Orijinalini görmek için tıklayınız : MUTLULUK ve FELSEFE
dünyadaki herşeyin bir felsefesi vardır..felsefeyi sevsek de sevmesek de;
felsefeden anlasak da anlamasak da..
buyrun size bir örnek..
"mutluluğun felsefesi"
İNSAN HAYATININ AMACI OLARAK MUTLULUK VE KAYNAĞI NEDİR?
MUTLULUĞUN RESMİ ÇİZİLEBİLİR, TARiFi YAPILABiLİR Mİ?
KESİNLİKLE EVET, ÇÜNKÜ; MUTLULUK: REALİZMLE BARIŞIKLIĞIN MÜKAFATIDIR...
ÇÜNKÜ MUTLULUK= " DOĞRU FELSEFE + HUZUR + YARATICI BİR; İŞ, GÜÇ ve AMAÇ " lar TOPLAMIDIR...!
Çünkü: Bir bilgisayar, nasıl ki doğru bir program olmadan çalışamaz ise; aynen bir insan aklı da, doğru bir felsefeye sahip olmadan çalışamaz. Kaldıki; İCQ'su, ya da ZEKA'sı, ne kadar üstün de olsa bu temel değiştirilemez.
Bu durumda:" AKLI doğru bir programa, SAHİP olamayan bir insan " zaten HUZUR içinde olamaz.
Ama bir insan, " Doğru bir felsefe sahibi " de olsa; " Yaratıcı bir iş, güç ve bir amaç sahibi " değilse: yine MUTLU olamaz.
YANİ MUTLULUK: = " DOĞRU FELSEFE + HUZUR + YARATICI BİR; İŞ, GÜÇ ve AMAÇ " lar TOPLAMIDIR...!
BU DURUMDA TEMEL AMAÇ, MUTLULUK DEĞİL: HUZUR; Yani RASYONELLİĞİ- MEVCUDİYETİ-KABULLENMEK olmalıdır.
Yani bir insanın, " DOĞRU FELSEFE + HUZUR + YARATICI BİR; İŞ, GÜÇ ve AMAÇ'lar SENTEZİNE " sahip olamadan;
MUTLU OLMASI : NA-MÜMKÜNDÜR.
Bu anlamda bir insan, HUZUR'lu olmayı da tercih edebilir...
BÖYLESİ RASYONEL BİR AHLAKIN TEMEL SOSYAL PRENSİPLERİ ŞUNLARDIR:
Nasıl ki, hayat başlı başına bir amaçsa, yani başka hiç bir amacın aracı değilse; aynı şekilde, her insan da, başlı başına bir amaçtır.
Yani insan başkalarının amaçlarının ve refahlarının bir aracı değildir ve de olamaz.
Dolayısiyle, insan kendi hatırına yaşamalıdır; ne kendisini başkalarına, ne de başkalarını kendisine feda etmelidir.
" Kendi hatırına yaşamak " şu prensibi kabul etmektir:
Kendi mutluluğunu gerçekleştirmek, insanın en yüce ahlaki amacıdır.
İnsanın hayatta kalma meselesi, insan bilincine kendisini psikolojik bir hadise olarak dayatırken,
doğrudan doğruya bir " yaşam veya ölüm " sinyali halinde ortaya çıkmaz.
Bu mesele, insan bilincinde bir " mutluluk veya mutsuzluk " duygusu olarak ortaya çıkar...
Mutluluk, insanca yaşama işinde başarılı olma halinin duygusudur;
mutsuzluk duygusu ise başarısızlık ve ölümün ikaz işaretidir.
Nasıl ki, insan vücudunun zevk-acı mekanizması, o vücudun sağlığının veya yarasının otomatik gösterge tablosuysa; başka bir deyişle, yaşamak veya ölmek arasındaki temel alternatifin barometresiyse; insan bilincinin duygusal mekanizması da, aynı fonksiyonu gören bir tabiata sahiptir.
Duygusal mekanizma, yaşam-ölüm alternatifini iki temel duygu vasıtasıyla kaydeden bir barometredir: neş'e veya hüzün.
Yani zevk veya acı mekanizması, vücudun, insanın fiziki durumunun gösterge tablosudur. Bilincin neşe-hüzün mekanizması ise, bilincin, yani insanın zihinsel durumunun gösterge tablosudur. Duygular, insan bilincinde -veya bilinçaltında- bulunan değer yargılarından doğan otomatik sonuçlardır; duygular, insanı değerlerine götüren veya değerlerinden uzaklaştıran şeylerden, yani insana yararlı veya zararlı olan şeylerden haber veren bir bültendir.
İnsan vücudunun zevk-acı mekanizmasını işleten değer standardı, otomatik ve doğuştandır, vücudun tabiatınca belirlenmiştir; mesela çıplak olarak kaynar suya sokulan bir elin, acımamasını sağlamak mümkün değildir. İnsanın duygusal mekanizmasını işleten değer standardı ise, otomatik değildir;
mesela, bazı insanların, bir diktatörlüğün milyonlarca insanı katletmesine hüzünlenmesi, bazılarının ise buna neşelenmesi mümkündür.
İnsan hiçbir otomatik bilgiye sahip olmadığından, hiçbir otomatik değere de sahip olamaz; hiçbir fıtri (doğuştan) fikre sahip olmadığından, hiçbir fıtri değer yargısına da sahip olamaz.
