Orijinalini görmek için tıklayınız : Dedelik Kurumunun İncelenmesi ve Sorgulanması


polata
13.10.2005, 13:15
Forum içerisinde açılan çeşitli konularda dedelik ve dedelik kurumu ile ilgili bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Bunlardan bir kısmı bilimsel ve akademik araştırmalara dayansa da bir kısmı daha çok duyumsal, öğretilsel ve mistik kavramlardan ibarettir. Basit bir örnek vermek gerekirse 20 yaşında ki bir gencin gönderdiği mail de kendisini dede olarak nitelendirmesi, çeşitli konu başlıkları altında yazılan yazılarda herkesin bu kurumu ayrı bir şekilde değerlendirdiği, kimimizin dedeliğin ilk şartını soy’a dayandırırken kimimizin ise bilgiyi en önemli şart koştuğu görülmektedir.
Dedelik kurumunu günümüz şartları içerisinde işlevsel bir yapıya kazandırmak, Alevilik inanışında önemli yeri olmakla kalmayıp bu inanışın devamını sağlayan, ibadetlerine öncelik eden, felsefesinin uygulanmasında görev alan kurum bugün ki yapı içerisinde önemli sektelere uğramakla kalmamış çeşitli nedenlerle zayıflamış ve etkinliğini kaybetmeye başlamıştır. Etkinliğini kaybetmesinde devletin dine bakış ve yönetiş açısı bulunduğu kadar Alevi inanışında meydana gelen erozyonun, iç göçlerin, çağımızın hastalığı olan ben kavramının ve diğer etkilerin yanı sıra bu kurum içerisinde yer alanların kimilerinin kurumun gereklerini yapmamaları da etkilidir.
Dedelik kurumunun bu açıdan önce tanımlanması, geçmiş düzeninin incelenmesi ve akabinde bugünkü yapısının değerlendirilerek sorgulanması gerekirse yeniden yapılandırılması yerinde olacaktır.
Dedelik kurumunu öğrenmek, geçmişten bugüne taşımak için Ali Yaman’ın “Alevilik Nedir” kitabından ve 23-28 Ekim 2000 tarihinde Ürgüp'te ERVAK tarafından düzenlenen Uluslararası Anadolu İnançları Kongresi'nde sunduğu Anadolu Aleviliği’nde Ocak Sistemi Ve Dedelik Kurumu bildiriden ve diğer kaynaklardan yararlanmakta yarar vardır.
Kimi kaynaklarca
<< Dede Alevilerin inançsal önderidir. Dede kavram olarak büyük, ata demektir. Dede’nin başka bir ismi ise Seyyid’dir. Bunun anlamı dedenin soy olarak On İki İmamlar dolayısıyla Hz. Ali, Hz. Muhammed soyundan gelmeleridir. Yani "Evladı Resul"’dür. Dedelik önderliktir. Toplumun bütün sorunlarına çözüm bulandır dede. Bu sebepten dede olmak için belli bir eğitim almış olmak gerekir. Yani bir dedenin beş oğlu olduğunu düşünün. Bu beş oğglun içinde dedeliği ancak yeterli derecede ikrar sahibi, ilim, irfan ve yetkinlik sahibi olan alır. Dedelik salt bir kişi değil, bir kurumdur. Dede toplumdan (taliplerinden) sorumludur. Onların yaşamsal, düşünsel bütün sorunlarını paylaşsan yol gösterendir.
Dedelik Kurumu Alevileri örgütleyen, eğitip aydınlatan, yol gösteren ve denetleyen bir kurumdur. Kendi içinde yukarıdan aşağıya doğru, bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı hiyerarşik bir örgütlülüğe sahiptir. Her dede, hem dededir aynı zamanda hem de Piri Rehberi ve Mürşidi olan bir taliptir. >>
açıklaması ile dedelik belirtilmiştir. Ancak bu açıklama ocakzade dedeler için kabul edilebilecek bir açıklamadır.

<< Bugün genel olarak Alevi olarak adlandırılan kitleler üç dinsel gruba bağlıdırlar:
· Ocakzade Dedeler
· Çelebiler
· Dedebabalar
Bu üç grupdan Anadolu’da en fazla etkinliğe ve nüfuza sahip olan Ocakzade Dedeler’dir. Daha sonra Çelebiler gelir. Dedebabaların ise Anadolu’da nüfuzları zayıftır, Balkanlar’da daha etkindirler. >> (1)

(devam edecek)

polata
13.10.2005, 13:16
<< Alevi Ocaklarında Dedelik Kurumu üçlü bir hiyerarşiye dayanır: 1-Mürşid, 2-Pir, 3-Rehber. Kimi yörelerde bu hiyerarşi Pir ve Mürşid’in yer değiştirmesi şeklinde uygulanmaktadır. Yani şu şekildedir: 1-Pir, 2-Mürşid, 3-Rehber Şüphesiz bu üçü de dedesoylu olan kişi için varolan bu sıralama işlevseldir. Birbirlerini tamamlarlar, biri olmaksızın diğeri anlamsızlaşır. Tümü de ocakzade olan yani dedesoylu olan dede aileleri bu görevleri paylaşmışlardır. Görev paylaşımı daha çok aynı ocak ve yakın akraba Dede aileleri arasında gerçekleşmektedir. Bazı yerlerde bu hiyerarşik görevlendirmeyi çeşitli Ocaklardan Dedeler toplanarak bir seçim şeklinde yapıyorlarmış. Ancak genel uygulama seçim şeklinde olmamaktadır. Kızılbaş Alevi dedelerini genel olarak üç kategoriye ayırabiliriz:

1-Bağımsız ocakzade dedeler: Daha çok Erzincan, Malatya, Elazığ, Tunceli, Erzurum yörelerinde bulunan bağımsız ocakzade dedeler Hacı Bektaş Veli’yi pir ve serçeşme kabul etmekle birlikte, Hacı Bektaş’ın postunda oturan ve onu temsil ettiğine inanılan Çelebilerden icazetname (hüccet veya izin) almaksızın taliplerinin hizmetlerini görürlerdi. Bu durum hem ulaşım ve iletişim olanaklarına dayandırılabileceği gibi, hem de Osmanlıların Safevilerle olan siyasal mücadelesinin bir sonucu olarak görülebilir. Çünkü Kızılbaş-Alevi Ocaklarının Şah İsmail Hatayi’ye ve hareketine olan sevgisi tartışılmazdır. Bunun nişaneleri deyişlere adeta işlenmiştir. Osmanlı bu kitlelere karşı düşmanca bir tavır takındı ve bu tavrını psikolojik araçlarla desteklemesi sonucunda da ortaya “mum söndü iftiraları” çıktı. Osmanlı’nın Bektaşi Dergahları ile Kızılbaş Alevi Ocakları’na yönelik farklı bakış bu durumdan kaynaklanmaktadır düşüncesindeyiz. Böylece Kızılbaş Alevi Ocakları ve onlara bağlı kitleler, Bektaşi Dergahlarından farklı olarak, içlerine kapanmışlar, sosyo-ekonomik gereksinimlerini karşılayabilecek bir düzeni bu yüzyılın başına kadar sürdürmüşlerdir. Bu düzende Ocak sistemi ve Dedelik kurumu büyük rollere sahiptir. Kırda varolan sosyal yapılanma Ocak sistemi ile oldukça uyumlu çalışmış ve zaten bu yapılanma gereği Ocaklar ve onu temsil eden Dedeler oldukça inisiyatif sahibi, güçlü konumda olmuşlardır. Orta Anadolu’da bulunan bazı Ocakların aksine sözünü ettiğimiz yörelerdeki Ocaklar, Hacı Bektaş Çelebisinden izin almaksızın talipleri görmeyi sürdürmüştür. Bu nedenle biz bu Ocakzade dedeleri “bağımsız” olarak nitelendiriyoruz. Osmanlı-Safevi mücadelesini Safevilerin kaybetmesi sonucunda zaman içerisinde Safevilerin Ocaklar üzerindeki nüfuzunu da azalması ve Hacı Bektaş Dergahı’nın Anadolu’daki Kızılbaş Ocakları ile ilişkilerinde ilerlemeye neden olduğu ve Hacı Bektaş Dergahı’nın merkezi bir konum kazandığı da ileri sürülebilir. Şöyle ki bu süreç sonucunda kimi ocaklar Cemlerdeki uygulamalarda dahi değişikliklere gittiler. Bazı Ocaklar tarîk, erkân, evliya olarak adlandırılan ağaç asa ile cem yapmayı bırakıp, Çelebiler gibi pençe ile cem görmeye başladılar. (Yaman 1996: 60-61) Bu ayrılık bazı dedeler arasında büyük mücadelelere hatta aşiretler arası çatışmalara yol açtı. (Dersimi: 1997: 121) Alan çalışmalarım sırasında bugün bile bu iki farklı ekole mensup Dedeler arasında sert tartışmalar yaşandığını gördüm. Bu konunun Dedeler bakımından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

