Orijinalini görmek için tıklayınız : 91 yillik hikâye...


Urfalı
04.09.2006, 12:40
Değerli canlar bana gelen bir postayı sizlerle paylaşma gereği duydum.
Ne yazık ki, acı ama gerçek...

91 yillik hikâye...


Yil, 1915.
Canakkale'de kan govdeyi goturuyor.
"Gecerim" diye saldiran emperyalistlerin insan kaybi, 200 bini asmis...
"Gec de gorelim" diyen dedelerimizin kaybi ise, 250 binin ustunde...
Mermiler havada carpisiyor.
Cesetler toplanamayacak kadar cok...
Bu inanilmaz kiyima ragmen, Ingiliz Hukumeti durumdan memnun.
Cunku gercegi bilmiyor.
Canakkale'deki Ingiliz cephe komutani, "Vaziyet gayet iyi... Bugun
yarin geceriz" raporlari gonderiyor devamli...
O sirada genc bir gazeteci var orada.
Avustralyali.
Melbourne Age Gazetesi'nin muhabiri.
Goruyor ki, durum kel...
Hadise, hic de Ingiliz komutanin anlattigi gibi degil.
Turkler kafaya koymus...
Kuru ekmek yiyor, bulursa uzum hosafi iciyor, sakir sakir oluyor... Ama
gecirmiyor.
Avustralyali oldugu icin ozellikle dikkatini ceken bir konu daha var.
Ingiliz komutanlar, karargâhta klasIk muzik esliginde viski
yudumlarken, Anzaklar patir patir gidiyor. En son iki tabur Anzak gonderiyorlar
bir bolgeye... Turklerin, iki taburu yok etmesi iki saat bile surmuyor.
Ustelik, muthis bir sansur var.
Yazdigi haberler, Ingiliz yetkililer tarafindan engelleniyor.
Bakiyor ki, olacak gibi degil...
Sariliyor kaleme, tum gercekleri tek tek anlattigi, 8 bin kelimeden
olusan, "Gelibolu Mektubu"nu yaziyor.
Ozeti su:
"Canakkale gecilemez... Hemen cekilin."
Ve bu mektubu, sansurden kurtulmak icin Avustralya Basbakani'na "elden"
ulastiriyor.
Avustralya Basbakani mektubu okuyor, gozlerine inanamiyor ve acilen,
yine "elden", Ingiltere Basbakani'na ulastiriyor.
Ingiltere Basbakani mektubu okuyor, Savas Kabinesi'ni topluyor, orada
bir daha yuksek sesle okuyor...
Gizlice arastiriliyor.
Mektup dogru.
Hatta az bile yazilmis.
Cephedeki Ingiliz komutanin, kendi poposunu kurtarmak icin palavra
attigi anlasiliyor.
Ve karar veriliyor.
Komutan gorevden aliniyor.
Emperyalistler, Canakkale'den cekiliyor.
Yazdigi mektupla savasin sona ermesini saglayan genc gazeteci,
Avustralya'da "kahraman" gibi karsilaniyor.
"Sir" unvani veriliyor.
E tabii kapilar aciliyor...
Savasa "muhabir" olarak giden gazeteci, savastan sonra "gazete sahibi"
oluyor.

Yil, 1952.
Canakkale'de savasin kaderini degistiren "sir gazeteci" vefat ediyor.
Bir tane oglu var...
O zamanlar, 21 yasinda.
Babasinin gazetesinin basina geciyor.
Calisiyor, calisiyor, calisiyor.
Avustralya'ya sigmiyor...
ABD'ye, Avrupa'ya el atiyor.
Bugun, 75 yasinda.
Dunya medya imparatoru.
75 televizyon kanali...
175 gazetesi var.
TV kanallariyla 600 milyon izleyiciye, gazeteleriyle 11 milyon
okuyucuya hitap ediyor.

Yil, 2006...
Canakkale'nin "dovuserek" gecilemeyecegini ilk anlayan "sir gazeteci"
nin oglu, Canakkale'nin nasil gecilecegini gosterdi...
EFT'yle.
Basti parayi, TGRT'yi aldi.
Ismi, Rupert Murdoch.

gizem
04.09.2006, 12:54
süper bir yazı paylaşım için teşekkürler

Aysu_Can
04.09.2006, 13:17
Cok ilginc ve bir o kadarda dusundurucu bir yazi paylasimin icin sagolasin can

Rose
04.09.2006, 13:35
zamanın da çanakkale geçilmezmiş ama şimdi bakıyorumda türkiye geçilir duruma gelmiş.

keanu_1907
04.09.2006, 13:48
sabah gazetesindeki bir yazar yazmıştı bu yazıyı okumuştum heralde Erdal Şafak tı bole bir insanın bizim medyaya girmesi kötü oldu

pastoralsenfoni
04.09.2006, 14:26
zamanın da çanakkale geçilmezmiş ama şimdi bakıyorumda türkiye geçilir duruma gelmiş.





katılıyorum arkadaşım.gerçekler gün gibi açık.paylaşım için teşekkürler.