aydın82
02.11.2005, 22:44
merhaba
aşağıdaki yazıyı nette dolaşırken gördüm ve alıntı yaptım.umarım daha önce burada işlenmemiştir.yazının asıl kaynağı ise ulusal günlük bir gazetedir.
Devletin resmi yayın kurumunda laik düzen yerden yere vuruluyor, şeriat düzeni savunuluyor
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/63388000.jpg
Devletin resmi yayın organı TRT Televizyonu'nda perşembe günleri yayınlanan "Düşünce İklimi" adlı programda iki haftadır hukuk devleti ağır bir şekilde eleştiriliyor, İslam Hukuku savunuculuğu yapılıyor.
İşin ilginci; ne savcılardan, ne RTÜK'ten, ne de kadın hakları savunucularından bu konuda en ufak bir itiraz yükselmiyor!
Sadede gelelim:
Bu programın yapımcısı ve sunucusu, uluslararası ilişkiler uzmanı ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mim Kemal Öke...
Biliyorsunuz; bu hocamızın kendisiyle aynı ismi taşıyan dedesi, tıp profesörüydü ve Atatürk'ün doktoruydu. Bazı çevreler, bugün adı Nişantaşı'nda bir caddeye verilmiş olan rahmetliyi, Atatürk'ün hastalığını yanlış teşhis ve tedavi etmekle suçlamışlardı. Ama bizim konumuz dede değil, torun Prof. Dr. Mim Kemal Öke ve onun 20-27 Ekim tarihlerinde yayımlanan programı...
Bu programda İslam Hukuku Profesörü ve Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Hayrettin Karaman'ı konuk etmiş Mim Kemal Öke.
Karaman, "İslam Hukuku'nda miras "ın ele alındığı sohbette, Kuran'a göre miras paylaşımını savunarak, laik cumhuriyet devletinin hukuk sistemini eleştiriyor. Böylece TRT Yasası'nı, RTÜK Yasası'nı, Türk Ceza Kanunu'nu ve Anayasa'yı açık açık çiğniyor.
İşin ilginci; önce 20 Ekim'de yayınlanan bu program, 27 Ekim'de de tekrarlanıyor.
İşte; devletin televizyonunda, şeriat savunuculuğu yapılan o sohbetin tam metni:
Karaman: Miras hukuktur. Hukuk da bizim hayatımızın sadece bir parçasıdır. Bizim hayatımız sadece hukuktan ibaret değildir. İslam bir bütün olarak; yani siyaset, hukuk, cemiyet, estetik, ahlak bütün bu alanlarda yeni bir zihniyet getiriyor. Bu zihniyetle baktığınız zaman siz bütün bu alanları Müslüman aklıyla düşünen insanlar olarak Allah'ın muradına uygun şekilde düzenleyebiliyorsunuz.
Öke: Evet, evet.
Karaman: Kuran'da olan aklı o zihniyeti temessül ettiğinizde, onunla hemhal olduğunuzda...
Öke: İçselleştirdiğinizde...
Karaman: Evet İçselleştirdiğinizde, o akılla baktığınızda artık bütün bu alanları düzenlersiniz. Ama Kuran-ı Kerim'de bazı örnek düzenlemeler de vardır. Şimdi o zaman... Nedir taktıkları? Diyorlar ki miras konusunda 'Efendim kadın daha fazla korunmaya muhtaçken, İslam tutmuş adamın bir oğlu bir kızı varsa oğlana iki hisse kıza bir hisse vermiş. Bu haksızlıktır' diyorlar. Bir kere İslam bütün miras münasabetlerinde kadına erkeğin yarısı kadar vermiyor. Şimdi bir başka örnek vereyim ben: Bir insan vefat etti; anası-babası var, oğlu-kızı var. Tamam oğluna iki, kızına bir veriyor. Ama anasıyla babasına, her ikisine altıda birer veriyor.
Öke: Evet, eveeet.
Karaman: Ana kadın değil mi, baba erkek değil mi? Eşit veriyor. Yani her zaman kadına yarı vermiyor. Birinci madde bu! Şimdi oğulla kıza gelelim. Birine iki birine bir veriyor ya; fakat erkeğe mali yükümlülük yüklüyor kadının lehine olmak üzere.
Öke: Evet, evet, evet, evet.
Karaman: Yani hukuk; mesela nafaka bahsini alacaksınız şimdi: Nafaka bahsinde diyor ki; kadın isterse çalışır. Tabii ki cemiyete katkı sağlar, kendi sağlığı için, kendini geliştirmek için, cemiyete katkıda bulunmak için isterse çalışır, üretir. Ama... Kadın yaşamak için çalışmak mecburiyetinde değildir. İslam'ın bir kere öngördüğü kural bu! Kadın kız iken babası onun masrafını karşılar, evliyken kocası, babası-kocası yoksa erkek kardeşi, o da yoksa amcası. Dikkat edin hep erkekler. Demek ki kadınların geçiminden erkekler sorumlu, yükümlü. Bir kere, onu nazarı itibara almış bu miras... Niçin böyle olduğunu, orada haksızlığın olmadığını, orada nimetle külfet dengesinin bulunduğunu anlatıyorum.
