Orijinalini görmek için tıklayınız : Sahabenin Güvenirliği!...


A-L-E-V-İ
24.10.2005, 23:47
Sahabe(i) kavramı mezhepler arası göreceli olarak değerlendirilen bir kavramdır..sünni akaid uyarınca..
Hz.peygamberin etrafındakiler ve onu görenler(bir defa görse bile) olarak tanımlanmasın arağmen Şia "Gerçek "Sahabe diyerek bu sıfatı daha dar bir çerçevede özel şartlara sahip kişiler için kullanır ..
Hz.Peygamberden sonra ashabı arasındaki bölünmeler,birbirini takfir etme..Muaviye,Mervan gibi şahısların bid'atları sahabe kavramının sadece "görmek"le kazanılamayacağını da ortaya koyar...
tabi ilk tanımın doğru olamayacağını da..

keza bir kısım sahabi!! nin islamı terkedip sonradan eski dinlerine dönmesi
de nu kavramın tanımlanması bağlamında önemlidir..
...
Bir çok devride Peygamberlerin yakınında aynı görüşü paylaşan taraftarları/yoldaşları olmuştur..
Sadece bunların varlığı değildir miras kalan, bunların nerdeyse hata yapmaz bir pozisyona sokulması da bir çeşit mirastır..
Hz.İsanın havarileri şahsında ...
Benimse..burada inceleyeceğim bir HADİS!!?? çerçevesinde yola çıkarak SAHABENİN GÖKTEKİ YILDIZLAR!..pozisyonu ve bunun yine KÜTÜB-İ SİTTE AKTARIMLARIYLA ele alınarak onların hataları ve Gökteki yıldızlar !!! tanımlamasının gerçekliğinin sorgulanmasıdır...




SAHABENIN GÜVENIRLIGI:(Hangisine sarilirsaniz sarilin kurtulursunuz!)

Ashabim yildizlar gibidir, hangisine uyarsaniz hidayeti bulursunuz.
Rezin tahriç etmistir. ( Ibnu Abdi'l-Berr, Câmi'u'l-Ilm'de kaydetmistir (2, 91).




Cabir anlatiyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
Beni GÖREN veya BENI GÖRENI GÖREN bir müslümana ates degmeyecektir.
Tirmizi, Menakib (3857).


ŞİMDİ..BU HADİSLERLE!!! ÇELİŞEN ve onları ÇÜRÜTEN KÜTÜB-İ SİTTE AKTARIMLARINI GÖZLER ÖNÜNE seriyorum...




1-Yine Abdullah Ibnu Amr Ibni'l-Âs anlatiyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in agirliklarinin basini bekleyen Kerkere denen bir zât vardi, derken vefat etti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
O cehennemdedir! buyurdu. Bu söz üzerine adami görmeye gittiler. üzerinde, ganimetten çalinmis bir aba buldular.
Buhârî, Cihâd 190; Ibnu Mâce, Cihâd 34, (2849).

Yorum:
Bu aktarım aynı zamanda "BENİ GÖREN veya BENİ GÖRENİ GÖREN bir müslümana ateş değmeyecektir" ifadesiylede ÇELİŞMEKTEDİR..
şöyleki:
Kerkere Hz.muhammed(S.A.A) ın ağırlıklarını beklediğine göre hizmetini görüyor demektir yani Peygambere yakın birisi (çevresinde olduğunu kastediyorum)
Hz.peygamberi GÖRMÜŞ olduğuda kesindir..Ama müslümn olmasına rağmen hırsızlık yaptığı için CEHENNEMDEDİR..yani.peygamberi GÖRMÜŞ olmak onu kurtaramamıştır...




