Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrı İnsanların içindedir


deste
01.09.2006, 14:52
.

http://i.fotodak.com/75/67/45948.jpg



Küçük bir oğlan çocuğu Tanrı ile karşılaşmak istiyordu. Tanrının çok uzaklarda yaşadığını ve önünde uzun bir yolun olduğunu biliyordu. Böylelikle sırt çantasını çörek ve meyve suyu kutularıyla doldurup yola koyuldu.

Evinden üç apartman ileride yaşlı bir adama rastladı. Yaşlı adam parkta oturmuş güvercinlere yem veriyordu. Çocuk adamın yanına oturup sırt çantasını açtı.

Tam meyve suyundan bir yudum içecekti ki adamın acıkmış olabileceğini fark etti. Çantasından bir çörek alıp adama verdi. Adam hoşnut bir şekilde çöreği kabul etti ve çocuğa gülümsedi.

Adamın gülümsemesi o kadar muhteşemdi ki çocuk bunu tekrar görmek istedi.
Adama meyve suyu uzattı. Adam çocuğa tekrar gülümseyerek karşılık verdi .
Çocuk mest olmuştu!

Bütün gün öylece oturup çörek yediler, gülümsediler; tek bir sözcük bile konuşmadılar.
Hava kararmaya başlayınca, çocuk ne kadar yorgun olduğunu fark etti. Ayağa kalkıp bir iki adım yürümüştü ki geri döndü, adama doğru koşup ona sımsıkı sarıldı. Adamsa çocuğa yaşamındaki en güzel gülümsemeyle karşılık verdi.
Kısa bir süre sonra çocuk evine varıp kapıyı açtı.

Çocuğun yüzündeki mutluluğu gören annesi çok şaşırdı.
"Seni bu kadar mutlu edecek ne yaptın bugün?" diye sordu annesi.
"Tanrı ile yemek yedim," diye yanıt verdi çocuk.
Annesi daha bir yanıt veremeden devam etti çocuk.
"Biliyor musun? Tanrı, gördüğüm en güzel gülümsemeye sahip!"
Öte yandan, yine çocuk gibi mutluluktan ışıl ışıl olan yaşlı adam evine döner.
Adamın oğlu babasının yüzündeki huzuru görünce şaşırır.
"Baba, seni bu kadar mutlu edecek ne yaptın bugün?"
Adamın yanıtı şu oldu: "Parkta Tanrı ile çörek yedim."
Oğlu daha bir yanıt veremeden de devam etti:
"Biliyor musun, beklediğimden çok daha genç."

Çoğu kez bir insanın tüm yaşamını değiştirebilecek bir dokunuşun, bir gülümsemenin, güzel bir sözün, kulak verip dinlemenin, içten bir iltifatın ya da gösterilen en küçük bir ilginin ne denli güçlü olabileceğinin farkında değiliz.
Demek ki Tanrı insanların içindedir.

Karşılaştığımız her insan yaşamımıza belli bir neden için, belli bir süre için ya da ömür boyu bizimle kalmak için girer.

Hepsini de sevgiyle kucaklayın!



.

Kartopu86
01.09.2006, 16:37
Güsel bir yazıydı teşekkür ederim...Çokşey ifade ettiği açık...

selva
01.09.2006, 16:45
evet güzel bir yazı.Bizede çocukluğumuzdan beri aşılanan o değilmi?Annem hep allahı içinizde arayın derdi bende aynı şekilde çocuğuma öğrettim.Dünyaya tertemiz pırıl pırıl bir çocuk armağan ettiğime inanıyorum.herkes kendini tanrıdan bir parça olarak görürse hiç bir canlıya zarar veremez.

Thereja
01.09.2006, 18:08
evet cok anlamlı verilen mesaj gercekten... Çok güzel bi yazı okurken büyülendim...sevgiler...

mercanboran
01.09.2006, 18:28
güzel bir paylaşımdı teşekkürler..

Naci
01.09.2006, 18:45
paylaşım için teşekkürler

rinda
01.09.2006, 18:56
ben tanrı'nın aldığımız nefes olduğunu düşünüyorum.bu yüzden her zaman bizimle ve içimizdedir...bu güzel yazıyı paylaşan arkadsaşoıza teşekkür ediyorum..

Siya Saperen
01.09.2006, 21:28
Tanrı bir kavramsa eğer;

Ulaşmak, buluşmak ve sarılmak için önce insan olabilmek gerekir. Yaşamın tüm güzellikleri bu noktada aydınlatır insanı.

Bir yerlerde okumuştum yanılmıyorsam;

Tanrı biz (ki biz tanrıyız!) diyordu. Bütün evreni içerisine alan, güzellikleri içinde bulunduran tek bir gülümseme tüm tapınakların en yüce mabedi olmalı. İşte en çokda bunun için insanı sevmek gerek. İçimizdeki tanrıya kavuşabilmek için...

Canan58
01.09.2006, 21:41
Çok anlamlı ve güzel bir yazı teşekkürler paylaştığınız için...

Aydın.
01.09.2006, 21:47
Emeğine sağlık deste cok anlamlı bir yazı ben allahı ne havada ne yerde ararım kendimi bildim bileli benim cicmdedir..

nesslimm
02.09.2006, 02:17
gerçektende çok anlamlı

olmuş çok güzel bir yazıydı.yaptıklarımız bir insanı hem yüceltir hem yere

batırır.iki dudak arasında ise çok şey vardır.bir gülümseme bile yetebiliyomuş.

aliay
08.10.2006, 22:42
ASLINDA
tanrıyı yaratan da insanın kendisidir.
tabiki içinde olduğunu düşünemeside doğaldır.

saygılar selamlar...

Yaprak...
08.10.2006, 23:40
birinden ikramda bulunarak işliyor....birinden tebessümle işliyor....iki güzelliğe sahip olanda BİR....

çok güzel bir paylaşım sevgili deste....

sevgiyle kal...:)

bolşevik_partizan
31.10.2006, 17:32
Tanrıya inanmak keloğlan masalları anlatmak gibidir. Yukarıdaki yazı bu işi daha da ileri götürmüş, resmen masallara çevirmiş. Bu anlamda cesaretli bir yaklaşım sayılmalıdır.
Tanrıya inanmak bir çocuğa anlatılan bir masaldır, tanrının var olduğunu iddia etmek ise bilimsel olarak mümkün değildir.
Akademik kariyer yapanlar bilirler. Bir tıp okuyan kişiye metafizik ve teolojik açıklamalar öğretilmez. Oysa tanrı var olmuş olsaydı, her bilimsel deneyin ana kaynağı veya merkezi bu olurdu.

En önemlisi bilim bu kadar ilerlemişken, genetik bilim zirvesini yaşarken, 21. yüzyılın insanı kalkıp 600'lü yılların Arabistan hukukunu rehber edinirse yaşamda çuvallar. Tıpkı hiç bir şekilde ilerlemeyen İslam ülkeleri gibi.
Hangi arap ülkesi, bilim ve teknoloji de çığır açmıştır. Aksine hepsi bilimi ve teknolojiyi şeytan icadı sayıp red etmişlerdir. Ama ne çelişkidir ki, şeytani gördükleri icatlarıda kullanmadan edemezler.
Kuranı kerim ve diğer tüm kitaplar insan tarafından yazılmıştır.
Tanrı madem ki vardı, neden muhammetde Bilgisayar veya çok ileri bir teknolojiyle kuranı indirmedi? Neden kuranı arapça yazdı?
Neden yazılan kuranın başka dillerde de yayınlamadı? Neden bu işi "kul"a bıraktı?
Bir insan bir Bilgisayar proğramı yaparken dahi onu Setup yaptığınızda en az 5 dille yükleme şansı sunar. Tanrının insan kadar kapasitesi yokmuydu?
Neden peygamberlik krallık, padişahlık gibi süladen sülaleye geçer?
Çünkü bu bir iktidar ve siyaset kavgasıdır. Hepsi bu.
Zaten Şeriat kelimesinin türkçe karşılığ hukuk ve anayasa demektir. Bilmem ne demek istediğmi anlatabildim mi? Yani şeriat denilen şey Kuran dır. Kuranda arabistanın anayasaıdır.
Şeriatın hukuku olan kuran bugün ki, uluslararası insan hakları evrensel beyannamesi karşısında iflas etmiştir.
Eğer uğruna mücadele edecekseniz Uluslararası İnsan Hakları beyannamesi gibi insani erdemlerin yoğun olduğu gerçeklik için yaşayın.
Yoksa bir çocuğu kandırır gibi masallar anlatmak akıl dışıdır.
Öte yandan, inananların inanmasına bir diyeceğim yok, kendilerini psikolojik olarak bu şekilde motive ediyorlarsa inansınlar... Ama bunun psikolojik açıklamasıda vardır. Dini obsesyondur. Yani psikoloji bilimide buna açıklık getirmiştir.

ahmettt
31.10.2006, 19:36
ne arıyorsa insan kendinde aramalı ve herkesi gerçekten sevgiyle kucaklamalı. hayata ve insanlara yükleyeceğimiz anlam bu olmalı.. aynen Mahatma Gandhi'nin de dediği gibi..

"if you want to give a message, it must be the message of love"
"eğer bir mesaj vermek istiyorsan, bu sevginin mesajı olmalı"

zohre-35
31.10.2006, 19:38
çok güzel bir yazı eline sağlık.paylaşım için teşekkürler.

bolşevik_partizan
31.10.2006, 23:21
Tanrıyı insanın içinde arayan mantık çaresizce seneryo uyduruyor. Tanrı o kadar küçük mü ki, bütün evrende göremiyorsunuz, insanın içinde arıyorsunuz?
Oysa hiç bir radyolojik deneylere insanın içinde tanrıya rastlanamamıştır. Keza cerrahlar tabiri uygunsa insanı bir kasap gibi en ayrıntılı şekilde kesip biçiyor, ancak o tanrıya bir türlü rastlayamadılar. Ha şimdi bir uyanık çıkıp diyecek ki, ama ruhunda vardır. Sen söylemeden ben ona da cevap vereyim. Bilim adamları insanın ruhunu test ettiler. Hatta bunu en yoğun olarak "hisseden" din adamları üzerinde denediler. Bak nasıl dinle!
Geçen ay ABD'de rahiplerin beyinleri üzerinde bilimsel inceleme yapıldı. Beyinlerine çeşitli aygıtlar takılarak duygu yoğunluğu ve farklılığı arandı.
Sonuç olarak tanrı'nın varlığına dair hiç bir veriye rastlanılmadı. Beynin çeşitli bölümlerindeki titreşimler hiç bir şekilde o sonuca götürmedi hekimler. Boş yere uyduruk teorilerle insanlığı oyalamayın.
Son olarak "tanrının insanın içinde olduğunu" söyleyen aklı sivri zatı muhterem bunu nasıl izah edecek? Zaten izah etmeye kalkarsa psikolojik anlamda kendisine bir psikolog bulmalıdır. Ve o psikoloğun ona koyacağı ruhsal bozukluğun adı dini obesesiftir.
Eğer ki, tüm "peygamberler" bugün yaşasaydı çıkıp deselerdi ki, ben peygamberim diye. Akibetleri Hasan Mezarcı gibi olurdu.

İnsanı tanrı değil, tanrıyı insan yaratmıştır.

müttaki
01.11.2006, 10:32
belkide o yüzden çıkmıyorlardır piroğlu....hehehehhh

İnsanı Tanrı değil tanrıyı İnsan yaratmışsa o zaman Tanrı vardır... :)

ben Tanımı şöyle yapardım

Tanrı İnsanı yarattı... İnsan Tanrıyı yaşattı... İnsan yaşayanıydı kendisini.... ve İnsan eylemi bu bedende sınırlı ise de gönlü hep taşmıştı sevgiye... zamanlar ve mekanlar taşıyamıyordu sevgiyi.... sevgisini...

Ali_Yolcusu
01.11.2006, 12:54
çok güzel ve etkileyici bir hikayeydi.

doğrudur, tanrı güzelliklerin olduğu heryerdedir.onu görmek ve o mutluluğu yaşamak istiyorsanız daima iyilik yapın

bolşevik_partizan
01.11.2006, 15:57
İnsan tanrıyı yarattı. Çünkü, ilkel insan doğa karşısında çok çaresizdi. Doğa olaylarını açıklamakta güçlük çektiği için şimşek, yağmur, kar, deprem, sel, meteor düşmesi gibi doğa olaylarını açıklayamıyordu. Daha sonra tanrı seneryosunu beyin üretti. Ve böylelikle insan tanrıyı yarattı. Dikkat edin tanrı insanı yarattı demiyorum.
Tanrının insanı yaratması deli saçmalığıdır. Fizik bilimi bize lavaziye yasasını öğretti. Lavaziye yasasına göre elle tutulmayan, bir hacmi, bir boyutu, bir ağırlığı, bir kütlesi olmayan, bir kokusu olmayan hiç bir şey madde özelliği taşımaz. Eğer ki, bir şeye madde deniliyorsa, yukarıdaki etmenlerden en azından bir tanesine sahip olmalıdır. Peki bilimsel gerçekliğe göre, tanrı var mıdır?
Tanrı elle tutulmaz, tanrı gözle görülmez, tanrının kokusu, boyutu, hacmi, kütlesi yoktur. Bu anlamda tanrının varlığı nasıl iddia edilebilir? Son tahlilde tanrının var olma düşüncesini bilim hipotez aşamasındayken, yani arpa boyu yol almadan çürütüyor.
Tanrıya inanan arkadaşlar! y a bilimi rededip tanrıya sığınacaksınız, yada bilime sığınacaksınız!
Bir başka deyimle hasta olduğunuzda ya doktora gideceksiniz yada imama, hocaya gideceksiniz!

müttaki
01.11.2006, 16:01
evet cedric bence doğru dediklerin ama Tanrınında İnsanında kütlesi hacmi yoktur... bide böyle düşün... madde sadece elbisedir..

bolşevik_partizan
01.11.2006, 16:25
Hayır arkadaşım.
İnsanın bir boyutu, bir kütlesi, bir hacmi vardır.
Uzayda yer kaplar.
İnsan elle tutulur bu yüzden insan maddedir, yani vardır.
Eğer bu açıklamları analamayan arkadaşlar varsa onlara daha basit bir anlatım yapalım. Duyu organılarımızla hissettiğimiz her şey vardır. Kompleks bir şekilde tanımlaması ise Lavaziye yasasında olduğu gibidir.

müttaki
01.11.2006, 16:40
İnsan bu beden elbisesinde Yaşayandır... hissettiğimiz şeyler bu bedenden gelir ama sadece İstediğimiz şeyleri hissederiz... yani bu beden herşeyi olduğu gibi değil İnsanın görmek istediği şekilde iletir...

eğer İnsan bu beden olsa idi ikimizde aynı şeyleri hisseder aynı etkilere aynı tepkileri verirdik... etki ve tepkime ile çalışan birer hayvan olurduk ki bu beden zaten gelişmiş bir hayvandır İnsanlığa uyanana kadar...

bolşevik_partizan
01.11.2006, 17:11
İnsan bu beden elbisesinde Yaşayandır... hissettiğimiz şeyler bu bedenden gelir ama sadece İstediğimiz şeyleri hissederiz... yani bu beden herşeyi olduğu gibi değil İnsanın görmek istediği şekilde iletir...


Yani arkadaşım bu söylediklerini burda söyledin, başka yerde söyleme.
İnsan elbisesi olmadan da hisseder. Hele çırılçıplak ol ve kışın dışarı çık bakalım, soğuku hissetmeyecek misin?

yani bu beden herşeyi olduğu gibi değil İnsanın görmek istediği şekilde iletir...


