Orijinalini görmek için tıklayınız : Sabetaycilik Ve Masonluk
chatlakalper 15.10.2005, 21:23 Masonluğun ikrara dayalı gizli örgütler içinde, tarih boyunca kendisinden ençok söz edileni olduğunu belirtmek herhalde onun değer ve önemini abartmak olarak görülemez. O kadar ki belkide hiç bir örgüte nasip olamıyacak bir kaderi vardır, hem doğuda ve hemde batıda etkili olmuş, pek çok ülkede siyasi, toplumsal ve ekonomik olaylardan sorumlu tutulmuştur(1) Bilindiği gibi masonluk kökenini eski medeniyetlerden ve özellikle de ortadoğunun kadim kültürlerinden almış felsefi bir harekettir. Ana prensibi hiç bir ayrım gözetmeksizin üyeleri arasında dünya kardeşliğini sağlamaktır. Fakat her inanca açık olması, serbest düşünceleri desteklemesi (2) ve hiçbir etnik ayrım gözetmemesi nedenleriylede özellikle tek sesli kültürler tarafından dışlanmış ve adeta afaroz edilmiştir.Nitekim Türk milliyetçiliğinin de çok uzun bir süre masonluk ile uğraşması ve bunu bir tehlike olarak algılanmasınında temel nedeni bundan kaynaklanmaktadır. Ondokuzuncuyüzyılda Osmanlı ülkesini etkisi altına alan milliyetçi ve özgürlükçü akımlarla beraber batılı kavramların imparatorluk içinde yaygınlaşmış olduğunu görmekteyiz. Fakat bu kavramların tartışılabilmesi herşeyden evvel bunları kavrayabilecek bilgi seviyesindeki insanların varlığı ile mümkün olacaktı. Bu da her açıdan devletin farklı kültürleri bünyesinde toplayan ve etnik olanın dışlanmayacağı kent merkezlerinde yenilikçi fikirlerin yeşermesine yol açacaktı.üstelik böylesine bir siyasi merkezin baskıcı bir devlet yönetiminin otoritesinin giderek azaldığı bir noktada olmasıda çok daha özgürlükçü bir yapının varlığını da beraberinde getirecekti. İşte o yıllarda İmparatorluğun batıya açılan penceresi durumunda gözüken Selanik şehrinin hem başkentten uzak olması, hem bünyesinde çok sayıda etnik unsuru barındırıyor olması sonucunda çok önemli bir siyasi rolü üslenmesi belkide kaçınılmaz bir zorunluk olarak onu ortaya çıkarmıştır. Osmanlı siyasasında bu yıllarda ortaya çıkan ve gelecekte imparatorluğun kaderini etkileyecek olan üç önemli örgütün -ki bunlar masonluk, ittihat ve terakki ile tarikatlerdir- de merkez üslerinin Selanik olması doğal bir sonuç olarak karşılanmalıdır. Selanik'in bu farklı konumuna bir de merkezin kent üzerinde yeterince denetim kuramaması eklenince yaşanılan olayların boyutu bizleri şaşırtmamaktadır. Kent halkını oluşturan bulgarlar, yahudiler, müslümanlar ve bugüne kadar her zaman resmen varlıkları gizlenen sabetaycılar kendi aralarında birtakım birliktelikler oluşturmuşlardı. Milliyetçi akımların giderek yayıldığı dönemlerde yahudiler ve sabetaycılar adeta sudan çıkmış balığa dönmüşlerdir. çünkü genel olarak Osmanlı Siyasal hayatında bu unsurlar diğer etnik gruplardan farklı olarak her zaman burjuvazinin temsilcisi olarak ticari egemenlik peşinde olmuşlar ve daima iç siyasi çekiş melerden uzak kalmışlardır.Fakat II.Abdülhamid yönetimine karşı giderek güçlenen ve milliyetçi karaktere sahip akımların bu topluluklar üzerinde de etkili olması kaçınılmazdı.Bu dönemde Selanik' te kurulan siyasi organizasyonlarda masonluğun özel bir ehemmiyeti vardır.Ordu ve tarikatlerin aksine müslüman olmayanlarında rahatlıkla kabul edildiği mason localar belki de Osmanlı toplumlarının demokratik ve özgür bir atmosferi yaşayabilecekleri tek kurum olarak karşımıza çıkmaktaydı. Sabetaycılar Yahudilik ve Müslümanlık içinde tamamen kendine özgü dinsel karakterli bir hareket olduğundan her zaman ve her şekilde her iki topluluk tarafından da dışlanmıştı. 19.yy' a gelindiğinde sabetaycı teoriye bağlı üç cemaatin varlığı bilinmektedir. Karakaşlar, Kapan cılar ve Yakubiler (2).Her üç cemaatte de Sabetay Sevi'nin radikal fikirleri etkin olmakta ise de bu yıllarda artık gençler arasında dinsel baskıların etkisiz kaldığı görülmektedir.O kadar ki İbranice hemen hemen kaybolmuş, İspanyolca ise giderek yerini Türkçeye bırakmaya başlamıştı (3). Bununla beraber yinede dış evlilikler yapılamadığı için cemaat üyeleri kan bağı olarak her zaman yahudi karakterlerini muhafaza etmekteydiler. V.Murat'ın mason olması nedeniyle daha başlangıçta Abdülhamid bu teşkilata karşı soğuk yaklaşmaktaydı.1908 İhtilaline dek geçen dönmede belirli tarikatler(4), İttihat ve Terakki ile masonların eylemleri oldukça etkiliydi.Sabetaycıların da masonluğa intisap etmeleri Selanik'te kurulan localarda olmuştur. Selanik kenti 20.yyın başlarına gelindiğinde fevkalade yüklü bir mason faaliyetine konu olmuştur (5). Konsolosluklar tarafından korunmaları sayesinde de Osmanlı aydınlarının özgürlükçü hareketleri için korunma yeri durumundaydılar, kent sosyal yapısı itibariyle masonluğun yerleşmesi için her olanağa sahipti (6). Yüzyılın başında Selanik'te sadece İtalyan Grand Orienti' ne bağl Makedonya Risorta Locası mevcutken 1904' te Veritas, 1906' da Labor et Lux, 1907 de Philippos ve Persevencia localarının kurulduğunu görmekteyiz (7) Veritas Locası' nın 1904' teki tüm üyeleride museviydi(8) Bu durum aslında bize şunu göstermektedir, Osmanlı siyasi hayatında meydana gelen tüm çalkantılarda museviler tarafsız kalarak, devlet için bir sorun yaratmamışlardır. Fakat özellikle 1908 Meşrutiyeti öncesindeki otoriter idarenin varlığı ve meşrutiyet sonrasında ki İttihat ve Terakki Yönetimi'nin yol açtığı bunalımlar gerek musevileri ve gerekse aynı sosyo-kültürel özelliklere sahip olan sabetaycıları bir takım tenakuzlarla karşı karşıya bırakmaktaydı.Bu cemaatlerin üyeleri özellikle birkaç yabancı lisan konuşabilmelerinin de etkisiyle ticari ilişkiler kurdukları Avrupa ülkelerindeki gelişmişlik ve toplumsal farklılaşmayı görmekteydiler ve her yönüyle doğunun yüzlerce yıllık sefalet ve tembellik dolu yaşantısınında sonuçta bir çöküntüye yol açacağınında bilincindeydiler.Bu nedenlerden dolayıdır ki sabetaycı ve yahudi aydınlarının localarda yer alması bir kurtuluş ümidi aramak olarak telakki edilebilir. Bu çalışma hazırlanırken ağırlıklı olarak Paul Dumont' un Fransızca olarak kaleme aldığı bir çalışmasından faydalanılmıştır (9), orada genel olarak mason localarının Türk üyeleri konusunda ki baz bilgilerin belki bilerek ve belki de bilmeyerek (10) çarpıtıldığı kanaatindeyim.