2- Zeyd Ibnu Halid anlatiyor: Hayber Savasi sirasinda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in ashâbindan biri öldürülmüstü. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a haber verildi.
Arkadasiniz üzerine namaz kilniz! dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözü üzerine, halkin çehresi degismis, (bir sogukluk çökmüstü). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) açikladi:
Arkadasimiz Allah için cihâd sirasinda ganimetten çalmisti !
Bunun üzerine, maktülün esyasini karistirdik. Yahudilere ait boncuk kolyelerden iki dirhem bile etmeyen bir kolyeyi çalmis oldugunu gördük.
Muvatta, Cihâd 23, (2, 458); Ebu Dâvud, Cihâd 143, (2710), Nesâî, Cenâiz 66, (4, 64); Ibnu Mâce, Cihad 34, (2848).

YORUM:
Evet...Bununda BENİ GÖRENE ATEŞ DEĞMEYECEKTİR. sözüyle ÇELİTİĞİ aşikardır..
Burda ölen kişinin ASHAPTAN olduğu bilgiside verilmiş..

3- Yahya Ibnu Sa'îd anlatiyor: Bir adam gelerek Ebu Musa ya söyle bir soru sordu:
Ben hanimimin memesinden bir miktar süt emdim ve bu mideme kadar ulasti. (Hanim bana haram mi oldu?) Ebu Musa:
Ben haniminin sana haram olmasindan baska bir sey görmüyorum! dedi. Ibnu Mes'ud da vardi. Araya girip: Adama verdigin fetvaya bak! dedi. O da:
Pekiyi, sen ne diyorsun? dedi. Ibnu Mes'ud:
Iki yas içerisinde olan emme için haram vardir! buyurdu. Bunun üzerine Ebu Musa:
Su âlim, aranizda oldugu müddetçe bana bir sey sormayin! dedi.
Muvatta, Radâ' 14, (2, 607); Ebu Dâvud, Nikâh 213, (2059, 2060).

Yorum:
"HANGİSİNE UYARSANIZ KURTULURSUNUZ"...ifadesi bir yanda..Düşüncelerinde ki farklılıklar..ve İlimdeki FARKLILIKLARI ..."HANGİSİNE..." ifadesini havada bırakıyor...




4-Vebre Ibnu Abdirrahmân anlatiyor: Bir adam, Ibnu Ömer 'e:
Vakfe yerine gelmezden önce Beytullah'i tavaf etmem uygun olur mu? diye sordu. Ibnu Ömer cevâben:
Evet! deyince, adam:
Ama Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ): Vakfe yapmadan Beytulah'i tavaf etme dedi! der.

Ibnu Ömer de:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hacc yapti. O zaman, vakfe yapmadan Beytullah'i tavaf etti. Ve dahi, sayet sözünde sâdik isen, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözüyle amel mi daha dogrudur, Ibnu Abbas'in kavliyle amel mi? der.
Müslim, Hacc,187, (1233); Nesâz, Hacc 141, (5,224).




5 - Hüzeyl Ibnu Surahbil anlatiyor: Ebu Musa ya Ölenin bir kiziyla kizkardesinin oglu ve (ana-baba bir) kizkardesinin miras payindan soruldu. Dedi ki:
Kiz için yari, (anne-baba bir) kizkardes için de yari. (Ibni Mes'ud'a gidin, ondan da sorun. O da benim söyledigime muvafakat edecektir!) (Ebu Musa, fetvasinda oglan kardesin kizina mirastan pay vermemisti.) Bunun üzerine dogru Ibnu Mes'ud'a sorulmaya gidildi ve Ebu Musa'nin söyledigi de kendisine haber verildi. Ibnu Mes'ud dedi ki: (Eger ben onun fetvasina uyarsam) dalalete düsmüs olurum ve hidayetten ayrilanlara katilirim!
Sonra ilave etti: Onlar hakkinda, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'in verdigi hükümle hükmedecegim: Kiz için yari, ogulun kizi için, -üçte ikiyi tamamlamak üzere- altida bir, geri kalan da kizkardes içiindir!
Ebu Musa'ya Ibnu Mes'ud'un sözü haber verildi. Bunun üzerine:
Bu derin alim aranizda oldugu müddetçe (miskillerinizi) bana sormaya gelmeyin dedi.
Buhari, Feraiz 7, 12; Ebu Davud, Feraiz 4, (2890); Tirmizi, Feraiz 4, (2094).




