Orijinalini görmek için tıklayınız : Semah nedir?


TheGodfather
19.03.2005, 16:37
Bizim Semahımız ?lahi bir aşktır...” Semah; Aleviler’in ibadeti olan Cem’in ayrılmaz bir parçasıdır. Semah; Cem’in belli bir aşamasında dedenin işareti ile bağlama eşliğinde kadın ve erkek canların çalınan nefesler eşliğinde birlikte yaptıkları dinsel törendir.....

Semah dönmek, Aleviler’in ibadeti olan Cem içinde yapılan 12 hizmetten birisidir. Semah dönen canlar; duygunun, sevginin, aşkın dorukta olduğu adeta ayrı bir dünyaya yolculuk edildiği bir trans halini yaşarlar. Aleviler Cem gibi Semahında kaynağının Kırklar Meclisi’nden geldiğine inanırlar. ?nanışa göre Hz. Muhammet, Miraç dönüşü Kırklar Meclisi’ne uğrar. Selmani Farisi bir üzüm tanesi ile içeri girer ve Hz. Muhammet’e; “Ey yoksulların hizmetçisi! Bu üzüm tanesini bize paylaştır.” Der. Cebrail bir tabak getirir ve Hz. Muhammet onun içinde üzüm tanesini ezip şerbet yapar. Bu şerbet, Kırklar’dan birinin dudağına değince tümü kendinden geçer; kalkıp; “ya Allah”diyerek semah döner. Semah o gün bugündür erenler meclisinde dönülür. Horasan’dan Anadolu’ya süren yolculukta semahın pirliğini yapan Hünkar Hacı Bektaş Veli el Horasani; “Semah, Ariflerin aleti, Muhiplerin ibadeti, Taliplerin maksududur. Hakka ki, bizim Semahımız oyun değildir, ilahi bir sırdır, mecazi değildir.” der. Anadolu, hangi ulustan, hangi ırktan, hangi inançtan olursa olsun bütün insanlara, bütün dervişlere, bütün ermişlere, bütün uluslara kapılarını ardına kadar açmış derin sevgi ve saygı göstermiş insanların yurdudur. Anadolu insanı ile Anadolu tarihi bir bütündür. Anadolu insanı, başkalarından aldığına kendi özelliklerini de katmış, yoğurmuş yeni bir sentez oluşturmuştur. Çok tanrılı, tek tanrılı bütün dinler Anadolu’da buluşmuş, karışmış kaynaşmış yeni bir inanç, yeni bir düşünce tarih sahnesine çıkmıştır. Alevi Semahı bu tarihsel birlikteliği en yalın bir tarzda bize ifade etmektedir. Bakın bir Avrupalı sanat bilimci bu oluşumu nasıl değerlendiriyor: “Bir Avrupalı olarak Bektaşi semahlarına baktığım zaman neler gördüğümü ve neler hissettiğimi size gönlümce tek tek anlatmak istedim. Dünyanın hiçbir yerindeki halk danslarında rastlanmayan ana unsurları söylemek istiyorum. ?lkin bir önyargı içindeydim. Ama daha ilk semahı seyrederken bir şok geçirdim. Çünkü dünyanın neresinde olursanız olun, hangi halk danslarını seyrederseniz seyredin, mutlaka beğenirsiniz, seversiniz, ancak bu dansları rahat koltuğunuzdan “sadece seyredersiniz”. Ama semahta öyle değil, daha ilk anda müzik sizi kendi iç ritmi ile büyülüyor ve giderek oturduğunuz yerden semaha katılıyorsunuz. Aslında yerinizdesiniz, ama değilsiniz. Semahın düşüncesindesiniz, ayağınız, kollarınız semahçılarla eş, yüreğiniz onlarla aynı çoşkuda ve semaha katılıp gitmişsiniz. Bütün bunlar farkında olmadan, yani sizin elinizde olmadan oluşuyor. Semahlarda solo yok, yani oyunu idare eden (yöneten) ne bir kadın var, ne de erkek. Alçak gönüllülüğün böylesi, sıradanmış gibi gözükmesi, doğallığı, bütün dünya danslarını imrendirecek bir biçimde, hele hele kadın ve erkeğin farklılaştırılmaması, eşitliği kadına, erkeğe değil insana saygı, somut bir hayranlıkla izliyorsunuz, ayırımsız. Semahlardaki her düşünce, her ana fikir bu dünyanın efendisi olan insanla çözüme ulaştırılması açısından birden bire dünya halk danslarından farklılaşmasını sağlamaktadır. Böylece günümüz insanının varamadığı bu hümanizmaya, ta karanlık XIII. yy. dan bugüne pırıl pırıl parlayarak devamlılığını sürdüren Alevi semahları iç dinamizmini mutlaka Hacı Bektaş Veli’nin felsefesiyle beslemiştir. Bu semahlar ne bir danstır ne ritüeldir. Bu semahlar insanın bu dünyadaki varlığını anlatan dans destanlarıdır. ?çi insan sevgisiyle dolup taşan destanlar dizisi. Bu anlatım biçimindeki saf ve temiz paklık insanı yüreğinden vurmaktadır. Birlikte barış, birlikte dostluk ve kardeşlik, birlikte sevgi bugün dünyamız insanının söyleyip söyleyip de bir türlü varamadığı duraktır. Bu sözcükler Batı’da yalnızca kitaplarda kaldı, bir de insanların özlemlerinde. Doğa ile farklılaşmadan, ona, yaşama yabancılaşmadan, yaşamın tüm gerçeklerine, karmaşıklığa meydan vermeden, sanki onun kadar sade ve arınmış doğadan damıtılmış el- kol- beden ve ayak hareketleri tekrar doğaya yönelen bir anlatım sadeliğinde kendi hümanizminin felsefesini bize alçak gönüllüce sunmasıdır ki biz seyirciyken bile kendimizi semahın ta içinde bulur ve eylemine farkında olmadan katılırız. “Destan” dedim ama benim destan tarifimde bir başka. Hangi topluluğun destanına bakarsanız bakın, mutlaka bir ok, yay,kavga, bir savaş ve ardından barış gelir. Ama bu destanda kavgadan, savaştan eser yoktur. Sevgi vardır, aşk vardır, kardeşlik vardır, hayatı her yönü ile insan kardeşlerle paylaşmak vardır. Mutlaka hayatta acılarda vardır. Ama semahlardaki acılar insan yüreğinin bir yaşam çoşkusudur. Öldürücü, yok edici değildir. Hele bencillik, övünme hiç yoktur. Bencillik bireyseldir. Semahlarda bireysel fikri ya da ona benzerini bulmak mümkün değildir. Topluluk kutsaldır. O toplulukta herkes saygındır. Herkes herkese bir birey olarak sevgi ve saygı doludur. Herkes birbirinin koruyucusudur. ?şte semahları seyrederken bu özlemleri yüreğinizde duyuyorsunuz. Tarihçiyseniz, tarih okursunuz adeta. Sosyologsanız, semahlarda o toplumun yaşama biçimini öğrenirsiniz, felsefesini öğrenirsiniz. Bir kültür adamı iseniz insanın ne olduğunun nasıl olması gerektiğinin bilincine varırsınız. Hatta yalnızca sıradan bir insan olduğunuzda galiba semahlarda Tanrı’nın insana bağışladığı koca ve güzel bir dünya bulursunuz, kendinizce, gönlünüzce.” SEMAH ÇE??TLER? HAKKINDA KISA B?LG?LER Alevi semahlarında bağlama belirleyici olmasına karşın Çepni Aleviler’de 12 çalgı bulundurulur. Bu 12 saz aynı türden olabileceği gibi değişik türlerden de olabilir. Semahın belli sayıda kişilerle dönülmesine özen gösterilir. 2-4-8-10 veya 3-5-7-12 gibi sayı kümelerine denk düşürmeye çalışılır. Semaha genellikle ilk önce 4 can semaha kalkarak başlanır. Semah sırasında ayaklar çıplaktır. Kadınların başı eşarplıdır. Erkeklerde baş açık, ayak çıplaktır. Dede makamı kutsal makamdır. O makama semah dönülürken sırt dönülmez. Üstelik secde edilir. Alevi semahlarındaki renklilik, Anadolu’daki renkli kültürel zenginliğin bir yansımasıdır. Bu renklilikte; Kerbela’da haksızlığa karşı boyun eğmeyen Hz. Hüseyin’i, Türkmen kocası Dede Korkut’u, Pir Sultan Abdal’ı ve son Ata’yı bulmak olasıdır. 1) KIRKLAR SEMAHI Kökenini, Kırklar Cemi’nden alan Semahtır. Aleviler arasında en yaygın semahtır. Hz. Muhammet’in, Hz. Ali’nin ve kadın- erkek canların yer aldığı 40 kişinin bulunduğu Kırklar Meclisi’ni sembolize eder. Üç zamanlıdır. Dua, ağırlama ve yeldirme (hızlı) bölümlerden oluşur. Genellikle cemlerde yaşlı canlar bu semahı dönerler. Aleviler arasında en yaygın dönülen semahtır. 2) TURNALAR SEMAHI Turna kuşunun, Alevi edebiyatında özel bir yeri vardır. Turna ile Hz. Ali arasında bir ilişkinin olduğu varsayılır. Turna semahı, turna kuşunun figürlerine dayanır. Hareketler; turnanın hareketlerine benzer. Yavaş ve olgundur. “Yemen ellerinden beri gelirken Turnalar Ali’mi görmediniz mi? Havanın yüzünde semah dönerken Turnalar Ali’mi görmediniz mi?” 3) KIRAT SEMAHI Semahların geneli kadın ve erkek canların birlikte dönmesine karşın Kırat Semahını bacılar dönerler. Bu semahta; güneş çevresindeki gezegenlerin dönüşü sembolize edilir. Eski Türk inançları Kırat Semahının düşün eksenini oluşturur. Bu aynı zamanda Türk tarihinde atın önemine vurgu yapar. “Kırat bu dağları aşmalı bugün Dostun ellerine düşmeli bugün...” 4) TAHTACI SEMAHI Antalya- Toros yöresindeki Tahtacı Türkmenler’in döndüğü semaha bu ad verilir. Bir bacı ile bir erkek can birlikte semah dönerler. Daha fazla kişi ile dönülen ve adına Tahtacı Semahı denenlerde vardır. Semahlarda, ellerin yukarıdan alıp aşağıya verme şeklindeki figürü Hak’tan alıp halka vermek anlamına gelmektedir. Bu sosyal bölüşümdeki adaleti sembolize eder. 5) TRAKYA SEMAHI Semahlar; bulundukları yörenin halk dansları ile etkileşim içinde bulunurlar. Bu nedenle yöresel farklılıklar görülür. Trakya semahları da yöredeki halk sanatının zaman , zaman etkisini ifade etmektedirler. 6) URFA SEMAHI Bu semahta Urfa’daki Türkmen Aleviler’in adeta damıtılarak korunan semahlarıdır. Bunlar içinde en özgünü ise; Urfa- Kısas Semahıdır. Urfa Semahı da genel özellikleri ile birlikte biraz Urfa etkisini de taşımaktadır. 7) AFYON SEMAHI Afyon denilince akla Emirdağ’ın Karacalar Köyü Alevilerinin döndüğü semahlar gelir. Figürsel olarak belkide Türkistan ?aman törenlerine en yakın semahlardır. Muhammet- Ali Semahı, Sikke Semahı ve ?llallah Semahı en bilinen Afyon yöresi semahlarındandır. Kadın ve erkek canlar birlikte semah dönerler. Genellikle 6 bacı 6 erkek birlikte semaha kalkarlar. 8) RODOS SEMAHI Osmanlı döneminde Anadolu’dan Rodos’a yerleştirilen Alevi Türkmenler’in döndüğü semahlardır. Semah’ın yerel kültürden etkilenmediğini söylemek olası değil. Bu nedenle Rodos Semahı; Anadolu- Rodos karışımı bir birleşim sayılır. 9) LAD?K SEMAHI Adını Samsun- Ladik’ten alan Ladik Semahını 8 bacı, 8 erkek can döner. Semaha şu deyişle başlanır: “Salını salını geldim köyüne Güzeller başıma toplansın diye Herkes sevdiğini almış yanına Güzeller pazarı kurulsun diye” 10) HACIBEKTA? SEMAHI Hacı Bektaş Veli’ye saygı semahıdır. 8-12 can ile dönülür. Sağ el göğüste mühürlenmiş olarak semaha başlanır. Söylenen nefeslerden birisi: “Değişmek istemem bin peygambere Yarab dertlilere pir eyle beni”dir. 11) HUBYAR SEMAHI 5 Bacı 4 erkek can ile dönülür. Kollar sarkık, öne doğru eğilmiş olarak semaha başlanır. Semah sırasında; hem kendi, hem daire ekseni etrafında dönerler. Semahlar içinde ritmik olarak en hareketli dönülen semah sayılır. “Beylerimiz elvan gönül üstüne Ağlar gelir pirim Abdal Musa’ya Urum abdalları postun eğnine Bağlar gelir Pirim Abdal Musa’ya...”

dem_dost
21.03.2005, 01:10
dostum, bilmiyorum ama galiba yazarini belirtmeyi unutmussun

yazar: Cemal Sener

saygilarimla

TheGodfather
21.03.2005, 16:46
dostum, bilmiyorum ama galiba yazarini belirtmeyi unutmussun

yazar: Cemal Sener

saygilarimla

Dostum yazarı eklemeyi unutmuşum copy-paste yaptığım için gerek görmedim..Eklediğin içinde teşekkür ederim..
saygılar:uhhm:

oivrnk
28.08.2005, 21:14
Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapıilan dinsel törenin adıidıir. Ulu Hünkâr Hacıi Bektaşıi Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahıimıiz oyuncak değgil, ilahi bir sıirdıir. Bir kimse ki Semahıi oyuncak sayar o cahildir". Semahıin kaynağgıi Kıirklar meclisine dayanıir. Bu meclise gelen Hz. Muhammed’e Salmanıi Farisi tarafıindan bir üzüm tanesi verilir ve Salmanıi Farisi kendisinden bunu paylaşstıirmasıinıi ister. Hz. Muhammed Cebrail’in getirdiğgi tabakta bu üzüm tanesini sıikar. Bunu içen Kıirklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar*. Semah yalnıiz Cemlerde dönülür. Bunun dıişsıinda günümüzde olduğgu gibi asla düğgünlerde ve benzer eğglencelerde dönülmez. Semahıin dönüldüğgü ortam mutlaka özel ve dinsel anlamıi olan bir ortam olmalıidıir. Yani ilahi bir sıirdıir. Öyle günümüzde yapıilanlar gibi herkesin kolunu açarak yapacağıi bir dans değildir. SEMAHIN BAZI ÖZELLİIKLERİI Semahıi kadıinlar ve erkekler döner. Semah Cemlerde dönülür. (Bunun dıişsıinda Alevi inancıinıi tanıitan toplantıilarda dönülür.) Semah sıirasıinda Alevi ozanlarıin deyişleri bağlama eşsliğinde okunur. Semah sıirasıinda el ele tutuşsulmaz, ayaklar çıiplaktıir. Ya karşıi karşıiya ya da Halka şeklinde dönülür. Semah ağir çalinan ve söylenen nefesler eşsliğinde dönülür. Nefesler giderek hıizlanıir, buna bağlıi olarakta Semah dönenler hıizlanıir. Semahçıilar Dede/Mürşidin oturduğu bölüme sıirtlarıinıi dönmezler. Bölüme geldikleri zaman yüzleri çerağa dönük ve boyunlarıi hafif bükük geçerler. Özü aynıi olan ama farklıilıiklarıi tali olan bir çok Semah türü vardıir. Belli başslıi Semah türlerini sıiralayabiliriz: Miraçlama Ali Nur Semahıi Kıirklar Semahıi Turnalar Semahıi Erkân Semahıi Gönüller Semahıi Ya Hıizıir Semahıi Nevruz Semahıi Hacıi Bektaş Semahıi Muhammed Ali Semahıi *Semah sıirasıinda bele bağglanan tığıbent, Semah sıirasıinda Hz. Muhammed’in düşen sarığını alip kırk parçaya ayırip bellerine bağlayan Kırkları sembolize eder.

khaydar
02.10.2005, 21:16
selam oivrnk;
öncelikle semah hakkında verdiğin ğüzel sunu için teşekkür.
ancak semahın cem ve dini toplantı dışında oynanamayacağı fikrine katılmıyorum.Çünkü hak aşkıyla semah dönmek bir ibadettir,duadır.İbadet ve dua etmeninde yeri ve zamanı olmaz.Cem töreni sık yapılamadığından düğünlerde oynanması yeni yetişen çoçuklarımızın kültürümüzü tanıma ve yaşatmalarına katkı sağlayacaktır.Bir konuda sana katılabilirim oda özellikle türkü barlarda v.b eğlence yerlerinde semahın ve türkülerin meze yapılması.Bu tür uygulamalar kültürümüze çok zarar verir.

arecel
03.10.2005, 12:49
selam oivrnk;
öncelikle semah hakkında verdiğin ğüzel sunu için teşekkür.
ancak semahın cem ve dini toplantı dışında oynanamayacağı fikrine katılmıyorum.Çünkü hak aşkıyla semah dönmek bir ibadettir,duadır.İbadet ve dua etmeninde yeri ve zamanı olmaz.Cem töreni sık yapılamadığından düğünlerde oynanması yeni yetişen çoçuklarımızın kültürümüzü tanıma ve yaşatmalarına katkı sağlayacaktır.Bir konuda sana katılabilirim oda özellikle türkü barlarda v.b eğlence yerlerinde semahın ve türkülerin meze yapılması.Bu tür uygulamalar kültürümüze çok zarar verir.