örneğin Veritas locasına ilişkin yer alan bir ifadede yazar "...Veritas Locası'nın müslüman üyelerinden en dikkat çekicisi, Selanik'in ileri gelen politika yazarlarından Fazlı Necip, kentin en iyi Türkçe gazetesi olan Yeni Asır'ın kurucusuydu (11) 1908 ihtilali sırasında İttihat ve Terakki komitesi tarafından Selanik' teki eylemleri ve propagandayı yönetmekle görevlendirilecekti"(11) şeklindeki bilgileri okura sunmaktadır. Burada hemen belirtmekte fayda var, Fazlı Necip aslında Sabetaycıların Yakubiler koluna mensup bir aileden gelmekteydi. Hatta bu konuyla ilgili olarak iddialarımızı destekleyecek bir kitapta daha sonra gelen kuşaklarca kaleme alınmıştır (12), zaten dikkatle incelendiğinde de görülecektir ki Selanik' te o dönemde mason locaları ve tarikatlerde etkili olan Türk ve müslüman kimlikli aydınların pekçoğu sabetaycıdır (13), aslında bunu da normal karşılamak gerekiyor, çünkü sabetaycılar 20.yy' ın başlarına gelindiğinde dini kurumlarını giderek ortadan kaldırmışlardı ve o dönemlerde de yahudilik dinine geri dönme arzularının da kabul edilmemesi neticesinde neredeyse ateist bir hayat yaşamaktaydılar. Hiçbir manevi dayanakları kalmayan bu insanların bu yıllarda ve köken olarakta onların soylarından gelen diğer kuşakların üye lerinin de sabetayc kökenli olmaları bir raslantı değildir. Nitekim bugün bile Hür ve Kabul Edilmiş Mason Locası' nın Grand Comandör (ya da Türkçe karşılığı ile Hakim Büyük Amir) leri' nin de yine Kapancılar koluna mensup bir aileden gelmesi de şaşırtıcı olmamalıdır. Dumont'un Veritas'a ilişkin sunduğu diğer bilgiler arasında 1908 başında Loca' nın onbeş müslüman üyesi bulunuyordu (13) savıda biraz geçersiz kalmaktadır. Çünkü burada ismi verilen Osman Adil, Faik Nüzhet (daha sonra bakanlıkta yapacaktır), Talat İsmail, Fazlı Necip ve Mehmet Servet Bey' ler bizim tespit edebildiğimiz sabetaycı kökenli üyelerin sadece en tanınanlarıdır. Yalnız burada dikkat edilecek bir nokta daha var;sabetaycılar genel olarak kendi aralarında üç farklı alt gruba bölünmüşlerdi ve grup üyeleri kesinlikle birbirleriyle irtibatta bulunmamaya çalışırlardı.Fakat araştırmalarımız bize gösteriyor ki masonluk hangi gruba dahil olurlarsa olsunlar, örgütün temel hedefi olan kardeşliği (biraderlik) her konuda istisnasız olarak yaşamaktaydılar. Sonuç olarak şunu belirleyebiliriz, imparatorluğun artık herkesin kendi başının çaresine bakması yoluna girdiği bir döneminde o zamana kadar hemen hemen hiç bir ciddi politik harekette bulunmamış sabetaycı aydınlar için masonluk sosyalleştikleri bir örgüttü.üstelik giderek tümüyle etkisini yitiren dinsel kurumlarına bir alternetif olarak bu cemiyet onların manevi boşluklarının giderilmesinde de önemli bir role sahipti. [/SIZE][/FONT]
cok guzel ve ilginc bir yazi masonlar hakkinda, chatlakalper,
kaynakca verebilir misin bu yaziyla ilgili bayagi detayli bir yaziya benziyor, ben de okumak isterim daha derinlemesine. ben de yukariya masonlar, bilderbergler ve tapinakcilar hakkinda yazmistim, demekki senin masonluk konun gormemisim o sira, sen de beni gormemissin herhalde. belli ki senin bilgin daha fazla, bana bu bilgilerin kaynagini verebilir misin sakincasi yoksa ben de arastirmak isterim
Alevimen 16.12.2005, 22:27 cok guzel ve ilginc bir yazi masonlar hakkinda, chatlakalper,
kaynakca verebilir misin bu yaziyla ilgili bayagi detayli bir yaziya benziyor, ben de okumak isterim daha derinlemesine. ben de yukariya masonlar, bilderbergler ve tapinakcilar hakkinda yazmistim, demekki senin masonluk konun gormemisim o sira, sen de beni gormemissin herhalde. belli ki senin bilgin daha fazla, bana bu bilgilerin kaynagini verebilir misin sakincasi yoksa ben de arastirmak isterim
ilgi alanım deyil fakat kaynakça şu adres olabilir:
http://www.orienternet.de/Masonluk/masonluk.html
chatlakalper mesajı gördüğünde gerekli eklemeyi yapar.
chatlakalper 17.12.2005, 19:28 www.dunyadinleri.com olması lazımdı tam hatırlayamıyotum muhtemelen orası
manifesto 04.03.2006, 12:40 Sebatay-Sevi Sahte Mesih ve İnanlıları
Hristiyan ve Yahudiler 1600 lü yıllarda Mesihi beklerkenİspanyadan Malta adasına gelmiş oradan da İzmire yerleşmiş yahudi ailenin genç ve zeki oğulları Sebatay Sevi ortaya çıktı zira 1666 yılında kıyametin kopacağı söylentisi bu guruplar arasında dilden dile dolaşıyordu.
1648 yılında Mesihliğini ilan eder,bütün dünyadaki yahudilerin ilgisi bir anda izmire kayar.Yahudi hahamlar bunu kabul etmesede Sebatay etrafında hızla taraftar bulur,Kudüs ziyareti yapar ve orada Nathan'ı peyganber olarak vazifelendirir.Avrupa çalkalanır ve oradan da birçok taraftar bulmaya başlar, derken Yahudiler kadıya şikayet ederler oda önce Kadının huzuruna sonrada istanbula oradan da Edirneye padişahın huzuruna çıkarılır.
Orada Şeyhulislam Yahya Efendi,Sultanın Meşhur imamı Vani Mehmet Efendi ve Köprülü Fazıl Ahmet Paşanın olduğu bir ortamda ki Sultan 4.Mehmet(Avcı) te kafesin arkasından onları izlemektedir,Mesihliğini sorarlar o inkar etmeye kalkar ama padişah buna tatmin olmaz ona müslüman olmasını söyler oda orada müslüman olur ve Mehmet ismini alır.Sonradan taraftarları aziz isminide ekleyerek Mehmet Aziz Efendi olur. Srayda kapıcılık işi verilerek maaş bağlanır.
İşte mesihin hikayesi burada yeni başlamıştır taraflarları çok şaşırsada onlarla haberleşerek bunun bir yöntem olduğunu kendisine inananlarında aynı şekilde müslüman isimleri alıp müslüman kıyafetlerini giymelerini söyler.
Ve Müslüman Ahalinin arasına böyle bir münafık zümre girer.
Şimdi Türkiyede Sebataycı aile sayısının 3 bin kadar olduğu sanılmakta yani yaklaşık yüzbin kişi.
Osmanlının son döneminde olmak üzere sarayda çok yüksek mevkilerer kadar gelmişlerdir.Meşhur Jön Türk hareketi Sebataycı bir harekettir.İnkilapçıların ve İttihatçıların ekserisi Sebataycıdır.Meşhur yazarlar,gazeteciler siyaset ve iş adamları eski bakanlar ve daha niceleri...
Ben birkaç isim sayayım
Dr.Adnan Adıvar , Nazım Hikmet Ran, Sedat Simavi ,Şemsi Efendi(Atatürkün hocası), Abdi İpekçi, Cemi İpekci,İsmail Cem,Bülent Eczacıbaşı,Tamsu Çiller,Sezen Aksu, Çevik Bir,Ali Kırca,Ömer Çavışoğlu,Alp Yalman,Ahmet Emin Yalman,Nilüfer,Cüneri Civaoğlu,Kemal Gürüz, Yaşar Büyükanıt,Orhan Pamuk,Ahmet Hamit Tarhan,Kemal Derviş, Çandarlı Halil Paşa........
dostlarim size bununla ilgili önerecegim en güzel kanit "efendi" soner yalcinin kitabi...bir okumaya baslayin cok hosunuza gidecek ve en sonunda okuduklariniza inanamayacaksiniz...