O halde sen bir gün ameliyat olursan veya dişini çektirmek istersen o şeyi düşünme ve anesteziye gerek kalmaz(!)
Yada diyelim ki, dişin kökten çürümüş ve şiddetli bir ağrı hissediyorsun. Senin bu mantığına göre o ağrı yoktur. Dolayısıyla o dişini çektirmeye ve tedavi ettirmeye de gerek yoktur. Nasıl olsa sen öyle hissediyorsun, düşünme geçer.
Bir gün dişin ağrırsa bu söylediklerimi uygula. Yada üzerindeki tüm elbiseleri çıkart buzdolabına gir. O vakit kim haklı, kim haksız görürsün!
Yani azıcık mantıklı olalım.

müttaki
01.11.2006, 17:28
:) İnsanın elbisesi gömlek pantolon değildir bedendir bedenin elbisesi ise dediklerindir...

bu söylediklerinin örnekleri yaşanmış hikayeleri mevcuttur... avustralyada bilmem ne kabilesinde gençler olgunlaştıklarını ispatlamak için köz ateşin üstünde yürürler... afrikada her tarafa takılan hızmalar bunun içindir...

bilim bugün bunları tanımlamaktadır ve bilimsel olarak araştırmaktadır zaten

bir deneyde kişinin elleri gözleri bağlanmış ve koluna yakıcı bir madde temas edeeceği söylenmiştir yakıcı madde yerine buz temas ettirilmiş kişi yine yakıcı madde tepkisi vererek kolunda da su toplanması meydana gelmiştir... sen psikoloji bilimini tamamen yok sayıyorsun...

bu İnsanın beden yönüdür... beden belli etkilere belli tepkiler vermeye odaklıdır psikolojide maddidir aslında ama İnsan çok farklı bir mekansızlıktır....

suyunsesi
01.11.2006, 17:33
cedrike katılıyorum...

egmor
01.11.2006, 17:33
Tanrıya inanmak keloğlan masalları anlatmak gibidir. Yukarıdaki yazı bu işi daha da ileri götürmüş, resmen masallara çevirmiş. Bu anlamda cesaretli bir yaklaşım sayılmalıdır.
Tanrıya inanmak bir çocuğa anlatılan bir masaldır, tanrının var olduğunu iddia etmek ise bilimsel olarak mümkün değildir.
Akademik kariyer yapanlar bilirler. Bir tıp okuyan kişiye metafizik ve teolojik açıklamalar öğretilmez. Oysa tanrı var olmuş olsaydı, her bilimsel deneyin ana kaynağı veya merkezi bu olurdu.

En önemlisi bilim bu kadar ilerlemişken, genetik bilim zirvesini yaşarken, 21. yüzyılın insanı kalkıp 600'lü yılların Arabistan hukukunu rehber edinirse yaşamda çuvallar. Tıpkı hiç bir şekilde ilerlemeyen İslam ülkeleri gibi.
Hangi arap ülkesi, bilim ve teknoloji de çığır açmıştır. Aksine hepsi bilimi ve teknolojiyi şeytan icadı sayıp red etmişlerdir. Ama ne çelişkidir ki, şeytani gördükleri icatlarıda kullanmadan edemezler.
Kuranı kerim ve diğer tüm kitaplar insan tarafından yazılmıştır.
Tanrı madem ki vardı, neden muhammetde Bilgisayar veya çok ileri bir teknolojiyle kuranı indirmedi? Neden kuranı arapça yazdı?
Neden yazılan kuranın başka dillerde de yayınlamadı? Neden bu işi "kul"a bıraktı?
Bir insan bir Bilgisayar proğramı yaparken dahi onu Setup yaptığınızda en az 5 dille yükleme şansı sunar. Tanrının insan kadar kapasitesi yokmuydu?
Neden peygamberlik krallık, padişahlık gibi süladen sülaleye geçer?
Çünkü bu bir iktidar ve siyaset kavgasıdır. Hepsi bu.
Zaten Şeriat kelimesinin türkçe karşılığ hukuk ve anayasa demektir. Bilmem ne demek istediğmi anlatabildim mi? Yani şeriat denilen şey Kuran dır. Kuranda arabistanın anayasaıdır.
Şeriatın hukuku olan kuran bugün ki, uluslararası insan hakları evrensel beyannamesi karşısında iflas etmiştir.
Eğer uğruna mücadele edecekseniz Uluslararası İnsan Hakları beyannamesi gibi insani erdemlerin yoğun olduğu gerçeklik için yaşayın.
Yoksa bir çocuğu kandırır gibi masallar anlatmak akıl dışıdır.
Öte yandan, inananların inanmasına bir diyeceğim yok, kendilerini psikolojik olarak bu şekilde motive ediyorlarsa inansınlar... Ama bunun psikolojik açıklamasıda vardır. Dini obsesyondur. Yani psikoloji bilimide buna açıklık getirmiştir.

Tanrı Heryerdedir!!!
Uçan kuşun kanadının altında, Denizdeki balığın yanında, Karadaki insanın içinde, Gökteki yıldızların arasındadır. Tanrıyı bir bütün olarak bir cisime veya bir insana sığdırmak mümkün değildir. Zaten bu tam anlamıyla putperestliktir. Evrendeki her cisim O'nun bir parçası birer eseridir.

Zamanında bende tanrıyı sorguladım. Tanrıyı insanlar uydurmuştur, Korktukları, bilmedikleri şeyi açıklamak amacıyla kullanmışlardır dedim.

Şimdi ise bu kusursuz dünyanın Tek başına tesadüfen varolalabileceğine kesinlikle inanmıyorum.

Dünya üzerinde 4,5- 6 milyar arasında insan olduğu söyleniyor. Hepsini bir yere toplayında söyleyin sıfırdan dan 1 tek insanı meydana getirsinler (üreme ve klonlama olmadan, klonlama Allah'ın yaptığını kopyalamaktır)... Mümlünmü ? Labaotuar ortamında evrimide hızlandıra biliyorlar. Hadi bi maymunu evrimleştirip insan yapsınlarda görelim (Maddem ki atalarımız maymun).

Sevgili arkadasım neden diye bir sürü soru sormuşsun
Allah neden teknolojiyi kullanmadı gibi, neden arapça kullandı neden aracı olarak 1 kulunu seçti...

Allah isteseydi Kendi varlığını hepimizin içinde direkt olarak hissettirebilirdi. O zaman ne Kuran 'a gerek kalırdı nede bir aracıya.

Unutmayın ki dünya imtihan yeridir. Allah mucizelerini göstermiştir. İnanmak yada inanmak yada inanmamak seçimini de kullarına bırakmıştır. İster sevap işle istersen günah. Seni serbest bırakmış. İstediğin gibi düşünme hakkı vermiş.

Gelelim Arap ülkelerin teknolojiden uzak durmasına ve geri kalmasına ;
Allah 'ın ilk emri okudur, hepimizin bildiği gibi. Kuran'ın bir çok bölümünde bilime önem veriniz diyor. Unutmayın ki Arap ülkeleri Müslümanlığın ilk yıllarında muazzam ilerlemeler kaydetmiştir. Sadece mimariye baksanız yeterlidir. Hatta zamanında savaş esirlerine ceza olarak belli sayıda müslümana okumayı öğreterek serbest bırakılıyordu.
HZ. ALi derki ; Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum.
Ama ne yazık ki ilerleyen zamanlardaki başa gelen halifeler iktidar kaygısıyla
Kuran'ı yalnış yorumlamış ve yorumlatmıştır. Tekmolojiden geri brakmıştır.:mad:

bolşevik_partizan
01.11.2006, 19:12
Tanrı Heryerdedir!!!
Uçan kuşun kanadının altında, Denizdeki balığın yanında, Karadaki insanın içinde, Gökteki yıldızların arasındadır. Tanrıyı bir bütün olarak bir cisime veya bir insana sığdırmak mümkün değildir. Zaten bu tam anlamıyla putperestliktir. Evrendeki her cisim O'nun bir parçası birer eseridir.
Zamanında bende tanrıyı sorguladım. Tanrıyı insanlar uydurmuştur, Korktukları, bilmedikleri şeyi açıklamak amacıyla kullanmışlardır dedim.

Bu söyleme göre tanrının varlığı çok açık. Yani arkadaşım bu kadar kartal gözlü olmasına rağmen bir zamanlar tanrıyı sorgulamış. Tanrı bu kadar netti de, o zamanlar aklın neredeydi. Kendin bile her şeyin farkındasın ama içindeki çelişkileri aşmak için araştırmanı derinleştirmemişsin. Diğerleri gibi işin kolayına kaçıp zaafiyete düşmüşsün. Zaten insan doğruyla yanlış arasındaki mücadelede yanlışa daha eğilimlidir. Çünkü doğruyu bulmak veya yakalamak bir çalışmanın ve bilgilenmenin ürünüdür. Okuma tembelliğini, sorgulamayayı, araştırmamayı kendine yaşam tarzı eden her zaman hata ve yanlışa saplanır.

Lafın kısası tanrı madem ki, bu kadar netti niye tanrıyı sorgulamaya koyuldun.
Yani söylediklerine kendin dahi gülmen lazım...


Şimdi ise bu kusursuz dünyanın Tek başına tesadüfen varolalabileceğine kesinlikle inanmıyorum.


Bak dünya kusursuz değildir. Ve dünya meydana geldiğinde bu şekilde değildi. Evrim yasası sadece canlılarla sınırlı değildir. Bu evren ve dünya içinde geçerlidir. Dünya ilk meydana geldiğinde gaz halindeydi ve sürekli yanıyordu, tıpkı volkanik dağlar gibi... Milyonlarca yıl geçtikten sonra dünyanın evrimi şimdiki safhaya geldi. Şimdi dahi mükemmel değildir. Doğa olaylarının olması mükemmel olmadığını gösterir. Yada dünyanın bir bölümünün 6 ay aydınlık, 6 ay karanlık olması dünyanın mükemmel olmadığını en yalın ispatıdır. Yada dünaynın bazı bölgelerin çöl olması veya bazı bölümlerinin buzul olması sana en iyi cevaptır.


Dünya üzerinde 4,5- 6 milyar arasında insan olduğu söyleniyor. Hepsini bir yere toplayında söyleyin sıfırdan dan 1 tek insanı meydana getirsinler (üreme ve klonlama olmadan, klonlama Allah'ın yaptığını kopyalamaktır)... Mümlünmü ? Labaotuar ortamında evrimide hızlandıra biliyorlar. Hadi bi maymunu evrimleştirip insan yapsınlarda görelim (Maddem ki atalarımız maymun).


Bak bu konuda da sınıftan kalmışsınız. Hani bir reklam vardı ya, ağzı olan konuşuyor diye. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de...
Labaratuar ortamında teorik olarak insanı maymuna ve maymunu insana çevirmek mümkündür.
Sokağa çık köpekleriyle dolaşan insanlara bak. Sokakta gördüğün o küçücük köpekler doğal olarak çoğalmıyorlar. Bir başka deyimle öyle bir cins yoktur. bunları insan üretmiştir. Yani labaratuar ortamında genleriyle oynayarak...
Klonlama allahın yaptığını kopyalak diyorsun. Oysa sizin deyiminize göre tanrı insanı yaratmıştır. Oysa anne karnına düşen bir cenin diyelim ki cinsiyeti kız olsun, insan onun cinsiyetini değiştiriyor veya yüz hatlarını sil baştan değiştirebiliyor. Her şeye bir kulp bulmaktan vaz geçin.
Sen hele dut veya fıstığı mutfak dolabına koy ve az hava alacak şekilde bırak. Bakalım kurt oluşyor mu?
Evrim kanunu doğrudur ve sürüyor... En kısa sürede evrimi tırtılın veya kurtun kelebeğe dönüşmesidir. Bir tırtılı alın inceleyin. O tırtıl bir aya kalmadan evrimleşip kelebek oluyor.


Allah neden teknolojiyi kullanmadı gibi, neden arapça kullandı neden aracı olarak 1 kulunu seçti...

Allah isteseydi Kendi varlığını hepimizin içinde direkt olarak hissettirebilirdi. O zaman ne Kuran 'a gerek kalırdı nede bir aracıya.


Bak bu yazdıkların en başta yazdıklarını çürütüyor. Kendi kendini çürütmek buna derler. Bak az önce ne diyordun. Dinle!
Tanrı Heryerdedir!!!
Uçan kuşun kanadının altında, Denizdeki balığın yanında, Karadaki insanın içinde, Gökteki yıldızların arasındadır. Tanrıyı bir bütün olarak bir cisime veya bir insana sığdırmak mümkün değildir. Zaten bu tam anlamıyla putperestliktir. Evrendeki her cisim O'nun bir parçası birer eseridir.

Madem bu kadar belirgindi neden peygamber göndermeye veya "kutsal" kitaplara ihtiyaç duydu?
Hem allah bu kadar net olacak hemde aracı ve kuran gönderecek?
"Tanrı" muhammede kitabı indirdiğini söylüyorsunuz ya, esasen öyle bir şey de yok. "Yere, göğe hakim olan allah" bir kitap bile Muhammede sunamamış. Hafızlar o ayetleri yıllar yılı ezberlemiş, deve derilerine yazmışlar. Tanrı doğru dürüst bir kitap bile yazamamış ama tüm evreni yaratmış. Kargalar bile gagalarıyla gülerler buna...
egmor´isimli üyeden Alıntı
Unutmayın ki dünya imtihan yeridir. Allah mucizelerini göstermiştir. İnanmak yada inanmak yada inanmamak seçimini de kullarına bırakmıştır. İster sevap işle istersen günah. Seni serbest bırakmış. İstediğin gibi düşünme hakkı vermiş.

Allah insanı yaratacak ve imtihan edecek. Gülmeden edemiyorum kendimi. Allah insanın önüne neden aracısız çıkmıyor da, saklambaç oynuyor. Sonra da görmeyenleri cezanlandırıyor. Bu tam anlamıyla keloğlan hikayesidir.
Sonra Allah aracılarına neden sahip çıkamamış. Her peygamberin aşağı yukarı kurda kuşa yem olmuştur.
İsa çarmıha gerilirken, tanrının mucizleri nerdeydi?
Ali Namaz başında öldürülürken Allah peygamberini niye korumadı?
Ehlibeyt soyu yok edilirken, allah neden bu soykırımına seyirci kaldı?
Allah aracı olarak dünyada neden insan öldüren biri olan Musa'yı resul seçti? Musa'nın mucizeleri vardı da, neden kekemeliğine son veremedi? Kel derman bulsaydı kafasına sürer misali, Musa'da ilk önce dilini çözerdi?
Yada aynı şey isa ve ali için de söylenebilir.


egmor´isimli üyeden Alıntı
Gelelim Arap ülkelerin teknolojiden uzak durmasına ve geri kalmasına ;
Allah 'ın ilk emri okudur, hepimizin bildiği gibi. Kuran'ın bir çok bölümünde bilime önem veriniz diyor. Unutmayın ki Arap ülkeleri Müslümanlığın ilk yıllarında muazzam ilerlemeler kaydetmiştir. Sadece mimariye baksanız yeterlidir. Hatta zamanında savaş esirlerine ceza olarak belli sayıda müslümana okumayı öğreterek serbest bırakılıyordu.
Şimdi şöyle bir moda çıkmış. Kuran'ın şifreleri varmışta. İşte her şey kuranda yazılıymış! Bir aklı sivri çıkıp harfleri, kelimleri topluyor çıkartıyor bir sonuca varıyor. İşte kuranda bütün her şey yazılıymış. Ama ne hikmetse bunun bir tanesini müslüman ülkeler fark edememiş. Görmesini bırak hepsine şeytan icadı deyip taşlamıştır. İnsanlar aya giderken onlar yerinde saydılar.

Öte yandan mimariye bir kıstas olsaydı, mısır priamitlerini firavunlar döneminde yapıldı. O zaman musa'ya değil Firavuna diyat etmeniz gerekirdi. Yani senin bir başka peygamberin olan Musa'nın düşmanları. Yapmayın etmeyin. Yine çuvalladınız.


egmor´isimli üyeden Alıntı
HZ. ALi derki ; Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum.

Ali iyi bir insandır. Döneminin ilercisidir. Ama asla peygamber veya ilahi bir kudret değildir. Aksi halde namaz kılarken öldürülmez bir mucize ile kendini kurtarmasını bilirdi. Yada Ehlibeyt soyu soykırımına uğrarken Ali bir mucize yaratılıp Yezit ve Firavun'a ceza verip onları etkisiz hale getirebilirdi.
Demek ki, Ali de senin benim gib bir insan ama döneminin en ilerici, en dürüst insandır. Ve en önemlisi ezilenden, mazlumdan yanadır. Bir felsefesi vardır. Hepsi bu.

egmor
01.11.2006, 20:48
Yazdıklarım da Çelişki olduğunu söylüyorsun. Dikkatli okursan hiçbir çelişki olmadığını görürsün. Ama illa ben bu bakış açısından bakacam dersen bi arpa boyu yol gidemeyiz.

1- Neden Sorguladım
Sorguladığım zaman daha 14-15 yaşlarında bir çocuktum. O zamanlar zaten sorgulamadığım hiç bişey yoktu (şimdide sorgularım ama daha mantıklı bi şekilde). Şimdi 22 yaşındayım. 14 yaşındaki bir çocukla 22 yaşındaki birini bir tutamazsın aynı şekilde düşünmelerini bekleyemezsin...

