Orijinalini görmek için tıklayınız : Sevdi?im ?iirler !


Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:25
A?IT



Dün gece seyrimde gördüm cerenim.

Kızlar ne kadar çok seviyorlarmış ki seni

Mosmor olmuş gülyazısı bedenin



mormor olmuş gülyazısı bedenin

Düşmüş sanki erguvanlar içinde

En genç burcu yıldızdan bir kalenin



En enç burcu yıldızdan bir kalenin

Uçmuş sanki uçsuz bir uçuruma

Gökyüzünün çakır gözlerinden



Gökyüzünün çakır gözlerinden

Düşmüş bir damla, bir deniz feneri

Işınlarıyla şile bezlerinin

Güdüyor çobansız kalmış tekneleri

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:26
AKDEN?Z YARA?IYOR SANA



Akdeniz yaraşıyor sana

Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun

Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında

Hiç dinmiyor motorların gürültüsü

Köpekler havlıyor uzaktan

Demin bir çocuk ağladı

Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine

Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir

Denizi tokmaklıyor balıkçılar

Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak

O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği



Hayatta yattık dün gece

Üstümüzde meltem

Kekik kokuyor ellerim hala

Senle yatmadım sanki

Dağları dolaştım



Ben senden öğrendim deniz yazmayı

Elimden düşmüyor mavi kalem

Bir tirandil çıkar gibi sefere

Okula gidiyor öğretmenim

Ben de ardından açılıyorum

Bir poyraz çizip deftere

Bir ada var sırf ebabil

Dönüyor dönüyor başımda

Senle yaşadığım günler

Gümüş bir çevre oldu ömrüm

Değince güneşine



Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını

Gözlerim kamaşınca senden

Ölüm belki sularından kaçırdığım

O loş suda yıkanmaktır

Durdukça yosundan yeşil

Kulaç attıkça mavi



Ben düzde sanırdım yıkıntım

Örenim alkolik asarım

Mutun doruğundaymışım meğer



Senle çıkınca anladım

Eski Yunan atları var hani

Yeleleri bükümlü

Gün inerken de öyle

Ağaçtan izdüşümleriyle

Yürüyor Balan tepeleri

Yürüyor bölük bölük can

Toplu bir güzelliğe doğru



Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:27
AK?S



Sen çaldıkça Teodorakis

Bir mor yağıyor üstüme...

Dudaklarım öpüşmekten mosmor...

Bir putum sanki ilahilerle

denize fırlatılmış

Ve bir deniz yağıyor üstüme

Bakma sen sevgili Teodorakis

Açgözlü güvercinlerin didiştiklerine!

Avluların o en çakırkeyiflisine

Mısır daneleri gibi serpilmişler ama

Mısır danesi değil ki bu adalar

Ne de biz güverciniz...



Sekerek o güneş güzeli çakılların üzerinden

Çıplak ayaklarımızın su sesleriyle

Birbirimize

Ve kendimize

Bilakis



Sen çaldıkça Teodorakis

Bir mor yağıyor üstüme

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:28
ANAYASASI ?NSANIN



Kan yasası bu insanın:

Üzümden şarap yapacaksın

Çakmak taşından ateş

Ve öpücüklerden insan!

Can yasası bu insanın:

Savaşlara yoksulluklara

Ve binbir belaya karşın

?lle de yaşayacaksın!

Us yasası bu insanın:

Suyu şavka döndürüp

Düşü gerçeğe çevirip

Düşmanı dost kılacaksın!

Anayasası bu insanın

Emekleyen çocuktan

Uzayda koşana dek

Yürürlükte her zaman

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:31
BEN HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVD?M



Ben hayatta en çok babamı sevdim

Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk

Çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek

Nasıl koşarsa ardından bir devin



O çapkın babamı ben öyle sevdim

Bilmezdi ki oturduğumuz semti

Geldi mi de gidici - hep , hep acele işi

Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi

Atlastan bakardım nereye gitti

Öyle öyle ezber ettim gurbeti



Sevinçten uçardım hasta oldum mu,

Kırkı geçerse ateş, çağırırlar ?stanbul'a

Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!

Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,

Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,



En son teftişine çıkana değin

Koştururken ardından o uçmaktaki devin,

Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için

Açıldı nefesim, fikrim, canevim

Hayatta ben en çok babamı sevdim.

produced by.... Can YÜCEL

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:41
ALLAH D?YENE



Her şey, her şey şu tek müjdede;

Yoktur ölüm, Allah diyene

Canım kurban, başı secdede,

?ki büklüm, Allah diyene



Akıl, kırık kanadı hiçin;

Derdi gücü 'nasıl' ve 'niçin'...

Bağlı, perçin üstüne perçin,

Benim gönlüm Allah diyene...

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:48
HIRS



Sen kaçan bir yavru

Geyiksin dağda

Ben peşine düşmüş

Bir canavarım

?stersen dünyayı

Getir imdada,

Yeryüzünde bir sen,

Bir de ben varım.



Seni korkutacak

Geçtiğin yollar,

Arkandan gelecek

Hep ayak sesim.

Sarıp vücudunu

Hayali kollar

Enseni yakacak

Sıcak nefesim.



Kimsesiz odanda

Kış geceleri

?çin ürperdiği

Anlar beni an.

De ki odur sarsan

Pencereleri

De ki, rüzgar değil,

Odur haykıran.



Göğsümden havaya

Kattığım zehir

Solduracak bir

Gül gibi ömrünü

Kaçıp dolaşsan da

Sen şehir şehir,

Bana kalacaksın,

Gene son günü



Hırsım gibi sonsuz

Yaşarsan sen de,

Ben ölümle sırdaş

Olur beklerim.

Hırsıma toprağı,

Rakip etsen de,

Mezarında bir taş olur

Beklerim

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:50
YAR O K?...



Falan, dağın ardında;

Seslen, seslen, işitmez

Filan toprak altında;

Göz yaşları diriltmez



Neye vardın, vardın da?

Ufuk varmakla bitmez.

Bir şey göster kadında,

Tılsımını eskitmez



Yar o ki, hep yadında;

Eskimez ve eskitmez.

Muradı muradında,

Seni bırakıp gitmez

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:52
YUNUS EMRE'YE



Kaç mevsim bekleyim daha kapında,

Ayağımda zincir, boynumda kement?

Beni de, piştiğin bela kabında,

Kaynata kaynata buhara kalbet.



Bekletme Yunus'um, bozuldu bağlar,

Düşüyor yapraklar, geçiyor çağlar;

Veriyor, ayrılık dolu semalar,

?çime bayıltan, acı bir lezzet.



Rüzgara bir koku ver ki, hırkandan;

Geleyim, izine doğru arkandan;

Bırakmam, tutmuşum artık yakandan,

Medet ey şairim, Yunus'um medet!

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:53
AVE MER?A



Rüzgar tersine esiyor... Niçin?

Eski günler geri mi gelecek?

Kımıldıyor kozasında böcek

Bildiği hayata doğmak için.



Neden içimize doldu vehim?

Ah ümit, ümit yollar boyunca

Düşünmez miydi aksam olunca

Hacer'in kollarında ?brahim



Ve gemisinde Kleopatra?

Neden yine kaynaştı havalar?

Saadet mi getiriyor rüzgar

Dolarak erguvan atlaslara?



Elimize değen kimin eli?

Kimdir bu muammalarla genel?

O mu helezonlara yükselen,

Saba ellerinin en güzeli?



Sesler mi çözülüyor derinde,

Nedir durup dinlediklerimiz,

?arki mi söylüyor semiramis

Babil’in asma bahçelerinde?



Omzundan örtüler kaydı yere.

Kim bu, kim? alnımızdaki yazı:

Gözlerinde günahının hazzı

Gülüyor saz benizli bakire.

