Orijinalini görmek için tıklayınız : Neden Bir Yaratıcıya İnanıyoruz?
hasan cicek 27.08.2006, 13:55 Neden Bir Yaratıcıya İnanıyoruz?
Çeşitli bilim dalarındaki bir çok uzman,doğada akıllı bir tasarım olduğunu fark ediyor. Onlar,yeryüzündeki karmaşık yaşamın raslantıyla meydana geldigi düşüncesini mantıksız buluyorlar.Bu nedenle bazı bilim adamları ve araştırmacılar bir Yaratıcıya inanıyorlar Onlardan bazıları Yehova''nın Şahidi oldu.Bu kişiler Mukaddes Kitabın tanıttığı Tanrı'nın,evrenin Tasarımcısı ve Yapıcısı olduğundan eminler.Acaba onlar neden böyle bir sonuca vardı? Uyanış dergisi onlardan bazılarına bu soruyu sordu.verdikleri cevapları ilginç bulabilirsiniz.
Yaşamın Anlaşılması Zor Karmaşıklığı''
WOLF EKKEHARD LÖNNIG kısa özgeçmiş:Son 28 yıldır bitkilerdeki genetik mutasyonuyla ilgili bilimsel çalışmalar yapıyorum.Bunun 21 yılı Kölndeki (Almanya) Max Planck Bitki İslahı Araştırmaları Enstitüsü'nde çalışarak geçti.Ayrıca yaklaşık 30 yıldır Yehova'nın Şahitilerinin bir cemaatinde ihtiyar olarak hizmet ediyorum.
Hem genetikle ilgili gözlem ve deneylere dayanan araştırmalarım hem de fizyoloji ve morfoloji gibi biyolojik alanlardaki çalışmalarım beni yaşamın büyük ve çoğunlukla anlaşılması zor karmaşıklığıyla yüz yüze getirdi.Bu konuları incelemem,yaşamın,en temel yaşam biçimlerinin bile akıl sahibi bir kaynağı olması gerektigine beni ikna etti.
Bilim camiası yaşamın karmaşıklığının çok iyi varkında.Ancak bu şaşırtıcı gerçekler genellikle evrimi destekleyen bir bağlamda sunuluyor.Fakat bence Mukaddes Kitaptaki (Tevrat Zebur İncil) yaratılış kaydı hakında kuşku uyandırmak amacıyla ortaya atılan iddialar bilimsel olarak incelendiginde çürüyor.Böyle iddiaları onlarca yıldır inceliyorum.Canlıları dikkatle inceledikten ve evreni yöneten yasaların yeryüzünde yaşamın var olması için kusursuz şekilde ayarlandığını fark ettikten sonra Yaratıcıya inanmaktan başak çarem kalmadı.
hasan cicek 27.08.2006, 20:23 Gözlemledigim Her Şeyın Ardında Bir Sebep Var'
BYRON LEON MEADOWS kısa özgeçmişi:ABD'de yaşıyorum ve Ulusal Havacılk ve Uzay Dairesi'nin (NSA)lazer fizigi bölümünde çalışıyorum.Şu anda küresel iklimi,havayı ve gezegenlerle ilgili diger olguları daha iyi gözlemleyebilmek için teknolojiyi geliştirme çalışmalarına katılıyorum.Ayrıca Yehova'nın Şahitlerinin kilmamock (Virginia) bölgesindeki cemaatinde bir ihtiyarım.
Araştırmalarımda sık sık fizik ilkeleriyle çalışırım.belirli şeylerin nasıl ve neden olduğunu anlamaya çalışrım.Kendi alanımda gözlemledigim her şeyın ardında bir sebep olduğunu gösteren net kanıtlar görüyorum.Tanrı'nın,doğadaki her şeyın asıl sebebi olduğunu kabul etmenin bilimsel açıdan makul olduğunu inanıyorum.Doğadaki yasalar o kadar sabit ki,bir Düzenleyci,yanı Bir Yaratıcı tarafından konduğuna inanmak zorundayım.
SarıVatoz 27.08.2006, 20:54 İnsanların neden ş.r.fs.z olduğunu bir türlü anlayamıyorum onları böyle yapan biri olmalı. Bu nedenle Yaratıcıya inanıyorum.
hasan cicek 27.08.2006, 22:44 İnsanların neden ş.r.fs.z olduğunu bir türlü anlayamıyorum onları böyle yapan biri olmalı. Bu nedenle Yaratıcıya inanıyorum.
Sayın sarıvatoz: yazdığım bilimsel konulara sizde bir yorum veya tez anti tez yazabilirdiniz ama ne dediginizi anlıyorum.Ben yıne hoş karşılıyorum belki bazı şeyler hoşunuza gitmeyeblir.
Hoşça kalın
hasan cicek 28.08.2006, 19:51 Hiçbir Şey Bir hiçten meydana Gelmez''
KENNETH LLOYD TANAKA kısa özgeçmişi: Bir jeologum ve şu anda Flagstaffdaki (Arizona) ABD jeolojik Araştırma Kurumu'nda çalışıyorum.Yaklaşık 30 sene gezegen jeolojisi de dahil çeşitli jeolojik alanlardaki bilimsel araştırmlarda yer aldım. Hazırlamış olduğum araştırma makalelerinden ve Mars'ın jeolojik haritalarından birçoğu onaylanmış bilim dergilerinde yayımlandı.Bir Yehova''nın Şahidi olarak her ay yaklaşık 70 saatimi insanları Mukaddes Kitabı okumaya teşvik etmek için harcıyorum.
