlikesi baş gösterdiğinde duyulabildi.Müzakere tarihini aldığımız gün dahi bir iki sağduyulu insanın cılız sesi dışında ses duyulmadı ve zafer nidaları yükseldi.O zaman da Kıbrıs konusu masadaydı o zamanda azınlıklar meselesi masadaydı.Ve doğrusu bu ya hükümet dahi olasılıkları gizlemedi.Ancak ne yazıkki bizim aklımıza daha yeni geliyor AB'den başka seçeneğimiz var mıdır,birliğe girmemiz ne yarar sağlayacak gibi sorular...
Bence "girmezsek ya da giremezsek ne yaparız?" sorusu daha önemli.Çünkü görünen o ki bizi üye devlet olarak düşünmüyorlar.Müzakerelerin daha başındayız ve asıl görüşmeler daha başlamadı.Örneğin asıl kıyamet bu tür kolay başlıklarda değil örneğin "TARIM" gibi zorlu başlıklarda kopacak.
Kendi özeleştirimizi yapmamızın bu aşamada çok önemli olduğunu düşünüyorum.ABD karşıtlığımızın olduğu gibi AB karşıtlığımızın da sadece gündelik reaksiyonlar olduğunu ve eğer giremezsek ülkede çok büyük fırtınalar kopacağını düşünüyorum. 200 yıllık tarih boyunca batıya entegre olma çabasındaki ulusumuz bu çaba boşa çıkarsa bunun sarsıntılarını çok derinden hissedecektir.
Kişisel görüşlerime gelince: Başka seçenek var mıdır?Yığınla.Biz batılı mıyız? Estağfurullah:yamukgul:Biz mi kaybederiz onlar mı? Her iki taraf ta kaybeder.Bizim işbirlikçilerimiz kaçacak delik arar,onlar da bizimkinden ucuz asker bulamaz ve kömür-çelik birliği olarak kalırlar.
Bir büyüğümüzün deyimiyle AB olmazsa "başka bir dünya kurulur ve Türkiye o dünyada yerini alır."
Ancak bunu yapabilmenin de şartları vardır.Nedir onlar?
1-Şu andan itibaren AB dışındaki politikalarımızı tutarlı bir düzeye getirmek.
2-Tüm ulusun ortak ve ezici çoğunluğun kabul edebileceği idealler etrafında bir araya gelmesi.Tüm kavramlarımızın(laiklikten vatanseverliğe yurttaşlıktan demokrasiye) doğru ve yine yukarıda belirtildiği gibi çoğunluğun içine sindirebileceği idealler olarak yeniden tanımlanması.
3-Toplum olarak tıpkı Kurtuluş Savaşı'ndaki gibi ortaklaşa olarak belirlediğimiz hedeflere ulaşabilmek için yine toplumsal bir irade ortaya konması.
4-AB ve ABD gibi dış unsurların toplum ve devlet hayatımızdaki yerinin kesin sınırlarla belirlenmesi.
5-Bağımsız ve özgür bir ülke olarak gelecekte kendi kendimize yeterli bir ekonomi oluşturmak için gerekli temellerin atılması.
6-Demokrasinin geliştirilebilmesi,ekonomiden kültüre halkın tüm alanlarda katılımının ve desteğinin sağlanması için topyekün seferberlik ilan edilmesi.
7-Uzun vadeli toplumun tüm kesimlerinin görüşlerinden ve desteğinden yararlanılarak ekonomik sosyo-kültürel kalkınma planları oluşturulması.
8-Yeni bir yol çizmeye niyetli bir ülke olarak çevremizdeki ve bölgemizdeki tüm ülkelerle olumlu ilişkilerin,uzun vadeli stratejik ortaklıkların kurulabilmesi için gerekli politikaların oluşturulması.
9-Çizdiğimiz yeni yolda bizim için hayati öneme sahip öz kaynaklarımızın verimli ve adil bir şekilde dağıtılması.
10-Adaletten sağlığa eğitimden orduya tüm kurumlarımızın gözden geçirilmesi yeni ve demokratik bir anayasa ile devletin temellerinin sağlam bir zemine oturtulması,halkın kesinlikle güvenini sağlamış güçlü bir yönetim ve adalet mekanizması oluşturulması.
11-Tüm bu maddelerin hayata geçirilebilmesi için güçlü bir iktidarın halkın çoğunluğunun uzun vadeli desteğiyle iktidara gelmesi ve politik süreçte halk desteğini arkasında tutabilmesi.
12- 11. madde de dahil olmak üzere bahsedilen herşeyin yapılabilmesi için halkımızda genel bir istek ve azim olması bunların yapılabileceğine inanılması.
Tüm bunlar olur diyor muyuz...
2 ) özellikle şu kapkaç vs olaylarla ilgili yazımı eleştirine cevap vereyim,
sanırım hiç tv izlemiyorsun,
15 kez kapkac yapıp ceza-i indirimlerden yararlanıp ortalarda gezenleri,
tecavüz edip cıkıp bi daha tecavüz edenleri,
hırsızları, tabiri caizse iti kopuğu görmüyorsun sanırım,
senin evine hırsız giriyor, devlet direk hırsıza avukat tayin ediyor, sanada git başının caresine bak diyor :) eeeee o avukatta alttan alıyo üsten veriyo tık adamı cıkarıyo,
astere bunları görmek için alim olmana gerek yok,
maganda kursunu ile kac bebek öldü
her gün haber kanallarında anaların cıglıgını görürsün,
ve ne yazık ki bu ortamlara AB sebep olmuştur,
yasalar caydırıcılıgını kaybetmiştir,
Londra'da paris'te bu böyledir demedim, ama bizde böyle
zaten AB benim yaptıgımı degil benim sölediğimi yap diyo,
1) Kıbrıs'ın rumlara verilmesine göz yummamak engellikse, herhalde engel olacagız , ne yapacaktık, öylece izleyelim mi ?
3) özgürlükler birleştirir ama hangi tür özgürlükler bunu iyi ayırt etmek gerekir,
4) 50'de düştük yola heryıl 50 dersten sınava girdik sınavları geçtik gecmeye ama nedense sınıf atlamadık komik olan bu :)
5) bize karsı öne sürülen şartlar hangi bir AB üyesine karsıda sürülmüş ,
2005 te sözlendik, 2030 nısanlanırız, 2100'de evleniriz Allah'ın izniyle,
tabi AB nişanı atmazsa :)
bence onlar nişanı atmadan biz sözü bozalım :)
benim cevaplarda güzel astere
ben bunu görmedim atlamışım. özür...
affı çıkaran sizin pek muhterem solcu geçinen sağcılardı. ecevitlerdi. ab af çıkarın mı dedi.:wink:
1- kıbrıs rumlara verilsin diyen kim. denktaş efendi federasyona karşı şuna karşı buna karşıydı. hesapta bağımsız ülke olacak. türkiyenin sömürgesi olurlar ancak.
