Orijinalini görmek için tıklayınız : Memleketimiz için neler yapabiliriz?
Adem YAVUZ 02.09.2006, 00:54 Arkadaşlar merhaba,
Hepimiz memleketimizi çok sevdiğimizi söylüyoruz. Memleketimiz için neler yapabiliriz. Bu soruya cevap arayalım mı?
Benim aklıma ilk gelen bizim köylerimizde doğru dürüst ağaç yok. Ağaçlandırma çalışmaları başlatalım.
Daha...
:taz: :36_1_39:
asmen_BERLIN 02.09.2006, 15:06 gecen yil bizim köye 1000 tane fidan getirmisler.. maalesef sulanmadigi icin hepsi kurumus.. belki sezonluk köye gidenler yani yaz zamani orada yasayanlarla sohbet esnasinda ne kadar önemli oldugunu anlatiribilirler..
ayrica adem mesajin icin coook saol..
boranali 02.09.2006, 15:53 şu aralar bişey yapamıyorum ama okuduğum yerde bende ağaçlandırma çalışmalarında bulundum.
Adem YAVUZ 09.09.2006, 01:02 Tekrar merhaba.
Memleketimiz için yapacağımız o kadar şey varki, burada yazarak paylaşacağımız zamanımız yok. Hepimiz şu anda memleketimiz için çalışıyoruz herhalde. Forumdaki konuları okuduğumda herkes memleketi için ÇOK SEVİYORUM, ÖZLEDİM, YANIYORUM, TUTUŞUYORUM falan filan.
Arkadaşlar memleketimizde okuyan çocuklarımız var. Bir çoğunun okumak için imkanları yok. Üniversitelerdeki gençlerimiz sahipsiz. Okullarında dışlanıyor veya eziliyorlar. Köylerimizde kültür etkinliği adına hiç birşey yapılmıyor. Bizim köyün gençleri bütün boş zamanlarını kahvelerde geçiriyor. Köylerimizin bir çoğunda bir cem evi bulunmuyor. Bunları sizlerde biliyorsunuz. Önce sorunlarımızın tesbitini yapalım sonra çözümler bir şekilde çıkar ortaya.
Katılımlarınızı bekliyorum Teşşekürler.
Katılımlarınızı bekliyorum Teşşekürler.
Tartışılası bir konu doğrusu...
Fikrimce ülkemizdeki en büyük sorun okul çağındaki çocukların eğitimden alıkoyulmaları... Daha bu yaz köyüme izne gittiğimde ilkokulu tamamlamış, zehir gibi aklı olan genç beyinlerin, tarladır, iştir güçtür bahaneleriyle ailelerinin verdikleri karar üzerine okula devam etmediklerini büyük bir rahatlık içinde açıklamaları fazlasıyla canımı sıktı doğrusu.. Böylesine hızla gelişen ve değişen bir çağda neden insanlar halaaa oğlum okumasın tarla biçsin, kızım okumasın inek sağsın mantığıyla hareket ediyor anlamıyorum...
Ülke için yapılacak şeyler bir fidan dikmeyle halledilecek bişey olsaydı ne iyi olurdu valla, bir fidan dikip onu büyütürken, başka bir fidanı kendi menfaatlerimiz uğruna otun-ineğin arasına itip kurumasına neden oluyoruz.
Yazık doğrusu, çooook eskilerde olsaydı bu tarz şeyler bu kadar şaşırtmazdı beni ama artık köylerdeki hayatta şehir hayatından farksız olduğu için niye halaa kör cahil işi yapılıyor bu memlekette hayret edilesi bir şey doğrusu.
Bu konuyla ilgili çok ciddi yasaların çıkarılarak, böylesine bencillik eden ailelere hiç söz hakkı verilmeden bütün çocukların Üniversite çağına kadar okuma zorunluluğu getirilmesi ve bu yasanın bu ülkede aksaksız işleyişinin sağlanması şart artıkkk.
anka renef 11.09.2006, 12:19 Bence yapacağımaız en iyi şey memleketi yobazlardan kurtarmak
Bence yapacağımaız en iyi şey memleketi yobazlardan kurtarmak
Memleketi ne tür yobazlardan kurtarmayı düşündüğünü anlıyamadın doğrusu?:confused1
Kısacası senin lugatındaki yobazın karşılığını anlıyamadım?