2- Dünyanın kusursuzluğu
Evet madem kusurluydu milyonlarca yıl boyunca güneşin etrafında 1 tek gün aksamadan döndü? Yaz ile kışı dengeledi? Evet Çöller var ama çöllerde yaşayan hayvanlar-bitkilerde var. Evet Kutuplar , buzullar var ama orada yaşayan hayvanlarda var. 6 ay gece 6 ay gündüz konusunda mevsimler için bir farklı çözümün varsa fikirlerini bekliyorum. veya dünyanın şekli hakkında???
Belki insan maymundan insan yaratacak adamlar ; çakıltaşından yeni bir dünya da yaratır:lol:

3- Evrim
Teorik olarak mümkün diyorsun, genlerle oynanırsa... Olabilir!!! Ben zaten genlerle oynamadan sadece evrim sürecini hızlandırmaktan bahsettim dikkatedersen. Hızlandırsınlar bakalım ortaya ne cıkıyor ? Bende merak ettim.
HAAA yok uzaylılar geldi maymunların genleriyle oynadı diyorsan o başka :)
bişey diyemicem....

4- Allahın her yerde olduğu konusu ve aracı kullanma konusu

kardeş burda benden alıntı yaptığın 2 paragrafı bidaha bidaha bidaha okudum
ben bu yazdıklarımda bir çelişki göremedim. Yok Allah saklanbaç oynuyor,yok gülmekten kırılıyorum, yok bu bir keloğlan hikayesi gibi cümleler kullanmışsın...
Bu Cümlelerini Tüm inananlara saygısızlık olarak görüyorum ve seni şiddetle kınıyorum !

5- Kurda-Kuşa yem Mucize meselesi olma Demişsin

Düşmanlar HZ. Muhammedi kovalarken Muhammed Mağraya saklanmıştır...
(örümceklerin mağraya ağ örmesi ve kuşların yumurtlaması olayı)

HZ. Musa firavundan kaçarken şıkıştırılmaları...
(kızıldenizin yarılması olayı)

İnancımıza göre HZ. İsa'da Çarmaha falan gerilmemiştir. Kardeş Okumak okumak demişsinde Sen Kuran 'ı nasıl okumuşsun ??? Anlamadım gitti... Yada okudun mu diye sorayım. Neyse daha bir sürü mucize...

Ehli Beyt ve HZ. Ali'yi hiç merak etme onlar Tam anlamıyla Müslümanlardı
Hepsinin Mekanı cennettir. Keşke her müslümana Allah böyle bir Şehitlik mertebesi verse ve binlerce yıl sonra isimleri anılabilse...

Musa katil falan değildi Bir köleyi korumak isterken adam öldürmüştür.
(sen nasıl bir araştırmacısın)
O na bakarsan HZ. Muhammed ve HZ. Ali 'de adam öldürmüştür.
Bu katil oldukları anlamına gelmez. Amaç korumak ve konmaktır.

6- Şifer mifre bişi demişsin

Ben öyle bir bilimden bahsetmedim. İnanmıyorumda zaten. Nerden çıktı?
"Kuran bilime önem veriniz der" dedim.
Mimari konusunu artık bana değil İspanyollara sor...
Neden mısırdan Mimarlar getirmemişlerde Araplardan almışlar bi sor bakalım ne diyecekler? :)

7- HZ. Ali' nin ölümü

Yukarda gerekli açıklamayı yaptım. Bilmem yeterlimi. Her insan ölecek önemli olan nasıl yaşadığın. Yezid ' te Firavun da cezalandırılmıştır siz merak buyurmayınız. Nasip olunca öbür tarafa gidince göreceğiz.
HZ. Ali kesinlikle senin benim gibi bir insan değildi. Keşke onun gibi olabilsem.
Hele senin gibi hiç değildi. Çünkü HZ. Ali' yi aliy yapan içindeki Allah Sevgisidir.
Hem HZ. Ali için dürüst ve ilerici diyorsun hem de kendisine inanmıyorsun bu nasıl bir düşünce tarzıdır? HZ. Ali'de müslümandır. müslüman olarak savaşmıştır. Allah'ın var olduğunu söylemiştir.
Bu durumda yalancı diyorsun HZ.Ali 'ye. Dürüst yalancı nasıl oluyor açıklarsan mutlu olurum.

Gördüğün gibi çürüyen fikrim falan yok. Çelişen bi tarafım da yok :biggrin: :lol:

egmor
01.11.2006, 21:08
Bu söyleme göre tanrının varlığı çok açık. Yani arkadaşım bu kadar kartal gözlü olmasına rağmen bir zamanlar tanrıyı sorgulamış. Tanrı bu kadar netti de, o zamanlar aklın neredeydi. Kendin bile her şeyin farkındasın ama içindeki çelişkileri aşmak için araştırmanı derinleştirmemişsin. Diğerleri gibi işin kolayına kaçıp zaafiyete düşmüşsün. Zaten insan doğruyla yanlış arasındaki mücadelede yanlışa daha eğilimlidir. Çünkü doğruyu bulmak veya yakalamak bir çalışmanın ve bilgilenmenin ürünüdür. Okuma tembelliğini, sorgulamayayı, araştırmamayı kendine yaşam tarzı eden her zaman hata ve yanlışa saplanır.


Kardeş burdaki uslubunu da beyenmedim. Burda da Tanrıyı sorgulayıp ta sonuçta Tanrının varlığına inananların nedenini ; okumamaya, araştırmamaya bağlamışsın. Yani İnananları cehaletle suçluyorsun:thumbdown Biz Okuyoruz, Sorguluyoruz, Araştırıyoruz.
Bu zaten Kuran'ın emri dir...
Bir önceki yazında da akademik kariyer yapanlar tıpla uğraşanlar Allah' a inanma demişsin. Yok öyle bişey onlarca Doktor tanıyorum onlarca Profösör tanıyorum % 90 'ı Allah'ın varlığına inanır...
Hatata bizim dekan'ın elinden Kuran'düşmez.

bolşevik_partizan
02.11.2006, 15:12
Yazdıklarım iyi bir şekilde okunursa çelişkileri yakalayabileceğini düşünüyorum. Dünyanın kusursuz olmadığı konusunda kafanda soru işareti yarattığımı düşünüyorum. En azından 6 ay gündüz ve gece meselesine bir bahane bulamamışsın. Ek olarak depremlerin, tusunamilerin, kasırga ve volkanik patlamaların oluşmasının kusursuzluk tespitini çürütmeye yeter bir veridir.
Evrim yasasını okumadan, öğrenmeden dogmatik bir şekilde red etmek bu konuyu tabu yapmanda ileri geliyor. Zira evrim yasası bilimsel olarak doğrulanmıştır. En basit haliyle Hürriyet gazetesinin bilim ekini okuman yeterlidir.
Evrimleşmeye örnek verdiğim halde buna en ufak bir cevap verememişsin. Oysa sana çok somut örnek verdiğim halde bu konuyu görmezden geliyorsun. Her ne sebeple görmezden gelirsen gel ben bunu sana bir kez daha hatırlatacağım. Senin bir deney yapmanı önereceğim. Bu deneyi uyguladığında evrim yasasını gözünle göreceksin. Bu sana ödev olsun. Bir dutu veya fıstığı veya yemek denini az havalı ve nemli bir ortamda bırak. Orda en fazla 2 hafta içinde önce kurtçuk zerrecikleri oluşur, daha sonra bu olgunlaşır tırtıla evrilir ve 2 hafta sonra da kelebek olarak evrimleşir. Bundan daha somut bir evrim örneği var mıdır? Kompleks yapılı insanların evrimi basit moleküllü canlılar kadar hızlı olmuyor. Ama yine de insanlarda bir evrim örneği vermek istiyorum. Gazeteleri yakından takip etme alışkanlığın varsa, bazen aşırı kıllı insanların doğduğu haberini okumuşsundur. Bu tür haberler kurt adam şeklinde lanse edilirler. İşte o tür insanlarda maymun genleri görüldüğü için böyledir. Bu tür genler insanda resesiftir. Yani Lamarkın açıklamasıyla "işleyen organlar yetilerini artırır, işlenmeyen yetiler zamanla yok olmaya yüz tutar." Bu konuda Darwin'in İnsanın kökeni adlı kitabını okumanı öneririm. Yada TUBİTAK'ın bilim teknik dergisini okumanı öneririm.

Allah her yerdedir diyorsun, bu konuya ilişkin en ufak bir kanıt sunamıyorsun. . Bana bilimsel olarak açıklama yapmalısın. Keloğlan masalları tespitim saygısızlık değil, bilakis bir şeye vurgu yapmak manasıyla çok düşünerek kullandığım bir yaklaşımdır.
Ateistler maddecidir. Yani bilimsel deneyler sonucu ispatlanmış bilgilere önem verirler. Bu bilgiler ışığında da dünya görüşü olarak diyalektik materyalist felsefeyi benimserler.

Peygamberlerin hiç birinin mucizesi yoktur. Bana mucize olarak anlattıkların şeyler var ya, işte bunların hepsi keloğlan masallarıdır. Mucizesi olan bir peygamber o dönemde bunları kameraya çeker veya daha yüksek bir teknolojiyle insanlığa sunardı. Bizde derdik ki, evet o dönem teknoloji çok geriydi, bir kamera, televizyon, video vs. yoktu. İşte böylesi bilimsel veriler sunulmuş olsaydı, ben de haklı olarak mucize deyip kabul ederdim. Dolayısyla mağara örümcek ağıyla kaplanmış veya Musa asasıyla denizi yarmış bunların hepsi keloğlan masalıdır. En ufak bir şekilde bilimsel değeri yoktur.

Ayrıca o sözde mucizesi olduğu söylenen Musa kekemeydi. Bu yüzden Mısır'da dalga konusu bile olmuştur. Mucizesi olduğu ileri sürülen Musa kendi kekemeliğine çare bulmak şöyle dursun; çareyi kardeşi Harun'u yardımcı olarak tayin etmekte bulur. Bakın-bakın. Hemde bu konuda "Tanrı"yla sıkı bir pazarlığa bile girer. Tanrıyı ikna eden Musa kekemeliğini çözmek yerine kendi kardeşini Peygamber yardımcısı olarak atar. Şimdi soruyorum, sen elçilik kriterlerini yerine getiremiyordunsan neden tanrıdan kekemeliğine çare istemedin? Çünkü tanrı ve mucize yok? Tekrar soruyorm! Musa asasıyla denizleri yardıda, neden asasıyla dilini çözemedi? Çünkü asa tam bir keloğlan hikayesidir. Daha da önemlisi bu sorduğum soruları o dönem mısır halkı da Musa'ya yöneltmişti. Halk arasında dalga konusu olunca İsrail oğulları tarafından denizi yarma hikayesi uydurulur. Yani gündem değiştirme. Ayrıca birde asayı yere atıp yılan yapma "mucizesi" var derler. Musa'nın değneğini yere atıp yılan yapması bir mucize değil, eski Mısır'da her ilizyonist tarafından yapılan bir el çabukluğudur. Hatta bir gün Musa Firavun'un yanına gider ve kendisinin elçi olduğunu ona söyler. Musa bunu ispatlamak için değneğini yere atar ve yılan olur. Firavum ülkedeki tüm sihirbazları çağırır ve tüm Mısır halkının gözü önünde Musa'nın foyasını açığa çıkarır. Çünkü diğer sihirbazlarda aynı ilizyonu yapabiliyordu! Tek fark kendilerine Musa gibi Resül demiyordu, bunun bir el çabukluğundan ibaret olduğunu belirtmişlerdir. Aklıma birden ünlü ilizyonist Davit Copperfield geldi. Davit eski Mısır'da yaşasaydı, Musa Copperfield'ten çok marifet öğrenebilirdi. Sonra bunları da bize mucize diye gagalamaya kalkardı. En azında Davit Musa'ya şapkasından tavşan çıkartmasını öğretseysi dünyalar Musa'nın olurdu. Bunu da birileri mucize yerine afiyetçe yutardı.

Kurda kuşa yem olma meselesine tekrar geliyorum.

İslam dini bozacıya boza satmaya kalkıyor. İncil'de isa'nın çarmıha gerilerek öldürüldüğü yazar. Hatta İsa'yı çarmıha gerenler yahudi olduğu söylenir.

Ehlibeyt soyu kurutulmuş sıkılmadan bana örümcek ağı rivayetini anlatıyorsun. Ehlibeyt soyu aynı zamanda Muhammed'in soyudur. Mucize ehlibeyt'i kurtararak ortaya konulmalıydı.

Musa tüm elçiler arasında en pervasızdır. Adam öldürdüğü halde resul olduğunu iddia edebilmiştir. Bir insan can alacak daha sonra da çıkıp milletin karşısına ben peygamberim diyecek. Pes doğrusu...

Musa bir köleyi kurtarırken adam öldürmedi. İki kişi kayga ediyorlarmış. Kavga israiloğulları ve bir mısır'lı arasında zuhur eder. Musa kavgayı görünce direk gider kendi soydaşı olan adamı kurtarmak için Mısır'lıyı öldürür. Yani köle kurtarma olayı yok be kardeşim. İnandığın şeyleri bile bilmiyorsun.

bolşevik_partizan
02.11.2006, 15:13
Bütün dünya gitti aya, müslüman devletler şalvarlarıyla kaldı yaya. Bana araplar iyi inşaat yapıyor gazelini anlatma. Arap ülkelerinde bütün gökdelenleri ve büyük şirketlerin yapılanması hep "gavurlarca" yapılmıştır. Katar'a, Dubai'ye, Yemen'e, Suudi Arabistan'a, Kuveyt'e vs. git bütün dev yapıları hep Fransız, Amerikalı ve japon inşaat şirketleri yapmıştır. Sen ay da mı yaşıyorsun yoksa? Geç arapların inşaat' ta devrim yaptığı hikayesini. Muhammedin türbesi etrafına yapılan tüm binaları yabancı şirketler yapmıştır. Hatta şimdi tekrar buralara yeni oteller inşaa edilecek, ihale Fransız, Amerika ve Japon firmalara verilmiş. Bir tek arap şirketi ihale içerisinde yer almıyor. Bu sakın size hiristiyanlığı övdüğüm manasını çıkarmasın? Eğer ki, Fransa, İngiltere, Almanya, Amerika bilim ve teknolojide ilerilerse hristiyanlığın sayesinde değildir. Yaptıkları devrimler sayesindedir. Fransız devrimi, sanayi devrimi ve daha da önemlisi kiliseye karşı savaş açan rönesans ve reformlar sayesindedir.

600'lü yıllarda bilim ve teknoloji bu seviyede olsaydı islam dini diye bir şey olmayacaktı. Tıpkı Hasan Mezarcı'nın kendisine Resul demesi gibi tutmayacaktı. Kendisini elçi olarak tanımlayan Mezarcı'ya psikyatrlar şizofreni tanısını koydular. Aynı şekilde "peygamber"lerin yaşadığı dönemlerde bilim ileri olsaydı yine din olmayacaktı. Örneğin antik yunan çağında bilime yer verildiği için din kavramı antik yunanda pek yer edinememiştir. Oysa bugün sosyal bilimler arasında yer alan felsefe, sosyoloji ve psikoloji de antik Yunan filozoflarına büyük değer verilir. Antik yunan çağında ilk beyin nakli yapılmıştır, antik yunan çağında ilk kan nakli yapılmıştır. İlk göz merceği antik yunan'da MÖ 3500 yılında olmuştur. Gözünü seveyip bilimin. Var mı bilim kadar güzel bir ideal. İnsanlığa bilim hizmet eder, din ise kokain gibi insanı uyuşturur.

bolşevik_partizan
02.11.2006, 16:29
:) İnsanın elbisesi gömlek pantolon değildir bedendir bedenin elbisesi ise dediklerindir...

bu söylediklerinin örnekleri yaşanmış hikayeleri mevcuttur... avustralyada bilmem ne kabilesinde gençler olgunlaştıklarını ispatlamak için köz ateşin üstünde yürürler... afrikada her tarafa takılan hızmalar bunun içindir...

bilim bugün bunları tanımlamaktadır ve bilimsel olarak araştırmaktadır zaten

bir deneyde kişinin elleri gözleri bağlanmış ve koluna yakıcı bir madde temas edeeceği söylenmiştir yakıcı madde yerine buz temas ettirilmiş kişi yine yakıcı madde tepkisi vererek kolunda da su toplanması meydana gelmiştir... sen psikoloji bilimini tamamen yok sayıyorsun...

bu İnsanın beden yönüdür... beden belli etkilere belli tepkiler vermeye odaklıdır psikolojide maddidir aslında ama İnsan çok farklı bir mekansızlıktır....