4- hangi ödevleri yaptık hatırlatırmısın. 2000 den sonra yapılanların dışında 60-70-80-90larda ne yaptık be kardeşim.
5- sana karşı süreülen şartlar senin daha iyi yaşaman için gerekli şeyler. eğer böyle geldi böyle gitsin dersen o da senin bileceğin iş:ohmy: :biggrin:
ben bunu görmedim atlamışım. özür...
affı çıkaran sizin pek muhterem solcu geçinen sağcılardı. ecevitlerdi. ab af çıkarın mı dedi.:wink:
1- kıbrıs rumlara verilsin diyen kim. denktaş efendi federasyona karşı şuna karşı buna karşıydı. hesapta bağımsız ülke olacak. türkiyenin sömürgesi olurlar ancak.
4- hangi ödevleri yaptık hatırlatırmısın. 2000 den sonra yapılanların dışında 60-70-80-90larda ne yaptık be kardeşim.
5- sana karşı süreülen şartlar senin daha iyi yaşaman için gerekli şeyler. eğer böyle geldi böyle gitsin dersen o da senin bileceğin iş:ohmy: :biggrin:her maddeyi işine geldiğin gibi yorumluyorsun söz konusu olan af kanunları degil , AB uyum yasaları altında Türkiye'de cezaların caydırıcılıgının kalmaması, cezaların sucludan yana olma konusu,
at gözlüğüyle bakma olaylara , sırf AB 'yi savunacagım diye :stuart: :stuart: :stuart:
zaten ne geldiyse AB yaltakcılarından geldi bu milletin başına
her maddeyi işine geldiğin gibi yorumluyorsun söz konusu olan af kanunları degil , AB uyum yasaları altında Türkiye'de cezaların caydırıcılıgının kalmaması, cezaların sucludan yana olma konusu,
at gözlüğüyle bakma olaylara , sırf AB 'yi savunacagım diye :stuart: :stuart: :stuart:
zaten ne geldiyse AB yaltakcılarından geldi bu milletin başına
AB muassır medeniyettir. Atatürk'ün istediği de oydu. hatta medeni kanunu avrupadan ceza kanununu avrupadan ticaret kanunlarını avrupadan alan Atatürktür. Atatürkte AB yaltakçısıydı. ya sen?:001_rolle
AB muassır medeniyettir. Atatürk'ün istediği de oydu. hatta medeni kanunu avrupadan ceza kanununu avrupadan ticaret kanunlarını avrupadan alan Atatürktür. Atatürkte AB yaltakçısıydı. ya sen?:001_rolleAtatürk gidip herseyinizle avrupaya teslim olun demedi, zaten senden Atatürk'ü anlamanı beklemem konuyu ordan oraya savurma yok yere, ceza kanunlarında sıkıştın sözü Atatürk'e getiriyorsun,
sadece gülüyorum sana:w00t: :w00t:
aslında senin ne amacla AB istediğin belli, sözü dolaştırma
muassır medeniyet dahi olsa benim ülkemin cıkarları dogrultusunda eger bana eksi getirecekse ben o AB ye girmem,
44ARGUVANLI44 19.10.2006, 15:59 atatürk'ün sözünü yanlış anladığın kesin astare sence atatürk böyle mi demek istedi yani sen bi devlet kuracan ve bunun yıkılması için yol göstericen lütfen biraz daha tarafsız bakın olaya sadece birilerini kötüleyerek bi yere ulaşamazsınız.
SAYGILARIMLA 44ARGUVANLI44
Atatürk gidip herseyinizle avrupaya teslim olun demedi, zaten senden Atatürk'ü anlamanı beklemem konuyu ordan oraya savurma yok yere, ceza kanunlarında sıkıştın sözü Atatürk'e getiriyorsun,
sadece gülüyorum sana:w00t: :w00t:
aslında senin ne amacla AB istediğin belli, sözü dolaştırma
muassır medeniyet dahi olsa benim ülkemin cıkarları dogrultusunda eger bana eksi getirecekse ben o AB ye girmem,
ceza kanunlarında niye sıkışayım ki. eğer mhp liler gibi düşünüpte polisin elindeki yetkileri alıyorlar diyeceksen. ben sana gülerim. polise yetki veripte başımıza(aleviler için) yine belamı yapacaksın.
şu anda kullandığımız latin alfabesi bile avrupaya uyumun neticesidir. Atatürk geleceği görüyordu ve o zaman bile entegre olmaya başlamıştı. sözde izindesiniz ama yanlış izdesiniz. Türkeş kafasıyla giderseniz işiniz var alevi kardeşim.
atatürk'ün sözünü yanlış anladığın kesin astare sence atatürk böyle mi demek istedi yani sen bi devlet kuracan ve bunun yıkılması için yol göstericen lütfen biraz daha tarafsız bakın olaya sadece birilerini kötüleyerek bi yere ulaşamazsınız.
SAYGILARIMLA
arkadaşım sen kökten yanlış anladın. AB kötü bişey değil atatürkte avrupalı yapmaya çalıştı dedeni ama sen hala korkuyorsun.
düşünün bakalım.
LATİN ALFABESİne niye geçildi
ÖLÇÜ BİRİM leri neden avrupaya uyduruldu.
KANUNlar neden italyadan fransadan yani avrupadan çevrildi.
BUNLARI yapan Atatürktü...