Bana evrim kuramına inanmam gerektigi öğretilmişti.fakat evrenin meydana gelmesi için gerekli olan muazzam enerjinin güçlü bir Yaratıcı olmaksızın ortaya çıkmış olabilecegini mantığım kabul etmiyordu.Hiçbir şey bir hiçten meydana gelemez.Ayrıca Mukaddes Kitapta da bir Yaratıcının varlığını destekleyen güçlü kanıtlar buldum.Bu kitap,uzmanlık alanımı ilgilendiren bilimsel gerçeklere sayısız örnek içeriyor.Örnegin dünyanın küre şeklinde olduğunu ve''hiçligin üzerine''asılı olduğunu söylüyor (Eyub 26:7:İşaya 40:22) Bu gerçekler.insanların yaptığı araştırmalarla kanıtlanmadan uzun süre önce Mukaddes Kitaba yazılmış.
Nasıl bir yapıya sahip olduğumuzu da düşünün.Dünya algılarına,bilince akılı şekilde düşünme yetisine,iletişim yetilerine ve duygulara sahibiz.Daha da önemlisi sevgi duyabiliyor,ve başkalarına sevgi gösterebiliyoruz.Evrim insanların bu muhteşem niteliklerinin nasıl oluştuğunu açıklayamıyor.
Kendinize 'Evrimi destelemek amacıyla kulanılan bilgi kaynakları ne kadar güvenilir? diye sorun.Jeolojik kayıtlar eksik.karmaşık ve kafa karıştırıcı.Evrimciler evrim süreciyle ilgili teorilerini laboratuvarlarda bilimsel yöntemlerle kanıtlamak konusunda başarsız oldular.Ayrıca bilim adamları genelde bilgi edinmek için iyi araştırma teknikleri kullansalar da,buluşlarını yorumlarken sık sık bencil güdülerden etkileniyorlar.Bilim adamlarının bir bilgi ikna edici degilse veya çelişkiliyse bile görüşlerini savundukları bilinir.Kariyerleri ve özsaygılarıbunda önemli bir rol oynar.
Hem bir bilim adamı hemde de Mukaddes Kitabı inceleyen biri olarak en doğru anlayışa sahip olabilmek için bilinen tim gerçeklerle ve gözlemlerle uyumlu olan hakikati arıyorum.Bana en makul gelen bir Yaratıçıya inanmak.
Sayın abim; İnanç sahibi bir çok insan gerek bilimsel kanıtlarla, gerek dogmatik düşüncelerle yaratıcının varlığına inanmaktadırlar. Benim bu konu başlığı altında sölemek istediklerim Tevratla ilgili olacak. İbrahimin Dini ve Muhammedin ümmetinden olan biz müslümanlar Tevrata inanıyor ve iman ediyoruz. Kitabımız Kuran, Tevratın tasdik edicisidir. Biliyoruz ki Tevratta aynen Kuran gibi yaratıcının sözlerini içermektedir. Ancak Kitap Ehli (Tevrat ve İncil) bugün ki sunniler gibi Yaratıcının sözlerine itibar etmemiş, kitap dışı uygulamara yer vermiş ve Kuran gibi korunan Tevratın orjilanalini tafrif ederek ve Yaratıcının sözlerini saklayarak bambaşka bir din ortaya çıkarmışlardır.
Elenizde bulunan Tevratınız İsrailoğullarından Judah isimli baş rahibin bulmuş olduğu ve Kitabın korunmasına ilişkin sisteme uygun ise getirin hemen iman edelim. Değil ise lütfen siz Tevratın tasdikcisi olan Kurana iman edin....
Saygılarımla...
hasan cicek 29.08.2006, 19:48 Sayın abim; İnanç sahibi bir çok insan gerek bilimsel kanıtlarla, gerek dogmatik düşüncelerle yaratıcının varlığına inanmaktadırlar. Benim bu konu başlığı altında sölemek istediklerim Tevratla ilgili olacak. İbrahimin Dini ve Muhammedin ümmetinden olan biz müslümanlar Tevrata inanıyor ve iman ediyoruz. Kitabımız Kuran, Tevratın tasdik edicisidir. Biliyoruz ki Tevratta aynen Kuran gibi yaratıcının sözlerini içermektedir. Ancak Kitap Ehli (Tevrat ve İncil) bugün ki sunniler gibi Yaratıcının sözlerine itibar etmemiş, kitap dışı uygulamara yer vermiş ve Kuran gibi korunan Tevratın orjilanalini tafrif ederek ve Yaratıcının sözlerini saklayarak bambaşka bir din ortaya çıkarmışlardır.
Elenizde bulunan Tevratınız İsrailoğullarından Judah isimli baş rahibin bulmuş olduğu ve Kitabın korunmasına ilişkin sisteme uygun ise getirin hemen iman edelim. Değil ise lütfen siz Tevratın tasdikcisi olan Kurana iman edin....
Saygılarımla...