kitabin arka kapaginda sunlar yaziyordu:::
--sizin aileinizde sayisiz büyükelcilik yapmis insan varmi onlarinkinde var ve cok fazla
--- sizin ailenizde delirip intihar etmis siyasetci varmi onlarin kinde var
--sizin ailenizde asilan devlet adamlari var mi onlarinkinde var
---sizin ailenizde sehirlere yönetici olmus kisiler varmi onlarinkinde var sayisiz
--sizin ailenizde bakanlik basbakanlik yapmis insanlar var mi onlarinkinde cok var
soyadi kanunu ciktigi zaman bütün soyadlarinda atatürkün emri ile ...zade (örnek olarak pasazade,evliyazade) kimseye verilmemis fakat tek bir aileye bu hak taninmis bu ailede iste yukarida anlattigim gecmisi 1840lardan baslayip 1990 lara kadar türkiyede cok önemli görevlerde bulunmus ...zade bir aileyi anlatiyor ...Kitabin adi "efendi" efendi kelimesi osmanlilar döneminde selanikteki yahudi dönmeleri icin söylenen bir kavrammis..(yahudi dönmelerinden kastim sabetay ve masoncular . zaten tabir kitaptan bire bir aldigim bir tabirdir benim yorumum deildir..)
manifesto 04.03.2006, 13:31 1617 Meşhur Sevi
1614 28 Şubatın medya destekli paşası
1616 sanat dünyası ondan sorulur
1619 Yılların gazetecisi şimdinin haber sibikeri
1621 Dışarıda en çok tanınan yazarımız, neden?
1615 Yılların gazaetecesi çoğu kendisini alevi bilir
1618 Ölümü fırtınalar koparan gazeteci
Aslında kurtlar vadisi bir konseyleri olsa epey renkli bir konseyleri olurdu hiç kuşkusuz.Hükümetler kurabilir onları yıkabilirler
manifesto 04.03.2006, 13:39 Osmanlı İmparatorluğu içinde yüzyıllardan beri birbirlerine rakip iki büyük azınlık
Yani, Yahudiler ve Ermeniler.Bu iki azınlik arasındaki çekişmeler Jön Türkler ve daha sonra da İttihat ve Terakki Partisi kurulana dek toprak kavgasından değil, iki zümrenin ticari çıkarlarının çatışmasından kaynaklanıyordu
Ermeniler, her zaman Yahudilerden çok daha zanaatkar olmuşlardı ve toplum kültürlerinde olmadığı ve öğretilmediği için hile hurda yollardan veya rakibi hakkında türlü fitneler uyduraraktan ticaret yapmazlardı. Yahudiler ise böyleydi, öğretilerinde vardı, Yahudi dediğin işte böyle olmalıydı.
1870’li yıllarda Yahudiliğin iki kolu, yani Sabetaycılar ve Museviler, kendi içlerinde toparlanmaya ve güçlenmeye başladılar. Fransız, İtalyan ve diğer dış güçlerin de yardımıyla iktisadi alanda kendi birleşmiş güçlerinin boyutlarının farkına vardılar. İmparatorluğu yıkıp, sistemlerini tamamen kendilerinin kuracağı yeni bir devlet kurmanın tohumlarını atmaya başladılar. Ancak, planları arasında en büyük rakipleri olan Ermenilerle dost olmak tabii ki de olamazdı. Bu yüzden, Jön Türkler, ve İttihat ve Terakki’nin içinde Ermenileri göremezsiniz. Ermenileri bir çeşit eritmek ve yoketmek için hazırlıklara giriştiler. Amaçlanan, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde, merkezlerde yüzyıllardir güçlü bir azınlık toplumu kurmus olan Ermenileri yokedip, tüm egemenliğin ve yönetimin kendilerinin elinde olacağı bir devlet kurmaktı
Ordu da komutanlık ve üst rütbeler elde eden Sabetaycılar da vardı. Ordu, Türk milletinin gözünde kurtarıcıydi, dolayısıyla ne yapıldığını ve maksadı bilmeden üst rütbeli askerlerin emirlerine boyun eğinildi. İttihat ve Terakki’nin emriyle, Ermenilerin çoğu ya köylerinde öldürüldü, ya da sefalet içinde Lübnan ve Suriye’ye sürülürken yolda öldüler.
Ermeniler, atalarını öldürenlerin aslında Jön Türkler/ İttihat ve Terakki, yani Yahudi soyundan gelen Sabetaycılar ve Museviler olduğunu hep bildiler. Katillerin dişi Türktü, içi aslen Yahudiydi. Sabetaycıların tamamen Türk isimli olmalarına ve Müslüman kimliğine bürünmelerine rağmen, bu ayrımı yapabildiler çünkü Osmanlı İmparatorluğunda yüzyıllardır Müslüman Türklerle aralarında hiçbir sürtüşme olmadı. Onlar, kimlerle sürtüştüklerini hep çok iyi bildiler ve gözlerinde perde yoktu. Ermeniler, Sabetaycılık ortaya çıktığından beri Sabetaycılar hakkında kitaplar bile yazdılar. İşte bu yüzden, Fransa’da geçen sene Soykırımı anmak için açtıkları anıtta da, bu farkı bildiklerini dile getirmek için de anıtın üstüne bu soykırımı Türklerin değil de, İttihat ve Terakki ya da Jön Türklerin (yani Sabetaycıların ve Musevilerin) yaptığını yazdılar.
manifesto 04.03.2006, 13:44 ASALA hiç Müslüman kökenden gelen bir Türk’ü öldürdü mü? Dışişleri Bakanlığı’na sadece ve sadece Sabetaycıların alındığı bilinir. Bunu bilmeyen yok
Kökeni Müslüman olan Türk gençleri, Sabetaycıların varlığını anlamasın, oyunlarını farketmesin, dişarıdan kişilere anlatmasın diye senelerdir Dışişlerine Müslüman kökenli Türk genci alınmamaktadır. Şimdi bir düşünün, ASALA geçmişte neden sadece Dış İşleri Diplomatlarımıza ve çalışanlarına saldırmıştır? Nedeni basit. Atalarının soykırımından sorumlu ve bu emri verenlerin torunlarının Dış İşlerinde çalıştıklarını bildikleri için.
Geçen seneden beri Ermeni Soykırımı ile ilgili ATV, Show TV, NTV, Kanal D ve BRT’de türlü paneller yapılır. Nedense, konuşmacı olarak çağırılanlar hep Sabetaycılardır. Örneğin, Prof. Eser Karakaş.. İlginçtir, kendisi Sabetaycıların üç kolundan biri olan Karakaş gurubunun ismini de taşımaktadır. Bu zatın, Ermeni Soykırımı ile bilgisi ve ilgisi nedir? Biz işletmeci bilirdik, tarih üzerine de mi ihtisas yapmıştır?
Ayrı bir ilginç nokta da, medya tarafından Harvard’lı süper milliyetçi genç kızımız olarak lanse edilen öğrencinin de Sabetaycı bir aileden geliyor olmasıdır
Damaskrov 04.03.2006, 14:12 Beyler konuyla alakalı değil ama bana şu kelimenin anlamını birisi açıklabilirmi daha önce hiç duymadım ve araştırdım bulamadım kelime: Sabetaycı
Biri bunu açıklarsa çok iyi olur....
Beyler konuyla alakalı değil ama bana şu kelimenin anlamını birisi açıklabilirmi daha önce hiç duymadım ve araştırdım bulamadım kelime: Sabetaycı
Biri bunu açıklarsa çok iyi olur....
31 mayis 1665 yilinda kendini mesih ilan etti Sabetay Sevi. yahudi inancina göre mesih gelecek ve bagimsiz ve bugunki israil topraklarinda bir devlet kuracak ve dünyaya yayilmis yahudileri bir araya toplayacagina inanilan kimsedir. fakat sabatey sevi osmanlinin basina dert olacagi anlasilinca osmanli bunu öldürmek ister derlerki müslümanligi kabul edersen öldürmeyecegiz .oda bu teklifi kabul edet .taraftarlariniin bir kismi bunu kabul edemez ve intihar ederken bir diger kesimde sabetay seviyle müslüman olurlar...sonra osmanli bunu alir baska bir yere sürer sürdükleri yerdede ölür gider...
manifesto 04.03.2006, 23:01 31 mayis 1665 yilinda kendini mesih ilan etti Sabetay Sevi. yahudi inancina göre mesih gelecek ve bagimsiz ve bugunki israil topraklarinda bir devlet kuracak ve dünyaya yayilmis alevileri bir araya toplayacagina inanilan kimsedir. fakat sabatey sevi osmanlinin basina dert olacagi anlasilinca osmanli bunu öldürmek ister derlerki müslümanligi kabul edersen öldürmeyecegiz .oda bu teklifi kabul edet .taraftarlariniin bir kismi bunu kabul edemez ve intihar ederken bir diger kesimde sabetay seviyle müslüman olurlar...sonra osmanli bunu alir baska bir yere sürer sürdükleri yerdede ölür gider...