Atatürk olsa "İZİNDEYİZ" diyenlerin yüzüne tükürürdü.
cemalettin 20.10.2006, 13:05 [QUOTE=astare;265094]AB muassır medeniyettir.
selam,
şu "medeniyet"deyişini düzeltip "teknoloji/bilim"filan diye adlandırsak nasıl olur?
tarih boyu insanlığa karşı işlenmiş en büyük suçlar o toplum-lar tarafından işlenmedi mi?
güneşin batışını izlemek isteyen batıya baksın.
güneşin doğuşu ise sadece doğudandır...
ceza kanunlarında niye sıkışayım ki. eğer mhp liler gibi düşünüpte polisin elindeki yetkileri alıyorlar diyeceksen. ben sana gülerim. polise yetki veripte başımıza(aleviler için) yine belamı yapacaksın.
ben bozulan asayişten, hırsızlıktan gasptan bilmem neden bahsediyorum, sen polisin siyasi yönüyle uğraşıyon,
evini soyan 2 yıl fazla yatsın dıyorum,
kardeşine tecavüz eden 2 yıl fazla yatsın diyorum,
ben ceza kanunları degişsin diyorum
bunların polisin yetkisi degil, sanırım bu konuda bilgisizsin bilmiyorsan sus bari :)
ben cezalar arttırılsın dedim yetkiler degil anlamıyorsun galiba, sokakta ki kız kardeşlerine tecavüz eden 2 yıl sonra cıksın diyorsan tamam ben sustum ,
şu anda kullandığımız latin alfabesi bile avrupaya uyumun neticesidir. Atatürk geleceği görüyordu ve o zaman bile entegre olmaya başlamıştı. sözde izindesiniz ama yanlış izdesiniz. Türkeş kafasıyla giderseniz işiniz var alevi kardeşimsen beni türkeş gibi görürsen bende seni pkk ( apo ) zihniyetinde görürüm sözlerine dikkat et, saygılı ol
hala konuyu bilmem nereye cekiyorsun,
Devrimci,ve sol yazılardan sonra türkeye ab yi yada arap birliğini sokmak ne derece gerekli?..
Ulusçuluk kavramında tam bağımsızlık ideolojisi nerde ? diye sormak gerekir önce..
türkeyeyi bir birliğe sokmak gibi bir dürtüye neden ihtiyaç duyuluyor..kendi başına özgür ve bağımsız haraket eden bir devlet yapısını kurma zihniyeti şimdi bir birliğin kurallarını yerine getirme yapısı altında düşünmek biraz çelişkili....
Bence istekler,ideolojiler,hedef bir daha gözden geçirilmeli...neyi istediğimiz konusunda ortak hedef bağımsızlık olmalı..kendi toplumsal değerlerimizi,ve yaşam standartlarımızı kendimiz yükseltebilir,çağdaş uygar toplum hedefini yakalamak için bir birliğie gerek duyulmasını anlamıyorum.
jacques lion 21.10.2006, 14:32 AB, farklılıkta birliktelik prensibiyle hareket eden, temelinde ilk elde Avrupa'da, sonra ise dünyada kalıcı ve sürdürülebilir bir barış ortamının tesis edilmesini amaçlayan, uluslararası değil, ulus ötesi bir örgüttür. Bu yönüyle, yani ulus ötesiliği ile, AB, her türlü milliyetçi/ulusalcı şovenizmi aşabilen/aşmaya uğraş veren, insanların farklılıkları ile barış, konuşma, empati ve anlama içerisinde birarada yaşayabileceklerine inanır.
AB hakkındaki kuşkulara teker teker bakalım:
*AB emperyalist midir?
Emperyalist, ya da emperyalizm, kelime anlamıyla " bir ulusun, başka bir ulusun ya da başka ulusların toprağını ele geçirerek yayılması" anlamına gelir.
AB, her üye devletinin toprak bütünlüğünü güvenceye alır. Bugüne kadar AB'ye üye olan 25 tam üyenin hiçbirisi bölünmemiştir, nitekim AB'nin amacı, "her üye ülkeyi, kendi bütünlüğü içerisinde AB ailesine sıkı bağlarla bağlamaktır."
* Ama AB üyeliği ile egemenlik Brüksel'e devredilecek, peki bu bizim ulusal çıkarlarımızı ve milli egemenliğimizi zedelemez mi?
AB hukuku dediğimiz sistem, ki Brüksel hukuku olarak da isimlendirilir, AB'ye tam üye olan devletlerin, egemenlik unsurlarından tanımlamış belirli unsurları, çerçevesi çizilmiş kadarıyla Brüksel'e aktarmaları, ve bu aktarmanın Brüksel havuzunda toplanmasıyla oluşur. İşte oluşan bu Brüksel havuzu, AB hukukunu ve sistemini meydana getirmekte ve AB'nin ulus ötesi olmasının temel adımı olmaktadır.
AB içerisinde, bir ulus devletin attığı her adımın bir geri dönüşü vardır. Başka bir deyişle, ulusal şerhler, daima Bürksel havuzunun işleyişinde etkili olabilmektedir. Zaten AB'nin amacı, ulusal paradigmaları olabildiğine aşmak olduğundan, Brüksel hukuku meydana geldi. Bu nedenle, egemenlik devrini ölüm gibi gösterenler, insanların AB hukuku ve siyasal sistemi konusundaki bilgisizliklerinden faydalanmak istenci güdüyorlar.
* Ama nasıl olsa AB bizi almayacak, niçin bunca taviz veriliyor?
Bir defa, AB süreciyle ilgili olarak hiç hazzetmediğim bir kelime, "taviz vermek". Şunu zihinmize yerleştirelim: AB, kurucu andlaşmaları ve sonradan imzalanan siyasi ve ekonomik amaçlı andlaşmaları ile, bir bütünlüğe dayanan sisteme sahiptir. Dolayısıyla bu sisteme dahil olmak isteyen her devlet, kendi yapısını AB sistemine "uyumlandıracak" yasal değişiklikleri gerçekleştirmek, ve bunları uygulamaya geçirmek zorundadır. Bu, İngiltere için de geçerliydi, İspanya için de geçerliydi.. her aday üye için geçerliydi.
Deniliyor ki, "AB niçin bizi 40 yıldır süründürüyor?" Unutmayın, 1959 Roma Andlaşmasından bugüne, bu ülkede 2 askeri darbe, 1 muhtıra ve 1 tane de post modern dedikleri darbe yaşandı. Sürecin 40 küsür yıla yayılmasına bu yönüyle bakmayı deneyebiliriz.
Gelelim, "AB bizi almayacak" hayıflanmalarına. Hatırlatmak gerekir, İngiltere, tam üyelik yolunda De Gaulle'ün Fransa'sından tam iki defa veto yemiştir, hem de tam üyeliği an meselesi iken. İspanya, 8 yıllık zorlu bir sürecin ardından, tam üyeliğine günler kala "ama İspanyollar çok fakir" denilerek dışarıya itilmeye çalışılmıştır. Ama ne İngilizler, ne de İspanyollar, hamasi milliyetçiliğe kapılmadan bildikleri yolda devam etmiş ve tam üyeliği elde etmişlerdir. Tam üyelik sürecini, hiçbir aday ülke güle oynaya geçirmez, hatta AB'ye destek oranının en düştüğü dönem, tam üyelik sürecinin ilerleyen aşamalarıdır. Bu süreçte sabır ve akılcılık, birincil rehberimiz olmalı.