Sahin Zahir :Suniler gibi diyosunuz Alevi degilim diyorsunuz Suni de olmadığınıza göre neye inanıyorsunuz burayı anlayamadım kişisel hakınızda yanlış yazdımsa özür dilerim.Jahuda rahibin kitabında yazıyorsunuz biraz alıntı yaparsanız o zaman biraz o konuda yazarız.
saygılar.
aslında kimsenin Yaratıcıyı aradığı yok..... :)
bakıyorum aslında herkes bişey arıyor... burda mı evet burda çalış çabala emek ver tüh burda değilmiş sonra bi boşluk ve düşünceler bi daha ara tamam buldum çalış çabala emek ver tüh burda da değilmiş... sonra ince bir çizgi inkar ile ikrar arasında...
işte iman burda o ince çizgide tamam şimdi buldum ben seni boşuna aramışım ben aslında kendimi arıyormuşum seni bahane etmişim
yada kolayına kaçıp kendinden kaçma Allah yok....
aslında herkes kendisinden kaçıyor...kovalıyor... iman ediyor.. ya da itiraz... başka varlık yok ki zaten
izmirksk 29.08.2006, 20:54 hiçbir şey ifadesi anlatıma kesinlik katmış..hiçbir şey
yani hiçbir şey bir hiçten meydana gelmez..yani bir nedeni vardır...
peki ama ya Tanrı?hiçbir şeyden o da mahrum kalmamalı...zira hiçbir şey kesin bir ifade...
gelelim diğer konuya..bir örnek veryim..
gezegenler birbirleri etrafında belli yörüngelerde dönüyor..neden?
-cevabı belli.kütle çekim kanunu ile..peki o kanun neden var?yani daha doğrusu onu var eden kuvvet ne?
işte bu bilimin sahasının dışında.
dileyen tanrı der dileyen başka bir şey..
işin garip olanı şu ki..konu bilimin dışına çıktımı bir bilim adamının tanrıya inanıp inanmaması ile sokaktaki vatandaşın inanıp inanması arasında pek fark yok..zira ikisininde hatta hiç kimseninde uzmanlık alanı olmayan bir şey devreye giriyor..Tanrı ya inanç ..
yada inançsızlığa yönelik inanç :)
SarıVatoz 29.08.2006, 21:56 aslında herkes kendisinden kaçıyor...kovalıyor... iman ediyor.. ya da itiraz... başka varlık yok ki zaten
Kendi varlığından eminsin yani. Güzel bir his olmalı.
Son Yaprağıydı 29.08.2006, 22:05 insan korkak bi varlıktır aslında hep bişeylere sığınma ihtiyacı duymuştur,hep bişeylerin ondan daha büyük olduğu inancını taşır.. o nedenle bie yaratıcıya inanma ihtiyacı duyuyor..
Kendi varlığından eminsin yani. Güzel bir his olmalı.
Kendi Varlığımdan eminim ama o Benmiyim diye soracak olursan o Ben değilim....
güzel bir Histen de fazlası kendinle olabilmek... kendinden bir parça görüyorsun karşındaki varlıkta birşeyler paylaşıyorsun ama seni tam olarak yansıtmıyor... sen değişiyorsun o değişiyor sonrası zaten sıkıntı....
ama kendinle olunca herşey seninle beraber değişiyor...
yani hiçbir şey bir hiçten meydana gelmez..yani bir nedeni vardır...
peki ama ya Tanrı?hiçbir şeyden o da mahrum kalmamalı...zira hiçbir şey kesin bir ifade...
muhyiddin Arabinin bi yazısı vardı bu konu hakkında...
"1"... bu alemde ki herşey "1" den meydana gelmiştir..
"1"+"1"="2"
"2"+"1"="3"
"3"-"1"="2"
"2"-"1"="1"
"1"'den çıkacak "1" kalmadığı için de Mutlak sıfır diye bişey yoktur diyordu.. tabi"1" den başkada varlık yoktur ama benim anlamadığım "1" den çıkaracak "1" kalmıyorda.... "1"+"1" de ki "1" nerden geldi?
kafam karışıyo burda :sweatdrop
yazıyı buldum ekledim daha açık olması için
İşte ustanın dilinden mahşerin dört atlısı!
“ Şunu bil ki, Kuran ve şeriatta söz edilen her sayının ilahi bir gizliliği vardır. Bu ifade biçiminde, bir rakamı Allah’ın varlığını ifade ettiği için sayı olarak kabul edilmez. Çünkü bütün sayılar ondan çıkmakta ve onun yok olmasıyla birlikte diğer sayılar da yok olmaktadır. Örneğin, bire bir eklersek iki, ikiye bir eklersek üç, üçe bir eklersek dört çıkar ve bu durum sürer gider. Aynı şekilde birin çekilmesiyle de sayılar küçülmeye başlar ve bire kadar iner. Bir, yarattığı varlıkla birlikte olan Allah’ın sıfatı olduğu ve ondan başka varlık olmadığı için de, bu son birden çıkarılacak başka bir bir bulunamaz ve bu nedenle bir birden çıkarılamaz. Yani mutlak sıfır yoktur. Mutlak sıfırın olmayışı, yokluğun olmadığı anlamına gelir.
Bir sayı olmadığı içindir ki çift sayıların başlangıcı iki, tek sayıların başlangıcı üçtür. Allah varlığı iki sayıdan on iki sayıya kadar yaratmıştır.
hasan cicek 29.08.2006, 22:44 insan korkak bi varlıktır aslında hep bişeylere sığınma ihtiyacı duymuştur,hep bişeylerin ondan daha büyük olduğu inancını taşır.. o nedenle bie yaratıcıya inanma ihtiyacı duyuyor..
