Orijinalini görmek için tıklayınız : Tevrat'ın Mucize ihbarı


SERHAN
28.08.2006, 13:27
Tevrât’ın Beşinci Kitabının Otuz Üçüncü Bâbında şu âyet var: "Hak Teâlâ, Tûr-i Sina’dan ikbal edip bize Sâir’den tulû etti ve Fâran Dağlarında zâhir oldu."

İşte şu âyet, nasıl ki "Tûr-i Sina’da ikbal-i Hak" fıkrasıyla Musa aleyhisselamın peygamberliğini ve Şam Dağlarından ibaret olan "Sâir’den tulû-u Hak" fıkrasıyla İsa aleyhisselamın peygamberliğini ihbar eder. Öyle de, ittifakla Hicaz Dağlarından ibaret olan "Fâran Dağlarından zuhur-u Hak" fıkrasıyla, kesin ve şüphesiz bir tarzda Hz Muhammed aleyhissalatü vesselamın peygamberliğini haber veriyor.

saygılarımla

SERHAN
30.08.2006, 13:00
Hem Türkçe Yuhanna İncilinin On Dördüncü Bab ve otuzuncu âyeti şudur: "Artık sizinle çok söyleşmem. Zira bu Âlemin Reisi geliyor. Ve bende onun nesnesi asla yoktur." İşte, "Âlemin Reisi" tabiri, "Fahr-i Âlem" demektir. "Fahr-i Âlem" ünvanı ise, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın en meşhur ünvanıdır.

Yine Yuhanna incili, On Altıncı Bab ve yedinci âyeti şudur: "Amma ben size hakkı söylüyorum. Benim gittiğim, size faydalıdır. Zira ben gitmeyince Tesellici size gelmez." İşte, bakınız: ''Alemin reisi ve insanlara hakikî teselli veren, MuhammedAleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Evet, Fahr-i Âlem odur ve fâni insanları ebedi idamdan kurtarıp teselli veren odur.

Hem Yuhanna incili, On Altıncı Bab, sekizinci âyeti: "O dahi geldikte, dünyayı günaha dair, salâha dair ve hükme dair ilzam edecektir." İşte, dünyanın fesadını salâha çeviren ve günahlardan ve şirkten kurtaran ve dünyanın siyasetini ve hakimiyetini değiştirem, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kim gelmiş?

Hem Yuhanna incili, On Altıncı Bab, on birinci âyet: "Zira bu Âlemin Reisinin gelmesinin hükmü gelmiştir." İşte, "Âlemin Reisi" elbette Seyyidü’l-Beşer olan Ahmed-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır.

Hem Yuhanna İncili, On İkinci Bab ve on üçüncü âyet: "Amma o Hak Ruhu geldiği zaman, sizi bilcümle hakikate irşad edecektir. Zira kendisinden söylemiyor. Tamamen, işittiğini söyleyerek gelecek nesnelerden size haber verecek."
İşte bu âyet çok açıktır. Acaba bütün insanları birden hakikate davet eden ve her haberini vahiyden veren ve Cebrâil’den işittiğini söyleyen ve kıyamet ve âhiretten tafsilen haber veren, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Ve kim olabilir?

saygılarımla..

SERHAN
31.08.2006, 12:37
Evet, madem İncil ve Tevrat ve Zebur semâvîdirler ve madem o kitap sahipleri enbiyadırlar. Elbette ve herhalde, onların dinlerini nesheden ve kâinatın şeklini değiştiren ve yerin yarısını getirdiği bir nurla ışıklandıran bir zattan bahsetmeleri, zarurî ve katidir. Evet, küçük hadiseleri haber veren o kitaplar, insanlığın en büyük hadisesi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm hadisesini haber vermemek kabil midir?

İşte, madem bedahetle haber verecekler; herhalde ya yalanlayacaklar, tâ ki dinlerini tahripten ve kitaplarını nesihten kurtarsınlar; veya tasdik edecekler, tâ ki o hakikatli zat ile dinleri hurafelerden ve tahriflerden kurtulsun. Halbuki, dost ve düşmanın ittifakıyla, yalanlama emaresi hiçbir kitapta yoktur. Öyleyse tasdik vardır.