O halde sende aynısını yap bakalım. Ağrı hisetmediğinde o zaman tartışalım.

bolşevik_partizan
02.11.2006, 17:17
Müttaki arkadaşım söylediklerin hepsinin bir bilimsel açıklması vardır.
Köz ateşi üzerinde yürümek onların geleneklerinde vardır. Ama bu onların ağrı çekmediği manasına gelmiyor.
Direnmek demek, acıyı hissetmemek demek değildir. Acıyı hisseden canlı acı karşısında direnebilir. Ama bu acıyı hissetmediği anlamına gelmez.
Ağrı hissetmek insanın sinir sistemiyle ilgilidir. Bu sistemde beyne bağlıdır.
Eğer ki, acı hissetmemek mümkün olsaydı ameliyatlarda genel veya lokal anastezi kullanılmazdı!
Öte yandan sinir sistemlerindeki bozukluk acıyı hissetmeyle doğru orantılıdır. Bizim bahs ettiğimiz husus bu tür bozukluklar değildir.
Bozuk bir telekumanda düşünün. Siz 5. kanala basıyorsunuz tv kapanıyor. bu tamamen bir sistem bozukluğudur. Oysa bozuk olmayan, sağlam bir telekumanın 5. tuşuna bastığınızda tv kapanmaz 5. kanalı açar.
Dolayısıyla normal koşulları konuşalım.

İşkencehanede işkenceci tutsağa işkence uygular. Akla hayale gelmeyen işkenceler karşısında direnen tutsak acı çektiği halde direnişini sürdürür. Eğer işkenceci istediği sonucu alamıyorsa bu işkence mağdurunun bir şey hissetmediğinde ötürü değildir.
Bir başka örnek vereyim, karakola düşen suçsuz bir insan gördüğü işkence, eza ve acıdan kurtulmak için işlemediği suçları işkence altında kabul eder. Bunun da bedelini yıllar yılı hapis yatarak öder. Demek ki, acıyı hissetmeme diye bir durum yoktur.
Her çelişki karşıtını içinde barındırır. Ve her çelişki zıtların birliği ve mücadelesiyle açıklanır. Pozitiflik olmasaydı, negatiflik olmazdı. Acı olmasaydı, rahatlık olmazdı. Yani var olan şeyler felsefi anlamda zıtların savaşıdır.
Müttaki'den alıntı
"bir deneyde kişinin elleri gözleri bağlanmış ve koluna yakıcı bir madde temas edeeceği söylenmiştir yakıcı madde yerine buz temas ettirilmiş kişi yine yakıcı madde tepkisi vererek kolunda da su toplanması meydana gelmiştir... sen psikoloji bilimini tamamen yok sayıyorsun"

Bu örnekte de görüldüğü gibi kişi acı hissediyor vucut bir reaksiyon gösteriyor. Ortada bir tepkime olduğuna göre acı hissetmediği manası çıkmamalıdır. Sadece beynin çeşitli fonksiyonel üniteleri devreye girerken beyne mesaj rötarlı gidiyor. Kişinin gözleri açık olduğunda ateş değdirileceğini biliyor. Bu şekilde beyne bir mesaj gidiyor. Gözler kapatıldığında bir başka duyu organı olan dokunma duyusu devreye giriyor. Beyne gönderilen diğer duyu mesajı bir önceki mesajla çatışıyor. Hepsi bu. Bu çatışmanın neticesinde böylesi bir reaksiyon ortaya çıkmıştır.

müttaki
02.11.2006, 17:17
O halde sende aynısını yap bakalım. Ağrı hisetmediğinde o zaman tartışalım.

biz tartışmayız zaten... tartışmak boştur biz paylaşırız :yamukgul:

zaten herkes yaşadığını değil duyduğunu yazıyor... duymak istediğini yazıyor çünkü İnsan istediğidir... yazdığın bilgileri kullanarak bugün Yok dersin... aynı bilgileri kullanarak başka biri Var der... çünkü bilgi İsteğe göre değerlendirilir...

var diyen de, yok diyende şahit olduğu birşeyi söylemez zaten... duyduğunu söyler

bolşevik_partizan
02.11.2006, 17:31
Müttaki ingilizce ve fransızca da disküsyon kelimesi vardır. Disküsyonun olduğu yerde ilerleme olur. Türkçede yer alan tartışma biraz sığ kalıyor.
Eğer ki, bir disküsyon kişisel tartışmaya indirgenirse ben bir sükse alamamış olur. Bu yüzden de yapacak daha yararlı işlerle uğraşırım.

müttaki
02.11.2006, 17:42
cedric bilimsel olarak Allah var diyende yok diyende boş konuşur... çünkü bu bilimle alakalı değildir bir bilim adamı bu konuda bir çiftçiden farklı değildir

çünkü Allah maddi bir varlık değildir... maddi olmadığı içinde ispat edilemez

sufizmde ise İnsan Allahın bir parçasıdır maddi değildir eylem yapmak için bu beden elbisesini giymiştir...

kişi bu beden olmadığını anladığında kendisini tanımaya başlar... ve kendisi Allahın bir parçası olduğundan kendini bildkçe kendindeki Rabbine iman eder yani ben kendi ispatımı kendimde yaparım var olduğunu idrak etmişsem bunu sana ispatlayamam çünkü sen beni göremezsin... İnsan bu bedenle perdelenmiştir.. eğer her İnsan birbirini görseydi kimse utancından dışarı çıkamazdı.....

peygamber efendimiz demiş ya Kendini bilen Rabbini bilir... İnsan ve Allah birdir ve maddiyatın Efendileridir maddi olan herşey geçicidir zamana bağlıdır ve İnsandan bir parçadır

bolşevik_partizan
02.11.2006, 19:00
Hep aynı şeyleri okuyan insanların yorumları da aynı eksen üzerinde kalır.
Artık yeni bir şeyler söylemek lazım. Yeni ufuklar açmak lazım.
Din duygusunun yoğun olduğu toplumlar gelişemez. Çünkü Marx'ın deyimiyle din bir afyondur. Dine savaş açan toplumlar muazzam dercede ilerler ve gelişir.
Örneğin Çin 1921'li yıllarda katı feodalizm altındaydı. Bugünki afganistandan pek farkı yoktu. Tek farkla orda Budizm hakimdi. Ama fark etmez. Bütün dinler eşittir uyuşturucudur! Eğer çin bugünki trendi yakaladıysa 1961 kültür devrimi 49 demokratik devrimin sayesindedir.
İki yol vardır. Biri aydınlığa gider, diğeri karanlığa.
Hangi yola girmek sizin tercihinizdir.
İster aydınlığı yakalar devrimler yaratırsınız, isterse karanlığı tercih eder müslüman ülkeler gibi ortaçağda kalırsınız.

müttaki
02.11.2006, 19:12
aydınlığa giden yolda yolunuz açık olsun... biz gözümüz açık yürürüz... o yüzden karanlıktan uzağızdır

heviznur
02.11.2006, 22:37
[COLOR="Purple"]"deste" sağol bu anlamlı yazı için
ben imzama da eklemiştim,
"HAYYAM" der ki;
'Bir elimizde şarap tası,bir elimizde Kuran;
Helal de insan içindedir,haram yiyen de insan.
Doğrusu,şu evrende bir nefeslik ömrümüzce
Ne tam gavur sayılırız,ne tam müslüman.'
insan Tanrı'yı yaratmıştır bence de,çünkü okuduğmuz bi çok kitapta,yaşadığımız şeylerde de insan inandığı gibi yaşar ve insanlar bir güce ihtiyaç duyuyorlar ve Tanrı böyle doğuyor....COLOR]

egmor
03.11.2006, 03:47
Bütün dünya gitti aya, müslüman devletler şalvarlarıyla kaldı yaya. Bana araplar iyi inşaat yapıyor gazelini anlatma. Arap ülkelerinde bütün gökdelenleri ve büyük şirketlerin yapılanması hep "gavurlarca" yapılmıştır. Katar'a, Dubai'ye, Yemen'e, Suudi Arabistan'a, Kuveyt'e vs. git bütün dev yapıları hep Fransız, Amerikalı ve japon inşaat şirketleri yapmıştır. Sen ay da mı yaşıyorsun yoksa? Geç arapların inşaat' ta devrim yaptığı hikayesini. Muhammedin türbesi etrafına yapılan tüm binaları yabancı şirketler yapmıştır. Hatta şimdi tekrar buralara yeni oteller inşaa edilecek, ihale Fransız, Amerika ve Japon firmalara verilmiş. Bir tek arap şirketi ihale içerisinde yer almıyor. Bu sakın size hiristiyanlığı övdüğüm manasını çıkarmasın? Eğer ki, Fransa, İngiltere, Almanya, Amerika bilim ve teknolojide ilerilerse hristiyanlığın sayesinde değildir. Yaptıkları devrimler sayesindedir. Fransız devrimi, sanayi devrimi ve daha da önemlisi kiliseye karşı savaş açan rönesans ve reformlar sayesindedir.

600'lü yıllarda bilim ve teknoloji bu seviyede olsaydı islam dini diye bir şey olmayacaktı. Tıpkı Hasan Mezarcı'nın kendisine Resul demesi gibi tutmayacaktı. Kendisini elçi olarak tanımlayan Mezarcı'ya psikyatrlar şizofreni tanısını koydular. Aynı şekilde "peygamber"lerin yaşadığı dönemlerde bilim ileri olsaydı yine din olmayacaktı. Örneğin antik yunan çağında bilime yer verildiği için din kavramı antik yunanda pek yer edinememiştir. Oysa bugün sosyal bilimler arasında yer alan felsefe, sosyoloji ve psikoloji de antik Yunan filozoflarına büyük değer verilir. Antik yunan çağında ilk beyin nakli yapılmıştır, antik yunan çağında ilk kan nakli yapılmıştır. İlk göz merceği antik yunan'da MÖ 3500 yılında olmuştur. Gözünü seveyip bilimin. Var mı bilim kadar güzel bir ideal. İnsanlığa bilim hizmet eder, din ise kokain gibi insanı uyuşturur.

Arkadaş niye anlamamakta direniyorsun?
Yazdıklarımı okumuyorsun yada okumayı bilmiyorsun.
Mimaride cığır açtığımız hikaye değildir o ödemlerde. O dönemlerde gercekten çok ileriydik. O sonradan gelen Halife bozuntularının ve hocaların iktidar ve itibar korkularından dolayı çıkardıkları fetvalardan kaynaklanmaktadır (şeytan icadı falan). Daha önce de yazdım. Tekrar yazıyorum SONRADAN GERİ KALDIK!!! Benimle bu konuda iddalaşma Mimarlık son sınıf öğrencisiyim. Bamamda 26 senelik Mimar. Madem okadar kitap okuyorsun ki ben inanmıyorum okuduğuna
LÜTFEN 2 tane de sanat tarihi kitabı al okun sende kurtul bende :)
Kuran herzaman bilime önem verir der!!! Kuran'ın hiç bir yerinde bu şeytan icadıdır şu şeytan icadıdır DEMEZ.

Şimdi ihaleleri yabancılar alıyor bizde biliyoruz. Bir çok konuda olduğu gibi mimaride de geri kaldık. Sorarım sana ey arkadaş sence bunun sebebi ilime önem verin diyen Kuran mı yoksa O'nu yalnış yorumlayan (veya yorumlatan) halife bozuntuları ve hocalar mı:osama: ?
Umuyorum ki Mimari konusu burda kapanmıştır...

egmor
03.11.2006, 06:27
1- Kusursuz olduğu konusunda kafamda fiçbir soru işareti uyandıramadın. Uyandırdığını kim söyledi ? Kafandan senaryolar UYDURUYORSUN... Tıpkı evrim teorisini uyduran adamlar gibi . Daha iyi bir çözümün varsa sun dedim paylaş bizimle. Belki senin düşünüpte Allah'ın düşünemediği birşey vardır. ama cevap gelmedi. Nedeni dengedir-mevsimlerdir. Dünyada sadece insanlar yaşamıyor. demiştim sana. OOOFFF hep aynı sorularla geliyorsun. Aş biraz kendini.

2- Evrim teorisini okumadığımı kim söyledi? (Senaryo 2 :) ) Okudum, inandırıcı gelmedi ve bir yaratıcı olduğu kanısına vardım. Hürriyet gazetesinin bilim ekini falan okumam (tiraj kaygısıyla basılmış hiçbirşeyi okumam)

3- Tırtılın - Kelebeğe dönüşmesine mi EVRİM diyorsun sen? ok ozaman Evrim vardır :lol: Demek ki bu basit dönüşüm evrim olarak adlandırılıyor artık hahah
Hatta VAHH VAAAHHHHH. Evirm teorisi bir tırtılın eline mi kaldı?
Hiçbir bilim adamı böyle bir açıklama yapmış olamaz. Yapmışsa da yazıklar olsun bilimadamı olmak için verdiği yıllara. Tırtıl kelebek olacağını bile bile kozalağa girer. bu evrim değildir!!! Tırtılın doğasında vardır. Ne o maymunlar da magraya girip çıktıklarında kendilerini insan olarakmı buldular??? Hem madem evrim tesadüfler zinciri nasıl oluyorda tırtıl kozalağın içinde her seferinde aynı şeye; kelebeğe dönüşüyor? Evim olsa başka başka şeyler çıkması lazım !!!
Yanılıyormuyum arkadaş? ( merak etme ödev falan yapmama gerek yok ben 14 yaşında tanrıyı sorgularken de kelebeğin tırtıldan evrimleşmediğini biliyordum) kusura bakma geçen sefer yazamadım her soruyu dikkate alamıyorum özellikle böyle saçma olanlarını. Açıklamadıklarım arasında illada açıklamamı istediğin varsa seve seve yardımcı olmaya çalışırım. Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp.

4- Gazete, kitap ve dergileri tahmin edebileceğinden fazla takip ediyorum.
Peki hep teorilerden bahsediyorsun. kurt adam felan ... Madem ki materyalistsin SORARIM SANA varmıdır evrim geçime sürecinde fosilleşmiş
insan - maymun karışımı bişey? 1 tane varsa söyle. ki binlerce bulunması gerekir. Arkadaş Sadece evrimi savunan kitapları okuyorsun sanırım. Bugüne kadar kaçtane örnek sunulduysa hepsinin yalan olduğu ıspatlandı.
Hepsi evrimcileri uydurması çıktı. Ispatlanır bilgilere önem veririz diyen adamlar nasıl "sadece teoride var olan şeyleri" hayat felsefesi haline getiriyorlar halen anlamış değilim !
Materyalistsen somut örnek ver evrim hakkında. Teoriyi geç.Yok onun teorisine göre böyle bunun teorisine göre şöyle...
Tek bir keloğlan kikayesi vadır o da darwin'in evrim teorisi kitabıdır. Oku oku gül :lol:

5- Peki sonraki sorulara şöyle yanıt vereyim; Allah yoktur, peygamberler birer sahtekardır farzedelim...
Evrim teorisine göre Dünya üzerinde 1 tek canlı organizma yokken tesadüfen 1 hücre meydana gelmiş. ki bu bilime tamen aykırı. Bilim derki canlı canlıdan gelir. Aksini idda eden varsa buyursun. Hücrenin kendi kendine meydana gelmesi Kesinlikle mümkün DEĞİLDİR. Bukadar tesadüf ard arda 100000 kere sayısal lotoda 6 bilmekle olasılından çok daha düşük bir ihtimaldir :biggrin:
Bunca tesadüfe inanıyorsunda peygamberlere inanmıyorsun. Nasıl bir Mantık nasıl bir düşünce tarzıdır bu?
Sence o 1 hücrenin oluşma ihtimalinden dahamı zor bir örümceğin mağraya ağ örmesi? Al sana labaotuar diyorum sıfırdan 1 tek hücre meydana getir diyorum.
Yok dut, yok fıstık, yok kurtcuk diyorsun...
Sorarım sana materyalist kardeş Dünya meydana geldiğinde içinde dut ağaçlarımı vardı. dutlar kurtlandı. Sonra canlılarımı oluşturdu? Muhahahahaha
ayrıca dut ve fıstık organiktir? Yani ilk hücre konusunda evrim teorisine hiçbir katkısı yoktur.
ilk hücrenin meydana gelişini anlat bana. Allah ( İnanmadığın ) için mantıklı olsun. çünkü artık bende senden somut şeyler istiyorum Bana teorilerle gelme OK?