Sevinin alevilikle ne alakası var kardeş? Bilgi verirken doğru olanını kullanmak lazım.
Sebatay Yahudi idi ispanyadan maltaya oradan da izmire göçmüş bir yahudi ailesinden geliyor. Aleviliği nerede birleştirdin.
Sebatay ile akalı söylenecek çok şey vardır ama en gerçekçi ve kısa olanı
Herkezin mesihi beklediği bir dönemde İzmirde mesihliğini ilan etmiş, hahamlar karşı çıkmış buna rağmen hızla taraftar toplamış,Ünü bütün dünyaya yayılmış, avrupadaki yahudilerden ona hızla inananların sayısı artmış. Deken Yahudi hahamları onu kadıya şikayet etmiş,önce kadının huzuruna oradan da istanbula enson da Edirnede Sultanın huzuruna çıkarılmış,Köprülü Fazıl Ahmet paşa Kendisine mesihliğini sormuş,ısbatlamasını söylediği gibi ok bile işlemediğini göstermesini söyler oda inkar eder halkın böyle şeyler uydurduğunu söyler.
Ama padişah ya mesihliğini ısbat etmesini yada müslüman olmasını söyleyince o da islamı seçer Mehmet adını alır işte hikaye bu
Mehmet Aziz Efendi oluverir, derken ona inanlardan çoğu mesihliğine inanmaz artık ama ona inanmaya devam edenler de olur.
O diğer ona inanan yahudilere müslüman isimleri almalarını ve müslüman kıyafetleri giymelerini söyler ve gayip bayramlar ve dualar icat eder.
Aslında israile gitsenin onu yahudi olarak görmezler bozgun bir tarikatçı derler,ona inanan yahudi aileleri günümüze kadar gelmiş
Bunlar binden fazla
kendi aralarında evlenirler
kendi okullarında okurlar,küçük yaşlarda bu gerçeği bilmezler ancak evlendikleri veya evlilik çağına geldikleri zaman bu onlara anlatılır.
Damaskrov 05.03.2006, 00:34 beyler sagolun ama iki farklı yazı var hangisinin dogru bilği olduğunu nasıl anlıycaz şimdi
ya arkadaslar dünyaya yayilmis yahudileri diyecegim yerde kafam gitmis biryerlere alevileri yazmisim :) ama sonradan düzeltmistim...farkina varip...
manifesto 08.03.2006, 01:24 31 mart ihtilali türkten ziyade bir yahudi ihtilalidir zira
israili ezeni devirmenin heyecanı kaplamıştır yahudi dünyasını bir anda.
Bütün yahudi basını Abdulhamidin devrilmesini büyük bir coşku ile alkışlamış ve basınlarında ihtilalcileri kahraman olarak göstermişlerdir.
31 mart ihtilalinden sonra sıkı yönetim ilan edildi askeri mahkemeler kuruldu ve bu mahkemelerin azalarının hemen hemen hepsi masondu.
Ve bu noktadan sonra devlet tamamen yahudi ve masonların ellerine geçti
31 mart vakası araştırılacaksa önce ittehat ve tekekkiyi araştırmak gerekir
ittehat ve terakki Emenuel Carrasu (Emin Karasu) adında bir YAHUDİ tarafından kurulmuş bir mason derneğidir
lise ders kitaplarında hiçbir zaman kurucusunun adı geçmiyor
Abdulhamid han (ULU HAKAN) tahtan indirilirken kendisine gönderilen heyetin içinde emin karasu da vardı. Ulu hakan emin karasuyu göstererk 'Beni tahtan indirmek için bu yahudiyi mi gönderdiniz' demiştir
üç buçuk zındığın lafına kandık
eyvah ki arafatta uyandık
---------------------------------
bir yerde buldum buraya da yazayım dedim. Atatürk yıldırım orduları komutanı olarak bu olaya karışmıştır. Abdülhamitten sonra tahta v. mehmet çıkmış ve ilk mason padişahımız da olmuştur sayelerinde....
manifesto 08.03.2006, 17:05 1775 Atatürk'ün Hocası şemsi efendi Sebataycıların kurmuş olduğu okulun idarecisidir
1776 Medya dünyası Sebataycıların elindedir Kendi insanlarını yetiştirir ve dışarıdan popüler insanı barındırmazlar
1777 Ne gariptir ki Hasan Tahsin de selanik doğumludur.Yunanlılara ilk kurşunu sıkan kişi olarak abideleştirilmiştir.15 Mayıs 1919'da, İzmir'de, asker ve sivil heyetlerin aldığı kararı dinlemeyip, Yunanlılara ateş eden; bu yüzden halktan ve askerden yüzlerce müslümanın öldürülmesine, evlere tecavüz edilmesine sebep olan; İttihatçı fedai, anarşist, soydan Dönme Sabatayist, Selanikli Osman Nevres veya tetikçi adıyla HASAN TAHSİN
1778 Türk dış politikasını sebataycılar şekillendirmiştir bugüne kadar 28 şubatta israil ile imzalanan anlaşmalarda onların parmağı vardır Sebataycı çevik bir ö dönemde israili ziyaret etmiştir.
1779 Yine dış işleri bakanlığı yapmış İsmail Sem İpekci.O Da sebataycı bir aileden geliyor hatta büyük babası bir Haham
manifesto 09.03.2006, 00:09 ÜNIVERSITE:
Ülkemizin hemen bütün önemli üniversitelerinin rektörleri yahudi asillidir. Bu da basörtüsünün neden siyasal islamin simgesi oldugu aldatmacasiyla çarpitildigini, rektörlerin neden yeni hükümete böylesine sasirtici bir çikista bulunduklarini açikliyor zannederim
YÖK baskani Kemal Gürüz, Istanbul üniv. rektörü Kemal Alemdaroglu ve medyatik yardimcisi Nur Serter, Koç üniv. rektörü Seha Tiniç, Galatasaray üniv. rektörü Erdogan Teziç, Bilgi üniv rektörü Lale Duruiz ve eski rektör Ilter Turan, Bogaziçi üniv. rektörü Sabih Tansal ve eski rektör Üstün Ergüder, Isik üniv. rektörü B. S. Yarman, Marmara üniv. rektörü Tunç Erem sabetayci (yahudi asilli)dır.
Medyada çok görülen ve kanaat önderi olarak sunulan Asaf Savas Akat ve esi Nilüfer Göle, Eser Karakas, Ahmet Insel, Taner Berksoy, Kenan Mortan gibi hocalar ve medyada ismi çok geçen hukuk profesörlerinin çogunlugu sabetaycidir. Nasil Sisli Terakki ve Feyziye Isik Mektepleri cemaatin ortaögrenim okullariysa Isik ve Bilgi üniversiteleri de yüksekögrenim kurumlaridir.
manifesto 09.03.2006, 00:12 ORDU:
28 Şubat'ın mimarı olan ve laiklik ve Atatürkçülük konusunu sasirtici üsluplarda dile getiren Çevik Bir, Dogu Aktulga, Dogu Silahçioglu (Sultanbeyli ilçesine dindar çogunluga nispet olsun diye izinsiz Atatürk heykeli diktiren pasa) ve Yalçin Isimer (GATA'nin açilisinda 'belleyecegiz' konusmasini yapan pasa) yahudi asillidir. Yalçin Pasa ayni zamanda masondur
Ordu, cemaatin disisleri kadar olmasa da oldukça güçlü oldugu bir kurumdur, çesitli dönemlerde genelkurmay baskanina kadar her düzeyde pasalarimiz oldu. Halen de Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman cemaatimiz mensubu her seviyede bir çok general ve kurmay subaylarimiz bulunuyor
Ordu içindeki sabetaycı yapılanmanın gücüne örnek olarak Oyak şirketi olan Renault MAİS'in son üç genel müdürü Ateş Ünal Erzen, Onur Baytok ve İbrahim Aybar'ın ve Aselsan'ın genel müdürü Necip Kemal Berkman'ın sabetaycı olduğu örneğini verebilirim. Oyak grubu sabetaycıların yoğunlukta olduğu ve terfilerin çoğunlukla cemaat içinden gerçekleştiği bir gruptur.