Selam Yaprağıydı. İnsan korkarak Yaratıcıyı severse sevmenın inanmanın bir anlamı olmaz Tanrı insanları korkutarak iman etmelerini beklemez insanların özgür iradayı kulanarak sevmeli temel inaç sevgidir.Ben şahsen korkarak degil sevgiden dolayı.En önemlisi kim haklı Allah''mı yoksa Allah''tan bağımsız yönetimlermi? egmenlik hakı kimin Yaratanmı yoksa dünyayı harab edenmi?
insanlık özgürce karar vermeli herkesin taktirine bağlı.
saygılar
Son Yaprağıydı 29.08.2006, 22:54 Selam Yaprağıydı. İnsan korkarak Yaratıcıyı severse sevmenın inanmanın bir anlamı olmaz Tanrı insanları korkutarak iman etmelerini beklemez insanların özgür iradayı kulanarak sevmeli temel inaç sevgidir.Ben şahsen korkarak degil sevgiden dolayı.En önemlisi kim haklı Allah''mı yoksa Allah''tan bağımsız yönetimlermi? egmenlik hakı kimin Yaratanmı yoksa dünyayı harab edenmi?
insanlık özgürce karar vermeli herkesin taktirine bağlı.
saygılar
senin görşündür saygı duyarım can,
ama düşününce neden insanlar başlarda güneşe, ateşe tapmışlardır onların üstün olduğunu düşündükleri için kendilerinden güçlü olduğunu düşündükleri ve bu gücün onları koruyacaklarını sandıkları için inanma ihtiyacı duymuşlardır... kendi yarattığın bir şeye nasıl taparsın inanırsın o ayrı bi soru(n) ama temelinde hep sığınma ihtiyacı vardır!
saygılar
hasan cicek 29.08.2006, 23:32 senin görşündür saygı duyarım can,
ama düşününce neden insanlar başlarda güneşe, ateşe tapmışlardır onların üstün olduğunu düşündükleri için kendilerinden güçlü olduğunu düşündükleri ve bu gücün onları koruyacaklarını sandıkları için inanma ihtiyacı duymuşlardır... kendi yarattığın bir şeye nasıl taparsın inanırsın o ayrı bi soru(n) ama temelinde hep sığınma ihtiyacı vardır!
saygılar
Selam Yaprağıydı: Tamemen size katılıyorum bu tapınma çoğu insanlık kendi düşüncelerine göre korkudan dolayı.Ağaca Güneşe vs tapınma şekilleri oluşturmuşlar zaten helen günümüzde mevcuttur.
Yanlız Yaratıcya inanmak başka.bunların burda yaratıcı diyoruz derin mantıksal düşünürsek ilerde alıntıda yazdığım gibi hiçten var olmadık bunların arkasında bir zeka rol oynar.
sagılar
Ferdici_Tekin 04.09.2006, 16:15 sayın hasan çiçek etrafınıza bir bakın.bunca şeyi yaratan bi varlık olmalı.hiç bişey durduk yere olmaz.ve bu şeyleri yaratma gücüne sahip olan allah,yoktanda var edebilir.
keklikoluk köyü 30.09.2006, 13:27 Bütün bilimsel gelişmeler karşın, doğaya karşı aciz olduğumuzdan dolayı olsa gerek, bir ÜSTÜN GÜÇ olduğuna inanıyoruz.
Selam Yaprağıydı: Tamemen size katılıyorum bu tapınma çoğu insanlık kendi düşüncelerine göre korkudan dolayı.Ağaca Güneşe vs tapınma şekilleri oluşturmuşlar zaten helen günümüzde mevcuttur.
Yanlız Yaratıcya inanmak başka.bunların burda yaratıcı diyoruz derin mantıksal düşünürsek ilerde alıntıda yazdığım gibi hiçten var olmadık bunların arkasında bir zeka rol oynar.
sagılar
hiç ten varolmadık diyorsunuz yaratan hiçten mi varoldu peki... yaratan nasıl var oldu ?
Serkan_Devrim 30.09.2006, 14:53 hiç ten varolmadık diyorsunuz yaratan hiçten mi varoldu peki... yaratan nasıl var oldu ?eski bir soru. yaratıcıyı kim yarattı? peki fiziki bir soru;
Enerji nasıl varoldu? fizik bu soruya şöyle cevap verir. enerji yaratılamaz ve yokedilemez. yani belli bir zamanda yaratılmadı. her zaman vardı. materyalistlerde evren hiç yaratılmadı hep vardı derler. iyi ama;
enerji yaratılmadı hep vardı, evren yaratılmadı hep vardı demekle yaratıcı yaratılmadı hep vardı demek arasında ki fark ne? yani bence sorunuz geçersiz. :)
SivanA SimyacI 30.09.2006, 14:55 Kısa ve öz inanıyoruz çünkü ALEVİYİZ...
insan korkak bi varlıktır aslında hep bişeylere sığınma ihtiyacı duymuştur,hep bişeylerin ondan daha büyük olduğu inancını taşır.. o nedenle bie yaratıcıya inanma ihtiyacı duyuyor..
DNA'DAKİ YARATILIŞ MUCİZESİ :
http://www.harunyahya.org/bilim/hy_dna/1.html
ATOM MUCİZESİ :
http://www.harunyahya.org/bilim/hy_atom_mucizesi/atom.html
arkadaşım okumayı severmisin , sevmezmisin bilmiyorum fakat bunları okumanı tavsiye ederim . Dna nın oluşması boeing uçak kazasında yeni bir canlı çeşitiinin oluşması kadar zordur.
Dünyayı yaratan bir ilahın olduğu kesin bir şeydir . Evrene bak , dünya ya bak bir milim yerimizden oynasak , neler olacağına bak. Hiç bir şey tesadüf değildir.
