Orijinalini görmek için tıklayınız : Aleviliği Kim İhya Edebilir?


Zahir
03.08.2006, 11:11
Konu; Mehmet Butakin'ın 11/20/2005 tarihli Radikal Gazetesinde ki Köşe Yazısıdır. Alevi Gençleri Bakalım Aleviliği İhya edebilecek mi???



"Türkiye'nin Cumhuriyet'le başlayan üniter yapısı, modern devletin mübadele yoluyla defettiği; olmadı ulus potasında eritmeye çalıştığı azınlıklar macerasıyla başladı. Bu azınlıklar savaş esiri muamelesine tabi tutularak asırlardır yaşadıkları topraklardan bir daha dönmemek üzere göçertildiler. Şimdi, insanın durup düşünmesi gerekiyor. İnsanı doğup büyüdüğü topraklardan hangi güç koparma hakkına sahiptir? Din mi, devlet mi ya da imparator mu? Bu soruya cevabı "hiçbiri" olmalıdır herkesin; tuzu kuruluğunun farkında olanların dışındaki herkesin ama..
Neyse ki azınlıklar, bir şekilde doğdukları toprakları kaybetme pahasına da olsa gittikleri yerlerde haysiyetli bir şekilde ve önemsenerek yaşadılar. Geriye kalanlar ise işledikleri günahlardan ötürü kendilerini aşağılanmış bir pişmanlıkla beraber, ölecekleri güne kadar sefalet içinde bulacaklardı. Bu görünmez bir sefalet, ruhun sefaleti..
Ayşe Kadıoğlu birkaç sayı önce Cumhuriyet'in 'öteki'lerinden bahsediyordu yazısında. Bu öteki'lerin oluşmasında suçlanacak birilerinin olup olmadığı tartışmasından çok söz konusu öteki'lerin bugün itibarıyla içinde bulundukları koşullara bakmak gerekiyor kuşkusuz. Öteki'liğin âlâsını yaşayanlardan Alevilerin, uğradıkları inkarı veya kıyımı, Yavuz döneminde biçilen 40 bin kişiyi bayraklaştırıp, zaten kendilerinde varolan yas geleneğini birbirlerine hatırlatmaktan başka bir çıkış yolu aradıklarını söylemek zor. Alevilerin, karamsar ve kötücül bir geçmişi hatırlamak dışında yapabileceği şeyler olmalı. Uzun yıllar Osmanlı'ya kıyasla Cumhuriyet'i yeni bir imkan ve yeni bir dönem olarak gören Aleviler, bugün itibarıyla salt hümanizmin ya da yumuşak bir Kemalist söylemin, kendi kültürel ve inançsal değerlerinin yok olup gitmesine engel olamadığını hazin bir şekilde görmüş bulundular. Lakin bu görme biçiminin şuurlu bir biçim olduğunu söylemek imkansız. Zira son tartışmalar Aleviliğin ne olup olmadığı konusuna gelip dayandı. Bu düpedüz bir yok oluştur. Zira, bugün mevcut Alevi dernek ve vakıflarından tutun da bu konuda yazıp çizenlere dek, kimse Alevi tanımında bir mutabakat sağlayamıyor. Diyanet kurumu ise resmi niteliğinden ötürü Aleviliğin ne olduğunu bazen mırıldanmaya çalışsa da buna cesaret edemediği ortada. Bu cesaretsizliğin bir nedeni de, Alevi sivil toplum kuruluşlarının bu tanımı simgesel bir zemine çekip belirsizleştirmesidir. Aleviliğin nasıl bir algı yarattığını bir düşünün. Tüm iyi şeylere sahip çıkan ve kendi tanımını başkasına yaptırmayan ama kendisinin ne olduğunu kendi de bilmeyen bir dernek tüzüğü gibi. Spartaküs'ten Mevlana'ya, Yunus Emre'den Mustafa Kemal'e; Horasan'dan Balkanlara, Damaskus'tan Asyayı Vusta Steplerine uzanan geniş yelpazede iyiye güzele ve hümanizme ilişkin ne varsa hepsini içine alan, ama asla bilimsel anlamda, hiç olmazsa bir oryantalist kadar üzerinde durulmayan ve neredeyse bir inanç olmaktan çıkarılan o jargonal Alevilik.. Sen nesin? Türkiye'de kaç Alevi yazar veya din adamı ya da sözüm ona düşünür her neyse, bir Şer'iye Sicili'ni, Evkaf ya da Mühimme Defterini okuyabilecek nitelikte? Türkiye'de kaç Alevi öğrenci akademik anlamda Din Felsefesi, Alevilik ya da Şarkiyat üzerine bir doktora çalışmış durumda? Bu konuda çalışma yapılması için kaç öğrenci yönlendirildi, kaç sivil toplum kuruluşu burs sağladı?