6 - Ibnu'l-Müseyyeb anlatiyor: Ma'mer Ibnu Ebî Ma'mer -ki Ibnu Abdillah da denir ve Benu Adiyy Ibnu Ka'b'dan biridir- dedi ki: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) söyle buyurdular: Ihtikâr yapan hatakâr olmustur.
Said Ibnu'l-Müseyyeb'e: Ama sen de ihtikâr yapiyorsun dendi de: Bu hadisi rivayet eden Ma'mer de ihtikâr yapiyordu diye cevap verdi.
Müslim, Müsâkat 129, (1605); Ebu Dâvud, Büyü 49, (3447); Tirmizî, Büyü 40 (1267).




7 - Muaz anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in söyle söyledigini isittim: Ihtikâr yapan kisi ne kötüdür. Allah fiyatlari ucuzlatsa üzülür, pahalandirirsa sevinir.
Bu rivayet miskâtu'l-Mesâbih'de 2897 numarada Rezin'den olarak kaydedilmis, Beyhakî'nin Su'abu'l-Iman'indan alindigi belirtilmistir.




8 - Câbir anlatiyor: Muaz Ibnu Cebel Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'la birlikte namaz kilar, sonra gelir, kavmine imamlik yapardi. Bir gece Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'la birlikte yatsiyi kildi. Sonra kavmine geldi ve onlara imamlik yapti ve Bakara suresiyle kiraate basladi. Bir adam cemaatten ayrilarak selam verdi. Namazini tek basina kilarak çekip gitti. Adama:
Ey falan, nifak mi çikariyorsun? '' dediler. Adam:
Vallahi hayir, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'a gidip (Mu 'âz 'in yaptigini) haber verecegim '' dedi. Yanina varip:
Ey Allah 'in Resûlü, biz sulama devesi besleyen insanlariz. Gündüz çalisiriz. Muâz sizinle yatsiyi kildi. Sonra bize gelip Bakara sûresi ile namaz kildirmaya basladi '' dedi.
Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Mu'âz'a yönelerek:
Ey Mu'âz, sen fitneci misin? Vessemsi ve duhâhâ'yi, Vedduhâ'yi, Velleyli izâ yagsa'yi, Sebbeha's-me Rabbeke'l-a'lâ'yi oku buyurdu.
Buharî, Ezân 60, 63, 66, 74 ; Müslim, Salât 178, (465) ; Ebu Dâvud, Salât 127, (790,791, 793) ; Nesâî, Imâmet 39, 41 (2, 97-98) ; Iftitâh 63, 70, (2, 168, 172).

A-L-E-V-İ
24.10.2005, 23:54
9 - Hemmâm Ibnu'l-Hâris anlatiyor: Huzeyfe Medâin sehrinde yüksekçe bir yerde durarak cemaate imam olmustu. Ebu Mes 'ud kamîsinden tutarak onu çekti. Namazdan çikinca, Ebu Mes'ud:

Insanlarin bundan men edildiklerini bilmiyor musun? dedi. Öbürü:

Evet, ancak siz beni (gömlegimden tutup) çekince hatirladim!'' dedi.''

Ebu Dâvud, Salât 67, (597).



10- Ibnu Ömer (radiyallahu anh)'in anlattigina göre, Kendisi, sekizyüz dirheme bir köle satar ve satarken kusursuz oldugunu söyler. Ancak, satin alan kimse bilahere: Kölede bir hastalik var bana söylemedin der. Ihtilaf Osman bin affan'a götürülür. Adam: Kölede hastalik oldugu halde, haber vermeksizin bana satti der. Abdullah (radiyallahu anh): Ben onu 'kusursuz' olarak sattim der. Osman sattigi zaman kölede kusur oldugunu bilmedigine dair yemin etmesine hükmetti. Abdullah yemin etmekten imtina ederek,
köleyi geri aldi. Köle yaninda sihhate kavustu. Sonra onu yeniden satti ve bu sefer bin bes yüz dirhem aldi.