6- Musa
Araştırmacı ol biraz demiştim gene diyorum. Mısırlı asker Musa'nın soyunda birin karısına tecavüz etmeye kalkıyor. Adam karşı çıkınca kavgaya tutuşuyorlar. Asker adamı öldürecekken Musa Askeri öldürüyor.Tamamen köle kurtarma olayıdır. Kİ Musa o zaman Mısırda Prenstir (üvey evlat). Mısırdan kaçıyor falan.

Biz bunları görmedik, sen böyle olmadı dersin duyduklarına göre.
Ben böyle oldu derim.

Ama sen işine gelene inanıyorsun gelmeyene yok olmaz diyorsun. Musan' ın
kekeme ve katil olduğunu başkasından duyup inan kişi olarak; söylenen mucizelerine niye inanmıyorsun? Dünyada ki milyarlarca inanan (müslüman, hıristiyani, yahudi)
Aptal da bir sizmi akıllısınız?

7- İncil Benide bağlamaz diğer Müslümanları da.
Çünkü İncil HZ.İsa zamanandaki haliyle kalmamıştır. Değişikliklere uğratılmıştır. Bir sürü İncil çıkmış sonunda 4 tanesi onay almıştır.
Beni Kuran ilgilendirir. Kuran derki çarmaha gerilen İsa değildir. Yalnış hatırlamıyorsam adamı çarmaha gerenlerde romalılardır. Bakarım gene...

8- Diyosun ya kameraya çekselerdi inanırdım

şimdi evrimi kameraya ceksinler bende inanayım işte sana teknoloji.
kameranda var labaotuarlarda buyrun çekin. Tekrar soruyorum somut delil olmadan nasıl inanıyorsun evrime ey materyalist. Hani nerde evrim sürecindeki canlıların fotoğrafları kamera görüntüleri veya fosilleri. senin evrimcilerin kendi yarattıkları fosillerle fotoğraf ve sözde deneylerle kendilerini savundular. Diğer bilim adamları araştırınca bütün bu belgelerin fasafisodan başka birşey olmadıkları ortaya çıktı. senin değiminle KELOĞLAN MASALI

9- kuda kuşa yem olmayı açıkladım bidaha açıklamayacam yeter.Artık Allah'ı ve Peygamberlerini de savunmayacağın sana karşı.
sana mantıklı gelmemesi çok normal. bunlara inanmak için Allaha inanmak, Allah'a inanmak için bir yaradana inanmak lazım. Yaradana inanmak için evrim teorilerini destekleyen kitaplardan biraz başını kaldırıp birazda evrim teorisini çürüten kitaplara bakmak gerekir. Sen yolun başındasın. önce başını kaldır. İNSAN SIKILIR HEP AYNI MASALI OKUMAKTAN (Keloğlan).
:36_1_53:

bolşevik_partizan
03.11.2006, 14:04
Cedric arkadaşın birikimli olduğu anlaışıyor. Hem teolojik yayınları, hemde bilimsel yayınları takip etmiş. Cedric'in düşüncelerine katılıyorum. Söyledikleri çok doğru.

Cedric'e önerim enerjisini Egmor'a harcamasına gerek yok.
O şahıs yazdıklarının iç muhasebesini içinde yapar artık. Kafasında çok sorular bıraktığını düşünüyorum. Bu ona yeter. O bir kereden inançlı olmadı ki, bir kereden materyalist olsun. Aşamalı-aşamalı. Sen ona sadece bir merdiven dayadın.

Egmor her ne kadar kafası karışsada burada kan kustuğunu değil, kırmızı şerbet içtiğini söylüyor.
Egmor'un yazdıkları çok çocuksu ve çelişkili. Seninle onun arasında seviye ve kültür uçurumu var gibi.

bolşevik_partizan
03.11.2006, 14:33
Engels Tanrı kavramı için şöyle der:

Önce Tanrıyı yaratırız, sonra da yarattığımız Tanrıya tapar ve bizi onun yarattığını söyleriz...

bolşevik_partizan
03.11.2006, 14:47
Atalarımız kendi yarattıkları Gök-Tanrıya tapıyorlardı... Aynı şekilde Güney asyalılarda Buda ya.... Dünya aynı dünya, insan aynı insan... Ama nedense tapınılan varlıklar zaman içerisinde hap değişime uğramakta... Yani o zamanlar gerçekliğinden asla şüphe duyulmayan Gök-Tanrı, bugün birde bakıyorsunuz farklılaşmış ve adınada Allah denilmiş...

Yani kesin bir gerçeklikle topluma sunulan bir olgu bile zaman içerisinde tamamen değişikliğe uğrayabiliyor... Fakat insanoğlu hep kendi gerçekliğini savunuyor, sanki bu inanç ilelebet varolacakmış gibi... Buna o kadar büyük bir kesinlikle inanıyor ki aksini söyleyenlere sapkın fikirli olarak bakabiliyor...
Yüzyıllardan beri süregelen inançlar dahi zaman denilen kılıcın elinden kurtulamaz... yüzyıllar sonra torunlarımızın torunları bizi Allah a inanıyoruz diye suçlayabilir ya da alaya alabilirler... Tıpkı bizim şimdi atalarımıza yaptığımız gibi... İnanç. Sadece inanç.... Oysaki insanoğlu tüm bu gelişmesini inanmamaya borçludur... İnsanoğlu tüm gelişmesini kalıplardan ve toplumun önyargılarından sıyrılan insanlara borçludur...
İnsanoğlu gerçek özgürlüğü inanmamakta bulur... İnanan insan Zaten herşeyi kabullenip kaderine razı olmuştu bir kere... Ama inanmayan ve araştıran insan bu yol ne kadar zahmetli olsa bile gerçeği bulup haykıracaktır... Başkalarının koyduğu kurallara göre yaşamak insanın kendisini yönetmesinden çok daha kolaydır... İnsanoğlu ise her zaman kolayı seçmiştir... Yani inanmayı...

egmor
03.11.2006, 16:52
Cedric arkadaşın birikimli olduğu anlaışıyor. Hem teolojik yayınları, hemde bilimsel yayınları takip etmiş. Cedric'in düşüncelerine katılıyorum. Söyledikleri çok doğru.

Cedric'e önerim enerjisini Egmor'a harcamasına gerek yok.
O şahıs yazdıklarının iç muhasebesini içinde yapar artık. Kafasında çok sorular bıraktığını düşünüyorum. Bu ona yeter. O bir kereden inançlı olmadı ki, bir kereden materyalist olsun. Aşamalı-aşamalı. Sen ona sadece bir merdiven dayadın.

Egmor her ne kadar kafası karışsada burada kan kustuğunu değil, kırmızı şerbet içtiğini söylüyor.
Egmor'un yazdıkları çok çocuksu ve çelişkili. Seninle onun arasında seviye ve kültür uçurumu var gibi.

Kardeşim ne yazıki kafamı karıştırdığınızı söyleyemiyeceğim. Çünkü Evrim diye birşeyin var olmadığı kesindir.
yıllarca evrimi savunup bu konuda deneyler yapan adamlar bunu kabulleniyor Bir bizim memleketimizde ki okumuş cahiller kabullenemiyor. Şunu kabul edin ki
Tanrıyı yok saymakla entelnektüel olunmuyor. Entelnektüellik araştırma ve bilime saygı gerektiriyor !


Dünyanın en tanınmış ateistlerinden (tanrı tanımaz) biri olan İngiliz Profesör Antony Flew, "Araştırmalar gösteriyor ki, hayatın
varoluşunun ardında yüce bir varlık bulunuyor" diyerek Tanrı'ya inanmaya başladığını açıkladı ( 13/12/2004 Vatan- Milliyet ) (ALINTI)

Reading Üniversitesi'nden emekli olan felsefe profesörü Antony Flew 50 yıldır savunduğu inancından çark etti. 81
yaşındaki Flew gerekçesini ise şöyle açıkladı: "Hayatın var olması için gereken ve içinde inanılmaz bir karmaşık
düzen barındıran DNA araştırmaları, hayatın var olmasının ardında zeki bir varlığın bulunduğunu gösteriyor." 1950'de
yazdığı "Teoloji ve Aldatmaca" adlı makalesi birçok dilde 40 baskı yapan Flew'in Tanrı'ya dönüşü, şu ana kadar onun fikirlerinden etkilenen ateist çevrelerde de büyük tepki uyandırdı. Londra'daki University College'ın biyoloji
profesörlerinden Lewis Wolpert, "Sadece bir filozof bu kadar budala olabilir. Gerçek şu ki Tanrı'nın varlığını
kanıtlayacak bilimsel bir veri yok" diyerek tepkisini dile getirdi. Babası rahip olmasına rağmen 15 yaşından beri
kendini ateist olarak tanımlayan Antony Flew, "İnsanların benim önceki fikirlerimden etkilendiğini düşünecek
olursak, sebep olduğum bu büyük zararı telafi etmeye çalışacağım" diyerek özür diledi.

Dünya çapında yankı uyandıran açıklamasında Flew, yeni bilimsel keşiflerin, evrenin yaratılışının arkasında ilahi bir
varlığın bulunabileceğini gösterdiğini söylerken, Danvin'in Evrim Teorisi'nin kendisini tatmin etmediğini de belirtti.
İlk canlının cansız bir maddeden türemiş olabileceğine inanmadığını ifade eden profesör, bununla birlikte, bir
Hıristiyan olmadığını, ayrıca Hıristiyanlık'la İslamiyet'teki tanrı inancına katılmadığını savundu.

Adam elli sene savunmuş ama evrimin varolmadığını kabullenmiş. Bir yaratıcı olduğunu kabullenmiş. Ben Allah derim başkası tanrıder. Mühim olan bir yaratıcının var olduğunu kabullenmesidir.

Darwin 'i okuduysanız teorinin zorlukları başlıklı bölümü bilirsiniz

Bilimin gelişmesiyle bu zorlıkları ortadan kalkacağına inanıyordu. Ameahep tersi oldu. Çüriyen Tanrının varlığına olan inanç değil hep Darwin'in teorileri oldu. İlk canlının nasıl meydana geldiği hakkında da hiçbir açıklama yoktur (en azından günümüzde geçerli sayılan). Varsa söyleyin bilgilenelim. Yapılan araştırmalar göstermiştirki Canlı varlıklar cansız varlıklardan .
meydana GELEMEZ. Meydana gelir diyenler orta çağın karanlığına hapsolmuştur. Yiceklerin kurtlanması da kendiliğinden meydana gelen bir olay değildir. Kurtlar sineklerin getirdiği gözle görülemeyecek kadar küçük yumurtalardan oluşmaktadır (Uzun yıllar önce yapılan deneylerde kanıtlanmıştır). Cansız varlıkların hayat oluşturabileceği iddası artık kesin olarak tarihe gömülmüştür (Louis Pasteur)

Yılarca hüreyi meydana getirmeye çalışan Alexander Oparin (ateist) derki;
Malesef hücrenin kökeni evrim teorisinin tümünü içine alan en karanlık noktayı oluşturmaktadır.

Miller gazları kullanarak basit organik yapılar ele etmiştir. Daha sonra anlaşıldı ki deneylerde kullnılan gazlar dünyanın ilk oluşumunda atmosferde bulunan gazlardan çok farklıydı. Daha sonra kendisine hatasının farkına varmıştır.

20. yüzyılı geride bırakırken hala yirminci yüzyıla girerken sahip olduğumuz en büyük problemle karşı karşıyayız; Hayat yer yüzünde nasıl başladı?
(evrim teorisinin en tanınmış savunucularından Jeffrey Bada 1998)

Günümüzde en yüksek teknolojiye sahip labaotuarlarda bile cansız varlıklar birleştirilerek canlı bir tek hücre meydana getirilememektedir. Bunca teknolojiyle yapılamayan Hücrenin, tesadüflerle meydana geldiğine inanmak
nekadar sağlıklı bir düşünce tarzıdır sorasrım sizlere....

Tesadüfler sonucu canlı bir hücrenin meydana gelmesi;
bir hurdayığınına isabet eden kasırganın savurduğu parçalarla
Tesadüfen bir boeing 737 uçağı oluşturması kadar imkansızdır.
(Ünlü Matematikçi ve uzaybilimci Fred Hoyle):thumbup1:

Pierre Paul Grassé (Fransız Bilimler Akademisi Eski Başkanı, Evolution of Living Organisms (Canlı Organizmaların Evrimi) isimli kitabın yazarı):

Bugün, bizim görevimiz, bizden daha önce baş gösteren ve basit, anlaşılır ve açıklanmış bir olgu olarak kabul edilen evrim mitolojisini yıkmaktır. Hile (aldatma) bazen bilinçsiz olur, ama her zaman değil, çünkü bazı insanlar, tarafgirlikleri nedeniyle, amaçlı olarak gerçeği görmezden gelirler ve inançlarının yetersizliğini ve yanlışlığını kabul etmeyi reddederler.24

Rastgele mutasyonların, tüm canlılık aleminin ihtiyaçlarını karşılamış olmasının imkansızlığını anlattıktan sonra Grassé şöyle diyor:

Hayal kurmaya karşı bir yasa yok, ama bilim buna dahil edilmemelidir.


Dr. Robert Milikan (Nobel ödüllü, ünlü bir evrimci):

Şu çok acıklı: Biz bilim adamları şu ana kadar hiçbir bilim adamının kanıtlayamadığı evrimi kanıtlamaya çalışıyoruz


Prof. Cemal Yıldırım (Yerli evrim savunucularından, felsefe profesörü):

Hiçbir bilim adamı (Darwinist ya da neo-Darwinist olsun) evrim kuramının ispat edildiği düşüncesini ileri süremez.
Doğrudur, evrim kuramı ispat edilememiştir.
Darwin'in evrim kuramı bugün geçerliliğini koruyorsa, bunun başlıca nedeni yerine geçecek daha doyurucu, alternatif bir kuramın yokluğundandır. Yetersiz de olsa Darwin'in kuramını, başka bir kuram ortaya çıkıncaya kadar korumak zorundayız.

Sizden tek bir kanıt istedim 1 hücrenin meydana gelmesi veya bir fosil.
Hücrenin kendi kendine meydana gelemeyeceği ap açık ortadadır.
Gelelim fosile Bugüne kadar bulunan fosiller evrim teorisini çürütmeye yeterlidir.

örn: "Turkana Çocuğu" iskeleti. 1.6 milyon yaşında.

Yapılan araştırmalar fosilin 12 yaşında bir çocuğa ait olduğunu ve büyüyebilmiş olsaydı 1.83 m. boyuna ulaşabileceğini göstermiştir. ABD'li paleoantropolog Alan Parker "sıradan bir patoloğun bu çocuğun iskeletiyle, günümüz insanına ait bir iskeleti birbirinden ayırmasının çok güç olduğunu" söyler.


Öyle egmor kültürsüz sana katılıyorum cedric demeke olmuyor bu işler. :thumbdown Lütfen bilgi-birikim-araştırma-kültür konusunda beni cedricle KIYASLAMA. Bu konularda senide cedrici de yerim. Buyur kendin kanıtla evrim teorini. cedric kanıtlayamadı. Bırak cedric gibi sıradan birini (kebek e evrimleşme diyor bu çağda)
Profosör Adamlar Ömürlerini evrimi kanıtlamak için harcamışlar,
Kabul ettiremedikleri gibi çoğu kendisi geri dönmüş bu saçmalıklardan.
Siz giderken millet dönüyor. Bir gün hepiniz döneceksiniz. Şimdi Kim Kimin kafasında "?" oluşturdu söyle.
Evrim teorisi kendiyle çelişen bir saçmalıktan öteye hiçbir zaman gidemedi
gidemeyecek. Evrimle bilimin uzaktan yakından alakası yoktur. Evrim teorisini çürütmek için bilimin birtek kuralı yeterlidir. Canlı Canlıdan gelir.
Lütfen biraz daha araştırma gençler.:detective

bolşevik_partizan
03.11.2006, 20:42
Yapılan haksızlığı düzelttikleri için, aleviforum'a teşekkür ediyorum.
Dostça selamlar olsun.

epikurus
03.11.2006, 20:57
İşte evrimin kayıp halkası
İspanyol paleontologların Katalonya bölgesinde yaptığı kazılarda, insanla maymunun son ortak atası sayılabilecek 13 milyon yıllık bir primat fosili bulundu. "Pierolapithecus catalaunicus" adı verilen yeni türün şempanzeden daha küçük olduğu ve otobur olduğu belirtiliyor. Elleri şempanzeye, üst kısmı ve omuzları ise insana benzeyen yeni türün insan gibi dik durabildiği açıklandı.
Tartışmaları ilgiyle izledim. Şunu söylemeliyim ki be bir aleviyim, inancım da var. Cedric ve Egmor arkadaşlrı tarafsız bir gözle okudum. Bazen inancım gereği zaman zaman taraf tutsam da Cedric arkadaşın bilimsel verilerle konuşması beni oldukça etkiledi. Egmor arkadaş 'ın çelişkisi şu: bir taraftan bilimi reddederken diğer taraftan da sıkça bilimden bahsediyor. Diyorki "siz teoriyi gerçek kabul ediyorsunuz" Halbu ki kendi teoriye dayanmadan hiçbir veriye dayanmadan direkt söyleneni kabulleniyor.
Evrim süreci bugünden yarına olacak bir olay değildir. Mevsimlerin değişimi, yeryüzü şekillerinin değişimi, insan yaşamını kolaylaştıran alet edavatın devreye girmesi evrim sürecini belirler. Bir örnek: Bir dönem Afrikada mevsimlerde meydana gelen ani değişimler ağaç gövdelerinin beyazlaşmasına yolaçmış. Ağaç gövdelerinde yaşayan birçok canlı diğer canlıların açık hedefi haline gelmiş. Yaşama karşı kendini koruyamayan bu canlılardan çoğunun soyu ortadan kalkarken daha önce koyu renkte olan çeçe sinekleri zaman içerisinde evrimleşerek renklerinde ağaç gövdelerinin renklerine gelinceye kadar bir değişime uğramışlar ve hayatta kalmayı başarabilmişlerdir.