SERHAN
31.08.2006, 12:51
Hem pek çok Yahudi uleması ve Nasârâ uleması ikrar ve itiraf etmişler ki, "Kitaplarımızda Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın vasıfları yazılıdır." Evet, gayr-ı müslim olarak, başta meşhur Rum meliklerinden Herakl itiraf etmiş, demiş ki: "Evet, İsâ Aleyhisselâm, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan haber veriyor."

Hem Rum meliki Mukavkis namında Mısır hâkimi ve Yahudi ulamasının en meşhurlarından İbni Sûriya ve İbni Ahtab ve onun kardeşi Kâb bin Esed ve Zübeyr bin Bâtıyâ gibi meşhur ulema ve reisler, gayr-ı müslim kaldıkları halde ikrar etmişler ki, "Evet, kitaplarımızda onun vasıfları vardır; ondan bahsediyorlar."

Hem Nasara alimlerinden, meşhur, Bahîra-yi Râhib ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Şam tarafına amcasıyla gittiği vakit on iki yaşındaydı. Bahîra-yı Râhib, onun hatırı için Kureyşîleri davet etmiş. Baktı ki, kafileye gölge eden bir parça bulut, daha kafile yerinde gölge ediyor. "Demek aradığım adam orada kalmış." Sonra adam göndermiş, onu da getirtmiş. Ebu Talib’e demiş: "Sen dön, Mekke’ye git. Yahudiler hasûddurlar. Bunun vadıfları Tevrat’ta vardır; hıyanet ederler."

Hem, Habeş hristiyanları ve Habeş Reisi olan Necâşî, Muhammed aleyhissalatü vesselamın vasıflarını kitaplarında gördükleri için, beraber iman etmişler.

Hem Dağatır isminde meşhur bir Nasrânî âlimi, vasıfları görmüş, iman etmiş. Rumlar içinde ilân etmiş; şehid edilmiş.

Hem Nasrânî reislerinden Hâris ibni Ebî Şümeri’l-Gasânî ve Şam’ın büyük dinî reisleri ve melikleri, yani Sahib-i İlba ve Herakl ve İbni Nâtûr ve Cârud gibi meşhur zatlar, kitaplarında Muhammed aleyhisselamın vasıflarını görmüşler ve iman etmişler. Yalnız Herakl, dünya saltanatı için imanını izhar etmemiş.

Hem bunlar gibi, Selmânü’l-Farisî, o da evvel Nasrânî idi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın vasıflarını gördükten sonra onu arıyordu.

Hem Temim namında mühim bir âlim, hem meşhur Habeş Reisi Necâşî, hem Habeş Nasârâsı, hem Necran papazları, bütün ittifakla haber veriyorlar ki: "Biz Muhammed aleyhissalatü vesselamın vasıflarını kitaplarımızda gördük, onun için imana geldik."

saygılarımla..

hasan cicek
01.09.2006, 01:24
Hem Türkçe Yuhanna İncilinin On Dördüncü Bab ve otuzuncu âyeti şudur: "Artık sizinle çok söyleşmem. Zira bu Âlemin Reisi geliyor. Ve bende onun nesnesi asla yoktur." İşte, "Âlemin Reisi" tabiri, "Fahr-i Âlem" demektir. "Fahr-i Âlem" ünvanı ise, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın en meşhur ünvanıdır.

Yine Yuhanna incili, On Altıncı Bab ve yedinci âyeti şudur: "Amma ben size hakkı söylüyorum. Benim gittiğim, size faydalıdır. Zira ben gitmeyince Tesellici size gelmez." İşte, bakınız: ''Alemin reisi ve insanlara hakikî teselli veren, MuhammedAleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Evet, Fahr-i Âlem odur ve fâni insanları ebedi idamdan kurtarıp teselli veren odur.

Hem Yuhanna incili, On Altıncı Bab, sekizinci âyeti: "O dahi geldikte, dünyayı günaha dair, salâha dair ve hükme dair ilzam edecektir." İşte, dünyanın fesadını salâha çeviren ve günahlardan ve şirkten kurtaran ve dünyanın siyasetini ve hakimiyetini değiştirem, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kim gelmiş?