manifesto 09.03.2006, 00:14 DISISLERI: Disisleri cemaatin isdünyasiyla birlikte en güçlü oldugu alandir. Disisleri bakanlarimizin ve diplomatlarimizin önemli bir kismi yahudi asillidir. Ismail Cem, Sükrü Sina Gürel, Ilter Türkmen, Emre Gönensay, Coskun Kirca, Onur Öymen, Kaya Toperi, Zeki Kuneralp, Özden Sanberk, Yalim Eralp, Filiz Dinçmen yahudi asillidir. Bu diplomatlar emekliliklerinden sonra medya tarafından uzman ve kanaat önderi olarak sunulmaktadır
DIGER BÜROKRASI: Yargitay Cumhuriyet Bassavcisi Sabih Kanadoglu, Merkez Bankasi eski baskani Gazi Erçel, simdiki Hazine Müstesari Faik Öztrak, Cumhurbaskanligi sekreteri Tacan Ildem yahudi asilli bürokratlardir. MİT müsteşarı olmanın şartı sabetaycı yada mason olmaktır. Knedisi de mason olan Şenkal Atasagun'un (babası bir generaldi) selefleri olan Ziya Selışık, Fuat Doğu ve Sönmez Köksal vs. masondurlar. Hiram Abas da masondur. 12 Eylül yönetimi tarafından kendisine MDP'nin kurdurulduğu orgeneral Turgut Sunalp 80 öncesinin kontrgerila örgütü Ergenekon'un başıdır ve aileden masondur
manifesto 09.03.2006, 00:15 SIVIL TOPLUM ÖRGÜTLERI: ÇYDD ve ÇEV tamamen sabetayci insiyatifle kurulmus sivil toplum örgütleridir. ADD (Atatürkçü Düsünce Dernegi) Atatürk'ün bir araç olarak kullanilmasi amaciyla cemaat tarafindan kurulmustur. Üç onur kurucusundan biri Kapancilar kolundan Münci Kapani'dir ki diger iki onur kurucusundan da en az birinin cemaatten
Gazeteciler Cemiyetinin son iki baskani Nezih Demirkent ve Nail Güreli yahudi asillidir. TÜSIAD da yari yahudi-insiyatifli bir kurumdur. YASED baskani Faruk Yöneyman da sabetaycidir. Cemaatin en güçlü ve kamuoyunu yönlendirmede en çok umut baglanan sivil toplum örgütü TESEV'dir ki 16 yönetim kurulu üyesinden benim tanidigim su isimler yahudi asillidir: Özden Sanberk, Yilmaz Argüden, Can Paker, Üstün Ergüder, Ilter Turan, Ilter Türkmen, Ersin Kalaycioglu. Ayrica yahudi olan Ishak Alaton da (Ishak bey'in digerlerinin aksine nüfus kagidinda da musevi yazar, yani sabetayci degildir) bu vakfin yönetim kurulu üyelerinden biridir
manifesto 09.03.2006, 00:23 KOÇ Grubu: Vehbi Koç müslüman Türk'tür. Peki acaba sirketlerinin üst düzey yöneticilerinin çogunluk yahudi asilli olmasinin (örnegin şimdiki Koç Holding'in CEO'su Bülent Özaydınlı -orgeral İrfan Özaydınlı'nın oğludur-, Mehmet Ali Berkman, Tugrul Kutadgobilik, Arçelik'in genel müdürü Nedim Esgin, Hasan Bengü , Mehmet Ali Neyzi, Mehmet Barmanbek yahudi asillidir, Tofas'in eski CEO'su Jan Nahum ise Ishak Alaton gibi 'resmen' yahudidir. Sabetayci Orhan Pamuk'un babasi Gündüz Pamuk da Koç’ta çalismis ve Aygaz’in genel müdürlügünü yapmistir)
Ogullari da yahudi inancinda olmayabilirler ancak kanbagindan ve aile geleneginden dolayi sabetayci etkisi ve baglasikligi hayatlarinda her zaman önemli bir parametredir. Koç tarafindan büyütülen Aydin Dogan da bu baglasik mantigini uygulayarak büyümüstür, en önemli tepe yöneticisi Imre Barmanbek de sabetaycidir.
arkadaşlar birde 06 ocak 1927 de kurulan MAH ve 1960 lı yıllarda adı değişerek MİT olan istihbarat birimlerinin başkanlarıdı birer masondu.ve bu başkanların seçilmelerinde CIA nın katkısının olduğunudu unutmayalım.CIA MOSSAD ve MİT te birer odaları vardı bunların
aslında ülkenin adını Türkiye Cumhuriyetini yerine SABETAYİZM SALTANATI HALKIN NİNNİSİ CUMHURİYETİ koysalardı daha gerçekçi olurdu.
aslında ülkenin adını Türkiye Cumhuriyetini yerine SABETAYİZM SALTANATI HALKIN NİNNİSİ CUMHURİYETİ koysalardı daha gerçekçi olurdu.
bencede çok haklısın sedat sen bay pipoyu okudun mu hiç
bencede çok haklısın sedat sen bay pipoyu okudun mu hiç
evet okudum zozan abla ama yıllar geçti. hiram abası anlatıyordu yanılmıyorsam.
evet okudum zozan abla ama yıllar geçti. hiram abası anlatıyordu yanılmıyorsam.
evet canım hiram abası anlatıyordu
sevgili MIT'miz CIA ve MOSSAD dan para alıyor ve bunu devletin başkanları bilmiyorr.Ah ülkemm vahh ülkemm
evet canım hiram abası anlatıyordu
sevgili MIT'miz CIA ve MOSSAD dan para alıyor ve bunu devletin başkanları bilmiyorr.Ah ülkemm vahh ülkemm
Devlet bilmez olur mu abla Devlet dediğin bürokrasi değil mi zaten. devlet başkanları sanki sabetayist değil. onlarında çoğu sabetayist. aslında Laikliği de ben bu yüzden sevmiyorum. o da siyonizm tarafından çıkarılmış bir sistem. ve onların amaçlarıyla şekillendirilmiş.
Devlet bilmez olur mu abla Devlet dediğin bürokrasi değil mi zaten. devlet başkanları sanki sabetayist değil. onlarında çoğu sabetayist. aslında Laikliği de ben bu yüzden sevmiyorum. o da siyonizm tarafından çıkarılmış bir sistem. ve onların amaçlarıyla şekillendirilmiş.
tabiki de biliyor savunmaları bu şekilde ortaya çıktığı zaman bir takım ilişkiler.yıllardır insanları uyuttukları için bu şekilde bir savunma yaparak yine sıyrılacaklarını düşünüyorlardırr
kızılmavican 10.03.2006, 15:45 Devlet bilmez olur mu abla Devlet dediğin bürokrasi değil mi zaten. devlet başkanları sanki sabetayist değil. onlarında çoğu sabetayist. aslında Laikliği de ben bu yüzden sevmiyorum. o da siyonizm tarafından çıkarılmış bir sistem. ve onların amaçlarıyla şekillendirilmiş.
sayın müttaki laikliği sevmiyormuş...
ozaman osmanlı dönemine geri dönelim kadınlarımız kara çarşaf giysin alevileri kessinler böyle bir ortama en iyi kürtler uyum sağlar herhalde
sayın müttaki laikliği sevmiyormuş...
ozaman osmanlı dönemine geri dönelim kadınlarımız kara çarşaf giysin alevileri kessinler böyle bir ortama en iyi kürtler uyum sağlar herhalde
sayın kızılmavican
emin olun laikliği sizden iyi biliyorum ve sizden daha laiğim.
osmanlıcı da değilim. merak etmeyin kimseyi çarşafa sokmaya niyetim de yok. ziyadesiyle alevileri de severim.
ayrıca kürtleri de severim. İnsan vardır benim için gerisi hikayedir.
sevmiyorum Laikliği. itirazınız varsa şikayet edin. T.C. Anayasasının ve Laikliğin aynı zamanda da milliyetçiliğin düşmanıyım.
bunlar siyonistlerin işleridir. bizim geçmişimizle ve kültürümüzle alakası yoktur. bizim kültürümüzün içine sokanlarda yine sabetayistler ve siyonist masonlardır.
manifesto 10.03.2006, 16:01 kızılmavican kardeş ne alakası var laikliği seveme ile kara çarşaf giymenin.
Yani alakayı nasıl kurdun bilmiyorum.