Bunun korku ile alakası yoktur . ALLAH tan korkuyormsun derseniz ? evet hem de çok fazla , onu kaybetmek ten korkuyorum .
Eğer inançsız biri olsaydım , işte o zaman korkardım çünkü farz et ki bir yaratıcı var sorusu benim beynimi yiyip bitirirdi ? çok geçmeden bu gerçek ile yüzleşmek gerekiyor.
saygılar...
DNA'DAKİ YARATILIŞ MUCİZESİ :
http://www.harunyahya.org/bilim/hy_dna/1.html
ATOM MUCİZESİ :
http://www.harunyahya.org/bilim/hy_atom_mucizesi/atom.html
arkadaşım okumayı severmisin , sevmezmisin bilmiyorum fakat bunları okumanı tavsiye ederim . Dna nın oluşması boeing uçak kazasında yeni bir canlı çeşitiinin oluşması kadar zordur.
Dünyayı yaratan bir ilahın olduğu kesin bir şeydir . Evrene bak , dünya ya bak bir milim yerimizden oynasak , neler olacağına bak. Hiç bir şey tesadüf değildir.
Bunun korku ile alakası yoktur . ALLAH tan korkuyormsun derseniz ? evet hem de çok fazla , onu kaybetmek ten korkuyorum .
Eğer inançsız biri olsaydım , işte o zaman korkardım çünkü farz et ki bir yaratıcı var sorusu benim beynimi yiyip bitirirdi ? çok geçmeden bu gerçek ile yüzleşmek gerekiyor.
saygılar...
Bu Harun Yahya denilen adamın gerçek kimliğini biliyormusun?
Adnan Hoca olarak tanınan birisidir. Medyada sık sık reklamı olur. Mankenlerle pek içli dışlıdır. Aynı Cüppeli Ahmet gibi...
Sana tek tavsiyem, kendini kimseye sömürtme...
arkadaşım ben o insanı şahsen tanımıyorum . Zira adnan oktar , böyle bir şey yapmış dahi olsa , beni ilgilendirmiyor. İslam dünyasına kattığı çok büyük şeyler olduğuna inanıyorum . en iyisini Cenab-ı Allah bilir.
Sana tek tavsiyem, kendini kimseye sömürtme...
yani doğruları bulamam kendimi sömürtmüşmü oluyorum . biraz açıklarmıısn?
arkadaşım ben o insanı şahsen tanımıyorum . Zira adnan oktar , böyle bir şey yapmış dahi olsa , beni ilgilendirmiyor. İslam dünyasına kattığı çok büyük şeyler olduğuna inanıyorum . en iyisini Cenab-ı Allah bilir.
yani doğruları bulamam kendimi sömürtmüşmü oluyorum . biraz açıklarmıısn?
Adnan Hoca, Cüppeli Ahmet tarzı insanlardan fikirler öğrenmek doğru değil. Onlar insanları kullanıp tatilini maltada jet skiyle yapan tarzda insanlar, karar senindir illaki o insanlara inanırım diyorsan kendi hayatın..
Bilim her şeyin doğru cevabını veriyor. Teknoloji ilerledikçe geçmişde insanların şaşırdıkları hayret ettikleri olaylar artık ne kadarda basitmiş ne kadar da kolaymış çözümü diyorlar..
Öncelikle konuyla ilgili insanın kendisine sorması gerek neden Tanrıya inanma gereği duyuyorum? olmalıdır..
Eskiden DNA veya atomla ilgili bilimsel çalışmalar yokdu, Bu bilimsel çalışmaları yapanlar kafir, gavur diye nitelendirdiğiniz batılı Hristiyan toplumlardır. Onlar bu bilimsel gelişmeleri sağlayınca islam dünyasıda bu işden nemalanmaya çalışdı ve bu tarzda adnan hoca isimli tarikatçılarda insanlardan nemalanmanın yolunu buldular...
http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/turk/00/01/12/turkiye/01tur.jpg
Nasıl Adnan Hoca oldum
ADNAN Oktar, beş parasız sürünürken nasıl Adnan Hoca olduğunu, trilyonlarla nasıl oynadığını polis ifadesinde tüm açıklığıyla anlattı:
‘‘1956 yılında Ankara'da doğdum. 1979 yılında Fındıklı'daki Güzel Sanatlar Akademisi'ni kazandım. 3'üncü sınıfta öğrenci olayları nedeniyle okulu bıraktım. Daha sonra İ.Ü. Felsefe Bölümü'ne kayıt yaptırdım ve yine öğrenci olaylarından dolayı okulu bıraktım.
1986'da Bulvar Gazetesi'nde yazdığım bir yazıdan dolayı Ümmetçilik propagandası yapmak suçundan tutuklandım ve 9 ay cezaevinde kaldım. 10 ay Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde kaldım.
DİNİ BİLGİM YOK 1987'de Harun Yahya adıyla Yahudilik-Masonluk isimli kitap yazdım. Dini eğitimim olmadığı doğrudur. 1979-80 yıllarında Adnan Hoca Grubu olarak bilinen örgütlenmeyi tek başıma oluşturmaya başladım. O dönemde Yasin Gürlek ve 2-3 kişi daha benim yanımda idi. Daha sonra Akademi öğrencileri arasından 20-25 kişilik bir grup oluşturdum. Gürlek halen benim müridimdir ancak örgüt içinde bir görevi yoktur. 1991 yılında Bilim Araştırma Vakfı'nı kurana kadar geçen süre içerisinde örgütlenme ve faaliyetlerime devam ettim.’’