2-Hacı Bektaş Çelebilerine bağlı dedeler/babalar: İkinci grup dedeler ise belli aralıklarla -genellikle yılda bir- Hacı Bektaş Veli postunda oturan Çelebilerden onay almak ve dergaha parasal veya ayni bir ödemede bulunmak suretiyle dedelik/babalık hizmetlerini yerine getirebilirlerdi. Bu hizmet de genellikle babadan oğula geçmekle birlikte, Ocakzade dedelerde olduğu gibi Evladı Resul olmak koşulu aranmıyordu. Özellikle Orta Anadolu bölgesi’nde Amasya, Tokat, Yozgat, Çorum gibi illerde bu tip dede aileleri bulunmaktadır.

3-Ocakzade dedelerce görevlendirilen dikme dedeler/babalar: Dikme dedeler/babalar ise Ocakzade dedelerce görevlendirilirler ve tanınmış bir ocağa mensup değillerdir, ancak ocakzade dedenin yokluğunda taliplerin hizmetlerini görürler. Bazı bölgelerde dikme dedelere mürebbi de denir. Dikme dede, taliplerin şikayeti ve onu atayan dedenin isteği üzerine görevden alınabilirdi. Ancak bu uygulamada o kadar da kolay değildi. Dikme dedelik uygulaması da koşulların doğal bir sonucu olarak görülebilir. Uzakta bulunan taliplerini sık sık ziyaret edemeyen dedeler taliplerin dedelik hizmetleri yokluğunda da sürsün diye bu çözümü bulmuşlardır. Büyük ölçüde Ocakzade dedelerle taliplerin arasındaki coğrafi uzaklıktan kaynaklanan bu uygulama, uzun vadede ocakzade dede-dikme dede ve ocakzade dede-talip ilişkilerinde zayıflamaya ve kopmaya yol açmış ve sonuçta yeni ocakların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bazı bölgelerde, bu dikme dede aileleri zamanla oldukça etkili bir hale gelmişlerdir.

Genel olarak ifade edersek Aleviler-Bektaşiler Ocaklar ve Dergahlar olarak ikili bir yapılanmaya bağlıdırlar. Ocakları Dede aileleri oluşturur. Alevi köylerinde cemaatin lideri dedelerdir. Böylece Dedeler sosyal hiyerarşinin en üst noktasında bulunurlar. Yüzyıllar boyunca Dedelerin sahip oldukları yetkiler ve yaptırım güçleri cemaatin sosyal düzenini sağlayan çok etkili bir güç olmuştur. Bu şekilde farklı bölgelerde yaşayan Alevi topluluklar, aynı gücün yani dedelerin sıkı kontrolü altında yaşamışlardır. Yüzyıllarca işlemiş bu sistem çerçevesinde “...Cemaat sıkı bir disiplin bulunmakta, kaideler ve müeyyidelere göre hareket etmektedir..”(Eröz 1977: 106)

(devam edecek)

polata
13.10.2005, 13:18
Alevi Dedeleri, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bulunan “Ocak”lara bağlıdırlar. Bundan dolayı kendilerine Ocakzade de denilir. Ocakzade dedelerin Peygamber soyundan geldikleri yani evlad-ı resul oldukları kabul edilir ve bu nedenle “seyyid” adı ile de anılırlar. Dede ailelerinde bu durumu kanıtlamak üzere belli dergahların (Örneğin Kerbela’daki Dergah) ve Nakibül Eşrafların onaylarını taşıyan belgeler yani şecereler bulunur. Dedelerin peygamber soyundan gelip gelmedikleri konusu ve yine aynı bağlamda şecerelerin doğruluk meselesi konuları çok tartışmalı konulardır ancak biz burada bu konuya değinmeyeceğiz. . . . . .

Ocakzade dedeler arasında “El ele, el Hakka” şeklinde de ifade edilebilen, “Mürşid-Pir-Rehber” şeklinde bir görev bölümüne gidildiği de bilinmektedir. Taliplerin hizmetlerini görmek üzere ocak mensubu dedeler böyle bir iç hiyerarşik düzen oluşturmuşlardır. Burada Mürşid en üst başvuru makamıdır. Rehber Pir’e, Pir Mürşid’e bağlıdır. Mürşid de davranış ve kararlarında bağımlıdır. Bu hem manevi anlamda “Yol”a bağlılık, hem de Buyruklar gibi yazılı kutsal metinlere bağlılık şeklinde ortaya çıkar. Talipler Dedeler tarafından denetlenirken, dedelerde bağlı oldukları dedelerce kontrol altındadırlar. Bunu “El ele, el Hakka” şeklinde ifade edilen bir sistem çözmektedir. Örneğin görüştüğüm bir İmam Rıza Ocağı’ndan bir Dede bunu şu şekilde ifade etmiştir: “...Birbirimize kelle kesip, El ele, el Hakka olmuşuz...” Bu sistem çerçevesinde ifade edilen “Yol cümleden Uludur.”, “Gönül kalsın Yol kalmasın.”, “Eri erden seçen kördür.” deyimleri Aleviler arasında sık sık anılan temel düsturlardandır. Özetle her Ocağın ve Dedenin aslında Yol içinde bir olduğunu, önemli olanın “Muhammed Ali’nin Yolu”nun devam etmesi olduğu ifade etmektedir. Ocaklar ve dolayısıyla dedeler bu sistem çerçevesinde birbirlerine bağlıdırlar.

Aleviler arasında Dedesoylu’ların oranı konusunda somut bir veriye sahip değiliz. Şunu da belirtmek gerekir ki dedesoylu olmakla Dedelik hizmetlerini yerine getirebilmek, yani posta oturabilmek, cem cemaat görebilmek birbirinden farklıdır. Dedesoylu aileler arasında Dedelik hizmeti görmeyenler de bulunurdu. Görüştüğüm Dedesoylu kişilerin bir bölümü bu tür Dede ailelerine mensup Dedelerdi. Dede olarak biliniyorlar, taliplerden gerekli saygıyı görüyorlar, ancak Cem yürütmüyorlar, talip görmüyorlardı. Ayrıca Dede’nin çocuklarının tümü dedelik yapamaz genellikle çocuklarından biri Dedelerin deyimiyle “hakkından gelen”, babasından sonra onun yerine geçerek Dede olur talipleri ziyaret ederdi. Bazı dedesoylular zaten bunu dile getirerek “Bizim yolumuz kıldan ince kılıçtan keskindir. Hele Dedelik ateşten bir gömlek. Biz buna layık vasıflara sahip değiliz. O nedenle atamız, dedemiz yaptı ama biz yapamayız.” şeklinde görüş belirtiyorlar. Alan çalışmalarım sırasında dedelerin köylerindeki dedesoylu oranına ilişkin veriler de edinmeme karşın henüz bunları değerlendirmediğim için bu konuda bir şey söylemek için henüz erken diye düşünüyorum. >> (2)