EŞİTLİK PARTİSİ
04.11.2006, 00:37
Değerli Canlar...

Şifreyi biliyorsanız Tanrımızı bulursunuz.
Bu da şöyle bir çevrenize baktığınız da,Örn: ses komutuyla çalışan dijital iletişim araçlarında görmek mümkün ama henüz duygu yüklenmediği için pek anlamsız,mekana ve zaman göre değil istedğinizde işliyor...bunu ABD ve AB duygusuz vatandaşlarında görmek mümkün.
Bizce çoğu insan burada duygu yanını tamamlıyor...
Şifre demiştik,
Peki siz buldunuz mu derseniz,
Biliyorsunuz her insanın her türlü şifresi tektir onuda kendisi oluşturur diye de ekleyelim.
Saygı ve Sevgilerimizle

Bektaş ÇELEBİ

egmor
04.11.2006, 05:27
İşte evrimin kayıp halkası
İspanyol paleontologların Katalonya bölgesinde yaptığı kazılarda, insanla maymunun son ortak atası sayılabilecek 13 milyon yıllık bir primat fosili bulundu. "Pierolapithecus catalaunicus" adı verilen yeni türün şempanzeden daha küçük olduğu ve otobur olduğu belirtiliyor. Elleri şempanzeye, üst kısmı ve omuzları ise insana benzeyen yeni türün insan gibi dik durabildiği açıklandı.
Tartışmaları ilgiyle izledim. Şunu söylemeliyim ki be bir aleviyim, inancım da var. Cedric ve Egmor arkadaşlrı tarafsız bir gözle okudum. Bazen inancım gereği zaman zaman taraf tutsam da Cedric arkadaşın bilimsel verilerle konuşması beni oldukça etkiledi. Egmor arkadaş 'ın çelişkisi şu: bir taraftan bilimi reddederken diğer taraftan da sıkça bilimden bahsediyor. Diyorki "siz teoriyi gerçek kabul ediyorsunuz" Halbu ki kendi teoriye dayanmadan hiçbir veriye dayanmadan direkt söyleneni kabulleniyor.
Evrim süreci bugünden yarına olacak bir olay değildir. Mevsimlerin değişimi, yeryüzü şekillerinin değişimi, insan yaşamını kolaylaştıran alet edavatın devreye girmesi evrim sürecini belirler. Bir örnek: Bir dönem Afrikada mevsimlerde meydana gelen ani değişimler ağaç gövdelerinin beyazlaşmasına yolaçmış. Ağaç gövdelerinde yaşayan birçok canlı diğer canlıların açık hedefi haline gelmiş. Yaşama karşı kendini koruyamayan bu canlılardan çoğunun soyu ortadan kalkarken daha önce koyu renkte olan çeçe sinekleri zaman içerisinde evrimleşerek renklerinde ağaç gövdelerinin renklerine gelinceye kadar bir değişime uğramışlar ve hayatta kalmayı başarabilmişlerdir.

Yazılarda celişen arkadaş ben değilim. Materyaliscilik = Maddecilik kesin veriler ister. Evrim kanıtlanmadan, kesin veriler olmadan, kanıt diye sunulan sözde deliller bir bir çürütülürken evrime inanmak mümkün değildir. Bugüne kadar ara geçiş dönemi diye gösterilen bütünfosillerin (YAPILAN BİLİMSEL ARAŞTIRMALARLA) sahte olduğu kanıtlanmıştır.
Hiç yorulmadan evinden bir arama motoruna gir (örn: google) sahte fosil yaz.
Evrrimciler bizi kandırmak için ortaya koyduğu sahte fosilleri gör. hepsinin sahte olduğu kanıtlanmıştır. Buna karşın TARAFSIZ bilim adamları evrimi destekleyen bir fosili onaylamamışlardır. Birçok ünlnü evrimci ortya attığı idalar çürütülünce Tanrının varlığına inanmıştır.
Zaten gercek geçiş formuları bulunsa idi bugün evrim teorisini değil "EVRİM KANUNLARINI" tartışırdık. Kimse Allah' a inanmazdı.


Israrla söylüyorum bilimi reddeden ben değilim evrimin teorisinin kendisidir.

Darwin e göre Göre: İlk canlı kendi kendine oluşmuştur.

Modern Bilime Göre: Canlılık tesadüfen oluşamaz. Değil bir canlı, tek bir hücre, hatta tek bir protein bile tesadüflerle oluşamaz. Bir proteinin tesadüflerle ortaya çıkma ihtimali 10 üzeri 950’de 1’dir. Bu ise pratikte “sıfır ihtimal” anlamına gelmektedir.

Bugüne kadar yaklaşık 100 milyon fosil bulunmuştur. Bunların hepsi tam ve eksiksiz canlılara aittir. Canlıların evrimleştiklerini gösteren hiçbir fosil yoktur.
Halen pek çok merkezde devam eden fosil sergilerinde, evrim teorisinin geçersizliğini ortaya koyan yüzlerce yaşayan fosil halkımıza sunulmaktadır. Bunlar, canlıların milyonlarca seneden beri hiç değişmediklerini, şimdiki hallerini aynen muhafaza ettiklerini gösteren, taşlaşmış canlı fosilleridir ve “evrim iddiası"nın, materyalistlerin zihnindeki hayal ürünü senaryolardan başka bir şey olmadığını ortaya koymaktadır.


Bilimi Kandırma Pahasına Yapılan SAHTEKARLIKLARDAN SEÇMELER

1- Piltdown adamı;
Gerçekte büyük bir sahtekarlıktır. Bu sahte fosil, insan kafatasına bir orangutan çenesinin eğelenerek monte edilmesi ve bunun potasyum dikromatla eskitilmesi ile eldeedilliği % 100 kanıtlanmıştır.

2-Haeckel isimli bilim adamının, -sonradan kendisinin de çarpıtma olduğunu itiraf ettiği- sahte embriyo çizimleri

3-Bulunan tek bir dişin Nebraska adamı adıyla insan maymun arası bir canlı olarak tanıtılması, ancak daha sonra bu dişin bir domuza ait olduğunun açıklanması

4-Kuşların atası olarak gösterilen, ancak daha sonra birden fazla fosilin birleştirilmesiyle oluşturulmuş düzmece bir kanıt olduğu anlaşılan Archaeoraptor fosili

5-Güve kelebeklerini iğneyle tutturup fotoğraflarını çektikten sonra bu fotoğrafların doğal seleksiyon safsatasına delil olarak gösterildiği ünlü "Sanayi Kelebekleri" sahtekarlığı

6-Başlangıçta insanın atası olarak gösterilen ancak sonradan soyu tükenmiş maymun, şempanze ya da orangutanlara ait olduğu anlaşılan kafatası ve kemik parçaları

7-30 yıl boyunca Hamburg'daki bir müzede 36.000 senelik yaş tayin edilerek insanın sözde evrimindeki kayıp halka olarak sergilenen ve 2004'te evrimci bir antropoloji profesörünün tipik bir tarihlendirme sahtekarlığı olduğu ilan edilen Hahnhöfersand Adamı skandalı.... Ve daha bir sürü örnek.

ARKADAŞIM emin ol 13 milyon yıllık primat fosili de diğer sahte fosiller gibi tarihteki yerini alacaktır.

Şİmdi tekrar soruyorum Bilimi REDDETMETTE ısrarcı olan "İnananlarmı" yoksa "evrimcilermi" ?:confused1

NOT: çeçe sinekleri hakkında bi bilgim yok arkadaş araştırmam lazım...

bolşevik_partizan
04.11.2006, 14:31
Artık belgeleriyle konuşacağız.
Evrimin kanıtlandığına ilişkin TUBITAK'ın çıkardığı dergi Bilim Teknik dergisinin ilgili bölümlerini buraya aktarıyorum.
Kanıtsa buyurun aslanlar gibi kanıt!
http://rapidshare.com/files/1930279/evrimin_kaniti.pdf.html

http://www.imgadd.com/out.php/t17741_lucy16ocak2003.jpg (http://www.imgadd.com/show.php/17741_lucy16ocak2003.jpg.html)

Serkan_Devrim
04.11.2006, 15:13
kişisel sataşmalar olmadan tartışmaya devam edebilirsek daha iyi olur. kişisel sataşmalar içeren yazılar silinecektir.

bolşevik_partizan
04.11.2006, 20:29
Şempanzeler 'aileden'

ABD'de genetik araştırmalar yapan bir grup bilimadamı, şempanzelerin canlılar sınıflandırmasında insan ailesinde yer alması gerektiğini söyledi.

İnsana hem genetik hem evrim olarak en yakın maymun şempanze

Atlanta'daki Georgia Teknoloji Enstitüsü'nde çalışan grup, şempanzelerin Homo ailesinden sayılmasını önerdi.

Bilimadamlarına göre yaptıkları DNA araştırmaları, yaklaşık yedi milyon yıl önce aynı canlıdan türeyen insanlarla şempanzelerin bu tarihten sonra hemen hemen aynı şekilde evrim geçirdiğini ortaya koydu.

İnsanlar ve şempanzelerdeki evrim geçirme hızının, gorilla ve Orangutan gibi diğer maymun türlerine oranla çok daha yavaş olduğu da anlaşıldı.

Şempanzeleri insanlarla aynı genetik sınıfa koyma önerisi bundan önce de dile getirilmiş ve büyük tartışmalara yol açmıştı.

Örneğin Yeni Zelanda'da şempanzelere daha geniş haklar tanınması için hükümete dilekçeler verilmişti.

Kaynak:
http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2006/01/060124_chimpanzee.shtml

bolşevik_partizan
04.11.2006, 20:33
Evrim tarihine DNA merceği

Memelilerin DNA'sını birbiriyle karşılaştıran Amerikalı bilimadamları, genlerin ortak paydasından yola çıkarak 'ilk' memeliyi tahayyül etmeye çalışıyor.

Asıl amaç insanın insanın genetik yapısını anlamak

Vardıkları sonuca göre, memelilerin ortak atası bundan 75 milyon yıl önce dinazorlarla birlikte yaşamış olan gece avcısı bir kır faresini andırıyor.

California Üniversitesi'nin Santa Cruz kampüsündeki genetik bilimciler, modern memelilerin genetik haritalarını -genomlarını- birbiriyle karşılaştırarak, hepsinin paylaştığı temel DNA yapısının bilgisayar modelini çıkardı.

Çalışmalarında vardıkları sonucu Genom Araştırması -Genome Research- dergisinde yayımladılar.

Bilimadamları yaptıkları işi halihazırda yollarda olan türlü çeşit aracı birbiriyle karşılaştırarak ilk otomobilin nasıl bir şey olduğunu tahmin etmeye benzetiyor.

Bilgisayar modeli

Otomobiller çeşitli markalar altında zamanla birbirinden farklı özellikler kazanmış olsa da hepsini aynı kategoride buluşturan bir ortak payda var: 4 lastik tekerlek, motor, dümen, silecek gibi.

En eski memelinin DNA yapısını yeniden kurgulamak için araştırmacılar günümüzün memelilerinden domuz, at, kedi, köpek, yarasa, fare, tavşan, goril, şempanze ve insanın genlerini karşılaştırdı:

Projenin başkanı David Haussler, 'tamamen bilgisayar ortamında yaptığımız bir araştırma' diyor.

İnsan genlerini diğer canlıların genleriyle karşılaştıran araştırmalar son yıllarda giderek hız kazandı.


İlk memeli atamız bir kır faresine benziyor

'Karşılaştırmalı genom bilim' diye adlandırılan bu çalışmalarda amaç, insanın yapı taşlarının evrimsel tarihine ışık tutmak.

Fareler ve insanlar

David Haussler, ortak bir ata teorisinin birçok bilinmezi aydınlatmasını umuyor:

''İnsanın gen haritasında belli bir DNA parçasının mesela farede bulunmadığını gördük... İnsandaki sözkonusu DNA zinciri acaba ilk memeliden mi kalma; yoksa değil mi? Fare, bu DNA parçasını kendi evrimi sırasında mı kaybetti? Bu gibi sorulara yanıt bulmak için ilk memelilerin nasıl yaratıklar olduğunu düşünmemiz gerekiyor.''

Elbette, geçmişin genetik bilgisine ulaşma gayreti akla 'Jurassic Park' filmini getiriyor.

Belki türü yokolmuş, antik çağlardan kalma bir fosil parçası, genlerinden yeniden yaratılabilir?

Bilimadamları bu soruya derhal 'hayır' diye yanıt veriyor.

Nedeni ise herşeyden önce ilk memelinin DNA kodunun tümünü değil, sadece bir kısmını yeniden kurgulamış olmaları.

Belki yüzde 98'lik doğruluk payıyla ilk memelinin genomunu tahmin etmiş olabileceklerini; fakat genetikte yüzde 1'lik bir sapmanın dahi dev bir farka işaret ettiğini belirtiyorlar.

Kaynak:
http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2004/12/041201_dna-reconstructed.shtml

egmor
05.11.2006, 13:30
[/COLOR]Resmi verilen rekonstrüksiyon, Australopithecus afarensis türüne ait olan ve evrimciler tarafından "Lucy" olarak isimlendirilmiş iskelete dayandırılmaktadır. 1974’te bulunduğunda evrimciler tarafından tüm dünyaya insanın ilk atası olarak duyurulan bu fosil, yaygın bir propaganda kaynağı olmuştur. Evrimi kitlelere benimsetmede sık başvurulan bir fosil olması onu artık evrimin bir "ikonu" haline getirmiştir.

Lucy'nin İnsanın Atası Olduğu Tezi, Evrimciler Tarafından da Terk Edilmiş Köhne Bir İddiadır;

Diz kemiği insanınkine benzetilen Lucy’nin iki ayak üzerinde yürüyebilen bir canlı olduğu ileri sürülmektedir. Ancak
1-Gerçekte soyu tükenmiş bir maymun türünden başka bir şey değildir. Nitekim Lucy’nin de dahil edildiği Australopithecus genusu günümüz maymunlarına çok benzer.
2-Bunların beyin hacimleri günümüz şempanzelerininkiyle aynıdır.
3-El ve ayaklarında günümüz maymunlarındaki gibi ağaçlara tırmanmaya yarayan kıvrımlar bulunur.
4-Boyları 130 cm'yi geçmez. Uzun kolları ve kısa bacakları maymun görüntüsünü tamamlamaktadır.
Bu kadar belirgin bir maymun anatomisine sahip Lucy’nin evrimciler tarafından öne sürülen sözde tek "insansı" yanının, yani insanlar gibi yürüme kabiliyetinin ise gerçekte var olmadığı daha sonraları çeşitli bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.

1-Önce kendisi de bir evrimci olan İngiliz anatomist Sir Zolly Zuckerman, 15 yıl süren bir araştırma sonucunda Australopithecus türünün insanla bir bağlantısı olmadığı sonucuna varmıştır.