Açıklarsan sevinirim....
teşekürler sn adem güzel sayılabilecek bir soru topiği olmuş. Memleketimiz için ilk önce bilinçli bir eğitim ,eğitim dökümanları ve malüm internet, pek faydalı bir hizmet olur kanaatindeyim.Saygılarımla
memleketmize biz yeni nesil gençler çogumuz farklı meslekler yürütüyoruz mesela bir doktor olan arkadşımız saglık taraması yapabilir,ziraat mühendisi olan köylüyü bilgilendirir,işletme mezunu olan köylülere ürünlerini nasıl degerlendireceklerini ögretebilir,ögretmen olan cocukalırımıza bir güneş olabilir.....
Köyümüze bağış felan yapıyoruz.Arka arazileri ağaçlandırmışlar, cemevinin yapımı neredeyse tamamlanacak.Yolları felan çok düzenli ve temiz olmuş..
adem yavuz çok güzel bir şeye değinmişsin evet ağaç ekelim. bu forum çatısı altında 11752 canız, her birimiz memleketimiz için bir ağaç eksek onlarca orman oluşturmuş oluruz ki çocuklarımıza bırakacak kıymetli bir mirasımız da olmuş olur.
bunun yanında nesly kardeşim de haklı eğitime önem vermemiz lazım. hem şöyle de bir şey var eğitim olduktan sonra insanlar herşeyin bilincine varacağı için kimse kimseye ağaç kesme ya da ağaç ek demek zorunda kalmaz sanırım.
teşekkürler nesly, adem ve diğer canlar
saygılar
Adem YAVUZ 03.10.2006, 00:05 Dostlar memleketimiz için düşüncelerimiz çok güzel.
Bir kibritte çaksak karanlığa...
bir gün büyük bir ateş şöleni olacak kıvılcımız.
Dostlar VERİN ÇOŞKUYU... :107: :113:
ben soruyu yanlış anladım :) :)
Sevgili LADY tesekkürler uyarın için ,
Kusura bakmayın
Adem YAVUZ 20.10.2006, 01:38 8167
Ülke genelinde bir üne sahip olan bu üzüm çeşidi Erzincan İli Üzümlü ilçesi sınırları içerisinde yetişmektedir. Bölgenin toprak yapısı ve bu ziraatin uzun yıllardan beri özenle yapılması, çeşidin genetik yapısı ve çevre koşullarının uygunluğu göz önüne alındığında cimin üzümü olarak bilinen bu çeşidin mikroklima alanı olarak sadece Üzümlü ilçesi sınırları içerisinde yetiştirildiği ortaya çıkar. Bu üzüm çeşidi orta erkenci bir üzüm çeşidi olup, kendine has kabuk yapısı, tat ve aroması ve dane iriliği gibi özellikleri nedeniyle sofralık üzüm grubuna girer. Cimin üzümü gerek dane iriliği ve gerekse diğer sayılan özellikleri nedeni ile yetişen diğer üzüm çeşitlerinden farklılık arz eder.
Literatürde geçen bu üzüm çeşidinin ülke genelinde tanınması nedeniyle Erzincan’ı ziyarete gelen gerek devlet adamları ve gerekse yerli turistler çoğunlukla bu ilçemizi ziyaret ederek bu üzümden tatmaktadırlar. Ayrıca bu ilçemizin lavaş ekmeği de meşhurdur. Zaten cimin üzümü de lavaş ekmeği ve tulum peyniri ile yenildiğinde değişik bir lezzet vermektedir.
Cimin Üzümü Türk Patent Enstitüsü tarafından sertifika alarak Ülke genelinde sayılı ürünler arasında yerini almıştır.