Muvatta, Büyü 4, (2, 613).



11 - Ibnu Abbas (radiyallahu anhümâ): Hiçbir peygamber ganimete ve millet malina hiyânet yarasmaz (Âl-i Imran, 161) ayeti, Bedir savasi sirasinda kaybolan kirmizi renkli bir kadife parçasi hakkinda nazil olmustu. Cemaatten bazisi Belki de Hz. Peygamber almistir demisti ki bunun üzerine yukaridaki âyet nazil oldu.

Ebu Dâvud, el-Huruf ve'l-Kirâat 1,(3971); Tirmizi, Tefsir, Âl-i Imrân (3012).




12- Enes anlatiyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) i hacc ve umre her ikisi için de (ihrama girip) telbiye çekerken isittim. Bekr Ibnu Abdillah el-Müzenî demis ki: Ben bunu Abdullah Ibnu Ömer 'e söyledim. Bana: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sadece hacc için telbiye getirdi diye cevap verdi.

Sonra tekrar Enes (radiyallahu anh)'le karsilastim ve Ibnu Ömer'in sözünü kendisine aktardim. Bana (kizarak):

Galiba bizi çocuk yerine koyuyorsunuz. Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'i: Umre ve hacc için lebbeyk! derken isittim dedi.

Buhârî, Taksîru s-Salât 5, Hacc 24, 25, 27,117,119, Cihâd 104,126; Müslim, Hacc 185,(1232); Ebu Dâvud, Hacc 24, (1795); Tirmizî, Hacc 11, (821); Nesâî, Hace 49, (5, 150);Ibnu Mâce, Hacc 38, (2968, 2969).



13- Vebre Ibnu Abdirrahmân anlatiyor: Bir adam, Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ)'e:

Vakfe yerine gelmezden önce Beytullah'i tavaf etmem uygun olur mu? diye sordu. Ibnu Ömer (radiyallahu anhümâ) cevâben:

Evet! deyince, adam:

Ama Ibnu Abbâs (radiyallahu anhümâ): Vakfe yapmadan Beytulah'i tavaf etme dedi! der. Ibnu Ömer de:

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hacc yapti. O zaman, vakfe yapmadan Beytullah'i tavaf etti. Ve dahi, sayet sözünde sâdik isen, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in sözüyle amel mi daha dogrudur, Ibnu Abbas'in kavliyle amel mi? der. Müslim, Hacc,187, (1233); Nesâz, Hacc 141, (5,224).



14- Ümmü 'd-Derda (radiyallahu anhâ) anlatiyor: Ebu 'd-Derda (radiyallahu anhümâ) ökeli halde yanima geldi. Kendisine:

Niye öfkelendin?'' diye sordum. Su cevabi verdi :

Vallahi, Muhammed (aleyhissalatu vesselam) 'in isinden bir sey anlamiyorum. Bildigim tek sey cemaat halinde namaz kilmalaridir. ''
Buhârî, Ezan 31.

A-L-E-V-İ
25.10.2005, 00:02
14 - Sakik merhum anlatiyor: Ben, Abdullah Ibnu Mes'ud ile Ebu Müsa (radiyallahu anhüma) arasinda idim. Ebu Musa, Ibnu Mes'ud'a:

Ey Ebu Abdirrahman! Bir adam cünüb olsa ve bir ay boyu su bulmasa ne yapar, namazi nasil kilar, ne dersin? diye sordu.

Suyu bir ay bulamasa da teyemmüm etmez!'' dedi. Ebu Musa:

Pekâla Mâide suresindeki su ayete ne dersin: . . Su bulamazsaniz temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin'' (Maide, 6).