Görüşünüze katılmadığım gibi öncelikle hemen şunu belirteyim; semah oyun değildir. Semah oynanmaz semah dönülür. Barlarda dönülmesinin sakıncalı oduğu kadar düğünlerde dönülmeside bir o kadar sakıncalı bence. Cem düğünden daha sık yapılan birşeydir. Ancak düğündeki olduğu gibi insanımız eğlenemediği için, sıkıldığı için, bacak bacak üstüne atıp rahat oturamadığı için cemlere katılmazlar. Semah seyir için değil Hak içindir. Cemde ibadetini yapan aşk ile semah eder. Eğer kültürümüzü yaşatmak tanıtmak isteniyorsa tutarsın çocuğunun elinden getirirsin cem evine öğrenir. Aksi taktirde düğünde gördüğü semah İbrahim Tatlıses semahı olarak beyinlerine kazınır ve onlar için bir anlam ifade etmez.

kızılırmak77
31.10.2005, 22:23
Arkadaşım ben 12 yıldır semah öğretmenliği yapan birisi olarak semah ile ilgili bilgilerinizin çok eksik olduğunuzu gördüm.Semah başlı başına bir kültürdür vede dinsel değildir bunu kısaca şöyle anlatayım Dinsel olsaydı ilahi müzik eşliğinde ney ile dönülür ve kadın erkek beraber dönmezdi.Semah ile geniş kapsamlı bilgileri anlatacağım

Canan
31.10.2005, 22:40
Dinsel olsaydı ilahi müzik eşliğinde ney ile dönülür ve kadın erkek beraber dönmezdi.

ben buna katilmiyorum.
semahlarimiz alevi dininin/inancinin en temel ogretimlerindendir. semahlari dini bir inanc olarak gormemek aleviligi de din disi birakmakdir bence. alevilerin tum dini torenlerinde ve sosyal toplantilarinda kadin ve erkek karisik olarak bulunduksan sonra neden semah'da kadin erkek beraberliginde donmesin?
ve ayrica dini musik yanlizca ney ve ilahi esliginde yapildigini iada etmek bence tum alevi inancini bir kenara yitmek ve onemsememekdir.

kızılırmak77
31.10.2005, 22:50
Canan ArkadaŞim Semah Döndünüzmü?o Zaman Bana Hak Vereceksİn Dönmenİ Tavsİye Ederİm.Şu Sorularimi ArŞtirirmisin Semah Neden Daİresel Dönülür,dede Makamina Ne Ad Verİlİr Neyİ Temsİl Eder,semahçilar Neyİ Temsİl Eder,teslİs Ne Demektİr Bunlardanda öte Semah Kelİme Anlami Olarak Nedİr

MarineEngineer
01.11.2005, 02:20
slm Arkadaşlar bunu bi kaynaktan aldım;Ayrıca sevgili hocama katılmıyorum, siz sadece öğretmek kısmıyla ilgilenmişsiniz sizde okuyun.Arkadaşlar semahı inanç olarak tanımlayamayız semah alevi-bektaşiilerinin cem ayininde talibin hakka ulaştıı bir ayindir yani cemin bir kısmıdır ki son kısmı.Aleviliide genel bakmayın özel bakın bektaşisi,şiisi,caferisi,kürdü hepsinde öğretide farklılık gösterir.Ve semah alevi bektaşii kültüründe kutsaldır önemli olan niyette olsa ulu ortalık yerde semah dönülmez bektaşiilik tarikatinde semahın gizliliği diye bir unsur wardır lütfen araştıralım.Bu tarikat geleneiidir.;Gelin öyleyse, biraz kitap karıştırıp semah nedir, onu açıklayalım:
Semah adının ne zamandan beri kullanıldığı bilinmemekle birlikte, ünlü tasavvuf düşünürü Hacı Bektaş Veli dönemine, hatta daha eski dönemlere dek uzanmaktadır. Orta-Asya Şaman ve diğer Uzak-Doğu inanç kalıntılarını taşır. Bu nedenle gökbilimsel danslardan sayılır. Semahta, gezegenlerin, güneş çevresinde dönüşleri simgelenir ki, bu. da çoktanrılı inanç sisteminden geldiğini gösterir. Alevi (öte yandan Tahtacılar) semahlarında Hz. Ali, Hacı Bektaş Veli, bir ulu kişi ya da Cem töreninde mürşit postunda oturan Dede, güneşi temsil etmektedir. Diğer oyuncular ve ana-bacılar, yıldızları ve gezegenleri oluştururlar. Semah oyununda ellerin yukarı kalkması Gök-Tanrı'ya, yere doğru uzanması Yer-Tanrı'ya olan inancı ve tapınmayı anlatır. Ayakların yere vuruşuyla kötü ruhları kovmaktadır. Ellerin göğüste çapraz olarak birleşmesi, tüm insanlığı kucaklamak ve sevgi dağıtmaktır.
Alevi-Bektaşi düşünce ve geleneğinde, dolayısıyla semahlarda İslami motifler fazla yer almaz. Yalnızca Hz. Ali, Hz. Hüseyin, Hacı Bektaş Veli sevgisi, Ehlibeyt ve 12 İmam kültü, ulu sayılan kişilere saygı ve bağlılık aşırı biçimdedir. Dairesel dönüşlerde bir gülün açılmasını, sevgi ve barışın dünyaya pay edilişi, yürüyüşlerde ayak ve kol hareketlerinin biçimleriyle bir atın yürüyüşünü ya da Turna kuşunun uçuşunu, kanat süzüşünü görürüz. Alevi-Bektaşi inancında Turna kutsaldır ve Hz. Ali'nin sesi kabul edilir. Ne demişti Pir Sultan Abdal: "Hazreti Şah'n avazı / Tuma derler bir kuştadır". At ise, ta Orta - Asya'dan beri kutsal sayılan bir hayvan kültüdür.
Semahların eski dönemlerdeki izleri oldukça belirsizdir. Eldeki verilere göre, semahların İsa'dan önce de oynandığı ileri sürülmektedir, otantik olarak ateş çevresinde yapılan ritüel Şaman dansları, daha sonraları tasavvuf ve İslamlığın etkisiyle Cem denilen toplantılara girmiştir. Anadolu öncesi biçimi hakkında fazla bilgimiz yoktur. Anadolu'ya göç eden Oğuzlar tarafından getirildiği düşünülmektedir. Benzer dans figürlerine erken Çin dönemi kaynaklarında da raslanılmaktadır. Bunlar, kadın-erkek birlikte, yalnızca kadınların ya da erkeklerin oynadıklarına yakın gözüküyorsa bilin ki aynı gözeden su içilmiştir. Sanırım bu da Şems-i Tebrizi'nin işi olsa gerek...
Semahlar, Anadolu Alevi-Bektaşi zümrelerinde belli kurallara göre ritüel hava içinde Cem düzenine göre oynanır. Çünkü semah, Cem'de yapılan 12 hizmet'ten biri ve sonuncusudur. Semah başlamadan önce kadın erkek birbirlerine niyaz ederler. İşte kadın erkek eşitliği ve birlikteliği.. Ardından Mürşit postunda (makamında) oturan Dede, semah oyuncularını kutsar, gülbank denilen Türkçe dua okur. Bu sırada oyuncuların başlan hafif eğik, eller göğüste çapraz biçimde ve ayaklar da mühürlüdür.
Semah orta, ağır, hızlı olmak üzere üç bölümlüdür. Önce ağır semah nefesi'yle (şiir) başlar, gittikçe, müziğin ritmine göre hızlanır. Semahlarda oyuncuların ayaklan çıplaktır. El ele tutuşmak yoktur. Semah oynanırken, Mürşit-Dede'nin oturduğu, çerağ tahtı denilen makama sırt dönülmez. Geri geri 3 adım (buna Teslis: Üçleme denir ki anlamı Allah-Muhammed-Ali'dir) gidildikten sonra dönülür. Dönülürse tarikata ve makama saygısızlık olarak kabul edilir.
Cemlere karı-koca gidilmesi köy Aleviliğinde koşuldur. Çağrılmayan ve düşkün sayılan kimseler ceme alınmazlar.
Alevi-Bektaşilerce kutsal sayılan ve en bilineni Kırklar Semahı'dır. Hatta, semahın kaynağı olarak, Hz. Ali'nin başkanlığında yapılan ve Hz. Muhammed'in de Miraç'a giderken katıldığı Kırklar Meclisi olayından alındığı söylencesi de bulunmaktadır.
"Bütün evren semah döner
Aşkından güneşler yanar".
Böylece semahı anlatageldik. Dedik, semah cem denilen muhabbet toplantılarında, görgü ve ikrar-törenlerinde dönülür.

MarineEngineer
01.11.2005, 02:33
Birde Cemi açıklayalım dimi?
Cem, sözlük anlamıyla toplanmak, bir arada bulunmak, tümleşmek demektir.
Cem, sözcüğü için çeşitli söylenceler bulunmaktadır. İran hükümdarlarından Cemşid'in adından geldiğini, Cemşid döneminde yapılan toplantılarda şarap içildiğinden Cemşid'in bu toplantılarını çağrıştırmak için Ayin-ül Cem denildiği ileri sürülmektedir. Hatta bundan dolayı Alevi cemleri hep içki içilen, kadın-erkek dans-edilen sıradan bir eğlence olarak görülmüş ve art niyetli düşüncelerle olaya yaklaşılıp çamur atılmıştır.
Cem, Alevi-Bektaşi kültür ve yaşam biçiminin-temel öğelerinden biridir. Talip, bu toplantıda can bulur, kişilik kazanır, ham iken pişer ve insan-ı kâmilleşir.
Anadolu Aleviliğinde genellikle cemler, kış aylarında daha çok şubat ayında yapılır. Cem, Dede denilen mürşit kişinin önderliğinde gelişir. Her köyün kendine özgü Dede'si vardır. Ancak bu Dede geldiğinde cem yapılır. Komşu köyün Dede'si bu köyün cemine karışmaz. Ancak diğer Dede'nin olur vermesi gerekir.
Cem, cemevi denilen geniş, büyük bir salonda yapılır. Girişin tam karşısına gelen kısımda taht-ı çerağı denilen makam vardır ki buraya Dede oturur. Dede'nin yanında zakir denilen âşıklar / saz şairleri bulunur. Zakirlerden sonra o köyün büyükleri, yaşlıları yer alır. Cemevinin bir tarafında erkek canlar, diğer tarafında ise bacılar oturur. Bu oturma biçimi haremlik selamlık durumu yaratmaz. Bu oturma biçimi 12 hizmetin daha rahat yerine gelmesi ve karışıklığın, düzensizliğin olmaması içindir. Cemin ayin kısmı başlamadan önce Dede, görevlileri çağırır, onları dualar ve görevlerinin ne olduğunu bildirir, öğütlerde bulunur. Cemevinde düzenin sağlanması, gereksiz konuşmaların ve gürültülerin önlenmesi için gözcü denilen görevli sürekli ayakta bulunur ve gerekli durumlarda taliplere "Gerçeğe hû" diyerek cemde olduklarını anımsatır ve uyarır.
Cemde muhabbet edilir. Bu muhabbet sırasında köyün ve ülkenin sorunları tartışılır, çeşitli menkıbeler anlatılır. 12 Hizmet bölümüne geçildiğinde her hizmet görevlisi Dede'nin karşısına gelir, kendisinin hangi hizmette olduğunu söyler ve duasını alır, görevinin başına gider. Alevi-Bektaşi ceminde [kimi] görevliler ve görevleri şunlardır.
Mürşit: Dede de denilir. Törenin yöneticisidir.
Rehber: Mürşidin yardımcısıdır. Hizmetlerin yerine getirilmesini sağlar.
Çerağcı: Cemevinin aydınlatılmasından sorumludur. Mumları (lambaları) yakar. Bu işleme çerağ uyandırmak denir.
Zakir: Bunlar sazcılardır. Cemde deyiş ve nefes okurlar.
Meydancı: Cemevinin temizlenmesinden, tören için hazırlanmasından sorumludur.
Saki: Dem ve su dağıtır.
Gözcü: Görevi, cemdeki canlan gözetmek, kurallara uymasını, gürültü etmemesini, yasak olan davranışta bulunmamasını sağlamaktır.
Pervane: Semaha kalkacak semahçıları belirler.
Ferraş / Süpürgeci: Cemevinin süpürülmesinden, temizlenmesinden sorumludur.
İbrikdar: İbrikle su taşır. Lokma yenildikten sonra canların ellerini yıkaması için ibrikle su döker. El temizliğinden sorumludur.
Ayakçı: Davetçi / Okuyucu da denilir. Meydancı ile birlikte cemevinin düzenlenmesinden sorumludur.
Cem başlamadan bir gün önce görevliler, görevleri için gerekli hazırlıkları yaparlar. Cem yapılacağı akşam, cemevine 12 post serilir ki her birinin bir adı, simgesi vardır.
Cem'in ilk başında kurbanlar meydana getirilir ve dualanır. Böylece erkenden lokmanın pişmesi başlatılmış olunur. Kesilen kurbanlar, ancak Cemin bitimine doğru pişirilip meydana getirilir. Lokma yenilmesiyle birlikte cem de sona erer.
Ceme bekarlar, düşkün olanlar giremez. Küsülü olanlar bir gün öncesinden barışırlar ve ceme barışık olarak giderler.
Ceme giderken özel bir giysi giyilmez. Yöreye göre değişiktir. Ancak en temiz giysilerini giymek zorundadırlar. Cemden önce yıkanılır ve sandıktan en temiz giysiler çıkarılıp giyilir. Böylece hem beden temizliği, hem ruh temizliği yapılmış olunur.
Cemde canlar gelişigüzel oturmazlar. Bağdaş biçiminde otururlar. Dededen izinsiz bir eyleme girişemezler. Dede'den izin almak zorundadırlar. Örneğin Dede başlamadan önce lokma yenilirse cezalandırılır.
Cemde eğer varsa küsülü olanlar barıştırılır, birbirinden şikayetçi olanların sorunları muhakeme edilip çözüme kavuşturulur.
Osmanlı dönemi Kadı defterleri incelendiğinde Alevi-Bektaşi yerleşim bölgelerinden herhangi bir Alevinin kadıya gitmediği görülür. Çünkü mahkemelik işi, Dede'nin huzurunda çözülmüştür. Bu da ayrı bir hukuk düzeninin yerleşmiş olduğunu ve sağlamlığını göstermektedir.
Alevi cemlerinde dedikodu yapılmaz. Kaş-göz olayı yoktur. Herkes birbirine bacı-kardeştir. Gerici kafaların söylediği gibi cemde mum söndürülüp horoz çırpındırılmaz. Tüm bunlar iftiradan, kara çalmadan başka bir şey değildir. Oysa öte yandan Alevilikte en ağır suç, zinadır, bir kadına kötü gözle bakmadır. Böyle bir suç işleyen düşkün ilan edilir ve köyden kovulur. Bu konuda titiz olan bir inanç sahibinin böyle bir haltı yemesi bağışlanır gibi değil..
Zaten ceme giren talibe, talip olma töreni sırasında "Gelme gelme, gelenin malı, gidenin can"ı diye uyarıda bulunur.
Cemevi bir okuldur, bir mahkemedir, bir muhabbet yeridir.
Cem'de "eline, diline, beline sahip ol" ilkesi geçerlidir.
"Güzel âşık çevrimizi,
Çekemezsin demedim mi?
Bu bir rıza lokmasıdır,
Yiyemezsin demedim mi?"
Pir Sultan Abdal

kızılırmak77
02.11.2005, 19:56
arkadaşım semah ile ilgili bilgileriniz fena değil fakat bu bilgiler İlhan Cem ERSEVER hocanın Alevilerde Semah adlı kitabından alıntıdır.Peki Müslüman ülkelerde neden Semah dönülmüyor?Birde Semahı ben tanımlayayım.Semah eskiden köylerde cemlerde,günümüzde ise derneklerin gecelerinde ve bir takım etkinliklerinde kadın ve erkek,bağlama eşliğinde belli müzik kalıpları içerisinde genelde dairesel olarak dönülen kültürel bir oyundur.Orta Asyadaki Şaman kültürünün izlerini taşıdığı söylenilir.Alevi dedelerindeki özelliğin aynısı ise Şamanlarda KAM adı verilen kişilerde mevcuttur.Semahın dairesel olarak dönülmesi gezegenlerin güneş etrafındaki dönüşünü simgeler.Gezegenler bu arada Pir Sultanı,Hacı Bektaşı,Balım Sultanı ve diğer erenleri simgeler.Güneş ise dede makamını simgeler.Kelime anlamı olarak yer,gök,tanrı ianışıdır.Bu inanışta orta asyadaki Türk inanışında mevcuttur.Semaha başlarken 3 adım selam verip geri gitmenin anlamı Allah,Muhammet,Ali üçlemesidir ve bu selamlamaya Teslis denir.Sol ayak baş parmağinın sağ ayak ile kapanması ise mühürlemedir bunun anlamıda ben bu yola gönülden talibim,bir diğer tanımıda kırklar meclisinde kanayan sol ayak baş parmağının kapanmasıdır.