Öke: Sitenize de geliyor böyle sorular galiba.
Karaman: İslam'ın getirdiği siyaset, cemiyet, hukuk, ahlak düzeni içerisinde erkeğin mali yükümlülükleriyle kadını mukayese etsinler. Kadının kârlı, mali mirasa konma bakımından, erkeğin zararlı olduğunu görürler.
Öke: Tabii...
Karaman: Şimdiiii... Bir başka cemiyet düşünün orada insan ve düzen, nizam bölünmüş olsun. Ve insana desinler ki, 'Sen kardeşim, sen sadece ibadet ve iman olarak Müslüman olacaksın, yani Müslümanlığı yaşayacaksın. Onun dışındaki alanları biz İslam'a bakmadan, İslam'ı nazar-ı itibara almadan düzenleyeceğiz. (Laikliği tarif ediyor. M.M.) Orada da onu uygulayacaksın... 'O zaman bir bölünme ortaya çıkıyor. Çünkü siz tutuyorsunuz bir başka kanun getiriyorsunuz. Mesela aile konusunda, aile hukuku konusunda. Orada bir nafaka düzeni getiriyorsunuz. Orada bir maişet yani ailenin geçiminden sorumluluk kuralı getiriyorsunuz. Belli bir yaşa kadar kızlara ana babası bakmak durumunda oluyorlar ama, kızlara kadınlara erkek akrabaları; kardeşi, olmadı amcası, olmadı dedesi, vicdanen değil, ahlaken değil, kanunen bakmak mecburiyetinde olmuyor. Onun için de kadınlar şimdi çok meşru olan, dillerden dillere dolaşan ekonomik özgürlüğün peşine düşüyorlar. Öyle ya haklı... El alemin eline bakmak zorunda kalacaklar. Benim yazılarımı topladılar bir kitap meydana geldi; o kitabın adı 'Laik Düzende Dini Yaşamak'tır.
Öke: Evet, evet.
Karaman: Böyle bir düzenin içinde Müslüman olarak yaşamak mecburiyetinde kalırsanız, o zaman işte siz Kuran-ı Kerim'in miras ahkâmını değiştiremezsiniz. Böyle bir hakkınız yok ama o günkü dengeleri..
Öke: Bravo...
Karaman: O dengeleri göz önüne alarak bugün çözümler üretirsiniz... Maksadı gerçekleştirici çözümler üretirsiniz!
Kaynak : .......
aşağıdaki yazıyı nette dolaşırken gördüm ve alıntı yaptım.umarım daha önce burada işlenmemiştir.yazının asıl kaynağı ise ulusal günlük bir gazetedir.
Devletin resmi yayın kurumunda laik düzen yerden yere vuruluyor, şeriat düzeni savunuluyor
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/63388000.jpg
Devletin resmi yayın organı TRT Televizyonu'nda perşembe günleri yayınlanan "Düşünce İklimi" adlı programda iki haftadır hukuk devleti ağır bir şekilde eleştiriliyor, İslam Hukuku savunuculuğu yapılıyor.
İşin ilginci; ne savcılardan, ne RTÜK'ten, ne de kadın hakları savunucularından bu konuda en ufak bir itiraz yükselmiyor!
Sadede gelelim:
Bu programın yapımcısı ve sunucusu, uluslararası ilişkiler uzmanı ve Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mim Kemal Öke...
Biliyorsunuz; bu hocamızın kendisiyle aynı ismi taşıyan dedesi, tıp profesörüydü ve Atatürk'ün doktoruydu. Bazı çevreler, bugün adı Nişantaşı'nda bir caddeye verilmiş olan rahmetliyi, Atatürk'ün hastalığını yanlış teşhis ve tedavi etmekle suçlamışlardı. Ama bizim konumuz dede değil, torun Prof. Dr. Mim Kemal Öke ve onun 20-27 Ekim tarihlerinde yayımlanan programı...
Bu programda İslam Hukuku Profesörü ve Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Hayrettin Karaman'ı konuk etmiş Mim Kemal Öke.
Karaman, "İslam Hukuku'nda miras "ın ele alındığı sohbette, Kuran'a göre miras paylaşımını savunarak, laik cumhuriyet devletinin hukuk sistemini eleştiriyor. Böylece TRT Yasası'nı, RTÜK Yasası'nı, Türk Ceza Kanunu'nu ve Anayasa'yı açık açık çiğniyor.
İşin ilginci; önce 20 Ekim'de yayınlanan bu program, 27 Ekim'de de tekrarlanıyor.
İşte; devletin televizyonunda, şeriat savunuculuğu yapılan o sohbetin tam metni:
Karaman: Miras hukuktur. Hukuk da bizim hayatımızın sadece bir parçasıdır. Bizim hayatımız sadece hukuktan ibaret değildir. İslam bir bütün olarak; yani siyaset, hukuk, cemiyet, estetik, ahlak bütün bu alanlarda yeni bir zihniyet getiriyor. Bu zihniyetle baktığınız zaman siz bütün bu alanları Müslüman aklıyla düşünen insanlar olarak Allah'ın muradına uygun şekilde düzenleyebiliyorsunuz.