Abdullah su cevabi verdi:

Bu ayette Ashaba ruhsat verilmis olsaydi, çok geçmeden su soguyunca da toprakla teyemmüm etmeye yeltenirlerdi.

Ebu Musa da ona:

Siz teyemmümü bu sebeple mi hos bulmuyorsunuz?'' dedi. Ibnu Mes'ud

Evet! deyince, Ebu Musa, Abdullah'a:

Sen Ammâr'in Ömer’e ne dedigini duymadin mi?''
Dedi ki: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) beni bir vazifeyle yola çikarmisti: Sefer esnasinda cünüb oldum. Su da bulamadim. Bunun üzerine hayvanlarin bulanmasi gibi ben de topraga bulandim. Sonra Resulullah (aleyhissalatu vesselâm)'a gelip durumu kendisine arzettim. Bana:

Sana söyle yapman kâfi idi! dedi (ve gösterdi), iki avucuyla yere bir vurdu, sonra avuçlarini çirpti, sonra soluyla (sag) avucunun sirtini veya sol avucunun sirtini (sag) avucuyIa meshetti. Sonra da onunla yüzünü de meshetti.''

Buhari, Teyemmüm 7, 4, 5, 8; Müslim, Hayz 110 (368); Ebu Davud, Tahâret 123 (321); Nesai, Tahâret 202, (1, 170).

15 - Abdurrahman Ibnu Ebzâ anlatiyor: Bir adam Ömer 'e gelerek:

Ben cünüb oldum, su da bulamadim (ne yapayim)?'' diye sordu. Ömer:

Namaz kilma!'' diye cevap verdi. (Orada bulunan Ammâr radiyallahu anh söze girip):

Ey mü'minlerin emiri! Hatirlamiyor musun? Ben ve sen bir seriyyede beraberdik. Cenâbet olduk ve su bulamadik. O zaman sen namaz kilmamis, ben ise topraga bulanarak kilmistik. (Sonra bu durumu kendisine açinca), Aleyhissalatu vesselam bana:

Ellerini yere vurup sonra üfleyip sonra onlarla yüzünü ve ellerini meshetmen sana kâfi idi '' buyurdular dedi. Ömer (radiyallahu anh):

Ey Ammâr Allah'tan kork! dedi. Ammâr:

Dilersen bu hadisi kimseye söylemiyeyim! deyince, Ömer:

(Vallahi asla! Bu meselede) seni altina girdigin sorumlulukla basbasa birakiyorum diye cevap verdi.

16 - Ubeyd Ibnu Umayr el-Leysi anlatiyor: Aise(ra) ye, Abdullah Ibnu Ömer'in, kadinlara yikandiklari zaman örgülerini açmalarini emrettigi haberi ulasmisti, söyle dedi:

Ibnu Ömer 'e hayret dogrusu! Kadinlara baslarini çözmelerini emrediyormus, bir de tras olmalarini emretmiyor mu? Ben ve Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ayni kaptan (beraberce) yikanirdik. Ben, basima üç kere su dökmekten baska birsey yapmazdim (da Resulullah müdahale edip örgülerini de çöz '' demezdi ).

Müslim, Hayz 59, (331).

17 - Ümmü Seleme (radiyallahu anhâ) anlatiyor: (Bir gün) ey AIlah'in Resulü! dedim. Ben çok örgüsü olan bir kadinim. Hayiz ve cenabetten yikanirken örgüleri çözeyim mi?''

Hayir! buyurdular, basinin üzerine, ellerinle üç kere su avuçlayip dökmen, sonra da bedenine su döküp yikanman sana yeterlidir.''

Müslim, Hayz 58, (330); Ebu Dâvud, Tahâret 100, (251, 252); Tirmizi, Tahâret 77, (105); Nesâi, Tahâret 150, (1, 131).