İnsan bir bilgilenme (öğrenme) mekanizmasına sahip olarak doğduğu gibi, bir duygusal mekanizmaya da sahip olarak doğar; fakat, doğuşta, her ikisi de "tabula rasa"dır;
yani, ne öğrenme mekanizması herhangi bir şey bilir, ne de duygusal mekanizması herhangi bir şey duyar.
İnsanın öğrenme yeteneği, yani zihin, her ikisinin de içeriğini (muhtevasını) zamanla belirler.
İnsanın duygusal mekanizması, zihni tarafından programlanacak bir bilgisayar gibidir; bu program, zihnin seçeceği değerlerden ibarettir.
İnsan zihninin çalışması otomatik olmadığından, diğer bütün düşünceler gibi, insani değerler de, düşünme eyleminin veya bu eylemi tam yapmamış olmanın sonucudur.
İnsan, değerlerini, ya bilinçli bir düşünce süreciyle seçer, ya da bunu yapmamış olmasının sonucu doğan boşluk, rasgele bir şekilde şunlardan biri veya birkaçıyla doldurulur:
Bilinçaltı çağrışımlar, iman, inanç, ideoloji, başka birisinin otoritesi, herhangi bir tür sosyal ozmos olayı (duyulanları, rasyonel olup olmadığını anlamadan, otomatikman benimsemek), taklit.
İster bilinçle seçilmiş olsun, isterse bilinçaltı ile, ister açıkça bilinsin, isterse zımnen kabul edilmiş olsun; değer yargıları, bütün duyguların kaynağıdır.
İnsanın duygusal mekanizması ister istemez çalışır: herhangi bir şeyin, kendisi için iyi mi kötü mü olduğunu hissetme kapasitesinin işleyip işlememesi seçeneğe bağlı değildir.
Fakat, kendisine iyi veya kötü gelecek şeyin ne olacağını, kendisine neşe veya hüzün verecek şeyin ne olacağını, neyi sevip neden nefret edeceğini, neyi arzu edip neden kaçacağını, kendisi belirleyebilir; bu işi, bir değer standardı kullanarak yapar.
Bir insan, yanlış bir değer standartı, yani irrasyonel değerler seçerse, duygusal mekanizmasını, hayatının koruyuculuğu rolünden çıkarıp, yıkıcısı rolüne iter.
İrrasyonel olan, imkansız olandır; irrasyonel olmak, realitenin olgularıyla çelişki halinde olmak demektir.
İrrasyonel duygulara sahip olmak, irrasyoneli arzulamak, realitedeki olguların değiştirilemez olanlarından bazılarına karşı çıkmak demektir; oysa, olgular, bir arzu ile değiştirilemediği gibi, arzu eden kişiyi yıkma gücüne de sahiptir. Bir insan herhangi bir çelişkiyi kabul ederse; çelişkili bir bilgiyi doğru kabul ederse, çelişki barındıran bir amaç içinde olursa -mesela, hem elindeki hıyarı yiyip bitirip, hem de o hıyara sahip olmak isterse- bilincini parçalar, dağıtır; iç dünyasını, karanlık, tutarsız, anlamsız çatışmalara girişmiş kör kuvvetlerin iç savaşına çevirir.
MUTLULUK REALİZMLE BARIŞIKLIĞIN MÜKAFATIDIR
Mutluluk, değerlerine erişen insanın bilincinde doğan bir olumluluk duygusudur.
Üretken, çalışmaya değer veren bir insan için mutluluk, onun kendi hayatına hizmet yolundaki başarısının ölçüsüdür.
Fakat, bir sadist gibi acı vermeye veya bir mazohist gibi kendine eziyet etmeye veya bir mistik gibi mezardan ötesine veya gazozuna araba tokuşturan bir serseri gibi akılsızca maceralara değer veriyorsa; yani, tahrip onun için bir değerse, bu insanın hissedebileceği sözde-mutluluk, kendi hayatının tahribi doğrultusunda gösterdiği başarının ölçüsüdür.
Bu irrasyonelistlerin duygusal durumunu ifade etmek için; mutluluk kavramını, hatta zevk kavramını kullanmak pek de doğru olmaz:
Çünkü, değer verdikleri şeylere erişmeleri, onları, içinde bulundukları sürekli terör halinden kısa bir süre için kurtarmaktan başka bir işe yaramaz.
irrasyonel kaprisler peşinde, ne yaşamak, ne de mutluluk elde etmek mümkündür.
Nasıl ki, bir insan, bir parazit gibi, bir beleşçi gibi, bir soyguncu gibi rasgele araçlarla hayatını sürdürmeyi denemekte serbest olduğu halde; çok kısa süreli rahatlamalar hariç, bu işte başarı göstermekte serbest olamazsa; aynı şekilde, bir insan, herhangi bir irrasyonel hayatın içinde, bir yanılgının peşinde, realiteden bir kaçış denemesi içinde mutluluğu aramakta serbesttir; ama, çok kısa süreli rahatlamalar hariç, bu işte başarı göstermekte ve sonuçlarından kurtulmakta serbest değildir.
Mutluluk, çelişkisiz bir neşe demektir; cezası ve suçluluk duygusu olmayan, hiçbir değerle çelişmeyen, insanı tahrip etmeyen bir neşe demektir.
.
eminim çok güzel bilgiler vermissin ama benden kaynaklanarak hiç bir sey anlamadım :p:p:p
Ama kısaca İnsan Mutlu olup olmayacağına kendisi karar verir bazen bunu kabullenmesekte özde doğru kendimce budur. Mutlu olmak istiyorsan kendi mutluluklarını kendin yarat bir diğer kişiden beklersen yarattığın mutluluklar bile hüzne , umutsuzluğa dönüşebilir konuyla ne kadar alakası var bilmiyorum ama bence her canın bu konuyla ilgili masum duygularını yansıtmasını isterim ....