kızılırmak77
02.11.2005, 20:06
Figürlerin anlamları ise Hubiyar Semahında yer,gök,tanrı inanışı simgelenir.Kırat semahında ise Atın Alevilikteki simgesi direnişin ve başkaldırının simgesi yorumlanır.Turna figürü turna kışunun sesinin Hz.alinin sesine benzetildiği(Turna gibi bir muamma öter Ali Ali diye).Hacı Bektaş Semahında elimizin içine bakmak Tasavvufi anlamda Tanrıyı kendinde görmek.Erzincan Semahlarında ise Sevgiyi kardeşliği,gülün açılımı,birlikteliği simgeler.Hızır Semahında ise dara düşenin beklediği benzetilir.Pir Sultan Figüründe ise Pir Sultan asıldığında herkesin taş attığı anda musaibi Ali Babanın gül atmasına içerlenmesi simgelenir.Semahlar ağir,orta,hızlı olmak üzere 3 bölümden oluşur.Kutsal sayılara göre dönülür.Çıplak el ve ayakla dönülür

MarineEngineer
03.11.2005, 10:53
slm arkadaşlar slm hocam,herkese ii bayramlar, zaten bi kaynaktan aldım diye belirttim....ve siz semah dini deildir demiştiniz fakat şimdi şamanizmden örnekler veriyosunuz...semah aslında dinidir ve başlıbaşınada bir kültürüdr.

kızılırmak77
03.11.2005, 11:50
Selam herkese iyi bayramlar.Evet Semah bir kültürdür fakat dini içerikli değildir.Benden bu konuda dinidir diyen arkadaşlara bir tavsiyem Semah öğrenin ve göreceksinizki bana hak vereceksiniz.

özgüreren
05.11.2005, 17:03
güzel bir yazı sagol dostum..birde aşagıda verilmek istenen yazılar özetle verilirse iyi olur doldurmuşsunuz sayfayı

Lamekan
20.11.2005, 17:00
güzel bir yazı sagol dostum..birde aşagıda verilmek istenen yazılar özetle verilirse iyi olur doldurmuşsunuz sayfayı

okumak bir şeyler öğrenmek veya bildiğini pekiştirmek için en geçerli ve güzel yoldur... bence hepimiz okuyalım.....


kızılırmak 77 dostum semah hocasıyım diyorsun ne güzel snin adına bende sevindim ama öğrettiğim semah dinibişey değil de diyorsun..

ben merak ediyorum siz 12 yıldır bu semahı öğrettiğiniz kişiler gidip türkü barlarda yada dernek gecelerinde oynasınlar diyemi öğretiyorsunuz.....

ben sizin deemek istediğinizi anlayamadım da pek ...
galiba anlayışım kıt.... :)

dostca kalın

dionysos
21.11.2005, 16:32
semah hocasıyım diyen arkadaş beni kaygılandırdı açıkcası, siz semahı öğrencilerinize "halk oyunudur" diye öğretiyorsanız o öğrencilere yazık... sanacaklar ki bu bir oyundur canımız sıkıldıkça ortama renk katsın diye bu oyunu oynarız...
böyle saçmalık olmaz, yazdıklarınızı okuyorum "dini değildir" dediğiniz semahı açıklarken Allah-Muhammed-Ali üçlemesinden, Tanrıyı görmek anlamına gelen figürlerden bahsediyorsunuz ve kalkıp dini değildir diyorsunuz... ya kendinizle çeliştiğinizin farkında değilsiniz yada semah oyundur diye kendiniz benimseyip insanlara da böyle anlatıyorsunuz...
Semahlar oyun değildir, oyuncak değildir, mekana renk katmak için olur olmaz yerlerde semah dönülmez! insanlar semah izlemeyi seviyorlar ve bu yüzden saçma sapan yerlerde semah dönülür oldu ve sizin gibi semah öğretmenleri varsa yazık... Semah cemlerde dönülür ve bunun dışında Alevi inancını tanıtmak-öğretmek amacıyla özel toplantılarda semah dönülür (örn: Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinde herkese açık görgü cemi yapıldı)...
bu konuda duyarlı olalım, Semahlarımızın piyasada sevilen bir "oyun" haline getirilmesine göz yummayalım... tekrar söyleyim içimde kalmasın...
SEMAHLAR OYUN DEĞİLDİR, OYUNCAK DEĞİLDİR!

thosun
22.11.2005, 21:52
ben buna katilmiyorum.
semahlarimiz alevi dininin/inancinin en temel ogretimlerindendir. semahlari dini bir inanc olarak gormemek aleviligi de din disi birakmakdir bence. alevilerin tum dini torenlerinde ve sosyal toplantilarinda kadin ve erkek karisik olarak bulunduksan sonra neden semah'da kadin erkek beraberliginde donmesin?
ve ayrica dini musik yanlizca ney ve ilahi esliginde yapildigini iada etmek bence tum alevi inancini bir kenara yitmek ve onemsememekdir.

kardeşime katılıyorum ...
şunu söyleyeyim kızılırmak denen kişiye ...
semah öyle defterde kitapda yazmaz .... zevk için oynanmaz zaten düğünlerde ... ben bir tahtacı oğlu olaraktan düğünlerde semah oynamaya karşı değilim çünkü bizim düğünlerimizde yabancı kişiler olmaz ... ve sizler yani sünniler nasıl düğünlerde mevlüt veya ilahi okutursanız ki siz diyorum sen bir alevi olabilirsin ama mutlaka safkan değilsin kzılırmak ... semah dönmeyi bilmeyen pistten çıkar veya çıkartılır (bizim düğün yerimiz açık havalı cem evi gibidir ... ama cem evi değildir ... resmini çekip göndermeye çalışıcam merak edenlere )... herkes hak aşkına , kul aşkına ve dem aşkına semah döner ve öyle notalara bağlı veya figürlerle değil ... kalpten öyle bir hırsla dönülür ki o anı yaşamayan bilemez ... zaten safkan alevi kanı taşımayan kişi semah dönerken belli olur fiziken olmasa bile ruhen belli eder kendini ... sende öylesin ...
semahı kendince anlatmaya çalışmışın kısaca anlatayım ...

ellerin ucu nereyi gösterir semah dönerken bir el yere yakınken diğer el de semayı(gökü,havayı ne istersen de) gösterir yani yerdeki ile gökteki arasındaki sonsuz iletişimdir ...

semah bilenler figürlerine bakarak öğrenmez çünkü o his doğmadan önce yerleşir insana ...

ozgur416
23.11.2005, 17:40
semah alevilerin ve bektaşilerin cem ayninde ALLAH aşkına dönmeleridir. düğünlerde dönülmez çıplak ayakla dönülür. semah oynanmaz çekilmez dönülür.kültürümüze sahip çıkmak istiyorsak yozlaşmamasını istiyorsak bunları bilmeyenlerle ya da yanlış bilenlerle paylaşalım

kızılırmak77
24.11.2005, 20:16
İlhan Cem Erseverİn Alevİlerde Semah Adli Kİtabini Alip Okumakta Fayda Var.semahlarin Dİnsel OlduĞunu Nasil Çikartiyorsunuz Anlayamadim.ÇirakliĞini YapmadiĞin İŞİn UstaliĞina KariŞma DemİŞler.ben Bu Konuyu Çok Uzun AraŞtirdim Sİzlerde AraŞtirin Öyle TartiŞalim

Lamekan
25.11.2005, 09:46
ben inandıgım için semah edenlerdenim halk oyunu olarak görmüyorum cemi onuniçinde dinsel geliyor bana.. yaptıgınız işe kimsenin saygısızlık yaptıgını zannetmiyorum ayrıca...
sizin çıraklıgınızı yapmamışsa anasının babasının çıraklıgını yapmıştır şahsen benim ustam anam ve babamdır... ama gerçekden bende merak etiim öğrencilerinize semahı nasıl anlatırsın ve öğretirsiniz....

anlatıp aydınlatırsanız hepimiz seviniriz... ama dediğim gibi ben smahı inancımdan dolayı dinsel görüyorum....

sessizfırtına
28.11.2005, 16:36
arkadaşlar semah bilgileriniz için teşekkürler....fakat şöyle bir şey var.semah sadeca cemlerde dönülmeli,çünkü bazı alevi düğünlerde semeh parçalrı çalınıyor ve hemen semah dönmeye başlıyorlar.ya arkadaşlar adı üstünde düğün eğlenmek için iki çiftin mutluluğunu paylaşmak için oraya gelindiğinin kimse farkına varmıyor.neden semahı alet ediyorsunuzki zaten insanlar sizin ne olduğunuzu biliyor .peki sunniler neden düğünlerinde zikir yapmıyorlar .her şeyin bir yeri bir zamanı var.bence her şeyi yerinde ve zamanında kullanmak yaşamak en doğrusu ben böyle düşünüyorum..........SAYGILAR............

ozgur416
29.11.2005, 17:45
arkadaşlar semah bilgileriniz için teşekkürler....fakat şöyle bir şey var.semah sadeca cemlerde dönülmeli,çünkü bazı alevi düğünlerde semeh parçalrı çalınıyor ve hemen semah dönmeye başlıyorlar.ya arkadaşlar adı üstünde düğün eğlenmek için iki çiftin mutluluğunu paylaşmak için oraya gelindiğinin kimse farkına varmıyor.neden semahı alet ediyorsunuzki zaten insanlar sizin ne olduğunuzu biliyor .peki sunniler neden düğünlerinde zikir yapmıyorlar .her şeyin bir yeri bir zamanı var.bence her şeyi yerinde ve zamanında kullanmak yaşamak en doğrusu ben böyle düşünüyorum..........SAYGILAR............

sana katılıyorum kardeşim maalesef bunun gibi hareketler zaten bizi biz olmaktan çıkartıyor.küçükken maalesef benim düğünümdede dönülmüştü tabi o zamanlar hiç birşeyin farkında olmadığımız için mutlu olmuştuk.
bir gün 4-5 çocuk konuşurlarken dinledim. düğünlerine semah-folklor ekibi (tabir aynen buydu) gelmiş çok güzel semah oynamışlar.Buda başka bir durum semah oynamak semah çekmek.

SEMAH HAK AŞKINA DÖNÜLÜR

Ali GÜZEL
09.12.2005, 00:59
merhaba...
arkadaşlar araştırmalarınızdan dolayı hepinize teşekkür ederim.

Hüseyin69
09.12.2005, 01:31
merhaba...
arkadaşlar araştırmalarınızdan dolayı hepinize teşekkür ederim.



kim neyi arastirmis ki herkes fikrini koymus ortaya sen arastirmadan söz ediyorsun :-)))

kızılırmak77
09.12.2005, 19:09
ArkadaŞim Bİlİp Bİlmeden Yorum Yapman YanliŞ.kendİ Bİlgİn Yada Okuyup Bİze Aktaracak Bİlgİlerİn Varsa Faydalanmak İsterİz.

kızılırmak77
09.12.2005, 19:14
Semahlar Dinsel Değildim Demiştim Ve Halen Söylüyorum Fakat Arkadaşlar Ben Semahlarin Düğün Yada Içkili Gecelerde Dönüleceğini Söylemedim Konu Yanliş Yere çekildi Yada Yanliş Anlaşildi.ekibimdeki Arkadaşlari Gerekli Olan Semah Eğitimi Ve Gösterilerdeki Davraniş şekilleri Konusunda Devamli Uyaririm.formdaki Tunç2 Ile 4 Yil Beraber Semah Döndük O Bizlerin Bu Konudaki Hassasiyetimizi Iyi Bilir.

tunc2
10.12.2005, 00:43
Semahlar Dinsel Değildim Demiştim Ve Halen Söylüyorum Fakat Arkadaşlar Ben Semahlarin Düğün Yada Içkili Gecelerde Dönüleceğini Söylemedim Konu Yanliş Yere çekildi Yada Yanliş Anlaşildi.ekibimdeki Arkadaşlari Gerekli Olan Semah Eğitimi Ve Gösterilerdeki Davraniş şekilleri Konusunda Devamli Uyaririm.formdaki Tunç2 Ile 4 Yil Beraber Semah Döndük O Bizlerin Bu Konudaki Hassasiyetimizi Iyi Bilir.

Dostlar kizilirmak77 iyi bir insan ve benimde semah hocam bu yola bas koymus ve hicbircikari olmadigi halde yillarca ögrencilerine hizmet ve emek vermistir bu konuyu hic arastirmadim ne desem yalan olur ama burda okuduklarimdan anladigim suki sanki kizilirmagin semahi bir folklör gibi bize lanse ettigini anliyorsunuz ama öyle degil onun demek istedigi baska bisey. bir gün bir gece vardi ickili bir gece semah dönülmesi istendi emrah arkadasimizdan oda buna siddetle karsi cikti alkislanmasi vs. bu gibi konularda tamamen duyarli bir insandir. oda zaten demiyor semah bir halk oyunudur ama diyebilirmiyizki semah bir ibadet seklidir diye...? ha dinselmi derseniz bunu emrah hocam arastirmis ve biseler yazmis aksini idda eden kaynak göstererek yazsin buraya dogrulari bizde görelim.bu iste ben emrah hocamizin samimiyetine ve duyarliligina herzaman güvenirim


Buda bizim semah fotoraflarimizdan biridir hamza babada


http://img451.imageshack.us/img451/121/semah12ga.jpg (http://imageshack.us)

kızılırmak77
11.12.2005, 20:58
dost insan Kazım yazın için teşekkür ederim seninlen semah dönmeyide özledim.Önümüzdeki günlerde Alevi Bektaşi Platformu İzmir Semah ekibini çalıştırmaya başlayacağım.Dostum senin gibi insanın her zaman ekibimizde yeri vardır bekliyoruz.

karamurat
28.12.2005, 13:47
selam oivrnk
iyi güzel sana katildigim yerlerde var katilmadigim yerlerde khaydar arkadasima katiliyorum ne güzel semah türlerini siralamissin dügünlerde yapilan semahlar gönüller semahidir bu tartisilir ama benim bildigim gönüller semahi budur.
saygilar.