2-Bir başka ünlü anatomist Charles E. Oxnard ise bu iskeletleri günümüz orangutanlarınınkine benzetmiştir. Evrimci bakış açısında orangutanlar insanlara, insanla ortak bir atadan evrimleştiği ileri sürülen şempanzelerden çok daha uzak bir türdür. Bu durum Lucy’nin anatomik olarak insana hiçbir benzerliği olmadığı anlamına gelir.

3-1994 yılında Liverpool Üniversitesi’nden Fred Spoor, Australopithecus fosillerinde dengede önemli rol oynayan salyangoz isimli içkulak organını bilgisayarlı tarama testlerinden geçirmiş, bu canlıların kesinlikle insanlar gibi yürümediği sonucuna varmıştır.

4-Ayrıca 2000 yılında Lucy’nin önkol kemiği üzerinde yapılan incelemeler, günümüz şempanze ve gorillerinin bileklerindeki anatomiye sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. Dört ayak üzerinde yürüyen goril ve şempanzelerde önkol kemiğinin ucunda bileğe yük binmesini engellemek için hareket kabiliyetini sınırlayan, kilitleyici bir kemik çıkıntısı bulunur. İnsanlarda ise böyle bir kemik yoktur ve bilek ele geniş bir açıda hareket imkanı verir. Lucy’de goril ve şempanzelerdeki bu kemiğin aynısına rastlanmıştır.

Tüm bu bilimsel bulguların yanısıra yapılan son paleontolojik bulgular da (bir arkadaşımız tarafından yazdığı yazının altına resmi konulan ) Lucy’nin sözde atasal konumunu geçersiz kılmaktadır.

Öte yandan, elde edilen son fosil bulguları da maymunlardan insana aşamalı olarak uzanan evrim senaryolarını bozmuş ve teoriyi kaosa sürüklemiştir. 2001 yılında açıklanan Kenyanthropus platyops adlı maymun türüne ait fosil bulgusu bunda önemli rol oynamıştır. Bu kafatası fosili Lucy ile aynı döneme aittir ve evrimci kriterler açısından ondan daha modern bir görünüme sahiptir. Harvard üniversitesinden evrimci paleontolog Daniel Lieberman, platyops bulgusunu yorumlarken evrimin içinde bulunduğu karmaşık durumu şöyle belirtmiştir: "İnsanların evrimsel tarihi karmaşıktır ve çözülmüş değildir.". "K. platyops’un önümüzdeki yıllarda, partiyi berbat eden bir kişi gibi olacağını ve homininler arasındaki evrimsel ilişkileri inceleyen araştırmaların karşı karşıya olduğu karmaşayı daha da artıracağını düşünüyorum"(5).

Platyops fosilinin evrimci şemaları alt üst ettiğine dikkat ekmek gerekir: Bu fosil ortaya çıkınca Lucy’nin tahtından indirilmesi de gündeme geldi. ABCNews.com platyops bulgusunu "3.5 milyon yıllık fosil Lucy’yi soy ağacımızdan çıkarabilir" spotuyla verdi(6). Fosil, evrimcileri zor duruma soktu çünkü insan her ikisinden de evrimleşmiş olamazdı. ABCNews haberinde bu karmaşık durum iki gövdeli bir ağaca benzetiliyordu:

"Bu bulgu bilim adamlarının ilk insanlarla ilgili kabullerini bir anda karmaşaya sürükledi ve insanın soy ağacına yepyeni ana bir gövde ekledi".

Aynı haberde Fred Spoor’un da yorumlarına yer veriliyordu.
Platyops’u dünyaya duyuran Nature makalesinin yazarları arasında yer alan Spoor şunları söylüyordu:

"Bu bulgunun insanın evrimiyle ilgilenenlerde meydana getireceği şok etkisi, Lucy bulgusuyla yaklaşık aynı ölçülerdedir".


Dolayısıyla Lucy, bugün evrimciler tarafından bile "insanın atası" olamayacağı kabul edilen demode bir fosil durumundadır. Ancak Akşam gazetesi Lucy’nin tahtını sallayan bu araştırmalar ve yorumlardan okurlarına hiç söz etmemiştir. Gazete bariz biçimde evrim yanlısı bir tutum sergilemiş ve objektif gazetecilik ilkelerini hiçe saymıştır.

egmor
05.11.2006, 13:55
Haber Orta Asya’da yeni bulunan bir canlı fosili hakkındaydı. Science ve Nature ünlü bilim dergileri ve dünyaca tanınmış BBC televizyonu tarafından duyurulan bu gelişme şöyle:

"Orta Asya’da bulunan ve günümüzden 220 milyon yıl önce yaşadığı anlaşılan söz konusu fosilin tüm vücudunun tüylerle kaplı olduğu, kuşların atası olduğu iddia edilen Archaeptoryx’de ve günümüz kuşlarında olduğu gibi bir lades kemiğine sahip olduğu ve tüylerinde ise içi boş sapların bulunduğu tespit edildi. Bu ise, ARCHAEOPTERYX’IN KUŞLARIN ATASI OLDUĞU IDDIALARINI GEÇERSIZLEŞTIRIYOR. Çünkü bulunan fosil Archaeopteryx’ten 75 milyon yıl daha yaşlı; yani kuşların atası olduğu iddia edilen canlıdan 75 milyon yıl önce de tüm özellikleriyle tam bir kuş yaşıyordu." :biggrin:

Evrimcilerin 100 Yıldır En Büyük Delil Diye Gösterdikleri İddia Çürüdü

Evrimciler, yaklaşık 100 yıldır kuşların dinozorlardan evrimleştiklerini öne sürerler ve buna da delil olarak Archaeopteryx isimli kuşun fosilini gösterirler. Evrimcilerin iddialarına göre günümüzden 150 milyon yıl önce yaşayarak soyu tükenen Archaeopteryx, iyi uçamayan yarı- dinozor bir canlıdır. Oysa evrimcilerin birçok kereler yanlış olduğu gösterilen bu iddiaları 1997 yılında bulunan yeni bir Archaeopteryx fosili ile beraber kesin olarak yıkılmıştı. Bu fosilde, tamamen kuşlara has ve uçuş sağlayan kemik olan "sternum" kemiğinin bulunması, Archaeopteryx’in evrimcilerin iddia ettikleri gibi yarı kuş yarı dinozor bir canlı değil, tam bir uçucu kuş olduğunu gösteriyordu.


Paleontoloji Tarihinde Bir Dönüm Noktası

Öte yandan, Archaeopteryx'in evrime delil oluşturacak bir "ara geçiş formu" olmadığının bizzat evrimciler tarafından da kabul edilmesi, paleontoloji tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Çünkü Archaeopteryx, 150 yıldır evrimcilerin ileri sürebildikleri bir kaç "ara geçiş formu" iddiası arasında her zaman en iddialısı olmuştur. Evrimcilere "Darwin sayısız ara geçiş formu bulunması gerektiğini yazmıştı, oysa 150 yıldır aradınız, bir tane bile yok" denildiğinde, verdikleri cevap hep "Archaeopteryx gibi bir kaç örnek var, aramaya devam ediyoruz" şeklinde olmuştur. Ancak bu kaçış yolu da artık kapanmış ve paleontoji dünyası gerçeklerle yüzyüze gelmiştir: Tek bir ara form bile yoktur.

(Alıntıdır)

itina ile deliller bulunur SAYGILARIMLA...

bolşevik_partizan
05.11.2006, 14:05
Yukarıdaki yazı noktasına virgülüne dokunulmadan popüler bir site olan Adnan Oktar'ın kurduğu bir sitede araklanmıştır. Adnan Oktar özellikle sosyetik ve zengin kesim için bacılar ve motorlar şeklinde nam salmış kadınlara harem kurmuş toplum içerisinde itibarı olmayan bir sapkındır.

Senin kendi düşüncelerin yok mu ey egmor! Madem ki, Adnan oktar'în müridiydin niye alıntı yaptığını belirtmiyorsun.

bolşevik_partizan
05.11.2006, 14:17
Epikurus arkadaş çeçe sinekleriyle ilgili bir açıklama yaptı.
Egmor adlı şahıs bocalayıp kaldı. "Bu konuyla ilgili bir bilgim yok" dedi
Adnan Oktar ilgili sitelerinde "çeçe sineki" üzerine bir yorum yapapamış. Bizim zavallıda Adnan Hoca cevap veremeyince apışıp kalıyor.
Egmor senin alevi maskesi altında Adnan Oktar'cı olduğun kanıtlanmıştır.
Zaten Cedric'e bir yazında şöyle diyorsun:
"Hz. Ali de bizim peygamberimizdir"
Kendi ağzınla yakalanmışsın. Çünkü aleviler Ali'yi inanç dünyasında merkeze koyarlar. Bu sebeple "bizim de peygamerimiz" demezler. Çünkü Ali Şah'tır, Ali yaratandır.
O halde sen kimsin ey egmor! . Adnan Oktar'ın sitelerinden bolca kopya yaptığınıza göre Adnan Hocacı'sınızdır. Hz. Ali i "bizim de peygamberimiz" demen her şeyi ifade ediyor.

egmor
05.11.2006, 14:34
Yukarıdaki yazı noktasına virgülüne dokunulmadan popüler bir site olan Adnan Oktar'ın kurduğu bir sitede araklanmıştır. Adnan Oktar özellikle sosyetik ve zengin kesim için bacılar ve motorlar şeklinde nam salmış kadınlara harem kurmuş toplum içerisinde itibarı olmayan bir sapkındır.

Senin kendi düşüncelerin yok mu ey egmor! Madem ki, Adnan oktar'în müridiydin niye alıntı yaptığını belirtmiyorsun.

Alıntı olduğunu belirttim zaten ne var bunda ???

çok sitiyorsanız kaynak belirteyim
www.netcevap.org

Evrim hakkında ki düşüncelerimi de belirtmiştim zaten . Önceki sayfalarda yazmıştım. Büyük Çoğunluğu benim fikirlerimdi. Arkadaşlarla kanıtları konuşturalım dedik. Ve ortaya belgeler sunuyoruz.

Tahmin edebileceğiniz gibi benim labaotuarım da yok inceleyecek fosilim de.

Sizinde takdir edeceği gibi her iki tarafında kaynaklardan alıntı yapması tek çıkış yoludur ( yanılıyorsam söyleyin). Ben önce fikirlerimi sundum sonra da sizlerin bana evrime örnek olarak verdiğiniz deneylerin çürütülmüş olduğunu kanıtlayan kaynaklardan alıntı yaptım. Bunda bi sakınca göremiyorum.

Ayrıca Adan hoca veya her neyse sapık olması bu bilimsel bulguları değiştirmez.

egmor
05.11.2006, 14:52
Epikurus arkadaş çeçe sinekleriyle ilgili bir açıklama yaptı.
Egmor adlı şahıs bocalayıp kaldı. "Bu konuyla ilgili bir bilgim yok" dedi
Adnan Oktar ilgili sitelerinde "çeçe sineki" üzerine bir yorum yapapamış. Bizim zavallıda Adnan Hoca cevap veremeyince apışıp kalıyor.
Egmor senin alevi maskesi altında Adnan Oktar'cı olduğun kanıtlanmıştır.
Zaten Cedric'e bir yazında şöyle diyorsun:
"Hz. Ali de bizim peygamberimizdir"
Kendi ağzınla yakalanmışsın. Çünkü aleviler Ali'yi inanç dünyasında merkeze koyarlar. Bu sebeple "bizim de peygamerimiz" demezler. Çünkü Ali Şah'tır, Ali yaratandır.
O halde sen kimsin ey egmor! . Adnan Oktar'ın sitelerinden bolca kopya yaptığınıza göre Adnan Hocacı'sınızdır. Hz. Ali i "bizim de peygamberimiz" demen her şeyi ifade ediyor.


Halen asılsız iddalarda bulunuyorsunuz. Yazılarıma bi daha baktımda; HZ.Ali peygamber dememişim. Ya okumuyorsunuz yada okumayı bilmiyorsunuz :thumbdown

bolşevik_partizan
05.11.2006, 15:58
Adnan Hoca'da çeçe sinekleri üzerine bir konu bulunmadığı için onun müridi Egmor hala apışıp kalmaktadır. Bir kaç yazın Adnan Oktar'ın popüler sitesinde araklanmasına rağmen hiç bir kaynak göstermeden kendi yazın gibi taktim ediyorsun. İnsan alıntı yapabilir, yada ilgili bir sitede kaynak göstermek kaydıyla yazıyı aktarabilir. Lütfen azıcık dürüstlük.
Hoca efendi ne derse cemaat onu yapar misali; Adnan Oktar dürüst olsaydı, insanların yüzüne çıkacak cesareti olur, kendisine Harun Yahya takma adını takmazdı. Dolayısıyla Adnan'ın müridi Egmor bu işi hocası Adnan'da öğrenmişe benziyor.
Sonra Egmor efendi sen alevi misin?
Niye hiç bir alevi kaynağına dayanmadan hep, Adnan Oktar adlı sapkının sitesinde araklayarak açıklama yapıyorsun.
www.netcevap.org Adnan Oktar'ın bir başka sitesidir, duyurulur.
Ancak senin arakladığın yazıların bir kısmı popüler ismiyle başlayan bir sitede vardır. Reklamı olmasın diye o sitenin adını telafuz etmeyeceğim. Ama o sitedeki yazıları alıntı yaptığını belirtmeden çalmışsın.
Biraz dürüstlük lüften...
Aynası iştir kişinin. Harun Yahya'nın aynası Adnan Hoca'dır.

Serkan_Devrim
05.11.2006, 16:02
konu ilgi çekici ve güzel ama kişisel sataşmadan yapılırsa daha hoş olur. :)

evrimi tümden reddetmek bilime aykırıdır ama tümden kabul etmekte bilime aykırı. evrimin açıkları var ve bir ara sunacağım. ama Adnan Oktar(Harun Yahya) itibar edilecek bir kaynak değildir.

egmor
05.11.2006, 16:18
Adnan Hoca'da çeçe sinekleri üzerine bir konu bulunmadığı için onun müridi Egmor hala apışıp kalmaktadır. Bir kaç yazın Adnan Oktar'ın popüler sitesinde araklanmasına rağmen hiç bir kaynak göstermeden kendi yazın gibi taktim ediyorsun. İnsan alıntı yapabilir, yada ilgili bir sitede kaynak göstermek kaydıyla yazıyı aktarabilir. Lütfen azıcık dürüstlük.
Hoca efendi ne derse cemaat onu yapar misali; Adnan Oktar dürüst olsaydı, insanların yüzüne çıkacak cesareti olur, kendisine Harun Yahya takma adını takmazdı. Dolayısıyla Adnan'ın müridi Egmor bu işi hocası Adnan'da öğrenmişe benziyor.
Sonra Egmor efendi sen alevi misin?
Niye hiç bir alevi kaynağına dayanmadan hep, Adnan Oktar adlı sapkının sitesinde araklayarak açıklama yapıyorsun.
www.netcevap.org Adnan Oktar'ın bir başka sitesidir, duyurulur.
Ancak senin arakladığın yazıların bir kısmı popüler ismiyle başlayan bir sitede vardır. Reklamı olmasın diye o sitenin adını telafuz etmeyeceğim. Ama o sitedeki yazıları alıntı yaptığını belirtmeden çalmışsın.
Biraz dürüstlük lüften...
Aynası iştir kişinin. Harun Yahya'nın aynası Adnan Hoca'dır.


oofff oofff

nediyim ben ki sana tutturdun bi adnan diye gidiyorsun.
ben öncelikle kendi düşüncelerimi yazdım ve desteklemek için elbette alıntı yaptım. ÇOK normal bişey. Hem alıntı yaptığımı da yazdım zaten.
Kurusa bakma evrimi yalanlayan Alevi kaynak bulamadım o yüzden adnan dan alıntı yaptım. senin Alevi evrimi destekleyen bildiğin Alevi kanaklar varsa paylaş bizimle. Okumak isterim.

Ayrıca adnan müridi falan olsaydım, kaynakları en başta açıkça belirtirdim.
Sencede öyle diğil mi?