1993'te müritlerimden Fırat Develioğlu'nun bizim için kiralamış olduğu Kandilli'deki villaya taşındım. Buranın kirası bildiğim kadar 3.5 milyar lira. Silivri'deki çiftliğe ben gitmem, müritlerim orada kalır.''
http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/turk/00/01/12/turkiye/01tur.htm
ADNAN Oktar, 12 Kasım gecesi yapılan baskın sırasında polisin kendisini uygunsuz vaziyette yakaladığını itiraf etti. Oktar, polise verdiği ifadesinde, ‘‘Beni yakaladığınız akşam Bahadır Güven bana birlikte olmam için Tuğçe isimli kızı getirmişti’’ diye konuştu. Şebekelerinin içinde ‘Bacılar’ adı verilen kadınlarla cinsel ilişkiye girmenin yasak olduğunu söyleyen Oktar, ‘Cariye’ adını verdikleri kadınların ise müritler, abiler (İmamlar) ve kendisi tarafından ‘cinsi olarak kullanıldığını’ itiraf etti.
Bu tarz tarikat zihniyetli insanlar sadece insanları sömürmek isterler. Bunlardan din öğrenmek oldukça yanlış. Bana Kur'an dan örnekler versen sana bu adamın hayatını anlatmak zorunda kalmazdım ancak bu ve bunun gibi din sömürücülerinin tek derdi müritler kazanıp hayatlarını kolay şekilde geçirmekdir..
Bu tarz adamların Allahıda, imanıda Paradır...
Yaratıcıya inanıp inanmamak insanın kendi vicdani sorunudur ancak inananları sömürmek ve inanmayanlarıda kötülemek doğru değildir..
bak güzel kardeşim , ben yine diyorum ki hiç bir kimsenin ALLAH a ödeyeceğini , ben karışmam . en doğrusunu mutlaka Cenab-ı ALLAH bilir. kimseye kötü söz veya yargılamak bana düşmez .
Allah a şükür ki bana akıl vermiş ve ben okuduğum yazıların doğruluğunu ve yanlışlığını tartabiiliryorum.
bence kimsenin günahlarını yargılamak ile değil de , ilk önce yazdığı yazıların doğruluğunu ve yanlışlığını tartışalım.
Öncelikle konuyla ilgili insanın kendisine sorması gerek neden Tanrıya inanma gereği duyuyorum? olmalıdır..
eğer KURAN daki 1 tane ayet yanlış çıkarsa ,
ALLAH a olan içimdeki şevk kırılırsa ,
dünyanın düzeni işlememeye başlarsa
belki o zaman içimdekileri soruştururum
http://www.harunyahya.org/images/Adnan_Oktar_12.jpg
İlk Karalama Kampanyası ve Akıl Hastanesinde İşkence
Adnan Oktar'ın Darwinizm, materyalizm ve ateizm aleyhine yürüttüğü fikri çalışmalar bir süre sonra daha geniş çevrelerden de tepki almaya başladı. Sayın Oktar'ın milliyetçi ve mukaddesatçı çalışmalarından rahatsız olan bazı çevrelerin etkisiyle, aleyhinde büyük bir komplo kuruldu. Bu komplo, Adnan Oktar'ın büyük yankılar uyandıran Yahudilik ve Masonluk adlı eserini yazıp yayınladığı günlere denk gelmektedir.
1986’nın yazında Adnan Oktar, “Türk Milletindenim, İbrahim ümmetindenim.” sözlerinden ötürü tutuklandı. Bu ifade bir gazetede yayınlanan bir röportajda yer almıştı. Aynı dönemde çeşitli yayın organlarında, yukarıda ifade edilen çevrelerin etkisiyle, birtakım yanlış haberler, mesnetsiz bilgiler ve iftiralar yer almaya başladı.
Adnan Oktar önce tutuklandı ve cezaevine kondu. Sonra Bakırköy Akıl Hastanesi’ne nakledildi ve akıl sağlığı yerinde olmadığı iddiasıyla müşahade altına alındı. Hastanede, en tehlikeli hastaların bulunduğu "14A" koğuşunda tutuldu. 14A koğuşuna birkaç kilitli demir kapıdan geçilerek gidiliyordu. İçerisi oldukça bakımsız, izbe ve pisti. Bu ağır hastaların arasında cinayet çok sıradan bir olay olarak görülüyordu. İşte böyle bir ortamda Adnan Oktar, 6 hafta yatağına ayak bileklerinden zincirlendi. Şuur bulandıran ilaçlar kendisine zorla verildi. Bu arada, onu ziyaret etme ve görme imkanı bulan genç arkadaşları onun bu dönemde de kararlılığını ve şevkini hiç kaybetmediğine şahit oldular. Onları İslam ahlakına davet edeceği düşünülerek, doktora öğrencilerini, hemşireleri ve hatta doktorları bile görmesine izin verilmiyordu. Bir süre sonra ailesi, yakınları ve arkadaşlarıyla da görüşmesi yasaklandı. Hatta, telefon görüşmesi bile yapmasına müsaade edilmiyordu. Faaliyetlerini durdurmadığı takdirde hayatı boyunca hastanede kalacağına dair tehdit edildi. Bazı kesimlerden Yahudilik ve Masonluk kitabını basmaktan vazgeçmesi için yoğun baskılar gelmeye başladı. Eğer kitabı basmaktan vazgeçerse, hemen hastaneden çıkabileceği, yaşamının bundan sonrasını refah içinde geçirebileceği gibi teklifler geldi. Kitabın tüm dosyalarını vermesi karşılığında, büyük maddi imkanlar teklif edildi. Ancak, kendisi tüm bu teklifleri geri çevirdi, baskı ve tehditlerden yılmadı. Tam tersine bu yaşadıkları, onun kararlılığını daha da arttırdı.