Kim Bilir Belkide Mutlu Olmak İçin Bir neden dir Buraya kendi mutluluk anlayışını yansıtması
Haydi hep beraber Mutlu Olalım :):)
eheheh pirom bu yazı mutluluk üzerine felsefi bir yaklaşım.. Terimlerin çokluğundandır anlamayışın..
Şöyle yapalım: Bu makale üzerinden herkes kendi mutluluk felsefesini yazsın buraya.. Felsefe yapmak için filozof olmaya gerek yok..:D
Sevdiğimin,ailemin,çevremdekilerin mutluluğu benim mutluluğumdur...
Felsefi oldumu ?:P
mutluluk ve felsefe deyince aklıma ilk olarak epikurus geliyor...ve onun felsefesinden yola çıkarak diyebilirimki ;
Bence mutluluk hayatta olan şeyleri kabullenmektir...Zaten epikurusta mutluluğu kaderine boyun eğmek olarak tanımlamış...biraz kaderci olmuş ama hayatta bizim olmasını istemediğimiz ama olan bir çok şey var ve bu olmasını istemediğimiz şeyler biz istesekte istemesekte oluyor onun için bu istemediğimiz şeylere ağıtlar yakıp dövüneceğimize bunlara boyun eğim onları kabul etmeli ve onlarla yaşamaya çalışmalıyız yoksa olanlara ağlamakla hiç biyere varılmıyor varılsaydı şimdiye herkes muttlu olurdu onun için bence mutluluk hayatta olanları kabullenmektir ....
istemediğimiz şeylere ağıtlar yakıp dövüneceğimize bunlara boyun eğim onları kabul etmeli ve onlarla yaşamaya çalışmalıyız yoksa olanlara ağlamakla hiç biyere varılmıyor varılsaydı şimdiye herkes muttlu olurdu onun için bence mutluluk hayatta olanları kabullenmektir ....
soner söylediklerin çok akıllıca ve fazlasıyla mantıklı.. ama genelde insanlar duygularıyla, arzularıyla ve hırslarıyla hayatına yön verirler..Eğer herşey istedikleri gibi olursa da yaşadıkları duyguya "mutluluk" derler..
Belki bir yönden bu iyidir.. Konuyu siyasete döküp bi dolu laf söyleyebiliriz(: olanı olduğu gibi kabullenmenin mutluluk getiremeyeceğiyle ilgili..
Ama mutluluğu elde etmenin bu yolunu forumda fazlasıyla konuşuyoruz..
burda insan duygularına hitaben "mutluluk"tan bahsedecek olursak; senin dediğin şu elde olanla mutlu olma ve onu olduğu gibi kabul etme az biraz pollannacılığa benziyo.. ama o durumda bile insanlar kendini kandırıyo.. tatlı bir oyun bu.. adı "mutluluk oyunu" güzel gibi görünür ama can acıtır..Tavsiye etmiyorum..
Aman çenem düştü:S
soner söylediklerin çok akıllıca ve fazlasıyla mantıklı.. ama genelde insanlar duygularıyla, arzularıyla ve hırslarıyla hayatına yön verirler..Eğer herşey istedikleri gibi olursa da yaşadıkları duyguya "mutluluk" derler..
Belki bir yönden bu iyidir.. Konuyu siyasete döküp bi dolu laf söyleyebiliriz(: olanı olduğu gibi kabullenmemenin mutluluk getiremeyeceğiyle ilgili..
Ama mutluluğu elde etmenin bu yolunu forumda fazlasıyla konuşuyoruz..
burda insan duygularına hitaben "mutluluk"tan bahsedecek olursak; senin dediğin şu elde olanla mutlu olma ve onu olduğu gibi kabul etme az biraz pollannacılığa benziyo.. ama o durumda bile insanlar kendini kandırıyo.. tatlı bir oyun bu.. adı "mutluluk oyunu" güzel gibi görünür ama can acıtır..Tavsiye etmiyorum..
Aman çenem düştü:S
katıldığın için teşekürler munzurun kızı bide şu var mutlu olmak için hayattan çok şey beklememek gerekiyo yani fazla hayallere kapılmamak eğer kendimizi hayellere kaptırsak bu hayel ettiğimiz şeyler olamadığı zaman büyük bir hayel kırıklığına yol açar onun için kendimizi fazla kaptırmamak gerekiyor ve hayattan fazla şey beklememek gerekiyor beklentiler olmadığında da büyük bi açılara yol açar....
şimdi tekrarlayalım neymiş efendim muttluğun sırrı ;
1-KADERİNE BOYUN EĞMEK ...
2-FAZLA HAYEL KURMAMAK...
3-VE HAYATTAN FAZLA ŞEY BEKLEMEMEK...
munzurın kızı seninle biz en iyisi muttluğun kitabını yazalım ne dersin hehheheeehe
1-KADERİNE BOYUN EĞMEK ...
2-FAZLA HAYEL KURMAMAK...
3-VE HAYATTAN FAZLA ŞEY BEKLEMEMEK...