Türkiyede hiçbirzaman Laiklik olmadı kardeş,Diyanet işleri başkanlığı gibi bir başkanlığın olduğu,din görevlilerinin maaşının ve okuyacağı hutbelerin devlet tarafından verildiği,okullarda zorunlu din derslerinin olduğu bir sistemde Laiklikten bahsetmek mümkün değil.
Devlatin din işleri ile müdahale etmediği sadece herkezin dini inancına aynı mesafede kalan,onların inançlarına müdahale etmeyen,tek bir dini inancı benimseyip onunla halkını idare etmediği sistemdir laiklik.
Türkiyede bütün bunlar var mı?
Danıştay gibi bir çok devlete ait kurumun dindarlara müdahale ettiği bir sistemde laiklikten bahsetmek mümkün değildir
Ama bu ülkede Laiklik adı altında din düşmanlığı yapılıyor,mesele budur.
Aleviler kadar sünni olanlarda inançlarından dolayı baskı görmekteler farkında isen.
Memurların Cumaya gidiyor, namaz kılıyor, eşinin başı kapalı gibi ifadelerle fişlendiği memurluktan atıldığı bir Türkiye burası farkında isen.
Bu ülkede Laikliği çok iyi kullananlar ve ondan en iyi şekilde nemalananlar sadece Sebataycı münafık zümredir bunu bilin.
sayın müttaki laikliği sevmiyormuş...
ozaman osmanlı dönemine geri dönelim kadınlarımız kara çarşaf giysin alevileri kessinler böyle bir ortama en iyi kürtler uyum sağlar herhalde
ya birisine muhalefet yapacaksanız ilşk önce ki yazdıklarımızı takip etmenizi tavsiye ederim kardeşim.şimde ne alaka çarşafla .kürtlüğün bizim yazılarımızlaa.neden kürtler uyum sağlarmış daha iyi anlamadım
[quote=zozan06]ya birisine muhalefet yapacaksanız ilk önce ki yazdıklarımızı takip etmenizi tavsiye ederim kardeşim.şimde ne alaka çarşafla .kürtlüğün bizim yazılarımızlaa.neden kürtler uyum sağlarmış daha iyi anlamadım konuyu nerden nereye bağladın.kimse kimseyi zoraki bir takım şeylere zorlayamaz
kızılmavican 10.03.2006, 16:28 burası bir alevi forumumu yoksa hanefi forumu mu? kürt ve osmanlı kafalı faşistler bu meshebi esas alırlar.yavuz sultan selim alevileri kürt şeyhleriyle birlikte öldürdü.bugün doğuda ağalık şeyhlik o dönemden miras kaldı
burası bir alevi forumumu yoksa hanefi forumu mu? kürt ve osmanlı kafalı faşistler bu meshebi esas alırlar.yavuz sultan selim alevileri kürt şeyhleriyle birlikte öldürdü.bugün doğuda ağalık şeyhlik o dönemden miras kaldı
sn. kızılmavican
ben burada hanefiliği değil kendi şahsi görüşlerimi belirtiyorum. hiçbir görüş ve kimliğin savunucusu değilim. sabetayizm ve masonluğa katacağınız bişey yoksa boş yere tartışıp kalp kırmayalım.
[quote=kızılmavican]burası bir alevi forumumu yoksa hanefi forumu mu? kürt ve osmanlı kafalı faşistler bu meshebi esas alırlar.yavuz sultan selim alevileri kürt şeyhleriyle birlikte öldürdü.bugün doğuda ağalık şeyhlik o dönemden miras kaldı[/quote
(yaradılanı severim yaradandan ötürü) sen bunu hiç duymadın sanırım yada birileri söylerken kulaklarını tıkadın.
chatlakalper 11.03.2006, 15:46 Konu sapmış arkadaşlar.Lütfen Saptırmayalım....
Saygılar
nasıl oluyorda her konu başlığında iş dönüyor dolaşıyor kürtlüğe geliyor anlayabilmiş değilim...
manifesto 12.03.2006, 01:15 :) Aslında gayet anlaşılır, çölde susuz bir insan serap görünce bu serabın merkezinde SU olur.
Yani bir kimse yara almış ise ilk olarak tedavi ister.
Aslında sebataycılık ve kürt meselesine de ileride değinmeyi düşünüyordum çünkü bu iki unsur birbirinden bağımsız değil, zira Türkiyede Kürt meselesi Sebataycı zümrenin ülkenin damarlarına hatta kılcallarına kadar sirayet etmesinden sonra başlamıştır.
manifesto 12.03.2006, 18:10 HaberTürk 'te sebayayist propaganda.
Yani bu insanlar usüllerini hiç değiştirmiyorlar,ve bilginin ve belgelerin elekron hızıyla yayıldığı paylaşıldığı bir dünyada deşifre olmaları artık kaçınılmaz.
Zira Asılları TÜRK olmayan bu Yahudi dönmesi sebatayist münafık zümresi gene türk ismini istismar ederek kendi çıkarlarına alet etmişlerdir.
HABERTÜRK Sebataycı münafık yahudi dönmesi zümrenin haber ve propaganda televizyonudur.
Komplo Teorisini sunan sunucu(ki kendiside bir sebataycıdır) Mehmet Yaşar Büyükanıt hadisesini yorumlarken bölgede eski isyanları gündeme getirerek anlamsız bir bağ kurmaya çalışmış ve sanki kürtlerin herzaman bu ülkeye ihanet etmeye hazır bir millet olduğunu söylemeye çalılışmıştır.
Tabi gerçekler kendisini ilgilendirmez, o iyi bir haberin iyi bir propagandanın GERÇEĞİN gölgesinde kalmasını istemez.Cihan harbinde ve Kurtuluş mücadelesinde bu ülke için şehit düşmüş bu milleti karalama kampanyalarına alet olmayalım.
Güya Mehmet Yaşar Büyük ANIT Bu zümreye karşı kahramanca mücadele ediyormuş o yüzden siyasi olarak yıpratılıyormuş!!!
Sorarım size ellerinde ki bombalarla masum insanların hanelerini havaya uçurmak kahramanlıkmıdır.
Ve ne alakası varsa Mehmet Yaşar Büyük Anıt olaya birden karışıyor ondan sonra olanlar oluyor.Birkere bu hukuksuz muameleye karışan Yaşar Büyük Anıt'ın amacı nedir? Neyi düşünerek Yargıya Müdahale etmiştir? Bunların sorulması gerekir.
Ve sunucu baklayı ağzından çıkarıyor " Bugüne kadar hiçbir sebataycının ülkeye ihanet etmediğini ama müslüman görünümündeki çevrelerin ihanet ettiğini söylüyor"
İste bu yorum asıl hedefi gayeyi zaten ortaya koymak için yeterli.