Oktar hapishanede ve akıl hastanesinde toplam 19 ay tutuldu ve sonra savcılığın, "ifadelerinde suç unsuru bulunmadığını" belirtmesiyle beraat etti ve mahkemece serbest bırakıldı.
Oktar'ın Darwinizm'in nasıl büyük bir aldatmaca olduğunu gösteren çalışmaları bu dönemde de sürdü. 1986’da Darwinizm'in iç yüzüyle ilgili tüm değerli araştırmalarını Canlılar ve Evrim kitabında topladı. Bu kitap bilimsel kaynakların ışığında evrim teorisinin açmazını gösteren bir kaynak eser olarak yıllarca tek referans olarak kaldı.
Kokain Komplosu
1991’in ortalarında yaptığı kültürel çalışmalardan rahatsız olan birtakım çevrelerin etkisiyle, Adnan Oktar yeni bir komployla karşı karşıya kaldı. Bu dönemde kendisi, masonluk tarihi ve dünya masonluğunun örgütlenmesiyle ilgili son derece önemli bir kitap çalışması yapıyordu. Oktar'ın annesiyle birlikte yaşadığı Ortaköy'deki evine gelerek arama yapan polisler, yaklaşık iki bin kitaptan oluşan kütüphanede, ellerini attıkları ilk kitabın içinde bir paket kokain buldular.
Yürüttüğü fikri mücadele nedeniyle Sayın Oktar aleyhinde birçok karalama kampanyası düzenlenmiştir. Şahsına yöneltilen pek çok iftira ve asılsız ithamlar sonucunda, birçok kez gözaltına alınmış, gözaltında aylarca tutulmuş, fakat sonunda her zaman suçsuz bulunmuştur. Bu resimde jandarmalar tarafından gözaltına alınırken görülüyor.
Bu olaydan hemen sonra, o günlerde İzmir’de birkaç arkadaşıyla birlikte olan Adnan Oktar tutuklandı. Daha sonra, 62 saat boyunca alıkonulduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne nakledildi. 62 saat sonunda kokain testi için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Sonuçlar gerçekten oldukça ilginçti! Adnan Oktar’ın kanında kokainin bir yan ürününün çok yüksek miktarlarda bulunduğu açıklandı.
Ancak daha sonra ortaya konulan delillerin tümü, bu iftiranın sadece bir komplo olduğunu kanıtladı. Öncelikle Adnan Oktar’ın evinde bulunduğu iddia edilen kokainin komplonun bir parçası olduğu ortaya çıktı. Bu komplodan kısa bir süre önce Adnan Oktar kendisine karşı gizli bir planın kurulmaya başlandığını hissetmiş ve Ortaköy’deki evinden ayrılmıştı. Sonra annesini arayıp kendisine karşı bir komplo kurulmasının muhtemel olduğunu söylemiş ve annesinden şahit olmaları için birkaç kişiyle birlikte evi temizleyip kontrol etmesini istemişti. Bunun üzerine Adnan Oktar’ın annesi Mediha Oktar komşularından birini ve kapıcılarını çağırmış ve hep beraber evi iyice temizleyip kitaplıktaki kitapların teker teker tozunu almışlardı. Adnan Oktar’ın bu temizlikten sonra eve hiç gitmediği gerçeğine rağmen, 16 polis memuru eve operasyon düzenlemiş ve eve girer girmez kitapların arasında “bir paket kokain” bulmuştu. Mediha Hanım'ın komşusu ve kapıcısı, olaydan sonra "Adnan Oktar'ın kütüphanesini hep beraber detaylıca temizledik, orada böyle bir paket yoktu" diye noter tasdikli bir ifade vermişlerdir.
Kokain komplosunun ikinci aşaması, yani Adnan Oktar'ın kanında çıkartılan kokain yan maddesi konusu da, bilimsel ve adli delillerle çürütülmüştür. Adnan Oktar emniyette 62 saat kalmış, tahlil bundan sonra yapılmıştı. Ancak kokainin kandaki yan maddesine bakılarak, kaç saat önce ne kadar kokain alınmış olduğu bilimsel olarak hesaplanabiliyordu. Adnan Oktar'ın kanında çıkartılan kokain dozu ise, 62 saat önceden alınmış olsa, Adnan Oktar'ın ölümüne neden olacak kadar yüksek bir dozdu. Bu durum, kokainin Adnan Oktar'ın vücuduna, 62 saatten çok daha kısa bir süre önce, yani gözaltında bulunduğu sırada girdiğini gösteriyordu. Yani kokain, Adnan Oktar'a gözaltındayken, yemeğine karıştırılmak suretiyle verilmişti.
Bu gerçek, aralarında Scotland Yard'ın da bulunduğu 30'a yakın uluslararası adli tıp kurumu tarafından teyit edildi. Hepsinin de, incelemeleri için kendilerine gönderilen dosya hakkındaki ortak cevabı şöyleydi: Kokain Adnan Oktar'a göz altındayken yemeğine karıştırılarak verilmiştir. Olay komplodur.
Daha sonra Türk Adli Tıp Kurumu da kokainin gözaltında yemeğine karıştırılmak suretiyle verildiğini teyid etti ve Adnan Oktar mahkemede beraat ederek aklandı.