Öke: Evet, evet.
Karaman: Kuran'da olan aklı o zihniyeti temessül ettiğinizde, onunla hemhal olduğunuzda...
Öke: İçselleştirdiğinizde...
Karaman: Evet İçselleştirdiğinizde, o akılla baktığınızda artık bütün bu alanları düzenlersiniz. Ama Kuran-ı Kerim'de bazı örnek düzenlemeler de vardır. Şimdi o zaman... Nedir taktıkları? Diyorlar ki miras konusunda 'Efendim kadın daha fazla korunmaya muhtaçken, İslam tutmuş adamın bir oğlu bir kızı varsa oğlana iki hisse kıza bir hisse vermiş. Bu haksızlıktır' diyorlar. Bir kere İslam bütün miras münasabetlerinde kadına erkeğin yarısı kadar vermiyor. Şimdi bir başka örnek vereyim ben: Bir insan vefat etti; anası-babası var, oğlu-kızı var. Tamam oğluna iki, kızına bir veriyor. Ama anasıyla babasına, her ikisine altıda birer veriyor.
Öke: Evet, eveeet.
Karaman: Ana kadın değil mi, baba erkek değil mi? Eşit veriyor. Yani her zaman kadına yarı vermiyor. Birinci madde bu! Şimdi oğulla kıza gelelim. Birine iki birine bir veriyor ya; fakat erkeğe mali yükümlülük yüklüyor kadının lehine olmak üzere.
Öke: Evet, evet, evet, evet.
Karaman: Yani hukuk; mesela nafaka bahsini alacaksınız şimdi: Nafaka bahsinde diyor ki; kadın isterse çalışır. Tabii ki cemiyete katkı sağlar, kendi sağlığı için, kendini geliştirmek için, cemiyete katkıda bulunmak için isterse çalışır, üretir. Ama... Kadın yaşamak için çalışmak mecburiyetinde değildir. İslam'ın bir kere öngördüğü kural bu! Kadın kız iken babası onun masrafını karşılar, evliyken kocası, babası-kocası yoksa erkek kardeşi, o da yoksa amcası. Dikkat edin hep erkekler. Demek ki kadınların geçiminden erkekler sorumlu, yükümlü. Bir kere, onu nazarı itibara almış bu miras... Niçin böyle olduğunu, orada haksızlığın olmadığını, orada nimetle külfet dengesinin bulunduğunu anlatıyorum.
Öke: Sitenize de geliyor böyle sorular galiba.
Karaman: İslam'ın getirdiği siyaset, cemiyet, hukuk, ahlak düzeni içerisinde erkeğin mali yükümlülükleriyle kadını mukayese etsinler. Kadının kârlı, mali mirasa konma bakımından, erkeğin zararlı olduğunu görürler.
Öke: Tabii...
Karaman: Şimdiiii... Bir başka cemiyet düşünün orada insan ve düzen, nizam bölünmüş olsun. Ve insana desinler ki, 'Sen kardeşim, sen sadece ibadet ve iman olarak Müslüman olacaksın, yani Müslümanlığı yaşayacaksın. Onun dışındaki alanları biz İslam'a bakmadan, İslam'ı nazar-ı itibara almadan düzenleyeceğiz. (Laikliği tarif ediyor. M.M.) Orada da onu uygulayacaksın... 'O zaman bir bölünme ortaya çıkıyor. Çünkü siz tutuyorsunuz bir başka kanun getiriyorsunuz. Mesela aile konusunda, aile hukuku konusunda. Orada bir nafaka düzeni getiriyorsunuz. Orada bir maişet yani ailenin geçiminden sorumluluk kuralı getiriyorsunuz. Belli bir yaşa kadar kızlara ana babası bakmak durumunda oluyorlar ama, kızlara kadınlara erkek akrabaları; kardeşi, olmadı amcası, olmadı dedesi, vicdanen değil, ahlaken değil, kanunen bakmak mecburiyetinde olmuyor. Onun için de kadınlar şimdi çok meşru olan, dillerden dillere dolaşan ekonomik özgürlüğün peşine düşüyorlar. Öyle ya haklı... El alemin eline bakmak zorunda kalacaklar. Benim yazılarımı topladılar bir kitap meydana geldi; o kitabın adı 'Laik Düzende Dini Yaşamak'tır.
Öke: Evet, evet.
Karaman: Böyle bir düzenin içinde Müslüman olarak yaşamak mecburiyetinde kalırsanız, o zaman işte siz Kuran-ı Kerim'in miras ahkâmını değiştiremezsiniz. Böyle bir hakkınız yok ama o günkü dengeleri..
Öke: Bravo...
Karaman: O dengeleri göz önüne alarak bugün çözümler üretirsiniz... Maksadı gerçekleştirici çözümler üretirsiniz!
Kaynak : .......