Kaynak:http://www.erzincan.gov.tr/iltarim.htm
Bizim köy erzincan iliç e bağlı doruksaray köyü.Köy halkının desteği ile dernek kuruldu istanbul bahçelievlerde 2 katlı dernek lokali satın alındı,köye köyevi ve muhtarlık yanınada cemevi yapıldı,köy yolu tamamiyle asfaltlandı,köyün arka kısmına temayla ortak çalışma ile ağaçlandırma yapıldı,ağaçlandırma devam ediyor,ayrıca ilçe merkezindeki devlet hastanesine diyaliz makinesi alınması için yardımda bulunuldu.Benim erzincan da gördüğüm kadarıyla,ilçe merkezlerinde alevi sayılarıçok az.alevileri ilçe merkezine çekmek gerekir ki devlet imkanlarınadn alevilerde sahiplensin.mesela erzinacn ın birçok ilçesinde merkezlerde sünniler oturur ve belediye hizmetlerinden yararlanır,köylerde ise alevilerdir.sünniler 3 bin kişi birlikte belde kurarlar belediye yardımı olarak yıllık en az 800-900 milyar devletten para alırlar.ama alevler 700 kişilik 3-4 köyde ayrı otururlar.bu yüzden alevi esnaflar az ilçelerde ve alevi köylülerin ihtiyaçlarını sünnilerden alarak onları daha güçlü yapıyoruz.Bence bizlerde köylere gittiğimiz zaman ilçe merkezlerindeki alevi esnaflardan alışveriş yapılmasını köylülerimize anlatabiliriz.
Adem YAVUZ 23.10.2006, 02:31 8211
ADININ KAYNAĞI
Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmiyor.Asur kaynaklarında geçen Zuhma (Suhma), yörenin bilinen en eski adıdır. Erzincan adının Eriza'dan geldiği sanılmaktadır. Eriza adı Selçuklu'larca Erzincan olarak kullanılmış, daha sonra da Erzincan biçimini almıştır.
Bir söylentiye göre de Aziriz'den gelmektedir. Selçuklu'lar Aziriz adını çok beğenmiş ve buna "Rahmet yağarsa can Aziriz can" rahmet yağmazsa "Yan Aziriz yan" biçiminde bir tekerleme söylenmiş, bu tekerlemedeki Aziriz zaman içinde, Erzincan biçimini almıştır
İLİN COĞRAFİ KONUMU
Erzincan ili dünya haritası üzerinde 39 45' 12" kuzey enlemleri ile 40 46'30" doğu boylamları arasında yer almaktadır.
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesinde, bölgenin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Erzincan'ı, Doğusunda Erzurum, batısında Sivas, güneyinde Tunceli, güneydoğusunda Bingöl, güneybatısında Elazığ-Malatya, kuzeyde Gümüşhane-Bayburt ve kuzeybatıda Giresun illeri çevreler. Fırat nehri kollarından Karasu'nun geçtiği ilin yeryüzü şekillerini, güney sınırında Munzur Dağları, kuzey sınırında Keşiş Dağları ile bu dağlar arasında yer alan Karasu vadisi boyunca uzanan iki ova ve boğazlar belirlemektedir.
11.903 km2'lik alana sahip olan Erzincan'ın, merkezle birlikte 9 ilçe,16 bucak ve 553 köyü bulunmaktadır. 1990 sayımına göre ilin nüfusu ise 299.251'dir. Karasal iklime sahip olan Erzincan'ın, Doğu Anadolu'daki Malatya-Elazığ illeri hariç, diğer illerden daha ılıman bir iklimi vardır. Yıllık sıcaklık ortalaması 10.7 lik bir değere sahip olan ilin yıllık yağış ortalaması 344 mm dir.
ERZİNCAN'IN KISA TARİHÇESİ
Erzincan'ın ilkçağ tarihi hakkında bilgi bulunmayıp, ikinci bin yılda yörede Hurriler, Hayaşılar ve Azziler'in yaşadığı bilinmektedir. M.Ö. 1850-1180 yıllarında yöre Hititlerin egemenliğinde kalmıştır.
M.Ö. 900 yıllarında kurulan Urartu Devleti sınırları işinde kalan Erzincan'da kazılar (1953) sonucu Urartulara ait bir çok eser çıkarılmıştır.
Medler'in Anadolu'yu istilası sonucu ortadan kalkan (M.Ö. 600) Urartulardan sonra İl ve çevresi Medlerin (M.Ö. 612) ve Perslerin (M.Ö. 550) eline geçmiştir. İskenderin Pers İmparatorluğunu ele geçirmesiyle (366) Anadolu Makedonyalıların hakimiyetine girdi. İran ve Bizans arasında sürekli savaşlara sahne olan Erzincan, Halife Hz. Osman zamanında (35/655) tümüyle Müslümanların yönetimine geçmiştir. 1071 Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu'nun Türklerin eline geçmesiyle, Mengücek Ahmet Gazi bölgeyi hakimiyeti altına almıştır. 1243'deki Kösedağ Savaşında Moğolların Selçukluları yenmesiyle, yöre İlhanlıların eline geçer. 1419'da Karakoyunlular'ın, 1455 de Akkoyunlular'ın hakim olduğu bölge, 11 Ağustos 1473'de Fatih ile Uzun Hasan arasında çıkan Otlukbeli Savaşı ile Osmanlıların denetimine geçti.
