ENDERCE
20.10.2005, 17:16
ÇALIŞ ÇALIŞ ...!
Çalış Çalış … !
Geçenlerde Atatürk caddesinde yürürken emekli maaşı kuyruğunda bekleyen,sıcağın altında canından bezmiş,yaşlı insanlar gözeme ilişti ve koskoca bir ömrüne verdikleri iş hayatının sonucunda üç kuruş emekli maaşlarını almak için sıcağın altında çilekeş bir vaziyette ayakta beklemeleri,yazık tabi ki hak ettikleri bu olmamalıydı
.
Kendi ailemden bilirim benim babamda emekli bir işçiydi ,Türkiye’nin tek çinko fabrikası olan ve yanlış özelleştirme politikaları çerçevesinde heba edilen ÇİN-KUR fabrikasında eritme döküm operatörü olarak çalıştı yıllarca ta ki emekli olana kadar Peki geriye ne kaldı,ne aldı maaş olarak; 450 milyon lira maaş ve 53 yaşına gelmiş alnına işlemiş derin çizgili yıpranmış bir beden.Ya bu günün gençleri bizler iş hayatımızın sonunda çok farklı bir manzarayla mı karşılaşacağız? yarınlarda. Kaldı ki devletin verdiği emekliye 450 milyonluk maaş devlet istatistik enstitüsüne (D.İ.E) ve Türk-İş’in raporlarındaki ortak yorumda,açlık sınırının da altında bir Türkiye gerçeği karşımıza çıkmaktadır.
Bu yıl yoksulluk sınırı 4 kişilik bir aile için 1 milyar 600 milyon civarında,nerde emekliler 1 milyarını bırakın 600 milyonuna bile razılar.Dünya Bankası Türkiye de emekli maaşlarının vergilendirilmesini ve emekli yaşının yükseltilmesini istemişti,hatırlayanlar vardır mezarda emeklilik yasa tasarısı olarak gündeme de gelmişti.İnsanca yaşama hakkının çok altında,üç kuruş diyebileceğimiz maaşlarını alabilmek için kışın yağmurda çamurda,yazın canından bezdirici sıcak güneşin altında bekleyen emekçilerden söz ediyorum.Bir ara bu sıkıntıları devletin azaltmak için postayla maaş dağıtma hizmeti oldu ama manzara aynı değişen bir şey yok.Medyayı biraz takip edenler hatırlayabilir;gazetelerde,televizyonlarda ara ara şöyle haberler yer almazmıydı“İbrahim dede maaş kuyruğunda öldü,Mahmut amca maaş kuyruğunda can verdi emekli maşını alırken” Ben hep derim alışık-gülüşük-çelişik-trajik hallerimizidir bütün bunlar dünya milletleri içerisinde de bize özeldir,isim ve adresler değişmiştir bu ölümlerde ancak sorun hep aynıdır sadece bu aralar ölüm olmadığı için gündemde değil.
Ben şahsen bayılanları gördüm,yaşlı eşiyle kuyrukta bekleyen emekçi amcayı eşi suyla yüzünü ovuşturup kalk gidelim GEREK YOK!dediği daha dün gibi kulağımda,teyzenin gerek yok dediği devlet babanın yılların çalışmışlığının karşılığında insanca yaşamaları(insanca yaşanabilirse tabi)için kendilerine verilen maaş.Öyle ya gereği yok,yeter ki bitsin bu çile,ızdırap,işkence,belki bakkala,mağazaya borçları birikmiştir,erkenden gidip maaşı almak gerekir ama gereği yok.Kaldı ki zaten emekli olmadan önceki hayatlarında da zaten çok farklı bir durum yaşamamıştır emekliler.Yine kendi ailemden bilirim Türkiye’nin tek çinko fabrikası olan Çin-kur da babam çalışırken sendikanın almış olduğu grev kararıyla zor ve sıkıntılı günler geçirmiştik,hem .de ne zor günler.Bakkala borç yazdıran,kabarık bir veresiye defteriyle bakkaldan aldığımız sıcak ekmeği,koşarak soğumasın diye eve yetiştirmeye çalışır arasına yağ sürüp yerdik,tam üç ay boyunca zor bir dönemeçten geçmiştik aile olarak.