Soner aslında ikimizin fikirleri taban tabana zıt.. Aynı şeyi düşündüğümüzü düşünmenin sebebi mesajda bir noktada ek fazlalığının doğurduğu zıt bir anlam değiştim orayı:D
Şimdi gelelim senin şu maddelere(:
"kadere boyun eğmek" cümle kendi kendini ele veriyor aslında.. "boyun eğmek" istem dışı yapılan davranışların tanımında kullanılır.. istem dışı yapılan davranışlar da mecburiyet kokar ;bu da mutluluğu sağlamaz.. mutluluğun önünde koca bir settir..
"fazla hayal kurmamak" insanları yaşama bağlayan hayalleri ve umutlarıdır..bana hayalsiz ve umutsuz mutlu olan kaç kişi gösterebilirsin yada genel içinde bunun kıyası ne olur.. cevap çok açık aslında.. şu meşhur söz "istisnalar kaideyi bozmaz..!"
"hayattan fazla şey beklememek" bu noktada beklentinin imkanlı veya imkansız oluşu ifadenin doğruluğunu sınamada en büyük etkendir..o sınırı belirlediğimiz sürece beklentiler de insan hayatında/mutluluğu yakalamasında azımsanmıcak öneme sahiptir..
tabi şu da var.. insanoğlu ac gözlüdür. elde ettikçe beklentiler artar.. bu apayrı bir tartışma konusu olabilir esasında.. "beklentiler ne kadar mutluluk verir insana?" yada "hangi noktada beklentiler mutluluğu mutsuzluğa çevirir?"
itiraf emek gerekirse iyi bir noktadan yakalamışsın.. ama kesin doğru bir ifade olduğunu söyleyemicem.. hem ne ne kadar doğrudur ki.. doğruluğun sınırı ne?
neyse burda bitireyim en iyisi.. yoksa kelime ve cümlelerin sonu gelmicek(:
munzurın kızı seninle biz en iyisi muttluğun kitabını yazalım ne dersin hehheheeehe
hala aynı fikirde misin:D
izmirksk 29.07.2006, 10:52 birkaç yüzyıl önce felsefe demek(felsefeyi çok iyi hazmedenlerde ) büyük mutluluklara vesile olabilirdi..zira , yeni ufuklara feslefe ile açılırdı insanlar.
şimdi yüzlerce bilim dalı var..artık fizik , felsefenin çoka içinde değil..ve diğer bilimlerde..artık fizik de diğer bilimlerde kendi içinde bir çok dala ayrılıyor..
felsefenin alanı darlaştı..aslında matematik felsefesi,fizik felsefesi vs..ile başka uzmanlık dalları açılsada, eskisi gibi bilimler felsefenin içinde değil artık..felsefe , artık eski kimliğinin çok çok dışında..ama yinede seviyorum felsefeyi..
zira mutluluğa ilişkin felsefe çok başka bir şey..bence bu bağlamda bu tarz bir felsefe insanı mutlu edebilir ama nereye kadar..sanki felsefe hitabet sanatına dönüşmüş gibi...
birkaç yüzyıl önce felsefe demek(felsefeyi çok iyi hazmedenlerde ) büyük mutluluklara vesile olabilirdi..zira , yeni ufuklara feslefe ile açılırdı insanlar.
şimdi yüzlerce bilim dalı var..artık fizik , felsefenin çoka içinde değil..ve diğer bilimlerde..artık fizik de diğer bilimlerde kendi içinde bir çok dala ayrılıyor..
felsefenin alanı darlaştı..aslında matematik felsefesi,fizik felsefesi vs..ile başka uzmanlık dalları açılsada, eskisi gibi bilimler felsefenin içinde değil artık..felsefe , artık eski kimliğinin çok çok dışında..ama yinede seviyorum felsefeyi..
zira mutluluğa ilişkin felsefe çok başka bir şey..bence bu bağlamda bu tarz bir felsefe insanı mutlu edebilir ama nereye kadar..sanki felsefe hitabet sanatına dönüşmüş gibi...
kesinlikle haklısın..felsefe aslında birçok şeyin içinde ama içinde oluşu sindirilemiyor belki de.. aksi taktirde felsefenin olmadığı yerde sorular, meraklar ileriye dönük gelişmeler olmazdı.. ama belki de adını değiştiler ve her bilim dalı kendine göre bir tanım verdi felsefeye..
ben bugün çevremde "felsefe" sözcüğünü kullanınca iki metre öteye kaçıyo insanlar..biraz normal hayatta kullanılan cümlelerden farklı cümleler kullanınca "kafayı yemişsin" ifadesiyle karşılaşıyorum..
bazen düşünüyorum da eğer bişileri sorgulamak, düşünmek "kafayı yemekse" ben kabul ediyorum bunu..
hem bizim ülkemizde felsefe kaç kişi ne kadar yapabilir! felsefe bağımsız ve sınırsız düşünceyi gerektirir.. "korkusuzca" söylemleri yargıları bağrında besler.. belki bu cümlemle geçmişteki filozofların da çok zorluk çektiğini, kiminin de düşünceleri uğruna hayatlarından olduğunu söyliceksiniz..(misal sokrates) ama o dönemle bu dönem arasında fark var.. bu fark ne mi.? o dönemde her nekadar bişiler yargılansa da felsefeye değer veriliyordu.. o yada bu şekilde.. saygı duyuluyordu.. günümüzde ise dediğim gibi ne felsefeye özendiren, ne de felsefeyle ilgilenenlere destek var..
günümüzde felsefe yapılamamasının daha çoook sebebei var aslında.. acaba bu konu hakkında başka bir topik mi kullansak(: çünkü konu bayağı dağıldı..