Saygılarımla.
ben bozulan asayişten, hırsızlıktan gasptan bilmem neden bahsediyorum, sen polisin siyasi yönüyle uğraşıyon,
evini soyan 2 yıl fazla yatsın dıyorum,
kardeşine tecavüz eden 2 yıl fazla yatsın diyorum,
ben ceza kanunları degişsin diyorum
bunların polisin yetkisi degil, sanırım bu konuda bilgisizsin bilmiyorsan sus bari :)
ben cezalar arttırılsın dedim yetkiler degil anlamıyorsun galiba, sokakta ki kız kardeşlerine tecavüz eden 2 yıl sonra cıksın diyorsan tamam ben sustum ,
sen beni türkeş gibi görürsen bende seni pkk ( apo ) zihniyetinde görürüm sözlerine dikkat et, saygılı ol
hala konuyu bilmem nereye cekiyorsun,
demogoji yapmaya devam ediyorsun. :yamukgul:
eyvallah... oda bi maharet tabi:whistling :sweatdrop :rolleyes:
cemalettin 22.10.2006, 00:38 [QUOTE=jacques lion;267471]AB, farklılıkta birliktelik prensibiyle hareket eden,
(yetkililerin arada bir yaptıkları konuşmalara hiç uymayan prensipler!!!!!!!)
"cem"
AB, her üye devletinin toprak bütünlüğünü güvenceye alır. Bugüne kadar AB'ye üye olan 25 tam üyenin hiçbirisi bölünmemiştir, nitekim AB'nin amacı, "her üye ülkeyi, kendi bütünlüğü içerisinde AB ailesine sıkı bağlarla bağlamaktır."
(bölücü örgütleri destekleyerek amaçlarına ulaştıktan sonra 70 milyon yerine
daha küçük nüfuslara sahip ülkecikleri belki alacaklardır aralarına da,geriye kalacak Türkiye'yi alacaklarından halen şüphedeyim.hangi üye ülkenin davranışları bizim "toprak bütünlüğü"müz ile bağdaşmaktadır merak ediyorum)
Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı olanlar, bir anayasa hazırlasınlar, sivil bir anayasa.. İşçi hakları sözleşmeleri, siyasi partiler yasası, kamu yönetimi reformu taslağı etc..
Bunun gibi metinler hazırlayıp topluma deklare etsinler, boş durmayıp çalışsınlar madem AB'ye karşılar. AB'ye alternatif projeler üretsinler.
Toplumu hareketlendirsinler...
Kimse de o zaman "ille de AB" demez.. Kendi kendimizi kalkındıralım.
Yani kopenhag kriterlerine alternatif, ne bileyim Tokat Kriterleri, Samsun Şartı, Mardin ekonomik çerçeve metni, Ankara Türkiye İnsan hakları beyannememiz olsun...
Tabii bütün bu metinleri hazırladıktan sonra sokaklara çıkıp bu metinleri politik düzene taşıyabileceğimiz cesur bir halk hareketi de oluşsun.. Polis copu, asker apoleti görünce sinip kaçmasın kimse, o zaman "AB üyeliği sadece bir dış politika" meselesi olarak kalır.
Şimdi etrafıma bakıyorum.. Ne böyle toplumsal sözleşme metinlerimiz var, ne de bunu siyasete yansıtacak halk hareketi.
Dünyada Ali Baba'nın danası gibi ortada kalıcaz bu gidişle...
Ali_Yolcusu 22.10.2006, 03:14 dayatmalarla olacaksa hiç olmasın
ben avrupalı olsaydım, türkiyeyi istemezdim bu birliğe :)
Cherokawan 22.10.2006, 06:47 AB, farklılıkta birliktelik prensibiyle hareket eden, temelinde ilk elde Avrupa'da, sonra ise dünyada kalıcı ve sürdürülebilir bir barış ortamının tesis edilmesini amaçlayan, uluslararası değil, ulus ötesi bir örgüttür. Bu yönüyle, yani ulus ötesiliği ile, AB, her türlü milliyetçi/ulusalcı şovenizmi aşabilen/aşmaya uğraş veren, insanların farklılıkları ile barış, konuşma, empati ve anlama içerisinde birarada yaşayabileceklerine inanır.
Çok güzel bir yazı tebrik ederim.Yazının incelenmeye değer olduğunu düşünüyorum ancak müsadenizle önce konu dışı bir serzenişte bulunacağım: Arkadaşlar biz burada fikirlerimizi açıklamak ve başka fikirleri öğrenerek bir paylaşımda bulunmak için mi bulunuyoruz yoksa kavga gürültü için mi?Neden forumda "tartışma" amacıyla açılan her başlık bir "polemik ve didişme" platformuna dönüşüyor?Herneyse...
Yazıya gelince...Bence bu yazı ülkemizdeki klasik liberal anlayışın AB'ne bakışını özetle yansıtıyor.Bu nedenle yazının bir eleştirisini yaparak kendi düşüncemi açıklayabileceğimi düşündüm.Dostumuzun usulüne uyarak madde madde gideceğim.
1-"AB, farklılıkta birliktelik prensibiyle hareket eden, temelinde ilk elde Avrupa'da, sonra ise dünyada kalıcı ve sürdürülebilir bir barış ortamının tesis edilmesini amaçlayan, uluslararası değil, ulus ötesi bir örgüttür. Bu yönüyle, yani ulus ötesiliği ile, AB, her türlü milliyetçi/ulusalcı şovenizmi aşabilen/aşmaya uğraş veren, insanların farklılıkları ile barış, konuşma, empati ve anlama içerisinde birarada yaşayabileceklerine inanır."
