Orijinalini görmek için tıklayınız : İtİnayla BorÇ TuzaĞina DÜŞÜrÜlÜr!


eylüleren
06.08.2006, 00:04
Dünyamızı kimler yönetiyor? Kirli aileler, kirli şirketler. Kalkındırma yalanı altında milyarlarca dolarlık şişirilmiş projeler ve bu projeleri “bilimsel” gösteren, üniversite kitaplarına bile geçmiş raporlar, teoriler. Maalesef bu kez komplo değiller! Hedef ülkeler, hedef yöneticiler; ya satılacaklar, ya da ölecekler. Hepsi yaşanmış, hepsi gerçek. Yöntem çok, amaç tek: Şirketokrasi İle Yönetilen “Küresel İmparatorluk”.

Yukarıdaki sözler John Perkins’in “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” adlı kitabının arka kapağından alındı. Aslında bu sözler, kitabı özetliyor. Kitap, bir küresel imparatorluğun nasıl kurulduğunun gerçek öyküsü ya da itirafı. Üstelik itiraf, Küresel İmparatorluğun kuruluşunda, gerçekleştirdiği görevler ile önemli bir rol almış bir ekonomik tetikçinin, John Perkins’in ağzından. Yani birinci elden yazılmış bilgileri içeren ve sürecin nasıl işlediğini, bugün dünyanın başına bela olan ve bir kısım yazarlar ve düşünürlerce Amerikan İmparatorluğu olarak ifade edilen ABD hegemonyasının ekonomik-siyasal-askeri ayaklarının nasıl bir arada yürüdüğünü açıklıkla ortaya koyan bir kitap.

Ülkeleri Borç Batağına Sürükleyen Görevliler

Bir “Ekonomik Tetikçi” olduğunu belirterek kitabına başlayan Perkins, Ekonomik Tetikçi’yi şöyle tanımlıyor: “Ekonomik tetikçiler, yeryüzündeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı(USAID) ve diğer yabancı ‘yardım’ kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin doğal kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır.”

İnanılmaz maaşlar ödenerek çalıştırılan Ekonomik Tetikçilerin temel görevi, dünya liderlerini ABD ticari çıkarlarını gözeten büyük bir ağın parçası haline getirmek. Bunun için yapılacak şey ise ülke liderlerini, artık bir tanrı kelamı haline gelen ve hiç kimsenin karşı koyamadığı bir kavram olan ekonomik büyüme fikrine inandırmak. Liderlerde bu inancı yaratmanın yolu da, Perkins’in “yanlı bilimler” dediği ve farklı yorumlara açık olan istatistik, ekonometri, tahmin gibi “bilimler”in sağladığı olanaklarla, yapılacak altyapı yatırımları aracılığı ile 20-30 yıl sonra GSMH’de nasıl bir değişimin yaşanacağını rakamlarla liderlere kanıtlamaktır. Böylece, Ekonomik Tetikçiler tarafından büyüme fikrine inandırılan ülkelerde, başlatılan elektrik şebekeleri, barajlar, altyapı sistemleri, otoyollar gibi yatırımlar aracılığı ile bir sanayi zemini oluşturulurken, gerçekte bir tek şey hedeflenmektedir: Azgelişmiş ülkeleri bir borç batağına sürükleyerek, ülkelerin uzun vadeli finansal ve dolayısıyla politik bağımlılıklarını garanti etmek ve bu arada ABD firmaları için büyük kârlar yaratırken aynı zamanda kredi alan ülkelerdeki bir avuç varlıklı ve nüfuzlu aileyi de daha çok zenginleştirmek ve güçlendirmek. Ve böylece Küresel İmpatatorluğa bir ülke daha ekleyerek imparatorluk sınırlarını genişletmek.

Nükleer Savaş Çıkarmadan SSCB’yi Yenmek: Ekonomik Tetikçiler İş Başında

ABD 1890’lardan itibaren dünya ekonomik gücünü ele geçirip, 1. ve 2. Dünya Savaşları aracılığı ile politik ve askeri gücünü de kanıtladıktan sonra artık gerçek bir küresel hegemonik güç olma yoluna girmişti. Ancak ABD’nin küresel hegemonyaya yöneldiği 1945 sonrası dönemde, önünde önemli bir nükleer engel olarak SSCB duruyordu. Bu durumda Perkins’in belirttiği gibi, bir Küresel İmparatorluk ancak nükleer tehdidi bertaraf edecek askeri olmayan bir yöntemle kurulabilirdi. Söz konusu yöntem için karar anı 1951’i ve karar yeri İran’ı işaret ediyordu. İran’ın demokratik olarak seçilmiş başbakanı Musaddık’ın tüm petrol kaynaklarını millileştirmesi enerji açısından bağımlı sanayi ülkesi İngiltere’yi kızdırmıştı ve o da müttefiki ABD’den yardım istedi. Kendi sanayisi açısından da petrole bağımlı olan ABD bu sorunu aşmak ve bu arada SSCB ile bir savaşa girmemek için CIA ajanı olan Kermit Roosevelt’i (Theodore Roosevelt’in torunu) İran’a gönderdi. Roosevelt, insanları para ya da tehditle kendi tarafına çekmekte başarılı oldu ve çıkardığı kargaşa ve sokak gösterileri ile Musaddık’ın devrilmesini ve Rıza Şah gibi bir ABD kuklasının iktidara gelmesini sağladı. Böylece turuncu devrimlerle günümüzde Balkanlar-Kafkasya-Asya-Ortadoğu’yu biçimlendirmeye çalışan ABD İran’da ilk provasını yaptı ve başarılı oldu. Ancak Kermit Roosevelt bir CIA ajanı idi ve bu girişiminde yakalanması, ABD’nin Kİ planlarının başlamadan bitmesi anlamına gelirdi. Bu nedenle Washington’u doğrudan işe karıştırmamak için bir yöntemin bulunması şarttı. Şirketokrasi de işte tam bu aşamada sürece eklendi.