<< Aslına bakılırsa Alevi Ocakları arasında ayrım gözetilmez ve bu da Aleviler arasında “Eri erden seçen kördür.” denilerek ifade edilir. Ancak buna karşın “El ele el Hakka Sistemi” çerçevesinde Ocakların arasında mürşitlik, pirlik ve rehberlik bağı vardır. Her Dede ailesi bu şekilde kendini bağlı saydığı Dede ailesinin talibi, müridi sayılır. Bu da doğal olarak hiyerarşik bir durum ortaya çıkarmaktadır. Bu hiyerarşik yapılanmanın kökeni hala tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Ocakların bir bölümü, başka ocaklara bağlıdır. Bağlı olunan ocak mürşid ocağı, bağlı olan ocak ise pir ocağı olarak, yine rehberlik de bir başka ocağın hizmeti olarak paylaşılır. Bu görev paylaşımı “El ele El Hakka Sistemi”’nin doğal bir sonucudur. Bu görevler farklı ocaklar arasında olabildiği gibi, aynı ocak içerisinde farklı dede ailelerince de üstlenilebilmektedir. >> (2)

(devam edecek)

polata
13.10.2005, 13:18
<< Hem benim yaptığım alan araştırmalarında hem de diğer alan çalışmalarında görülmektedir ki Ocak sistemi ve Dedelik Kurumu artık eskiden olduğu gibi kırsal yapıdaki gibi işlememektedir. Kentlere yerleşme süreci hem yurtiçinde hem de yurtdışına doğru yoğun nüfus hareketlerine yol açmış. Ocak sisteminin çökmesine yol açmış, Dede-talip ilişkileri parçalanmıştır. Özellikle 1980lerle başlayan yeniden canlanma süreci Dedelik Kurumu’nu yeniden gündeme getirmiş ve yapılmaya başlanan Cemevlerinde Dedeler görevledirilmeye onlardan yardım istenmeye başlanmıştır. Ancak Dedelerin bu yeniden dönüşü hiç şüphesiz çok daha farklı bir statüyle olmaktadır. Kırsal yapının çok yetkili, işlevli Ocak Sistemi artık yoktur ve Dedeler sadece dinsel hizmetlerin görülmesinde yararlanılan, maaşlı ve çalışıp çalışamayacağı, bulunduğu Cemevinin yöneticilerine bağlı görevliler durumuna gelmişlerdir. Bu süreç çok karmaşıktır ve kentlere göçlerle birlikte yaşanan bu sürecin çok iyi analiz edilmesi gerekmektedir. >> (1)
(1) : Ali Yaman’ın “Alevilik Nedir” kitabından
(2) : Ali Yaman’ın 23-28 Ekim 2000 tarihinde Ürgüp'te ERVAK tarafından düzenlenen Uluslararası Anadolu İnançları Kongresi'nde sunduğu Anadolu Aleviliği’nde Ocak Sistemi Ve Dedelik Kurumu bildiriden

Görüleceği üzere dedelik kurumu yöreye, bağlı olduğu ocağa ve hatta ocak içindeki hiyerarşi yapının farklılığına göre çeşitlilikler içermektedir. Bu nedenle de günümüzde farklı uygulamalarla karşılaşan Aleviler doğruluk konusunda ihitlafa düşebilmekte, çelişkiler yaşamaktadır.

Burada dikkati çeken bir nokta da genel itibarla dedeliğin Ehl-i Beyt soyundan gelenlere yapılması gerektiğine inanışın temelinde yer alan düşüncenin geliş noktası;

<< Altıncı imam Caferi Sadık dedeliği ve talipliği buyruğunda şöyle anlatıyor:
"Dedelik (mürşitlik) Muhammed-Ali’den kalmıştır. Bu nedenle Evladı Resûlden başkasına dedelik etmek ve talib olmak caiz değildir. Bir dede talibi irşat etmezse ve talip irşat olmasa, o nasıl dede olur? Ve nasıl talip olur? Dede olan, talip kimseler kamil vücud ola ki; ikrarı caiz ola, emeği, kurbanı ve niyazı kabul ola, boşsa gitmeye. Pir (dede) olan kimseler gerektir ki kamil olalar, Dört Kapı nedir bileler ki, bunlar nereden geldi ve neden, nasıl oldu ve aslı nedir, bunların edebi nedir, tövbesi nedir, farzı nedir, sünneti nedir, hayası nedir bunları bilmelidir. Ve talipler de öyle gerektir ki; çerağ gibi doğru duralar, fitil gibi yanalar, yağ gibi eriyeler, nur gibi ışık vereler, Erenler meydanından dönmeyeler, tarikat halinde duralar ve de Hakikat’ten çıkmayalar, mürebbiden-müsahipten dönmeyeler, onlar talip olalar, kalıp olmayalar. Dedenin bilgili olması gerektir. Eğer karadan bilmezse, ilmi Ledün bilmelidir. İlmi Ledün şudur ki; aklen düşsüne, ahireti ve dünyayı fark eder. Eğer doğru yolu fark edemezse, bir kamil mürşit (eğitim görmüş mürşit) bulup aydınlana, ondan sonra talibi göre. Zira bunda çok güçlük vardır. Talibin köşesine çekilip "ben falan oğlu falanım, senin günahını bağışlarım" deyip yiyip içip nefsini eğlendiren boşsuna emek çeker. Ben dedeyim diyen kişinin üzerine düşsen şudur ki; gece yarısından sonra kalkıp, gün doğuncaya dek, hakka niyaz, rica etmeli. Gör şimdi, o dedenin nefesi nasıl geçer. Günümüzdeki dedeler yiyip içip kuşluğa değgin gaflet uykusunda uyurlar da demezler ki; "Hazreti Kuran bizim dedemize indi, bakalım ne buyurmuş. Biz dünyaya niçin geldik, yarın ne yüzle tanrı katına varacağız? Bu taliplerin sorgusunu bizden elbette isterler o zaman ne cevap verelim". Böyle demez ve üstüne düşsen görevi yerine getirmezse, vay o dedenin haline başına ne gele!"Caferi Sadık, dede talipliği böyle anlatıyor. >>

Ancak ocakzade dedelerin secerelerin doğruluğu tartışmalıdır. Bu secerelerin soy mu yoksa yol seceresi mi olduğu bilinmemektedir. Türk-Anadolu Aleviliğinin doğuşunu incelediğimiz zaman dedelerin en azından çok az bir kısmının soy olarak Ehl-i beyt’en gelebileceği görülecektir. Bu manada ocakzade dedelerin hepsinin soyunu Ehl-i Beyt’ e dayandırmak yanlıştır.
Diğer bir açıdan düşünüldüğünde Alevilik inanışının temelinde yer alan kimi kavramlar açısından da bilgiye değil de soydan gelenin önder kabul edilmesi geçmiş açısından olmasa bile günümüz açısından hata olmaktadır. Bu bağlamda dedelik kurumunun incelenmesi, yeniden yapılanması ve tek merkezden bilgi ve görgünün temel alınarak bu sıfatın hak edene verilmesi uygundur.

izmirksk
20.10.2005, 13:40
şu ana kadar sadece ben dahil 4 kişi oy kullanmış ama 4 kişide ilk 2 seçeneği oylamamış.
bu olumlu bir sinyal ama katılan sayısı artınca oylamanın rengi değişir mi?
onu tahmin etmek güç ama son maddeler önceliğini yitirmez gibi geliyor

hasan1
21.10.2005, 20:07
bekleyelim görelim

polata
24.10.2005, 13:24
Şıkları incelediğimiz zaman birbiri ile bağlantılı olan şıklar görülecektir.Şıkları gruplandırma yaparsak;
a-Dedelik kurumuna gerek yok .......... 1
b-Dedelik Kurumu sorgulanmamalı .......2
2 - 3 - 8
c-Dedelik kurumu korunmalı .............. 3
3 - 8
3 - 9
3 - (d) de belirtilen şıklardan biri
d-Dedelik kurumu sorgulanmalı .......... 4
I) 4 - 5 - 6 - 8
II) 4 - 5 - 6 - 9
III) 4 - 5 - 6 - 10
IV) 4 - 5 - 7 - 8
V) 4 - 5 - 7 - 9
VI) 4 - 5 - 7 - 10
VII) 4 - 9
VIII) 4 - 10
şeklinde şıksal grup dağılımı olacağını ve oy kullanan arkadaşların büyük bir kısmının düşüncelerini yukarıda ki gruplaşama benzeri kullanacaklarını sanıyorum.
Sorgulanmamalı şıkkını (2) seçen birisinin önünde seçeceği diğer şıklar ister istemez 3 ve 8 olmakta.
Benzer durum gerek yok şıkkını (1) seçen kişide de aynısı olmakta ki başka işaretleyeceği şık bulunmamakta.

izmirksk
25.10.2005, 13:53
ilk 2 madde çok farklı.birinde gerek yok diyor.yani lağvedilmeli.
ikinci madde ise sorgulama yapılmamalı diyor kalmalı ama sorgulanmamalı.