Gul_can
16.01.2006, 17:49
bukadar güzel bi sekilde semah anlatilan bir yazi ilk defa okuyorum
tebrik ederim yazari

schafbock
17.01.2006, 19:13
Semah, cem ayinlerinde 12 hizmet denilen hizmetten biridir. Cemin ayrılmaz bir parçasıdır. Semah, cemin belli bir aşamasında bağlama eşliğinde çalınan nefeslerle kadın ve erkek canların birlikte yaptıkları dinsel danslardır. Semah, cemin ilerleyen bir kısmında dedenin işareti ile kadın ve erkek canların birlikte döndükleri, duygunun, sevginin, aşkın dorukta olduğu bir andır.dünyanın neresinde olursanız olun, hangi halk danslarını seyrederseniz seyredin, mutlaka beğenirsiniz, seversiniz, ancak bu dansları rahat koltuğunuzdan sadece seyredersiniz. Ama bir semahta öyle değil, daha ilk anda müzik sizi kendi iç ritmiyle büyülüyor ve giderek oturduğunuz yerde semaha katılıyorsunuz. Aslında yerinizdesiniz, ama değilsiniz, ayağınız, kollarınız semahçılarla eş, yüreğiniz onlarla aynı coşkuda ve semaha katılıp gitmişsiniz. Bütün bunlar, farkında olmadan, yani sizin elinizde olmadan oluşuyor. Semahlarda solo yok, yani oyunu yöneten ne bir kadın var ne de bir erkek. Alçak gönüllüğün böylesi, sıradanmış gibi gözükmesi, doğallığı, bütün dünya danslarını imrendirecek bir biçimde, hele hele kadın ve erkek ayrımı yapmaması; eşitliği, kadına erkeğe değil, insana verilen saygıyı hayranlıkla izliyorsunuz.Yani en azından ben öyleyim; hayranlıkla izliyorum.

Alevi cemlerinde 12 İmama saygı anlamında cemlerdeki hizmetlerin hepsine birden "12 hizmet" adı verilir.

atayselvi
22.01.2006, 00:15
[quote=ozgur416]sana katılıyorum kardeşim maalesef bunun gibi hareketler zaten bizi biz olmaktan çıkartıyor.küçükken maalesef benim düğünümdede dönülmüştü tabi o zamanlar hiç birşeyin farkında olmadığımız için mutlu olmuştuk.
bir gün 4-5 çocuk konuşurlarken dinledim. düğünlerine semah-folklor ekibi (tabir aynen buydu) gelmiş çok güzel semah oynamışlar.Buda başka bir durum semah oynamak semah çekmek.


Madem semah sadece cem törenlerinde dönülür neden o zaman folklorik olarak gösteri amaçla da dönülüyor. Semah öğretici arkadaşımız bunu öğretirken sadece cem törenlerinde dönülsün diyemi öğretiyor. Bence semah Alevi inancinda folklorik olarakta kullanılmalıdır. Bize hiç kimse semahı öğretmedi biz babamızdan annemizden gördük.Semaha sadece cemlerde dönülseydi öğrenemezdik düğünlerdede dönmek bana göre gençlerimizin semahı tanıması ve öğrenmesi açısından çok iyi olacağı kanısındayım

Azrail
22.01.2006, 09:16
arkadaşım semah ile ilgili bilgileriniz fena değil fakat bu bilgiler İlhan Cem ERSEVER hocanın Alevilerde Semah adlı kitabından alıntıdır.Peki Müslüman ülkelerde neden Semah dönülmüyor?Birde Semahı ben tanımlayayım.Semah eskiden köylerde cemlerde,günümüzde ise derneklerin gecelerinde ve bir takım etkinliklerinde kadın ve erkek,bağlama eşliğinde belli müzik kalıpları içerisinde genelde dairesel olarak dönülen kültürel bir oyundur.Orta Asyadaki Şaman kültürünün izlerini taşıdığı söylenilir.Alevi dedelerindeki özelliğin aynısı ise Şamanlarda KAM adı verilen kişilerde mevcuttur.Semahın dairesel olarak dönülmesi gezegenlerin güneş etrafındaki dönüşünü simgeler.Gezegenler bu arada Pir Sultanı,Hacı Bektaşı,Balım Sultanı ve diğer erenleri simgeler.Güneş ise dede makamını simgeler.Kelime anlamı olarak yer,gök,tanrı ianışıdır.Bu inanışta orta asyadaki Türk inanışında mevcuttur.Semaha başlarken 3 adım selam verip geri gitmenin anlamı Allah,Muhammet,Ali üçlemesidir ve bu selamlamaya Teslis denir.Sol ayak baş parmağinın sağ ayak ile kapanması ise mühürlemedir bunun anlamıda ben bu yola gönülden talibim,bir diğer tanımıda kırklar meclisinde kanayan sol ayak baş parmağının kapanmasıdır.



Arkadaşım ben 12 yıldır semah öğretmenliği yapan birisi olarak semah ile ilgili bilgilerinizin çok eksik olduğunuzu gördüm.Semah başlı başına bir kültürdür vede dinsel değildir bunu kısaca şöyle anlatayım Dinsel olsaydı ilahi müzik eşliğinde ney ile dönülür ve kadın erkek beraber dönmezdi.Semah ile geniş kapsamlı bilgileri anlatacağım





siz kendinizle çelişki içersindesiniz zaten,,

sizin düşüncenize göre hersey kültürel sayılabilir, semah Allah aşkıyla dönülür, ve bir ibadet biçimidir, nasıl bunun dinsel olmadıgını savunursunuz, Allah bir ayetinde beni her türlü anabilirsiniz yatarak,oturarak vs diye devam ediyor, dönerek Allah'ı anamazmıyız, düşüncenize katılmıyorum,
lütfen cevap yazarkende sen hiç semah döndün mü, dönsen anlarsın diye yazmayınız bunlar tatmin edici olmuyor,

Leyla
23.01.2006, 19:16
Merhaba dostlar, ben birsey merak etdim. Semahlar yoreye gore deyisirmi? mesela ben television'da bir programda semah cekiliyordu...ama benim bildigim gibi deyildi...daha deysikdi, acaba Semahlar yoreye gore deyisiyormu...ve Semahlarin kendi ozel isimleri varmi?

bu konu hakinda ogrenmek isterim.

Cok sagolun.
Leyla


Bütün Evren Semah Döner

Aşık Hüdai

Bütün Evren Semah Döner
Aşkından Güneşler Yanar
Aslına Ermektir Hüner
Beş Vakitle Avunmayız

Canan Bizim Canımızdır
Teni Bizim Tenimizdir
Sevgi Bizim Dinimizdir
Başka Dine İnanmayız

Hüdayiyim Hüdamız Var
Dost Elinden Bademiz Var
Muhabbetten Kalamız Var
Ölüm Ölür Biz Ölmeyiz

erdem
26.01.2006, 14:02
yadostum güzel yazmışsın ama bir yanlışlık var yazında özelikle yazının hz muhammedin ilk kez kırkların cemine girmesi ve üzümü paylaştırma konusu biraz eksik ve yanlış . ve imam caferi sadıkın kitabını okursan ozaman nededigimi anlarsın

Evrim
28.01.2006, 19:53
Ben sizin biraz eksik yazdiginiz düsünüyorum. Normalde Muhammetin o semahta Hz Alinin daha bilgili odugunu ögreniyor vede kirklar ceminde olan Insanlar her biri farkli semah dondükleri icin günümüzde bunlarin hepsini yok diye biliyordum ama yanlismi biliyorum.

Evrim
28.01.2006, 20:06
Ben sizin biraz eksik yazdiginiz düsünüyorum. Normalde Muhammetin o semahta Hz Alinin daha bilgili odugunu ögreniyor vede kirklar ceminde olan Insanlar her biri farkli semah dondükleri icin günümüzde bunlarin hepsini yok diye biliyordum ama yanlismi biliyorum.

derviscemal
06.02.2006, 12:02
"haşaki bizim semahlarımız oyuncak değildir
kimki bunu oyuncak bile
onun namazı kılınır değildir."

Pir Hacı Bektaş Veli

srdr_ist
07.02.2006, 21:26
arkadaşlar semah ve cem hakkında ki yazılar ve kaynaklar gösteriyor ki dini ibadetimiz galiba islamdan ayrı ve kurana ters düşüyor gibi algıladım. Sorun islam dinine bağlı Allah ve vahy onun peygamberiyle gelmiş bir dinin mezhepiyiz o zaman şaman kam güneş ay gezegenler ayağınızın yere vurulması ve kötülüklerin gitmesi vs vs ii de ne olursa olsun inanç temelimiz islam yani temel ve gaye geliş yönü yani yol belli iken biz bu kadar ayrı bir şekilde ibadet etmemiz ve ehlibeytten feyiz alarak gerçekleştirdiğimizi söyelene ben şahsen senin inandığın dinin veya mezhebin üyesi değilim derim.
Ben Hz peygamberle başlayan ve ehli beyt yolu ile devam eden temeli kuran olan illaki olmalı esas neyse temel de odur. İnaçım kainatta her şeyin dairesel veya döngü olduğunu bilen ve bunun temelide kainatta dönen herşeyim Bismillahirrahmanirahim demesinden. Hakikat erbebı buna bu yorumu getirir ve aşk ile cemde dönen ve bunada semah diyen kişiler ve her dönüşünde kainatla bir olan allah allah diyerek inançta 3 temel şeyde eklersek kiyam rükü secdesini eden ve ibadetini esastan aslında ayırmayan canları allah aşkına artık başka bişey demeyin biz neye inandığımızı vede ibadet ettiğimizi biliyoruz. Bizi yarat Rabbimize saygılarımla.

altobelli
19.02.2006, 00:18
ayrıca ek bilgi olarak semah çıplak ayakla dönülür kesinlikle semah dönenlerin üzerinde altın eşya bulunmas bellerine yeşil kuşk bağlarlar
aşk için ola seyr için olmya der dede genelde............

sedatsert
21.02.2006, 16:04
Asırlara göre şeriatlar değişir. Belki bir asırda, kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtem-ül Enbiya'dan sonra şeriat-ı kübrası, her asırda, her kavme kâfi geldiğinden, muhtelif şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır. Fakat teferruatta, bir derece ayrı ayrı mezheblere ihtiyaç kalmıştır. Evet nasılki mevsimlerin değişmesiyle elbiseler değişir, mizaçlara göre ilâçlar tebeddül eder. Öyle de, asırlara göre şeriatlar değişir, milletlerin istidadına göre ahkâm tahavvül eder. Çünki ahkâm-ı şer'iyenin teferruat kısmı, ahval-i beşeriyeye bakar. Ona göre gelir, ilâç olur. Enbiya-yı salife zamanında, tabakat-ı beşeriye birbirinden çok uzak ve seciyeleri hem bir derece kaba, hem şiddetli ve efkârca ibtidaî ve bedeviyete yakın olduğundan, o zamandaki şeriatlar, onların haline muvafık bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hattâ bir kıt'ada bir asırda, ayrı ayrı peygamberler ve şeriatlar bulunurmuş. Sonra âhirzaman Peygamberinin gelmesiyle, insanlar güya ibtidaî derecesinden, idadiye derecesine terakki ettiğinden, çok inkılabat ve ihtilatat ile akvam-ı beşeriye birtek ders alacak, birtek muallimi dinleyecek, birtek şeriatla amel edecek vaziyete geldiğinden, ayrı ayrı şeriata ihtiyaç kalmamıştır, ayrı ayrı muallime de lüzum görülmemiştir. Fakat tamamen bir seviyeye gelmediğinden ve bir tarz-ı hayat-ı içtimaiye de giymediğinden, mezhebler taaddüd etmiştir. Eğer beşerin ekseriyet-i mutlakası bir mekteb-i âlînin talebesi gibi, bir tarz-ı hayat-ı içtimaiyeyi giyse, bir seviyeye girse; o vakit mezhebler tevhid edilebilir. Fakat bu hal-i âlem, o hale müsaade etmediği gibi, mezahib de bir olmaz.
Eğer desen: Hak bir olur; nasıl böyle dört ve oniki mezhebin muhtelif ahkâmları hak olabilir?
Elcevab: Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre nasıl beş hüküm alır; şöyle ki: Birisine, hastalığının mizacına göre su ilâçtır, tıbben vâcibdir. Diğer birisine, hastalığı için zehir gibi muzırdır; tıbben ona haramdır. Diğer birisine, az zarar verir; tıbben ona mekruhtur. Diğer birisine,
zararsız menfaat verir; tıbben ona sünnettir. Diğer birisine ne zarardır, ne menfaattir; âfiyetle içsin, tıbben ona mubahtır. İşte hak burada taaddüd etti. Beşi de haktır. Sen diyebilir misin ki: "Su yalnız ilâçtır, yalnız vâcibdir, başka hükmü yoktur."
İşte bunun gibi, ahkâm-ı İlahiye mezheblere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir, hem hak olarak değişir ve herbirisi de hak olur, maslahat olur. Meselâ, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî'ye ittiba eden, ekseriyet itibariyle Hanefîlere nisbeten köylülüğe
ve bedeviliğe daha yakın olup cemaatı birtek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, herbiri bizzât dergâh-ı Kadıyy-ül Hacat'ta kendi derdini söylemek ve hususî matlubunu istemek için, imam arkasında Fatiha'yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir. İmam-ı A'zam'a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibariyle, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, birtek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalb edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî Mezhebi'ne göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.
Hem meselâ, madem şeriat, tabiatın tecavüzatına sed çekmekle onu ta'dil edip nefs-i emmareyi terbiye eder. Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevi ve amelelikle meşgul olan Şafiî Mezhebi'ne göre "Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir." Ekseriyet itibariyle hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medenî şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre "Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var."
İşte bir amele ile bir efendiyi nazara alacağız. Amele, tarz-ı maişet itibariyle ecnebi kadınlarla ihtilata, temasa ve bir ocak yanında oturmaya ve mülevves şeylerin içine karışmaya mübtela olduğundan; san'at ve maişet itibariyle, tabiat ve nefs-i emmaresi meydanı boş bulup tecavüz edebilir. Onun için, şeriat onların hakkında, o tecavüzata sed çekmek için, "Abdest bozulur, temas etme; namazını ibtal eder, bulaşma" manevî kulağında bir sadâ-yı semavî çınlattırır. Amma o efendi, namuslu olmak şartıyla âdât-ı içtimaiyesi itibariyle, ahlâk-ı umumiye namına, ecnebi kadınlara temasa mübtela değil, mülevves şeylerle nezafet-i medeniye namına kendini o kadar bulaştırmaz. Onun için şeriat, mezheb-i Hanefî namıyla ona şiddet ve azimet göstermemiş; ruhsat tarafını gösterip, hafifleştirmiştir. "Elin dokunmuş ise, abdestin bozulmaz;
hicab edip, kalabalık içinde su ile istinca etmemenin zararı yoktur. Bir dirhem kadar fetva vardır." der, onu vesveseden kurtarır. İşte denizden iki katre sana misal.. onlara kıyas et. Mizan-ı Şa'ranî mizanıyla, şeriat mizanlarını bu suretle müvazene edebilirsen et.

yolali
26.02.2006, 16:28
Arkadaşım gerçekten aleviliğin anlamını belki de en öz ve en güzelde açıklayan semahı çok güzel anlatmışsın.Çeşke semahımıza gerçekten sahip çıkabilsek.

srdr_ist
28.02.2006, 23:56
Arkadaşlar semah ilgili başınızdan geçen olaylar varmı?

aranızda semah dönen varmı ben hiç semah dönmedim dede karşında mesela ama elbette cemlerde bulumdum .
Konuya ben burdan girmek istiyorum biligileri olan devam edecektir zaten.
Anılarımı anlatmak istiyorum .
Ensondan başlarsak bir turda bu uzun bir anadolu turuydu eskişehirde Şücattin Sultan nın makamını ziyaret ettik. Dede cem bağladı cem evide var yanı başında dede cemde sazınnın teline vurunca dizleri üstünde allah allah diye bir bağırmasıyla kilolarca adam diz üstünde abartısız 1 metreye kadar zıplama dersiniz ne dersiniz bilmem resmen yükselerek tekrar tabi bende ordaki yerel halkta korktukya cemide bırakıp gidemezdik ve o can cem bittiğinde durdu.