Hem Yuhanna incili, On Altıncı Bab, on birinci âyet: "Zira bu Âlemin Reisinin gelmesinin hükmü gelmiştir." İşte, "Âlemin Reisi" elbette Seyyidü’l-Beşer olan Ahmed-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır.

Hem Yuhanna İncili, On İkinci Bab ve on üçüncü âyet: "Amma o Hak Ruhu geldiği zaman, sizi bilcümle hakikate irşad edecektir. Zira kendisinden söylemiyor. Tamamen, işittiğini söyleyerek gelecek nesnelerden size haber verecek."
İşte bu âyet çok açıktır. Acaba bütün insanları birden hakikate davet eden ve her haberini vahiyden veren ve Cebrâil’den işittiğini söyleyen ve kıyamet ve âhiretten tafsilen haber veren, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Ve kim olabilir?

saygılarımla..
Selam sayın SERHAN:Yuhanna''nın İnicili 14:30 ayetinde şöyle yazar Artık sizinle çok fazla konuşmayacağım,çünkü bu dünyanın hükümdarı geliyor.O benim üzerimde hiçbir şekilde häkimiyeti kuramaz.

Burda düyanın hükümdarı (Şeytan) demek istiyor başka bir şahısta bahsetmiyor
örnegin.2 Korintoslular 4:4.de ''Bu dünyanın ilähı olarak adlandırdığı şeytanıdır.
Yani bu iki ayetde de bu dünyanın hükümdarı şeytandır demektir. İncilde daha benzer ayetler vardır,

saygılar

SERHAN
13.09.2006, 08:11
selam sayın Hasan,

''alemin reisi geliyor" tabiri şeytan olamaz. Çünkü, Şeytan zaten Adem aleyhisselam zamanından beri vardı. Öyle ise, ""geliyor"" tabiri başka birine işaret ediyor.

Ayrıca, şu ayetlere çok dikkat etmek lazımdır:

"Amma ben size hakkı söylüyorum. Benim gittiğim, size faydalıdır. Zira ben gitmeyince Tesellici size gelmez." İşte, bakınız: ''Alemin reisi ve insanlara hakikî teselli veren, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Evet, Fahr-i Âlem odur ve fâni insanları ebedi idamdan kurtarıp teselli veren odur.

"O dahi geldikte, dünyayı günaha dair, salâha dair ve hükme dair ilzam edecektir." İşte, dünyanın fesadını salâha çeviren ve günahlardan ve şirkten kurtaran ve dünyanın siyasetini ve hakimiyetini değiştiren, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kim gelmiş?

"Amma o Hak Ruhu geldiği zaman, sizi bilcümle hakikate irşad edecektir. Zira kendisinden söylemiyor. Tamamen, işittiğini söyleyerek gelecek nesnelerden size haber verecek."
İşte bu âyet çok açıktır. Acaba bütün insanları birden hakikate davet eden ve her haberini vahiyden veren ve Cebrâil’den işittiğini söyleyen ve kıyamet ve âhiretten tafsilen haber veren, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Ve kim olabilir?

Hasan kardeşim, Acaba, şeytanda ''tesellici, dünyayı salaha dair ve günaha dair uyaran, hakikata irşad eden, kendinden konuşmayıp, işittiğini söyleyen'' gibi ünvanları var mıdır?

saygılarımla...

hasan cicek
13.09.2006, 19:46
selam sayın Hasan,

''alemin reisi geliyor" tabiri şeytan olamaz. Çünkü, Şeytan zaten Adem aleyhisselam zamanından beri vardı. Öyle ise, ""geliyor"" tabiri başka birine işaret ediyor.

Ayrıca, şu ayetlere çok dikkat etmek lazımdır:

"Amma ben size hakkı söylüyorum. Benim gittiğim, size faydalıdır. Zira ben gitmeyince Tesellici size gelmez." İşte, bakınız: ''Alemin reisi ve insanlara hakikî teselli veren, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Evet, Fahr-i Âlem odur ve fâni insanları ebedi idamdan kurtarıp teselli veren odur.

"O dahi geldikte, dünyayı günaha dair, salâha dair ve hükme dair ilzam edecektir." İşte, dünyanın fesadını salâha çeviren ve günahlardan ve şirkten kurtaran ve dünyanın siyasetini ve hakimiyetini değiştiren, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kim gelmiş?