İnsan haklarına saldırmanın bin bir yolu vardır,bir ayı bile çoğu zaman zor çıkartan 3 aylık yada aylık maaşı için insanları bayıltıncaya kadar ,canından bezdirinceye,öldürünceye kadar kuyruklarda bekletmek,onların hakkını ihlal etmenin ta kendisi değimli ?sorarım size.İnsan hakkını ihlal etmek için her zaman falakaya yatırmak,elektrik vermek kaba dayak atmak gerekmiyor bu çile bu ızdırap işkence değil mi? Siz emeklilik yaşını yükseltiyorsunuz ama önce yaşam standartlarını yükseltmeniz gerekmiyor mu?Yeni”siz güzel bir saç modeli beğeniyorsunuz ama yüzünüze gidip gitmeyeceğini tipinize uyup uymayacağı göz ardı ediyorsunuz” koşulların uygunluğu olmalı.
Bizim ülkemizde ortala yaşam süresi 65 civarında peki geriye ne kaldı yaşamak için(erkeklerde 65,kadınlarda 55 ön görülen emeklilik yaşı),model aldığınız.Avrupa ülkelerinde kadınlarda 81,erkeklerde ise 75 yıla dayanan bir ortalama yaşam süresi var.Bu sayı Japonya da ortalama 81,İsviçre de 82,Yunanistan da 79 olarak tespit edilmiş durumda.Talibi olduğumuz Avrupa Birliği ülkelerinin standartlarının altında bir yaşam,2004 yılındayız ortala yaşam süresi 65 olarak esas alındığına göre,35-40 sene sonra 2039 yılında güya yakalayacağız,bence 35-40 sene sonra bile Avrupa ülkelerinin gerisinde ve az yaşıyor olacağız,tabi terside olmazsa.
Brezilyada bir maden işçisi ,vücuduna bağladığı dinamitlerle Meclis binasında kendini üzerindeki dinamitleri patlatarak intihar etmişti.Ve geriye şöyle bir mektup bırakmıştı“Yaşam boyu çalış,çalış,çalıştım ve aldığım parayla geçinemiyorum ve derdimi kimseye duyuramadım”,Bende buradan bu ülkenin Siyasetçilerine,Vekillerine,Bakanına,Başbakanına sesleniyorum ve duyuruyorum.Ramazanda fakir sofrasında iftar açmakla,pazarda alışverişe çıkıp karpuz almakla,bayramda konutunuzun önündeki çocuklara yeşil yirmilik dağıtmakla olmuyor.Hele mezara kadar Çalış,Çalış hiç olmuyor ...
ENDER CAN KAYIHAN
Gazateci-Yazar
TÜRKİYE-Mersin
Em@il: gazeteci_ender@hotmail.com
Çalış Çalış … !
Geçenlerde Atatürk caddesinde yürürken emekli maaşı kuyruğunda bekleyen,sıcağın altında canından bezmiş,yaşlı insanlar gözeme ilişti ve koskoca bir ömrüne verdikleri iş hayatının sonucunda üç kuruş emekli maaşlarını almak için sıcağın altında çilekeş bir vaziyette ayakta beklemeleri,yazık tabi ki hak ettikleri bu olmamalıydı
.
Kendi ailemden bilirim benim babamda emekli bir işçiydi ,Türkiye’nin tek çinko fabrikası olan ve yanlış özelleştirme politikaları çerçevesinde heba edilen ÇİN-KUR fabrikasında eritme döküm operatörü olarak çalıştı yıllarca ta ki emekli olana kadar Peki geriye ne kaldı,ne aldı maaş olarak; 450 milyon lira maaş ve 53 yaşına gelmiş alnına işlemiş derin çizgili yıpranmış bir beden.Ya bu günün gençleri bizler iş hayatımızın sonunda çok farklı bir manzarayla mı karşılaşacağız? yarınlarda. Kaldı ki devletin verdiği emekliye 450 milyonluk maaş devlet istatistik enstitüsüne (D.İ.E) ve Türk-İş’in raporlarındaki ortak yorumda,açlık sınırının da altında bir Türkiye gerçeği karşımıza çıkmaktadır.
Bu yıl yoksulluk sınırı 4 kişilik bir aile için 1 milyar 600 milyon civarında,nerde emekliler 1 milyarını bırakın 600 milyonuna bile razılar.Dünya Bankası Türkiye de emekli maaşlarının vergilendirilmesini ve emekli yaşının yükseltilmesini istemişti,hatırlayanlar vardır mezarda emeklilik yasa tasarısı olarak gündeme de gelmişti.İnsanca yaşama hakkının çok altında,üç kuruş diyebileceğimiz maaşlarını alabilmek için kışın yağmurda çamurda,yazın canından bezdirici sıcak güneşin altında bekleyen emekçilerden söz ediyorum.Bir ara bu sıkıntıları devletin azaltmak için postayla maaş dağıtma hizmeti oldu ama manzara aynı değişen bir şey yok.Medyayı biraz takip edenler hatırlayabilir;gazetelerde,televizyonlarda ara ara şöyle haberler yer almazmıydı“İbrahim dede maaş kuyruğunda öldü,Mahmut amca maaş kuyruğunda can verdi emekli maşını alırken” Ben hep derim alışık-gülüşük-çelişik-trajik hallerimizidir bütün bunlar dünya milletleri içerisinde de bize özeldir,isim ve adresler değişmiştir bu ölümlerde ancak sorun hep aynıdır sadece bu aralar ölüm olmadığı için gündemde değil.