Hz ali nin doğum günü diye sanırım ilk kez taksim atatürk kültür merkezinde tören var. Bize yakın hemen gittim Yıl bazında 1995 olduğunu sanıyorum ali ekber çiçek o usta elleriyle sazın tellerinden göğü inletecek bir aşkla milletin ruhuna aşk ekleyerek haydar haydarı söylüyor arkasında 3 pos bıyıklı yaşlı dede sahnede semah dönüyor ama her hareketleri oylesine inançlı ki (buna raks diyenlere dir sözüm) her bir turda ayaklarını yere vurmalarıyla ses çıkıyor millet allah allah sesleri nerdeyse km yol alacak şekilde yankılanıyordu o zaman az kalsın o kadar uzaktayken bende destursuz semaha girecektim.

Köylerde dedelerin cem bağlaması vede milletin o aşk ile allah diyip o güzel sultanlara yakarmalarını gördüm ama çok küçük olmamız bize bukadarını hatırlatmasına bile nimetten sayıyorum.Kış bitmek üzere dede cem bağlıyor sabahtan yanan soba su ısıtmak için yakılmış ve sönmüş suyun bir kısmı kullanılmış geri kalan su sönen sobayla yerinde bırakılmış.

Akşam olmuş dede cem bağlıyor dede bir yerde yine dua ediyor cümle halk allah allah eyvellah diyince babamla ev sahibi biri sağında diğeri solunda kazanda duran suyun kaynadığının sesini duyuyorlar tabi babam el hareketi yapar gibi buna ne oldu dercesine hareket edince diğer taraftaki ev sahibi gözünden inen sel gibi yaşla sadece sus diyor.şükür babam hala sağ o güzel olayın o semahın anlamını burda siz nasıl anlatırsanız anlatın ama bunu Sünni kardeşim şu örnekle bilir ve hayret eder Seyh mahmut hüdayi pirinin abdest suyunu ısııtmayı unutunca ibriği bağrına basarak ben ne yaparım derken aşk ateşiyle suyun ısındığını ve pir bunu anladığını hikayelemeyle söylerler. Malesef ben bu semahta çok küçüktüm.

dede yine cem bağlarken cemaat delil ister dededen kışın yapıldığı için dışarda hava çok kötüdür. Dede delil olarak köyden uzak olan yayladaki kurnanın tasını gösterir hemen yani normal şartlarda belki 4 saatte gidelemeyen yere dede kışın hemen getirmesi birde kar üstünde olması .

Bizm komşu köyde cem hazırlıklaında dede çocuğuyla çocuklar rahatsız olurlar diye diğer odaya koyuyorlar. Cem yapılırken sessiz bir ana denke gelince yan odadan çok güzel saz ve cem yapan çocukalrın sesi geldiğini fark ediyolar cem biticen çocuklara bakıyorlar ki dede çocuğu daha 11-12 yaşlarında elinde bir çubuk saz sesi çıkarıyor cem yürüyor görüyorlar.

Benim akrabam ruhsal sorunlarının yüzünden ya kendisine bir zarar yada eşine zarar veriyordu. Gözü bişeylerin eldiğine söyleyip sürekli sinir krizleri geçiriyordu. Bir güm misafirlikteyken konu açıldı ne yapacaaz dediler bende Kacaahmet sultana götürün dedim. Hikmete bak ki yoıluda bilmeyince pazar gününe denk getirip götürmek istedim aslında bilenler cemi çok güzel yürüten dedelerin olduğu bu dergahta geç kaldık ama Abdal musadan gelen canlar cem edeceklerini duydum. İzin istedim. Deden hizmet diledim. Cemde Kızcağızı süpürgeci oldu. Cemden sonra bir daha da rahatsızlandığını duymadım.

Şuan torunları istanbulda olan sanırım aslı tokatta kalan babamansurlu dede vefat ediyor. Ne hikmetse camiden imam çağırıyorlar imam gelince cemale bakıp aksakalları uzun koca sultanı gören o imam bu alevidir diyip yıkamam diyor. Bunun üzerine gögsü yeşile boyanan dede sultan musalla taşında daha hiç kımıldamadan imamın elin tuttuğu gibi yere çalıyor. Milleti üç kez elini gögsüne koyarak halkı selamlıyor cemaat derhal kefenleyip defnediyolar. Şuan türbe olan mezar yerinde kurbanların kesildiğini söylediler. Selam olsun sultana .

Şoreş
01.03.2006, 00:18
Annemler yıllar önce mustafa kemal mahallesinde bir ceme katılmışlar ve anlattıklarına göre cem de semah dönen dede resmen havalanmış :o

altobelli
01.03.2006, 00:22
serdar abim şıha düşmek denir seninkine
fenafişllah durumu yada insanı kamil durumu yada o an aşk ile allahla bir olma durumu
aynen evet aynen hallacı mansur gibi!!!!!!!!!!1
benim bildiğim bu
yamuluyosam düseltin...
saygılar...

srdr_ist
01.03.2006, 01:17
serdar abim şıha düşmek denir seninkine
fenafişllah durumu yada insanı kamil durumu yada o an aşk ile allahla bir olma durumu
aynen evet aynen hallacı mansur gibi!!!!!!!!!!1
benim bildiğim bu
yamuluyosam düseltin...
saygılar...

Sende böyle bir güzellik varken hatayı ne diye arayayım can dost

Şoreş
01.03.2006, 01:30
yadostum güzel yazmışsın ama bir yanlışlık var yazında özelikle yazının hz muhammedin ilk kez kırkların cemine girmesi ve üzümü paylaştırma konusu biraz eksik ve yanlış . ve imam caferi sadıkın kitabını okursan ozaman nededigimi anlarsın

İmam Caferi sadıkın kitabında bu konuda ne yazıyor erdem can? yada yazıyor mu :) Bilgi verebilir misin?

erkan_can
05.03.2006, 12:07
ben semah konusunda çok araştırma yaptım önemli olan kırklar semahının kökeni nerden geldiğidir bunu detaylı olarak kim anlatacak kaynak kitabı varmı miraclamada peygamber efendimizin gittiği dergah ile ilgili kaynak bir kitap varmı onu doğrulayan kırklar semahı ve kırklar cemini detaylı olarak belirten kaynak bir kitap arıyorum

erkan_can
05.03.2006, 12:10
değerli canlar bana kırklar ceminin belirten kaynak bir bilgi lazım kitap lazım bunu nasıl temin edebilir veya bulabilirim daha önce imam caferi buyruklarını okudum ondan hariç varmı kırklar ceminin mirac zamanında olduğunu doğrulayan kaynak bir kitap sevgiler saygılar

kızılmavican
08.03.2006, 13:53
Alevilikte şekil değil niyet önemlidir. araplar müslüman olmadan önce de namaz kılıyorlardı. türklerdede müslümanlıktan öncede samah vardı. bugün çinin içinde yaşayan türklerin turna kuşlarının göçleri sırasında yaptıkları dansları görmelisiniz.

colddream
08.03.2006, 18:00
merhaba dostlar semahı incelemek isteyen arkadaşlar once islam öncesini araştırmalıdır. bu bir bilmeceye dönmüş burdaki tartışmada. alevi toplumu unutmayınki 4 halife devrinden sonra ortaya çıkmıstır. peki oncesi Hz. Muhammet soyu nerden gelir. burda dikkat çekilmesi gereken bir noktada budur. artık alevi toplumu ve alevi gençligi hikayelerle süslenmiş anlayıştan ayrılmalı olaylara artık supjektif degilde objektif bakmamız gerek çünki toplumumuz bu süslü anlatışların altında eziliyor. hiç bir dayanagı olmayan açıklamalar yapılıyor. biri demiyorki biz alevi toplumuyuz ibadetimiz Hz. Muhammet'tin islamiyeti açıklamdan once tek tanrı (gök tanrı) inancına sahipken yaptıgımız ibadettir ki peygamberlerin soyu (hiç bir kitapta yazmazki farklı allah inancına sahiptir diye) tek bir ilah inancına sahiptir. açık olalım ve kabul edelim ilk semah olayı miractan sonra açıklanıyor. peki miraçtan sonra Hz. Hüseyinin vefatından sonraya kadar yaşandıgını görüyor musunuz veya yaşandıgını anlatan herhangi bir alıntı yazıt var mı? neden o zamanı yaşayan toplum semah ibadetine geri gönmüştür. bunuda açıklayalım beraber aleviler yani ali yandaşı olduğu söylenen herkes yerinden ve yurdundan edilmedi mi? dağlara ve boş alanlara yollanan bu toplum o an kurulan islam toplumunun içinde istenmiyordu. ve islam ibadetinden de uzaklaştılar çünki eğitimleri yoktu. ve allah'a olan inançlarını toplantı noktalarında cem ederek guruplaşmaya başladılar. aynı zamanda bildikleri ibadet şekli semah ile ibadetlerini yaptırlar. bu sözüde ii bilirsiniz 'biz sizden önce islamdık' yani tek allaha inanırdık. bende bir konuda cahilim 40 lar ceminde miraçtan sonra kimler vardı ve bu uluların sırrı neydi. Hz. Muhammet - Hz. Ali peki başka kim vardı. Hz. Muhammet acaba kırlar ceminde 41. kişimiydi. okunan 80 bin ayeti allaha en yakın kul ögrendi ve semadan yeryüzüne indi ve kırların kapısını çaldı hepsi eşitti ama bunlar kimdi Hz. Muhammet ayetleri bunlarla paylaştı mı?

şavolanlı
11.03.2006, 20:38
valla canlar semah dini vecibelerin yerine getirilmesindeki en önemli unsurlardan biridir.bu semah olayı bizde oldugu gibi mevlevi dergahlarındada yapılmaktadır.dini inanışların bir aşk içerisinde sazlar eşliginde allahla kulun bir birine yakınlaşmasıdır bence semah olayı

bülent arslan
20.03.2006, 16:11
Semah bizim kültürümüzde cemlerde cemin bir bölümü olarak bilinir...

Alevi olmayan diğer insanların bizi kaide alması için semahlarımızı cemlerimizde yapmamız doğrudur..

Düğünlerde gece kıyafetiyle semah dönersek diğer insanlar bizim hakkımızda neler düşünürler........çok iyi biliyorum..

astokomlu
20.03.2006, 16:40
Zannetme SEMAH boş bir dönüş şeklidir..
İNsan bedeninde coşku selidir..
Zannetme gök kubbe öyle duruyor,
Gördüğün Kainat SEMAH dönüyor...

colddream
20.03.2006, 18:50
Semah bizim kültürümüzde cemlerde cemin bir bölümü olarak bilinir...

Alevi olmayan diğer insanların bizi kaide alması için semahlarımızı cemlerimizde yapmamız doğrudur..

Düğünlerde gece kıyafetiyle semah dönersek diğer insanlar bizim hakkımızda neler düşünürler........çok iyi biliyorum..

dost doğru söylerse biz sahip çıkarız diyelim. ağzına sağlık...

Şoreş
20.03.2006, 19:04
İmam caferi sadıkın buyruğunda kırklardan bahsediliyor mu arkadaşlar??

hena
27.03.2006, 03:43
Semahımız İlahi bir aşktır...” Semah; Aleviler’in ibadeti olan Cem’in ayrılmaz bir parçasıdır. Semah; Cem’in belli bir aşamasında dedenin işareti ile bağlama eşliğinde kadın ve erkek canların çalınan nefesler eşliğinde birlikte yaptıkları dinsel törendir.

Semah dönmek, Aleviler’in ibadeti olan Cem içinde yapılan 12 hizmetten birisidir.
Semah dönen canlar; duygunun, sevginin, aşkın dorukta olduğu adeta ayrı bir dünyaya yolculuk edildiği bir trans halini yaşarlar.

Aleviler Cem gibi Semahında kaynağının Kırklar Meclisi’nden geldiğine inanırlar.

İnanışa göre Hz. Muhammet, Miraç dönüşü Kırklar Meclisi’ne uğrar. Selmani Farisi bir üzüm tanesi ile içeri girer ve Hz. Muhammet’e; “Ey yoksulların hizmetçisi! Bu üzüm tanesini bize paylaştır.” Der. Cebrail bir tabak getirir ve Hz. Muhammet onun içinde üzüm tanesini ezip şerbet yapar. Bu şerbet, Kırklar’dan birinin dudağına değince tümü kendinden geçer; kalkıp; “ya Allah”diyerek semah döner. Semah o gün bugündür erenler meclisinde dönülür.

Horasan’dan Anadolu’ya süren yolculukta semahın pirliğini yapan Hünkar Hacı Bektaş Veli el Horasani; “Semah, Ariflerin aleti, Muhiplerin ibadeti, Taliplerin maksududur. Hakka ki, bizim Semahımız oyun değildir, ilahi bir sırdır, mecazi değildir.” der.

Anadolu, hangi ulustan, hangi ırktan, hangi inançtan olursa olsun bütün insanlara, bütün dervişlere, bütün ermişlere, bütün uluslara kapılarını ardına kadar açmış derin sevgi ve saygı göstermiş insanların yurdudur.

Anadolu insanı ile Anadolu tarihi bir bütündür. Anadolu insanı, başkalarından aldığına kendi özelliklerini de katmış, yoğurmuş yeni bir sentez oluşturmuştur.

Çok tanrılı, tek tanrılı bütün dinler Anadolu’da buluşmuş, karışmış kaynaşmış yeni bir inanç, yeni bir düşünce tarih sahnesine çıkmıştır.

Alevi Semahı bu tarihsel birlikteliği en yalın bir tarzda bize ifade etmektedir.

Bakın bir Avrupalı sanat bilimci bu oluşumu nasıl değerlendiriyor:

“Bir Avrupalı olarak Bektaşi semahlarına baktığım zaman neler gördüğümü ve neler hissettiğimi size gönlümce tek tek anlatmak istedim. Dünyanın hiçbir yerindeki halk danslarında rastlanmayan ana unsurları söylemek istiyorum.

İlkin bir önyargı içindeydim. Ama daha ilk semahı seyrederken bir şok geçirdim. Çünkü dünyanın neresinde olursanız olun, hangi halk danslarını seyrederseniz seyredin, mutlaka beğenirsiniz, seversiniz, ancak bu dansları rahat koltuğunuzdan “sadece seyredersiniz”. Ama semahta öyle değil, daha ilk anda müzik sizi kendi iç ritmi ile büyülüyor ve giderek oturduğunuz yerden semaha katılıyorsunuz. Aslında yerinizdesiniz, ama değilsiniz. Semahın düşüncesindesiniz, ayağınız, kollarınız semahçılarla eş, yüreğiniz onlarla aynı çoşkuda ve semaha katılıp gitmişsiniz.

Bütün bunlar farkında olmadan, yani sizin elinizde olmadan oluşuyor. Semahlarda solo yok, yani oyunu idare eden (yöneten) ne bir kadın var, ne de erkek. Alçak gönüllülüğün böylesi, sıradanmış gibi gözükmesi, doğallığı, bütün dünya danslarını imrendirecek bir biçimde, hele hele kadın ve erkeğin farklılaştırılmaması, eşitliği kadına, erkeğe değil insana saygı, somut bir hayranlıkla izliyorsunuz, ayırımsız.

Semahlardaki her düşünce, her ana fikir bu dünyanın efendisi olan insanla çözüme ulaştırılması açısından birden bire dünya halk danslarından farklılaşmasını sağlamaktadır. Böylece günümüz insanının varamadığı bu hümanizmaya, ta karanlık XIII. yy. dan bugüne pırıl pırıl parlayarak devamlılığını sürdüren Alevi semahları iç dinamizmini mutlaka Hacı Bektaş Veli’nin felsefesiyle beslemiştir. Bu semahlar ne bir danstır ne ritüeldir. Bu semahlar insanın bu dünyadaki varlığını anlatan dans destanlarıdır. İçi insan sevgisiyle dolup taşan destanlar dizisi. Bu anlatım biçimindeki saf ve temiz paklık insanı yüreğinden vurmaktadır.

Birlikte barış, birlikte dostluk ve kardeşlik, birlikte sevgi bugün dünyamız insanının söyleyip söyleyip de bir türlü varamadığı duraktır.

