Orijinalini görmek için tıklayınız : KoZaSıNa ÇeKiLeN TüM YüReKLeRe


LaDY
10.09.2006, 19:49
Kozasına çekilen tüm yüreklere; kendini acıyla, hüzünle, geçmişle yontan tüm yüreklere sesleniyorum.

Uyanın artık.

Etrafınızı düşlerle ördüğünüz kafesten çıkıp, yalnızlıkla yattığınız kış uykusundan uyanın artık. Kaldırın gözlerinizdeki hüzün perdelerini. Hayatımıza serpiştirilmiş, rengarenk yağan mutluluk yağmurlarını tek tek görebilmek için.

Zamanı geldi diyorum. Nerden mi biliyorum. Yoksa daha kokusunu almadınız mı, kır çiçeklerinin ya da aşkın sembolü olan, aşkı anlatan güllerin kokusunu? Yazık çok yazık. Bir gül ya da herhangi bir çiçeğin kokusunu hala içinize çekmediyseniz, bir şeyler kaçırdığınızı rahatlıkla söyleyebilirim size.

Zamanı geldi diyorum Nerden mi biliyorum? Yoksa hala fark etmediniz mi, mavi berrak semada Güneş'in sevgiyle parladığını ya da çıplak dalların, çıplaklığını tomurcuk ve çiçeklere bıraktığını.

Bırakın yüreğinizi, salıverin. O vakit anlayacaksınız kuş cıvıltılarının melodilerini, o vakit fark edeceksiniz papatyadaki sanların sevgi ve tutkuyu nasıl anlattığını. O vakit göreceksiniz, Ay'ın bulutlarla nasıl seviştiğini ve o vakit göreceksiniz o güzelim güllerin başlarını nasıl gökyüzüne uzattığını ve o müthiş kokularıyla hiç solmadığını ve bir de renklerinin hiç siyaha dönmediğini.

Açın artık yüreğinizdeki kafesi. Bırakın oradaki duygularınız, özgürlüğe susamış bir kuş gibi kanat çırpsın bilinmezlere. Kafesi açın dedim. İki anahtarı var, bu kapıyı açmanın. Biri sevgi diğeri aşk. Seçimi size kalmış.

İşe sevgi anahtarıyla başlayabilirsiniz. En küçük bir şeyi sevmekle başlayın. Nefes almayı, yaşamayı, insanları, küçücük bir çocuğun gözlerindeki saflığı, penceredeki ekmek kırıntılarını gagalayan kuşları, çiçekleri, radyodaki şarkıları... Her şeyi ama her şeyi severek. Hadi bir deneyin. İnanın, zor değil.

İkinci anahtara gelince; zaman zaman bizi bulutlara uçuran, sonunda yerden yere vuran, her zaman korkulan, kaçılan ama vazgeçilemeyen, hissettiklerimizi yüreğimizin diline bıraktıran, sonunda gözyaşı ve hüsran barındıran kavram olan aşk anahtarından bahsediyorum. Aşık olun. Kilitlediğiniz gönül kapınızı aşkla açın. Varsın sonunda acı olsun. Bile bile lades yani.

Olsun, bu kötü değil ki. Aşkınız yaşanıp bitince acı çekin, olgunlaşın. Acı çekin, değerini anlayın sevmenin. Değmez mi buna?

Unutmayın ki, insan kendisinde, kalbinde derin izler bırakan şeyler yüzünden sevinç naraları atar ya da gözyaşı döker. Yani insan aşk ve aşkın hediyesi olan ayrılık acısıyla yontar hep yüreğini. Hayatı boyunca hatta son nefesinde bile bu iki şeyle savaşır. Her ne kadar yenilse de... Oysa bir bilebilsek, bir anlayabilsek: "Hayat, aşk ve acının bileşimidir." Hayatın özüdür aşk ve acı...

Diyeceğim şu ki; her şeye ama her şeye rağmen sevip, aşık olabilmeli insan. Her ne kadar da sonunda hüsran, sorgu ve anılarla baş başa kalsak da...

"Baharda aşk bir başka güzel, baharda meşk her şeye değer. Bir yar bulursam gönlüme denk, kalbim çiçek olur rengârenk." diye tekrarlarım ben her bahar, kuş cıvıltılarına eşlik ederek. Yüreğimi her bahar düşlerimde büyüttüğüm aynı aşka, aynı sevdaya teslim ederek...