18 - Sahiheyn'de yine Huzeyfe radiyallahu anh'tan gelen bir rivayet söyledir: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

(Kiyamet günü, havz-i kevserime birkisim gruplar da gelecekler ki, onlar oradan uzaklastirilacaklar. Ben: Onlar benim ashabimdir! diyecegim. Fakat,

Sen, onlarin arkandan neler islediklerini bilmiyorsun! denilecek.

Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 32, (2297).

19- Müseyyeb Ibnu Rafi' anlatiyor: Bera Ibnu Azib radiyallahu anhüma'ya rastladim. Kendisine:

Sana ne mutlu! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la sohbet serefine erdin. O'na (Hudeybiye'de) agaç altinda biat ettin! demistim. Bana su cevapta bulundu:

Ey kardesimoglu! Biz ondan sonra ne bid'alar isledik sen bilmezsin.

Buhari, Megazi, 35.

20 - Bir diger rivayette Ibnu Mes'ûd söyle demistir: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm va'z etmek üzere aramizda dogruldu ve dedi ki:

Ey insanlar! Sizler (Kiyamet günü) Allah'in yaninda yalinayak, çiplak ve kabuklu olarak toplanacaksiniz. (Sonra su ayeti okudu:) Ilk yaratisa nasil basladi isek, üzerimizde hak bir vaad olarak yine onu iade edecegiz... (Enbiya 104). Haberiniz olsun, o gün ümmetimden bazi kimseler getirilir ve sol tarafa alinirlar. Bunun üzerine ben:

Ey Rabbim! Bunlar ashabimdir! derim. Bana:

Sen bilmiyorsun, bunlar senden sonra neler yaptilar denilir. ben sâlih kul (Isâ)'nin dedigi gibi diyecegim:

Ben içlerinde bulundugum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcü idim. Fakat vakta ki sen benni (içlerinden) aldin, üstlerinde nigehbân yalniz sen oldun. (Zaten) sen (her zaman) her seye hakkiyla sâhidsin. Eger kendilerine azab edersen süphe yok ki onlar senin kullarindir. Eger onlari affedersen mutlak gâlib ve yegâne hüküm ve hikmet sahibi olan da hakikaten sensin sen (Mâide 117-118).

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm devamla dedi ki:

Bunun üzerine bana: Onlar, sen aralarindan ayrildigin günden beri, dinden yüz çevirmeye hiç ara vermediler! denilecek.

Bir rivayette su ziyade var: Ben: Rahmetten uzak olsunlar, rahmetten uzak olsunlar! derim.

Buhari, Rikak 45, Enbiya 8, 44, Tefsir, Maide 14, 15, Tefsir, Enbiya 2; Müslim, Cennet 57, (2860); Tirmizi, Kiyamet 4, (3329); Nesai, Cenaiz 118, (4, 114).

21- Müslim'in diger bir rivayetinde Ebu Hureyre'den söyle rivayet edilmistir: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

Ümmetim Havz'in basinda yanima gelecek. Ben, tipki devesinden baskasinin devesini kovan bir kimse gibi, havzimdan (bazi) insanlari kovarim! Yanimdakiler:
Ey Allah'in Resûlü! Bizi taniyacak misiniz? dediler.

Evet buyurdu. Sizin, baskasindan olmayan bir alâmetiniz olacak. Sizler yanima alin ve abdest uzuvlarinda, abdestin eseri olan bir nurla geleceksiniz. Ancak sizden bir grup benden engellenecek, onlar bana ulasamayacaklar. Ben: Ey Rabbim onlar benim Ashabim, onlar benim Ashabim! diyecegim. Ama bir melek bana cevap verip:

Senden sonra onlar ne bid'alar ortaya çikardilar biliyor musun? diyecek.