Bu sözcükler Batı’da yalnızca kitaplarda kaldı, bir de insanların özlemlerinde. Doğa ile farklılaşmadan, ona, yaşama yabancılaşmadan, yaşamın tüm gerçeklerine, karmaşıklığa meydan vermeden, sanki onun kadar sade ve arınmış doğadan damıtılmış el- kol- beden ve ayak hareketleri tekrar doğaya yönelen bir anlatım sadeliğinde kendi hümanizminin felsefesini bize alçak gönüllüce sunmasıdır ki biz seyirciyken bile kendimizi semahın ta içinde bulur ve eylemine farkında olmadan katılırız. “Destan” dedim ama benim destan tarifimde bir başka. Hangi topluluğun destanına bakarsanız bakın, mutlaka bir ok, yay,kavga, bir savaş ve ardından barış gelir. Ama bu destanda kavgadan, savaştan eser yoktur. Sevgi vardır, aşk vardır, kardeşlik vardır, hayatı her yönü ile insan kardeşlerle paylaşmak vardır. Mutlaka hayatta acılarda vardır. Ama semahlardaki acılar insan yüreğinin bir yaşam çoşkusudur. Öldürücü, yok edici değildir. Hele bencillik, övünme hiç yoktur. Bencillik bireyseldir. Semahlarda bireysel fikri ya da ona benzerini bulmak mümkün değildir. Topluluk kutsaldır. O toplulukta herkes saygındır. Herkes herkese bir birey olarak sevgi ve saygı doludur. Herkes birbirinin koruyucusudur.

İşte semahları seyrederken bu özlemleri yüreğinizde duyuyorsunuz. Tarihçiyseniz, tarih okursunuz adeta. Sosyologsanız, semahlarda o toplumun yaşama biçimini öğrenirsiniz, felsefesini öğrenirsiniz. Bir kültür adamı iseniz insanın ne olduğunun nasıl olması gerektiğinin bilincine varırsınız. Hatta yalnızca sıradan bir insan olduğunuzda galiba semahlarda Tanrı’nın insana bağışladığı koca ve güzel bir dünya bulursunuz, kendinizce, gönlünüzce.”

SEMAH ÇEŞİTLERİ HAKKINDA KISA BİLGİLER

Alevi semahlarında bağlama belirleyici olmasına karşın Çepni Aleviler’de 12 çalgı bulundurulur. Bu 12 saz aynı türden olabileceği gibi değişik türlerden de olabilir.




Semahın belli sayıda kişilerle dönülmesine özen gösterilir. 2-4-8-10 veya 3-5-7-12 gibi sayı kümelerine denk düşürmeye çalışılır. Semaha genellikle ilk önce 4 can semaha kalkarak başlanır.

Semah sırasında ayaklar çıplaktır. Kadınların başı eşarplıdır. Erkeklerde baş açık, ayak çıplaktır. Dede makamı kutsal makamdır. O makama semah dönülürken sırt dönülmez. Üstelik secde edilir.

Alevi semahlarındaki renklilik, Anadolu’daki renkli kültürel zenginliğin bir yansımasıdır. Bu renklilikte; Kerbela’da haksızlığa karşı boyun eğmeyen Hz. Hüseyin’i, Türkmen kocası Dede Korkut’u, Pir Sultan Abdal’ı ve son Ata’yı bulmak olasıdır.


1) KIRKLAR SEMAHI

Kökenini, Kırklar Cemi’nden alan Semahtır. Aleviler arasında en yaygın semahtır. Hz. Muhammet’in, Hz. Ali’nin ve kadın- erkek canların yer aldığı 40 kişinin bulunduğu Kırklar Meclisi’ni sembolize eder.


Üç zamanlıdır. Dua, ağırlama ve yeldirme (hızlı) bölümlerden oluşur. Genellikle cemlerde yaşlı canlar bu semahı dönerler. Aleviler arasında en yaygın dönülen semahtır.

2) TURNALAR SEMAHI


Turna kuşunun, Alevi edebiyatında özel bir yeri vardır. Turna ile Hz. Ali arasında bir ilişkinin olduğu varsayılır. Turna semahı, turna kuşunun figürlerine dayanır. Hareketler; turnanın hareketlerine benzer. Yavaş ve olgundur.

“Yemen ellerinden beri gelirken

Turnalar Ali’mi görmediniz mi?

Havanın yüzünde semah dönerken

Turnalar Ali’mi görmediniz mi?”

3) KIRAT SEMAHI


Semahların geneli kadın ve erkek canların birlikte dönmesine karşın Kırat Semahını bacılar dönerler.


Bu semahta; güneş çevresindeki gezegenlerin dönüşü sembolize edilir. Eski Türk inançları Kırat Semahının düşün eksenini oluşturur. Bu aynı zamanda Türk tarihinde atın önemine vurgu yapar.


“Kırat bu dağları aşmalı bugün

Dostun ellerine düşmeli bugün...”


4) TAHTACI SEMAHI

Antalya- Toros yöresindeki Tahtacı Türkmenler’in döndüğü semaha bu ad verilir.

Bir bacı ile bir erkek can birlikte semah dönerler. Daha fazla kişi ile dönülen ve adına Tahtacı Semahı denenlerde vardır.


Semahlarda, ellerin yukarıdan alıp aşağıya verme şeklindeki figürü Hak’tan alıp halka vermek anlamına gelmektedir. Bu sosyal bölüşümdeki adaleti sembolize eder.

5) TRAKYA SEMAHI

Semahlar; bulundukları yörenin halk dansları ile etkileşim içinde bulunurlar. Bu nedenle yöresel farklılıklar görülür. Trakya semahları da yöredeki halk sanatının zaman , zaman etkisini ifade etmektedirler.

6) URFA SEMAHI

Bu semahta Urfa’daki Türkmen Aleviler’in adeta damıtılarak korunan semahlarıdır. Bunlar içinde en özgünü ise; Urfa- Kısas Semahıdır. Urfa Semahı da genel özellikleri ile birlikte biraz Urfa etkisini de taşımaktadır.


7) AFYON SEMAHI


Afyon denilince akla Emirdağ’ın Karacalar Köyü Alevilerinin döndüğü semahlar gelir. Figürsel olarak belkide Türkistan Şaman törenlerine en yakın semahlardır. Muhammet- Ali Semahı, Sikke Semahı ve İllallah Semahı en bilinen Afyon yöresi semahlarındandır. Kadın ve erkek canlar birlikte semah dönerler. Genellikle 6 bacı 6 erkek birlikte semaha kalkarlar.

http://www.kapikaya.com/modules/Forums/images/smiles/icon_cool.gif RODOS SEMAHI

Osmanlı döneminde Anadolu’dan Rodos’a yerleştirilen Alevi Türkmenler’in döndüğü semahlardır. Semah’ın yerel kültürden etkilenmediğini söylemek olası değil. Bu nedenle Rodos Semahı; Anadolu- Rodos karışımı bir birleşim sayılır.

9) LADİK SEMAHI

Adını Samsun- Ladik’ten alan Ladik Semahını 8 bacı, 8 erkek can döner.

Semaha şu deyişle başlanır:

“Salını salını geldim köyüne

Güzeller başıma toplansın diye

Herkes sevdiğini almış yanına

Güzeller pazarı kurulsun diye”

10) HACIBEKTAŞ SEMAHI

Hacı Bektaş Veli’ye saygı semahıdır. 8-12 can ile dönülür. Sağ el göğüste mühürlenmiş olarak semaha başlanır.

Söylenen nefeslerden birisi:

“Değişmek istemem bin peygambere

Yarab dertlilere pir eyle beni”dir.

11) HUBUYAR SEMAHI

5 Bacı 4 erkek can ile dönülür. Kollar sarkık, öne doğru eğilmiş olarak semaha başlanır.

Semah sırasında; hem kendi, hem daire ekseni etrafında dönerler.

Semahlar içinde ritmik olarak en hareketli dönülen semah sayılır.

“Beylerimiz elvan gönül üstüne

Ağlar gelir pirim Abdal Musa’ya

Urum abdalları postun eğnine

Bağlar gelir Pirim Abdal Musa’ya...”

Hüseyin69
27.03.2006, 03:49
semah discolarda pop, dügünlerde halay, eglecelerde gösteris,
ibadette müzikli hava
isterseniz simdilik noktaliyim örnekler cogalabilir
benim bildigim semah dönüldügü zaman ibadet edilir allaha ulasilmaya calisilir
ama günüzmüzde semah denince aklima ilk önce yukarida saydiklarim gelir

Lamekan
03.04.2006, 03:25
Yöremiz semahının özü; Döne döne hakka ulaşmaktır. Hubyar semehında güneş sisteminden etkilenerek, kadınlar hem kendi etraflarında hem de çark halinde dönerler.

Hubyar Semahı ağırlama ve dönme (sarma) dedinilen bölümlerden oluşmaktadır. Semahın ağırlama bölümünde kadınlar ellerini havaya ( yarım avuç içlerini ) açmaları ; 'Haktan alıp halka vermek' anlamına gelir. Erkeklerin avuçiçlerini yere doğru çevirmesi; 'doğayı sevmek bol rahmet isteyip toprağa seçmek' anlamını sembolize etmektedir. Hubyar semahı diger semahlara göre oldukca hızlı ve coşkulu bir ritme sahiptir.

Hizmet semahı 3 bacı 3 erkek ile yapılır. Diziliş ise bir bacı bir erkek şeklindedir. Aşıkların deyişleriyle hızlanan bacıların avuç işleri yukarı bakacak şekilde hem kendi eksenleri hemde oluşturulan daire etrafında hızla dönerler. Erkekler ise sazın ritmine göre ayaklarını vurarak ellerini iki yana açarlar ve daire etrafında dönerler.

Aynı figürlerin bir bacı bir erkek tarafından yapılanı Tekleme'dir.

Tek bacının duazlar eşliğinde yaptığı semah figürlerine pervaz bu bacıya pervazcı denir.

caferi
08.04.2006, 16:10
benim görüşüm şu katılan veya katılmayan olabilir..
semah bir dini oyundur zikirdir..ssürekli ALLAH ı düşünerek dönmektir
nasıl mevlevilerin sema ayini varsa semah da buna paraleldir..
onlar ney eşliğinde yapıyorlar bizler saz eşliğinde ha onlar la bizler arasında çok farkılılıklar var.ama anlam bakımından benzerlik gösterirler

aleviiso
09.04.2006, 21:18
Alevilerin temel ibadeti olan Cem ayinlerinin ayrılmaz bir parçası da Semah dönmektir. Semah, Cem'in belli bir aşamasında bağlama eşliğinde kadın ve erkek canların çalınan ezgiler eşliğinde birlikte yaptıkları dinsel danslardır. Semah dönülmeyi, Cem ayininden dönmek, Cem ayini içinde yapılan 12 hizmetten birisidir. Cem ayini sırasında törenin bazı bölümlerinde ve özellikle son bölümünde dedenin işareti ile kadın ve erkek canlar semaha kalkarlar. Semah dönen canlar duygusunun, sevginin, aşkın, dorukta olduğu duygulu bir an yaşarlar. Semah dönenler adeta kendinden geçercesine büyük bir aşkla, şevkle huşu içinde ayrı bir dünyaya yolculuk edercesine, izleyen canları da büyüleyecek tarzda su gibi akıp giderler. Aleviler, Cem ayinininde olduğu gibi semahın da kaynağının Hz. Muhammet'in, Miraçtaki Kırklar Cemi'nde kaldığına inanırlar. Mevlevi Sema'sından oldukça farklı olan Semah'ın kültürel kaynağının izlerini Asya ve Anadolu medeniyetlerinin derinliklerine götürmek olasıdır. Alevilerin döndükleri semahı onların ibadeti olan Cem ayinlerinden ayrı düşünmek ve yorumlamak yanlıştır. Aleviliğin kutsal kitabı olan, İmam Cafer Buyruğu ve halk arasında yaşayan mevcut inançta semah 12 hizmetten biri olarak yapılır. Yani Semah, Alevilerin yaptıkları ibadetin bir parçasıdır. Ülkemizde son üç beş yıldır Alevilik kendisini tanıtmaya başladığından beri, semah dönmek daha da bir güncellik kazanmıştır. Yüzyıllarca gizli-saklı yapılan Cem ayinlerinin bir parçası olan semah, yapılan çeşitli törenlerde, şenliklerde folklorik gösteriler içine konmuştur. Bu durum ilk başta Alevilerin hoşuna gitmiş. Kendi kültürlerinin tanınmasına hizmet eder düşüncesi ile seyirci kalınmıştır. Yapılan semahlar Alevi olan ve olmayan kesimlerce tanınmış ve beğeni kazanmıştır. Çünki alevi ana-babadan doğup da bugün Cem görmemiş bir kuşak oluşmuştur. Bu kuşak bir anlamda semahları dışa açık alanlarda yapılan etkinliklerde izleyerek Aleviliği görmeye, öğrenmeye çalışmıştır. Ama dışa açılmanın sınırı içkili toplantılarda semah dönmek olmaya başlayınca iş bir anlamda çığrından çıkabilir. Bu nedenle semahlar, Alevilerin ibadeti olan Cem in bir parçasıdır. O'nun yeri orasıdır. Semah ibadetin bir parçasıdır. Semah dönmek eğlence aracı olamaz. Semah içkili, eğlenceli toplantılara asla meze olamaz. Semah dönmek Cem ayini dışında, olsa olsa cok ağırbaşlı bir biçimde özüne uygun bir tarzda; Hacı Bektaş Veli anma törenleri, Abdal Musa anma törenleri gibi törenler ile ağırbaşlı etkinlikler dışında yapılmamalıdır. SEMAHIN BAZI ÖZELLİKLERİ Arapça "Sema" köküne dayanan Semah sözcüğü Türkçe de "Sema" ya da "Semah" biçimlerinde iki ana söylenişe ayrılır.Her söyleniş birbirinden ayrı iki farklı özellikte uygulanır.Sema , Mevlevi ya da bazı Sünni tarikatlarının , Semah ise Alevilerin dinsel törenlerinin bir parçasıdır. Mevlevi Semah ' ı ile Alevi Semah'ının ayırdedici özelliği dönenlerin Mevlevilerde esas olarak sadece erkekler olmasına karşın, Alevilerde kadın ve erkek canların birlikte olduğudur.Mevlevelerin Semah'ının müziğini esas olarak Türk Sanat Müziği besteleri oluştururken , Alevi Semah'larındaki müziği halk müziği ritimleri oluşturur.Semahlarda bağlama belirleyici olmasına karşın ; Cepni Alevilerde , Cemde 12 çalğı bulunur. Bu on iki saz aynı türden olabileceği gibi değişik türlerden de olabilir. Semahlar , Çepnilerde bu on iki çalgı ile dönülür.Ama günümüzde yaygın olarak gözüken durum cemlerde esas olarak bağlamanın belirleyici olduğudur. Semahın belli sayıda kişilerce dönülmesine özen gösterilir; 2,4,8,10,12, olduğu gibi 3,5,7,12 gibi sayı kümelerine denk düşürülmeye çalışılır.Bu sayıların kutsallığına inanılır. "Üçler , beşler , yediler, on ikiler" den yardım ve şefaat dilenir. Semah dönülmeye genellikle şöyle başlanır: ilk önce dört can semaha kalkar.Bu açılış semahıdır. Semah dönülürken canların üstündeki giysiler son yıllardaki folklor giysileri gibi özel giysi değildir.Semah dönmek için özel giysi hazırlanmaz.Canların üstündeki giysiler çok renkli ve değişiktir.Daha doğrusu halkın özel günlerde giydiği temiz ve bakımlı elbiselerdir.Belli bir şekil söz konusu değildir. Bu erler için de , bacılar içinde geçerlidir.Kurallarda biçime değil öze önem verilir. Giysilerde yerel ayrıcalıklar görülür.Bazı yörelerde semah dönülürken erkekler şapkalarını çıkarırlar , bazı yörelerde başı açık semah dönülmez.Semah dönen erler genellikle şapka yerine mendil , puşu gibi aksesuarlar giyerler ya da baş açıktır.Ama ayak kesinlikle çıplaktır.Baş açık , ayak çıplak semah dönmek en yaygın olan biçimdir. Tabii bacıların başı örtülüdür. Canlar , Cem ayininin belli bir yerinde Semah'a kalkınca dedeye niyaz ederler.Semah dönüldüğü sırada (halka tarzında dönülen semah'ta) köşede oturan dede makamına asla sırt dönülemez. Semahta ritim ister yavaş ister hızlı olsun dede makamı kutsal makamdır.Ali makamıdır, oraya sırt dönülmez , mutlaka her seferinde selamlama biçiminde niyaz edilir. Hiçbir semah türünde elele tutuşulmaz.İster kadın ister erkek karışık olsun, isterse sadece erkek ya da kadın olsun elele tutuşma biçimi yoktur. Semahta esas figürler el ve ayak figürleridir.Eller ve kollar kuşun uçuşunu simgeler.Eller ve kollar kuşun uçuşunu simgeler. En çok görülen figür ise sağ elin ayası yukarından alır, sol el de yere dönüktür.Bu figür ; "Haktan alınanın halka verilmesini" simgeler. Semah Türleri Anadolu'da Aleviliğin yaklaşık sekizyüz yıllık bir tarihi var. Anadolu'da bir dizi uygarlık yaşamış. Kimi uygarlıkların izleri kaybolmuşken kimi henüz yanıbaşımızda yaşıyor. Ülkemiz çok renkli bir kültüre sahip. Bu durumdan Aleviliğin de nasibini almaması olası değil. İşte Anadolu'daki Alevi semahlarının çeşitliliği bu kültürel izlerin semahlara şu ya da bu tarzda yansımasıdır. Biçimde Alevilerin Cem ayinlerinde ve semahlarda bazı farklılıklar almasına karşın özü birdir. Semahlara değişik yörelerde değişik adlar verilmesinin nedeni bu özellikte aranmalıdır. Bildiğimiz semah adlarından bazıları şunlardır: Ali Nur Semahı, Kırat Semahı, Turanlar Semahı, Kırklar Semahı, Gönüller Semahı, Ya Hızır Semahı, Alaçam Semahı, Nevruz Semahı, Çapraz Semahı, Çorlu Semahı, Dem Geldi Semahı, Ladik Semahı, Çark Semahı, Yatır Semahı v.b.

aleviiso
09.04.2006, 21:24
Alevilik Nedir?


