Orijinalini görmek için tıklayınız : Bindörtyüzyıllık Muhalefet


D-e-v-r-i-m
27.07.2006, 16:59
İslamiyet Türkler Alevilik Bindörtyüzyıllık Muhalefet
Gülağ Öz

Çeşitli yerlerde ve çeşitli kişiler tarafından kaleme alınan,tartışma boyutları hızla büyüyen bir konuya “bir kitap bir yazar” boyutuyla bir bakışta ben getirmek istedim.Araştırmacı, yazar sıfatıyla kaleme alınan bu kitapta Aleviliğin tarihsel diyalektiği kronolojik sıraya göre ortaya konulmaya çalışılmış.

“Anadolu uygarlıkların beşiği olarak bilinir.Bazıları ise “Kavimler kapısı” olarak adlandırır.Gerçekten bir mozaiktir Anadolu”

Diyerek başlıyor söze sayın Gülağ ÖZ.1952 Sivas,ŞarkışlaSivrialan doğumlu yazarı bir geleneğin içinde değerlendirmek doğru olacaktır.Bu gelenek, yazarın söz konusu kitabında belgeler eşliğinde ortaya koyulmuştur.Bu geleneğin adı Aleviliktir.

Yol Bilim Yayınları’nca 1995,1997,1999 baskılarının yapılmış olduğunu biliyorum.Elimdeki kitap 3.Baskı.Kitabın önsözünde,yazar kitabın hangi ihtiyaca cevap vermeye çalıştığını

“Son günlerde Alevilik konusunda bir çok tartışma yaşanıyor ülkemizde.Anadolu Aleviliği’nin İslamiyet’le ilgisi vardı yoktu gibi.O nedenle bu kitap için İslamiyetin köklerine inmek ve doğru bir araştırma yapmak gerekiyordu.” sözleriyle açıklayan sayın Gülağ Öz aslında içinde yaşadığı Alevilik olgusunu ve bu olgunun hangi anlamları taşıdığını, tarihi belgelerin ışığında bizlerin önüne sermeyi amaç edinmiş.Konuyu ele alış biçimi itibariyle Alevilik açısından bir belge niteliği taşıyan bu kitap sayın Öz’ün özüne yönelik olarak ortaya koyduğu bir yapıttır.

Aleviliği enine boyuna tatışmakta olan insanların yegane amaç etrafında birleşmedikleri görülen bir gerçeklik.İşin bu kısmı anlaşılır bir durumdur ancak meselede bir çıkar gören ve bu çıkarın peşinden yazılar döktüren çeverelerin bu eser sayesinde aslında yanıdıkları yada aslında hangi değerleri temsil ettikleri bir kez daha somutlanacaktır.

“Bütün dinlerin sonuncusu olan Hz.Muhammed’in önderliğinde kurulan ve yayılan İslam dini de Arabistan’da her türlü olumsuzlukların ve kargaşanın yaşandığı bir zamanda ortaya çıktı.”

“Dinlerin sonuncusu” İslamiyet olduğuna göre Aleviliğin yeni bir din olma olasılığı kendiliğinden olumsuzlanır.O halde diğer dinlerle yada İslamiyet ile isim farklılığının,yaşam farklılığının,düşünce farklılığının keskin çizgilerle ortaya konulduğu bu anlayış yani Alevilik nedir ve bu farkın tarihsel süreçte ortaya çıkışı nasıl olmuştur?

“Amaç,İslam yada bir başka dini övmek ve yermek değil,aksine,olduğu gibi aksettirmek tarihçilerin önemli görevlerindendir.Toplumlar ancak yansız bir tarih bilinciyle gerçeği yakalayabilirler...İslamlık,modern bir Dünya’nın biçimlenmesine yardımcı olmuştur.”

Bu manada İslamı İlerici bir fonksiyon saymak doğru olacaktır.Ancak ilericilik statik değil manyetik bir durum arzeder.Sürekli hareket ve değişim gerektirir.Oysa bizler şahidizki hala İslam’ı statik biçimiyle yorumlayıp dahada ötesi İslamın geldiği yıllardaki yaşam biçimini örnekleyen analayışlarla tartışıyoruz.Tarihi reddetmek şansına yada lüksüne sahip değiliz ancak yukarıda anlatılan “modern Dünya” tarifini 2006’nın modernizasyonuyla kıyaslamak ve geçmişi daha ileri saymak görünür gerçeğe ve bilimsel etiğe aykırıdır.Her ne kadar günümüzde süren “Vandal ruhu” İslam öncesi Arap yarımadasından çok farklı bir bir görünüm oluşturmuyor olsada bu günün birikimi ve günümüz insanının donanımları gerçeği ve doğruyu bulmakta kolaylıklar sağlamaktadır.Geçmişi anlayıp geleceğe yön vermek hiç bu kadar kolay olmamıştı.