Kurtlar Vadisindeki Karakterlerin Gerçek Hayattaki Karşılıkları
Süleyman Çakır: Alaaddin Çakıçı
Memati: Muradi Güler Alaaddin Çakıçı’nın yardımcısı
Süleyman Çakır’ın Kumarhane Müdürü: Korkmaz Yiğit
Nesrin Çakır: Alaaddin Çakıçı’nın eşi Dündar Kılıç’ın kızı Uğur Çakıçı Bursa Uludağ’da 25 Ocak 1995 de Alaaddin Çakıçı’nın tetikçisi Davut Yıldız tarafından öldürüldü
Şevko: İbrahim Teleman (dizide olduğu gibi İbrahim Teleman’da otel odasının penceresinden intihar etti)
Şevko’nun ölmeden önce konuşmak istediği gazeteci Uğur: Uğur Mumcu
Cerrahpaşalı kardeşler: Karagümrük Çetesi Nuri ve Vedat Ergin kardeşler
Barış Bulmaz: Savaş Buldan ( Hakkarili silah kaçakçısı 10 Haziran 1994 de suikast sonucu öldürüldü )
Önder Zülfü Koşal: Ömer Lütfü Topal (Kumarhaneler kralı 28 Temmuz 1996 da suikast sonucu öldürüldü)
Behiç Türkcan : Behced Cantürk (Liceli uyuşturucu kaçakçısı 15 Ocak 1994 de suikast sonucu öldürüldü)
Avukat Elif Eylül : Şeyda Yıldırım
Süleyman Çakırı Sorgulayan Savcılar: Öldürülen Başsavcı: Cengiz Engin ( İtalya’da ki gibi bir temiz eller operasyonu başlattılar Alaaddin Çakıçı Sedat Emin Bucak’ı sorguladılar
Diğer Savcı: Engin Baltacı
Şahin Ağa: İbrahim Şahin Özel Harekat Daire Başkanı
Doğu Bey: Mehmet Fuat Doğu ( 31 Mayıs 2004 de vefat etti)
Mito: Miktad Alpay
Abbas Ustaoğlu (Aslan Akbey): Öldürülmesine bakarsak Hiram Abbas suikastı gibi Hiram Abbas’da görgü tanıklarına göre evinden çıkınca belediye işçileri tarafından 26 Eylül 1990 öldürüldü Başında olduğu teşkilat kgt JİTEM gibi bağımsız olması nedeniyle Cem Ersever de olabilir 24 Ekim 1993 de kayboldu 4 Kasım 1993 de cesedi bulundu Cem Ersever’in lakabına Testere denir
Polat Alemdar: Abdullah Çatlı’nın faaliyetlerini işliyor ama tam olarak gerçek bir karakter değil dizi için yaratılmış bir karakter
Abdülhey Çoban : Mahmut Yıldırım(Yeşil) Mahmut Yıldırım’da Abdulhey’in Aslan Beyin not defterini ararken söylediği gibi aşiretler içerisinde görev yapmıştı en son Van Tatvan Mit Bölge Müdürlüğü yaptı
Pala : Korkut Eken
Polat Alemdar Palayı sorgularken adı geçen Apo ya kaç haberini uçuran devlet görevlisi : Çevik Bir
Aslan Akbey’in sorguladığı Amerika’ya bilgi satan devlet görevlisi: bunu yazacaktım ama başım kesin belaya girer bu görevli ve Çevik Bir hakkında bir kitap yazıldı ve toplandı hatırlarsanız bu görevlini adı da geçiyor
Mehmet Karahanlı’ya Suikast girişimini buluna Feraye : Özdemir Sabanacı Suikastındaki Fehriye Erdal
Laz Ziya : Dündar Kılıç ( 1 Ağustos 1999 da kalp krizi sonucu öldü )
Laz Ziya’nın Yardımcısı Orhan : Tarık Ümit
Hüsrev Ağa: Abuzer Uğurlu
Hüsver Ağa’nın Yardımcısı Şeyhmuz : Nejat Daş (25 Aralık 1992 de suikast sonucu öldürüldü)Yakalanan gemiler Dizideki Nasibim -1 gerçekte Kısmetim-1 Şanslı-S gerçekte Lucky-S gemilerinin sahipleri Nejat Daş olarak gözüküyor ama arkasında Türk Escobarları Hüseyin Baybaşin, Urfi Çetinkaya,Hurşit Han,Sami Yıldırım,Abuzer Uğurlu,Sami Yıldırım,Mehmet Kasar olduğu söyleniyor
İbrahim Ahıskalı: Şarık Tara
Tilki Andrei: Sarı Avni'nin lideri olduğu Pizza Connection uyuşturucu şebekesinde adı geçti CHP İçel Milletvekili Fikri Sağlar'ın sorgu önergesinde Andrei TykinTürkiye'de olduğunu ve Hüseyin Sümbül'e ait bir cep telefonu kullandığını ve Hüseyin Sümbül'ün de Antalya Kemer Beldibi'in de otel kiraladığı ve otelin sahibinin Tansu Çiller'in eşi Özer Çiller'e ait olduğunu açıkladı.Andrei Tykin'in 33 yaşında ve bütün doğu blok ülkelerinde Çakal Carlos'un görevlerini üstlenmiş durumda
Kirkor Terzioğlu (Testerenin anlaşma yaptığı kuyumcu. Polat bu adamın parmağını kesip testereye göndermişti.): Hayam Garipoğlu
Kürt Bedo: Kürt İdris
Kılıç : Nihat Akgün (25 Kasım 1999 da suikast sonucu öldürüldü)
Testere Nemci : Yaşar Avni Musullulu (Sarı Avni)
Nizamettin Güvenç : Aydoğan Semizer
Tuncay Mataracı: Tuncay Kantarcı
İplikçi Nedim: Nesim Maliki ( 28 Ağustos 1995 de suikast sonucu öldürüldü)
Samuel Vanunu : Üzeyir Garih ( 25 Aralık 2001 de suikast sonucu öldürüldü)
Halo: Halil Havar, dizide Halo polis helikopteri ile cezaevinden kaçırıldı gerçekte ise Halil Havar Hollanda dan cezaevinden İtalyan mafyası cia helikopteri ile kaçırdı
Tombalacı Mehmet : Ali Fevzi Bir dizide Önder Zülfü Koşal ölünce bütün kumarhanelere o Tombalacı Mehmet sahiplendi gerçekte Ömer Tüftü Topal ölünce bütün kumarhanelerine ortağı Ali Fevzi bir sahiplendi
Kirve : Sedat Emin Bucak
Mehmet Karahanlı: Birçok karakter işleniyor Tuncay Özilhan bir açıklamasında Türkiye totaliter rejimden yana olamaz dedi aynısı dizide işlendi Aydın Doğan.”kaybolan silahlar kadek te olabilir açıklamasında yer aldı Rahmi Koç’un KKTC de ki paylaşılamayan Karpaz hakında yorumları aynen işlendi Selahattin Beyazıt, Muharrem Kayhan,Mehemet Emin Karamehmet.... Ama en gerçekçi olan Mehmet Ağar
Mehmet Karahanlı’nın gittiği Loca: İstanbul Merkezli Masonik Büyük Kulüp
Mağbet te olan Ankara'dan gelen üye: Mesut Yılmaz yada İsmail Cem
Mağbet te olan Büyükada'dan gelen üye : Altemur Kılıç kim olduğu daha tam bilinmiyor Büyükada da doğmuş ve halen orada yaşıyor Türkiye Yahudilerinin gazetesi Şalom'un da sahibi Alman Hükümeti tarafından Grosse Verdient Kreuz,İngiltere Kraliyet ailesi de Commander of the Victorian Order nişanları verilmiş 13 yıl Amerika da yaşamış
manifesto 14.03.2006, 17:15 Bu sebatayistlerin 1967’ye kadar sadakati bizeydi, bu topraklaraydı. 1967’de, İsrail, Arapları hezimete uğratınca anladılar ki, İsrail yaşayacak. Bugün İsrail’i düşünenler, İsrail’e hizmet edenler aramızdadır. Bir de şunu söylüyorum, bütün köşe başlarını tutmuşlar. Bugün eğlence sanayiine, televizyon sanayiine, reklam sanayiine İbrani olmayan giremez; bunu açıkça söylüyorum
Hanımefendi, bu yolla Türklüğü ibra ediyorum. Ermeni Tehciri veya 6/7 Eylül türü kıyamlarda, Türklerin seyirci olduklarını ve bunun aslında bir “Yahudi-Hıristiyan Savaşı” olduğunu gösterebiliyorum. Yeni gördüm, artık dış değerlendirmelerde yerini alıyor, “some Turkish historians” yollu başlıyorlar
kız kardeş iki İspanyol şarkıcı gelmişti, İstanbul’da iki gün kaldılar ve “Türkler, biz İspanyollara benziyor” deyip gittiler. Doğrudur, spikerleri, şarkıcıları mankenleri gördüler; bilimsel konuşmak istiyorum, çok büyük çoğunluğu, sefarad’tırlar. “Sefarad”, İbrani’de İspanyol demektir. Artık, renkli gözlü, uzun yüzlü, çoğu esmerimsi olmayan spiker kalmadı, sefarad’tırlar
Bugün İsrail’i düşünenler, İsrail’e hizmet edenler aramızdadır. Bir de şunu söylüyorum, bütün köşe başlarını tutmuşlar. Bugün eğlence sanayiine, televizyon sanayiine, reklam sanayiine İbrani olmayan giremez; bunu açıkça söylüyorum. Eğer Tarkan’dan şarkıcı olursa, benden de Marilyn Monroe olur. Soy adı “Tevet” olup, İbrani’da bir ay ve Tanrı adıdır. Araplara karşı savaşta kullanılan bir tankın adı da, Tevet’tir. Amcası Tevetoğlu, Amerika ve Suudi Arabistan için çok çalışmıştır. Bunlar var, ama sesi yok; playback olmadan bir buçuk dakika ses çıkardığı bile tartışmalıdır, açık hava konserlerini dahi playback yapıyor. Bugünkü teknoloji ile ve playback konser olursa, beni de yıldız bir şarkıcı yapabilirsiniz...