Soner aslında ikimizin fikirleri taban tabana zıt.. Aynı şeyi düşündüğümüzü düşünmenin sebebi mesajda bir noktada ek fazlalığının doğurduğu zıt bir anlam değiştim orayı:D
Şimdi gelelim senin şu maddelere(:
"kadere boyun eğmek" cümle kendi kendini ele veriyor aslında.. "boyun eğmek" istem dışı yapılan davranışların tanımında kullanılır.. istem dışı yapılan davranışlar da mecburiyet kokar ;bu da mutluluğu sağlamaz.. mutluluğun önünde koca bir settir..
benim kadere boyun eğmekten kastettiğim şey hayatta öyle şeyler vardırki sen istemesende olur mesela ölüm gibi ,kaza gibi ve bunun gibi bir çok şey ölümü ele alalım kim ölmek ister sağlıklı düşünen kimse istemez heralde diyelimki sen ya da ben en sevdiğimiz bir arkadaşımızı veya yakınımızı kaybettik şimdi ne olacak kaderimize boyun eğmemekten başka bi seceneğimizmi var yıllarca arkasından ağlasak da milyarlarca dolar da harcasak boşuna kadaremize buyun eğmekten başka bi çaremiz varmı bence yok diyorsanki ben ölen insanı geri getirebilirim benim bildiğim farklı şeyler vaaaaaar o zaman başka:)
"fazla hayal kurmamak" insanları yaşama bağlayan hayalleri ve umutlarıdır..bana hayalsiz ve umutsuz mutlu olan kaç kişi gösterebilirsin yada genel içinde bunun kıyası ne olur.. cevap çok açık aslında.. şu meşhur söz "istisnalar kaideyi bozmaz..!"
Hayel kurmak benim hayel kurmaktan kastettiğim şey hiç hayel kurmamak değil bi söz vardır hayel kuaranların yüzde doksanı deliyse hayel kurmayanların yüzde yüzü delidir diye evet hayel kurulacaktır elbet ben buna karşı değilim benim demek istediğim hayellerimizi bartmamak ve sırf hayellerle yaşayıp gerck dünyayla bağlantıyı koparmamaktır örneğin diyelimki benim öyle bi hayelim varki bu hayelde şu oolsun ben üniversite sınavını kazanmak gibi bi hayelim olsun veee ben bu hayele kendimi öyle kaptırmışımki gelecekteki palanlarımı bu hayele göre dizayn etmişim ve ünüverisite sınavı girdim bakıyorumki bırak öss yi kazanmayı barajı bile aşamamışım sence benim halim ne olur tam bi hayel kırıklığı olur dünyadan kopma derecesine gelir insan çünkü bu insan yıllarca üniversite hayeliyle yaşamış ve gelecekteki hayatınıda buna göre kurmuş ve hayel etmiş bu insanın dünyası başına yıkılır deyim yerindeyse...benim demek istediğim hayellerin bi sınırı olmalıdır onları illa olacak ve olmalı diye bakılmamalıdır olmadığı zaman oooooo kurulan büyük hayel büyüklüğü kadarda büyük hayel kırıklığı getirir bilmem anlata bildimmi.....
"hayattan fazla şey beklememek" bu noktada beklentinin imkanlı veya imkansız oluşu ifadenin doğruluğunu sınamada en büyük etkendir..o sınırı belirlediğimiz sürece beklentiler de insan hayatında/mutluluğu yakalamasında azımsanmıcak öneme sahiptir..
tabi şu da var.. insanoğlu ac gözlüdür. elde ettikçe beklentiler artar.. bu apayrı bir tartışma konusu olabilir esasında.. "beklentiler ne kadar mutluluk verir insana?" yada "hangi noktada beklentiler mutluluğu mutsuzluğa çevirir?"
itiraf emek gerekirse iyi bir noktadan yakalamışsın.. ama kesin doğru bir ifade olduğunu söyleyemicem.. hem ne ne kadar doğrudur ki.. doğruluğun sınırı ne?
Aslında bu da yukarıdaki açıklamayla bağlantılı bişey ... Ben Sana Hayattan beklentin olmasın demiyorum illaki olacak herkesin bi beklentisi vardır hayattan ama bu beklentilere kendimizi öyle bi kaptırıpta ya olacak olmazsa ben biterim gibi bi beklenti olamamalı...Eğerki beklentiler gercekleşirse insan doğal olarakta mutlu olur benim burda sorun yok benim demek istetiğim beklentierin gercekleşmemesi durumunda insana vereceği acılar ,üzüntü aslında bizim farklılığımızda burdan kaynaklanıyor sen muttluluğa pozitif yönden bakıyorsun gercekleşmesi durumunda insana vereceği mutluluğa bakıyorsun bense olaya ya olumsuz bi şey olursa ve bu hayeller ve beklentiler olmadığında bu olumsuz durumun insana vereceği mutsuzluğu ele alıyorum diyelimki herhangi birisi öyle bi mutluluk tasarlamışki sen bu mutluluk tablosunun güzelleğine bakıyorsun ve hayran kalıyorsun bense bu hayel edilen muttluğun olmaması durumunda insana verecek üzüntünün hayel kırıklığının acsına bakıp dehşete düşüyorum bilmem anlata bildimmi ....sen olaya pozitif açıdan olumlu yönden bakıyorsun bense bu pozitif durumun olmaması durumunda insana verecek acının boyutunu hesaplamaya çalışıyorum(hııııııııııı yaptığım heseplamalara göre bu insanın hayelindeki mutluluk ile karşılaştığı acıyı çarpar ikiye bölürsek bu insanın durumu çok vahim hehehheheehehhehe şaka şaka)
vaaaaaaay anasını yaaaa bende ne felsefe yaparmışım haaaaaaa sanırsın sokrates hehehhheeeehhe
neyse burda bitireyim en iyisi.. yoksa kelime ve cümlelerin sonu gelmicek(:
harbiden bende burda bitireyim baya yazdım ....