İlk bakışta AB anayasası taslağının ruhuna uygun görünen bu paragraf hem uluslararsı hukuk açısından hem de AB muktesebatının genel ilkeleri açısından tümüyle yanlıştır.Şöyle ki: birincisi AB'ne dayanak oluşturan antlaşmalar birer "uluslarası" antlaşmalardır ve taraflardan birinin o konudaki irradesini "Uluslararası bir organizasyona" devrettiğini belgelendirir.Kaldı ki AB özünde 1958 Kömür-Çelik Antlaşmasına dayanır ve AB genel sekreterliğinin
kuruluş metninde de bu antlaşmanın taraflar açısından hükmü:
"Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu (AKÇT) kuran Paris Antlaşması (1951), Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu'nu (Euratom) kuran Roma Antlaşmaları (1957), Avrupa Tek Senedi (1986) ve Maastricht Avrupa Birliği Antlaşması (1992), Üye devletleri egemen Devletler arasındaki geleneksel anlaşmalardan daha sıkı bir biçimde birbirine bağlayan AB'nin hukuki temellerini meydana getirir. Avrupa Birliği, doğrudan uygulanma imkanı olan bir mevzuat oluşturabilmekte ve yurttaşları lehine özel haklar ihdas edebilmektedir." şeklinde ifade edilmektedir.Bu ifadenin uluslararası hukuktaki hükmü şudur.AB organizasyonu tıpkı NAFTA ve ASEAN gibi uluslararası antlaşmalarla oluşturulmuş bir hukuki organizasyondur. Ve antlaşmalara "uluslararası örgüt" olarak taraf olur.Ulusötesi bir örgütün nasıl olabileceği de yine uluslararası hukukta tanımlanmıştır.Ulusötesi örgütler belirli bir amacın ifasına yönelik bir araya gelmiş gerçek ya da tüzel kişilerin oluşturduğu devletler dışı organizasyonlardır.Bu tanıma göre örneğin Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü bir ulusötesi örgüttür.Ancak aynı şeyi AB için söyleyemeyiz.
Diğer taraftan dostumuzun ifadesi AB taslağının da yaşadığı çelişkiyi aktarmaktadır.Bu başlangıçla yola çıkan AB Tek Senedi olarak anılan belgede şu ifadeler kullanılmaktadır:
"Artık AB'nin, bir yandan Üye Devletlerin kimliklerini korurken diğer yandan da karar verebilme ve uygulama yeteneği bulunan hem etkili hem de demokratik bir örgüt olma yolunda daha ileri gitmekten başka seçeneği yoktur. Yapısını güçlendirip karar mekanizmalarını rasyonalize edemezse, iyice gevşeme ya da kımıldayamaz hale gelme seçeneğiyle karşı karşıya kalacaktır. Atlas Okyanusu'ndan Urallar'a uzanan 'Büyük Avrupa' ancak tek sesle konuşup hareket eden istikrarlı bir çekirdek etrafında yapılanırsa örgütlü bir güç olarak gelişebilir. Birliğin hedefi 25 üyeli yapısının yeni görevleri göğüsleyebilecek şekilde uyarlanması ve kurucularının büyük siyasi projelerinin kaynakları göz ardı edilmeden ve kapsamı kısıtlanmadan tüm kıtaya istikrar sağlanması ve yeni üyelerin katılımına yardım ve teşviktir."
Dolayısı ile AB yapısı hukusal olarak iki farklı bakış açısına ayrılmış dostumuzun görüşlerini içeren bakış açısın 1999-2000 sürecinde üye ülkelerden Avusturya Fransa ve Portekiz'de yapılan referandumlarla kesinlikle reddedilmiştir.Bunun üzerine Almanya referandumu ertlemiştir.Siyasal Bilimler ya da Uluslararası İlişkiler alanında olan dostlarımız bu ifadeleri anlayabilirler ancak daha da basitleştirmek gerekirse AB'nin üzerinde anlaştığı genel bir uluslaraasılık ya da ulusüstülük yoktur.Bu konudaki hükümler hukuki değil siyasidir.Tıpkı Kuzey Kıbrıs'ın üzerindeki ambargonun kaldırılması hakkındaki hükümler gibi...
2""-Emperyalist, ya da emperyalizm, kelime anlamıyla " bir ulusun, başka bir ulusun ya da başka ulusların toprağını ele geçirerek yayılması" anlamına gelir.
AB, her üye devletinin toprak bütünlüğünü güvenceye alır. Bugüne kadar AB'ye üye olan 25 tam üyenin hiçbirisi bölünmemiştir, nitekim AB'nin amacı, "her üye ülkeyi, kendi bütünlüğü içerisinde AB ailesine sıkı bağlarla bağlamaktır." ""
Emperyalizmin bu tanımı kim tarafından yapılmıştır bilemiyorum ama konuyu oldukça basite indirgeyen ve iyimserlikten öteye geçmeyen bir tanımdır.Bahsedilen tanım olsa olsa "kolonizasyon" kavramını ifade edebilir ama o da ancak kapitalizm öncesi dönemi kapsayabilir.Sokaktaki vatandaş emperyalizmi bu şekilde algılayabilir.Ancak gerçekler çok farklıdır.Emperyalizmin söz konusu olması için illa ki bir devletin varolması gerekmez.Dünya Bankası verilerine göre (2000-2006) günümüzde dünyadaki toplam ticaretin %80'ini gerçekleştiren ilk 500 şirketin tamamı(dikkatinizi çekerim çoğunluğu değil) Uluslararası Ortaklıklardır.Ve bu şirketlerin de 5 tanesi dışındakilerin hepsi dünyadaki 3 büyük pazarda faaliyet göstermektedir.(AB,NAFTA ve ASEAN)Kısacası dünyadaki bir yıllık birikim hacminin beşte dördü Avrupa,Kuzey Amerika ve Güneydoğu Asya'da toplanmaktadır.(Merak eden arkadaşlarımız Dünya Bankasının resmi sitesinden kolaylıkla bu verilere ulaşabilir)
Sadece bu istatistikler bile hem emperyalizmin sadece "devlet kaynaklı" olmadığını hem de AB'nin emperyalist olmadığı savını çürütür.Emperyalizm de tıpkı kapitalizm gibi dinamik bir süreçtir.Nasıl ki buhar devrimi dönemlerindeki kapitalizmi bugünkü kapitalizmle karşılaştırıp "bugün kapitalizm yoktur" diyemiyorsak, emperyalizmi bu tanımla inceleyerek sonuca ulaşamayız.Kaldı ki emperyalizm sadece bir bölgeyi işgal ederek olagelen bir süreç te değildir.Dünyada veri olarak en az işgal altında ülke bulunan dönemi yaşıyoruz.Ancak aynı şekilde dünyanın kaynakları hiçbir dönemde olmadığı kadar son 90 yılda belirli bölgelere yığılmaktadır.İşte bunun adı emperyalizmdir.
AB'nin asıl kuruluş amacı ise yine AB Genel Sekreterliği'nin "AB Politikaları" başlığında gizlidir:""AB’nin ticari, ekonomik ve finansal ağırlığı onu bir dünya gücü yapmaktadır. AB küresel düzeyde pek çok ülke ve bölgeyi kapsayan ikili ve çok taraflı antlaşmalar ağına sahiptir. Dünyanın en büyük ticaret hacmine sahip ve dünyanın ikinci en güçlü para birimine sahip olan AB, beş kıtadaki yardım projelerine de ayda bir milyar euro harcamaktadır. AB’nin dış politikada söz sahibi bir konuma gelmesi Birliğe önemli küresel sorumluluk yüklemektedir.""