Tekrar Tekrar yazıyorum Fikirlerimi ortaya koydum, bunları destekleyen yazılardan örnekler aldım, bunların alıntı olduğunu da yazdım. Halende bunda bir sakınca göremiyorum.

adnan ismini vererek te reklamı sen yaptın. benim hocam olsaydı Adnan Hocamın Sitesinden Alıntı yaptım derdim.

egmor
05.11.2006, 16:21
çeçe sineklerine gelince evrim gecirip-geçirmedikleri konusunda bi bilgi bulamadım. geçirdiklerini kanıtlayan belge varsa paylaşmanı isterim...

bolşevik_partizan
05.11.2006, 17:03
[/COLOR]Resmi verilen rekonstrüksiyon, Australopithecus afarensis türüne ait olan ve evrimciler tarafından "Lucy" olarak isimlendirilmiş iskelete dayandırılmaktadır. 1974’te bulunduğunda evrimciler tarafından tüm dünyaya insanın ilk atası olarak duyurulan bu fosil, yaygın bir propaganda kaynağı olmuştur. Evrimi kitlelere benimsetmede sık başvurulan bir fosil olması onu artık evrimin bir "ikonu" haline getirmiştir.

Lucy'nin İnsanın Atası Olduğu Tezi, Evrimciler Tarafından da Terk Edilmiş Köhne Bir İddiadır;

Diz kemiği insanınkine benzetilen Lucy’nin iki ayak üzerinde yürüyebilen bir canlı olduğu ileri sürülmektedir. Ancak
1-Gerçekte soyu tükenmiş bir maymun türünden başka bir şey değildir. Nitekim Lucy’nin de dahil edildiği Australopithecus genusu günümüz maymunlarına çok benzer.
2-Bunların beyin hacimleri günümüz şempanzelerininkiyle aynıdır.
3-El ve ayaklarında günümüz maymunlarındaki gibi ağaçlara tırmanmaya yarayan kıvrımlar bulunur.
4-Boyları 130 cm'yi geçmez. Uzun kolları ve kısa bacakları maymun görüntüsünü tamamlamaktadır.
Bu kadar belirgin bir maymun anatomisine sahip Lucy’nin evrimciler tarafından öne sürülen sözde tek "insansı" yanının, yani insanlar gibi yürüme kabiliyetinin ise gerçekte var olmadığı daha sonraları çeşitli bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.

1-Önce kendisi de bir evrimci olan İngiliz anatomist Sir Zolly Zuckerman, 15 yıl süren bir araştırma sonucunda Australopithecus türünün insanla bir bağlantısı olmadığı sonucuna varmıştır.

2-Bir başka ünlü anatomist Charles E. Oxnard ise bu iskeletleri günümüz orangutanlarınınkine benzetmiştir. Evrimci bakış açısında orangutanlar insanlara, insanla ortak bir atadan evrimleştiği ileri sürülen şempanzelerden çok daha uzak bir türdür. Bu durum Lucy’nin anatomik olarak insana hiçbir benzerliği olmadığı anlamına gelir.

3-1994 yılında Liverpool Üniversitesi’nden Fred Spoor, Australopithecus fosillerinde dengede önemli rol oynayan salyangoz isimli içkulak organını bilgisayarlı tarama testlerinden geçirmiş, bu canlıların kesinlikle insanlar gibi yürümediği sonucuna varmıştır.

4-Ayrıca 2000 yılında Lucy’nin önkol kemiği üzerinde yapılan incelemeler, günümüz şempanze ve gorillerinin bileklerindeki anatomiye sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. Dört ayak üzerinde yürüyen goril ve şempanzelerde önkol kemiğinin ucunda bileğe yük binmesini engellemek için hareket kabiliyetini sınırlayan, kilitleyici bir kemik çıkıntısı bulunur. İnsanlarda ise böyle bir kemik yoktur ve bilek ele geniş bir açıda hareket imkanı verir. Lucy’de goril ve şempanzelerdeki bu kemiğin aynısına rastlanmıştır.

Tüm bu bilimsel bulguların yanısıra yapılan son paleontolojik bulgular da (bir arkadaşımız tarafından yazdığı yazının altına resmi konulan ) Lucy’nin sözde atasal konumunu geçersiz kılmaktadır.

Öte yandan, elde edilen son fosil bulguları da maymunlardan insana aşamalı olarak uzanan evrim senaryolarını bozmuş ve teoriyi kaosa sürüklemiştir. 2001 yılında açıklanan Kenyanthropus platyops adlı maymun türüne ait fosil bulgusu bunda önemli rol oynamıştır. Bu kafatası fosili Lucy ile aynı döneme aittir ve evrimci kriterler açısından ondan daha modern bir görünüme sahiptir. Harvard üniversitesinden evrimci paleontolog Daniel Lieberman, platyops bulgusunu yorumlarken evrimin içinde bulunduğu karmaşık durumu şöyle belirtmiştir: "İnsanların evrimsel tarihi karmaşıktır ve çözülmüş değildir.". "K. platyops’un önümüzdeki yıllarda, partiyi berbat eden bir kişi gibi olacağını ve homininler arasındaki evrimsel ilişkileri inceleyen araştırmaların karşı karşıya olduğu karmaşayı daha da artıracağını düşünüyorum"(5).

Platyops fosilinin evrimci şemaları alt üst ettiğine dikkat ekmek gerekir: Bu fosil ortaya çıkınca Lucy’nin tahtından indirilmesi de gündeme geldi. ABCNews.com platyops bulgusunu "3.5 milyon yıllık fosil Lucy’yi soy ağacımızdan çıkarabilir" spotuyla verdi(6). Fosil, evrimcileri zor duruma soktu çünkü insan her ikisinden de evrimleşmiş olamazdı. ABCNews haberinde bu karmaşık durum iki gövdeli bir ağaca benzetiliyordu:

"Bu bulgu bilim adamlarının ilk insanlarla ilgili kabullerini bir anda karmaşaya sürükledi ve insanın soy ağacına yepyeni ana bir gövde ekledi".

Aynı haberde Fred Spoor’un da yorumlarına yer veriliyordu.
Platyops’u dünyaya duyuran Nature makalesinin yazarları arasında yer alan Spoor şunları söylüyordu:

"Bu bulgunun insanın evrimiyle ilgilenenlerde meydana getireceği şok etkisi, Lucy bulgusuyla yaklaşık aynı ölçülerdedir".


Dolayısıyla Lucy, bugün evrimciler tarafından bile "insanın atası" olamayacağı kabul edilen demode bir fosil durumundadır. Ancak Akşam gazetesi Lucy’nin tahtını sallayan bu araştırmalar ve yorumlardan okurlarına hiç söz etmemiştir. Gazete bariz biçimde evrim yanlısı bir tutum sergilemiş ve objektif gazetecilik ilkelerini hiçe saymıştır.

Yukarıdaki bu yazı Adnan Oktar'ın ilgili bir sitesinde araklanmıştır. Derhal bir açıklama yapmalısın!
Bu şahıs hiç bir alıntı yaptığını veya kaynaktan yararlandığını belirtmeden kendisi yazmış gibi taktim etmektedir. Dürüst ol, dürüst ol ve yine dürüst ol!
Eğer ki, amacımız bir sitede yazı okumak olsaydı arma motorunda o sitelere ulaşabiliriz.
Oysa burası forum, amacımız kişilerin kendi düşünceleri birbirleriyle yarıştırıp doğruyu yakalamaktır. Bunu yaparken kaynaklara veya alıntılara baş vurmak doğaldır. Ama yukarıda yapılan hırsızlıktır.
Egmor sana bir soru sordum! Cevap bekliyorum. Soruma net bir cevap istiyorum. Sorum çok açık! Egmor sen alevi misin?
Bak ben açık söylüyorum, ben ateistim, alevilikle bir alakam yoktur! Düşüncelerim alevileri en ufak bir şekilde bağlamıyor. Oysa sende şöyle diyebilmeliydin, "ben sunniyim veya Adnan Oktar'ın müridiyim". Neden alevi maskesi adı altında Sunnilik ve Adnan Hoca propragandası yapıyorsun? Bunun adı samimiyetsizlik ve aldatmaca değil mi? Azıcık dürüstlük.

egmor
05.11.2006, 17:56
Yukarıdaki bu yazı Adnan Oktar'ın ilgili bir sitesinde araklanmıştır. Derhal bir açıklama yapmalısın!
Bu şahıs hiç bir alıntı yaptığını veya kaynaktan yararlandığını belirtmeden kendisi yazmış gibi taktim etmektedir. Dürüst ol, dürüst ol ve yine dürüst ol!
Eğer ki, amacımız bir sitede yazı okumak olsaydı arma motorunda o sitelere ulaşabiliriz.
Oysa burası forum, amacımız kişilerin kendi düşünceleri birbirleriyle yarıştırıp doğruyu yakalamaktır. Bunu yaparken kaynaklara veya alıntılara baş vurmak doğaldır. Ama yukarıda yapılan hırsızlıktır.
Egmor sana bir soru sordum! Cevap bekliyorum. Soruma net bir cevap istiyorum. Sorum çok açık! Egmor sen alevi misin?
Bak ben açık söylüyorum, ben ateistim, alevilikle bir alakam yoktur! Düşüncelerim alevileri en ufak bir şekilde bağlamıyor. Oysa sende şöyle diyebilmeliydin, "ben sunniyim veya Adnan Oktar'ın müridiyim". Neden alevi maskesi adı altında Sunnilik ve Adnan Hoca propragandası yapıyorsun? Bunun adı samimiyetsizlik ve aldatmaca değil mi? Azıcık dürüstlük.

o yazının bir altında (gene benim eklediğim) ki yazıya bakarsan en alta ALINTIDIR ibaresini görürsün. Zaten aynı kişiye cevap olarak gönderilmiştir.
2 konu olduğu için ayrı ayrı yolladım. Hırsızlıkla suçlayamazsın altında parantez içinde ALINRTIR yazıyor. beni halen sünnilikle suçlama nedenini anlamışdeğilim (ki sünni olmak ta suç değildir; olabilirdim de)

çok merak ediyorsan Antakya ya gelirsin (misafirim olursun) sana kanıtlarım ne olduğumu. Bizim 7 ceddimiz Alevidir. Dedemin dedelerinin isimleri Alevi namazlarında zikredilir.

adnan propangadası falan yapmıyorum adana hoca sitesinden alıntı yapmam kadar doğal bişey yok. Sonuçta sünni olsalarda onlarda Tanrıya inanıyor.

istersen şematik bir biçimde anlatayı çünkü herşeyi yalnış anlamaya meyilli biri olarak gördüm seni.

1- Tanrıya inananlar 2- İnanmayanlar
A-Müslüman
a- Alevi
b-Sünni

B-Hriıstiyan
a-Katolik
b-Ortodoks
c-Protestan
d-Kadim

C- Yahudi

D- Tanrının var olduğuna inandiğer kesimler

Şemada görüldüğü gibi Alevilik ve Sünnilik Müslümanlığın alt dallarıdır. Yani sizin Anlayacağınız dille 2 tarafta Allah'ın varlığına inanıyor.

Alıntı yapmamı neden bukadar şiddetle karşılıyorsun. Seni ne ilgilendirir. Sonuçta Sünnilerde Allah'a inanmıyormu? Bırak Sünnileri Hristiyan veya Yahudilerden de alıntı yapabilirdim. Biz bunların hiçbiryle düşman değiliz ki.

Daha önce de söyledim adnan propagandasını destekleseydim direkt olarak kaynak belirtirdim. ALINTI dedim ve geçiştirdim.

Bu konuda artık bur da kapansın halen benim Aleviliğimden şüpheleniyorsan Antakya' ya beklerim seni.

bolşevik_partizan
05.11.2006, 19:07
alıntı yaptığım yerlerle kendi düşüncelerim karıştığı için az sonra düzenleyip tekrar yayınlayacağım

bolşevik_partizan
05.11.2006, 20:47
Egmor adlı şahıs hem hırsız, hemde göz göre göre yalan söylemeye devam ediyor!
Adnan Hoca'nın popüler sitesinde kopyalama yöntemiyle okuyucuyu kandırıyor. Sonrada aşağıdaki cümleyi ekleyerek sanki bu yazı kendisine aitmş gibi bir izlenim yaratıyor.
Egmor'un 05.11.2006 tarihli 11:30'da kaleme alınan yazıdan ALINTIDIR:
"Tüm bu bilimsel bulguların yanısıra yapılan son paleontolojik bulgular da (bir arkadaşımız tarafından yazdığı yazının altına resmi konulan ) Lucy’nin sözde atasal konumunu geçersiz kılmaktadır."

Kaç gündür bize allaha inandığını belirtiyorsun. Ama yalan söylüyor ve hırsızlık yapıyorsun. Bu ne biçim müslümanlık!
Tıpkı Adnan Hoca'nın Adnan Oktar gibi her türlü naneyi yemesinin ardında, Harun Yayha takma ismini kullanması gibi.
Daha da önemlisi bugün Egmor adlı şahıs Adnan Hoca'yı "sapık" olarak değerlendiriyor, ama ne hikmetse evrime ilişkin tüm iftiraları Adnan Hoca'ya dayandırıyor.
(Bakınız 05.11. 2006 saat 12:34 Egmor'un yazısında Adnan'a sapık diyor)

Son bir kanıt daha. Kendisinin alevi olduğunu iddia eden Egmor sözde "Alevilerin namaz kıldığını" sanıyor.
Burdan yola çıkarak Egmor'un yalan söylediği bir kez daha ispatlanıyor.
Ayrıca Ha

bolşevik_partizan
05.11.2006, 20:48
Burada önemli olan herkesi tartışmaya dahil etmektir.
Yalancı bir kişiyle işim gücüm olmayacak artık. Onun takkesi çıktı, Adnan Hoca gözüktü.

egmor
05.11.2006, 21:53
Alıntı olduğunu yazdığım birşeyin üstüne bukadar gitmen aklıma tek bir sonuç getiriyor; oda bu yazılar karşısında çaresiz kaldığınız.

Ama sizi korkutan evrim teorinizin en önemli iddalarını çürüten araştırma ve makaleleri bir sitede (veya birkaç) toplu halde yayınlamasımıdır ? Yoksa bunların evrim teorisi için sizin ortaya koyduğunuz örnekler alehine kullanılmasımıdır?

Kaynak kullanıp ta (altına alıntı yazıp) yazılarda kullanılanmamanın suç olduğunu sanmıyorum. Suçsa zaten site yönetimi gereken cezayı verirdi.
Sadece Kaynak belirtmedim. Bana göre bu kesinlikle suç değildir.

bak bu oldu 3.-4. açıklama. yeter sıkıldım seninle uğraşmaktan ya. Bu kadar net açıklamalara rağmen anlamıyorsan kıtsın demektir. Ben bundan sonra senden gelececek hiçbir olumlu-olumsuz eleştiriyi dikkate almayacağımı belirtiyorum. Eğer bir hatam varsa Site yönetiminden rica ediyorum beni uyarsın. Yok beni haklı görürlerse bu saçmalıklarda ısrar eden tekrar tekrar yazan adamı uyarsın.

Eğer suçlu bulunursam Siteyle tüm alakamı kesmeye hazır olduğumu belirtmek isterim...

Serkan_Devrim
05.11.2006, 22:41
bütün uyarılara rağmen topik kişisel sataşmalara sahne oldu. konuyu geçici süreliğine kazana kaydırıyorum.

müttaki
25.12.2006, 18:35
Kutsal kitapların hiçbiryerinde... Tanrının bilimde olduğu yazmaz :)

kendi içinde ki Allahı idrak edenlerin içindedir Allah... içindeki ni idrak edemeyenler için demekki değil :yamukgul: bazılarına göre de içinde değil de gökte sakallı kürsüsünde oturan bir Allah...

Allah yerlerin ve göklerin Nurudur... :) İnsanda o Nurdur işte kendi Nurundan var ettiği Nuru..

kendi içinde ki Nurun farkına varanlar için Allah içinden heryerdedir.. nasıl oluyor içinden heryerde..

görmek bir Sıfattır.. bir gören vardır...birde görülen...

gören Nur ise eğer görülen de O'dur ki nereye dönerseniz Allahın vechi oradadır derler... yada müminin bakışından korkunuz çünkü Onlar Allahın nuru ile bakarlar..

gören kim... müttaki mi... o çok baktıda bişey göremedi.. gören ol kendi oldu.. kendi Nuru oldu..

tartışma nereye gelmiş.. bi içimizde ki Allahı görecez... sinekler böcekler evrim darwin...harun yahya...

çeke çeke uzar ilim... en büyük Put ilim putudur...

ilim ilim bilmekdir
ilim kendini bilmekdir
sen kendini bilmez isen
ha bir kuru emekdir

alevi_siyah
28.07.2007, 18:23
Tanrıyı var eden bizim düşüncelerimizdir.Eğer biz onu düşünmesek ona ihtiyaç olmadığı anlaşılacaktır...

Nietche