hala aynı fikirde misin:D
benim fikrimde bi değişme yok sen hala aynı fikirdemisin:clown:
Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen)
ya şuna bak o kadar yazı yazdım o kadarda uğraştım iç içe girmesin diye olamamış munzurun kızı artık sen okursun yaaa
Aslında bu da yukarıdaki açıklamayla bağlantılı bişey ... Ben Sana Hayattan beklentin olmasın demiyorum illaki olacak herkesin bi beklentisi vardır hayattan ama bu beklentilere kendimizi öyle bi kaptırıpta ya olacak olmazsa ben biterim gibi bi beklenti olamamalı...Eğerki beklentiler gercekleşirse insan doğal olarakta mutlu olur benim burda sorun yok benim demek istetiğim beklentierin gercekleşmemesi durumunda insana vereceği acılar ,üzüntü aslında bizim farklılığımızda burdan kaynaklanıyor sen muttluluğa pozitif yönden bakıyorsun gercekleşmesi durumunda insana vereceği mutluluğa bakıyorsun bense olaya ya olumsuz bi şey olursa ve bu hayeller ve beklentiler olmadığında bu olumsuz durumun insana vereceği mutsuzluğu ele alıyorum diyelimki herhangi birisi öyle bi mutluluk tasarlamışki sen bu mutluluk tablosunun güzelleğine bakıyorsun ve hayran kalıyorsun bense bu hayel edilen muttluğun olmaması durumunda insana verecek üzüntünün hayel kırıklığının acsına bakıp dehşete düşüyorum bilmem anlata bildimmi ....sen olaya pozitif açıdan olumlu yönden bakıyorsun bense bu pozitif durumun olmaması durumunda insana verecek acının boyutunu hesaplamaya çalışıyorum(hııııııııııı yaptığım heseplamalara göre bu insanın hayelindeki mutluluk ile karşılaştığı acıyı çarpar ikiye bölürsek bu insanın durumu çok vahim hehehheheehehhehe şaka şaka)
vaaaaaaay anasını yaaaa bende ne felsefe yaparmışım haaaaaaa sanırsın sokrates hehehhheeeehhe
harbiden bende burda bitireyim baya yazdım ....
benim fikrimde bi değişme yok sen hala aynı fikirdemisin
ya şuna bak o kadar yazı yazdım o kadarda uğraştım iç içe girmesin diye olamamış munzurun kızı artık sen okursun yaaa
heheheh doğru okumuş muyum.. az düzeltme yaptım:D
senin söylediklerin de doğru aslında.. ama sırf olumsuzu düşünüp cesaretsizce "bişileri göze almadan" yaşamak ne kadar mutluluk verir insana..bu biraz da kumar:yamukgul:
hayat bir oyunsa, bize düşen bu oyunu doğru ve mutluluk verecek stratejiler belirleyip ona göre oynamak..
bu cümleleri kurup da çok mu iyi oynuyorsun bu oyunu dersen eğer sana cevabım hayır olur.. "tam bir fiyasko" benimkisi.. belki de sözlerimi hiç dikkate almamanız sizin için daha mutluluk verici olur:D :p :gosterge
heheheh doğru okumuş muyum.. az düzeltme yaptım:D
senin söylediklerin de doğru aslında.. ama sırf olumsuzu düşünüp cesaretsizce "bişileri göze almadan" yaşamak ne kadar mutluluk verir insana..bu biraz da kumar:yamukgul:
hayat bir oyunsa, bize düşen bu oyunu doğru ve mutluluk verecek stratejiler belirleyip ona göre oynamak..
bu cümleleri kurup da çok mu iyi oynuyorsun bu oyunu dersen eğer sana cevabım hayır olur.. "tam bir fiyasko" benimkisi.. belki de sözlerimi hiç dikkate almamanız sizin için daha mutluluk verici olur:D :p :gosterge
heeeeeeee doğru okumuşsun yukarda dahasıda vardı inşallah onlarıda okumuşsundur:)
benim kadere boyun eğmekten kastettiğim şey hayatta öyle şeyler vardırki sen istemesende olur mesela ölüm gibi ,kaza gibi ve bunun gibi bir çok şey ölümü ele alalım kim ölmek ister sağlıklı düşünen kimse istemez heralde diyelimki sen ya da ben en sevdiğimiz bir arkadaşımızı veya yakınımızı kaybettik şimdi ne olacak kaderimize boyun eğmemekten başka bi seceneğimizmi var yıllarca arkasından ağlasak da milyarlarca dolar da harcasak boşuna kadaremize buyun eğmekten başka bi çaremiz varmı bence yok diyorsanki ben ölen insanı geri getirebilirim benim bildiğim farklı şeyler vaaaaaar o zaman başka
Hayel kurmak benim hayel kurmaktan kastettiğim şey hiç hayel kurmamak değil bi söz vardır hayel kuaranların yüzde doksanı deliyse hayel kurmayanların yüzde yüzü delidir diye evet hayel kurulacaktır elbet ben buna karşı değilim benim demek istediğim hayellerimizi bartmamak ve sırf hayellerle yaşayıp gerck dünyayla bağlantıyı koparmamaktır örneğin diyelimki benim öyle bi hayelim varki bu hayelde şu oolsun ben üniversite sınavını kazanmak gibi bi hayelim olsun veee ben bu hayele kendimi öyle kaptırmışımki gelecekteki palanlarımı bu hayele göre dizayn etmişim ve ünüverisite sınavı girdim bakıyorumki bırak öss yi kazanmayı barajı bile aşamamışım sence benim halim ne olur tam bi hayel kırıklığı olur dünyadan kopma derecesine gelir insan çünkü bu insan yıllarca üniversite hayeliyle yaşamış ve gelecekteki hayatınıda buna göre kurmuş ve hayel etmiş bu insanın dünyası başına yıkılır deyim yerindeyse...benim demek istediğim hayellerin bi sınırı olmalıdır onları illa olacak ve olmalı diye bakılmamalıdır olmadığı zaman oooooo kurulan büyük hayel büyüklüğü kadarda büyük hayel kırıklığı getirir bilmem anlata bildimmi.....