Şirketokrasi ve Küresel İmparatorluk Amacı

1960’larda DB ve IMF’nin yetkilerinde yaşanan değişim ile birlikte ekonomik tetikçilik imkânları çeşitlendi. Çünkü bu uluslararası kuruluşlar 70’lerle birlikte artık temelleri atılan küreselleşmenin önemli birer aktörü olma yolunda yeniden yapılandılar ve eş zamanlı olarak da ülkeleri borç batağına sürükleyen “yeniden yapılandırma” faaliyetlerine başladılar. DB ve IMF’nin, Perkins’in şirketokrasi dediği şirketler, bankalar ve hükümetlerden oluşan üçlü yapı tarafından finanse ediliyor olması, bu üçlü arasında çıkara dayalı bir ilişkinin oluşumunu sağladı. İşte bu süreçten sonra Küresel İmparatorluğun yolları bizzat şirketokrasi tarafından döşenmeye başladı. ABD istihbarat örgütleri muhtemel Ekonomik Tetikçileri belirleyecek, uluslararası şirketler de bunları işe alacaktı. Böylece Ekonomik Tetikçilerin ülkeleri borç batağına sürüklerken girdiği kirli işler birer kurumsal ihtiras olarak kalacak ve Washington bu yapılanmadan zarar görmeyecekti.

Ekonomik Tetikçiler, Çakallar ve Askerler

Şirketokrasinin Küresel İmparatorluk amacı için kullandığı ve bugüne kadar ülkeleri toplam 2.5 trilyon dolar borç batağına sürükleyen Ekonomik Tetikçiler gerçekten başarılı iseler, verilen borç miktarı o kadar fazla olur ki, borçlu ülke birkaç sene sonra ödemelerini yapamaz hale gelir. İşte o zaman da Perkins’in ifadesi ile şirketokrasi tıpkı mafya gibi diyetini ister. Bu da genellikle şunlardan biri ya da birkaçını içerir: Birleşmiş Milletler’de vereceği oyun kontrolü, topraklarında askeri üs, petrol ya da Panama Kanalı gibi değerli kaynaklara erişim. Şah dönemi İran’ı, Suudi Arabistan, Suharto dönemi Endonezya’sı, Noriega dönemi Panama’sı vs. gibi dönemlerde Ekonomik Tetikçiler ülke liderlerinin kişisel zenginlik için, olup bitene göz yummaları ile büyük başarılar kaydettiler; ancak Torrijos dönemi Panama’sında, Arbenz dönemi Guatemala’sında, Musaddık dönemi İran’ında, Allende dönemi Şili’sinde liderlerin halklarının kurtuluşu ve refahı için Ekonomik Tetikçilerin politikaları karşısında direnmeleri ile başarısızlığa uğradılar. Ekonomik Tetikçilerin başarısızlığı demek çakalların devreye girmesi demekti. Daima Ekonomik Tetikçilerin bir adım gerisinde, gölgede bekleyen suikastçılar olan çakallar, ortaya çıktığında ise başkanlar ya devrildi ya da şiddetli “kaza”larda yaşamlarını yitirdiler. Ve eğer şanssızlık sonucu çakallar da başarılı olamadıysa, bu durumda Küresel İmparatorluk için genç kadınlar ve adamlardan oluşan ordular dünyanın savaş sahnesinde yerlerini aldılar. Tıpkı Afganistan’da ve Irak’ta olduğu gibi…

Dolayısı ile Perkins’in dünyanın gördüğü en kurnazca ve en etkili emperyalizm olarak adlandırdığı ABD’nin Kİ planı, Hardt ve Negri’nin belirttiği gibi “hep barışa adanmış”bir imparatorluk değil, “hep paraya adanmış” ve “sınırları kanla çizilmiş” bir imparatorluktur


alıntı:cumhuriyet gazetesi-ekonomi sayfası-Necdet Çalışkan

bu anlatılanlara göre bundan sonraki süreçte savaşlara gerek kalmayacak savaşları aratmayacak taktik planlarla ülkeler dize getiriliyor.ve bunun nasıl olduğunu bile anlamıyorlar.üçüncü dünya ülkelerinin içinde bulunduğu durum en güzel örnek olarak verilebilir.gazetede bu başlığı okyunca çok ilginç gelmişti nedenini şimdi daha iyi anlıyorum....

eylüleren
24.08.2006, 01:19
konun açılış amacı günümüz şartlarında savaşın yerini alan kirli oyunlar hakkında küçükte olsa bir bilgi vermektir. umarım içinizden okuyanlar olmuştur.ekonomik tetikçiler hedeflerine ulaşmak için hiç bir sınır tanımayan kişilerdir Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. Ekonomik Tetikçilerin temel görevi, dünya liderlerini ABD ticari çıkarlarını gözeten büyük bir ağın parçası haline getirmek.bir nevi savaşların yerini artık taktik planlar almış durumda ülkeler farkında olmadan öyle bir batağın içine giriyorlarki sonuç olarak amerikanın isteği doğrultusunda hareket ediyorlar.ülkemiz üzerindeki amerikan etkiside ortada.

cagdascetin
24.08.2006, 01:42
Buna en iyi örnek Türkiye savaş yapmadan satılıyor.Satılmadanda diğer bölgeler için araö olarak kullanılıyor maddi olarak parasal olarak.



Birde konu açarken açtığınız yerlere lütfen dikkat edin.