Burada da çok açıkça belirtilmiştir ki AB diğer bölgesel güçlere karşı zayıflayan Avrupa'nın ağırlığını yeniden kazandırmak ve bölgesel bir güç olarak dünya ekonomisi ve politikasında söz sahibi olmaktan başka bir şey değildir.Roma Antlaşmasının imza tarihi bile SSCB-ABD füze kriziyle paraleldir.Bilindiği gibi bu krizden sonra ortaya konan Truman Doktrini özetle ABD'nin Paris'i korumak için New York'u kaybetmek istemediğini açıkça ortaya koyuyordu.Bu krizin ortaya koyduğu sonuç Avrupa'da çok ilginçtir ki Kömür-Çelik Birliği oluyordu!
AB siyasal doktrinlerdeki çarpıcı söylemler dışında hiçbir anlamda NAFTA'dan farklı amaçları olan bir örgüt değildir.Bu gerçeği bugün kendi CEO'ları da kabul etmekte ve danışmalık yaptıkları şirketlerden uluslararası ticarette bu politika bağlamında pozisyon almalarını istemektedir.(Bkz. Leo Brichmann-Globalizmin Sonu-2002)
Cherokawan 22.10.2006, 06:48 (DEVAM)
3-""* Ama AB üyeliği ile egemenlik Brüksel'e devredilecek, peki bu bizim ulusal çıkarlarımızı ve milli egemenliğimizi zedelemez mi?
AB hukuku dediğimiz sistem, ki Brüksel hukuku olarak da isimlendirilir, AB'ye tam üye olan devletlerin, egemenlik unsurlarından tanımlamış belirli unsurları, çerçevesi çizilmiş kadarıyla Brüksel'e aktarmaları, ve bu aktarmanın Brüksel havuzunda toplanmasıyla oluşur. İşte oluşan bu Brüksel havuzu, AB hukukunu ve sistemini meydana getirmekte ve AB'nin ulus ötesi olmasının temel adımı olmaktadır.
AB içerisinde, bir ulus devletin attığı her adımın bir geri dönüşü vardır. Başka bir deyişle, ulusal şerhler, daima Bürksel havuzunun işleyişinde etkili olabilmektedir. Zaten AB'nin amacı, ulusal paradigmaları olabildiğine aşmak olduğundan, Brüksel hukuku meydana geldi. Bu nedenle, egemenlik devrini ölüm gibi gösterenler, insanların AB hukuku ve siyasal sistemi konusundaki bilgisizliklerinden faydalanmak istenci güdüyorlar.""
Dikkat edilirse ikinci paragraftaki iddia hem "ulusötesilikle" hem de "Birleşik Avrupa" idealiyle çelişmektedir.Uluslararası Hukuku bir yana bırakıyorum.Şu halde AB'nin niteliği nedir?Devletlerüstü bir erk mi yoksa devletlerarası bir organizasyon mu?Brüksel'de alınan herhangi bir kararın bir tek ülke tarafından reddedilmesi bile kararı hükümsüz kılmaktadır.Bu durumda nasıl bir AB otortesinden bahsedilebilir.Daha da derinleştirelim.Bugünkü duruma göre AB karar organlarında ülkeler eşit oy hakkına sahiptir.Dolayısıyla 450 milyonluk Avrupa halkı bir kanunu onaylasa bile sözgelimi 3 milyonluk Hollanda'nın veto etmesi bile reddedilmesi için yeterli olacaktır.Bu nasıl bir ulusüstülüktür?Bu nasıl bir adalet anlayışıdır?Ancak anayasanın kabulüyle (ki dediğim gibi reddedildi bu taslak) bu durum nüfus esasına göre belirlenecektir.Büyük ülkelerin yararına olan bu değişiklik doğaldır ki etkileri azalacak olan düşük nüfuslu ülkeler tarafından rağbet görmemektedir.Ve eğer bu yasa kabul edilirse Türkiye her koşulu yerine getirse bile kesinlikle AB'ne alınmayacaktır.
Çünkü böyle bir düzenlemenin yürürlüğe gireceği tarih itibarıyle Türkiye AB'nin en çok temsilci gönderme yetkisine sahip üyesi durumuna gelecektir.Sonuç olarak AB üyeleri Türkiye ve eski doğu bloku iyelerinin etkinliğini arttıracak böyle bir uygulamaya gitmek istememekte bir yandan da "ulusüstü bir birlikten" bahsetmektedirler.
4-""Ama nasıl olsa AB bizi almayacak, niçin bunca taviz veriliyor?
Bir defa, AB süreciyle ilgili olarak hiç hazzetmediğim bir kelime, "taviz vermek". Şunu zihinmize yerleştirelim: AB, kurucu andlaşmaları ve sonradan imzalanan siyasi ve ekonomik amaçlı andlaşmaları ile, bir bütünlüğe dayanan sisteme sahiptir. Dolayısıyla bu sisteme dahil olmak isteyen her devlet, kendi yapısını AB sistemine "uyumlandıracak" yasal değişiklikleri gerçekleştirmek, ve bunları uygulamaya geçirmek zorundadır. Bu, İngiltere için de geçerliydi, İspanya için de geçerliydi.. her aday üye için geçerliydi.""
Bu nokta doğru saptamaları da taşımakta elbette.Demokratikleşme ve AB müktesebatına uyum süreci çalışmaları herşeyden önce Türkiye'nin liberal demokratik gelişimini hızla sürdürülmesi amacını taşımaktadır.Ancak burada sorun yeterince iyi anlaşılamamaktadır.Türkiye'nin önüne getirilen şartlarla İspanya ya da İngiltere'nin önüne konulan uyum protokolleri arasında dağlar kadar fark vardır.En önemli sorun olarak gösterilen "Kıbrıs Sorununu" inceleyerek bu farklılık görülebilir.