5.ve 7. maddelerde bahsedilenlere gelince.tek merkezli yapıda örgütlenmeli ve tek merkezli yapıya bağlı olunmalı(ikisi arasında nüans farkı var.elbette tek merkezli yapıda örgütlendikten sonra ona bağlı olmaması garip bir durum oluşturur.ben ikisi arasında pek bir fark göremedim.örgütlendikleri yapıya zaten bağlı olacaklardır diye düşünüyorum)

dedelik kurumun hacı bektaş postuna bağlı olmasını önerisinin şıklarda neden yer aldığını anlamadım.kürt-arap ve zaza alevileri ne olacak?

dedeliğin bilgi ve görgüye bağlı olmasının son şıktan farkını anlamadım.elbette görgü ,ahlak kuralları çerçevesinde değerlendirildiğinde ayrı bir madde olabilir.ama son ikisi birbirine çok yakın.
dedelik soy'a dayalı olacaksa onu dede yapan soyu değil midir?peki eğitim ve öğretimin amacı nedir?bilgili dedeler yetiştirmekmidir?peki bilgi önemli bir kriterse neden soy'a dayanmak esas alınır.(ik oylamada bende bu çelişkiye düşmüş olabilirim)
valla oylamaya ilk katıldığımda o an içimden gelenleri oylamıştım.şu an sadece anketin kritiğini yapmaya çalışıyorum.acaba kimi bölümler birleştirilebilir mi?

polata
25.10.2005, 16:17
5.ve 7. maddelerde bahsedilenlere gelince.tek merkezli yapıda örgütlenmeli ve tek merkezli yapıya bağlı olunmalı(ikisi arasında nüans farkı var.elbette tek merkezli yapıda örgütlendikten sonra ona bağlı olmaması garip bir durum oluşturur.ben ikisi arasında pek bir fark göremedim.örgütlendikleri yapıya zaten bağlı olacaklardır diye düşünüyorum)
5. şık ile 6. ve 7. şıkları birlikte değerlendirmek gerekir.5. şık tek merkezde örgütlensin mi? şayet cevap evet ise 6. ve 7. şıklar bu düşüncenin yöneleceği merkezi belirlemek açısından ortaya çıkıyor.
dedelik kurumun hacı bektaş postuna bağlı olmasını önerisinin şıklarda neden yer aldığını anlamadım.kürt-arap ve zaza alevileri ne olacak? Bu sorunu anket bittikten sonra değerlendirmek gerekiyor diye düşünüyorum.Bu sorun forum içerisinde açılan kimlik,oluşum ve farklar gibi konularla da bağlantılı.
dedeliğin bilgi ve görgüye bağlı olmasının son şıktan farkını anlamadım.elbette görgü ,ahlak kuralları çerçevesinde değerlendirildiğinde ayrı bir madde olabilir.ama son ikisi birbirine çok yakın.
Bilgi ve görgü illaki bir eğitim kurumunda kazanılmaz.Şu anda ki yapı itibari hatta geçmiş durumlara da bakarsak özellikle ocakzade dedeler her hangi bir kurumdan eğitim ve öğretim almamışlardır.Bir kişi kendisini yetiştirip bilgi ve görgüye sahip olabildiği gibi bir eğitim kurumunda gerekli bilgileri alabilirde.Bir nevi alaylı-okullu ayırımı.
dedelik soy'a dayalı olacaksa onu dede yapan soyu değil midir?peki eğitim ve öğretimin amacı nedir?bilgili dedeler yetiştirmekmidir?peki bilgi önemli bir kriterse neden soy'a dayanmak esas alınır.(ik oylamada bende bu çelişkiye düşmüş olabilirim)
Zaten soy esas alınacak ise ise eğitim ve öğretim kurumuna gerek kalmamakta.En fazla istenebilecek özellik bilgi ve görgü sahibi olması, taliplerinin bulunması olacaktır.Şu şekil de düşünelim; dedelik soy'a mı bağlı olsun(8) cevap evet ise otomatikman eğitim ve öğretim (10) şıkkının hükmü kalmıyor, en fazla bilgi ve görgü (9) şıkkıda seçilebilir, bu durumda anlamıda dede soyundan bilgisi ve öğretisi olanlar dedelik yapabilir sonucu çıkar.

izmirksk
26.10.2005, 11:44
son madde 12 kişiden, 10 kişinin oyunu almış.
çok güzel

polata
26.10.2005, 13:12
son madde 12 kişiden, 10 kişinin oyunu almış.
çok güzel

Haklısın.Şu an itibari ile 13 kişi oy kulanmış ve son üç şıkka oy dağılımı şu şekilde
8-Dedelik soy'a dayalı olmalı.................................... 5
9-Dedelik bilgi ve görgüye bağlı olmalı.........................4
10-Dedelik eğitime dayalı olmalı ve öğretimi yapılmalı.....11

İşte burada bir tezatlık ortaya çıkmakta dünkü mesajımda belirtiğim üzere Zaten soy esas alınacak ise ise eğitim ve öğretim kurumuna gerek kalmamakta.En fazla istenebilecek özellik bilgi ve görgü sahibi olması, taliplerinin bulunması olacaktır.Şu şekil de düşünelim; dedelik soy'a mı bağlı olsun(8) cevap evet ise otomatikman eğitim ve öğretim (10) şıkkının hükmü kalmıyor, en fazla bilgi ve görgü (9) şıkkıda seçilebilir, bu durumda anlamıda dede soyundan bilgisi ve öğretisi olanlar dedelik yapabilir sonucu çıkar.
Bu durumda da insanlarımızın bu konu üzerinde netleşmiş bir fikirlerinin oluşmadığını veya hala muhafazakar bir şekilde konuya baktıklarını söyleyebilirz.
Tabi ki bütün bu değerlendirmeler şu andaki durum için, önemli olan anketin son günündeki durum.

khaydar
27.10.2005, 00:23
selam arkadaşlar;
sanırım anketteki ortak görüş dedelik yapacakların yeterli bilgi ve görgüye sahip olmaları.

ancak dedeliğin soya bağlı olmasından niye rahatsız olunuyor.onu hiç anlamıyorum.alevilğin anadoludaki şekillenmesi sırasında talib dede pir rehber mürşit gibi kavramlar ve görevleri ile sorumlulukları belirlenmiştir.

buradan yola çıkılarak dedelik soyundan gelen kimselerin yeterli eğitimi aldıktan sonra bu görevi yapmaları en uygun çözüm olacaktır diye düşünüyorum.

polata
28.10.2005, 09:41
selam arkadaşlar;
sanırım anketteki ortak görüş dedelik yapacakların yeterli bilgi ve görgüye sahip olmaları.

ancak dedeliğin soya bağlı olmasından niye rahatsız olunuyor.onu hiç anlamıyorum.alevilğin anadoludaki şekillenmesi sırasında talib dede pir rehber mürşit gibi kavramlar ve görevleri ile sorumlulukları belirlenmiştir.

buradan yola çıkılarak dedelik soyundan gelen kimselerin yeterli eğitimi aldıktan sonra bu görevi yapmaları en uygun çözüm olacaktır diye düşünüyorum.