Aslında bu da yukarıdaki açıklamayla bağlantılı bişey ... Ben Sana Hayattan beklentin olmasın demiyorum illaki olacak herkesin bi beklentisi vardır hayattan ama bu beklentilere kendimizi öyle bi kaptırıpta ya olacak olmazsa ben biterim gibi bi beklenti olamamalı...Eğerki beklentiler gercekleşirse insan doğal olarakta mutlu olur benim burda sorun yok benim demek istetiğim beklentierin gercekleşmemesi durumunda insana vereceği acılar ,üzüntü aslında bizim farklılığımızda burdan kaynaklanıyor sen muttluluğa pozitif yönden bakıyorsun gercekleşmesi durumunda insana vereceği mutluluğa bakıyorsun bense olaya ya olumsuz bi şey olursa ve bu hayeller ve beklentiler olmadığında bu olumsuz durumun insana vereceği mutsuzluğu ele alıyorum diyelimki herhangi birisi öyle bi mutluluk tasarlamışki sen bu mutluluk tablosunun güzelleğine bakıyorsun ve hayran kalıyorsun bense bu hayel edilen muttluğun olmaması durumunda insana verecek üzüntünün hayel kırıklığının acsına bakıp dehşete düşüyorum bilmem anlata bildimmi ....sen olaya pozitif açıdan olumlu yönden bakıyorsun bense bu pozitif durumun olmaması durumunda insana verecek acının boyutunu hesaplamaya çalışıyorum(hııııııııııı yaptığım heseplamalara göre bu insanın hayelindeki mutluluk ile karşılaştığı acıyı çarpar ikiye bölürsek bu insanın durumu çok vahim hehehheheehehhehe şaka şaka)
vaaaaaaay anasını yaaaa bende ne felsefe yaparmışım haaaaaaa sanırsın sokrates hehehhheeeehhe
harbiden bende burda bitireyim baya yazdım ....
ayh ne mesaj yazmışsın.. yeni anladım(: üstte yazdıklarını görmemişim.. hıımm mantıklı cümleler kurmuşsun.. ama bunlar hiç aklımın ucundan geçmemişti..yani dediğin gibi olaylara iyi yönünden bakanlardanım..oki hadi başlayalım biz kitaba(: hehe ön söz benim.. teşekkür edeceklerim var(:
nayse şaka bir yana ikimiz de aynı olaylara farklı gözlüklerle bakıyoruz.. ki bu gözlükler hayatta şöyle paylaştırılmıştır.. senin baktığın açı üzüntülü olan kişiye ait.. benim baktığım açı ise üzülene teselli verene ait (:
ikisi birbirini tamamlayan açılar.. üzülmedenmutluluğun değerini anlayamazsın çünkü..
böyle diyip bağlayalım:sarkazm
hadi kal sağlıcakla ve "mutlulukla"
keşke b dileği kendime de dileyebilseydim:gosterge :S
ayh ne mesaj yazmışsın.. yeni anladım(: üstte yazdıklarını görmemişim.. hıımm mantıklı cümleler kurmuşsun.. ama bunlar hiç aklımın ucundan geçmemişti..yani dediğin gibi olaylara iyi yönünden bakanlardanım..oki hadi başlayalım biz kitaba(: hehe ön söz benim.. teşekkür edeceklerim var(:
nayse şaka bir yana ikimiz de aynı olaylara farklı gözlüklerle bakıyoruz.. ki bu gözlükler hayatta şöyle paylaştırılmıştır.. senin baktığın açı üzüntülü olan kişiye ait.. benim baktığım açı ise üzülene teselli verene ait (:
ikisi birbirini tamamlayan açılar.. üzülmedenmutluluğun değerini anlayamazsın çünkü..
böyle diyip bağlayalım:sarkazm
hadi kal sağlıcakla ve "mutlulukla"
keşke b dileği kendime de dileyebilseydim:gosterge :S
evet söylediklerimiz birbirini tamamlar nitelikte onun için bu kitap milyon satacak satış rekorları kıracak şu çılgın türklerin satış rekorlarını bile gececek hehhehehee sanada ben teselli vereyim ama nasıl bi teselli vereceğim onu bilemiyorum bu felsefe yapmaya benzemiyor hehehhee:D
sende sağlıcakla kal ve mutlulukla kal biraz kopya çekmiş gibi oldu ama idere et artık istediğğin mutluluk seninle olsun diyeyimde biraz özgün olsun:clown:
Mutluluk bir mektup almaktır
sevdiğimiz insandan
önce bir solukta okuyup sonra dosta vamak
yol yapıp yazılardan
Ruhların tanıştırdığıldığı mevsim kadar yıllanmış sevgiyi
Mutluluk coğu zaman bir mektup almaktır sevdiğimiz insandan
bir dostun sesini duymak telefonda kendini sıcak kollarında hissettirmekdir sevincin
iyi haberini almak tüm dostların sevginin sarhoşluğyla uçmaktır.