Ben şahsen bayılanları gördüm,yaşlı eşiyle kuyrukta bekleyen emekçi amcayı eşi suyla yüzünü ovuşturup kalk gidelim GEREK YOK!dediği daha dün gibi kulağımda,teyzenin gerek yok dediği devlet babanın yılların çalışmışlığının karşılığında insanca yaşamaları(insanca yaşanabilirse tabi)için kendilerine verilen maaş.Öyle ya gereği yok,yeter ki bitsin bu çile,ızdırap,işkence,belki bakkala,mağazaya borçları birikmiştir,erkenden gidip maaşı almak gerekir ama gereği yok.Kaldı ki zaten emekli olmadan önceki hayatlarında da zaten çok farklı bir durum yaşamamıştır emekliler.Yine kendi ailemden bilirim Türkiye’nin tek çinko fabrikası olan Çin-kur da babam çalışırken sendikanın almış olduğu grev kararıyla zor ve sıkıntılı günler geçirmiştik,hem .de ne zor günler.Bakkala borç yazdıran,kabarık bir veresiye defteriyle bakkaldan aldığımız sıcak ekmeği,koşarak soğumasın diye eve yetiştirmeye çalışır arasına yağ sürüp yerdik,tam üç ay boyunca zor bir dönemeçten geçmiştik aile olarak.
İnsan haklarına saldırmanın bin bir yolu vardır,bir ayı bile çoğu zaman zor çıkartan 3 aylık yada aylık maaşı için insanları bayıltıncaya kadar ,canından bezdirinceye,öldürünceye kadar kuyruklarda bekletmek,onların hakkını ihlal etmenin ta kendisi değimli ?sorarım size.İnsan hakkını ihlal etmek için her zaman falakaya yatırmak,elektrik vermek kaba dayak atmak gerekmiyor bu çile bu ızdırap işkence değil mi? Siz emeklilik yaşını yükseltiyorsunuz ama önce yaşam standartlarını yükseltmeniz gerekmiyor mu?Yeni”siz güzel bir saç modeli beğeniyorsunuz ama yüzünüze gidip gitmeyeceğini tipinize uyup uymayacağı göz ardı ediyorsunuz” koşulların uygunluğu olmalı.
Bizim ülkemizde ortala yaşam süresi 65 civarında peki geriye ne kaldı yaşamak için(erkeklerde 65,kadınlarda 55 ön görülen emeklilik yaşı),model aldığınız.Avrupa ülkelerinde kadınlarda 81,erkeklerde ise 75 yıla dayanan bir ortalama yaşam süresi var.Bu sayı Japonya da ortalama 81,İsviçre de 82,Yunanistan da 79 olarak tespit edilmiş durumda.Talibi olduğumuz Avrupa Birliği ülkelerinin standartlarının altında bir yaşam,2004 yılındayız ortala yaşam süresi 65 olarak esas alındığına göre,35-40 sene sonra 2039 yılında güya yakalayacağız,bence 35-40 sene sonra bile Avrupa ülkelerinin gerisinde ve az yaşıyor olacağız,tabi terside olmazsa.
Brezilyada bir maden işçisi ,vücuduna bağladığı dinamitlerle Meclis binasında kendini üzerindeki dinamitleri patlatarak intihar etmişti.Ve geriye şöyle bir mektup bırakmıştı“Yaşam boyu çalış,çalış,çalıştım ve aldığım parayla geçinemiyorum ve derdimi kimseye duyuramadım”,Bende buradan bu ülkenin Siyasetçilerine,Vekillerine,Bakanına,Başbakanına sesleniyorum ve duyuruyorum.Ramazanda fakir sofrasında iftar açmakla,pazarda alışverişe çıkıp karpuz almakla,bayramda konutunuzun önündeki çocuklara yeşil yirmilik dağıtmakla olmuyor.Hele mezara kadar Çalış,Çalış hiç olmuyor ...
ENDER CAN KAYIHAN
Gazateci-Yazar
TÜRKİYE-Mersin
Em@il: gazeteci_ender@hotmail.com