1502'de Safevi tahtına geçen Şah İsmail'in karargah yaptığı Erzincan, 23 Ağustos 1514 yılında Yavuz Sultan Selim ile Safeviler arasında yapılan Çaldıran savaşı ile tekrar Osmanlı yönetimine geçirilmiştir.
ALTINTEPE
Urartu dönemine ait şehir kalıntısı olan Altıntepe Erzincan-Erzurum yolu üzerinde ve ile 15 km. uzaklıktadır. Altıntepe de tapınak-saray, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, depo binası ve üç adet mezar bulunmaktadır. Yeraltındaki mezar odalarının bulunmasıyla Urartular hakkında geniş bilgi edinilmiştir. Kazılarda MÖ. 8. yüzyıla ait fildişi ve madeni eşyalar, kalkan ve miğferler, seramikler, duvar resimleri gibi eserler elde edilmiştir. Bu eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.
TERZİBABA TÜRBESİ
Asıl adı Muhammed Vehbi olan Terzibaba, 1779-1848 yıllarında yaşamıştır. Mesleği terzilik olduğundan, "Terzibaba" adıyla anılmıştır. Tasavvufi konuları içeren "Kenzil Fütuh" adlı bir eserleri mevcuttur. Beldenin manevi mimarı Terzibaba'nın mezarı, kendi adıyla anılan şehir mezarlığının içindedir. Kutsal bir manevi kişiliğe sahip olan Terzibaba'nın türbesi, halk tarafından ziyaret edilmektedir.
MELİKGAZİ TÜRBESİ
Halk arasında "Sultan Melek" olarak adlandırılan türbe, Kemah ilçesinin girişindedir.Sekizgen plan üzerine altlı-üstlü olarak inşa edilmiş olan türbenin alt katında, 1071-1228 yılları arasında Kemah'a egemen olan Selçuklulara bağlı Mengücek Beyliği döneminde yaşayan Sultan Melik'in mumyası ve 5 tane mezar bulunmaktadır.
MAMAHATUN TÜRBESİ
Tercan ilçemizdeki Mamahatun Türbesi, Saltuklu egemenliği dönemine ait olup,1192 yılında ölen Mamahatun için yaptırılmıştır.
Anadolu mimarisi içinde tek örnek olan yapı, ortada ana kümbet ve çevresindeki dairesel duvarı ile iki bölümden oluşmaktadır. Kapısı üzerindeki kitabede Ahlat'lı Ebu'l-Nema bin Mutafattal'ın eseri olduğu yazılıdır.
MAMAHATUN KERVANSARAYI
Planı Ve mimari özellikleri itibariyle 12. yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılan Kervansaray, Tercan ilçemizde bulunmaktadır.Osmanlı kent Hanları planında olan yapı; sarımsı renkte düzgün blok taştandır.Çevre duvarları 16 yarım kuleyle desteklenmiştir. Sivri kemerli taç kapısı, girişin sağ ve solunda depo bölümü, ortada avlu, kuzey ve güneyinde uzun odalar ile bir dizi hücrelerden oluşmaktadır.
GÜLABİBEY CAMİİ
Kemah ilçe merkezinde bulunan camiinin girişinde yer alan kitabesinde, 1454 yılında Gülabibey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Camii, günümüzde halen kullanılmaktadır.
GÜLABİBEY HAMAMI
Camii ile aynı dönemde yapılan Hamamın; soğukluk, sıcaklık ve külhan bölümleri vardır.
ERZİNCAN KALESİ
Kalenin yapılış tarihi bilinmemektedir. 1939 yılındaki depremde büyük hasara uğrayan kalenin, giriş kapısının bir bölümü ile erzak deposu olduğu sanılan kısmı ve bir duvar kalıntısı günümüze gelebilmiştir.
ÇADIRKAYA KALESİ
Tercan ilçesi Çadırkaya beldesinde bulunan kale, 100 m. yüksekliğindeki doğal kayalardan oluşturulmuş olup, kayaya oyulmuş odalar, sarnıçlar ve merdivenlerden meydana getirilmiştir.