Kim kimi kandırıyor; sokak adaleti var. Buna TÜSİAD adaleti diyoruz. Bir, Orhan Pamuk hakkında dava açıldı. TÜSİAD medyası ve borazanları çalıştı ve davayı düşürdüler.
İki, Rektör Yücel Aşkın, nahak yere hapse atıldı, tutuklama tedbirdi. Deliller toplandı, ifadesini verdi, yine tahliye etmediler. TÜSİAD, “bırakın, çıksın” dedi, çıktı.
Üç, Mehmet Ali Ağca, tahliye oldu, görülmemiş bir histeri yaşadık. “Hapse hapse” deyu ayinler yaptılar ve tekrar hapse attılar. TÜSİAD adaleti işliyorsa, demokrasi yoktur. Olmayan davaların peşinde koşmuyorum.
(Tüsiad Üyelerinin Ekserisi Sebatayist dir)
bana polat nedense hep Erol Evcili anımsatır bir his ama pek tutarlı da gözükmüyor. :D
kurtlar vadisi bay pipodan alıntılar yapmışş.
manifestonun yazdıklarına gelince bu bunların sadakati çıkarlarına geldiği için
bu topraklardaydı .zaten amerikada bunu istiyordu ilşkileri en iyi kontrol altında tutulacak yer türkiye idi.bunu bildiğiniz gibi amerika cıa ve mossad bağlantılarıyla çok güzel kontrol ediyordu.onlar hiç bir zaman büyük israil düşüncesinden vaz geçmediler ne dün nede bugün
manifesto 14.03.2006, 17:38 zozan zaten aynı fikirdeyiz, irail savaşından sonra artık fikirleri doğrultusunda somut ve hem içerde hem dışarda eylem yapma imkanına kavuştular.
İrsaili tanıyan ilk devletlerden biridir türkiye elbette bu tesadüfi değildir.
zaten en son HAMAS ziyaretinde basınımızdaki Yahudi etkisini hep birlikde gördük.Abdullah gül olayı çok güzel ifade etti."basındaki yabancı süspansiyonuna dikkat çekti"
Türkiyede Alevi-Sünni, Türk-Kürt Laik-Dinci Milliyetçi-Kominist adı altındaki bütün gerginliklerin kaynağında SEBATAYCILAR vardır.
İleride daha da ayrıntılı yazılar yazıcam inşallah.
hasan cicek 28.03.2006, 20:53 Yahudiler Nedemistiler.Hz Isa.ya?Imdi baskäihinler ve ferisiler(Dinadamlari) bir meclis toplayip dediler:Ne yapiyoruz? cünkü bu adam bir cok alämetler yapiyor böylece onu birakirsak herkes ona iman edecek.Romalilar da gelip hem yerimzi hemde milletimizi kaldiracaklar.Yuhanna.11:47.48.)ve Yahudiler Isaya inanmadilar sonunda Isa.yi ölüme mahküm etmek zorunda kaldilar.Allaht a Yahudileri terketi yahudilerin sonu fecyile sonuclandi.
Hosca kalin .Hasan cicek
manifesto 25.04.2006, 23:57 Prof. Ilber Ortayli, Selanik sehrinin, cemaatin baslica yerlesme
yeri oldugunu, Osmanli Imparatorlugu’nun son döneminde özellikle egitime
önem verdiklerini belirtiyor.Sabatayci gençleri egitmeyi amaçlayan bu
okullar, nihayet kurucularinin da ideoloji ve dünya görüsü degisikligi
geçirmesine sebep oldu. Artik bütün Osmanlilari, bilhassa Müslüman Türk
çocuklari egitmekten memnun oluyorlardi. Nitekim çocuk Mustafa Kemal
(Atatürk) modern egitim veren böyle bir ilkokula giden Müslüman
Türklerdendir. Kendisinin anlattıgına göre annesi geleneksel bir Kur’an
okuluna, babası Ali Rıza Efendi ise Semsi Efendi’nin kurdugu bir okula
gitmesini istemisti. Semsi Efendi Sabatay’cidir. Kapanî grubundan oldugu
söyleniyor. Fakat Karakas grubu ile isbirligi yapiyor ve egitimle bu rakip
iki dönme grubunun birligini saglamak istiyormus. (Ilber Ortayli, Alevi
Kimligi, S.120).Sabataycilarin özellikle Mevlevi tarikati çatisialtinda
örgütlenmeleri de dikkat çekici. Laiklik ve Ittihadçiligin öncüleri
Sabatayci Selanik’li Sabataycilarin bilinen tek yayini olan Gonca-i
Edep'dır. Özellikle Mevlevi, Melami ve Bektasi tekkelerinde 19. yy’dan
itibaren seyh, mürsid, dede, dedebaba gibi en üst makamlara kadar
ulastiklarini görüyoruz. Sabatayci seyh ve müritler Sevi müslüman olduktan
sonra baglilarina müslümanlarin görünürdeki adet ve geleneklerine riayet
etmelerini ögütlemistir. Bu da onlarin kendilerini en rahat ifade
edebilecekleri çesitli tarikatlarin dergah, hanekah, tekke ve zaviye gibi
mekanlara ragbet etmelerine yol açmis. Merkezi Selanik olan bu cemaatin
Selanik’teki özellikle Mevlevi ve Bektasi dergahlarinda yogunlastiklarini
görüyoruz...Türk matbuatinin önemli simasi, Vatan gazetesi sahibi Ahmed Emin
(Yalman) da Sabatayci idi .Ilgaz Zorlu, Sabatayci cemaatlerin Islam
mutasavviflariyla iliskilerinin özellikle Istanbul, Izmir ve Selanik’te
yogunlastigini belirtiyor. (Bkz. Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, S.40-41)
Istanbul’de Yenikapi Mevlevihanesi, Kasimpasa Mevlevihanesi, Aziz Mahmud
Hüdai’nin Üsküdar’daki dergahi Sabataycilarin etkin oldugu dergahlar olarak
dikkat çekmektedir. Şu anda Amerika’da yasayan müflis isadami Halil
Bezmen’in dedesi Esad Efendi 1920’lerde Kasimpasa Mevlevihanesi’nin
seyhidir. Ankara Bektasi Dergahi’nin su andaki Dedebaba’si yani seyhi de
Sabatayci. Yine Dedebabalardan Bedri Noyan da Yahudi dönmesi. Kardesi Engin
Noyan da bir tv’de program yapimci ve sunucusu.Sabataycilar ve Masonlar
Osmanli döneminde etkin konumdaki masonlarin arasinda Sabataycilarin önemli
bir yekün tutmasi da dikkat çekmektedir. Osmanli topraklari içindeki ilk
mason locasinin Selanik’te kurulmasi tesadüf olmasa gerek. Avrupa’daki
gelismeleri yakindan takip etme imkanina sahip Sabataycilar bu alandaki
gelismelere de öncülük etmisler.Günümüz mason localarinda da Sabatayci çok
ünlü kisilerin varligi devam etmektedir. Su anda Hür ve Kabul Edilmis
Masonlar Büyük Locasi’nin Büyük Üstadi Sahir Talat Akev de Sabatayci. Mimar
Sinan Locasi’nin eski üstadi muhteremi Resat Atabek, yine üstadi azamlardan
Cumhur Ferman da Sabataycilardan. Resat Atabek’in Masonluk Üzerine adli
kapsamli eseri Masonluk hakkinda önemli bilgiler ihtiva ediyor. Sabatayci
ünlü gazeteci Ahmed Emin Yalman’in ve Cavid Bey’in ayni zamanda Mason da
olduklarini Loca’nin disa açilirken açikladigi isimlerden ögreniyoruz.
Bilindigi gibi Susurluk skandali ile ortaya çikan iliskilerde bu
silahlarin kayip oldugu iddia edildi. Kayip silahlar Susurluk Çetesi olarak
nitelenen ekip tarafindan kullanilmisti. Bu silahlari teslim alan kisi ise
Ertaç Tinar. Yalçin Küçük, Tinar’in Sabatayci oldugunu belirtiyor ve
Mossad’in dönmelerle is tutmasinin tehlikesine dikkat çekiyor. (Y. Küçük,
Nasil Görüyorum-3, Aydinlik, 14 Mart 1999)
|
|