NOT: Alıntıdır yazarını bilmiyorum :)

Son Yaprağıydı
10.09.2006, 20:16
İşe sevgi anahtarıyla başlayabilirsiniz. En küçük bir şeyi sevmekle başlayın. Nefes almayı, yaşamayı, insanları, küçücük bir çocuğun gözlerindeki saflığı, penceredeki ekmek kırıntılarını gagalayan kuşları, çiçekleri, radyodaki şarkıları... Her şeyi ama her şeyi severek. Hadi bir deneyin. İnanın, zor değil.



aslında yazının hepsini tekrar alıntı mı yapsam canım:D :devil2:
bu paragraf bana bi sevinç verdi okurkene:D

saol canım

LaDY
10.09.2006, 20:18
merhaba gülen gözlü arkadaşım dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha. ne güzel dünyaya gülen gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi. biliyorum üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca. ne yapalım arkadaşım herkes senin gibi olamaz.
duyabiliyorum hayır olmalı dediğini. haklısın arkadaşım aslında bütün insanlar senin gibi olmalı. bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini; bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı bir tebessümle nasıl görebileceklerini, sıkıntılarla dolu bir insana nasıl dünyaları vereceklerini bilseler ve gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler. eminim onlarda senin gibi olmak isterlerdi. ve sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. saf ve hiç bir beklentisi olmayan bir çocuk gibi.
hayır arkadaşım sevgi sadece sevgiliye duyulmaz. sevgi evrenseldir. hiç kimse altın yığınları gibi kasasına kilitleyemez onu. onun yeri kalplerdedir. bir annenin kalbindedir onun yeri, çocuğuna verebilmek için, onun yeri bir bahçıvanın ellerindedir, sevgi tohumları saçabilmek için... evet sevgi her yerdedir. yeter ki sen onu bulmak iste. sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmekte. unutma arkadaşım sevgiyi duyabilmekle de iş bitmiyor. sevgiyi göstermekte gerekir. hayat kısa arkadaşım bugün olan yarın yok. sevgiyi göstermek beklemeye gelmez, yarın çok geç olabilir. elindekini kaybetmeden kıymetini bilmelisin. biliyorum arkadaşım bana hak veriyorsun. şimdi koş sevdiğinin yanına, önce ona gülen gözlerle sımsıcak bir gülümse ve kelimelerin gücünü kullanarak bir kelimeye bin anlam yükle ya da "seni seviyorum" deyiver -içinden geldiğince- en sıcak sesinle.
hayır bunlar komik şeyler değil arkadaşım.
seni seviyorum anne, baba, kardeşim, arkadaşım, vs. demek komik değil.
bu senin gibi bütün canlılara karşı sonsuz bir sevgi duyan bir insan için hiç de zor değil sadece biraz cesaret arkadaşım. bu yalnızca yüreğinin buz kapladığını, taşlaştığını, zanneden insanlara biraz zor gelecektir ama onlarda senin gösterdiğin cesareti gösterdiklerinde, kalplerinde sevgi kıpırtılarını hissettiklerinde ve ağlamayı öğrenebildiklerinde inan her şey onlar için ve bütün insanlar için daha güzel olacak. evet arkadaşım gülmek varken surat asmak niye, güldürmek varken ağlatmak niye, güzel sözler söylemek varken kalpleri kırmak niye? hayat çok kısa arkadaşım ve bu dünyadaki hiç bir şey kalpleri kırmaya değmez. şimdilik hoşçakal arkadaşım yine gel. yanına senin gibi gülen gözlü, yüreği sevgi dolu insanları alıp yine gel olur mu?
beni fazla bekletme çünkü yarın burada olamayabilirim...


(Alıntı)

zohre-35
14.09.2006, 14:10
çok güzel yazmışsınız herkes bunu yapabilse ne güzel olurdu bu hayat yaşadığımız her yerler

Aydın.
14.09.2006, 15:52
Kozasına çekilen tüm yüreklere; kendini acıyla, hüzünle, geçmişle yontan tüm yüreklere sesleniyorum.

Uyanın artık.

Etrafınızı düşlerle ördüğünüz kafesten çıkıp, yalnızlıkla yattığınız kış uykusundan uyanın artık. Kaldırın gözlerinizdeki hüzün perdelerini. Hayatımıza serpiştirilmiş, rengarenk yağan mutluluk yağmurlarını tek tek görebilmek için.

Zamanı geldi diyorum. Nerden mi biliyorum. Yoksa daha kokusunu almadınız mı, kır çiçeklerinin ya da aşkın sembolü olan, aşkı anlatan güllerin kokusunu? Yazık çok yazık. Bir gül ya da herhangi bir çiçeğin kokusunu hala içinize çekmediyseniz, bir şeyler kaçırdığınızı rahatlıkla söyleyebilirim size.

Zamanı geldi diyorum Nerden mi biliyorum? Yoksa hala fark etmediniz mi, mavi berrak semada Güneş'in sevgiyle parladığını ya da çıplak dalların, çıplaklığını tomurcuk ve çiçeklere bıraktığını.

Bırakın yüreğinizi, salıverin. O vakit anlayacaksınız kuş cıvıltılarının melodilerini, o vakit fark edeceksiniz papatyadaki sanların sevgi ve tutkuyu nasıl anlattığını. O vakit göreceksiniz, Ay'ın bulutlarla nasıl seviştiğini ve o vakit göreceksiniz o güzelim güllerin başlarını nasıl gökyüzüne uzattığını ve o müthiş kokularıyla hiç solmadığını ve bir de renklerinin hiç siyaha dönmediğini.