Ancak kokain olayı çok önemli bir hususu gösteriyordu: Adnan Oktar'a husumet besleyen ve her türlü kirli yöntemi devreye sokarak onu yolundan döndürmeyi amaçlayan bazı karanlık odaklar vardı. Adnan Oktar'ı daha önce hapis ve baskıyla yıldırmaya çalışan söz konusu güç odakları, bu kez bir komploya başvurmayı tercih etmişlerdi.
Adnan Oktar'ın Yeniden Baskıyla Karşılaşması
http://www.harunyahya.org/images/Adnan_Oktar3.jpg
Tüm bu fedakarane çalışmalar bazı çevreleri oldukça rahatsız etti ve "endişelendirdi". Materyalist ve mason çevrelerin provokasyonlarıyla, bu faaliyetlere karşı bir iftira kampanyası başlatıldı. Amaç, evrim teorisini çürüten her bilimsel çalışmayı kendilerince önlemekti. Fikren Adnan Oktar'ın çalışmalarına karşılık veremeyenler, iftiralar ve ithamlarla bu çalışmaları etkisiz hale getirmeyi hedeflediler.
1999 yılının Kasım ayında, Adnan Oktar yeni bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Bu, tam olarak üç ciltlik büyük kitabı Global Masonluk'un yayınlanmak üzere olduğuyla ilgili haberlerin yayıldığı zamana denk geliyordu. Adnan Oktar'ın fikri mücadelesine başladığı ilk günlerden itibaren, çeşitli iftiralar, komplolar, yalan haberler ve suçlamalarla kendisini yıldırmaya, din ahlakını yaymaktan alıkoymaya çalışan birtakım karanlık odaklar yine devreye girdi.
Bu odakların provokasyonları ve yanlış bilgilendirmeleri neticesinde, 12 Kasım 1999’da, Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının evlerine ve iş yerlerine bir polis baskını düzenlendi. Operasyonda hiçbir suç unsuruna rastlanmadı, hiçbir gayri ahlaki manzarayla karşılaşılmadı. Buna rağmen tümü birbiriyle çelişen akılalmaz yalanlar ve iftiralar her gün basında yer aldı. Bu operasyon neticesinde hiçbir hukuki delil öne sürülmeksizin, Adnan Oktar 9 ay cezaevinde tutuldu.
Tüm bu yaşananlar sırasında, Sayın Adnan Oktar, tevekkülü ve teslimiyetiyle çevresindekilere her zaman örnek oldu. Tarih boyunca yaşamış tüm müminlerin benzer olaylarla imtihan edildiğini, yaşanan her olayın Allah Katında belirlenmiş bir kader olduğunu ve hepsinin pek çok hayır ve hikmetle yaratıldığını etrafındakilere hatırlattı. Başlarına ne gelirse gelsin müminlerin her zaman itidalli, neşeli, azimli ve teslimiyetli olmaları gerektiğini söyledi.
Kendisine çeşitli komplolar kuran, akıl ve mantık dışı iftiralarla karalamaya çalışanlara karşıysa her zaman affedici ve merhamet edici oldu. Yüce Allah'ın “…Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır…” (Fussilet Suresi, 34) ayetiyle bildirdiği ahlaka uyan Adnan Oktar, 12 Kasım 1999 tarihinde yaşanan olaylarla gündeme gelen suçlamaların hepsinden, mahkeme aşamasında elde edilen delillerle aklanmıştır. Bugün halen kitap çalışmalarına devam etmekte ve insanları güzel ahlakı yaşamaya çağırmaktadır.
hurriyet gazetesine fazla inanmmıyorum . hiç biz zaman müslümanlar hakkında iyi yazı yazdıklarına sahit olmadım . sen de benim verdiğim yazıya inamayacaksın ama neyse ALLAH a emanet ol.
Merhaba kızılkilise ve solorix
bazen gerçekler o kadar açıktır ki kişi onu görmez çünkü herkes görmek İstediğini görür... ve görmek istediğini görmesi o kişi için doğrudur
ama o herkes için doğru değildir... farklı yerlerden hayat farklı gözükür...
Allah heryerden konuşur Solorix kardeş... onu her ağızdan duyabilmek gerek kimi celalinden kelam eder kimi cemalinden Kuran ise tüm cemali kelamlarının tasdikçisidir
Kuranda Ayet yanlış çıkmaz... eğer çıkıyorsa bu baktığın yerin yanlışlığındandır Kuran okumak kolay değildir herkes kendi nefsini okur ... bu yüzden Kuran Benlikten öldükten sonra okunulabilir ancak...
Allah heryerden konuşur Solorix kardeş... onu her ağızdan duyabilmek gerek kimi celalinden kelam eder kimi cemalinden Kuran ise tüm cemali kelamlarının tasdikçisidir
Kuranda Ayet yanlış çıkmaz... eğer çıkıyorsa bu baktığın yerin yanlışlığındandır Kuran okumak kolay değildir herkes kendi nefsini okur ... bu yüzden Kuran Benlikten öldükten sonra okunulabilir ancak...
dostum haşa! ben hiç bir zaman Kuran daki 1 tane ayet yanlış çıkar diye bir ifade kullanmadım . sanırım sen benim yazdığım yazıyı yanlış yorumlamışssın. ben eğer çıkarsa içimdeki inancı soruştururum dedim.herkes kendi nefsini okur , sonra tefsirini sonra vicdanına danışır. Doğrular insanların içindedir fakat tektir.Yeter ki görmesini bilirsek.
|
|