KEMAH KALESİ
Anadolu'nun en eski ve tabii kalelerinden biri olan Kemah Kalesinin kuruluşu Hitit-Urartu dönemine kadar uzanmaktadır. Sarp kayalar üzerine kurulu olan kalenin iç içe iki kapısı vardır. Çevresi surlarla çevrili olan kalenin, çeşitli savaşlara sahne olduğundan yapılarının bir kısmı tahrip olmuştur.
ÇADIRCI HAMAMI
Sağlam bir yapıda olan Çadırcı Hamamı'nın 955/1670 tarihlerini taşıyan iki kitabesi bulunmaktadır. 19. Yüzyılın başında yenilendiği sanılan Çadırcı Hamamı, dört eyvanlı ve halvetli şemaya göre yapılmıştır.
NAFİZ PAŞA HAMAMI
1878 yılında Nafiz Paşa tarafından yaptırılan hamam, klasik Osmanlı hamamlarının planını yansıtmaktadır.
ABRENK KİLİSESİ
Tercan ilçesinin Üçpınar köyü yakınlarında bulunan kilisenin giriş kapısı üzerinde 1854 tarihi geçmektedir. Kilise iIe birlikte bir Şapel ve iki tane de dikili taş bulunmaktadır. Bu taşlar, mimarisi ve bezemesiyle dikkat çekip, Xll. yüzyıldan sonra Selçuklu Prensi Nasurettin dönemiyle tarihlenen kitabeler taşırlar.
KÜMBETLER
Kemah ilçe merkezinde, Mengücek Beyliği dönemine ait olan Tugay Hatun Kümbeti, Gözcü Baba kümbeti, Vidilli Baba kümbeti... bulunmaktadır.
OTLUKBELİ GÖLÜ
Otlukbeli Gölü, Otlukbeli ilçe merkezinin 6 km· kuzeybatısındadır. Göl, traverten seddi (maden sularının oluşturduğu traverten seddi) gölü olup, oluşumu halen devam etmektedir. Göl suyu, çevresindeki maden suları karıştığı, dere tarafından beslendiği ve ayağı olduğu için tatlıdır.Otlukbeli gölünün asıl özelliği; çanağının ve oluşumunun, göl türleri içerisinde günümüze kadar bilinenlerin içinde dünyada tek tip oluşudur."Doğal Anıt" olarak nitelendirilen Otlukbeli Gölü, doğal sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.
AYGIR GÖLÜ
Keşiş dağları üzerinde bulunan Aygır Gölü, tabiat güzelliğinin yanısıra, krater gölü özelliğine de olan piknik ve mesire yeridir.
Kaynak: http://www.erzincan24.8k.com/erzincan.html
Adem YAVUZ 04.12.2006, 00:29 Bizim köy erzincan iliç e bağlı doruksaray köyü.Köy halkının desteği ile dernek kuruldu istanbul bahçelievlerde 2 katlı dernek lokali satın alındı,köye köyevi ve muhtarlık yanınada cemevi yapıldı,köy yolu tamamiyle asfaltlandı,köyün arka kısmına temayla ortak çalışma ile ağaçlandırma yapıldı,ağaçlandırma devam ediyor,ayrıca ilçe merkezindeki devlet hastanesine diyaliz makinesi alınması için yardımda bulunuldu.Benim erzincan da gördüğüm kadarıyla,ilçe merkezlerinde alevi sayılarıçok az.alevileri ilçe merkezine çekmek gerekir ki devlet imkanlarınadn alevilerde sahiplensin.mesela erzinacn ın birçok ilçesinde merkezlerde sünniler oturur ve belediye hizmetlerinden yararlanır,köylerde ise alevilerdir.sünniler 3 bin kişi birlikte belde kurarlar belediye yardımı olarak yıllık en az 800-900 milyar devletten para alırlar.ama alevler 700 kişilik 3-4 köyde ayrı otururlar.bu yüzden alevi esnaflar az ilçelerde ve alevi köylülerin ihtiyaçlarını sünnilerden alarak onları daha güçlü yapıyoruz.Bence bizlerde köylere gittiğimiz zaman ilçe merkezlerindeki alevi esnaflardan alışveriş yapılmasını köylülerimize anlatabiliriz.
:yamukgul:
|
|