Dedelik soyundan gelmeyenler ne kadar bilgili görgülü olsalarda eğitim almış bulunsalarda dedelik yapamazlar diyorsun sanırım.
Peki nerde kaldı bizim eşitlikçi ilerici yapımız. Demokrasi, cumhuriyet, eğitim, bilgi diyeceğiz ancak dedelik konusunda soy dan değilsen dede olamazsın diye bütün bu söylemlerimizle ters düşeceğiz.
O halde biz neden Osmanlının yıkılması, cumhuriyetin kurulması, demokrasinin gelmesi için Atatürk ün yanındaydık Osmanlı da bir ailenin üsütünlüğünde olan yönetim değil miydi?

izmirksk
28.10.2005, 13:23
benim aklıma şöyle bir şey geldi.dünya nüfusu hızla çoğalıyor.örneğin falanca soya mensup bir dede düşünelim.mükemel bir insan.onun babasıda dedeside öyle olsun.
yani soy olarak üzerlerinde bir keramette olsun(olabildiğince uç bir örnek vermeye çalışıyorum)
şimdi bu dedenin hiç erkek çocuğu olmazsa dedelik bir yerde kesilecek öyle değil mi?
ve her 10 dededen 5 inin erkek çocuğu olmazsa geri kalanlarında ileride pek erkek çocukları olmazsa silsile azalır.erkek çocuk sahibi olanların az olursa çocukları ve bir kısmının ise hiç olmazsa iş biter galiba:yamukgul:

polata
10.11.2005, 17:18
Şaşırdım. Şaşkınlığım bizler için Alevilik için çok önemli olan dedelik kurumunun yapısı, gelişimi, incelenmesi gibi önemli bir konuda şu ana kadar sadece 16 kişi oy kullandı.Yeni giren arkadaşlar olsun önceden katılanlar olsun hepimiz her konuda görüş yazıyoruz, ancak Aleviliğin önemli bir kurumu olan dedelik konusunda görüş yazmayı bırakalım ankete bile katılmıyoruz...

izmirksk
10.11.2005, 17:26
valla bu konuda şanssızsın.türk-kürt şu bu deseydniz yada kim kimi katletmiştir şudur budur dese idniz katılım çok olurdu adrenalinde yükselirdi.
siz alevilikte ortak bir değer konusundaki ankette neler yaşandığını, katılımın nasıl olduğunu gördünüz.
ırklararası çatışmaları körükleyecek şeyler bulmak ve ankete koymak gerekiyor:3D_NG (6) .

Lamekan
21.11.2005, 00:35
benim aklıma şöyle bir şey geldi.dünya nüfusu hızla çoğalıyor.örneğin falanca soya mensup bir dede düşünelim.mükemel bir insan.onun babasıda dedeside öyle olsun.
yani soy olarak üzerlerinde bir keramette olsun(olabildiğince uç bir örnek vermeye çalışıyorum)
şimdi bu dedenin hiç erkek çocuğu olmazsa dedelik bir yerde kesilecek öyle değil mi?
ve her 10 dededen 5 inin erkek çocuğu olmazsa geri kalanlarında ileride pek erkek çocukları olmazsa silsile azalır.erkek çocuk sahibi olanların az olursa çocukları ve bir kısmının ise hiç olmazsa iş biter galiba:yamukgul:

dedenin hiç oglu yokda kardeşidemi yok... ogul olmasından çok o postu dolduracak kişi olması önemli bence bunun içinde dedenin eğitilmesi gerekir.. düşünün birkere biz talibiz ve kendimizi yetiştirmeye çalışıyoruz okuyoruz araştıruyoruz falan elimizin altında intenet denen bir araç var... peki dedeler yetişmesi nasıl oluyor ailesi kendini ii yetiştirmişse anca öle birazda inanaç ve inamına baglı biriyse dede olabilecek biri oluyor ama araştırma yok sonuçta babadan ogula geçen çogu kulaktan dolma bilgiler bir insan kendini böle yetiştirebilirmi bilmem.. ya da nereye kadar...


bence dedelik soyda devam etsin ama dede de oturugu postu doldura bilsin.. dolduramayınca ne oluyor talip dedesinden soguyor bağlar zayıflıyor.. ondan sonra alevi gençlik ateizme yöneliyor denip duruyor ite....
dostca kalın

Ya Hızır
21.11.2005, 01:00
Dede dediğin nasıl eğitilecek?
Bu eğitim nasıl bir eğitim olacak?
Dedelik kavramı (belki farklı isimlerle) uzun zamanlar önce ortaya çıkmış bişey. Yılların getirdiklerini değiştirmek yada onlara yeni şeyler eklemek, babasından (zamanı gelince kendisine geçecek) hakkı olan dedeliği kulaktan dolma bilgilerle öğrenmiş ve değişmez ilkeleri olan birini (eğer değiştirilmesi gerkiyorsa) nasıl değiştirebilirsiniz ki?
İnanç konusu olunca sorgulama olayı bu konu içinde var olamaz. Çünkü din dediğin inanç dediğin şeylerin hepsi mantığa, akla dayalı şeyler değil ki. Bunlar (düşünüldüğü zaman ki düşünmek sorgulamayı da beraberinde getirir) akla mantığa dayalı olmasa da inanç, itikat hiçbir engel tanımıyor. Zaten din, inanç ''dogmatik'' tir.İşin içine mantık girerse tüm inanç dünyamız temelinden sarsılır (belkide yıkılır)
O zaman dedelik kurumuna da inanç kalmaz.Dede dediğin bi takım manevi güçleri (yanlış bi tanımlama olduysa pardon) olan inancının bi unsuru. Eğer inancının unsuruysa o da inancın gibi sorgulanmamalıdır.
Derler ki eğer bir dedenin manevi/ruhani iyileştirici yada ileriyi görme, yardımcı olabilme gibi özellikleri varsa dedenin çocukları da o yoldadır yani bir sözle ''Yılanın yavrusu zehirsiz olmaz''
O zaman burdan şu sonuç çıkıyor ki dedelik soya bağlı olmalı; ama bu uzay çağı dediğimiz bu çağda yaşayan bir dedenin (yada olacak kişinin) ''ben dede olacağım bana bu özellik soyumdan geliyo ben bilmem gerekeni bilirim yeterli bilgi bende var'' diyipte çağın yeniliklerinden kendini soyutlaması ve kendini geliştirmek için hiçbir gayret sarfetmemesi anlamına da gelmemektedir.
Zehirini atasından almıştır ancak dedeliği devraldığı yerde de kalmamalıdır.
saygılarımla...

DENIZCENK
01.12.2005, 18:10
hımm aslında güzel bir anket tartışılması lazım bence...

Yakapınarlı
01.12.2005, 18:18
benim aklıma şöyle bir şey geldi.dünya nüfusu hızla çoğalıyor.örneğin falanca soya mensup bir dede düşünelim.mükemel bir insan.onun babasıda dedeside öyle olsun.
yani soy olarak üzerlerinde bir keramette olsun(olabildiğince uç bir örnek vermeye çalışıyorum)
şimdi bu dedenin hiç erkek çocuğu olmazsa dedelik bir yerde kesilecek öyle değil mi?
ve her 10 dededen 5 inin erkek çocuğu olmazsa geri kalanlarında ileride pek erkek çocukları olmazsa silsile azalır.erkek çocuk sahibi olanların az olursa çocukları ve bir kısmının ise hiç olmazsa iş biter galiba:yamukgul:
bizim köyde soydan gelen sadece bir dede var ve bu dedenin 3 tane kız çocuğu var yani şimdi bizim köy dedesiz mi kalacak.:3D_NG (6) bence dedelik soydan gelen birşey olmammalı ben dedenin soyundan sopundan önce bilgisine bakarım yani şimdi bizim köydekli dede soyundan geldiği için dedelik makamını almış ama baksanız belkide benim bilgim bizim dededen çok kesinlike dedelik eğitime bağlı olamlı ve öğretilmelidir.eğite ve görgüye dayanması gerekir.

izmirksk
01.12.2005, 18:24
şimdi bizim köydekli dede soyundan geldiği için dedelik makamını almış ama baksanız belkide benim bilgim bizim dededen çok kesinlike dedelik eğitime bağlı olamlı ve öğretilmelidir.eğite ve görgüye dayanması gerekir.
öyle deme çarpılırsın sonra:7:

Yakapınarlı
01.12.2005, 18:33
öyle deme çarpılırsın sonra:7:
yok bana birşey olmaz çarpılsaydım şimdiye kadar çoktannn çarpılırdımmm.:3D_NG:

Kizilbas 66
01.12.2005, 19:59
Sevgili Canlar..