Ciddiyetsizlik
Alevilik bu gün sadece gazete sütunlarında tartışılan bir konu haline getiriliyor ve sanırım yine Alevi aydınlar tarafından. Bu insanın kendi inancına karşı takındığı bir ciddiyetsizliktir. Aleviliği önce felsefi, sonra kültürel ve en sonunda buharlaşmış nostaljik bir nesneye çevirmenin kime ne faydası var? Diyanet kurumuna mı, Alevi sivil toplum önderlerine mi veya Türkiye'nin üniter yapısına mı?
Bugün Aleviler ne yazık ki korkunç bir çaresizlik ve bahtsızlık içindeler. Aydınlar açısından problem yok gibi görünüyor. Ne de olsa gerici bir unsur olarak görülüyor çoğunca. Lakin Anadolu'da Aleviliğin ne olduğunu gerçekten umursayanlar için, yani Alevi halkı için bu durum son derece kahredici olsa gerek. Lakin bunda Alevi toplumunun suçlanması haksızlık olur. Kanımca yaşadığımız çağda Aleviliğin bu şekilde tartışma konusu edilmesinin birçok nedeni var (kültürel hakların dile gelmesi ve yasal sorunların aşılması açısından tartışmanın olumlu olduğunu söylemeye gerek bile yok, Aleviliğin içeriğine yani ne olduğuna ilişkin tartışmalardır rahatsız edici olan). Birkaç neden:
Politik çatışma: Osmanlı'nın I. Selim dönemine kadarki sürecinde devletin din konusunda resmi sayılabilecek bir politikası yoktu. Safevi ve Osmanlı politik savaşı ve Safevi'nin Şiiliği beraberinde doğal bir Osmanlı Ortodoks Sünniliği, hatta Hanefiliği doğurdu. Yani Osmanlı'nın Sünniliği tamamen tarihsel ve rastlantısaldır. Anadolu'da neredeyse Sünni nüfusu kadar Alevi nüfusunun olması ve Yeniçerilerin çoğunlukla Bektaşi olması bunun kanıtıdır. Bektaşiliğin Aleviliğe oranla daha kentsel bir şey olması da bununla ilgilidir.
Yazısız toplum: Osmanlı-Safevi savaşlarından en büyük zararı gören Aleviler savaş ve kıyım korkusundan kırsala, daha kırsala ve dağlı bir yaşama zorlandılar. Kağıt, kalem, medrese, mektep gibi kavramlara asırlarca uzak kalan bir toplumun ritüelleri de tabiatıyla aşınacaktır. Ritüellerde sözlü geleneği sürdüren Dedeler her seferinde, geride eksik bir şeyler bırakarak gittiler. Yazısızlık onların değil, onlara bu hizmeti götürmeyen Osmanlı Devleti'nin kabahati.. Tarihi ve artık olmayan bir devleti sorumlu tutmanın kolaycılığına da kaçmamak gerekir.
İdeolojik kırılma: Modern Cumhuriyet'e 1937'ye rağmen kolayca eklemlenen Aleviler, kendi kurumlarını yaratamadılar. 1950 sonrasında Alevilik tümüyle ideolojik bir düzleme çekildi, dinsel anlamda gençler tarafından reddedildi, en azından önemsenmedi. Üniversitelerde akademik çalışmalar desteklenmedi. Hiçbir Alevi, ilahiyat ya da dinler tarihi konusunda ihtisas yapma ihtiyacı duymadı. Türkiye'de olmasa bile yurt dışında da bu tür çalışmalara gereksinim duyulmadı. Vs.
İşte bir ay içinde karşılaştığım Alevilik tanımları: 1. Alevilik bir dindir. 2. Hayır din değil felsefedir. 3. Alevilik bir mezheptir. 4. Hayır, bir yoldur. 5. Alevilik bir inançtır. 6. Hayır demokratik bir değerler bütünüdür. 7. Alevilik Şiilikten kopmadır. 8. Aleviliğin İran Şiileriyle hiçbir ilgisi yoktur. 9. Alevilik Şamanist bir şeydir. 10. Alevilik Orta Asya'dan gelmiştir. 11. Hayır Aleviler İran kökenlidir. 12. Aleviler Kürt'tür. 13. Alevilerin Türk olduğunda kimsenin kuşkusu olmasın. 14. Hayır Aleviliğin etnisite ile ilgisi yoktur. 15. Neden olmasın ki?

Kanımca: Aleviliği 80 sonrasında doğan ve şu sıralar üniversite okuyan Alevi öğrenciler ihya edebilir. İdeolojiye bulaşmayan, insana kin gütmeyen yansız bilimsel nesnelliği gözeten ve önemseyen yeni bir kuşak."

sertur
03.08.2006, 11:55
paylaşımınız için teşekürler sn zahir kaynakta bir yorum gördüm bende onu paylaşayım

1-Alevilik ayrı bir din değildir;Bunun için ayrı bir peygamberi ve kitabı olmalıdır.Alevilik müslümanlığınbir yorumudur ve farklılığı ibadet uygulamalarından gelir.
2-Tasavvuf felsefesinin etkisinde kalmışlardır.Halk ozanların çoğu Alevi-bektaşi ocağından gelirler.
3-Alevilik bir mezhep değildir.Alevilerin ekseriyeti hanefi mezhebindendirler.Zira henefiliğin fikir babası imam Caferi sadık hazretleridir.
4-aleviler islam inancına sahiptirler ve hazreti muhammedi peygamber olarak tanırlar.Ancak Ehlibeyt yanlısıdırlar.
4-Aleviler demokratik insanlardır.Laiktirler,insan hakjlarına saygılı ve özgürlüğe çok düşkündürler.Herşeyin odağına insanı bırakırlar,pan-humanisttirler diyebiliriz.
6-Aleviler şii değillerdir.Şiilik bir milliyetçi mezheptir;Ehlibeyt yanlısı olmakla beraber namaz kılar ve camiye giderler.Ancak aleviler namaz kılmaz ve ibadet yerleri cem evleridir.Her köyde bir cem odası vardır ve genellikle kışın yoğun cem yapılır.

levilee
03.08.2006, 13:32
sertur bırak allah askına hiçbir alevi hanefi değildir,mezhebini sorarsan imam cafer mezhebindenim der hangi aleviye sorarsan sor...

Zahir
03.08.2006, 14:12
Konunun mezhepsel olarak şeklillenmemesini sağlarsak, yazarın makalesinde konuşulmaya ve tartışılmaya değer çok daha çarpıcı vede güzel ifadeler var.

Alevimen
03.08.2006, 14:24
gene kopyala yapıştır ve üstelik yanlış bölümde açılmış -> kazan :)