Yazan : Musa ASLANDOĞAN

Sözlük anlamına göre Alevi,Hz. Ali’ye bağlı ve ondan yana olan kimse demektir.Alevilik ise genel olarak Hz.Ali’yi sevmek ve onun soyunun yani Ehli Beyt’in yolunda gitmek olarak tanımlanabilir.Dünyanın bir çok yerinde yaşayan çeşitli alevi gurupları vardır ve her biri için Alevilik ve alevi sözcüğü değişik anlamlar taşımaktadır.Anadolu Aleviliğinin Anadolu alevileri için ne anlama geldiğini anlamak için Anadolu alevliliğinin tarih içindeki gelişimine bakmak gerekir.

Anadolu Türkmenleri Anadoluya göç etmeden önce,Orta Asya yıllarında,Şamanizm denilen ve doğaya saygı duymaya dayalı olan bir dine inanmaktaydı.Anadoluya göçle beraber Türkmenler mistik sufilerle ve şiilerle etkileşim içine girdiler.Şiiler peygamberin damadını destekleyen ve islamda yönetici bir sınıfın oluşmasına karşı çıkan bir guruptan oluşmaktaydı ve O peygamberin ölümünden sonra ortaya çıkan “ikinci sınıf” sayılan insanlar arasında yaygındı.Sufi inancı ise antik Yunan kültürünün, Brahmanizmin ve Hıristiyan mistisizmin izlerini taşımaktaydı.Sufiler ve Şiilerle olan etkileşim Anadolu Alevliliğinin temelini oluşturur.

ANADOLU VE SELÇUKLULAR:

11.yüzyılda Selçuklular Anadoluya akınlara başlamış ve Bizanslıları yenilgiye uğrattıktan sonra topraklarını Anadolu’yu da içine alacak şekilde genişletmiştir.Anadolu Selçuklu devletinin İslam anlayışı otoriter yöneticilerinin işine yarayacak bir biçimdeydi.Bu dönemde Anadolu Alevileri ise Şiilerden ve Sufilerden elde ettikleri fikirleri geliştirmişler ve Şiilerin inançlarından ayrılan yeni bir inanç ve kültür sistemi oluşturmuşlardır.

CEM:

CEM Alevi ve Bektaşilerin inançsal ve hukuksal düzenlerinden son derece insancıl ve dünyasal bir kuralları vardır.Suçlular “düşkünlük meydanı” denilen divanda Cem töreninden önce sorguya alınır.Belli bir işleyişi olan,kimi kurallarla çevrelenmiş bir mahkemede istekli (davacı), sanık ve tanıklar dinlenir.Cem erenleri tarafından gerekli ceza verilir.Asırlardır işlevini yitirmeden bu kültür toplumsal düzen sağlamıştır.13.yüzyılda Selçuklular Moğolların etkisiyle yıkılma sürecine girmiştir.Bu sırada Anadoluda İlyas Baba önderliğinde başlayan Babai adı verilen isyanlar yaşamaktaydı.Bu isyanlarda Anadolu Alevileri yönetici sınıfın özel mülkiyet hakkının kaldırılmasına kadar ileriye götürmüşlerdir.Anadolu Aleviliğinin kimliğini bulmasında bu olayların etkisi büyüktür.

CEM DE GÖRÜLEN ON İKİ HİZMET

Murşit :Hakk’a hakikate ulaşmak isteyen insanları eğitip doğru yolu gösteren ve onların birer kamil insan olarak yetiştiren bir görüp gözeterek talibe gönderen seyittir.
Pir : Allah’a kul, Peygamber’e ümmet , Ali’ye talip ve Ehl-i Beyt’e tabi olan kimseleri eğitip onları bedensel ve ruhsal kirlerden arındıran ve gerçek bir inanan olarak yetişmelerini sağlayan seyittir.
Rehber : Bu yola talip ve mürit olmak isteyen gençlere yol gösterip eğitip yola girmelerini sağlayan görevlidir.
Gözcü : Cem ayinindeki bütün düzenden sorumlu, canların edep-erkan ve ahkama uymalarını sağlayan görevlidir.
Zakir : Hizmetlerin icrası sırasında, hizmetler ile ilgili deyiş ve duazimamları okuyan, miraçlama ve semah hizmetlerindeki nefes, deyiş, duazimamları da icra eden kimsedir.
Saki: Hizmet sırası geldiği zaman, canlara, engür (üzüm) şerbeti sunan görevlidir.
Delilci: Delil mersiyesini okuyarak delili (ışık) yakan kişidir.
Kurbancı : Kurbanı tığlayıp (kesen) , yüzen ve parçalayan kişidir.
Lokmacı (karakazan) :Yemek işlerine bakan hizmet sahibidir.
Sakka : Cemaate su veren, hizmet sırası gelince Sakkaa suyunu dağıtan kişidir.
Süpürgeci (Carıcı) : Her hizmetten sonra meydanı süpürerek maddi ve manevi kirlerden arınmasını sağlayan hizmet sahibidir.
Kapıcılar : İçeride ve dışarıda düzeni sağlayan ve cemevindeki güvenliği sağlayan ve koruyan görevlilerdir.
Sofracı : Sofraları kurup kaldıran görevlilerdir.
Sırsucu : Sırsuyu hizmetini yerine getiren bacıdır.
Seccadeci : Seccadeyi serip kaldıran hizmet sahibidir.
Kahveci :Çay,kahve yapan ve canlara dağıtan görevlidir.

SEMAH:

Semah arapça kökenli bir sözcüktür.
İşitmek,uçmak,gökyüzü gibi sözlük anlamları vardır.
Ayrıca terim olarak, müzik ezgilerini dinlemek,vecde gelip devinmek,kendinden geçip oynamak dönmek demektir.
Semah adının ne zamandan beri kullanıldığı bilinmemekle beraber,Orta Asya Şaman ve diğer Uzakdoğu inanç kalıntılarını taşır.
Eldeki verilere göre,semahların İsa’dan önce de oynandığı ileri sürülmektedir.
Daha sonra Anadoluya göç eden Oğuzlar tarafından getirildiği düşünülmektedir.Benzer dans figürlerine ÇİN kaynaklarında da rastlanılmaktadır.
Kadın ve erkek birlikte dönerek oynadıkları dans oyunlarıdır.
Semahın Alevi-bektaşi inancında KIRKLAR CEMİ olayı vardır.Aslında İslamlık öncesi Orta-Asya çok tanrılı inançlardan gökbilimsel danslardan kalıntılar taşır.
Semahta gezegenlerin güneş çevresinde dönüşleri simgelenir ki buda çok tanrılı inanç sisteminden geldiğini gösterir.
Cem töreninde mürşit postunda oturan dede Güneş’i temsil etmektedir.
Diğer erkek ve anabacı oyuncular yıldızları ve gezegenleri oluşturur.
Semah oynunda ellerin yukarı kalkması GÖK-TANRI’ya yere doğru uzanması
YER-TANRI’ya olan inancı ve tapınmayı anlatır.
Ayakların yere vuruşuyla kötü ruhlar kovulur. Ellerin göğüse çapraz olarak birleşmesi tüm insanlığı kucaklamak ve sevgi dağıtmaktır.
Dairesel dönüşlerde bir gülün biçimleriyle,bir atın yürüyüşünü yada turna kuşuşunun uçuşunu,kanat süzüşünü görürüz. Semah HZ.Ali’ye Ehlibeyte on iki imamlara,Hacı Bektaşi Veli’ye ve ulu sayılan kişilere saygı ve sevgi bağlılık biçimidir.

OSMANLILAR:

14. ve 15. yüzyıllarda Osmanlıların ilk zamanlarında Anadolu Türkmenleri kazanılan toprakları İslamlaştırmak için Osmanlılar tarafından kullanılıyordu.Anadoluda İlyas Baba’nın takipcilerinden olan Hacı Bektaş Veli,merkezinde insan olan bir düşünce anlayışı geliştirmiş ve öğretileri Anadolu Alevileri arasında yayılmıştır.Ancak daha sonra Osmanlı devleti merkezi bir yapıya büründükçe ve İslamın halifesi rolüne soyununca Alevilere olan baskılar artmış ve Türkmenler hor görülmeye başlanmıştır.Bunların sonucunda ve İran’da kurulan ve Alevilerin ve Şiilerin koruyuculuğu rolünü üstlenen Safevi devletinin etkisiyle isyanlar başlamış ve birçok Türkmen bu isyanlarda öldürülmüştür. Anadolu yönetiminden duyulan hoşnutsuzluk 16. yüzyılda askerlerin ve Alevilerin başını çektiği Celali isyanlarıyla kendini göstermeye devam etmiştir.Bu dönemde,daha sonra asılan Pir Sultan Abdal’ın mücdelesini görüyoruz

MODERN ZAMANLAR:

Tarih içinde Anadolu Aleviliği anlayışının gelişimi,Cumhuriyet Döneminde de Alevileri daha eşitlikçi bir yönetimin arayışına itmiştir.1960’larda ve 70’lerde aleviler bu uğurda işçilerle ve öğrencilerle işbirliği içine girmiş ve bunun sonucunda artan baskılara maruz kalmıştır.Maraş,Çorum ve bunların devamı olan Sivas ve Gazi Mahallesi olayları Alevilere yapılan baskıların ve karalamaların acılı sonuçlarıdır. Bu kısa tarihi incelemenin sonucunda Anadolu Alevilğinin sadece sözlük anlamına sığamayacak kadar geniş kapsamlı,yüzyıllardır süren ve kültür birikimi olduğu görülür.Dolayısıyla her biri Anadolu Aleviliğinin değişik yönlerini gösteren çeşitli tanımlar geliştirilebilir.

1)Alevilik;insanın kültürel,inançsal,sosyal ve felsefi birlik ve bütünlüğünü ifade eden bir yaşam biçimidir.
2)Alevilik;uluslara ve diğer inançlara yaklaşımından tutun kadın ve erkek eşitliğine kadar uzanan yaklaşımlarda bir bütünüdür.
3)Alevilik;kökenleri en az üç bin yıl öncesine kadar uzanan bir çok inanç biçiminin İslam elbisesi altındaki sentezidir.
4)Alevilik; saygı ve sevgi yoludur / Doğruluk ve dürüstlüktür.
5)Alevilik; zalime ve zülme karşı çıkan bir felsefedir.Yaşam yoludur.
6)Alevilik; evrensel dünya görüşüdür.
7)Alevilik;insanlıktır,sevgidir,doğruluktur,dürüst lüktür,çağdaşlıktır,paylaşımdır,hoşgörüdür,kardeşl iktir ve müsbet ilimdir.
8)Alevilik;eline,beline,diline sahip olmaktır..
9)Alevilikte;tapılacak ilah,insan gibi insandır
10)Alevilik;doğanın korunması,üretimin çeşitliliği,teknolojinin gelişmesi demektir.
11)Alevilik;Ehli-beyti ve Hz. Ali’yi sevmektir.
12)Alevilik; kendi hak ve özgürlüğünü bilmektir.

İmam Caferi Sadık buyruğuna göre:

“Pir diye ki; Niçin geldiniz?

Rehber diye ki; Bugün Mansur gibi Darı,
NESİMİ gibi bıçağı,
Fazlı gibi hançeri ihtiyar edip (kabullenip)
Tabakatı evliyaya ikrar verip,
can verip canan almaya geldik!

Pir diye ki; Ey talipler bu bir uzak yoldur,
gelemezsiniz!
Gelme gelme,dönme dönme!
Gelenin canı,dönenin malı!
Bu yol demirden yay
ateşten gömlektir giyemezsiniz,
gidiniz!...

Sonra onlar geri gideler eşiğe varıp gene geleler.

Pir üç kez bu minvar üzere söyleye…”

biralevi
20.04.2006, 23:15
Slm;
Her taş yerinde ağırdır,Semah kültürel bir olay yada olgudur,semah dönmek yada oynamak nasıl ifade edilirse edilsin yada hangi süslü cümlelerle teviller yapılırsa yapılsın ibadet değildir,Bir dinde birşeyin ibadet olması için o dinin Peygamberinin,kitabının ve (Bizim ek inancımıza görede 12 imamların)bu ibadeti açık olarak yaşamaları ,tavsiye etmeleri,tarif etmeleri şartlarını kurallarınıda bildirmeleri gerekir.Semhla ilgili bir ayet,peygamberden bir hadis yada tanımlama,12 imamlardan kanıt ve sunum getirilmediğine,getirilemediğine göre semahı ibadet diye sunmayı aydın aklına uygun görmüyorum,inat ile ilim bir arada olmaz,herkes doğruya doğru demek zorundadır,
Bu nedenle isteyen istediği yer ve zamanda semah döner yada oynar,bu kültürel olayada kimse kem gözle bakamaz bakmamalıdır,AMMA birileri zorlama ve uydurma yorumlarla semahı halkımıza ibadet diye sunmaya kalkarlarsa kerbela aşığı her alevinin bu dayatmaya bu diretmeye karşı çıkması farz derecesinde zorunluluktur,kimsenin halkımızın geleceğini çarpıtmaya hakkı yoktur,gelecek kuşakların vebalini kimse yüklenmemelidir,her alevi aydını bu noktada sorumludur,

hena
20.04.2006, 23:40
Horasan’dan Anadolu’ya süren yolculukta semahın pirliğini yapan Hünkar Hacı Bektaş Veli el Horasani; “Semah, Ariflerin aleti, Muhiplerin ibadeti, Taliplerin maksududur. Hakka ki, bizim Semahımız oyun değildir, ilahi bir sırdır, mecazi değildir.” der. sizce bu değilde nedir mevlevilerin semahını mı ibadet olarak kabul ediyorsunuz anlayamadım semah heryerde yapılabilir demek bence kabul edilemez oryantelm bu ya

Şoreş
22.04.2006, 11:04
Slm;
Her taş yerinde ağırdır,Semah kültürel bir olay yada olgudur,semah dönmek yada oynamak nasıl ifade edilirse edilsin yada hangi süslü cümlelerle teviller yapılırsa yapılsın ibadet değildir,Bir dinde birşeyin ibadet olması için o dinin Peygamberinin,kitabının ve (Bizim ek inancımıza görede 12 imamların)bu ibadeti açık olarak yaşamaları ,tavsiye etmeleri,tarif etmeleri şartlarını kurallarınıda bildirmeleri gerekir.Semhla ilgili bir ayet,peygamberden bir hadis yada tanımlama,12 imamlardan kanıt ve sunum getirilmediğine,getirilemediğine göre semahı ibadet diye sunmayı aydın aklına uygun görmüyorum,inat ile ilim bir arada olmaz,herkes doğruya doğru demek zorundadır,
Bu nedenle isteyen istediği yer ve zamanda semah döner yada oynar,bu kültürel olayada kimse kem gözle bakamaz bakmamalıdır,AMMA birileri zorlama ve uydurma yorumlarla semahı halkımıza ibadet diye sunmaya kalkarlarsa kerbela aşığı her alevinin bu dayatmaya bu diretmeye karşı çıkması farz derecesinde zorunluluktur,kimsenin halkımızın geleceğini çarpıtmaya hakkı yoktur,gelecek kuşakların vebalini kimse yüklenmemelidir,her alevi aydını bu noktada sorumludur,

Semah dini bir ibadettir.Eğlence semahlarıda var ve sonradan türemişlerdir.