Dedelik kurumu,Alevilikte varligi tartisilamayacak derecede önemli bir kurumdur.Alevi geleneginde Dedeler Ailede,ocak ve dergahlarda yetistirilirdi.Muhabbet toplantiliarinda bigi ve görgüsünü artirir,yol ve Erkan a iliskin pratik bilgileride ,genellikle cemlerde görür ve uygulardi.
Alisila gelen okulcu ,sistematik egitimden oldukca farkli olan bu yöntem,o zaman kosullarinda oldukca yararli ve gecerliydi.
Gelinen bu dönemde ,icinde bulunulan ekonomik,sosyal,siyasal,kültürel gelismeleri gözümüzü kapayarak,geleneksel cizgi,kurum ve yöntemleri uygulayarak ,bugünkü Alevi toplumunun gereksinimlerine uygun Dede,Baba gibi din adamlarini yetistirmeye kalkismanin olanaksiz oldugu kanisindayim.
Bugünkü gelinen noktada Alevi kurum ve kuruluslarinin,Cemevlerinin Dede,Baba ve üzerine giderek bir cok örnegini gördügümüz dede kizlarinin egitimine önem verilmelidir,bunlarin akademik düzeyde egitilmesi gerekir.Cözüm budur
Saygilarimla.........

polata
02.12.2005, 09:09
hımm aslında güzel bir anket tartışılması lazım bence...
Sizce dedelik kurumuna gerek olmamasının nedenleri ne, açıklamada bulunursanız bizleride aydınlatmış olusunuz. Bunu sorma nedenim dedelik kurumuna gerek yok şıkkını sadece sizin seçmiş olmanızıdr.

polata
02.12.2005, 09:12
Sevgili Canlar..
.....
Gelinen bu dönemde ,icinde bulunulan ekonomik,sosyal,siyasal,kültürel gelismeleri gözümüzü kapayarak,geleneksel cizgi,kurum ve yöntemleri uygulayarak ,bugünkü Alevi toplumunun gereksinimlerine uygun Dede,Baba gibi din adamlarini yetistirmeye kalkismanin olanaksiz oldugu kanisindayim.
Bugünkü gelinen noktada Alevi kurum ve kuruluslarinin,Cemevlerinin Dede,Baba ve üzerine giderek bir cok örnegini gördügümüz dede kizlarinin egitimine önem verilmelidir,bunlarin akademik düzeyde egitilmesi gerekir.Cözüm budur
Saygilarimla.........
Çözüm kısmını net olarak anlayamadım. Dede kızlarının eğitimine önem verilmesi akademik düzeyde eğitilmesi ile kastettiğiniz şey dedeliğin soy'a dayalı olması mı?

Kizilbas 66
02.12.2005, 09:50
Çözüm kısmını net olarak anlayamadım. Dede kızlarının eğitimine önem verilmesi akademik düzeyde eğitilmesi ile kastettiğiniz şey dedeliğin soy'a dayalı olması mı?

Sevgili Arkadasim...

Ben eksik anlattigimi farkettim konuyu biraz daha netlestirip acayim.
Dedelik kurumu ,yüzyillarca,Alevi toplumuna yönelen agir baski ve siddetin baslica hedefi haline geldi.Buna ragmen hem kendisini hem Aleviligi bugüne kadar tasiyip getirmeyi basardi.Bunun icin cok agir bedeller de ödedi.Biliyorsun cesitli sebeplerden sonucu,inanc ve kültürümüzün günün kosullarina ve Bilimsel yöntemlere göre derlenip toparlanmasi henüz saglanmis degil.Bugünlere tasinan Alevi inancinin önemli kaynak sorunu vardir.Osmanli döneminden bu yana Alevi eserlerinin yakilmasi,Sair ve düsünürlerin kitaplarinin yok edilmesi tabiatiyla inanc ve kültürümüzün yayilmasini gelisimini olumsuz yönde etkiledi.Sadece Alevilere degil ,insanlik kültürünede cok sey kaybettirdi.
Görüldügü gibi Alevilik,Dedelik kurumundan vazgecemez.Ne varki bu kurumunda digerleri gibi ,zamana ve kosullara göre kendini yenilemesi,yeniden yapilanmasi zorunlu hale gelmistir.
Dedelik soya baglidir ve Anadolunun Alevisinin büyük ölcüde kabul gördügü bir olusumdur.Yalniz buradan su anlam cikartilmamali sadece evladu-Resul olanlar dedelik yapar böyle bir sey yok.Anadoluda bir Dede gidemedigi ,ulasamadigi yerlere vekaleten Dedelik yapabilen insan gönderebiliyordu .Bunlara Dikme Dede denirdi.Dolayisiyla posta oturanin,ritüeli yürütenin dede soylusu olmasi gerekmeyebilir.
Benim deginmek istedigim asil olay Kadinlarin,Analarin posta oturmasi Erkan yürütmesidir.Aleviligin Kadin-Erkek esitligini savunan yapisinin inanc anlamindada kabul görülmesi ve cagdas yönünün sergilenmesini saglamaktir.Ancak o zaman esitlikten bahsedebiliriz.

Saygilarimla..........

Kizilbas 66
02.12.2005, 10:13
bizim köyde soydan gelen sadece bir dede var ve bu dedenin 3 tane kız çocuğu var yani şimdi bizim köy dedesiz mi kalacak.:3D_NG (6) bence dedelik soydan gelen birşey olmammalı ben dedenin soyundan sopundan önce bilgisine bakarım yani şimdi bizim köydekli dede soyundan geldiği için dedelik makamını almış ama baksanız belkide benim bilgim bizim dededen çok kesinlike dedelik eğitime bağlı olamlı ve öğretilmelidir.eğite ve görgüye dayanması gerekir.

Degerli can !..

Biz Anadolu Alevilerinin diger inanclardan en büyük farkliligi Kadin-Erkek esitligidir.Toplumsal ve Inancsal mücadele kadinla erkegin birlikteligi saglanabildigi ölcüde basarili olur.Arslanin disiside arslandir misali Bagnazligi,tutuculugu bir kenara birakip ,birikimli ve donanimli Ana-Bacilari ( kadinlarimizi ) bu ögretinin icine aktif görevlere getirilmelidir.Kadin Posta oturmali,kadin Semah yürütmeli,kadin Gülbenk okumali,kadin Kurban kesmelidir.

Erkek disi sorulmaz muhabbetin dilinde
Hakkin yarattigi her sey yerli yerinde
Bizim nazarimizda kadin erkek farki yok
Noksanlik eksiklik senin görüslerinde

Sevgi ve Saygilarimla............

polata
02.12.2005, 12:15
Sevgili Arkadasim...

Ben eksik anlattigimi farkettim konuyu biraz daha netlestirip acayim.
..
Dedelik soya baglidir ve Anadolunun Alevisinin büyük ölcüde kabul gördügü bir olusumdur.Yalniz buradan su anlam cikartilmamali sadece evladu-Resul olanlar dedelik yapar böyle bir sey yok.Anadoluda bir Dede gidemedigi ,ulasamadigi yerlere vekaleten Dedelik yapabilen insan gönderebiliyordu .Bunlara Dikme Dede denirdi.Dolayisiyla posta oturanin,ritüeli yürütenin dede soylusu olmasi gerekmeyebilir.
Benim deginmek istedigim asil olay Kadinlarin,Analarin posta oturmasi Erkan yürütmesidir.Aleviligin Kadin-Erkek esitligini savunan yapisinin inanc anlamindada kabul görülmesi ve cagdas yönünün sergilenmesini saglamaktir.Ancak o zaman esitlikten bahsedebiliriz.