Bu konuda çeşitli antlaşma ve zirve sonuç metinlerini gözden geçirelim:Maastrich Zirvesinde Kıbrıs başlığında sunulan rapor dikkat çekicidir:Kıbrıs'ın bütünlüğü için garantör devletlerden olan Türkiye'ye BM denetiminde alınacak kararları desteklemesi tavsiye edilmektedir.Dolayısı ile Türkiye sanki Kıbrıs'ın birleşmesi için sunulan BM çözümünü uygulatmayan garantör ülke konumuna düşürülmektedir.Ancak G. Kıbrıs'ın Ab ile üyelik görüşmelerine başlamasına veto kullanmayan Türkiye'ye karşı tutum Helsinki Zirvesi'nde değişiklik göstermektedir.Şöyledir zirvenin Kıbrıs başlığı:
"b) Avrupa Birliği Konseyi, politik bir çözümün Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne katılımını kolaylaştıracağının altını çizer. Üyelik müzakerelerinin tamamlanmasına kadar kapsamlı bir çözüme ulaşılamamış olursa, Konsey'in üyelik konusundaki kararı, yukarıdaki husus bir ön şart olmaksızın verilecektir. Bu konuda, Konsey tüm ilgili faktörleri dikkate alacaktır."
İşin garip tarafı bu deklarasyonla Türkiye'yi Annan Planı'nın Kuzey Kıbrıs'a kabul ettirilmesine zorlayan AB,referandum sonucunun güneyde red kuzeyde ise kabul şeklinde ortaya çıkmasından sonra Güney Kıbrıs'ı üyeliğe almakta tereddüt etmemiştir.Üstelik 1998 tarihli AB katılım raporundaki şu ifadeye rağmen:
"Komisyon Türkiye tarafından alınan tedbirlerin, Avrupa Birliği�nin onayladığı ilgili BM kararlarında ifadesini bulan uluslararası hukuk ile bağdaşmadığı görüşündedir. Komisyon, BM Güvenlik Konseyi�nin ve Avrupa Birliği�nin tam desteğiyle BM Genel Sekreteri tarafından yürütülen iyi niyet misyonunun ilgili tüm taraflarca aktif şekilde desteklenmesi gerektiğine inanmaya devam etmektedir.
Komisyon, Kıbrıs Türk toplumunun garantörü olarak Türkiye�nin, esas olarak iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon kurulmasına dayanan ilgili BM kararlarına uygun biçimde Kıbrıs sorununa adil ve hakça bir çözüm bulunması için özel ilişkisini kullanması gerektiğine inanmaktadır. "
Aynı istek 2002 Türkiye Düzenli Raporunda da belirtilmiştir:
"Kıbrıs konusunun çözümü ile ilgili çabaların Türkiye ile AB arasında genişletilmiş siyasi diyaloğun bir parçası olduğu hatırlatılmaktadır. AB Komisyonu, tüm tarafların ve halihazırdaki çerçevede özellikle Türkiye�nin, bu yıl içinde Kıbrıs sorununda kapsamlı bir çözüme ulaşılması için Birleşmiş Milletler�in çabalarına tam destek vermesini istemektedir."
Bununla birlikte planı kabul eden kuzeye yönelik bazı "açılımlar" sağlanmış ve 2004 tarihli "Kıbrıs Tüzüğü" ile bu açılımlar şu şekilde belirtilmiştir:
"Kıbrıs'ta 24 Nisan 2004 Annan Planı Referandumunda, Türk ve Rum kesimlerinde taban tabana zıt sonuçlar alındı. Türkler yüzde 64.91 oranında �Evet� dedi, Rum kesiminde ise yüzde 75.83 düzeyinde �Hayır� çıktı. Türk kesiminde katılım oranı yüzde 84.34 oldu. Rum kesiminde ise katılım oranı yüzde 96.53�e ulaştı.
AB, bu sonuçtan sonra, Kıbrıslı Türkleri izolasyondan çıkarmak yönünde "ilk adım" olarak nitelendirilen Kıbrıs tüzüğünü onayladı.
AB üyesi ülkelerin Brüksel'deki daimi temsilcilerinden oluşan Daimi Temsilciler Komitesi'nin (COREPER), 28 Nisan'da görüşerek kabul ettikten sonra 29 Nisan'da AB İçişleri ve Adalet Bakanları Konseyi'nin onayına sunduğu tüzük, 1 Mayıs'tan itibaren geçerli olacak.
Tüzük, Yeşil Hat'tan geçişlerde AB vatandaşlarının serbest dolaşımına izin vererek KKTC turizm sektörüne katkı sağlayan, kuzeyin bazı ürünlerinin güney üzerinden AB'ye aktarılmasına yeşil ışık yakan, AB'nin Türk tarafı için öngördüğü 259 milyon euroluk yardımın değerlendirilmesine izin veren kapılar açıyor.
Lüksemburg'da toplanan AB İçişleri ve Adalet Bakanları Konseyi, tüzüğü tartışmasız oylayarak onayladı."
Kıbrıs'a yönelik AB vaadlerinin üstelik yazılı olarak resmi ağızlardan onaylanmasına karşın yerine getirilmemesi günümüzde hepimizin de bildiği gibi" bu kriterler siyasidir" şeklinde yorumlanmıştır.Ayrıca AB içinde en güçlü yapı konumunda bulunan Hristiyan Demokrat grup ta Türkiye'ye stratejik ortaklık teklif edilmesinden yanadır.Bütün bunlar ortadayken ve daha 2002 yılında belliyken müzakerelerin başlatılmasının "zafer" olarak yorumlanması ülkemizde şu anda yaşanan "AB sendromunun" baş sebebidir.Kimileri bu dayatmaları "taviz" olarak görmeyebilir ancak Türkiye'den her alınan belgenin katılım ortaklığı adıyla kayda geçirilirken uluslararası bir organizasyonun çıkarları gerektirdiğinde kendi yazılı taahütlerini siyasi açılım olarak ortaya koyması her anlamda çelişkidir.Türkiye'nin eksiklerinin olduğu aşikardır.Ancak burada normal bir üyelik müzakeresi aşamasının gerçekleşmediği de ortadadır.IRA'ya ETA'ya yapılmayan ateşkes çağrılarının PKK'ya yapılması,bu örgütleri yıllarca muhatap kabul etmeyen AB'nin PKK'yı terörist örgütler listesinden çıkarmayı görüşmesi,her fırsatta askerlerin devlet yönetimi konusunda açıklama yapmasını eleştiren bir organizasyonun genel kurmay başkanının üstelik Türkiye'ye gelerek "Türk devlet sistemi değiştirilmelidir.Atatürkçülük artık geçerli ideoloji değildir" diye yorumlarda bulunması iyi niyetli davranışlar değildir.Şu anda müzakerlerin ilerlediğini düşünenlerin önümüzdeki yıl yapılacak "Tarım" ve "Telekomünikasyon" başlıklı süreçleri dikkatle takip etmelerini tavsiye ederim.