Ali Zülfikar
17.03.2005, 01:56
K?TABE-? SENG-? MEZAR





Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Nasırdan çektiği kadar

Hatta çirkin yaratıldığından bile

O kadar müteessir değildi;

Kundurası vurmadığı zamanlarda

Anmazdı ama Allahın adını,

Günahkar da sayılmazdı.

Yazık oldu Süleyman Efendiye





Mesele falan değildi öyle,

To be or not to be kendisi için;

Bir aksam uyudu;

Uyanmayıverdi.

Aldılar, götürdüler.

Yıkandı, namazı kilindi, gömüldü.

Duyarlarsa olduğunu alacaklılar

Haklarını helal ederler elbet.

Alacağına gelince...

Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.





Tüfeğini depoya koydular,

Esvabını başkasına verdiler.

Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,

Ne matarasında dudaklarının izi;

Öyle bir rüzgar ki,

Kendi gitti,

?smi bile kalmadı yadigar.

Yalnız şu beyit kaldı,

Kahve ocağında, el yaz işiyle:

'Ölüm Allahın emri,

'Ayrılık olmasaydı.'









Orhan Veli Kanık

Ali Zülfikar
17.03.2005, 03:11
Gelelim Nazım'a
BEYAZIT MEYDANI'NDAK? ÖLÜ


Bir ölü yatıyor
on dokuz yaşında bir delikanlı
gündüzleri güneşte
geceleri yıldızların altında
?stanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.



Bir ölü yatıyor
ders kitabı bir elinde
bir elinde başlamadan biten rüyası
bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında
?stanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.



Bir ölü yatıyor
vurdular
kurşun yarası
kızıl karanfil gibi açmış alnında
?stanbul'da, Beyazıt Meydanı'nda.



Bir ölü yatacak
toprağa şıp şıp damlayacak kanı
silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip
zaptedene kadar
büyük meydanı.

Ali Zülfikar
17.03.2005, 03:13
Büyük insanlık gemide güverte yolcusu
tirende üçüncü mevki
şosede yayan
büyük insanlık.



Büyük insanlık sekizinde işe gider
yirmisinde evlenir
kırkında ölür
büyük insanlık.



Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
pirinç de öyle
şeker de öyle
kumaş da öyle
kitap da öyle
büyük insanlıktan başka herkese yeter.



Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.

Ali Zülfikar
17.03.2005, 03:15
H?ÇB?R A?AÇ BÖYLE HAR?KULADE B?R YEM?? VERMEM??T?R


Topraktan ateşten ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden...
ve insanlar ellerini
korkmadan
düşünmeden
birbirlerinin ellerine bırakarak
yıldızlara bakarak:
- "Yaşamak ne güzel şey!"
diyecekler;
bir insan gözü gibi derin
bir salkım üzüm gibi serin
bir ferah
bir rahat
bir işitilmemiş şarkı söyliyecekler...
Hiçbir ağaç
böyle harikulâde bir yemiş vermemiş
olacaktır

Ve en vadedici
bir yaz gecesi bile
böyle sesler
böyle inanılmaz renklerle
sabaha ermemiş olacaktır.
Topraktan
ateşten
ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden

Ali Zülfikar
17.03.2005, 03:18
Y?NE ?Y?MSERL?K ÜSTÜNE



Sağlığımda açıldı kosmos yolu,
Moskova'da açılış törenindeyim.
Avucumda bir çocuğun sarışın eli,
bir yılbaşı ağacı önündeyim.



Biliyordum, yaşına bile gelmeden,
gözlerinde sırça toplar yanan çocuk,
yolcu füzeleri güneşe doğru, yıldızların arasından,
balıklar gibi sessiz sedasız akıp gidecek.



Ama füze yolcuları yola çıkabilecek mi pasaportsuz?
Bilet olacak mı? Parayla mı alacaklar?
Ve uzaklaşıp karpuzlaşır, elmalaşırken dünyamız,
ıstıratosferde savaş füzelerine mi rastgelecekler?