Saygilarimla..........
Sayın Kızılbaş66,
Kadın konusunda aynı görüşleri paylaşmaktayız. Ancak yazınızda ikileme düştüğüm bir kaç nokta oldu
1-"Dedelik soya bağlıdır" diyerek bunun böyle devam etmesi mi gerektiğini mi belirtiyorsunuz?
2-Dedelik yapmak ile anlatmak istediğiniz ibadet yani cem sırasında posta oturmak anlamında mı?
3-Vekaleten dedelik yapan dikmen dedelerki her ne kadar ibadetlerde posta oturmakla birlikte sizinde cümlenizde belirttiğiniz üzere bu görevi vekaleten yapmaktalar. Bu durumda da gerçek anlamda posta oturmamış olmazlar mı?

Bu durumda yazınızdan çıkardığım sonuç geçmiş uygulamanın veya öğretinin devam ederek dedeliğin soya dayalı olması, dedenin olmadığı yerde veya ulaşamadığı yerde dede tarafından görevlendirilen dikmen dedelerce ibadetin yaptırılması. Yani kısaca dedelik kurumunun bu kısmında her hangi bir değişiklik yapılmaması gibi bir sonuç çıkardım.

izmirksk
02.12.2005, 13:47
ben bu mesajı yazarken dedelik kurumu tek merkeze bağlı olmalı 3 te kalmış.
hacı bektaş postuna bağlılıkta 3 te kalmış.
birine sevindim 3 te kalmasına, birinede üzüldüm

gmutlu
02.12.2005, 14:15
slm canlar
dedelik gibi kutsal bir görevi tartışıyoruz. Tabi tartışılmalı bilim ve teknolojinin hızla yayıldığı bir zamanda artık dedelerin de bu teknolojiyi alarak kendilerini yenelemeleri gerkmez mi. Köylerde 20 sene önce anlatılan bir şeyi dede çok rahat bir şekilde kabul ettirebilirdi. Ama şimdri bu zamanda aynı şeyi anlatarak kabul ettirebilirmi. Yani eğitimiyle bilgiyi kullanma gücü ile kendini yenileme gücü ile topluma yön vermesi gerekmezmi. Onun için dedelerin eğitim alacağı ciddi kurumlar oluşturulmadığı sürece. Dedelerin gücü ve inandırıcılığı azalıyoru.

polata
02.12.2005, 15:31
slm canlar
dedelik gibi kutsal bir görevi tartışıyoruz.
Keşke görüşlerini belirtmekle kalmayıp ankete de katılmış olsaydın..

gmutlu
02.12.2005, 15:55
evet görüşlerimin yanında ankete de katıldım

Kizilbas 66
03.12.2005, 08:42
Sayın Kızılbaş66,
Kadın konusunda aynı görüşleri paylaşmaktayız. Ancak yazınızda ikileme düştüğüm bir kaç nokta oldu
1-"Dedelik soya bağlıdır" diyerek bunun böyle devam etmesi mi gerektiğini mi belirtiyorsunuz?
2-Dedelik yapmak ile anlatmak istediğiniz ibadet yani cem sırasında posta oturmak anlamında mı?
3-Vekaleten dedelik yapan dikmen dedelerki her ne kadar ibadetlerde posta oturmakla birlikte sizinde cümlenizde belirttiğiniz üzere bu görevi vekaleten yapmaktalar. Bu durumda da gerçek anlamda posta oturmamış olmazlar mı?

Bu durumda yazınızdan çıkardığım sonuç geçmiş uygulamanın veya öğretinin devam ederek dedeliğin soya dayalı olması, dedenin olmadığı yerde veya ulaşamadığı yerde dede tarafından görevlendirilen dikmen dedelerce ibadetin yaptırılması. Yani kısaca dedelik kurumunun bu kısmında her hangi bir değişiklik yapılmaması gibi bir sonuç çıkardım.

Sevgili polata...
Yazdiklarimin bir kavram kargasasi yaratmasindan yana degilim.Dedelik kurumu bence cok arastirilmasi,sorgulanmasi ve dikkatli cümlelerin kullanilmasinda hassasiyet gerektiren bir konudur.Sorularini siralayarak cevaplayayim.
1.Dedelik evet soya baglidir dogru ama dedelik ayri bir olay, dedelik yapmak,yani inanc önderligi yapmak,cem yürütmek ayri bir olay . dahada konuyu acarsak benim görüsüm Dede soyundan olmayanlarda inanc önderligi yani dedelik,dedebabalik yapabilmelidir ama suna katilmiyorum dede soyundan olmayan dedelik yapan birisinin cocuklarininda bu görevi mutlaka yapacaklardir yada onlarda dede sayilacak diye bir durum olamaz.Fakat soya bagli yani Seyyid olan dedelerin cocuklarida dedelik yapmasalarda dede kabul edilmelidir.
2.Bir dede sadece posta oturmakla dede olmaz.Dedelik bana göre toplumun yol göstereni,aydinlaticisi sorunlarin cözücüsü olmalidir.Bu anlamda Dedelerin kendini yetistirmesi,bilinclenmesi erdem sahibi olmasi ,cagdas ve aydin olmasi gereklidir.Biliyoruzki dedelik yapanlarin bir cogu gerekli egitimden ve birikimden yoksun kisiler.Anlatimlari, tanimlamalari söylencelerden ve duyumlardan ibaret.Bu baglamda genc bilgili,cagdas,aydin dede adaylarina ciddi bicimde ihtiyacimiz var.
3 Evet gercek anlamdada posta oturmus sayilir,yani bu sene posta oturdun seneye oturamazsin diye bir durum söz konusu olamaz.

Sevgili kardesim biz Anadolu Alevileri güzel degerlerimizi,kurumlarimizi korumak ve yasatmak durumundayiz.Bunun tek yolu Örgütlenmek ve mücadele etmektir.Almanyada belki sosyal ve ekonomik yönden rahatiz ama bu demek degildirki her sey kendi kendine oluyor.Hakkini isteyeceksin alacaksin.yani hak verilmez alinir.

Saygilarimla.......

kızılırmak77
03.12.2005, 17:10
Dedelik Kurumu Bizler Için Kutsaldir çerağ Tahtidir.dedeler Toplumu Aydinlatmali Bilgili Olmali Ve Bilgilerini Yeni Kuşaklara Aleviliğin özünü Bozmadan Anlatmali.şimdiki Dedelerin çoğunluğunun Akli çiralik Almakta.izmir Narliderede Veysel Dede Isimli Bir Alevi Dedesi Semah Cemin Akişini Bozar Diyor Ve Dede Makamina 10 Kişi Oturtuyor Bu Dedenin Yaptiği Bence Alevi Kültürüne Ters çünkü Dede Makamina Dede,talip Ve Zakir Oturur.bizlerin Yapmasi Gereken Böyle Insanlari Ayiklamak

w2TR
04.12.2005, 18:24
Tabiki
Dedelik eğitime dayalı olamlı ve öğretimi yapılmalı

KIZILEFE
05.12.2005, 23:02
geçenlerde cevap aradığım bir soruya yakın bir cevap olmuş bu yazı almanyada avukatlık okuyan bir arkadaşıma alevilikteki ceza sistemini dilimnin döndüğünce anlatmaya çalışmıştım ama dedeleri kimin nasıl ne şekilde seçtiğini dar a çekilme sırasında verilen cezayı belirleyen dede konusunda sorduğu sorulara net cevaplar verememiştim bu yazıyı biraz sadeleştirip ona gönderdim

teşekkür ederim

birde dar a cekilmek ve düşkünlükle ilgili güzel bir yazı bulabilsem çok iyi olacak

gmutlu
06.12.2005, 10:57
Evet zamanilerledikce anketin rengide değiyecek ama fazla bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Buna yüzeysel olarak baktığımızda tabi ki eğitim şarttır. Ama bunun kural ve konumlarınında gözönüne bulundurulması lazım. Ama ne olursa olsun mutlaka ve mutlaka iyi bir eğitim şarttır.