SİZ EHLİBEYT VAKFINDAN BİR ŞİA SINIZ TEOMAN BEY ŞİA FİKİRLERİNİZİ BURDA YAYAMAZSINIZ! Terbiyesizliğe hiç gerek yok! Halkımızaymış.Saçmalamayın lütfen biz şia değiliz asla olamayız sizde bir Alevi değilsiniz o yüzden Halkımıza diyemezsiniz çünkü şianın semahı yok bizim var sizde bir şiasınız o yüzden halkımza demeye hiç hakkın yok şialara semah dön diyen mi var

Serkan_Devrim
23.04.2006, 16:43
Slm;
Her taş yerinde ağırdır,Semah kültürel bir olay yada olgudur,semah dönmek yada oynamak nasıl ifade edilirse edilsin yada hangi süslü cümlelerle teviller yapılırsa yapılsın ibadet değildir,sayın biralevi,
bir inanışın bir olguyu ibadet kabul etmesi ile o olgu ibadet olur. bunu tartışmak bile saçmadır. aleviler semahı ibadet kabul ediyor ve o niyetle yapıyorsa bu onların ibadeti olur.

Bir dinde birşeyin ibadet olması için o dinin Peygamberinin,kitabının ve (Bizim ek inancımıza görede 12 imamların)bu ibadeti açık olarak yaşamaları ,tavsiye etmeleri,tarif etmeleri şartlarını kurallarınıda bildirmeleri gerekir.Semhla ilgili bir ayet,peygamberden bir hadis yada tanımlama,12 imamlardan kanıt ve sunum getirilmediğine,getirilemediğine göre semahı ibadet diye sunmayı aydın aklına uygun görmüyorum,inat ile ilim bir arada olmaz,herkes doğruya doğru demek zorundadır,alevilik bir din yada mezhep değildir. siz caferiliği veya diğer adıyla şiiliği yaşarsanız o bir mezheptir ve bir dinin(islamın) içinde olduğu için o dine uygun bir takım kuralları bulunur. gerçi ibadetin şekli dinin kitabı olan kuranda bulunmamaktadır. illa belli bir şekil olması gerekseydi zaten kuranda bulunurdu. hadisler ise peygamberden 150 yıl sonra yazılmıştır. anadolu aleviliği bir inanç bütünüdür. islamla kesişen noktaları olduğu gibi islamla uyşmayan noktalarıda vardır. ibadet için belli bir şekil olmadığına göre neyin ibadet olup neyin ibadet olmadığına karar vermek kimseye düşmez.

Bu nedenle isteyen istediği yer ve zamanda semah döner yada oynar,bu kültürel olayada kimse kem gözle bakamaz bakmamalıdır,AMMA birileri zorlama ve uydurma yorumlarla semahı halkımıza ibadet diye sunmaya kalkarlarsa kerbela aşığı her alevinin bu dayatmaya bu diretmeye karşı çıkması farz derecesinde zorunluluktur,kimsenin halkımızın geleceğini çarpıtmaya hakkı yoktur,gelecek kuşakların vebalini kimse yüklenmemelidir,her alevi aydını bu noktada sorumludur,eğer birileri bir şeyi zorla yapıyorsa bu sizsinizs. biz kimsenin dolayısıyla şianın bir kolu olan caferiliğinde ibadetine karışmıyoruz. ama sizin gelip bizim ibadet olarak kabul ettiğimiz bir olguya ibadet değil demeniz çok saçmadır. kuranın belirtmediği bir şeyi siz kuranın kuralı gibi belirtirseniz bir takım sorunlar doğacaktır. mesela,
1)ibadetin belli bir şekli var ise neden kuranda belirtilmemiş?
2)kuranın belirtmediği yerleri hadis vb kural olarak koyuyorsa kuran eksik ve yetersiz mi? hadis olmadan sadece kuran yetersiz mi kalıyor islam için?
3)bir olgunun ibadet olup olmadığına siz nasıl karar verebilirsiniz? Allah'tan vahiy mi alıyorsunuz?
4)anadolu aleviliği islami değerleri batıni yorumlar. batıni yorumlarda ibadetin şekli nicedir?
ve ve ve
saygılar

lion12
23.04.2006, 18:22
Semah hak aşkı ile,sadece onu düşünerek yapılan bir dini ritüeldir.Anadolu insanının sevgilisi olmuş olan Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli pirimizin sözlerinden de bunu anlıyoruz zaten.

Haşa bizim semahımız oyuncak değildir,
O bir aşk halidir salıncak değildir.
Her kimki onu bir oyuncak bildi,
Bilsin ki onun cenazesi kalkacak değildir.

Burada sizinle çok fazla aslında ağız dalaşına girmek istemem sayın Teoman bey ama gerçekten de fikirleinizi şii adı altında yaşayın lütfen,alevilik adı altında değil.Siz ne hakla sitenizde de pirimiz Hacı Bektaş-ı Veli'yi bir sünni olarak gösterme cüretine giriyorsunuz ki?madem ki pirimiz Hacı Bektaş-ı veli sünniydi,çevrenize bir bakın lütfen,kaç tane sünni 4 kapı 40 makamı bilir ve hak görür.Kaç tane sünni semahın kutsallığına inanır.Kaç tane sünni ellerin kabesi var,benim kabem insandır sözünü hak görür.Semah aşka halinin zahire yansımış halidir.Saygılarımla!

biralevi
23.04.2006, 19:47
Ali Ekber can;
Biz yaptık oldu! anlayışı doğru değildir,Alevilik hangi yorumu getirirseniz getirin nihayetinde İslami bir kavramdır.Kuran'ı 12 imamlardan öğrendiğinizde sorularınızın yanıtını bulursunuz,size burada KUranda hangi ibadetin nasıl geçtiğine,yada Peygamberin nasıl uyguladığına ve 12 imamların hangisi hakkında neler yapıp neler söylediğine dair binlerce hadis ve örnek aktarabilirim ama bu hem uzun olur hemde bu aşamada gereksiz olur,bu nedenle kısaca şunları söyleyebilirim:
İbadet Abd kökenli bir kavram,lügat manası itaat etmek,boyun eğmek anlamına geliyor.İnsanın yaratıcısıyla kişisel ilişkisinde O’na saygı,şükür,hamd gibi vazifelerini O’nun emrettiği şekil ve şartlarda yerine getirmesidir.
Her dinde ibadet temeldir ve her dinde birçok ibadet çeşidi ve şekli vardır.Sözgelimi kimi taştan,ağaçtan şekiller yapar ve o şekilleri aracı kılarak ibadet eder,kimi bir nehirde belli usülde yıkanarak ibadet eder,kimi belli sürelerde aç kalarak ,kimi hiç evlenmeyerek,kimileride dans yada rakslarla müzik eşliğinde ibadet yapar.Kimi kilisede,kimi manastırda,kimi dergahında,kimi cami yada mescidlerde,kimide kendi mabedlerinde ibadetini yapar.
İbadet çeşitleri ve derinliği olan bir eylemdir,Tarihi gözlediğimizde birçok yerde birçok ibadet çeşidinin ve şeklinin olduğunu görüyoruz.Farklı noktalar olsa bile her ibadette temel amaç Allah Rızasını kazanmaktır.Tüm insanlar genel anlamda yaratıcıya hoş görünmek,şükretmek,kulluk yapmak amacıyla ibadet ederler.
Buraya kadarki açıklamalar fark ettiğin gibi GENEL niteliktedir ve yeryüzünde Allah’a inanan hiç kimse bu tür genel açıklamalara karşı çıkmaz,çıkmamalıdır.ANCAK birde İbadetin özel açıklaması ve özel ibadetler vardır.
İbadetin özel açıklamasında NEYE İNANDIĞIMIZ yada HANGİ DİNE inandığımız önem kazanır,öne çıkar,bu durumda bir tercih yaptığımızda tarihte gözlemlediğimiz birçok ibadet türünden vazgeçmemiz gerekir,Neyi yada hangi dini seçmişsek o dinin temsilcisi yada temsilcilerinin söylediği ve yaptığı türden ibadet yapma zorunluluğu vardır,dinimizi seçebiliriz ama seçtikten sonra o dinin emrettiği şekil ve şartlarda ibadet yapmak zorundayız.Bir dini seçipte başka bir dinin ibadet şartlarını uygulamak düşünürseniz tuhaftır,kabul edilemez bir durumdur.Hatta böyle bir şey bilinçli olarak yapılırsa o dine meydan okumak,alay etmek,dini çarpıtmak yada bidat anlamına dahi gelebilir ki Allah korusun o din gerçekse hak din ise ve bu karşı çıkış birde toplumsallık kazanıp kuşaktan kuşağa yayılmışsa yayılıyorsa ve buna biz sebep olmuşsak (Allah korusun)bunun vebalini yüklenmek akıllı insan işi değildir.
Eğer bizler İslamiyeti din olarak seçmişsek ,Peygamberimiz ve kitabımız belliyse ve 12 imamları da vasiler olarak kabul etmişsek artık eğitim ve öğretim programımız bu çizgiye uymak zorundadır,İslam dininde de birçok ibadet türü ve şekli tabi ki vardır,ama bunların hepsinin şekli ve şartı bellidir,açıklanmıştır dahası uygulanmıştır.Bunun dışına çıkmak meydan okumak,alay etmek,bidat oluşturmaktır.Uzatmamak için üç örnekle bitiriyorum:
1-Ramazan ayı geldiğinde bazıları Teravih namazı diye bilinen bir namaza gidiyorlar,hatta gündelik namazlarını kılmayanlar bile bu namazı kaçırmamak için azami bir çaba harcıyorlar,Oysa böyle bir namaz şekli olmadığı gibi Ehli Beyt imamları bu namazın bidat yani din dışı olduğunu her fırsatta söylemişlerdir,ama insanlar kaynaklarını bilmeksizin bu bidata katılmak için yarışıyorlar.
Şimdi dinde olmayan bir şeyi dine sokarak ve yaparak ve yaşatarak o dine uyduklarını söyleyenleri niyetleri kurtarırmı? Dinini seçen insanın dinini öğrenmesi farz değimlidir?Öğrenmek ve araştırmadan kaçarak bizim niyetimiz temiz demek insanı kurtarır mı sanıyorsun?
2-En yaygın ibadet şekli olan dua konusunda Hz.Ali’den gelen bir aktarım var şöyle;
Hz.Ali’ye birisi sordu:
-Ya Ali ;Allah Kuranda diyor “Dua edin kabul edeyim”ve biz o kadar dua ediyoruz neden kabul olmuyor? Hz.Ali diyor ki: ÇÜNKÜ duanın kabulünü önleyen şeyler var ve duanın kabulünü gerektiren şeyler var,siz bunları bilmiyorsunuz ve yapmıyorsunuz,
(birkaçını yazıyorum)
….Çünkü siz Allah’ı tanıdınız fakat size farz kıldığı şekilde hakkını yerine getirmediniz,
….Siz Kuranı kitabınız olarak kabul ettiniz ama Ona uymadınız,
…Siz uğradığınız zulme karşı dua ettiniz ama aynı zulmü siz yaptınız,
…Siz peygamberi kabul ettiniz ama sünnetine karşı çıktınız.
….Duanıza besmeleyle başlamadınız,Allah’ı övmediniz,Peygamber ve Ehli Beytine selavat getirmediniz,Ehli Beyti şefaatçı kılmadınız,namaz kılmadınız,yalvarmadınız,ısrar etmediniz,Kuran okumadınız vs vs”
3-Hz.Ali diyor ki:”Allahu Teala İsa yoluyla şöyle vahyetti:
-Ben sizlerden boynunda kul hakkı olan hiç kimsenin duasını kabul etmem.

Kardeşim;
Bizler Müslümanız ve dinimizde semah diye bir ibadet yoktur.Eğer olsaydı Hz.Ali’den yada diğer imamlarımızdan bunu duyardık,onlardan öğrenirdik.
Gelin bunları(Cem,semah,saz,dede vs vs) dinsel alanın dışına taşıyalım,sadece kültürel unsurlar olarak yaşatalım ve gelecek nesillerin vebalini almayalım,üstlenmeyelim,daha korkuncu mahşerde Peygamberimizin ve 12 imamlarımızın yüzlerine bakmaktan utanmayalım.
Lütfen biraz düşün!

biralevi
23.04.2006, 19:48
Lion 12 ve Hena nickli arkadaşlar;
Hacı Bektaştan aktardığınızı söylediğiniz sözleri onun hangi kitabının hangi bölümünden aktardığınızı yazarmısınız?

gulsum
23.04.2006, 19:54
Semah, Aleviler'in temel ibadeti olan cem ayininin ayrilmaz bir parçasi, dini bir danstir. Anadolu'nun farkli bölgelerinde farkli isimler ve figürlerle dönülmesine ragmen, genel olarak belli bir kalibi vardir. Kadin-erkek birlikte, sazla çalinan deyisler ve semahlar esliginde ritmik hareketlerle dönülür. Bir daire yaparak dönülen semahlar oldugu gibi karsilikli durarak, birbirlerinin yerine geçerek.... dönülen semahlar da vardir. Bir eglence gibi görülmemesi için "Semah dönmek" seklinde tabir edilir.

Balta
23.04.2006, 20:25
Ali Ekber can;
Kardeşim;
Bizler Müslümanız ve dinimizde semah diye bir ibadet yoktur.Eğer olsaydı Hz.Ali’den yada diğer imamlarımızdan bunu duyardık,onlardan öğrenirdik.
Gelin bunları(Cem,semah,saz,dede vs vs) dinsel alanın dışına taşıyalım,sadece kültürel unsurlar olarak yaşatalım ve gelecek nesillerin vebalini almayalım,üstlenmeyelim,daha korkuncu mahşerde Peygamberimizin ve 12 imamlarımızın yüzlerine bakmaktan utanmayalım.
Lütfen biraz düşün!

Sayın Biralevi,

size bir örnek, Kırklar Semahı nerden ve ne gelmiştir yeterince bilginiz varmı?
Ama kısaca bahsedeyim; Burada şınları taşıyalım derken siz açıktan Aleviliğin içini boşaltmaya ve Aleviliği bugünkü haliyle Asimile etmeye çalışıyorsunuz bunun farkındamısınız bilmem ama bugün Alevilerin büyük çoğunluğu bunu yaşar küçük bir Şia topluluğu Aleviliğin değerlerini bu kadar futursuzca saldırmaya ve bunu Alevilik adı altında yapamaya hakkı olmadığını düşünüyorum.

Hz. Muhammet, Miraç dönüşü Kırklar Meclisi’ne uğrar. Selmani Farisi bir üzüm tanesi ile içeri girer ve Hz. Muhammet’e; “Ey yoksulların hizmetçisi! Bu üzüm tanesini bize paylaştır.” Der. Cebrail bir tabak getirir ve Hz. Muhammet onun içinde üzüm tanesini ezip şerbet yapar. Bu şerbet, Kırklar’dan birinin dudağına değince tümü kendinden geçer; kalkıp; “ya Allah”diyerek semah döner. Semah o gün bugündür erenler meclisinde dönülür.

Horasan’dan Anadolu’ya süren yolculukta semahın pirliğini yapan Hünkar Hacı Bektaş Veli el Horasani; “Semah, Ariflerin aleti, Muhiplerin ibadeti, Taliplerin maksududur. Hakka ki, bizim Semahımız oyun değildir, ilahi bir sırdır, mecazi değildir.” der.

Kökenini, Kırklar Cemi’nden alan Semahtır. Aleviler arasında en yaygın semahtır. Hz. Muhammet’in, Hz. Ali’nin ve kadın- erkek canların yer aldığı 40 kişinin bulunduğu Kırklar Meclisi’ni sembolize eder.

Serkan_Devrim
24.04.2006, 15:35
Ali Ekber can;