Beni ilgilendiren bavullarının eşyası değil,
yüreklerinin yükü.
Korkuyorlarsa kimden, neden, niçin, nasıl?
Ya ara hırsı? Emir verme merakı?



Yüzüne yılbaşı ağacının telli pullu
aydınlığı vuran çocuk,
belli, bilmiyorum neden, ama belli
yaşayacak benden iki kere çok.



Kosmosa filan gidip gelecek. ?ş bunda değil.
Yeryüzünde görecek mucizenin büyüğünü :
tek insan milletini pırıl pırıl.
Ben iyimserim, dostlar, akarsu gibi...

Ali Zülfikar
17.03.2005, 03:23
Sen
benim
minare boyunda çam gövdeme,
yumuşak
beyaz
bir kurt gibi girdin,
kemirdin!
Ben
barsaklarında solucan Makdonaldı besleyen
?ngiliz amelesi gibi taşıyorum
seni içimde!

Biliyorum
kabahat kimde!

Ey ruhu lordlar kamarası kadın!
Ey uzun entarili tüysüz Puankare!
Karşımda:
demirleri kıpkızıl
bir şimendifer ocağı gibi yanmak
senin en basit hünerin;
yine en basit hünerin senin
buzun üstünde bir paten gibi kıvranmak!

Soğuk!
Sıcak!
Kaltak!
dur!
Yumuşak
beyaz
kıvrılışlarınla
beynime giriyorsun
kemiriyorsun!
Oraya giremezsin!
Onu kemiremezsin!

Yumuşak
beyaz
kıvrılışlarıyla
beynime giren kurdu
çürük bir diş çeker gibi söktüm!
Epeyce ter döktüm!
Bu sonuncuydu
bir daha olmayacak!

Ali Zülfikar
18.03.2005, 01:57
ADIMLA NASIL BERABERSEM



hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan

koşar gibi yürüyüşün

karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün



hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın

karanlık boşluklarında akıp giderken zaman



adımla nasıl berabersem öylece beraberiz

seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye

gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat

koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz

ve sonra her zaman her ölümlüye

aynı şartlar altında kısmet olmıyan

gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda



hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların

sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

Ali Zülfikar
18.03.2005, 01:58
AYRILIK SEVDAYA DAH?L



Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın

En görkemli saatinde yıldız alacasının

Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader

Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın

Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları

Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan

Onu çok arıyorum onu çok arıyorum

Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları

Bir yerlere yıldırım düşüyorum

Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan

Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu

Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş

Tedirgin gülümser

Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili

Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar

Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili

Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar

Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu

Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte

Yansımalar tutmuş bütün sahili

Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var

Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil

Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil

Çünkü ayrılanlar hala sevgili

Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık

Hava ağır toprak ağır yaprak ağır

Su tozları yağıyor üstümüze

Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır

Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı

Karanlık çöktü denize

Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin

Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin

Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan

Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince

Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice

Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak

Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına

Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle

Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız

?kimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız

Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi

Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı

Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek A?KIMIZ

Ali Zülfikar
18.03.2005, 02:00
AYSEL G?T BA?IMDAN



Aysel Git Başımdan

Aysel git başımdan ben sana göre değilim

Ölümüm birden olacak seziyorum.

Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Aysel git başımdan istemiyorum.



Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün

Dağıtır gecelerim sarışınlığını

Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,

hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Benim icin kirletme aydınlığını,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim



Islığımı denesen hemen düşürürsün,

gözlerim hızlandırır tenhalığını

Yanlış şehirlere götürür trenlerim.

Ya ölmek ustalığını kazanırsın,

ya korku biriktirmek yetisini.

Acılarım iyice bol gelir sana,

sevincim bir türlü tutmaz sevincini.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Ümitsizliğimi olsun anlasana

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.



Sevindiğim anda sen üzülürsün.

Sonbahar uğultusu duymamışsın ki

içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,

uzak yalnızlık limanlarına.

Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,

Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.

Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.

Sakın başka bir şey getirme aklına.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim,

ölümüm birden olacak seziyorum,

hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Aysel git başımdan seni seviyorum...

Ali Zülfikar
18.03.2005, 02:02
MÜJGAN'A A?K ?ARKILARI







dinlerdim telâşlı kanûnlardan sarışın türkçeyi

nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi

ürkek bir çilenti usulca yoklardı bahçeyi

nerde tâvus kuşları nerde müjgân'ın gençliği

nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi



okşamak kumrallığını içimden uysal lambaların

beyhude ıslıklarını yakınlaşan sonbaharın

akşam tenhalığında birlikte duygulanmaların

saklı mutluluğuyla dalgından çok daha fazla dalgın

nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi



bir parça son yalnızlığa öncekiler hazırlıktır

insan bırakmaz sevdiğini sevmek insanı bırakır

kalırsa gözlerinin elinde yaldızı belki kalır

ney üşür kanûn pırıldar udlar oldukça karanlıktır

nasıl da sevdim ne iştir bilmeden sevmeyi







o akşam da lambamızı söndürmüştük nedîm ile

nedîm'den bile kıskandığım sevdiğim ile

son şarkılar dağılmıştı mevsim ile

yalnız çamlıca'da bir ud yankılanırdı



dünyayı tumturaklı bir yalan sayanlar

yalanın dehşetini yaşlandıkça anlar

nâzım'ın pirâye'yi sevdiği zamanlar

ölse ölümünden ne suçlar çıkarılırdı



boğucu bir sessizlikte ateşten goncalardır

o demirden şiirler ki sanki tabancalardır

umutsuz hangi gününde el atsan ateşe hazır

nâzım onları yazarken duvarlar çatırdardı



gördün sessizce buluştuğunu nâzım'la nedîm'in

lâcivert ıssızlığında yıldızlı bir serviliğin

birinin elinde vâridât'ı simavnalı bedreddin'in

birinin ağzında gül elinde mey kâsesi vardı







istanbul puslu karaltıyla müstef'ilün bir gemi

duyulur padişah saltanatıyla bulutlara demirlediği

soğuk akşamlar çalar saatlar kadife konakta

ben uyansam da ayışığından müjgân uyumakta



o soyut kuşlar su aydınlığında atlas yorganların

yüz yıllık hüznüyle yüklü osmanlı zindanlarının

pul pul dağılırlar tasalı bol yansımalı boşlukta

ben uyansam da ayışığından müjgân uyumakta



gece hattât yesârî'nin süzüldükçe vav kayıkları

işlenir yeni baştan bütün sevmek yanlışlıkları

bilmem tamamlanır mıydık bir başka yaşamakta

ben uyansam da ayışığından müjgân uyumakta



o şarkı söylese çalgıların korkup bıraktıklarından

büyülü tamburların kendi başlarına çaldıklarından

ulaşır hâfız post'a sesi yankılarla sonsuzlukta

ben uyansam da ayışığından müjgân uyumakta







akşam kılıçlar düşürdüğü ayın ışığından boğaz'da

müjgân mıdır bir uzak gülümsemek midir sazda

ferahnâk'ta iyimser kötümser çarçabuk hicâz'da