AB'ye giren hiçbir devlet bölünmemiştir savı da subjektiftir.Özellikle İspanya'nın durumu ortadayken.Dahasıı Türkiye bu sancılı süreci de kabullenmeye hazırken sorun üyelik müzakerlerinin gerektirdiği kriterler değil yapılan ek talepler ve tüm bunların sonucunda dahi "stratejik ortaklığın" gündeme getirilebilmesidir.Sonuçta AB içerisindeki eğilim tüm bu müzakere süreci sonucunda dahi üyeliği garanti etmemektedir.
Sonuçta başka ülkeler için öngörülen 8-10 yıllık süreçler Türkiye için 20-25 yıl olarak öngörülmektedir.Ülkemizin AB'ne giren ve gelecek yıl üye olacak olan eski doğu bloku ülkelerinden daha düşük potansiyeli olduğuna kesinlikle inanmıyorum.Türkiye'nin AB dışındaki seçenekleri gözden geçirmesi ve her alanda gerekli olan reformları AB için değil daha demokratik ve ileri bir Türkiye için yapması gereklidir.
Saygılar...
AB MALİ YARDIMLARI İLE FİNANSE EDİLEN HİBE PROGRAMLARI
Kadın-Erkek Eşitliğinin Sağlanması Hibe Programı
Sivil Toplum Kuruluşlarının Türkiye’de kadın erkek eşitliği konularıyla ilgili yapılacak olan projelere Avrupa Birliği Delegasyonu hibe sağlayacaktır. Projeler için en son başvuru 13 Ekim 2006 tarihinde sona ermektedir. (Delegasyon)
Demokrasi ve İnsan Hakları Konusuna Destek için Hibe Programı
Avrupa Birliği tarafından yürütülen Katılım Öncesi Süreçte Sivil Toplumu Güçlendirme Projesi kapsamında hibe programı duyurusu yapılmışır. Program kapsamında Türkiye’de kâr amacı gütmeyen tüzel kişilikler, Sivil Toplum Kuruluşları (Dernekler, Vakıflar vb), araştırma enstitüleri veya yüksek eğitim kurumlarının geliştireceği projelere hibe imkânı sağlanacaktır.
Proje kapsamında yürütülen Hibe Programının amacı, vatandaşlık hakları ve sosyal-kültürel hakları geliştirecek aktivitilerin yaygınlaştırılmasının sağlanmasıdır. Bu teklif çağrısı kapsamında insan hakları ve demokrasi alanındaki projeler desteklenecektir. Teklifler kamu sektörü ve medya arasındaki işbirliğini teşvik etmelidir. Ayrıca İç Anadolu, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesi gibi sivil toplumun fazla aktif olmadığı az gelişmiş bölgelere öncelik verilmelidir. Projeler için en son başvuru 13 Ekim 2006 tarihinde sona ermektedir. (Delegasyon)
GAP Girişimci Destekeleme Merkezleri Hibe Programı
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından finanse edilen GAP Girişimci Destekleme Merkezleri hibe programı GAP Bölgesi’ndeki 9 ilde (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin,Siirt, Şanlıurfa, Şırnak) KOBİ’leri temsil eden sivil toplum kuruluşlarına hibe desteği sağlayacaktır. Program kapsamında KOBİ’lerin rekabet seviyelerini yükseltilmesi, girdi maliyetlerini düşürülmesi, satışlarının, ihracat ve istihdam kapasitelerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Projeler için en son başvuru 2 Ekim 2006 tarihinde sona ermektedir. (Delegasyon)
Sivil Toplum Diyaloğu; Kültür Hareketi Hibe Programı
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki sivil toplum diyaloğunun geliştirilmesi amacıyla oluşturlan programlardan birisi olan Kültür Hareketi Hibe programının genel amacı kamuoyunun AB entegrasyon süreci ile ilgili yürütülen çalışmalara daha etkin olarak katılmasının sağlanmasıdır. Bu amaç çerçevesinde, kültürler arası diyaloğun ve anlayışın geliştirilmesi ve iki taraftaki sivil toplum kuruluşları arasında işbirliğinin artırılması hedeflenmesktedir. Projeler için en son başvuru 5 Aralık 2006 tarihinde sona ermektedir. (Delegasyon)
AB Türkiye'de Televizyon Programlarını Destekliyor
Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu, “AB Ekranda” adlı bir hibe programı başlatmıştır. Televizyon kanalları ile prodüksiyon şirketlerine yönelik hibe programı, Türkiye’de yayımlanacak televizyon yapımlarının eşfinansmanı için mali kaynak sağlamayı hedeflemektedir.
Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’nun iletişim stratejisi kapsamında geliştirilen hibe programının temel amaçları şunlardır:
1. Kamuoyunun Avrupa Birliği konusundaki bilgi ve birikimin arttırılması;
2. Katılım süreci ile etkilerinin anlatılması ve AB üyeliğine yönelik desteğin arttırılması;
3. AB-Türkiye ilişkileri ile katılım süreci konusundaki mitlerin ve yanlış anlamaların ortadan kaldırılması.
Başvuru formu dahil hibe programı ile ilgili tüm dokümanlara AK Delegasyonu’nun web sitesinden ulaşılabilir (www.avrupa.info.tr veya www.deltur.cec.eu.int).
Ayrıca, 16 Ekim Pazartesi günü İstanbul’daki Avrupa Birliği Enformasyon Merkezi’nde (Mete Cd. Park Apt. No:30–32 Taksim) bir tanıtım toplantısı gerçekleştirilecektir. Teklifler için son başvuru tarihi 14 Aralık 2006’dır.
ABye girmek istemeyen arkadaşlar; acaba araştırma yaptılar ve girmemizin zararımıza olduğu sonucunamı ulaştılar. bence ABye girdiğimiz takdirde artılar eksilerden fazla olacak, Türkiyenin dış politikada gücü artaracak. dışardan bakınca evet girmek bizim açımızdan kötü olacak gibi duruyor. ama ayrıntılara bakıldığında mutlaka AB içinde yer almamız gerektiği ortaya çıkıyor. lütfen at gözlükleriyle bakmayalım...
demogoji yapmaya devam ediyorsun. :yamukgul:
eyvallah... oda bi maharet tabi:whistling :sweatdrop :rolleyes:Çamura yatıyorsun :yamukgul:
o da ayrı meziyet her adam yatamaz :stuart: :whistling :lol: :lol: :lol:
|