bülentişcan
12.12.2005, 10:36
geçenlerde cevap aradığım bir soruya yakın bir cevap olmuş bu yazı almanyada avukatlık okuyan bir arkadaşıma alevilikteki ceza sistemini dilimnin döndüğünce anlatmaya çalışmıştım ama dedeleri kimin nasıl ne şekilde seçtiğini dar a çekilme sırasında verilen cezayı belirleyen dede konusunda sorduğu sorulara net cevaplar verememiştim bu yazıyı biraz sadeleştirip ona gönderdim

teşekkür ederim

birde dar a cekilmek ve düşkünlükle ilgili güzel bir yazı bulabilsem çok iyi olacak
Cem 'de toplusal barısın,ahlak'ın yaşam biçiminin bozulmasına ve toplumda kargaşa cıkmasına neden olan eylem ve söylemlerın, sorgulanmasında bu eylemı veya soylemi yapan kişinin sorgulanmasına yada gecmiş bir yılın hesabının pire verilmesine DARDA durma denir.
Bu hesap verme esnasında o yıl içinde yapılan işlerin karşılığında pir(dede) talibi cezalandırır veya görgüsünü bitirip o talibe cemevinde yerini alır.
Cezalarda ne kıstas alınır dersek yada hukuku nedir? 3 sünnet 7 farzı terk edenlere verilir buda genelde yukarıda bahsettim olayları kapsar.Cezalar ve cezalılara verilecek düşkünlük süreleri belirlidir,Sanırım seyyid Niazmettinoğlu nun veya Şeyh Safi nin buyruklarında ayrıntılı olarak yazmaktadır.yani suclunun nekadar süre düşkün klacağı ,ne kadar ücret ödeyeceği,kaç çelik vurulacağı gibi;

polata
16.12.2005, 16:17
valla bu konuda şanssızsın.türk-kürt şu bu deseydniz yada kim kimi katletmiştir şudur budur dese idniz katılım çok olurdu adrenalinde yükselirdi.
siz alevilikte ortak bir değer konusundaki ankette neler yaşandığını, katılımın nasıl olduğunu gördünüz.
ırklararası çatışmaları körükleyecek şeyler bulmak ve ankete koymak gerekiyor:3D_NG (6) .

Haklıymışsın İzmirksk, sen yukarıdakileri yazdığında 10 kasımdı şimdi ise 16 aralık arada geçen zaman içinde 20 kişi daha ankete katılıp oy kullandı... 1 aydan daha az süre kaldı anketin kapanmasına ve dediğin gibi ortak değerler konusunda ya susukun kalıyoruz ya da ilgimizi çekmiyor. Aksi halde şu anda 36 değil çok daha fazla kişi ankete katılırdı....

gmutlu
21.12.2005, 19:25
evet zaman geçtikce ankette renkler belli olmaya başladı. Nerde olursa olsun inançsal ya da başka bir alanda ilerlemenin yolu eğitim ve kendini yenilemedir. Her ne surette olursa olsun en kutsal kurumumuz olan dedelik dahi eğitimli ve ona göre yetiştirilmelidir.

Dogan24
24.12.2005, 19:10
bir toplum kendini eğitmekle başlamalı bence ama unutmamalıki bugunlere gelen bilgilerde dedelerin payıda var

gmutlu
21.03.2006, 20:01
Tabi ki toplumun yaşamasını ve bu güne kadar gelmesini sağlayan delerimizdir. Ancak artık zaman eğitim gerektiriyor. Bilgi gerektiriyor. Beceri gerektiriyor. bunlar eksik oldumu dedeler o toplumu yönlendiremez. İlerletemez

srdr_ist
21.03.2006, 22:48
Minnettarlığın zıttı nankörlüktür.
Başa buyruk davrandıkça
Her şeyin altında bir niyet aradıkça
Kendimize göre veya şöyle olmalı diye düşündükçe
Ben biliyorum bilgeçlik tasladıkça
Amel ile niyet etmedikçe
Ve en önemlisi imanlı olmadıkça
Bırakın dedelik kurumunu önce kendimize saygıyı sonrada her şeye karşı saygımızı yitiririz.
Sonrada herşeyi sorgulamaya vede doğru ne diye ararız. Arayın tabi dostlar arayın bakın bakalım doğrular neymiş gerçi söyleyen söyleyene ama nedense herkes benim gibi kendine buyruk güzel yazılar yazıyor iyide BEN HALA BİRLİK GÖREMEDİM nerde bu beraberce güzel konuşulacak mana havası kimsenin susup diğerini dinlemediği yerde kuru gürültü çıkar hepimiz bende dahil hepimiz kuru gürültü çıkarıyoruz git gide de çoğalıyoruz.
Yapıcı bişeyler görmek istiyorum benim dileğimde isteğimde bu.

polata
22.03.2006, 13:10
Minnettarlığın zıttı nankörlüktür.
Başa buyruk davrandıkça
Her şeyin altında bir niyet aradıkça
Kendimize göre veya şöyle olmalı diye düşündükçe
Ben biliyorum bilgeçlik tasladıkça
Amel ile niyet etmedikçe
Ve en önemlisi imanlı olmadıkça
Bırakın dedelik kurumunu önce kendimize saygıyı sonrada her şeye karşı saygımızı yitiririz.
Sonrada herşeyi sorgulamaya vede doğru ne diye ararız. Arayın tabi dostlar arayın bakın bakalım doğrular neymiş gerçi söyleyen söyleyene ama nedense herkes benim gibi kendine buyruk güzel yazılar yazıyor iyide BEN HALA BİRLİK GÖREMEDİM nerde bu beraberce güzel konuşulacak mana havası kimsenin susup diğerini dinlemediği yerde kuru gürültü çıkar hepimiz bende dahil hepimiz kuru gürültü çıkarıyoruz git gide de çoğalıyoruz.
Yapıcı bişeyler görmek istiyorum benim dileğimde isteğimde bu.
Eleştirin anket ve anket konusu için mi yoksa başka bir nedenden ötürü mü? Genel bir eleştiri var gibi görülse de daha açık ve net yazarsan yazdıkların hem daha anlaşılır hemde daha net olur diye düşünüyorum.

esmil
01.04.2007, 17:42
dedelik kurumu alevilikte onemli bir yeri vardır. benim şahsi fikrim sistemli bir eğitime dayalı olup(sistemli dememdeki sebep:diyanet nasıl imam yetiştiriyosa bizim de öyle dede yetiştirmemiz) ögretimi yapılmalıdır.
sadece dede soyundan gelenlerin dede olması bana biraz ters geliyor...
bir alevi dede soyundan gelmeye bilir ama kendini gerçek bir alevi gibi yetiştirmişse dede olabilmelidir...bu konuya deginmemdeki nedende eskiden ocak sisteminde soydan gelenlerin dede olarak yetiştirilmesi

kaiser
20.04.2007, 18:32
bir insanın peygamber soyundan gelmesi benim için hiç önemli olmayan birşey.eğer dedelik devam edecekse iyi bir örgütlenme gereklidir.ve dedeler aleviliğin islam adı altında asimile oluşuna karşı bilinçli olmalıdır. aleviler gün geçtikçe sünnileşiyor. namaz kılıp, oruç tutuyorlar. aleviliği islamın etkisinden çekip kurtarmalıyız. özümüzü kaybetmeyelim. iyi bir örgütsel yapılanmaya ihtiyacımız var. ayrıca herkesin ben peygamberin soyundan geliyorum dedeyim demesine de bi anlam veremiyorum. dedelik kurumunu, eğer iyi bir örgütsel yapı kurabilirsek alevilik için daha yararlı bir hale getirebiliriz.