müjgân mıdır sevilmek yanlış anlaşılmak mı biraz da



üretir sessizliği erguvanlar düşler sevdayı tamamlar

suları yansıtır camlar cıvalı bir beyazda

müjgân mıdır yoksa sabahlamak mı hâfız'la şirâz'da

divanlardan gül çığlıkları horasanlı papağanlar

şehzâde çılgınlıkları o unutulmaz yazda



müjgân mıdır sevilmek yanlış anlaşılmak mı biraz da

Ali Zülfikar
18.03.2005, 02:03
YA?MUR KAÇA?I



elimden tut yoksa düşeceğim

yoksa bir bir yıldızlar düşecek

eğer şairsem beni tanırsan

yağmurdan korktuğumu bilirsen

gözlerim aklına gelirse

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni götürecek yoksa beni



geceleri bir çarpıntı duyarsan

telaş telaş yağmurdan kaçıyorum

sarayburnu'ndan geçiyorum

akşamsa eylülse ıslanmışsam

beni görsen belki anlayamazsın

içlenir gizli gizli ağlarsın

eğer ben yalnızsam yanılmışsam

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni götürecek yoksa beni

Ali Zülfikar
18.03.2005, 02:04
ZEYNEP BEN? BEKLE



zeynep beni bekle / gece ağaçlarına

yağmur çiseliyorum / cam tozu su beyazı

yalnızlığını mutlaka değiştireceğim

bir yaprak halinde süzülüp saçlarına

eski teşrin'lerden / kederli kırmızı

zeynep beni bekle mutlaka döneceğim

söyle kim önleyebilir buluşmamızı



geceleyin ışıkları söndürdüğün zaman

benim şiir kitaplarından sızan aydınlık

elinde uyuyakaldığın heyecanlı roman

pancurların çarpıldığı lodos geceleri

rüzgârın değil benim / pencerendeki ıslık

her akşam koridordaki ayak sesleri

yanlış çaldığını zannetiğin telefon

zeynep beni bekle mutlaka geleceğim

hem bu ne ilk ayrılığımız ne de son



pikapta eminağa acemaşirân saz semaisi

sokakta çocuklar saklambaç hırsız polis

hayat akıp gidiyor olsam da olmasam da

saati durmamalı ufak sorumlulukların

resmi bırakmadın ya / son çektiğin hangisi

bak mektuplar birikmiş yine masamda

fakülteler açılacak bak bugün yarın

zeynep beni bekle mutlaka geleceğim

başladığımız filmi birlikte bitireceğiz



kim ne derse desin içimde delice bir his

Ali Zülfikar
18.03.2005, 02:05
ÜÇGEN



bir gece nevin çizmeli

gözleri pala parıltısı

kırbaca sarılmış eli

mümkün değil anlaşılması

burun delikleri titrek

aynasının önünde kadın

oya'nın yatağında erkek



bir sabah nevin sonbahar

kirpiklerinde kırağı

sevdiği oğlanı hatırlar

öpüştükleri sokağı

göğüsleri avuçlarında

vücutları kenetlenmiş

fosforlu meme uçlarında

şehvet eflatun bir yemiş



bir gün mavi bir yağmurda

nevin oya'yla buluşur

sevdiği erkeği unutur da

oya'da erkekliğini bulur



bir gece ay karanlık

kollarında delikanlının

nevin'in üstünde yosmalık

nice kadından kadın



bir gün toz pembe bulutlar

buğular ısınmış denizden

birden nevin'i unuttular

oğlanla oya sevişirken

yalnızlıkla çarpıştı nevin

katlanması zor bir işti

arasında dişilikle erkekliğin

tuttu bir hançerle sevişti

Ali Zülfikar
18.03.2005, 02:07
C?NAYET SAAT?



Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu



Deli cafer ismail tayfur ve şaşı

Maktulün onbeş yıllık arkadaşı

Üçü kamarot öteki aşçıbaşı

Dört bıçak çekip vurdular dört kişi



Cinayeti kör bir balıkçı gördü

Ben gördüm kulaklarım gördü

Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü

Hiçbiriniz orada yoktunuz



Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu

On üç damla gözyaşını saydım

Allahına kitabına sövüp saydım

?afak nabız gibi atıyordu

Sarhoştum Kasımpaşa'daydım

Hiçbiriniz orada yoktunuz



Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi

Polis kaatilleri arıyordu

Deli cafer ismail tayfur ve şaşı

Üzerime yüklediler bu işi

Sarhoştum Kasımpaşa'daydım

Vapuru onlar vurdu ben vurmadım

Cinayeti kör bir balıkçı gördü



Ben vursam kendimi vuracaktım

Atilla ?lhan

Duncan
25.03.2005, 04:49
Bugün senden ayrıldım sevgilim!!!
Oturdum sabaha kadar tek damla uyku uyumadan sana bunları yazdım...
gittiğinden değil,
ayrıldığımızdan değil,öyle anlama,telefonu yüüzlerce kez çaldırdığım için
belki
bakmadığın için belki,aldattığın için belki,şeytanlaştığın için belki
SATTI?IN ?Ç?N BELK?
hep çok sarhoş olup,seninle düşünmeden konuşmak istemişimdir
söyleyeceklerim seni üzse bile...
sana karşı bir şeyler saklı olsun istemedim içimde,
nasıl gözlerimi anlayıp görebiliyorsan
öyle gör istedim yüreğimi!...
ama ne yapabildim ne de anlatabildim sana bunları yazık...
sırf tepkin ne olurdu diye;
sana anlatabilmek için,
senin beni anlayabilmen için,
hatalar yapmak isterdim ve sana bunları anlatmak,
seni bunlar kızdırsa bile...
?imdi anlayabiliyorum kendimi,
yargılayabiliyorum gerçekten
ve seviyorum ve seveceğim her zaman seni...
Bugün senden ayrıldım sevgilim,
Hani sen gidince,
ölürüm derdim ya,
terkedilmiş bir ev gibi soğuk ve yalnız
cansız,ruh gibi,
manasız!olurum derdim ya
Sen gidince
Yapamam derdim ya hayatımın anlamı kalmaz
Anlamsız!
?imdi öyleyim işte, hem manasız hem anlamsız,
Beni milyon kere yaktın ama dumansız!...
ölümü ve seni gözleyeceğim artık
yatırıp uzaklara gözlerimi,
elbet biri gelirde beni bu çıkmazlardan
tutup elimi ***ürür diye...
bir çocuk gibi bekleyeceğim
bir çocuk gibi
kim bilir belki çıkarda gelirsin bir gün diye...
bu yazdıklarıma kızma,
çünkü sensiz hayal kurmadım,
hep ümit ettim,
hep umdum
mutluluk çok uzak değil
ha ulaştım ha ulaşacağım diye,
ama inan sensiz hayal kurmadım...
inan sensiz ummadım....
Bugün senden ayrıldım sevgilim,
Ayrıldım diye yazmadım bunları,
bu yazdıklarım gerçekten tanıdığını sandığını tanıtsın sana,
“sevgi yetmiyor” tanıtsın sana...
seninle hiç ayrılmayı düşlemediğim
için böyle davranıyorum
böyle yazılar yazıyorum sana,
ama anlamı olmayacak biliyorum ,
sende bir gün eminim geç kalmışlığın
ne demek olduğunu anlayacaksın benim gibi,
şimdi anlamanı beklemediğim gibi...
şunu merak ediyorum hep;
yokluğuma alıştın mı!!!
alıştın mı diyorum
çünkü varlığıma bir zamanlar alıştığın için...
ister kız ister darıl ama biricik,
demek ki sen bana sadece alışmışsın...
varlığıma, adım anıldığında şeklime alışmışsın
ve sen bunu başka şeylerle karıştırmışsın...
iyi bir sevgili olamadım biliyorum,
ama iyi bir sevici olmuşum kendi kendime ,
hep de kandırmışım kendimi...

birde seninle beraber şunu öğretti bana
ister sevgilin olsun,
ister can ciğer arkadaşın,ister yarenin,
ister dostun, vermeden alamıyormuşsun,
bunu!!!
ben böyle kandırmışım işte kendimi,
başına gelmeyince anlamıyor,
öğrenemiyor insan,
öğrendik işte sağol sayende...

BUGÜN SENDEN AYRILDIM SEVG?L?M

Ezo
25.03.2005, 11:15
cok uzun ama cok guzel siir....