Müslim, Taharet 37, (247).

cemalim
26.10.2005, 17:00
SAYIN ALEVİ:komedi gibi bu tür rivayetler daha çok erbabınca incelenmeli kamu ya mal edilmemeli gibi konu netleşince tamim gibi insanlara duyurulmalı,bence Bir peygamber eğer gayb dan haber veriyorsa o elçi ye sorulur bu bilgi kuranda varmı diye toksa kusura bakma denilir,değilmi reddetme nin bir mantığı bir usulü olmalı bunların burda öğrenilmesi zor ve uzun sürmezmi. prensip olarak derim ki.:itikatta ve amelde usulunüz nedir,yada fıkhınız nedir ,fıkhi metodunuz nedir ,ana başlıklarla incelersek daha iyi olur kanaatindeyim. hadisin mevzuu oluşu ile ilgili kriterler i ortaya korsak okuyucu onu alıp ölçmeli tartmalı ona göre kabul yada reddetmeli diye düşünüyorum .a.e.ol.

A-L-E-V-İ
12.11.2005, 21:30
SAYIN ALEVİ:komedi gibi bu tür rivayetler daha çok erbabınca incelenmeli kamu ya mal edilmemeli gibi konu netleşince tamim gibi insanlara duyurulmalı,
Sayın"Cemalim"...
Hani insanın kendi hakkında hüküm vermesi ne kadar objektif olure bilmem ama..Erbabı sayılırım
ayrıca burada verilen çelişkileri görmek için ERBABI olmaya gerek mi var?...
hangisini anlayamadınız?..yada hangisinde farklı anlam çıkardınız?..

KAYNAĞA GÖRE:
Ashab?!.(Sahabe kavramının GÖRECELİĞİ üzerinde daha önceden yazmıştım)
Bedir savaşında kaybolan kırmızı kadife parçasını
"BELKİDE MUHAMMED ALMIŞTIR" derken..ve bunun üzerine "Hiçbir peygamber ganimete ve millet malina hiyânete yanaşmaz "(Âl-i Imran, 161) ayetİ nazil olurken...
Bundan GÖKTEKİ YILDIZLAR!!!ın Hz.Peygamber'e attıkları İFTİRA değilse nedir?... (ki "ASHABIM GÖKTEKİ YILDIZLAR GİBİDİR "bu hadiside ZAYIFTIR..)

Buna aşağıdaki örneklerde eklenebilir..

18 - Sahiheyn'de yine Huzeyfe radiyallahu anh'tan gelen bir rivayet söyledir: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

(Kiyamet günü, havz-i kevserime birkisim gruplar da gelecekler ki, onlar oradan uzaklastirilacaklar. Ben: Onlar benim ashabimdir! diyecegim. Fakat,

Sen, onlarin arkandan neler islediklerini bilmiyorsun! denilecek.

Buhari, Rikak 53; Müslim, Fezail 32, (2297).

19- Müseyyeb Ibnu Rafi' anlatiyor: Bera Ibnu Azib radiyallahu anhüma'ya rastladim. Kendisine:

Sana ne mutlu! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la sohbet serefine erdin. O'na (Hudeybiye'de) agaç altinda biat ettin! demistim. Bana su cevapta bulundu:

Ey kardesimoglu! Biz ondan sonra ne bid'alar isledik sen bilmezsin. Buhari, Megazi, 35.

20 - Bir diger rivayette Ibnu Mes'ûd söyle demistir: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm va'z etmek üzere aramizda dogruldu ve dedi ki:

Ey insanlar! Sizler (Kiyamet günü) Allah'in yaninda yalinayak, çiplak ve kabuklu olarak toplanacaksiniz. (Sonra su ayeti okudu:) Ilk yaratisa nasil basladi isek, üzerimizde hak bir vaad olarak yine onu iade edecegiz... (Enbiya 104). Haberiniz olsun, o gün ümmetimden bazi kimseler getirilir ve sol tarafa alinirlar. Bunun üzerine ben:

Ey Rabbim! Bunlar ashabimdir! derim. Bana:

Sen bilmiyorsun, bunlar senden sonra neler yaptilar denilir. ben sâlih kul (Isâ)'nin dedigi gibi diyecegim:

Ben içlerinde bulundugum müddetçe üzerlerinde bir kontrolcü idim. Fakat vakta ki sen benni (içlerinden) aldin, üstlerinde nigehbân yalniz sen oldun. (Zaten) sen (her zaman) her seye hakkiyla sâhidsin. Eger kendilerine azab edersen süphe yok ki onlar senin kullarindir. Eger onlari affedersen mutlak gâlib ve yegâne hüküm ve hikmet sahibi olan da hakikaten sensin sen (Mâide 117-118).

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm devamla dedi ki:

Bunun üzerine bana: Onlar, sen aralarindan ayrildigin günden beri, dinden yüz çevirmeye hiç ara vermediler! denilecek.

Bir rivayette su ziyade var: Ben: Rahmetten uzak olsunlar, rahmetten uzak olsunlar! derim.

Buhari, Rikak 45, Enbiya 8, 44, Tefsir, Maide 14, 15, Tefsir, Enbiya 2; Müslim, Cennet 57, (2860); Tirmizi, Kiyamet 4, (3329); Nesai, Cenaiz 118, (4, 114).

21- Müslim'in diger bir rivayetinde Ebu Hureyre'den söyle rivayet edilmistir: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

Ümmetim Havz'in basinda yanima gelecek. Ben, tipki devesinden baskasinin devesini kovan bir kimse gibi, havzimdan (bazi) insanlari kovarim! Yanimdakiler(A S H A B I):
Ey Allah'in Resûlü! Bizi taniyacak misiniz? dediler.

Evet buyurdu. Sizin, baskasindan olmayan bir alâmetiniz olacak. Sizler yanima alin ve abdest uzuvlarinda, abdestin eseri olan bir nurla geleceksiniz. Ancak sizden bir grup benden engellenecek, onlar bana ulasamayacaklar.
Ben: Ey Rabbim onlar benim Ashabim, onlar benim Ashabim! diyecegim. Ama bir melek bana cevap verip:

Senden sonra onlar ne bid'alar ortaya çikardilar biliyor musun? diyecek.

Müslim, Taharet 37, (247).

bence Bir peygamber eğer gayb dan haber veriyorsa o elçi ye sorulur bu bilgi kuranda varmı diye toksa kusura bakma denilir,değilmi reddetme nin bir mantığı bir usulü olmalı bunların burda öğrenilmesi zor ve uzun sürmezmi. prensip olarak derim ki.:itikatta ve amelde usulunüz nedir,yada fıkhınız nedir ,fıkhi metodunuz nedir ,ana başlıklarla incelersek daha iyi olur kanaatindeyim. hadisin mevzuu oluşu ile ilgili kriterler i ortaya korsak okuyucu onu alıp ölçmeli tartmalı ona göre kabul yada reddetmeli diye düşünüyorum .a.e.ol.

Sayın"Cemalim"...
Her bilgi için Kur'ana bakacaksak..sizin TEVATÜR dediğiniz şeyin GEÇERLİLİĞİ OLUR MU?
neden namazda..oruçta...abdestte...SADECE KUR'ANA BAŞVURMUYORSUNUZDA...
Tevatürü kabul ediyorsunuz..?
Ki ...MEZHEPLER ARASINDAKİ FARKLARA RAĞMEN..
Çelişki bu olsa gerek:3D_NG (24

A-L-E-V-İ
08.05.2006, 22:36
"Hepsi adil"...diye lanse edilen..
"Ecmain"...denilerek bir kefeye konulan Sahabenin !'?...içinden

-Muaviye (L.A)gibi ...Münafıklar..
-Halid Bin velid gibi..Zalim ve Zinakarlar çıkmış olduğu da tarihsel bir gerçektir...
ve dahası...