Açın artık yüreğinizdeki kafesi. Bırakın oradaki duygularınız, özgürlüğe susamış bir kuş gibi kanat çırpsın bilinmezlere. Kafesi açın dedim. İki anahtarı var, bu kapıyı açmanın. Biri sevgi diğeri aşk. Seçimi size kalmış.

İşe sevgi anahtarıyla başlayabilirsiniz. En küçük bir şeyi sevmekle başlayın. Nefes almayı, yaşamayı, insanları, küçücük bir çocuğun gözlerindeki saflığı, penceredeki ekmek kırıntılarını gagalayan kuşları, çiçekleri, radyodaki şarkıları... Her şeyi ama her şeyi severek. Hadi bir deneyin. İnanın, zor değil.

İkinci anahtara gelince; zaman zaman bizi bulutlara uçuran, sonunda yerden yere vuran, her zaman korkulan, kaçılan ama vazgeçilemeyen, hissettiklerimizi yüreğimizin diline bıraktıran, sonunda gözyaşı ve hüsran barındıran kavram olan aşk anahtarından bahsediyorum. Aşık olun. Kilitlediğiniz gönül kapınızı aşkla açın. Varsın sonunda acı olsun. Bile bile lades yani.

Olsun, bu kötü değil ki. Aşkınız yaşanıp bitince acı çekin, olgunlaşın. Acı çekin, değerini anlayın sevmenin. Değmez mi buna?

Unutmayın ki, insan kendisinde, kalbinde derin izler bırakan şeyler yüzünden sevinç naraları atar ya da gözyaşı döker. Yani insan aşk ve aşkın hediyesi olan ayrılık acısıyla yontar hep yüreğini. Hayatı boyunca hatta son nefesinde bile bu iki şeyle savaşır. Her ne kadar yenilse de... Oysa bir bilebilsek, bir anlayabilsek: "Hayat, aşk ve acının bileşimidir." Hayatın özüdür aşk ve acı...

Diyeceğim şu ki; her şeye ama her şeye rağmen sevip, aşık olabilmeli insan. Her ne kadar da sonunda hüsran, sorgu ve anılarla baş başa kalsak da...

"Baharda aşk bir başka güzel, baharda meşk her şeye değer. Bir yar bulursam gönlüme denk, kalbim çiçek olur rengârenk." diye tekrarlarım ben her bahar, kuş cıvıltılarına eşlik ederek. Yüreğimi her bahar düşlerimde büyüttüğüm aynı aşka, aynı sevdaya teslim ederek...


NOT: Alıntıdır yazarını bilmiyorum :)
Emeğine sağlık ama her insanın istediği gibi mutluluk yürümüyor işte keske herinsan mutlu olabilse...

pastoralsenfoni
14.09.2006, 16:33
güzel yazılardı çok hoşuma gitti .

zynp
15.09.2006, 23:36
Geçmişi arkamda geleceği nerede aramam gerektiğini düşünüyodum:) bu yazılar iyi geldi çogunu gerçekçi bulmasamda bunları yapbilenleri düşünmek iyi geliyo ellerine sağlık çok güzel

Merkez Point
16.09.2006, 11:18
[SIZE="2"][B]Kozasına çekilen tüm yüreklere; kendini acıyla, hüzünle, geçmişle yontan tüm yüreklere sesleniyorum.

Uyanın artık.




güzel ablam her zamanki gibi yüreğini hiç edip başkalarına umut vermeye çalışıyorsun:no: sen uyandın mı???

LaDY
17.09.2006, 11:51
güzel ablam her zamanki gibi yüreğini hiç edip başkalarına umut vermeye çalışıyorsun:no: sen uyandın mı???

yusuuuffff
habib burası benim odam değil. anlatabildim mi? kurcalama fazla istersen:devil2:

zeynep C.
20.09.2006, 17:33
Ablam paylaşımlar çok güzel.
Ben uyandım ablacım:biggrin:

LaDY
20.09.2006, 17:35
Ablam paylaşımlar çok güzel.
Ben uyandım ablacım:biggrin:

o zaman GÜNAYDIN Zeynebim :biggrin:

zeynep C.
20.09.2006, 17:40
Ablam bu kısa süreli bir uyanmaydı birazdan tekrar uyumaya devam edicem.

:biggrin: :biggrin: :biggrin:

LaDY
20.09.2006, 17:55
o zaman HOŞGELDİN Zeynebim
:biggrin: :biggrin: :biggrin:

meryem demir
21.09.2006, 00:35
Kimse isteyerek kozasına, kabuğuna, kendine çekilmezki. mutlaka birileri kozanın önünde çıkmasını önlüyordur.
hayatı, hep birilerinin tekelinde olan yürekler nasıl özgür olabilirki...