Masalcasına mutlu düşünmektir bir an
Huzur iklimine yolculuktur mutluluk
Mutluluk kimi zaman da bir dostun sesini duymaktir telefonda
Güzeli görmek mutluluktur seni gördüğüm gibi gecemde gündüzümde her yerde ve her şeyde
cicekte böcekte tohumda toprakta usulcacık yağan karda
Alın teriyle kazanılmış ekmeği haram deymemiş aşı katıksız sevgiyi ve tükenmez cileyi paylaşabilmektir mutluluk
HER İNSAN bir mutluluktur bir insan tanımakk yeni bir dünyaya yolculuktur sen tanımak istediğim en güzel insan senden başka mutlulga ihtiyacı olmayan bu bedenime sen sadece sen lazımsın sen herseyın bir arada toplandığı tek güzelik tek mutlulugumsun... senle var mutluluk mutluluk sen demek mutluluk var olmam demekk seni cook seviyorum mutlulğum duygularım ise mutluluğumu cok seviyorum....:blushing:
bence mutluluk bizi mutlu edecek bir şeylerin olması değil, mutsuz edecek bir şeylerin olmamamsıdır. yani mutluluk insanın içindeki mutluluktur. bence insanların çoğu mutluluğu kendi dışında ve bazen yanlış şeylerde arıyor.bence mutluluk insanın içindedir. Hacı Bektaşi Veli'nin dile getirdiği gibi "Ne ararsanız kendinizde arayınız."
bence mutluluk, hayatta istediklerini yapıp yapamadıklarınla veya yapabileceklerin-yapamayacaklarınla yaşamayı öğrenmektir gibime geliyo.(Su götürmez bir gerçek vardır ki her ferde göre farklıdır bu.)Bana sorsalar mutlumusun diye hayır derim.Nedeni çok uzun ama kısaca diyebilirmki aklımda tasarladığım şeyleri yapmakta zorlanıyorum diyebilirim...
deli rıza 09.08.2006, 16:59 slm düşünen,sorgulayan ,yorumlayan beyinlere,REALİTEYLE BARIŞIKLIK,UYUM,UZLAŞI ve MUTLULUK,hoş bir bakış açısı,ancak değerli arkadaşım şunu sorayım,bu uyum,barışıklık,mutluluğu beraberinde zorunlu olarak mı getiriyor ya da bu uyumu sağlayan herkes mutlumudur.arkadaşımın bir çok yorumuna(munzurun kızı)katılmakla beraber,ayrılacağımız noktalardan bir tanesini yukarda verdim.ikincisi insanı iki yönüyle tanımlıyorum.1-DOMUZDAN FARKSIZ YÖNÜ(HAYVANİ)2-KENDİNE ÖZGÜ,TİNSEL RUHSAL USSAL(İNSANİ)şimdi mutluluk,hazlarımız eğlencelerimiz,yani güdülerimizin tatmini sonucu elde ettiğimiz yön ise,DOMUZLARLA MUTLULUK KONUSUNDA ORTAK PAYDADAYIZ,yok eğer akılsal ruhsal tinsel yoldan ulaşılacak birşeyse,tipik bir reçete gibi tanımı ve tarifi verilebilir yol ve metodu var demek istiyorum kısmende olsa bize ait bişey var ancak yetersiz bi tanım,üçüncüsü ikisinin birlikteliği harmanı olan şeymi örnekler:yemek yerken aldığınız haz,bilgiye sahip olurken aldığınız haz,bilginizi satarken paradan aldığınız haz,şimdi elbet kişiye ,kişilik yapısına göre değişecek tanımlar,peki REALİTEDEN HABERSİZ MUTLU İNSANLAR VAR,İNSANIMSI HAYVANLAR ,REALİTEYİ REDEDEREK MUTLU OLANLAR,TABİ DEDİĞİNİZ GİBİ KABUL EDEREK,şimdilik sevgiler saygılar.
HepKahir 30.08.2006, 20:34 Mutluluk=Sağlık=Mutluluk Ya gerçekten de öyleymiş.En yakın arkadaşım yoğun bakımda 45 gündür.Ve o 45 gündür mutlu olamıyorum....Demek ki mutluluk benim için buymuş....
.
mutluluk = yaşamak = ölmek
.
bir alıntı yapayım dedim...
Mutluluk...en cok sevilen, en cok ic titreten sesin usulca "gel" deyisi. yuzun bes saniye sonra kendini bastan asagiya erkek kokan bir goguste bulusu. aklin bir kosesinde sound in a dark room yankilanirken "heyecandan uyuyamam ki" diye dusunmek. bes saniye sonra bebekler gibi uykuya dalmak. tum bunlarin gunun orta yerinde akla gelisiyle birlikte dunyanin en guzel gulumseyisine sahip olmak. hangisi daha guzel, bilememek
|
|