"Amma o Hak Ruhu geldiği zaman, sizi bilcümle hakikate irşad edecektir. Zira kendisinden söylemiyor. Tamamen, işittiğini söyleyerek gelecek nesnelerden size haber verecek."
İşte bu âyet çok açıktır. Acaba bütün insanları birden hakikate davet eden ve her haberini vahiyden veren ve Cebrâil’den işittiğini söyleyen ve kıyamet ve âhiretten tafsilen haber veren, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan başka kimdir? Ve kim olabilir?

Hasan kardeşim, Acaba, şeytanda ''tesellici, dünyayı salaha dair ve günaha dair uyaran, hakikata irşad eden, kendinden konuşmayıp, işittiğini söyleyen'' gibi ünvanları var mıdır?

saygılarımla...

Sayın Serhan:Eger İncilin 14 Bölüm 17 ci ayetini okursak neden bahs ettigini rahat anlarız.İncil yeni türkçe şöyle yazar.''Bu yardımcı dünyanın elde edemeyecegi hakikat ruhudur.Dünya onu ne görürü ne de bilir.Onu siz bilirsiniz çünkü sizinle bereberdir ve içinizdedir:

Gördügümüz gibi Dünya onu görmez diyor yani görünen varlıklarda söz etmez bu ruh Allah'ın faal kuvetidir bu kuvet İsa'nın Ögrencilerine yardım edecekti ve gerçektende bu yardım sayesinde çok şeyler başardılar.

Dünyanın hükümdarı Yuhanna 14:30 (Bu ortamın tanrısı 2 Korintoslular 4:4) 1 Yuhanna 5:19:Vahiy 12:9: Bu ayetleri okursak kimden söz ettigini rahatça anlarız.

Saygılar

SERHAN
14.09.2006, 08:24
Hasan arkadaşım,
Madem İncil ve Tevrat ve Zebur semâvîdirler ve madem o kitap sahipleri enbiyadırlar. Elbette ve herhalde, onların dinlerini nesheden ve kâinatın şeklini değiştiren ve yerin yarısını getirdiği bir nurla ışıklandıran bir zattan bahsetmeleri, zarurî ve katidir. Evet, küçük hadiseleri haber veren o kitaplar, insanlığın en büyük hadisesi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm hadisesini haber vermemek kabil midir?

İşte, madem bedahetle haber verecekler; herhalde ya yalanlayacaklar, tâ ki dinlerini tahripten ve kitaplarını nesihten kurtarsınlar; veya tasdik edecekler, tâ ki o hakikatli zat ile dinleri hurafelerden ve tahriflerden kurtulsun. Halbuki, dost ve düşmanın ittifakıyla, yalanlama emaresi hiçbir kitapta yoktur. Öyleyse tasdik vardır.

Sana şu soruları sorabilir miyim?

1. "Amma ben size hakkı söylüyorum. Benim gittiğim, size faydalıdır. Zira ben gitmeyince Tesellici size gelmez." Görünmeyen ve bilinmeyen bir şey, nasıl oluyor da Hz İsa aleyhisselamdan daha faydalı bir şekilde insanlara teselli verir?

2."O dahi geldikte, dünyayı günaha dair, salâha dair ve hükme dair ilzam edecektir." Görünmeyen ve bilinmeyen bir şey, nasıl oluyor da, dünyayı günaha dair ve salaha dair ve hükme dair mağlup ediyor?

3."Amma o Hak Ruhu geldiği zaman, sizi bilcümle hakikate irşad edecektir. Zira kendisinden söylemiyor. Tamamen, işittiğini söyleyerek gelecek nesnelerden size haber verecek." görünmeyen ve bilinmeyen bir şey, nasıl oluyor da bütün insanları birden hakikate irşad ediyor?

Bak dikkat et. Bu ayetlerde birinin geleceği müjdeleniyor. Fakat, senin bahsettiğin ayette ise, zaten sizin içinizdedir diyor. Yani, zaten bizim içimizde olan bir şey nereden gelecek?

4. Ayrıca, tevrattaki şua ayet hakkında düşüncen nedir:"Hak Teâlâ, Tûr-i Sina’dan ikbal edip bize Sâir’den tulû etti ve Fâran Dağlarında zâhir oldu."

saygılar...